Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Şerife Şevval Kardelen’ Category

ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN

Mahlûkâta Muhabbet

Posted by Site - Yönetici Mayıs 14, 2017

Mahlûkâta Muhabbet

Mahlûkât (Hayvanlar), insana hizmet ve ibret olarak yaratılmış ve bu dünyâ hayâtında yine ona emânet edilmiştir. Bu sebeple mahlûkâta (Hayvanlara) muhabbetle yaklaşmak, insan için bir vicdan borcudur.

Arı, insana bal ikrâm etmek için yaşar.
Koyun, bütün ömrünü insana et, süt, yün ve yavru vermek uğrunda tüketir.
Kedi, köpek yine insanın emrindedir.

Cenâb-ı Hakk’ın celâlî tecellîsinin bir tezâhürü olan yılan, çıyan, akrep gibi mahluklar da azâb-ı ilâhîyi hatırlatmaları ve tabiattaki pek çok vazîfeleri sebebiyle, insana lutfedilen nîmetler cümlesindendir.
Taş, toprak, ağaç, bulut, dağ, ova hep insan için vardır.

Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur:

O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lutuf olmak üzere) size âmâde kılmıştır.Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (el-Câsiye, 13)

Hizmetimize âmâde kılınan varlıklara zulmetmek, sonunda zararı bize dokunacak olan bir ahmaklıktır.
Hayvanlara haksızlık etmek ise kıyâmette karşımıza çıkacak ağır bir vebâldir.

Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasın. Biz kitapta (levh-i mahfuzda) hiçbir şeyi eksik bırakmadık, sonra hepsi Rablerinin huzûrunda toplanacaklardır.”
(el-En’âm, 38)

MAHLUKATA MUHABBET

Diğer taraftan Hâlık’tan ötürü mahlûkâta muhabbet de, bir kulluk vazîfesidir.

Dünyâ ve nîmetlerinde diğer mahlûkâtın da hakkı vardır. Onların hakkını gasp etmek büyük bir kıyâmet hesâbıdır.

Şâir Firdevsî, Şehnâme adlı eserinde ne güzel söyler:

ميـازار مـورى كـه دانه كشست

كه جان دارد و جان شيرين خوشست

Bir yem tânesi çeken karıncayı dahî incitme! Çünkü onun da canı vardır. Can ise, tatlı ve hoştur.

Âlemlerin Efendisi, hayvanların faydasız ve sebepsiz yere, keyfî bir şekilde öldürülmesini yasaklamıştır.

Bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyurmuştur:

“Kim bir serçeyi boş yere sırf eğlence olsun diye öldürürse, kıyâmet günü o serçe feryâd ederek Allâh’a şöyle seslenir:

Ey Rabbim! Falan kişi beni gereksiz yere öldürdü, herhangi bir fayda için öldürmedi.»”
(Nesâî, Dahâyâ, 42)

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Ey Ümmet-i Muhammed Uyan! ( Uyanma Vakti Geldi )

Posted by Site - Yönetici Mayıs 12, 2017

Ey Ümmet-i Muhammed Uyan! ( Uyanma Vakti Geldi )

Uyan da bak zulmün cellâdı, zalimin korkusu, mazlumun perdedarı sen misin?

Ne oldu sana; ne oldu da bu kadar umarsız, bu kadar serseri, bu kadar duyarsız oldun…

Sen zulümle savaşırken ortaya yüreğini koyardın, yüreğin mi yaralandı en orta yerinden yoksa duygularını mı bağışladın?

Tek dişi kalmış medeniyet canavarlarının arasında yutuldun mu?

Çığ mı düştü üstüne? Sele mi kapıldın zulmün yamacında?

Odağı cehennem olan bir kuyunun dibinde misin?
Yaşıyormusun biçare yoksa ölümüsün ölüleri bile utandıran halinle…

Ey Ümmet-i Muhammed Uyan!

Uyan da bak karşındaki aynaya.
Aksin bile utanıyor karşına çıkmaya.
Sen nasıl çıkacaksın YARADANIN huzuruna?
Peygamber ‘ümmetim ümmetim’ diye feryâd ederken sen bu ümmet katliamına seyirci mi kalacaksın?
Destek olmayacak mısın kardeşine yoksa köstek olmak mı gelir işine?
Sen ki söz verdin “GALU BELA’DA“, söz verdin MEVLA’YA.
Uyan şu gafletten. Taşlar ağaçlar dile geldi, hepsi cihada gidiyor.
Uyan! Sözünü tutma vaktidir şu an.
Yedi kat yerin dibindeki ölüler dirildi, şanlı ruhlar geldiler cihada, SEN YOKSUN!
Melek’lerin gözünün yaşını sil artık.
Evliyaların, şühedaların kemikleri sızlamasın…

ARTIK UYANMA ZAMANI GELMEDİMİ EYYY MÜSLÜMANNNN!

Haydi, Ey Müslüman Kıralım Gaflet Zincirini.
Vakit artık Uyanma zamanıdır…

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Gerçeğinle Yüzleşmeye Hazır Mısın?

Posted by Site - Yönetici Mayıs 11, 2017

Gerçeğinle Yüzleşmeye Hazır Mısın?

Ey nefsim, kendi gerçeğinle yüzleşmeye hazır mısın?
Hesaptan önce hesap vermeye ne dersin?
Halkın sevgisini ararken, ALLAH’ın (cc) nefretinden emin misin?
Kendine karşı sadakatini kaybetme…
“Elest” bezmindeki ahd-ü misakını unutma…
Ey kendi başına buyruk nefsim!
Sevdaların, korkuların, kaygıların?!
Evet biraz açar mısın? Kalp ritmini zorlayan heyecanlarından bahsetsene!
Hangi limana demir attın ?
Göze gireyim derken, gözden düştüğünün farkında değilsin…
Övünmek ve saygınlık kazanmak için bu ne hırs?
Kendini beğenen nefsim şöyle demen gerekmiyor mu ?

RABBİM BENİ BANA BEĞENDİRME.

Bilmediklerine “ben bilirim” demekten vazgeçmeyecekmisin?
Hala “bilmiyorum” demeyi bir nâkısa (eksiklik) olarak mı göreceksin ?

NEFSİM !

Kitabın’a karşı neden soğuksun?
Namaza neden ağırsın?
Kardeşlerine niçin mesafelisin?
Dunyaya ve dunyalıklara meraklı, Ahiret’e duyarsızsın…
Hangi kulvarda geziniyorsun?
Başını almış nereye gidiyorsun ?
Ne zaman samimi olacaksın…

Riya ile kendine zulmetme…
Toplum içinde kıldığın namaz ile yalnız iken kıldığın namaz arasındaki farkı nasıl izah edeceksin?
Nefsim! Rabb’imin “Feveylün” (Yazıklar olsun) dediğini duymuş olman lazım…
Namazında_kendine yazık etme…
Riya bulaşan namaz başına bela olmasın…
Okuduğun Kur’an-i Kerim sana zulmetmesin…
Nice Kur’an-ı Kerim okuyanlar var ki, Kur’an onlara lanet eder.
Bunu biliyorsun. Ey kendine zulmeden nefsim!

Günah işlemekte ne kadar cesursun…
Ateşe dayanma gücünü nerden alıyorsun?
Nefsim ebedi ve ezeli düşmanına, şeytana açık veriyorsun…
Düşmanını küçümsüyorsun…
Nefsim! Niçin susuyorsun?
Çünkü suçlusun… Haydi itiraf et… Dönsene… Gel tevbeye…
Ey nefsim hala kendini temize çıkarmaya devam edecek misin?
Oysa Hz. Yusuf Nebi şöyle diyordu: “Ben nefsimi temize çıkarmıyorum.” Yusuf’un (as) yapmadığı tezkiyeyi yapıyorsun. Bak dinle Kur’an-ı Kerim ne buuruyor: “Nefislerinize tezkiye etmeyiniz.” (Necm- 32)

Ey nefsim! Kendini güvende mi hissediyorsun?
Oysa Hz. Muhammed (s.a.v), kızı Fatıma’ya (ra) güvence vermemişti… “Kızım Fatıma nefsini ateşten koru, kıyamet günü senin için elimden bir şey gelmez.
Yoksa kimsenin bilmediği güvencelerin mi var?
Hz. Muhammed’in (sav) kızına vermediği garantiyi sana veren mi var?
Nefsim topraktan geldiğini unutmuş gibisin…
Azrail (as) ile randevunu erteledin mi yoksa?

Ey yaşam hırsı ile sersem hırsım!
Hz. Muhammed’den (sav) geriye kalan neydi?

Nefsim! Mutmain misin? Samimi misin? Haydi Rabbine dön!
Sen dönmek istemesende dönüş O’nadır…
Sen Rabb’inden? Rabb’in senden razımı?
Uyarıya muhtaç nefsim, kendini müstağni görme…
Yoksa samimiyetsizliğini gizlemek için mi samimiyet edebiyatı yapıyorsun.?

EY NEFSİM! HALİS OL Kİ, HALAS BULASIN!

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 2 Comments »

Tesettürü Moda`ya Değil Ayet’e Uydur…

Posted by Site - Yönetici Mayıs 8, 2017

Tesettürü Moda`ya Değil Ayet’e Uydur…

Bizi adım adım tarihinizden, dininizden uzaklaştıran bu yapılanmayı görün artık.

Tesettürünüzü santim santim açarak iffetinizi çiğneyenlere muhabbet izhar etmeyiniz.

Sen açıldıkça, sen tessettürü modaya uydurdukça, küfür yobazları bayram yaptı. “Çağdaşlık işte bu“; “Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.” Denildi.

Bugün öyle bir noktaya gelindi ki bu hali ne Yahudilik, ne de Hritiyanlık kabul etmekte.

Hayvandan daha aşağı hayatı yaşamanın adı çağdaşlık oldu.
Hayvanlar arasında bile kıskançlık duygusu var.

Sahillerde eşlerini soyup erkeklere gösterenleri hangi vicdanla anlayacaksınız?

Gece kulüplerinde, gazinolarda sarhoş kusmukları arasında eşlerini dansa kaldıranları; resmi bayramlarda kızını bir erkekle göğüs göğüse dans ederken seyreden babaları, insaniyetin hangi özelliğiyle anlatacaksınız?

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Tesettür, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Eyy Bacım Boş Ver Kim Ne Derse Desin

Posted by Site - Yönetici Mayıs 6, 2017

Eyy Bacım Boş Ver Kim Ne Derse Desin

Unutma!
Sen Ümmet-i Muhammedin Umudusun

Sen Ey İffeti Hz. Meryem’den günümüze taşıyan hayâ ve edep timsali bacım!
Gör ki günümüz hayâdan utanan, iffeti ayıplayan, edebi aşağılayan insan müsveddesi hemcinslerinle dolu…

Hemcinslerin, şeytanın süslü ve cazibeli gösterdiği hayatların gönüllü cariyeleri, şehvetperest çağdaşların doymak bilmez nefs sofralarının mezesi, yitirilen kadınlık onuruyla veyl deresinin yolcusudurlar bugün…

İşte sen, günümüze iffet güneşi olarak doğmak zorundasın bu yüzden…

Allah’ın (cc) sana emrettiği tesettürünle, tesettürünü tamamlayan hayâ ve edebinin çevreye salacağı ışığınla şeytanın karanlığa gömdüğü kadınlık onurunu diriltmelisin yeniden…

Senin yaydığın hayâ ışığından rahatsız olanlar, insanlığın kurtuluş ümidi olmanı engellemek için hassas kalbinin kaldıramayacağı eza ve sıkıntılar vereceklerdir sana…

Öyle ki, varisi olduğun Meryem annemiz gibi; “keşke ben bundan önce ölmüş olsaydım da unutulup gitseydim” temennisinde bulunacaksın belki de…

Ama yine de Allah’ın dinini yaşarken yaşadığın zorlukları Rabbine sunacağın bir hediye ve imanını güçlendiren bir takviye olarak görmeli, Allah’ın her an yanında olduğunu bilerek “…mahzun olma, çünkü Allah bizimle beraberdir… diye fısıldamalısın yüreğine…

Tıpkı Meryem annemiz gibi adak olmalısın Allah’a, Allah’ın dinine ve Allah’ın Peygamberine… Sanki Hz. Zekeriya’nın mübarek elinde yetişen güzel bir bitki’ misali açmalısın çağımızın edep ve hayâdan nasipsiz kalmış çöllerinde…

Görevin ağır senin, çünkü çürümüş toplumu tedavi edecek, karanlığa gömülmüş gönülleri aydınlatacak, yolunu kaybetmişleri selamet sahillerine ulaştırmak için kılavuz görevini üstlenecek, dalalet bataklığına düşmüşlere hidayet ipini sarkıtacak İsa’lara (as) annelik yapacak sensin yine…

Ey müslüman bacım!
Sen ümmetin yarısısın, Diğer yarısını da doğuransın, Dolayısıyla sen, Ümmetin bütünüsün. Sevdan ulvi, görevin kutsal, hedefin mukaddestir senin! Her zamankinden daha muhtaçtır bugün insanlık sana ve her zamankinden daha bir iştiyakla bekliyor seni…

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Dini Nİikah İle Resmi Nikah Arasındaki Fark..

Posted by Site - Yönetici Nisan 30, 2017

Dini Nİikah İle Resmi Nikah Arasındaki Fark..
( Sadece Resmi Nikah Yeterlimidir )

İslam’da müslüman olan kişilerin evlenmek için nikahlanmaları farzdır ve farz olan nikah dini nikahtır. Rasmi nikahı ve dini nikah arasındaki farklar oldukça belirgindir, sizlere bu farkları hemen anlatalım. Cumhuriyet kurulana kadar İslam yasaları ile yönetilen Osmanlı Devleti’nde de esas olarak dini nikah alınmış, evlenen kişilere sadece dini nikah kıyılmıştır. Cumhuriyetten sonra ise medeni hukuk sistemine geçilen ülkemizde esas olarak resmi nikah kıyılmış, imam nikahına ise devlet karışmamıştır. Yani imam nikahı kıyıp kıymamak kişilerin dinlerine ve inançlarına bağlı bir durumdur. İmam nikahı ve resmi nikah arasında bulunan farklar dini nikahın ayrıca kıyılmasını gerektirir.

Bazı İslam ülkelerinde kıyılan resmi nikah, dini nikaha yakın, ondan esinlenilerek oluşturulan nikahtır. Yani dini nikah ne gerektiriyorsa resmi nikahta da o yapılır ve sadece evlilik sonucunda işlem resmi belgelerle kayıt altına alınır. Bu gibi bir nikah sonrasında dini nikahı tekrar kıymak gerekmez. Çünkü dini nikahta olması gereken şartlar resmi nikahta da yapılmış, akit eksiksiz olarak tamamlanmıştır.
Fakat ülkemizde kıyılan resmi nikah dini nikahın yerini tutamaz. Bu nedenle resmi nikahtan sonra ya da önce, gelin ve damat yakınlaşmadan bu nikah kıyılmalıdır.Dini nikah kıyılmadan aynı evde kalmak, aynı yatağa girmek ve ilişkide bulunmak zina sayılır. Dini nikah ile resmi nikahın en belirgin farkları şunlardır:

Dini nikahta mehir en büyük şartlardan biriyken resmi nikahta böyle bir şey söz konusu değildir.

Dini nikahı kıyılan çiftlerde kadının boşanmaya hakkı yoktur, ancak mehir olarak eşinden boşanma hakkı talep edebilir. ☡Resmi nikahlı olan kadının boşanma hakkı vardır.

Dini nikah sırasında ayet ve hadisler söylenir, vekil imam nikah duasını okuduktan sonra nikah tamamlanır. Resmi nikahta dua ve ayet okunmaz.

Dini nikahta tarafların şahitlerinden bir erkek şahit olması zorunludur. Fakat resmi nikahta kadın ve erkek eşittir, bu da dine ters düşer.

Vekil imam taraflara (zevc-zevce olarak kabul ettinmi diye sorulur) gelin ve damatta “ettim” diye cevap vermesi gereklidir☡.Eredim veya ediyorum gibi ifadeler bile nikahı sahih etmezken resmi nikahta “evet” demesi geçerli sayılır.

İmam “akdiniz mübarek olsun” diye söyler resmi nikahtada “belediye başkanlığının bana verdiği yetkiyle” diye söyler.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Nikah, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Bizim Davamız İslam Davasıdır.

Posted by Site - Yönetici Nisan 26, 2017

Bizim Davamız İslam Davasıdır.

Dava Bilal (ra) gibi kızgın kumlara ve taşlara rağmen Allah diyerek ölmektir…

Dava Yusuf (as) gibi imtihana göğüs germek…

Köle olarak girdiği zindandan Peygamber olarak çıkmaktır..

Hamza (ra) gibi binlerce can feda etmektir…

Dava “Hizmet muvaffak olsunda vardın bizim yerimiz caminin pabuçluğu olsun” diyebilmrktir.

Dava Halit bin Ziyat gibi şehitlere karışmak….

Dava Ebu Bekir (ra) gibi sadakat ister…

Cenneti değil yalnız Allahın rızasını diler…

Dava sahabe açken karnına iki taş bağlayan peygamberin davasıdır….

Dava atılan taşları tutup güller sunmaktır….

Dava düşman olarak girilen kapıdan dost çıkmaktır…

Dava bırakılan emaneti canı gibi korumaktır…

Dava Sümeyyenin (ra) örtüsü için canını vermesi Allaha canlarla gitmesidir…

Dava adaletin sevginin aşkın dostluğun sadakatin annesidir..

Dava seksen yaşında bile olsa Allahtan şehadeti dileyen Ebu Eyübel Ensarinin (ra) mücadelesidir…
(RIDVANÜLLAHİ ALEYHİM ECMEİN)
Dava ezanlarda tek yürek olmak secdelerde Allaha varmaktır…

Ebu Cehillere dur deme…

Zalimlere göğüs germe…

Zülme direnme haklının yanında haksızın
karşısında olmaktır…

Dava bir yetim görüldü mü koruma ve okşama Rasulün bile bir yetim olduğunu unutmama davasıdır…

Bu dava gönül ister çokluk değil, birlik ister bu dava yüreğiyle Sevgiyle devleşerek iman ister…

Dava safını belirlemek imanını güçlendirmek senin rızan için bende buradayım Ya Rabbi diyebilmektir..

Dava çakıl taşları kadar denizler kadar çok günahı bile olsa onu affederek bir Allaha sahip olduğunu bilme davasıdır….

Allah (cc) sabrımızı daim, azmimizi baki, Davamızı mübarek kılsın

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

Kutlu Doğum Haftası Nisan Değil Rebiü’l Evveldir.

Posted by Site - Yönetici Nisan 21, 2017

Kutlu Doğum Haftası Kandırmacası.

Son 20 senede Türkiye’de icat edilen Kutlu doğum haftası etkinlikleri Bid’attir.

Efendimiz (sav), Rebiul evvel hicri ayının 12 gecesinde düyaya teşrif ettiler.
Bugün ise 23 Recep 1438 ..

Biz müslümanlar dini bayramları, Kandilleri, Haccı miladi takvime göre değil hicri takvime göre idrak ederiz.

Bu Peygamber efendimiz, ashab-ı kiram, tabiin, tebe-i tabiin dönemlerinde ve daha sonra dünyada islam’ın sancaktarı Selçuklu ve Osmanlı zamanlarından beri böyledir.

Bu günlerde ortaya çıktıki fetö alçağının doğum günüde nisanın 23 olduğu için kendi avaneleri tarafından icad edilmiş (dolayısıyla kendi doğum gününü kutlatmaktadır) bir bid’attir.

Fetullah ile aynı çanaktan yallanan yaşar nuri öztürk, zekeya beyaz ve bazı siyonizmin uşklarından sözde ilahiyatcılar bir ara şöyle diyorlardı “hac mevsiminde herkesin sıkış sıkış olmasına gerek yok diğer zamanlardada hac yapılabilir, gündüzün uzun olduğu zamanlarda oruc tutmaya gerek yok günün kısa günlerinde tutulsun vs.” gibi dillendirmişlerdi…

Bu miladi takvime göre Peygamber efendimizin teşriflerini kutlamanın varacağı yer diğer mübarek gün ve gecelerin miladi olarak kutlanmasına kadar gider..

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

Hz. Halime Validemizin Evinin bulunduğu yer

Posted by Site - Yönetici Nisan 12, 2017

Hz. Halime Validemizin Evinin bulunduğu yer

Peygamber efendimiz (s.a.v)’min Süt Annesi Hz. Halime Validemizin Beni Seleme Yurdundaki Evinin bulunduğu yer.

Cebrail ( a.s.) Peygamberimizin kalbini bu evin yakınlarında kuzuları otlatırken bir ağacın gölgesinde tefekkür ederken zemzem ile yıkamıştır.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Sosyal Medya Utancımız

Posted by Site - Yönetici Mart 7, 2017

sosyal-medya-utancimiz

Sosyal Medya Utancımız

“Seyahat edin ki, sıhhat bulasınız” şeklinde halk arasında da sıkça kullanılan bir hadis-i şerif vardır.
Şimdilerde bu hadisin Müslümanların hayatına yansıması epey farklı şekillerde oluyor:
Seyahat et ki, fotoğrafını çekesin!
Seyahat et ki, Facebook’tan konum güncellemesi yapasın!
Seyahat et ki, Instagram’da resim paylaşasın!
Seyahat et ki, yediğin içtiğin sofranı WhatsApp gruplarına atasın!
Seyahat et ki, en abartılı duygu ve hislerini duyurasın!
Seyahat et ki, “Falanca ile filanca, falan yerde, karnı tıka basa doymuş hissediyor” diyebilesin!
Seyahat et ki, “Eşimle el-ele çok aşık hissediyorum” diyebilesin!

Ve daha neler neler..
Sosyal medyada dolaşmaktan utandığım kadar sokakta dolaşmaktan utanmıyorum!
Sokaklar çoğunlukla gayr-i İslami yaşayışları olan insanlarla dolu ve onların her yaptıkları kendilerince tutarlı, makul.. Fakat bizim Müslüman mahalleye neler oluyor böyle?
Allah aşkına söyler misiniz, hangi ara bu kadar gösteriş meraklısı olduk?
Hangi ara, kendimizden başkasını düşünmez olduk?
Hangi ara, kendimizi insanların gözüne gözüne sokmak için uğraşır, didinir olduk?

***
Hatırlıyorum da, biz küçükken annem hiçbir şekilde dışarıda bir şey yememize müsaade etmezdi..Eve gelinceye kadar bekler ve ne yiyeceksek evde yerdik.. Daima “Başka çocukların canı çeker.” derdi annem.. “Siz onlar yerken gördüğünüzde canınız istemiyor mu? O halde kendimiz için istemediğimizi başkaları için yapamayız.” Örneğin sevdiğimiz bir yere gideceğimizde arkadaşlarımızı davet etmemize imkan yoksa, onlara söylememizi istemezdi. “Keşke onları da davet etme imkanımız olsaydı. Şimdi söylersek onlar da gelemedikleri için üzülür, annelerine sıkıntı yaparlar” derdi..
Kardeşlerimizden biri, diğerlerinden ayrı olarak diyelim ki babamla gezmeye gitmiş olsa, ola ki ağzından ne yediğini, içtiğini kaçıracak olsa annem-babam hemen müdahale ederlerdi; “Yavrum yediğin şeyden kardeşlerine getirebildin mi? Getiremedin. O halde neden söylüyorsun?”

Sadece bu kadar da değil.. Babamın her seyahat dönüşünde hatıralarını dinlemek için yanına oturur toplanırdık. Annem; “Yeyip içtiklerin senin olsun, gezip gördüklerini anlat” diye sözü açardı.. Babamın anlattıkları da daima tanıştığı yeni müslümanlar, misafir olduğu güzel aileler, varsa o ailelerin çocuklarıyla ilgili hatıralar, görmüş olduğu yerlerdeki güzelliklerde hissettiği Allah’ın kudreti, nimeti vs. şeyler olurdu..
Yani denmek istenirdi ki; “Evladım sen kuru bir cesetten ibaret değilsin! Cesedinle ilgili eften püften şeyleri gündem haline getirdikçe çürür, kokuşursun. Fakat merkeze ruhunu alırsan, kainata o ruhla, o basiretle bakarsan, ruhunu yüceltirsin. Onun için daima ruhun ve maneviyatın peşinde ol.”
Şimdi kimse “Ama sizin aileniz başka” muhabbeti yapmasın lütfen.. Önceden pek çok aile böyle idi.. Çünkü “bir başkasını düşünerek hareket etme” hissiyatı sadece bir İslam kültürü değil, aynı zamanda Osmanlı’nın da ciddi şekilde önem verdiği şeylerdendi..
Bundan 50 yıl önce bir adam yediğini içtiğini anlatacak, resimlerini paylaşıp gösterecek olsa, milletin maskarası olur, dillere düşerdi.. Ne görmemişliği kalırdı ne had bilmezliği, ne düşüncesizliği ne de patavatsızlığı..

Ama şimdi durmadan beğeni butonuna tıklansın, yorumlarda tebrikler, alkışlar, ıslıklar havada uçuşsun..
Hepimiz aynı olduğumuz için bu rezilliğimiz göze batmıyor, farkında mısınız?
Göre göre alıştık artık.. Önceleri garipserken, az biraz tuhaf gelirken, şimdi kendimizi aynı şeyleri yaparken bulduk..
Beğenildikçe de doğru istikamette olduğumuzu sandık..
Merak ediyorum; paylaştığı fotoğrafın onca arkadaşı veya takipçisi tarafından nasıl bir hisle görüleceğini düşünüyor mu o kişi? Eşiyle vıcık vıcık muhabbet ederken (vıcık vıcık diyorum çünkü evde öyle olmadıklarını hepimiz biliyoruz) kaç tane bekar arkadaşı var, boşanmış yada eşiyle bir türlü duygusal ritmi tutturamamış?
Çocuklarının birbirinden tatlı hallerini paylaşırken, yıllardır çocuğu olmayanları, çocuğu engelli olanları, daha 2 yıl önce yavrusunu kaybeden o anneyi düşünüyor mu?

Yediğini, içtiğini, gezdiğini, dolaştığını paylaşırken, maddi imkansızlıkları yüzünden onları yapamayan veya gurbette olan kardeşlerini düşünüyor mu?
Etmeyelim, eylemeyelim arkadaşlar.. Bizim yüzümüzden bir garibin, bir imkansızın gönlüne bir iştah düşse, kalbine bir hasret çökse, hayıflansa, yakınsa, halinden şikayetçi olsa, bize bakıp da hayatından mutsuz olsa, eşini yetersiz bulsa, çocuğunu ötelese nasıl hesabını veririz bütün bunların?
Rabbimiz; “..Onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları her izi/tesiri yazarız” (Yasin 12) buyuruyor.

Anlattıklarımızın, paylaştıklarımızın ve gösterdiklerimizin, sosyal medyadaki etkileşimlerinden daha çok kalplerde bıraktığı izleri ve tesirleri düşünmek zorundayız.

Yoksa işimiz zor!
Biz Müslüman hanımlar olarak gezdiğimiz gördüğümüz mekanları, yediğimiz içtiğimiz şeyleri, eşlerimizle, çocuklarımızla mutlu pozlarımızı paylaşmaktan Allah’a sığınırız. Allah, öyle düşüncesiz bir davranışta bulunmaktan bizi muhafaza eylesin..
Sizin bu anne-baba-kardeş-evlatlarınızla fotoğraflarınızı paylaştığınızda kaç şehit hanımı var, siz biliyor musunuz?
Kocası haksız yere hapsedilmiş kaç hanım var?
Şu an hala eşi cihadda veya gurbette olan ve aylardır eşlerini göremeyen kardeşlerimiz var..
Baba sesine hasret çocuklar var..
Eşi işsiz olan, asgari ücretle çalışan, kendisi çalışmak zorunda kalan, ev kirasını nasıl ödeyeceğini düşünen, ayın sonunu zorlukla getirmeye çalışan kardeşlerimiz var..
Allah aşkına nelerden bahsediyoruz?
Güllük gülistanlık bir dünya mı burası?
Etrafımızda onca savaş mağduru var görmüyoruz, peki gözümüzün önündeki kardeşlerimizi de görmeyecek kadar kör müyüz?

Facebook – Takva
Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: