Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Bunları Biliyormuydunuz’ Category

Bela ve Musibetler, Günahlara Keffarettir.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 23, 2017

Bela ve Musibetler, Günahlara Keffarettir.

Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
Allâhü Teâlâ, mü’minin bedenine isâbet eden ve ona eziyet veren her şey sebebiyle muhakkak onun günahlarını örter.
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

Bir kimseye Allâhü Teâlâ’dan bir nimet ulaşınca şükretmeli, kendisini ona ehil görmemeli, bu nimetin sırf Allâh’ın ihsânı olduğunu bilmelidir.

Başına bir musîbet geldiğinde de ona sabretmeli, Allâhü Teâlâ’nın kazâ ve takdirine râzı ve teslîm olmalıdır. Zira mü’min, başına gelen musibet ve belâlar sebebiyle Cenâb-ı Hakk’ın mağfiretine nâil olur.

Yahûdîlerden bir adam Müslüman olduktan sonra gözlerini kaybetti, malı telef oldu, evladı öldü. Hemen Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimize gelip: “Müslüman olmak üzere sana ettiğim bey‘atimi bozmak istiyorum” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) “İslâm bey‘ati bozulmaz” buyurdu. Adam: “Ben bu dinimden hayır görmedim; gözlerim kör oldu, malım telef oldu, evladım da öldü” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Ey Yahûdi! Ateşin, demir, gümüş ve altından pası kiri temizlediği gibi İslâm da insanları temizler” buyurdu. Bunun üzerine: “İnsanlardan öylesi de vardır ki Allâh’a inhirâf (tereddüd) üzere ibâdet eder. Eğer ona bir hayır isâbet eder (gelir)se yüreği rahat eder ve eğer bir mihnet isâbet eder (belâ gelir)se yüzü üzerine dönüverir. O, dünyasını da âhiretini de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur” (meâlindeki Hac sûresinin 11. âyeti) nâzil oldu. (Dürrü’l-Mensur)

İbn-i Abbâs (r.anhümâ) Hazretleri anlattı:
“Peygamberlerden bir zât şöyle duâ etti: “Yâ Rabbi, mü’min bir kulun sana itâat eder, yasakladıklarını terkeder. Sonra sen ondan dünyayı uzaklaştırır, onu belâlara uğratırsın. Kâfir ve âsîlere ise küfür ve isyanlarına rağmen onlardan belâları uzaklaştırır dünyâyı onlara verirsin.”
Allâhü Teâlâ buyurdu ki:

Kullar benim kullarımdır, belâ da ancak benim takdirimle iner. Mü’min kulun bir günahı olur, dünyayı ondan uzaklaştırıp belâlara mârûz kılarım, o günahına keffâret olur. Bana günahsız olarak kavuştuğunda da, hayırlı amellerinin mükâfâtını veririm.

Kâfirin iyi işleri olur, ona bol rızık vererek ve belâları ondan uzaklaştırarak dünyada iken mükâfâtını veririm. Huzuruma hiçbir hayırlı ameli kalmadığı halde gelir, günahlarıyla da cezalandırırım.”

Kaynak : Mişkâtü’l-Envâr

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Anladıysam Arap olayım demek küfür olur mu?

Posted by Site - Yönetici Mayıs 22, 2017

Anladıysam Arap olayım demek küfür olur mu?

Bu sözü din düşmanları çıkarmıştır. Arap, güzel demektir; siyah, zenci demek değildir. Bugün Arap denilen kimseler Arap değil, çoğu fellah, kimileri de zencidir. Zengibar’dan, Habeşistan’dan gelenlere de, kasıtlı olarak Arap demişlerdir.

Peygamber efendimiz Arap idi. Araplar beyaz, buğday benizli olur. Bilhassa Peygamberimizin sülalesi beyaz ve çok güzel idi. Günümüzde de bu mübarek soydan gelen seyyidler var, hiçbiri zenci değildir. Peygamberimizin vefatında, Eshab-ı kiramın hepsi, sonra da evlatları, İslamiyet’i dünyaya yaymak için, Arabistan’dan çıktı. Asya’nın ötelerine, Afrika’ya, Kıbrıs’a, İstanbul’a, her yere dağıldı. Allah’ın dinini, Onun kullarına tanıtmak için canlarını feda ettiler. Bu geniş topraklar, o mübarek şehitlerle doludur. Sultan II. Abdülhamit Han’ın amirallerinden Eyüp Sabri Paşa, Mirat-ül-haremeyn kitabında, Mekke şehrinde, iki Arap evinin kalmış olduğunu yazmaktadır. Bugün ise hiç yoktur.

Bugün kendilerine Arap denilen kimselerin yanlışlıkları ve sapıklıkları yüzünden Arap kelimesine hakaret etmek yanlış olur. Seyyidler Arap’tır. Genelde, İslamiyet’i kötülemek için Arap kötülenmektedir. İslamiyet’i kötülemek için, dinin emirlerine irtica denmesi gibidir. Bu oyuna gelmemelidir. Dinimizde ırk üstünlüğü yoktur. Ama bazı milletler diğerlerinden daha faziletli olabilir. Bunun için Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Müslüman Arabı sevmek imandandır.) [İ.Neccar]

Ebu cehil gibi dinsiz Arabı sevmemek de, imandandır.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Câhiliyet ehli, Arab kabileleri, Beytüllâhı çıplak olarak tavaf ediyorlardı.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 21, 2017

Câhiliyet ehli, Arab kabileleri, Beytüllâhı çıplak olarak tavaf ediyorlardı.

A’raf suresi- 26. ayeti kerimesinin sebebi nuzulu [ inmesinin sebebi ]

Câhiliyet ehli, Arab kabileleri, Beytüllâhı çıplak olarak tavaf ediyorlardı. Onlar;
Bizim kendisiyle günah işlediğimiz ve günah kiriyle kirlettiğimiz elbiseler içinde Kabe’yi tavaf edemeyiz!” diyorlardı.

Erkekleri gündüz ( çıplak bir halde ) Kabe’yi tavaf ediyordu.
Kadınlar da geceleri (çıplak bir şekilde) Kabe’yi tavaf ediyorlardı…

Bunun üzerine Allâhü Teâlâ hazretleri onlara elbiselerini giymelerini hiç bir mescidin yanında soyunmamayı emretti…

Mescide ister tavaf için girmiş olsunlar ve isterse namaz için girmiş olsunlar, fark etmez.

Arablar daha önce (câhiliyet döneminde) tavaf niyetiyle Kabe’ye geldiklerinde ta mescidin ötesinde elbiselerini soyuyorlardı….

Giyinik Hâlde Tavaf…

Haddâdî tefsir’inde buyurdu:
(Eskiden câhiliyet döneminde Arablar hac için, Arafat’a çıkıp, Müzdelifeye ve oradan da Minâ’ya gelir. Buradan da şeytan taşlama ve kurban kesme işlerinden sonra Kabe’ye (tavaf için) Minâ’dan ayrılırken, elbisesini soyar, yükünün içine koyarlardı.

Birisi eğer elbisesi üzerinde olduğu halde tavaf ederse, dövülür ve elbisesi (zorla) üzerinden çıkarılırdı.

Kadınlar ise, geceleyin çıplak bir halde Kabe’yi tavaf ederlerdi. Ancak kadınlar, seyrek şekilde kesilmiş olan püskülleri kalçalarının üzerine bağlarlardı. Püsküller kadınların en mahrem yerlerini bile tam olarak örtmezdi…

Setr-i Avret

Bu âyet-i kerime, namazda setr-i avret (avret mahallinin örtünmesinin) farz olduğuna asıl delildir. Manâsı şudur: [ Gerek namaz için olsun ve gerekse tavaf için olsun her mescidin yanında avret yerlerinizi örtmek için elbiselerinizi giyin – A’raf suresi- 26. ayeti.] demektir.

Bunun için setr-i avret (avret yerlerini örtmek) insana her zaman farz olduğu gibi, özellikle namazda ve tavafta da farzdır.

Ve bir müslümanın namazda mümkün olan en güzel durum ve şekilde bulunması sünnettir ki, cemaat ile namazda safların intizamı ve camiye giriş çıkış ve oturuş duruşta edep ve haya, vakar ve ağırbaşlılık da bu zinet ve güzel suret anlayışının işaretinde dahil olur. Elmalı tefsiri, c. 3, s.2153,

Setr-i Avret, avret yerlerini örtmek, demektir.
Namazda avret yerini örtmek bir şarttır.

Şöyle ki: Namazda örtülmesi farz olan ve başkalarının bakmaları caiz bulunmayan organlara “Avret yeri” denir.

Erkeklerin avret sayılan yerleri, göbekleri altından dizleri altına kadar olan yerdir. Diz kapakları da bu avret sayılan yere girer.

Kadınlara gelince: Hür olan kadınların yüzleri ile ellerinden başka, bütün bedenleri avrettir. Yüzleri ile elleri, namazda ve namaz dışında, fitne korkusu olmadıkça avret değildir. Ayaklarının avret olup olmaması ihtilaflıdır.

Sahih kabul edilen görüşe göre, kadınların ayakları da avret değildir. Çünkü bunlarla yolda yürümek ihtiyacı vardır. Bu bakımdan bunları örtmek, hele fakirler için, zordur.
Diğer bir görüşe göre, hür olan bir kadının namazı, ayağının dörtte biri açık bulunması ile bozulur.
Diğer bir görüşe göre de, namazda kadının ayaklan avret sayılmazsa da, namaz dışında avret yeri sayılır. Bu İhtilaftan kurtulmak için ayaklarını örtmeleri iyi olur. Sahih olan görüşe göre. hür kadınların kolları, kulakları ve salıverilmiş saçları da avrettir.

Güzel Giyinmek

(Avret mahallini örtmek farzdır.)
Elbise edinmek vâcibtir.
Güzel giyinmek sünnettir.

İmâm-ı Âzam’ın Elbisesi

İmam-i Azam Ebû Hanife (k.s.) hazretleri, gece namazları için bir elbise edindi. O elbisesi,
1- Gömlek,
2- Sarık,
3- Cübbe,
4- Ve Şalvar idi.
Bu elbiselerinin değeri binbeşyüz (1500) dirhem idi. tmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe hazretleri, her gece bu elbisesini giyerdi. Ve şöyle buyururdu:
Allâhü Teâlâ hazretleri için (güzel elbiseler giyerek) süslenmek; insanlar için süslenmekten daha evlâdır…”

Kaynak ; Büyük İslâm ilmihali, Ömer Nasûhî Bilmen,
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/458.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Tesettür, Yorumlar | Leave a Comment »

Bu dünya elbisesinden soyunup yine geldikleri gibi çırılçıplak olarak dönüp gidecekler

Posted by Site - Yönetici Mayıs 20, 2017

Bu dünya elbisesinden soyunup yine geldikleri gibi çırılçıplak olarak dönüp gidecekler.

Allahü Teâlâ siz insanları başlangıçta yaratıp, var edip dünyaya getirdiği gibi yine öyle iade edecek, ahirete gideceksiniz. Şüphe yok ki iade etmek, başlamadan daha kolaydır.

Bir defa olanın, yine olabileceğinde şüpheye yer yoktur. Bunun için tabiat davasına tutulup da ahireti inkar edenler, ilk önce tabiat kanunlarının başı bulunan “olan yine olur” kanununu düşünmeli ve yaratmaya gücü yeten Allah’ın iadeye öncelikle kadir olduğunu anlayarak ahirete inanmalıdırlar.

Şu halde ikinci olarak bilmelidir ki, bu dünyaya çırılçıplak gelip az çok türlü türlü giysiler bulan insanların hepsi sonunda bu dünya elbisesinden soyunup yine geldikleri gibi çırılçıplak olarak dönüp gidecekler ve amellerinin cezasını bulacaklardır.

Üçüncü olarak şunu hiç unutmamalıdır ki, bu geliş gidişte, bu başlama ve dönüşte tecelli eden bütün hüküm ve kudret yalnız Allah’ın olduğunda hiç şek ve şüphe yoktur. Analar, babalar, hısımlar, akrabalar, eşler, dostlar, efendiler, beyler, hâkimler, krallar, devletler, milletler, insanlar, cinler, kısaca bütün yaratıklar bir yere gelseler, kendi kendilerine bir ferdi ne başlangıç itibariyle canlandırmaya güçleri yeter, ne de sona erme itibariyle iadesine, “insanı, insan yapar” diyen nice iddiacılar, “Ben de diriltilir ve öldürürüm.” (Bakara, 2/258) diyen nice Nemrud’lar gelmiş geçmiştir ki, bütün arzu ve iddialarına rağmen ne bir çocuk yapabilmiş, ne de kendisini öldürmeye gelen düşmanının canını alabilmiştir.

Şu halde başlangıç ve sona hâkim yalnız Allah olduğu için her gün, her an ister istemez o sana doğru yürümekte olan ortadaki insan da dininde Allah için ihlas sahibi olmalı ve ancak Allah’a dua edip yalvarmalı ve bütün ihlas ve samimiyetle ona yalvarıp, ona çağırmalıdır.

Kaynak ; Elmalı Tefsiri: c. 3, s. 2150.
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/451-452.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ben o namaz kılanın tarafına yöneldiğimde yırtıcı hayvanlar kaçtılar.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 19, 2017

Hikaye (Halkın Sevgisi ve Şirk)

Zinnûn-i Misrî (k.s.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdular:
Ben bazı dağlarda iken, dağda kıyamda olup namaz kılan bir kişi gördüm. Çevresine yırtıcı hayvanlar (aslan ve kaplanlar) kuşatıp çömelmişlerdi. Ben o kişinin tarafına yöneldiğimde; yırtıcı hayvanlar, kaçtılar. Namazını kısa keserek adam:
Ey Ebu’l-Feyz! Eğer sen saf ve arınmış olsaydın; elbette yırtıcı hayvanlar, (yaklaşmak için) seni talep edecek ve dağlar senin için inleyeceklerdir.” dedi. Ben ona;
Senin saf ve arınmak sözünün manâsı nedir?” diye sordum. O:
Sen sadece ve sadece Allâhü Teâlâ hazretlerine hâlis olacaksın ve hatta senin muradın ve arzun o olacaktır!” dedi. Ben ona sordum:
Buna nasıl vâsıl olunur?” 0:
Sen, kalbinden şirki çıkarttığın gibi, halkın sevgisini de çıkartmadıkça bu makama vâsıl olamazsın!” dedi. Ben ona,
Vallahi! Bu iş bana çok zordur!” dedim. O kişi:
Bu ariflerin üzerine en kolay olan işlerdendir!” dedi.
Mutlak olarak halkın dostluğu, dalâlete sebep olduğu zaman, peki şeytanların dostluğu hakkında senin zannın nedir?
Bu şeytanlar ister insan şeytanları olsun ve isterse cin şeytanları olsun…

Muhabbetüllah

Elbette “Muhabbetüllah” Allah sevgisi lazımdır. Allâhü Teâlâ hazretlerinin sevgisinden geçip, mahlûkatın yani mâ sivâ’nın (Allâhü Teâlâ hazretlerinin sevgisinden gayrinin) sevgisini içinde besleyenlere yazıklar olsun!
Veyl onlar içindir!
Allâhü Teâlâ hazretleri onları; Allah’ı bırakmak,” kavl-i şerifiyle onları yerdi.
Allâhü Teâlâ hazretlerinden kalplerimizi bozmamasını isteriz. Bizi hidâyete ve muhabbetine hidâyet buyurup; taat ve ibâdetinin yoluna irşâd ettikten sonra (bizi sapıtmamasını isteriz…)

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri, :8/455.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Teknolojinin Zararlarından Korunmak

Posted by Site - Yönetici Mayıs 18, 2017

Teknolojinin Zararlarından Korunmak

Cep telefonu, televizyon, tablet ve bilgisayar gibi cihazlar hayatın her safhasına girmiştir. Bu cihazların birçok kolaylıkları yanında zararları da vardır.
Zararların başında, maneviyatı yani inanç ve ahlâkı bozan film ve oyunlar gelmektedir. Bu cihazları kullanma bağımlılık hâline gelirse çevreden uzaklaşmaya; çocukların derslerine, anne babanın ise ailesine ayırdığı zamanının azalmasına sebep olmaktadır.
Bağımlılık derecesinde cep telefonu, televizyon veya bilgisayar başında olan anne ve babalar çocukları ile sağlıklı iletişim kuramaz, onlara kötü bir örnek olmuş olur.

Çocukların cep telefonu, televizyon, tablet ve bilgisayar ile meşguliyetlerini belli bir program dâhilinde, belirli saatlerle sınırlandırmalı, bu zaman ayarlaması çocukla veya gençle birlikte yapılmalı ve her zaman uyulmalıdır.
Çocuklarımızı yetiştirirken ölçülü olmalıdır. Çocukların kullandığı internet siteleri, oynadığı oyunlar yaşına, psikolojik ve sosyal gelişimine uygun olmalı ve dozunda kalmalıdır. Her zaman kontrol edilmeli ve çocuklar da kontrol edildiğini bilmelidir.

Tahsil hayatı, çocuklar ve gençlerin hayatlarına şekil veren çok mühim unsurlardır.
Onları zararlı şeylere maruz bırakmamalı, dünya ve âhiretlerini kazanmalarını sağlamalıyız.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Bu İşin İnşallahımı Kaldı…..

Posted by Site - Yönetici Mayıs 17, 2017

Bu İşin İnşallahımı Kaldı…..

Bir kadın, her ne iş yapacak olsa, “İnşallah şöyle yapacağım, inşallah böyle yapacağım!” demeyi âdet edinmişti.
Bağ bozumu zamanı bir akşam kocası,

Yarın gidip bağ bozmaya başlayacağım!” demiş.
Karısı âdeti üzere, “İnşallah” deyince adam sinirlenip,

Meyveler oldu, fırtınalar geçti, bunun artık kısmeti mi kaldı, vakit tamamdır” diyerek ertesi günü bağa gider.

Mahsulü hayvanlara yükletip köye dönerken yolda bir fırtına çıkar. Şiddetli bir yağmur yağar, sel olur!

Adam, hayvanları yolda bırakır ve bir mağaraya sığınır. Hayvanları ve mahsulleri sel alıp götürür. Hava açılınca mağaradan çıkıp endişe ve korku ile eve gelir, kapıyı çalar. Karısı,

– Kim o? diye seslenince:

İnşallah benim!.. der.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Alimin Uykusu İbadettir, İlim Müzakeresi Tesbihtir, Nefesi Sadakadır.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 16, 2017

Alimin Uykusu İbadettir, İlim Müzakeresi Tesbihtir, Nefesi Sadakadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

Allâhü Teâlâ, ilim yolunda ayağı tozlanan kimsenin cesedini cehenneme haram kılar.
Melekler ona istiğfar ederler.
İlim öğrenirken ölürse şehitlik mertebesine nâil olur.
Kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olur, gözün görebildiği kadar genişletilir.
Sağındaki kırk kabir, solundaki kırk kabir, önündeki kırk kabir ve arkasındaki kırk kabir komşularına nur olur.

Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:

İnsanları hidâyete (inkârdan îmâna, isyandan itâate ve gafletten uyanmaya) çağıran kimseye, kendisine uyanların sevâbı kadar sevap verilir. Bu onların sevâbından da bir şey eksiltmez.

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Âlimin uykusu ibâdettir, ilim müzakeresi tesbihtir, nefesi sadakadır.

Âlime ihanet eden (onu hor görüp hakaret eden), ilme ihanet etmiş olur.
İlme ihanet eden Peygamber’e ihanet etmiş olur.
Peygamber’e ihanet eden Cebrâil Aleyhisselâm’a ihanet etmiş olur. Cebrail Aleyhisselâm’a ihanet eden Allâhü Teâlâ’ya ihanet etmiş olur. Kim de Allâhü Teâlâ’ya ihanet ederse kıyâmet gününde Allâhü Teâlâ ona azab eder.

Kaynak : Tefsîr-i Kebîr

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Ey Ümmet-i Muhammed Uyan! ( Uyanma Vakti Geldi )

Posted by Site - Yönetici Mayıs 12, 2017

Ey Ümmet-i Muhammed Uyan! ( Uyanma Vakti Geldi )

Uyan da bak zulmün cellâdı, zalimin korkusu, mazlumun perdedarı sen misin?

Ne oldu sana; ne oldu da bu kadar umarsız, bu kadar serseri, bu kadar duyarsız oldun…

Sen zulümle savaşırken ortaya yüreğini koyardın, yüreğin mi yaralandı en orta yerinden yoksa duygularını mı bağışladın?

Tek dişi kalmış medeniyet canavarlarının arasında yutuldun mu?

Çığ mı düştü üstüne? Sele mi kapıldın zulmün yamacında?

Odağı cehennem olan bir kuyunun dibinde misin?
Yaşıyormusun biçare yoksa ölümüsün ölüleri bile utandıran halinle…

Ey Ümmet-i Muhammed Uyan!

Uyan da bak karşındaki aynaya.
Aksin bile utanıyor karşına çıkmaya.
Sen nasıl çıkacaksın YARADANIN huzuruna?
Peygamber ‘ümmetim ümmetim’ diye feryâd ederken sen bu ümmet katliamına seyirci mi kalacaksın?
Destek olmayacak mısın kardeşine yoksa köstek olmak mı gelir işine?
Sen ki söz verdin “GALU BELA’DA“, söz verdin MEVLA’YA.
Uyan şu gafletten. Taşlar ağaçlar dile geldi, hepsi cihada gidiyor.
Uyan! Sözünü tutma vaktidir şu an.
Yedi kat yerin dibindeki ölüler dirildi, şanlı ruhlar geldiler cihada, SEN YOKSUN!
Melek’lerin gözünün yaşını sil artık.
Evliyaların, şühedaların kemikleri sızlamasın…

ARTIK UYANMA ZAMANI GELMEDİMİ EYYY MÜSLÜMANNNN!

Haydi, Ey Müslüman Kıralım Gaflet Zincirini.
Vakit artık Uyanma zamanıdır…

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Evliya olmadan, kendisine evliya süsü vermek zındıklıktır.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 9, 2017

Evliya olmadan, kendisine evliya süsü vermek zındıklıktır.

Burada çok dikkat etmek gerekir. Zira evliya olmadığı halde,
-“Ben evliyayım, ben şeyhim,” diye insanları aldatan ve mü’minlerin saf duygularını istismar eden kişiler, Allâhü Teâlâ hazretlerine iftira ettikleri gibi; iç âlemini bilmeden, maneviyatına vakıf olmadan, bir kişinin şunun veya bunun evladı ve soyundan gelmesine bakarak;
-“İşte bu adam evliyâullah’tır!” diye, bir kişi hakkında hüküm verenler de Allâhü Teâlâ hazretlerine iftira ediyorlar…
Çünkü bunlar, Allâhü Teâlâ hazretlerine dost olmayan birini Allâhü Teâlâ hazretlerine dost olduğunu iddia ediyorlar. Bu da bir iftiradır…

Evliya olmadan, kendisine evliya süsü vermek zındıklıktır.

Rast gele insanlara da “bu evliyâ’dır!” demek çok tehlikelidir.
O’nun evliya olduğunu kesin biliyor musun? Delilin var mı? Burhanın var mı? Belki Allâhü Teâlâ hazretlerinin bir düşmanı hakkında “Bu kişi, Allah’ın dostudur” diyerek, Allâhü Teâlâ hazretlerine iftira etmiş oluyorsun!..

Dikkat etmek gerekir…

Kaynak ; Dipnot: İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/474-477.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: