Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘H.z Ömer’ Category

İsimlerin Hadiselere Tesiri?

Posted by Site - Yönetici Aralık 8, 2017

İsimlerin Hadiselere Tesiri?

İsimlerin Bir Ev Halkını Yakması
Hazret-i Ömer (r.a.) bir adama sordu:
-“Adın nedir?”
Adam;
-“Cemre (tutuşmuş ateş)” dedi.
Hazret-i Ömer sordu:
-“Kimin oğlusun?” Adam;
-“Şihâb’m… (Alevli ateşin)…
Yine sordu:
-“Nereden (geliyorsun)?”
Adam;
-“Harkadan… (Hararetten…) dedi.
Hz. Ömer (r.a.) sordu:
-“Nerede oturuyorsun?”
Adam;
-“Harra’da…” Harra yanmış gibi siyah taşlı olan bir yerdir.
(“Harra’nın neresindensin?”
Adam;
-“Kavuran alevli yerinde…”
Bunun üzerine Hazret-i Ömer (r.a.) hazretleri ona;
-“(Acele) ailene yetiş! (Masumlar) yandılar!” dedi.
Adam ailesine geldiğinde hakikaten onları yanmış olarak
gördü.”

Kötü İsmin Menfî Tesiri

Hazret-i Ömer (r.a.) bir adama yardım etmek istedi. Ve ona ismini sordu.
Adam (adım):
-“Hırsız oğlu Zâlim!” dedi.
Hazret-i Ömer (r.a.) ona;
-“Sen zulmediyor ve babanda hırsızlık yapıyor! (Öyle mi?)” dedi. Ve ondan yardım dilemekten vazgeçti…

Çirkin İsimleri Değiştirin

İşte bu hadiseler, çirkin isimleri güzel isimlerle değiştirmeye delâlet eder.
Zira muhakkak ki güzel isimlerde (hayır) vardır.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/113.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Ömer’i Ömer’e gösteren o kadın kimdir

Posted by Site - Yönetici Kasım 28, 2017

Ömer’i Ömer’e gösteren o kadın kimdir?

Bir gün Hazret-i Ömer Medine’de gidiyordu. Bir ihtiyar kadın yol kenarında durmuş idi. Bir başka kadın ona dedi ki, içeri gir, emir-ül müminin Ömer gidiyor. İhtiyar kadın, başını dışarı çıkarıp dedi ki, ona dün Ömer derler idi. Bugün emir-ül müminin mi oldu. Hazret-i Ömer o sözü işitti. Geri döndü, dedi ki, Ömer’i Ömer’e gösteren o kadın kimdir. Ömer’in kendini tanımasına, anlamasına sebep oldu.

Ondan sonra her gün o ihtiyar kadının kapısına gelir derdi ki, atılacak çöpün var ise atayım, hizmetin var ise göreyim. Destin boş ise ver, su getireyim. Zira Ömer’i senden gayri kimse tanımadı.

Kaynak : Menâkıb-ı Çıhâr-Yâr-ı Güzîn.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Vaiz olarak ölüm kâfidir

Posted by Site - Yönetici Kasım 25, 2017

Vaiz olarak ölüm kâfidir

Hazret-i Ömer’in yüzüğünde Kefa bil-mevt vaızan ya Ömer yazılı idi. Manası, Ya Ömer, vaiz olarak ölüm kâfidir demektir. Ya Ömer kısmı hariç, hadis-i şeriftir. (Taberani)

Nitekim, Hazret-i Ömer bir kimseye her gün birkaç kere gelip, ölümü hatırlatsın diye birkaç akçe tayin etmişti. Her vakit o kimse gelip, ölümü ona hatırlatırdı. Bir gün o şahsın vazifesine son verdi. Şahıs kusur mu ettim diye üzülünce, buyurdu ki, senin gelip ölümü hatırlatmana ihtiyacım kalmadı. Zira sakalıma ak düştü. Sakalın akı ise ölümün habercisidir. Daima göz önünde olup, ölümü hatırlatır.

Kaynak : Menâkıb-ı Çıhâr-Yâr-ı Güzîn.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Tarihi Bir Hadise

Posted by Site - Yönetici Kasım 24, 2016

omer-bin-hattababdullah-bin-omerkalenin-emiresi-kralicesitarihi-bir-hadise

Tarihi Bir Hadise

Rivayet olundu:
Ömer bin Hattab (r.a.) hazretleri, Acem diyarının (Iran memleketinin) bazı kalelerini fethetmesi için bir ordu donattı. Bu ordu tam dört bin atlıydı. Ordunun başına oğlu Abdullah (bin Ömer) (r.a.)’ı komutan olarak tayin etti. Abdullah bin Ömer (r.a.) buyurdu:
Biz yüksek bir dağın üzerinde olan kaleyi kuşatıncaya kadar işimizi gizli tuttuk. Kale o kadar yüksekti ki, silâhlarımız ona ulaşmıyordu. Kalenin içinde kâfirlerden büyük bir ordu vardı.
Kalenin emîresi (kraliçesi) güzel bir kadın idi… 0 kaleyi kuşatmaktan bize şiddetli bir yorgunluk geldi. Günlerden bir gün, o şehrin emîresi (kadın idarecisi) bizim askerlerimizin manzarasına bakar. Askerlerin içinde, Arap gençlerinden güzel ve yakışıklı bir genci gördü. O genç, gerçekten ata binen, iyi silâh kullanan ve harp taktiklerini iyi bilen ve savaşta mahir bir gençti. Kadının bakışları, o genc’in üzerine toplanınca korkuya kapıldı. Onun etrafında bulunan bazı cariyeleri ona;
Ey Melike! Neden korktun? Halbuki sen onların gelmesine mâni olan kuvvetli bir kalenin içindesini?” dediler.
O;
Bizim bu kalemizi bu genç fethedecektir'” dedi. Cariyeler;
Nasıl?” dediler. O;
Bir saat sonra göreceksiniz!” dedi. Sonra o Melike (kraliçe) o genc’e bir elçi gönderdi ve ona;
Benim, senin olacağım ve senin de benim olacağın bir yol bulabilir miyim? (Böyle bir şey mümkün mü?)” dedi. Genç, ona;
Evet! (Böyle bir şey mümkündür) ama bunun iki şartı vardır:
1- Harici kaleyi bize teslim etmen;
2- Dahilî kaleyi de O’na (Allah’a) teslim etmendir…” Melike (kraliçe) yine elçiler gönderdi ve ona sordu:
Harici kaie’nin ne olduğunu anladık! Ama dahilî kalenin ne olduğunu anlamadık? (Bunu açıklar mısın?)”. Genç, o kadına;
(Dahilî kale’yi ona teslim etmen) senin kalbini Allâhü Teâlâ hazretlerine teslim etmendir ve Allâhü Teâlâ hazretlerinin vahdaniyetini ikrar etmendir!” dedi.
Kadın bir gün o genç’e haber gönderdi:
Askerlerinle beraber şehre girin! Çünkü ben size kapıları açtım!” dedi.
Şehre girdiklerinde, o genç, emîre kadına İslâm’ı arzetti. Kadın, ona;
Biliyorsun ki, ben Kraliçeyim! Büyük himmet ve âlî mertebe sahibiyim! Senin askerlerinin içinde rütbe bakımından senden daha büyük kimse var mı? Varsa ben onun elinde Müslüman olayım!” dedi. 0 genç;
Evet! (Bu askerlerin içinde benden büyük kimse var. O da) bizim emırirniz ve büyüğümüzdür. Emîrü’l-mü’minin (mü’minlerin halifesi hazret-i Ömer r.a’ın) oğludur!” dedi.
Kadın, Abdullah bin Ömer (r.a.) hazretlerinin önüne huzura getirildiğinde, Abdullah bin Ömer (r.a.) ona İslâm dinini arzetti. Kadın birincisi gibi konuştu yani;
Müslümanların içinde senden daha büyük kimse var mı? Gidip onun önünde Müslüman olayım?” dedi.
Abdullah bin Ömer (r.a.) hazretleri;
Evet! Babam, emîrü’l-rnü’minin, (mü’minlerin halifesi Ömer r.a. var)” dedi. Kadın;
Öyleyse, beni ona gönder! Ta ki onun elinde Müslüman olayım?” dedi.
Bunun üzerine, Abdullah bin Ömer (r.a.) hazretleri, Kraliçeyi, beraberinde bir bölük asker ve bir çok mal ile beraber, kale’den çıkartıp, Hazret-i Ömer (r.a.)’a gönderdi.
Kadın (Medine-i münevvere’de) Hazret-i Ömer (r.a.)’ın huzuruna çıktı. Ve ona;
Ey mü’minlerin emîri burada senden daha büyük kimse var mı?” dedi. Hazret-i Ömer (r.a.);
Evet (benden daha büyük var! Benden büyük olan) Allah’ın Resulü Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretleridir! Ve bu da onun kabr-i şerifidir!” dedi. Ve hazret-i Ömer (r.a.), Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin ravza-ı mutahharasını işaret etti.
Kraliçe;
Öyleyse ben ancak onun elinin önünde Müslüman olurum!” dedi. Onun söylediklerine icabet etti.
Kadın, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin nurlu kabri şerifine geldiğinde, selâm verdi. Büyük bir edep, vakar ve hürmetle Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin kabr-i şeriflerinin önünde diz çöküp oturdu. Ve;
Eşhedü en lâa ilâahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve raslûlühû”
Ben şehâdet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. Ve ben şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) Allah’ın kulu ve resulüdür!” dedi. Sonra o kadın;
Ben zulmetlerden nur’a çıktım!
Ya Resûlallah (s.a.v.)! hazretleri! Ben imanımın günahlara bulanmasından ve inancımın ma’siyetlerle kirlenmesinden korkuyorum!
Seni hak peygamber olarak bize gönderen Allah’tan, bir daha günaha ve ma’siyete girmeden benim ruhumu almasını istiyorum!” diye dua etti. Sonra da, başını Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerinin eşiğine koydu. Ve ayni saatte vefat etti.
Bunun üzerine, o kadının güzel halinden dolayı, hazret-i Ömer (r.a.) (ve orada bulunanlar) ağladılar.
Sonra hazret-i Ömer (r.a.), kadının yıkanmasını, teçhizini ve Bakî mezarlığında, sahabelerin (r.a. hazerâtının) arasına defnedilmesini emretti…

Allah’ım bizleri, sırat-ı müstakîme girenlerden eyle!
Allah’ım bizleri, kalb-i selîm ile senin Cenabına vâsıl olanlardan eyle!
Allah’ım bizleri, elim azabından kurtar (ve bizleri azaba girmekten koru!) Âmin!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/123..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

FIRAT KENARINDA BİR OĞLAK ZÂYÎ OLSA ÖMER’DEN SORULUR

Posted by Site - Yönetici Kasım 7, 2016

kurbankurbanlik-kocalinan-kurban-olse-veya-kaybolsa

FIRAT KENARINDA BİR OĞLAK ZÂYÎ OLSA ÖMER’DEN SORULUR

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Allâhü Teâlâ’nın halkı görüp gözetmek üzere vali (idâreci) kıldığı kimse, güzel nasihat ve idâresi ile halkı muhâfaza etmez (onlara zulüm eder)se elbette cennet kokusu koklayamayacaktır.
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

Ömer bin Hattâb (r.a.) Hazretleri’nin halifeliği devrinde az vakit zarfında İslâm memleketleri çok genişledi ve İslâm dini fevkalâde kuvvet buldu. Devlet hazinesi malla doldu. Mal demek dünya sevgisi ve fitne-fesadın çıkması demekti. Bir müddetten beri bu düşünce Hazret-i Ömer’in zihnini kurcalıyordu. Bir gün huzûrunda bulunan bazı Ashâb-ı Kiram’a:

“Resûlullah (s.a.v.)’ın fitne hakkında olan sözü hanginizin hatırındadır?” diye sordu. İçlerinden Hazret-i Huzeyfe (r.a.):

“Yâ Emîre’l-müminîn! Senin için ondan bir beis yok. Senin zamanınla onun arasında bir kapalı kapı var” dedi.

Hazret-i Ömer: “Bu kapı kırılacak mı; yoksa açılacak mı?” diye sorunca Hazret-i Huzeyfe “Kırılacak” dedi. Hazret-i Ömer: “Öyle ise o kapı artık kapanmaz” deyip üzüldü.

“Kapının ne olduğunu İmam Mesrûk (rah.) sordu. Hazret-i Huzeyfe “Kapı Ömer’dir” diye cevap verdi. “Ömer, kapının kim olduğunu bilir mi?” diye sordu.

Hz. Huzeyfe: “Sabahtan sonra akşamın geleceğini nasıl bilirse, onu da öyle bilir.” dedi.

Hâsılı Hazret-i Ömer, Müslümanlar arasında fitne çıkması husûsunda çok endişe ediyordu. İnsanlar arasında dünya hırslarını doğuran servet ve zenginlik arttıkça alâmetleri de meydana çıkmaya başlamıştı. Lâkin Hazret-i Ömer’in insanların nazarında bilinen heybeti ve Müslümanların kendisine fevkalâde bağlanıp itâat etmesi fitne çıkmasına engeldi.

Ancak İslâm ülkelerinin sınırları çok genişledi, işler çoğaldı. Her yerde adâletin temin edilmesi zorlaşmaya başladı. Hazret-i Ömer bu halden sıkılıp:

“Yâ Rabbî! Ruhumu kabzet” demeğe başladı. Bir gün ağlarken sebebi sorulunca: “Nasıl ağlamayayım ki, Fırat kenarında bir oğlak zayi olsa korkarım ki Ömer’den sorulur” diye cevap verdi.

Kaynak : Hz. Ömeru’l-Fâruk, Çamlıca B. Y.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hazreti Ömer (r.a.)’in Nil Nehrine Emri !

Posted by Site - Yönetici Kasım 2, 2016

hazreti-omer-r-a-in-nil-nehrine-emri

Hazreti Ömer (r.a.)’in Nil Nehrine Emri !

Hazreti Ömer (r.a.)’in halifeliği döneminde Amr bin As Hazretleri Mısır valisiydi. Mısır halkı vali’nin huzuruna çıktılar:
Nil nehrinin bir adeti vardır. 0 adet yerine getirilmediği zaman onun suyu fazlalaşmaz.” -“Nedir o?”
Atalarımızdan gelen adete göre önümüzdeki ayın on ikisinde, bir çocuğu süsleyip, Nil Nehri’ne atmamız lazım.”

Bu kötü bir adettir… Dinimiz bütün kötü adetleri kaldırmıştır. Böyle bir şeye izin veremem.”

Aradan üç ay kadar bir zaman geçti. Gerçekten dedikleri gibi Nil’in suyu fazlalaşmadı. Gün geçtikçe suyun çekilmesiyle beraber Mısır halkı da başka memleketlere göç etmeğe başladılar. Amr bin As Hazretleri bu durumu Halife Hazreti Ömer Faruk (r.a.)’a rapor etti. Hazret Ömer (r.a.) verdiği cevapta:
Doğru hareket etmişsin. İslâm dininin hüküm sürdüğü yerlerde câhiliyet adetlerinin ve akıl dışı davranışların olması caiz değildir. Mektubumun içine bir kağıt koydum onu nehre at.” diye yazdı. Amr bin As Hazretleri mektubu alınca açtı, içindeki kağıtta:
Bİsmillahir-rahmanİr-rahım (Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adı ile “Ömer bin Hattab’dan Mısır Nil’ine, bundan sonra eğer sen kendi arzunla akıyorsan, akma, eğer sen tek ve kahhâr olan Ailâhü Teâlâ hazretlerinin İzniyle akıyorsan,, senin akmanı ondan istiyoruz ‘ma’nâsında bir yazı vardı. Amr bin As Hazretleri, o kağıdı Nil Nehri’ne bıraktı. Sabahleyin Nil’in suyu on arşın yükseldi. 0 dönemden sonra Mısır halkı o kötü adetten kurtuldu.

Kaynak : Çihâr yâr-i Güzîn (Dört büyük Halife) s. 119, Şemseddin Sivasî

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Şeytanın Vesvesesi – Vesvese Nasıl Olur ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 24, 2016

seytanin-vesvesesi-vesvese-nasil-olurhz-omer-r-a-in-vesvesesi

Hz. Ömer ( r.a.)`in Vesvesesi 

Hikâye olunduğu gibi:
Ömer bin Hattab (r.a.) hazretleri, kendi nefsinde (içinde gayri ihtiyari olarak) bir kadını zikretti… (Sadece bir ân için kalbinden geçirdi, hiçbir harekette bulunmadı…) Ama çok az bir zaman sonra (hannâs şeytanın vesvesesiyle) insanlar, kendi aralarında bunu konuşur oldular…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/35

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şeytan | Etiketler: , | Leave a Comment »

Hz. Ömer ve Romalı Elçi

Posted by Site - Yönetici Haziran 28, 2016

Mesnevide Geçen Hikayeler,Hz. Ömer ve Romalı Elçi

Hz. Ömer ve Romalı Elçi

Halifeler döneminde, dünyanın büyük bir bölümünü hâkimiyeti altında bulunduran Roma İmparatorluğu’ndan Medine şehrine bir elçi gönderildi.

Günler süren yolculuktan sonra Medine’ye yorgun bir şekilde ulaşan elçi, halifenin sarayını sordu.
Eşyasını indirip atını dinlendirmek istiyordu. Zafer üstüne zaferler kazanan, adaleti ile dillere destan olan bu büyük yöneticinin, görkemli bir sarayı olması gerektiğini düşünen elçi halka sarayın yerini sordu.

Medine halkı elçiye, ”Halifenin dünyalık sarayı yoktur ama çok aydınlık bir gönül sarayı vardır. Her ne kadar adı halife ve emîr olarak dünyaya yayılmışsa da o garip bir derviş gibi küçük bir evde oturur” dediler.

Daha önce hiç işitmediği sözleri duyan Romalı elçinin, Hz. Ömer’i görme merakı iyice arttı. Atını ve eşyasını bir kenara bırakıp, büyük insanı bir an önce görme sevdasına kapıldı.
Onun yabancı olduğunu ve Hz. Ömer’i aradığını anlayan bir bedevî kadın eliyle bir hurma ağacını göstererek, ”İşte şu hurma ağacının altında yatan Hz. Ömer’dir” dedi.

Elçi, gösterilen ağaca yaklaştığında heyecandan titremeye başladı. Orada uyuyan kişinin heybetinden etkilenmiş ve gönlü bir hoş olmuştu. Sevgi ve korku gibi birbirine zıt iki duygunun gönlünde belirdiğini hissetti. Şaşkın bir durumdaydı.
Kendi kendine, ”Ben şimdiye kadar nice padişahlar gördüm, sultanların huzuruna çıktım, ama hiçbiri beni, bu ağacın altında yatan sıradan görünümlü adam kadar heyecanlandırmadı” dedi.

Saygıyla yanına yaklaşarak elini bağlayıp beklemeye başladı.
Bir müddet sonra Hz. Ömer uykudan uyandı ve ayağa kalktı. Elçi Hz. Ömer’e saygı gösterip, selâm verdi.
Hz. Ömer (r.a) elçinin selâmını aldı. Korkudan yüreği çarpan elçiyi yanına çağırarak sakinleştirdi. Gönlünü alıp neşelendirdi. Karşılıklı konuşmaya başladılar. Hz. Ömer’in içten davranması sohbetlerini koyulaştırdı.

Hz. Ömer, dışı yabancı gibi görünen o elçinin içini uyanık ve dost buldu. Onun ruhunun ilâhî sırları arzuladığını sezdi.
Elçiye Allah’ın sıfatlarından bahsetti. Sohbet sırasında elçi: ”Ey müminlerin emîri! Ruh, yücelikler âleminden yeryüzüne nasıl indi? Sonsuzluklar âleminde özgür iken, ten kafesine neden girdi?
Hz. Ömer: ”Hak ruha efsunlar okudu, kıssalar söyledi, ruh da ilâhî emirle büyülendi. Bazı şeyler maddîleşince anlam kazanır. Örneğin, yağmur damlaları sedeflerin içinde inci olur. Kan damlaları ceylanın karnında misk kokusuna dönüşür.
Ekmek sofrada cansızken, insan vücudunda neşeli bir ruh kesilir.

Elçi bu cevap karşısında zihnindeki bütün sıkıntılardan kurtulduğunu, ruhunun hafiflediğini hissetti. Asıl olanın ne olduğunu keşfetti. Fakat böyle büyük bir kaynağı bulmuşken bırakmak istemedi. Faydalanmak için sormaya devam etti.
Duru ve berrak bir su gibi olan ruhun, bulanık bir yer gibi olan cesette hapsedilmesinin hikmeti nedir?
Hz. Ömer: ”Ses ve sözle ilgisi olmayan mânayı neden kelimelerle ifade ediyorsak, neden yazıya döküyorsak, ruh da bu yüzden beden denilen kalıba sokulmuştur.”

Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, elçiyi mâna kadehinden içki içmiş gibi mest etti. Kendinden geçirdi. Getirdiği haberi de ne için geldiğini de unuttu.

Allah’ın büyüklüğüne, gücüne kuvvetine şaşırıp kaldı. Bu makama ulaşınca da elçiği bıraktı ve mâna âleminin padişahı oldu.

***
Mevlânâ hazretleri, bu kıssada, yaratılışı, varlıkların yaratılışındaki hikmet ve kudreti, yaratılıştaki gelişmeyi, insanın nefsinden geçmemesinin demir zincirlerle bağlanmaktan farksız olduğunu, kendisine has üslûbuyla anlatıyor.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

H.z. Ömer Zamanında Çıkan Yangın

Posted by Site - Yönetici Haziran 13, 2015

20120603_194237 copy

H.z. Ömer Zamanında Çıkan Yangın

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Medine’de büyük bir yangın çıktı. Ateş taşları dahi, kuru odun gibi yakıyordu. Binaları ve evleri saran ateş havada uçan kuşların kanatlarını tutuşturuyordu. Şehrin yarısı alevlere teslim olmuştu.

Ateşe kova kova su verilmesine rağmen bir faydası olmuyor, ateş inadına artarak devam ediyordu. Halk yangını söndüremedi.

Çaresiz kalınca koşarak Halife Hz. Ömer’in yanına gitti. ”Yâ Ömer! Bu yangın su ile sönmüyor” dediler. Hz. Ömer, ”O ateş Allah’ın işaretlerindendir. Alevleri böyle coşturan sizin cimriliğinizdir. Suyu bırakın da yoksullara yardımda bulunun.
Cimrilikten tövbe edip, cömert olun” dedi.

Halk, ”Yâ Ömer! Bizim kapımız herkese açıktır. Yardım etmekten hoşlanan cömert kişileriz” deyince; Hz. Ömer, ”Siz verdiğinizi, Allah için vermiyorsunuz. Gayeniz gösteriş yapmaktır. Yerleşmiş bir geleneğiniz var. Âdet yerini bulsun diye yardım ediyorsunuz.

Allah’ın kabul edip etmeyeceğinden çekinerek, korkarak bağışlanmayı dileyerek verin ki, Allah size merhamet etsin” dedi.

***
Yardım ve sadaka, Allah rızâsı için gerçek ihtiyaç sahiplerine verilmelidir.

Haram işlerde harcayacak olana, yardım verilmemelidir.

İhlâsla erbabına yapılmayan yardımlar, belâyı defetmez.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hazret-i Ebû Bekir ve Ömer (r.a)’ın Faziletleri

Posted by Site - Yönetici Şubat 19, 2015

Hazret-i Ebû Bekir ve Ömer (r.a)'ın Faziletleri

Hazret-i Ebû Bekir ve Ömer (r.a)’ın Faziletleri

İmam Mâlik (r.h.) hazretleri buyurdular:
Ben, Hazret-i Ebû Bekir ve Ömer (r.a.) hazretlerinden daha faziletli kimseyi bilmiyorum.
Zira onlar ikisi de Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin tıynetinden yaratıldılar. Çünkü onların ikisinin de kabirleri, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin esrarı ile kâinatın üzerine faziletli olan mukaddes ravza-i mutahharalarına çok yakındır…
Allâh’ü Teâlâ hazretleri, onun şeref, azamet ve heybetini daha ziyâde etsin.

Amin.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/246.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, H.z Ebu Bekir, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: