Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Görgü Kuralları’ Category

Peygamberimizin (s.a.v) Yeme Icme Adabi

Posted by Site - Yönetici Nisan 10, 2008

Peygamberimizin (s.a.v) Yeme Icme Adabi


Allah, insani adeta butun varliklarin merkezine yerlestirmis. Canli ve cansiz her seyi onun etrafinda pervane etmis. Insanlik aleminin merkezine de rizki koymus.

Bu temel olcuyle, yeme icme adabinin ana hatlari ortaya cikar. O da, istifade edecegimiz bir nimeti, elimize aldigimiz bir rizki Allah’in adiyla yemeye baslamak; nimete saygili olmak, tasidigi sanat incelikleri uzerinde tefekkur, yedikten sonra da Allah’a hamd etmektir.

Ikinci onemli adabi, yeyip ictiklerimizin helalden olmasidir. Bu da hem dinen kullanimi yasak olmamasi, hem de hakkimiz olmasina baglidir. Islamî usullerle kesilmemis hayvan eti, domuz ve diger yenmeyen canlilardan beslenmek ve sarap icmek yasak olanlara ornektir.

Hz. Peygamber, gunde iki kere yemek yerdi. Az yemeyi tavsiye ederdi. Haram olan yiyecek ve icecekler haric, diger yiyecekleri yerdi. Sadece et veya sadece sebze yemek gibi tek yonlu beslenmezdi.

Bazi yemekleri daha cok sevse de, hicbir yemek icin “sevmiyorum” ifadesini kullanmazdi.
[Yani:cogumuzun bazi yemekler icin dedigini demezdi]

Yemek davetlerine katilirdi
.[Yani:davetlere icabet eder,bizler gibi mazeret beyan etmezdi.]

Yemege baslamadan once ve yemekten sonra ellerini yikardi.
[Yani:bizler gibi ellerinin her zaman temiz oldugunu dusunmezdi]

Besmele ile baslar, uygun ve kisa bir dua ile bitirirdi.
[Yani:Bizler gibi sukursuz bir sekilde yemeyip; insan olmanin verdigi sorumlulukla Rabbine sukrederdi.]

Sag eliyle yerdi. Sol eliyle yiyenleri ikaz ederdi. Ortaya konulmus yemegin, kendi onune gelen kismindan yerdi. Yemek yerken saga, sola dayanmaz, yaslanarak yenilmemesini tavsiye ederdi. Yuzu koyun uzanarak yemek yemeyi yasaklardi. Yemegin israf edilmesini menederdi.
[Yani:bizler gibi yemegin dibini asla birakmaz,tam aksine ekmekle sunnetler, ekmek kirintilarini toplar ve parmaklarini bile yalardi.]

Sogan, sarimsak gibi kokusu baskalarini rahatsiz eden yiyecekleri yedikten sonra toplum icine girmeyi hos karsilamazdi.
[Yani:Bizler gibi dusuncesizlik etmez,pis kokan bir seyi yemeden once defalarca dusunur “acaba birisi rahatsiz olur mu” diye dusunur; bazen sevdigi bir seyi bile yemezdi.]

Yemege ve suya uflemeyi yasaklardi. Yemegin cok sicak yenmemesi gerektigini soylerdi. Yemek ve su kaplarinin agzini kapatmayi tavsiye ederdi. Aile fertlerinin yemegi bir arada yemelerini tavsiye eder ve beraber yenen yemegin bereketli oldugunu belirtirdi.
[Yani:bizler gibi ayri ayri yemez, mumkunse birkac kisiyle beraber yemek yerdi.]

Asiriya kacmadan konusup sohbet ederdi.

Bu ve benzeri sunnetlerinden hareketle yeme icme adabi soylece sayilmistir:

1. Yemekten evvel ve sonra elini yikamak,

2. Yemegi kendi onunden almak,

3. Sag eliyle ve oturarak yemek,

4. Lokmayi agza gore almak ve iyice cignedikten sonra yutmak,

5. Lokmayi yutmadikca ikinci lokmaya el uzatmamak agzinda lokma ile konusmamak,

6. Suyu icmeden evvel bardaga bakmak,

7. Suyu bir solukta icmemek,

8. Bardagin icine nefes vermemek,

9. Baskalarini tiksindirecek soz ve hareketten kacinmak,

10. Baskasinin lokmasina ve yedigine bakmamak,

11. Lokmayi agzina korken kafasini tabaga dogru uzatmamak,

12. Yemekte israf etmemek, lokmasini ve aldigi yemegi bitirmek,

13. Agzindan bir sey cikarmak gerektiginde yuzunu sofradan cevirmek ve sol eli ile almak,

14. Disleriyle koparmis oldugu lokmayi yemege batirmamak.

15. Helalinden, temiz yemek ve Allah’a sukretmek,

16. Sofra sahibiyse, utanmamalari icin herkes yeyip bitirmedikce sofradan el cekmemek ve kalkmamak (az yiyen biriyse agir yemeli ve yer gibi davranmali),

17. Once yasca veya mevkîce buyuk olanin baslamasi,

18. Mecbur kalmadikca sokaklarda yemek yememek.

Alinti : http://www.bilgicagi.net

Posted in Adab-ı Muaşeret, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Edep - Hürmet - Saygı, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , , , | 3 Comments »

Su içmenin sunnetleri.

Posted by Site - Yönetici Nisan 6, 2008

Su içmenin sunnetleri

Su içmenin sunnetleri:

1- Suyu hizli degil, yavas içmek
Hazret-i Ali (ra) bildirmistir: Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Su ictiginizde emerek (yudum yudum) için, agziniza dokercesine içmeyin” buyurmustur.

2- Suyu bir defada degil, iki veya uç defada içmek ve içerken içine nefes vermemek.

Ebu Katade (ra) bildirmistir: Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:
Sizden biriniz su içtiginde su kabina uflemesin.” (Solunum sistemindeki bakteri ve mikroplarin sindirim sistemine karismamasi icin)

Ebu Said (ra) anlatmistir: Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:
Su bardagini agzindan uzaklastir, sonra nefes al.

3- Suyu mumkunse oturarak icmek, mumkun degilse ayakta icmek
Ebu Said el-Hudri, Resulullah’in (s.a.v.) suyu ayakta dikilerek icmeyi yasakladigini bildirmistir. Fakat Hazret-i Ali’den (ra) gelen bir rivayet de soyledir: Hazret-i Ali (ra) Kufe mescidinin kapisinda ayakta su icti ve soyle dedi: “Bazi kimseler birisinin ayakta su ictigini fena gorurler. Halbuki ben Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) benim ictigimi gordugunuz gibi su ictigini gordum.”

4- Suyu sag eliyle icmek.
Ibn-i Omer (ra) bildirmistir: Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:
Biriniz yemek yedigi zaman sag eli ile yesin. Ictigi zaman da sag eliyle icsin. Cunku seytan sol eli ile yer, sol eli ile icer.

5- Suyu icerken “Bismillahirrahmanirrahim” demek. Ictikten sonra Allah’a hamd etmek, yani “Elhamdulillah” demek.
Ebu Hureyre (ra) uzunca bir hadisin sonunda bildirmistir: “Resulullah (s.a.v) sut kadehini aldi, Besmele cekti, icti ve Allah’a hamd etti.

Omer ibn-i Seleme (ra) bildirmistir: Ben Resulullah’in (asm) terbiyesinde bulunuyordum. Yemek yerken elim yemek kabinin her tarafinda dolasirdi. Resulullah (asm) bana: “Cocugum! Allah’in adini an. Sag elinle ye ve sana yakin olan taraftan ye” buyurdu.

6- Suyu aile icinde de olsa ikram etmek
Irbad bin Sariye (ra) bildirmistir: Allah Resulu (asm) soyle buyurdu:
Erkek hanimina su dahi icirse ondan sevap kazanir.”.

Aile ve arkadas ortaminda eger herkes susamis ise, uygun olan once baskalarina suyu ikram etmektir.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Edep - Hürmet - Saygı, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

EDEP

Posted by Site - Yönetici Şubat 13, 2008

sadaka taslari,osmanli,edep,

EDEP

Osmanlı’da sadaka taşları varmış, ihtiyacı olan sadaka taşının üzerindeki keseden, yabancı elçilerin de şaşkın şehadetleriyle, sadece ihtiyacı kadarını alırmış. Aynı şey yolların üzerinde vakıflar tarafından kurulan konaklarda da uygulanır, yolcu eğer ihtiyacı varsa yatağının başucundaki keseden alabilirmiş. Binitine ücretsiz bakılır, ücretsiz üç gün yemek verilirmiş.

Eskiden “Kapıyı kapat!” denilmezmiş. Allah (c.c.) kimsenin kapısını kapatmasın diye düşünülürmüş. “Kapıyı ört, ya da sırla” denilirmiş. Kapının kapanmadan yavaşça örtülmesi edebdenmiş.

Lambayı söndür” demezlermiş. Allah (c.c.) kimsenin ışığını söndürmesin, “Lambayı dinlerdir” derlermiş. Lamba yakılmaz, uyandırılırmış. Uyuyan birisi uyandırılmak için sarsılmaz veya adı ile çağırilmazmış. “Agah ol erenler” derlermiş. Nezaket, incelik, edeb her işin başı imiş de ondan… Ona eren uyanık olurmuş. İnsanların sözü kesilmez, işaret ve işmar edilmez, fısıltılar, gizli konuşmalar hoş karşılanmazmış.

Hanımlar “Efendi” derlermiş beylerine, “siz” derlermiş. Hanımefendiliklerini gösterirlermiş. Gezerken yere yumuşak basılır, ses çıkarmamaya çalışılırmış. Yerdeki haşerata basmamaya özen gösterdiği için, adı “Karınca basmaz Efendiye” çıkan insanlar varmış.

Kapıdan çıkarken arkasını dönmemek, geri geri çıkmak edebmiş.Kapı eşiğindeki ayakkabılar, dışarıya doğru değil, içeriye doğru çevrilirmiş. “Git bir daha gelme!” der gibi değil de, “gitsen de ayağının yönü buraya dönük olsun” der gibi dizilirmiş.

Eskiler hayatı o kadar nurani, o kadar temiz, o kadar manâlı yaşarmış.

Komşuya hatır soran sıra sıra terlikler, Ölçülü uzaklıkta yakın beraberlikler.” diye tarif eder Üstad N. Fazıl bu hali…

Eskiler “Edeb Ya Hu!” derler, Onu görüyor gibi yaşamaya çalışırlarmış. O varken başkasına bakmaz, Onu unutmuş gibi hallere girmezlermiş. Ezel ve Ebed Sultanı’nın huzurunda nasıl hareket edilmesi gerekiyorsa öyle hareket etmek isterlermiş. “Bizi takip eden, her halimizi perdesiz, engelsiz gören, şu anda bizim durumumuza bakan Allah var!” der gibi, o mânâyı hatırlatmak için her yere “Edeb Ya Hu!” yazarlarmış. “Allah’ın huzurunda edeb” demekmiş bu…
İnsan nerede olursa olsun Allah’ın huzurunda değil midir?

Posted in Adab-ı Muaşeret, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Edep - Hürmet - Saygı, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Osmanlılar, Tavsiyeler, Türkiye, İlginç | Leave a Comment »

Misafir ağırlama kültürümüz

Posted by Site - Yönetici Ocak 31, 2008

9Misafir ağırlama kültürümüz

Misafir ağırlama kültürümüz

Temelini İslam’dan alan kültürümüzde misafire niçin geldiği, ne zaman gideceği ve aç olup olmadığı sorulmaz. Bunun yerine herkes kendi imkanlarına göre hiç beklemeden hazırda olan, kolay hazırlanabilen ne varsa kısa sürede bir sofra hazırlanır.

Misafir sofraya yalnız başına oturtulmaz.
Misafiri rahatlatmak için komşular da seferber olurlar ve hizmette kusur edilmez.
Bu durumda misafir de yiyeceği kadarını yer sonra da kalanını bırakarak sofradan kalkar.
Yemekten sonra da misafire içecek bir şey ikram edilir.
Ancak bu ikramda kullanılan dil önemlidir.
Misafire Kahve alır mısınız? ` yerine, “Kahvenizi nasıl alırdınız” onun daha rahat olmasını sağlayacaktır.
___________

Peygamber efendimiz (sav) “sizden biriniz kurdugu yemek sofrasini misafirlerin önünde bulundugu müddetce melekler o kimseye salat ve selam ederler” buyurmuslardir.

Horasan alimlerinden biri, yiyemiyecekleri kadar bol yemek sofralar kurar ve su hadis-i serif rivayet eder: “kardeslerinin yedikleri ve onlardan arta kalan yemegi yiyien kimse bu yemegin hesabi icin sorguya cekilmez.” ve; ben onlardan artan yemekleri yemek icin misafirlerime fazla yemek ikram ederim, derdi.

Peygamberimiz (sav) “kul üc seyden sorguya cekilmez. sahur yemeginden, iftar yemeginden, dost ve kardesleriyle yedigi yemeklerinden” buyurmusdur.

Abdullah bin Ömer (ra): “yanina bol yiyecek alip yolculukta arkadaslarina ikram etmek, kisinin serefli ve insaniyetli olusundandir” buyurmusdur.

Ashab-i Kiram “bir sofraya toplanip birlikte yemek, ahlakin üstünlüklerindendir” buyururlardi.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 4 Comments »

Emir Vermek

Posted by Site - Yönetici Ocak 29, 2008

201H.z. Âdem’in Peygamberliği

Emir Vermek

“Emir vermeye alışmayın.

Ben vâlidenizden su dahi istemem.

Emir vermekle sözün rûhu ölür.

İhbar, emirden daha müessirdir. Misâl: “Benim oğlum sigara içmez değil mi?” gibi.”

S.Hilmi Tunahan (K.S.A)

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Düşündüren Sözler, Diger Konular, Dini Konular, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye | Etiketler: , , | 4 Comments »

EVLENİLECEK HANIM

Posted by Site - Yönetici Haziran 27, 2007

 

EVLENİLECEK HANIM

Hazreti Ömer zamanında da kadılık yapmış olan meşhur, Kadı Şüreyh’e birgün bir genç gelerek evlenmek istediğini ve fakat evleneceği kadının tahsilli ve şehirli olmasını istediğini bildirerek nasihatta bulunmasını istedi.

Kadı Şüreyh, o gence Müslümanın evinin cennet olduğunu ve Hazreti Resûlüllah’ın böyle buyurduğunu naklederek başından geçen evliliği şöyle anlattı:

-Gençtim, artık evlenme zamanımın da geldiğini düşünmeye başlamıştım. Birgün Benî Mahzun kabilesinin çadırlarının önünden geçerken bir kız görüp, ona talip oldum. Kız babası kısa bir tetkikten hemen razı olup işi bitiriverelim dedi.

Kısa zamanda düğünler yapıldı, dualar edildi ve evlilik hayatına ilk adımımızı atmış olduk. Fakat çok geçmeden beni bir pişmanlıktır almıştı. Çünkü ben bu bir köylü kızıdır, üstelik tahsil de görmemiş, bununla ben nasıl geçinebilirim diye düşünüyor bu kararımdan dolayı son derece pişman oluyordum.

Çok geçmeden bizim hanım birgün bana şu sözleri söyledi:

Efendi! Sen alim ve şöhret sahibi bir kimse imişsin. Ben ise yaylalarda gezen şehir hayatından anlamayan bir köylü kızıyım. Aslında cen kendine göre bir evlilik, ben de kendime göre bir hayat kurmalı idim, ama kader bizi birleştirdi. Cenabı Allah benim gibi bir köylü kızını senin gibi bir şöhretli alime nasip etti. Şimdi sen bana benim bilmediğim tarafları anlat ki, ben onlara dikkat edeyim, mesela; senin evine benim sülalemden kimler gelebilir, senin akrabalarından kimleri misafirliğe alayım, kimleri kabul etmeyip onlara karşı soğuk davranarak eve gelmemelerine mani olayım dedi.

Ben kadının bu anlayışı karşısında düşündüklerimden dolayı pişman olup:

– Hatun sen bana öyle şeyler söylüyorsun ki, eğer bunları hakkiyle yaparsan beni bahtiyar edeceksin, dedikten sonra:

Dindar olmayan hiçbir kimseyi eve almayacaksın, dindar olanlardan da senin tarafın çok çok gelmesin, benim tarafımdan ise; şu, şu şahıslar gelmesinler, şunlar ise hiç gelmesinler diye gerekli talimatı verdim. Tam bir sene huzur içinde yaşadım. Bir sene sonra fetva dairesinden eve döndüğümde evde son derece mütesettire bir hanım görüp kim olduğunu sordum. Hanım annesi olduğunu söyledi. Kayın validem olduğunu öğrenince elimden gelen hürmeti esirgemedim. Bir müddet sonra kayın validem bana:

-Oğlum hanımından memnun musun? Diye sordu. Ben:

-Allah senden razı olsun, kızınızdan çok memnunum. Bu zamana kadar hiçbir şikayetim olmadı, diyerek memnuniyetimi izhar ettiğimde, kayın validem bana şunları söyledi:

– Oğlum kızımdan tabii ki memnun olacaksın. Çünkü biz onu cennette büyüttük. Evimiz Resulüllah’ın bildirdiği gibi bir cennetti. Kur’an ahlakından başka birşey öğretmedik ona… Yine de sen hanımın üzerindeki otoriteni eksik etme! Çünkü kadınlar iki sebepten hemen şımarıverirler: Birincisi ona olan sevgini yüzüne söylediğinde, ikincisi ise bir hayırlı evlat dünyaya getirdiklerinde. (1)

——————————————————————————–

Kaynak:
1) Büyük Dini Hkayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Görgü Kuralları, Güncel, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Tevazu, İbretlik, İlginç | 2 Comments »

KOMŞUNUN ŞİKAYETİ

Posted by Site - Yönetici Haziran 7, 2007

KOMŞUNUN ŞİKAYETİ

KOMŞUNUN ŞİKAYETİ

Biri, Resul-i Ekrem (s.a.v)’ın huzuruna geldi ve
– Bana eziyet ederek huzurumu bozuyor’ diye komşusunu şikayet etti.
Resul-i Ekrem (s.a.v):
– Tahammül et ve komşunun gürültü patırtısına aldırma, belki gidişatını değiştirir, buyurdu.
Bir müddet sonra ikinci defa gelerek şikayet etti. Resul-i Ekrem (s.a.v) bu kez de tahammül et buyurdu.
Üçüncü defa geldi. ve
– Ya Resulallah, benim bu komşum gidişatını düzeltmiyor, beni ve ailemi rahatsız etmek için gerekenlerin hepsini yapıyor’ dedi.
Resul-i Ekrem (s.a.v) bu defa ona
– Cuma günü, ev eşyalarını dışarı çıkar, yoldan gelip geçen halk görsün. Halk, sana ‘niçin ev eşyalarını buraya döktün?’ diye soracaktır. ‘Kötü komşunun elinden’ diyerek şikayetini bütün halka söyle.

Şikayetçi aynısını yaptı, eziyet eden komşu ise peygamber daima tahammül et diyecek diye, hayal ediyordu. Halbuki zülmün def edilmesi hukukun müdafaası hususunda İslamiyetin, mütecavize saygı göstermeyeceğini bilmiyordu. Böylelikle herkesin huzurunda rezil olacağını sezen eziyetçi komşu, konuyu öğrenince yalvarıp yakarmaya başladı ve adamın, eşyasını evine taşımasını rica etti. Aynı zamanda komşusunu incitecek şekilde bir şey yapmamaya söz verdi.

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Helâya Girerken ve Çıkarken Okunacak Duâ

Posted by Site - Yönetici Mayıs 23, 2007

Helâya Girerken ve Çıkarken Okunacak Duâ

Helâya Girerken ve Çıkarken Okunacak Duâ

“Enes bin Mâlik -radıyallahu anh-dan rivâyet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- def’i hâcete girerlerken:

Allah’ım pislikten ve pis şeylerden sana sığınırım, ” derlerdi.

Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Sizden biriniz helâdan çıkarken:

Benden bana ezâ veren şeyi gideren ve bana yarayacak şeyi bende tutan Allah’a hamd olsun.” desin.

.

Posted in Diger Konular, Din, Dini Konular, Dualar, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, İslam | Etiketler: | 2 Comments »

Selâmlaşma Âdabı

Posted by Site - Yönetici Mayıs 22, 2007

Selâmlaşma Âdabı

Selâmlaşma Âdabı

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz buyuruyorlar ki:

‘Binekli olan, yaya yürüyene selâm verir. Bir topluluktan birisi selâm verince, diğerlerine de kâfi gelir.’

Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. Selâm vermenin sünnet oluşu, muhtelif hadîs-i şeriflerle sâbittir. Almanın farz oluşu ise, ‘Size bir selâm verildiğinde, siz ondan daha güzeli ile (alın) selâmlayın. Yahut onu, aynen o selâmla karşılayın’ (S. Nisâ, 86) meâlindeki âyet-i kerime ile sâbittir.

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet olunan bir hadîs-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: ‘Selâmı küçük büyüğe, binekli olan yürüyene, yürüyen oturana ve az olan kalabalık olana verir.’

Amru’bnü Atâ (r.a.)’nın oğlu Muhammed (rh.) anlatıyor:

‘Abdullah ibnü Abbas (r.anhümâ)’ın yanında oturuyordum. Onun huzuruna Yemen halkından bir adam girdi ve ‘es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh’ diyerek selâm verdi. Sonra bir şeyler daha ilâve etti. O zamanlar gözleri a’mâ olan İbnü Abbas (r.a.):

‘ Bu kim? diye sordu. Oradakiler:

‘ Bu sana gelen bir Yemenli’dir, diye onu kendisine tanıttılar. Bunun üzerine İbnü Abbas (r.a.):

‘ Selâm, bereketle tamamlanır, buyurdu.

Yani selâm, ‘Ve berakâtüh’ sözü ile tamamlanmış olur. Bundan başka bir şey ilâve edilmez.

Enes ibnü Mâlik (r.a.) anlatıyor:

‘Ömer ibnü Hattâb (r.a.)’ı dinledim. Bir adam ona selâm verdi. O da selâmını aldı. Sonra adama:

‘ Nasılsın? diyerek hâlini-hatırını sordu. O da:

‘ Allâh’a hamdolsun, diye karşılık verdi.

Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.):

‘ İşte, senden istediğim budur, buyurdu.’

Bu sözüyle Hz. Ömer (r.a.); mü’minin başta akıl, sıhhat-âfiyet nimetleri, İslâm nîmeti ve Ümmet-i Muhammed’den olma nimetlerini kendisine meccânen ihsân eden Allah Teâlâ’ya hamdetmesi, ona şükretmesi gerektiğini anlatmak istedi.

Posted in Diger Konular, Din, Dini Hikayeler, Dini Konular, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İslam | Leave a Comment »

YOKSUL VE ZENGİN

Posted by Site - Yönetici Mayıs 13, 2007

20120603_194237 copy.jpggg (2)

YOKSUL VE ZENGİN

Resül-i Ekrem (s.a.a) her zamanki gibi meclisinde oturmuş ve dostları da etrafında halka şeklinde, onu bir yüzük taşı gibi ortaya almışlardı. Bu arada eski elbiseli fakir bir müslüman kapıdan içeriye girdi. İslami adetlere göre herkes her hangi mevkide olursa olsun bir oturuma girince nerede boş yer bulursa hemen oraya oturmalıdır. ‘Benim canım şurasını istiyor’ görüşüyle özel bir yere oturmak gerekmez. O adam etrafına bakındı ve boş bir yer buldu; gitti oraya oturdu. Tesadüfen ileri gelen zenginlerden birisinin yanına oturmuştu. Zengin adam elbisesini toplayarak ondan bir az uzaklaştı. Bu hareketleri izleyen Resul-i Ekrem (s.a.a) ona dönerek:
– Fakirliğinden sana bir şey geçer diye mi korktun?
– Hayır ya Resülallah.
– Servetinden ona bir pay düşer diye mi korktun?
– Hayır ya Resülallah.
– Elbiselerin kirlenir diye mi korktun?
– Hayır ya Resülallah.
– O halde niçin yanından uzaklaşıp bir kenara çekildin?
– Yanlış bir iş yaptığımı ve hata ettiğimi itiraf ediyorum. Şimdi bu hatamın telafisi ve bu günahımın keffaresi olarak servetimin yarısını bu müslüman kardeşime vermeye hazırım dedi. Çünkü ona karşı yanlış bir hareket yaptım. Beni bağışlayın ya Resülallah.
– Eski giyimli adam: Fakat ben bunu kabul etmeye hazır değilim.
– Cemaat: Niçin?
– ‘Çünkü bir gün beni de bir gururun sarmasından ve bir müslüman kardeşime, bu gün bu şahsın bana yaptığı gibi, aynı hareketi yapmaktan korkuyorum’ der.

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik, İlginç, İslam | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: