Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 03 Mar 2008

Şeytanın çığlığı ve iki tilkinin kirlettiği putlar

Posted by Site - Yönetici Mart 3, 2008

Şeytanın çığlığı ve iki tilkinin kirlettiği putlar,c59feytan-neden-secde_den-kac3a7c4b1ndc4b1satan-1-copy

Şeytanın çığlığı ve iki tilkinin kirlettiği putlar.

Rivâyete göre şeytan, üç kere çığlık koparmıştır. Bunlardan;

Birincisi, Allah tarafından lânetlenip sûreti, melek sûretinden şeytan sûretine çevrildiği zaman…

İkincisi, Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz’i Mekke’de namaz kılarken gördüğü zaman…

Üçüncüsü, Fahr-i âlem Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in Mekke’yi fethettiği zaman…

Bu üç zaman içinde şeytan, büyük çığlık atmıştır.

Mekke-i Mükerreme fethedilince, şeytanın avaneleri başına toplandı. Şeytan onlara, “Bundan sonra, Muhammed ümmetinin müşrikliğe dönmelerinden temelli olarak ümidinizi kesiniz! Fakat onların aralarında, ölülerine, yırtına-yırtına ağlamayı ve şiirler söylemeyi, ağıtlar yakmayı yaymaya çalışınız!” dedi. (1)

Bunun içindir ki; Kur’ân-ı Kerim’de, Mümtehine sûresinin 12’nci âyetine göre, kadınlardan bîat alınırken, üst baş yırtmamaları, bağırıp çağırmamaları ve şiir okumamaları da istenilmiştir. (2)

***

Râşid bin Abdi Rabbih, Benî Süleymler’in putlarının bakıcısı idi. Bir gün, iki tilkinin gelip putun üzerine işediğini gördü. “Üzerine tilkilerin işeyerek horlayıp küçük düşürdüğü bir şey, nasıl ilah olabilir!” dedi ve onu kırıp attıktan sonra, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in yanına geldi.

Peygamberimiz (s.a.v.) ona:

— İsmin nedir? diye sordu.

— Gavs bin Abdüluzzâ! dedi.

Resûlüllah Efendimiz:

— Senin ismin, ‘Râşid bin Abdi Rabbih’dir!” buyurdu.

Râşid, Müslüman oldu(radıyallâhüanh). Müslümanlığını, İslâmiyet’in güzel amelleriyle süsledi. Mekke’nin fethinde Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanında bulundu. Sevgili Peygamberimiz onun hakkında, “Benî Süleymler’in en hayırlısı, Râşid’dir” buyurdu ve onu, o kabîlenin bayraktârı yaptı. (3)

 
DİPNOTLAR
(1) Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 3/13
(2) Tefsîru Taberî, 28, 78
(3) M. Âsım Köksal, İslâm Tarihi, 15, 149

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Şeytan, İlginç | 1 Comment »

Hz. Hadîcetü’l-Kübrâ radıyallâhü anhâ

Posted by Site - Yönetici Mart 3, 2008

Hz Hatice validemizin mekkedeki türbesi mekke,

Hz. Hadîcetü’l-Kübrâ radıyallâhü anhâ

O, Hz. Ali’nin (r.a.) bildirdiğine göre, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in, “İsrâiloğulları’nın en hayırlı kadını, İmrân kızı Meryem; bu ümmetin en hayırlı kadını ise, Hadîcetü’l-Kübrâ’dır” mübârek sözlerinin muhâtabıdır.

O, sâhip olduğu bütün servetini, gözünü dahi kırpmadan inandığı dâvâ uğrunda fedâ etmesini bilen… İslâm’ın, ferd ve cemiyet hayatına hâkim olması için verilen mücâhede-mücâdelede ve hizmetlerde yılmadan-yıkılmadan zirveleri tutan… Kâinâtın Efenidisi’ne ilk inananlardan biri ve belki de birincisi olan fedâkâr-cefâkâr-çilekeş annemizdir.

O, inandığı dâvâ uğruna nelerin fedâ edilebileceğine lafla değil bizzat yaşayarak örnek olan…

Efendimiz (s.a.v.)’in fem-i saâdetlerinden, “Bu ümmetin en hayırlı kadını” ünvânını alan…

Henüz hiçbir kimsenin Fahr-i Âlem (s.a.v.)’e inanmadığı zamanlarda bile, “Sen bu ümmetin peygamberisin” diyerek ona gönülden inanıp bağrını açan ve sonuna kadar destek ve yardımcı olan…

Vahyin, hemen her zerresini bütün heyecanıyla yakından duymuş ve doymuş; gelmiş ve gelecek bütün mü’min kadınlar için en güzel numûne olarak kabul edilecek ulvî bir rûha sâhip bulunan…

Zarâfet-nezâket, akıl ve ilimle süslenmiş, metânet-muhabbet ve cesaretle donanmış emsâlsiz bir insan ve zevce olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Efendimiz’e, Allah celle celâlühû tarafından verilmiş bir hediye…

Server-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz’in, “Ondan daha iyisini Allah bana vermedi” buyurduğu mübârek insandır, Hz. Hadîcetü’l-Kübrâ (r. anhâ) vâlidemiz.

Gelecek nesillerin, onun gibi bir imtisâl numûnesi bir insanı tanımaması, onu örnek alamaması elbette ki çok büyük bir talihsizlik olur. Zira insanlar İki Cihan Güneşi Efendimiz’e inanmazlarken o îman etmiş, inkâr ederlerken o tasdîk etmişti.

İnsanlar ondan mallarını-servetlerini esirgerlerken o, bütün varlığını Allah ve Resûlü için bezletmişti. Kısacası o, Resûlüllah Efendimiz’in beyânına göre yaşamış, mü’min kadınlar için kıyâmete kadar örnek olacak bir zevce idi.

Hâsılı;

O büyük vâlidemizi, gelmiş-gelecek bütün mü’minlerin annesi olan o örnek insanı hakkıyla anlamak, anlatabilmek şüphesiz ki haddimiz değil. Bizim yaptığımız, şâirin İki Cihan Güneşi Efendimiz (s.a.v.) için dediği gibi, ona ait hatırlayabildiğimiz en güzel meziyet ve hasletleri sıralayarak gönlümüzü ve lisânımızı süslemeye çalışmaktan ibârettir.

Mevlâ-yi zû’l-Celâl ve’l-Kemâl hazretleri, şefâatlerinden mahrûm etmesin. Âmîn..

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Hatice, Türkiye | Leave a Comment »

SEN KOKLADIN BEN TOPLADIM

Posted by Site - Yönetici Mart 3, 2008

Harikalar_Diyari_Nasrettin_Hoca_05981_nevit

SEN KOKLADIN BEN TOPLADIM

Hep şikâyet, hep şikâyet, hep şikâyet…

Dün de böyleydi, yarın da böyle olacak, öbür gün de… Deyim yerindeyse, tarih tekerrür edip duruyor.

Osmanlı devrinde Edirne Valisi olan Hacı İzzet Paşa‘ya bir heyet gelmiş; halkın şikâyetlerini anlatmış, belediye meclisi üyelerinden yakınmışlar…
Paşa, şikâyetleri dinledikten sonra, “Aklıma Nasreddin Hoca’dan bir fıkra geldi!“ demiş ve başlamış anlatmaya:

“Hoca, bir gün eşeğiyle tarlaya gidiyormuş. Eşek yol boyunca durmuş, gördüğü her gübreyi koklamış. Hoca da eşeğin kokladığı gübreleri torbaya atmış. Akşam eve gelip ahıra bağlayınca, torbadakileri çıkarıp eşeğin önüne koymuş. Eşek beğenmeyip başını çevirince de kızmış:

– Koklaya koklaya bir saatlik yolu iki saate çıkardın… Ben de, bunlardan hoşlandın diye toplayıp getirdim, şimdi beğenmiyorsun… O halde niye kokladın?“

Vali Paşa bu fıkrayı anlattıktan sonra gelenlere dönmüş ve demiş ki:

“Bu adamları da siz seçtiniz, şimdi gelip bana şikâyet ediyorsunuz!”
***
Kısacası mesele Peygamber Efendimizin (s.a.v.) buyurdukları gibi “Ne hal üzereyseniz öyle idare olunursunuz“ noktasına gelip dayanıyor. Biz kendimiz iyi olacağız, kriterlerimiz düzgün olacak ki doğru-dürst yöneticiler seçebilelim.
***

BELLİ DEĞİL

19. yüzyılda yaşamış halk şairi Ruhsati diyor ki:

Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil, mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil, dert belli değil

Fark eyledik âhir vaktin yettiğin
Merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeten soyar, gücü yettiğin
Koyun belli değil, kurt belli değil
***
Aradan 150 yıl geçmiş, değişen bir şey var mı, diyeceğim ama…
Var. Artık yiğit de belli, mert de belli; kuzu da belli, kurt da belli, dediğinizi duyar gibiyim.

Evet, belli olmasına belli; haklısınız, bu doğru, hatta suçlular yakalanıyor da… Ama gereği için ne yapılıyor?! Zannediyorum işin bu yönü fülu… Netlik kazanıncaya kadar da rahat-huzur yok.

Rabbimizden; adalet ve hakkaniyet duygularını gerek hukuk sistemimize ve gerekse fert ve toplum vicdanımıza hakim kılmasını niyaz ediyoruz.
***

ÇOCUKLARA BİLMECELER

– Pamuk Prenses’in kardeşinin adı nedir? (Keten Prenses)

– Yankesiciler neden modayı tâkip ederler? (Ceplerin yerini öğrenmek için!..)

– Fareleri her zaman kovalayan nedir? (Kuyrukları)

– Tavukların bacakları neden kısadır? (Yumurtaları kırılmasın diye)

– Horoz nerede öter? (Kendi çöplüğünde)

– Gökte açık pencere/ Kalaylı bir tencere. (Ay)

– Hiç kar yağmayan hava hangisidir? (Oyun havası)

– Çalındığı halde görülmeyen şey nedir? (Islık)

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, Mizah, Muhabbet, Nasreddin Hoca, Türkiye | Leave a Comment »

“Misvak kullanınız!”

Posted by Site - Yönetici Mart 3, 2008

Misvak kullanınız,agcc86c4b1z-temizligcc86i-ve-misvakmisvak_fazilet2

“Misvak kullanınız!”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)buyuruyorlar ki:

“Misvak kullanınız! Zira misvak ağzı ve dişleri temizler, Cenâb-ı Hakk’ı râzı eder. Cebrâil (a.s.) her gelişinde bana misvak kullanmayı tavsiye etti… O kadar ki, bana ve ümmetime farz kılınacak diye korktum…” (1)

Misvak; “Erak” denilen ve çalıya benzeyen, dalları ve yaprakları çok, yumuşak ve hoş kokulu bir ağaçtır. Dallarından ve köklerinden misvak çubuğu yapılır. Güney Arabistan, Afrika ve Hindistan gibi sıcak memleketlerde yetişir.

***

Kullanma şekline gelince…

Misvak çubuğunun kabuk kısmı soyulur, lif kısmı temizlenir ve bir miktar su içine bırakarak bir müddet bekletilerek yumuşatılır. Lifler hâline geldikten sonra kullanılır. Hadîs-i şerifte, “Su içtiğinizde yavaş yavaş içiniz! Misvak kullandığınız zaman ise, aşağıdan yukarıya doğru kullanınız.” (2) buyurulmuştur.

Misvak kullanmada orta yol takip edilmelidir. Zaten hadis-i şerifte buyurulduğu gibi, “İşlerin hayırlı olanı, orta halli olanıdır”.

Eğer misvak aşırı derecede kullanılırsa;

– Çoğu dişlerin parlaklığını ve güzelliğini giderir.

– Mideden yükselen buharların ve kirlerin oralarda yerleşmesine zemin hazırlar.

– Eğer normal olarak kullanılırsa, dişleri parlatır, diş köklerini kuvvetlendirir, balgamı keser, mideyi düzenleyip hazma yardım eder, sesi güzelleştirir, konuşmayı kolaylaştırır.

– Okumak, zikir yapmak ve namaz kılmak için zindelik verir, uykuyu giderir. Ve nihayet;

– Allah Tâlâ’yı râzı kılar, melekleri-rûhânîleri hoşnut eder, yapılan ibâdetlerin ecrini artırır.

***

Misvakla alakalı hadîs-i şerifler umum ifade ettiği için, hem oruçlu ve hem de oruçlu olmayan kimselerin kullanması müstehaptır.

Misvak kullanmanın belli bir zamanı yoktur. Fakat yemeklerden sonra, uykudan önce, uyandıktan sonra ağız kokusunu gidermek için, abdest alırken, Kur’an okuyacağı zaman ve namaza başlamadan önce kullanılması münasip olur.

***

Misvakla alâlakalı diğer bazı hadîs-i şerifler de şöyledir:

“Câfer bin Ebî Tâlib (r.a.) demiştir ki; ashaptan bir cemaat, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) yanına gelmişlerdi. Onlara hitâben, “Bana ne oluyor ki, sizleri dişleri sararmış ve ağızları kokuyor olarak görüyorum. Misvak kullanınız! Eğer ümmetime güç geleceğinden korkmasaydım, her namazda (abdest alırken) misvak kullanmalarını emrederdim.”(3) buyurdu.

“Dört şey peygamberlerin müştrek/ortak sünnetlerindendir:

1. Utanma duygusu,

2. Güzel koku sürünmek,

3. Misvak kullanmak,

4. Evlenmek.” (4)

“Mİsvak kullanılarak (alınan abdestle) kılınan namaz, misvaksız olarak kılınan namazdan yetmiş derece daha üstündür.” (5)

DİPNOTLAR
(1) İbn Mâce, Sünen, Tahâret, 289
(2) Ebî Dâvud, Sünen, Merâsil, S. 117
(3 Kenzü’l-Ummâl, 9, 26207
(4) Tirmizî, Sünen, Nikah 1080
(5) Ebî Dâvud, Sünen, Merâsil 117

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, İlginç | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: