Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘İmam-ı Buhari’ Category

TİTİZLİĞİN BÖYLESİ

Posted by Site - Yönetici Aralık 29, 2013

4  İman ve nikâh tazelemek - Tecdid-i iman ve nikah duası

TİTİZLİĞİN BÖYLESİ

İslâm dünyasında Kur’an’dan sonra en güvenilir kaynak Sahih-i Buhari adındaki hadis kitabıdır.
İsmail el-Buhari’nin Hz. Peygamberin hadislerini toplamaya kendini vakfettiği, yeni bir hadis duymak ve almak için dere tepe dolaştığı, günlerce, haftalarca yol katettiği sıralardaydı.
Kendisine birçok sahabi ile görüştüğü bilinen birinden söz edildi.
Çok zaman yaptığı gibi uzun bir yol katederek bahsedilen adamı buldu. Fakat adamı bulduğu sırada kazığından boşanmış olan devesini boş torba ile aldatarak yakalamaya çalıştığına şahit oldu.
Bu halde hiçbirşey sormadan geri döndü.
Niçin boş döndüğünü, birkaç hadis not etmediğini soranlara şöyle cevap verdi:

Ben devesini aldatarak yakalamaya çalışan adamın rivayet edeceği hadise güvenmem.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İmam-ı Buhari | Leave a Comment »

İmam Buhârî Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Kasım 27, 2012

imam buhari semerkand,islc3a2m_da-tc3bcrbekabir-ziyareti-ve-tevessc3bclimam-buhari-kabir-ziyaretleri-mezar-ziyaretlerikabirarefe-gunusemerkand-buhari

İmam Buhârî Kimdir ?

Hicri 194 (M. 810) yılında Buhara da doğdu. İmam Buhârî diye meşhur oldu. İmam Buhârtnin babası, dördüncü tabaka râvilerdendi. Küçük yaşta babası vefat etti. Annesi sâliha bir kadındı.

Daha küçük bir çocuk olan İmam Buhârî hazretlerinin gözleri kör oldu. Annesi doktorları dolaştı. Doktorlar, bir türlü tedavi edemediler. Kadın dua etti. Gece rüyasına İbrahim Aieyhisselâm girdi. Ona çocuğunun yakında göreceğini söyledi. Sabah Buhârî hazretlerinin gözleri açıldı.

İmam Buhâri iyi bir tahsil gördü. Hadîs-î şerifleri toplamak için hemen hemen bütün islâm âlemini gezdi. Bir çok âlimden Hadîs-i şerif dinledi. İmam Buhârî hazretleri bu şekilde gezerek; üç yüz (300) binden fazla Hadîs-i şerifi senetleriyle ezberledi.

Bu Hadîs-i şeriflerin içerisinde “Buhârî şerifi tasnif etti. Bir çok kitab yazdı. Doksan bin kişi de kendisinden Hadîs-i şerif rivayet etti. Yâni doksan bin kişiye Hadîs-İ şerif okuttu.

İmâm Buhâri hazretleri, Buhâra’da Hadîs-i şerif dersleri veriyordu. Vali ona, kitaplarını alıp getirmesini ve onları kendisinden dinlemek istediğini ve çocuklarına özel ders vermesi şeklinde haber gönderdi. Buhârî hazretleri: “Ben ilmi emirlerin kapısına götürüp zelil etmem. Eğer ilim dinlemek istiyorsan, Mescid’te veya evimdeki ilim meclisine gelip hazır olun. Eğer bunları kabul etmezsenbeni kürsüden ders vermekten men etki Allahü Teâlâ hazretlerinin katında mazur olayım. Çünkü ben Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin: “Her kime bir ilimden sorulur, o da gizlerse, kıyamet günü ateşten bir gem vurulur.” Hadîs-i şeriflerinin gereğince ders vermekteyim. Çocuklarınıza hususî vermek konusuna gelince, ben, bir kısım kimseleri Hadîs-i şerif dersinden men edip birkaç kişiye ders veremem.” dedi.

Bunun üzerine Buhârâ valisi Halid bin Ahmed, İmam Buhârî hazretlerini Buhârâdan sürgün etti. İmam hazretleri, valiyi Allah’a havale ederek; şehirden çıktı. Semerkantlılar. şehirlerine gelip ders vermesini İstedi. Semerkant’a doğru giderken Semerkantlıların da kendisinin konusunda ikiye bölündükleri haberini aldı. Bir kısmı onun şehirlerine gelip ders vermesini İstemiyorlardı. Bunun üzerine İmam hazretleri, Harteng kasabasına akrabalarının yanına gitti.

Aradan bir ay geçmeden bu vali vazifesinden alındı. Merkebe ters bindirilip; “kötü iş yapanların sonu budur” nidalarıyla şehirde dolaştırıldı. İnsanların bu yaptıklarından imam Buhârî hazretlerinin kalbi daraldı. Bir gece kalkmış olduğu teheccüd namazında şöyle dua etti: “Ya Rabbi! yeryüzü bu genişliğiyle bana dar oldu. Beni katına al!” o ay orada kaldı. Hastalandı. Ramazan-ı şerifin bayram gecesinde 62 yaşında iken, 256 (M. 870) yılında Semerkant da vefat etti.

Kabri Semerkant’ın Herteng kasabasındadır. Mezarından günlerce güzel koku çıktı. Bu günlerce devam etti. Mezarına doğru bilezik gibi. bir hur huzmesi ve ışık hâlesi indi. Görenler hayret ettiler. Bunun üzerine insanlar onun kabrine hücum edip mezarının toprağından almaya çalıştılar… O yüce zâtın kabrini korumak için akrabaları mezarının çevresine ağaçtan engel yapıp bekçi tuttular.

Evet ne hazin ki, hayatında dünyayı kendisine dar edenler; ölümünden sonra, mezarının başına üşüştüler. O yüce zatın mezarından bir avuç toprak atmak için yarıştılar…

Kaynak: Dipnot – Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi, Ömer Faruk Hilmi: 3/28-30.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İmam-ı Buhari | Etiketler: | Leave a Comment »

Imam BUHÂRÎ

Posted by Site - Yönetici Temmuz 27, 2007

Imam BUHÂRÎ – (194-256/810-869)

 

Hadis bilginlerinin ileri gelenlerinden biri

Ebû Abdullah Muhammed b. Ismâil b. Ibrâhim b. el-Mugîre b. Berdizbeh el-Cûfî el-Buhârî.

Mugire b. Berdizbeh, Buhara Valisi Yemân el-Cûfi’nin araciligiyla müslüman olmustur. Bu nedenle Cûfi’ye nisbet edilmistir. Buhârî’nin babasi ve dedesi hakkinda pek bilgimiz yoktur.

Muhammed el-Buhârî, 13 sevvâl 194 h./21 Temmuz 810 tarihinde Cuma günü Buhara’da dogmustur. Bundan dolayi da Buhârî nisbetiyle anilmasina sebep olmustur. Buhârî, henüz bebek iken babasi vefat etmis, kardesi Ahmed’le birlikte yetim kalmistir. Annesinin terbiyesi altinda büyümüs, küçük yasta Kur’an’i ezberlemis ve Arapça ögrenmistir. Babasindan kalan servet onun hiç kimseye muhtaç olmadan ilim ögrenmesinde yararli oldu. On bir yasinda hadis ögrenmeye basladi. Onalti yasinda annesi ve kardesi Ahmed’le birlikte hacca gitti. Annesi ve kardesi Buhârâ’ya dönerken, kendisi ilim ögrenmek istegiyle Mekke’de kaldi. (210 h./825).

Onsekiz yasinda “Kitâbu Kadâya’s-Sahabe ve’t-Tâbiin” ile “et-Târîhü’l-Kebîr” adli eserlerini yazdi. ilim ögrenmek için sam’a, Misir’a, Basra’ya, Bagdat’a gitti. Bu amaçla alti yil Hicâz’da kaldi. Buhârî, hadis ögrenmek ve nakletmekle kalmadi. siirle de ilgilendi. Ancak fazla siir yazmadi. Savas sporlarina ilgi duydu, ata bindi, ok atti.

Akranlari Buhârî’den övgüyle bahsederler. Onu övenler arasinda büyük muhaddis imam Müslim’de vardir. Buna ragmen, Buhârî’nin üstünlügünü çekemeyenler fitne çikarmaktan geri kalmadilar. Buhârî’nin “Kur’an mahluktur” düsüncesini savundugunu yaydilar. Bu dedikodulardan rahatsiz olan Buhârî, memleketi Buhâra’ya gitti. Burada da rahat edemedi. Buhârâ emiri ile arasi açildi. Buhara Emiri Halid Ibn Ahmed, çocuklarina Câmiu’s-Sahîh’i ve et-Tarih’i okutmasi için Buharî’yi konagina çagirir fakat Buharî, bu teklifi kabul etmez. ilim meclIslerinin herkese açik oldugunu,isteyenin gelerek yararlanabilecegini, ilmi valinin konaginin duvarlari arasina hapsedemeyecegini bildirir. Bu olay üzerine Ahmed Ibn Hâlid, onu Buhara’dan sürer. Buhârî, Buhara’dan ayrildiktan sonra Semerkand’a gider. Hartenk köyünde bulunan akrabalarinin arasina yerlesir. Semerkand’lilar, Buhârî’den yararlanmak isterler. Bir heyet gönderip Semerkand’a gelmesi ricasinda bulunurlar. Buhârî, Semerkand’a gitmek için hazirlik yapmaya baslar ancak bu arada hastalanir ve Ramazan Bayrami gecesi vefat eder (30 Ramazan 256 h./31 Agustos 869). Cenazesi, bayram günü ögleden sonra kilinarak Hartenk’e defnedilir.

Imam Buhârî keskin bir zekâ ve ezberleme yetenegine sahipti. Herhangi bir seyi ezberlemesi için ona bir defa bakmasi veya onu bir defa dinlemesi yeterliydi. Bagdatlilarin ve Semerkandlilar’in O’nun zekâ seviyesini denemek için sorduklari sorular bunu göstermesi bakimindan önemlidir. Gezileri sirasinda dinlediklerini yazmamasi ve kendisine takilanlara, dinledigi bütün hadIsleri ezberden okumasi da dikkat çekicidir. O ayni zamanda çok hadis ezberlemekle de söhret bulmustu.

Ince yapiti uzun boylu idi. ihtiyarliginda çok halim selim görünüslü olmustu. Sert yaratilIsli degildi. Yumusak huyluydu. ilim konusunda çok dikkatli idi. Dayanaksiz konusmak istemezdi. Baskalari hakkinda gayet yumusak bir dil kullanirdi. Derdi ki, “Hiçbir kimseyi giybet etmemis olarak Allah (c.c)’a kavusmayi arzu ediyorum.” Rical bilgisi herkesten çok olmasina ragmen cerh ettigi (zayifligini ortaya koydugu) raviler hakkinda bile asagilayici tabirler kullanmazdi. Yalanciligi bilinen birisi için “fîhi nazar (bunda ihtilaf vardir)”, “seketû anhu (sikaligi konusunda âlimler sustular)” derdi. O’nun bir adam hakkinda en agir sözü “münkerü’l-hadis (hadisi alinmaz)” terimidir.

Kütübü sitte müelliflerinden en-Nesâî, Buhârî’yi bizzat görüstügü seyhler arasinda saydiktan sonra söyle demistir: “O, sika, inanilir, akilli bir muhaddistir. Islâm tarihinde ilk defa sahih kitap yazan odur.” Bazi âlimler onun için söyle derler: “Buhârî, Allah (c.c)’nun yeryüzünde yürüyen ayetlerindendir.” Necm b. el-Fazl diyor ki: “Rüyamda Rasûlullah (s.a.s.) efendimizi gördüm. Bir köyden çikmis gidiyordu ve arkasindan imam-i Buhârî de onu takip etmekteydi. O bir adim atinca Buhârî de bir adim atiyor ve ayagini Rasûlullah (s.a.s.)’in ayagini bastigi yere basiyordu. Kitabini da her bakimdan ona nisbet ediyordu.”

Buhârî ilmiyle amel eden bir insandi. Islâmî sinirlara uymada asiri derecede titizdi. Helâl ve haram konusunda duyarli idi. Hadis ilmine hizmet, bu yolla Allah (c.c.)’in rizasini, Rasûlullah (s.a.s.)’in sefaatini kazanmaktan öte bir amaç tasimiyordu. Babasindan kalan mirasi bile bu yolda harcamisti. Cömertligiyle söhret bulmustu, yardim ettiklerine Allah rizasi için elini uzatiyordu. Çok Kur’an okur, çok nafile namaz kilardi. Rivayete göre her üç günde bir Kur’an’i Kerîm’i hatmederdi. Gecenin bir kismini uykuyla geçirirdi. Sürekli geceleri uykusundan kalkip, kandilini yakar, hadis tahric ederdi. Yahut yazdiklarina isaretler koyar, üzerinde düsünürdü. Seherden önce uyanir, gece namazi kilar; sonra Kur’an’in üçte birini okurdu. Ramazanda ise terâvihten sonra Kur’an’in üçte birini okumaya devam ederdi.

Buhârî’nin kendi ifadesine göre hadis aldigi hocalarinin sayisi binden fazladir. Hadis yazdigi seyhlerine ait senetleri de bildigini, senedi zayif rivayetlere itibar etmedigini belirtir. Hocalarinin baslicalari sunlardir:

  • Ahmed b. Hanbel

  • Ali b. el-Medinî

  • Yahya b. Maîn

  • Ismail b. idris el-Medînî

  • Ishak b. Rahuyeh.

Bunlarin disinda su isimleri de görüyoruz;

  • Mekkî b. ibrahim el-Belhî

  • Muhammed b. Selam el-Bikendi

  • Ibrahim b. el-Es’as

  • Ali b. el-Hasan b. Sekîk

  • Yahya b. Yahya

  • Ibrahim b. Musa el-Hafiz

  • Süreyc b. en-Numan

  • Ebu Asim en-Nebil es-Seybânî

  • Muhammed b. Abdullah el-Ensârî

  • Abdullah b. Zübeyr el-Hamidî

  • El Mekrî, Abdülaziz el-Üveysî.

Ögrencileri arasinda da en meshurlari sunlardir;

  • Ebu isa et-Tirmîzî

  • Muhammed b. Nasru’l Mervezî

  • Ibni Ebi Dâvud

  • Müslim b. Haccac ve en-Nesâi.

Câmiu’s-Sahîh; Islâm’in ilk dönemlerinde hadIslerin Kur’an’la karismasi söz konusu oldugundan hadIslerin yazilmasi yasakti. Sonralari Kur’an-i Kerîm, kitap haline getirilip, çogaltildi oria bir seyin karismasi engellendi. Sahabe nesli bütünüyle vefat etmis, Islâm ülkeleri genIslemis, degisik düsünceler ortaya çikmisti. Bu tür nedenlerle hadIslerin toplanmasinin yararli olacagina inanildi ve hadIslerin tedvinine baslandi.

HadIslerin toplanmasina Tabiun döneminde baslanmistir. imam Mâlik* (179 h./195) Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hadIslerine Sahabe ve Tabiun kavillerini ekleyerek Muvatta’yi tasnif etmistir. imam Mâlik’ten sonra da hadis konusunda çalismalar yapildi. Buhârî’nin Câmiu’s-Sahîhi meydana getirmesi iki sebebe dayanmaktadir. Bunlarin birincisi, hocasinin kendisinden böyle bir istekte bulunmasi, ikincisi de kendisinin görmüs oldugu bir rüyadir.

Buhârî, sahih adiyla anilan ve içerisine sadece kendince sahih oldugu sabit olan hadIsleri koydugu kitabini yazmakla hükümlerin kaynaklarini bulmada önemli bir hizmeti yerine getirmistir. imam Buhârî ayrica bu eserle kendisinden önce yasamis mezhep imamlarinin dayandigi temellerin saglam oldugunu, hiç birinin kisisel görüsle fetva vermedigini ortaya koydu. Ondan sonra gelen muhaddIsler, hadis çalismalarinin sinirlarini az çok belirlemis oldular. ilim adamlari Buhârî’nin eserine büyük önem verdiler. Özellikle sahih hadis konusunda onun eserinin ortaya koydugu gerçekleri ve sartlari kabul ettiler, örnek aldilar. O, hadiste odak ve hareket noktasi olarak degerlendirildi.

Buhârî, bu eseri meydana getirirken çok titiz davrandi. Eserine aldigi hadIsleri, alti yüz bin hadisin içinden seçti. Sahih hadIslerin disinda kalan diger hadIsleri eserine almadi. Eserin kabarmasini önlemek için sahih hadIslerin bile bir kismini almamistir. Câmiu’s-Sahih’te yer alan hadIslerin sayisi yedibinikiyüzyetmisbestir. Bazi hadIsler degisik kitaplarda geçmektedir. Mükerrerler çikarildiktan sonra geriye kalan hadis sayisi dört bin’dir.

Câmiu’s-Sahih’te hadIsler konularina göre kitaplara, her kitap da kendi arasinda bâblara ayrilmistir. Eserde, üzerinde ihtilaf edilmeyen hadIslere yer verilmis, râvilerin güvenilir olmasi hususunda titiz davranilmistir. Râviler birbirine baglanarak ilk kaynaga kadar götürülmüstür. HadIsleri bazi titiz ölçülere vurduktan sonra sahih kabul edip, uymayanlari reddetme çigirini açan Buhârî olmustur. O’ndan sonra gelen âlimler bu yoldan giderek sahih hadIsleri zayif ve uydurma olanlarindan ayirmaya devam etmIslerdir. Sahih hadis kitabi yazanlar çok olmakla beraber Buhârî kadar titizligi ileri götüren olmamistir. Hadis kabulünde kendine has çok dar bir yolda tek olmasi onun Islâm ümmeti arasinda müstesnâ bir söhret ve güven kazanmasina sebep olmustur.

Sahih’in nerede telif edildigi hususunda degisik görüsler vardir. Buhârî, hadis almak için gittigi her yerde eserini telife çalismistir. Hayati seyahatlerle ve ilim yolunda geçen bir insanin onalti yillik çalismasinin mahsulü olan bu eserin telifini bir yere baglamak mümkün degildir.

Câmiu’s-Sahih’te yer alan kitap (bölüm) sayisi doksanyedi, bâblarin sayisi üçbindört yüzelli kadardir. Üç râvili hadIslerin sayisi da yirmi ikidir. Degisik senetle gelen hadIsler Sahih’te yer almaktadir. Ancak ayni senet ve ayni metinle birden fazla yerde zikredilen hadIslerin sayisi yirmi üç kadardir. Kur’an’dan sonra ana kaynak olan Buhârî’nin Sahih’i ile Müslim’in eserine Sahih adi verilmektedir. ikisine birden “Sahihayn ” denilir. Diger dört hadis kitabina da “Sünen “, alti hadis kitabinin tümüne birden “Kütübü Sitte” denilmektedir.

Buhârî’nin bu eserine ait bir çok serh yazilmis ve üzerinde çalismalar yapilmistir. En meshur serhleri, Aynî’nin Umdetu’l-Kari, Askalani’nin Fethu’l-Barî ve Kirmâni’nin Kevâkibü’d-Derârî, adli eserleridir.

Câmiu’s-Sahih disinda, su eserleri vardir:

  • Tarihu’l Kebir: Hadis ricaline ait önemli bir eserdir. Sahasinda ilk yazilanlardandir. Buhârî bunu henüz onsekiz yasinda iken Rasûlullah (s.a.s.)’in kabri basinda mehtapli gecelerde yazmistir. Haydarabad’ta 1941-1954 tarihlerinde dört cilt,1959-1963 tarihlerinde üç cilt halinde basilmistir.

  • Târihu’l-Evsât: Tarihu’l Kebir’in kisaltilmisidir. Bazi yazma nüshalari mevcuttur. Ibni Hacer Tehzibû’t-Tehzib isimli eserinde bundan nakiller yapmistir.

  • Tarihu’s-Sagîr: Tarihu’l Kebir’in bir özetidir. 1325 yilinda Zuafâü’s-Sagîr ile birlikte Hindistan’da basilmistir. Kitâbu Zuafâü’s-Sagîr: Zayif ravilerin hallerinden bahseder. Hindistan’da 1323 ve 1326 tarihlerinde basilmistir.

  • Et-Tarihu fi Ma’rifeti Ruvati’l-Hadîs ve Nükâti’l Âsâr ve’s Sünen ve Temyizü Sikatihim min Züafâihim ve Târihu Vefâtihim: Küçük bir risâledir.

  • Eet-Tevârîhu’l Ensâb: Bazi sahIslarin özel hallerinden bahseder.

  • Kitâbu’l Künâ: Râvîlerin künyelerinden bahseden bir eserdir. Haydarabad’ta 1360 yilinda basilmistir.

  • Edebü’l-Müfred: Ahlâk hadIslerini toplayan bir eserdir. istanbul’da 1306, Kahire’de 1346, Hindistan’da 1304 yillarinda basilmistir.

  • Refu’l-Yedeyn fi’s-Salati: Namazda el kaldirmakla ilgili bir risâledir. Kalküta’da 1257, Delhi’de 1299 yillarinda yayinlanmistir.

  • Kitâbu’l-Kiraati Halfe’l-imam: Namazda imamin arkasinda okuma hakkinda yazilmis bir risâledir.

  • Hayrü’l Kelâm fi Kiraati Halfi’l Imam adiyla Orduca çevirisi ile beraber 1299’da Delhi’de, ayrica 1320’de Kahire’de basilmistir.

  • Halku’l-Ef’ali’l-ibâd ve’r-Redd Ale’l Cehmiyye: Cehmiyye mezhebinin görüslerini reddeden bir kitaptir. 1306’da Delhi’de basilmistir.

  • El-Akîde yahut et-Tevhîd: Akaid konusunda yazilmis bir eserdir.

  • Abarü’s Sifat: HadIsle ilgili bir eserdir ve bazi kütüphanelerde yazma nüshalari mevcuttur.

. Bunlardan baska kimi kaynaklarda Buhârî’ye ait oldugu zikredilen su kitaplarin ismini de görmek mümkün:

  • Birri’l Valideyn

  • El-Camiu’l Kebir

  • Et-Tefsirü’l Kebir

  • Kitabü’l Hibe

  • Kitabü’l Esribe

  • Kitabu’l Mebsut

  • Kitabü’l ilel

  • Kitabü’l-Fevâid

  • Esamü’s Sahâbe

  • Kitabu’d-Duâfa

  • El-Müsnedü’l-Kebir

  • Sülâsiyyât.


Kaynak: Sâmil Islam ansiklopedisi

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Tavsiyeler, İmam-ı Buhari, İslam Alimleri | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: