Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

Yalan Yere İlk Yemin?

Posted by Site - Yönetici Mart 3, 2017

yalan-yere-ilk-yemin-eden-melun-seytandir-yemin-copy

Yalan Yere İlk Yemin?

Yalan yere ilk yemin eden; mel’ûn Şeytan’dır.
Âdem Aleyhisselâm hiçbir kimsenin Allâhü Teâlâ hazretlerinin adına yalan yere yemin etmeyeceğini zannediyordu.
Bundan dolayı Âdem Aleyhisselâm, yemini sebebiyle şeytana kandı.

Yemin Edene İnanılır

Zira mü’minin sânı, Allâhü Teâlâ hazretlerinin mübarek isminin azametinin, kalbinde temekkün edip yerleşmesi için; Allâhü Teâlâ hazretlerinin adına yemin eden kişiye inanmaktır.

Yemin İle Kandırana?

Bazı âlimler buyurdular:
Kim (yemin) billâh (Allah’ın adıyla kasem ederek) bizi kandırmaya çalışırsa, (ona) kanarız…”
Hadis-i şerifte buyuruldu:
Mümin, aldatılan kerim; fâcir ise aldatıcı alçaktır.

Tirmizi: 1887,
Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/405-406.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şeytan | Etiketler: | Leave a Comment »

Cennetteki İncir Ağacı ?

Posted by Site - Yönetici Şubat 21, 2017

cennetteki-incir-agaci

Cennetteki İncir Ağacı ?

Denildi ki: Bu yaprak,( Hz Adem ile Hz Havva validemiz`in cennette yasak olan agactan yiyince üzerlerindeki cennet elbisesi düştü ve avret yerlerini rivayete gøre yaprak ile örttüler o yaprak ) incir yaprağıydı…

İncir Ağacı

Âdem Aleyhisselâm’ı İncir ağacından başka hiçbir ağaç örtmedi.

Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
Sen Âdem Aleyhisselâm’i tesettür edip örttüğün gibi; Ben de senden manâyı (meyveyi), davadan (çiçekten) önce çıkaracağım…”
Halbuki diğer ağaçların davaları, manâlarından önce çıkar.
İşte bu hikmetten dolayı, (incirden başka) diğer bütün ağaçların meyveleri önce çiçek kapçığından çıkar. Sonra meyvesi ikinci olarak o çiçek kapçığından ortaya çıkar. incir ağacında ise, ondan ilk önce beliren ve ortaya çıkan onun meyvesidir. İncirin meyvesi çiçek kapçığı olmaksızın ortaya çıkar

Kur’ân-ı kerimde İncir’e ve esrarına yemin edilmiştir, incirin bir çok hususiyetleri vardır.

Dipnot:
Özetle; İncir meyvelerinde şeker, organik asitler, sabit yağ ve vitaminler (A,B,C) vardır. Meyveleri gerek yaş olarak gerek kuru olarak yenmektedir. Kuru meyveler balgam söktürücü olarak, yumuşatıcı olarak kullanılır.
Halk arasında sütle kaynatılan incir ses kısıklığına karşı kullanılır. İncir, kalbe ferahlık verir. Kuluncu ve sindirim organı sancılarını giderir. Ayrıca, yaş dalları kırıldığında akan sütümsü beyaz sıvı. nasır ve siğillere sürülürse tedavi eder.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/407-408.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hz. Adem`e İlk Öğretilen Meslekler

Posted by Site - Yönetici Şubat 20, 2017

hz-ademe-ilk-ogretilen-meslekler

Hz. Adem`e İlk Öğretilen Meslekler

Allâhü Teâlâ derhal Âdem Aleyhisselâm’ı yeryüzüne indirdi.
1- Ona demir sanatını (ve demiri işleme işini) öğretti.
2- Ona toprak sürmesini ve ekmesini emretti. Bunun üzerine Âdem Aleyhisselâm da;
3- Toprağı sürdü,
4- Ekin ekti,
5- Tarlayı suladı,
6- Hasat zamanı biçti,
7- Harman etti,
8- Harmanı ezdi.
9- Harmanı savurdu,
10-Değirmende öğüttü
11-Hamur yoğurdu,
12-Ekmek yaptı
13-Ve pişirdi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/410.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Avret Mahallini Açmak….

