Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘H.z Adem’ Category

Tırnaktan Elbise

Posted by Site - Yönetici Nisan 29, 2017

Tırnaktan Elbise

İbni Abbâs (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. (Buyurdular):
İkisinin (Âdem Aleyhisselâm ile Hazret-i Havva’nın) elbiseleri, tırnaktandı.[Kitabü’l-Azame, c. 5, s. 1578, Isfahânî.]
Veya elbiseleri tırnağa benziyordu.

Elbiseleri, tırnağın yaratılışı gibi üzerlerinde yaratılmıştı.
Elbisenin soyulması, şeytana İsnâd edildi. Halbuki bununla beraber, onların elbiselerini bizzat eliyle üzerlerinden soyup alan kişi, değildir. Bu, şeytanın onların elbiselerinin soyulmasına sebep olmasından dolayıdır…

Çirkin yerlerini kendilerine göstermek için.
Şeytan, ikisinin avret yerlerini kendilerine izhâr edip göstermek için onları fitneye düşürdü.
Âdem Aleyhisselâm ile Hazret-i Havva, (şeytanın bu fitnesinden) önce kendi avret yerlerini görmemişlerdi. Ve biri diğerinin de avret yerini görmüş değildi…

Haya Duygusu

Rivayet olundu:
Âdem Aleyhisselâm, uzun boylu bir kişiydi. Sanki upuzun bir hurma ağacıydı. Başının saçları sıktı. Hataya düştüğünde, ayıp yerleri ortaya çıktı. Daha önce onları görmemişti. Âdem Aleyhisselâm (utancından) cennetten kaçmaya başladı. Cennet ağaçlarından bir ağaç ona arzetti ve onu yapraklarıyla örttü. Âdem Aleyhisselâm, ağaca:
Beni gönder!” dedi. Ağaç:
Ben gönderici değilim (seni göndermeye gücüm yetmez) dedi. Bunun üzerine Rabbi kendisine nida etti:
Ey Adem! Benden mi kaçıyorsun?” Âdem Aleyhiselâm:
Hayır! (Ya Rabbi), lakin ben utanıyorum!” dedi

[Müstedrek: 2, s.288, Kitabü’z-Zühd: c. 1. s.45, İbni Mübarek,]
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/430-431.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hz. Adem`e İlk Öğretilen Meslekler

Posted by Site - Yönetici Şubat 20, 2017

hz-ademe-ilk-ogretilen-meslekler

Hz. Adem`e İlk Öğretilen Meslekler

Allâhü Teâlâ derhal Âdem Aleyhisselâm’ı yeryüzüne indirdi.
1- Ona demir sanatını (ve demiri işleme işini) öğretti.
2- Ona toprak sürmesini ve ekmesini emretti. Bunun üzerine Âdem Aleyhisselâm da;
3- Toprağı sürdü,
4- Ekin ekti,
5- Tarlayı suladı,
6- Hasat zamanı biçti,
7- Harman etti,
8- Harmanı ezdi.
9- Harmanı savurdu,
10-Değirmende öğüttü
11-Hamur yoğurdu,
12-Ekmek yaptı
13-Ve pişirdi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/410.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Adem (a.s.) Ölüm Döşeğine Düştüğünde Cennet Üzümünü İstedi ama…

Posted by Site - Yönetici Aralık 21, 2016

adem-a-s-olum-dosegine-dustugunde-cennet-uzumunu-istemesi

Adem (a.s.) Ölüm Döşeğine Düştüğünde Cennet Üzümünü İstedi ama…

Rivayet olundu:
Âdem Aleyhisselâm, muhtazar olduğu (ölüm döşeğine düştüğü) zaman, iştahı, cennet üzümlerinden bir salkım çekti. Oğullan, bir salkım cennet üzümünü istemek için gittiler. Melekler, onu karşıladı. Onlara;
Ey Âdem oğulları! Nereye gidiyorsunuz? Ne istiyorsunuz?” diye sordular. Onlar da:
Babamızın iştahı, cennet üzümlerinden bir salkım çekti, dediler. Melekler:
Dönün! Gerçekten siz bundan men olundunuz!” dediler.
Onları ondan nehyettiler. (Cennet, üzümünden almalarına müsaade etmediler…)

Âdem Aleyhisselâm’ın Techîz ve Tekfini

Azrail Aleyhisselâm, Hazret-i Âdem’in ruhunu kabz etti.
Melekler, onu yıkadılar. Güzel kokular sürdüler. Kefenlediler.
Cebrail Aleyhisselâm, Hazret-i Âdem’in cenaze namazını kıldırdı. Âdem Aleyhisselâm’ın oğulları da meleklerin ardında cenaze namazını kıldılar.
Ve götürüp Âdem Aleyhisselâmı defnettiler. Ve melekler;
Ölüleriniz hakkında şeriatınız (yapacaklarınız ve sünnetiniz) budur!” dediler.
Âlimler buyurdular:
Eğer, Âdem Aleyhisselâm’ın içinde olup çıkarıldığı ve bir salkım üzümünü iştahını çektiği cennete ulaşmak mümkün olmamış olsaydı; Âdem Aleyhisselâm’ın oğulları babalarına cennet üzümünü getirmek ve istemek için gitmezlerdi…
İşte bu hâdise, Âdem Aleyhisselâm’ın çıkarıldığı cennetin yeryüzünde olduğuna delâlet eder; semâ’da değil….

Nîl ve Firât Nehirleri

Yine sabit oldu ki “Nîl nehri” cennetten çıkıyor. Halbuki şek ve şüphesiz Nîl nehri yeryüzü nehirlerindendir (Mısır’da akmaktadır. (Fırat nehri de Urfa’da akmaktadır…)
Bütün bunlardan anlaşıldı ki hiç şüphesiz Âdem Aleyhisselâm’ın çıkarıldığı cennet, yeryüzünün cennetlerinden ve bostanlanndandır.
Yine her şeyin en doğrusunu Allâhü Teâlâ Hazretleri bilir.

Dört nehir cennet nehirlerindendir.

Hadis-i şerifte buyuruldu: Ebû Hüreyre (r.a.) Hazretlerinden rivayet olundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
1-Seyhan,
2-Ceyhan,
3-Fırat,
4-Nîl,
Hepsi cennet nehirlerindendirler...” Sanını Müslim: 5073, Müsned-i Ahmed: 7229,

Mirâc hadisinde buyuruldu: Enes bin Mâlik (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular: (Miraçta) ben “Sidre’ye yükseltildim.
Bir de baktım ki, dört nehir akıyordu.
İki nehir zahir idi…
İki de Bâtınî idiler…
Zahir olan İse,
1- Nîl ve Fırat idi…
Ama Bâtınî olanlar ise cennette iki nehir idi…” Sahihi Buhâri: 2968; 5179,

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/397-398.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Hz.Allah Âdem Aleyhisselâm’a Cennette Şu Ağaca Yaklaşmayın Dedi. Peki O Ağaç Hangi Ağaç?

Posted by Site - Yönetici Aralık 20, 2016

hz-allah-adem-aleyhisselama-cennette-su-agaca-yaklasmayin-dedi-peki-o-agac-hangi-agac

Hz.Allah Âdem Aleyhisselâm’a Cennette Şu Ağaca Yaklaşmayın Dedi. Peki O Ağaç Hangi Ağaç?

(Âlimler, Âdem Aleyhisselâm’ın çıkarıldığı cennette ihtilâf ettikler gibi) yine bu ağaçta da ihtilâf ettiler…

Allâhü Teâlâ hazretleri, ağacı isimlendirmek ve tayin etmeyi bize gizli tuttu…

Eğer bu ağacın zikrinden (ve hangi ağaç, olduğunun ismiyle belirtilmesinde) bizim için bir maslahat ve fayda olmuş olsaydı elbette Allâhü Teâlâ hazretleri, onu bizim için tayin ve eder (hangi ağaç olduğunu ismiyle birlikte beyan ederdi…)
Diğerlerinde olduğu gibi.

Babamız Adem Aleyhisselâm’a faydası olmayan bir ağacın bize nerede faydası olsun.

Allâhü Teâlâ hazretlerinin ismini zikretmediği ağacın mâhiyeti ve ismi arkasına düşmemek gerek. Mütercim.

Kaynaklar : “Âkânü’l-Mercân (kitabında da) böyledir.
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/399.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İnsana Ateşle Azablanmasının Hikmeti?

Posted by Site - Yönetici Şubat 10, 2015

Adem Aleyhisselâm'ın Yaratılışı,Azrail Aleyhisselâm'ın Toprak Alması - İnsana Ateşle Azablanmasının Hikmeti,Teyemmüm

Azrail Aleyhisselâm’ın Toprak Alması – İnsana Ateşle Azablanmasının Hikmeti?

Allâh’ü Teâlâ hazretleri, ölüm meleğini (Azrail Aleyhisselâm’ı) yeryüzüne gönderdi. Yeryüzü, ondan Allah’a sığındı.

Azrail Aleyhisselâm:
-“Allâh’ü Teâlâ hazretlerine muhalefet etmekten ona sığınırım!” dedi.
Azrail Aleyhisselâm, yeryüzünün üzerinden toprak aldı. Toprağı, kırmızı, siyah ve beyaz olarak karıştırdı.
Bundan dolayı, Adem oğlunun renkleri ayrı ayrıdır.
Sonra o toprağı, tatlı, tuzlu ve acı su ile yoğurdu. Bundan dolayı insanların ahlakları değişiktir.

Allâh’ü Teâlâ hazretleri, ölüm meleğine hitabetti:
-“Cebrail ve Mikâil yeryüzüne merhamet edip acıdılar… (Bunun içinde yeryüzünden toprak almadılar.) Sen yeryüzüne merhamet etmedin. Hiç şüphesiz, bu topraktan yaratacağım ruhları seninle elinle kılacağım!” buyurdu.”

(Mesnevî’de buyurdu:)
-“Allâh’ü Teâlâ buyurdu:
-“Yüce ilminin izzeti için seni, mahlûkatın üzerine cellat (ruhlarını almaya) vazifeli kıldım (Yani mahlûkatın ruhunu almaya seni vekil kıldım)…” [Mesnevî-Î Şerif: Defter: S. s. 68,]

Adem Aleyhisselâm’ın Yaratılışı

Ebû Hüreyre (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdular:
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdu:
-“Allâh’ü Teâlâ hazretleri, Âdem Aleyhisselâm’ı topraktan yarattı.
Onu çamur yaptı.
Sonra onu (korumaya ve sertleşmeye) terk etti.
Ta Ki “hame-i mesnûn” oldu. Yani simsiyah kuru, sert olup değişti. Sonra onu yarattı, ona suret verip, onu şekillendirdi.
Onu olduğu halde terk etti.
Ta ki “salsâl-i fehhâr” oldu. Yani kuru ve ateşte pişmiş gibi oldu. Sonra ona ruh üfürüldü…” [ Kenzu’f-Ummâl: 15228 ]

Allâh’ü Teâlâ hazretleri, Adem Aleyhisselâm’ı topraktan yarattı.
Çünkü toprağın makamı, tevazu ve meskenet makamıdır.
Tevazu makamı ise yücelmek, yükselmek ve sebat etmek makamıdır. Bundan dolayı Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Kim tevazu ederse, Allâh’ü Teâlâ hazretleri, onu yükseltir (ve yüceltir…)” [Mecmuatuz-Zevâid: 17851,]

İnsana Ateşle Azablanmasının Hikmeti?

İnsanın topraktan yaratılması, insanın su ile değil de; ateşle azaba çarpılmasının hikmetidir. Zira topraktan ma’mûl bir zarf {kap gibi herhangi bir eşya) bevil veya (dışkı gibi) başka bir necasetle pislenirse, su ile temizlenmez… (Topraktan yapılmış bir kap suyun içine konulursa, suda erir, çamur haline gelir ve tamamen bozulur. Yine de ona necaseti bulaştıran sidiği ondan ayırtmak mümkün olmaz…) Bundan dolayı (topraktan mamul olan insan) ma’siyetlerle kirlendiği ve necis olduğu zaman; ateşten başka bir şeyle temizlenmez; ancak ateşle temizlenir….

Teyemmüm

İnsanın {topraktan yaratılmış olması) aynı zamanda su bulunmadığında toprak ile teyemmüm etmenin meşru olmasının hikmetidir.

İnsanlar Topraklarının Alındığı Yere Gömülürler

Her ceset, tıynetinin (çamurunun) alındığı yere gömülür.
O Adem oğullarının çamurunun yoğrulmak için alındığı yere defnedilir..!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/244-245.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Âdem Aleyhisselâm’ın Çocuklarında Evlilik

Posted by Site - Yönetici Eylül 5, 2014

Adem a.s, h.z Adem, Adem peygamber, adem,adem,adem, habil,kabil,habil ile kabil, habilin katledisi, habilin kardesi.

Âdem Aleyhisselâm’ın Çocuklarında Evlilik

Âlimler zikrettiler:
Hazret-i Havva her batında erkek ve kız olmak üzere iki çocuk doğururdu. Şît Aleyhisselâm hariç. O yalnız doğdu.
Hazret-i Havva, ilk batında, Kaabil ve kız kardeşi, İklîmâ’yı doğurdu. Sonra ikinci bâtında, Hâbil ve kız kardeşi Liyûzâ’yı doğurdu. Adem Aieyhisselâm’ın çocukları (evlilik çağına) ulaştıklarında, Allâhü Teâlâ Hazretleri, Âdem Aleyhisselâm’a, onlardan her birini diğerinin ikiziyle evlendirmeyi vahyetti. Çünkü onların kız kardeşlerinden başka insan yoktu.
Kabil’in kız kardeşi çok güzeldi. Kabil ondan kız kardeşini kıskandı, her birinin diğerinin ikiziyle evlenme emrinin Allâhü Teâlâ hazretlerinin katından değil de, Âdem Aleyhisselâm tarafından olduğu düşüncesine kapıldı. Kızdı. (Ve bu teklifi kabul etmeyeceğini söyledi…)
Adem Aleyhisselâm (çocuklarına bu işin Allâhü Teâlâ hazretleri tarafından geldiğine yakînen inandırmak için onlara)
-“Allâhü Teâlâ hazretlerine birer kurban kesin! Hanginizin kurbanı kabul edilirse, İklîmâ ile o evlensin!” dedi.
Yaptılar…
Ateş, Hâbil’in kurbanı üzerine indi. Onun kurbanını yedi (yaktı…) Ateş, Kabilin kurbanına yaklaşmadı.
Bu hadise üzerine Hâbil’in hasedi ve kızgınlığı daha da arttı. Ve işlediğini (Habil’i öldürme işini) işledi…

Adem Aleyhisselâm’m duasından sonra gökten beyaz bir a-teş indi. Onun kurbanını yedi.
Adem Aleyhisselâm’m zamanında kurbanlar, makbul olduğu zaman, gökten bir ateş iniyor ve onları yiyordu. Eğer kurban makbul değilse, gökten ateş inip yemezdi. O kesilen kurbanı kuşlar ve yırtıcı hayvanlar yerdi.

O dönemde Yeryüzünde Fakir Yoktu

Denildi:
o ödemde hiçbir fakir yoktu…
Kendisiyle Allâhü Teâlâ hazretlerine yaklaşmak için verilecek ve kurban edilecek şeylerin kendisine verileceği bir fakir yoktu. Bundan dolayı, o kurbanları (ve sadakaların) kabulünün alâmeti, gökten ateşin inip onu yemesiydi

İsmail Aleyhisselâm İçin Kesilen Kurban

Saîd bin Cübeyr (r.h.) ve başkaları rivayet ettiler.
(Hâbil ile Kabil Allâhü Teâlâ hazretlerine canlı kurbanı arz ettiler) gökten ateş indi. Hâbilin kurbanını yükleyip yükseltti. Zebîh (İsmail) Aleyhisselâm’a feda edileceği zamana kadar cennette otladı…

Kötü Niyetle Kurban

Kabilin kurbanı kabul edilmedi. Kabil zirâat ve çiftçilik ile uğraşıyordu. Kabil sahip olduğu buğdayın içinden en kötüsünü kurban etti. Onun kurbanına ateş yaklaşmadı.,.
Çünkü Kabil;
1 – Allah’ın hükmüne kızmıştı.
2- Allah’ın takdirine razı değildi.
3- Kurbanı arz etmede niyeti hâlis değildi.
4- Yanında bulunan mâlın en kötüsünü kurban etti,

Haset

Hâbil ile Kabil, kurbanlarını arz ettikleri dağdan indiler. Habil, kurbanı kabul edilmediği ve reddedildiği için çok kızdı. Gazaba geldi. Hasedini içinde gizliyordu. Tâ ki Âdem Aleyhisselâm, Beytüllah’ı ziyaret için Mekke’ye gidinceye kadar…
Adem Aleyhisselâm, Ka’beyi tavaf için ayrılıp gözlerden kaybolunca, Kabil, Hâbilin yanına geldi. Hâbil koyunlarının başındaydı. 0 anda ona;
“Dedi,”
Yani kurbanı kabul edilmeyen kişi, kardeşine dedi: “Seni mutlak öldürürüm”
Vallahi elbette seni öldüreceğim, demektir. Hâbil sordu:
-“Neden?” Kabil:
-“Çünkü Allah, senin kurbanını kabul etti; benim kurbanımı kabul etmedi. Sen benim güzel kız kardeşimle evlendin ve ben de senin çirkin kız kardeşinle evlenmedim! İnsanlar, senin benden hayırlı olduğunu söylerler. Ve yarın senin çocukların benim çocuklarıma karşı övünürler!” dedi. [ Bağavî Tefsiri: c. 2, s. 23,]
“Dedi:”
Kurbanı kabul edilen (Hâbil)dedi:
-“Bu işte benim bir günahım (suçum) yok! Zira:
“Allah ancak Kabul buyurur.”
Kurbanları kabul eder;
Onlardan başkasından değil… (Habil konuşmaya devam et-
-“Benim kurbanımın kabul olunması ve senin kurbanının reddedilmesi, sadece bizim içimizde bulunan takvadan dolayıdır. Kurbanın kabul edilmemesi de takvanın olmamasındandır. Sen kendi nefsinden dolayı kurban verdin kabul olunmadı. Benim için kurban arz etmedin ki? Senin niyet ve takvandan dolayı kabul olunmayan bir kurbandan dolayı neden beni (sorumlu tutup) öldürüyorsun???” dedi.

Can Alma Yerine Cân Verdi

“Kasem ederim ki sen, beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek
için sana el uzatacak değilim.”
Yani vallahi eğer sen bana el uzatır veya sadece beni öldürmek için işe başlar veya bana düşmanlık edersen; bu iş sadece senden tahakkuk eder. Ben onun aynını sana yapacak değilim. Vakitlerden bir vakit ve hiçbir sebeple sana saldıracak değilim… Sonra bu Öldürme işine neden teşebbüs etmeyeceğini şu sözleriyle açıkladı:

Nefs-i Müdafaa

“Ben rabbü’l- âlemîn olan Allah’tan korkarım…”
Denildi ki:
Hâbil, (kendisini öldüren Kabil’den) daha kuvvetliydi. Lakin sırf Allah’tan korktuğu için Kabil öldürmeye teşebbüs etmedi ve ona teslim oldu. Çünkü o vakit (Âdem aleyhisselâm’ın şeriatında, nefs-i müdafaa ve) katli defetmek için, katletmek, mübâh değildi…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/429-433.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Nasihatler

Posted by Site - Yönetici Ekim 13, 2011

adem-aleyhisselamdan-bizlere-nasihatler

Nasihatler

Hz. Adem (A.S.) oğlu Şit (A.S.)´a şu beş nasihatte bulundu ve bu nasihatleri ilerde kendi oğullarına, vasiyet etmesini istedi. Nasihatler şunlardır:

1 — Oğullarına, dünyaya güvenmemelerini söyle, çünkü, ben bakî olduğunu göz önüne alarak Cennet’e güvendim, fakat Allah (C.C) beni oradan çıkardı.

2 — Oğullarına, kadınların arzusuna uyarak bir işe girişmemelerini söyle. Çünkü ben eşimin arzusuna uyarak yasaklanmış ağacın meyvesinden yediğim için sonra pişman oldum.

3 — Oğullarına, girişecekleri her işin sonunu baştan düşünmelerini söyle, eğer ben giriştiğim davranışın sonunu düşünseydim, başıma bildiğiniz haller gelmezdi.

4 — Herhangi bir işe girişirken içinize şüphe düşerse, ondan uzak durun, çünkü ben yasak ağacın meyvesini yerken içime şüphe düştü, buna rağmen vazgeçmediğim için sonra pişmanlığa düştüm.

5 — Girişeceğiniz işlerde bilenlere danışın, eğer ben yasak ağaca yanaşmadan önce meleklere danışsaydım, başıma bu haller gelmezdi.»

Kaynak : Kalplerin Keşfi – İmam Gazâli

Alinti : http://sadece-kitaplarim.blogspot.com/search/label/Kalplerin%20Ke%C5%9Ffi

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Nasihat, Tavsiyeler, Yorumlar | 1 Comment »

Âdem Aleyhisselâm cen­netten neden çıkarıldı?

Posted by Site - Yönetici Ekim 31, 2010

adem-aleyhisselam-cen%c2%adnetten-neden-cikarildicennete-en-son-giren

Âdem Aleyhisselâm cen­netten neden çıkarıldı?

Ebû Medyen (k.s.) Hazretlerine: “Âdem Aleyhisselâm’ın cen­netten çıkarılıp yeryüzüne indirilmesi, nehiyden sonra onun ağaçtan yemekte ileri gitmesinden dolayı değil miydi?” diye soruldu. Buna cevaben buyurdular:

Eğer babamız Âdem Aleyhisselâm, sulbünden Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretlerinin çıkacağını bilseydi, ağacın meyvesini değil; damarlarını yerdi. Cennetten çıkmak, yeryüzüne inmekten acele etmek için, nasıl meyvesini yemekten acele etmezdi. Adem Aleyhisselâm, Muhammedî kemâlin ve Ahmedî cemâlin zahir olması için yeryüzüne indi.

Halilu’r-Rahmân (İbrahim) ona ve peygamberimize salâtü selâm olsun, sordular:

-“Ya Rabbi! Âdem Aleyhisselâm’ı neden cennetten çıkarttın? Allahü Teâlâ Hazretleri:

-“Bilmez misin? Sevgilinin cefâsı şiddetli olur,” buyurdular.

Üftâde (k.s.) Hazretleri, buyurdular:

Âdem Aleyhisselâm’ın cennetten çıkarılmasının sırrı şudur. Âdem Aleyhisselâm. tevhid mertebesinin, onun içinde bulunduğu mertebelerin içinde en yücesi olduğunu gördü. Âdem Aleyhis­selâm, onu Cenâb-ı Allah’dan sordu. Yüce Allah: “0 makama ancak ağlamakla ulaşabilirsin,” buyurdu. Adem Aleyhisselâm ağlamak istedi. Ona, “cennet, ağlama yeri değildir” denildi. Belki cennet sürür (ve sevinç) yeridir. Bunun üzerine Âdem Aleyhis­selâm, dünyaya inmeyi istedi. Âdem Aleyhisselâm’dan meydana gelen zelle (günah), cennette bulunduğu mertebesinin arzuladığı ve sevdiği mertebeye nisbetle düşük olmasındandır. Âdem Aleyhisselâm’ın bu durumu;

“Ebrânn   hasenatı   (iyilikleri), mukarrabînin günahlarıdır,” kâbilindendir. Yine “Vakiâtü’l-Hüdâr isimli kitabda da böyledir.

 

İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Şeytan Neden Secde’den Kaçındı?

Posted by Site - Yönetici Temmuz 23, 2010

seytan-neden-secdeden-kacindisatan-1-copy

Şeytan Neden Secde’den Kaçındı?

Rivayet olunduğuna göre, Hak Teâlâ Hazretleri tarafından, Şeytana:

-“Âdem Aleyhisselâm’in kabrine secde et, senin tevbeni kabul edeyim, günahlarını bağışlayayım,” denildi. Şeytan:

-“Ben Adem’in kalıbına, cesed ve bedenine secde etmedim: nasıl olur da onun mezar ve ölüsüne secde edeyim,” dedi.

Yine haber’de geldiğine göre, Allahü Teâlâ Hazretleri, şeytanı her yüz bin senede bir ateşten çıkarır. Âdem Aleyhisselâm’ı da cennetten çıkarır ve ona secde etmesini emreder. Şeytan yine secde etmekten kaçınır. Âdem Aleyhisselâm’a secde etmeyen şeytanı yine ateşe döndürür.

Ve şeytan kâfirlerden (inkarcılardan) idi.”

Yani Allahü Teâlâ Hazretlerinin ilminde kâfir idi. Veya ken­disinin Âdem Aleyhisselâm’dan üstün olduğuna itikad ettiğinden Âdem Aleyhisselâm’a secde etme emrini çirkin gördüğü için kâfirlerden oldu. Şeytan kendisinin Âdem Aleyhisselâm’dan üstün olduğuna inanıyordu. Bir kişinin kendisinden daha üstün olduğu bir şeye secdeyle emredilmesi ve onunla tevessül etmesi güzel olmazdı.

Şu âyet-i kerime bunu anlatmaktadır: (Şeytan Âdem Aleyhis­selâm’a secde etmekle emir olunduğunda secde etmediğinde:)

Allah:  “Ey İblis! O benim kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?” dedi.Bu soruya şeytan şöyle cevab verdi: İblis dedi ki: “Ben ondan hayırlıyım. Beni âteşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın. Şeytan sadece kendisine emredileni terketmekle şey­tan olmadı. Kendisini Âdem Aleyhisselâm’dan üstün ve daha hayırlı olduğunu iddia etmesiyle lanete uğradı. Ehli sünnet ve’l-cemaatin mezhebin de, şakî olan kişi gerçekten said olabilir. Saîd kişi de şakî olabilir. Kâfir kişi Müslüman olduğu zaman, Müslü­man olduğu âna kadar kâfir idi. İslâmı tasdik ve ikrar etmesiyle Müslüman olduğundan, Allahü Teâlâ Hazretleri onun geçmiş olan bütün  günahlarını  bağışlarMüslüman  kâfir olduğu  zaman, bundan Allaha sığınırız, bu vakte kadar Müslüman sayılırdı. Ancak eskiden yapmış olduğu bütün ameli yanar, silinir.

Sonra Allahü Teâlâ Hazretleri, şeytan için, “Ve şeytan kâfirlerden idi,” buyurdu. Halbu ki o zaman şeytandan başka kâfir yoktu. Ondan sonra kâfirlerin olacağı Allah’ın bilgisi dâhilinde olduğundan onun kâfirlerden olduğunu zikretti. Yani şeytan kendisinden sonra inkâr eden kâfirlerden idi, demektir. Bu Allahü Teâlâ Hazretlerinin Adem Aleyhisselâm ve eşi Hazreti Havva’ya yasak edilen ağaçtan yememelerini tenbih ederken

buyurdukları: “(Eğer yasak edilen ağaçtan yerseniz) ikiniz de zalimlerden olursunuz,” kavli şerifine benzemektedir.

Mesnevî’de Buyuruldu:

(Âlimler) buyurdular: Melekler ( Adem a.s.), secde ettiklerinde, İblis İmtina etti. Âdem Aleyhisselâm’a yönelmedi ve hatta sırtını ona çevirdi. Bu şekilde secde eden meleklere doğru dikilip kaldı,

Melekler secde halinde tam yüz sene kaldılar. (Başka bir rivayette) melekler, secde halinde beşyüz sene kaldı, denildi. Melekler secdeden başlarını kaldırdılar. Şeytan hâlâ orada ayaktaydı, onlara tariz etmekte ve secde etmekten imtina etmekten pişman da değildi. Melekler, şeytanı orada durup, kendileriyle beraber secde etmediğini görünce, Allahü Teâlâ Hazretlerinin rızası için ikinci kez secdeye kapandılar. Melekler bu şekilde iki secde yapmış oldular. Secde’nin biri Âdem Aleyhisselâm içindi: diğeri Allahü Teâlâ Hazretleri için. Şeytan, meleklerin yapmakta olduğu secdeleri gördü, onların yaptığı gibi yapmadı. İşte bu, şeytanın secde etmekten kaçınmasıdır. Şeytan Âdem Aleyhisselâm’a secde etmekten kaçınıp secde etmediğinden dolayı Allahü Teâlâ Hazretlerinin onun, sıfatını, halini, suretini, şeklini ve nimetini değiştirdi. Böylece şeytan bütün çirkinlerden daha çirkin oldu. Allahü Teâlâ buyurdular:

Her halde Allah bir kavme verdiğini onlar nefislerindekini bozmadıkça- bozmaz.. Bazıları, şeytan secde etmemekle; şeytanın cesedi, domuzların şekline, yüzü de maymun yüzüne dönüştü. Şeytanın nesli ve zürriyeti vardır. Neshedilenin nesli olmuyorsa da lâkin istediğinde, bir bakışla bakar ve onun bakma­sıyla nesli olur.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar, Şeytan, İbretlik | 2 Comments »

HZ. ADEM’DEN OĞULLARINA NASİHAT

Posted by Site - Yönetici Temmuz 22, 2010

gul,rosa (2)

HZ. ADEM’DEN OĞULLARINA NASİHAT

İlk insan, ilk peygamber ve insanlığın atası olan ilk baba Hz. Âdem Aleyhisselâmın oğulları için Hz. Şit gibi kendi izinden gidenler olduğu gibi, şeytana uyarak çığırdan çıkanlar da vardır. Ama onun görevi doğruyu, güzeli ve gerçekleri akıl ve kalblere yerleştirmeye çalışmaktı. Hz. Âdem’in oğullarına pek çok öğütleri olmuştur. Şu öğüt sadece bir örnek mahiyetini taşımaktadır.

Hz. Âdem Aleyhisselâm, oğlu Hz. Şit’e beş nasihatte bulunmuştu. Şöyle diyordu:

Ey Şit! Oğullarına söyle:

1. Dünyaya ayrılmayacaklarmış gibi bakmasınlar. Buradan birgün göçüp gideceklerini düşünsünler.

Çünkü ben Cennette ayrılmayacağım gibi baktım da olan oldu.

2. Hanımlarının sözünü hakikatin tâ kendisi sanıp hemen kabul etmesinler. Biraz düşünüp isabet derecesini incelesinler.

Çünkü ben hanımımın sözünü düşünmeden kabul ettiğim için yasak ağacın meyvesinden yedim, sonunda da uzun bir pişmanlığa maruz kaldım.

3. Yapacakları işin sonunu düşünsünler.

Eğer ben yasak ağacın meyvesinden yerken bu işin sonunu düşünseydim başıma bunlar gelmeyecekti.

4. Bir işe başlarken içinde o işe ait bir endişe ve isteksizlik olursa, tekrar bir daha düşünüp yeniden tetkik etsinler.

Şayet ben yasak ağaçtan yiyeceğim sırada içimdeki endişe ve isteksizlik üzerinde durup kararımı yeniden gözden geçirseydim, sonunda bu pişmanlığa düşmeyecek, o hatayı işlemeyecektim.

5. Doğruluk ve isabet derecesini kesin olarak bilemedikleri işlerde de istişare etsinler. Dürüstlüğüne inandıkları kimselerle yaptıkları istişare neticesindeki karara göre hareket etsinler.

Eğer ben meleklerle istişare edip işimin sonunu onlarla müzakereden sonra karara bağlasaydım, başıma gelenlere müstahak olmayacak, musibetlere maruz kalmayacaktım.

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Nasihat, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: