Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Sağlık’ Category

Antibiyotik Yerine Kekik Kullanamı Başladı – Kekik Yağının Gücü!

Posted by Site - Yönetici Nisan 13, 2017

Antibiyotik Yerine Kekik Kullanamı Başladı.

Kekik Çayı Nasıl Hazırlanır ve Nasıl Kullanılır

Şimdi sizlere antibiyotik kadar etkili ve antibiyotiğin zararlarının hiç birisine sahip olmayan bir bitki var,adı da kekik desem inanırmısınız?…
Dünya sağlık örgütü açıkladı; Artık antibiyotikler fayda sağlamıyorlar bu yüzden yeni bir antibiyotik çeşidi üretilene kadar hastaların Kekik bitkisi kullanmaları konusunda uyarıda bulundular!..Ayrıca doktorların kekik bitkisinin,çayından,yağından ve suyundan faydalanma yöntemlerini hastalara anlatmalarını istediler.

Evet,malesef artık antibiyotiklerin işi bitti ve bakteriler antibiyotiklere karşı direnç sağladığı için antibiyotikler hastalıklara karşı fayda sağlamıyor,tıp dünyası çaresiz çünkü yeni bir antibiyotik çeşidi üretilmezse bir çok insanın ölebileceğini söylüyorlar…

Bu konumuzda artık bir çok bakteri ve hastalığa karşı etkisiz kalan,yan etkilerinin ve zararlarının saymakla bitmediği atnibiyotiklerin yerine,antibiyotiklerden daha etkili; Antimikrobik, antioksidan, antikansorejen, antidiyabetik, antikolestremik, antispazmodik, antiromatizmal etkilere sahip olan kekik bitkisinden bahsedeceğiz!..

Kekik tam bir tabiat harikası ve Türkiyede bolca bulunuyor,üstelik en çok çeşidi de Türkiyede mevcur. Vücudu adeta bir zırh gibi koruyan ve aynı zamanda da iyileştiren kekik Türk halkı için doğal bir ilaç ve hatta bir nimet. Peki,hayat kurtaran ve artık antibiyotiklerin yerini alacağı için,evimizden eksik etmemiz gereken kekiği nasıl almalı ve nasıl kullanmalıyız?

Kekik Bitkisinin Etken Maddeleri?

Kekik eterli uçucu yağ; Thymol (%50 civarında), Carvacrol, Borneol, Cymol, Pimen, Tanen ve flavonlar içerir.
Türkiye’de Origanum, Thymus, Thymbra, Saturaje, Sideritis ve Salvia cinsi kekikler yoğun olarak yetişmektedir, bu kekik çeşitleri sağlık açısından en çok faydalı olanlarıdır

Bakteriyel enfeksiyonlar için özel olarak tasarlanan antibiyotikler, doktorların alanına giren sorunların çoğuna karşı gözde ilaçlardandır. Ancak kekik yağının faydaları zararlı yan etkileri olmaksızın bazı antibiyotiklere üstünlük sağlıyor .

Ne yazık ki, çoğu tıp doktorunun öngördüğü antibiyotiklerin bugün antibiyotik direncine neden olması, iyi bakterilerin yok edilmesi (probiyotikler), vitamin emiliminin azaltılması ve sızdırmaz bağırsağa neden olan sindirim astarına zarar verilmesi gibi bir çok tahrip edeci yan etkileri bulunmaktadır.

“Antibiyotiğin geniş spektrumlu olarından kullanmak, birkaç düşman hedefini ortadan kaldırmak için özel bir operasyona keskin nişancı ekibi göndermek yerine bir şehre nükleer bomba atmaya benzer.”
İyi haber şu ki, antibiyotiklere alternatif olarak inanılmaz doğal bir yöntem var ve bu da kekik özü yağı (keklik yağı olarak da adlandırılmaktadır). Kekik yağları, güçlü anti-bakteriyel ve anti-fungal özelliklere sahip iki güçlü karvakrol ve timol bileşiği içerir.

Geçtiğimiz Ağustos ayında, Wall Street Journal muhteşem bir yazı yayınladı: Antibiyotiklerin aşırı kullanımı ve ihtiyaç duyulmadığında geniş spektrumlu ilaçların reçetelenmesi, bir dizi probleme neden oluyor. Antibiyotikler dirençli enfeksiyonların büyümesini teşvik ederek, ilaçların tedavi edilmesi planlanan bakterilere karşı daha az etkili olmasını sağlayabilir ve vücudun gıdaları sindirmek, vitaminler üretmek ve diğer işlevlerin yanı sıra enfeksiyonlardan korunmaya yardımcı olan iyi bakteri (probiyotikler) de yok ediyor.

Antimikrobiyal Kemoterapi Dergisinde Temmuz ayında yayınlanan bir çalışmada, Utah Üniversitesi’ndeki araştırmacılar ve CDC, hekimlerin % 60’ının antibiyotik reçete ettiğini ve geniş spektrumlu olanları seçtiklerini tespit ettiler.Tabiki bu veriler Amerika kaynaklı verilerdir,malesef Türkiyede bu oran %80 civarındadır.

2011 yılında Pediatrics dergisinde yayınlanan çocuklarla ilgili benzer bir araştırmada, antibiyotiklerin reçete edildiği zaman, reçete edilmesinin sebebinin çoğunlukla solunum yolları enfeksiyonundan dolayı olduğu görülmüştür,bu oranın % 50 olduğu tespit edilmiştir.
Her iki çalışmada,antibiyotiklerinin yaklaşık% 25’inin, viral enfeksiyonlar gibi koşullar için kullanılamadığı ortaya çıkmıştır.

Keklik Suyu ve Kekik Yağı Antibiyotik Yerine Reçete Edilebilir!..

Nane ailesi ( Labiatae ) yağı kokusunun bir üyesi, pizza sosuna koyduğun şey değildir. Akdeniz’de bulunan tıbbi nota kekik, uçucu yağı çıkarmak ve şifa veren bileşiklerini korumak için damıtılır.

Kekik suyu olarak bilinen, kekiğin damıtılması ile elde edilen suyun faydaları neler?
Damıtma sırasında yağın altında biriken damıtık su, “kekik suyu” olarak kullanılır. Kekik suyunun son yıllarda kullanımı yaygınlaştı, marketlerde bile satılmaya başlandı.Kekik suyu özellikle mide-bağırsak sorunlarında iyi gelmektedir; ağrıları giderir, safra salgılanmasını artırır, hazmı kolaylaştırır. Kolesterolü, kan şekerini düşürür. Tansiyonu dengeler. Kanseri önler. Mikropları öldürür.

1 kilo kekik yağını üretmek için 1000 kilo yabani kek kullanılması gerekir,halk tıbbında dünyanın 2,500 yılı aşkın bir zamandır en çok kullanılan değerli bir bitkisidir.
İyileştirici bileşik olan karvakrol(carvacro), tartışmasız kekik yağının bu kadar güçlü olduğunu açıklayan en önemli bileşendir.

800’den fazla çalışma, araştırmanın tedavi kapasitesini oldukça desteklediğini vurgulayan, bilimsel kanıta dayalı literatür için dünyanın 1 numaralı veritabanı olan PubMed’deki carvacrol’ı referans gösteriyor. Ne demek istediğimi anlamanız için, carvacrol’un nelere iyi geldiği aşağıdadır;

Kekik Yağının Faydaları Nelerdir,Kekik Hangi Hastalıklara İyi Gelir?

Bakteriyel enfeksiyonlar
Mantar enfeksiyonları
Parazitler
Virüsler
Iltihaplanma
Candida
Alerjiler
Tümörler
Böbreklerde ve mesanedeki mikropları öldürür.
Bağırsak iltihabını iyileştirir.
Bedeni kuvvetlendirir
Hazmı kolaylaştırır.
İştahsızlığı giderir.
Sinirleri kuvvetlendirir.
Kalp çarpıntılarını keser.
Salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar.
İdrar söktürür.
Adet düzenleyicidir.
Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder.
Afrodizyak özelliği vardır.
Hastalıklara karşı direnme gücünü artırır.
Çocuklarda görülen kansızlığı giderir.
Kan dolaşımını düzenler.
Müzmin öksürük, astım, bronşit ve zatüreede faydalıdır. Grip, nezle ve anjinde şikayetlerin azalmasına yardımcıdır.
Kekik suyu ile banyo romatizma ağrılarını dindirir.
Kandaki şeker miktarını azaltır.
Kekik Bitkisi Bizi Hangi Hastalıklardan Koruyor?

Kekik mikrop öldürücü özelliği ile antiseptik, antimikrobik bir bitkidir. Ayrıca içeriğindeki maddelerle vücutta hücre koruma sistemlerini güçlendirmesiyle antioksidan, kanser oluşumunu engellemesiyle antikanserojen, her türlü karın ağrısı ve gaz giderici özelliği ile antispazmodik, romatizmal hastalıkları iyileştirmesiyle antiromatizmal, diyabet hastalığını engellemesiyle antidiyabetik ve vücuttaki kolestrol oranını ayarlamasıyla antikolestremik özellikler taşımaktadır. Bu özellikleri ile kekik, yaşlılığı geciktirmekte, tümör oluşumunu engellemekte, şeker hastalığına iyi gelmekte ve gıdaların bozulmasını doğal yollarla engellemektedir

Kekik Yağının Gücü!

Geçen Aralık ayında Journal of Medicinal Food , 5 farklı türde kötü bakterilere karşı kekik yağının antibakteriyel etkisini değerlendiren bir çalışma yayınladı. Anti-bakteriyel özellikleri değerlendirdikten sonra kekik yağı bu zararlı 5 türede önemli bir anti-bakteriyel özellik sağladığı görülmüştür.İlginçtir ki, en yüksek aktif özelliğe sahip E. Coli’ye karşı bile anti-bakteriyel özellik sağlamıştır; bu da, mide bağırsak sağlığını geliştirmek ve ölümcül gıda zehirlenmesini önlemek için düzenli olarak kekik yağının kullanılması gerektiğini gösteriyor.

İki yıl önce, Pakistanlı araştırmacılar, Reveasta Brasileira de Farmacognosia dergisinde benzer sonuçlar yayınladılar,ayrıca kekik yağının çeşitli türdeki kanser hücrelerini öldürme kabiliyetlerini kanıtlıyorlardı !

Birçok sağlık araştırması için bir kaç düzine çalışmada, kekik yağının zararlı antibiyotikler yerine kullanılabileceği doğrulanmaktadır. Araştırmalar sonucunda ulaşılan veriler kekik yağının doğal bir antibiyotik olduğunu kanıtlamıştır.

Örneğin, geçen yılın sonlarında , Avrupa Tıbbi ve Farmakolojik Bilimler Dergisi’ndeki bir araştırma,sıçanlarda metotreksat toksisitesine karşı koruma sağlamak için uygulanan karvakrolün dünyanın en tehlikeli bazı ilaçlarının yan etkilerini önlediği görüldü!

Mesela,Metotreksat (MTX), kanserden romatoid artrite geniş bir dizi sorunu tedavi etmek için yaygın olarak kullanılan bir ilaçtır. Tehlikeli yan etkilere sahip olduğu bilinen Türk araştırmacılar ve doktorlardan oluşan bir ekip, oregano’nun bu faktörleri tutma kapasitesini değerlendirdi, çünkü antioksidanlar ve anti-inflamatuar ilaçlar MTX’e karşı tam koruma sağlamada etkisiz kaldı.

Farelerde siyatik sinirdeki çeşitli belirteçleri değerlendirerek,karvakrinin, MTX ile tedavi edilen farelerde pro-inflamatuarı ilk kez azalttığı gözlemlendi. Araştırma dünyasında nispeten yeni bir konsept olarak, “çığır açan” bu araştırmanın öneminini anlamanız için,bu sonuçları test eden daha bir ok araştırmayı örnek gösterebiliriz!.. Benzer şekilde Hollanda da araştırmacılar, kekik yağının “oral demir tedavisi sırasında kalın bağırsakta aşırı büyümeyi ve kolonizasyonu önleyebileceğini” de göstermiştir. Demir eksikliği anemisini tedavi etmek için kullanılan oral demir tedavisi, Mide bulantısı, ishal, kabızlık, mide ekşimesi ve kusma gibi gastrointestinal sorunlardan oluşan bir seri yan etkidir.

Kekik Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz Kekiğin Yan Etkileri Var mıdır?

Kekik alırken; yeni mahsül ve dalında kurutulmuş demet halinde satılanlar tercih edilmelidir. Kurutulurken sağlıklı ortamda kurutulup kurutulmadığını rengi ve kokusundan anlayabilirsiniz. Rengi canlı, kokusu keskin olmalıdır.Güneş görmeyen yerde, Koyu renkli şişelerde, serin bir ortamda saklanmalıdır.

Önerilen dozlar aşılmadığında bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.Fakat alerjik bünyeli kişilere önerilmez.Tiroid bezinin işlevini arttırabilir. Bu nedenle guatr hastalarının kekik yağını kullanmaması tavsiye edilmektedir.

Kekik yağı ve kekik suyu en fazla 2-3 hafta boyunca kullanılır,ardından 15 gün ara verilip terar kullanmaya başlaya bilirsiniz.Kurutulmuş kekik otu, gebe kadınlar için gayet iyidir ancak kekik yağını kullanırken hamile kadınların dikkatli olmaları ve bunu doktorun talimatı olmadan asla kullanmamaları gerekir.

Kekik Çayı Nasıl Hazırlanır ve Nasıl Kullanılır?

Kekik çayı, içerisindeki en etkili madde olan eterli uçucu yağın (Thymol) yitirilmemesi için hiçbir zaman kaynatılmaz! Yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulmş, ince kıyılmış kekiğin üzerine, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar su dökülür, üstü kapatılarak 8-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 2-3 bardak yeni demlenmiş olarak, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan ve yudumlanarak içilir. Çayının yapımı çok kolay ve ferahlatıcı bir etkisi var, sinirleri yatıştırıcı, mideyi rahatlatıcıdır. Boğaz tahrişi, öksürük, gribal enfeksiyonlarda kullanılmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Sabahları bir bardak kekik çayını içtiğinizde vücudunuzda iyi ve güzel şeylerin harekete geçtiğini hissedeceksiniz. Özellikle soğuk havalarda şifa niyetine hasta olmasanız da içmenizi öneririm.

Kaynak : saglikkuthuphanesi
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

SAĞLIĞIMIZ: UYKUSUZLUK VE ÇARELERİ

Posted by Site - Yönetici Nisan 2, 2017

SAĞLIĞIMIZ: UYKUSUZLUK VE ÇARELERİ

Uyku, günlük faaliyetle yorulan bedenin ve beynin dinlenmesi için bir ihtiyaçtır. Sinir ve etlerimiz, harcadıkları kuvveti ancak uykuda kazanırlar. Çünkü uyku esnasında kalp, uyanık bulunduğumuza nazaran daha az atar, nefes daha seyrektir; vücutta her türlü sarfiyat azdır; etler yumuşamış, hassasiyet azalmıştır.

Esasen kısa olan ömrün hemen üçte birinin uykuda geçirilmesi, insan hayatı için bir kayıptır. Ancak hayatın zinde bir faaliyetle, sıhhat ve neşe içinde devamı için uyku da yemek içmek kadar tabiî bir ihtiyaçtır. Çünkü vücudumuzda biriken yorgunluğun ve zehirlerin süratle vücuttan çıkması lâzımdır. Bunu da temin edecek yegâne şey uykudur. Uykunun hayatî ehemmiyeti bu noktadadır. Vücuttan bu zehirin çıkmaması, yani uykusuz kalınması, evvelâ cilt ve bilhassa yüz cildi üzerinde tesirini gösterir.

Uykusuzluğun sebebi birçok hastalıklar olabilir. Hastanın ateşi, öksürüğü, ağrısı, gayri tabîî susaması, geceleyin sık sık idrara kalkmak ihtiyacı, nefes darlıkları gibi ıztıraplar uykuyu bozar.

Uykusuzluğun sebeplerinin başında, ruhî ve bedenî yorgunluklar gelir. Fikren çok yorulanlarda, gece çalışmayı tercih edenlerde beyin ve sinirler uyanıktır ve çalışırlar. Böyle yorgun bulunan beyin hemen uyuyamaz. Bu itibarla o kimseler ya hiç uyuyamazlar veya rüya ve heyecanla dolu kısa bir uykudan sonra, baş sersemliği ve kırıklıkla kalkarlar.

Ruhî heyecanlar da uykusuzluğun sebeplerinden biridir. Fazla miktarda kahve ve çay içilmesi ve bilhassa tütün gibi sıhhate zararlı şeylerin içilmesi uykusuzluğun en mühim sebeplerindendir.

Yaşlıların uykuya ihtiyaçları gençlere nisbeten azdır. İhtiyarlardaki uyku bozukluğu, kan damarlarının sertleşmesi ve böbrek çalışmasının bozulması vs. sebeplerle olabilir.

Uykusuzluktan sakınmak için, muntazam bir hayat yaşamalı, yemeklerin saati düzenli olmalı, uyku zamanını tayin etmeli ve bu saati geçirmemeli, akşam yemeklerinde mideyi lüzumundan fazla dolduracak şeylerden sakınmalı, ılık banyolar almalı ve serince bir odada yatmalıdır.

Ağır uykusuzluk hallerinde doktora müracaat etmelidir. Doktor tavsiyesi olmadan uyku ilacı almak zararlıdır.

Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:

“Yatağa gireceğin zaman namaz abdesti gibi abdest al, sonra sağ tarafın üzerine yat…”

(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Nerede İlaç Kullanılmalı?

Posted by Site - Yönetici Mart 9, 2015

Nerede İlaç Kullanılmalı,ilaç kullanmak, osmanlida ilaç kullanmak,baharat ilac, baharatlar neye faydali.misir carsisi baharat,

Nerede İlaç Kullanılmalı?

Bazen ilaç kullanmamak daha iyidir ve Peygamberin sünnetine de aykırı değildir.
Zira büyüklerimizin çoğu ilaç kullanmazlardı.

SORU: İlaç kullanmamak çok iyi bir şey olsaydı, Peygamberimiz de kullanmazdı.
CEVAP: ilaç kullanmak için altı sebep vardır:

1- ilaç kullanmayan kimse, keşif sahibi olup ecelinin geldiğini anlar ve ilaç kullanmaz. Nitekim doktorlar da artık kısa bir süre sonra öleceği belli olan hastaya ilaç ve perhiz vermezler.

Hz. Ebu Bekir has talandığında: “Doktor getirelim.” dediler. “Doktor beni gördü ve istediğimi yapacağını söyledi.” dedi.

2- Hasta ahiret korkusu içinde olduğu için ilaç istemez ve düşünmez.

3- Hasta nedeni bilinmeyen, çaresiz bir hastalığa yakalandığını bildiği için ilaç kullanmak istemez.

4- Hasta, hastalıkta çektiği sıkıntının sevabından mahrum kalmamak ve sabrını denemek için ilaç kullanmak istemez.
Zira Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Yüce Allah tıpkı altının ateşte denenmesi gibi kulunu bela ile dener.

5- Günahı çok olur. Hastalığın günahına kefaret olması için uzamasını ister.
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Sıtmaya yakalanan kul, dolunun tozdan temiz olması gibi, günahlarından temiz olur.
Hz. İsa (A.S.) diyor ki:
Canına veya malına gelen belaya, günahı affolacağı için sevinmeyen kimse âlim değildir.

6- Devamlı sağlıklı olmanın, Yüce Allah ‘ı unutmaya, O’na karşı gelmeye, günah işlemeye neden olacağını düşünüp hastalıkta kalmak ister ve bu yüzden ilaç kullanmaz.

Yüce Allah acıdığı kullarını sıkıntı ve bela ile gafletten uyandırır. Bunun için mü’min şu üç şeyden boş olmaz denilmiştir.

Fakirlikten, hastalıktan ve zilletten.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Yüce Allah buyuruyor: Fakirlik benim kemendim, hastalık benim zindanımdır. Bunlara sevdiklerimi yakalatırım.

Peygamberimiz (S.A.V.) bir hanımla evlenmek istedi. Hanımı övmek için:
Hiç hastalık görmemiştir.” dediler.
Resulullah: “Öyle ise istemem.” buyurdu.

Hz. Aişe (R.Anha) sordu: “Ya Resulallah, hiç kimse şehitlerin dereces ine ulaşabilir mi?
Resulullah şöyle buyurdu: “Evet , günde yirmi defa ölümü düşünen o dereceye ulaşır.
Şüphesiz ki bir hasta günde yirmi defadan fazla ölümü düşünür. Bunun için bazı kimseler hasta olduklarında hiç ilaç kullanmamışlardır. Resulullah böyle bir dereceye muhtaç olmadığı için ilaç kullanmıştır.

Tevekkül hastalığın sebeplerinden kaçınmamayı gerektirmez. Hz. Ömer’in Şam’a veba hastalığı bulunduğu için girmediğini kader konusunda anlatmıştık.

Kaynak : Kimya-i Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

TEVEKKÜL EDENİN GÖZETECEĞİ KURALLAR

Posted by Site - Yönetici Şubat 20, 2015

Tevekkül

TEVEKKÜL EDENİN GÖZETECEĞİ KURALLAR

Kısa Başlıklar..

İlaç kaza ve kaderi değiştirir mi? …. Devamı alttaki yazıda..

Musa (A.S.): Ya Rabbi, hastalığı yapan ve hastalığı iyileştiren kimdir? …. Devamı alttaki yazıda..

Bir topluluk, Peygamberlerine çocuklarının çirkinliğinden şikayet
etmişlerdi. Şöyle vahiy geldi….. Devamı alttaki yazıda..

Her hastalığın ilacı varmı ? …. Devamı alttaki yazıda..

Hacamat nekadar etkilidir ? …. Devamı alttaki yazıda..

Tevekkül sahibinin uyması gereken altı kural vardır:

1- Kapıyı kilitlemeli, fakat başka tedbirler almağa uğraşmamalıdır. Örneğin kapıyı birkaç kilitle kilitlememeli, komşuların göz-kulak olmalarını istememelidir.
Malik İbni Dinar dışarı çıktığı zaman evinin kapısını bir ipte bağlar ve:
Eğer köpeğin girme ihtimali olmasaydı, bunu da yapmazdım.” derdi.

2- Hırsızı davet edici değerli eşyaları evde bulundurmamalıdır. Zira değerli eşya hırsızı çalmaya, dolayısıyla da günaha teşvik eder. Ayrıca kendiside “Acaba hırsız çalarmı” diye ves veseye düşer ve huzurlu bir kalp ile ibadet edemez.
Evinde değerli eşya bulundurup çaldıran hem başkasını günaha teşvik etmiş , hemde kendi kalbine ves vese düşürmüş olur.

3- Evden çıkarken: “Eğer hırsız eşyalarımı çalarsa ona helal olsun.” diye niyet etmelidir. Zira hırsız belki fakir olup buna muhtaçtır. Eğer bu malı çalarsa bir daha başkasının malını çalmayabilir. O halde kendi malını başkasının malına feda etmekle hem hırsıza, hemde Müs lümanlara sevgi göstermiş olur. Ayrıca Allah ‘ın takdirinin değişmeyeceğini, üstelik kendisi için de sevap meydana geleceğini düşünmek gerekir. Böyle bir düşünce besleyenin malı çalınması bile eşyasının yedi katı miktarınca sadaka vermesi gibi kendisine sevap yazılır.
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Bir kimse eşiyle yattığında azletmezse, yani meniyi dışarı akıtmazsa ve çocuk olmasını niyet ederse, ister çocuk olsun, ister olmasın onun için Allah yolunda savaşa gidip şehit düşen bir yiğit sevabı yazılır.” Zira bu kimse kendisine düşeni yapmıştır. Çocuk dünyaya gelse bile hayatı onun elinde değildir.

4- Eşya çalınınca üzülmemeli ve malın gitmesinin kendisi için hayırlı olduğunu bilmelidir. Eğer helal ederse, arkasına düşüp aramamalı, geri verilirse almamalıdır. Ancak almak isterse alabilir. Zira kendi mülküdür ve bu mülk niyet etmekle mülkiyetinden çıkmaz. Fakat tevekkül sahibinin geri alması iyi olmaz.
İbn -i Öme r’in bir devesini çaldılar. Arayıp bulamayınca, “Allah için helal olsun” dedi. Mescide namaz kılmağa gitti. Birisi gelip “Deven falan yerdedir” dedi. İbn-i Ömer onu almak için ayakkabılarını giydi, fakat Allah için helal ettiğini hatırlayınca istiğfar edip yerine oturdu ve şöyle dedi:
Ben onu Allah için helal etmiştim. Bundan sonra yanına yaklaşmam.

5- Zâlime ve hırsıza beddua edilmemelidir. Zira beddua ile hem tevekkül, hem de zühd bozulur. Çünkü elinden çıkan şeye üzülen zahid olamaz.
Rebi’ ibni Heysem’in çok değerli bir atını çaldılar. “Çalınırken gördüm.” dedi. “Peki, gördüğün halde niçin ses çıkarmadın” diyenlere şu cevabı verdi: “Ondan daha çok sevdiğimle beraberdim. O’ndan ayrılamadım.
Oradakiler hırsıza beddua ettiler. “Beddua etmeyin, atımı ona helal ettim.” dedi.
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
İnsan kendisine haksızlık yapana beddua eder, kötü konuşursa, bütün hakkını almış olur. Hatta haksızın hakkı da ona geçebilir.

6- Hırsıza, günah işlediğinden dolayı azap çekeceği için acımalıdır.
Kendisinin haksızlık yapan değil de, yapılan olduğuna şükretmelidir.
Dinine noksanlık geleceğine, malına geldiğine sevinmelidir. Eğer hırsızın günah işlediğine üzülmezse, insanlara öğütte bulunmayı ve onlara acımayı terketmiş olur.
Bişr-i Hafi’nin eşyasını çaldılar. Ağlamaya başladı. Fudayl bin İyad: “Mal için ağlanırmı?” dedi. Bişr şu cevabı verdi:
Mal için değil, hırsız için ağlıyorum. Kıyamette azap çekecek.

4. Derece: Tedavide ve ilaç kullanmakta tevekkül.
İlaç üç çeşittir:
a) Etkisi kesin olan ilaçlar. Açlığı yemekle, susuzluğu su ile tedavi etmek ve ateşi su ile söndürmek gibi. Böyle etkisi kesin olan ilaçları terketmek, tevekkül değildir. Hatta böyle şeylerde tevekkül haramdır.

b) Etkisi kesin olmayıp, zan da edilmeyen, ancak muhtemel olan ilaçlar.
Uğurlu sanarak kullanılan ilaçlar, dağlama gibi. Bu gibi şeylerin tevekkülde yeri yoktur.

c) Yukarıdaki iki derece arasında bulunanlar. Bunların etkileri kesin değildir, fakat kuvvetli zanna dayanır. Damardan kan almak, deriden hacamatla kan aldırmak, müshil almak, soğuk algınlıklarına ve ateşli hastalıklara ilaç kullanmak gibi. Bunları kullanmak haram değildir, fakat terketmek de şart değildir. Bazen kullanmak, bazen de kullanmamak daha iyidir. Bu ilaçları terketmek tevekkül için şart değildir.

Zira, Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Ey Allah’ın kulları, ilaç kullanın.”

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Her hastalığın ilacı vardır. Yalnız ölüme çare yoktur.
Peygamberimiz (S.A.V.) sordular:
İlaç kaza ve kaderi değiştirir mi?
Peygamberimiz şöyle buyurdu:
Kaza ve kader insana ilacı kullandırır.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Melekler bana ümmetimin hacamat yapmasını tavsiye ettiler.”

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Ayın onyedi, ondokuz veya yirmibirinci gününde hacamat yapınki kan artması (tansiyon yüksekliği) sizi öldürmesin. Zira tansiyon Allah ‘ın emri ile ölüme sebep olur.”
Kan aldırmak ile yılanı elbiseden dışarı çıkarmak veya yangını evden uzaklaştırmak arasında fark yoktur. Zira bunların hepsi ölüme sebep olurlar. Tevekkül için bunları bırakmak şart değildir.

Peygamberimiz (S.A.V.) Sa’d ibni Muaz’a damardan kan aldırmasını emretmiştir.
Hz. Ali’nin (R.A.) mübarek gözü ağrıyınca, taze hurma yememesini, pancar yaprağı, yoğurt ve pişmiş arpa yemesini buyurdu.

Peygamberimiz her gece gözlerine sürme çekerdi, her ay hacamat yapardı ve her yıl şurup içerdi. Vahiy geldiği zaman başı ağrıdığı için kına vururdu.
Bir yeri yaralandığında üzerine kına sürerdi. Bazen bir şey bulamayınca da toprak koyardı. Bunun gibi rivayet ler çoktur.

Musa (A.S.) hastalandı. İsrailoğulları ona, şu ilacı kullanın dediler. Musa (A.S): “İlaç almam. Rabbim beni iyileştirir.” dedi. Sonra hastalık iyileşmeyip uzun sürdü. İsrailoğulları: “Bu hastalığın ilacı denenmiştir. Kullanırsan hemen iyileşirsin” dediler. Musa (A.S.) yine: “İlaç almam” dedi. Hastalık sürdü. Sonunda şöyle vahiy geldi: “Büyüklüğüm hakkı için, ilaç almazsan, iyileştirmem.” Bunun üzerine Mus a (A.S.) nın kalbine bazı kuşkular girdi. Yine vahiy geldi: “Tevekkülünle benim hikmetimi bozmakmı istiyorsun?

İlaçların iyileştirmesi, Allah’ın bir hikmetidir.

Zayıflıktan şikayet eden Peygamberlerden birine şöyle vahiy geldi: “Et ye, süt iç.

Bir topluluk, Peygamberlerine çocuklarının çirkinliğinden şikayet etmişlerdi. Şöyle vahiy geldi: “Ümmetine söyle, çocuğu olacak kadınlar, ayva yesin.” Bunun üzerine kadınlar gebe iken ayva, çocuk olunca da hurma yerlerdi.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Yüce Allah ilacı, iyileştirmek için sebep yapmıştır. Ekmek ve suyu doyurmaya sebep yaptığı gibi. Bütün sebepleri yaratan, bunlara etki ve kuvvet veren Yüce Allah’tır.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Musa (A.S.): Ya Rabbi, hastalığı yapan ve hastalığı iyileştiren kimdir? dedi. Yüce Allah: “Her ikisini de yapan benim.” buyurdu. Mus a (A.S.): “O halde doktora ne gerek var?” deyince, Yüce Allah şöyle buyurdu: “Onlar, şifa için yarattığın sebepleri bilir ve kullarıma verirler. Ben de onlara bu yolla rızık ve sevap veririm.

Sonuç olarak hastalanan , doktora gidip ilaç kullanmalıdır. Ancak iyileşmeyi doktor ve ilaçtan değil, Yüce Allah’tan istemelidir. İlaç içip de iyileşmeyen ve ölen insan az değildir.

Kaynak : Kimya-i Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Sıhhat ve Sıhhate İ’tinâ Vazifesi

Posted by Site - Yönetici Şubat 2, 2015

Saglık,Peygamberimiz,Suleyman hilmi tunahan.Allah'tan Başkasının Adına Yemin

Sıhhat ve Sıhhate İ’tinâ Vazifesi

“Bedeni korumak, onun sıhhatini te’min ve hıfzetmek akdem-i ferâizdendir (en önde gelen farzlardandır).

Mevlâyı Müteâl, «Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın…» (S.Bakara, 195) buyuruyor.

Bu emirde; beden ve sıhhat tehlikesinden korunmak, onun kapılarını seddetmek (kapatmak) birinci dereceyi ihrâz eder.

Her iş sıhhate vâbestedir (bağlıdır). Bu olmadıkça gerek dîn ve gerek dünya işleri tam ve kâmil olmaz.

Onun için bâzı ekâbir (büyükler), “el-ilmü ilmân: İlmü’l-ebdân, sümme ilmü’l-edyân” (ilim ikidir: Beden ilmi sonra da din ilmi) sözlerini söyleyerek ilm-i ebdânı (tıp ilmini) ilm-i edyân üzerine tercih eylemiştir. Bu sözlerden murâd-ı sırf, sıhhate ehemmiyet vermek noktasına mâ’tûftur.

Biz her işin kemâline (tam ve mükemmel olanına) tâlib olacağız. Aşağısı ile veyahut vüstâ (orta) ile iktifâ etmeyeceğiz.

Sıhhat niam-i azîme-i Mevlâ’dandır (Mevlâ’nın çok büyük nimetlerindendir).

Fakat, devamı zamanında en az takdir olunur. Ona şükür, vazîfe-i ibâdet ve ubûdiyettir. Bu nimet-i uzmâyı elden gidermek, muhafaza etmek, yahut onu tahrip eylemek kendi elimizdedir.

Her halde irâdemizi, vaktimizi, sıhhatimizin hüsn-i muhâfazasına sarf etmeliyiz. Bu bâbda aslâ ihmâl göstermemeliyiz. İrâde-i Hakk, irâde-i beşere tâbidir. İrâde-i beşer müessirdir.

İrâdenin müteallikâtını halk (istenenleri yaratmak), Mevlâ’ya aiddir. Bütün irâdetlerimizi (arzu, istek ve recâlarımızı) iyi ve kemâl cihetine sarfa memuruz ve bununla mükellefiz.”

Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hazretleri (K.S) – Mektublar ve bazi mesaili mühimme sahife.124

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Hazreti Allah ve Resulu’nun Sağlık Hakkındaki tavsiyeleri.

Posted by Site - Yönetici Ocak 24, 2015

20120603_194237 copy.jpgbhh

Hazreti Allah ve Resulu’nun Sağlık Hakkındaki tavsiyeleri.
———————————————————————

Sıhhatli olmak en büyük nimetlerdendir.Onun içindirki üstazım SÜLEYMAN hilmi tunahan hazretleri (sıhhate bakmak egdemü feraizdendir yani farzların en önde geledir)buyururlardı.
Çünkü, dünyayı kazanmak da, ahreti kazanmak da sıhhatle mümkündür. Peygamberimiz A.S. da sağlık hakkında şöyle buyurmuştur:

“* Sizlerden her kim vücutça sağlıklı, nefsinden, malından korkusuz ve huzurlu, günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa, sanki dünyanın bütün nimetleri kendisinde toplanmış gibi olur (Tirmizi zühd Hadis 2346).”

Yine benzer bir hadislerinde aynı konuya işaret etmişlerdir:
“*Emniyetli (Korkusuz) yaşamak ve sağlıklı olmak iki büyük nimettir ki, insanlardan pek çoğu bu iki nimetten mahrumdur

(İ. Sünnî vr. 10b).

Yine bir başka hadislerinde;
Sağlıklı mümin, hastalıklı müminden daha iyi, daha üstün ve Allah’a daha sevimlidir” buyurmuşlardır (İbni Mâce zühd Hadis 4168) .

Bir başka hadislerinde de;
“* Ey insanlar! Şüphesiz ki dünyada insanlara, imân ve sağlıktan daha kıymetli bir şey verilmemiştir. Böyle olunca, yüce Allah’tan bunları isteyiniz” buyurdu (Müsned 1/8).

İslâmiyet, sağlık noktasında koruyucu hekimliği ön plâna çıkarır. Bir başka ifâde ile, hastalıkların sebeplerini dikkate verir ve bunlara riayet edilmesini ısrarla ister. Bu hususta özellikle az yeme tavsiye edilmektedir.

Nitekim bir hadislerinde Peygamber A. S.
“* İnsanoğlu midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır. İnsanoğluna belini doğrultacak birkaç lokma kâfidir. Mutlaka yemesi gerekirse, midesinin üçte birini yemeye, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes alıp vermeye (havaya) bırakmalıdır” buyurmuştur (Tirmizi zühd Hadis 2380).

Çok yeme, pek çok hastalığın sebebi olarak gösterilmiştir:
Bir çok hastalığın gerçek sebebi çok yemedir” (C. Sağır 1/36) .

Yine bir başka hadislerinde aynı konuya işaret etmiştir:
Allah’a en sevgili olanınız; az yiyenleriniz, vücut bakımından da hafif olanlarınızdır”(Kenzü’l Ummal 3/7084).

Sağlığın muhafazası için her türlü tehlikelerden uzak durulması istenir.
Nitekim Peygamber A.S.
Her kim korkuluksuz bir damda yatıp uyur da, geceleyin damdan düşüp ölürse sorumluluğu kendisine aittir. Her kim de fırtınalı bir zamanda deniz yolculuğuna çıkar, fırtınaya yakalanıp ölürse, bunun da sorumluluğu kendisine aittir” buyurmuştur (Müsned 5/79, 271).

Yine Peygamberimiz ( s.a.v. ). kirli ve pis şeylerden sakındırmıştır:
Her kim elinde et kokusu (bulaşığı) olduğu halde, yıkamadan yatıp uyur, bu sebeple de kendisine bir şey isabet ederse, ancak kendisini suçlasın” (Ebu Davud etime Hadis 3852)

Cenab-ı Hak, dünyada imtihanın gereği , pek çok hikmetlerine binaen, insanların da sünnetulah’a riayet etmemesinin bir sonucu olarak, insanlara bir takım hastalıklar vermektedir. Bununla beraber, bütün hastalıkların da tedâvi çarelerini halk etmiştir.

İsrâ Suresi’nin 82. âyetinde Cenab-ı Hak,
Biz Kur’an-ı kerimi müminler için bir şifa ve rahmet olarak indirdik” buyurmaktadır.

Yunus Suresi’nin 57. âyetinde ise,
Ey insanlar! (İşte bu Kur’anı kerim) size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için doğru yolu gösteren bir hidayet ve rahmet olarak gelmiştir.” ifadesi yer alır.

Peygamberimiz ( s.a.v. ). de;
İki şeyde şifa vardır. Kur’anı kerim okumakta ve bal şerbeti içmekte” buyurmaktadır (Hakim tıp 4/200) .

Peygamberimiz ( s.a.v. ). her hastalığın tedâvisinin mümkün olduğunu beyan etmiştir:
haz. Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (Buhari, tıp Hadis 7/12) .
Bir başka hadislerinde de şöyle buyurmuşlardır:
Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz! Çünkü haz. Allah, ölüm ve ihtiyarlıktan başka şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (İbni Mâce, tıp Hadis 3436) .

***
Şerife Şevval Kardelen.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Hazreti Allah ve Resulu’nun Sağlık Hakkındaki tavsiyeleri.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 27, 2014

Water Red Heart

Hazreti Allah ve Resulu’nun Sağlık Hakkındaki tavsiyeleri.

Sıhhatli olmak en büyük nimetlerdendir. Çünkü, dünyayı kazanmak da, ahreti kazanmak da sıhhatle mümkündür. Peygamberimiz A.S. da sağlık hakkında şöyle buyurmuştur:

“* Sizlerden her kim vücutça sağlıklı, nefsinden, malından korkusuz ve huzurlu, günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa, sanki dünyanın bütün nimetleri kendisinde toplanmış gibi olur (Tirmizi zühd Hadis 2346).”

Yine benzer bir hadislerinde aynı konuya işaret etmişlerdir:

“*Emniyetli (Korkusuz) yaşamak ve sağlıklı olmak iki büyük nimettir ki, insanlardan pek çoğu bu iki nimetten mahrumdur” (İ. Sünnî vr. 10b).

Yine bir başka hadislerinde;

Sağlık lı mümin, hastalıklı müminden daha iyi, daha üstün ve Allah’a daha sevimlidir” buyurmuşlardır (İbni Mâce zühd Hadis 4168) .

Bir başka hadislerinde de;

“* Ey insanlar! Şüphesiz ki dünyada insanlara, imân ve sağlıktan daha kıymetli bir şey verilmemiştir. Böyle olunca, yüce Allah’tan bunları isteyiniz” buyurdu (Müsned 1/8).

İslâmiyet, sağlık noktasında koruyucu hekimliği ön plâna çıkarır. Bir başka ifâde ile, hastalıkların sebeplerini dikkate verir ve bunlara riayet edilmesini ısrarla ister. Bu hususta özellikle az yeme tavsiye edilmektedir.

Nitekim bir hadislerinde Peygamber A. S.

“* İnsanoğlu midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır. İnsanoğluna belini doğrultacak birkaç lokma kâfidir. Mutlaka yemesi gerekirse, midesinin üçte birini yemeye, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes alıp vermeye (havaya) bırakmalıdır” buyurmuştur (Tirmizi zühd Hadis 2380).

Çok yeme, pek çok hastalığın sebebi olarak gösterilmiştir:

Bir çok hastalığın gerçek sebebi çok yemedir” (C. Sağır 1/36) .

Yine bir başka hadislerinde aynı konuya işaret etmiştir:

Allah’a en sevgili olanınız; az yiyenleriniz, vücut bakımından da hafif olanlarınızdır
(Kenzü’l Ummal 3/7084).

Sağlığın muhafazası için her türlü tehlikelerden uzak durulması istenir.
Nitekim Peygamber A.S.

Her kim korkuluksuz bir damda yatıp uyur da, geceleyin damdan düşüp ölürse sorumluluğu kendisine aittir. Her kim de fırtınalı bir zamanda deniz yolculuğuna çıkar, fırtınaya yakalanıp ölürse, bunun da sorumluluğu kendisine aittir” buyurmuştur (Müsned 5/79, 271).

Yine Peygamber A.S. kirli ve pis şeylerden sakındırmıştır:

Her kim elinde et kokusu (bulaşığı) olduğu halde, yıkamadan yatıp uyur, bu sebeple de kendisine bir şey isabet ederse, ancak kendisini suçlasın” (Ebu Davud etime Hadis 3852)

Cenab-ı Hak, dünyada imtihanın gereği , pek çok hikmetlerine binaen, insanların da sünnetulah’a riayet etmemesinin bir sonucu olarak, insanlara bir takım hastalıklar vermektedir. Bununla beraber, bütün hastalıkların da tedâvi çarelerini halk etmiştir.

İsrâ Suresi’nin 82. âyetinde Cenab-ı Hak,

Biz Kur’an-ı kerimi müminler için bir şifa ve rahmet olarak indirdik” buyurmaktadır.

Yunus Suresi’nin 57. âyetinde ise,

Ey insanlar! (İşte bu Kur’anı kerim) size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için doğru yolu gösteren bir hidayet ve rahmet olarak gelmiştir.” ifadesi yer alır.

Peygamber A.S. da;

İki şeyde şifa vardır. Kur’anı kerim okumakta ve bal şerbeti içmekte” buyurmaktadır
(Hakim tıp 4/200) .

Peygamberimiz A.S. her hastalığın tedâvisinin mümkün olduğunu beyan etmiştir:

haz. Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (Buhari, tıp Hadis 7/12) .

Bir başka hadislerinde de şöyle buyurmuşlardır:

Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz! Çünkü haz. Allah, ölüm ve ihtiyarlıktan başka şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (İbni Mâce, tıp Hadis 3436) .

Şerife Şevval Kardelen Hocamıza Bu Güzel Yazı İçin Teşekkür Eder Sizlerinde Dualarını Bekleriz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

IHLAMUR ÇAYININ FAYDALARI

Posted by Site - Yönetici Ekim 11, 2010

 

IHLAMUR ÇAYININ FAYDALARI

IHLAMUR ÇAYININ FAYDALARI

 

IHLAMUR ÇAYININ FAYDALARI

Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.

HAZIRLANIŞI:

Ihlamur demlenerek hazırlanmalı. Tatlandırıcı olarak şeker yerine bal tercih edilmeli. İki tutam ıhlamur, 3-4 adet karanfil, bir çubuk tarçından ıhlamur hazırlanabilir.

STRESE KARŞI IHLAMUR ÇAYI :

İçine çok az karanfil atarsanız hem güzel bir tat elde etmiş olursunuz, hem de sizi sakinleştiren etkisini arttırırsınız.

GRİP VE NEZLEYE IHLAMUR:

Bu tür hastalıklarda ıhlamur sadece terlemeyi sağlayarak değil, aynı zamanda vücudun direncini de artırarak tedaviye yardımcı olur.

GÜZELLİK İÇİN IHLAMUR:

Göz çapaklanmalarında ıhlamuru kaynatın ve süzün. Pamuk yardımı ile gözlerinize kompres yapın. Hem çapaklanmaları önleyecektir, hem de gözünüzü dinlendirecektir. Gözlerinize kompres yaparken gözünüzü kapatmayı unutmayın.

Ihlamuru kaynatıp elde ettiğiniz su ile ara sıra saçlarınızı yıkayarak saçlarınızın beslenip kuvvetlenmesini sağlayabilirsiniz. Bu işlemden sonra saçınızı durulamayı ihmal etmeyin.

CİLT LEKELERİNE IHLAMUR:

Hemen ıhlamuru suda kaynatıp sıvı sümüksü bir hal alıncaya kadar bekletin. Sonra bu sıvıyı lekelere sürün faydasını göreceksiniz. Yine aynı şekilde elde edeceğiniz ıhlamurla kırışıklıklara masaj yaparsanız iyi sonuç alacaksınız.

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

HELAL GIDA ( YEMEK ) KONFERANSI – Prof.Dr. Ahmet Akgündüz

Posted by Site - Yönetici Şubat 1, 2010

HELAL GIDA ( YEMEK ) KONFERANSI – Prof.Dr. Ahmet Akgündüz

Bu videoyu izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.

1.BÖLÜM

2.BÖLÜM

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar | 5 Comments »

Vücudu bombaya çeviren formül

Posted by Site - Yönetici Kasım 26, 2008

somon,balik,norvec baligi,norvec yemekleri,saglikli balik,omega3,yagli balik,en iyi balik,somon, kanada baligi,balik nasil yapilir,Vücudu bombaya çeviren formül

 

Vücudu bombaya çeviren formül

Kış aylarında vücut direncinizin güçlü olması gerekir. Bunları alın soğuk algınlığı ve yorgunluğu unutun

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz, soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonların kapımızı çaldığı kış mevsiminde hastalıklardan korunmak için tabiat eczanesini öneriyor. Yılmaz’a göre her gün 2- 3 porsiyon sebze ve 3- 4 adet meyve tüketmek vücudu bomba gibi yapıyor.

YÜKSEK DEĞERLİ ANTİOKSİDAN YİYECEKLER

“Alternatif antioksidan yiyecekler içeren değişken bir beslenme programı, bağışıklık sistemini güçlendirmenin en iyi yoludur” açıklamasını yapan Yılmaz, yüksek değerli antioksidan içerikli besinleri şöyle sıralıyor:

Kuru erik
Nar
Kuru üzüm
Yaban mersini
Sarımsak
Ispanak
Brüksel lahanası
Brokoli
Portakal
Kırmızı biber l Kivi

VÜCUDU GÜÇLÜ KILMANIN YOLLARI

Besinlerin, hayatımız için küçük fakat önemli rolleri bulunuyor. Sabah yapılan bir kahvaltı ile gün içindeki vücut direnci artırılabiliyor.

Veya öğleden sonra alınan ara atıştırmaların kaliteli besinlerden oluşması (meyve, peynirli sandviç, süt veya kuru meyveler, ceviz, badem) akşam saatlerine kadar birikecek yorgunluğu önleyebiliyor.

Aylin Yılmaz, “kış aylarında, özellikle lahanagiller, brokoli, mandalina, portakal, greyfurt, limon gibi kış sebze ve meyvelerini tercih edin” diyor.

SOĞUK ALGINLIĞINI ÖNLEYEN FORMÜL

Kalkış: Ilık su ve kuru erik Sabah kahvaltısı: 1 bardak az yağlı süt içine 2 kaşık yulaf, yarım muz ve 5-6 çiğ badem

Ara: Greyfurt-yeşil elma ve portakal suyu

Öğle: Mercimek çorbası veya nohutlu – cevizli salata, yanında çavdar ekmeği ve ayran

İkindi: Kuru erik veya yaban mersini

Ara: Kefir veya soya sütü

Akşam yemeği: Somon balığı ve bol yeşillikli salata (limonlu-z.yağlı)

Yatmadan 1saat önce: 1 portakal, kivi.

YORGUNLUĞA KARŞI ETKİLİ REÇETE

Kalkış: Ilık su ve kuru erik.

Sabah kahvaltısı: Çavdar ekmeği yumurta ve portakal suyu.

Ara: Kuru erik veya kuru üzüm. Ögle: 150 gr et, veya ızgara balık, bulgur.

İkindi: Taze sıkılmış nar suyu. Ara: Çavdar ekmeğine beyaz peynirli tost.

Akşam yemeği: 1 kase mercimek çorbası, ıspanak yemeği, limonlu salata. Yatmadan önce: 1 bardak süt veya az yağlı yoğurt.

ŞİFA VE VİTAMİN DEPOSU

Somon (182 kalori, 20 mcg selenyum, 310 mg potasyum).
Fındık (650 kalori, 25 mg E vitamini, 2.2 mg çinko, 4.9 mg manganez).
Muz (95 kalori, 11 mg C vitamini, 400 mg potasyum, 6 mg kalsiyum).
Nohut (115 kalori, 1.55 mg E vitamini, 1,5 mg demir, 43 mg kalsiyum).
Sarımsak (98 kalori, 0.38 mg B6 vitamini, 2 mcg selenyum, 620 mg potasyum).
Patates (136 kalori, 14 mg C vitamini, 630 mg potasyum, 0.54 mg B vitamini).
Kuru erik (140 kalori, 2,6 mg demir).

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Sağlık, Yorumlar | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: