Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

Şeyh Ebû’n-Necîb es-Sühreverdî Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Şubat 5, 2021

Şeyh Ebû’n-Necîb es-Sühreverdî Hazretleri Kimdir ?


Şeyh Ebû’n-Necîb es-Sühreverdî , buyurdular:Nesebİ Hazreti Ebu Bekir , Sühreverd kasabasında doğdu.Nizamiye Medresesinde hocalık yapan Es’ad Mühenî’den, tasavvuf İlmini :İ Ahmed Gazâlî’den, hadîs İlmini Ali bin Neyhan’dan tahsil etti.

Talebeliğinde bir gün hocası kendisine;’Sende bir karartı, bir zulmet seziyorum.” Bunun üzerine Abdülkâhir hazretleri hemen oradan ayrıldı. İki üç gün hiçbir şey yemedi. Yanında da yiyecek bir şeyi yoktu. Dicle kıyısına giderek suya girip, açlığının böyle gitmesini istedi. Fakat yine açtı, Bir süre sonra bir sokaktan geçerken, ellerindeki tokmaklarla pirinci döverek un hâline getiren insanlar gördü. Onlara;-“Beni de ücretle çalıştırır mısınız?” diye sordu.-“Ellerini görelim.” dediler. Gösterince;-“Bu eller ancak kalem tutar.” diyerek ona içine altın konulmuş bir kâğıt verdiler, O da;-“Bunu alamam, zîrâ bir iş yapmadım. Eğer yazılacak bir şey varsa onu yapabilirim.” dedi. İçlerinde uyanık birisi hizmetçisinden bir tokmak isteyerek, Abdülkâhir Sühreverdî’ye verdi. Onlarla beraber pirinç dövmeye başladı. Fakat bu işe alışık olmadığından bir saat kadar çalışabildi. İş sahibi, ona bir altın verdi ve;-“İşte senin ücretin.” dedi. Parayı alarak oradan ayrıldı. Allahü teâlâ ilim öğrenmek arzu ve isteği verdi. Din bilgilerini en İnce noktalarına kadar öğrendi.

Bir gün dergâhına üç hıristiyan İle üç yahûdî gelmişti. Onlara îmânı ve islâmı anlattı, Kabul etmediler. Bunun üzerine Abdülkâhir Sühreverdî, herbirinin ağzına bir yudum süt verdi. Sonra herbiri kelime-i şehadet getirerek müslüman oldular ve;-“O sütü içince kalbimizdeki (hıristiyanlık ve yahûdîliğin) bütün küfür pisliklerinin dışarı çıktığını hissettik.” dediler. Abdülkâhir Sühreverdî hazretleri ise;-‘Allahü teâlâya yemin ederim ki, sizin önce müslüman olmayışınızın sebebi, şeytanlarınızın mâni olması idi. Burada önce onlar yenildi. Size Allahü teâlânın hidâyet vermesi İçin biz de duâ ettik.’ dedi.Sonra Sühreverdî hazretleri mübarek ellerini onların gözlerine sürdü. Keramet olarak onlar uzak’ yerlerdeki tanıdıklarını gördüler ve onlara müslüman olduklarını bildirip islâm dînine davet ettiler.


Abdûlkâhir Sühreverdî hac farîzasını yerine getirmek İçin kardeşinin oğlu ile Mekke’ye gitmişti. Birgün Kâbe-i muazzamada murakabe, Allahü teâlâyı tefekkür, düşünme hâlinde iken, Hızır aleyhisselâm teşrifbuyurdu. Fakat Abdülkâhir Sühreverdî hiç hâlini bozmayarak, murakabeye devam etti. Hızır aleyhisselâm bir süre durduktan sonra, gitti. Bir müddet sonra Şeyh hazretleri başını kaldırınca yeğeni;-‘Efendim! Bugün Hızır aleyhisselâm teşrif buyurdular. Siz ise kendilerine hiç bakmadınız sebebi neydi?” diye sorunca, Abdülkâhir Sühreverdî;-‘Sen bilmiyor musun ki, eğer Hızır aleyhisselâm gelmiş gitmiş İse yine teşrifleri mümkündür. Fakat o zaman kavuşmuş olduğum ilâhî tecellîyi elimden kaçırmış olsaydım bir daha nerede bulabilirdim. Belki onun pişmanlığı kıyamete kadar devam ederdi.” dedi. Bu sırada Hızır aleyhisselâm tekrar teşrif buyurdu. Bu defa Abdülkâhir hazretleri hemen yerinden kalkıp, edeple lâzım gelen hürmeti gösterdi.
Abdülkâhir Sühreverdî 1168 (H.563) senesi Cemâzilâhır ayının on yedinci Cuma günü ikindi vakti Bağdad’da vefat etti. Ertesi gün erkenden Dicle kenarındaki dergâhına defn olundu.


Sühreverdî hazretleri çeşitli ilimlere dâir birçok kitap yazmıştır.
Mütercim.
Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s. ) Ruhu’l Beyan Tefsiri : 9/434-435.

Posted in Güncel, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, İslam Alimleri | Leave a Comment »

Hikaye ( Korku ).

Posted by Site - Yönetici Aralık 15, 2020

Hikaye ( Korku ).

Hazret-i Yahya bin Zekeriyya (a.s.)’dan hikâye edilen şu hadise korkulardandır:
Yahya Aleyhisselâm bir gün, arpa ekmeğinden yedi, tam olarak doydu ve uyudu. Ve o gece yapması gereken (gece ibâdetlerini tam olarak) yapamadı. Allâhü Teâlâ hazretleri ona vahyetti:
-“Ey Yahya! Sen benim (cennet yurdum ve) evimden senin için daha hayırlı bir ev mi buldun?
Veya daha hayırlı bir komşu bu buldun benim komşuluğumdan?
İzzet ve Celâlime yemin olsun ki, eğer sen bîr kere muttali olmakla Firdevs (cennetine) bir kere muttali olsan, elbette senin cismin erir ve elbette sen Firdevs-i alanın iştiyakından nefsini helak ederdin…
Ve eğer sen bir kere muttali olmakla cehennem ateşine mutalli olsaydın elbette göz yaşlarından kanlar akıttıktan sonra irin akıtırdın! Dokuma kalın elbise giydikten sonra demir elbise giyerdin!”

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/292-293.

Posted in Dini Hikayeler, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | Leave a Comment »

Kavimlerin içinde Allâhü Teâlâ hazretlerine en çok iftira edenler Yahudîlerdir.

Posted by Site - Yönetici Aralık 9, 2020


Kavimlerin içinde Allâhü Teâlâ hazretlerine en çok iftira edenler Yahudîlerdir. Kur’ân-ı kerim bizlere,
Yahudilerin, Allâhü Teâlâ hazretlerine şu iftiralar ettiğini haber vermektedir:

1 – Altın ve gümüşten buzağı yapıp insanlara, işte bu sizin ve Musa’nın ilâhı’dır,
2- Allah fakirdir, biz zenginiz.
3- Allahın eli tutuktur.
4- Uzeyir Allah’ın oğludur demeleri.
5- İlâhî kitap Tevrâtı tahrif etmeleri,
6- Tevrâtta bulunan Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin sıfatlarını değiştirerek, Allah’a iftira etmeleri,
7- Tevrâtta bulanan peygamberlerin kıssalarını değiştirerek İftira etmeleri.
8- İlâhî emir ve yasakları değiştirmeleri.
9- Ve benzeri şekillerde Allâhü Teâlâ hazretlerini inkâr ederek, ona iftira ettiler, Allâhü Teâlâ hazretlerine iftira eden Yahudiler, Allah’ın
1- Meleklere,
2- Peygamberlere,
3- Salih kullara,
4- Âlimlere,
5- Müslüman devlet adamlarına hayli hayli iftira ederler…

Bu konuda daha geniş bilgi için “YAHUDİ MEZÂLİMİ” isimli çalışmaya bakınız.


Kaynak :İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/279.

Posted in Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | Leave a Comment »

Hikâye -Rahmet-i İlâhi

Posted by Site - Yönetici Aralık 9, 2020

Hikâye (Rahmet-i İlâhi)

Bazı tefsir ehli buyurdular:
Kabil kardeşi, Hâbili öldürdü. Bu, Âdem Aleyhisselâm’a çok zor ve tahammülsüz geldi. Allâhü Teâlâ hazretleri, Âdem Aleyhisselâm’a;
-“Ey Âdem! Yeryüzünü senin emrine verdim!
Oğlun Kabilin yerine (onun olduğu mekana) istediğin şeyi yaptırabilirsin!” buyurdu.

Bunun üzerine Adem Aleyhisselâm, (Kabil’in olduğu yere seslendi)
-“Ey arz! Kabili içine al!”
Yer, Kabili içine çekti. Kabil, yeryüzüne;
-“Ey arz! Allâhü Teâlâ hazretlerinin hakkı için bana mühlet ver! Ben sözümü söyleyinceye kadar!” dedi.
Yeryüzü, onun dediğini yaptı. Kabil;
-“Yâ Rabbi! Babam da sana âsî oldu onu neden yerin dibine geçirmedin? (Ben âsî olunca yer beni içine çekiyor?)” dedi. Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
-“Evet! Lakin baban tek bir emri terk etti. Sen ise hem benim emrimi ve hem de babanın emrini terk ettin! Ve sen kardeşini öldürdün!”
Adem Aleyhisselâm ikinci defa; -“Ey arz! Onu içine çek!” buyurdu.
(Yer harekete geçti, ona biraz daha içine çekti.) Kabil (yeryüzüne seslendi)
-“Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerinin hürmetine, ben söyleyeceğim sözlerimi söyleyinceye kadar bana mühlet ver!” dedi.
Yeryüzü onun dediğin yaptı.
Kabil;
-“Ya Rabbi! İblîs’te senin emrini terk etti! Sana düşmanlık etti yine de onu yerin dibine geçirmedinl Bana ne oluyor? Yer neden beni içine çekiyor?” dedi. Allâhü Teâlâ hazretleri ona birincisi gibi cevap verdi.
Bunun üzerine Kabil;
-“Ey Allâhım! Sen doksan dokuz ismin yok mu?” Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
-“Evet!” Bunun üzerine kabil,
-“Rahman” ve “Rahîm” isimleri de bu isimlerin cümlesinden değil mi?” dedi. Allâhü Teâlâ hazretleri,
-“Evet!” buyurdu. Kabil;
-“Sen rahmetinin çokluğundan, dolayı sen kendi zâtını “Rahman” ve “Rahîm” isimleriyle isimlendirmedin mi?” diye sordu. Allâhü Teâlâ hazretleri;
-“Evet!” buyurdu. Kabil,
-“Ya Rabbi! Eğer sen benim helakimi dilediysen bu iki ismi doksan dokuz güzel isimlerinin arasında çıkar da sonra beni helak et! Çünkü tek bir günahtan dolayı bir kulu, helak etmek, asla rahmet olmaz! ” dedi.
Allâhü Teâlâ hazretleri, yeryüzüne Kabili serbest bırakmasını emretti.
Allâhü Teâlâ hazretleri onu helak etmedi.


Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/275-276.

Posted in Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | Leave a Comment »

Hangi Tarikata Girilmelidir

Posted by Site - Yönetici Aralık 2, 2020

Hangi Tarikata Girilmelidir

Akıllı kişiye düşen, en salim olan tarikatı tercih etmelidir.
Kıy-u kâl’dan (sözlerden- dedi kodu ve benzerî düşüncelerden) kaçınmalıdır.
Onların (gerçek tasavvuf ehlinin) şu sözlerinin üzerine bak ve üzerinde düşün:

Tarikat arayan bir Müslüman kardeşim şunlara dikkat etmelidir.
1.En sağlam,
2. En sahih,
3. En faydalı,
4. Dünyevî ve şahsî çıkarlardan uzak,
5. Kitab ve sünnete en uygun,
6. Ehl-i sünne’t ve’l-cemaat’e en bağlı,
7. İlim ile irfanı birleştiren,
8. İslâm ve Kur’ân-ı kerime hizmeti vazife edinen,
9. Şerîat-i Garra-i Ahmediyye’nin reşv-ü neması için çalışan,
10. Şeyhi mürşid-i kâmil olan,
11. Mürşid-i zamanın müceddidi olan,
12. Varisi Muhammedi olan,
13. İnkıta’a uğramamış olan tarikat-i âliye-yi Muhammeddiyye’yi), Ara bul ve tercih et.
Allâhü Teâlâ hazretlerinin sana zamanın mürşid-i kâmilini bulmayı nasip etmesi için her gün beş vakit namazdan sonra dua et!

İlim ve Kur”ân talebelerine sadakalar ver. Çünkü bu sırf aramakla bulunmaz.


Kaynak : Dipnot – İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/259.

Posted in Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | Etiketler: | Leave a Comment »

Sahabe-i Kiram ve Bizler

Posted by Site - Yönetici Ağustos 30, 2020

Sahabe-i Kiram ve Bizler

Hasan (Basrî k.s.) hazretleri buyurdular:
Bedir savaşına katılmış olan yetmiş kadar sahabe-i kiram (r.a. ecmeîn) hazerâtını gördüm. Onlar, Allâhü Teâlâ hazretlerinin kendilerine helal kıldığı şeylerden (öyle kaçınırlardı ki,) Allâhü Teâlâ hazretlerinin size haram kılmış olduğu şeylerden sizin zahid olmanız (çekinmenizden) daha çok zâhid idiler…
Onlar, sizin rahatlığa sevinmenizden çok daha şiddetli bir şekilde belâlara seviniyorlardı.
Eğer sizler, onları görmüş olsaydınız, elbette;
-“Muhakkak bunlar deli!” derdiniz.
Eğer o sahabeler, sizin en seçkinlerinizi ve en hayırlılarınızı görmüş olsalardı elbette ki;
-“Bunlar için asla kurtuluş yoktur!” derlerdi.
Ve eğer onlar, sizin en şerlilerinizi görmüş olsalardı; onların hesap gününe iman etmediklerine hükmederlerdi.
O sahabelere, eğer dünya malı arz olunsaydı, kalblerinin bozulma korkusundan onu terk ederlerdi.

İsmail Hakkı Bursevi (k.s. ) Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/421-422.

Posted in Ashab-ı Kram, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

İnançsız Bir Kavim

Posted by Site - Yönetici Ağustos 11, 2020

İnançsız Bir Kavim

Rivayet olundu:
Musa Aleyhisselâm, İsrail oğullarına Tevrat’ı getirdiğinde; onlara Tevrat’ı okudu. İsrail oğulları, Tevrâtın içinde bulunan ağır ve meşakkatli mükellefiyetleri işittiklerinde, onu kabul etmekten kaçındılar ve onun içinde olanları din olarak kabul etmekten imtina ettiler..

Bunun üzerine Allâhü Teâlâ hazretleri, dağa emretti, dağ yerinden söküldü. Yükselip, Yahudilerin başlarının üzerinde (gökte) havada durdu. Öyle ki, dağ, Yahudilerin askerlerinin ve fertlerinin olduğu her yere yayıldı. Onlardan hiçbir kimse kalmadı; mutlaka dağ onun başının üzerindeydi.
İsrail oğullarına;
-“Eğer bunu kabul ederseniz; kabul edin! Yoksa bu dağ; sizin üzerinize yıkılacaktır!” denildi.
Yahudiler, dağa baktılar.
Onlardan her biri, sol tarafları üzerine hemen secdeye kapandılar. Dağın üzerlerine düşme korkusundan dolayı da sağ gözlerinin ucu ile de dağa bakıyorlardı. Bundan dolayı Yahudilerin hepsinin sol gözlerinin ucu ile secde etmekte olduklarını görürsün.
Ve :
-“Bu kendisiyle bizim üzerimizden azabın kalktığı secdedir!” derler.
Bunun üzerine Yahudiler, bir şeyi zorla kabul eden ve ilk flrsatta gerisin geriye dönen kişinin bir şeyi kabul edişiyle cebren (istemeyerek zorunlu) olarak, Tevrat’ı kabul ettiler.

İşte bundan dolayı Tevrat ehli, onu zorla kabul ettiklerinden dolayı ilk fırsatta da Tevrat’ı tamamen tahrif ettiler.

kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s. ) Ruhu’l Beyan Tefsiri : 9/423-424.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Üftâde Hazretleri – Talebesi Aziz Mahmud Hüdâî hazretleri – ve bir keramet.

Posted by Site - Yönetici Ocak 29, 2020

Üftâde Hazretleri – Talebesi Aziz Mahmud Hüdâî hazretleri – ve bir keramet.

Aziz Mahmud Hüdâî hazretlerinin erdemliğine ve yüce mertebeye ulaşmasına yol açan hadiselerden biri de şudur:

Bir kış günü akşamı Üftâde Hazretleri, talebelerini toplamış onlara sohbet ediyordu.
Bir ara “Dostlarım! Canımız taze üzüm istedi. Acaba bulmak mümkün müdür? Buyurdu.
Talebe ve müridleri içlerinden:
-Bu kış günü bu karda taze üzüm olur mu? Diye düşünüyorlardı,
Aziz Mahmud Hüdâî Hazretleri de kendi kendine mademki hocam söyledi, mutlaka bunda bir hikmet vardır.” Diye düşünerek ayağa kalktı. Saygı İle;
-Efendim!
Müsâade ederseniz bendeniz getireyim, dedi.
Talebe, mürid, muhibban ve orada hazır olan bütün cemaat Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretlerinin yüzüne baktılar. Üftâde Hazretleri, Aziz Mahmud Hüdâî’nin yüzüne sevgi ve tebessüm ile baktı:
-iyi olur, buyurdular.

Aziz Mahmud Hüdâyi Bağ yolunu tuttu:
Karlar altında kalan bağda bir asma çubuğunun üzerinden karları temizlediğinde, salkım salkım üzümler gördü. Bunun Hocasının bir kerameti olduğunu anlayıp üzümleri sepete koymaya başladı. Asmadaki üzümler bittiğinde, sepet de ağzına kadar dolmuştu. Sepeti omuzuna alarak dergâha doğru yürüdü.
O da heyecanlanmıştı. Büyük tevekkül ve Hocasının isteğini yerine getirme düşüncesiyle, çıktığı yolda bir sepet dolusu taze üzümü omuzuna alarak dergâha doğru yürüdü. Hızlı hızlı yürürken, birden ayağı kaydı ve bir çukura düştü. Çukur derin olduğundan, çıkmak için çok uğraştıysa da başaramadı.
Çukur kar doluydu. Göbeğine kadar karların içindeydi.
Çaresiz kalınca hocası Üftâde Hazretlerinden yardım istemek aklına geldi. Ve içinden, candan ve gönülden ihlas ile;
-Meded Yâ Üftâde Hazretleri Biiznillah! İmdat ya mübarek hocam, der demez, çukurun başından bir ses;
-“Ey Mahmud! Uzat elini de yukarıya çekeyim” dedi.
Aziz Mahmud Hüdâî Hazretleri, bu sesin sahibine baktı. Tanımadı. Hayatında görmediği bir insandı.
Çukurun başındaki kimsenin kendisine gülümsediğini gördü. Utanarak elini uzattı. Yukarı çıktığında o kimseyi görmez oldu.
Aziz Mahmud Hüdâî Hazretleri, sepetini omuzuna alarak, dergahın yoluna koyuldu.

Acaba bu zatı şerif kimdi?
Neden hemen kayıplara karıştı?
Keşke elini öpüp hayırlı duasını alsaydım?
Kendisine teşekkür bile edemedim, gibi düşüncelerle dergâha geldi.

Üftâde Hazretleri hâlâ sohbet ediyorlardı. Aziz Mahmud Hüdâî Hazretlerinin omuzunda taze üzüm dolu sepeti gören talebe, mürid, muhibbân ve cemaat şaşırıp kaldılar.

Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri, başından geçenleri ve çukurda kendisine meçhul bir kişinin yardım ettiğini söyleyeceklerdi ki, Üftâde Hazretleri tebessüm ederek söze başladılar:
-Sana yardım eden Hızır Aleyhisselâm’dı.

Bu hadise, bize hocalarımıza ve üstadımıza karşı nasıl bir edep içinde olmamız gerektiğini öğretiyor.

Kaynak : Evliyalar Ansiklopedisi, 12/ 93 -94

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 2 Comments »

Bu ümmetin başına gelen bela ve musibetler….

Posted by Site - Yönetici Ocak 24, 2020

Bu ümmetin başına gelen bela ve musibetler….

Müslümanlar, Cenab-ı Allah’ın emir ve yasaklarına uymadıkça ve Efendimiz (s.a.v.)’in feyizli ve nurlu yolunda sevgi ve barış sahiline doğru yürümedikçe fitne, fesat, kan, düşmanlık ve belâlardan kurtulamazlar.

Efendimiz (s.a.v.) bir hadisi şerifinde;
“Benim şu ümmetim, esirgenmiş bir ümmet (-i merhume) dir. Onların üzerine âhirette azap yoktur. Onların azabı, dünyada fitne, zelzeleler ve birbirlerini öldürmeleri (ölüm hadiseleridir.)”
Ebu Davud: 3730, Müsned-i Ahmed: 18848,

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Muhakkak ki bu ümmet, ümmet-i merhumedir, (rahmet olunmuş bir ümmettir. Bunların azabları, kendi ellerindedir. Kıyamet günü olduğu zaman, Her bir Müslümana bir adama müşriklerden bir adam verilir ve ona;
-“Bu adam, cehennem ateşinden senin fidyendir…” denilir.
İbni Mace: 42482,

-“Muhakkak ki bu ümmet, ümmet-i merhumedir. (Rahmete nail olmuş bir ümmettir.) Allâhü Teâlâ hazretleri, onların azablarını kendilerinin arasında kıldı. Kıyamet günü olduğu zaman, Mü’minlerden her bir kimseye, diğer dinlerden (gayr-i Müslimlerden) bir kişi verilir ve ona; -“Bu kişi, senin cehennem ateşinden kurtulmana bir fidyedir!” denildi. ”
Müsned-i Ahmed: 18837,

Eğer biz, her karış toprağında bir şehidin yattığı bu mukaddes vatanı ve bu necip milleti seviyor, güzelim yurdumuzda insanlarımızın birlik ve beraberlik içerisinde yaşamalarını istiyorsak, mutlaka Allâha ve Resulüne itaat etmeliyiz.

Çünkü, Müslümanların arasına birlik, beraberlik, sevgi ve kardeşliğin yerleşmesi için; Müslümanların Cenab-ı Allah’ın emirlerine bağlanmaları ve Yüce Rasûl (s.a.v.)in sünnetine sarılmaları şart.,..

Manen yükselmenin yolu Resûlullah’ın sünnetine sarılmaktan geçer.

Havada uçan, suyun üzerinde yürüyen veya ateş yiyen veyahut da bunlardan başka harikulade haller gösteren bir şeyhi gördüğün zaman onu iyi araştır. O şeyh, eğer Allanın farzlarından ve Resûlullah’ın sünnetlerinden birini terkediyorsa yalancıdır, düzenbazdır. O evliya değildir .0 şeyhin işleri asla keramet değildir; belki istidrâçtır….

Mukaşefetu’l- Kulub el-Mukarribu ila allamul-ğuyub S. 48 İmam Ebu Hamid el- GAZALİ Dar’ul -Ma’rife 1996 Beyrut….

Önemli olan gerçek bir mü’min olmaktır… Mütercim.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/404-405

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Biz böyle olsaydık,böyle olmazdık..

Posted by Site - Yönetici Ocak 23, 2020

Biz böyle olsaydık,böyle olmazdık..

Eskiden İstanbul’da ve bir çok Müslüman şehirlerde sadaka taşları vardı.
Sadaka taşları yaklaşık bir adam boyunda ve ortası para konması için oyuktu.
Varlıklı insanlar, kimseye göstermeden, riyakârlık yapmadan, sadakalarını bırakıyordu. Fakirler de ihtiyaçları kadar oradan alıyorlardı.
Hepsini almak gibi bir tamahkârlık ve aç gözlülük etmiyordu, Sakada taşları sokaklarda dimdik durdukça insanlık her gün
biraz daha onurlanıyordu. Sevgi ve hoşgörü ile birbirlerine kenetleniyordu. Sadaka taşları, mü’minleri sevmenin ve onları saymanın bir nişânesiydi.

Hüzeyfet’ül-Adeviye Hazretleri anlatıyor:
-Yermük muharebesinde bir matara su ile yaralılar arasında amcamoğlunu arıyordum. Onu buldum.
Kanlar İçindeydi. Son demlerini yaşıyordu. Şehâdet şerbetini içmek üzereydi. Kulağına eğildim:
-“Ya amcamoğlu! Benden bir isteğin var mı? Sana su içireyim mi?” dedim.
İştiyakla ağzını açtı. ‘Su, su” der gibiydi. Matarayı açtım. Henüz bir damla içmişti ki, başka bir yaralının ıztıraplı sesi işitildi:
“Su! Su! Yok mu bir damla su?”
Amcamoğlu suyu içmedi, Mataradan ağzını çekti. Gözleriyle “Ona götür”, diyordu. Koşarak gittim. Gördüm ki, Hişam ibni As kanlar ve kumlar içinde kıvranıyor ve son anlarını yaşıyordu.
-‘Ya Hişâm kardeşim! Benden bir isteğin var mı? Sana su içireyim mi?” dedim.
Ağzını açtı. Susuzluktan dudakları morarmış ve çatlamıştı. 0 anda onun için su’dan daha kıymetli bir şey olamazdı. Eğildim, su matarasını ağzına verdim. Bir damla su İçmeden diğer bir yaralmın iniltisi işitildi:
“Su! Su!”
Hişâm ibni As Hazretleri de suyu içmedi.
Mataradan ağzını çekti. Gözleriyle ” Ona götür” diye bana işaret etti.

Üçüncü kişiye koşarak gittim. Daha ben yetişmeden ruhunu teslim etmişti.

Bari Hişâm’a yetişeyim ona son anında su içireyim diye döndüm. O da rahmete kavuşmuştu.

Amcamoğluna suyu ulaştırmak istedim koşa koşa yanına geldim. O da çoktan şehâdet şerbetini içmişti.

Bir çok sofu ve evliyâ’yı toplayıp, başlarını vurmak için hükümet konağının önüne getirdiler. Bunların içinde, Ebü’l-Hüseyin Nurî, Cüneydî Bağdadî, imam Şiblî, Ebû Hamza ve Rakkâm gibi devrin büyük âlim ve velîleri de vardı. Devletin aleyhinde teşekkül oluşturdukları düşüncesiyle hiç muhakeme edilmeden hâkim yerine cellâda teslim edildiler. Cellâd, önce Rakkâm Hazretlerini idam edecek iken, Ebû’l-Hüseyin Nurî Hazretleri.öne atıldı. İdam sehpasına geldi ve cellada;
-Önce beni idam et, dedi.
Cellâd hayret etti, acı acı güldü;
-Sen deli misin?
-Neden?
-Kılıç kendisine koşulacak şey değildir…
Hiç ölüme koşulur mu? Niçin acele ediyorsun, sana henüz sıra gelmedi. Sana sıra gelesiye kadar git biraz daha hayatta kal, dedi.
Ebü’l-Hüseyin Nurî Hazretleri;
-Sizin sandığınız gibi ben deli değilim. Elhamdülillah ben müslümanım. Bizim yolumuz isâr yoludur. Arkadaşını kendine tercih etme ve fedâkârlık yoludur.
Bir insan için en kıymetli şey canıdır. Ben kendimi feda edip kısa bir süre de olsa kardeşlerimin yaşamalarını istiyorum.
Öteden bir ses yükseldi:
-Önce beni İdam et,
Başka gür bir ses:
-Hayır önce beni idam et,
Etraftan sesler gelmeye başladı:
-Önce beni idam et,
-Önce beni idam et,
-Önce beni idam et.

Cellad’ın benzi sarardı, takati kesildi, olduğu yere yıkıldı.
-Yâ Rabbi! Sen aklımı koru, diye kendi kendine mırıldandı. Sanki dağ, taş dile gelmişti. Herşey ‘Önce beni idam et” diye sesleniyordu. Cellâd çıldırdı, avazı çıktığı kadar bağırdı: “Önce beni idam et”. Olup bitenleri gören halife, onların gerçek Müslümanlar olduklarını kabul etti, kendilerinden özür dileyerek onları serbest bırakıp, hediyelerle uğurladı.

Tarihimiz bu tür hadiselerle doludur. Mütercim.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/356-357.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: