Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘H.z Musa’ Category

ALLAH’IM BİZLERİ RAHMETİNDEN AYIRMA

Posted by Site - Yönetici Mart 13, 2015

1,,, Allahin rahmeti,ibretlik,musa a.s.gunahkar,gunah,genc,tevbe,ALLAH'IM BİZLERİ RAHMETİNDEN AYIRMA.jpg,,,

ALLAH’IM BİZLERİ RAHMETİNDEN AYIRMA

Hiç şüphesiz gurbette vefat eden bir kişi için göklerde ve yerde bulunanlar merhamet ederek ağlarlar.

Anlatıldığına göre, İsrailoğulları içinde günahlara dalmış biri vardı.
Günah işlemekten hiç geri durmuyordu. Yaşadığı şehirdeki halk, onun günah işlemesine bir türlü engel olamıyorlardı. Nihayet ondan kurtulmak için Allah’a niyazda bulunmaktan başka çıkar yol göremediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak Musa a.s.’a; İsrailoğulları içinde çok günah işleyen bir gencin bulunduğunu,işlediği günahlar sebebiyle bulunduğu şehre zarar gelmemesi için o günahkârı şehirden çıkarmasını vahyetti.

Musa a.s. o şehre giderek günahkâr genci oradan çıkardı.
Genç bir köye sığındı. Cenab-ı Hak, genci o köyden de çıkarmayı Musa a.s.’a vahyetti. Musa a.s. genci oradan da sürdü.Bunun üzerine genç, ne insanların ne bitkilerin ne vahşi hayvanların ve ne de kuşların bulunmadığı ıssız bir yere gitti.Bu ıssız yerde hastalandı.Yanında kendisine yardım edecek bir kimsesi yoktu. Toprağın üzerine uzandı ve başını yere koyup şöyle dedi:

“Şimdi annem başucumda olsaydı bana merhamet eder, zillet içindeki şu acıklı halime mutlaka ağıt dökerdi!
Şayet babam yanı başımda olsaydı, bana yardım eder ve bütün işlerimi yapardı.
Hanımım yanımda olsaydı,ölümüme ağlardı.
Evlatlarım yanımda olsaydı, cenazemin arkasından ağlarlar ve: ‹‹Allah’ım,beldesinden yabancı bir köye sürülmüş, orada
barındırılmayar ak ıssız bir sahraya kovulmuş ve ıssız yerde her şeyden ümidini keserek dünyadan ahirete göç etmekte olan şu zavallı, günahkâr ve asi babamızı bağışla!›› diye dua ederlerdi!

Allah’ım, beni ana-babamdan,çocuklarımdan ve hanımımdan ayrı düşürdün, fakat rahmetinden ayırma!
Onların ayrılık ateşleriyle kalbimi yaktın, fakat günahlarım sebebiyle beni ateşinde yakma!”
Bu hal üzerine Cenab-ı Hak, anası kılığında bir huri, hanımı kılığında bir huri, çocukları kılığına girmiş genç melekler ve babası kılığına girmiş bir melek gönderdi. Bunlar hasta gencin başında oturup kendisi için ağladılar. Ölmek üzere olan genç de:
İşte anam, babam, karım ve çocuklarım benim yanıma gelmişler!” diyerek büyük bir sevinç yaşadı. Bu halde tertemiz ve affa uğramış olarak Allah’ın rahmetine nail oldu. Bu hal üzerine Allah Teâlâ Musa a.s.’a şöyle vahyetti:

– Ey Musa, filan sahradaki filan mevkiye git. Orada veli kullarımdan biri vefat etti, onun arkasından yapılması gerekli işlerini yap ve defnet!” Musa a.s. emredilen yere gittiğinde, Allah’ın emri ile kendisinin şehirden ve köyden sürgün etmiş olduğu gencin cenazesi olduğunu, etrafında hurilerin bulunduğunu görür. Bu hal karşısında Musa a.s. şöyle der:

– Ya Rabbi, bu genç senin emrin ile benim şehirden ve köyden sürgün etmiş olduğum kişi değil mi?

Cenab-ı Hak, Musa a.s.’a şöyle cevap verir:

– Ey Musa, ben onun yere uzanmış halde inleyerek yalvarmasına ve vatanından, ana- babasından, evladından ve karısından ayrı kalmasına acıyarak günahlarını bağışladım.
Kendisine ana-babası, çocukları ve hanımı kılığına girmiş melekler gönderdim. Onlar, onun gurbette zelil bir halde vefatını görüp o genç için merhamet dilediler. Hiç şüphesiz gurbette vefat eden bir kişi için göklerde ve yerde bulunanlar merhamet ederek ağlarlar. Ben ise, merhametlilerin en merhametlisi iken nasıl ona merhamet etmeyeyim?

Kaynak: (İmam Gazâlî, Mükâşefetü’l-Ku lûb,27-29)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik | Leave a Comment »

Allâhü Teâlâ Hazretleri, Musa Aleyhisselâm’a Nasihat.

Posted by Site - Yönetici Ocak 29, 2014

Hz musa,Musa aleyhisselam, hazreti musa, musa ve firavun,

Allâhü Teâlâ Hazretleri, Musa Aleyhisselâm’a Nasihat.

Allâhü Teâlâ Hazretleri, Musa Aleyhisselâm’a buyurdu:

– Ey Musa! Muhakkak ki ben Allah’ım, Benden başka ilâh (ma’bûd) yoktur. Yalnız bana ibâdet et! Benim şerik (ve ortağım) yoktur. Kim benim kazama razı olmaz, Benim nimetlerime şükretmez, Benim belâlarıma sabretmez Ve benim verdiğime kanaat etmezse, (kendisine) Benden başka Rab arasın!

-Ey Musa! Eğer bana secde edenler olmasaydı, gökten bir damla su akıtmazdım, yeryüzünde hiçbir ağaç ve yeşillik bitirmez ve yeşertmezdim.

Eğer ihlasla ibâdet edenler olmasaydı, bana karşı gelen münkirlere göz açıp kırpıncaya kadar bile olsa yine mühlet vermezdim.

Benim nimetlerime şükredenler olmasaydı, elbette yağmur damlalarını havada hapsederdim.

-Ey Musa! Tevbe edenler olmasaydı, elbette günahkârları yerin dibine batırırdım! Sâlihler olmasaydı elbette âsi ve günahkârları helak ederdim!”

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/141-142.

 

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Hz. Musa’nın Doğumu

Posted by Site - Yönetici Ağustos 18, 2013

Hz. Musa’nın Doğumu

Firavun; rüyasında Hz. Musa’nın doğacağını, tacını, tahtını yerle bir edeceğini gördü. Hemen rüya yorumcularını, kâhinlerini, büyücülerini çağırdı. Gördüğü rüyayı anlattı. Çare bulmalarını istedi.
Kâhinler Firavun’dan Hz. Musa’nın anne rahmine düşeceği geceyi tesbit etmek için süre istediler. Şeytanların, ifritlerin ve kâfir cinlerin yardımıyla bu geceyi tesbit ettiler. Firavuna gelerek, ”Çocuğun muharrem ayının filan gecesi anne rahmine düşeceğini tesbit ettik. O gün gelmeden şehrin büyük bir meydanına tahtını kurdur. Tellâllar çıkartarak şehirdeki bütün erkekleri orada topla. İnsanlara yüzünü göstererek çeşitli ihsanlarda bulun. O geceyi orada geçirmelerini sağla” dediler. O zamana kadar İsrâiloğulları’nın Firavun’a yaklaşmaları şöyle dursun yüzüne bile bakmaları yasaktı. Firavun bir yerden geçeceği zaman askerler, insanları uyarır. Herkes secde eder gibi yüzü koyun yere kapaklanırdı. Firavun’un yüzüne bakmanın cezası ölümdü.

Firavun’un yüzünü görme müjdesi İsrâiloğulları’nı çok sevindirdi. İnsanın yaratılışındaki yasağa karşı olan eğilim ve merak duygusu, İsrâiloğulları’nı da etkisi altına almıştı. Temiz ve yeni elbiseler giyerek süslendiler. Erkenden meydana doğru akın etmeye başladılar. Adamları herkesin toplandığını bildirince, Firavun meydana geldi. Yüzünü gösterdi. Çeşitli hediyeler dağıttı. Vaadlerde bulundu. Meydanı dolduran
İsrâiloğulları’na, ”Hatırım için bu gece burada kalın. Hiç kimse evine gitmesin” dedi. İsrâiloğulları da, ”Sen istersen bir ay burada otururuz” diyerek bu teklifi seve seve kabul ettiler.

Firavun akşam olduğunda sevinerek sarayına döndü. Hiç kimse hanımıyla beraber olamayacağı için bu tehlikeden kurtulmuş olacaktı. Yanında hazinedarı İmran vardı. Ona, ”Bu gece sen de sarayda kal. Evine hanımının yanına gitme” dedi. İmran, ”Kapınızın eşiğinde uyurum. Tek düşüncem sizin gönlünüzün isteğini yerine getirmektir” diyerek bağlılığını bildirdi. İmran İsrâiloğulları’ndandı. Firavun’un can ve gönül dostuydu. Emrinin aksine bir şey yapmazdı. En güvenilir adamıydı. Firavun odasına çekildikten sonra, İmran da kendine gösterilen yerde yatıp uyudu.
İmran’ın karısı kocasının Firavun’la saraya döndüğünü öğrenmişti. Gece yarısına kadar bekledi. Gelmeyince saraya geldi. Kilitli kapılar sanki hiç kilit yokmuş gibi birer birer açıldı. Kocasını öperek uyandırdı. İmran, ”Gecenin bu vaktinde senin burada ne işin var?” dedi. Kadın, ”Hem merak ettim hem de seni çok özledim. Allah’ın takdiri, yanına gelmekten kendimi alamadım” dedi.

İmran sabahleyin erkenden eşini gönderirken, ”Kimseye görünme. Yanıma geldiğini duymasınlar. Yoksa Firavun ikimizi de öldürür. Firavun’un korktuğu şey oldu. Dikkatli ol. Sakın kimseye bir şey söyleme. Sana da bana da zarar gelmesin” diye sıkı sıkıya tembih etti.
Tam bu sırada meydandan gürültüler gelmeye başladı. Hz. Musa’nın anne rahmine düştüğünü işaret eden yıldız gökyüzünde parlamaya başlamıştı. Bunu gören kâhinler ve büyücüler bağırıp, çağırmaya, ağıtlar yakmaya başladılar. Gürültülerden uyanan Firavun, İmran’a, ”Bu seslerin, gürültülerin sebebi nedir?” diye sordu. İmran, ”Padişahımızın ömrü uzun olsun. İsrâiloğulları, sizin lutuflarınızdan dolayı sevinip eğleniyorlar” dedi.

Firavun’u bu cevap tatmin etmedi. Hemen İmran’ı meydana gönderdi.
İmran meydana gelince, kâhinlerin üzüntü içerisinde ağlayıp dövündüklerini gördü. ”Nedir bu haliniz? Niye böyle yapıyorsunuz?” diye sorunca,kâhinler, ”Biz elimizden gelen bütün tedbirleri aldık. Buna rağmen, peygamber olacak çocuk anne rahmine düştü. Onun için feryat
ediyoruz” dediler. İmran bunun kendi oğlu olduğunu anladı, fakat belli etmedi. Onlara kızarak bağırdı: ”Padişahımızı aldattınız. Halkın karşısına çıkartıp şeref ve heybetini sarstınız. Verdiğiniz sözü tutamadınız.” Firavun da olanları duyunca öfkeden deliye döndü. ”Hainler! Hiçbirinize aman vermeyeceğim. Hepinizi astıracağım. Hazinemi boşalttınız. Şerefimi yok ettiniz. Bu muydu sizin yıldız bilginiz? Sizi ateşe odun yapıp, yediğinizi
içtiğinizi burnunuzdan getireceğim.” Kâhinler,”Bu defa bir şey yapamadık. İzin verin, kendimizi affettirmek için gereken önlemi alalım. Endişelerinizi giderelim. Eğer yapamazsak, o zaman bizi öldür” dediler. Firavun sakinleştiğinde planlarını anlattılar. ”Çocuğun doğacağı günü hesaplar, o gün doğan bütün bebekleri ortadan kaldırıp tehlikeyi önlemiş oluruz.” Dokuz ay sonra kâhinler Firavun’un yanına koştular ve, ”Efendim! O çocuk, bugün annesinden doğdu. Tahtınızı yeniden şehrin büyük meydanına kuralım. Bu sefer, kadınlara ve çocuklara hediyeler vereceğimizi ilân edelim” dediler. Kadınlar çocuklarıyla birlikte sevinerek meydana toplandı.

Erkek çocuklar, annelerinden alınarak başları kesildi. İmran’ın karısı da, oğlu Musa’yla o meydana gelmişti. Akıllı ve kurnaz kadın, durumu görünce oğlunu eteğiyle sakladı. Meydandaki karışıklıktan yararlanarak kaçtı.

Firavun bu sefer işi garantiye almak için ebe kadınları evlere casus olarak gönderdi. Casuslar, ”Şu mahallede güzel bir kadının, yeni doğmuş bebeği var” dediler. Firavun’un askerleri, İmran’ın evine baskın düzenlediler. Musa’nın annesi, Allah’tan gelen ilhamla onu yanmakta olan tandırın içine sakladı. Askerler evin her tarafını aradıktan sonra, elleri boş döndüler.

Annesi heyecanla tandıra baktığında, Musa eliyle ateşle oynuyordu.
Bazı gammazlar, birkaç kuruş için çocuğu Firavun’un adamlarına yine haber verdiler. Musa’nın annesi de, çocuğunun elinden alınıp öldürüleceği korkusu içerisindeydi. Üzüntüyle evinde bekliyordu. Cenâb-ı Allah onun kalbine şöyle ilham etti: ”Oğlunun karnını doyurduktan sonra, bir sandığa koy. Nil nehrine bırak. Korkma ve endişelenme. Biz seni onunla tekrar buluşturacağız.” Bu ilâhî ilhamdan sonra Musa’nın annesi, Firavun’un askerleri gelmeden bir sandık yaptırdı. Oğlunu Nil nehrinin sularına bıraktı.

Kâhinler, Musa’nın yaşadığını doğarken gökteki beliren yıldıza bakarak haber veriyorlardı. Annesi, Hz. Musa’yı suya bırakınca, gökteki yıldız kayboldu. Kâhinler koşup Firavun’a şu müjdeyi verdiler: ”Gökteki yıldız kayboldu. Çocuk öldü.” Bunun üzerine Firavun sevindi. Gönlündeki sıkıntı gitti. Firavun’un bir kız evlâdı vardı. Vücudunda hekimlerin iyi edemediği bir yara çıkmıştı. Kâhinler, bu yaranın suda bulunacak bir çocuğun tükürüğüyle iyileşeceğini söylediler. Firavun’un eşi Asiye, Musa’yı Nil nehrinden çıkardı. Bu güzel bebeği Firavun da Asiye de çok sevdi. Tükürüğünü kızlarının yarasına sürdüler. Yaraların hepsi iyileşti. Kâhinler, ”Rüyada gördüğünüz bebek bu olabilir” dedilerse de, Firavun onları dinlemedi. Bebeği, hanımı Asiye’ye bağışladı. Böylece, Cenâb-ı Allah Musa’yı Firavun’un sarayına yerleştirdi. Orada besleyip büyüttü.

***

Firavun’un ve kâhinlerin hilesi kendi ayaklarına dolaştı.
Dışarıda binlerce çocuğu öldürürken asıl aradıkları sarayın baş köşesine kurulmuştu.
Firavun’un hilesi, Musa’yı alt etmeye yetmedi. El elden üstündür. Nereye kadar?Allah’a kadar. Çünkü son varılacak yer, O’nun makamıdır. Her şeyin doğrusunu, en iyi bilen Allah’tır.
Dünyalık kazanmaktan başka gayesi olmayan ey gafil!
Firavun’dan hiç farkın yok. Aynı kötü ahlâk sende de var.
Kendini beğeniyorsun. Mal ve şehvet peşinde koşuyor ve kibirleniyorsun.
Kötü hallerinden bahsedilse, canın sıkılır, hoşuna gitmez.
Başkalarının durumu sana masal gibi gelir.
Nefsinin, seni Allah’tan uzaklaştırdığının farkında bile değilsin.
Firavun’un elindeki fırsatlar, zenginlik, güç senin elinde olsa, sen de çok canlar yakardın.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Dünyâ kendi erbabına böyle muamele eder

Posted by Site - Yönetici Eylül 19, 2012

ay ve dunya manzara copy

Dünyâ kendi erbabına böyle muamele eder

Hikâye olundu: İsa Aleyhisselâm, Bir yahudî ile beraber yola çıkmıştı. İsa Aleyhisselâm’ın yanında üç ekmek bulunuyordu. Bunları koruması için yahudiye verdi. Ve:

-“Bunları muhâfaz et.” diye tenbih etti.

Bir süre sonra yahudî bunlardan birini (İsa Aleyhisselâm’dan habersiz) yedi.

Sonra İsa Aleyhisselâm, yahudiye:

-“Üç ekmeği ver“, dedi. Yahudi iki ekmeği, İsa Aleyhisselâm’a takdim etti. İsa Aleyhisselâm sordu:

-“Hani üçüncü ekmek nerede?” Yahudi pişkin pişkin cevap verdi:

-“Bana verdiğiniz ekmekler bunlardan fazla değildi. Bana bu kadar ekmek verdiniz,“dedi.

Yürüdüler… Yahudî, Isa Aleyhisselâm’dan çok acâib haller ve mucizeler gördü. İsa Aleyhisselâm, bununla adına yemin verdirdi, fakat yahudî yine aldığını söylemedi.

Yürüdüler… Yolda, altından yapılmış üç kerpiç buldular. İsa Aleyhisselâm yahudiye döndü:

-“Bunlardan biri benim, biri senin, diğeri de, üçüncü ekmeği yiyenin olsun,” dedi. Yahudî hemen öne atıldı, büyük bir sevinç ve heyecan ile:

-“Üçüncü ekmeği ben yedim,” dedi. İsa Aleyhisselâm. ona:

-“Benden uzak ol! Allah’ın kudretiyle tecelli eden bunca mucizeler gördüğün halde ikrar etmedin. Küçük bir dünyalık görünce hemen ikrar etmeye başladın. (Al, üçü de senin olsun)”, dedi. Altından yapılmış üç kerpici de yahûdîye terkedip yoluna devam etti.

Üç hırsız geldi. Yahûdîyi öldürdüler. O altın kerpiçleri aldılar. Sonra kendilerine yemek getirmesi için aralarından birini şehre gönderdiler.

Adam, şehrin yoluna düşüp gözden kaybolduğunda, geride kalan iki hırsız şehre ekmek ve yemek almaya giden arkadaşlarını öldürmek üzere anlaştılar.

-“O yemekleri alıp bize döndüğünde onu öldürürüz ve böylece onun payını aramızda paylaşırız,” dediler.

Yemek almaya giden de kötülük düşündü. Yemekleri aldı. Zehir satın alarak, arkadaşlarına yemek için almış olduğu yiyeceklerin içine döktü, “iki arkadaşım bu yemekleri yiyip, ölsünler ve onların paylan da bana kalsın” diye düşündü. Bu düşünceyle arkadaşlarına döndü.

Arkadaşları ona pusu kurdular. Onu öldürdüler. Sonra yemeğin başına oturdular. Yemekleri yediler. İkisi de zehirlenip orada öldüler. Daha sonra İsa Aleyhisselâm oraya uğradı. Yahûdîyi ve bu üç kişiyi orada öldürülmüş gördü. Çok taaccub etti. Hayretler içinde kaldı. Cebrail Aleyhisselâm indi ve ona bunların kıssasını (hikâyesini) haber verdi. (Bunun üzerine İsa Aleyhisselâm:

İşte dünyâ, kendi erbabına böyle muamele eder,” buyurdular.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/491-492.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Firavun neden iman etmedi

Posted by Site - Yönetici Ekim 8, 2011

Firavun neden iman etmedi,Efendimizin, Annesinin Dirilip İman Etmesi.

Firavun neden iman etmedi ?

H.z Allah Mûsâ Aleyhisselâm’a Firavun’u işrâd etme vazifesini verdi. Firavun’a geldi. Mûsâ Aleyhisselâm bir gece yarısı vakti Mısır’a girdi. Allahü Teâlâ’nın emrine uyarak Firavunun kapısını çaldı.

Denildi ki; Mûsâ Aleyhisselâm’ın gece yarısı vakti Firavun’un kapısını çalması, Firavun’un içine heybet ve korku verdi. Firavun, Mûsâ Aleyhisselâm’ı görünce ona:

-“Sen küçük iken bizim yanımızda büyüyüp, beslenmedin mi?” dedi. Mûsâ Aleyhisselâm:

-“Evet!” dedi. Firavun:

-“Öyleyse bu vakitte neden rahatsız ediyorsun?” Mûsâ Aleyhisselâm:

-“Senin hak ve hukukuna riâyet etmek ve senin hakkını ödeyebilmek için herkesten önce gelip sizi hakka davet ettim,” dedi.

Firavun, Mûsâ Aleyhisselâmı öldürmek istedi. Mûsâ Aleyhis­selâm asasını bıraktı. Asâ, apaçık bir yılan oldu. Firavunun üzerine saldırdı. Firavun, Mûsâ Aleyhisselâm’a sığındı, ondan emniyetini istedi. Mûsâ Aleyhisselâm onlara “âmân” emniyet ve güvence verdi. Firavun, iman etmek istedi. Hâmân, Firavun’un iman etmesine mani oldu. Mûsâ Aleyhisselâm, Firavun’u davet ettikten sonra ailesine geldi. Ailesini doğum yapmış buldu. Ailesini korumak için çevresini kurtlar çevrelemişti. Mûsâ Aleyhisselâm’ın ailesinin olduğu yere hiçbir yolcu uğrayamıyordu. Allahü Teâlâ’nın kudretine bak.

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 1/783-784.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Allah-ü Tealâ, Musa (A.S.) şöyle buyurmuştur:

Posted by Site - Yönetici Eylül 5, 2010

Allah uyur mu

Allah-ü Tealâ, Musa (A.S.) şöyle buyurmuştur:

Ey Musa! Ben Kadir Gecesi’nde Arş’ı taşıyan meleklere, o gece dua edenlerin duasına amin demeleri için, ibadet etmemelerini emrederim. O gece dua edenlerin duasına icabet ederim. Yarattığım her şey; O gece filden sivrisineğe kadar, denizlerde, karalarda, nehirlerde, ağaçlarda, çöllerde, dağlarda, havada, semavât ve arzda, Arş-ı Âlâ’ dan yeryüzüne kadar her şey Kadir Gecesini ihyaya çalışanlar için mağfiret taleb ederler.

Ey Musa! Ümmeti Muhammed’in ibadet için toplandığı hiçbir yere ben azâb ve ceza indirmem.

Ey Musa! Kıyamet günü bana yakın olmak istersen,

Kadir Gecesinde uyanık ol.

Ey Musa! Seninle meleklerime karşı iftihar etmemi istersen,

Kadir Gecesi’nde tesbih et

Ey Musa! Sana iyilik etmemi istersen,

Kadir Gecesi’nde anne ve babana iyilik ve merhamet et.

Ey Musa! Sana merhamet etmemi istersen,

Kadir Gecesi’nde zayıflara ve yoksullara merhamet et.

Ey Musa! Güneş, ay, yıldızlar ve bulutların senin için dua etmesini istersen,

Kadir Gecesi’nde güzel ahlâklı ol.

Ey Musa! Ölümünün kolay olmasını, kabrinin geniş olmasını istersen,

Kadir Gecesi’nde ilim öğren.

Ey Musa! Cehennemi ebediyen görmemek istersen,

Kadir Gecesi’nde istiğfar et.

Ey Musa! Selâmetle Cennet’e girmek istersen,

Kadir Gecesi’nde sadaka ver.

Ey Musa! Muhammed (A.S.)’ a arkadaş olmak istersen,

Kadir Gecesinde ona salât oku.

Ey Musa! Benim cemâlime bakmak istersen,

Kadir Gecesi’nde beni zikret.

Ey Musa! Açlık ve susuzluk gününde sana yiyecek vermemi istersen,

Kadir Gecesi’nde bir oruçluya iftar ettir.

Ey Musa! Kıyamet gününün korkularından seni korumamı istersen,

Kadir Gecesi’nde benim mescidlerimden birine yakın ol.

Ey Musa! Sırat üzerinden çakan şimşek gibi geçmek istersen,

Kadir Gecesi’nde hastaları ziyaret et, esirlere yardım et.

Ey Musa! Eğer mü’minler Kadir Gecesinde benim katımdaki ikramları bilmiş olsalardı;

sabaha kadar hem kendileri uyumazlar, hem de aile efradını uyutmazlardı.

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Kadir Gecesi, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Mûsâ aleyhisselâm’ın isrâiloğulları ile gece hicreti

Posted by Site - Yönetici Mayıs 27, 2010

musa,firavun,kizildeniz, copy

Mûsâ aleyhisselâm’ın isrâiloğulları ile gece hicreti

Rivayet olundu:

Firavun’un helaki yaklaştığında, Allahü Teâlâ Hazretleri, Mûsâ Aleyhisselâm’a “İsrâiloğuliarını alıp geceleyin Mısır’dan çıkıp gitmelerini,” emretti. Mûsâ Aleyhisselâm, onlara (İsrâiloğullarına) çıkmalarını ve Kibtîlerin süs eşyalarını ödünç almalarını emretti. Musa Aleyhisselâm İsrâiloğullarına, gitme işini gizli tutmalarını, kimsenin   kimseye   seslenmemesini   ve   evlerinde   kandillerini yakmalarını (evden çıkarken bile evlerinde yanan bir kandil bırak¬malarını) emretti. Evinden çıkan kişinin, evden çıkıp gittiği bilinsin diye çıkarken evinin kapısına bir el içi yani avuç kadar kan (veya kırmızı boya) sürtmelerini istedi. İsrâiloğulları çıktılar. Sayıları, (620 bin) altıyüzyirmibin kişiydi. Bunlar savaşabilecek kişilerdi. Yaşları yirminin altında olanlar küçük kabul edildikleri için ve yine yaşları altmışın üstünde olanlar da yaşlı kabul edildiği için bu sayıya dahil edilmediler.

Kıbtîler, İsrâiloğuliarını şehirden çıkıp gittiğini bilmiyorlardı. Kıbtîlerin içine ölüm girmişti. Onlar, ölülerini gömmekle meşguldüler. Bu meşguliyet onları İsrâiloğullarını aramaktan alıkoydu. İsrâiloğulları geceleyin yürümek istediklerinde, önlerine “Tin” çölü geldi. Gidemediler. Bir türlü yol alamadılar.

Yusuf aleyhisselâm’ın sandukası

Mûsâ Aleyhisselâm, İsrâiloğullarının yaşlılarını çağırdı. Onlarla durum müzâkeresini yaptı.Yaşlılar,

-“Yusuf Aleyhisselâm’ın ölümü geldiğinde, kardeşlerine vasiyet etti: Mısır’dan çıkıp gittiklerinde cesedini burada bırakma¬malarını, kendisini de beraber götürmeleri hakkında kardeş¬lerinden ahid (söz) aldı. İşte bundan dolayı bu gün bize yol kapanmaktadır,” dediler. Mûsâ Aleyhisselâm, Yusuf Aleyhis¬selâm’ın kabrinin yerini sordu. Yaşlı bir kadından başka bilen yoktu. Yaşlı kadın, Mûsâ Aleyhisselâm’a:

-“Eğer ben Yusuf Aleyhisselâm’ın kabrinin yerini size delâlet etsem (sizi oraya götürsem), her istediğimi verecek misin? Yoksa söylemem!” dedi. Mûsâ Aleyhisselâm:

-“Rabbime dua edeyim!” dedi. Mûsâ Aleyhisselâm dua etti. Allahü Teâlâ Hazretleri de yaşlı kadının bütün isteklerini vermesini Mûsâ Aleyhisselâm’a emretti. Mûsâ Aleyhisselâm, yaşlı kadına bütün isteklerinin kabul edildiğini haber verdi. Kadın:

-“Gördüğünüz gibi, ben yaşlıyım. Yürümeye gücüm yetmiyor. Mısır’dan çıkarken beni de yüklenip, beraberinizde götürün. Bu benim dünyadaki isteğimdir. Âhirette ise, senin konukladığın her oda veya yere benim de konuklamamdır. Ey Allah’ın peygamberi, cennette seninle beraber olmak istiyorum,” dedi. Mûsâ Aleyhisselâm:

-“Peki!” dedi. Yaşlı kadın:

denize hücum etti. Firavun, denize yaklaştığında, denizin infilak edip, yollara bölündüğünü görünce, çevresindekilere:

-“Denize bakın! Benim heybetimden infilak etti. Deniz, ben kullarıma (kölelerime) yetişeyim diye bana yol açtı.“dedi. Firavun’un çevresindeki dalkavuklar da onu tasdik ettiler. Kavmi denize girmekten korktular. Firavun’a:

-“Eğer Rabb isen, Musa’nın denizde yol alıp gittiği gibi sen de denize gir,” dediler. Firavun, Edhem bir atın üzerindeydi, Edhem, siyah (kır) ve erkek atlara denir. Firavun ordusunun bineklerinde hiç dişi at yoktu. Cebrail Aleyhisselâm, erkek atların kendisine heveslendiği dişi bir at sırtında geldi. Cebrail Aleyhisselâm, atını denize  sürdü.   Firavun’un  atı,  Cebrail Aleyhisselâm’m  binmiş olduğu dişi atın kokusunu aldı. Ve hemen arkasından denize saldırdı. Yani hücum edip, onun arkasından denize girdi. Firavun, atının hareketine bir mana veremedi. Çünkü Firavun, Cebrail Aleyhisselâm’ı ve onun atını göremiyordu. Firavun, atın hareket¬lerini dizginleyemiyordu. Atın denize girmesine ses de çıkartmadı. Firavun’un denize girmesiyle bütün ordu atını denizde açılmış olan yollara dehledi. Firavun ordusu büyük bir şaşkınlık ile denizde yol almaya başladı. Mikâil Aleyhisselâm bir at üzerinde geldi. Geride kalanların atlarını denize şevketti. Bütün ordu suyun içine girince  deniz  kapandı.   Firavun   ve  ordusu   boğuldu.   Firavun boğulurken: “İnandım. Hakikat Benî İsrail’in imân ettiğinden başka ilâh yok. Ben de O’na teslim olanlardanım” 10/90  dedi.

Kıssa… Firavun’un, denizde boğulup öldüğüne inanmadılar. Korktular:

-“Şimdi Firavun bize yetişir ve bizi öldürür,” dediler. Bunun üzerine Mûsâ Aleyhisselâm dua etti. Deniz altıyüz yirmi bin kişiyi üzerlerinde demirden zırhlar olduğu halde dışarıya attı. Bundan dolayı Allahü Teâlâ buyurdu:

Biz de bugün seni bedeninle yüksek bir yere atacağız ki arkandan geleceklere bir ibret olasın.Maamâfîh insanların bir çoğu âyetlerimizden cidden gaafildirler. 10/92″  Deniz, Firavun’u, dışarıya attı. Firavun, kırmızı bir öküz gibiydi. Bu günden itibaren deniz, hiçbir boğulanı dibinde kabul etmedi. Suda boğulanları su dışarıya atmaya başladı. Bil ki, bu hâdise, Mûsâ Aleyhisselâm için büyük bir mucizedir. İsrâiloğullarının ilkleri (Mûsâ Aleyhisselâm’ın zamanında yaşayan İsrâiloğulları) içindi. Buna şükretmeleri vâcibtir. Efendimiz (s.a.v.)

Hazretlerinin bu kıssa’yı anlatması da Efendimiz (s.a.v.) Hazret¬lerinin apaçık bir mûcizesidir. Bununla haktan kaçan kalbler mutmein oluyor. Anlayışı zaif olan nefisler (kişiler) bile eğilmekte ve teslim olmaktadır. Onların ardından gelenlerin de, bu kıssayı büyük bir iz’ân ile (hiç şüpheye kapılmaksızm) kabul etmeleri gerekir. Çünkü bunu Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri haber verdi. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri ümmi idi. Hiçbir kitab okumamıştı. Bu bilgiler, gayb’tı. Arablar, bu haber ve bilgilerden yoksundu. Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin bunları haber vermesi ve bunları anlatması, onun vahiy olduğuna delâlet etmektedir. İşte bu, Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin peygamberliğine alâmet ve delildir. İlk İsrâiloğulları, bu mucizeleri bizzat gördükleri ve müşahede ettikleri, yani izleyip seyrettikleri halde onlarda bir tesir bırakmadı. Firavun’un elinden ve denizde boğulmaktan kurtul¬duktan sonra buzağıyı ilâh edindiler. Sonra, nebî ve rasûllerini (peygamberlerini) öldürmeye başladılar. İşte Yahûdîlerin Rabblerine karşı aldıkları tavır bu idi. Onların dinî hayatları ve kötü ahlâkları bu idi. Onlardan sonra gelen Yahudiler de onların kıssalarından ders, rivayetlerinden ibret almadı. Tevrâtı değiştirdiler. Allah’a iftira ettiler. Elleriyle (bir şeyler yazıp) Tevrat diye insanlara sattılar. Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin.peygam¬berliğini yalanladılar. 0 yüce Rasûle inanmadılar. Ve bunlardan başka bir çok azgınlıklar yaptılar. Bu kadar âsî olan bir toplumun ve azgın olan taife ve kavmin haline gerçekten şaşılır!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1

Yunus: 10/90
Yıınm:10/92

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar | 1 Comment »

Taştan suyun fışkırması

Posted by Site - Yönetici Nisan 19, 2010

Taştan suyun fışkırması mucizesi,kayseride_selale_keyfi_h16629

Tih Çölünde Yahudilerin İhtiyaçlarının Giderilmesi

Taştan suyun fışkırması

İsrail oğullarının nankörlük ettikleri başka bir nimet.  Ey İsrâiloğulları yine hatırlayın. Hani Müsâ Aleyhisselâm su istemişti.

Bu hâdise Tîh çölünde olmuştu. İsrail oğullarını susuzluk kaplamıştı. Mûsâ Aleyhisselâm’dan su istediler. Mûsâ Aleyhis­selâm, Rabbinden kendilerine su vermesini diledi.

Ve biz dedik,” Ona vahiy ile dedik ki:

“(Ey Mûsâî) asan ile vur, dedik.Mûsâ Aleyhisselâm’ın asası, cennetten gelmişti. Mersin (gül) ağacındandı. Uzunluğu, Mûsâ Aleyhisselâm’ın uzunluğu gibi on zira idi. Asanın iki çatalı vardı. Karanlıkta Mûsâ Aleyhisselâm’ın çevresine nûr (ışık) saçıyordu. Onu Âdem Aleyhisselâm, cennetten getirmişti. Peygamberler birbirlerine miras yoluyla bırakıyorlardı. Bu şekilde Şuayb Aleyhisselâm’a kadar geldi. Şuayb Aleyhisselâm da onu Mûsâ Aleyhisselâm’a verdi. taşa (vur dedik.)”

Rivayet olundu ki, O taş Tur dağının taşlarındandı. Mûsâ Aleyhisselâm onu yanına almıştı. Hafif ve dört köşeliydi. Bir adam kafası gibi dört yönü vardı. Her yönünden üç gözü (pınarı) vardı. Veya o taş, Mûsâ Aleyhisselâm’ın yıkanması için elbiselerini üzerine koyduğunda kaçan taş idi. Böylece Allahü Teâlâ, Yahûdîlerin Mûsâ Aleyhisselâm hakkında düşündükleri kötü düşünce ve hastalıklardan Mûsâ Aleyhisselâm’ın temiz olduğunu onlara göstermişti. O zaman Cebrail Aleyhisselâm, o taşı alması için işaret etmişti. Cebrail Aleyhisselâm, Mûsâ Aleyhisselâm’a: “O taşta Allah’ın bir kudreti vardır. Senin de mucizen gerçekleşecek,” demişti.

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar, İbretlik | Leave a Comment »

MUSA ALEYHİSSELAM İLE ŞEYTANIN MÜLAKATI

Posted by Site - Yönetici Mart 24, 2010

MUSA ALEYHİSSELAM İLE ŞEYTANIN MÜLAKATI

MUSA ALEYHİSSELAM İLE ŞEYTANIN MÜLAKATI


İblis, Musa Aleyhisselâm’a geldi ve şöyle dedi :

-“Şüphesiz ki Allah seni kendisine Rasül ve Kelîm olarakseçti.” Musa A.S:

-“Evet, seçti. Ama sen ne istiyorsun ve sen kimsin?” diye sordu. İblis dedi ki:

-“Ben İblisim, Allah’ın yarattıklarından bir yaratığım. Senin vasıtan ile rabbine tevbe etmek istiyorum.

Tevbemin kabul olunmasını iste.” Musa Aleyhisselâm bu duruma sevindi. Abdest aldı, Allah’ın dilediği kadar namaz kıldı ve dua etti. Duasında şöyle dedi :

-“Ya Rabbi ! Muhakkak İblis senin Kerim olan zatının yaratıklarından bir yaratıktır ve

sana tevbe etmek istemektedir. Allâh’ü Teâlâ Musa Aleyhisselâm’a şöyle vahyetti :

-“İstediğimi yerine getirirse duasını kabul ederim. Adem Aleyhisselâm’ın kabrine secde etmesini

emrediyorum Ya Musa. O (nun kabrin)e secde ettiği zaman tevbesini kabul eder, günahlarını af ederim. Ayıplarını örter, kıyamet günü açığa çıkarmam.”

Musa Aleyhisselâm (Allâh’ü Teâlâ’nın) bu emrini İblis’e tebliğ etti. (İblis-i) Lain öfkelendi,

kibirlendi ve dedi ki :

-“Ben onun dirisine secde etmedim, ölüsüne nasıl secde ederim ?

(Bu istek) ebediyyen gerçekleşmez.” Sonra Musa Aleyhisselâm’a şöyle dedi :

-“Ey Musa! Benim için rabbine şefaat etmen sebebi ile benim üzerimde hakkın var.

Sana üç şey tavsiye edeyim :

1. Öfkelendiğin zaman beni hatırla. Çünkü kanın cesette cereyanı gibi ben de senin kalbinde cereyan ederim.

2. Düşman ile karşılaştığın zaman beni hatırla. Çünkü adam harpte düşman ile karşılaştığı zaman karşısına iki kişi çıkartırım. O adama, hanımını, ehlini, malını ve çoluk-çocuğunu hatırlatırım, o da geriye döner.

3. Mahremin olmayan bir kadın ile oturma. Çünkü ben, o kadından sana, senden de ona bir elçiyim.

Tefciruttesnim fi kalbin selim

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şeytan, İbretlik, İlginç | Leave a Comment »

H-I-D-I-R-E-L-L-E-Z- VAAZ – Hüseyin Kumaş – Hz. Musa ve Hızır (a.s) VAAZ.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 9, 2009

H-I-D-I-R-E-L-L-E-Z- VAAZ – üseyin Kumaş – Hz. Musa ve Hızır (a.s) VAAZ.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Hızır, H.z Musa, Nasihat, Video, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: