Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

İmam Zeyne’l-Âbidîn Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Aralık 5, 2016

imam-zeynel-abidin-hazretleri-kimdirimam-zeynel-abidin-hazretlerinin-kabrimezaricennetul-bakimedineimam-zeynel-abidin-kimdircennet-ul-baki-kabristani-medine

İmam Zeyne’l-Âbidîn Hazretleri Kimdir ?

İmam Zeyne’l-Âbidîn: Tabiînin büyüklerinden ve Oniki İmâm’ın dördüncüsü.
İsmi, Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib’dir.
Künyesi, Ebû Muhammed ve Ebü’i-Hasan’dır.
Lakabı, Seccâd ve Zeynelâbidîn’dir.
Hazret-i Hüseyin’in oğludur.
Annesi, Acem pâdişâhının kızı Şehr-i Bânû Gazâle’dir.
666 (H.46) senesinde Medîne-i münevverede doğdu.
Hadîs, fıkıh ve tasavvuf ilminde âlimdi.
Eshâb-ı kiramdan çoğunu görmüştür. Hazret-i Abduliah ibni Abbâs, hazret-i Ebû Hüreyre, hazret-i Âişe, babası hazret-i Hüseyin, amcası hazret-i Hasan, hazret-i Ümmİ Seleme ve diğerlerinden hadîs-i şerifler işitip rivayet etmiştir. Rivayet ettiği bâzı hadîs-i şerifler, Kütüb-i Sitte’de mevcuttur. İmam Zeynelâbidîn hazretlerinden bir çok kişi, hadîs-i şerif rivayet etmişlerdir. İmâm Zühri, Zeynelâbidin hazretleri İçin;
Ondan daha üstün fıkıh âlimi görmedim” demiştir. Tasavvuf ilmindeki yüksek derecesi ve hâlleri de medhedilmiştir. Her gün ve gecede bin rekat namaz kıldığı ve buna ölünceye kadar devam ettiği nakledilmiştir.
Hazret-i Zeynelâbidîn. her abdest aldığında yüzü sararır, vücudu titrerdi. Sebebini sorduklarında;
Kimin huzuruna çıkacağımı biliyor musunuz?” buyururdu.
Birisi aleyhinde konuşmuştu. Bu kendisine söylenince yanına gitti. Onunla biraz sohbet ettikten sonra buyurdu
Hakkımda bâzı şeyler söylediğini duydum. Dediklerin doğruysa, Allahü Teâlâdan mağfiret dilerim, beni affetsin. Dediklerin iftira ise. Allah seni affetsin; selâmı, rahmeti, bereketi de üzerine olsun.” Dedi.

İmâm Zeynelâbİdîn’in bir devesi vardı. Yolda kamçı vurmadan gider ve üzerindekini hiç incitmezdi. Zeynelâbidîn vefat edince, devesi kabri üzerine gelip göğsünü yere koyup inledi. Hiç kimse bu deveyi mezar başından kaldıramadı. Oğlu hazret-i Muhammed Bakır orada bekleşen halka buyurdu ki: Kalkması için fazla uğraşmayın. Bu deve burada ölecek!” Üç gün sonra deve orada öldü.

Bir gün oğulları, hizmetçileri ve birkaç kişi ile sahraya çıkmışlardı. Sabah kahvaltısı hazırlandı. Bir ceylan gelip yakınlarında durdu. Zeynelâbidîn ona:
“Ben Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebû Tâlib, annem de, Resûluliah’ın kızı Fatma’dır. Gel bizimle biraz yemek ye!” buyurdu. Ceylan gelip, beraber yediler. Sonra ceylan bir tarafa gitti. Hizmetçilerinden biri, yine çağırın, gelsin dedi. “Dokunmayacağınıza söz verirseniz, çağırayım.” buyurdu. Hepsi, dokunmayacakların söz verdiler. “Ben Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebû Tâlib’im, annem de, Resûlullah’ın kızı Fâtıma’dır. Soframıza gel, biraz daha yiyelim.” buyurdu. Ceylan tekrar geldi. Yemeğe başladı. Sofradakilerden biri. elini ceylanın sırtına koydu. Ceylan ürküp gitti.
Zeynelâbidîn yine bir gün arkadaşları ile sahrada oturuyordu. Bir ceylan yanına geldi. Ayaklarını yere vurarak bir takım sesler çıkarttı. Etrafındakiler ceylanın ne dediğini sordular. Zeynelâbidîn buyurdu ki: Dün bir Kureyşli, bu ceylanın yavrusunu tutmuş, Yavruma dünden beri süt veremedim.” diyor.” Bunun üzerine ceylanın yavrusunu tutan Kureyşliyi çağırdılar. Zeynelâbidîn, Kureyşliye buyurdu ki:
-“Bu ceylanın yavrusunu tutmuşsun. Dünden beri süt vermemiş, o yavruyu getir sütünü versin!” Kureyşli adam ceylanın yavrusunu getirdi. Ceylan, yavrusuna süt verdi. Zeynelâbidîn, Kureyşliye, yavruyu annesine bağışlamasını söyledi. O da razı oldu. Ceylan, yavrusu ile beraber sesler çıkararak gitti. Oradakiler ceylanın ne söylediğini sordular. Zeynelâbidîn de buyurdu ki; -“Allahü teâlâ size hayır ve iyilikler versin, diye duâ ediyor.”

Zeynelâbidîn hazretleri, oğlu Muhammed Bâkır’a buyurdu ki: “Ey oğlum! Şu dört çeşit kimselerle arkadaşlık etme, zîrâ;
1-Fâsık kimse seni bir lokma ekmek için terk eder.
2-Cimri ile arkadaşlık etme, cimri senin çok muhtaç olduğun şeylerini elinden almak ister.
3-Yalancı ile arkadaşlık etme. Yalancı da fâsık bir kadına benzer; senin yakınlarını senden uzaklaştırmak ve senden uzak kimseleri sana yaklaştırmak ister.
4-Bir de sıla-i rahmi terk edenlerle arkadaşlık yapma. Zîrâ onlar Kur’ân-ı kerîmin üç âyeti ile lanetlenmiştir.”

İmam Zeyne’l-Âbidîn hazretleri, Osman bin Hayyâm tarafından zehirletilerek şehîd edildi 713 (H.94). Bakî’ Kabristanında amcası hazret-i Hasan’ın yanına defnedildi.

Daha geniş bilgi için Evliyalar Ansiklopedisine bakınız.

Kaynak :Dipnot : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/346-348.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Davud Aleyhisselâm Mizanı Gördü

Posted by Site - Yönetici Aralık 4, 2016

zikr-i-cehrizikirdhikrwoduuabdestallah-lafzirabita

Davud Aleyhisselâm Mizanı Gördü

Rivayet olundu:
Davud Aleyhisselâm, Rabbinden kıyamet günü kurulup, amellerin tartıldığı “mizanı” (teraziyi) kendisine göstermesini diledi. (Allâhü Teâlâ hazretlerinin göstermesiyle) o da mizanı gördü. Mizanın her bir kefesi doğuyla batı gibiydi. Davud Aleyhisselâm (mizanın büyüklüğü karşısında) bayıldı. Kendisine geldiğinde sordu:
Ey Allâhım! Bu mizanın kefesinin içini haseneyle (sevap ve iyiliklerle) doldurmaya kimin gücü yeter? (Kim buna kaadir olabilir?)” Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
Ey Davud! Ben kulumdan râzî olduğum zaman, bu mizanın içini sadaka olarak verilen küçük bir hurma ile doldururum!.

Terazinin Uzunluğu ve Yapısı

Fârisî Tefsirde buyuruldu:
Tibyân’da İbni Abbas (r.a.) hazretlerinden rivayet edildi ki, mizanın direğinin uzunluğu beşyüz (500) bin senelik uzunluktadır. Mizanın kefelerinin biri nur diğeri de zulmettir. Haseneler, nur olan kefeye konulur; kötülükler de zulmet olan kefeye konulur…

Hikâye (mizan)

(Âlim ve evliyanın) bazılarından hikâye olunur. Buyurdular: -“(Vefat eden tanıdıklardan) bazılarını rüyâm’da gördüm ve sordum,”
Allâhü Teâlâ hazretleri sana ne etti (sana nasıl muamele etti?)” zat buyurdu:
Benim hasenelerim tartıldı. Günahlarım sevaplarımdan daha ağır geldi. O anda semâ’dan bir kese geldi. Hasenelerin kefesine düştü. Ve böylece hasenelerim (sevap ve iyiliklerim, günahlarıma) ağır geldi. Sonra ben, o keseyi açtım. Bir de baktım ki o kesenin içinde benim bir Müslümanın mezarının üzerine atmış olduğum bir avuç toprak var…”

Hikâye (ilim)

Bir adamın amelleri getirilir. Mizanının kefesine konulur. Haseneleri (iyilik ve sevapları) hafif gelir. Bulut’a benzer bir şey getirilir. Onun mizanının kefesine konulur. Sevapları ağır basar. Ona denilir ki:
Bunun ne olduğunu biliyor musun?” O kişi;
Hayır!” der. Denilir ki:
Bu senin insanlara öğretmiş olduğun ilmin faziletidir!”

Hikâye (Anne ve Baba hakkı)

Bir adamın terazisinin her iki kefesi birbirine eşit gelir. (Sevap ve günahları aynı ağırlıkta olur). Allâhü Teâlâ hazretleri ona;
Sen ne cennet ehlisin ve nede cehennem ehlisin!” buyurur.
Melekler bir sahife getirirler. Onu mizanın bir kefesine koyarlar. İçinde “üffl” yazılıdır. Bunun üzerine günahları hasenat ve sevaplarından ağır olur. Çünkü “üffî” kelimesi gerçekten anne ve babaya karşı gelme kelimelerindendir. Bu kelimesi, dünyadaki dağlardan daha ağırdır. O kişiye cehenneme atılması emredilir.
(Cehenneme götürülürken) adam, Allâhü Teâlâ hazretlerine dönmek ister. Allâhü Teâlâ buyurur:
Onu çevirin!”
Allâhü Teâlâ hazretleri buyurur:
Ey anne ve babasına âsî olan kul! Bana dönmeyi hangi şeyden dolayı istiyorsun?” O kul der ki:
Ey Allâhım! Görüyorsun ben cehenneme götürülüyorum! Elbette götürüleceğim (Bundan kaçınmam mümkün değil). Ben babama âsî olduğum için cehenneme götürülüyorum. Fakat babam da benim gibi cehenneme götürülüyor. Ya Rabbi babamın azabını benim azabımın üzerine kat ve babamı cehennem azabına düşmekten kurtar!”
Allâhü Teâlâ hazretleri, (bizim keyfiyetini idrâk etmediğimiz bir şekilde) güler. Ve buyurur:
Dünyada ona âsî oldun! Âhirette ise ona iyilik yaptın! Babanın elinden tut! Beraberce gidin cennete….”

Hesapsız Cennete girenler

Bil ki:
Yetmiş binlerce kişi, o cennete hesapsız olarak girer ve onlar için mizan kurulmaz.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/356-357.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Davud, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Kıyamette Kederden Kurtulanlar

Posted by Site - Yönetici Kasım 30, 2016

allah-paak-desktop-wallpaper-copy

Kıyamette Kederden Kurtulanlar

Kim ki, o gün Allâhü Teâlâ hazretlerine;
1- İhlâs ile O’nun varlığına şehadet eder,
2- Allah’ın Resulü Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerini ikrar eder,
3- Şirkten sihirden, büyüden uzak,
4- Müslümanların kanlarını akıtmaktan uzak.
5- Allah ve resulü için nasihat eder, [1]
6- Allâhü Teâlâ hazretlerine itaat edenleri sever,
7- Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine itaat eden ve sünnet-i seniyyeye göre yaşayanları sever,
8- Allah ve Resulü (s.a.v.) hazretlerine isyan edenlere buğz ederse; bu kişi, Allâhü Teâlâ hazretlerine ulaşırsa; Rahmân’ın Arşının gölgesinin altında gölgelenir ve her türlü gam (keder, üzüntü ve korkulardan) kurtulur…

Mevkıf ta Bin Sene Bekler

(Ama) kim, bunların (yukarıda sıralanan günahları işleyip) hududunu aşar, bu günahlardan birini,
1- Bir kelime ile değiştirirse veya kalbini değiştirirse,
2- Ya da dininde bir şeyden şek ve şüphe içine düşerse;
0 kişi, tam bin sene sıcaklıkta, üzüntü, keder, gam ve azab’ta kalır…
Ta ki, Allâhü Teâlâ hazretleri, dilediğiyle onun hakkında hükmetsin..

[1]

Allah ve Resulü için nasihat etmek; Allah ve Resulüne öğüt vermek demek, değildir. Allah ve resulüne halis ve muhlis olmaktır. “Allah ve Resulüne nasihat etmek” cümlesinin manâsını, tam ve doğru anlamak için şu hadis-i şerife bakınız.

Ebû Hüreyre (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu; Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

İyi biliniz ki, muhakkak ki din nasihattir. Bunu üç kere söylediler.” (Sahabeler) sordular:

Ya Resûlallah (s.a.v.)! Kim için?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

1-Allah için,

2- Kitabullah için,

3- Rasûlüllâh (s.a.v.) için,

4- Müslümanların imamları için,

5- Müslümanların hepsi için…” Sünen-i Nesaî: 4128, Allah için nasihat:

1- Allâhü Teâlâ hazretlerine iman etmek,

2- Ona hiçbir şeyi şirk koşmamak,

3- Allah’ın emirlerine amel etmek,

4- Allâhü Teâlâ hazretlerinin yasakladıklarından kaçmak,

5-İnsanları, Allah’a ve dinine davet etmek,

6- Her türlü İslâmî konularda insanlara delil olup göstermek. Resûlullah (s.a.v.) hazretleri için nasihat:

1- Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin sünnetiyle amel etmek,

2- İnsanları ona davet etmek,

Daha geniş bilgi için bakınız: Ruhu’l-Beyân tefsiri, c, 2, s. 205, Tercümemiz, c. 5, s. 131. Mütercim…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/344.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kıyamet, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Nasıl Olursanız Öyle İdare Olunursunuz

Posted by Site - Yönetici Kasım 28, 2016

nasil-olursaniz-oyle-idare-olunursunuz

Nasıl Olursanız Öyle İdare Olunursunuz

Ibni Abbas (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu:
“Allâhü Teâlâ hazretleri, bir kavimden râzî olursa, onların işlerini en hayırlılarına verir.
Allah Teâlâ hazretleri, bir kavme gadap ettiği zaman da onların işlerini en şerlilerinin eline verir.
Kurtubî Tefsiri: 7, s. 75. Hadis-i şerifte;
-“Nasıl olursanız, öyle idare olunursunuz/’ Feyzü’l-Kadir: 6406,

Demokrasi yani halkın seçmesiyle idarecilerin seçildiği toplumlarda, idareciler, halkın aynasıdır.
İdareciler, halkın birleşmiş ruhu ve fikridir.
Halkın çoğunun seçimiyle iş başına gelen idareciler, halkın çekirdeğidir.
Haİkın resmidir.
Halkın bir aynada yansıtılmasıdır.
Ha!k nasıl olursa, öyle idareciler seçilir. Bu hadis-i şerif, aynı zamanda zımnen, idarecilerin halk tarafından seçilmesini de beyân etmektedir…

Mütercim. İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri, :8/138-139.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

İSRÂİLİYYAT NEDİR, NE DEMEKTİR ?

Posted by Site - Yönetici Kasım 25, 2016

davud-aleyhisselam-kabri-mezari-israiliyyat-ne-demekisrailiyyat-nedir

İSRÂİLİYYAT NEDİR, NE DEMEKTİR ?

İsrail oğullarına mensup, Yahudi menşeli haber, demektir. Yani Isrâîlî bir kaynaktan yazılı ya da sözlü olarak aktarılan, haber, olay ve kıssalar demektir.

Isrâiliyye kelimesinin çoğuludur. İsrail kelimesi, Hz. Yakub’un ismi veya lakabıdır.

“Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Ya’kub’un) kendisine haram kıldığı şeyler dışında, Israiloğullarına bütün yiyecekler helâldi” (Âl-i İmrân, 3/93). Yahudiler Kur’an’da genellikle Benû İsrail (Israiloğulları) olarak anılırlar. Ibranice olan İsrail kelimesi, “kul” anlamına gelen “isra” ile, Allah anlamına gelen “ll”den oluşup “Allah’ın kulu” demektir.

Ancak Tevrat’taki bir bölüme dayanarak, İsrail kelimesinin “Allah’la uğraşan” anlamına da kullanıldığını söyleyenler vardır.
İsrâiliyyat, sosyal hayatımız, kültürümüz, dinî inançlarımız, tarih ve hasseten tefsire girmiş Yahudi kültürü, Yahudî inancı ve Yahudilerin muharref, akıl ve mantık dışı yalan ve uydurmalarıdır…. Veya Israiliyat, uyudurulan her bir hurufenin adıdır.

Yahudîler, ilâhî vahyin ve ilmin düşmanıdırlar. Yahudilerin Tevrat’ın ayetlerini bilerek değiştirdiklerine dair Kur’ân-ı kerimde bir çok ayet vardır.
“Yahudi olanlardan kimi kelimeleri {Allah tarafından) konuldukları yerlerinden (kaldırıp) değiştirirler” (en-Nisa, 4/46);

“(Yahudiler de) Allah’ın kadrini O’na layık olacak bir surette hakkıyla takdir etmediler.
Çünkü,”Allah, hiç bir beşere, hiç bir şey indirmedi” dediler. Söyle (onlara) ki; “Musa’nın insanlara bir nur ve hidâyet olmak üzere getirdiği ve sizin de parça parça kâğıtlar haline koyup (işinize geleni gösterip) açıkladığınız, (fakat) çoğunu gizlediğiniz o kitabı kim indirdi? Sizin de atalarınızın da bilmediğiniz şeyler Kur’an’da size öğretilmiştir” (el-En’âm, 6/91).

Isrâiliyyatı İslâm’a uygunluğuna göre üç kısımda mütâlea etmek mümkündür:
1-Sıhhati bilinip Kur’an-t kerim ve sünnet-i seniyyeye uygun olanlardır. Bunlar kabul edilir.
2- Yalan olduğu bilinip Kur’an’a ters düşenler; bunlar asla kabul edilmez, rivayeti caiz değildir.
3- Sıhhatini tam olarak bilmediklerimiz. Bunlar ne kabul edilir ve ne de reddedilir
4- İsrail oğullarından gelenler, her kitab ve sünnette mevcut değilse, akıl ve mantığa vurulmalı. Akıl ve mantığı ters olan asla kabul edilmemelidir.
5- İlmî ölçülerle ölçülmelidir…. Akıl ve mantığa uygun olduğu halde, zamanın ilmî ölçülerine aykırı ise yine kabul edilmemelidir.
Meselâ Yahudîler, dünyanın ömrünün yedi sene olduğunu söylerler… Halbuki bu gün ilme göre dünya milyarlarca sene yaşlıdır.., Yahudîlerin bilgileri, tamamen silinip atılmalıdır.

Yahudîlerin bilgilerinin kabul edilmemesi hakkında bir çok hadis-i şerif mevcuttur. Yahudîler. bir çok “İsrâiliyyat” haberlerini İslâm’a sokmaya çalışmışlardır. Bunların bazıları, belki o tabiîn devrinde yeni Müslüman olan bazı Yahudî âlimleri, İslâm dinini tam öğrenmeden, kendi tarih kitablarındaki bazı hikâyeleri aktarmalarına dayanabilir; ama çoğunlukla kasıtlı olarak İslâm dinine sokulmuştur.
Yahudî âlimlerin çoğu da zahiren Müslüman görünüp, Müslümanlara yaklaşmış ve Müslümanlar arasında çok sevilen İbni Abbas (r.a.) hazretlerinin mübarek isimlerini istismar ederek; uydurma rivayetlerini ona isnâd etmişlerdir. İbni Abbâs (r.a.) hazretlerinin karizması Yahudî münafıkların işlerini çok kolaylaştırmıştır…
Yahudîler tarafından Müslümanlara aktarılan bilgilerin çoğu. İslâm’ın akaidini kökünden sarsan ve Müslümanları dininden uzaklaştıran tevhîd inancı, akıl ve mantık dışı yalanlar ve uydurmalardır.

Yahudîler, bir çok peygamberleri öldürdükleri ve peygamberlere eziyet ettikleri için; hemen hemen bütün peygamberlere iftiralar etmişlerdir. Yahudîlerin tarih ve özellikle peygamberlerle ilgili verdikleri bilgiler, asla kabul edilmemelidir.

Yahudilerin dünyanın yaratılış hakkında uydurdukları ve İbni Abbas (r.a.) hazretlerine isnâd ettikleri;
Arzların her birinde, sizin peygamberiniz gibi bir peygamber! Sizin Ademiniz gibi Adem! Nuh Aleyhisselâm gibi bir Nuh! İbrahim Aleyhisselâm gibi bir İbrahim!
Ve Isa Aleyhisselâm gibi bir Isa (gönderildi…)” Makâsıdü’l-Hasene, s. 71, Sözüyle birlikte Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine de;
Arzlar, (insanların yaşadıkları yeryüzü) yedidir! Her arz’da sizin peygamberiniz gibi, bir peygamber vardır.” Makâsıdü’l-Hasene. no:91, gibi ilmî verilerine uymayan bir söz isnat ettiler…

Isrâiliyyat hakkında çok uyanık olmak lazım. Isnad edilen şahsın karizması ne olursa, olsun işitilen bir haberi, mutlaka; Kur’ân-ı kerim,Hadis-i şerif, Akâid ve ke!âm. Usul-u Fıkıh. Usûl-u tefsir, Akıl ve mantık. İlmî verileri süzgecinden geçirmeliyiz….

Isrâiliyyat hakkında daha geniş bilgi için “Usul-u Tefsir” isimli çalışmama bakınız. Mütercim.

Kaynak ; İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/148-149.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Tarihi Bir Hadise

Posted by Site - Yönetici Kasım 24, 2016

omer-bin-hattababdullah-bin-omerkalenin-emiresi-kralicesitarihi-bir-hadise

Tarihi Bir Hadise

Rivayet olundu:
Ömer bin Hattab (r.a.) hazretleri, Acem diyarının (Iran memleketinin) bazı kalelerini fethetmesi için bir ordu donattı. Bu ordu tam dört bin atlıydı. Ordunun başına oğlu Abdullah (bin Ömer) (r.a.)’ı komutan olarak tayin etti. Abdullah bin Ömer (r.a.) buyurdu:
Biz yüksek bir dağın üzerinde olan kaleyi kuşatıncaya kadar işimizi gizli tuttuk. Kale o kadar yüksekti ki, silâhlarımız ona ulaşmıyordu. Kalenin içinde kâfirlerden büyük bir ordu vardı.
Kalenin emîresi (kraliçesi) güzel bir kadın idi… 0 kaleyi kuşatmaktan bize şiddetli bir yorgunluk geldi. Günlerden bir gün, o şehrin emîresi (kadın idarecisi) bizim askerlerimizin manzarasına bakar. Askerlerin içinde, Arap gençlerinden güzel ve yakışıklı bir genci gördü. O genç, gerçekten ata binen, iyi silâh kullanan ve harp taktiklerini iyi bilen ve savaşta mahir bir gençti. Kadının bakışları, o genc’in üzerine toplanınca korkuya kapıldı. Onun etrafında bulunan bazı cariyeleri ona;
Ey Melike! Neden korktun? Halbuki sen onların gelmesine mâni olan kuvvetli bir kalenin içindesini?” dediler.
O;
Bizim bu kalemizi bu genç fethedecektir'” dedi. Cariyeler;
Nasıl?” dediler. O;
Bir saat sonra göreceksiniz!” dedi. Sonra o Melike (kraliçe) o genc’e bir elçi gönderdi ve ona;
Benim, senin olacağım ve senin de benim olacağın bir yol bulabilir miyim? (Böyle bir şey mümkün mü?)” dedi. Genç, ona;
Evet! (Böyle bir şey mümkündür) ama bunun iki şartı vardır:
1- Harici kaleyi bize teslim etmen;
2- Dahilî kaleyi de O’na (Allah’a) teslim etmendir…” Melike (kraliçe) yine elçiler gönderdi ve ona sordu:
Harici kaie’nin ne olduğunu anladık! Ama dahilî kalenin ne olduğunu anlamadık? (Bunu açıklar mısın?)”. Genç, o kadına;
(Dahilî kale’yi ona teslim etmen) senin kalbini Allâhü Teâlâ hazretlerine teslim etmendir ve Allâhü Teâlâ hazretlerinin vahdaniyetini ikrar etmendir!” dedi.
Kadın bir gün o genç’e haber gönderdi:
Askerlerinle beraber şehre girin! Çünkü ben size kapıları açtım!” dedi.
Şehre girdiklerinde, o genç, emîre kadına İslâm’ı arzetti. Kadın, ona;
Biliyorsun ki, ben Kraliçeyim! Büyük himmet ve âlî mertebe sahibiyim! Senin askerlerinin içinde rütbe bakımından senden daha büyük kimse var mı? Varsa ben onun elinde Müslüman olayım!” dedi. 0 genç;
Evet! (Bu askerlerin içinde benden büyük kimse var. O da) bizim emırirniz ve büyüğümüzdür. Emîrü’l-mü’minin (mü’minlerin halifesi hazret-i Ömer r.a’ın) oğludur!” dedi.
Kadın, Abdullah bin Ömer (r.a.) hazretlerinin önüne huzura getirildiğinde, Abdullah bin Ömer (r.a.) ona İslâm dinini arzetti. Kadın birincisi gibi konuştu yani;
Müslümanların içinde senden daha büyük kimse var mı? Gidip onun önünde Müslüman olayım?” dedi.
Abdullah bin Ömer (r.a.) hazretleri;
Evet! Babam, emîrü’l-rnü’minin, (mü’minlerin halifesi Ömer r.a. var)” dedi. Kadın;
Öyleyse, beni ona gönder! Ta ki onun elinde Müslüman olayım?” dedi.
Bunun üzerine, Abdullah bin Ömer (r.a.) hazretleri, Kraliçeyi, beraberinde bir bölük asker ve bir çok mal ile beraber, kale’den çıkartıp, Hazret-i Ömer (r.a.)’a gönderdi.
Kadın (Medine-i münevvere’de) Hazret-i Ömer (r.a.)’ın huzuruna çıktı. Ve ona;
Ey mü’minlerin emîri burada senden daha büyük kimse var mı?” dedi. Hazret-i Ömer (r.a.);
Evet (benden daha büyük var! Benden büyük olan) Allah’ın Resulü Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretleridir! Ve bu da onun kabr-i şerifidir!” dedi. Ve hazret-i Ömer (r.a.), Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin ravza-ı mutahharasını işaret etti.
Kraliçe;
Öyleyse ben ancak onun elinin önünde Müslüman olurum!” dedi. Onun söylediklerine icabet etti.
Kadın, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin nurlu kabri şerifine geldiğinde, selâm verdi. Büyük bir edep, vakar ve hürmetle Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin kabr-i şeriflerinin önünde diz çöküp oturdu. Ve;
Eşhedü en lâa ilâahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve raslûlühû”
Ben şehâdet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. Ve ben şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) Allah’ın kulu ve resulüdür!” dedi. Sonra o kadın;
Ben zulmetlerden nur’a çıktım!
Ya Resûlallah (s.a.v.)! hazretleri! Ben imanımın günahlara bulanmasından ve inancımın ma’siyetlerle kirlenmesinden korkuyorum!
Seni hak peygamber olarak bize gönderen Allah’tan, bir daha günaha ve ma’siyete girmeden benim ruhumu almasını istiyorum!” diye dua etti. Sonra da, başını Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerinin eşiğine koydu. Ve ayni saatte vefat etti.
Bunun üzerine, o kadının güzel halinden dolayı, hazret-i Ömer (r.a.) (ve orada bulunanlar) ağladılar.
Sonra hazret-i Ömer (r.a.), kadının yıkanmasını, teçhizini ve Bakî mezarlığında, sahabelerin (r.a. hazerâtının) arasına defnedilmesini emretti…

Allah’ım bizleri, sırat-ı müstakîme girenlerden eyle!
Allah’ım bizleri, kalb-i selîm ile senin Cenabına vâsıl olanlardan eyle!
Allah’ım bizleri, elim azabından kurtar (ve bizleri azaba girmekten koru!) Âmin!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/123..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Kurban Kim İçin Kesilir ?

Posted by Site - Yönetici Kasım 6, 2016

kurban-kim-icin-kesilir-hangi-hayvanlardan-kurban-olur-honamli-copy-copy

Kurban Kim İçin Kesilir ?

Kim Ailâhü Teâlâ hazretlerine yaklaşmak ve cinlerin şerrini başından savmak ve cinlerden emin olmak için kurban keserse, bu kendisi için helâldir.

Ama bu kurban kesim işini onlar İçin yaparsa (cinlere yaklaşmak, cinler için veya cinlerin ismiyle) keserse, (etinin yenilmesi} haramdır…”

Kaynaklar :Müğni’l-Muhtac, c. 4, s. 267,
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/86.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kurban, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Ölülerinizin ve Ölmek Üzere Olanlarınızın Üzerine Yâsîn Sûresini Okuyun.

Posted by Site - Yönetici Kasım 4, 2016

olulerinizin-ve-olmek-uzere-olanlarinizin-uzerine-yasin-suresini-okuyun-yasc3aen-i-c59ferc3aefin-fazc3aeleti

Ölülerinizin ve Ölmek Üzere Olanlarınızın Üzerine Yâsîn Sûresini Okuyun.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
Ölülerinizin (ve ölmek üzere olanlarınızın) üzerine Yâsîn Sûresini okuyun.” Ebu Davud: 2714,

Yasın sûresi, Kur’ân-ı kerimin kalbidir…
Bir kişi, Allâhü Teâlâ ve Tebâreke hazretlerini ve âhireti dileyerek, “Yâsîn sûresi”ni okursa, muhakkak ki onun bütün günahları bağışlanır. Bundan dolayı onu (yasin sûresini) ölülerinizin (ve ölmek üzere olanlarınızın) üzerine okuyun.” Müsned-i Ahmed: 19415,

-“Herhangi bir kişinin ölümü anında kendisinin üzerine Yasin sûresi okunursa, muhakkak ki ölüm ona kolaylaşır. (Kolaylıkla ve fazla acı duymadan can verir)”

Tabutun çıkmadığı yani ölünün çıkmadığı hiçbir ev yoktur.
Bir yerde insan varsa, orada mutlaka ölüm vardır.
Bizler de elbette bir gün öleceğiz.
Gerçekten sekerâtü’l-mevt {ölüm sarhoşluğu ve can çekişme çok zordur, çok acıdır ve çok şiddetlidir.
Efendimiz {s.a.v.) hazretleri bile Allâhım! Sekerâtü’l-mevt üzerine bana yardım et!” Müsned-i Ahmed: 24021

Bu incelikleri öğrenip evlâdımız ve yakınlarımıza öğretmeliyiz ki, son anlarımızda bize telkinde bulunsunlar.

Bu konuda daha geniş bilgi için, “Hukuku’l-Emvât- Ölü Hakları” isimli kitaba bakınız. Mütercim.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri : 8/84-85.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yasin Suresi, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Zikrullâh’ın Havâssı ve Fazileti

Posted by Site - Yönetici Kasım 3, 2016

b8034aeec6f252f4974b755a7532a582-copy

Zikrullâh’ın Havâssı ve Fazileti

Kişi, Allâhü Teâlâ hazretlerinin ismine devam ederse,
Ateş onu yakmaz.
Denizler onu boğmaz (suda boğulmaz).
Hayat onu vahşet (yalnızlık) içinde bırakmaz.
Zehir ona zarar vermez.
Zira bütün zararlı şeyler, Allâhü Teâlâ hazretlerinden korkanları korkutma için yaratıldı.

Kul, kemâliyle (tam olarak) Allâhü Teâlâ hazretlerinden korktuğu zaman; onun için teshîr ve te’sir olur… (her şey ona boyun eğer)

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/88.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cinlerden Korunmak İçin

Posted by Site - Yönetici Kasım 1, 2016

cinlerden-korunmak-icin-okunacak-dualar

Cinlerden Korunmak İçin

Cinlerden korunmak için kişiyi küfre götürecek islâm dışı hal ve hareketlerde bulunmak yerine Aşağıdaki âyet ve dualar okunup dua edilmelidir:
1- Fatiha süresi
2- Bakara süresinin ilk beş âyet-İ kerimesi, ayetleri
3- Ayetü’l-kürsi ve devamındaki iki âyet-i kerime,
4- Bakara süresinin son iki ayetleri,
5- İsrâ süresi 45 ve 46. ayetleri
6- Mü’min süresi ilk üç ayetleri,
7- Kaside-i bürdenin bu mübarek beyitleri

kaside-i-burdenin-bu-mubarek-beyitleri
8-Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin Hazret-İ Ali’ye yazdırıp cinlere göndediği bu mektup:

efendimiz-s-a-v-hazretlerinin-hazret-i-aliye-yazdirip-cinlere-gondedigi-bu-mektup
9-Bu tehlil:

cin-duasi-lailahe-illallahtehlil
10- Ezân-ı şerif okunmalıdır… Ezân-ı şerifin okunduğu yerden cin ve şeytanlar kaçarlar…

Bu konuda daha geniş bilgi için; “Kur’ân-ı Kerim’den Dualar” isimli kitaba bakınız. Mütercim.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/88-89.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: