Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Namaz’ Category

Namazını Kıl Müslüman !

Posted by Site - Yönetici Haziran 17, 2017

Namazını Kıl Müslüman !

Namaz kılıyor musun Diye bir cümleyi Müslümana sormak ne kadar ayıp değil mi? Sonucunda Müslüman dediğin İslam’ın 5 şartına iman etmiş kişidir. Doğal olarak iman eden yani inanan herkes sadece iman etmekle kalmamalı inandıklarını eyleme geçirmelidir. Sevgi ve inandığımız değerler hakkında mücadele etmek eylem gerektirir

Çevremizde‘namaz kılamayan insan çok âmâ namaz kılmayan insan pek az. Kimi şu sınavı kazanayım başlarım der, kimi üniversiteyi bitireyim der, kimi askerliği, kimi evlenmeyi. Kimi eşi, çoluğu, çocuğu bahane eder yaşlanınca kılarız ne olacak canım “Allah” affeder derler en sonunda.

Sanki 1 dakika sonrasına garantisi varmış gibi. Ha birde günümüzün en popüler kelimesi “Benim Kalbim Temiz” (!)Sormak istiyorum senin kalbin, ayakları şişene kadar namaz kılan, Peygamberimiz Hazreti Muhammed(sav)den daha mı temiz?

Peygamber efendimiz bile kızı hazreti Fatıma’ya ”Ey Fatıma! Yemin ederim ki, peygamber kızı olsan da, namazların olmadıkça cennete giremezsin”.Buyurmamışmıydı?

Peki, biz neyimize güveniyoruz? Ya da neye güveniyoruz? En başta da dediğim gibi namaz kılmaktan ayağı şişen peygamberimizin TV dizilerini, futbol maçlarını, bayanlar arasında yapılan günlerini, konserlerini kaçırmayan ümmetiyiz MALESEF(!)

Hâlbuki efendimizin ağlayarak ‘ümmetim, ümmetim’ göz yaşı döktüğü yerdir secde.

Sevgiliyle günde 5 vakit buluşmanın adıdır secde.
Yaraların sarıldığı, dünyanın boş işlerinden uzaklaşıp nefes aldığımız tek yerdir secde..
“Ya Rabbi(!) Elhamdülillah, yine sana geldim, randevuma geç kalmadım ‘diyebilmenin adıdır secde.
♡Kapısını on bin defa da çalsak bizi boş çevirmeyenle buluştuğumuz yerdir secde

Şimdi soralım kendimize neden namaz kılmıyoruz.Ya da şöyle demeliydim neden namaz kılamıyoruz? Bu kadar nimeti veren Allah’a(cc) günde 1 saatimizi ayıramazmısın?Sınavına mı çalışamazsın? İşe ya da okula geç mi kalırsın? Arkadaşınla mı buluşman gerek? Annen, baban izin vermez mi? İş yerin mi müsait değil? Sana yobaz mı derler? Vaktini verene vaktin hic yok mu?

Unutma”Dünyevi dostlar ve rütbeler sadece kabir kapısına kadardır Ruh yaradanını anmaya muhtaçtır ‘Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur”(Rad Suresi) Nasıl ki vücudun gıdası yemek içme ise, ruhun gıdası da namazdır.

Bir insan maddi olarak yemeden, içmeden nasıl duramazsa, insanda manevi bir yemek hükmünde olan namazı kılmazsa manevi olarak rahat edemez. Ruhu hep ‘ açım, açım beni doyur der (!) ‘ ya sen o ruhu doyurur, iki cihanda da saadete erersin yada o ruhu doyurmayarak öldürürsün (!)

Hadi güzel kardeşim ölüm sana gelmeden sen kendine gel Rabbine yönel Rabbine kıyam et’. Kalk al abdestini, ser seccadeni, bütün dünyaya dön sırtını, kaldır ellerini ‘Allah’ü Ekber’ de…

Ve son olarak şu soruyu her gün her an kendinize sorun ‘ acaba sırf dünya için mi yaratıldın ki bütün vaktini dünya için sarf ediyorsun ?’

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Namaz Kılmayan Bir Müslüman Düşünemiyorum.

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2017

Namaz Kılmayan Bir Müslüman Düşünemiyorum.

Namaz, erkek ve kadın büyük müslümanların günde beş vakit yapmasi gereken bir ibadettir.

Kelime-i şehâdetten sonra en önemli ikinci ibadet olup Hz.Allah’a kul olduğumuzun en güzel ifade şeklidir.

Oruç, zekât ve hac gibi diğer ibadetler Cebrâil (a.s.) aracılığıyla Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam’e bildirdiği halde namazı Allah Teâlâ Mir’ac gecesinde bizzat kendisi Resûlullah Sallallahu Aleyhi Vesselam’a bildirmiş ve emretmiştir.

Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v) namazi “Gözümün Nuru” diye anmasi, namazin öneminin ne kadar büyük olduğunu ortaya koyuyor… Dinimizde Hz.Allah’a yaklaşmanın ve O’nun sevgisini kazanmanin en güzel yolu namaz kilmaktir.

Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam, “Kulun Allah’a en yakin olduğu an, namazdaki secde halidir” buyurarak namaz kıldığımızda Hz.Allah’in huzuruna çıktığımızı bize hatırlatıyor.

Başka bir hadis-i Şeriflerinde Hz.Peygamber (s.a.v), “Namaz dinin direğidir” buyurarak müslümanların namaza gereken önemi vermelerini istemiştir.

Mesela İslâm dinini bir binaya, binanın direklerini de namaza benzetelim. Binanın direkleri kırılırsa bu yapı çökmez mi ? Elbette çöker. Öyleyse müslüman olarak namazımızı kılmaya daha özen göstermeliyiz.

Namaz kalbimize gıda, ruhumuza şifadir. ♡Namazla günahlarımızdan temizlenir, Rabbimiz’e yaklaşırız.
♡Namaz Kılmayanlar için son cümle : Çok şey kaçırıyorsunuz, en çokta namaz vaktini…

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Duha Namazına Ancak Tevbekar Devam Eder.

Posted by Site - Yönetici Nisan 7, 2017

Duha Namazına Ancak Tevbekar Devam Eder.

Duhâ namazı, kılınması müstehab olan nâfile namazlardandır.

Sabah, güneş yükseldikten (kerâhet vakti çıktıktan) sonra, öğle (zevâl) vaktine kadar kılınabilir.

Duhâ namazı, iki rek‘atten on iki rek‘ate kadar kılınabilir. Dörtten az kılmamak mendûbdur. Dürr-i Muhtâr’da “Kuşluk namazında efdal olan ortası yani altı rek’at olmasıdır” denilmiştir.

Enes bin Mâlik (r.a.) buyurdu:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) duhâ (kuşluk) namazını altı rek’at kılardı.” (Tirmizî, eş-Şemâil)

Resûlullâh’ın (sallallâhü aleyhi ve sellem) duhâ namazını altı rek’at kıldığını gördüm. Ben o altı rek’atı hiç terk etmedim.” (Mecmau’z-Zevâid)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

Kim duhâ (kuşluk) namazını iki rek’ât kılarsa, gâfillerden yazılmaz. Kim dört rek’ât kılarsa, âbidlerden yazılır. Kim de altı rek’at kılarsa, o günde ona günâh erişmez. (ed-Dürrü’l-Mensur)

“Cennette bir kapı vardır, ona Duhâ kapısı denir. Kıyâmet günü olduğunda bir münâdî seslenir: Duhâ namazına devam edenler nerededir? İşte bu sizin kapınızdır. Oradan Allâh’ın rahmetiyle cennete giriniz.” (Tezkiratü’l-Kurtubî)

“İnsan, sabaha erdiğinde her azası için sadaka vermesi gerekir. Okuduğu her bir tesbîh (Sübhânellâh demesi), her bir tahmîd (Elhamdülillâh demesi), her bir tekbîr (Allâhü Ekber demesi) sadakadır. Ma‘rûfu emretmesi sadakadır. Münkeri nehyetmesi sadakadır. Kıldığı iki rek‘at duhâ namazı bunların tamamından bedel olarak kâfi gelir.” (Sahîh-i Müslim)

“Her kim sabah namazını cemâat ile kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar Cenâb-ı Hakk’ı zikrederek oturur ve (kerâhet vakti çıktıktan) sonra iki rek’at (işrak) namazı kılar ise ona tam bir (nâfile) hac ve tam bir (nafile) umre sevâbının misli verilir.”

(Nimet-i İslâm)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

BÜTÜN İBÂDETLERİN BAŞI NAMAZ

Posted by Site - Yönetici Ocak 20, 2017

Jama Masjid, largest mosque in Asia

BÜTÜN İBÂDETLERİN BAŞI NAMAZ

Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Namazın dindeki yeri, başın cesetteki yeri gibidir.” (Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Allahü Teâlâ (meâlen) “O îman etmiş olan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz (mal vesâir) şeylerden gizli ve açık infak etsin (versin)ler. Öyle bir gün gelmeden evvel ki onda ne alım satım var, ne dostluk.” (İbrâhim sûresi, âyet 31) buyurmaktadır.

Namaz: Ruhun, bedenin, sabır ve vakarın, ruhî ve bedenî her vazifenin, dünya ve âhirette her kemâlin esâsı, temelidir

Namaz: Ferdî ve içtimaî her fazileti hâiz olup ümmet teşkilâtının en. birinci ve en esaslı tezâhürüdür.

Namaz: İmanın en büyük alâmeti, bütün ibadet ve amelin başı, mü’minlerin mi’racıdır.

Namaz: Zikri ve şükrü içine alan bir ibadet olduğu için ilâhi yardımın en büyük ve en yakın elde edilme yoludur. Mâsivâdan (Allah’tan başka her şeyden) namazla çıkılır, elemler, kederler silinir. Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz Aleyhissâlatü ve’sselam: “Gözümün nûru namazda kılındı” buyurmuş, en büyük zevk ve sürurunun namazda hâsıl olduğunu göstermiştir.

Namazdan gafil olan ve başka şeylere koşan çocuklar ve câhiller, namazı bir külfet sayarak ancak bir zorlama ile kılarlar ve başları dara gelmeden Allâh’a duâ ve ibâdet etmezler. Ârifler ise bunu büyük bir zevk ve mi’rac bilirler. Nitekim Peygamber Efendimiz Aleyhissâlatü ve’s-selam: “Namaz mü’minin miracıdır” buyurmuştur.

(Elmalılı, Hak Dîni Kur’ân Dili Tefsiri, Fazilet Neşriyat)
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Kendine Bir İyilik Yap Namaza Başla

Posted by Site - Yönetici Ocak 11, 2017

namazzikrin-cesitleri

Kendine Bir İyilik Yap Namaza Başla

Günde beş defa minarelerden “Allahu Ekber, Allahu Ekber” diye ezan-Muhammedi okunur ve bütün insanlara bir davetiye çıkarılır.
Bu davete kulak verenler, yüce huzurda divana durur. Bu şekilde mümin, hem bu, hem de öte alemde saadetinin kapılarını aralamış olur.

Mümin, güneş doğmadan önce kalkar.
Herkes uyurken o, erkenden güne merhaba demenin sevincini yaşar. Abdestini alır. . Seccadesini serer. Rabbinin huzurunda divan durup sabah namazını kılar. Ardından kendisi, İslam âlemi ve bütün insanlık için dua eder, için için yalvarır.

Gündüzün ilerleyen vakitlerinde onun için Rabb’le buluşma adına iki fırsat daha vardır.
O, işlerinin yoğunluğu arasında da olsa öğle ve ikindi namazlarını eda eder. Tabir yerinde ise zamanı durdurur o vakitlerde. Namazlarını kıldıktan sonra tekrar çalıştırır zamanı. Kur’an’ın “salat-ı vustâya (ikindi namazına) dikkat edin” (Bakara, 238) sözüne kulak verir. Günün akışı içerisinde her şeyi elinin tersiyle arkasına iter ve Rabbinin huzurunda durur, eğilir, iki büklüm olur.

Akşam evine geldiğinde yorgun da olsa onun yine iki buluşma anı vardır. Havanın kararmasından ötürü bazen biraz da bir iç sızısıyla akşam ve yatsı namazlarını eda eder. Gündüzün bazı vakitlerinde, gecenin zülüflerinde başını yere kor, kendi küçüklüğünü, buna mukabil, Allah Teala’nın büyüklüğünü ve azametini düşünerek ibadetlerini hakkıyla yerine getirmeye çalışır. Namazlarını aradan çıkarmak, vicdanını rahatlatmak için değil, bilakis gündüzünü gecesini onlarla nurlandırmak gayesiyle ibadetlerini eda eder.
Rabbim bizi ölünceye kadar namaz kılanlardan eyle.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

Tahiyyat`ta Şehâdet Getirirken İşaret Parmağının Kaldırılması Hakkında.

Posted by Site - Yönetici Kasım 21, 2016

tahiyyatta-sehadet-getirirken-isaret-parmaginin-kaldirilmasi-hakkinda

Tahiyyat`ta Şehâdet Getirirken İşaret Parmağının Kaldırılması Hakkında.

Hanefilere göre şehâdet getirirken işaret parmağının kaldırılması sünnettir

Sadece sağ elin işaret parmağıyla işaret edilir. Bu parmak kesik veya sakat olursa sağ veya sol elin diğer parmaklarından biriyle teşehhüdün sonunda işaret vermek doğru olmaz. Teşehhüdün sonunda Allah’tan başka tanrılar inkâr edilirken, yani “Lâ ilahe” denirken, işaret parmağı kaldırılır. “İllallah” denirken de indirilir. Bu durumda parmağın kaldırılması inkâra, indirilmesi de isbâta işaret olur.

Diğer mezheplere göre teşehhüdde parmakları kaldırma hükmü ve şekli:

Malikilere göre:

Teşehhüdde otururken sağ elin işaret parmağı ile baş parmağı dışındaki parmakları baş parmağın altında dürmek, işaret ve başparmağı serbest bırakmak, ayrıca işaret parmağım hafif bir hareket ile sağa ve sola devamlı olarak hareket ettirmek mendubtur.

Hanbelilere göre:

Sağ elin serçe, yüzük ve orta parmakları dürülerek başparmakla bitiştirilir. Teşehhüd duası esnasında lafza-i celâl anılırken, işaret parmağıyla işaret edilir. Yalnız, işaret esnasında parmağın hareket ettirilmemesi gerekir.

Şafiilere göre:

Teşehhüd esnasında işaret parmağından başka diğer parmakların tümü yumulur. Kelime-i şehâdette derken bu parmakla işarette bulunulur. Parmak kaldırıldıktan sonra birinci teşehhüdden ayağa kalkıncaya kadar, son teşehhüdde de selâm verinceye kadar parmak aynı şekilde durdurulur. Bu parmak, sahibince de gözlenir. Parmakları dürerken başparmakları yana doğru yumup avuç kenarına koymak, diğer şekillerden daha faziletlidir.

(Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı, A. Ceziri)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Namazda Okunan Duâlar

Posted by Site - Yönetici Ekim 6, 2016

namazda-okunan-dualar

Namazda Okunan Duâlar

Sübhaneke ( İlk rek’atte, tekbirden sonra okunur)
Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârakesmük ve teâlâ ceddük (ve celle senâük) ve lâ ilâhe gayrük.

Ettehıyyâtü ( İlk oturuşta ve son oturuşta okunur)
Ettehıyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayyibât. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh, Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlüh.

Salli Bârik ( Son oturuşta ettehıyyatüden sonra okunur)
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.
Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.

Rabbenâ ( Son oturuşta salli barikten sonra okunur ve selam verilir)
Rabbenâ âtinâ fid’dünyâ haseneten ve fil’âhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr.
Rabbenağfirlî ve livâlideyye ve lil mü’mînine yevmeyekûmül hisâb.

Kunut duâları: (Vitir namazında tekbirden sonra okunur)
Allahümme innâ nesteînüke ve nestagfirüke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehü neşküruke ve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk.
Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Mesbuk Hakkındaki Meseleler

Posted by Site - Yönetici Haziran 17, 2016

Asker,mehmetcik,TERÂVÎH NAMAZI NASIL KILINIR

Mesbuk Hakkındaki Meseleler

310- Mesbuk, bir rekat kılındıktan sonra imama uyan kimsedir ki, son oturuşta dahi imama uymuş olsa yine mesbuk sayılır. Mesbuk hakkında aşağıdaki meseleler ortaya çıkar:

311- Mesbuk kaza edeceği rekatlarda, tek başına namaz kılan gibidir. Örnek: Bir kimse sabah namazıın ikinci rekatında imama uyacak olsa, mesbuk olmuş olur. Aldığı tekbirden sonra sükut eder. İmamla beraber son oturuşta yalnız “Tahiyyat”ı okur. İmam selam verince, kendisi ayağa kalkar ve imam ile kılmamış olduğu ilk rekatı kılmaya başlar. “Sübhaneke ve Eüzü Besmele’den” sonra Fatiha suresi ile bir mikdar daha Kur’an-ı Kerîm okur. Bilindiği şekilde rükû ve secdelere gider. Ondan sonra oturup “Tahiyyatı, salavatları ve Rabbenâ âtinâ’yı” okuyarak selam verir.
Akşam namazının ikinci rekatında imama uyan kimse de birinci rekat hakkında bu şekilde hareket eder.

312- Mesbuk, akşam namazının son rekatinde imama uysa, “Sübhaneke’yi” okur ve imamla beraber o rekatı kılarak teşehhüde oturur. İmam selam verdikten sonra kalkar, Sübhaneke, Eüzü Besmele, Fatiha ve bir mikdar daha Kur’an-ı Kerîm okur. Rükû ve secdelerden sonra oturur ve yalnız “Tahiyyat’ı” okur. Sonra “Allahü Ekber” diyerek ayağa kalkar, yalnız Besmele ile Fatiha ve bir miktar daha Kur’an-ı Kerîm okuyarak rükû ve secdeleri yapar. Sonra son oturuş yaparak selam ile namazdan çıkar. Bu halde üç defa Teşehhüde oturmuş olur. Bununla beraber mesbuk, ikinci rekatın sonunda yanılarak teşehhüde oturmayacak olsa, sehiv secdesi yapması gerekmez. Çünkü bu rekat, bir yönden birinci rekat yerindedir.

313- Mesbuk, dört rekatlı namazlardan birinin dördüncü rekatinde imama uysa, imam ile teşehhüde oturduktan sonra kalkar, Sübhaneke, Eûzü Besmele, Fatiha ve bir mikdar Kur’an okur. Rükû ve secdelerden sonra oturur. Yalnız “Tahiyyat’ı” okur. Ondan sonra kalkar. Besmele ile Fatiha’yi ve bir mikdar daha Kur’an ayetlerini okur. Sonra rükû ve secdelere varır, oturmaksızın kalkar. Yalnız Besmele ve Fatiha ile bir rekat daha kılarak son oturuşu yapar. Tahiyyat’ı, Salavatları ve Rabbenâ âtinâ’yı okuyup selam vererek namazını tamamlar.

314- Mesbuk, dört rekatlı namazların üçüncü rekatinden başlayarak imama uysa, imamla beraber son oturuşta yalnız “Tahiyyat’ı” okur. İmam selam verdikten sonra kalkar, Sübhaneke, Eûzü Besmele, Fatiha ve bir mikdar daha Kur’an okur. Rükû ve secdelere varır, sonra kalkar yalnız Besmele ile Fatiha’yı okur. Biraz daha Kur’an-ı Kerîm okur. Yine rükû ve secdelere gider. Teşehhüde oturur. Tahiyyat’ı, Salavatları ve Rabbena atina’yı okuyarak selamla namazını tamamlar.

315- Mesbuk, dört rekatlı namazların ikinci rekatinde imama uyacak olsa, üç rekatı imamla kılmış olur. Teşehhüdden sonra imam selam verince ayağa kalkar. Sübhaneke’yi, Eûzü Besmele’yi, Fatiha’yı ve ekleyeceği ayetleri okur. Rükû ve secdelere varıp son oturuşu yapar. Selam verip namazını tamamlar.

316- İmam rükûda iken, imama uyan kimse, o rükûa ait olan rekata yetişmiş olur. Fakat imamı secde halinde bulan kimse, hemen secdeye varırsa da o secdenin rekatına yetişmiş olmaz. Bunun için o rekatı yukarda anlatıldığı şekilde kaza etmesi gerekir.

317- Mesbuk, imam selam verdikten sonra “Allahü Ekber” diyerek ayağa kalkar ve noksan kalmış olan rekatları tamamlar. İmam selam vermeden mesbukun kalkıp noksan kalan rekatları kılmaya başması uygun değildir Ancak namaz vaktinin çıkmak üzere olması ve insanların önünden geçme durumu olması gibi özürler sebebiyle selamından önce kalkar.
Bununla beraber imam, henüz selam ile namazdan çıkmamış olunca, mesbukun Teşehhüd mikdarı oturması lazımdır. Bundan önce kalkması caiz değildir.

318- İmam teşehhüdü tamamlamadan mesbukun kalkıp Kur’an okuması muteber değildir. Onun için mesbuk, birinci veya ikinci rekatı kaza için ayağa kalkar da, imamın teşehhüdü bitirişinden sonra namaz caiz olacak kadar Kur’an okursa, namazı caiz olur. Fakat namaz caiz olmayacak kadar az okumuş olursa namazı sahih olmaz.

319- Mesbukun kaza edeceği rekatlarda başkasına uyması ve başkasının da bu halde mesbuka uyması caiz değildir. Mesbuk burada yalnız başına sayılmaz. Fakat bir mesbuk ne kadar rekat kaza edeceğini unutup da kendisi ile beraber mesbuk bulunan kimsenin ne kadar rekat kaza edeceğini yalnız göz önünde bulundursa, bununla namazı bozulmaz.

320- Mesbuk, namazını yeniden kılmak niyeti ile tekbir alacak olsa önceki tekbiri ile başlamış olduğu namazı bozulmuş olur. Tek başına namaz kılan kimse böyle değildir; başka bir namaz kılmaya niyet etmedikçe, aynı namaza yeniden başlamak niyeti ile alacağı tekbir bu namazı bozmaz. Çünkü her iki namaz, tek başına namaz kılan için birbirinin aynıdır. Mesbuk ise, bir yönden tek başına namaz kılan gibidir, bir yönden de imama uyduğundan onun için aynı namaz değildir.

321- Mesbuk, İmam Azam’a göre Kurban Bayramı’nda Teşrîk tekbirlerini imamla beraber alır, sonra ayağa kalkıp geri kalan rekatleri tamamlar. Halbuki İmam Azam’a göre, tek başına namaz kılan kimse bu tekbirleri getirmek zorunda değildir. Bunun için mesbuk, burada tek başına namaz kılan gibi değil, muktedi (imama uyan) yerindedir.

322- Mesbuk, ayağa kalkması sahih olacak bir zamanda ayağa kalkıp da, imam henüz selam vermeden mesbuk namazını bitirerek selamda imama uysa, namazı bozulmuş olur.

323- İmam daha selam vermeden, mesbuk Tahiyyat’ı okuyup bitirmiş olsa, bir görüşe göre Şehadet sözünü tekrarlar, bir görüşe göre de susar. Burada sahih olan mesbukun Tahiyyat’ı yavaş yavaş okumasıdır.
Birinci oturuşta imamdan önce Teşehhüd’ü bitirmiş olan bir muktedi de susar, Teşehhüd’de bulunmaz.

324- Mesbuk, cehren (aşikare) okunan namazlarda imama uyunca, “Sübhaneke”yi okumaz. Geri kalan rekatları kazaya kalkınca okur. Sahih olan budur. Buna yukarıda işaret edilmişti.

325- İmam yanılarak beşinci rekata kalkınca, mesbuk da ona uyarak kalksa, bakılır: Eğer imam dördüncü rekatta oturmuş ise, mesbukun namazı bu kalkış ile bozulmuş olur. Fakat imam dördüncü rekatta oturmamış ise, beşinci rekatta secdeye varmadıkça, mesbukun namazı bozulmaz.

326- Bir mesbuk lâhık da olabilir. Şöyle ki: İmama sonradan uyan kimse, uyku veya abdesti bozan bir sebeble rükünlerden veya rekatlardan bir kaçını imam ile kılamayıp kaçırsa, hem mesbuk olur, hem de lâhık olmuş olur. Bu durumda önce kaçırdıklarını kıraatsız olarak kaza eder sonra mümkün ise, geri kalan namazda imama uyar. Daha sonra da imama uymadan önceki rekatları kıraatla (Kur’an okuyarak) kaza eder. Önce bunları kaza edip ondan sonra, namaz arasında kaçırmış olduğu rükünleri veya rekatleri kaza etmesi de caizdir. Fakat bunu yapmakla meşru sırayı gözetmemiş olacağından günahkar olur.

Eserin yazarı: Ömer Nasuhi Bilmen Eser: Büyük islam ilmihali

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Lâhık Hakkında Meseleler

Posted by Site - Yönetici Haziran 17, 2016

Nama,lahik hakkinda,mesbuk,KUR’ÂN-I KERÎM’E HÜRMET

Lâhık Hakkında Meseleler

305- Lâhık, namaza imam ile beraber başladığı halde, kendisine uyku ve dalgınlık veya cemaatın fazlalığından dolayı bir eziyet ve bir abdestsizlik hali arız olup da, namazın tamamını veya bir kısmını imam ile kılamayan kimsedir. Lâhık hakkında aşağıdaki meseleler ortaya çıkar:

306- Lâhık, hareket bakımından Muktedi gibidir. Muktedi, imamın arkasında Kur’an okuyamayacağı gibi, Lâhık da kaçırmış olduğu rekatları kendi başına kılınca Kur’an okuyamaz, tamamen muktedi gibi hareket eder ve kendi başına kılacak olduğu rekatlardaki yanılmalardan dolayı da sehiv secdeleri yapmaz.

307- Lâhık, mümkünse kaçırdığı rekatları veya rükünleri kaza eder, sonra imama tekrar katılarak onunla selam verir.
Örnek: Bir muktedir birinci rekatın kıyamında uyuyup da, imam secdeye vardığı anda uyansa, hemen rükûa varır, sonra secde yaparak imama iştirak eder.

308- Lâhık, imamına yetişemeyeceğini bildiği takdirde hemen imama uyar. İmam namazdan çıkınca, kendisi kaçırmış olduğu rekatları veya rükünleri kaza eder. Örnek: Bir muktedi, dördüncü rekatta iken burnu kanasa, safdan ayrılır ve namaza aykırı olacak bir şeyle uğraşmaksızın hemen abdest alır. İmkan bulduğu yerde imama uyar. İmam selam vermiş olursa, kendi başına o dördüncü rekatı, hiç bir şey okumaksızın, imamın arkasında kılıyormuş gibi tamamlar. Çünkü lâhık, hüküm bakımından imamın arkasında namazını kılmış sayılır.
Yine: Bu durum üçüncü rekatta meydana gelse, imam da dördüncü rekata başlasa, lâhık abdest alıp önce o üçüncü rekatı kıraatsız olarak kılar, ondan sonra imama uyar. Onunla dördüncü rekatı kılarak selam verir. Fakat imamına böyle yetişemeyeceğini bilirse, hemen imama uyar. İmam selam verince, kendisi kalkar ve üçüncü rekatı kıraatsız olarak kılıp selam verir.
İmam sehiv secdelerinde bulunacak olsa, lâhık henüz namazını tamamlamamış ise, onunla beraber bu secdeleri yapmaz. Namazını tamamladıktan sonra bu sehiv secdelerini yapar.

309- Her lâhık’ın, yukarda bildirildiği şekilde hareket etmesi kolay değildir. Bu bakımdan, lâhık olanların bu noksan kalan namazlarına yeniden başlamaları daha uygun görülmüştür.

Eserin yazarı: Ömer Nasuhi Bilmen Eser: Büyük islam ilmihali

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Eda ile Kazanın Farkları ve Kaza Namazları

Posted by Site - Yönetici Haziran 11, 2016

Eda ile Kazanın Farkları ve Kaza Namazları,cami resimleri,mosque,mescit,cemeat,hutbe,mihrap,minber,kursi,

Eda ile Kazanın Farkları ve Kaza Namazları

281- Bir namazı vaktinde kılmaya “eda” denir. Vaktinden sonra kılmaya da “kaza” denir. Vaktinde kılınan veya kılınacak olan bir namaza “vaktiyye” veya “salât-ı hazıra” denir. Vaktinde kılınmamış olan bir namaza da “faite” denilir. Bunun çoğulu “fevait” dir.

282- Vaktinde kılınmamış olan beş vakit farz namazlarının kazası farzdır. Vitir namazının kazası ise vacibdir. Sünnetlere gelince: Bir sabah namazı sünneti ile beraber kaçırılınca, o günün güneş doğuşundan (kerahet vaktinin çıkışından) sonra istiva zamanına kadar bu sünnet farz ile beraber kaza edilir. Güneşin yükselişinden (kerahet vaktinden) önce ve istivadan sonra sünnet kaza edilmez. İmam Muhammed’e göre, bu sünnet yalnız olarak kaçırılmış olsa, yine güneşin doğuşundan sonra istiva zamanına kadar kaza edilir. Bir de, öğle namazının her iki sünneti, farza yetişmek için terk edilecek olsa, farzdan sonra evvelki sünnet ve sonra iki rekat sünnet kaza edilir. Fetva bu şekildedir. Böylece vakit içinde sünnet iki defa gecikmemiş olur. Bununla beraber son iki rekat sünnetten sonra da dört rekat sünnet kaza edilebilir. Namazın sırası iki defa değişmemesi için bunu daha iyi görenler de vardır.
Cuma namazının ilk dört rekat sünneti hakkında bu öne alma ve sonraya bırakma hükmü vardır. Terk edilen diğer sünnetlerin kaza edilmesi gerekmez. Fakat başlanıldıktan sonra, her nasılsa terk edilmiş olan bir sünnetin (nafile namazın) kazası gerekir.
Örnek: Öğlenin son sünnetine başlamış iken, cenaze namazını kaçırmamak için bu Sünnet kesilmiş olsa, bu sünneti sonradan kaza etmek gerekir.

283- Bir namazı özürsüz yere kazaya bırakmak büyük günahdır (kebiredir) Bu namaz kaza edilmekle yerine getirilmiş olur. Fakat bunun geciktirilmesinden dolayı meydana gelen günahın bağışlanması için tevbe etmek ve Allah’dan afv dilemek lazımdır. Herhangi bir bahane ile namazı geciktirip kazaya bırakmakdan son derece sakınmalıdır. Çünkü bunun günahı çok büyüktür. İnsan, gerek yaratıcısına karşı ve gerekse insanlara karşı olan borçlarını bir an önce ödemeğe çalışmalıdır. Hayatın süresi belli, çok azdır! Borçlarını ödemeden ahirete gidenlerin hallerine ne kadar acınsa azdır.
UYARI: Kazaya kalan altmış, yetmiş senelik bir çok namazlar belli bir günde (Ramazan ayının son cumasında) kılınacak bir günlük namaz ile kaza edileceği ve böylece bağışlanacağı hakkındaki sözlerin hiç bir dinî değeri yoktur. Bu konuda rivayet edilen bir hadis, hadis alimlerinin ve diğer alimlerin açıklamalarına göre asılsızdır, uydurmadır, ümmetin icmaına da aykırıdır. Çünkü böyle herhangi bir ibadet, senelerce terk edilmiş olan farzların ve vaciblerin yerini tutamaz. Böyle bir iddia, farzların ve vaciblerin terk edilmesini, önemsenmemesini gerektireceğinden akla, şeriata ve hikmete aykırıdır. Günah, kolaylığa sebeb olamaz. Bu usul ilminde bir esastır. Bir de bu hadisi nakledenler hadis alimlerinden değillerdir. Bir kaynak da gösterememektedirler. Artık bu naklin ne değeri olabilir?
Kazaya kalan namaz, bizim için yerine getirilmesi gerekir. Biz bunu yerine getirmek zorundayız, bunu yapmazsak azaba hak kazanmış oluruz. Şu kadar var ki, kazaya kalmış olan bir namazı Yüce Allah dilerse bağışlar ve dilerse bağışlamaz. Herhangi bir ibadet sebebiyle de sahibine bir çok sevablar da verebilir. Kimse bunlara karışamaz ve bunlar üzerinde kesin hüküm veremez. Yukardaki iddia, kesinlikle kazası gereken bir namazın, ona denk bir ibadetle kaza edilmesi hakkındaki farziyeti inkar etmektir ki, bu asla caiz olamaz. Bu konu üzerinde, Merhum Aliyyü’l-Kari’nin ve diğer alimlerin incelemeleri vardır. Aliyyü’l-Kari’nin “Mevzuatına”, Abdurrahim Fetvasına ve “Mev’ize-i Hasene’ye” bakılsın!..

284- Bir kimsenin namazı kazaya kalınca bakılır; Eğer o kimse tertip sahibi ise, bu kaza namazı ile vakit namazları arasında sırayı gözetmek gerekir. Tertib sahibi değilse, bu namazı kaza etmeden diğer namazları kılabilir.

285- Bir kimsenin tertib sahibi sayılabilmesi için, en az altı vakit namazı kazaya kalmamış olmalıdır. Altı vakit namaz kazaya kaldı mı, tertib sahibi olmaktan çıkar; artık onun ne kaza namazları arasında ve ne de kaza namazları ile vakit namazları arasında sırayı gözetmesi gerekmez.

286- Kazaya kalmış namazlarda eskiye ve yeniye gelince, bunlar iki kısımdır. Yakın zamanda kazaya kalanlar altı vakte ulaşınca, ittifakla sıra gözetme gereğini kaldırır. Evvelce kaçırılmış bulunan (eski) namazlara gelince, bunlar
da altı vakte ulaşmışsa, geçerli kabul edilen fetvaya göre sıra gözetmenin gereğini kaldırır.
Örnek: Bir kimse, vaktiyle bir ay namaz kılmayıp sonradan bunları kaza etmeden vakit namazlarını devamlı olarak kılmaya başlamışken tekrar bir vakit namazını kazaya bırakacak olsa, bu son namazını hatırladığı halde onu kaza etmeden vakit namazını kılabilir. Böyle bir kimse, geçmişteki kaza namazlarını tamamen kılmadıkça tertib sahibi olamaz. Sahih olan görüş budur.

287- Tertib sahibi olan zat, bir farz namazını veya İmamı Azam’a göre vacib olan bir namazı özürsüz yere veya hayız ve nifas gibi namazı düşürecek bir nitelikte olmayan bir özürden dolayı vaktinde kılmamış olsa, bu namazı, ilk vakit namazından önce kaza etmesi gerekir. Çünkü gerek kaçırılan namazların arasında ve gerek bunlar ile vakit namazları arasında sırayı gözetmek esasen şarttır. Ancak kazaya kalan namaz unutulup sonradan hatıra gelmişse veya vakit daralmış veya kaçırılan namazlar çok olur da tertib sahibi olmaktan çıkılmışsa, vakit namazı kılınır.
Örnek: Tertib sahibi olan kimse, her nasılsa uykuya dalıp o günün sabah namazını kılamamış olsa, bu sabah namazını o günkü öğle namazından önce kaza etmesi gerekir. Bunu hatırladığı halde onu kaza etmeksizin öğlen namazını kılsa, bu namaz İmam Muhammed’e göre bozulur. İmam Ebû Yusuf’a göre, farz olmaktan çıkar, nafile olur. İmamı Azam’a göre ise, muvakkat olarak sahih olur. Şöyle ki: Bundan sonra o sabah namazını kaza etmeden beş vakit namazı daha kılacak olsa, bu altı vaktin hepsi de sahih olmuş olur. Fakat böyle beş vakit namazını daha kılmadan o sabah namazını kaza ederse, arada kılmış olduğu vakit namazları fasid olup yeniden kılınmaları gerekir.
Yine böyle bir kimse, sabah namazını kaçırmış olduğu halde, bunu unutup öğle namazını kılacak olsa, bu öğle namazı sahih olur.
Yine bir kimse, kazaya kalmış olan yatsı namazını fecirden sonra hatırlamış olur da, vakit yalnız sabah namazını kılmaya müsait bulunursa, sabah namazını kılar, yatsı namazını daha önce kaza etmemesi, bu sabah namazının sıhhatine engel olmaz. Ancak kaza namazını hatırladığı halde, vakit namazını pek uzatıp da bu bakımdan vaktin daralmasına sebebiyet verilmiş olursa, o zaman vakit namazı caiz olmaz.

288- Kazaya kalmış namazlar (faiteler) birkaç tane olur da, vakit bunlardan yalnız bir kısmı ile vakit namazına müsait bulunsa, sahih olan görüşe göre, sırayı gözetme gereği düşer.
Yine bir kimsenin, vitirden başka altı vakitten çok veya altı vakit namazları kazaya kalmış olsa, bunları kaza etmeden vakit namazlarını kılması sahih olur. Çünkü bu durumda tertibe riayet edilmesinde güçlük vardır. Kazaya kalmış namazlar (faiteler), vitirden başka altı vakit olunca çok sayılır, altıdan az olunca da az sayılır.
(İmam Şafîî’ye göre, kazaya kalan namazlarla vakit namazları arasında sıra gözetilmesi şart değildir, müstahabdır.)

289- Bir kimse, bir günlük namazlarından birini kaçırmış olduğu halde, bunu bir türlü belirleyemezse, bir günlük namazını yeniden kılar. Çünkü böyle yapmakla kazaya kalan namaz, kesinlikle kılınmış olur; diğerleri de birer nafile olur.
İki, üç ve daha ziyade günlerde birer vakit namaz kaçırılmış olduğu halde, bunların hangi namazlar olduğu belirlenemeyince de, o kadar günün namazları yeniden kılınır.

290- Kazaya kalan namazlar bir çok olunca, bunların her birini belirleyerek niyet edilmesi gerekmez; çünkü bunda güçlük vardır. Onun için şöyle niyet edilmesi uygun olur: “ilk veya en son kazaya kalmış sabah veya öğle namazını kılmaya” diye kılınır.

291- Bir kimse, ne kadar namazı kazaya kaldığını bilmese, kuvvetli olan görüşüne göre hareket eder. Üzerinde kaza namazı kalmadığına kanaat getirinceye kadar kaza namazı kılar.

292- Bir kimse, bir namazı kılıp kılmadığında şüphelense, namazın vakti henüz çıkmamışsa onu yeniden kılar. Namazın vakti çıktıktan sonra şübhelense, bir şey yapması gerekmez. Çünkü farzın sebebi olan vakit çıkmıştır. Bir müslümanın namazını vaktinde kılmış olması ise bir asıldır.

293- Müslüman olmayanların yurdunda İslâm’ı kabul edip bilgisizliğinden dolayı namazlarını kılamamış olan bir kimse, sonradan İslâm yurduna gelip din görevlerini öğrense, önceki namazları kaza etmesi gerekmez. Fakat İslâm ülkesinde bulunup da ihtida eden (islamı kabul eden) kimse, bu hususta özürlü sayılmaz. İslâmı kabul ettiği tarihten itibaren namazlarını kılmakla yükümlü olur. Çünkü İslam yurdunda cehalet bir özür sayılmaz. Herkes din görevlerini ehlinden sorup öğrenebilir.

294- Bir kimse kaza namazını kılarken, cemaatle vakit namazına başlanacak olsa, namazını tamamlamadıkça cemaate katılmaz, ister tertib sahibi olmasın.

295- Kazaya kalan aynı vaktin namazı, usulü üzere cemaatle, de kılınabilir. Cemaat bahsine bakılsın!.

296- Kaza namazlarının evde kılınması daha iyidir. Çünkü günahları örtüp açıklamamak lazımdır. Böyle bir açıklama Hakka karşı saygısızlık sayılır ve başkaları için de kötü bir örnek olabilir.

297- Bir kadın: “Yarınki gün şu kadar namaz kılayım veya şu kadar gün oruç tutayım.” diye niyet ettiği halde o gün adet görmeye başlasa, o namazı veya orucu temiz olacağı günlerde kaza eder.

298– Kaza namazlarının belli vakitleri yoktur. Üç kerahet vakti dışında, istenilen her vakitte kaza namazı kılınabilir.
Örnek: Kazaya kalmış bir öğle namazı akşamdan sonra kılınabileceği gibi, bir akşam namazı da öğleden önce veya sonra kılınabilir.

299- Kaza namazları ile uğraşmak, nafile namazları ile uğraşmaktan daha iyi ve daha önemlidir. Fakat farz namazların müekked olsun olmasın, sünnetleri bundan müstesnadır. Bu sünnetleri terk ederek bunların yerine kazaya niyet edilmesi daha iyi değildir. Bu sünnetlere niyet edilmesi evladır. Hatta kuşluk ve tesbih namazları gibi, haklarında nakil bulunan nafile namazlar da böyledir. Bunlara da böyle nafile olarak niyet etmek evladır. Çünkü bu sünnetler, farz namazları tamamlar, bunların yerine getirilmesi mümkün değildir. Kaza namazlarının ise, muayyen vakitleri olmadığı için onların her zaman yerine getirilmesi mümkündür.
Bununla beraber namazları kazaya bırakmak günahtır. Bu günahdan mümkün olduğu kadar kurtulmak için sünnetleri feda etmek uygun olmaz. Böyle bir günahı işleyen kimsenin fazla ibadet ederek Allah’ın bağışlamasına sığınması gerekirken, hakkında Peygamber şefaatinin tecelli etmesine vesile olacak bir takım sünnet ve nafileleri terk etmek nasıl uygun olabilir? Hem bir kısım vakit namazlarını kazaya bırakmak, hem de diğer bir kısım vakit namazlarını, kendilerini tamamlayan sünnetlerden ayırmak iki kat kusur olmaz mı? Buna aykırı olan bazı nakiller geçerli değildir. Bunlar kabul edilen fetvaya aykırıdır. Hem sünnetleri, hem de kaza namazlarını kılmaya elverişli vakit bulamadıklarını iddia edenler bulunursa bunlar insaflı bir iddiada bulunmuş sayılmazlar. Boş yere en kıymetli zamanlarını harcayan insanlar, bilmem böyle bir iddiaya nasıl kalkışabilir?..
(İskat-ı Salât bahsine bakılsın.)

Eserin yazarı: Ömer Nasuhi Bilmen Eser: Büyük islam ilmihali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: