Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

Ebû İshâk el-Ferâzî (k.s.) Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Ağustos 30, 2015

11696790_10153479029864421_1975971586_n copy

Ebû İshâk el-Ferâzî (k.s.) Hazretleri Kimdir ?

Ebû İshâk el-Ferâzî (k.s.) hazretlerinin asıl ismi, İbrahim bin Muhammed bin Hâris’dir. Ebû İshâk künyesiyle ve Ferâzî nisbesiyle meşhur olmuştur. Kûfe’de doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Ebû İshâk el-Ferâzî, küçük yaşta tahsile başladı. Şam’a gelerek, o beldenin âlimlerinden ilim tahsîl etti. Hadîs ve fıkıh ilimlerinde imâm ve sika, güvenilir bir zât oldu. Pek çok kimse ondan ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf rivayetinde bulundu. Bidatlere yani Peygamber efendimiz ve ashabı zamanında olmayıp da sonradan dîne ibâdet olarak sokulan şeylere şiddetle karşı çıktı.
Şöhretini duyan halîfe Hârûn Reşîd, insanlara İslâmiyet’i anlatması için onu Bağdat’a davet etti. Bağdat’a giderek insanlara faydalı olmaya çalışan Ebû İshâk el-Ferâzî’ye, halîfe çok iltifat ve ihsanlarda bulundu. Bağdat’ta bulunduğu sırada namaz vakitlerinin hesaplanmasında ilk defa usturlap âletini kullandı. Namaz vakitlerinin hesaplanmasıyla ilgili geniş çalışmalar yaptı.

Astroloji üzerine bir kaside yazdı. Gerçek zeval (öğle} vaktinin ölçümüyle ilgili bir eser hazırladı. Halîfenin ve sarayın çevresinde yaşadığı hayat onu sıktığı için insanlardan uzak bir hayat yaşamayı tercih ederek Bağdat’tan ayrıldı. Masîsa şehrine yakın bir yerde, insanlardan uzak münzevî bir hayat sürdü. Tenhâ yerlerde sâde olarak yaşamayı tercih etti. Fudayl bin İyâd hazretleri de; “Rüyamda Peygamber efendimizi gördüm. Oturuyorlardı. Yanlarında, oturulacak boş bir yer vardı. O yere oturmak üzere yaklaştım. Bana buyurdu ki: “Bu boş yer Ebû İshâk Ferâzî içindir.” Üstün ilmine ve şöhretine rağmen insanlar tarafından methedilmekten hoşlanmayan Ebû Ishak el-Ferâzî’nin siyer ve megâzî ilmine dâir Kitâbü’s-sîre fil-Ahbâr vel-Ahdâs adlı iki ciltlik bir eseri vardır.

Masîsa’da bulunduğu sırada 802 (H.186) senesinde vefat etti. Vefat târihi hakkında başka rivayetler de vardır.

Kaynak : Evliyalar Ansiklopedisi
İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri: 7/508.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hallâc-ı Mansûr’un Öldürülme Hadisesi.

Posted by Site - Yönetici Ağustos 26, 2015

20,Hallâc-ı Mansûr'un Öldürülme Hadisesi.,H.z. Muhammed (s.a.v)’in Çocukları,Süleyman (a.s)`ın Hayatı ve Peygamberliği

Hallâc-ı Mansûr’un Öldürülme Hadisesi.

(Tarih, tabakat ve tasavvuf âlimleri) buyurdular:
(Abbasî halifelerinden Müktedir’in veziri Hâmid bin Abbâs’ın meclisinde ve Kâdî Ebû Amr’ın huzurunda, Hallac-ı Mansûr (k.s.)’dan cereyan eden söz cereyan ve kendisinden bir kelâm sadır oldu. Kâdî Efendi, (şeriatın zahirine göre) Hallac-ı Mansûr’un kanının helâl olduğunu (öldürülmesi gerekli olduğuna) dair fetva verdi. Ve bu fetvasını kaleme aldı. (Resmiyet kazandırdı
O an mecliste hazır olan diğer alimler de, kadi’nın fetvasını imzaladılar. Hallaç ona;
-“Benim sırtım korunmuş ve kanım haramdır.
(Öldürülmem caiz değildir. Söylemiş olduğum bir sözü yanlış) tevil ederek, kanımı mubah saymanı (ve bu şekilde fetva vermeniz) size helal değildir. Zira muhakkak ki;
Benim itikadım (dinim) islâm,
Mezhebim ehl-i sünnet ve’l-cemaat,
Dört büyük hülefâ-i râşidîni üstün tutarım.
Onlardan sonra cennetle müjdelenin on zâtı (aşere-i mübeşşereyi r.a. hazretlerini) faziletli kabul ederim.
Benim sünnet-i seniyye hakkında yazmış olduğum bir çok kitabım var sahaflarda… (Siz bunları biliyorsunuz).
Kanım hakkında Allah’tan kork! Allah’tan kork!…”

Hallâc-ı Mansûr sürekli bu sözleri tekrarladı.
(Zahiri âlimler) Hallâc’ın ölümü hakkında yazılarını yazıyorlardı. (Kimse onun sesine kulak vermedi…) Onlar, Hallâc’ın öldürülmesi için muhtaç oldukları delilleri mükemmel edip, tamamlıyorlardı. Meclis dağıldığında Hallaç tutuklandı; hapse atıldı.
Bunun üzerine Vezir, Halife Muktedir’e bir yazı yazarak cereyan eden hadiseyi kendisine bildirdi.
Muktedir, kendisine;
-“Eğer kadılar, Hallâc’ın öldürülmesi hakkında fetva verdilerse; onu polise teslim et. Kendisine bin kamçı vurulsun; eğer ölürse, ne a’lâ… Ölmezse, bin kamçı daha vurulsun… Sonra da boynu vurulsun...” diye cevap yazdı.
Bunun üzerine vezîr, Hallacı polise teslim etti. Ve ona (polis müdürüne) Halifenin kendisine yazdığını söyledi. Ve sonra da ona;
-“Eğer bu dayakların altında telef olmazsa, elleri kesilsin, sonra ayaklan sonra da başı kesilsin. Sonra da cesedini yak! Eğer o hile yaparak sana;
-“Ben senin için Fırat ve Dicle nehirlerini altın ve gümüş olarak akıtacağım!” dese bile bunu ondan kabul etme. Ve ondan cezayı kaldırma!” diye emir verdi.

Hallâc-ı Mansûr’u geceleyin polise teslim etti. Hicrî üç yüz dokuz, Zilhiccenin yirmi yedinci gününe rastlayan bir Salı günü {Zilhicce 27. 309, M. 28.04. 922) sabahında onu “Bâbü’t-Tâk” mevkiine götürmek için zindandan çıkarttılar. Kendisi kayd (el ve ayaklarının bağlandığı zincirler) içinde sallanıyordu. Sayılmayacak kadar halk toplanmıştı. Herkes onu seyrediyordu.
Cellât Hallâc (k.s.)’ya tam bin kamçı vurdu. Hallaç, inlemedi bile…
Cellat, ona bin kamçı atmayı bitirdiğinde, bu kez dört tarafını (iki el ve iki ayağını) kesmeye başladı.
Sonra da başını kesti. Sonra da onun cesedini ateşe verip yaktı.
Hallaç (k.s.) tamamen kül olduktan sonra cellat onun külünü Dicle nehrine attı. Onun başını da Bağdat’ta köprünün üzerine dikti….

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri: 7/494-496.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Kur’ân-i Kerimi Savunmak

Posted by Site - Yönetici Ağustos 21, 2015

Kur'ân-i Kerimi Savunmak

Kur’ân-i Kerimi Savunmak

Kur’ân-ı kerime hakaret edenlere karşı müminlerin üzerine düşen vazife;

1- Onlara (Kur’ân-ı kerim hakkında ileri geri konuşanlara) öğüt vermek,
2- Onları uyarmak,
3- Onları bu kötü hareketlerinden menetmek,
4- Ve mümkün mertebe diğer kabahatlardan onları alıkoymaktır.
5- Onlara vaaz etmek,
6- Onlara hatırlatmak (Kur’ân-ı kerimin inceliklerini ve büyüklüğünü anlatmak…)

Kur’ân-ı kerime hakarette Israr ederlerse

1- Onlardan hoşlanmadığınızı izhâr etmek,
2- Onlara katılmadığınızı,
3- Onları tanımadığınızı beyan etmek şartıyla….
Onların meclislerinde bulunmakta kendilerine bir hesap yoktur.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri: 7/502.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kur`anı Kerim, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Efendimiz (s.a.v.)’ın Azrail Aleyhisselâm ile Konuşması..Musibetin büyüğü

Posted by Site - Yönetici Ağustos 20, 2015

olum,ecel,kabir,cennet,cehennem,azrail,

Efendimiz (s.a.v.)’ın Azrail Aleyhisselâm ile Konuşması
Ölüm Nedir?
Ölümü Unutturan..
Musibetin büyüğü..

Rivayet olundu:
Haberde geldi ki: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bir gün bir hastayı ziyaret etti. 0 hastanın baş ucunda oturur halde, Azrail Aleyhisselâm’ı gördü. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Azrail Aleyhisselâm’a;
-“Ey Ölüm meleği! Ona yumuşak davran; zira o kişi, mümindir!” buyurdular. Ölüm meleği;
-“Ey Muhammed (s.a.v.)! Müjdele! Gönlünü hoş tut! Gözün aydın olsun! Muhakkak ki ben bütün müminlere yumuşak davranıyorum. Ben, müminin ruhunu alırım, hâne ehli (ailesi) feryat etmeye başlarlar. (Bunun üzerine) ben evin bir köşesine çekilirim. Ve onlara şöyle derim:
-“Bunda benim herhangi bir günahım yok. Çünkü ben memurum. Yine buraya döneceğim! Sakının! Sakının!…

Dağda, karada, denizde ve düzlükte hiçbir aile efradı yoktur ki; ben günde beş kere kendileriyle musafaha etmeyeyim? Hatta ben onlardan küçüklerini ve büyüklerini kendilerinden daha iyi bilirim…
Allah’a kasem ( Yemin ) olsun ki, eğer ben kendiliğimden bir sivrisineğin canını almak istesem; buna gücüm yetmez; Allâhü Teâlâ hazretleri onun ruhunu almayı bana emretmedikçe; ben onun ruhunu alamam ….”

Ölüm Nedir?

Âlimler (r.h. hezarâtı) buyurdular:
Ölüm yokluk değildir; fena bulmak ve tam bir gayb da değildir. Ölüm, ruhun bedenden alâkasını kesmesi, bedenden ayrılması ve ikisinin arasına bir mâninin girmesiyle hâlin değişmesi ve dardan (dünyadan) başka bir dara (ukbaya) intikal etmektir.

Ölümü Unutturan

Allâhü Teâlâ hazretleri, ölümü alaca bir koç suretinde yarattığında, ona:
-“Bu heyetin (ve şeklin) üzerine meleklerin saflarının arasına git” (ve onların içine gir)” dedi.
Ölümü (müşahhas olarak alaca koç şeklinde) gören meleklerden hepsi bayıldılar. Tam bin sene baygın olarak yerde kaldılar. Sonra melekler kendilerine geldiler ve Allâhü Teâlâ hazretlerine şöyle seslendiler:
-“Ey Rabbimiz! Bu nedir?” diye sordular. Allâhü Teâlâ buyurdu:
-“0 ölümdür!” Melekler:
-“Ya Rabbi bu ölüm kimler içindir?” diye sordular. Allâhü Teâlâ buyurdu:
-“Nefs (ruh) sahibi olan (herkes) içindir!” Melekler sordular: -“Ya Rabbi! Dünyayı neden yarattın?” Allâhü Teâlâ buyurdu: -“Adem oğullan orada yerleşsin (ve orada İskan olmaları için)…” Melekler sordular:
-“Ya Rabbi! Kadınları niçin yarattın?” Allâhü Teâlâ buyurdu:
-“Nesil olsun diye…” Melekler sordular:
-“Bunun (ölümün) kendisine musallat olduğu kişi, kadınlarla ve dünya (malı ve ziyneti) ile meşgul olur mu?” Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:

-“Tûl-i emel (uzun yaşama düşüncesi) onlara ölümü unutturur. Hatta onlardan dünyayı alan (dünya malına sarılan) ve kadınların şehvetine sarılanlar olur…”

Musibetin Büyüğü

Bundan dolayı denildi ki:
-“Ölüm musibetlerin en büyüğüdür. Ölümden gâfîl olmak ise ondan (ölümden) daha büyük bir musibettir...”

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri 7/473-474.

Posted in Ölüm - Ecel, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Circis Aleyhisselâm Kimdir ? İbretle Okuyun….

Posted by Site - Yönetici Ağustos 19, 2015

Circis Aleyhisselâm Kimdir

Circis Aleyhisselâm Kimdir ?

Circis Aleyhisselâm; isa Aleyhisselâm’dan sonra yaşayıp, Isrâiloğullarına gönderilen nebi (peygamber) veya sâlih bir insan…
Filistin, Şam ve Musul bölgesinde yaşadı.
Ticâret ile uğraşıp, kazancını fakirlere dağıtıyordu.
Musul bölgesinde halkı put ve heykellere tapmaya çağıran zâlim bir krala karşı mücâdele etti.
Kral, Circis Aleyhisselâm’a bin bir türlü zulüm ve işkence etti. Demir taraklar ile Circis Aleyhisselâm’ı lime lime parçaladı.
Üzerine keskin sirke ve tuz döktü.
Allah, yine Circis Aleyhisselâm’a hayat verdi.
Kral öfkelendi. Circis Aleyhisselâm’ın başına kızgın demir koydurdu. Beyni kaynadığı halde ölmeyen Circis Aleyhisselâm’ı eritilmiş sıcak bakırın içinde bulunduğu büyük bir kazana koyup ağzını kapatarak, ateşe verdi. Circis Aleyhisselâm yine ölmedi. Kral Circis Aleyhisselâm’in el ve ayaklarını bağlayarak, kırk öküzün zorla taşıdığı bir mermer taşın sütunu üzerine yasladı. Allah, onu kurtardı. Circis Aleyhisselâm’ı bir türlü öldüremeyen, kral. onu büyük bir mengenenin kıskacına alarak, günlerce aç bırakılan aslanların önüne attı.
Aslanlar, Circis Aleyhisselâm’a ilişmediler. Kral memleketinin bütün sihirbazlarını topladı. Sihirbazlar, Circis Aleyhisselâm’ın mucizeleri karşısında imâna geldiler. Okumuş, bilgili sihirbazların imâna geldiğini gören halk akın akın imâna geldi.
Kral, Circis Aleyhisselâmı ve ona imân eden bütün müminler ile birlikte şehit etti.

Kabrinin veya mübarek vücudundan bir parçanın Urfa’da bulunan (yukarı çarhoğlu cami) peygamberler cami-i şerifinde olduğu, rivayet edilmektedir.

Kaynak :İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri: 7/497-498.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Azrail (a.s.)`ın Yardımcıları..Yeryüzü Bir Leğen Gibidir..

Posted by Site - Yönetici Ağustos 17, 2015

Azrail (a.s.)`ın Yardımcıları..Yeryüzü Bir Leğen Gibidir..MUHARREMİN 9. VE 10. GECELERİ

Ruhları Kabzeden..
Azrail (a.s.)ın Yardımcıları..
Yeryüzü Bir Leğen Gibidir..

Bil ki: Ruhları kabzeden hakikatte Allâhü Teâlâ hazretleridir. Ölüm meleği (Azrail Aleyhisselâm) ve onun yardımcıları, birer vasıtadırlar. Bundan dolayı vefat işi, onlara izafe edildi.
Bazen vefat işi, meleklerin vasıtası olmadan da olur. Fâtıma’tüz-Zehrâ (r.a.) hazretlerinin ve başkalarının ölümlerinde nakledildiği üzere…

Azrail (a.s.)`ın Yardımcıları

Ölüm meleğinin (Azrail Aleyhisselâm’m) yardımcıları on dört (14) melektir. Bunlardan yedisi rahmet melekleridir. Kabz’dan sonra, müminin ruhları onlara teslim edilir. Bunlardan yedisi de azap melekleridir. Vefatından sonra kâfirlerin ruhları onlara teslim edilir.

Yeryüzü Bir Leğen Gibidir

Mücahit (r.h.) hazretleri buyurdular:
-“Bütün yeryüzü ölüm meleği ( Azrail Aleyhisselâm ) için bir taşti (tepsi-leğen) gibi kılındı. Azrail Aleyhisselâm, dilediği cihete uzanır (istediği kimseye elini uzatıp ruhunu alır)…”

Azrâil Aleyhisselâm

Bu fakîr (İsmail Hakkı Bursevî k.s. hazretleri) der ki: Ruhları almak işinde ölüm meleği (Azrail Aleyhisselâm’a) herhangi bir zorluk asla yoktur. Her ne kadar bir anda ölecek olan insanlar çok ve değişik memleketlerde olsalar bile… Bu keyfiyet bu cüzî akıl ile bilinmiyor; şeytanın bir anda bütün dünya ehlinin kalplerine vesvese vermesi (akıl ile bilinmediği) gibi

[Bunların keyfiyetini anlamaya çalışmak yerine bunların hakikatte var olduğunu bilerek ölüme iyice hazırlanmak için kendimizi şeytanın vesveselerinden korumaya çalışmalıyız bunlar nasıl oluyor sorusunun cevabı çok kolaydır Allhü teala hazretleri izin veriyor oda oluveriyor… inanmak yeter…Mütercim]

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri 7/471-472.

Posted in Ölüm - Ecel, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ashâb-ı Fîl Kimdir ve Nasıl Helak Oldular ?

Posted by Site - Yönetici Ağustos 16, 2015

Ashâb-ı Fîl Kimdir ve Nasıl Helak Oldular

Ashâb-ı Fîl Kimdir ve Nasıl Helak Oldular ?

Ashâb-ı Fîl Habeşistan’ın Yemen valisi Ebrehe’nin Kabe’yi yıkmak niyetiyle harekete geçmesi’ üzerine, tâ Mekke’nin yakınlarına gelip, Mekke yakınında Cenâb-ı Hakk’ın gönderdiği bir kuş sürüsünün attığı taşlarla helak olan orduya denilir.

Rivayet edilir ki: Habeşistan’ın Yemen valisi olan Ebrehe, Arapların Kabe’ye olan saygılarını görerek dinî. siyasî ve iktisadî düşünceler içinde Arapları ve dolayısıyla ticâret ve parayı memleketine çekmek için San’â şehrinde “el-Kulleys” adında çok büyük ve haşmetli bir kilise yaptırır. Çevrede yayınladığı bir tamimle Araplar’ı Kabe yerine Kulleys’i ziyarete çağırdıysa da. bu çağrı kabul görmedi. Hatta bir gece Kulleys’e gizlice giren bir Arap, hakaret olsun diye içine pisledi. Ebrehe. buna çok öfkelendi. Kabe’yi yıkmaya karar verdi. Büyük bir orduyla Mekke’ye doğru harekete geçti. Orduya heybet vermek üzere Habeşistan’dan bir fil de getirtmişti. Fil. ordunun önünde azametle yürüyordu. Bu filden dolayı Ebrehe ve ordusuna “Ashâb-ı Fîl“, bu seneye de “Fil Senesi” ve hadiseye de “Fil hadisesi” adı verilmiştir. Ebrehe. ordusuyla birlikte süratle Mekke’ye doğru ilerliyordu. Onun maksadını öğrenen Araplar telâşa kapılmışlar, Mukaddes Beyt’lerinin yıkılmasına mani olmak üzere mukavemet hareketlerine teşebbüs etmişlerse de Ebrehe’nin muazzam ordusu karşısında yenilip, dağılmışlardı. Zaten Arap kabileleri siyasî bir organizasyondan mahrum olup dağınık bir vaziyetteydiler ve henüz bir birlik sağlayamamışlardı.

Böylece Ebrehe, küçük bir takım mukavemetleri kolaylıkla bertaraf ederek Mekke yakınlarına kadar geldi. Ebrehe’nin bir elçisi Mekke’ye gelip, kendilerine karşı konulmaması ve Kabe’nin yıkılmasına müdahale edilmemesi hâlinde kimseye dokunulmayacağı, fakat küçük bir direnişle karşılaşırlarsa Mekke’de taş üzerinde taş bırakılmayacağı ihtarında bulundu.

Ebrehe’nin ordusu Mekke’nin meralarında otlayan, deve ve diğer hayvan sürülerini almışlardı. Mekke reisi olarak Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin dedesi Abdülmuttalib b. Hâşim, bir heyetle Ebrehe’ye müracaat etti. Ebrehe ile konuştu. Ondan hayvanlarını istediler. Ebrehe Abdülmuttalib’in çok tesirinde kalmıştı. Ona istediği bütün hayvanlarını geri verdi. Ve ona:
-“Eğer benden Kabe’nin bağışlanmasını isteseydin; senin hatırın İçin Kabe’ye dokunmaz geri dönerdim” dedi. Abdülmuttalib:
-“Ben develerimin sahibiyim! Onun için senden develerimi istiyorum! Kabenin ise Rabbi var. Kabenin Rabbi Kabe’yi korur…” buyurdular.

Mekkeliler, şehri boşaltıp dağlara çekildiler. Ertesi sabah Ebrehe, ordusuna hareket emrini verdi. Kısa bir mesafe kat edildikten sonra Mekke’ye ve Kabe’ye hücum edilecekti. Ancak ordunun hareketinden az sonra gökte görülen bir kuş sürüsü, ordunun tam üzerine geldiği zaman taşıdıkları taş parçalarını Ebrehe’nin askerleri üzerine bırakmaya başladılar. Her kuş, biri gagasında, ikisi ayaklarında olmak üzere üç taş taşıyordu ve rivayetlere göre mercimekten biraz büyük, nohut tanesinden biraz küçük olan ve pişmiş topraktan oluşan bu taşlar, mutlaka bir askere isabet ediyor, taşın isabet ettiği yerde de derhal bir yara açılıyordu ki kısa sürede derinleşen ve iltihaplanan bu yara, askerlerin tamamen kırılıp telef olmasına sebep teşkil etmişti.

Ebrehe ordusunun bir kısmı bizzat olay yerinde cansız düşmüş, bir kısmı geri kaçarken Yemen yolunda can vermişti. Bizzat Ebrehe de yara almış bir vaziyette San’â’ya dönebilmişse de orada ölmüştü.

Fil olayı, 570 senesinde. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin doğumundan yaklaşık iki ay önce vuku bulmuştu (lbnü’1-Esîr, el-Kâmil fı’t-Târih. c. 1, s. 442-447).
Bu konuda daha geniş bilgi “Fil Sûresi“nde gelecek, inşallah. Oraya bakınız.

Kaynak : Dipnotlardan – İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri 7/481-482.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hesap ve Mizan – Arz-ı Beyzâ Nedir ? – Âhiret Yolunun Tüccarı

Posted by Site - Yönetici Ağustos 15, 2015

111 Hesap ve Mizan - Arz-ı Beyzâ Nedir - Âhiret Yolunun Tüccarı

Hesap ve Mizan
Arz-ı Beyzâ Nedir ?
Âhiret Yolunun Tüccarı

Bazı âlimler buyurdular:
Muhasebe (hesaba çekmek) amellerin takdiri, vezin (tartmak) ise, amellerin miktarlarını izhâr etmek içindir.
Hesap, mizandan öncedir. Bundan dolayı hesapsız cennete girenlere mizan da yoktur.

Bil ki: Muhakkak haşr ve hesap, yeryüzünde olmaz.
Hesap ve mizan, “arz-i mübeddele” değişen arzın üzerinde yani “Arz~ı Beyzâ” beyazlığı gümüş gibi olan arzın üzerinde olacaktır, Arz-ı Beyzâ;
1 – Üzerinde adam öldürülmemiş,
2- Kan dökülmemiş,
3- Hiçbir kimse o arzın üzerinde zulmetmemiş
4- Kimse orada zulme uğramamış…
5- Tertemiz ve beyaz toprak…

Hesaptan Önce

Haşr ve hesap sabit olduğu zaman ve muhasip (hesabı gören alîm, habir ve basîr- gören, haberdar olan ve işiten) Allâhü Teâlâ hazretleri olduğuna göre, akıllı bir kişiye düşen vazife; hesapta münâkaşa edilmeden önce; dünyada nefsini hesaba çekmektir.

Âhiret Yolunun Tüccarı

Muhakkak ki insan, âhiret yolunda bir tüccardır.
Onun sermâyesi ömrüdür.
Kârı, ömrünü taat ve ibâdetlerde sarf etmesidir.
Hüsran (ve zararı) ömründeki ma’siyetler ve kötülükleridir.
Bu ticârette onun ortağı, nefsidir.
Nefis, her ne kadar, hayır ve şerre elverişli ise de; lakin nefis, ma’siyetlere ve şehvetlere daha çok meyletmekte ve yönelmektedir.
Akıllı insan, elbette nefsini, murakabe ve muhasebe etmelidir.

Ömür Sermâyesi

Sa’dî (k.s.) buyurdular:
Sen mal ve menfaat endişesinden dolayı gafil oldun.
Zira ömür sermâyesi malsız bitip sona erdi…”

İsmail Hakkı Bursevi (k. s.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri, 7/476-477.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Melekler İnsanın Neresindedir?

Posted by Site - Yönetici Ağustos 12, 2015

Melekler İnsanın Neresindedir,Kirâmen Kâtibiyn Melekleri

Hafaza Melekleri?
Kirâmen Kâtibiyn Melekleri Düşünceyi Yazar mı?
Meleklerde Nöbet?
Melekler İnsanın Neresindedir?

Haberde varid oldu:
Muhakkak ki bizden her insanın üzerinde geceleyin iki melek ve gündüzleri iki melek vardır.
İkisinden bir haseneleri (iyilik ve sevapları) diğeri de seyyiât (kötülük, günah ve kabahatlan) yazar.
-“Sağdaki melek, soldaki meleğin üzerine emirdir.
Kul bir hasene (iyilik) işlediği zaman, hemen o kişiye on katı ile yazılır.
Kul bir günah işlediği zaman; soldaki melek o günahı yazmayı dilediği zaman, sağdaki melek ona:
-“Dur (yazmaktan kendini tut)” der. 0 da tam altı saat durur veya yedi saat durur. Eğer o kişi (zaman içerisinde) günahlarından istiğfar ederse; o günahı yazılmaz. Eğer istiğfar etmez, bir kötülük (ve günah) olarak yazılır.”

Kirâmen Kâtibiyn Melekleri Düşünceyi Yazar mı?

Denildi ki:
Kul bir hasene (iyilik yapmayı) düşündüğü zaman; onun ağzından (meleklerin ve ruhanîlerin hissedecekleri şekilde) misk kokusu çıkıp yayılır. (Melekler) böylece ondan haberdar olup bilirler ve onu yazarlar.
Kişi, kötülük işlemeyi düşündüğü zaman da kendisinden kötü bir koku yayılır

Meleklerde Nöbet?

Sual: Eğer sen desen ki: Kulun amellerini göğe kaldıran melekler mi ertesi gün gelenler yoksa başkaları mı?
Cevap: Derim ki: Bâzı âlimler buyurdular: Zahir olan muhakkak ki insanların iki melekleri hep aynıdır; hayatı boyunca asla değişmezler…
Bazı meşâyih-i izam hazerâti (k.s.) buyurdular:
Meleklerden gelenler bir daha ebediyen geri dönmezler. Onların yerine başkası gelir ve bu tâ ömrün sonuna kadar devam eder.

Melekler İnsanın Neresindedir?

(İnsanın bedeninde) iki meleğin durma yerinde ihtilâf olundu. Nebevî haberde (hadis-i şerifte şöyle) varid oldu:
-“Ağızlarınızı kürdan ile temizleyin! Muhakkak ki ağızlarınız İki hafaza ve kerim meleğin oturdukları yerdir, O ikisinin (hafaza meleklerinin) mürekkepleri kişinin tükürüğü, kalemleri ise (kişinin) dilidir. 0 İki meleğe, dişlerin arasında kalan yemek artıklarından daha acı bir şey yoktur.
İnsana bu iki melekten başka meleklerin vekil kılınmaları (akıl ve nakilden) asla uzak değildir. Belki onlardan meleklerin çoğu insanı eziyetlerden muhafaza etmektedirler. Rivayetlerde geldiği üzere [Her insanda vazifelfctam 384 melek vardır. ]

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri 7/468-469

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Meleklere İman, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Fatımatu’z-Zehra (r.a.) Kimdir. Cenazesine Kaç Kişi Katıldı ? Nasıl Vefat Etti ?

Posted by Site - Yönetici Ağustos 11, 2015

Fatımatu'z-Zehra (r.a.) Kimdir. Cenazesine Kaç Kişi Katıldı  Nasıl Vefat Etti

Fatımatu’z-Zehra (r.a.) Kimdir.
Cenazesine Kaç Kişi Katıldı ?
H.z Fatıma ( r.a.)`ın Lakabı Nedir ?
Nasıl Vefat Etmiştir ?
Kabri Nerdedir ?

Fatımatu’z-Zehra (r.a.) hazretleri. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin kerimesidir.
Doğum tarihi ihtilaflı olup (605, 609, 615) yıllarında dünyaya geldiğine dair çeşitli rivayetler ve görüşler vardır.
İmam Ali (r.a.) hazretlerinin eşi, Hazret-i Hasan ve Hüseyin’in anneleridir.
Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin soyu kendisi yoluyla gelmektedir. Takva sahibi ve Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini çok İyi temsil ettiler.

Takva ve ihlâs timsâliydi. Haya ve marifet sahibi idi.
Hazret-i Fatma çok nurânî yüzlü olduğu için kendisine Zehra denilmiştir.

Hazreti Aişe (r.a.) hazretleri,
-“Ben karanlık gecede, Hazret-i Fatma’nın yüzünün aydınlığı ile iğneye iplik geçirirdim” buyurdular.

Bir rivayete göre hayız ve nifas görmediği için kendisine Zehra adı verilmiştir. Lakaplarından biri de “Betül`dür. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin vefatından altı ay sonra vefat ettiler.

Hazret-i Fatma’nın ölümü diğer insanların Ölümlerine pek benzemiyordu. Bir rivayete göre vefatı yaklaştığında ve ölüm hastalığına tutulduğunda, gusletti. Kendisine kefen olacak yeni şeyler giyindi. Sonra sağ elini yanağı altına koydu, yanı üzerine yattı. Sonra kıbleye döndü ve sonra şöyle vasiyette bulundu:
-“Ben şimdi ruhumu teslim edeceğim. Beni hiçbir kimse açmasın, beni gusletmesinler. Ve beni sesiz bir şekilde geceleyin defnedin…” buyurdular. Meşâhiru’n-Nisâ: c. 2, s. 107, Mehmed Zihni Efendi.

Hazret-i Fatma (r.h.), Hicrî II. (Milâdî 633.) yılında Medine’de Mescid-i Nebevî’ye bitişik odasında vefat etti.

Hazret-i Fatma (r.a.) hazretlerinin bu güzel şekilde kendisine has ve meleklerin vasıtası olmadan ölümünden dolayı, ölümünden sonra yıkanılmadı.
Onu geceleyin Hazret-i Ali ve en yakın akrabalarından birkaç kişi götürüp defnettiler.

Sabahleyin Hazret-i Ebû Bekir ve Ömer (r.a.) ve diğer sahabeler, Hazret-i Fatma’ya hastalığından dolayı hâlini sormaya geldiler, ölümünü ve defnedildiğini duyunca hüzünlendiler, Hazret-i Ali de bunun Hazret-i Fatma’nın vasiyeti olduğunu ve kendisinin erkekleri görmesini istemediğini söyledi, diye beyanda bulundu.

Bir rivayete göre de Hazret-i Fatma (r.a.)’ın vasiyet üzerine ölümünden sonra onu Esma binti Umeyr (r.a.) yıkamışlardır….

Hz. Fatma’nın kabri konusunda da üç değişik rivayet vardır:
1- Cennetü’l-Baki,
2- Akil’in evinin avlusu,
3- Hz. Abbas’ın daha sonra yaptırılan türbesi. Ancak bugün Kabul edilen yer Cennetü’l Bakîde olmasıdır,

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri :7/471

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Fatıma, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 578 takipçiye katılın