Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Haramlar – Helaller’ Category

HELÂL KAZANMAK FARZDIR

Posted by Site - Yönetici Şubat 25, 2017

helal-kazanchalaldede

HELÂL KAZANMAK FARZDIR

İmâm Râgıb Isfehânî, Zerîa isimli kitabında der ki: Dünyada çalışıp helâl kazanmak bir cihetten mübah sayılsa da diğer cihetten farzdır. Zira insanın kendisini tamamıyla ibadete verebilmesi, ancak zarûrî ihtiyaçlarını giderdikten sonra mümkün olabilir. Bir vâcibin yerine getirilmesi kendisine bağlı olan şey de vaciptir.

İnsan, bütün ihtiyaçlarını kendi başına tedârik edemez, diğer insanlara da muhtaçtır. Öyle ise insanların kendisi için yorulmalarına karşılık kendisi de cemiyete faydalı bir iş ve sanat ile meşgul olmalıdır. Kim insanlardan istifâde eder de onlara faydalı olmaz ise Allâhü Teâlâ’nın (meâlen) “Allâh’ın rızasına uygun hayırlı amel ve takvâ üzerine yardımlaşınız…” (Mâide sûresi, âyet 2) emrine uymamış olur.

Bu sebeple tembellik ederek meşrû kazanç yollarını terk eden, insanlara faydalı bir ilim öğretmeyen ve sâlih amelleri işlemeyenler zemmolunmuştur.

Cüneyd-i Bağdâdî (k.s.) hazretleri buyurmuştur ki: “Allâhü Teâlâ tembel adamı sevmez. Zira tembellik edip hayırlı işlerden geri kalanlar insanlıktan sıyrılarak hayvanlar seviyesine düşmüş ve ölüler gibi olmuş demektir.”

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) tembellikten Allâhü Teâlâ’ya sığınır ve: “Allâhü Teâlâ, anlayışlı, uyanık ve gayretli kimseye rahmet eylesin” buyururlardı.

Bazı âlimler: “Rızık Allâhü Teâlâ’dandır, bir sebebe yapışarak onu elde etmek de kulun vazifesidir” demişlerdir. Nitekim Allâhü Teâlâ, büyük bir mucize olarak Hazret-i Meryem’e yaş hurmalardan yetecek kadarını vermiş, bununla birlikte ağacı sallamasını emredip: “Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine taze hurmalar dökülsün.” (Meryem Sûresi, âyet 25) buyurmuştur. Cenâb-ı Hak dileseydi sallatmadan da hurmaları dökerdi. Lâkin her şeyi bir sebebe bağlamıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), tevekkülün tembellik olmadığına ve sebeplere yapışmanın icab ettiğine işâret ederek: “Eğer siz Allâhü Teâlâ’ya hakkıyla tevekkül etmiş olsaydınız, kuşların rızıklandırıldığı gibi rızıklandırılırdınız -ki onlar kursakları boş olarak sabahlar, akşama doymuş olurlar.” buyurmuşlardır. Nitekim kuşlar dahi çalışma ve gayretleri ile rızıklandırılmaktadırlar.

(Medhu’s-sa‘yi ve zemmü’l-betâleti, İbn-i Kemal Paşa)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Tavuğun Etinin Haram Olması…..

Posted by Site - Yönetici Mayıs 15, 2016

Tavuğun Etinin Haram Olması.....,tavuktavuk-harammitavuk-nasil-tavuk-kaynatilirmi-haramtavuk-haramtc3bcylerinin-kolay-yolunmasc4b1-ic3a7in-kesilen-tavuklar-sc4b1cak-suya-bc4b1rakc4b1lc4b1yor-bc3b6yle-tavuklar

Tavuğun Etinin Haram Olması…..

Sual:
Kesilen tavuk karnı yarılmadan tüyünü (kolay) yolmak için kaynar suya atılsa bu tavuk necis olur mu?

Cevaplar:

Necis olduğu için yenmez.(HARAMDIR)
(Fetâvâ-i İbn-i Nüceym)
Bir Müslüman tarafından besmele ile boğazlanan, fakat kolay yolmak için bağırsakları çıkarılmadan kaynar suya atılan tavuk asla temiz ve helal olmaz. Tüyleri kolay yolmak için tavuğu sıcak suya atmadan önce içini temizlemek ve tavuk üzerinde kan ve sâir pislik var ise onu temizlemek lazımdır. (Nimetü’l-İslam s.272)

*************************

“Bir tavuk boğazlanıp, içi ve kursağı çıkarılmadan, kaynar suda haşlasalar, yolsalar, yemesi helal olmaz, haramdır. Kesip içi ve kursağı çıkarılıp, içi yıkandıktan sonra haşlanırsa, tüylerine necaset bulaşmamış ise, yemesi helal olur.”
(Şeyhülislam Ebussuud Efendi’den. )

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

ŞARAP ( İÇKİ ) VE KUMAR MURDARDIR

Posted by Site - Yönetici Aralık 3, 2015

Şarap ve kumar Kur’ân-ı Kerîm’de Mâide Sûresinin 90 ve 91. âyet-i kerîmeleri ile yasaklanmıştır

ŞARAP ( İÇKİ ) VE KUMAR MURDARDIR

Şarap ve kumar Kur’ân-ı Kerîm’de Mâide Sûresinin 90 ve 91. âyet-i kerîmeleri ile yasaklanmıştır. Meâl-i şerîfi:

Ey îmân edenler! İçki, kumar, putlar, kısmet çekilen zarlar hep şeytan işi murdar bir şeydir. Onun için siz ondan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. İçki ile kumarda Şeytan sırf aranıza düşmanlık ve kin düşürmeyi ve sizi Allâh’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymayı ister. Artık vazgeçiyorsunuz değil mi?

Bu âyetler nâzil olunca Hazret-i Ömer “Tamamen vazgeçtik Ya Rabbi” demiştir.

Hazret-i Ali kerremallâhü vecheh:

“Bir kuyuya bir damla şarab düşse, sonra oraya bir minare yapılsa o minarede ezan okumazdım ve bir damla şarap bir denize düşse, sonra o deniz kuruyup da yerinde otlar bitse orada hayvan gütmezdim” buyurmuşlardır.

Bu ilâhî emre uymakta Resûlullâh’ın Ashâbı’nın ne büyük iman ve takvaları bulunduğunu anlamalıyız.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

Çoğu sarhoşluk veren bir şeyin azı da haramdır.

Şarap (içki) bütün kötülüklerin anasıdır. Ve en büyük günâhlardandır.”

İçki ve kumar; sıhhati berbad eder. Onlardan kazanılan malın hayrı olmaz. Mübtelâ olanlar yakalarını zor kurtarırlar. Neşesi geçici olduğu halde hem ferde ve hem cemiyete zararlıdır. Bedeni ve ahlâkı da ifsat eder, bozar. İçkilerin cemiyet bünyesinde açtığı yaralar pek elimdir. Bunlardan kaçınmak, gerek fertlerin ve gerek cemiyetin selâmeti için pek lâzımdır. Bunların âhiretteki hesabı ise pek şiddetlidir.

Hâsılı, şarap içmemeli veya müskiratı (sarhoşluk veren şeyleri) kullanmamalı, kumar oynamamalıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kur’ân-ı Kerîm’in haram ettiği şeyleri helâl sayan, Kur’ân’a imân etmemiştir.
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Raflar domuz dolu! Bunların hepsini yedik..!

Posted by Site - Yönetici Kasım 12, 2015

Raflar domuz dolu! Bunların hepsini yedik..!

Raflar domuz dolu! Bunların hepsini yedik..!

Türkiye’dehiç yemedim diyen, bir büyük domuz götürmüştür. “ Gıda sektörü bütün ahlaksızlığıyla, her gün bizim ve çocuklarımızın sağlığını tehdit ediyor. Biliyorsunuz, hazır yoğurtlarda, hazır dondurmalarda, pastanelerde, jölelerde, kremalarda, market ürünlerinin bir çoğunda “kıvam artırıcılar” adıyla domuz mamülleri kullanılıyor. Artık ‘neyin içinde var, neyin içinde yok’, net olarak bilmek neredeyse imkânsız. Haliyle bunları kullanan adamlara “kullanıyor musunuz” diye sorup, doğru yanıt vereceklerine güvenmek de mümkün değil. Tadı bozuk, kendi bozuk olmasına rağmen; uzun süre hiç ekşimeyen, çürümeyen, küflenmeyen, kıvamından dahi bir şey kaybetmeyen yiyeceklerimiz var artık.

Peki, bu nasıl oluyor?

Cevap: Kıvam artırıcılar, katkı maddeleri…
Nedir onlar diye sorsak, “E” ile başlayan anlamayacağımız ve nereden/nasıl elde edildikleri bilinmeyen sayılar işitiyoruz.

Je­la­tin (E441) çok de­ğer­li bir pro­te­in.. Gı­da sek­tö­rün­de yay­gın şe­kil­de kul­la­nı­lı­yor. Je­lâ­ti­nin tak­ri­ben % 99’u, Müs­lü­man ol­ma­yan ül­ke­ler ta­ra­fın­dan üre­til­mek­te.

Ulus­la­ra­ra­sı ku­ru­luş­lar­ kat­kı mad­de­si­ne bir nu­ma­ra ve­ri­yor. Av­ru­pa Bir­li­ği’nde bu E ko­du ile ya­pı­lı­yor. Biz de de ay­nı kod­la­ma ge­çer­li.

jelatin haram,desmoldar-gelatina-facilmente

JELÂTİN NEDİR?

Jelâtin memelilerin dokularında, hususiyetle kas­ları kemiklere bağlayan yerlerde ve derilerde bulunan kollajenden çıkartılan bir proteindir. Kollajen su ile kaynatıldığında jelâtin olarak bilinen, suda çözülür proteine dönüşür. Soğutulduğunda, çözelti kollajene dönüşmez; fakat jel hâline gelir. Jelâtin başta domuz, sığır ve çok az olarak da balık gibi hayvanların deri, kemik ve bağ dokularının kaynatılması ile üretilir. Bu madde, güçlü şekil alma kabiliyeti, şeffaf jel oluşturması, esnek film hâline gelmesi, hazmının kolay olması, sıcak suda eriyebilmesi ve kolayca şekil alması gibi hususiyetleri sebebiyle gıda üretiminde pek çok sahada kullanılmaktadır.

Günümüzde jelâtin üretiminde genelde domuz ve helâl tarzda kesilmemiş sığır derisi kullanılmaktadır. Gıda üretiminde kullanılan jelâtinin hammadde kaynağı ise domuz derisidir. Elde edilme safhasında ekstraksiyon öncesi, ön işlemlerin kısa sürede tamamlanması ve oluşan atık suyun asgari seviyede olması, domuz derisinin kullanılmasını cazip kılmaktadır. Ayrıca domuz derisinden jelâtinin elde edilmesi, bir hayli ucuzdur. Yıl­da 380.000 ton ka­dar üre­ti­len je­lâ­ti­nin 150.000 to­na ya­kı­nı Müs­lü­man­lar ta­ra­fın­dan tü­ke­til­mek­te­dir.

Dün­ya pi­ya­sa­la­rın­da ki­log­ram fi­ya­tı tak­ri­ben 4–6 do­lar ol­du­ğu dü­şü­nü­lür­se, Tür­ki­ye je­lâ­tin için 20 mil­yon do­lar ka­dar har­ca­ma yap­mak­ta­dır. Kay­na­ğı se­be­biy­le bü­yük tar­tış­ma­la­ra se­bep olan ve şüp­hey­le yak­la­şı­lan je­la­ti­ni Tür­ki­ye’de 2011’den be­ri iki yer­li fir­ma da üret­me­ye baş­la­dı. Fa­kat ih­ti­ya­cı tam kar­şı­la­ya­mı­yor.

Gı­da üre­ti­ci­le­ri­nin ço­ğu ucuz di­ye ma­hi­ye­ti meç­hul it­hal je­la­ti­ni kul­la­nı­yor. Oy­sa men­şe­inin cid­di bir şe­kil­de araş­tı­rıl­ma­sı ge­re­ken bu kat­kı mad­de­si­nin he­men he­men her alan­da yay­gın bir şekil­de kul­lanıl­ması, inanan in­san­lar için son derece en­dişe vericidir.

JELATİNSİZ ÜRÜN NEREDEYSE YOK..!

Bir nevi protein olması sebebiyle jelâtin üreticileri, jelâtinin günlük hayatın her safhasında kullanılabilmesi için yoğun gayret göstermiştir. Menşeinin ciddi bir şekilde araştırılması gereken bu katkı maddesinin hemen hemen her alanda yaygın bir şekilde kullanılması, inanan insanlar için son derece endişe vericidir.

Ürünlerde jelleştirme, koyulaştırma, sırlama ve kapsülleme maddesi olarak, jelâtin yaygın bir kullanım sahasına sahiptir: Pek çok pasta ürününde, yoğurtta, dondurmacılıkta, eritilmiş peynir ve kaşar üretiminde, margarinde, salam, sucuk sosis, jambon gibi et ürünlerinde, şekerlemelerde, reçel, marmelat, helva, pekmez ve tahin gibi gıdalarda, fındık ve fıstık ezmelerinde, meyve sularında, sakızlarda, ilâç endüstrisinde, kapsül, film ve tablet yapımında, kan verme ürünlerinde, krem, losyon, şampuan, parfüm gibi cilt ve kozmetik ürünlerinde, hayvan yemlerinde, fotoğrafçılıkta ve karbonlu kağıt yapımında jelâtin kullanılmaktadır.

’İnsan, yediklerine bir baksın.’’ (Abese suresi/24) Dinimizce Haram olan Domuz Soframıza katkı maddesi olarak giriyor .Domuz dan elde Edilen katkı Ürünleri ve Gıdalar Gün geçtikçe daha çok miktarlarda tüketilen bu katkı maddeleri, beslenmeyle ilgili kalp hastalıkları, allerjik astım ve ürtiker gibi çeşitli hastalıkların gelişimine yol açıyor.

DOMUZ YAĞI KATKILI GIDA MADDELERİ ULUSLARARASI (E) KODLARI..

‘” E -100, E -102, E – 103, E -110, E-111, E -120, E • 123, E-124, E -125, E -126, E – 127, E -128, E -140, E-141, E-142, E -152, E -153, E -210, E -213, E- 214, E -226, E -234, E -252, E -270, E -280, E -325, E -326, E •327, E -334, E -335, E -336, E -337, E -420, E -430, E -431, E -432, E -433, E-434 E -436, E-442, E -470, E -471, E -472, E •473, E -474, E -475, E -476, E -477, E -478, E -480, E -481, E -482, E -483, E -488, E -489, E -491, E -492, E -493, E -495, E -542, E -550, E -570, E -572, E -591, E -631, E -632, E -633, E -635 E -904,

Can Boğazdan Çıkıyor! (Gıda Terörü) –

Dr. Ayşe Ebrar “Türkiye’dehiç yemedimdiyen, bir büyük domuz götürmüştür. “ Pediatri profesörü bir hocamın sözüydü bu. Mamüllerinde domuz ürünü kullandığını tespit ettiği pastaneleri, gıda işletmelerini, dava açıp kapattıran da o hocamdı. Dini hassasiyetleri olmadığını söylemesine rağmen, domuz konusunda çoğu müslümandan daha fazla hassasiyet göstermesinin sebebini sormuştuk, anlatmıştı uzun uzun…

Gıda sektörü bütün ahlaksızlığıyla, her gün bizim ve çocuklarımızın bedenine tecavüz ediyor. Biliyorsunuz, hazır yoğurtlarda, hazır dondurmalarda, pastanelerde, jölelerde, kremalarda, market ürünlerinin bir çoğunda “kıvam artırıcılar” adıyla domuz mamulleri kullanılıyor. Artık ‘neyin içinde var, neyin içinde yok’, net olarak bilmek neredeyse imkânsız. Haliyle bunları kullanan adamlara “kullanıyor musunuz” diye sorup, doğru yanıt vereceklerine güvenmek de mümkün değil. Tadı bozuk, kendi bozuk olmasına rağmen; uzun süre hiç ekşimeyen, çürümeyen, küflenmeyen, kıvamından dahi bir şey kaybetmeyen yiyeceklerimiz var artık. Peki, bu nasıl oluyor? Cevap: Kıvam artırıcılar, katkı maddeleri… Nedir onlar diye sorsak, “E” ile başlayan anlamayacağımız ve nereden/nasıl elde edildikleri bilinmeyen sayılar işitiyoruz.

İnsan yiyip içtikleriyle, büyür, yaşar, inşa olur. Yiyeceklerimizin sıhhati, bizim hem beden hem de ruh sıhhatimizin belirleyicilerindendir. Yaratılanlar içinde, bize helal olanların sayısını bir düşünün. Milyonlarca çeşit helal nimetin yanında, tek domuzun haram kılınmasının sebebini hiç merak ettiniz mi? Pislik içinde yaşadığı için gibi açıklamaları mutlaka duymuşsunuzdur, köyde bulunmuşluğunuz varsa, yediğimiz birçok hayvanın bir şekilde kendi pisliğine bulaşarak yaşadığını bilirsiniz.

Peki, diğer hayvanlar değil de domuz neden haram? Kardeşlerim, domuz genetik olarak insana en yakın hayvandır. Organ nakli tartışmalarında, domuzdan alınan kalp kapakçıklarının insana nakledilebildiğini de duymuşsunuzdur. Bu genetik yakınlık sebebiyle tıp alanında domuzlar üzerinde çok araştırma yapılıyor. İmmun hastalıkların, otoimmun hastalıkların (Multipl Skleroz, Romatoid Artrit, Behçet, Lupus, Sjögren, Ankilozan Spondilit vs.) ve kanserlerin en önemli sebeplerinden biri yiyip içtiğimiz ürünler. Bu tür hastalıklar batı toplumunun hastalıklarıdır. Bizde görülme oranları eskiden çok düşüktü, artık her geçen gün artıyor. Vücudumuz kendinden olmayan, maddelere karşı antikor üretir. Domuz kaynaklı yağlara, proteinlere karşı da üretiyor, ancak genetik yapımızın benzerliği sebebiyle, ürettiğimiz antikorlar domuzla bizim hücrelerimizi karıştırıyor ve kendi bedenimize saldırmaya başlıyor. Sonuç: Otoimmun hastalık. Başka bir mekanizmayla da bu ürünler, genetik yapımızda değişikliklere neden olarak, kanserlere sebep oluyor.

Domuzun etkisi sadece bedene değil, haramlara karşı hassasiyetini kaybetmenin neticesinde ruhumuz da hastalanıyor. “İnsan eliyle yeryüzünde düzen bozuldu” sözünü hatırlayın, biz bu bozgunu önce çocuklarımızın bedeninde, ruhunda yapıyoruz. Bu tür hazır gıdalardan uzaklaşılmadığı sürece, yoğurdumuzu, pastamızı, dondurmamızı kendimiz yapmadığımız sürece de bu bozgun ve tecavüz, kendi rızamızla devam edecek. Bozulmayan yoğurttan, akıcı kıvamda duran, buzlanmayan dondurmadan, İslami usullere göre hazırlanmayan şarküteri ürünlerinden ve böyle örneklerden Allah rızası için uzak durmak takvadandır. Çocuklarımızın canı bize emanet ve imtihanken onları bu gıdalardan korumak her ailenin vazifesidir. Kolayımıza geldiğinden araştırmadığımız hatta bile bile yediğimiz haramlardan ne varsa, emanete ihanet demek…

Çocuklarımız derken, bahsetmek istediğim bir konu da obezite. Hastaneye sürekli kilolarından ötürü koşamayan, hareket edemeyen, rahat nefes alamayan, 10-11 yaşında olmasına rağmen 90 yaşında birinin kalbine, damarlarına sahip, kalp krizi geçiren çocuklar geliyor. Hepimizi kahrediyor bu durum. Allah’ın yeryüzündeki halifeleri olsunlar diye, her biri ‘bir cihan parçası’ olarak yaratılan, bize emanet edilen çocuklarımızı 10 yılda bu hale getiren nedir? ‘Abur cubur’ diye sevimli bir kelimeyle andığımız bu gıdalarda ne var ki, çocuklarımız bu hale düşüyor? Çikolataların çikolata olmadığını biliyor muydunuz? İçeriklerini bir okuyun lütfen, hemen hepsinin kakao oranı %15-20i geçmiyor, kalan %80 lerini ne idüğü belirsiz çerçöp oluşturuyor.

Şekerli vanilin diye bildiğimiz pasta malzemeleri, vanilyalı ürünlerin hemen hepsi, bisküviler, dondurmalar, kremalar hani… Vanilya değil. Bizim vücudumuz doğal olarak morfin benzeri bir madde salgılar, yaşamın devamı için gereklidir bu madde. Vanilin denen madde ise bizim vücudumuzda üretilen bu maddenin reseptörlerine bağlanarak, morfin benzeri etki oluşturuyor. Bir düşünün, her gün yemeden duramadığınız hazır gıdalar var mı? Bırakamadığınız? Bilin ki kalorisi çok yüksek olan o sağlıksız gıdalara siz ve çocuklarınız, uyuşturucu bağımlıları gibi bağımlısınız.

kola-icmeyin

Kola gibi gazlı içecekler, fastfood sektörünün en büyük silahı. Yemeğin yanında gazlı bir içecek içerseniz, gazla dolduğu için mideniz hızlı boşalır, tokluk hissi oluşmaz, doyduğunuzu fark etmezsiniz, ne kadar yediğinizi anlamazsınız. Yanında kolayla sunulan o menülerin içerdiği katkı maddeleri, kullanılan yağlar da fastfood bağımlılığınızı başlatır. Aradan 2-3 saat geçmeden, tekrar acıkır, bir hamburger-kola menüsü daha almak isteği taşırsınız. Sonuçta sizi ve çocuğunuzu bu gıdalara bağımlı yaparlar. Evde bir çorba kaynatacak, köfte yoğurup, pişirecek vakti olmayan kadınlar da sistemin gönüllü anneleri olarak kullanılır.

Çocuklar üzerinden yürütülen bu gıda terörü, sizi ve çocuklarınızı obez yapar. Sonra sistem şişmanlar için kıyafetler hazırlatır, satar. Hemen ardından size “çok şişman” olduğunuzu söyleyip, diyet yapmayı önerir, diyet sektörünü harekete geçirir. Yağsız, tuzsuz, lezzetsiz, sağlıksız diyet ürünlerini fahiş fiyatla evinize sokar. Ne oldukları belirsiz bu ürünlerin çoğu kilo vermenizden ziyade, kişisel olarak azap çekmeniz içindir. Diyet kitaplarını, spor aletlerini, zayıflama haplarını da almanız gerekir. Tabi arada, obeziteden, diyabetten, kanserden ölmezseniz, paranızın son damlasına kadar sizi sömürürler.

Ne olur, evinize bu ürünleri sokmayın, çocuklarınıza yedirmeyin. ev yapımı tariflere başvurun, çocuklarınızı seviyorsanız, onlar için alternatifleri sizler üretin ki başkaları onların canına-ruhuna tecavüz etmesin, sağlıklarına kastetmesin. Marketlerdekilerde gözleri kalmasın istiyorsanız, evinizde kendi ellerinizle yapın. İçinde margarin kullanılmamış, katkı maddesi görmemiş, ev kurabiyesi, bütün bisküvilerden, çikolatalardan sağlıklıdır. GDO lu gıdalardan uzak durun, genetiğiyle oynanmış her ürün bir bozgundur. Her zaman kaçınmak ne ölçüde mümkün olur, bu bizlere bağlı ama unutmayalım “sakınanlar ancak korunanlardır.”

Hastanede kim “kanser” kelimesini duysa korkuyor ama asıl olarak obezite bu çağın en büyük hastalığı. Doktorlar olarak kanserlerin birçoğunu tedavi edebiliyoruz, birçok hastalığın iyileşme imkânı var bugün. Ama obezite karşısında çaresiziz. İrade insana verilmiş en büyük nimet, iradenizi devredışı bırakmalarına izin vermeyin. Bağımlılık ve sarhoşluk yapan her şey sıhhatinize zararlıdır. Bilinçli ve duyarlı bir insan bu oyuna gelmez kardeşim. Peygamberimizin sünnetini hatırlayalım, sahabenin sofralarına bakalım. Doymadan kalkmak, midemizin üçte birinin su, üçte birinin hava, üçte birinin yemek için olduğunu hatırlayalım. Helal dairesi bize yeterlidir. Allah’a emanet olun.

Dr. Ayşe Ebrar

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

HELAL LOKMA

Posted by Site - Yönetici Mayıs 13, 2015

hurma,helal lokma,helal kazanc,halal,haram

HELAL LOKMA

Yemek ve içmek, hayatın gayesi değil, gaye olan hakiki kulluğun vasıtasıdır. Onun için kişi önüne gelen ve eline geçen her şeyi değil, dinin müsaade ettiği şeyleri yiyip içmelidir.

Yenilen şeylerin ve alınan gıdaların, insanın maddi vücut yapısında ve teşekkülünde olduğu gibi, manevi terakkisinde de çok büyük te’siri vardır.

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: Allah güzeldir. Ancak güzel şeyleri kabul eder. Allah peygamberlerine emrettiğini müminlere de emretti. Hak Teala şöyle buyurur:

Ey Rasüller! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin ve salih amel işleyin.” (Müminûn) Yine:
Ey iman şerefi ile müşerref olan ehli iman! Size rızk olarak verdiklerimizden en temiz olanlarından yiyin. (Bakara 57)
Bu ayetleri okuduktan sonra Efendimiz: Uzun yolculuğa çıkmış, dağınık, üstü başı perişan ve: Ya Rabbi! Ya Rabbi!, diye dua etmekte olan bir adamı zikrederek, “Onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, ve haram ile beslenmiş. Böyle bir kimsenin duası nasıl kabul olunur.” buyurmuşlardır. (Şârâni, Levâkıhu’l-Envâr s.301 Daru’l-Kalem Halep)

Haram gıda ile beslenen uzuvlar, bir fesat makinesi gibi şerre çalışırlar. Haram yiyenlerin uzuvlarında günah ve kötülükler ortaya çıkar. Bu durum kişinin sulbünden meydana gelecek olan çoluk çocuğuna dahi sirayet eder. Helal ve temiz yiyen insanların azalarında hayırlar, faziletler ve güzellikler tezahür eder. Helal ve temiz yiyenin bünyesi sağlam, karakter ve seciyesi metin, kalbi huzurlu, ibadeti güzel ve duası makbul olur.

Ashabın büyüklerinden Sa’d bin Ebi Vakkas (ra) Hazretleri Peygamberimize (s.a.v.) gelerek: “Ya Rasülallah! Dua buyurunuz da ben duası makbul olanlardan olayım.” der. Peygamberimiz de O’na: “Ya Sa’d! Helal ve güzel (olan, haramdan arınmış olanı) ye. Duan kabul olur.” buyurdular. (Gazali, İhya, c.2 s.114 Müesseset-ül Halebi 1967- Kahire)

İyilikler daima iyiliği, kötülükler de daima kötülüğü celbeder. Bütün günahlar kalbi karartır, katılaştırır ve ibadet yapma zevkine mani olur. Ancak buna en çok müessir olan da haram lokmadır. Helal lokma ise başka hiçbir şeyin te’sir edemeyeceği şekilde kalbe te’sir eder. İyiliğe ve ibadet yapma zevkine sebep olur.

ÜSTAZIM Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.): “Vera ve takvaya riayet, İslamiyyetin mühim olan şeylerinin en mühimmidir. Zaruriyyatı diniyyenin en önde gelenidir. Bu riayetin husule gelmesi haramlardan kaçınmaya bağlıdır.” buyurarak bu hakikatları en güzel ve veciz bir şekilde ifade buyurmuşlardır. (Mektuplar ve Bazı Mesaili Mühimme s.188)

İbrahim bin Ethem Hazretleri: “Kemale erenler, ancak midelerine girenlere dikkat etmekle kemale ermişlerdir.”, der.
Yahya bin Muaz Hazretleri: “Taat ( kulluk vazifelerini ifa )bir hazinedir. Anahtarı, dua; anahtarın dişleri ise helal lokmadır” der.
Abdullah bin Abbas (ra): “Midesinde haram lokma olan kimsenin ibadetlerini Allah kabul etmez.” buyurmuştur.

Benzin ile çalışacak şekilde imal edilmiş bir motora mazot konulunca nasıl çalışması aksarsa, helal lokma ile hayatını devam ettirecek şekilde yaratılmış olan insan vücuduna şüpheli bir lokma girince ilahi füyûzât kesilir ve letâif çalışmaz hale gelir.
Kalbimiz adeta vücudumuzun pusulası gibidir. Füyûzât geldikçe o daima doğru istikameti, rıza-i ilahi, cennet ve cemali ilahi yolunu gösterir. Vücuda haram lokma girince kalbin ibresi yön değiştirir ve yanlış istikameti göstermeye başlar.

Her müslümanın, hususi ile maneviyat erbabının, gıdalarının helal ve temiz olmasına dikkat etmesi lazımdır. İslam büyükleri, çarşıdan, gelişi güzel yerlerden ve alâ meleinnas alıp yeme ve içmenin ilim ve maneviyat ehli kimseler için iyi olmayacağını ifade etmişlerdir.

Haramlardan kaçınmaya îtina göstermek icabettiği gibi, şüpheli şeylerden dahi kaçınmak icabeder. Bilhassa zamanımızda o kadar çok şüpheli gıdalar var ki; Müslümanların kendilerinin yaptığı veya çok iyi bildiği kimselerin yaptığını yemelerinden başka çare yoktur.

Nitekim Peygamberimiz(sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Helaller bellidir, haramlar bellidir. İkisinin arasında müştebihat (yani haram olup olmadığı belli olmayanlar) vardır. Bunları insanların çoğu bilmez. Kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, ırzını ve dinini korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere dalarsa, harama düşmüş olur...” (İmamı Nevevi, Kırk Hadis, Muhtasaru’l-Ehadis, hadis no:545)

İslam büyükleri, yedikleri ve içtikleri şeylerin helal ve temiz olması hususuna çok hassasiyet göstermişlerdir. Hz. Ebu Bekir (r.a.) Efendimiz, bir gün kölesinin getirdiği sütten içti ve hemen kölesine, “Bunu nereden aldın?” diye sordu. Köle“Kehanette bulundum, karşılık olarak bunu aldım.” dedi. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir, içtiği sütü midesinden çıkarmaya çalıştı. Sonra: “Allahım! Midemde kalıp damarlarıma karışan kısmından sana sığınırım.” dedi. (Gazali, İhya c.2 s.115 Müesseset-ül Halebi 1967- Kahire)
Abdullah bin Ömer (r.a.): “Namaz kılmaktan yay gibi, oruç tutmaktan çöp gibi kalsanız da, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmazsanız, Allah o ibadetleri kabul etmez.” buyurmuştur.

Hulasa olarak; şuur ve idrak sahibi her mü’min, letaifinin, nur-u ilahi ile çalıştığına inanarak bu nuru söndürecek amellerden kaçınmalı, yediklerinin helal ve temiz olmasına, besmele ile kesilmiş veya hazırlanmış ve meşru bir şekilde te’min edilmiş, helal yollarla kazanılmış olmasına azami derecede i’tina göstermelidir. Helal ve temiz gıda almak, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmak bütün Mü’minler için, hususiyle de ehli ilim ve ehli maneviyat için en mühim vecibelerden biridir.

Şerife Şevval Kardelen
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

SİGARA BELİYYESİ – ( SİGARA BELASI )

Posted by Site - Yönetici Nisan 30, 2015

sigara belası,sigara harammı,sigara mekruhmu,sigara günahmı,sigar_the_end

SİGARA BELİYYESİ – ( SİGARA BELASI )

Malûm olsun ki, şerîatda izâ’a-i mâl, kesret-i suâl haramdır. (Bilinsin ki, İslam’da malı zayi etmek ve – lüzumlu, lüzumsuz – çok sual sormak haramdır.) Bu makamda izâ’adan murâd, emvâlin dünya ve ahirete fâidesi olmayarak sarf ve istihlâkidir.(Bu durumda, malların zayiinden maksat, malların dünya ve ahirete faydası olmadan harcamak, israf ederek mahvetmektir.)Bu kabîl sarfiyât ve istihlâkât-ı umûmiye muharremdir. ( Bu kabil – dünya ve ahirete faydası olmadan yapılan- harcamalar ve israflar haram kılınmıştır) Sigara isti’mâline hurmet-i mezkûre tamâmıyle sâbit ve mütehakkakdır.(Sigara kullanılmasına dair, izah edilen haramlık tamamıyla kesin olup, doğruluğu tahkik edilmiştir) Çünkü sigara isti’mâline menfaat-i dünyeviye yoktur. Bilakis mazarrat hâkimdir. (Zira sigara kullanılmasında dünyevi bir menfaat yoktur. Tam aksine tamamen zararlıdır.) Öyle mazarrat ki andan bedene, cismâniyete hâsıl olan ilel ve emrâzın ref’ u izâlesi bir zaman sonra daha mühim mebâliğin sarf ve istihlâkini, neticede de bir fâide elde eyleyememesini mûcibdir.(Öyle bir zarar ki, ondan dahilive harici vücutta meydana gelen belirtiler ve hastalıkların kaldırıp giderilmesi, bir müddet sonra daha büyük paraların harcanıp israf edilmesini, neticede de bir fayda elde edilememesini icap ettirir.)Manevî mazarratı ise ta’dâd etmekle bitmez.(Manevi zararları ise saymakla bitmez) Mâni’-i terakkîdır.(Yükselmeye engeldir) Rayihasından ervâh-i Tayyibe muazzeb olur.(Kokusundan ruhaniyet rahatsız olur)Ve-sâit-i rahmet olan ervâh-ı mezkûrenin temâsını, yâni alâka-i rûhaniyelerini men’eder. Bu, büyük bir musibettir.(Rahmet vasıtaları olan sözkonusu ruhaniyetin ilişkisini, yani ruhani alakalarını meneder. Bu büyük bir musibettir.) Şu halde sigara içmek mânen ve maddeten muzırdır, haramdır.(Şu halde sigara içmek mânevi ve maddi olarak zarar vericidir ve haramdır). Haram, Allah’ın nehyettiği emirdir. Ana musır olanlar emrine isyân ve muhalefet edenlerdir. (Haram, Allah’ın yasakladığı emirdir. Ona ısrarla devam edenler, emrine isyan ve muhalefet edenlerdir) İş, bu netîceye müncer olur (götürür). Yevmiye(günde)25-30 sigara içenler, günde bu sebeple Allâhü Teâlâ’ya 25-30 defa muhâlefet ediyor, haram irtikâb eyliyor(işliyor) demektir.

.Bu umûru, teemmül etsinler.(Bu işleri iyice düşünsünler) Sigarayı azm-i kavî ile terk etsinler. (Sigarayı büyük bir gayret ve kararlılıkla terk etsinler) Mizâcda hâsıl olan muvakkat teşettütten dolayı korkmasınlar. Bu hal az bir zaman sonra sıhhati müstelzim olur. (Davranışlarda meydana gelen geçici olumsuzluklardan dolayı korkmasınlar. Bu hal, kısa bir zaman sonra sağlığa dönüşür.)

Rızâ-i Mevlâ da inzimâm eder.(Allah’ın rızası da gelir). Azim ve irâdenin musırran isti’mâli lâzımdır.(Gayret ve iradenin ısrarla kullanılması lazımdır)

Şehr-i Ramazan kesîru’l-berekâttır (Ramazan ayı bereket çokluğudur.) Bu terkin, bu ayda başlamış olması kat’î muvaffakiyetle tetevvüc etmesini mûcibdir. Fırsatı ganîmet bilsinler.(Bu bırakmanın bu ayda başlamış olması, kesin muvaffakiyetle sonuçlanmasını sağlar. Fırsatı ganimet bilsinler.)Ben de Mevlâ’dan bu beliyyeden kat’î sûrette kurtulmalarını niyâz ediyorum (Ben de Allah’tan, bu beladan kesin surette kurtulmalarınıniyaz ediyorum.) Ba’de-mâ, – velev bir sigara olsun – ellerine almasınlar ve ağızlarına koymasınlar.(Bundan sonra -velev ki bir sigara olsun- ellerine almasınlar ve ağızlarına koymasınlar. Mevlâ’dan Tevfik ve medet istesinler, mutlaka muvaffak olurlar. (Allah’tan muvaffakıyet ve yardım istesinler, mutlaka başarırlar.)

Kaynak : Ebu’l Faruk (k.s.)  (mektuplar ve bazı meseili mühimme S. 113 )

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: , | Leave a Comment »

Hergün Böcek Yediğinizin Farkında mısınız ?

Posted by Site - Yönetici Mart 1, 2015

grinding-cochineal-on-metate_living-textiles-of-mexico

Hergün Böcek Yediğinizin Farkında mısınız ?

Hemen herkesin sofrasında vişne reçeli bulunmuştur. Çilekli pasta, kola, gazoz, vişne suyu, dondurma, kırmızı renkli sakızlar, çikolatalar, vesaire… Bunlar, hemen her gün tükettiğimiz gıdalar… Bu ürünlerin çoğunun; hiç bilmediğimiz ortak bir özelliği var: Böcek kanından üretilen bir katkı maddesi içermeleri. Karmin; Cochineal adlı böceğin kanı da dahil tüm vücudundan elde edilen bir katkı maddesi. Bazı ilahiyatçıların domuz eti kadar haram olduğunu belirttiği bir katkı maddesi.

ETİKETİNDE “E120” YAZIYORSA BÖCEK YİYECEĞİNİZİ BİLİN

Karminik Asit adlı katkı maddesi, kaktüsleri mesken edinmiş bir böcek türünden elde ediliyor. Karmin böceği, kaktüs bitkisine kene gibi yapışarak hayatını sürdürür. Meksika’da bu iş için özel Karmin tarlaları kurulmakta, böcek ve larvaları üreticilerce toplanarak gıdalarımıza katılmak üzere toplanmakta…

Karmin böceğinin vücut ve yumurtalarından elde edilen ‘Karminik asit’in, Avrupa Birliği EC kod sistemindeki karşılığı E120. Gıda endüstrisinin kırmızı renklendirici olarak kullandığı bu böceğin kanı, bedeni ve larvaları saf renklendirici (E120i) ve ham ekstrakt (E120ii) şeklinde pazarlanmakta.

BİR KİLO KARMİN İÇİN 160 BİN BÖCEK

Karminik Asit’in üretimi sırasında, böcekler, kurutulduktan sonra iki şekilde öldürülüyor; sıcak suya daldırılarak yahut buhara maruz bırakılarak.
Üretimdeki metot farklılıkları veya böceğin farklı türleri, kırmızı, mor ve pembe renk tonlarının oluşmasına neden oluyor. Bir kilo boya elde etmek için, 150-160 bin böcek gerekiyor.

ÇOCUĞUNUZA BÖCEK YEDİRİR MİSİNİZ?

800px-Cochenille_z02

Karminik asit yapımında kullanılan böcek: Koşineal

Karminik Asit adlı katkı maddesi; gıda, ilaç, tekstil ve boya sanayi gibi birçok endüstride kullanılmakta. Dondurma, sakız, süt ürünleri, pasta ve kekler, şekerler, jelâtinli tatlılar, çikolatalar, soslar, salam ve sosisler, reçel ve marmelatlar, kola ve gazozlar, vişne suyu gibi çok sayıda yiyecek ve içeceğin yanı sıra; evlerimizin duvar boyalarında ve halısında, üzerimizdeki yahut bir cilt bakım ürünlerinde, ruj, pudra ve allıklarda, merhemler ve kozmetik ürünleri ile deterjanlarda da karşımıza çıkabilmekte.

HİPERAKTİVİTE, ASTIM, EGZAMA, UYKUSUZLUĞA YOL AÇIYOR

Alanında oldukça sabıkalı olan Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi FDA, hemen her türlü katkı maddesini güvenli bulduğu gibi Karmin’i de güvenli bulmakta. AB örgütü olan EFSA ise Karmin’e karşı alerjik reaksiyonlarda artış olduğunu duyurdu.

İngiliz Gıda Standartları Ajansı FSA (Foods Standard Agency); astım ve alerjik reaksiyonlara neden olduğunu, bazı insanlarda da alerjik reaksiyonların en şiddetlisi olan ‘anafilaktik şok’a yol açtığını rapor ediyor.
Michigan Üniversitesi’nden Dr. Baldwin başkanlığındaki bir heyet, Karmin’in anafilaksi olarak bilinen ciddi bir alerjik reaksiyona neden olabileceğini ispatladı. CSPI bu reaksiyon tedavisinin hastanede yatarak yapılması gerektiğini söylüyor.

Corinne Geuget, Additifs Alimentaires adlı eserinde, Karmin’in neden olduğu riskleri şu şekilde sıralıyor: “Hiperaktivite, astım, egzama ve uykusuzluğa neden olduğu kanıtlanmıştır. Karsinojenik (yani kanser gelişmesine yol açma) ve mutajenik (mutasyona neden olma veyahut da insan bedeninde biyolojik değişim)e neden olabilir. Üreme sistemi ve metabolizma üzerindeki uzun vadeli yan etkileri konusunda henüz bir araştırma yapılmamıştır.”

Yaygın sonuç ise; özellikle çocuklar başta olmak üzere bazı kişilerde hiperaktivite artışına neden oluyor. Birçok batılı kaynak; Müslümanlar, Museviler ve vejetaryenlerin sakınmalarını önerirken, bizdeki bazı ilahiyatçılarda birbirlerinden farklı düşünüyor.

Karmin alternatifi var mı?

Böcekten elde edilen renk pingmentinin en iyi ve en sağlıklı alternatifi; üzüm kabuğu.
(kemalozer.com/ Bugün Kaç Böcek Yediniz?)

KURAN’A GÖRE HARAM

Dactylopius_coccus_Masca_2-1024x768
Karmin’in dinen caiz olup olmadığı din adamları tarafından tartışılan bir konu. Mâide Suresi 3.ayette Cenab-ı Hak açık ve net bir şekilde, “Kan yemek Müslümanlara haram kılınmıştır” buyuruyor. Lakin bazı din adamları, Karmin içeren maddelerin haram olmadığını söylüyor.
Bu tezi savunanlar, üretim esnasında, böceğin kanının kullanılmadığı yahut kurutulma gibi işlemlerle kanın bazı mezheplere göre haram olma özelliğini yitirdiği’ görüşünü gerekçe olarak gösteriyorlar.

Mesela, Prof. Dr. Faruk Beşer, birçok üründe renklendirici ve tatlandırıcı olarak kullanılan Karmin maddesinin, İslam’a göre doğrudan doğruya haram denilemeyeceğini belirtip; “Hanefi kurallarına göre ‘mekruh’ yani hoş olmayan, olmaması gereken. Yani kullanmak sakıncalıdır” diyor.

BİRÇOK BATILI KAYNAKTA KARMİN’İN KAN İÇERDİĞİ YAZIYOR

COCHINEAL_Dehydrated_COCHINILLA

Lakin bu konuda araştırma yapan mütehassıslar, böcekten katkı maddesine dönüşüm süresinde, Koşineal ismiyle de adlandırılan böceğin kanının kullanılmamasının imkânsız olduğunu belirtiriyor.

Bu hususta uzun süren bir araştırma yapan ve “Yediklerimizin İçinde Ne Var?” adlı kitabında Karminik asit konusuna yer veren Gıda Hareketi Başkanı Kemal Özer, Konu ile ilgili bir makalesinde: “Bilgilerimi tazelemek için yaptığım literatür taramasında, birçok batılı kaynağın, bu böceğin (böcekten elde edilen maddenin) kan içerdiğini özellikle belirttiğini bir kez daha gördüm.” Diyor.

Din âlimi Rıfat Oral Hoca ise, ‘böcek yemek; Maliki mezhebine göre caiz, fakat Hanefi, Şafii ve Hambeli mezheplerine göre ise caiz değil’ diyor. Böcek kan içeriyor ve sağlık açısından sakıncalı ise helâl denilemeyeceğini de sözlerine ekliyor.

İlmi Araştırmalar Merkezi (İLAM) Görevlisi Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım’a, “Hayvan kanının aktarıldığı gıda helal midir haram mı?” diye sorduk. İşte yanıtı:

Kemal Özer İslam ve İhsan İçin Anlattı

KARMİN İLE DOMUZ YEMEK ARASINDA FARK VAR MI?

Gıda Güvenliği Hareketi Derneği Başkanı Kemal Özer’e sorduk;
Karmin böceğinin kanından yapılan “Karminik asit” adlı gıda katkı maddesi, bugün, dondurmadan sakıza, süt ürünlerinden salam ve sosise kadar birçok yerde kullanılıyor ve bolca tüketiliyor. Kur’an’da, domuz eti yemenin haram oluşu kadar kan tüketmek de haram kılınmıştır. Bu minvalde domuz eti yemek ile ‘karminik asit’ kullanılan ürünleri tüketmek arasında bir fark var mı? Bu husustaki yorumlarınız nelerdir?

Bu durumda Karmin maddesi elde edilirken, böceğin kanı olup olmadığı önemli. Bu böceği yemenin caiz olup olmadığı sorularına cevap üretmek gerekir. Ben fıkıhçı değilim ve bu hususta sorununda doğru muhatabı değilim. Ancak bu madde, bir minik canlının kanı da dâhil tüm bedeninden elde ediliyor.

TABAĞINIZA BÖCEK KOYSALARDI YER MİYDİNİZ?

karmin_cochineal

Şimdi insanlar kendine şu soruyu sormalılar; “Bu böcek tabağıma konulsaydı yer miydim?” Cevapları evet ise soruyu bu konuda bilgili bir âlime sorsunlar. “Hayır yemem” diyorlar ve cevaplarında da samimi iseler bu böcekten elde edilmiş tozu da yememeleri gerekir.

GİMDES KARMİNLİ GIDALARA HELAL SERTİFİKASI VERMİYOR

Helal gıda sertifikası veren kurumlardan biri olan GİMDES, resmi web sitesinde şu açıklamayı yapıyor;
“Gimdes’in Gıdalarda İzin Vermediği Üç Katkı Maddesi Sucuk, salam, sosis gibi et ürünlerinde; patates, mısır cipsi, hazır çorba, bulyon gibi ürünlerde kullanılan; Sodyum Nitrit ve Nitrat, Monosodyum Glutamat (MSG) ve Karmin Katkı Maddeleri”

YILDA EN AZ 500 GR. BÖCEK YEDİRİYORLAR BİZE

bocek_boyasi_konusuna_aciklama_geldi_h14139
Hollanda’da Wageningen Üniversitesi’nden Entomoloji Profesörü Marcel Dicke, geçen yıl yaptığı açıklamasında işlenmiş gıda tüketen herkesin bir miktar böcek yediğini de anlatıyor: “Dünyanın herhangi bir yerinde işlenmiş besin maddesi tüketenler zaten böcek yemiş oluyorlar. Bunun miktarı da yılda yaklaşık 500 gram. Domates sosu, fıstık ezmesi ya da ekmek gibi işlenmiş tüm gıdalarda böcek vardır”

KARMİN’İN TARİHİ

Indian_collecting_cochineal

Karmin, zaten daha önce, Orta ve Kuzey Amerika’daki Aztek ve Maya aşiretleri tarafından boya maddesi olarak kullanılıyordu. Karmin, altın ile kıyaslanabilecek kadar değerli bir ticari maldı. Şehirler Koşineal çantalarını Tenochtitlán’ın başkentine gönderirler ve böylece imparatorluğun yıllık gelirine katkıda bulunurlardı. Orta Amerika’nın İspanyol fatihleri, boyanın değerli olduğunu görünce, Avrupa’da o zaman kullanılan boyalardan daha iyi boya maddesi üretmeye başladılar.

KARDİNALLERİN ELBİSELERİ KARMİN İLE BOYANDI

kosnil2

Üretilen bu boya Avrupa’da daha çok popüler oldu ve genel olarak kozmetik, tekstil ve az miktarda gıdalarda kullanılmaya başlandı. Romalı Katolik Kardinallerin elbiseleri Karmin ile boyandı. Aynı zamanda İngiliz askerlerinin ceketleri de bu boya ile boyatıldı.

Karmin, Londra ve Amsterdam Ticari Mal Değiştirme Merkezi’nde düzenli olarak ticaret edilen ve fiyatı yüksek olan bir üründü. Birçok Avrupalı onun nereden geldiğini bilmiyordu. Amerikalı sömürgeciler, Karmin boyasını Meksika’dan direkt olarak getirmek yerine, Avrupa’dan satın alırlardı. 19. yüzyılda, böcekler Kanarya Adaları tarafından ithal edildi ve büyük oranlarda üretimleri yapıldı; Böylece Meksika tekeli sona erdi.

1868’de Kanarya Adaları altı milyon pound (yaklaşık 420.000.000.000 böcek) ihraç etti. Tekstil boya maddesi olarak kullanılmasının yanı sıra Karmin, gıdalarda da yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Kek, bisküvi, içecekler, reçel, dondurma, sucuk, börek, kurutulmuş balık, yoğurt, elma şarabı, maraska kirazı ve domates ürünleri Karmin ile parlatıldı. sakız, hap ve öksürük pastili olarak da kullanıldı. (en.wikipedia.org/wiki/Cochineal)

Hasılı, şu soruları sormakta yarar var; Tabağınıza bir böcek konulsa bunu yer miydiniz? “Bunu yeme sakıncalı” diyenlere “Bunlar önemsiz şeyler takılmamak lazım” deyip afiyetle ağzınıza götürür müydünüz? Ve madem ki kan tüketmek de domuz eti yemek kadar haramdır, ve Karminik asit reçelden, salama, sakızdan, dondurmaya kullanılmakta. Öyleyse Domuz etini yememe de gösterdiğimiz hassasiyeti, vişne reçelinde, çilekli dondurmada vesair E120 kodlu Karminik asit içeren gıdalarda da gösterebiliyor musunuz?

Kaynak: İslam ve İhsan

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

E-471 – Haram Jelatin Nasıl Üretiliyor ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 30, 2014

E-471 – Haram Jelatin Nasıl Üretiliyor ?

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar | Etiketler: , | 2 Comments »

EN TEMİZ KAZANÇ

Posted by Site - Yönetici Ağustos 15, 2013

EN TEMİZ KAZANÇ

Resûlullâh Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

En temiz kazanç şu vasıftaki tüccârların kazancıdır. O tüccârlar ki:

• Konuştukları zaman yalan söylemezler,
• Emânet verilince hıyânet etmezler,
• Vaad ettikleri zaman dönmezler,
• Satın alırken (malı) kötülemezler,
• Satarken ısrar etmezler,
• Borçlarını geciktirmezler,
• Alacaklılarına da zorluk çıkarmazlar.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Şüphelilerden Sakınmak.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 22, 2013

Şüphelilerden Sakınmak.haram helal,halal,haram,

Şüphelilerden Sakınmak.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

“Halâl açık ve bellidir, haram da açık ve bellidir. İkisinin ara­sında şüpheli bir takım şeyler ve işler vardır. Her kim şüphelerden sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur. Kim şüpheli şeylere dalar­sa, o kişi harama düşebilir. O kişi, korunmuş (içine girmesi yasak olan bir ekin tarlası, bağ ve bahçenin) çevresinde davarlarını otla­tan ve hayvan güden bir çoban gibidir. Hayvanları o yasak ve ko­rumalı yere düşebilir.”[1]

Hadis-i şerifte, harama düşme korkusuyla, şüpheli şeylerden sakındırılmıştır. Bu bir sedd-i zeria’dır. (Avam için günâha düş­mekten men’dir. Avamı harama götüren vasıta ve sebebleri orta­dan kaldırmaktır.)


Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/711.

[1] Buhâri: 50, Bu hadis-i şerifin tamamı şöyledir:

“Halâl açık ve bellidir haram da açık ve bellidir. İkisinin arasında şüpheli bir takım şeyler ve işler vardır. İnsanların çoğu bunu bilmiyor. Her kim şüphelerden sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur. Kim şüpheli şeylere dalarsa, o kişi harama düşebilir. 0 kişi, korunmuş (içine girmesi yasak olan bir ekin tarlası, bağ ve bahçenin) çevresinde davarlarını otlatan ve hayvan güden bir çoban gibidir. Hayvanları o yasak ve korumalı yere düşebilir. (Ey ümmet ve ashabım!) iyi biliniz ki, her melik’in bir takım kanun ve hududlan vardır. Allâh’ü Teâlâ hazretlerinin yeryüzündeki koruduğu hudutlar ise Allah­’ın haramlarıdır. İyi biliniz ki. cesette bir et parçası vardır. O düzeldiği zaman bütün cesed düzelir. O fasid olup bozulduğu zaman bütün ceset bozulur. İyi biliniz o kalb’tir. ” Buhârî Şerif: 50. Müttefekkun aleyh.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Hadis-i Şerifler, Haramlar - Helaller, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: