Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Bunları Biliyormuydunuz’ Category

Bir bardak süte bir çay kaşığı öğütülmüş karanfil ekleyin ve günlük tükettiginiz takdirde..

Posted by Site - Yönetici Kasım 18, 2019

Bunları Biliyormuydunuz ?

•Bir bardak süte bir çay kaşığı öğütülmüş karanfil ekleyin ve günlük tükettiginiz takdirde;
1. Kısırlık.
2- Cinsel İktidarsızlık.
3 – Zayıf kalp, mide, karaciğer, dalak ve böbrekler.
4- Kalbin ve eklemlerin romatizması.
5 – Eklem ağrısı.
6 – Astım, balgam, öksürük ve burun tıkanıklığı.
7 – Hıçkırık
8. Zayıf sindirim.
Zayıf hafıza ve yanlış anlama.
10 – Mide ve bağırsaklardaki gazlar.
11 – Mesane kaslarının zayıflığı ve idrar yapma ve idrar kaçırma.
12 – Diş etlerinin ve dişlerin zayıflığı ve ağrıları.
Genel halsizlik ve uyuşukluk.
14. Zayıf adet döngüsü.
15 – Zayıf görme ve göz
16 – Akne, cilt enfeksiyonları ve böcek ısırıkları.
17 – Kan şekerini düzenler ve seviyelerini korur.
18 – Soğuk algınlığı ve bronşit.
19 – boğaz ağrısı ve bademcik iltihabı.
20. Kanseri önlemeye yardımcı olur.
21 – Kaygı ve depresyon ve psikolojik durumlar.
22 – Hemoroit ve anüs.
23 – Daha fazlası da var….

( Rahmetli ) Dr.Aidin salih

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Sağlık, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Çocuğunu bir tüfeğe değişen Antep`li Azap Osman`ın hikayesi

Posted by Site - Yönetici Ekim 3, 2019

Çocuğunu bir tüfeğe değişen Antep`li Azap Osman`ın hikayesi

KINALI KIZ TÜFEĞİ…

Azap Osman Antep Savunmasının kahraman yiğitlerinden birisi…

Gaziantep’te o günlerde şehirde kime dokunsan patlayacak bir barut gibiydi. Fransızlar Antep’i işgal etmiş; kadın, çocuk, yaşlı demeden Ermenilerin yardımı ile önüne geleni öldürüyorlardı. Sokaklarda patlama sesleri çığlıklara karışıyordu. Bir gün tüfekçi Yusuf’un dükkânına sinirden yumruklarını demir gibi sıkmış bir adam girdi. Ve derdini anlatmaya başladı. “Ağam adım Osman. Köylüler bana Azap Osman derler. Anlayacağın rençperim. Aynı zamanda da iyi avcıyım. Düşman çocuk, kadın demeden öldürüyor. Bana bir tüfek lazım. Elimde bir tüfeğim olsa attığım gâvuru indiririm aşağıya” diyordu. “Ama en başından söyleyeyim cebimde hiç param yok.”

Tüfekçi Yusuf karşısında dimdik duran adama uzun uzun baktı adeta boğazı düğümlenmişti. Ama ne yazık ki hiç tüfek yoktu elinde, olan tüfekler de direniş çetelerine dağıtılmıştı. Yeni tüfek bulmak da imkânsızdı. Daha Yusuf sözünü bitirmeden Osman dükkândan ayrılmıştı. İçinden söylene söylene yürüyordu. ‘’Düşman bomba yağdıracak, ben de ölümleri izleyeceğim ha… Olmaz olmaz mutlaka silah bulmalıyım.‘’ Eve gelmişti ve evde dört dönüyordu, mutlaka silah bulmalıydı ama satıp para edecek hiçbir eşyası da yoktu. Derdini karısına anlattı “Şehre bomba yağıyor mutlaka silah bulmayalım!”

Azap Osman bir çözüm bulmuştu. Ancak bulduğu çözüm müydü yoksa çözümsüzlük mü onu bilmiyordu. Hanımına çözümü anlattığında kadının gözleri doldu. Boğazı düğümlenmişti kadının ama başka bir çaresi yoktu. Hemen suyu ısıttı ve bahçede oynayan kızı Ayşe’yi çağırdı ve sımsıkı sarıldıktan sonra güzelce yıkadı. Kınalar yaktı… Gece kızını yanına aldı uyudu ve sabah en güzel elbiselerini giydirdikten sonra “hadi kızım baban seni biraz gezdirecek sakın babanın sözünden çıkma” dedi ve ikisini arkalarından ağlayarak uğurladı. Kadın konuşamıyordu, adeta hayat durmuştu o an kadın için..

Azap Osman’ın tüfekçi Yusuf’un yanına uğramasının üstünde tam 15 gün geçmişti ve yine uğradı. Ama bu sefer yüzü gülüyordu. “Yusuf usta silah dedim yok dedin. Ben silahı buldum ama mermi almaya param yetmedi, bari mermiler senden olsun” dedi.

Yusuf usta şaşırmıştı “Nereden buldun bu tüfeği?” dedi, “Uzun hikâye anlatırım” dedi Osman. Yusuf usta “Tamam mermiler benden ama tüfeği nerden bulduğunu anlatırsan. Sen anlat bakalım nerden buldun bu tüfeği?” Osman derin bir nefes aldı ve biraz da sıkılarak anlatmaya başladı.

“Baktım ki şehirde her yaşta çocuk öldürülüyor. Benimde elinden öper bir kızım var, annesi akşamdan yıkadı, kınalar yaktı, sabah da en güzel elbiselerini giydirdi ve evden çıktık. Beraber Halep’e gittik. Orada çocuğu olmayan zengin bir aileye evlatlık olarak verdim. Halep’ten de o parayla bu silahı aldım ama mermiye param yetmedi” dedi.
Yusuf ustanın o an gözleri doldu. Sanki o mermileri kendisi yemişti. Buğulu gözleriyle gitti içerden zulaya sakladığı mermilerden Osman’a verdi. Osman dükkândan silahına sarıldığı gibi çıktı, koştuğu yerde sarıldığı silah değildi adeta kızına sarılır gibi sımsıkı sarılıyordu…

İşte Gaziantep bu anlatılması güç kahramanlar sayesinde kurtuldu. Şehitliği göze almış kahramanlardan daha kahramandı Azap Osman…

Bu ve bunun gibi onlarca kahramanlık destanlarıyla düşmana teslim edilmedi Antep, daha fazla ne söylenebilir…

Bu öyküyü yıllar yılı bizzat babasının yaşlı gözlerle anlatımından bilen Tüfekçi Yusuf ustanın kızı, Şule Yıldırımdemir Tüfekçi, yıllar sonra yazdığı Kınalı Kız şiirinde şöyle anlatıyor:

KINALI KIZ

Anamın kucağından aldın…
Tut elimi gidiyoruz dedin…
Nasıl sevindim baba…
Daha dün anam,
Parmaklarımı tek tek öpüp,
Kına yakmıştı…
Kınalı ellerim ne güzeldi…
Sen görmedin…
Bir elinle beni tuttun…
Diğer elinle anamı savurdun…
Sahi, anam niye çok ağladı baba?
Ben yeni öğrendim yürümeyi…
Senin adımlarına yetişemem ki…
Ne olur biraz yavaşla…
Hem bak,
Ellerim kınalı baba…
Bütün evler arkamızda kaldı…
Belki, aha şu tepeye çıkarsak…
Oradan görürüm, çökmeye yüz tutmuş evimizi…
Nasılda yoruldum…
Bilsem konuşmayı,
Sana dönelim diyeceğim…
Anamı özledim, acıktım…..
Ama sen durmuyorsun ki baba…
Beni sırtına aldın,
Uyu kızım dedin…
Çok üşümüşüm…
Sen beni ısıttın baba…
Yüksek dağların ötesine geçtik…
Bir başka diyara geldik…
Beni öptün kokladın…
Geldik kızım dedin…
İşte yeni evin burası…
Bir tüfek parası berdelin olsun,
Kızım Antep’e kurban olsun….
Bıraktın ellerimi…
Kınalı ellerim ne güzeldi…
Sen görmedin baba…
Bilirim, sevgini koydun gittin bana…
Fakirliği onuruna yediremedin…
Herkes çabalarken, sen durup seyredemedin…
Anladım artık neden kınalı ellerim?
Bir haksız savaşa kurban oldum ama
Sen bir daha dönmedin baba…
Koca başlı dağların ardında,
Bırak bir kızın olsun…
Gözyaşlarım…
Berdel ettiğin tüfeğe kurşun olsun…
Bu dünyada haksızlık son bulsun…
Benim adımı Antep’li yüreğine sorsun…
Baba, hakkım sana helal olsun!..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 2 Comments »

Ashab-ı Kehf Mağarası -Tarsus – Mersin

Posted by Site - Yönetici Ekim 1, 2019

Ashab-ı Kehf Mağarası -Tarsus – Mersin

Posted in Ashab-ı Kehf, Belgesel, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tarih, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar, İbretlik, İlahi Ve Kasideler, İz Bırakanlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Taşkuyu Mağarası -Tarsus – Mersin.

Posted by Site - Yönetici Eylül 30, 2019

Taşkuyu Mağarası -Tarsus – Mersin.
Gezip görmenizi tavsiye ederim.

Posted in Belgesel, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tarih, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar | Leave a Comment »

Göynem Kabir üstü – Mezar üstü programı – 2019

Posted by Site - Yönetici Eylül 9, 2019

Göynem Kabir üstü – Mezar üstü programı – 2019

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Göynem Videoları, Göynem`den Resimler......, Göynem`in Tarihi, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar | Etiketler: , | 3 Comments »

Sure-i Vakıa`nın Okunuş Şekli Ve Esrarı

Posted by Site - Yönetici Eylül 8, 2019

VAKIA DUASININ MANASI

Ey Allah’ım! bütün mübarek kelimelerin ile Esma-i Hüsna’nın güzel isimlerinin hepsi ile ismi Azam avası ile kitabındaki rahmetinin sonsuzluğu ile arş-u alanın izzet ve şerefi ile sana yalvarırım. Bunların hürmetine senden isterim. Efendimiz üzerine salat-ı selam eyle ve bunların yüzü suyu hürmetine, beni güzelinden, helalinden noksansız, geniş, bol rızık ile ve menfeatli ilim ile rızıklandır.

Ey her şeye galip olan Allah’ım! Beni düşmanlarımın üzerine galip eyle.

Ey rahmeti bol olan Allah’ım! Bizi mağfiret eyle, ins ve cinin rezzağı rızıklandırıcı olan Allah’ım! Bizi rızıklandır.

Ey Allah’ım! Rızkım semada ise indiriver. Toprak altında ise çıkarıver. Uzak ise yakınlaştırıver. Az ise çoğaltıver. Çok ise bereketli kıl.

Ey Allah’ım! Beni daima cömertçe veren ellerden kılda dilenen ellerden yapma dilendirme.

Ey Fettah, Rezzak, Alim olan Allah’ım! Bize hayır kapılarını aç. Bütün mahlukatı rızıklandırdığın gibi bizi de rızıklandır.

Ey Allah’ım! Eğer ismim Kitap’da maddi ve manevi rızıkdan mahrum olan şakiler listesinde ise ismimi siliver de saidler yani Cennetlikler listesine bütün hayırlar ile muvaffak olan rızıklanmışların listesine kaydeyleyiver. Sen dualara icabet edensin. Bizim dualarımızıda kabul eyle Ya Rabbi.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Had safhaya ulaşan eşcinsellik akımı – Asıl vuruş doğumla başlıyor!

Posted by beysehirliyiz Haziran 14, 2019

Had safhaya ulaşan eşcinsellik akımı…

Asıl vuruş doğumla başlıyor!

Artık aklımızı zorlayacak ve hakikaten “Tepki vermezsek” eski kavimler gibi helâkımızıbekleyeceğimiz günlerin eşiğindeyiz.

Önceleri “Sağlıklı yaşam” için yazıyordum ama bugün “Nasıl insan kalabiliriz?” sorusunun cevabını arar oldum.

Neslimizi ve ümmetimizi tehtid eden “eş cinsellik” belası günümüzde kirli eller tarafından öyle normalleştirildi ki artık önünü alamaz bir hale geldik toplum olarak.

İnanın, gelen özel mesajların bir bölümünü paylaşmaya kalksam, dudaklarınızı uçuklatmaya yeter.

“Evlendikten sonra kocasının eşcinsel olduğunu… Erkek kardeşinin erkek sevgilisi olduğunu… Hafız olacak kadar dinde ilerleyen kızlarımızın hemcinslerine ilgi duyduklarını…” şu an buraya “yazabildiklerim..” yazamadıklarımı ise artık siz tasavvur edin.

Her defasında şunu sordum kendime;
“-Ne oluyor ismi ‘Muhammed… Aişe…’ olan evlatlarımıza? Bu çocuklar gökten zembille inmiyor ki, bizim kucaklarımızda büyüyorlar.”

Bunun analizini yapmaya çalışırken bir nokta dikkatimi çekti. Şu an sosyal medyada büyük bir algı operasyonu var. Ne kadar cinsiyetsiz insan varsa, popüler olmuş durumda.

Ve hepsinin bir tek ortak noktası var “Görkemli hayat ve zenginlik!”

Nerede bir eşcinsel tip görsek, hepsi havuzlu villalarda oturuyor, son model giyiniyor, şoförlerle geziyor.
Tam da gençlere özendirilen o hayatın sefasını sürüyorlar.

Peki nasıl oluyor bu!..

Nereden geliyor bu suyun kaynağı?
Elbette, tankla-topla giremedikleri ülkelerin ahlakını çökertip, biyolojik olarak savaş açan eller, her türlü imkanı sağlıyor.
Bunu finanse edenler lağımı, “çiçek bahçesi” gibi göstererek süslemektedirler.

Bu insanlar, birer proje olarak sunuluyor ve büyük paralarla destekleniyorlar.
Hem de öyle ki medya, bu kişileri “İnce, naif, yardımsever, mazlum, masum..” insanlar gibi paketleyip bizlere sunuyor.
İşte şeytanın en büyük aldatması ise burada başlıyor.

“Netflix” ve benzer platformların batağına saplanan ve popüler dizilere bir sezonu neredeyse 3 gündeizleyecek kadar bağımlı olan gençlere sunulan o yabancı dizilerin yüzde 90’ında eşcinsel karakterlerişleniyor.

Nereden çıktığı belli olmayan “Kore akımı”nda daeşcinsel ilişkiler had safhada değil mi?

Evet televizyon ve sosyal medyada büyük bir algı operasyonu var; lakin bunlar sadece son vuruşlar emin olun.
Asıl vuruş doğumla başlıyor!

Biz ilk söylediğimizde “Yobazlar, cahiller, bağnazlar uyduruyorlar…” diyorlardı lakin “WHO” (Dünya Sağlık Örgütü) verilerini sunduğumuz ve prospektüslere ulaştığımız anda bir takım sözde sağlıkçılar da artık kabul etmek zorunda (!) kaldılar bu gerçekleri ki; doğumla başlayıp, ilk iki sene aşılanan çocuklara zerk edilen kimyasalların içerisinde ve özellikle “Rotavirüs aşısı”, domuz derisinden ve insan derisinden yapılır-mış!

“İnsan derisi” yani “Kürtaj fetusları”ndan alınan genler varmış… mış… mış!..
Evet evet!..

Hangi anne bilgilendirildi acaba!
Allah bizi affetsin!.. Artık; “Domuzu geçtik, bari insan ‘DNA’sı koymayın aşıların içine!..” diye yalvarır hale geldik!

“Fetus”lardan alınan “DNA”lar, aşı yoluyla bebeklere enjekte ediliyor; peki sonuç!..

-GEN ÇAKIŞMASI!

Kız bebekten alınan gen, erkek bebeğe yüklendiğinde bu genler çakışır ve oğlunuz 7 yaşında bebeklerle oynamaya başlar, 18’inde “Ben hemcinslerimden hoşlanıyorum” der!

Kızınız; erkeksi hareketler sergiler, “Ben kız gibi hissetmiyorum!..” diye bir gün isyan eder!

Kaç tane cinsiyet değiştirme davası var hiç adliyelere gidiyor musunuz?
Bu işin şakası yok artık!
İnkâr da etmeye kalkmasın kimse!
Görmüyor mu gözlerimiz yeni neslin halini!

90’ların neslini kısır, 2000’lerin neslini eşcinsel ettiler!

Çünkü ağababaları, Rockefeller ailesi böyle buyurdu!

Ve büyük resmi gör-me-me-miz için de herşeyi küçük parçalara böldüler.

Anlamadık, anlayamadık!

Hakkı söyleyenler ya taşlandı, ya öldürüldü!

Çünkü hakikaten bu meseleler “Sağlıklı beslen!.. Grip olma!.. Kilo alma!..” dertlerinden çoook ötede artık.

Bugün parkinson ilaçlarından tutun bir çok ilacın prospektüsünde yan etki olarak “Kişilik değişimi…” diye yazar.
Kim oturup düşünüyor bu ibare üzerinde Allah aşkına?

Nedir bu “Kişilik değişimi?”

“Bu ilacı kullandıktan sonra, eşcinsel olabilirsin, zinakâr olabilirsin, kumarbaz olabilirsin kişiliğin değişir artık ‘sen, sen olmaktan’ çıkarsın” deniliyor.

Berbat bir nesil planlamasıyla karşı karşıyayız!

Dört bir yanımız ateş altında değil mi!..
Kaldı mı Türkiye’den başka işgal edilmemiş, yakılıp yıkılmamış bir ülke daha!

Bu ülkenin üzerine bomba atamadılar ama alttan öyle balyoz darbeleri indirdiler ki genç nesilin temellerini yıktılar.

Bir nesil nasıl ifsad olur gördük mü?
Bir ülke nasıl bitirilir öğrendik mi?
Özel konuşmalarımda şunu söylüyorum yakınlarıma;

“-15 sene sonra Türkiye’de asker kalmayacak, o güne kadar ölürsem demişti dersiniz..”

Erkeklerin bir çoğu “LGBT” denilen akıma kapıldı.

Sağ kalanlar genç yaşta tiroid, insülin, kalp hastalıkları ile mücadelede.

Dr. Yağmur Mirzayeva ; 07 Haziran 2019,

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Kekemelik için okunması tavsiye edilen dua.

Posted by beysehirliyiz Haziran 11, 2019

Kekemelik için okunması tavsiye edilen dua.

Taha suresinin 27’nci ayet-i kerimesi kekemelik çeken, konuşmakta zorlanan kişiye, 7 gün boyunca 21 defa her birerinin başında Besmele-i şerife çekerek okunur ve ağzına “Yâ Şâfî Huu” diye üflenir. Şöyle:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي

Okunuşu: “Bismillâhirrahmânirrahîm… Vahlül ukdeten min lisânî”.

Meali: “(Allah’ım!) Dilimden (şu) bağı çöz.”

Kişi, kendi kendine okuyacak ise,

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي يَفْقَهُوا قَوْلِي

Okunuşu: “Bismillâhirrahmânirrahîm: Rabbişrahlî sadrî ve yessirlî emrî vehlül ukdeten min lisânî yefkahû kavlî” şeklinde de okuyabilir. Daha kapsamlı ve daha müessir olacağından başka dertlerine de şifa olur.

Hepsinin meali: “Rabbim! Göğsüme/gönlüme genişlik ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden bağı çöz. Ki sözümü anlasınlar” demektir. [Aynı sure, ayetler: 25-28]

Eskiden hatipler cuma namazlarında cemaate vaaz sırasında düzgün bir belegât için konuşmalarının başlangıç kısmında bu duayı okurlardı. Şimdilerde pek rastlamıyoruz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Bir Devlet Ne Zaman Çöker…?

Posted by Site - Yönetici Haziran 7, 2019

Bir Devlet Ne Zaman Çöker…?

“Neme lazım be Sultanım…”

Kanuni Sultan Süleyman, muhteşem bir konuma getirmiş olduğu devletin akıbetini biran hayal eder…

Günün birinde Osmanoğulları da inişe geçer, çökmeye yüz tutar mı…? diye derin bir düşünceye dalar…

Bu gibi soruları çoğu zaman süt kardeşi, meşhur alim ve veli Yahya Efendi Hazretlerine sorardı…

Bunu da sormaya niyet eder.
Güzel bir hatla yazdığı mektubu keşfine inandığı Yahya Efendi Hazretlerine gönderir…

– “Sen ilahi sırlara vakıfsın.
Kerem eyle de bizi tenvir buyur.
Bir devlet hangi halde çöker…?
Osmanoğullarının akibeti nice olur…?
Bir gün olurda izmihlale uğrar mı…?”
Şeklindeki mektubunu gönderir…

Güzel bir hatla yazılmış mektubu okuyan Yahya Efendi Hazretleri’nin cevabı ;
Bir bakıma çok kısa,
Bir bakıma içinden çıkılmaz bir mana taşımaktadır…

– “Neme lazım be Sultanım…”

Topkapı sarayında bu cevabı hayretle okuyan Sultan, bir mana veremez…

Yahya Efendi gibi bir zatın böylesine basit bir cevapla bu işi geçiştireceğini de pek düşünemez. Söylenmeye başlar :
– “Aceb, bilmediğimiz bir mana mı vardır bu cevapta…?”

Nihayet kalkar,
Yahya Efendi Hazretleri’nin Beşiktaşdaki dergahına gelir…

Sitem dolu sorusunu tekrar eder ;
– “Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al…”

Yahya Efendi Hazretleri duraklar.

– “Sultanım sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi…?
Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz etmiştim…”

– “İyi ama bu cevaptan ben birşey anlamadım…
Sadece “neme lazım be sultanım…” demişsiniz.
Sanki beni böyle işlere karıştırma der gibi bir anlam çıkarıyorum…”

Yahya Efendi Hazretleri bu cevaptan sonra şu ibret verici açıklamasını yapar :

..“Sultânım…
Bir devlette zulüm yayılsa,
Haksızlık şâyi olsa,
İşitenler de :
– “Neme lâzım..” deyip uzaklaşsalar,
Sonra koyunları kurtlar değil de, Çobanlar yese,
Bilenler bunu söylemeyip sussa…

Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryâdı göklere çıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese,
İşte o zaman devletin sonu görünür…

Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır,
Halkın itimâd ve hürmeti sarsılır…

Asayişe itaat hissi gider,
Halkta hürmet duygusu yok olur…

Çöküş ve izmihlâl de böylece mukadder hâle gelir…”

Bunları dinlerken ağlamaya başlayan koca Sultan söyleneni başını sallayarak tasdik eder…

Sonra da kendisini böyle ikaz eden bir alime devletinin sahip olduğu için Allah(c.c)’a şükreder…

Bu türlü ikazlardan geri kalmaması için tembihte bulunarak dergahtan ayrılır…

Derler ki ;
Dünya dört şeyle ayakta durur :

1- Alimlerin ilmi…

2- Salihlerin ibadeti…

3- Cömertlerin sahaveti (cömertliği)…

4- Devlet adamının adaleti…

Mevla “Neme Lazım” Demekten Muhafaza Eylesin…

(Mektup bugün Topkapı’da sergilenmektedir…)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

RAMAZAN BAYRAMI ANLAMI VE ÖNEMİ HAKKINDA BİLGİLER

Posted by Site - Yönetici Haziran 3, 2019

RAMAZAN BAYRAMI ANLAMI VE ÖNEMİ HAKKINDA BİLGİLER

Bilindiği gibi, halk arasında “üç aylar” diye anılan “Recebü’l-ferd”, “Şa’bânü’l-muazzam” ve “Ramazânü’l-mübârek” aylarının İslam dininde özel bir yeri vardır.

İçerisinde “Regâib” ve “Mi’râc” kandillerinin bulunduğu ve Âdem aleyhisselam’dan beri kıymetli olan Recep ayı ile “Berât” kandilinin bulunduğu Şa’ban ayı göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş, dört gözle beklenen, ayların sultanı Ramazan ayı da idrak edilmiş ve 3 Haziran Pazartesi günü ise nihayete eriyor.

Allahü teala, necip milletimizin ve bütün Müslümanların sıhhat ve afiyet içerisinde nice bayramlara kavuşmalarını nasip buyursun.

Bayramların cemiyet hayatımızda çok özel bir yeri vardır. Çocuklar, gençler, olgunlar ve yaşlılar grup grup camilere doluşurlar, büyük bir huşu içerisinde namazlarını eda ederler. Bayram namazından sonra bütün Müslümanlar birbirlerinin bayramlarını tebrik ederler, daha sonra aile büyükleri, eş-dost, akraba ve komşuları ziyaret ederek, büyüklerin ellerini öpüp dualarını alırlar.

Bayramlar sevgi ve saygının artmasına vesile olur. Yine dini bayramlarımızdaki güzel adetlerimiziden biri de, yetimler, fakirler, garipler ve çocukların sevindirilmesi, yardıma muhtaç kimselere yardım ellerinin uzatılması, ictimai yardımlaşma ve dayanışmanın tezahür etmesidir. Ramazan bayramında fakirlere sadaka-ı fıtır verilmesi, kurban bayramında ise, akrabaya ve komşulara kurban etinden dağıtılması ne kadar hikmetlidir.
Birlik ve beraberliğe vesile…

(Ramazan ve Kurban bayramının gecelerini ihya eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez.) [İbni Mace, Taberani]

(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz. Ramazan bayramının ve Kurban bayramının birinci geceleri, Berat gecesi ve Arefe gecesi.) [İsfehani]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İbni Asakir]

Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Bayram gecelerini ihya eden, büyük saadete kavuşur.

Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü günde ölmez.) [Taberani]

Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevab ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca Allahü teâlâ meleklere, “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de, “Ücretini almaktır” derler. Allahü teâlâ da, “Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak, kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm” buyurur.) [Beyheki]

Peygamber efendimiz, (Ramazan ayının son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder) buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, o gün Kadir gecesi mi?) diye sual etti. Onlara, (Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir) buyurdu. (Beyheki)

Bunları bilen Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez? Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir.

Hazret-i Ali, (Bugün, orucu kabul edilenlerin ve günahları affedilenlerin bayramıdır) buyurdu.

Hadis-i şerifte de, (Ramazan ayında, içkiye devam eden, ana babasına âsi olan ve sıla-i rahmi terk eden hariç, herkesin günahları affolur) buyuruldu. (Gunye)

Eğer bunlar tevbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını affeder. Ramazandaki sevablar bilinseydi, (Her gün ramazan olsa) denirdi. Hadis-i şerifte, (Ramazan ayındaki özel sevablar bilinmiş olsaydı, bütün yılın ramazan olması istenirdi) buyuruldu. (Ebu Nasr)

Ne mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara… Bunlar, asıl bayramı ahirette yapacaklardır!

Bayramda yiyip içmek.

Mektubat’ta, (Bayramda yiyip içmek, yıllarca nafile oruçtan daha sevabdır) buyuruluyor. Yiyip içmek niye sevab oluyor ki?

CEVAP
Burada sevab olan, yiyip içmek değil, oruç tutmayarak Allahü tealanın emrine uymaktır. Bayram günü oruç tutmak haram olduğu için, oruç tutmamanın, yani dinin emrine uymanın, nafile oruçtan daha kıymetli olduğu bildiriliyor.

Bayram ziyaretleri.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki:

– Böyle nereye gidiyorsun?
– Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
– Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?
– Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.
– Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın sevgisine mazhar oldun.) [Hakim]

(Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de, bir melek, “Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun” demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: “Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer”.) [Ebu Ya’la]

Hikmet ehli diyor ki:
(Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar.)

Allah rızası için müslümanı ziyaret etmek çok sevaptır. Âlimi, fakiri ve salih akrabayı ziyaret daha çok sevaptır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevap alır.) [Taberani]

Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir!
Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır.

Bayramınız mübarek olsun

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: