Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Dini Hikayeler’ Category

H.z. Ömer Zamanında Çıkan Yangın

Posted by Site - Yönetici Haziran 13, 2015

20120603_194237 copy

H.z. Ömer Zamanında Çıkan Yangın

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Medine’de büyük bir yangın çıktı. Ateş taşları dahi, kuru odun gibi yakıyordu. Binaları ve evleri saran ateş havada uçan kuşların kanatlarını tutuşturuyordu. Şehrin yarısı alevlere teslim olmuştu.

Ateşe kova kova su verilmesine rağmen bir faydası olmuyor, ateş inadına artarak devam ediyordu. Halk yangını söndüremedi.

Çaresiz kalınca koşarak Halife Hz. Ömer’in yanına gitti. ”Yâ Ömer! Bu yangın su ile sönmüyor” dediler. Hz. Ömer, ”O ateş Allah’ın işaretlerindendir. Alevleri böyle coşturan sizin cimriliğinizdir. Suyu bırakın da yoksullara yardımda bulunun.
Cimrilikten tövbe edip, cömert olun” dedi.

Halk, ”Yâ Ömer! Bizim kapımız herkese açıktır. Yardım etmekten hoşlanan cömert kişileriz” deyince; Hz. Ömer, ”Siz verdiğinizi, Allah için vermiyorsunuz. Gayeniz gösteriş yapmaktır. Yerleşmiş bir geleneğiniz var. Âdet yerini bulsun diye yardım ediyorsunuz.

Allah’ın kabul edip etmeyeceğinden çekinerek, korkarak bağışlanmayı dileyerek verin ki, Allah size merhamet etsin” dedi.

***
Yardım ve sadaka, Allah rızâsı için gerçek ihtiyaç sahiplerine verilmelidir.

Haram işlerde harcayacak olana, yardım verilmemelidir.

İhlâsla erbabına yapılmayan yardımlar, belâyı defetmez.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hikaye – Allah Sevgisi

Posted by Site - Yönetici Mayıs 24, 2015

Hariciler Kimdir ,Al-Hamdu-Lillah-by-Muslima78692-on-DeviantART1 copy

Hikaye – Allah Sevgisi

Mâlik bin Dinar (k.s.) hazretlerinden rivayet olundu:
Basra sahralarına girdim.
Birden Sa’dûn el-Mecnûn karşılaştım. Ona;
-“Halin nasıl (nasılsın)?” diye sordum. 0:
-“Ey Malik! Sabah ve akşam uzun bir sefere hazırlıksız ve azıksız olarak çıkmayı murad eden ve kullar arasında hükmeden âdil Rabbin huzuruna çıkarılacak olan kişinin hâli nasıl olur?” dedi.
Sonra da şiddetli bir şekilde ağlamaya başladı. Ona sordum:
-“Seni ağlatan nedir?” 0:
-“Vallahi! Ben, dünya hırsından ölüm korkusundan ve belâların gelmesinden dolayı ağlamıyorum!
Lakin ben, salih bir ameli kendisinde güzelce işlemeden geçen ömrüme ağlıyorum!” dedi.
Beni ağlattı! Vallahi, azık azlığı, kurtuluşun uzaklığı ve geçitlerin çetin oluşu beni ağlattı. Ve bundan sonra bilmiyorum cennette mi olacağım yoksa cehennemde mi!
Ben ondan hikmet dolu sözler işittim. Ona;
-“İnsanlar, senin deli olduğunu zannediyorlar?” dedim. O:
-“Ben deli değiliml Lakin Mevlâm’ın sevgisi kalbime ve içimdeki uzuvlarıma karıştı ve hatta etim, kanım ve kemiklerimin arasında akıp dolaştı...” dedi.
Sevgiliye Giden Yol

(Hafız k.s. hazretleri buyurdular:)
-“Leylâ’nın evinin yolunda, bir çok hatıralar vardır.
0 yola ayak tepmenin şartı mecnûn olmaktır.
Kervan yol aldı gitti.
Sen hâlâ uykudasın
Çöl senin önünde kaçıp gidersin.
Yolu kimden soracaksın; ne yapacaksın?.”
.
Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/397-398
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hikâye (Dünya ve Ahiret)

Posted by Site - Yönetici Mayıs 7, 2015

Hikâye (Dünya ve Ahiret)

Hikâye (Dünya ve Ahiret)

Bağdât’lı bir Kadı, vezîr gibi hizmetçi ve haşmetiyle külhanın bulunduğu bir sokaktan geçiyordu. Külhancı ortaya çıktı. Külhancı bir Yahudî olup, cehennem? sûretindeydi. Yüzü katran gibiydi. Etrafından sanki katran akıyordu. Külhancı Yahudî hemen gelip; Kadı efendinin atının yularından tuttu. Ve:
-“Ey Kadı Efendil Allâhü Teâlâ hazretleri, seni kuvvetlendirsin; Peygamberinizin; hadis-i
-“Dünya mü’minin hapsi ve kâfirin cennetidir!” şeriflerinin manâsı nedir?”
Görmüyor musun dünya senin için cennet oluyor. Sen Müslüman ve Muhammedi olduğun halde sanki cennette yaşıyorsun?

Dünya benim için bir hapishane!

Ben kâfir ve Yahudî olduğum hâlde sanki zindandayım?”
Halbuki hadis-i şerif bunun aksine delâlet etmektedir?” diye sordu.

Kadı efendi cevâp verdi, kendisi dünyanın fazıllarındandı:
-“(Ey külhancı!) Allâhü Teâlâ hazretlerinin bana vermiş olduğu dünya ziyneti, zenginliği ve haşmeti, Allâhü Teâlâ hazretlerinin cennette bana vaad ettiği nimetlere nispetle bir zindandır. Ve senin için hazırlanmış olan cehenneme nispetle burası da senin için bir cennettir…” dedi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/344.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

ONLARA SEN CEVAP VERECESIN !

Posted by Site - Yönetici Mayıs 4, 2015

ONLARA SEN CEVAP VERECESIN !

ONLARA SEN CEVAP VERECESIN !

Harun resid`e her sene Bizans inparatorlugundan vergi olarak kulliyetli miktarda para ve mal gelirdi. Bir sene, alimlerle munazara etmek uzere, ruhbanlar gønderdiler. Eger , bizi yenerlerse, onlara vergi vermeye devam ederiz, yoksa vermeyiz, dediler.

Dørt yuz Hristiyan gelmisti. Halife, butun alimlerin dicle nehri kenarinda toplanmalarini emretti. Sonra, imam safii`ye : ” Onlara sen cevap vereceksin ” dedi.Dicle`nin kenarina toplandilar.

Imam safii (r.h.) seccadeyi omuzuna alip, nehre dogru yurudu. Seccadeyi suyun uzerine atip, uzerinde oturdu ve : ” Benimle munazara etmek isteyenler buraya gelsin. ” dedi. Bu hali gørunce, hepsi musluman oldular. Bizans imparatoruna, gønderdigi adamlarin imam safii`nin elinde Musluman olduklari haberi gidince, imparator ” iyi ki, o adam ( imam-i safii) buraya gelmedi. Eger buraya gelseydi, buradakilerin hepsi Musluman olurlardi ” dedi. ( Mevzuatu`l ulum)

Fazilet takvimi 05.08.2008

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Dünya ve Ahiret – O gence söz verdiğin köşkü ve yetmiş katı ziyadesiyle verdik!

Posted by Site - Yönetici Nisan 21, 2015

Mâlik bin Dinar,Dini hikayeler,ibretlik hikayeler,ilginc hikayeler,sennet saraylari,cennet koskleri,Cafer bin Süleyman,endulus-

Dünya ve Ahiret – O gence söz verdiğin köşkü ve yetmiş katı ziyadesiyle verdik!

Cafer bin Süleyman (r.h.) buyurdular:
Ben ve Mâlik bin Dinar ( k.s.) hazretleri, Basra’ya uğradık. Şehrin sokaklarında gezerken bir sarayın yapılmakta olduğunu gördük. İmâr ediliyordu. Güzel bir genç, sarayın inşaatında çalışan işçilere emrediyordu. 0 genç;
-“Yapın! İşleyin!,” diyordu.
Yanına vardık. Kendisine selâm verdik. Selâmımızı aldı. Mâlik bin Dinar (k.s.) hazretleri ona sordu:
-“Bu sarayın inşaatına ne kadar altın harcamayı niyet ettin?” O: -“Yüz bin altın harcamaya niyet ettim!” dedi. Mâlik bin Dinar (k.s.) hazretleri ona:
-“Sen bu malı bana vermez misin? Ben onu hakkı olan yere koyayım (harcanması gereken yerde harcayım) ve onun yerine Allâhü Teâlâ hazretleri katından bu saraydan daha hayırlı bir saray tazmin edeyim. Öyle bir saray ki, vildânları, hizmetçileri, kubbeleri, çadırları ve güzel bahçeleri bulunsun. Kubbe ve haymaları kırmızı yakuttan olup, cevher ile süslenmiş olsun, toprağı zaferan, harcı miskten olsun. 0 sarayın binasına hiçbir el değmemiş olsun ve onu hiçbir usta bina etmemiş olsun. O sarayı; noksan sıfatlardan temiz Celil Teâlâ hazretleri, “ol” dedi oda oluverdi….” dedi.
Mâlik bin Dinar (k.s.) hazretlerinin bu sözleri, gence tesir etti. Söylenen parayı hazırladı. Kalem ve kağıt getirtti. Sonra yazdı:
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adı ile…
Bu (yazılı senet) Malik bin Dinar’ın falan oğlu falana olan taahhüt ve tazminidir. Hiç şüphesiz ki, ben Allah katında senin bu kasrına (sarayına) karşılık bir saraya kefilim. Sıfatı (şekil ve yapısı) benim vasfettiğim gibidir ve hatta daha ziyâdesini vermek Allah’a kalmıştır. Senin bu malın karşılığında, senin bu sarayından daha geniş ve daha güzel bir sarayı, cennette satın aldım. Koyu bir gölgede ve Aziz ve Celil’e yakın olarak…”
Sonra o yazılanı dürdü ve o gence verdi. Ve o gençten almış olduğu …bin altını da fakir fukaraya (Allah yolunda) infak etti. Hepsini dağıttı. Kırk gün sonra o genç öldü. O genç varislerine, Malik bin Dinar hazretlerinin kendisine yazmış olduğu mektubu bedeniyle kefeninin arasına koymalarını vasiyet etti.
O gencin vefat ettiği gece Malik bin Dinar (k.s.) hazretleri (namaz kıldığı) mihrabının üzerine konulmuş bir mektup gördü. Onu eline aldı, açtı. Mürekkepsiz yazılmış bir mektup idi. Ve şöyle yazılıydı:
Bu (belge), Aziz ve Hakîm olan Allah tarafından Malik bin Dinar’a (gönderilen bir) beraattır. O gence söz verdiğin köşkü ve yetmiş katı ziyadesiyle verdik!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/345-346

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Gerçekten İbretlik Bir Kıssa.

Posted by Site - Yönetici Nisan 9, 2015

Gavs-ı A'zam Abdülkadir Geylânî hazretleri

Gerçekten İbretlik Bir Kıssa.

Gavs-ı A’zam Abdülkadir Geylânî hazretlerinden güzel bir hatıradır:

Abdülkadir Geylânî Hazretleri, Ebû sâid Abdullah ve lbnü’s-Sakkâ İlim öğrenmek için Bağdat’a geldiler.
Yusuf ül-Hemedanî Hazretlerinin, Nizâmiyye Medresesinde vaaz ettiğini duymuşlardı. Bunlar onu ziyaret etmeye karar verdiler.

İbnü’s-Sekkâ: “Ona bir soru soracağım ki. cevâbını veremeyecek.” Ebû Sâid Abdullah; ” Bende bir soru soracağım. Bakalım cevap verebilecek mi?” Abdülkadir Geylânî Hazretleri; ” Allah korusun… Ben o büyük zât’a nasıl soru sorarım. Sâdece huzurunda edebimle durur, beklerim. Kulak veririm hikmet dolu sözlerine, onu görmekle şereflenir ve bereketlenirim,” dedi.

Yusuf Hemedânî Hazretlerinin bulunduğu yere gittiler. O anda orada yoktu. Biraz beklediler. Yusuf Hemedânî Hazretleri geldi. Onlar konuşmadan kendisi söze başladı: İbnüs-Sekkâ’ya:
-“Yazıklar olsun sana ey İbnü’s-Sekkâ! Demek bana cevâbını veremeyeceğim bir suâl soracaksın hâ! Sormak İstediğin suâl şudur. Cevâbı şöyledir. Ben görüyorum ki, senden küfür kokusu geliyor.” Sonra Ebu Said’e döndü;
-“Sen bana bir sual soracaksın ve bakacaksın ki, ben o suâlin cevâbını nasıl vereceğim hâ. Senin sualin şudur. Cevâbı şöyledir. Fakat sende edebe riayet etmediğin için. ömrün hüzün ve keder ile geçecektir.” Abdülkadir Geylânî hazretlerine döndü sevgi ile:
-“Ey Abdülkadir bu edebin güzelliği ile, Allâh’ü Teâlâ hazretlerini ve Resulünü razı ettin. Cenâb-ı Allah’ın ve Peygamber efendimizin rızasını evliyâullahın himmetini kazandın. Ne mutlu sana… Ben senin Bağdat’ta bir kürsî’de oturduğunu, çok yüksek bilgiler anlattığını ve “Benim ayağım, bütün evliyaullâhin boyunları üzerindedir.” dediğini sanki, görüyor gibiyim ve ben. yine senin vaktindeki, bütün evliyaullâhı senin onlara olan yüksekliğin karşısında boyunlarını eğmiş hâlde olduklarını görür gibiyim.” buyurdu ve gözlerden kayboldu. Onu bir daha göremediler.

Yusuf ül-Hemedânî Hazretlerinin bu büyük kerameti gerçekleşti. İbnü’s-Sekkâ okudu. Devrin en büyük âlimi oldu. Elçi olarak halife tarafından Bizans’a gönderildi. İstanbul’da bütün Hıristiyan papaz ve bilginlerini bilgisi ile aciz bıraktı. Orada bulunduğu müddet içerisinde Bizans Kralının kızına aşık oldu. Kral: “Hıristiyan olursan sana kızımı veririm” dedi. Oda İslâm dinini bir kadın ile değiştirip; Hıristiyan oldu. Belâm gibi küfürde gitti.Bütün sevabı Ashab-ı Kehf in köpeğine verildi.

Ebu Said hayatı boyunca üzüntü, çile ve zorluklarla geçti.

Abdülkadir Geylânî hazretleri ise evliyâullahın baş tacı oldu.
Allah’ın dostlarına karşı edepli ve terbiyeli olmak gerekir. Evliya olmadığı hâlde “Ben evliyayım. Ben mürşidim. Ben şeyhim” diyerek Müslümanların inançları ile oynayan kişinin iman ve nikâhı tehlikeye girdiği gibi Cenab-ı Allah’ın sevdiği kişilere. Evliyâullah’a düşman olanın da iman ve nikâhı gider.

Edep bir tâç imiş nûri Hüdâ ‘dan
Giy ol tacı emin ol her belâ ‘dan

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/325.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik | Etiketler: | 1 Comment »

Diken Eken Adam

Posted by Site - Yönetici Mart 29, 2015

Diken Eken Adam,Mesnevide gecen hikayeler

Diken Eken Adam

Tatlı sözlü, fakat sert huylu adamın biri, yolun üstüne dikenler ekti. Oradan geçenler onu ayıpladılar, dikenleri söküp atmasını istediler. Adam söylenenlere aldırış etmedi.
Dikenler her geçen gün büyüyor, gelip geçenleri rahatsız ediyordu. İnsanların elbiseleri dikenlerden yırtılıyor, yoksulların ayakları parçalanıyordu.

O beldenin valisi, ”Bu dikenleri sök” diye emir verdi. Adam da, ”Efendim, bir gün sökeceğim” dedi.
Yarın sökerim, öbür gün sökerim derken zaman geçti. Dikenler iyice kökleşti. Vali adamı yanına çağırıp yine ikaz etti:
Şu dikenleri bir an önce sök. Sözünde dur. İşini erteleme.
Adam yine, ”Merak etmeyin, sökeceğim” deyince vali, ”Sen hep yarın diyerek, yapacağın işi erteliyorsun. Fakat şuna dikkat etmiyorsun. Her geçen gün o dikenler büyüyüp güçleniyor. Derinlere kök salıyor. Dikenleri sökecek olan sen ise her gün ihtiyarlıyorsun. Gücün kuvvetin azalıyor.

***
Sen her kötü huyunu, bir diken bil. O dikenleri, Hz. Ali’nin Hayber Kalesi’nin kapısını kopardığı gibi, nefsinle mücadele ederek sök, at. Öyle yapamıyorsan, o dikenleri aşılayıp, gül fidanı haline getirecek bir mürşid-i kâmili bul. Kötü huylarının iyiye çevrilmesinde, mürşid-i kâmil rehberin olsun.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler.

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Baykuşların Arasındaki Doğan

Posted by Site - Yönetici Mart 15, 2015

Baykuşların Arasındaki Doğan,Sahin copy

Baykuşların Arasındaki Doğan

Padişahlar, av için doğan kuşu beslerler. O kuş av için salıverildiğinde işini bitirip tekrar padişahın yanına döner.
Bir padişahın av için gönderdiği doğan kuşu, yolunu şaşırdı.
Baykuşların yaşadığı bir viraneye girdi. Baykuşlar telâşa kapıldı. Bu doğan bizi, şu harap yerden çıkartır, yerimizi alır diye korktular. Doğan kuşunun başına üşüştüler.
Kanatlarının tüylerini yolmak için çekiştirmeye başladılar.
Doğan, ”Ey baykuşlar! Telâşa kapılmanıza gerek yok. Şu yıkık viraneniz sizin olsun. Ben, vatanıma gidip, padişahın bileğinde nazlanacağım” dedi. Baykuşlardan biri, ”Bu doğan sizi, yerinizden ve yurdunuzdan etmek için hile yapıyor” dedi. Doğan kuşu, ”Padişah adamlarıyla beni arıyordur. Kılıma zarar gelirse, bütün baykuş yuvalarını kökünden kazır.
Padişahın sevgilisi olan hiç kimse garip kalmaz. Ey baykuşlar!
Siz de, bana uyun. Hepiniz birer doğan olun” dedi.

***
Allah yolunu talep eden kişi, dünyada padişahlar padişahı olan rabbü’l-âlemîni unutmadan yaşamalıdır.

Asıl vatan olan âhiret yurdunu özlemeli, viran olası dünyaya aldanmamalıdır.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

ALLAH’IM BİZLERİ RAHMETİNDEN AYIRMA

Posted by Site - Yönetici Mart 13, 2015

1,,, Allahin rahmeti,ibretlik,musa a.s.gunahkar,gunah,genc,tevbe,ALLAH'IM BİZLERİ RAHMETİNDEN AYIRMA.jpg,,,

ALLAH’IM BİZLERİ RAHMETİNDEN AYIRMA

Hiç şüphesiz gurbette vefat eden bir kişi için göklerde ve yerde bulunanlar merhamet ederek ağlarlar.

Anlatıldığına göre, İsrailoğulları içinde günahlara dalmış biri vardı.
Günah işlemekten hiç geri durmuyordu. Yaşadığı şehirdeki halk, onun günah işlemesine bir türlü engel olamıyorlardı. Nihayet ondan kurtulmak için Allah’a niyazda bulunmaktan başka çıkar yol göremediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak Musa a.s.’a; İsrailoğulları içinde çok günah işleyen bir gencin bulunduğunu,işlediği günahlar sebebiyle bulunduğu şehre zarar gelmemesi için o günahkârı şehirden çıkarmasını vahyetti.

Musa a.s. o şehre giderek günahkâr genci oradan çıkardı.
Genç bir köye sığındı. Cenab-ı Hak, genci o köyden de çıkarmayı Musa a.s.’a vahyetti. Musa a.s. genci oradan da sürdü.Bunun üzerine genç, ne insanların ne bitkilerin ne vahşi hayvanların ve ne de kuşların bulunmadığı ıssız bir yere gitti.Bu ıssız yerde hastalandı.Yanında kendisine yardım edecek bir kimsesi yoktu. Toprağın üzerine uzandı ve başını yere koyup şöyle dedi:

“Şimdi annem başucumda olsaydı bana merhamet eder, zillet içindeki şu acıklı halime mutlaka ağıt dökerdi!
Şayet babam yanı başımda olsaydı, bana yardım eder ve bütün işlerimi yapardı.
Hanımım yanımda olsaydı,ölümüme ağlardı.
Evlatlarım yanımda olsaydı, cenazemin arkasından ağlarlar ve: ‹‹Allah’ım,beldesinden yabancı bir köye sürülmüş, orada
barındırılmayar ak ıssız bir sahraya kovulmuş ve ıssız yerde her şeyden ümidini keserek dünyadan ahirete göç etmekte olan şu zavallı, günahkâr ve asi babamızı bağışla!›› diye dua ederlerdi!

Allah’ım, beni ana-babamdan,çocuklarımdan ve hanımımdan ayrı düşürdün, fakat rahmetinden ayırma!
Onların ayrılık ateşleriyle kalbimi yaktın, fakat günahlarım sebebiyle beni ateşinde yakma!”
Bu hal üzerine Cenab-ı Hak, anası kılığında bir huri, hanımı kılığında bir huri, çocukları kılığına girmiş genç melekler ve babası kılığına girmiş bir melek gönderdi. Bunlar hasta gencin başında oturup kendisi için ağladılar. Ölmek üzere olan genç de:
İşte anam, babam, karım ve çocuklarım benim yanıma gelmişler!” diyerek büyük bir sevinç yaşadı. Bu halde tertemiz ve affa uğramış olarak Allah’ın rahmetine nail oldu. Bu hal üzerine Allah Teâlâ Musa a.s.’a şöyle vahyetti:

– Ey Musa, filan sahradaki filan mevkiye git. Orada veli kullarımdan biri vefat etti, onun arkasından yapılması gerekli işlerini yap ve defnet!” Musa a.s. emredilen yere gittiğinde, Allah’ın emri ile kendisinin şehirden ve köyden sürgün etmiş olduğu gencin cenazesi olduğunu, etrafında hurilerin bulunduğunu görür. Bu hal karşısında Musa a.s. şöyle der:

– Ya Rabbi, bu genç senin emrin ile benim şehirden ve köyden sürgün etmiş olduğum kişi değil mi?

Cenab-ı Hak, Musa a.s.’a şöyle cevap verir:

– Ey Musa, ben onun yere uzanmış halde inleyerek yalvarmasına ve vatanından, ana- babasından, evladından ve karısından ayrı kalmasına acıyarak günahlarını bağışladım.
Kendisine ana-babası, çocukları ve hanımı kılığına girmiş melekler gönderdim. Onlar, onun gurbette zelil bir halde vefatını görüp o genç için merhamet dilediler. Hiç şüphesiz gurbette vefat eden bir kişi için göklerde ve yerde bulunanlar merhamet ederek ağlarlar. Ben ise, merhametlilerin en merhametlisi iken nasıl ona merhamet etmeyeyim?

Kaynak: (İmam Gazâlî, Mükâşefetü’l-Ku lûb,27-29)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik | Leave a Comment »

Acılar Sevgiyle Tatlılaşır

Posted by Site - Yönetici Mart 3, 2015

Acılar Sevgiyle Tatlılaşır,ebucehil kavunu,kavun,kavun,lokman,kole,esir,osmanli,dini hikayeler,dini resimler,Mesnevi’de Geçen Hikayeler – H.z Mevlana

Acılar Sevgiyle Tatlılaşır

Lokman, işinde becerikli, sadık ve sevilen bir köleydi.
Efendisi ona oğullarından daha çok güvenirdi. Çünkü o, görünüşte köleydi ama nefsinin efendisiydi. Efendisi, ondaki bu olgunluğun farkındaydı. Lokman’ı âzat etmek için uygun bir fırsat kolluyordu.
Efendinin önüne yemek geldiğinde, Lokman’ı çağırır, önce onun yemesini isterdi. Onup yiyip içtiklerini zevkle yer, yemediklerine elini sürmezdi.

Bir gün, efendiye bir kavun hediye getirdiler. Her zaman olduğu gibi Lokman’ı çağırttı. Kavundan bir dilim kesip Lokman’a uzattı. Lokman, ikram edilen kavunu iştahla yedi.
Efendi bir dilim daha verdi. Lokman, aynı şekilde onu da yiyip bitirdi. Efendi Lokman’ın kavunu iştahla yediğini görünce, çok sevdiğini düşünerek, bir dilim kalasıya kadar hepsini ikram etti. Son kalan dilimi ağzına götürüp bir lokma alınca, kavunun tadının zehir gibi olduğunu farketti. Kavunun acılığından gözünden ateş çıktı. Boğazı yandı. Dili kabardı. Ağzındaki acılık gittikten sonra, Lokman’a, ”Böyle acı kavunu nasıl iştahla yedin?” diye sordu. Lokman, ”Efendim! Bugüne kadar sizin birçok güzel ikramınıza nâil oldum. Acı olduğunu bilmeyerek verdiğiniz bu ikramı, geri çevirmekten utandım.
Ayrıca size olan sevgim, kavunun acılığını bana hissettirmedi.

***
Acılar, sevgiyle tatlılaşır
Bakır, yoğurulunca sevgiyle altın olur
Bulanmışlar, sevgiyle durulur
Dertler, sevgiyle devasını bulur
Sevgi, ölüyü diriltir
Şahı ise sana köle yapar.

Kaynak : Mesnevi’de Geçen Hikayeler – H.z Mevlana

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Mevlana, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 562 takipçiye katılın