Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

Sahabe-i Kiram ve Bizler

Posted by Site - Yönetici Ağustos 30, 2020

Sahabe-i Kiram ve Bizler

Hasan (Basrî k.s.) hazretleri buyurdular:
Bedir savaşına katılmış olan yetmiş kadar sahabe-i kiram (r.a. ecmeîn) hazerâtını gördüm. Onlar, Allâhü Teâlâ hazretlerinin kendilerine helal kıldığı şeylerden (öyle kaçınırlardı ki,) Allâhü Teâlâ hazretlerinin size haram kılmış olduğu şeylerden sizin zahid olmanız (çekinmenizden) daha çok zâhid idiler…
Onlar, sizin rahatlığa sevinmenizden çok daha şiddetli bir şekilde belâlara seviniyorlardı.
Eğer sizler, onları görmüş olsaydınız, elbette;
-“Muhakkak bunlar deli!” derdiniz.
Eğer o sahabeler, sizin en seçkinlerinizi ve en hayırlılarınızı görmüş olsalardı elbette ki;
-“Bunlar için asla kurtuluş yoktur!” derlerdi.
Ve eğer onlar, sizin en şerlilerinizi görmüş olsalardı; onların hesap gününe iman etmediklerine hükmederlerdi.
O sahabelere, eğer dünya malı arz olunsaydı, kalblerinin bozulma korkusundan onu terk ederlerdi.

İsmail Hakkı Bursevi (k.s. ) Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/421-422.

Posted in Ashab-ı Kram, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

İnançsız Bir Kavim

Posted by Site - Yönetici Ağustos 11, 2020

İnançsız Bir Kavim

Rivayet olundu:
Musa Aleyhisselâm, İsrail oğullarına Tevrat’ı getirdiğinde; onlara Tevrat’ı okudu. İsrail oğulları, Tevrâtın içinde bulunan ağır ve meşakkatli mükellefiyetleri işittiklerinde, onu kabul etmekten kaçındılar ve onun içinde olanları din olarak kabul etmekten imtina ettiler..

Bunun üzerine Allâhü Teâlâ hazretleri, dağa emretti, dağ yerinden söküldü. Yükselip, Yahudilerin başlarının üzerinde (gökte) havada durdu. Öyle ki, dağ, Yahudilerin askerlerinin ve fertlerinin olduğu her yere yayıldı. Onlardan hiçbir kimse kalmadı; mutlaka dağ onun başının üzerindeydi.
İsrail oğullarına;
-“Eğer bunu kabul ederseniz; kabul edin! Yoksa bu dağ; sizin üzerinize yıkılacaktır!” denildi.
Yahudiler, dağa baktılar.
Onlardan her biri, sol tarafları üzerine hemen secdeye kapandılar. Dağın üzerlerine düşme korkusundan dolayı da sağ gözlerinin ucu ile de dağa bakıyorlardı. Bundan dolayı Yahudilerin hepsinin sol gözlerinin ucu ile secde etmekte olduklarını görürsün.
Ve :
-“Bu kendisiyle bizim üzerimizden azabın kalktığı secdedir!” derler.
Bunun üzerine Yahudiler, bir şeyi zorla kabul eden ve ilk flrsatta gerisin geriye dönen kişinin bir şeyi kabul edişiyle cebren (istemeyerek zorunlu) olarak, Tevrat’ı kabul ettiler.

İşte bundan dolayı Tevrat ehli, onu zorla kabul ettiklerinden dolayı ilk fırsatta da Tevrat’ı tamamen tahrif ettiler.

kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s. ) Ruhu’l Beyan Tefsiri : 9/423-424.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Aziz Mahmud Hüdâî hazretleri -Talebesi Üftâde Hazretleri ve bir keramet.

Posted by Site - Yönetici Ocak 29, 2020

Aziz Mahmud Hüdâî hazretleri -Talebesi Üftâde Hazretleri ve bir keramet.

Aziz Mahmud Hüdâî hazretlerinin erdemliğine ve yüce mertebeye ulaşmasına yol açan hadiselerden biri de şudur:

Bir kış günü akşamı Üftâde Hazretleri, talebelerini toplamış onlara sohbet ediyordu.
Bir ara “Dostlarım! Canımız taze üzüm istedi. Acaba bulmak mümkün müdür? Buyurdu.
Talebe ve müridleri içlerinden:
-Bu kış günü bu karda taze üzüm olur mu? Diye düşünüyorlardı,
Aziz Mahmud Hüdâî Hazretleri de kendi kendine mademki hocam söyledi, mutlaka bunda bir hikmet vardır.” Diye düşünerek ayağa kalktı. Saygı İle;
-Efendim!
Müsâade ederseniz bendeniz getireyim, dedi.
Talebe, mürid, muhibban ve orada hazır olan bütün cemaat Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretlerinin yüzüne baktılar. Üftâde Hazretleri, Aziz Mahmud Hüdâî’nin yüzüne sevgi ve tebessüm ile baktı:
-iyi olur, buyurdular.

Aziz Mahmud Hüdâyi Bağ yolunu tuttu:
Karlar altında kalan bağda bir asma çubuğunun üzerinden karları temizlediğinde, salkım salkım üzümler gördü. Bunun Hocasının bir kerameti olduğunu anlayıp üzümleri sepete koymaya başladı. Asmadaki üzümler bittiğinde, sepet de ağzına kadar dolmuştu. Sepeti omuzuna alarak dergâha doğru yürüdü.
O da heyecanlanmıştı. Büyük tevekkül ve Hocasının isteğini yerine getirme düşüncesiyle, çıktığı yolda bir sepet dolusu taze üzümü omuzuna alarak dergâha doğru yürüdü. Hızlı hızlı yürürken, birden ayağı kaydı ve bir çukura düştü. Çukur derin olduğundan, çıkmak için çok uğraştıysa da başaramadı.
Çukur kar doluydu. Göbeğine kadar karların içindeydi.
Çaresiz kalınca hocası Üftâde Hazretlerinden yardım istemek aklına geldi. Ve içinden, candan ve gönülden ihlas ile;
-Meded Yâ Üftâde Hazretleri Biiznillah! İmdat ya mübarek hocam, der demez, çukurun başından bir ses;
-“Ey Mahmud! Uzat elini de yukarıya çekeyim” dedi.
Aziz Mahmud Hüdâî Hazretleri, bu sesin sahibine baktı. Tanımadı. Hayatında görmediği bir insandı.
Çukurun başındaki kimsenin kendisine gülümsediğini gördü. Utanarak elini uzattı. Yukarı çıktığında o kimseyi görmez oldu.
Aziz Mahmud Hüdâî Hazretleri, sepetini omuzuna alarak, dergahın yoluna koyuldu.

Acaba bu zatı şerif kimdi?
Neden hemen kayıplara karıştı?
Keşke elini öpüp hayırlı duasını alsaydım?
Kendisine teşekkür bile edemedim, gibi düşüncelerle dergâha geldi.

Üftâde Hazretleri hâlâ sohbet ediyorlardı. Aziz Mahmud Hüdâî Hazretlerinin omuzunda taze üzüm dolu sepeti gören talebe, mürid, muhibbân ve cemaat şaşırıp kaldılar.

Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri, başından geçenleri ve çukurda kendisine meçhul bir kişinin yardım ettiğini söyleyeceklerdi ki, Üftâde Hazretleri tebessüm ederek söze başladılar:
-Sana yardım eden Hızır Aleyhisselâm’dı.

Bu hadise, bize hocalarımıza ve üstadımıza karşı nasıl bir edep içinde olmamız gerektiğini öğretiyor.

Kaynak : Evliyalar Ansiklopedisi, 12/ 93 -94

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 1 Comment »

Bu ümmetin başına gelen bela ve musibetler….

Posted by Site - Yönetici Ocak 24, 2020

Bu ümmetin başına gelen bela ve musibetler….

Müslümanlar, Cenab-ı Allah’ın emir ve yasaklarına uymadıkça ve Efendimiz (s.a.v.)’in feyizli ve nurlu yolunda sevgi ve barış sahiline doğru yürümedikçe fitne, fesat, kan, düşmanlık ve belâlardan kurtulamazlar.

Efendimiz (s.a.v.) bir hadisi şerifinde;
“Benim şu ümmetim, esirgenmiş bir ümmet (-i merhume) dir. Onların üzerine âhirette azap yoktur. Onların azabı, dünyada fitne, zelzeleler ve birbirlerini öldürmeleri (ölüm hadiseleridir.)”
Ebu Davud: 3730, Müsned-i Ahmed: 18848,

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Muhakkak ki bu ümmet, ümmet-i merhumedir, (rahmet olunmuş bir ümmettir. Bunların azabları, kendi ellerindedir. Kıyamet günü olduğu zaman, Her bir Müslümana bir adama müşriklerden bir adam verilir ve ona;
-“Bu adam, cehennem ateşinden senin fidyendir…” denilir.
İbni Mace: 42482,

-“Muhakkak ki bu ümmet, ümmet-i merhumedir. (Rahmete nail olmuş bir ümmettir.) Allâhü Teâlâ hazretleri, onların azablarını kendilerinin arasında kıldı. Kıyamet günü olduğu zaman, Mü’minlerden her bir kimseye, diğer dinlerden (gayr-i Müslimlerden) bir kişi verilir ve ona; -“Bu kişi, senin cehennem ateşinden kurtulmana bir fidyedir!” denildi. ”
Müsned-i Ahmed: 18837,

Eğer biz, her karış toprağında bir şehidin yattığı bu mukaddes vatanı ve bu necip milleti seviyor, güzelim yurdumuzda insanlarımızın birlik ve beraberlik içerisinde yaşamalarını istiyorsak, mutlaka Allâha ve Resulüne itaat etmeliyiz.

Çünkü, Müslümanların arasına birlik, beraberlik, sevgi ve kardeşliğin yerleşmesi için; Müslümanların Cenab-ı Allah’ın emirlerine bağlanmaları ve Yüce Rasûl (s.a.v.)in sünnetine sarılmaları şart.,..

Manen yükselmenin yolu Resûlullah’ın sünnetine sarılmaktan geçer.

Havada uçan, suyun üzerinde yürüyen veya ateş yiyen veyahut da bunlardan başka harikulade haller gösteren bir şeyhi gördüğün zaman onu iyi araştır. O şeyh, eğer Allanın farzlarından ve Resûlullah’ın sünnetlerinden birini terkediyorsa yalancıdır, düzenbazdır. O evliya değildir .0 şeyhin işleri asla keramet değildir; belki istidrâçtır….

Mukaşefetu’l- Kulub el-Mukarribu ila allamul-ğuyub S. 48 İmam Ebu Hamid el- GAZALİ Dar’ul -Ma’rife 1996 Beyrut….

Önemli olan gerçek bir mü’min olmaktır… Mütercim.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/404-405

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Biz böyle olsaydık,böyle olmazdık..

Posted by Site - Yönetici Ocak 23, 2020

Biz böyle olsaydık,böyle olmazdık..

Eskiden İstanbul’da ve bir çok Müslüman şehirlerde sadaka taşları vardı.
Sadaka taşları yaklaşık bir adam boyunda ve ortası para konması için oyuktu.
Varlıklı insanlar, kimseye göstermeden, riyakârlık yapmadan, sadakalarını bırakıyordu. Fakirler de ihtiyaçları kadar oradan alıyorlardı.
Hepsini almak gibi bir tamahkârlık ve aç gözlülük etmiyordu, Sakada taşları sokaklarda dimdik durdukça insanlık her gün
biraz daha onurlanıyordu. Sevgi ve hoşgörü ile birbirlerine kenetleniyordu. Sadaka taşları, mü’minleri sevmenin ve onları saymanın bir nişânesiydi.

Hüzeyfet’ül-Adeviye Hazretleri anlatıyor:
-Yermük muharebesinde bir matara su ile yaralılar arasında amcamoğlunu arıyordum. Onu buldum.
Kanlar İçindeydi. Son demlerini yaşıyordu. Şehâdet şerbetini içmek üzereydi. Kulağına eğildim:
-“Ya amcamoğlu! Benden bir isteğin var mı? Sana su içireyim mi?” dedim.
İştiyakla ağzını açtı. ‘Su, su” der gibiydi. Matarayı açtım. Henüz bir damla içmişti ki, başka bir yaralının ıztıraplı sesi işitildi:
“Su! Su! Yok mu bir damla su?”
Amcamoğlu suyu içmedi, Mataradan ağzını çekti. Gözleriyle “Ona götür”, diyordu. Koşarak gittim. Gördüm ki, Hişam ibni As kanlar ve kumlar içinde kıvranıyor ve son anlarını yaşıyordu.
-‘Ya Hişâm kardeşim! Benden bir isteğin var mı? Sana su içireyim mi?” dedim.
Ağzını açtı. Susuzluktan dudakları morarmış ve çatlamıştı. 0 anda onun için su’dan daha kıymetli bir şey olamazdı. Eğildim, su matarasını ağzına verdim. Bir damla su İçmeden diğer bir yaralmın iniltisi işitildi:
“Su! Su!”
Hişâm ibni As Hazretleri de suyu içmedi.
Mataradan ağzını çekti. Gözleriyle ” Ona götür” diye bana işaret etti.

Üçüncü kişiye koşarak gittim. Daha ben yetişmeden ruhunu teslim etmişti.

Bari Hişâm’a yetişeyim ona son anında su içireyim diye döndüm. O da rahmete kavuşmuştu.

Amcamoğluna suyu ulaştırmak istedim koşa koşa yanına geldim. O da çoktan şehâdet şerbetini içmişti.

Bir çok sofu ve evliyâ’yı toplayıp, başlarını vurmak için hükümet konağının önüne getirdiler. Bunların içinde, Ebü’l-Hüseyin Nurî, Cüneydî Bağdadî, imam Şiblî, Ebû Hamza ve Rakkâm gibi devrin büyük âlim ve velîleri de vardı. Devletin aleyhinde teşekkül oluşturdukları düşüncesiyle hiç muhakeme edilmeden hâkim yerine cellâda teslim edildiler. Cellâd, önce Rakkâm Hazretlerini idam edecek iken, Ebû’l-Hüseyin Nurî Hazretleri.öne atıldı. İdam sehpasına geldi ve cellada;
-Önce beni idam et, dedi.
Cellâd hayret etti, acı acı güldü;
-Sen deli misin?
-Neden?
-Kılıç kendisine koşulacak şey değildir…
Hiç ölüme koşulur mu? Niçin acele ediyorsun, sana henüz sıra gelmedi. Sana sıra gelesiye kadar git biraz daha hayatta kal, dedi.
Ebü’l-Hüseyin Nurî Hazretleri;
-Sizin sandığınız gibi ben deli değilim. Elhamdülillah ben müslümanım. Bizim yolumuz isâr yoludur. Arkadaşını kendine tercih etme ve fedâkârlık yoludur.
Bir insan için en kıymetli şey canıdır. Ben kendimi feda edip kısa bir süre de olsa kardeşlerimin yaşamalarını istiyorum.
Öteden bir ses yükseldi:
-Önce beni İdam et,
Başka gür bir ses:
-Hayır önce beni idam et,
Etraftan sesler gelmeye başladı:
-Önce beni idam et,
-Önce beni idam et,
-Önce beni idam et.

Cellad’ın benzi sarardı, takati kesildi, olduğu yere yıkıldı.
-Yâ Rabbi! Sen aklımı koru, diye kendi kendine mırıldandı. Sanki dağ, taş dile gelmişti. Herşey ‘Önce beni idam et” diye sesleniyordu. Cellâd çıldırdı, avazı çıktığı kadar bağırdı: “Önce beni idam et”. Olup bitenleri gören halife, onların gerçek Müslümanlar olduklarını kabul etti, kendilerinden özür dileyerek onları serbest bırakıp, hediyelerle uğurladı.

Tarihimiz bu tür hadiselerle doludur. Mütercim.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/356-357.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Ahir zamanda en çok terk edilecek şey…..

Posted by Site - Yönetici Ocak 22, 2020

Bil ki, âhir zamanda en çok terk edilecek şey; Kur’ân-ı kerim ile amel etmektir.
Zira muhakkak ki saidlerden sonra eşkiyâ gelecektir. Bu eşkiyâ dünyanın süsleri (ve mallarına) aldandılar.

İsmail Hakkı Bursevi (k.s. ) Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/421.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Genç ve günahkar bir kızın azaptan kurtuluşu…

Posted by Site - Yönetici Ocak 20, 2020

Genç ve günahkar bir kızın azaptan kurtuluşu…

Tabiinden Hasan-ı Basrî Hazretleri zamanında bir kadın, Hazret-İ imamın huzuruna gelip:
-Ya îmam! Benim genç bir kızım vardı. Birkaç ay evvel vefat etti. Fakat onun hasretine dayanamıyorum, öldükten sonra rüyamda da görmedim. Bana bir dua öğretiniz de, hiç olmazsa onu rüyamda görüp teselli olayım, dedi.

Hasan-ı Basrî kadına lâzım gelen duaları talim etti.
-inşallah görürsün, diyerek gönderdi.

Kadın öğretilen duaların tamamını okudu.
Cenab-ı Allah’a kızını göstermesi için hayli yalvardıktan sonra, göz yaşları ile yatıp uyudu. Uykusunda kızını gördü. Gördü ama gördüğüne de pişman oldu. Çünkü kıza öyle azap ediliyordu ki, onu görünce kadının ciğeri parça parça oldu.

Kıza ateşten bir elbise giydirmişler, şiddetli şekilde azap olunmakta idi.
-Kadın heyecanla uykusundan uyandı, sabah olduğunda da, Hazreti imamın huzuıuna tekrar çıkarak gördüğünü anlattı.
Kızının bu azaptan kurtulması için ne yapması lâzım geldiğini, ne gibi hayır hasenat ederse günahlarının affedileceğini sordu.
Hasan-ı Basrî Hazretleri, ona bazı tavsiyelerde bulundu ve geri gönderdi.

Fakat bir müddet sonra Hasan-ı Basrî Hazretleri kendisi bir rüya gördü. Rüyasında genç ve son derece güzel bir kız, Cennet
bahçelerinden birinde altın bir tahtın üzerinde oturmakta ve etrafına güneş-gibi parlaklık saçmakta idi.

Kız Hasan-ı Basrî Hazretlerine:
-Beni tanıdın mı? diye sordu.
Hazreti imam, tanımadığını ve hangi peygamberin kızı yahut zevcesi olduğunu sual etti. Kız şöyle dedi:
-Hani sana gelip de beni görmek için senden yardım isteyen ve rüyasında azap içerisinde görünce de, tekrar size durumu anlatıp günahımın affı için ne yapması lâzım geldiğini soran kadın var ya, işte ben onun kızıyım, dedi;
Hazreti imam:
-O kadın bana senin azap İçinde olduğunu söylemişti.
Ne oldu da kurtuldun o azaptan? diye sorduğunda, kız şöyle dedi:
Ya imam!
Allah’ın sevgili kullarından biri bizim bulunduğumuz kabristandan geçti ve oradan geçerken bir Fatiha üç ihlâsla beraber üç kere de salavat getirip biz kabir ehlinin ruhuna hediye etti. işte ondan sonra, “Bu kabristanda kabir azabı çekenlerden azabı kaldırın!” diye bir nida geldi ve benimle beraber 550 kişiden kabir azabı kaldırılıp, Cennet nimetleri bize ihsan olundu, diye anlattı.

Hasan-ı Basrî Hazretleri, gördüğü bu güzel rüyayı o kadına anlatıp kızının azaptan kurtulduğunu müjdeledi ve ondan sonra bol bol Salavat-ı Şerife okumasını tavsiye etti.

Bizler de âhirete göç eden atalarımıza, ölülerimize mutlaka bir şeyler okumalıyız. Onların ilâhî rahmete gark olmaları için salavatlar okumalı, Kur”ân-ı kerim okumalı ve onların ruhlarına hayır ve hasenat yapmalıyız. Mümkün mertebe.
Mütercim.

Kaynak ; Dipnot – İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri : 9/350.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Kız Çocuğu.

Posted by Site - Yönetici Mart 31, 2019

Kız Çocuğu.

Şeyhü’l-Ekber (Muhyiddin-i Arabî k.s.) athar hazretlerinden hikâye olundu.

Buyurdular:
-“Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin bütün sünnetlerine riâyet ettim.
Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden sâdır olan bütün sünnet-i seniyyeyi işledim; bir tanesi hariç…
O da, Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, kızını (Hazret-i Fatıma r.a’yı) hazret-i Ali ile evlendirdi. Ve Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, hiç külfet (zorluk çekmeden ve çekinmeden) kızının evinde uyur (ve gecelerdi)….

Benim bir kız çocuğum olmadı ki onu evlendireyim de gidip evinde uyuyayım ve geceleyeyim..

Bu gün, şeyhim diye geçinen, evliya olduğunu iddia eden insanların çoğu, örf, adet, geleneklerin esiri olup, kız çocuklarının evinde istirahat etmek, uyumak ve gecelemeyi ayıp görüyor. .

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/347.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Sünnetle Amel Etmenin Mükafatı.

Posted by Site - Yönetici Mart 19, 2019

Sünnetle Amel Etmenin Mükafatı.

Ahmed bin Hambel (r.h.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdular:
Ben bir gün bir kavim ile beraber idim. Onlar soyunup suya girdiler. Ben hadis-i şerif ile amel ettim.
0 hadis-i şerif. Efendimiz (s.a.v,) hazretlerinin şu mübarek hadisleridir:
-Kim, Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsa; peştamalsız olarak hamama girmesin…”

Ben soyunmadan suya girdim.
0 gün, şöyle bir ses işittim. Bana şöyle buyurdu:
-“Ey Ahmed!
Seni müjdeliyorum!
Muhakkak ki senin Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin sünnetiyle amel etmenin bereketiyle, Allâhü Teâlâ hazretleri, seni gerçekten bağışladı.
Ve seni imam yaptı.
İnsanlar, sana tabi olacaklardır!”
Ben sordum;
-“Sen kimsin?”
Buyurdular:
-“Cebrail.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/348.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Şefaate Nailiyet ve Günahkar Kızın Ateşten Kurtuluşu

Posted by Site - Yönetici Şubat 22, 2019

Şefaate Nailiyet ve Günahkar Kızın Ateşten Kurtuluşu

Sen Efendimiz (s.a..v) hazretlerine tabi olduğun kadar;
(O Ölçü ve nisbette) senin ona tabi olduğuna hükmedilir.

Ve seninle Efendimiz (s.a.v.) hazretleri arasında, muhabbet alâkaların güçlenir, te’kid olunur.

Ve sen, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine taalluk eden şeylerin hepsiyle;
1- Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine salavât okumak,
2- Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin kabr-i şerifini ziyaret etmek,
3- Müezzin ezânî Muhammedî okurken ona cevap vermek,
4- Ezanın akabinde Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine dua etmek (ezan duasını okumak),
5- Benzerî amelleri ihlasla yapman nisbetinde;
Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin şefaatine nail olmaya müstahak olursun.

Tabiinden Hasan-ı Basrî Hazretleri zamanında bir kadın, Hazret-i İmamın huzuruna gelip:
-Ya îmam!
Benim genç bir kızım vardı. Birkaç ay evvel vefat etti. Fakat onun hasretine dayanamıyorum,öldükten sonra rüyamda da görmedim. Bana bir dua öğretiniz de, hiç olmazsa onu rüyamda görüp teselli olayım, dedi.

Hasan-ı Basrî kadına lâzım gelen duaları talim etti.
-inşallah görürsün, diyerek gönderdi.
Kadın öğretilen duaların tamamını okudu.
Cenab-ı Allah’a kızını göstermesi için hayli yalvardıktan sonra, göz yaşlan ile yatıp uyudu. Uykusunda kızını gördü. Gördü ama gördüğüne de pişman oldu. Çünkü kıza öyle azap ediliyordu ki, onu görünce kadının ciğeri parça parça oldu.
Kıza ateşten bir elbise giydirmişler, şiddetli şekilde azap olunmakta idi.
-Kadın heyecanla uykusundan uyandı, sabah olduğunda da, Hazreti imamın huzuıuna tekrar çıkarak gördüğünü anlattı. Kızının bu azaptan kurtulması için ne yapması lâzım geldiğini, ne gibi hayır hasenat ederse günahlarının affedileceğini sordu.
Hasan-ı Basrî Hazretleri, ona bazı tavsiyelerde bulundu ve geri gönderdi. Fakat bir müddet sonra Hasan-ı Basrî Hazretleri kendisi bir rüya gördü. Rüyasında genç ve son derece güzel bir kız, Cennet bahçelerinden birinde altın bir tahtın üzerinde oturmakta ve etrafına güneş-gibi parlaklık saçmakta idi.
Kız Hasan-ı Basrî Hazretlerine:
-Beni tanıdın mı? diye sordu.
Hazreti imam, tanımadığını ve hangi peygamberin kızı yahut zevcesi olduğunu sual etti. Kız şöyle dedi:
-Hani sana gelip de beni görmek için senden yardım isteyen ve rüyasında azap içerisinde görünce de, tekrar size durumu anlatıp günahımın affı için ne yapması lâzım geldiğini soran kadın var ya, işte ben onun kızıyım, dedi;
Hazreti imam:
-O kadın bana senin azap İçinde olduğunu söylemişti. Ne oldu da kurtuldun o azaptan? diye sorduğunda, kız şöyle dedi:
Ya imam!
Allah’ın sevgili kullarından biri bizim bulunduğumuz kabristandan geçti ve oradan geçerken bir Fatiha üç ihlâsla beraber üç kere de salavat getirip biz kabir ehlinin ruhuna hediye etti. işte ondan sonra, “Bu kabristanda kabir azabı çekenlerden azabı kaldırın!” diye bir nida geldi ve benimle beraber 550 kişiden kabir azabı kaldırılıp, Cennet nimetleri bize ihsan olundu, diye anlattı.

Hasan-ı Basrî Hazretleri, gördüğü bu güzel rüyayı o kadına anlatıp kızının azaptan kurtulduğunu müjdeledi ve ondan sonra bol bol Salavat-ı Şerife okumasını tavsiye etti.

Bizler de âhirete göç eden atalarımıza, ölülerimize mutlaka bir şeyler okumalıyız. Onların ilâhî rahmete gark olmaları için salavatlar okumalı, Kur”ân-ı kerim okumalı ve onların ruhlarına hayır ve hasenat yapmalıyız. Mümkün mertebe.

Kaynak :Dipnot – İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/350

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: