Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

İctihad Nedir ?

Posted by Site - Yönetici Nisan 24, 2016

1,İctihad Nedir copy

İctihad Nedir ?

İctihad: İnsan gücünün yettiği kadar zahmet çekerek, çalışma. Kur’ân-i kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmemiş olan işlerin hükümlerini açıkça bildirilenlere benzeterek meydana çıkarmadır.

İctihad’ın dayanağı çok meşhur olan şu hadis-i şeriftir.
Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, hazret-i Muâz bin Cebel’i, Yemen’e hâkim olarak gönderirken;
Orada nasıl hüküm edeceksin?” buyurunca; o da;
Allahü Teâlâ’nın kitabı ile” dedi. ”
Allah’ın kitabında bulamazsan?” buyurdu.
Allah’ın Resulünün sünneti ile” dedi.
Resûlullah’ın sünnetinde de bulamazsan?” buyurunca;
İctihâd ederek, anladığımla” dedi. Resûlullah efendimiz, mübarek elini Muâz’m göğsüne koyup;
Elhamdülillah! Allahü Tcâlâ, Resulünün resulünü, Resûlullah’ın rızâsına uygun eyledi” buyurdu.”

İsabet etmiyen, yâni doğruyu bulamamış olan müctehide (Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şeriflerden hüküm çıkaran kimseye) bir sevâb, doğruyu bulana iki veya on sevâb vardır. İki sevâbdan birincisi, ictihâd etmek sevabıdır. İkincisi, doğruyu bulmak sevabıdır.

Kaynak : Dipnot : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri,:8/250-251.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Halîmî Çelebi ( r.h.) Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Nisan 3, 2016

Halîmî Çelebi ( r.h.) Hazretleri Kimdir

Halîmî Çelebi ( r.h.) Hazretleri Kimdir ?

Bâyezîd-i Velî ve Yavuz Sultan Selîm devri Osmanlı âlimlerinden ve velî.
İsmi, Abdülhalîm bin Ali’dir.
Kastamonulu olup, doğum târihi bilinmemektedir.
Zamanın âlimlerinden ayrıca Molla Alâeddîn-i Arabi’nin hizmetlerinde bulunup, naklî ve manevî ilimleri ondan tahsil etti.

Molla Alâeddîn-i Arabî vefat ettikten sonra, Arab diyarına gidip, orada çeşitli ilimleri öğrendikten sonra, hac ibâdetini yerine getirip İran’a gitti. O beldenin âlimieriyle de ilmî sohbetlerde bulundu. Sûfîyyenin ileri gelenlerinden Şeyh Mahdûmî’nin hizmet ve sohbetinde bulunup, ondan feyz aldı. Daha sonra asıl memleketi olan Kastamonu’ya döndü.

Yavuz Sultan Selîm Han pâdişâh olmadan önce, Trabzon’da vali iken Halîmî Çelebi’yi kendine hoca edinip, talebe oldu ve ondan feyz aldı. Gece-gündüz onun huzurundan ayrılmazdı ve devamlı sohbetinde bulunurdu. Abdülhalîm Efendiye pek çok iltifat ve ihsanlarda bulundu. Allahü teâlânın inayet ve ihsâniyle Osmanlı tahtına geçip pâdişâh olunca, onu yine yanından ayırmadı. Devamlı birlikte olmak İster ve kendisiyle ilmî sohbetlerde bulunurdu.

Halîmî Çelebi, Yavuz Sultan Selîm Han ile birlikte Mısır Seferine katıldı.

Nakledilir ki: Yavuz Sultan Selîm Han zamanında. Molla Şemseddîn diye bir saray hocası vardı. Teheccüd namazını kılan, iyi huylu bir zâttı. Yazması çok süratliydi ki, on günde bir mushaf-ı şerifi yazıp bitirirdi.

Yavuz Sultan Selîm Han, Mısır feth olununca, hocası, Halîmî Efendiye buyurdu ki:
Şemseddîn bize Tarih-i Vassâf yazsın.” Halîmî Çelebi, pâdişâhın emrini Şemseddîn Efendiye bildirdikten sonra. Şemseddîn Efendi yirmi beş gün mühlet alıp, Halîmî Çelebi’nin evinde yazmaya başladı. Ancak Halîmî Çelebi’yi ziyarete gelenlerden bâzıları
Molla Şemseddîn’le tanış olduklarından onun hücresine de uğrarlar ve çalışmasına mâni olurlardı. Bunun için odasının kapısını kilitleyip ve üstten kapının sürgüsünü çekip hızla yazmayı sürdürdüğü sırada aniden yanında bir kimseyi oturur haide gördü. Korkup heyecanlandı. Bunun üzerine o kimse yaklaşıp, dizine yapıştı ve; Korkma, biz de senin gibi insanız. Seni ziyaret için geldik.” dedi. Molla Şemseddîn, kapıların kilitli ve pencerelerin demirli olduğunu görüp, bu kimsenin ricâl-i gaipten olduğunu anladı.
Yazmayı bırakıp, sohbete başladılar. İlk Önce şöyle sordu: Arap diyarının tamâmı fethedilip Osmanlı topraklarına katılacak mı? Yoksa dönüşten sonra tekrar başka milletlerin eline mi geçecek?” O zât dedi ki: Yavuz Suitan Selîm Hân bu vazife ile vazifelendirildi. Mübarek beldelerin, Mekke ve Medine’nin hizmeti ona ve nesline verildi. Şimdi islâm pâdişâhları arasında makbul olan Âl-i Osman’dır. Selîm Hân dahî evliyanın dışında değildir.” dedi.
Molla Şemseddîn dedi Sultan Selîm’in saltanat süresi uzun sürer mi?” O kimse; Üç yıl vakti vardır.” dedi. Molla Şemseddîn tekrar sordu: Konağında oturduğum Halîmî Efendinin sonu nicedir? Yâni ne zaman vefat eder?” O zât dedi ki: Şam’ı öteye geçemez, orada kalır. Şemseddîn Efendi dedi ki: Ya benim ölümüm ne zaman olur?” O zât; “Kişiye kendi ölüm zamanını bilmek âdetullaha ters düşer. Hiçbir nefs nerede öleceğini bilemez.” dedi. Şemseddîn Efendi; Ricâl-ül-Gayb, Allahü teâlânın bildirmesiyle bilebilirler. Lutf edip de beni uyarınız.” dedi. Bunun üzerine; Allahü teâlâ bilir, ama sen dahi Halîmî Çelebi ile aynı günde vefat edip, sizinle birlikte bir cenaze daha zuhur eder. Yavuz Sultan Selîm Hân, üçünüzün de cenaze namazında hazır bulunur.” dedi. Koynundan bir arâkiyye (tiftikten ince başlık) çıkarıp, Şemseddîn Efendiye;
Bu, Selîm Hana hediyemizdir. Ona iletin.” buyurdu. Bir daha çıkarıp: Bunu da Halîmî Çelebi’ye veresin” dedi. Bunun üzerine Şemseddîn Efendi; Bana bir hâtıranız olmaz mı.” dedi.
Sana bir şey hazırlamadım. Eğer kötü demezsen, basımdaki arâkiyyeyi vereyim.” dedi. Şemseddîn Efendinin istek göstermesi üzerine başındaki arâkiyyeyi ona verip; “Kitabını yaz bakayım, nice hızlı yazarsın göreyim.” dedi. Şemseddîn Efendi yazmaya başladı. Gaybden gelen o zât hemen gözden kayboldu. Bu durumları Hasan Çan’a anlatıp, arâkiyyeyi Selîm Hana ulaştırması için verdi. Hasan Can da arâkiyyeyi vermek üzere Selîm Hanın huzuruna vardı. Olanları anlatıp, arâkiyyeyi Selîm Hana verdi. Selîm Han arâkiyyeyi alıp, kokladı ve yüzüne saygı İle sürdü. Pâdişâh Mısır’dan Şam’a doğru yola çıkınca, Halîmî Efendi hastalandı. Hekimlerin ilaçları fayda etmedi. Yavuz Sultan Selîm Han onu zaman zaman ziyaret edip kalbini hoş tutmaya çalıştı. Üçüncü günde, Halîmî Çelebi vefat etti. Aynı gün. Molla Şemseddîn ve Pâdişâhın sarayından bir hoca da vefat etti. Üçünün de cenaze namazı aynı yerde kılınıp, Yavuz Sultan Selîm Han hazır bulundu.

Yavuz Sultan Selîm Hân Anadolu topraklarına ayak basınca, sık sık hocasını hatırlar: Mevlanâ Abdülhalîm ile sefere çıktık, şimdi ise, sâdece onun hâtıralarıyla dönüyoruz.” diyerek, saygı ve sevgisini dile getirdi.

Molla Abdülhalîm Efendi; ilim ve irfanı yüksek, ilmiyle âmil, fazîlet sahibi bir zâttı. Dînî ve dünyevî fazîletlerde yüksek derece sahibi, cömert, vefakâr, kerem ehli ve halım yumuşak huyluydu. Az konuşur, çok dinlerdi. Kusur aramaz, iyiyi ve doğruyu görmeye çalışırdı. Kimseyi arkasından çekiştirmez, herkesi bir takım meziyetleriyle değerlendirirdi. Fakîr ve kimsesizlere çok yardım ederdi. Bu sebeple, onun adı her tarafta duyulmuştu.

1516 (H.922) senesinde. Yavuz Sultan Selîm Han ile birlikte gittiği Mısır Seferi dönüşünde, Şam’da vefat etti.
Orada, Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin türbesine defnedildi.

Kaynak: Türkiye Gazetesi.Evliyalar Ansiklopedisi,
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Çiğ Köfte Halalmı ?

Posted by Site - Yönetici Mart 31, 2016

Çiğ köfte Halalmı

Çiğ Köfte Halalmı ?

Et’e karışan (ve etin içinde) olan kan ise, eti ondan kurtarmak özür ve çok zor olduğu için, (bu kan) af olunup, mubahtır. Zira bu kan da (ciğer ve dalak kanı gibidir) akmamaktadir

Etin içinde olup akmayan kandan eti arındırmak mümkün olmadığı ve özürlü olduğundan dolayı, “Çiğ köfte“nin içine etin konulması mubahtır…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/203-204.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

İnsanın îlk Yaratılan Parçası Hangisidir ?

Posted by Site - Yönetici Mart 30, 2016

İnsanın îlk Yaratılan Parçası Hangisidir ,kuyruk sokumu kemiği

İnsanın îlk Yaratılan Parçası Hangisidir ?

Denildi ki, kuyruk sokumu (insandan) ilk yaratılan ve en son çürüyendir…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/211-212

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

Sen bize Safa tepesini altın yap!

Posted by Site - Yönetici Şubat 11, 2016

madinahgold1 copy

Sen bize Safa tepesini altın yap!

Rivayet olundu:
Kureyşliler, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine;
-“Ey Muhammed!
Sen bize Musa Aleyhisselam’dan haber vermektesin!
Musa Aleyhisselam’ın beraberinde asâ’sı vardı.
Musa Aleyhisselâm, asasını, taşa vurduğunda taştan on iki pınar kaynamaya başladı.
Sen bize İsa Aleyhisselam’dan haber verdin.
İsa Aleyhisselâm, ölüleri diriltiyordu.
Salih Aleyhisselâm, dağdan deve çıkarttı.
Sen de bize, böyle apaçık bir mucize getir! Eğer sen bunları yaparsan elbette biz seni tasdik eder ve sana iman ederiz!”

Müşrikler bu konuda yemin ettiler. Hatta yeminlerinde mübalağa ile çok aşırı gittiler. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, onlara sordu:
-“Ne istiyorsunuz?” Onlar;
-“Sen bize Safa tepesini altın yap!
Veya bize bazı ölülerimizi dirilt!
Biz o Ölülerimizden, senin söylediklerinin hak mı veya bâtıl mı olduğunu soralım!
Veya bize melekleri göster.
Melekler, senin peygamberliğine şahadet etsinler!…”
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri onlara;
-“Sizin istediklerinizin bazılarını yaparsam; beni tasdik eder misiniz?” dedi. Onlar:
-“Evet! dediler.
Eğer sen bunları yaparsan, elbette topluca sana tabi oluruz!”

Müslümanlar, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden, onların kendisini tasdik etmesi için üzerlerine indirmesini istediler…

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, bu konuda dua etmeyi düşündü.
O anda Cebrail Aleyhisselâm geldi. Ve:
-“Eğer sen bunların olması için dua edersen; Allâhü Teâlâ hazretleri bu mucizeleri ikram ederse; onlara köklerini kazıyan bir azap ile azap eder. Ama eğer sen tâ Tevbe edinceye kadar onları olduğu hal üzere terk edersen; belki ileride Tevbe ederler (ve imana gelirler),” dedi.

Kaynaklar : Taberi Tefsiri: c. 7, s. 312. ibni Kesîr Tefsiri, c. 2. s. 165.
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/729-730.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Süt Huyu Değiştirir – Süt Ahlaka Tesir Eder

Posted by Site - Yönetici Ocak 20, 2016

Süt Huyu Değiştirir - Süt Ahlaka Tesir Eder

Süt Huyu Değiştirir – Süt Ahlaka Tesir Eder

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, buyurdukları gibi;
Süt, tabiatı (huy ve ahlakı) değiştirir.

Hikaye (Süt Ahlaka Tesir Eder)

Ve bundan dolayıdır ki, Şeyh Ebû Muhammed el-Cüveynî (r.h.) hazretleri, evine girdiğinde oğlu, İmam Ebe’l-Muâlâ’nm annesinden başka bir kadının memelerinden süt emmekte olduğunu gördü.
Sonra oğlunu baş aşağı tuttu ve karnını mestetti ve parmağını çocuğun ağzına koydu…
O süt çocuğun midesinden çıkıncaya kadar bunu yapmaya devam etti. Ve şöyle buyurdu:
Annesinden başkasının sütünü emmekle tabiatının (huy ve ahlakının) bozulması; benim için ölmesinden daha kötüdür!

Sonra imam (r.h.) hazretleri, büyüdüğünde, münazaralarda, kendisine bir tutukluk geldi. Ve derdi:
Bu, o sütün artiklarındandır!‘”

Bundan anlaşıldı ki, “Kim bir kadından süt emerse; hayır ve şer (iyi ve kötü olarak onların) ahlakları kendisine galip olur...”

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri : 8/220.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Dünyayı Terk…

Posted by Site - Yönetici Ocak 17, 2016

colde kuyu, dini hikayeler, h.z yusufun kuyuya atilmasi,Çölde bir kuyunun başına geldi,hz-yusuf-kuyu copy

Dünyayı Terk…

Onların (tasavvuf ehlinin kâmillerinin) bazılarından rivayet olundu.

Ben bir fakîr (sofu) bir kişiyi gördüm.
Çölde bir kuyunun başına geldi.
Su tulumunu kuyuya saldı.
İpi koptu.
Tulum koyunun içine düştü.
Uzun bir zaman öyle orada kaldı. Ve şöyle dedi:
(Ya Rabbi!) Senin izzetine yemin olsun ki, (su) tulumumu almadan buradan ayrılmam! Ya da buradan ayrılmam için bana izin verirsin!” dedi.
(Bu hadiseyi rivayet zât buyurdu:)
Sonra susamış bir Ceylân gördüm.
Ceylân, kuyunun başına geldi. Ceylân kuyunun suyuna baktı. Kuyu kaynamaya başladı. (Çok kısa bir süre içinde) kuyunun üzerinde sular taştı. Bir baktım ki, o fakirin su tulumu kuyunun ağzının üzerindeydi.
Adam su tulumunu aldı. Ve ağlamaya başladı. Şöyle dedi:
-“Ya Rabbi! Senin katında benim bir Ceylân kadar bile yerim yokmuş?” O anda gizliden şöyle bir ses geldi:
-“Ey miskin! Sen kuyunun başına su tulumu ve ip ile geldin! Ceylân ise bize tevekkül ettiği için bütün sebeplerden tecrip edip (her şeyden arınarak) kuyunun başına geldi!”

Bu hikâyede, Allâhü Teâlâ hazretlerinin gayrisinden tamamen kesilmeye delâlet eden (hikmetler ve manâlar) var.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/210..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Zemzem Kuyusunun Kazılması

Posted by Site - Yönetici Ocak 16, 2016

Zemzem Kuyusunun Kazılması,Zamzam-1 copy

Zemzem Kuyusunun Kazılması

Abdülmuttaüb rüyasında, zemzem kuyusunu kazdığını gördü.[1](Rüyasında) kendisine zemzem kuyusunun yeri vasfedildi. Abdülmuttalib, zemzem kuyusunu kazmak için kalkıp harekete geçti; ama o gün oğlu Hâris’ten başka bir oğlu olmadığından zemzem kuyusunu kazma işini yapamadı. Abdülmattalib;
Eğer on oğlum olur ve bunların da hepsi bulûğ çağına ererlerse; onlardan birini, Kabe’nin yanında kurban edeceğini nezretti.
Abdülmuttalib’in erkek oğullarının sayısı, ona ulaştığında nezrini (adağını) onlara (oğullarına) haber verdi.
Oğulları ona itaat ettiler.
Abdülmuttalib, oğullarının her birinin ismini bir fal okunun üzerine yazdı.
(Fal oklarını çektiler…) Ok (Efendimiz s.a.v. hazretlerinin babası) Abdullah’a çıktı.
Abdülmuttalib, Abdullah’ı Ka’benin yanında kesmek üzere eline bir bıçak aldı. (Ka’beye geldiler…)
Kureyşliler dârü’n-Nedvelerinden kıyam ettiler. Bu işe karşı çıktılar.
Ve ona;
Yapma!” dediler, “Ta ki bu konuya bakalım (bir hâl çâresi) düşünelim!” dediler.
Sonra Abdülmuttalib’i alıp, bir “Arrâfe”nin (çok bilenin) yanına götürdüler.
Arrâfe onlara;
Sahibinizin (adamınızın) karşısına on deve koyarak kur’â çekin; eğer fal okları sizin adamınıza çıkarsa; develerin sayısını onar onar yükseltin. Ta ki develere ok çıkıncaya kadar. Herhangi bir sayıda develere ok çıkarsa; Rabbiniz sizden râzî olmuş demektir. Siz de hemen o sayıda develeri kurban edin!” dedi.
Kureyşliler de öyle ettiler.
Bir fal ok’una Abdullah’ın ismini diğer tarafa da on deve koydular. Abdullah’ın ismi çıktı.
Onar onar develerin sayılarını ziyâde ettiler.
Hep Abdullah’ın ismi çıkıyordu.
Sonuçta, develerin sayısı yüz’e ulaştı.
Develer, yüz (100) olunca, fal ok’unda develer çıktı.
Tam yüz deve kurban edildi.
Etleri orada terk edildi.
O develerin etlerinden hiçbir insan ve yırtıcı hayvan men edilmedi…

İki Kurbanın Oğluyum Hadis-i Şerifi

Bundan dolayı, Efendimiz (s.a.v.) hazretleri;
Ben iki kurbanın oğluyum!
Bu hadis-i şerif ile Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, babası, Abdullah ile İsmail Aleyhisselâm’ı murad ettiler.[1]
Ma’lum olduğu üzere, Zemzem suyu, İbrahim (a.s)’m duası, Hazret-i Hacer annemizin teslimiyeti ve İsmail (a.s)’ın hatırı için; Allâhü Teâlâ hazretlerinin, kuvvet, kudret, rahmet ve keremiyle Mekke vadisinden çıkarmış olduğu şifalı bir suyudur. Dünyada ikinci bir zemzem suyu yoktur….

Zemzem suyunun bereketiyle Mekke çölü kısa bir zamanda insanların toplandıkları ve yerleştikleri bir yer oldu….

Fakat sonradan Mekke’ye yerleşen Cürhüm kabilesinin Allah’a isyanı dolayısıyle, Yüce Allah Huzâa kabilesini onlara musallat etti. Huzâaltlar, Cürhüm kabilesini oradan çıkardı. Ka’be ve Mekke’nin idaresi Cürhüm kabilesinden Huzâa kabilesine geçti. Allah’ın emir ve yasaklan orada yaşanmaz oldu; halk. İlâhî emirleri dinlemedi. 0 sıralarda Zemzem suyu kurudu. Yeri bile kaybolup bilinmez bir hale geldi. Zemzem’in yeri, Abdülmuttalib zamanına kadar insanlardan gizli kaldı…

Uzun bir zamandan sonra Allâhü Teâlâ hazretleri, Abdülmuttalib’e rüyasında Zemzem kuyusunu, şimdiki bulunduğu yerde kazmasını işaret etti. Abdülmuttalib de, bu rüya üzerine kuyuyu kazıp Zemzem suyunu çıkarttı…
Bu konuda daha geniş bilgi için “Kabe ve Mekke tarihi’ne-Fatih Yayınevi” Ve “İslam Tarihi’ne-Osmanlı Yayınevi” bakınız.

Kaynak : Bağavî Tefsiri: c.2, s. 100,
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri : 8/175.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Çocuklarını Öldürmek – İbretle Okuyun.

Posted by Site - Yönetici Ocak 13, 2016

Cahiliye döneminde kız çocuğu kuyuya atılarak

Çocuklarını Öldürmek

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden rivayet olundu;

-“Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin ashabının içinde ve Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin önünde (yanında) sürekli üzüntülü olan bir adam vardı. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ona sordu:
Sana ne oluyor? (Bu kadar) mahzun oluyorsun?” O zat; -“Ya Resûlallah (s.a.v.)! Ben câhiliyet dönemimde bir günah işledim! Müslüman olduktan sonra o günahımın af ve mağfiret kılınamayacağını düşünerek üzülüyorum! (O günahım beni mahzun ediyor, onu hatırladıkça üzülüyorum!)” dedi. Efendimiz (s.a.v.) Hazratleri,
Bana günahından haber ver?” buyurdular: O kişi: -“Ben kız çocuklarını öldürenlerdendim!
Bir kız çocuğum doğdu. Eşim, onu öldürmemem ve terk etmem üzere şefaatte bulundu. Ben de onun isteğini kabul ettim. Kızı ona terk ettim.
Kızım büyüdü. Gelinlik çağına ulaştı. Kadınların en güzellerinden oîdu. Onu istemeye geldiler…
Hamiyet (taassub, kıskançlık ve câhiliyet damarım) kabardı.
Kalbim onu evlendirmeye tahammül etmedi.
Veya onu hiç evlendirmeden öyle evde bırakmaya da râzî olmadım.
Bir gün eşime;
Ben şu şu kabilelerde bulunan akrabalarımı ziyarete gitmek istiyorum! Kızımı da benimle beraber gönder!” dedim. Eşim, buna çok sevindi. Kızı elbise ve ziynetlerle süsledi… Benden de ona ihanet etmemem (öldürmemem) üzere bir çok misâk (yemin ve ahidler) aldı. Kızımı aldım onunla (çölde) bir kuyunun başına gittim. Kuyuya baktım. Kız, kuyuyu görünce benim, onu kuyuya atacağımı hissetti. Bana sarıldı ve ağlamaya başladı. Yalvardı, yakardı. Göz yaşları içinde;
Ey babacığım! Ey babacığım! Bana ne yapmak istiyorsun?” dedi. Ona acıdım.
Sonra kuyuya baktım hamiyet (câhiliyet ve kıskançlık) bana galip geldi.
Kızım yine sımsıkı bana sarıldı.
Hüngür hüngür ağlamaya başladı ve bana;
Babacığım! Annemin emânetini zayi etme! (Anneme verdiğin sözü bozma! Ben annemden sana emânetim, annemin emânetini yitirme!”)
Ben bir kuyuya bakıyorum; bir birde kıza…
Kuyuya baktıkça hamiyet damarım kabarıyor; kıza baktıkça da merhamete geliyordum.
Sonuçta şeytan bana galip geldi.
Kızımı (kendi elimle) baş aşağı kuyuya attım!
Kızım kuyunun altında hâlâ ağlıyor ve bağırıyordu:
Baba! Beni öldürdün! Baba beni öldürdün?
Orada uzun süre kaldım.
Ta ki kızımın sesi tamamen kesildi. (Öldüğüne kanaat ettikten sonra) ayrıldım.
Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, ağlamaya başladı. (Mübarek gözlerinden yaşlar aktı…) Bütün sahabeler ağladılar.
Ve Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
Eğer câhiliyet döneminde yaptığından dolayı, bir kişiyi cezalandırmayı emretmiş olsaydım; elbette senin yaptıklarından dolayı seni cezalandırırdım!.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular: Muhakkak ki İslâm mâ kablini (kendisinden önce işlenen günahları) siler.

Başka bir hadis-i şerifte de; Tevbe de kendisinden önce işlenen günahları siler…
.

Kaynaklar : Bahrû’l-Ulûm: c. 1, s. 517,
Kurtubî Tefsiri: c. 7, s. 88,
Kenzu’l-Ummâl:33664;
lbni Kesîr tefsiri, c.4, s. 644.
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/183-186.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik | Etiketler: | Leave a Comment »

Bunları Biliyormuydunuz ? Deliligin İlacı

Posted by Site - Yönetici Ocak 12, 2016

Sığırın Yağı

Bunları Biliyormuydunuz ? Deliligin İlacı

Sığırın Yağı

Sığırın yağının birçok faydalan vardır.
Kişi, aç karnına beş dirhem sığır yağını içse, deliliğe çok faydalıdır. Deliliği defeder.

Sığırın, fayda ve havassı hakkında geniş bilgi için; Şeyh Kemâleddin ed-Demîrî hazretlerinin “Hayatü’l-Hayavâni’l-Kübrâ” isimli kitabının cilt 2 ve 147. sahifelerine bakınız.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/223

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 638 takipçiye katılın