Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 23 Mar 2008

İSLAMİ DİYET

Posted by Site - Yönetici Mart 23, 2008

islami diyet,muslim,islami diet,cara-hidup-sehat-menurut-islam copy

İSLAMİ DİYET

Allah-ü Teala h.z.leri kullarina yemek yemenin dogrusunu ve edebini ögretmis ve Kurani Kerimde

بسم الله الرحمن الرحيم كُلُوا وَاشْرَبُوا وَ لَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ ا لْمُسْرِفِينَ

Mealen:Yiyiniz ,iciniz ve israf etmeyiniz.Cünki Allah israf edenleri sevmez (Sure.i Araf 31) buyurmustur

Hz.Peygamberimiz S.A.V. dahi ,ümmetine sefkat göstermis ve onlara yemek yemenin

edebini ögreterek,toklugun felaketlerini ve acligin yararlarini anlatmistir.

Rasulullah S.A.V. efendimiz buyurdularki ´´Ademoglu,mideden daha serir bir kap doldurmaz.

Ademogluna belini dogrultacak kadar bir kac lokmacik yeterlidir.

Ancak illada (mideyi doldurma isini yapacaksa) bari onu üce ayirsin

Ücte birini YEMEGE

Ücte birini SUYA

Ücte birinide NEFES almaya tahsis etsin.(Tirmizi2381)

Hadisi serif: Tokken yemek hem hastalik hemde haramdir.

İSLAMDA İLK BİD´AT OLARAK ORTAYA CIKAN SEY

DOYUNCAYA KADAR YEMEK YEMEK VE UN ELEMEKTİR

TOKLUK VE ACLIK İCİN SÖYLENENLER

Yemek icmekten baska ni´met bilmeyenin bilgisi az ve azabi coktur.

Mideye düskünlük anlayisi kisirlastirir.

Nefsinde cesit cesit yemeklerin arzusunu besleyen kimse,sagligini bozmak icin her türlü hastaligi davet ediyor demektir.

Her agri ve siziyi getiren tokluktur.

Sürekli tokluk,bir cok illetleri tahrik eder ve ibadete perde olur.

Aclik ilim ve zeka keskinligini kazandirir.Tokluksa,cehaletin ve karanligin sebebidir.

Aclik üstün Ahlakin kaynagi ,toklukta cirkin vasiflarin dogurucusudur.

Aclik ruha gülistan ,nefse zindandir.

Toklukta meydana gelen vesveseler kalici ve üreyici olur.Aclikta vaki olanlarsa gecici ve tesirsiz olur.

Aclik zevkini bulan tokluktan rahatsiz olur.

Akilli olan yemek hirsini birakir,nefsini güclendirmez.Mezarinin kara topragi icin vucudunu beslemez.

YEMEGI ONUN HAMMALLIGINI YAPACAK KADAR DEGIL,SENI TASIYACAGI KADARIYLA YE

Cok yiyen Az saglikli ve ve cok sikintili olur

COK YEMENİN AFETLERİ

Cok yemenin getirecegi afetler sayilamayacak kadar coktur ,esas tehlike arz edenler

1-Cok yemek kalbi katilastirir ve nurunu söndürür

Nitekim peygamber S.A.V. Efendimiz ;Kalblerinizi cok yemek ve icmekle öldürmeyiniz,buyurmuslardir.

2-Yemek fitne ve heyecana sebeb oldugu gibi,azayi luzumsuz islere ve bozukluklara sürükler.

3-Gercekten fazla yemekte ilim ve anlayis eksikligi vardir.

Zira bitnat fitnati yok eder denilmistir.Yani mide dolgunlugu ,anlayis keskinligini köreltir.

4-Cok yemek ibadeti azaltir.Zira insanin yemesi asiri olunca bedeni hantallasir,uyku bastirir,takatten düser ve duyular faaliyetsiz kalip ibadete yönelemez.

5-Cok yemek ibadetin tadini ve zevkini yok eder.

Namazda husuyu azaltir.Cemaatla namaz kilarken belki imama yetismeyi bile zorlastirabilir,

6-Cok yemekte harama düsmek korkusu vardir

7-Cok yemekte önce onlari kazanmak,sonra yenilebilir duruma getirmek,sonra pisirmek ve hazm etmek sonra onlari bosaltmak,sonra vücudu onlardan meydana gelebilecek hastaliklardan korumak gibi hem kalbi mesgul edecek hemde bedene korkunc mesakkat sayilacak külfetler vardir.

Insanoglu yasamak icin yemeli ,yemek icin yasamamali

Peygamber Efendimiz S.A.V. yemegi yedigimiz zaman nasil eritecegimizide bildirmislerdir.

-´´Yediginizi namaz ve zikr ile eritin.´´ buyurmuslardir

Bunun asgarisi en azi 4 rekat namaz veya 100tesbih veya

1 cüz kurani kerim okumaktir (ihya)

Yemekten sonra kilinan namaz Allahu tealanin verdigi nimete sükr etmek icindir.

Kiyamette bunun hesabini nasil vereceginide düsünür.

Cünki Allahu Teala verdigi nimetlerin hesabini Ahirette soracaktir.

DÜNYA HELALININ HESABI VE HARAMININDA AZABI VARDIR

TOKLUKTAN ÖLENLERİN SAYISI ACLIKTAN ÖLENLERE GÖRE DAHA FAZLADIR

Peygamber Efendimizin yaptigi Dua´

EY ALLAHIM !

KATI VE SENDEN KORKMAYAN KALBDEN,

KABUL OLUNMAYAN DUA´DAN

DOYMAYAN NEFISDEN

VE FAYDASI OLMAYAN ILIMDEN SANA SIGINIRIM

BU DÖRT SEYDEN SANA SIGINIRIM (Amiin)

Kaynak : Marifetname

(mülahaza edecek olursak insanoglu islam fitrati tabiati üzerine dünyaya geliyor,

bir cocuga doyduktan sonra asla yemek yediremezsiniz,

Cocuk doydum der.

Annesi hayir doymadin der.

Bak yemek yemezsen okula gidemezsin kücük kalirsin, istediklerini almam ,baskasinin annesi olurum ilh…cocugu tehdit eder.

Cocuk kendini zorlar ,bunun neticesinde yemege devam etmek,tokken bile yemek yemek aliskanligi baslar.Büyüdükten sonra zayiflama formülleri arar……)

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye | 3 Comments »

RASÛLULLAH (S.A.S.)’İN HZ. ÜMMÜ SELEME İLE EVLENMESİ

Posted by Site - Yönetici Mart 23, 2008

RASÛLULLAH (S.A.S.)’İN HZ. ÜMMÜ SELEME İLE EVLENMESİ

Asıl adı Hind olan Ümmü Seleme, Ebû Ümeyye el-Mahzûmî’nin kızıdır. İlk kocası Ebû Seleme Abdullah b. Abdülesed, Abdülmüttalib’in kızı Berre’nin oğlu olup, Rasûlullah (s.a.s.)’in halazâdesi idi. Kocası ile birlikte Habeşistan’a hicret etmiş, ilk çocuğu Seleme orada doğmuştu.
Ümmü Seleme’nin ilk eşi Ebû Seleme, Uhud Savaşı’nda aldığı yara sebebiyle vefât etti. Rasûlullah (s.a.s.) Ebû Seleme’yi çok severdi. Vefâtından sonra dört çocuğu ile kimsesiz ve himâyesiz kalan eşi Ümmü Seleme’yi nikâhlayarak himâyesi altına aldı. Ümmü Seleme, fazilet ve olgunluk yönünden Hz. Aişe’den sonra Ezvâc-ı tâhirâtın en üstünüydü. Ezvâc-ı tâhirât içinde en son vefât eden, Ümmü Seleme olmuştur. Hicretin 59’uncu yılı 84 yaşında vefat etmiş, Baki kabristanına defnedilmiştir.

Posted in H.z Muhammed ( s.a.v ), İslam Tarihi | Leave a Comment »

HiCRETİN DÖRDÜNCÜ YILI (625-626 M.)

Posted by Site - Yönetici Mart 23, 2008

HiCRETİN DÖRDÜNCÜ YILI (625-626 M.)


RACİ’ OLAYI (Safer 4 H./ Temmuz 625 m.)

Uhud savaşı’ndan sonra müşriklerin cesâretleri arttığı için Medine’de Müslümanların güvenliği geniş ölçüde sarsıldı. Rasûlullah (s.a.s.) bir taraftan gerekli savunma tedbirleri alıyor, bir taraftan da İslâm’ı yaymak için her fırsattan yararlanmağa çalışıyordu. Müslümanlığı kabûl edip, dinin hükümlerini ve Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek isteyen kabîlelere mürşitler gönderiyordu.
Adal ve Kare kabîlelerinden bir hey’et, Rasûlullah (s.a.s.)’e başvurarak, kabîlelerine Müslümanlığı ve Kur’an-ı Kerim’i öğretecek mürşidler gönderilmesini istediler. Rasûlullah (s.a.s.) bunlara Sâbit oğlu Âsım başkanlığında, 10 kişi gönderdi. Yolda, Usfan ile Mekke arasında Raci’ suyu yakınlarında Hüzeyl kabîlesi’nden 100 kişilik bir çetenin hücûmuna uğradılar. Mürşitlerden 8’i çarpışarak şehid oldu, 2’si teslim oldu. Zeyd b. Desine ve Hubeyb b. Adiy adlarındaki bu iki zâtı Hüzeyl’liler Mekke’ye götürüp sattılar.(213)

Zeyd’i, Bedir Savaşı’nda öldürülen babası Ümeyye’nin öcünü almak için, Ümeyye oğlu Safvan satın almış, öldürülmesini seyretmek üzere bütün Mekke ileri gelenlerini dâvet etmişti. Ebû Süfyân Zeyd’e yaklaşarak:
-Doğru söyle, hayâtının kurtarılması için, senin yerine Muhammed (s.a.s.)’in öldürülmesini istemez miydin? demişti.
Zeyd hiç tereddüt göstermeden:
-Asla, Rasûlullah (s.a.s.)’in hayâtı yanında, benim hayâtım hiçtir. Benim kurtulmam için değil O’nun öldürülmesini, Medine’de ayağına bir diken batmasını bile istemem, diye cevap verdi. Bu kuvvetli iman karşısında Ebû Süfyân:
-Gerçek şu ki,hiç kimse, arkadaşları tarafından Muhammed (s.a.s.) kadar sevilmemiştir, demekten kendini alamadı.
Hubeyb, Uhud Savaşı’nda Âmir oğlu Hâris’i öldürmüştü. Babasının intikamını almak üzere onu da Haris’in kızı satın almıştı. Hubeyb öldürüldüğü esnâda hiç metânetini kaybetmedi. İzin alarak, 2 rek’at namaz kıldı. Ölümden korktu da uzattı, demeyesiniz diye kısa kestim, dedi.(214) O zamandan beri idâm edilen müslümanların, infâzdan önce namaz kılmaları âdet olmuştur.(215)

Dininden dönersen, serbest bırakacağız, dedikleri zaman:
-Benim için, Müslüman olarak öldürülmek, dinimden dönmekten daha hayırlıdır, diye cevap verdi. Müşrikler tarafından bir direğe asılarak şehid edildi.
Olay. Medine’de duyulunca, Rasûlullah (s.a.s.) ve Müslümanlar son derece üzüldüler. Medine’li Şâir Hassân, Zeyd ve Hubeyb için mersiyeler yazdı. Rasûlullah (s.a.s.)’de:
-“Allah lâyık oldukları cezâyı versin” diyerek, cânileri Allah’a havâle etti.

(213) Bkz-el-Buhârî, 5/40; İbnü’l-Esîr, a.g.e., 2/167
(214) Bkz. el-Buhârî, 5/41
(215) İbn’ül-Esîr, a.g.e., 2/168; Tafsilât için bkz. Riyâzü’s-Salih’in, 3/97-101, (Hadis No: 1538)

Posted in H.z Muhammed ( s.a.v ), İslam Tarihi | Leave a Comment »

NADÎROĞULLARI GAZVESİ (Rabiulevvel 4 H./Ağustos 625 M.)

Posted by Site - Yönetici Mart 23, 2008

NADÎROĞULLARI GAZVESİ (Rabiulevvel 4 H./Ağustos 625 M.)

Benî Nadîr Yahûdîleri Medine’ye iki saatlik bir mesâfede oturuyorlardı. Aralarındaki anlaşma gereğince, Müslümanların ödedikleri diyete, Yahudî kabîlelerinin de katılması gerekiyordu. Âmir oğullarından, Amr b. Ümeyye’nin yanlışlıkla öldürdüğü iki kişinin diyeti ödenecekti. Rasûlullah (s.a.s.) yanına ashâbından 10 kişi alarak, diyetten paylarına düşeni istemek üzere Nadîroğulları yurduna gitti. Yahudîler, Rasûlullah (s.a.s.)’in teklifini kabul etmiş göründüler, fakat ayaklarına kadar gelişini fırsat sayarak, Rasûlullah (s.a.s.)’e sû-i kast yapmayı planladılar.
Bir evin gölgesinde oturmakta olan Hz. Peygamber (s.a.s.)’in üzerine, evin saçağından bırakacakları büyük bir taşla O’nu öldürmek istediler.(217)

Cenâb-ı Hakk, peygamberini Yahûdîlerin hazırlığından haberdar etti. Rasûlullah (s.a.s.) oradan ayrılıp Medine’ye döndü. Yahûdîlerin tuzağını ashâbına bildirdi. Bu davranışlarıyla Nadîroğulları anlaşmayı bozmuşlardı. Rasûlullah (s.a.s.), Muhammed b. Mesleme’yi bunlara göndererek 10 gün içinde Medine’yi terk etmelerini, 10 günden sonra kim kalırsa boynunu vuracağını kendilerine bildirdi. Yahûdîler yol hazırlığına başladılar. Fakat, münafıkların başı Übeyyoğlu Abdullah:
-“Medine’den çıkmayın, biz size yardım ederiz, Kurayzaoğulları da yardım edecek, diye gizlice haber gönderdi. (218) Bu sebeple Nadîroğulları yol hazırlığından vazgeçip kendilerini savunmaya karar verdiler.

Rasûlullah (s.a.s.) Rabiulevvel’de Nadîroğulları yurdunu kuşattı. Nadîroğulları bir yıllık yiyeceklerini depo ettikleri kalelerinin sağlamlığına güveniyorlard.(219) Kuşatma, 15-20 gün sürdü. Savaş sokaktan sokağa, evden eve atlayarak devâm etti. Rasûlullah (s.a.s.) Yahûdîlere siper olan, savaşı zorlaştıran hurma ağaçlarını kestirdi.(220)

Nadîroğulları, münâfıklardan da, Kurayzaoğullarından da bekledikleri yardımı görmediler. Muhâsaranın kaldırılması için emân dilediler. Berâberlerinde götürebildikleri kadar mal ile Medine’den çıkmalarına izin verildi. 600 deve yükü eşya ile Medine’den ayrıldılar. Bir kısmı Şam’a, bir kısmı Filistin’e göç etti. Selâm, Kinâne ve Huyey ismindeki reisleri ise Hayber’e sığındılar. Üzüntülerini belli etmemek için, şarkılar söyleyip, defler çalarak Medine’den ayrıldılar. Bunlar daha sonra Hendek Savaşı’nı hazırladılar.

50 zırh, 50 miğfer, 340 kılıç ve diğer bazı mallar ganimet olarak Müslümanlara kaldı. Rasûlullah (s.a.s.) bu ganimetleri muhâcirlere ve yoksullara dağıttı.(221)
Uhud Savaşı’ndan sonra Müslümanların itibârı sarsılmıştı. Nadîroğulları’nın Medine’den çıkarılmasıyla, Medine civârındaki müşrik kabîleleri arasında Rasûlullah (s.a.s.) ‘in nüfûzu tekrar kuvvetlenmiş oldu.

MEÛNE KUYUSU FÂCİASI (Safer 4 H./ Temmuz 625 M.)

Necid Şeyhi Ebû Berâ Mâlikoğlu Âmir, Medine’ye gelerek Rasûlullah (s.a.s.)’e:
-Eğer Necid Bölgesine bir irşât hey’eti gönderirseniz, büyük bir kısmının Müslüman olacağını ümüd ediyorum, dedi. Rasûlullah (s.a.s.):
Necid Bölgesi halkına güvenemiyorum, diye cevap verdi. Ebû Berâ, mürşitlerin hayatı için kabîlesi adına kesin teminât verdiğinden, Rasûlullah (s.a.s) Ebû Berâ’nın kardeşinin oğlu Âmir b. Tufeyl’e bir mektup yazdırarak, Münzir b. Amr’ın başkanlığında 70 kişilik bir hey’eti Necid Bölgesine gönderdi. Bunların hepsi de Suffe ashâbındandı. Kafile Medine’den 4 konak uzaklıkta Meûne Kuyusu (Bi’r-i Meûne) denilen yere varınca, içlerinden Harâm b. Milhân ile Rasûlullah (s.a.s.)’in mektubunu Âmir b. Tufey’le gönderdiler. Âmir mektubu bile okumadan Harâm’ı şehid etti. Hey’etin tamamını öldürmek üzere kabîlesini (Âmiroğulların’ı) teşvik ettiyse de onlar “Biz Ebû Berâ’nın emân ve sözünü ayaklar altına alamayız”, diyerek ona uymadılar. Âmir b. Tufeyl Süleym Kabîlesi’ne mensûp Usayye, Rı’l, Zekvân ve Lihyânoğuları ile Harâm b. Milhân’ın dönmesini beklemekte olan mürşitler üzerine hücum etti. Hepsi şehid oldu. İçlerinden yalnızca Ka’b b. Zeyd yaralı olarak kurtulmuştu. O da Hendek Savaşı’nda şehid oldu.

Rasûlullah (s.a.s.)’i, Cibrîl bu fâciadan haberdar etti. Seriyyedeki bütün ashâbın Rablarına kavuştular, Allah onlardan râzı oldu… diye bildirdi. Rasûlullah (s.a.s.) bu fâciadan son derece elem duydu. Tam 40 sabah Rı’l, Zekvân, Usayye ve Lihyanoğulları için bedduâ etti.(216)

Amr b. Ümeyye ise, olay esnâsında develeri otlatmakla görevli olduğu için esir düşmüş, sonra kurtulmuştu. Medine’ye dönerken, iki Necidliye rastladı. Şehid edilen arkadaşlarının öcünü almak için bunları uyurken öldürdü. Halbuki bunlar, müslümanların himâyesinde olan Âmir oğullarındandı. Bu sebeple bunların âilelerine diyetleri (kan bedelleri) ödendi.

(217) İbnü’l-Esîr, a.g.e., 2/173
(218) Bkz. el-Haşr Sûresi, 11
(219) Bkz. el-Haşr Sûresi, 2
(220) Bkz. el-Haşr Sûresi, 5; el-Buhârî, 5/ 23; Tecrid Tercemesi, 10/175 (Hadis No: 1576)
(221) İbnü’l-Esîr, a.g.e., 2/174; Târih-i Din-i İslâm, 3/215

(216) el-Buhârî, 3/204 ve 5/41-42; Tecrid Tercemesi, 8/305, (Hadis No : 1183)

Posted in H.z Muhammed ( s.a.v ), İslam Tarihi | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: