Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Oruç’ Category

Ramazan’ın Değerini Bilenler….

Posted by Site - Yönetici Haziran 9, 2017

Ramazan’ın değerini bilenler….

Değerli kardeşimiz,

Ebu Mes’ud el-Gıffari Radiyallâhu Anh anlatıyor:

Bir gün Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemden işittim.

Ramazan’ı tebrik ettikten sonra buyurdular ki:

Eğer ümmetim Ramazan ayının kıymetini, şerefini ve önemini hakkıyla bilmiş olsaydı, bütün bir yılın Ramazan olmasını temenni ederdi.”

(et-Tergib ve’t-Terhib, 2:102)

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hastalıkların Başı Çok Yemek

Posted by Site - Yönetici Temmuz 16, 2015

Yemek,yemek,Hastalıkların Başı Çok Yemek

Hastalıkların Başı Çok Yemek

Allahü teâlâ, insanı ve bütün varlıkları âciz, muhtaç olarak yaratmıştır. Bedenin çeşitli şeylere ihtiyâcı vardır. Hastalandığı zaman, tedâvi olmaya muhtaçtır. Hastalıkların çeşitli sebepleri mevcuttur. Bunların ekserîsi ise, çok yemekten ileri gelmektedir. Az yiyenin vücûdu sıhhatli olur.

Orucun insan sağlığına te’sîri, sayılamıyacak kadar çoktur. Bunların içinden en önemlileri olarak karaciğer ve damarlar üzerindeki etkileri olarak bildirilmiştir.
Karaciğer, vücûdun, muazzam kompüterlerle çalışan kimya laboratuarı gibidir. Karaciğer, bir taraftan sindirim için çok büyük mes’ele olan yağları sindirir, eritir, diğer taraftan da besinleri depo eder, ihtiyaca göre onları çözer. Ayrıca karaciğer, vücûda giren mikroplara karşı, faydalı zehirler üretir. Kemik iliğinde kan yapan hücreler için, temel maddeler hazırlar.

Vitamin ve hormonlar ile kandaki iyot dengesinin bütün faaliyetinden karaciğer sorumludur. Bunun için karaciğer hücreleri, yirmi dört saat durmadan çalışmak mecburiyetindedir. Çok yemek ve içmek, karaciğer hücreleri için çok zararlıdır. Aşırı derecede çalışan karaciğer hücreleri, Ramazan-ı şerîfte, oruç tutmak suretiyle dinlenmektedir. Böylece karaciğer, bir sene müddetle daha kuvvetli çalışma imkânı bulmaktadır.

Bugün yapılan tıbbî araştırmalarda, gençliğinden i’tibâren oruç tutan kimselerin karaciğer bozukluğu ile ilgili rahatsızlık çekmediği tespit edilmiştir.
Yapılan araştırmalarda, zayıf, güçsüz kimselerin oruç tuttukları zaman, daha kanlı canlı hâle geldikleri görülmüştür.

Orucun, karaciğer üzerindeki bu etkisinin yanı sıra damarlar üzerindeki etkisi de insanı hayretler içinde bırakmaktadır. Damarların en büyük düşmanı, kandaki aşırı besin maddeleri ve bilhassa bu maddelerin yakılamıyan artıklarıdır. Bu artıklar, ihtiyarlığın, yıpranmanın sebebi olarak gösterilmektedir.
Oruçlu iken, hücre arası su azaldığından, küçük tansiyon azalarak damarların üzerindeki baskı kalkar. Bunun için oruç tutanların damarları ve küçük tansiyonları daima sağlıklı olmaktadır.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Orucun Sosyal Faydaları

Posted by Site - Yönetici Temmuz 15, 2015

Orucun Sosyal Faydaları

Orucun Sosyal Faydaları

Orucun fert bakımından pek çok faydaları yanında toplumun huzuruna da sağladığı çok önemli faydaları vardır.

Oruç, insanın şefkat ve merhamet duygularını geliştirerek bunun topluma sevgi ve yardım şeklinde yansımasını sağlar.

Hayatında açlık nedir bilmeyen bir insan yoksulların çektiği açlık ve sıkıntıyı gereği gibi anlayabilir mi? “Bir eli yağda, bir eli balda” olan varlıklı bir kimse yoksulların çektiği ızdırabı yüreğinde duyabilir mi? Elbetteki, gereği gibi duyamaz.
Fakat oruç tutan kimse açlığın ne demek olduğunu bizzat tatmış olduğundan yokluk içinde kıvranan fakirlerin, kimsesizlerin çektikleri sıkıntıları içinde duyarak şefkat ve acıma duyguları gelişir. Bunun sonucu olarak da fakirlere yardım elini uzatarak sıkıntılarını giderir, toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulunur.
Dinimiz, bütün müslümanları tek bir vücut gibi kabul etmiş, müslümanların birbirlerinin dertleri ile ilgilenmelerini istemiştir.

Peygamberimizin, “Yanıbaşında komşusu aç olduğu halde tok yaşayan, kâmil mü’min değildir” anlamındaki hadis-i şerifi, konunun önemini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bizim için en güzel örnek olan sevgili Peygamberimiz insanların en cömerdi idi. Ramazan ayında cömertliği doruk noktasına ulaşır, elinde ne varsa yoksullara dağıtırdı. Peygamberimizin mubarek hanımı Hz. Aişe diyor ki: “Allahü teâlânın Rasûlü üç gün peşpeşe karnını doyurmamıştır. İsteseydi doyururdu. Lâkin o, yoksulları doyurup kendisi aç kalmayı tercih ederdi.
Onun ahlâk ve fazilet dolu yaşayışını örnek alan müslümanlarda da aynı davranışları sergilemek zorundadır.

Hz. Ömer’in halifeliği zamanında dokuz ay süren bir kıtlık olmuştu. Ömer, “ihtiyaç sahipleri bize gelsin” diye halka duyuru yapmış; kendisi de, müslümanlar bolluğa kavuşuncaya kadar ekmekle beraber zeytin yağından başka katık yemeyeceğine yemin etmişti.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Oruç İle İlgili Yapılan Araştırmalar

Posted by Site - Yönetici Temmuz 14, 2015

Oruç İle İlgili Yapılan Araştırmalar

Oruç İle İlgili Yapılan Araştırmalar

Oruç konusunda yerli yabancı birçok ilim adamı çalışma yapmıştır. Bu çalışmalar daha çok, insan üzerindeki psiko-fizik etkileri üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bu konuda Özellikle Marie-Reine Geffroy’un “Le Jeûne, Moyen De Puricfation Totale” (Tam Bir Arınma Vasıtası Olarak Oruç) isimli eseri bu konuda önemli bir kaynaktır. Bu çalışma orucun fizyolojik etkilerini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Geffroy, bugün bazı kimselerin oruca karşı olumsuz tavrını bilhassa bir peşin hükümden kaynaklandığını belirtmektedir: Ona göre, oruca karşı takınılan bu olumsuz tavır, zayıf düşmemek için, beslenmek hatta aşırı derecede beslenmek zorunlluğu ile ilgili bir peşin hükümden kaynaklanmaktadır.

Geffroy’a göre, aşırı yiyecek, gücü artırmak yerine, aksine azaltmaktadır. Bunun üç sebebi vardır:
1) Her kategoriden yiyeceğin kullanılabilir miktarını aşan kısmı “artık” olur ve organların normal işleyişini alt üst ederek, sindirim organları ve iç organlarda biriken maddelerle organizmaya aşırı bir yük getirir.
2) Fazla yükleme, hazım ve sindirim fonksiyonlarında bir yavaşlama ile bu besin fazlalığını telâfi etmek için fazla güç sarfına sebep olur.
3) Bu çok miktardaki besinlerin hazmının sebep olduğu şimik ve fizik oluşumlar, aşırı bir enerji kaybına yol açar.

Geffroy, bu kanaatini destekleyen tıbbî bazı uygulamalara da değinir. Onun belirttiğine göre Dr. Dewey, öğrencisi bayan Dr. Hazzard ve Dr. Garignton gibi, tabip araştırmacılar, bir tedavî usulü olarak, hastalarına 65 ile 75 gün arasında değişen sürelerde oruç tutturmuşlardır.

Bu sahadaki diğer önemli bir araştırmacı olan Dr. Bertholet, kitabında topladığı çok sayıdaki uzun süreli oruç tedavilerinin incelenmesine ve elde edilen sonuçlara dayanarak; ağır vak’alarda bile oruç vasıtasıyla fevkalâde şifalar elde edilebileceğini belirtmektedirler.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Oruç Her Dinde Vardı

Posted by Site - Yönetici Temmuz 12, 2015

Oruç Her Dinde Vardı,ramadan 2011 photo copy

Oruç Her Dinde Vardı

Bugün bozulmuş, aslından uzaklaştırılmış Yahudulikte ve Hıristiyanlıkta oruc vardı. Nitekim Kur’an’daki oruçla ilgili âyetler, bu ibâdetin daha önceki milletlere de farz kılındığını belirtmektedir.
Hatta aslı hak bir dine dayanmayan batıl, bozuk inançlarda da oruca benzer ibadetler görülmektedir. Bu ibadetler daha önce o bölgelerde yaşamış Hak Peygamberlerden kalmıştır. Bozula bozula bu hale gelmiştir. Güney Asya’daki Hint dinlerinde de oruç sıkı bir terbiye vasıtası hâlâ olarak görülmektedir. Brahmanizm’de mahallî ayların onbirinci ve on ikinci günlerinde oruç tutmak gelenek haline gelmiştir. Brahmanlar hasta ve yaşlıları dahi oruçtan muaf tutmaz, hatta bazıları nefsanî arzularını yenmek için onbeş gün kadar oruç tutar.

Hinduizm’de oruç genellikle nefsi tezkiye için senenin muayyen günlerinde ve bayramlarda tutulur. Duâ ve ibâdetle geçirilen günlerde çoğunluk yemek yemez, bütün geceyi kutsal kitaplarını okuyarak geçirirler. Oruç daha çok, bazı besinleri yememe yani bir nevi perhiz şeklindedir. Bazı günlerde ise sadece kadınlar oruç tutarlar.

Budizm’de oruç daha önemlidir. Gâyeye ulaşabilmek için ise konulan esaslardan biri, iki ayda bir oruç tutmaktır. Kurtuluş ancak arzuları terk etmekle mümkündür. Bunun da bilinen ve en çok kullanılan şekli oruç tutmaktır.

Maniheizm’de de oruç, perhiz ve riyâzetin bulunduğu bilinmektedir. Manilikte oruç, ışığı gönderen güneş ve aya duâ etmek maksadıyla tutulur. Babilonya ve Asurluların da oruca büyük önem verdikleri bilindiği gibi, eski Mısırlılarda orucun genellikle dinî bayramların yanında yer aldığı görülmektedir.

Eski Yunan ve Romalıların diğer milletler gibi, oruca önem verdikleri ve ictimaî felâketlerden kurtulabilmek için oruç tuttukları bilinmektedir.

Amerika’da Peruluların ve Azteklerin oruç tuttukları ve hatta Aztek’lerde ibâdetin büyük bir kısmının riyâzetten ibaret bulunduğu belirtilmektedir. İlkellerin inancı olarak kabul edilen Totemizm’de perhiz ve riyâzet gibi fiiller ile tövbe törenleri dinin esasını teşkil eder.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Oruç Ahlâkımızı Güzelleştirir

Posted by Site - Yönetici Temmuz 10, 2015

Oruç İle İlgili Yapılan Araştırmalar

Oruç Ahlâkımızı Güzelleştirir

Oruç, imsaktan akşama kadar bir süre basit bir aç kalma olayı değildir. Oruç, köklü bir irade terbiyesi, insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, çirkin davranışlardan uzaklaştıran ve iyi huylar kazandıran bir ibadettir.

Nitekim, Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: “Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah onun yemesini, içmesini bırakmasına değer vermez.” Bu hadis-i şerifte, oruç tuttuğu halde kötü huyları terketmeyenlerin oruçlarının kâmil oruç olmayacağını bildirilmiştir.

Peygamber efendimiz diğer bir hadis-i şerifinde de:”Çok oruç tutanlar var ki onlara tuttukları oruçlardan sadece açlık ve susuzluk kalır. Çok gece ibadet edenler vardır ki onlara da bundan kalan sadece uykusuzluktur.” buyurmuştur.
Bu kimseler, helâl olan şeylerden uzaklaştıkları halde, uzaklaşmaları gereken diğer haramlardan uzaklaşmadıkları için oruç borcundan kurtulmakla beraber oruç ibadetinden bekledikleri karşılığı tam bulamayacaklardır.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, orucun bir hikmeti de, insanı kötülüklerden uzaklaştırarak olgunlaştırmak, ahlâk ve fazilet sahibi olmasını sağlamaktır.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hastalıkların Tedavisinde Oruç

Posted by Site - Yönetici Temmuz 6, 2015

Hastalıkların Tedavisinde Oruç

Hastalıkların Tedavisinde Oruç

Dr. Dewey, Dr. Guelpa, Dr. Frumusan, Dr. Pauchet gibi oruçla ilgili araştırmalarda uzmanlaşmış tabibler de, hastalarını tedavi etmek için kısa ve uzun süreli oruç kürleri uygulamışlardır. Bunlardan Dr. Dewey hastalarına ve sağlıklı kişilere günde iki öğün yemek yemelerini; cerrahi Profesörü Dr. Pauchet, ameliyatı daha tehlikesiz kılmak ve yaraların çabuk kapanmasını kolaylaştırmak için hastalarına ameliyat öncesi ve sonrasında oruç tavsiye ediyordu.

Geffroy orucu fizikî ve ruhî bakımdan ikiye ayırarak her iki açıdan bazı tavsiyelerde bulunmaktadır. Fizikî bakımdan daha çok meyve sebze rejimi, banyo, açık hava gibi faktörlerin oruçla tedavideki önemine dikkati çekmektedir.

Geffroy, “Ruhî-mânevî bakımdan nasıl oruç tutmalı?” sorusuna kısaca şöyle cevap vermektedir: “Her devirde oruç mükemmel bir ruhî/manevî eğitim ve de mâsivadan kurtulma vasıtası olarak kullanılmıştır. İnsanın, Yaradanına kavuşabilmesi O’nun emir ve yasaklarını çiğneyerek mümkün olamaz.

Allahü teâlânın bizi ruh ve bedenden yarattığını, bir ruhumuz, bir bedenimiz olduğunu asla unutmamak gerekir. Beden ve ruh ölünceye kadar birbirinden ayrılmayacak bir şekilde yaratılmıştır. Dolayısıyla maddî âlemden zamansız ve gereksiz bir biçimde kopmak ve bedeninin ihtiyaçlarını hiçe saymak akıl kârı bir iş değildir. Nefse tam hakimiyet ve kemâle ulaşabilmek için insan, bütün bir ömre, hem de günden güne giderek arınan bir ömre ihtiyacı olduğunu unutmamalıdır.
Ayrıca insan az veya çok büyük ölçüde nihai başarıya götüren faktörlerin tamamını dikkate almak zorundadır.”
Bazıları aç kalmanın zararlı olduğu söylüyorlar. Aç kalmakla oruç tutmayı karıştırmamalıdır. Bunlar çok farklı şeylerdir. Aç kalmak zararlı olabilir, fakat oruç tutmak faydalıdır. Çünkü, insan aç kalınca devamlı yiyecek beklentisi içinde olduğu için mideye devamlı salgı gelmektedir. Bu da zararlı olmlaktadır. Fakat, oruç tutan kimsede yemek beklentisi yoktur. Beyin biliyor ki iftara kadar yemek gelmeyecek. Bunun için beyinin emriyle salgı akmamaktadır. Salgı akmayınca da mide zarar görmemektedir.

Pakistan’da yapılan araştırma

Orucun fizyolojik fonksiyonlar üzerindeki etkisini tıbbî metodlarla labaratuarda inceleyen bir araştırma da Pakistan’da yapılmıştır. Bu araştırma “el-Muslimûn” dergisinde “Orucun İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkileri” başlığı altında yayınlanmıştır. Söz konusu bu araştırma, oruçlu onüç kişi üzerinde yapılmış ve denekler arasında altı aylık hamile bir kadın da yer almıştır. Araştırmanın amacı, orucun insan vücudu üzerindeki tesirini öğrenmektir.
Arada bir karşılaştırma yapabilmek için, aynı zamanda ve benzer şartlarda yirmiyedi yaşında, oruçsuz bir erkek üzerinde de benzer bir uygulama yapılmıştır. Araştırmada orucun ağırlık, sıcaklık, kan dolaşımı, vücuttaki temel hücrelerin oranı, sıvı maddelerindeki denkleşme, kan ve idrar üzerinde ne gibi kimyevî değişiklikler yaptağı incelenmiştir.

Oruçlu oldukları zaman ile oruçlu olmadıkları zaman arasında bir karşılaştırma yapabilmek için, deneme ve incelemelere Ramazan’dan bir hafta önce başlanmıştır. Bu bir haftalık süre içinde tahlil edilmek üzere numuneler kahvaltıdan önce; Ramazan’da ise iftar vakti bir yudum su içildikten sonra alınmıştır. Bu işlem, Ramazan’ın birinci, onuncu ve sonuncu günlerinde tekrar edilmiştir. Bu araştırmanın neticeleri kısaca şöyle özetlenebilir:
1) Orucun vücut ağırlığı üzerindeki ekilerini gösteren bulgular, oruçsuz deneğin kilosunda herhangi bir değişiklik olmadığını; oruçlulardan ikisi hariç, bunların kilolarında hafif bir düşüş olduğunu göstermiştir.
2) Kan dolaşımına ait bulgular ise, orucun kan dolaşımı ve vücut sıcaklığında herhangi bir menfi etki yapmadığını göstermiştir. Hemoglobin üzerinde de herhangi bir etki yapmadığı ve normal bir şekilde devam ettiği anlaşılmıştır.
3) Kandaki şeker oranını gösteren bulgulara göre ise, şeker nisbetinde apaçık bir düşme gözlenmiş ve bu oranın, oruçluların onunda %70 miligramdan daha az olduğu tesbit edilmiştir. Bunun normal olarak bir insanda müşahede edilen en düşük sınır olduğu belirtilmektedir.
4) Sıvı maddelerde denkleşme bakımından oruçluların çoğunda, içtikleri suyun yeterli olduğu, oruçlu iken böbreklerin görevinde değişiklik olmadığı anlaşılmıştır.
Netice olarak bu tıbbî araştırma, orucun insan sağlığı üzerinde herhangi menfî bir etkisi bulunmadığını ispatlamıştır. Aksine müspet etkisi olduğu gözlenmiştir.

Ülkemizde yapılan araştırmalar

Yabancı ülkelerde yapılan sınırlı sayıdaki araştırmalar ve tecrübeler yanında ülkemizde de tıbbî metodlarla bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırma Prof. Dr. Münip Yeğin ve arkadaşları tarafından yürütülmüş ve “İslamî Oruç Üzerinde Biyokimyasal Bir Araştırma” adıyla yayınlanmıştır.
Bu geniş çaplı laboratuvar araştırmasında orucun biyoşimik kan tablosu incelenmiştir. Araştırmada sekiz uzman ve dört kişilik yardımcı kadro görev almış ve Ramazan Ayı içerisinde, orucunu tam olarak tutan muhtelif meslek ve yaştan yüz kişi gönüllü olarak araştırmaya katılmıştır. Bir karşılaştırma yapabilmek için Ramazan’dan önce ve Ramazan’ın son haftasında kan alınarak; kanlardaki total protein, albümin, globulin, kan şekeri v.s. incelenmiştir. Detaylı analizlerle elde edilen bulgular rapor edildikten sonra, total açlık araştırmalarının sonuçları ile toplam yüz oruçlu üzerinde yapılan analiz sonuçları sonucu şöyle:
1- Oruç tutanlarda bir fizyolojik açlık (yani hakiki açlık) tablosuna rastlanmadı.
2- Yağ depolarının harekete geçirilmesi suretiyle lipit metabolizması fizyolojik sınırlar içinde süratlenmiştir. Bu sayede damar sertliğine sebep olan “ateroskleroz”un teşekkül etme ihtimali azalmaktadır.
3- 20. Asrın aterosklerozu ve ona eşlik eden kolesterol yüksekliği, hiper tansiyon, angina pektoris, enfarktuslar ve bazı böbrek hastalıkları gibi, zenginlik ve refah hastalıklarına yakalanmamak için en mükemmel bir “tıbbî proslaksi” veya “sağlık kazanma egzersizi”dir.
4- Oruçta insanın açlık hissi duyması, istediği her an yiyip içebilme alışkanlığının kişiye verdiği “psikolojik bir hadise”dir. Bu açlığa “psikolojik açlık” veya “yalancı açlık” da denilebilir.
5- Oruç bazı nadir hastalıklar dışındaki durumlarda önemli bir “şifa vasıtası”dır.
6- Oruç “açlık” olmadığına göre, sadece bir “total perhiz”den ibarettir.
Araştırmacılar yapılan analizlerin istatistiki değerlendirmelerine dayanarak şu sonuca varmaktadırlar: “Oruç ile açlık vetiresinin tamamen birbirinden ayrı vasıflara sahip oldukları tesbit edildi. Oruçta vücut depo yağlarının metabolizasyon kazanması sayesinde orucun asrımızın zenginlik ve refah hastalıkları için bir nevi “sağlık kazanma egzersizi” olduğu kanaatine varıldı
(Psiko-sosyal açıdan oruç – Veysel Uysal – Diyanet Vakfı Yayınları)

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Oruç Kötülüklerden Korur

Posted by Site - Yönetici Temmuz 5, 2015

Oruç Kötülüklerden Korur

Oruç Kötülüklerden Korur

Kur’an-ı kerimde, orucun farz kılındığını bildiren ayetin sonundaki “…ta ki korunasınız” buyurulmaktadır. Allah teâlâ, her derde bir deva, her hastalığa bir ilaç verdiği gibi kötülüklere karşı da korunma yollarını göstermiştir. İşte orucun bir özelliği, bir hikmeti de bizi kötülüklerden koruyan bir ibadet oluşudur.
Nitekim Peygamberimiz de “Oruç bir kalkandır, o halde oruçlu kötü söz söylemesin. Kendisi ile çekişip kavga etmek isteyen kimseye iki defa,ben oruçluyum desin.” buyurmuştur.

Kalkan, savaşlarda kişiyi düşmanın kılıcından koruyan bir vasıta idi. Kalkan, sahibini düşmandan koruduğu gibi oruç da aynı şekilde kişiyi kötülüklerden ve günah işlemekten korur. Oruçlu, kötülüğü başlatan kişi olmayacağı gibi, kendisine fena söz söyleyen ve kavga etmek isteyenlerin bu davranışlarına karşılık: “Ben oruçluyum, ben oruçluyum” diyerek nefsine hakim olacak ve kendisini kavganın içine çekmek isteyenlere uymayacaktır. Böylece oruç, bir kalkan gibi kişiyi kötülüklerden korumuş olacaktır.

Oruç, kişiyi sadece kötülüklerden korumakla kalmayacak, onu cehennem ateşinden de koruyacaktır. Çünkü, insanı cehenneme sürükleyen kötülüklerdir, bunlardan uzaklaşan cehennemden de uzaklaşmış demektir.
Her kötülüğün başı, Cenab-ı Hakkı unutmak ve sorumluluk duygusunu kaybetmektir. Halbuki oruç, bize daima Allah’ı hatırlatır, sorumluluk duygusunu geliştirir. Bir ay boyunca devam eden bu manevî eğitim sonucu Allah korkusu kalblere iyice yerleşir,bunun olumlu tesiri ile de insan davranışlarını kontrol altına alarak her türlü kötülükten uzaklaşmış olur.

Allahü teâlânın her emrinde olduğu gibi oruçta da bunun gibi birçok hikmetler ve bizim için pek çok faydalar olduğu muhakkaktır. Orucu Allah rızası için tutmakla beraber, bunları da bilmekte faydalar vardır.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Oruç Tutmanın Toplum Açısından Önemi

Posted by Site - Yönetici Temmuz 4, 2015

Oruç Tutmanın Toplum Açısından Önemi

Oruç Tutmanın Toplum Açısından Önemi

İbadetlerin faydaları sadece fertlerle sınırlı değildir. Bazı ibadetler toplum düzen ve ahengini önemli ölçüde etkiler. Mesela oruçta bu özellik çok bariz ve belirgin bir şekilde gözlemlenir. Cemaatle kılınan namazların sosyal ilişkiler açısından ne kadar önemli etkisi olduğunu kim inkar edebilir?

Zekatta bunlara ilaveten sosyoekonomik dengeleri olumlu yönde etkileyen çok hikmetli özellikler vardır. Ramazan ayının manevi atmosferi içinde farz olan zekatın dışındaki her türlü sadaka ve maddi yardımlaşmanın da zenginleştirdiği bir ihsan ortamında nice bunalmış insanların sıkıntı ve problemlerine çözüm ve rahatlık sağlandığı herkesin bildiği bir gerçektir.

Ramazan ayı boyunca insan, aslında ferdi ve sosyal olgunluğa erişmek için çok ciddi ve zor bir imtihandan geçer. Nefsinin zaaf ve tutkularıyla oldukça çetin bir mücadele içine girer.

Oruç, kişi iradesini iyiye ve güzele yönlendirme noktasında insana çok ciddi destek ve katkılar sağlar. İnsan; çirkinlikler ve olumsuzluklar bir yana, günlük hayatın normal seyri içinde kendisi için helal ve meşru olan pek çok iş ve davranışları bile, geçici bir zaman için bile olsa kısıtlama veya tamamen terkedebilme kararlılığını gösterir.

Faydalı ve güzel işleri yapmakta çok farklı bir şevk ve heyecan duymaya başlayan insan, yavaş yavaş kötülüklerden nefret etmeye başlar. Önemli olan Ramazandan sonra da aynı alışkanlıkları sürdürmek ve bunları kalıcı hale getirmeye çalışmaktır.
Zaten Ramazan sonunda büyük sevinç ve mutluluk sahnesi oluşturan Bayramın ifade ettiği hikmetli mana, nefse karşı yürütülen akılcı ve kararlı mücadelenin zaferle sonuçlanmış olmasıyla çok yakından ilgilidir.

Ramazan-ı Şerifte tutulan oruç, şayet halis bir niyetle tamamlanırsa ona verilecek manevi ecir ve sevaba insanlarca bir ölçü ve sınır konulmasına imkan yoktur. Çünkü Cenab-ı Hak “Oruç sırf benim için eda edilen bir ibadettir, onun mükafatını da ancak ben takdir ederim” buyurmuştur.

Oruçlu kişi, orucunun feyiz ve bereketine kavuşabilmek için kaynağını şeytandan alan, nefsin bencil ve mağrur tutkularıyla kabaran öfke ve asabiyet halini mutlaka terketmek zorundadır. Ramazan orucuyla bu imtihandan yüz akıyla çıkanlar öfkelerini yenerek ne kadar güçlü bir iradeye sahip olduklarını gösterirlerse Bayramı gerçek anlamda hak etmiş olurlar.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

“Oruçlu olan kimse, hurma ile iftâr etsin! Çünkü hurma bereketlidir.”

Posted by Site - Yönetici Temmuz 3, 2015

Oruçlu olan kimse, hurma ile iftâr etsin! Çünkü hurma bereketlidir

Oruçlu olan kimse, hurma ile iftâr etsin! Çünkü hurma bereketlidir.”

Resûl “aleyhisselâm”, hurma ile iftâr ederdi.
Hurmanın bereketli olması, şöyledir ki; onun ağacına (Nahle) denir. Bu ağacın yaratılışında, topluluk ve adâlet vardır. İnsanın yaratılışı da böyledir. Bunun içindir ki, Peygamber “aleyhisselâm” Nahle ağacına, Âdem oğullarının halasıdır, dedi. “Halanız olan nahleye saygı gösteriniz! Çünkü bu ağaç, Âdem aleyhisselâmın çamurundan kalan artıktan yarıtılmıştır.” buyuruldu.

Görülüyor ki, nahle, Âdem aleyhisselâmın çamurundan yaratılmıştır. Nahleye bereket buyurması, bunda herşeyin bulunduğu için olsa gerektir. Bunun için, nahlenin meyvesi olan hurma yenince, insanın parçası, dokusu olur. Böylece, hurmada bulunan herşey, insana da aktarılmış olur.

Hurmada bulunan sayısız üstünlükler, bunu yiyende de bulunur. Hurmayı yiyen herkes böyle olur ise de, oruçlu kimse, iftâr zamanında, şehvetlerden ve dünyanın geçici zevklerinden temiz olduğu için, hurmadan pekçok istifâde eder. Anlattığımız faydaları daha tam ve daha olgun olur. Resûl “aleyhisselâm” “Mü’minin sahurunun hurma ile olması, ne güzeldir.” buyurdu. Bu da, belki, hurma insanın dokularına karışınca, insanın hakîkatini tamamladığı içindir.

Oruçlu iken, böyle şey olmadığı için, bunun karşılığı olarak sahûrda hurma yemenin güzel olduğunu bildirmiştir. Hurma yemek, çeşitli yemekleri yemek gibi faydalı olmaktadır. Hurmanın bu bereketi, kendisinde herşey bulunduğu için, iftâr zamanına kadar insanda kalır.

Hurmanın bu faydası ancak islâmiyete uygun olarak yenildiği, islâmiyetten kıl ucu kadar ayrılık bulunmadığı zamandır. Tam fâidesine kavuşmak için, bir ağacın bir meyvesi olarak değil, bereketini düşünerek yemek lâzımdır. Yalnız bir meyve
olarak yenirse, yalnız madde, kalori faydası elde edilir. İşin iç yüzü bilinerek yenirse, bereketine kavuşulup, rûhu da besler.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: