Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Mukaddes Emanetler’ Category

Mukaddes Emânetler ve Sakal-ı Şerif ziyaretleri

Posted by Site - Yönetici Ağustos 14, 2009

Mukaddes Emânetler ve Sakal-ı Şerif ziyaretleri

Mukaddes Emânetler ve Sakal-ı Şerif ziyaretleri

Mukaddes Emânetler ve Sakal-ı Şerif ziyaretleri


Mukaddes” kelimesi Arapça sıfattır.

Mübarek; ayıp ve noksanlardan kurtulmuş, temiz, kutsal manasınadır.

Cemi’si (çoğulu), kutsal kabul edilen ve öyle olduklarına inanılan şeyler anlamında “mukaddesat” gelir.

Mesela mukaddes kitaplar ya da kitab’ın cemi’ sigasiyle “Kütüb-i Mukaddese” denildiğinde, Allah Teala tarafından peygamberlere (aleyhimüsselâm) vahiy yoluyla indirilmiş olan semavî kitaplar; Kur’an-ı Kerim, Tevrat, Zebur, İncil anlaşılır. Bu terkipte “kütüb” kelimesi cemi’ olunca “mukaddes” kelimesi de Arapça’nın grameri gereği müennes (dişil) olarak “mukaddese” şeklinde gelmiştir.

Bugünkü kullanılan manada müfrediyle “Kitab-ı Mukaddes” denince daha çok İncil kastedilir.

Galat olarak “Beyt-i Mukaddes” ise, Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’nın bir diğer ismidir. Aslî şekli ve doğru telaffuzu “Beyt-i Makdis” yahut Arapça terkibiyle “Beytü’l-Makdis”tir.

***

EMÂNÂT-I MUKADDESE” YAHUT “MUKADDES EMÂNETLER

“Emânât-ı Mukaddese” veya “Mukaddes Emânetler” tabirlerine gelince…

Yukarıda kısaca mukaddes’in ne olduğunu gördük. Şimdi de deyimimizdeki ikinci kelime olan emânet’i ele alalım. Sonra da bu terkibin (tamlamanın) manasını görelim.
Emânet” kelimesi de gene “mukaddes” gibi Arapça bir mefhum/kavramdır.
Birine güvenip bir şey bırakma, güvenilip bırakılan şey veya eşyanın belli bir süre için kaldığı güvenli yer manalarına gelmektedir.

Mecazen “can” manasında da kullanılır. Mesela ölen bir kimse için, “Allah verdiği emâneti aldı” deriz.

Hukukta ise, saklanıp korunmak üzere insana bir hakkı vermektir. Verilen bu hak; para-pul, mal-mülk, servet ve benzeri maddi bir şey olabileceği gibi… Sır-görev, Allah’ın insana bağışladığı akıl-zekâ-hâfıza, ilahi emirler-yasaklar gibi manevi emânetler de olabilir.

Özetle söylemek gerekirse; birisine, koruması için bırakılan maddî ve manevî hak, emniyet edilip inanılan şey demektir emânet.

Peygamberlerde (aleyhimüsselâm) bulunan sıfatlardan biri de “emânet”tir. Kur’an’a, Sünnete ve Rasûlüllah’ın (s.a.v.) eşyasına da “emânet” denir.

Rasûlullah Efendimiz, hicretten önce kendisinde bulunan emânetleri sahiplerine iade etmişti. Çünkü kâfirler ona, “el-Emin” olarak mallarını emânet ediyorlardı. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde, emânete ihânetin münâfıkların alâmetlerinden olduğunu söylemiştir. [1]

Emânet aynı zamanda, mü’minlerin de vasfıdır.

Vedâ Haccı’nda Rasûlullah Efendimiz, kadınların da erkeklere birer emânet olduklarını açıklamıştır. [2]

Yine Vedâ Hutbesi’nde Efendimiz, “Size bir emânet bırakıyorum ki, ona sarıldıkça sapıklığa ve dinsizliğe düşmezsiniz. Bu emânet Allah’ın kitabı Kur’ân ve benim sünnetimdir” buyurmuşlar. [3]

Ahmed İbn Hanbel’in (rh.) rivâyet ettiği hadiste de, “Emânet sahibi olmayan kişinin gerçek imânı yoktur” buyrulmuştur. [4]

Hâsılı, yüce dinimiz İslâm, emâneti korumayı, ehline vermeyi Müslümanlık alameti olarak saymıştır. Nitekim Rabbimiz (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de buyurmuştur ki:

Yolculukta olur da, yazacak bir kâtip bulamazsanız (o takdirde borçludan borcuna karşılık) alınmış bir rehin kâfidir/yeter. Birbirinize güvenir ve bir kısmınız diğerlerine bir şey emânet ederse, yed-i emin olan (kendisine güvenilen) kimse kendisine emânet edileni yerine versin, bu hususta Allah’tan korksun. Şahitliği (gördüğünüzü) gizlemeyin. Kim onu gizlerse bilsin ki, onun kalbi günahkârdır (daima vicdan azabı çeker). Allah yapmakta olduklarınızı (da yaptıklarınızı da yapacaklarınızı da) bilir.” [5]

O mü’minler ki, emânetlerine ve ahitlerine riayet ederler (gereğini yerine getirirler).” [6]

Emânetlerine ve ahitlerine riayet ederler.” [7]

Hakikaten Allah size, emânetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işiten ve görendir.” [8] .

Bu son ayetin emânet ve adalete riayet emri, ebedi ve umumi bir düstur olmakla birlikte, çok hoş da bir nüzul sebebi vardır.

Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) Mekke’yi fethedince, Kâbe’ye bakan Osman bin Talha kapıyı kilitlemiş, Kâbe’nin üzerine çıkmış ve anahtarı vermeyi reddederek, “Senin peygamber olduğunu bilseydim onu verirdim” demişti.

Hz. Ali anahtarı zorla ondan aldı, kapıyı açtı, Peygamber Efendimiz içeri girerek iki rek’at namaz kıldı. Çıkınca amcası Abbas, anahtarı ve şerefli bir görev olan bakıcılığı kendisine vermesini istedi.

İşte bu münasebetle yukarıdaki ayet nazil oldu.

Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ali’ye, anahtarı eski vazifeliye vermesini ve ondan özür dilemesini emretti.

Bu bu muamele Osman bin Talha’nın da Müslüman olmasına vesile olmuştur.

Sevgili Peygamberimiz, “Emânet yitirildiği, işler ehil olmayanların eline verildiği zaman kıyameti bekle” [9] buyurmuşlardır.

Usûl-i fıkıhta geniş manasıyla, Allah’ın insanlâra yüklediği bütün mükellefiyetlere emânet denilmiştir. [10]

Eşref-i mahlûkat ve Allah’ın yeryüzündeki halifesi olarak anlatılan insan; Allah’ın emirleri-nehiyleri, öğüdü ve rehberi olan Kur’an-ı Kerîm ile ruhlar âleminde verdiği “misâk”ı, aldığı emâneti yerine getirmeye çalışmakla mükelleftir.

Bu manada, herhangi bir şekilde kendisine emânet edilmiş bir malı korumamak nasıl hâinlik olmaktaysa; daha geniş kapsamlı olarak Kur’ân ve Sünnet emânetini sahiplenmemek de, emânet esaslarına uymamak demektir.

***

Emânet kelimesiyle meydana gelmiş başka kavramlar da vardır dilimizde… Mesela Allah’ın emâneti anlamında “Emânetullah” deriz. Bu tabir, Allah emâneti olarak kabullenilen bütün yaratıklar ve en çok da korunmağa muhtaç olan kimseler hakkında kullanılan bir sözdür.

“Mukaddes emânetler”, özellikle iki cihan serveri Efendimize (s.a.v.) ait olduğu belirtilen ve Farisi terkiple “Emânât-ı Mukaddese” şeklinde de ifade edilen “Hırka-i Şerif, Sakal-ı Şerif” vb. eşyalardır. Daha sonra bunlara, Dört Halife’nin, diğer bazı İslâm büyüklerinin ve devlet adamlarının özel eşyaları da ilave edilmiştir.

Mukaddes Emânetler bize, halifeliğin Yavuz Sultan Selim Han tarafından Mısır’dan devralınması suretiyle intikal etmiş… Halen Topkapı Sarayı’nda bu adla anılan kısımda korunmaktadır. Burada, emânetlerin konulmasından itibaren 24 saat kesintisiz olarak devrin önde gelen hafızlarınca Kur’an okunmuş, bir ara kesintiye uğramışsa da tekrar okunmaya devam edilmiştir.

***

MUKADDES EMÂNETLER NELERDİR?

Mukaddes Emânetler şu eşyalardan oluşmaktadır:

• Hırka-i Şerif veya Hırka-i Saadet

• Dendân-ı Saadet (Sevgili Peygamberimizin mübarek dişleri)

• Nâme-i Saadet (Onun mektubu)

• Lıhye-i Saadet (Onun sakalı)

• Nakş-i Kadem-i Saadet (Peygamberimizin ayak izi)

• Sancak-ı Şerif (Onun sancağı)

• Mühr-i Saadet (Onun mührü)

• Na’lin-i Saadet (Mübarek ayakkabıları)

• Süyûf-i Mübareke (Peygamberimizin, Dört Halife’nin ve sahabeden bazılarının kılıçları)

• Mekke anahtarları

• Altın oluk

• Haceru’l-Esved mahfazaları

• Rasûlüllah Efendimizin, Hz. Ebu Bekir’in ve Hz. Fatıma’nın seccadeleri

• Musa ve Şuayb peygamberlerin (aleyhimesselâm) asâları

• Hz. Nuh’un tenceresi

• Hz. İbrahim’in kazanı

• Hz. Yusuf’un gömleği

• Hz. Davud’un kılıcı

• Hz. Osman’ın Kur’an-ı Kerim’i

• Çeşitli tesbihler ve benzeri eşya…

***

MUKADDES EMÂNETLERE HÜRMET VE ONLARLA BEREKETLENME Yazının devamını oku »

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mukaddes Emanetler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

MUKADDES EMANETLER

Posted by Site - Yönetici Ocak 1, 2008

MUKADDES EMANETLER

Peygamber’in Su İçtiği Tas
2004 yılında Zaman Gazetesinden bir muhabir, bu tasın dudak değen kısmındaki yazıyı okuyunca o güne kadar sadece gümüş tas olarak envantere geçen tasın aslında Peygamber Efendimiz’in su içtiği tas olduğu anlaşıldı. Bu ince yazıya göre Sehl adındaki 15 yaşlarında bir genç bu tahta tasla Efendimiz’e su getirmiş, Peygamberimiz içtikten sonra saklamış, yıllar sonra Ömer bin Abdülaziz Hz.ne hediye etmiş, O’ndan da Emir Sibay’a intikal etmiştir. Bu dönemde dışı gümüşle kaplanmış ve hatırası üzerine yazılmıştır.

Aziz Mahmud Hüdai Hz.’nin Ayakkabısı
Aziz Mahmud Hüdai Hz. sekiz Osmanlı Padişahına hocalık yapmıştır. Bunlardan biri de 1.Ahmet Han’dır. Sultan hocası Aziz Mahmud Hüdai’ye o kadar düşkündür ki, Sultan Ahmet Camii’nin temelinde ilk kazmayı O’na vurdurmuş, hatta Hocasının ayakkabılarından birini muhafaza ettirerek Mukaddes Emanetler Dairesinde saklanmasını sağlamıştır

Hırkay-ı Saadet Çekmecesi
Peygamber Efendimiz’in Hırkası konulsun diye tarih içinde birçok Hırkayı Saadet çekmecesi yaptırılmıştır. Bunlardan en güzeli, Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu, 2.Selim’İn oğlu 3.Murat Han’ın yaptırdığı çekmecedir. Kutu som altından olup, üzeri yakut ve zümrütlerle bezelidir. Bugün piyasada görülen Mukaddes Emanetler adlı kitabın dış kutusu da bu kutu taklit edilerek yapımıştır. Bu kutunun dizay şeklinden çok etkilenen Avusturya Kitap ve Matbaa heyeti 2005 yılında kitabı 2.liğe seçmiştir.


Hz.İbrahim’in Tenceresi
Topkapı Sarayında muhafaza edilen emanetlerden biri de Hz.İbrahim’in tenceresidir. Kumlu Granitten oyulma olan bu taş tas, hala Fatih Sultan Mehmet Han’ın yaptırdığı kutu içinde muhafaza edilmektedir. Aynı taş cinsinden oyulan bu tür taş tasların, günümüzde Yemen’de hala kullanılıyor olması, Hz.İbrahim’in izini oralarda sürmek bakımından hayli ilginçtir.

Destimâl Mendili
Topkapı Sarayında hersene Ramazan ayının 15. günü ilginç bir program düzenlenirdi. Peygamber Efendimiz’in hırkayı Saadet sandukası açılır, mübarek hırkaları çıkarılır ve önceden hazırlanmış ve destimal denilen mendiller Hırkaya tek tek dokundurulurdu. Ardından da bu mukaddes mendiller misafirlere hediye edilirdi. Her bir misafir bu mendilleri bir ömür boyu özenle saklar, yaşlandığında vefat etmeden önce de vasiyet ederdi: Kefenlenmeden önce bu mendil yüzlerine kapatılsın diye…

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mukaddes Emanetler, Türkiye, İbretlik | 2 Comments »

Nebiler Sultanı’ın Mübarek Emanetleri Topkapı Sarayı’nda

Posted by Site - Yönetici Ekim 24, 2007

Hırka-i Saadet Dâiresi,peygamberimizin hırkası,Peygamberimizin hirkasi

Nebiler Sultanı’ın Mübarek Emanetleri Topkapı Sarayı’nda

Topkapı Sarayı’nın “Hırka-i Saadet Dâiresi” olarak adlandırılan bölümünde muhafaza edilen, Hz. Peygamber (sas), yakınları, peygamberler ve Kâ’be-i Muazzama’ya ait eşyalara “Emânât-ı Mukaddese” veya “Emânât-ı Mübâreke” adı verilmiştir. Eşyalar, önceleri “Has Oda” denilen, daha sonra “Hırka-i Saadet Dairesi” adını alan yerde muhafaza edilmektedir.

Topkapı Sarayı’nın Hırka-i Saadet Dairesi’nde 1517’den başlayarak halîfeliğin kaldırıldığı 1924 Mart’ına kadar tam 407 yıl bir saniye ara verilmeksizin Kur’an-ı Kerim okunmuştur. Bu görevi her biri birer saat olmak üzere yirmi dört hafız paylaşıyordu. Buranın muhafazası, başlarında rütbesi mareşal rütbesine denk olan Enderun’un has odabaşı bulunan yüksek kademesinden mezun kırk subay tarafından yürütülmekte idi. Has Oda ağaları denilen bu subaylar doğrudan Padişah’a bağlıydılar. Temizliği bunlar yapar, zaman zaman kendilerine padişah da iştirak ederdi. Toz ve süprüntüler özel bir kuyuya atılırdı.

Osmanlı sultanları tarafından büyük bir tazim ve titizlikle korunan ve 1962’den beri de halkın ziyaretine açık olan bu emânetler şu parçalardan oluşmaktadır: Hırka-i Saâdet veyâ Bürde-i Saâdet: Hz. Peygamber’in (sas) Kâ’b b. Züheyr’e hediye ettiği hırka, mukaddes emânetlerin en önemlisidir.

Hırka-i Saâdet 1,24 m. boyunda geniş kollu ve siyaha çalan yünlü kumaştan yapılmıştır. İç kısmı, krem renkli yünden, kaba bir kumaşla kaplıdır. Önünde, sağ tarafında 23×30 cm. ebadında bir parçası noksandır. Sağ kolunda da eksiklikler olan hırka, 57x45x21 cm. ebadında üsten açıları çifte kapaklı altın bir çekmece içinde, bohçalara sarılmış olarak muhafaza edilmektedir.
Osmanlı sultanlarından bazıları çıktıkları seferlerde Hırka-i Saâdet’i yanlarında götürürlerdi. 1596’da Eğri Seferi sırasında III. Mehmet tarafından ordunun bozguna yüz tutması sonunda giyilmiş ve zafer için dua edilmişti. Ordu daha sonra kendini düzeltmiş ve Haçova’da düşman büyük bir yenilgiye uğratılmıştır.
Yeni saraylar yapılıp, padişahlar buralara taşınınca, Topkapı’da kalan hırka, her Ramazan ayının on beşinci günleri önceden olduğu gibi büyük bir merasimle ziyaret olunurdu. Bunun için birkaç gün önceden padişahın da bizzat hizmet ettiği bir hazırlık yapılırdı. Kur’an kıraati eşliğinde padişah tarafından açılan Hırka-i Saâdet’e başta şeyhü’lislâm ve sadrazam olmak üzere, diğer davetliler protokol sıralarına göre teker teker gelip yüz sürerlerdi. Ziyâretten sonra, yüz sürülen kısmı Silahtar Ağa, altın tas içinde getirilen su ile yıkar öd ve amber sürerek kuruturdu. Padişah tarafından yenilenen bohçasına konulur ve zikredilen çekmeceye yerleştirilirdi. Bu merâsim büyük bir vecd ve huşu içinde yapılırdı. Allah Rasûlü’nün hırkasına bohçası dışından bile olsa yüz sürmek herkese büyük bir ruhânî haz verirdi.
Sancak-ı Şerif (Livâ-i Saâdet): Hz. Peygamber (sas)’in Ukab adı verilen siyaha meyyal yünlü kumaştan sancağı. Osmanlılar zamanında seferlere götürüldüğü için zamanla yıpranmıştır.

Gasl-i Nebevî Suyu
Peygamber’imizin (sas) gasil suyunun muhafaza edildiği yeşil şişe zamanın tahribatına dayanamamış, günümüze ancak kırık parçası ulaşmıştır.
Hz. Peygamber’in mübarek dişleri (Dendan-ı Saâdet): Uhud Savaşı’nda kırılan dişlerinin bir parçasıdır.
Sakal-ı Şerifler (Lihye-i Saâdet): Hırka-i Saâdet Dairesi’nde birçok sakal-ı şerif vardır. Bunlardan biri altın çerçeveli ve camlı bir mahfaza içinde, diğerleri mücevherli kutularda korunmaktadır.

Hz. Peygamber (sas)’in ayak izi (Kadem-i Saâdet): Hz. Peygamber’e izafe edilen altı tane ayak izi vardır. Bunlardan dördü taş, ikisi tuğla nev’indendir. Hırka-i Saâdet Dairesi’nde mermer gömme dolapta muhafaza edilen 28×12 cm. ebadındaki, som altından bir çerçeve ve kapak içinde olanı Abdülmecid zamanında Trablusgarp tarafından getirtilmiştir. Bu ayak izinin miraç yolculuğunda bastıkları taş olduğu rivayet edilmektedir.

Hz. Peygamber’in (sas) mührü (Mühr-i Saâdet)
Hz. Peygamber’in (sas) mektupları (Nâme-i Saâdet).
Hz. Peygamber’in (sas) kılıçları (Süyûf-u Mübâreke):
Hz. Peygamber’in yayları (Keman-ı Peygamberî)
Bunların dışında Hz. Peygamber’e izafe edilen 23 cm. uzunluğunda tek bir nalın ve üzerinde onun gasil suyunun bulunduğu yazılı kırık yeşil bir şişe ve aslında Asur dönemine ait bir tablet olan ve bulunduktan sonra Efendimiz’ce teyemmüm yaparken kullanıldığı rivayet edilen “teyemmüm taşı” bulunmaktadır.

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, H.z Muhammed ( s.a.v ), Mukaddes Emanetler, Osmanlılar, Türkiye | Leave a Comment »

Peygamberimizn Ayakizi

Posted by Site - Yönetici Ekim 5, 2007

Peygamberimizn Ayakizi

PEYGAMBERİMİZİN AYAK İZİ

Hz. Peygamber (s.a.s.)in ayak izi (Kadem-i Saâdet):
Hz. Peygambere izafe edilen altı tane ayak izi vardır.
Bunlardan dördü taş, ikisi tuğla nevindendir.
Hırka-i Saâdet Dairesinde mermer gömme dolapta muhafaza edilen 28×12 cm. ebadındaki, som altından bir çerçeve ve kapak içinde olanı Abdülmecid zamanında Trablusgarp tarafından getirtilmiştir. Miraç yolculuğunda bastıkları taş olduğu rivayet edilmektedir.

Peygamberimizn Ayakizi

Posted in Mukaddes Emanetler | Etiketler: | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: