Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘H.z Zekeriyya’ Category

ZEKERÎYA ve YAHYA ALEYHİSSELÂMLAR

Posted by Site - Yönetici Temmuz 18, 2016

zekeriya aleyhisselam, yahya a.s,Zekeriyyâ Aleyhisselâmın Soyu Ve Mesleki,zekeriya-ve-yahya-a-s-660x440 copy

ZEKERÎYA ve YAHYA ALEYHİSSELÂMLAR

 

Zekeriyyâ Aleyhisselâmın Soyu Ve Mesleki:

Zekeriyyâ b.Berahyâ[1] Aleyhisselâmın soyu, Süleyman b.Dâvûd Aleyhisse-lâmlara[2],

Süleyman b.Dâvûd Aleyhisselâmların soyu da, Yehûza b.Yâkub Aleyhisselâ-ma dayanır. [3]

Zekeriyyâ Aleyhisselâm, böyle Enbiyâ oğullarından olduğu için, Beytülmakdis’-te, vahiy yazardı.

Zâten, Enbiyâ oğullarından[4] veya İsrail oğullarıyla onların bilginlerinden[5] olup ta[6], kendisin[7] veya neslini Beytülmakdisin hizmetine vakf ve habs etmeyen bir kimse yoktu ki. [8]

Zekeriyyâ Aleyhisselâm; İsrail oğullarının hem Peygamberi, hem de, Din Bil­ginleri ve Danışmanları Başkanı idi.[9] Kendisi, marangozdu da.[10]

Zekeriyyâ Aleyhisselâmın Peygamberliği:

İsrail oğullarına en son gönderilen Peygamberler: Dâvûd Aleyhisselâm Hane­danından:

Zekeriyyâ,

Yahya b.Zekeriyyâ,

İsâ b.Meryem Aleyhisselâmlardı. [11]

Bu hususta Kur’ân-ı kerimde şöyle buyrulur:

“Biz, ona (İbrahim’e) İshak ile Yâkub’u ihsan ettik, ve her birini, Hidâyete (Nü­büvvete) erdirdik.

Daha önce de, Nuh’u ve onun neslinden Davud’u, Süleyman’ı, Eyyûb’u, Yûsuf’u, Musa’yı ve Harun’u da, Hidayete (Nübüvvete) kavuşturduk.

Biz, iyi hareket edenleri, işte, böyle mükâfatlandırırız.

Zekeriyyâ’ya, Yahya’ya, İsa’ya ve İlyas’a da (böyle Hidayet, Nübüvvet) verdik.

Onların hepsi, Sâlihlerdendi. [12]”

Zekeriyyâ Aleyhisselâmın Allâh’dan Bir Oğul Dileyişi Ve Yahya Aleyhisselâmla Müjdelenişi:

Zekeriyyâ Aleyhisselâm; 92[13] veya 99[14], ya da, 120 yaşında, zevcesi de, 98 yaşında bulunduğu sırada[15] idi ki, ne zaman Hz.Meryem’in Mesciddeki odası­na uğrasa, onun yanında, kış mevsiminde yaz meyvası, yaz içinde de, kış mey-vası bulur[16], ona:

“Ey Meryem! [17] Bu, sana, nereden geliyor?” diye sorar, o da: “Bu, Allah tarafından!” diye cevap verirdi. [18]

Zekeriyyâ Aleyhisselâm, Hz. Meryem’e, böyle, kış mevsiminde yaz meyvası, yaz içinde de, kış meyvası ihsan edildiğini görünce:

“Meryem’e, bunu, yapan, benim zevcemi de, doğum yapmağa elverişli yap­mağa kadirdir!” diyerek kendisine bir oğul ihsan buyurması için Yüce Allah’a dua etti. [19]

Bu husus, Kur’ân-ı kerimde şöyle açıklanır:

“Zekeriyyâ’yı da (an!):

Hani, o, Rabb’ine:

Rabbim! Beni, yalnız başıma bırakma!

Sen, Vârislerin, en hayırlısısın! diye niyaz etmişti.

Biz, onu(n)da, (bu duasını) kabul ve kendisine, Yahya’yı, ihsan ettik.

Zevcesini, (doğurmaya) sâlih (elverişli) kıldık.

Hakikat, (bütün) bunlar (bu Peygamberler) hayr işlerinde yarışırlar, umarak ve korkarak bize düa ederlerdi.

Onlar, bizim için, derin saygı gösterenlerdendi[20]”

“(Bu) Kulu Zekeriyyâ’ya, Rabbinin rahmetini anışıdır:

O, Rabbine, gizlice niyaz ettiği zaman:

Ey Rabb’im! Hakîkatan. ben… Benim, kemiğim yıpradı.

Başımın saçı, tutuştu (saçlarım ağardı, ihtiyarladım)

Rabb’im! Ben, Sana, ne düa etmişsem, bedbaht (ve mahrum) olmadım.

Hakikatan, ben, kendimden sonra, yerime gelecek akrabamdan endişeye düştüm. Zevcem de, kısırdır.

Binâen aleyh, bana, tarafından (ve kendi sulbümden) bir oğul ihsan et! ki, bana da, mirasçı olsun, Yâkub Hanedanına da, mirasçı olsun.

Rabbim! Sen, onu rızana kavuştur! demiştir. [21]

Orada, Zekeriyyâ, Rabb’ına:

Rabb’im! Bana, Senin tarafından, çok temiz bir zürriyet ihsan et!

Muhakkak, Sen, duayı hakkıyle işitensin! diye dua etti.

O, Mihrabda durup namaz kılarken, Melekler, ona (şöyle) seslendi:

“Gerçekten, Allah, sana, Kendisinden bir Kelime’yi (Kün emrile yaratılan İsa’yı) tasdik edici bir Efendi, nefsine hâkim ve Şilinlerden bir Peygamber olmak üzre Yahya’yı, müjdeler!'[22]

“(Allah):

Ey Zekeriyyâ! Hakikatan, sana, Yahya adında bir oğul müjdeleriz ki, bundan önce, biz, ona, hiç bir (kimseyi) adaş yapmamıştık!” buyurdu. [23] (Zekeriyyâ):

Rabb’im! Benim nasıl bir oğlum olabilir ki? Zevcem, bir kısırdır. Ben ise, ihtiyarlığın son haddine varmışım! dedi. [24] “…(Allah):

Öyledir. (Fakat), Allah, ne dilerse, yapar!” buyurdu. [25] (Zekeriyyâ):

Ey Rabb’im! Bana (bu hususta) bir nişan ver! dedi. (Allah): senin nişan ‘ır[26]: sapa sağlam olduğun hald[27], sâde bir işaretten başka[28], üç gece, insanlarla konuşamaman[29], insanlara, üç gün söz söyleme-mendir.

Bununla beraber, Rabb’ini, çok an ve akşam, sabah, onu, Teşbih et!” buyurdu. [30]

Derken (Zekeriyyâ), Mescidinden, kavminin karşısına çıkıp onlara:

“Sabah, akşam Tesbihde bulununuz!” diye işaret verdi. [31]

Yahya Aleyhisselâmın Doğuşu:

Yahya Aleyhisselâm, İsâ Aleyhisselâmdan altı ay önce doğdu. [32]

İsâ Aleyhisselâmdan altı ay büyüktü. [33]

Yahya Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili:

Yahya Aleyhisselâm:

Güzel yüzlü, Çatık kaşlı, Seyrek saçlı[34], Uzunca burunlu[35], İnce sesli, Kısa parmaklı idi. [36]

Yahya Aleyhisselâmın Peygamber Oluşu Ve Bazı Faziletleri:

Yüce Allah; Yahya Aleyhisselâm hakkında Kur’ân-ı kerimde şöyle buyurur:

“(Ona, çocukluğunda):

Ey Yahya! Kitabı, kuvvetle tut! (dedik)

Henüz sabi iken, ona, Hikmet verdik (Tevratı, öğrettik)

Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik)

O, çok Müttakî idi.

Anasına, Babasına da, itaatli idi, bir serkeş ve âsî değildi.

Dünyaya getirildiği gün de, öleceği gün de, diri olarak (kabrinden) kaldırılacağı gün de, ona, Selâm olsun!” [37]

Yahya Aleyhisselâma[38] yaşıtı olan çocuklar:

“Ey Yahyâ! [39] Bizimle gel de, oynayalım?” dedikleri zaman[40]

“Biz, oyun için, yaratılmadık![41] Ben, oyun için, yaratılmadım! derdi. [42]

Sekiz yaşında Beytülmakdis’in hizmetine girip on beş yaşına kadar orada, gün­düzleri hizmet, geceleri de feryad ederek ağlardı. [43]

Yahya Aleyhisselam, çocukluğundan beri[44], Yüce Allah’a tâatta[45] çok gay-retli[46], güçlü[47], Allah’a’ibâdet ve tâatta insanların ulusu idi[48]

Kıldan dokunmuş elbise giyer, arpa ekmeği yerdi.

Yahya Aleyhisselâmın; ne bir dinarı, ne bir dirhemi, ne de barınacak bir mes­keni vardı[49].

Gece, kendisini, nerede bürürse, orada kalırdı. Ne bir kölesi, ne de bir cariyesi vardı.

Allah’a, çok ibâdet eder, Cehennem korkusuyla, ağlar dururdu. Zekeriyyâ Aleyhisselam; halk’a va’z edeceği zaman cemâat arasında Yahya Aleyhisselam, bulunursa, ne cennetten, ne de, cehennemden bahsederdi. [50]

İsâ Aleyhisselam; Yahya Aleyhisselâmla karşılaştıkça,o nu, hep hüzünlü ve ta­salı bulurdu. Bir gün ona:

“Ey Yahya! Ben, seni hep, hüzünlü ve tasalı görüyorum? Yoksa, sen, Yüce Allah’ın Rahmetinden ümid mi kestin?” dedi. Yahya Aleyhisselam: “Ben de, seni, hep sevinçli görüyorum!?

Yoksa, sen Yüce Allah’ın Mekrinden (ibtilâ ve imtihanından) emin mi oldun?” dedi.

Bu hususta inen Vahy ile İsâ Aleyhisselâmın sözü doğrulandı[51].

Yahya Aleyhisselam; İsrail oğullarının Bayramlarında ve toplantı yerlerinde du­rup va’z eder, onları Yüce Allah’a ibâdete davet ederdi. [52]

Hârisül’eş’arî’nin, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâmdan rivayetine göre:

Yüce Allah; Yahya b. Zekeriyyâ Aleyhisselâma, hem kendisi amel etmek, hem de amel etmelerini İsrail oğullarına emretmek üzre, beş kelime emretmişti.

Kendisi, bu hususta, biraz ağır ve yavaş davranmca, İsâ Aleyhisselâm, ona:

“Sen, hem kendin amel etmek, hem de amel etmelerini İsrail oğullarına emretmek üzere, beş kelime ile emrolunmuştun.

Bunu, İsrail oğullarına, ya sen tebliğ edersin, ya da, ben tebliğ ederim!” deyince Yahya Aleyhisselâm:

“Ey Kardeşim, Sen, bu vazifeyi yerine getirmekte beni geçersen, ben azaba uğra­mamdan veya yere batırılmamdan korkarım!” dedi ve hemen İsrail oğullarını, Beytül-maktis’de topladı.

Beytülmakdis, İsrail oğullan ile doldu.

Yahya Aleyhisselâm, yüksek bir yere oturup Allah’a hamd’ü sena ettikten sonra şöyle dedi:

“Yüce Allah, bana, hem kendim amel edeyim, hem de amel etmenizi size emrede­yim diye beş Kelime emretti.

Onların ilki:

Kendisine, hiç bir şeyi şerik koşmaksızın, Allah’a ibâdet etmenizdir.

Bunun misâli:

Öz malı olan altun veya gümüşle bir köle satın alıp çalıştıran bir adama benzer ki köle, çalışmasının kazancını, Efendisinden başkasına ödeyordur.

Hanginiz, kölesinin böyle davranmasına sevinir, razı olur? Hiç kuşkusuz, sizi Yüce Allah, yarattı ve rızkınızı vermektedir. Öyle ise Allah’a, hiç bir şeyi şerik koşmaksızın, ibâdet ediniz! Allah, namaz kılmanızı, size emretti. Namaza durduğunuzda, yüzünüzü, sağa sola çevirmeyiniz.

Şüphe yok ki, Yüce Allah, kulu, yüzünü başka tarafa çevirmedikçe, hep ona yöne­liktir.

Allah, size, orucu, emretti. Bunun misâli:

Yanında misk kesesi olduğu halde, bir topluluk içinde bulunan ve hepsi ondaki misk kokusunu duyan bir kimseye benzer.

Hiç şüphesiz, oruçlunun ağzının kokusu, Allah katında, misk kokusundan daha gü­zeldir.

Allah, size Sadakayı, emretti.

Bunun misâli:

Düşmanın esir edip ellerini, boynuna bağladıkları ve boynunu vurmak üzere yaklaştırdıkları bir kimseye benzer ki, o

“Canımı, elinizden kurtarmak için, size bir fidye, kurtulmalık versem olmaz mı?” diyerek kendisini, onlardan kurtarıncaya kadar, az çok kurtulmalık akçesi öder durur.

Allah, size Allah’ı, çok zikretmenizi, anmanızı da, emretti. Bunun misâli:

Düşmanın, kendisini, sür’atle tâkıb ettiği bir kimseye benzer ki, sağlam bir kaleye gelip onun içine sığınmıştır.

İşte, kul da, Allah’ı zikir ile meşgul oldukça, şeytandan böyle korunur.” [53]

İsrail Oğullarının Yahya Aleyhisselâma Kimliğini Ve Görevini Sormaları:

Yuhanna’ya göre:

İsrail oğulları; üç Peygamberin gelmesini beklemekte idiler.

İlki: tekrar geleceğini sandıkları İlya,

İkincisi: Mesîh İsâ Aleyhisselâm,

Üçüncüsü de, herkesin bildiği ve kendisinden, sâdece (O Peygamber) diye bahs ettiği Peygamberdi.

Bunun için, İsrail oğulları, Yahya Aleyhisselâma: “Sen kim’sin ?” diye sordular.

Yahya Aleyhisselâm:

“Ben, Mesîh değil’im!” dedi.

İsrail oğulları:

“Öyle ise, nesin?

Sen, İlya mısın?” diye sordular.

Yahya Aleyhisselâm:

“Değil’im!” dedi.

İsrail oğulları:

“Yoksa sen, O Peygamber’misin?” diye sordular.

Yahya Aleyhisselâm:

“Hayır! Değil’im!” dedi.

İsrail oğulları:

“O halde, sen kim’sin?” diye sordular.

Yahya Aleyhisselâm:

“Ben, İşa’yâ Peygamber’in dediği gibi: (Rabb’ın yolunu, düzeltiniz! diye çölde çağıran’ın sesiyim!”

“Aranızda, biri duruyor da, siz onu bilmiyorsunuz.

Benden sonra gelen, O’dur.

Ben, O’nun çarığının bağını çözmeye lâyık değilim!” dedi.[54]

Rivayete göre: Yahya Aleyhisselâm, otuz yaşında iken, Ürdün ırmağında İsâ Aleyhisselâmla buluştu. [55]

Şam’a gidip İsâ Aleyhisselâmla orada buluştuğu zaman da halkı, Allah’a iba­dete davetten geri durmadı.[56]

İsâ Aleyhisselâmın, Yahya Aleyhisselâmı, on iki Havarisinin başında, halka, Al­lah’ın emir ve nehiylerini bildirmek üzere, gönderdiği de, rivayet edilir. [57]

İsrail Oğullarının Yahya Ve Zekeriyyâ Aleyhisselâmları Şehid Etmeleri: Başa Dön

İsrail oğulları; Bâbil esaretinden, Beytülmakdis’e döndükten sonra, [58] Beytül-makdis’i, imar ettiler. [59]

İşlerini, düzelttiler. [60]

Oldukça da, çoğaldılar. [61]

Fakat, bir takım kötülükler ihdas etmekten de, geri durmadılar.

Bununla beraber, Yüce Allah, onlara[62], onların üzerlerine, fazlu rahmetini[63], tekrarlıyor, Peygamberler gönderiyordu.

İsrail oğulları ise, gönderilen Peygamberlerden bir kısmını, yalanlıyor, bir kıs­mını da, öldürüyorlardı.

İsrail oğullarına, en son gönderilen Peygamberler de, Dâvûd Aleyhisselâm Ha­nedanından Zekeriyyâ, Yahya ve İsâ Aleyhisselâmlardı. [64]

İsrail oğulları, en sonunda, Yahya ve Zekeriyyâ Aleyhisselâmları da şehid ettiler. [65]

Rivayete göre: Yahya Aleyhisselâm Şehid edilişi, İsâ Aleyhisselâmın otuz üç yaşında semâya kaldırılışından[66] bir buçuk bir yıl önce olduğuna[67], o zaman, İsâ Aleyhisselâm, otuz bir bucuk yaşında olup Yahya Aleyhisselâm da, ondan, altı ay büyük olduğuna göre [68] otuz iki yaşında şehid edilmişti.

Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun!

İsrail oğulları, Zekeriyyâ Aleyhisselâm hakkında da:

“Onu (Hz.Meryem’i), Zekeriyyâ’dan başka, kimse hâmile bırakmış olamaz!

Onun yanına, hep o, girer[69], onun yanından da, o, çıkar dururdu!” dediler.

Zekeriyyâ Aleyhisselâmı öldürmek için[70], aramağa başladılar.

Zekeriyyâ Aleyhisselâm, onlardan kaçtı, [71] ise de, sonunda, kendisini yaka­ladılar [72] ve şehid ettiler. [73]

Gerek Yahya Aleyhisselâmın, dînen yasak olan bir evliliğe ve ilişkiye rıza gös­termemesi [74];

Gerek Yahya Aleyhisselâmın doğumuyla müjdelenen ve ihtiyarlığın son had­dine varmış bulunan ve:

“Benim nasıl bir oğlum olabilir?” diye hayretini ve aczini dile getiren ve kendisi­nin, böyle olduğu, Allah tarafından da, doğrulanıp kendisine bir Mucize olarak ih­san edileceği açıklanan[75] Zekeriyyâ Aleyhisselâma zina isnad edilmesi, kendi­lerinin şehid edilmeleri için, birer bahane idi.[76]

Kaynak : Peygamberler Tarihi – ASIM KÖKSAL
——————————————————————————– Yazının devamını oku »

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Yahya, H.z Zekeriyya, Peygamberler Tarihi - Asım Köksal, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

H.z. Zekeriyyâ (a.s.); Hayatı ve Şahsiyeti

Posted by Site - Yönetici Ekim 2, 2007

H.z. Zekeriyyâ (a.s.); Hayatı ve Şahsiyeti,küllema dehale aleyha zekeriyyel mihrab

H.z. Zekeriyyâ (a.s.); Hayatı ve Şahsiyeti

Zekeriyyâ (a.s.), Kur’ân’da adı geçen peygamberlerden biridir. Soyu Dâvud (a.s.)’a dayanmaktadır. Kur’ân’da anılan duâlarından (19/Meryem, 6) anlaşıldığına göre, soyu daha sonra Yâkub (a.s.)’a varmaktadır (el-Kurtubî, Ahkâmu’l-Kur’ân, Kahire 1967, XI, 82; er-Razî, Mefâtihu’l-Gayb, Mısır 1937, V, 769).

Zekeriyyâ (a.s.) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi, aynı zamanda onların bilgini, reisi ve müşâviri, yani danışmanı idi (es-Sa’l-ebî, el-Arâis, 1951, 372). Onun hakkında çeşitli âyet ve hadisler vardır. Ebû Hureyre’nin naklettiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s.); “Zekeriyyâ (a.s.) marangoz idi” (Ahmed bin Hanbel, II/405) diyerek onun elinin emeği ile geçinen bir zanaat ehli olduğunu haber vermiştir.

Zekeriyyâ (a.s.)’nın hanımı, İsa (a.s.)’nın annesi Meryem’in teyzesi İşâ (Elizabeth) idi. Zekeriyyâ (a.s.) da, Meryem’e bakmakla meşgul oluyordu. Ona Beyt-i Makdis’te bir yer yapmıştı. Onun odasına her girdiğinde, yanında kış mevsiminde yaz meyvesini ve yaz mevsiminde de kış meyvesini buluyordu. Zekeriyyâ (a.s.), “Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?” diye sorunca, Meryem, “Allah tarafından” diye cevap veriyordu (el-Kurtubî, Ahkâmu’l-Kur’ân, IV, 69 vd.).

Zekeriyyâ (a.s.) Hz. Meryem’in yanında böyle yaz mevsiminde kış meyvesini ve kış mevsiminde de yaz meyvesini görünce, Meryem’e bu nimetleri veren, buna gücü yeten Yüce Allah, eşimin yaşı geçtiği halde, bize de hayırlı bir evlât verebilir” şeklinde düşündü ve hayırlı bir evladın olması için Allah’a gizlice şöyle duâ etti: “Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı, Rabbim! Sana yalvarmaktan dolayı herhangi bir şeyden mahrum kalmadım. Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yâkub oğullarına mirasçı olsun! Rabbim! O’nun, Senin rızânı kazanmasını da sağla!” (19/Meryem, 4-6) “Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet!” (3/Âl-i İmrân, 38) “Rabbim! Beni tek başıma bırakma! Sen vârislerin en hayırlısısın.” (21/Enbiyâ, 89)

Gücü her şeye yeten Yüce Allah, Zekeriyyâ (a.s.)’nın duâsını kabul etti ve O’na bir erkek evlât vereceğini müjdeledi: “Ey Zekeriyyâ! Sana Yahyâ isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik” (19/Meryem, 7). “Mihrabda namaz kılmaya durduğu sırada, hemen melekler ona şöyle seslendi: ‘Haberin olsun! Allah sana Yahyâ adlı çocuğu müjdeliyor. O, Allah’tan gelen bir kelimeyi (İsâ’yı) tasdik edecek, milletinin efendisi olacak, nefsine hâkim bulunacak ve sâlihlerden bir peygamber olacaktır” (3/Âl-i İmrân, 39).

Zekeriyyâ (a.s.), Allah’ın verdiği bu müjdeye şaştı, hayret etti. Çünkü kendisi de hanımı da hayli yaşlı idiler. “Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?” (19/Meryem, 8) diyerek, bu ilginç müjde karşısında hayretini dile getirdi. Yüce Allah ona şöyle cevap verdi: “Rabbin böyle buyurdu. Çünkü bu Bana kolaydır. Nitekim sen yokken, daha önce seni yaratmıştım” (19/Meryem, 9).

Kur’ân’ın başka bir yerinde bu durum şöyle haber verilmiştir: “Zekeriyyâ’nın duâsını kabul edip kendisine Yahyâ’yı bahşetmiş, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı” (21/Enbiyâ, 90).

Yüce Allah’ın bu güzel müjdesine son derece sevinen Zekeriyyâ (a.s.): “Rabbim! Öyle ise bana bir alâmet ver, dedi” (19/Meryem, 10). Allah ona şu cevabı verdi: “Alâmetin; üç gün, işaretten başka şekilde insanlarla konuşmamandır. Rabbını çok zikret, akşam sabah tesbih et!” (3/Âl-i İmrân, 41). Gün oldu, Zekeriyyâ (a.s.)’nın nutku tutuldu. Mihrabdan çıktı ve milletine: “Sabah-akşam Allah’ı tesbih edin, diye işârette bulundu” (19/Meryem, 11). Zamanı gelince, Zekeriyyâ (a.s.)’nın oğlu Yahyâ (a.s.) dünyaya geldi.

Yukarıda görüldüğü gibi, Zekeriyyâ (a.s.) ile ilgili olarak zikredilen âyetlerin çoğu, duâ mahiyetindedir. O, çok duâ eden, Allah’ın emir ve yasaklarına riayet ederek tam bir teslimiyet içinde yaşayan yüce bir peygamberdi. Allah: “Zekeriyyâ, Yahyâ, İsa ve İlyas’a da (yol göstermiştik). Hepsi sâlihlerden/iyilerden (idi)ler” (6/En’âm, 85) diyerek onu şâhit peygamberlerle birlikte anmıştır.

Zekeriyyâ (a.s.) bu şekilde ömrünü ibâdetle geçirdi. Daima insanları Yüce Allah’a inanmaya ve O’nun yolunda yürümeye çağırdı. fakat azmış olan, küfre dalan ve önünü görmeyecek kadar gözü dönenler, onu şehid ettiler (Taberî, et-Tarih, Mısır 1326, II, 16; Ahmet Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiyâ, İstanbul 1966, I, 41). (1)

Zekeriyyâ (a.s.), Hz. İsa (a.s.)’nın doğumundan önce İsrâiloğullarına peygamber olarak gönderilmiştir. Hz. Zekeriyyâ, İsrâiloğullarını Allah’a dâvet etmeye ve başlarına gelmesi muhtemel İlâhî azapla korkutmaya başladı. Çünkü Zekeriyyâ (a.s.); isyan ve azgınlığın arttığı, kötülüklerin yayıldığı, günahların çoğaldığı ve İsrâiloğullarını mânevî bozulmalar ve çözülmeler ile maddî sapmaların, azgınlaşan şiddetli dalgalar halinde kapladığı bir devrede peygamber olarak gönderilmişti. Zira İsrâiloğulları o kadar bozulmuşlardı ki, Allah’ı ve âhiret gününü unutmuşlardı. Allah da, onların başına zorba ve zâlim hükümdarları ve vâlileri musallat etti. Bu hükümdarlar ile yöneticiler, yeryüzünde fesat çıkarıyorlar, tüyler ürperten suçlar işliyorlar ve peygambere karşı hürmet ve dinin kutsallığına karşı ilgisiz davranıyorlardı. Çünkü onların dini, şeytanın kendilerine fısıldadığı şeylerden ve ibâdetleri de hevâlarının isteklerinden ibâretti. Sâlih kimselere, takvâ sahiplerine ve peygamberlere musallat oluyorlar, hatta hiç çekinmeden onların kanlarını döküyorlardı. Zâlimlik ve zorbalık yönünden bu hükümdarlar ile yöneticilerin en önde geleni, Hz. Zekeriyyâ’nın oğlu Yahyâ’yı, sevgilisini memnun etmek için öldürülmesini ve başının bir tabak içerisinde kendisine sunulmasını emreden Filistin vâlisi Herodes idi.

Hz. Zekeriyyâ (a.s.), birçok zâlim yönetici ve vâlilerle karşılaştı. Çünkü o sırada İsrâiloğulları; her türlü haksızlık, zorluk, eziyet ve sıkıntı içerisinde bulunuyordu. Bundan dolayı İsrâiloğullarına gelen birçok eziyetten Hz. Zekeriyyâ da nasibini alıyordu. Öyle ki, sıkıntılar ve musîbetler birbirini tâkip ediyordu.

Zekeriyyâ (a.s.), Süleyman (a.s.)’ın soyundan olan Elisa(bet) ile evlendi. Elisa (Eşyâ), Meryem (a.s.)’in annesi olan Hanne’nin kızkardeşidir. Zekeriyyâ (a.s.) ile Elisa’dan Yahyâ (a.s.) doğmuştur. Hz. Zekeriyyâ’nın kemikleri zayıflamış, saçına beyazlık düşmüş ve ezâ ile zorluklara tahammül edecek gücü kalmamıştı. Buna rağmen İsrâiloğullarının sapıtıp fitneye düşmesinden korkuyordu. Kendisinden sonra kavminin doğru yoldan sapmasından korktuğu ve yakınlarına güvenemediği için kavmini Allah yoluna çağıracak birinin olmasını arzu ediyordu. İşte bundan dolayı Rabbinden, ihtiyarlığında kendine yardım edecek, risâleti tebliğ etmede kendisine halef olacak ve bu dünya hayatının sıkıntıları içinde kendisini yalnız bırakmayacak bir evlât vermesini istedi (21/Enbiyâ, 89-90; 3/Âl-i İmrân, 38). Zekeriyyâ (a.s.), Rabbinden bir çocuk istediğinde rivâyete göre 99 yaşında ve hanımı da 98 yaşında idi.

Hz. Zekeriyyâ, sadece çocukları sevdiği ve baba olmayı arzuladığı için evlât istemiş değildi. Rabbinden, İsrâiloğullarını uyarma hususunda kendisine halef olacak ve kendisinin taşıdığı dâvet yükünü üzerine alacak bir çocuk istemişti. Çünkü Zekeriyyâ (a.s.), ölümünden sonra İsrâiloğullarının din ile ilgili işlerini câhil ve fâsık liderlerin üstlenmesinden ve bu kimselerin Allah’ın şeriatına ve hükmüne uygun olmayan işler yapmalarından korkuyordu. İşte bundan dolayı Rabbinden çocuk istedi. Bunun için de, gizliyi açığı bilen ve duyan Rabbine, başka kimsenin işitemeyeceği şekilde gizlice seslenip, takvâ sahibi sâlih bir çocuk vermesini istedi. Allah da onun bu duâsını kabul etti (19/Meryem, 1-9).

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerin sonuncusu olan Hz. İsa (a.s.)’nın doğumundan önce İlâhî dâveti açıklayıp yaymak için peygamber olarak seçilen Zekeriyyâ (a.s.) ve oğlu Yahyâ (a.s.), Hz. İsa’yı doğumundan delikanlı oluncaya kadar hep koruyup gözettiler. İncillerde geçtiği üzere, Zekeriyyâ ve Yahyâ (a.s.), göklerin melekûtunun/krallığının yaklaşmasına yakın bir dönemde peygamber olarak gönderilmişlerdir.

Zekeriyyâ (a.s.) zamanında Şam ve Kudüs, Batlamyusçular’ın elindeydi. Bunlar, Beyt-i Makdis’e hürmet ederler ve İsrâiloğullarını hoş tutarlardı. Bu kavmin ileri gelenleri, ibâdethâneden hiç dışarıya çıkmazdı. Beyt-i Makdis’de gece-gündüz ibâdet ederlerdi. O zamanlar İsrâiloğulları arasında bir peygamber yoktu. Kendilerine bir peygamber göndermesi için Allah’a ilticâ ettiler. Nihâyet, Zekeriyyâ (a.s.), Allah (c.c.) tarafından peygamber olarak gönderildi. Cenâb-ı Allah, Zekeriyyâ (a.s.)’ya risâlet görevini ve İsrâiloğullarını sapıklıktan kurtarması için tebliğ görevi vermeden önce o, mâbedin (Beytü’l-Makdis’in) hizmeti için bir araya gelmiş din adamlarından biri idi. Daha sonra onu Cenâb-ı Allah, peygamber olarak seçti.

Hz. Meryem’in babası İmrân, İsrâiloğullarının önderi, ileri geleni ve en büyük hahamları idi. İmrân ölünce, kızı Meryem’in bütün sorumluluğunu, Meryem’in teyzesinin kocası Hz. Zekeriyyâ üstlendi (3/Âl-i İmrân, 37).

Hz. Yahyâ, babasının gözetiminde güzel bir hayat yaşadı. Daha sonra Yahyâ (a.s.) için asıl büyük fitne; ihtiyar ve onurlu babası daha sağ iken dalâlet ehli ve gazaba uğramış olanların arzularına kurban edilerek başının kesilmesi idi. Sâlih bir peygamber olan Hz. Zekeriyyâ’nın ölümü de, zâlim vâlilerin elinde oldu. O da, şehidlik şerbetini, oğlunun içtiği bardaktan içti. Bazı tarihçilerin kaydettiğine göre Zekeriyyâ (a.s.), testereyle biçilerek şehid edilmiştir. Bazı tarihçiler, onun azgın yahûdiler tarafından taşlanarak şehid edildiğini ileri sürerler. İlâhî rızâya sâdık ve sâlih bir peygamber olarak yaşayan Zekeriyyâ (a.s.), zâlim ve azgın yahûdiler tarafından hunharca şehid edilmiştir. Zekeriyyâ (a.s.)’nın kavmi tarafından nasıl şehid edildiği Kur’an’da ve hadislerde bildirilmemektedir. Bazı tarihçiler, onun şehid olmayıp normal yolla öldüğünü ileri sürerler. (2)

Zekeriyyâ (a.s.), ömrünü Allah’a ibâdet, O’na dâvet ve Kudüs’teki Beyt-i Makdis’e/Mescid-i Aksâ’ya hizmet uğrunda geçirmiştir. Türbesi, Suriye’nin Halep şehrindedir.

Posted in H.z Zekeriyya, Peygamberler | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: