Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

Muhyiddîn-i Arabf nin (k.s.) Duası

Posted by Site - Yönetici Mart 7, 2015

Muhyiddîn-i Arabf nin (k.s.) Duası.muhiddin ibni arabi,

Muhyiddîn-i Arabf nin (k.s.) Duası

-“Ey Allah’ım!
Alınlar terlediği, inlemeler çoğaldığı ve bizim üzerimize sevgililer ağladığı ve tabipler bizden ümitlerini kestiği zaman; bize rahmet et!

Allah’ım!
Toprak bizi örttüğü, ahbap ve dostlar bizi terk ettiği, nimetler bizden ayrıldığı ve nesîm (hoş rüzgar) kesildiği zaman bize rahmet et!

Allah’ım!
İsmimiz unutulduğu, cismimiz çürüdüğü, kabrimiz kaybolduğu ve zikrimiz (bahsimiz) kapandığı (ve hiçbir kimsenin artık bizden söz etmediği ve tamamen unutulduğumuz) zaman, bize rahmet et!

Allah’ım!
Sırlar açıklandığı, gizlilikler (ve kalpte olanlar) ortaya çıkarıldığı, amel defterleri yayıldığı, teraziler ortaya konulduğu zaman bize rahmet et!

Allah’ım!
Ey Hayy-ü Kayyûm ve yâ Rahman yâ Rahîm! Senin rahmetinle Senden yardım diliyoruz!”

Bu mezkûr Şeyh Muhyiddin-i Ekber (k.s.) hazretlerinin münâcâtıdır. Ve ömrüme and olsun ki bu münâcât, gerçekten şerif bir münâcât ve latîf nidadır…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/288-289

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Sırrı Sakatı Hazretlerinin ibretli Hâli

Posted by Site - Yönetici Mart 6, 2015

Sırrı Sakatı Hazretlerinin ibretli Hâli,İsmail Hakkı Bursevi,dini hikayeler,ibretlik,su kuyusu,osmanlu su kuyusu,islam alimleri

Sırrı Sakatı Hazretlerinin ibretli Hâli

Rivayet olundu:
Sırrî es-Sakatî (k.s.) hazretlerinin huzuruna bir gün Ebû’l-Kâsim Cüneyd-i Bağdadî (k.s.) hazretleri girdi. O ağlıyordu. Ona:
-“Seni ağlatan nedir?” diye sordu. Buyurdular:
-“Dün bana küçük kız çocuğum geldi. Bana;
-“Babacığım! Bu gece çok sıcak, şu küpü şuraya as da serinlesin!” dedi. Sırrî Sakatî (k.s.) buyurdular:
-“Sonra uyku bastı, gözlerim bana galip geldi. Rüyamda mahlûkatın en güzeli olan bir cariyenin gökten indiğini gördüm…
Ona sordum:
-“Sen kiminsin?” 0:
-“Küplerde soğuk su içmeyenlerinim!” buyurdu.
Uyandığımda, küpü aldım ve yere çarptım...”
Cüneyd-i Bağdadî (k.s.) buyurdular:
-“Küpün kınlan parçalarını yerde gördüm. Onu yerden kaldırmadı. Ta toprağa karışıncaya kadar yerinde kaldı….

Ey insan!
Onların nimetleri nasıl terk ettiklerine bak!
Nefisleri için soğuk su içmeye razı olmadılar. Veya leziz bir yemek yemediler. işte onlar vakitleri murakabe ettiklerinde, Allâh’ü Teâlâ hazretleri, onlara hesap edilen saatler yerine hariçten haller nasip etti. Onların zevklerine son yoktur…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri,: 7/254.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Gece ve Gündüz Neden Yaratıldı

Posted by Site - Yönetici Mart 5, 2015

Gece ve Gündüz Neden Yaratıldı

Gece ve Gündüz Neden Yaratıldı

Haber’de varit oldu:
Allâhü Teâlâ hazretleri, biri karanlık ve diğeri de aydınlık iki cevher (temel madde) yarattı.
Aydın olandan her türlü nuru (ve ışığı) çıkarttı.
Gündüzü onun nurundan yarattı.
Diğer kalan ışıklarından ise, ateşi (ve cehennemi) yarattı.

Karanlık maddeden ise bütün karanlıkları çıkarıp ayırdı.
Geceyi o karanlıktan yarattı.
Karanlığın diğer kalanlarından ise cenneti yarattı.
Onun için gece, cennettendir; gündüz ise ateşten (cehennemden) dir…”

Geceler Ünsiyet Vaktidir

Bundan dolayı, geceleri ünsiyet kurmak (sohbet ve muhabbet etmek) daha çoktur… Geceler, sevenlerin ünsiyet vaktidir. Mahbubların (sevgililerin) gözlerinin aydınlığı ânıdır.
Âyet-i kerime, gecede, gündüzde, buyurarak) gecenin gündüz üzerine ‘takdîm edilmesi; muhakkak ki gecenin Mevlâ Teâlâ hazretlerine hizmet etme vakti ve gündüzün de mahlûkata hizmet etme ânı olmasından dolayıdır…. (Bundan dolayı gece gündüzden daha şerefli ve daha üstün olduğundan takdîm olundu…)

Peygamberlerin miraçları hep geceleyin oldu.
Kadir gecesi gecelerin içindedir… Bin geceden daha hayırlı olan kadir gecesi gecededir; gündüzlerin içinde değildir…
Bunun misâlleri çoktur.
Evliyanın bazıları,
-“Gece geldiği zaman, büyük mahlûkat geldi...” derlerdi.

Gecenin Esrarı

Bu meclisleri toplayan fakir (Allah’ın rahmetine muhtaç İsmail Hakkı Bursevî) der ki: Amma…
1- Gecenin esrarından,
2- Gece de yapılan münâcâtın halâveti (tadı),
3- Halvetin zevki,
4- Ve vahdet (yalnız kalmanın güzelliği ve zevkinden) mahcup ve mahrum olan kimselere ise; gündüzler daha mahbub ve daha sevimli ve daha hoştur.
(Onlar gündüzü severler) meselâ “ulemâ-i rüsum” maneviyâttan mahrum olan zahirî âlimler gibi… Nahiv âlimi olan “Sâ’leb” (r.h.)’a bakmıyor musun? Sâ’leb (r.h.) şöyle derdi:
-“Keşke hiç gece olmasa da ashabım (talebelerim) hiç benden ayrılmasalar da (sürekli ders okutsam)” derdi.
Bu sözler onun, talebelerine olan ülfetinin hırsından gelmektedir. Zira “muallim“lerin hiçbiri, hâl ve makam bakımından “müctehid“lerden daha yüksek değildir. Görmüyor musun? (Tarih kitaplarında hayatını okumuyormusun?) Bizim imamımız “İmâm-ı Azam” (k.s.) hazretleri, gündüzleri ders okutur ve geceleri de ihya ederdi…

Hafızın Hazinelerinin Kaynağı

Hafız (k.s.) buyurdular:
-“Allâhü Teâlâ hazretlerinin Hafıza vermiş olduğu Bütün saadet hazineleri (ilim, marifet, fesahat ve belâğât)…
Hepsi gece dualarının, Seher vaktinde virdler,zikirler ve evrâd-ı şeriflerin bereketiyledir...”
Bu zikredilen takrirlerden; gecenin gündüz üzerine daha faziletli olduğu anlaşıldı…

Gece ve Gündüz Melekleri

Bil ki her şey, Allâhü Teâlâ hazretlerinin, yarattığı mahlukâttır. Gece ve gündüzün her biri için kendisine müvekkel olan bir melek vardır.

Haberde Selmân-ı Farisî (r.a) hazretlerinden vârid oldu. Buyurdular:
Geceye vekil olan bir melek vardır. Ona “Şerâhîl” denir. Gecenin vakti geldiği zaman, o melek siyah cevher (siyah bir top) tutar ve onu batı tarafına sevk eder (delâlet eder). Güneş ona baktığı zaman, göz açıp kırpılacak bir süratle batması vacip olur. Güneş ta ki bir daha o cevheri görünceye kadar batmamakla emir olunmuştur.
Güneş battığı zaman, gece gelir. Meleğin iki kanatlan altında zulmet (karanlık) yayılır. Diğer bir melek gelinceye kadar o cevher askıda kalır. (Gelen diğer meleğe) “Herâhîl” denilir. O da beyaz bir cevher ile gelir. Onu güneşin doğacağı tarafa asar. Güneş onu gördüğü zaman; hemen göz açıp kırpmcaya kadar bir zaman içinde doğar. Zira güneş, beyaz cevheri görünceye kadar doğmamakla emir olunmuştu. Güneş doğduğu zaman, gündüz gelir. Meleğin iki kanatlan altında nur yayılır. Gündüzün aydınlığı için müvekkel (vazifeli) bir melek vardır.
Gecenin karanlığı için de müvekkel (vazifeli) bir melek vardır. Güneşin batışı ve doğması anında…” Haberde varit olduğu gibi…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/290 – 291

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Sahabeye Dil Uzatanın Hali.

Posted by Site - Yönetici Mart 1, 2015

20120603_194237 copy.jpg111 (2)

Sahabeye Dil Uzatanın Hali.

Bir şiî vardı. Kendisine İbni Heylân deniliyordu. Sahabe-i kiram hakkında yakışık olmayan sözler söylüyordu.

İbni Heylân, bir gün duvar yıkıyordu. Yıktığı duvar onun üzerine yıkıldı. Duvarın altında kalıp fecî bir şekilde can verdi.
Medine-i Münevvere’nin “bakî” kabristanlığına defnettiler.
Fakat ikinci gün onu kabrinde bulamadılar. Hatta onun üzerine defnedilen toprak bile yoktu. Bu durumda başka birisinin o kabri deşme ve açma ihtimali yoktu. Çünkü o toprağıyla beraber yoktu. Kabrin kerpiçlerini olduğu hal üzere gördüler. Bunu insanlardan büyük bir kalabalık gördü. Hatta buna şahit olanlardan biri de Kadı Cemâleddin Efendi idi. Zamanla bunun şöhreti o kadar yayıldı ki dünyanın her yerinden insanlar onu görmeye geliyorlardı.
Bu hadise Allâhü Teâlâ hazretlerinin kalbini şerh ettiği kimselerin kendisinden ibret aldığı âyetlerdendir…

Kaynak : İmam Sahavî (r.h.)’ın ” Makâsıdü’l-Hasene s. 492 “isimli kitabı “”

Mübarek Yerlere Defnedilmek

Bu hadiseden anlaşıldığı gibi, sahabelere ta’n etmek (sahabelere dil uzatmak) ve istihza’nın kötü bir akıbeti vardır.
Allâhü Teâlâ hazretleri, fasık kişinin cîfesini mübarek yerlerden, kötü yerlere intikâl ettirir.
Hadis-i şerifte varid olduğu gibi;
Ümmetimden kim, Lût kavminin amelini işlerse, Allâhü Teâlâ hazretleri o kimseyi onlara nakleder ve hatta onlarla beraber haşr olur.
İmam Suyûtî (r.h.) hazretlerinin “Ed-Dürerü’1-müntessere,” isimli kitabında da böyle …

Cesetlerin Nakli?

Bu hadis-i şerif, cesedin nakli hakkında sarih ve sahih bir haberdir. Çünkü haşr (ölümden sonra yeniden diriliş) ruh ve cesetle birlikte olacaktır. Allâhü Teâlâ hazretleri, şerli (ve kötü) cesetleri şerefli ve mübarek mekânlardan kötü (ve şerli kimselerin mezarlıklarına) naklettiği gibi; hayırlı (ve iyi kimselerin) cisimlerini ve cesetlerini de kötü ve değersiz mekânlardan). şerif ve mübarek mekânlara nakleder. Mekke ve Medine’nin iki mezarlığı olan “Bakî” ve “Hücûn” (cennetü’l-bâkî ve cennetü’l-muallâ mezarlıklarına nakli) gibi… Allâhü Teâlâ hazretleri, ehli ehline sevk eder…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/280

NOT : Sahabe-i kiram hakkında gerçek bir bilgiye sahip olmak için, lmam-ı Rabbanî (k.s.) hazretlerinin ilgili mektuplarını ve Ömer Nasûhî Bilmenin “Sahabe-i Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikadımız” isimli kitabını tavsiye ederim.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Allah`ın Rahmetinin Büyüklüğü

Posted by Site - Yönetici Şubat 26, 2015

Allah`ın Rahmetinin Büyüklüğü

Allah`ın Rahmetinin Büyüklüğü

Ebû Hüreyre (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdu: Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden işittim, şöyle Duyuruyordu: -“Allâhü Teâiâ hazretleri, rahmetini yüz cüz kıldı. (Bu yüz cüzden) doksan dokuzunu yanında alıkoydu. Tek bir cüzünü de yeryüzüne indirdi. Yer yüzüne indirilen bu bir cüzden bütünmahlûkat birbirine rahmet ediyor ve acıyorlar. Hatta hayvan yavrusuna süt emzirirken, ona zarar verir endişesiyle ayağını kaldırır…
Mükemmel imam (Hadîs ilmini en iyi bilen lmam-ı Nevevî hazretleri bu hadis-i şerifin şerhinde buyurdular:
Bu hadis-i şerif, Müslümanlar için müjde ve ümidin kemâline delâlet eden (hadis-i şeriflerdendir….
Zira bu dünyada (ilk mahlûkattan son mahlûkata kadar bütün varlıklar için olan) zahirî ve bâtınî bütün nimetler Allâhü Teâlâ hazretlerinin yeryüzüne indirdiği o tek rahmetten hâsıl olmaktadır. Âhiret yurdunda Müslümanlar için tecelli edecek olan yüz rahmet hakkında ne düşünürsün? (İlâhî rahmetin genişlik ve büyüklüğünü var artık sen düşün!)

Allah’ın Rahmetine Güzel Bir Temsîl

Ömer bin el-Hattab (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu.
Buyurdular:
-“Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine esirler getirildi. Esirlerin içinde bulunan bir kadın memesinden süt sağıp çocuğa içiriyordu. Kadın esirlerin içinde bir sabi gördü. Onu kucağına aldı. Sımsıkı sarıldı. Ve onu emzirmeye başladı. (Kadının çocuklarına olan düşkünlüğü ve acıma duygusu üzerine) Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bize;
-“Bu kadını görüyor musunuz? Bu kadın çocuğunu ateşe atar mı?” diye sordu. Biz:
-“Hayır! O çocuğunu ateşe atmaya kaadirdir ama asla çocuğunu kendi eliyle ateşe atmaz!” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri;
-“Allâhü Teâlâ hazretleri, kullarına bu kadının çocuğuna olan rahmet ve şefkatinden daha rahîmdir ve daha çok acımaktadır!” buyurdu.

Allah’ın Lütfü

Mesnevî’de buyuruldu:
Ateş, Allâhü Teâlâ hazretlerinin kahrından bir zerredir.
Kötüleri tehdit eder ve korkutur.
Allâhü Teâlâ hazretlerinin kahrının ateşi, bu kadar üstün ise de;
Onun lütf-ü kereminin serinliği daha ileride ve daha üstündür.

Allah’ın Rahmetinin Büyüklüğü

Mesnevfde buyuruldu:
Allâhü Teâlâ hazretlerinin rahmeti öyle büyük bir rahmettir ki. Büyüklüğü tasavvur edilemez.
Ancak eserleri görülür.

Besmelenin Bin Manâsı

Şeyhü’l-Ekber (Muhyiddin-i Arabî k.s. hazretleri) “Fütûhât-i Mekkiyye” isimli kitabında buyurdular:
-“Rahmet âyeti olarak Kur’ân-ı kerim’de şu âyet-i kerimeyi gördük; o da;
Rahman ve rahîm olan Allah’ın adı ile...” âyet-i kerimesidir. Besmele tam bin manâyı tazammun etmektedir. Her bir manâ ancak etraflıca düşünmekle hâsıl olur.
-“Rahman ve rahîm olan Allah’ın adı ile...” âyet-i kerimesinin tazammun ettiği manânın husulü elbette lazımdır. Bu manâların her birinin husulü için bir sene gerekir. Bu bin manânın tam olarak anlaşılması için ise bu ümmetin üzerine tam bin senenin geçmesi lazımdır

Kaynaklar : Mesnevî-Î şerif. Defter: 4, s. 143 – Mesnevî-î şerif. Defter: 3. s 139.
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/285.-286-287-288

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Âhir zamanın İnsanları

Posted by Site - Yönetici Şubat 25, 2015

Ahir zamanın İnsanları,kiyamete yakin insanlar,ahiret,Ad kavmi,semud kavmi,iblis,seytan.kiyamet.sirat.cehennem

Âhir zamanın İnsanları

Bu (zamanımız), âhir zamandır. Bu zamanda, zahirde ve bâtında, ölüm ve hayatında kıbleye dönen insanlar çok bulunurlar.

(Bu çağda ehl-i sünnet ve’l-cemaat üzere olan kişiler çok çok azdır...)

Söyleyen ne güzel söylemişler:
-“Nasnas (insanlar) gitti, geriye ise ancak nasnâs kaldı.
Nâs“, insanlara benzeyen ve hakikatte insan olmayandır.
1- Onlar Ye’cûc ve Me’cûc’dür.
2- Sureti insan suretinde olan hayvandır.
3- İnsan sureti üzerine yaratılıp, bir şeyde insana benzeyen ve diğer bir şeyde insana benzemeyendir.
4- Adem oğlu değillerdir.
5- Denildi ki, onlar Adem oğlundandırlar…

Âd Kavmi

Rivayet olundu:
Âd kavminden bir mahalle ehli; peygamberlerine isyan ettiler; Allâhü Teâlâ hazretleri, onu “nasnâs'”a neshetti. Onlardan her bir adamın aynı yerden çıkan bir eli ve bir ayağı vardı. Onlar kuşlar gibi sıçrıyor ve hayvanlar gibi otluyorlardı.
Hayırlı insanlar neredeler?
Akıl sahipleri neredeler?
Hepsi gelip geçtiler!!!
Vallahi onlardan çok az kaldı!

Giden Adamlar Geri Döner mi?

Hafız (k.s.) buyurdular:
-“Bu zulmet, ondaki dünyadır.
Nice zamana dek dost ümidiyle otururum.
Kâh parmağım dişimde, Ve Kâh başım dizimin üzerinde…
(Yani cananın hasretiyle bazen parmağımı ısırırım ve bazen de gam ve kederden başımı dizime indiririm…)
Sabrım tükendi.
Arslanın sığınağına (inine) kurt inip yerleşti.
Aklım uçtu; güvercin yerine kargaların ötmesi üzerine…
(Yani şereflilerin yerini reziller aldığı için aklım gitti, demektir.)
Ey ferah ve talih kuşu! Devlet müjdesini getir!.
Belki günler, daha önce olduğu gibi, kavme geri döner…”

Kaynaklar : Divân-ı Hafız-ı Şirâzî s. 233.
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/281-282.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 1 Comment »

Hazret-i Ebû Bekir ve Ömer (r.a)’ın Faziletleri

Posted by Site - Yönetici Şubat 19, 2015

Hazret-i Ebû Bekir ve Ömer (r.a)'ın Faziletleri

Hazret-i Ebû Bekir ve Ömer (r.a)’ın Faziletleri

İmam Mâlik (r.h.) hazretleri buyurdular:
Ben, Hazret-i Ebû Bekir ve Ömer (r.a.) hazretlerinden daha faziletli kimseyi bilmiyorum.
Zira onlar ikisi de Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin tıynetinden yaratıldılar. Çünkü onların ikisinin de kabirleri, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin esrarı ile kâinatın üzerine faziletli olan mukaddes ravza-i mutahharalarına çok yakındır…
Allâh’ü Teâlâ hazretleri, onun şeref, azamet ve heybetini daha ziyâde etsin.

Amin.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/246.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, H.z Ebu Bekir, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İnsana Ateşle Azablanmasının Hikmeti?

Posted by Site - Yönetici Şubat 10, 2015

Adem Aleyhisselâm'ın Yaratılışı,Azrail Aleyhisselâm'ın Toprak Alması - İnsana Ateşle Azablanmasının Hikmeti,Teyemmüm

Azrail Aleyhisselâm’ın Toprak Alması – İnsana Ateşle Azablanmasının Hikmeti?

Allâh’ü Teâlâ hazretleri, ölüm meleğini (Azrail Aleyhisselâm’ı) yeryüzüne gönderdi. Yeryüzü, ondan Allah’a sığındı.

Azrail Aleyhisselâm:
-“Allâh’ü Teâlâ hazretlerine muhalefet etmekten ona sığınırım!” dedi.
Azrail Aleyhisselâm, yeryüzünün üzerinden toprak aldı. Toprağı, kırmızı, siyah ve beyaz olarak karıştırdı.
Bundan dolayı, Adem oğlunun renkleri ayrı ayrıdır.
Sonra o toprağı, tatlı, tuzlu ve acı su ile yoğurdu. Bundan dolayı insanların ahlakları değişiktir.

Allâh’ü Teâlâ hazretleri, ölüm meleğine hitabetti:
-“Cebrail ve Mikâil yeryüzüne merhamet edip acıdılar… (Bunun içinde yeryüzünden toprak almadılar.) Sen yeryüzüne merhamet etmedin. Hiç şüphesiz, bu topraktan yaratacağım ruhları seninle elinle kılacağım!” buyurdu.”

(Mesnevî’de buyurdu:)
-“Allâh’ü Teâlâ buyurdu:
-“Yüce ilminin izzeti için seni, mahlûkatın üzerine cellat (ruhlarını almaya) vazifeli kıldım (Yani mahlûkatın ruhunu almaya seni vekil kıldım)…” [Mesnevî-Î Şerif: Defter: S. s. 68,]

Adem Aleyhisselâm’ın Yaratılışı

Ebû Hüreyre (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdular:
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdu:
-“Allâh’ü Teâlâ hazretleri, Âdem Aleyhisselâm’ı topraktan yarattı.
Onu çamur yaptı.
Sonra onu (korumaya ve sertleşmeye) terk etti.
Ta Ki “hame-i mesnûn” oldu. Yani simsiyah kuru, sert olup değişti. Sonra onu yarattı, ona suret verip, onu şekillendirdi.
Onu olduğu halde terk etti.
Ta ki “salsâl-i fehhâr” oldu. Yani kuru ve ateşte pişmiş gibi oldu. Sonra ona ruh üfürüldü…” [ Kenzu’f-Ummâl: 15228 ]

Allâh’ü Teâlâ hazretleri, Adem Aleyhisselâm’ı topraktan yarattı.
Çünkü toprağın makamı, tevazu ve meskenet makamıdır.
Tevazu makamı ise yücelmek, yükselmek ve sebat etmek makamıdır. Bundan dolayı Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Kim tevazu ederse, Allâh’ü Teâlâ hazretleri, onu yükseltir (ve yüceltir…)” [Mecmuatuz-Zevâid: 17851,]

İnsana Ateşle Azablanmasının Hikmeti?

İnsanın topraktan yaratılması, insanın su ile değil de; ateşle azaba çarpılmasının hikmetidir. Zira topraktan ma’mûl bir zarf {kap gibi herhangi bir eşya) bevil veya (dışkı gibi) başka bir necasetle pislenirse, su ile temizlenmez… (Topraktan yapılmış bir kap suyun içine konulursa, suda erir, çamur haline gelir ve tamamen bozulur. Yine de ona necaseti bulaştıran sidiği ondan ayırtmak mümkün olmaz…) Bundan dolayı (topraktan mamul olan insan) ma’siyetlerle kirlendiği ve necis olduğu zaman; ateşten başka bir şeyle temizlenmez; ancak ateşle temizlenir….

Teyemmüm

İnsanın {topraktan yaratılmış olması) aynı zamanda su bulunmadığında toprak ile teyemmüm etmenin meşru olmasının hikmetidir.

İnsanlar Topraklarının Alındığı Yere Gömülürler

Her ceset, tıynetinin (çamurunun) alındığı yere gömülür.
O Adem oğullarının çamurunun yoğrulmak için alındığı yere defnedilir..!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/244-245.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Gökler mi Faziletli Yer yüzü mü?

Posted by Site - Yönetici Şubat 3, 2015

Yeryüzünde Bulunan En Faziletli mekânlar,Gökler mi Faziletli Yer yüzü mü

Gökler mi Faziletli Yer yüzü mü?

(Âlimlerin) çokları, yeryüzünün göklerden daha faziletli olduğuna kaildirler… Çünkü:
1- Peygamberler yeryüzünden (topraktan) yaratıldılar.
2- Peygamberler, yeryüzünde Allâh’ü Teâlâ hazretlerine ibâdet ettiler.
3- Mahlûkat yeryüzünde Aliâh’ü Teâlâ hazretlerine ibâdet etmektedir.
4- Peygamberler, yeryüzünde toprağa defnedildiler.
5- Yeryüzü hilâfet diyarıdır.
6- Yeryüzü, Ahiret’in tarlasıdır.
7- En faziletli mekânlar yeryüzünde bulunmaktadır.

Yeryüzünde Bulunan En Faziletli mekânlar

1-Yeryüzünde en faziletli mekân, Kâinatın Efendisi, Allah’ın habibi, Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerinin mübarek vucûdlarını içini alıp kucaklayan, Medine-i Münevvere’deki ravza-ı mutahharalarının bulunduğu o mübarek mekândır…
Zira cüz’î aslî, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin kabr-i şeriflerinin bulunduğu yerin toprağındandır

2- Sonra Mekke-i mükerreme’dir. Sonra Beyt-i Makdis’tir.

3- Şam da Beyt-i makdis’tendir.

4- Sonra Kûfe’dir. 0 dördüncü harem (olarak kabul edilmiş)tir. Bağdat’ta ondandır….

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri 7/234.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Yedi Kat Semâ ve Özellikleri.

Posted by Site - Yönetici Ocak 28, 2015

Yedi Kat Sema ve Özellikleri.Yedi Kat Semâ ve Özellikleri.

Yedi Kat Semâ ve Özellikleri.

Birinci sema, Dünyâ semâsı: Mevc-i mekfûf, yani bazıları bazılarının üzerine donmuş olan donuk su dalgalarındandır. Yani akışı engelleyen bir dokun su dalgasındandır.

İkinci kat semâ: Beyaz mermerdendir.

Üçüncü kat semâ: Demirdendir.

Dördüncü kat semâ: Kurşundan veya tunçtandır.

Beşinci kat semâ: Gümüştendir.

Altıncı kat semâ: Altındandır.

Yedinci kat semâ: Kırmızı yakuttandır.

Arz (yeryüzü) ise sadece topraktandır, başka bir şeyden değil…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/233-234
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 525 takipçiye katılın