Posted by Site - Yönetici Şubat 15, 2017

cehennemriyakarlarin-hesabi-ve-hesap-icin-ilk-cagirilacak-kisiler

Avret Mahallini Açmak….

Şeytanın maksadının (Âdem Aleyhisselâm ile Hazret-i Havva’nın) avret mahalli yerlerini açmak olması; halvet anında ve eşin yanında hacetten fazla avret mahallini açmak çirkin ve tabiat bakımından müstehcen olduğuna delildir…

Hazret-İ Ali (r.a.)’ın bakışları asla kendi avret mahalline bile vaki olmadı…
Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin cemâlini gören gözlerle avret mahallini görmekten sakınarak ( kendi avret mahallini bile görmedi…)

Kişinin kendi avret mahalline bakmanın mertebesi böyle olunca, başkasının avret mahalline bakmak hakkında senin zannın nedir? (Acaba nasıl olmalıdır?)

Avret mahallini açmak ne çirkin bir şeydir!
Hazret-i Aişe (r.a.) buyurdular:
(Efendimiz s.a.v. hazretleri) benden (bir şey) görmedi ve ben de ondan (Efendimiz s.a.v. hazretlerinden bir şey) görmedim.”
Yani avret yerlerini demektir.

Avret Yerlerini Görmemişlerdi

Hazret-i Adem ve Hazret-i Havva, kendi nefislerinde (vücutlarında) avret yerlerini görmemişlerdi…Biri diğerinde de görmemişti.
Çünkü onlara avret yerlerini örten elbiseler giydirilmişti.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/402.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Cennet ve Cehennemin Münâkaşaları

Posted by Site - Yönetici Aralık 26, 2016

cennet-ve-cehennemin-munakasalaricennet-ve-cehenneme-girecek-ilk-uc-sinif-insan-ve-ozellikleri-h1478367619-84934f-copy

Cennet ve Cehennemin Münâkaşaları

Hadis-i şerifte buyuruldu:
Cennet ve cehennem çekiştiler. Cehennem;
Bana, mütekebbir (kibirli) ve cebbarlar (zorbalar) girecektir,” dedi. Cennet de:
Bana zayıflar ve miskinler, girerler,” dedi.
Allâhü Teâlâ hazretleri cehennem ateşine;
Sen, benim azabımsin! Seninle dilediğime azap ederim!” buyurdu. Ve cennete de buyurdu:
Sen benim rahmetimsin! Seninle dilediğime rahmet ederim!… Sizden her birinizin dolma (hakkı) vardır.

Şeytana Tabî Olanlar

Şeytana tabi olanlar ise, şeytanın şu zikredilen dört cihetten kendilerine geldiği kimselerdir.
Onlar şeytanın kendilerine emrettiği şeyleri hemen kabul ederler. Akıllı kişi, şeytana tabi olmaktan kaçınmalı ve korunmalıdır. Allâhü Teâlâ hazretlerinin ibâdet ve taati için cidden çalışmalı… Tâ ki cehennem ateşine girenlerle beraber girmesin!

Mümine Fidye

Hadis-i şerifte buyuruldu:
Kıyamet günü olduğu zaman, her mü’mine diğer dinlerde
olan kâfirlerden bir adam verilir ve ona;
Bu, senin ateşten kurtulman için bir fidyendir!” denilir. Bu hadis-i şerifte Allâhü Teâlâ hazretlerinin kullarına lütfunun
kemâline ve kulların da Allâhü Teâlâ hazretlerine karşı kerametli olduklarına delil vardır. Zira Allâhü Teâlâ hazretleri, düşmanlarını evliya kullarına fidye etti…

Fidye’nin Manâsı

İhtimal ki fidyenin manâsı (şu) olabilir: Allâhü Teâlâ hazretleri, cehennem ateşine, onu insanlardan ve cinlerden dolduracağını vaat etti.
O da Allâhü Teâlâ hazretlerinin, müşrikler (kâfirler) ve mü’minlerin âsî olanlarıyla vaadini gerçekleştirecektir. Allâhü Teâlâ hazretleri, cehennem ateşine takdim edeceği kâfirlerle onları râzî eder. îşte bu (müşrik ve kâfirlerle cehennemin dolması) mü’minlerden fidye olması gibidir…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/392.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Âb-ı Hayat Suyu ve Süleyman Aleyhisselâm.

Posted by Site - Yönetici Aralık 23, 2016

ab-i-hayat-suyu-ve-suleyman-aleyhisselam-ab-c4b1-hayat-suyuab-i-hayat-copy

Âb-ı Hayat Suyu ve Süleyman Aleyhisselâm.

Cenab-ı Allah, Süleyman Aleyhisselâm’ı “Âb-ı Hayat‘ı içip, tâ kıyamete kadar yaşamak ile içmemek arasında serbest bıraktı.

Süleyman Aleyhisselâm, kendisine bu güzel haberi getiren melekten biraz müsaade istedi.

Süleyman Aleyhisselâm bu meseleyi danışmak için bütün canlıları topladı. Onlara danıştı. Canlılar: -“Âb-ı Hayattan İçmeniz sizin için hayırlı olur.” Dediler. O sordu: -“Neden?
Hayat suyundan içerek, tâ kıyamete kadar yaşar ve sürekli Cenab-ı Allah’a ibâdet edersiniz. Bu ele geçmez bir nimettir,” dediler.

Süleyman Aleyhisselâm Hüdhüd kuşunun toplantıda bulunmadığını fark etti. Emir verdi:
Hüdhüd kuşlarından bir heyet gelsin.”
Birazdan Hüdhüd kuşları geldiler. Süleyman Aleyhisselâm onların fikirlerini sordu. Hüdhüd kuşu:
Âb-ı Hayatı içmeyip, zamanı geldiği zaman ölmeniz sizin için daha hayırlıdır.” Süleyman Aleyhisselâm sordu: Neden?
-“Eğer hayat suyunu içip, tâ kıyamete kadar yaşayacak olursanız, bütün sevdiklerinizin, çocuklarınızın, torunlarınızın hep öldüklerini görecek, üzülecek ve hatta onların ölüm acısını içinizde hissedeceksiniz. Evlât acısı yürekleri yakar. Ayrılık acısı çok zordur. Allah’ın sizin için âhirette hazırladığı nimete kısa bir zamanda kavuşmak daha iyidir,” dediler.

Süleyman Aleyhisselâm, bu fikri beğendi. Âb-ı Hayattan içmekten vazgeçti. “

Kaynaklar : Hızır Aleyhisselâm, s. 174, Ömer Faruk Hilmi,
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/-382-383..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Süleyman, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Adem (a.s.) Ölüm Döşeğine Düştüğünde Cennet Üzümünü İstedi ama…

Posted by Site - Yönetici Aralık 21, 2016

adem-a-s-olum-dosegine-dustugunde-cennet-uzumunu-istemesi

Adem (a.s.) Ölüm Döşeğine Düştüğünde Cennet Üzümünü İstedi ama…

Rivayet olundu:
Âdem Aleyhisselâm, muhtazar olduğu (ölüm döşeğine düştüğü) zaman, iştahı, cennet üzümlerinden bir salkım çekti. Oğullan, bir salkım cennet üzümünü istemek için gittiler. Melekler, onu karşıladı. Onlara;
Ey Âdem oğulları! Nereye gidiyorsunuz? Ne istiyorsunuz?” diye sordular. Onlar da:
Babamızın iştahı, cennet üzümlerinden bir salkım çekti, dediler. Melekler:
Dönün! Gerçekten siz bundan men olundunuz!” dediler.
Onları ondan nehyettiler. (Cennet, üzümünden almalarına müsaade etmediler…)

Âdem Aleyhisselâm’ın Techîz ve Tekfini

Azrail Aleyhisselâm, Hazret-i Âdem’in ruhunu kabz etti.
Melekler, onu yıkadılar. Güzel kokular sürdüler. Kefenlediler.
Cebrail Aleyhisselâm, Hazret-i Âdem’in cenaze namazını kıldırdı. Âdem Aleyhisselâm’ın oğulları da meleklerin ardında cenaze namazını kıldılar.
Ve götürüp Âdem Aleyhisselâmı defnettiler. Ve melekler;
Ölüleriniz hakkında şeriatınız (yapacaklarınız ve sünnetiniz) budur!” dediler.
Âlimler buyurdular:
Eğer, Âdem Aleyhisselâm’ın içinde olup çıkarıldığı ve bir salkım üzümünü iştahını çektiği cennete ulaşmak mümkün olmamış olsaydı; Âdem Aleyhisselâm’ın oğulları babalarına cennet üzümünü getirmek ve istemek için gitmezlerdi…
İşte bu hâdise, Âdem Aleyhisselâm’ın çıkarıldığı cennetin yeryüzünde olduğuna delâlet eder; semâ’da değil….

Nîl ve Firât Nehirleri

Yine sabit oldu ki “Nîl nehri” cennetten çıkıyor. Halbuki şek ve şüphesiz Nîl nehri yeryüzü nehirlerindendir (Mısır’da akmaktadır. (Fırat nehri de Urfa’da akmaktadır…)
Bütün bunlardan anlaşıldı ki hiç şüphesiz Âdem Aleyhisselâm’ın çıkarıldığı cennet, yeryüzünün cennetlerinden ve bostanlanndandır.
Yine her şeyin en doğrusunu Allâhü Teâlâ Hazretleri bilir.

Dört nehir cennet nehirlerindendir.

Hadis-i şerifte buyuruldu: Ebû Hüreyre (r.a.) Hazretlerinden rivayet olundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
1-Seyhan,
2-Ceyhan,
3-Fırat,
4-Nîl,
Hepsi cennet nehirlerindendirler...” Sanını Müslim: 5073, Müsned-i Ahmed: 7229,

Mirâc hadisinde buyuruldu: Enes bin Mâlik (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular: (Miraçta) ben “Sidre’ye yükseltildim.
Bir de baktım ki, dört nehir akıyordu.
İki nehir zahir idi…
İki de Bâtınî idiler…
Zahir olan İse,
1- Nîl ve Fırat idi…
Ama Bâtınî olanlar ise cennette iki nehir idi…” Sahihi Buhâri: 2968; 5179,

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/397-398.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Hz.Allah Âdem Aleyhisselâm’a Cennette Şu Ağaca Yaklaşmayın Dedi. Peki O Ağaç Hangi Ağaç?

Posted by Site - Yönetici Aralık 20, 2016

hz-allah-adem-aleyhisselama-cennette-su-agaca-yaklasmayin-dedi-peki-o-agac-hangi-agac

Hz.Allah Âdem Aleyhisselâm’a Cennette Şu Ağaca Yaklaşmayın Dedi. Peki O Ağaç Hangi Ağaç?

(Âlimler, Âdem Aleyhisselâm’ın çıkarıldığı cennette ihtilâf ettikler gibi) yine bu ağaçta da ihtilâf ettiler…

Allâhü Teâlâ hazretleri, ağacı isimlendirmek ve tayin etmeyi bize gizli tuttu…

Eğer bu ağacın zikrinden (ve hangi ağaç, olduğunun ismiyle belirtilmesinde) bizim için bir maslahat ve fayda olmuş olsaydı elbette Allâhü Teâlâ hazretleri, onu bizim için tayin ve eder (hangi ağaç olduğunu ismiyle birlikte beyan ederdi…)
Diğerlerinde olduğu gibi.

Babamız Adem Aleyhisselâm’a faydası olmayan bir ağacın bize nerede faydası olsun.

Allâhü Teâlâ hazretlerinin ismini zikretmediği ağacın mâhiyeti ve ismi arkasına düşmemek gerek. Mütercim.

Kaynaklar : “Âkânü’l-Mercân (kitabında da) böyledir.
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/399.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Terazinin Tarttığı Ameller

Posted by Site - Yönetici Aralık 13, 2016

terazi

Terazinin Tarttığı Ameller

Hazret-i Şeyhü’l-Ekber (k.s.) buyurdular:
Mizanlara (tartılara) ancak cevârih (azalar ve organlar) ile yapılan ameller girer.
Bunlar da yedi tanedir:
1-işitmek,
2-Görmek,
5- Karın (mide),
6- Ferç (cinsel organlar),
7-Ve ayaklardır…

Kurtulmanın Yolu

Akıllı kişiye düşen vazife;
1- Taat ve ibâdetlere koşması;
2– Ve hasenelere dalmasıdır.
Bilhassa haseneierin en güzeline ki, o da “Kelime-i şehâdet’tir. (Kelime-i tevhîd ve kelime-i şehâdeti çok okumalı ki) mizanı ağır basan kişi olup “kurtulanların” zümresine girebilsin…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/359

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

İmam Zeyne’l-Âbidîn Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Aralık 5, 2016

imam-zeynel-abidin-hazretleri-kimdirimam-zeynel-abidin-hazretlerinin-kabrimezaricennetul-bakimedineimam-zeynel-abidin-kimdircennet-ul-baki-kabristani-medine

İmam Zeyne’l-Âbidîn Hazretleri Kimdir ?

İmam Zeyne’l-Âbidîn: Tabiînin büyüklerinden ve Oniki İmâm’ın dördüncüsü.
İsmi, Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib’dir.
Künyesi, Ebû Muhammed ve Ebü’i-Hasan’dır.
Lakabı, Seccâd ve Zeynelâbidîn’dir.
Hazret-i Hüseyin’in oğludur.
Annesi, Acem pâdişâhının kızı Şehr-i Bânû Gazâle’dir.
666 (H.46) senesinde Medîne-i münevverede doğdu.
Hadîs, fıkıh ve tasavvuf ilminde âlimdi.
Eshâb-ı kiramdan çoğunu görmüştür. Hazret-i Abduliah ibni Abbâs, hazret-i Ebû Hüreyre, hazret-i Âişe, babası hazret-i Hüseyin, amcası hazret-i Hasan, hazret-i Ümmİ Seleme ve diğerlerinden hadîs-i şerifler işitip rivayet etmiştir. Rivayet ettiği bâzı hadîs-i şerifler, Kütüb-i Sitte’de mevcuttur. İmam Zeynelâbidîn hazretlerinden bir çok kişi, hadîs-i şerif rivayet etmişlerdir. İmâm Zühri, Zeynelâbidin hazretleri İçin;
Ondan daha üstün fıkıh âlimi görmedim” demiştir. Tasavvuf ilmindeki yüksek derecesi ve hâlleri de medhedilmiştir. Her gün ve gecede bin rekat namaz kıldığı ve buna ölünceye kadar devam ettiği nakledilmiştir.
Hazret-i Zeynelâbidîn. her abdest aldığında yüzü sararır, vücudu titrerdi. Sebebini sorduklarında;
Kimin huzuruna çıkacağımı biliyor musunuz?” buyururdu.
Birisi aleyhinde konuşmuştu. Bu kendisine söylenince yanına gitti. Onunla biraz sohbet ettikten sonra buyurdu
Hakkımda bâzı şeyler söylediğini duydum. Dediklerin doğruysa, Allahü Teâlâdan mağfiret dilerim, beni affetsin. Dediklerin iftira ise. Allah seni affetsin; selâmı, rahmeti, bereketi de üzerine olsun.” Dedi.

İmâm Zeynelâbİdîn’in bir devesi vardı. Yolda kamçı vurmadan gider ve üzerindekini hiç incitmezdi. Zeynelâbidîn vefat edince, devesi kabri üzerine gelip göğsünü yere koyup inledi. Hiç kimse bu deveyi mezar başından kaldıramadı. Oğlu hazret-i Muhammed Bakır orada bekleşen halka buyurdu ki: Kalkması için fazla uğraşmayın. Bu deve burada ölecek!” Üç gün sonra deve orada öldü.

Bir gün oğulları, hizmetçileri ve birkaç kişi ile sahraya çıkmışlardı. Sabah kahvaltısı hazırlandı. Bir ceylan gelip yakınlarında durdu. Zeynelâbidîn ona:
“Ben Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebû Tâlib, annem de, Resûluliah’ın kızı Fatma’dır. Gel bizimle biraz yemek ye!” buyurdu. Ceylan gelip, beraber yediler. Sonra ceylan bir tarafa gitti. Hizmetçilerinden biri, yine çağırın, gelsin dedi. “Dokunmayacağınıza söz verirseniz, çağırayım.” buyurdu. Hepsi, dokunmayacakların söz verdiler. “Ben Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebû Tâlib’im, annem de, Resûlullah’ın kızı Fâtıma’dır. Soframıza gel, biraz daha yiyelim.” buyurdu. Ceylan tekrar geldi. Yemeğe başladı. Sofradakilerden biri. elini ceylanın sırtına koydu. Ceylan ürküp gitti.
Zeynelâbidîn yine bir gün arkadaşları ile sahrada oturuyordu. Bir ceylan yanına geldi. Ayaklarını yere vurarak bir takım sesler çıkarttı. Etrafındakiler ceylanın ne dediğini sordular. Zeynelâbidîn buyurdu ki: Dün bir Kureyşli, bu ceylanın yavrusunu tutmuş, Yavruma dünden beri süt veremedim.” diyor.” Bunun üzerine ceylanın yavrusunu tutan Kureyşliyi çağırdılar. Zeynelâbidîn, Kureyşliye buyurdu ki:
-“Bu ceylanın yavrusunu tutmuşsun. Dünden beri süt vermemiş, o yavruyu getir sütünü versin!” Kureyşli adam ceylanın yavrusunu getirdi. Ceylan, yavrusuna süt verdi. Zeynelâbidîn, Kureyşliye, yavruyu annesine bağışlamasını söyledi. O da razı oldu. Ceylan, yavrusu ile beraber sesler çıkararak gitti. Oradakiler ceylanın ne söylediğini sordular. Zeynelâbidîn de buyurdu ki; -“Allahü teâlâ size hayır ve iyilikler versin, diye duâ ediyor.”

Zeynelâbidîn hazretleri, oğlu Muhammed Bâkır’a buyurdu ki: “Ey oğlum! Şu dört çeşit kimselerle arkadaşlık etme, zîrâ;
1-Fâsık kimse seni bir lokma ekmek için terk eder.
2-Cimri ile arkadaşlık etme, cimri senin çok muhtaç olduğun şeylerini elinden almak ister.
3-Yalancı ile arkadaşlık etme. Yalancı da fâsık bir kadına benzer; senin yakınlarını senden uzaklaştırmak ve senden uzak kimseleri sana yaklaştırmak ister.
4-Bir de sıla-i rahmi terk edenlerle arkadaşlık yapma. Zîrâ onlar Kur’ân-ı kerîmin üç âyeti ile lanetlenmiştir.”

İmam Zeyne’l-Âbidîn hazretleri, Osman bin Hayyâm tarafından zehirletilerek şehîd edildi 713 (H.94). Bakî’ Kabristanında amcası hazret-i Hasan’ın yanına defnedildi.

Daha geniş bilgi için Evliyalar Ansiklopedisine bakınız.

Kaynak :Dipnot : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/346-348.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: