Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Bunları Biliyormuydunuz’ Category

Bugün Dünyaya İslam Degil “İSYAN” Hakimse, Bunun Sebebi, Öyle Sanıldığı Gibi Kafirlerin Güçlü Oluşu Değil, Müslümanların Parçalanmışlığıdır.

Posted by Site - Yönetici Ağustos 6, 2017

BUGÜN DÜNYAYA İSLAM DEGİL “İSYAN” HAKİMSE, BUNUN SEBEBİ, ÖYLE SANILDIĞI GİBİ KAFİRLERİN GÜÇLÜ OLUŞU DEĞİL, MÜSLÜMANLARIN PARÇALANMIŞLIĞIDIR.

Her müslüman, “İslam kimliği” altında vazifelerinin ve amaçlarının neler olduğundan, “İslam davası”ndan haberdar olmalı.
Kısaca arzedeyim:

Tevhidin egemenliği”ni sağlamak… “Tevhid Davası”nı dünyaya duyurmak, herkese ulaştırmak, “İslam inancı”na isyan edenleri, kayıtsız kalanları “Tevhid otoritesi”ne boyun eğdirmek…

İslam’ı hayata hakim kılmak… İnsanlara İslam’ı “eksiksiz-fazlasız, dosdoğru” öğretmek… Düşüncesiyle, inancıyla, ahlâkıyla, şuuruyla, hareketiyle ve tasarruflarıyla “İslam’ı yaşayan bireyler” yetiştirmek…

Müslümanları “İslam’ı tatbik” etmeye, “yaşama”ya sevketmek… “İslami aileler” kurmak. Bunun için kadın-erkek, genç-ihtiyar, yetişkin-çocuk herkese önem vermek… “İslami esaslar”dan ayrılmayan “müslüman bir toplum” oluşturmak. Bunun için “İslam’ın her eve girmesi”ne, “her yere ulaşması”na çalışmak…

Bir yandan insanı “Allah’a bağlamak”, insanın yüce özelliklerini ortaya koymak, onu “kötü ve aşağılık hislerinin kirleri”nden temizlemek; bir yandan da “insanın yaratılış gayesi”ne ters düşen her şeyden onu uzaklaştırmak…

Sağlam temeller üzerine “faziletli bir toplum” yetiştirmek… “Seçkin fertler”den “seçkin cemaatler” meydana getirmek… Seçkin cemaatlerden “faziletli bir ümmet” oluşturmak. “Kardeşlik bağları”nı güçlendirmek.

İnsanları, toplumları İslam yoluna sevkeden “İslami bir nizam, sistem” kurmak… “İslam kanunları”nın uygulandığı, “İslami iktidar”ın kurulduğu, “Hilâfet”in yeniden tesis edildiği bir dünya kurmak…

Küçük küçük devletçiklere ayrılan İslam ülkesinin her parçasını tek bir “Hilafet devleti çatısı” altında bir araya getirmek… “İslam toplumu”nu ve “İslam devleti”ni kurmak…

Üzerinde “Tevhid” inancını taşıyan tek bir müslümanın dahi yaşadığı her yeri “vatan”a dönüştürmek… “İslam bayrağı”nı, ezan seslerini duymuş, “İslam şerefi”ne ermiş memleketlerde dalgalandırmak…

Madem esas dava bu; o halde müslümanlar olarak, İslam davasını sürdürebilmek için olmamız gereken hal, “vahdet.” Yani müslümanların birlik ve beraberliği. İslam’ın egemenliği için Ümmet’in birliği olmazsa olmaz bir şart.

Halkı müslüman olan ülkelerde egemen “tağuti rejimler/yönetimler”in müslümanlar üzerindeki sosyal, kültürel, siyasi, idari, iktisadi, hukuki, adli, tedrisi, itikadi, ibadi vb. baskılarını ve zulümlerini kırıp “özgürlük”e kavuşmanın öncelikli yolu bu. “Vahyi imha, batılı ihya” üzerine kurulu “ideolojik zulüm sistemleri”nin İslam adına ne varsa baskılayıp hayatın dışına atmasına, sadece bu sayede direnç gösterebiliriz.

Ancak maalesef “müslüman toplum”, inandığı İslam’ın ne/nasıl olduğunu da bilmiyor. İslam’ı ne şekilde ve hangi esaslara uygun olarak yaşayacağını da… Bu yüzden İslam toplumları İslam ile, vahiy ile, Kur’an ile ve Rasulullah’ın örnekliğine uygun olarak değil; bâtıl ile, küfür ile, tağuti yasalarla ve “ideolojik İslam karşıtı önderler”in örnekliğinde idare olunuyor ve böyle bir hayatı yaşıyor.

Bu durumda tüm müslümanlar, “Allah’ın insanlık için hayat nizamı olarak tayin buyurduğu İslam”ın hayata egemen olması için mücadele etmek zorunda. Çünkü insanlığı içine düştüğü “zillet”ten, “adaletsiz”likten, “zulüm”den, “sömürü çarkının dişlileri”nden… kurtaracak, refah ve mutluluğa ulaştıracak, sulh ve selameti sağlayacak tek din, tek nizamdır İslam.

İslam’ın dünyaya nizam olması, bütün insanlığın fert, aile, toplum ve devlet hayatını düzenlemesi için, “müslümanların birlik/beraberlik içinde olmaları” şart. İnsanlığın tek ve ortaksız dini, “hayat nizamı” sadece ve sadece İslam ve “yaşam kitabı”, “hayatın anayasası” sadace Kur’an-ı Kerim olduğundan, bununla yükümlü müslümanların, güçlerini bir araya getirip kenetlenmeleri lazım.

Bugün dünyaya İslam değil “isyan” egemense, bunun sebebi, öyle sanıldığı gibi kâfirlerin, İslam düşmanlarının güçlü oluşu değil, müslümanların parçalanmışlığıdır. O yüzden “İslam’ın egemenliği için Ümmet’in birliği şarttır.” Zira farklı meşrepler/gruplar çatısı altında “ayrı” olununca, “müslümanlar arası dayanışma” mümkün olmuyor. Haliyle, bütün müslümanların “kardeş” olduğu, “tek bir millet olan küfür” karşısında “yekvücut bir ümmet” olarak mücadeleye durmak gerektiği hakikati idrak edilemiyor.

Müslümanlar ayrı-gayrı, paramparça olunca İslam davası “ilahi murad”a uygun olarak sürdürülemiyor; “hedef”inden de, “yol”undan da, “istikamet”inden de sapıyor. Böylece, “tağuti zorbaların zalim iktidarları”na son verilerek “İslam Şeriatı” hayata hakim kılınamıyor.

Müslümanların vazifesi ve yaratılış amacı Allah’a kulluk… Kulluğun şartı hayatı İslam’a göre yaşamak… Hayatı İslam’a göre yaşamanın şartı, İslam’ın ilavesiz-eksiksiz, bütün kurallarıyla-kurumlarıyla, tam olarak egemenliği… İslam’ın egemenliğinin şartı ise, müslümanların, “Ümmet birliği/vahdeti”ni sağlamaları…

Bugün “tefrika/parçalanmışlık” öyle derin yaralar açmakta ve müslümanları birbirine öyle düşman etmektedir.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Kur`anı Kerimden 40 Dua.

Posted by Site - Yönetici Temmuz 27, 2017

Kur`anı Kerimden 40 Dua.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Kur`anı Kerim, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar | Leave a Comment »

Çocuklar İçin, Kur’an’ımız..

Posted by Site - Yönetici Haziran 23, 2017

Kur’an’ı Kerim Hayatımızın Neresinde?

Çocuklar İçin, Kur’an’ımız..
Müslüman ebeveynler olarak hem kendimiz hem de çocuklarımız için Kur’an’ı Kerim’e gerekli hürmeti gösteriyor ve öğrenmek için çabalıyor muyuz? Kuran-ı Kerim ikliminde yetişen bir nesil için üzerimize düşen vazifeler neler ve bunu nasıl yapabiliriz?

Kur’ân-ı Kerîm, kaynağı Cenâb-ı Hak olan dört semâvî kitabın sonuncusudur. Rüşdünü ikmâl etmiş insanlığa Rabbimizin son çağrısı ve son mesajlarıdır. Hak Teâlâ, gönderdiği kitaplardan yalnızca Kur’ân-ı Kerîm’i kıyâmete kadar koruyacağını taahhüd etmiştir. Bu sebeple bir harfi bile değişmeden aslını koruyan tek ilâhî kitap, Kur’ân-ı Kerîm’dir. Bu noktada bizim asıl meselemiz, Cenâb-ı Hakk’ın bu taahhüdüne ne kadar vesîle olabildiğimizdir. Hâlimizi bir gözden geçirmeliyiz:

Kur’ân-ı Kerîm ile ne kadar ünsiyetimiz var? Onu ne kadar duygu derinliği içinde okuyabiliyoruz? Peygamber Efendimiz’in (sav) ve ashâbın Kur’ân-ı Kerîm karşısında duyduğu heyecanı ne kadar duyabiliyoruz?

Kur’ân-ı Kerîm’i hayâtımızın her safhasına intikal ettirebiliyor muyuz? Âile hayâtında, komşuluk ve kul haklarında, ticârî hayatta, onu ne kadar kendimize kıstas alıyoruz? Kendimizi zamanın ve toplumun akışından ne kadar mes’ûl görüyoruz?

Yavrularımıza esas tahsil olan Cenâb-ı Hakk’ı tanıma tahsilini verebiliyor muyuz? Kur’ân-ı ketim’i gönüllere taşıma, onunla istikâmetleri düzeltme hususunda ne kadar gayret içindeyiz?

Unutmayalım ki iki cihan saâdeti, ilâhî bir emânet olan evlâtlarımızı Kur’ân-ı Kerimden nasiplendirmekle mümkündür. En merhametli anne-baba, evlâdını Kur’ân terbiyesiyle asıl istikbâl olan âhirete hazırlayan anne-babadır. İnsanın, evlâdına verebileceği en büyük hediye, güzel bir terbiyedir.

Kur’ân-ı Ketim’in engin mânâ kevserinden kendisi tatmadığı için evlâdına da tattıramayan anne-babalar, büyük bir vebâl altındadırlar. Zira mânevî tahsil hususunda câhil bırakılan, Kur’ân ve Sünnet’in rûhâniyetiyle terbiye edilmeyen evlâtlar, kıyâmet günü anne-babalarından dâvâcı olacaklardır.

İbn-i Ömer (ra) buyur ki:

Evlâdını iyi terbiye et. Zira bundan mes’ûlsün. «Terbiyesiyle ilgili olarak ne yaptın, neler öğrettin?» diye hesaba çekileceksin.”

Hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:

Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi ve Kur’ân hizmeti… Çünkü hamele-i Kur’ân (Kur’ân’ı öğrenen, öğreten ve bu yolda hizmet edenler), hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde, peygamberler ve Hak dostları ile birlikte Arş’ın gölgesindedirler.” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, I, 226)

Dolayısıyla evlâtlarına Kur’ân-ı Kerim rûhâniyetiyle güzel bir terbiye verebilmek, sâlih mü’minlerin en mühim meselelerinden biridir.

Dolayısıyla fırsat elden gitmeden evlâtlarımızı Kur’ân-ı kerim’in feyz ve rûhâniyetiyle yetiştiremezsek, yarın kabrimizde ağır bir nedâmetle baş başa kalacağımızı unutmamalıyız. Bunun için de evlâtlarımızla vaktinde güzelce alâkadar olmalı, onların tertemiz yüreklerine Allah ve Peygamber sevgisini, Kur’ân ve Sünnet muhabbetini aşılamalıyız. Mârifetin iltifâta tâbî olduğu gerçeğinden hareketle, yavrularımızda mânevî güzelliklerin neşv ü nemâ bulması için onları hediye ve iltifatlarla teşvik etmeliyiz.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kur`anı Kerim, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

İslamsız Müslümandan Korkuyorum.

Posted by Site - Yönetici Haziran 20, 2017

İslamsız Müslümandan Korkuyorum.

Bundan 10 yıl önce ilk kez taytlı bir kadın gördüğümde gözlerime inanamamış, onun üstüne kıyafet giymeyi unuttuğunu sanmıştım.

Daha sonraları bu taytlı kadınları daha sık görünce bunun lanet olası bir moda olduğunu anlamıştım.
Gün geldi o çirkin kıyafeti “Başı örtülü” kadınlar bile giyer oldu.

Hadis Alimi Nevevi Rahimehullah, “Giyinik çıplaklar” hadisin-i şerifini okuduğu zaman bunun ne demek olduğunu anlayamamış. Mübarek epey düşünmüş. “Hem giyinik, hem çıplak nasıl olur? Heralde bu da Hz.Allah’ın bir mucizesi olacak” demiş.

Biz Hadis alimi değiliz fakat, bu Hadis-i şerifi çok iyi anlıyoruz. Sokakta saçı ambalajlı çok kadın var ama tesettürlü kadın yok denecek kadar az. Neredeyse Streç pantolon veya tayt giymeyeni dövecekler!

Kadınların her detayı, en mahrem bölgeleri meydanda ve maalesef utanma duygusu da yok olmuş. Erkekler müslüman kızların arkasında, onların hareketlerini izliyor.
Bundan büyük bela olur mu?!

Yazık ki hepimiz alıştık bu çirkinliklere ve neredeyse kimse onları uyarmaya gerek bile duymuyor. Hatta normal karşılıyor. “Herkesin yaşantısı kendine” diyor, “ Her koyun kendi bacağından asılır” diye zırva yahudice bir laf geveliyor, uyarmadıkları gibi birde övgüler diziyorlar…

Müslüman, Hz.Allah’ın hoş görmediğini, hoş göremez, Hz.Allah’ın razı olmadığından, razı olamaz, iyi diyemez. İmam Malik (ks), hadis inkarcısı bir adamla oturdu diye, 40 gün boyunca talebesiyle konuşmamış. Varın halimizi siz düşünün…

Başımıza taş yağacağından korkmuyorum ben! Taştan daha katı olan kalplerden, münafık hallerden korkuyorum.
Kalbiyle buğzetmeyi bile hoşgörüsüzlük olarak gören Müslümanlar ürkütüyor beni.

Kendisi başörtülü olduğu halde, kızları edepsiz kıyafetlerle gezen ve bunu umursamayan Müslüman anneler ve babalar kanatıyor içimi…

Ben toplu azaba uğrayıp yok edilmekten korkmuyorum, amerika’dan, israil’den korkmuyorum kardeşlerim. Elmanın kurdu kendindenmiş derler. Ben Müslüman olduğunu iddia edenlerin, İslam’ı oyuncak haline getirmelerinden, namazsızlığı, yalanı, hayasızlığı hoşgörmelerinden korkuyorum…

İslamsız Müslümanlardan, ilkesiz Müslümanlardan korkuyorum!

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Tesettür, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Ölüm Senin Peşinde ; Sen Neyin Peşindesin !

Posted by Site - Yönetici Haziran 19, 2017

Ölüm Senin Peşinde ; Sen Neyin Peşindesin !

Ne kadar da dünyalık yaşıyoruz.. Sevinçlerimiz üzüntülerimiz hep dünyalık… Hiç bir vakit namazı kaçırdığında ağladın mı? Vermediğin okul imtihanına ağladığın gibi. Ya da mutlu oldun mu bir sadaka verince imtihandan yüksek bir puan aldığında sevindiğin gibi …

Ne bileyim ruhumuzun sıkıntısı bile dünyalık şeyler. Sanki bu dünyada sonsuz yaşayacak gibi kalp kırışlarımız, günahlarımız, haramlara dalışımız bulaşdığımız her haram bizi helal olan güzelliklerden uzaklaştırıyor farkında değiliz ya da farkında olmak istemiyoruz
Ne kadarda vurdumduymaz birileri olduk… Çok hafife alıyoruz galiba ölümü! Ondan bu derece rahat oluşlarımız.Aklımız hep dünyalıklarda. Bak gece oldu uyudun sabaha çıkma garantin var mı ? Sahip olduklarının garantisi var mı? Ölüm ölmüyor derler ya gerçekten öyle haydi gel! Tövbe et günahlarına!! Yeni bir başlangıç yap.. Rabbimden af dile! Sadece dünyanı düşünme ahiretini de düşün! Ölüm seni almadan Rabbime yönel tövbe ett!!… Rabbim için değiş ve aslına yönel!

Unutma bu dünya hayatı sadece oyun ve eğlenceden ibaret sakın bunlar senin İslam davanı unutmana sebep olmasın . Yoksa hüsrana uğrayanlardan olursun. Hem dünyanı hem ahiretini kurtarmak isteyorsan Rabbine yönel… . . .

Ölüm bizim peşimizdeyken biz neyin peşindeyiz diye soruyor muyuz kendimize?!..

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Ölüm - Ecel, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Azıcık Uyanık Olun Bu Kadar Cahil Olmayın❗

Posted by Site - Yönetici Haziran 18, 2017

Azıcık Uyanık Olun Bu Kadar Cahil Olmayın !

Milyonlarca takipçisi olan İslami (!) sayfaların, doğru dürüst ilmi şeyler paylaşıp milleti faydalandıracaklarına, hala domatesin, patlıcanın, dananın üzerinde “Allah” yazısını, şeytana inat beğen ! Yoruma Allah yaz bakalım kaç kişi Allah’ı zikrediyor, beğen peygamber rüyana girsin gibi saçma sapan şeyler paylaşarak milletin vaktini hurafe ve bid’at ile geçirdiklerini gördüğümde ve yüz binlerce insanın da bu paylaşımları beğenip paylaştıklarını gördüğümde elim ayağım titriyor !

HasbunAllah ve ni’mel vekil !

Kardeşlerim bu ne sacma sapan bir istir lütfen yapmayın ya DİNİNİZİ İYİ ÖĞRENİN YOKSA YAŞADIĞINIZI DİN ZANNEDERSİNİZ!!!

İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.” Hz. Ömer (radıyallahu anh)

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Namazını Kıl Müslüman !

Posted by Site - Yönetici Haziran 17, 2017

Namazını Kıl Müslüman !

Namaz kılıyor musun Diye bir cümleyi Müslümana sormak ne kadar ayıp değil mi? Sonucunda Müslüman dediğin İslam’ın 5 şartına iman etmiş kişidir. Doğal olarak iman eden yani inanan herkes sadece iman etmekle kalmamalı inandıklarını eyleme geçirmelidir. Sevgi ve inandığımız değerler hakkında mücadele etmek eylem gerektirir

Çevremizde‘namaz kılamayan insan çok âmâ namaz kılmayan insan pek az. Kimi şu sınavı kazanayım başlarım der, kimi üniversiteyi bitireyim der, kimi askerliği, kimi evlenmeyi. Kimi eşi, çoluğu, çocuğu bahane eder yaşlanınca kılarız ne olacak canım “Allah” affeder derler en sonunda.

Sanki 1 dakika sonrasına garantisi varmış gibi. Ha birde günümüzün en popüler kelimesi “Benim Kalbim Temiz” (!)Sormak istiyorum senin kalbin, ayakları şişene kadar namaz kılan, Peygamberimiz Hazreti Muhammed(sav)den daha mı temiz?

Peygamber efendimiz bile kızı hazreti Fatıma’ya ”Ey Fatıma! Yemin ederim ki, peygamber kızı olsan da, namazların olmadıkça cennete giremezsin”.Buyurmamışmıydı?

Peki, biz neyimize güveniyoruz? Ya da neye güveniyoruz? En başta da dediğim gibi namaz kılmaktan ayağı şişen peygamberimizin TV dizilerini, futbol maçlarını, bayanlar arasında yapılan günlerini, konserlerini kaçırmayan ümmetiyiz MALESEF(!)

Hâlbuki efendimizin ağlayarak ‘ümmetim, ümmetim’ göz yaşı döktüğü yerdir secde.

Sevgiliyle günde 5 vakit buluşmanın adıdır secde.
Yaraların sarıldığı, dünyanın boş işlerinden uzaklaşıp nefes aldığımız tek yerdir secde..
“Ya Rabbi(!) Elhamdülillah, yine sana geldim, randevuma geç kalmadım ‘diyebilmenin adıdır secde.
♡Kapısını on bin defa da çalsak bizi boş çevirmeyenle buluştuğumuz yerdir secde

Şimdi soralım kendimize neden namaz kılmıyoruz.Ya da şöyle demeliydim neden namaz kılamıyoruz? Bu kadar nimeti veren Allah’a(cc) günde 1 saatimizi ayıramazmısın?Sınavına mı çalışamazsın? İşe ya da okula geç mi kalırsın? Arkadaşınla mı buluşman gerek? Annen, baban izin vermez mi? İş yerin mi müsait değil? Sana yobaz mı derler? Vaktini verene vaktin hic yok mu?

Unutma”Dünyevi dostlar ve rütbeler sadece kabir kapısına kadardır Ruh yaradanını anmaya muhtaçtır ‘Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur”(Rad Suresi) Nasıl ki vücudun gıdası yemek içme ise, ruhun gıdası da namazdır.

Bir insan maddi olarak yemeden, içmeden nasıl duramazsa, insanda manevi bir yemek hükmünde olan namazı kılmazsa manevi olarak rahat edemez. Ruhu hep ‘ açım, açım beni doyur der (!) ‘ ya sen o ruhu doyurur, iki cihanda da saadete erersin yada o ruhu doyurmayarak öldürürsün (!)

Hadi güzel kardeşim ölüm sana gelmeden sen kendine gel Rabbine yönel Rabbine kıyam et’. Kalk al abdestini, ser seccadeni, bütün dünyaya dön sırtını, kaldır ellerini ‘Allah’ü Ekber’ de…

Ve son olarak şu soruyu her gün her an kendinize sorun ‘ acaba sırf dünya için mi yaratıldın ki bütün vaktini dünya için sarf ediyorsun ?’

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

HUTBE OKUNURKEN KONUŞULMAZ

Posted by Site - Yönetici Haziran 16, 2017

HUTBE OKUNURKEN KONUŞULMAZ

Cuma günü hatip minbere çıkınca namaz bitinceye kadar cemaatin konuşmayıp sükut etmesi, selam alıp vermemesi, nâfile namaz kılmaması, tesbih okumaması ve aksırana duâ etmemesi icab eder. Hatta hutbede Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mübarek isimleri zikredilince cemâatin salat ve selam okumaksızın yalnız dinlemesi efdaldir.

İmam Ebû Yusuf’a göre bu halde gizlice salat ve selam okunur.

Selmân-ı Fârisî Hazretlerinden şu hadîs-i şerîf rivâyet olunmuştur: “İmam hutbeye başladığı zaman susulur.” Diğer bir hadîs-i şerîfte:

“Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına sus desen lağiv yapmış (faydasız söz söylemiş) olursun.” buyrulmuştur.

Yemek ve içmek gibi namazda haram olan şeyler hutbede de haramdır. Hulâsâ, cemâatin hutbeyi başından sonuna kadar dinlemesi vaciptir.

Birinin bir münker (dine uygun olmayan bir şey)i yaptığını görüp diliyle bir şey söylemeden eliyle, başıyla veya gözüyle işaret etse yahut bir şey haber verildiği zaman başıyla işaret ederek cevap verse sahih olan kavle göre bunda beis yoktur.

İmama yakın olmak uzak olmaktan efdaldir. İmamdan uzak olan da susmalı, hutbeyi dinlemelidir.

İmama yaklaşmak için insanların omuzlarından geçmek mekruhtur. Ancak, imam hutbeye başlamamış bulunursa hem sonra gelenlere bir yer bırakmak hem de yakınlık faziletine ermek için geçmekte beis yoktur. Çünkü evvelce ileriye gitmeyip de açık bırakanlar, o mekânı mazeretsiz boş bırakmışlardır. Amma imam hutbeye başlamış ise mescidde olduğu yerde kalmalıdır.

Hutbeyi dinlerken yüzünü hatîbe doğru çevirmek ve namazda oturur gibi oturmak müstehaptır.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

OSMAN GÂZÎ’NİN OĞLU ORHAN GÂZÎ’YE VASİYETİ

Posted by Site - Yönetici Haziran 15, 2017

OSMAN GÂZÎ’NİN OĞLU ORHAN GÂZÎ’YE VASİYETİ

Bütün işlerinden önce dînin mühimdir, dînine îtinâ göster. Devletinin ayakta kalması buna bağlıdır.

Dînine ehemmiyet vermeyen yahut îtikâdı bozuk olan veya büyük günahları işlemekten hiç çekinmeyen adamları gerek kendi hizmetine, gerek devlet hizmetine sakın alma. Çünkü böyle adamlar fâsıktır, esasında uğursuzdurlar. Rabbinden korkmayan adam onun yarattığından hiç korkmaz. Eğer onlarda sadâkat olsaydı, ümmetiyiz dedikleri Peygamber Efendimize (s.a.v.) sadâkat gösterirler, dîne uymayan işler işlemezlerdi.

Husûsî işlerinde ve devlet işlerinde kat‘iyyen adâletten ayrılma. Böyle yaparsan rahat ve huzur içinde yaşayan halkını diğer memleketlerin halkı kıskanır, emrine girebilmek için çareler aramaya başlarlar. İyi bil ki padişahlık halk ve memleket ile olur. Adâletin olmadığı yerde ahali ve memleket perişan olur, mülkün de kaybolur gider.

Hiç kimseye zulmetme, bid‘atlardan son derece sakın. Zulüm ve bid‘atlara teşvik ederek dînine ve devletine hıyanet edenleri devletinden uzaklaştır.

Allah yolunda gaza ve cihâdı asla terketme. Zira cihâdı uzun müddet terkeden askerin cesâreti, kumandanın tedbirleri azalır. Düşmanların da cesâreti artar. Harp fennine vâkıf olan adamların vefât edince yerine tecrübesiz adamlar gelir, bu da ard arda mağlûbiyetler getirir.

Sana sadâkatle hizmet eden devlet adamlarını gözet, haklarına riâyet et. Vefâtlarından sonra onların evlad ve âilelerini himâye et, mallarına dokunma ki askerinin kalpleri sana karşı emîn olup yolunda baş versinler.

Dîn âlimlerine ve evliyâya hürmette ve ikramda asla kusur etme. Onların hatırlarını hoş tut. Hatta başka memlekette kemâlât sâhibi bir âlim işitsen, hemen onu devletine davet et. Sakın askerinin ve malının çokluğuna mağrur olma, aldanma. Sırf Allâh’a itimat et. İşte benden ibret al ki bu diyarlara bir zayıf kuş gibi geldim, sırf dîne riâyetim sebebiyle Allâhü Teâlâ devlet ihsân eyledi. Oğlum, sen de babanın yolundan git.

(Seyfü’l-Cihâd, Harîrîzâde)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Osmanlılar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

EHL-İ SÜNNET VE CEMÂAT’E TÂBİ OLMANIN LÜZÛMU

Posted by Site - Yönetici Haziran 14, 2017

EHL-İ SÜNNET VE CEMÂAT’E TÂBİ OLMANIN LÜZÛMU

İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Hazretleri buyurdular:

“Ey saâdete muvaffak kılınmış evladım. Hepimize lazım olan, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat âlimlerinin, Kitab ve Sünnet’ten lâyık olduğu şekilde anlayarak çıkardıkları hükümlerle îtikâdımızı tashih etmek (düzeltmek)tir. Ehl-i Sünnet büyüklerinin görüşlerine muvâfık olmadığı müddetçe hiç birimizin görüşü muteber değildir. Görmez misin ki, her bid’at ve dalâlet ehli, bâtıl olan hükümlerini kitap ve sünnetten aldığını ve o hükümleri kitap ve sünnetten anladıklarını iddia ederler…” (1/ m. 157)

“Kurtuluş yolu fiillerde, sözlerde, îtikadda ve amelde Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat Mezhebine uymaktır. -Allâhü Sübhânehû onların adedini çoğaltsın- Çünkü kurtuluşa erecek olanlar -bugün birileri bilsin veya bilmesin- ancak bunlardır. Diğerleri ise helâk olacaklardır. (Bu hakîkatı) yarın herkes anlayacak, amma faydası olmayacaktır. Allâh’ım, ölüm bizi uyandırmadan sen bizi uyandır.” (1/ m. 169)

“Îtikad kirliliği -ki bu Ehl-i Sünnet îtikâdına muhalefettir- öldürücü zehirdir, insanı ebedî ölüme ve sonsuz azaba götürür. Amelde meydana gelecek gevşeklik ve tembelliklerin mağfiret olunması ümid edilir. Ancak îtikattaki gevşekliğin mağfiret (bağışlanma) ihtimâli yoktur.” (2/m. 67)

“Ubeydullah Ahrâr (k.s.) Hz.’nin şöyle buyurdu:

“Bütün manevi haller ve vecdler bize verilse de îtikâdımız Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat akîdesi üzere olmasa biz bu hallerin mahrûmiyetten başka bir şey olmadığına inanırız.

Yine, kusur ve noksanlar bizim üzerimizde toplansa, îtikâdımız Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat akîdesi üzere dosdoğru ise, biz bunda bir beis görmeyiz.

Cenab-ı Hak Seyyid-i Beşer (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimiz hürmetine, bizi ve sizi, Peygamber Efendimizin râzı olduğu Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat’in yolunda sâbit kılsın.”

Kaynak : Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/ m. 193

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İmam-ı Rabbani | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: