Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Dini Hikayeler’ Category

Hz. Yusuf’un Dostu

Posted by Site - Yönetici Ağustos 1, 2015

Hz. Yusuf'un Dostu,Mesnevide Geçen Hikayeler

Hz. Yusuf’un Dostu

Çok uzaklardan, şefkatli bir dostu Hz. Yusuf’a ziyaret için geldi. Misafiri oldu. Hz. Yusuf, çocukluk arkadaşıyla oturup sohbete başladı. Hz. Yusuf’un kardeşlerinin kıskançlığından, kuyuya atmalarından, zindanda geçen yıllardan, çekilen sıkıntıların sonunda ilâhî yardımın yetişmesinden, uzun uzadıya konuştular.

Sonunda Yusuf aleyhisselâm misafirine sordu: ”Dostun kapısına eli boş gitmek, değirmene buğdaysız gitmek gibidir. Bize ne hediye getirdin?
Misafir utana sıkıla, ”Sana armağan getirmek için birkaç şeye baktım, fakat hiçbirini sana lâyık görmedim. Altın madenine, altın kırıntısı götürülemez. Denize bir damla su hediye verilmez. Sana gönlümü ve canımı getirdim desem, Kirman’a baharat satmaya gitmiş gibi olurum. Senin güzelliğinden başka, Mısır ülkesinin ambarında
olmayan bir şey yok.

Ey gözümün nuru Yusuf’um! Sana armağan olarak ayna getirdim. Güneş gibi parlayan güzelliğine baktıkça, sevinir beni hatırlarsın. Zaten güzeller, hep aynaya bakar” dedi. Koltuğunun altından çıkardığı aynayı Yusuf’a sundu.

***
Cenâb-ı Hak mahşer gününde insanlara, ”Kıyamet günü için, ne armağan getirdiniz?” diye soracak. Eğer o güne inanıyorsan, inkâr etmiyorsan, neden hazırlık içerisinde değilsin?
Azıcık olsun yemeyi içmeyi bırak da Hak’la buluşacağın gün için bir armağan hazırla. Geceleri az uyuyanlara katıl. Seher vakti günahlarının bağışlanmasını dileyenlerden ol.

Sûfîlerin Yeri

Padişahların meclislerinde, sol tarafa, yiğitler, pehlivanlar, kahramanlar oturur. Çünkü yiğitlik ve cesaret duygusunun yeri olan yürek, insan bedenin sol tarafındadır.

Hesap, kitap ve yazma işiyle uğraşanlar ile idareciler padişahın sağ tarafında otururlar. Kayıt tutmak, yazı yazmak, defter taşımak sağ elin işidir.

Sûfîlere ise padişahın karşısında yer verirler. Zira sûfîler, canın aynasıdır. Aynaya bakmak, karşısında olmakla mümkündür. Ayna ruhu parlatır, kalbi kuvvetlendirir.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Yusuf, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Sağırın Hasta Komşusunu Ziyaret Etmesi

Posted by Site - Yönetici Temmuz 31, 2015

Sağırın Hasta Komşusunu Ziyaret Etmesi

Sağırın Hasta Komşusunu Ziyaret Etmesi

Komşuluk ilişkilerine ve insanlığa önem veren bir zat, tanıdığı bir sağıra, komşusunun hasta olduğunu haber verdi.

Bunun üzerine o sağır, komşusunun hatırın sorması gerektiğini, fakat bu sağır kulakla nasıl yapacağını düşündü. Kendi kendine, ”İnsan hasta olunca sesi de zayıflar. Komşudur gitmek lâzım. Fakat, söylediklerini bu kulakla duymam mümkün değil. En iyisi dudakları kıpırdayınca söylediklerini tahmin eder, ona göre konuşurum” dedi.

Ziyarete gittiğinde komşusuyla arasında şöyle bir konuşma geçebileceğini düşünerek, hazırlık yaptı. ”Ey benim dertli komşum! Nasılsın?’‘ derim. O da bana, ”İyiyim, hoşum” der. Ben, ”Allah’a şükürler olsun” derim.
Sonra ne tür yemekler yediğini sorarım. O da herhalde bana, ”Şerbet içtim veya mercimek çorbası yedim” der. Ben de, ”Afiyet olsun’‘ dedikten sonra, tedavi için hangi doktorun geldiğini sorarım. O, ”Filan hekim” deyince, ”O doktorun ayağı çok uğurludur. İşini bilen biridir. İyi ki onu çağırmışsınız. O doktorla hastalığın iyileşti sayılır” derim.

Sağır kafasında kurguladığı bu senaryoya göre komşusunun ziyaretine gitti. Selâm verip bir köşeye oturduktan sonra, ”Nasılsın komşum?” diye sordu. Hasta, ”Çok fenayım, ölüyorum.” Sağır, ”Allah’a şükürler olsun” deyince, hastanın canı sıkılır. Komşusunun bu sözü onu kırar. Şükrün sırası mı diye düşünürken, sağır sorar: ”Ne yiyorsun?” Hasta o kızgınlıkla, ”Zehir zıkkım” diye cevap verir. Sağır yine önceden tasarladığı gibi tebessüm ederek: ”Afiyet olsun” der. Bunun üzerine hasta iyice sinirlenir, fakat belli etmez.

Sağır sormaya devam eder: ”Tedavi için hangi hekim geliyor?
Artık dayanamayan hasta bütün öfkesiyle, ”Kim gelecek? Azrâil geliyor. Sen nasıl komşusun? Defol git başımdan” diye bağırır. Bunun üzerine sağır olanca sakinliğiyle, ”O mu geliyor? Onun ayağı çok uğurludur. Sevin neşelen. Hastalığın iyileşti sayılır” diye cevap verir.

Hasta, böyle bir komşusu olduğu için çok üzülür. ”Meğer biz bu komşuyu tanıyamamışız. Can düşmanımızmış” diye düşünür.

Sağır, bir müddet sonra müsaade isteyerek kalkar ve komşuluk hakkını ödediğini düşünerek sevinçle komşusunun evinden ayrılır.

Sağır vazifesini yapmanın mutluluğuyla evine giderken hasta komşusu, onun hakkında, ”Hasta ziyareti hatır sormak, gönül almak için yapılır. Adam hatırımızı kırdığı gibi, hastalığımızı artırdı” diye düşünmektedir.

***

Bu kıssadan anlamamız gereken:

Sağır, komşusunu Allah rızâsı için değil, âdet yerini bulsun diye ziyaret ediyor. Sevap işlediğini zannederek ayrılıyor.
Halbuki, komşusunu teselli edemediği gibi, dostluklarının bozulduğunun farkında değil.
Bunun gibi kulun ihlâsla yapmadığı ameller de Allah katında aynı neticeyi verir. Gösteriş olsun diye yapılan işler, kulu gizli şirke düşürebilir.
Sevap yerine günah kazandırır.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hikâye – Şeytan ve Kalb

Posted by Site - Yönetici Temmuz 23, 2015

rose-flower-wallpaper copy.jpgfgtr

 Şeytan ve Kalb

Adamın biri Sehl bin Abdullah (r.h.) hazretlerinin huzuruna geldi. Ve ona;
-“Hırsızın biri evime girdi ve bütün eşyalarımı çaldı,” dedi.
Sehl bin Abdullah (k.s.):
-“Allâhü Teâlâ hazretlerine şükret!” dedi.
{Orada olanlar şaşkın şaşkın baktılar ve şöyle izah etti:)
-“Eğer hırsız senin kalbine girmiş olsaydı; (kalblere giren) o hırsız şeytandır; (ve şeytan) senin tevhidini (inancını) bozsaydı; o zaman ne yapardın?”…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/388.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şeytan | Leave a Comment »

H.z. Ömer Zamanında Çıkan Yangın

Posted by Site - Yönetici Haziran 13, 2015

20120603_194237 copy

H.z. Ömer Zamanında Çıkan Yangın

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Medine’de büyük bir yangın çıktı. Ateş taşları dahi, kuru odun gibi yakıyordu. Binaları ve evleri saran ateş havada uçan kuşların kanatlarını tutuşturuyordu. Şehrin yarısı alevlere teslim olmuştu.

Ateşe kova kova su verilmesine rağmen bir faydası olmuyor, ateş inadına artarak devam ediyordu. Halk yangını söndüremedi.

Çaresiz kalınca koşarak Halife Hz. Ömer’in yanına gitti. ”Yâ Ömer! Bu yangın su ile sönmüyor” dediler. Hz. Ömer, ”O ateş Allah’ın işaretlerindendir. Alevleri böyle coşturan sizin cimriliğinizdir. Suyu bırakın da yoksullara yardımda bulunun.
Cimrilikten tövbe edip, cömert olun” dedi.

Halk, ”Yâ Ömer! Bizim kapımız herkese açıktır. Yardım etmekten hoşlanan cömert kişileriz” deyince; Hz. Ömer, ”Siz verdiğinizi, Allah için vermiyorsunuz. Gayeniz gösteriş yapmaktır. Yerleşmiş bir geleneğiniz var. Âdet yerini bulsun diye yardım ediyorsunuz.

Allah’ın kabul edip etmeyeceğinden çekinerek, korkarak bağışlanmayı dileyerek verin ki, Allah size merhamet etsin” dedi.

***
Yardım ve sadaka, Allah rızâsı için gerçek ihtiyaç sahiplerine verilmelidir.

Haram işlerde harcayacak olana, yardım verilmemelidir.

İhlâsla erbabına yapılmayan yardımlar, belâyı defetmez.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hikaye – Allah Sevgisi

Posted by Site - Yönetici Mayıs 24, 2015

Hariciler Kimdir ,Al-Hamdu-Lillah-by-Muslima78692-on-DeviantART1 copy

Hikaye – Allah Sevgisi

Mâlik bin Dinar (k.s.) hazretlerinden rivayet olundu:
Basra sahralarına girdim.
Birden Sa’dûn el-Mecnûn karşılaştım. Ona;
-“Halin nasıl (nasılsın)?” diye sordum. 0:
-“Ey Malik! Sabah ve akşam uzun bir sefere hazırlıksız ve azıksız olarak çıkmayı murad eden ve kullar arasında hükmeden âdil Rabbin huzuruna çıkarılacak olan kişinin hâli nasıl olur?” dedi.
Sonra da şiddetli bir şekilde ağlamaya başladı. Ona sordum:
-“Seni ağlatan nedir?” 0:
-“Vallahi! Ben, dünya hırsından ölüm korkusundan ve belâların gelmesinden dolayı ağlamıyorum!
Lakin ben, salih bir ameli kendisinde güzelce işlemeden geçen ömrüme ağlıyorum!” dedi.
Beni ağlattı! Vallahi, azık azlığı, kurtuluşun uzaklığı ve geçitlerin çetin oluşu beni ağlattı. Ve bundan sonra bilmiyorum cennette mi olacağım yoksa cehennemde mi!
Ben ondan hikmet dolu sözler işittim. Ona;
-“İnsanlar, senin deli olduğunu zannediyorlar?” dedim. O:
-“Ben deli değiliml Lakin Mevlâm’ın sevgisi kalbime ve içimdeki uzuvlarıma karıştı ve hatta etim, kanım ve kemiklerimin arasında akıp dolaştı...” dedi.
Sevgiliye Giden Yol

(Hafız k.s. hazretleri buyurdular:)
-“Leylâ’nın evinin yolunda, bir çok hatıralar vardır.
0 yola ayak tepmenin şartı mecnûn olmaktır.
Kervan yol aldı gitti.
Sen hâlâ uykudasın
Çöl senin önünde kaçıp gidersin.
Yolu kimden soracaksın; ne yapacaksın?.”
.
Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/397-398
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hikâye (Dünya ve Ahiret)

Posted by Site - Yönetici Mayıs 7, 2015

Hikâye (Dünya ve Ahiret)

Hikâye (Dünya ve Ahiret)

Bağdât’lı bir Kadı, vezîr gibi hizmetçi ve haşmetiyle külhanın bulunduğu bir sokaktan geçiyordu. Külhancı ortaya çıktı. Külhancı bir Yahudî olup, cehennem? sûretindeydi. Yüzü katran gibiydi. Etrafından sanki katran akıyordu. Külhancı Yahudî hemen gelip; Kadı efendinin atının yularından tuttu. Ve:
-“Ey Kadı Efendil Allâhü Teâlâ hazretleri, seni kuvvetlendirsin; Peygamberinizin; hadis-i
-“Dünya mü’minin hapsi ve kâfirin cennetidir!” şeriflerinin manâsı nedir?”
Görmüyor musun dünya senin için cennet oluyor. Sen Müslüman ve Muhammedi olduğun halde sanki cennette yaşıyorsun?

Dünya benim için bir hapishane!

Ben kâfir ve Yahudî olduğum hâlde sanki zindandayım?”
Halbuki hadis-i şerif bunun aksine delâlet etmektedir?” diye sordu.

Kadı efendi cevâp verdi, kendisi dünyanın fazıllarındandı:
-“(Ey külhancı!) Allâhü Teâlâ hazretlerinin bana vermiş olduğu dünya ziyneti, zenginliği ve haşmeti, Allâhü Teâlâ hazretlerinin cennette bana vaad ettiği nimetlere nispetle bir zindandır. Ve senin için hazırlanmış olan cehenneme nispetle burası da senin için bir cennettir…” dedi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/344.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

ONLARA SEN CEVAP VERECESIN !

Posted by Site - Yönetici Mayıs 4, 2015

ONLARA SEN CEVAP VERECESIN !

ONLARA SEN CEVAP VERECESIN !

Harun resid`e her sene Bizans inparatorlugundan vergi olarak kulliyetli miktarda para ve mal gelirdi. Bir sene, alimlerle munazara etmek uzere, ruhbanlar gønderdiler. Eger , bizi yenerlerse, onlara vergi vermeye devam ederiz, yoksa vermeyiz, dediler.

Dørt yuz Hristiyan gelmisti. Halife, butun alimlerin dicle nehri kenarinda toplanmalarini emretti. Sonra, imam safii`ye : ” Onlara sen cevap vereceksin ” dedi.Dicle`nin kenarina toplandilar.

Imam safii (r.h.) seccadeyi omuzuna alip, nehre dogru yurudu. Seccadeyi suyun uzerine atip, uzerinde oturdu ve : ” Benimle munazara etmek isteyenler buraya gelsin. ” dedi. Bu hali gørunce, hepsi musluman oldular. Bizans imparatoruna, gønderdigi adamlarin imam safii`nin elinde Musluman olduklari haberi gidince, imparator ” iyi ki, o adam ( imam-i safii) buraya gelmedi. Eger buraya gelseydi, buradakilerin hepsi Musluman olurlardi ” dedi. ( Mevzuatu`l ulum)

Fazilet takvimi 05.08.2008

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Dünya ve Ahiret – O gence söz verdiğin köşkü ve yetmiş katı ziyadesiyle verdik!

Posted by Site - Yönetici Nisan 21, 2015

Mâlik bin Dinar,Dini hikayeler,ibretlik hikayeler,ilginc hikayeler,sennet saraylari,cennet koskleri,Cafer bin Süleyman,endulus-

Dünya ve Ahiret – O gence söz verdiğin köşkü ve yetmiş katı ziyadesiyle verdik!

Cafer bin Süleyman (r.h.) buyurdular:
Ben ve Mâlik bin Dinar ( k.s.) hazretleri, Basra’ya uğradık. Şehrin sokaklarında gezerken bir sarayın yapılmakta olduğunu gördük. İmâr ediliyordu. Güzel bir genç, sarayın inşaatında çalışan işçilere emrediyordu. 0 genç;
-“Yapın! İşleyin!,” diyordu.
Yanına vardık. Kendisine selâm verdik. Selâmımızı aldı. Mâlik bin Dinar (k.s.) hazretleri ona sordu:
-“Bu sarayın inşaatına ne kadar altın harcamayı niyet ettin?” O: -“Yüz bin altın harcamaya niyet ettim!” dedi. Mâlik bin Dinar (k.s.) hazretleri ona:
-“Sen bu malı bana vermez misin? Ben onu hakkı olan yere koyayım (harcanması gereken yerde harcayım) ve onun yerine Allâhü Teâlâ hazretleri katından bu saraydan daha hayırlı bir saray tazmin edeyim. Öyle bir saray ki, vildânları, hizmetçileri, kubbeleri, çadırları ve güzel bahçeleri bulunsun. Kubbe ve haymaları kırmızı yakuttan olup, cevher ile süslenmiş olsun, toprağı zaferan, harcı miskten olsun. 0 sarayın binasına hiçbir el değmemiş olsun ve onu hiçbir usta bina etmemiş olsun. O sarayı; noksan sıfatlardan temiz Celil Teâlâ hazretleri, “ol” dedi oda oluverdi….” dedi.
Mâlik bin Dinar (k.s.) hazretlerinin bu sözleri, gence tesir etti. Söylenen parayı hazırladı. Kalem ve kağıt getirtti. Sonra yazdı:
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adı ile…
Bu (yazılı senet) Malik bin Dinar’ın falan oğlu falana olan taahhüt ve tazminidir. Hiç şüphesiz ki, ben Allah katında senin bu kasrına (sarayına) karşılık bir saraya kefilim. Sıfatı (şekil ve yapısı) benim vasfettiğim gibidir ve hatta daha ziyâdesini vermek Allah’a kalmıştır. Senin bu malın karşılığında, senin bu sarayından daha geniş ve daha güzel bir sarayı, cennette satın aldım. Koyu bir gölgede ve Aziz ve Celil’e yakın olarak…”
Sonra o yazılanı dürdü ve o gence verdi. Ve o gençten almış olduğu …bin altını da fakir fukaraya (Allah yolunda) infak etti. Hepsini dağıttı. Kırk gün sonra o genç öldü. O genç varislerine, Malik bin Dinar hazretlerinin kendisine yazmış olduğu mektubu bedeniyle kefeninin arasına koymalarını vasiyet etti.
O gencin vefat ettiği gece Malik bin Dinar (k.s.) hazretleri (namaz kıldığı) mihrabının üzerine konulmuş bir mektup gördü. Onu eline aldı, açtı. Mürekkepsiz yazılmış bir mektup idi. Ve şöyle yazılıydı:
Bu (belge), Aziz ve Hakîm olan Allah tarafından Malik bin Dinar’a (gönderilen bir) beraattır. O gence söz verdiğin köşkü ve yetmiş katı ziyadesiyle verdik!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/345-346

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Gerçekten İbretlik Bir Kıssa.

Posted by Site - Yönetici Nisan 9, 2015

Gavs-ı A'zam Abdülkadir Geylânî hazretleri

Gerçekten İbretlik Bir Kıssa.

Gavs-ı A’zam Abdülkadir Geylânî hazretlerinden güzel bir hatıradır:

Abdülkadir Geylânî Hazretleri, Ebû sâid Abdullah ve lbnü’s-Sakkâ İlim öğrenmek için Bağdat’a geldiler.
Yusuf ül-Hemedanî Hazretlerinin, Nizâmiyye Medresesinde vaaz ettiğini duymuşlardı. Bunlar onu ziyaret etmeye karar verdiler.

İbnü’s-Sekkâ: “Ona bir soru soracağım ki. cevâbını veremeyecek.” Ebû Sâid Abdullah; ” Bende bir soru soracağım. Bakalım cevap verebilecek mi?” Abdülkadir Geylânî Hazretleri; ” Allah korusun… Ben o büyük zât’a nasıl soru sorarım. Sâdece huzurunda edebimle durur, beklerim. Kulak veririm hikmet dolu sözlerine, onu görmekle şereflenir ve bereketlenirim,” dedi.

Yusuf Hemedânî Hazretlerinin bulunduğu yere gittiler. O anda orada yoktu. Biraz beklediler. Yusuf Hemedânî Hazretleri geldi. Onlar konuşmadan kendisi söze başladı: İbnüs-Sekkâ’ya:
-“Yazıklar olsun sana ey İbnü’s-Sekkâ! Demek bana cevâbını veremeyeceğim bir suâl soracaksın hâ! Sormak İstediğin suâl şudur. Cevâbı şöyledir. Ben görüyorum ki, senden küfür kokusu geliyor.” Sonra Ebu Said’e döndü;
-“Sen bana bir sual soracaksın ve bakacaksın ki, ben o suâlin cevâbını nasıl vereceğim hâ. Senin sualin şudur. Cevâbı şöyledir. Fakat sende edebe riayet etmediğin için. ömrün hüzün ve keder ile geçecektir.” Abdülkadir Geylânî hazretlerine döndü sevgi ile:
-“Ey Abdülkadir bu edebin güzelliği ile, Allâh’ü Teâlâ hazretlerini ve Resulünü razı ettin. Cenâb-ı Allah’ın ve Peygamber efendimizin rızasını evliyâullahın himmetini kazandın. Ne mutlu sana… Ben senin Bağdat’ta bir kürsî’de oturduğunu, çok yüksek bilgiler anlattığını ve “Benim ayağım, bütün evliyaullâhin boyunları üzerindedir.” dediğini sanki, görüyor gibiyim ve ben. yine senin vaktindeki, bütün evliyaullâhı senin onlara olan yüksekliğin karşısında boyunlarını eğmiş hâlde olduklarını görür gibiyim.” buyurdu ve gözlerden kayboldu. Onu bir daha göremediler.

Yusuf ül-Hemedânî Hazretlerinin bu büyük kerameti gerçekleşti. İbnü’s-Sekkâ okudu. Devrin en büyük âlimi oldu. Elçi olarak halife tarafından Bizans’a gönderildi. İstanbul’da bütün Hıristiyan papaz ve bilginlerini bilgisi ile aciz bıraktı. Orada bulunduğu müddet içerisinde Bizans Kralının kızına aşık oldu. Kral: “Hıristiyan olursan sana kızımı veririm” dedi. Oda İslâm dinini bir kadın ile değiştirip; Hıristiyan oldu. Belâm gibi küfürde gitti.Bütün sevabı Ashab-ı Kehf in köpeğine verildi.

Ebu Said hayatı boyunca üzüntü, çile ve zorluklarla geçti.

Abdülkadir Geylânî hazretleri ise evliyâullahın baş tacı oldu.
Allah’ın dostlarına karşı edepli ve terbiyeli olmak gerekir. Evliya olmadığı hâlde “Ben evliyayım. Ben mürşidim. Ben şeyhim” diyerek Müslümanların inançları ile oynayan kişinin iman ve nikâhı tehlikeye girdiği gibi Cenab-ı Allah’ın sevdiği kişilere. Evliyâullah’a düşman olanın da iman ve nikâhı gider.

Edep bir tâç imiş nûri Hüdâ ‘dan
Giy ol tacı emin ol her belâ ‘dan

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/325.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik | Etiketler: | 1 Comment »

Diken Eken Adam

Posted by Site - Yönetici Mart 29, 2015

Diken Eken Adam,Mesnevide gecen hikayeler

Diken Eken Adam

Tatlı sözlü, fakat sert huylu adamın biri, yolun üstüne dikenler ekti. Oradan geçenler onu ayıpladılar, dikenleri söküp atmasını istediler. Adam söylenenlere aldırış etmedi.
Dikenler her geçen gün büyüyor, gelip geçenleri rahatsız ediyordu. İnsanların elbiseleri dikenlerden yırtılıyor, yoksulların ayakları parçalanıyordu.

O beldenin valisi, ”Bu dikenleri sök” diye emir verdi. Adam da, ”Efendim, bir gün sökeceğim” dedi.
Yarın sökerim, öbür gün sökerim derken zaman geçti. Dikenler iyice kökleşti. Vali adamı yanına çağırıp yine ikaz etti:
Şu dikenleri bir an önce sök. Sözünde dur. İşini erteleme.
Adam yine, ”Merak etmeyin, sökeceğim” deyince vali, ”Sen hep yarın diyerek, yapacağın işi erteliyorsun. Fakat şuna dikkat etmiyorsun. Her geçen gün o dikenler büyüyüp güçleniyor. Derinlere kök salıyor. Dikenleri sökecek olan sen ise her gün ihtiyarlıyorsun. Gücün kuvvetin azalıyor.

***
Sen her kötü huyunu, bir diken bil. O dikenleri, Hz. Ali’nin Hayber Kalesi’nin kapısını kopardığı gibi, nefsinle mücadele ederek sök, at. Öyle yapamıyorsan, o dikenleri aşılayıp, gül fidanı haline getirecek bir mürşid-i kâmili bul. Kötü huylarının iyiye çevrilmesinde, mürşid-i kâmil rehberin olsun.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler.

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 577 takipçiye katılın