Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘H.z İsa’ Category

Hazret-i İsa ruh ve beden beraber olarak gelecek!

Posted by Site - Yönetici Şubat 14, 2016

Hazret-i İsa ruh ve beden beraber olarak gelecek,Meryem oğlu İsa, nüzül etmedikçe kıyamet kopmayacaktır...,

Hazret-i İsa ruh ve beden beraber olarak gelecek!

Hindistan’da yetişmiş büyük İslam alimi Enver Şah Keşmirî (1292-1352 Hicri) Hz. Meryem oğlu Hz.İsa’nın yeniden geleceği hakkında bildiriler bütün hadis-i şerifleri bir araya toplamış. “et-Tasrih bimâ tevâtera fi nuzuli el-Mesih” adını verdiği bir eser vucuda getirmiştir. Kitapta, bu konudaki 100’den fazla mütevatir hadis-i şerife yer verilmiştir

İsa aleyhisselamın ruh ve beden olarak geleceğini haber veren hadisi şeriflerden bazıları:
Hz. Ebu Hureyre’nin rivayetine göre Resûlullah şöyle buyurdu:
Nefsim elinde olana yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa, adil bir yönetici olarak aranıza inecektir. Sonra haçı kıracak, domuzu öldürecek ve harbe son verecektir. O zaman servet öylesine bollaşacak ki, hiç kimse onu kabul etmeyecek ve Allah huzurunda bir secde’de bulunmak dünya ve içindekilerden daha hayırlı görülecektir.” (Buhari: Kitab-ül-Ehâdis’il-Enbiya, Bâbü Nüzûl’i İsa İbn Meryem’; Müslim: Bâbü Nüzüli İsa; Ebvâb el-Fiten, Bâbün fi Nüzûli İsa; Müsned-i Ahmed: Merviyyatü Ebi Hureyre)
Hz. Ebu Hureyre’den gelen bir başka rivayet şöyledir: “Meryem oğlu İsa, nüzül etmedikçe kıyamet kopmayacaktır...” (Buhari, Kitab-ül-Mezâlim, Bâbü Kesris-Salib; İbn Mâce, Kitab-ül-Fiten)
Hz. Ebu Hureyre; Rasûlullah efendimizin (Deccâl’ın zuhuruyla ilgili haberleri zikrettikten sonra) şöyle dediğini rivayet etmektedir:
“Müslümanların onunla (Deccâl’la) savaşmak üzere hazırlık yapıp, saf bağlayıp ikame’de bulunulduğu sırada nüzûl edecek. Ve Allah’ın düşmanı (yani, Deccâl) onu görür görmez, tuzun suda eridiği gibi erimeye başlayacaktır. Eğer İsa onu kendi haline bırakırsa, öyle eriyip ölecektir. Fakat Allah onu İsa’nın eliyle öldürecek ve İsa mızrağı üzerindeki kanını Müslümanlara gösterecektir.” (Mişkât: Kitab ül-Fiten; referans Müslim’edir.)
Ebu Hureyre’nin rivayetine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:
“Onunla (yani İsa Mesih ile) benim aramda peygamber yoktur ve o nüzül edecektir. Şu halde onu gördüğünüzde tanıyın. Orta boylu, açık tenlidir. İki parçalı sarı bir elbise giymiş olacaktır. Saçları adeta üzerinden su damlıyor gibi olacaktır ama ıslak olmayacaktır. İslâm uğruna hasımlarla savaşacak, haçı kıracak, domuzu öldürecek ve cizye’ yi kaldıracaktır. Allah İslâm’ın dışındaki tüm ümmetlere son verecek ve Mesih, Deccâl’ı katledecek ve dünyada 40 yıl kalıp ölecek ve cenaze namazını Müslümanlar kılacaktır.” (Ebu Dâvud: Kitâb el-Melâhim; Müsned-i Ahmed: Merviyyât-ı Ebû Hureyre).

Abdullah bin Amr bin As, Rasûlullah’ın şöyle dediğini rivayet ediyor:
“Deccâl, ümmetin içinde zuhur edecek ve kırk şu kadar yaşayacak. Sonra Allah Meryem oğlu İsa’yı gönderecek. O, Urve bin Mesûd’a (ki bir sahabi’dir.) çok benzeyecek. Deccâl’ı izleyip öldürecek. Sonra yedi yıl boyunca insanlar o durumda yaşayacak ki iki kişi arasında ne kötü niyet, ne de düşmanlık mevcud olacak.” (Müslim: Zikrü’d-Deccâl)

Hz Aişe (Deccâl haberi ile ilgili olarak) rivayet etmiştir:
“Sonra İsa inecek ve Deccâl’i öldürecek. Bundan sonra İsa yeryüzünde adil bir imam ve hak tanır bir yönetici olarak kırk yıl kalacaktır.” (Müsned-i Ahmed)
İmran bin Husayn Resûlullah’ın şöyle dediğini rivayet ediyor:
Ümmetimden daima Hak üzere sebat eden ve düşmanları alteden bir grup olacak. Tâ ki Allah’ın hükmü gele ve Meryem oğlu İsa nuzül ede...” (Müsned-i Ahmed)

Bütün bu hadis-i şeriflerden, İsa aleyhisselamın şahsı manevi olarak değil ruh ve beden olarak geleceği açıkça anlaşılmaktadır. Bu konuda farklı yol tutmak, İslam âlimlerinin söz birliğinden ayrılmak, kötü bir çığır açmak olur.
Câbir bin Abdullah, Rasûlullah efendimizin (Deccâl’dan söz ederken) şöyle dediğini rivayet ediyor:
“İşte tam o sıralarda Müslümanlar arasında Meryem oğlu İsa Aleyhisselâm zuhur edecektir. Sonra insanlar namaz için kalktıklarında kendisine sorularak “Öne geç ve bize namaz kıldır. Fakat O, “Hayır, sizin kendi önderiniz geçip namazı kıldırmalıdır.” diyecektir. Sonra sabah namazını edâ ettikten sonra, Müslümanlar Deccâl ile savaşmaya çıkacaklardır. Buyurdu ki: “O yalancı, İsa’yı görünce tuzun suda eridiği gibi eriyecektir. Sonra İsa, ona doğru ilerleyecek ve onu katledecektir. Ve öyle bir durum olacaktır ki, ağaçlar ve taşlar “Arkamda bir Yahudi gizleniyor ” diye bağıracaklardır. Deccâl’a tâbi olanlardan hiçbiri kalmayacaktır ki İsa kendisini öldürmemiş olsun.” (Müsned-i Ahmed, Rivayâtu Câbir bin Abdullah)

Hazret-i Nevvas bin Sam’ân Kitâbî, (Deccâl haberiyle ilgili olarak) şunları rivayet ediyor:
“Deccâl şunları yaparken Allah Meryem oğlu Mesih’i gönderecek ve o, Dimaşk’ın (Şam) doğu kesimine beyaz minarenin yakınına sarı elbiseli ve iki meleğin kanatlarına yaslanmış olarak inecektir. Başını eğdiğinde saçlarından su damlıyor gibi olacaktır, başını kaldırdığında da âdeta inci misali damlalar aşağı dökülüyormuş hissini verecektir. Nefesindeki havanın ulaştığı yerlerdeki ve görüş ufkunun içinde kalan bütün kâfirler ölecektir. Sonra Meryem’in oğlu, Deccâl’ın peşine düşecek ve onu Lud kapısında kaltedip, öldürecektir.” (Müslim: Zikrüd’-Deccâl, Ebû Dâvud: Kitab el-Melâhim: Tirmizi: Ebvab el-Fiten; İbn Mâce: Kitab el-Fiten.)
Huzeyfe bin Esîd el-Gifarî anlatıyor:
“Bir keresinde Rasûlullah meclisimize teşrif etti. Biz o esnada aramızda konuşmaktaydık. “Ne hakkında konuşuyorsunuz” diye sordu. “Kıyamet hakkında konuşuyorduk” dediler. “On alamet belirmedikçe kıyamet kopmaz.” dedi ve sonra on âlameti saydı: (1) Duman, (2) Deccâl, (3) Dâbbet’ül-Arz, (4) Güneşin batıdan doğması, (5) Meryem oğlu İsa’nın nüzulu, (6) Ye’cüc ve Me’cüc, (7) Üç büyük yer kayması: Biri doğu’da (8) İkincisi batı’da, (9) Üçüncüsü Arap yarımadasında, (10) Yemen’de çıkacak ve insanlığı mahşere kadar körükleyen bir yangın.” (Müslim: Kitab el-Fiten, Ebu Dâvud: Kitab el-Melâhim.)

Ebu Umâme Bâhilî (Deccal’i uzun bir hâdis içinde zikrederken) rivayet ediyor:
“Selâm verildikten sonra İsa şöyle diyecek: “Kapıyı açın.” Kapı açılacak, karşılarına 70.000 silâhlı Yahudiyle Deccâl çıkacak. O, İsa’ya bakar bakmaz tuzun suda eridiği gibi erimeye başlayacak ve kaçmaya başlayacaktır. İsa şöyle diyecek: “Sana öyle bir nefes edeceğim ki, seni öldürecek.” Sonra onu Lud kapısının doğu yakasında altedecek ve Allah Yahudileri yenilgiye uğratacak… Ve yeryüzü tıpkı kabın suyla dolması gibi Müslümanlarla dolacak. Tüm dünya bir de aynı Kelime’yi zikredecek, ona uyacak ve Allah’tan başkasına ibadet edilmeyecektir.” (İbn Mâce: Kitab el-Fiten)
Semüra bin Cündüp (Uzun bir hadiste) rivayet etmiştir ki, Resûlullah şöyle dedi:
“Sonra o sabah Meryem oğlu İsa, Müslümanlarla bir olacak ve Allah, Deccâl ile ordusunu hezimete uğratacaktır. Ta ki duvarlar ve ağaç kökleri haykıracaktır: “Ey mü’min, bir kâfir arkamda saklanıyor, gel ve öldür onu.” (Müsned-i Ahmed, Hâkim).
Rasullah’ın azadlısı Sefîne (Deccâl ile ilgili haberden söz ederken) rivayet ediyor:
“Sonra İsa inecek ve Allah, Afik tepesi yakınlarında Deccâl’i öldürecektir.” (Müsned-i Ahmed)

Bütün bu mütevatir hadis-i şeriflerden açıkça anlaşılıyor ki, İsa aleyhisselam gelecek. Bu gelmesi de, şahsi manevi, bir hareket, bir akım şeklinde olmayacak. Ruh ve beden olarak olacak. Bunu da, hadis-i şeriflerde geçen, adil bir yönetici olacak, hac ve umre yapacak, namaz kılacak, Deccali öldürdüğünde mızrağı üzerinde kan olacak, orta boylu, açık tenli, iki parçalı elbise giyecek, 40 yıl kalıp ölecek ve namazını Müslümanlar kılcak, Dimaşk’ın (Şam) doğu kesimine beyaz minarenin yakınına sarı elbiseli ve iki meleğin kanatlarına yaslanmış olarak inecektir… gibi ifadelerden anlaşılmaktadır.

Bu hadis-i şeriflerin ve nuzül ile ilgili diğer hadislerin mütevatir olduğunu müfessir ibn-i Cerir et-Taberi, el-Aburi, İbn-i Atiyye, Müfessir el-Kurtubi, Müfessir Ebu Hayyan, Müfessir ibn-i Kesir, Buhari şarihi Hafız ibn-i Hacer el-Askalani…. Keza Sahih-i Buhari’yi şerh eden el-Keşmiri kitaplarında açıklamışlardır.
Sormak hakkımız değil mi : Taberi, Ebu Hayyan, Kurtubi, İbn-i Kesir gibi seçkin tefsir otoritelerinin, Hafız İbn-i Hacer gibi bir hadis uzmanın karşısında saf tutan bozuk bir görüşün ne gibi ilmi bir değeri olabilir?!

Bugüne kadar, Ehli sünnet alimleri, bu açık ifadelere hiçbir yorum getirmemişler, olduğu gibi inanmışlardır. Bundan sonra da, ehli sünnet yolunda olanların böyle inanmaları, Ehli sünnet dışı yorumlara itibar etmemeleri gerekir.

Kaynak : Dinler Arası Diyalog Tuzagı – Mehmet Oruç

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dinler Arası Diyalog Tuzagı, Güncel, Gündem, Genel, H.z İsa, Kıyamet, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İSA ALEYHİSSELÂM

Posted by Site - Yönetici Kasım 22, 2015

isa aleyhisselam,hz isa,Al-Masjid Al-Aqsa - Mescid-i AksaAlMasjidAlAqsaClassicBW copy

İSA ALEYHİSSELÂM

İsâ Aleyhisselâmın Annesi Hz. Meryem’in Soyu, Doğuşu, Beytülmakdis Mescidine Adanıp Bırakılışı Ve Bazı Faziletleri:

Hz. Meryem’in babası İmran b.Mâsân olup Hub’um b.Süleyman Aleyhisselâ-mın soyundandı.[1]

Mâsân Hanedanı da, İsrail oğullarının Başkanlarından, Din Bilginleri ve Danış­manlarından idiler.[2]

Zekeriyyâ Aleyhisselâmla İmran b.Mâsân, iki kız kardeşle evli olup Zekeriyyâ Aleyhisselâmın zevcesinin adı Eşya’ (İşa’) bint-i Fâkud, İmran b. Mâsân’ın zev­cesinin adı da, Hanne bint-i Fakud idi.[3]

Hanne; İsâ Aleyhisselâmın annesi Hz. Meryem’in annesi idi.[4]

Hanne; yaşlanıp çocuk doğurmaktan âciz bulunduğu ve bir ağacın gölgesinde oturduğu sırada[5], bir kuşun, yavrusunun ağzına yiyecek verdiğini görünce, ken­disinde, bir oğlan çocuğu olması arzusu uyandı.[6]

Bir oğlan çocuğu ihsan etmesi için Allâha yalvardı.[7]:

“Ey Allâhım! Eğer, bana, bir erkek çocuğu ihsan edersen, onu, Beytülmak-dis’e vakfetmek, adak ve şükrâne olarak onun hizmetinde bulundurmak, üzeri­me, borç olsun!” dedi.[8]

Hanne’nin bu adağı, Kur’ân-ı kerimde şöyle açıklanır:

“Hani, (İmran’in) karısı:

Rabb’im! Karnımdakini, âzâdlı bir kul olarak Sana adadım.

Benden olan bu (adağı) kabul et!

Şüphesiz, (niyazımı) hakkıyle işiten, (niyetimi) kemaliyle bilen Sensin Sen!” demişti.[9]

Adanılan çocuk; Mescid’in hizmetlerini görür, erginlik çağına basıncaya kadar, hizmetten ayrılmazdı.

Erginlik çağına girdikten sonra, orada kalmak veya ayrılıp gitmek hususunda serbest bırakılır[10], gitmek isterse, arkadaşlarından izin alırdı. Oradan çıkıp git­mesi, onların bilgisi dahilinde olurdu.[11]

Mescid hizmetine, erkek çocuklardan başkası, adanmazdı.

Kızlar, bununla mükellef tutulmazlar; Hayz görmeleri ve rahatsızlığa uğrama­ları sebebiyle, bu hizmete elverişli görülmezlerdi.[12]

Hanne; Hz.Meryem’e gebe olup ta, karnındakini, adayınca, kocası İmran “Yazıklar olsun sana! Sen, bunu, ne diye yaptın?!

Eğer, karnındaki, kız olursa, kız da, bu hizmete elverişli bulunmadığına göre, şu yaptığın şeyi gördün mü?!” dedi.

İkisi de, üzüntüye düştüler.[13]

Hanne, Hz.Meryem’e gebe iken, İmran vefat etti.[14]

(Hanne) Kız çocuğunu doğurunca, Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilici iken,

“Rabb’im! Hakîkat, ben, onu, kız olarak doğurdum.

Erkek, kız gibi değildir.

Gerçek, ben, (onun) adını, Meryem koydum.

Onu da, zürriyetini de, o taşlanmış (koğulmuş) şeytandan, Sana sığınır (ısmar­larım!” dedi.[15]

Hanne; erkek, kız gibi değildir demekle, kızın, Mescid hizmetine ve orada iba­dete -Mahrem olması, za’fı, Hayzdan, nifasdan, rahatsızlanmaktan berî bulun­maması sebebiyle- erkek gibi, elverişli olmadığını söylemek istemişti.

Sonra, onu alıp bir beze sararak Mescid’e götürdü.

Hârûn Aleyhisselâm oğullarından olan[16] ve o zaman, Beytülmakdis Mescidin­de sayıları otuzu bulan[17] din bilginlerinin yanına koydu.[18]

Şeybe oğulları[19] Kabe işlerine baktıkları gibi, bu Bilginler de, Beytülmakdis Mescidinin işlerine bakarlardı.

Hanne, onlara;

“Şu önünüzdeki çocuk, bir adaktır!” deyince, namaz İmamları ve kurbanları­nın Vazifelisi İmran’ın kızı olduğu için, hepsi de, onu alıp bakma arzusuyla çe­kiştiler.

Zekeriyyâ Aleyhisselâm, onlara:

“Ben, buna bakmağa, sizden daha lâyık ve müstehak bulunuyorum: Çünkü, bunun Teyzesi, benim yanımda(zevcem)dır.” dedi.[20] Öteki Bilginler; Zekeriyyâ Aleyhisselâma:

“Böyle yapma! Eğer, o, kendisine, halkın en yakın ve en lâyık olanına bırakıla­cak olursa, onun, doğuran annesine bırakılması gerekir.[21]

Fakat, biz, onun hakkında kur’a çekelim.[22]

Kimin okuna çıkarsa, o, onun yanında kalsın!” dediler ve bunun üzerinde söz birliği ettikten sonra, on dokuz kişi[23], Car (Ürdün) ırmağına kadar gittiler.

Tevrat yazarken, kullandıkları kalemlerini, suyun içine attılar. Zekeriyyâ Aleyhisselâmın kalemi, suyun üzerine çıktı. Öbürlerininki suyun di­bine çöktü.

Zekeriyyâ Aleyhisselâm da, Hz.Meryem’in bakımını, üzerine aldı ve onu, Yah­ya Aleyhisselâmın annesi olan Teyzesine teslim etti.[24]

Büyüyünceye kadar[25], ona, bir süt annesi tuttu.[26]

Hz.Meryem, erginlik çağına basınca[27], Zekeriyyâ Aleyhisselâm, Mescid’de, onun için, bir oda yaptırdı.

Oraya, ortasından bir kapı da, koydurdu.[28]

Kabe’nin içine, merdivensiz çıkılamadığı gibi[29], bunun içine de, merdivensiz çıkılamazdı.[30]

Kendisinin yanına, Zekeriyyâ Aleyhisselâmdan başkası, çıkmazdı.

Zekeriyyâ Aleyhisselâm, her gün, ona, yiyeceğini, içeceğini, yağını, kokusu­nu… götürüp bırakır, ayrılırken, kapısını, kilitlerdi.

Zekeriyyâ Aleyhisselâm, ne zaman, onun odasına girse, yanında, kış içinde yaz meyvası, yaz içinde de, kış meyvası bulur[31], ona:

“Ey Meryem![32] Bu, sana, nereden geliyor?!” diye sorar, o da:

“Bu, Allah tarafından!” diye cevap verirdi.[33]

Bu hususta Kur’ân-ı kerimde şöyle buyrulur:

“Bunun üzerine, Rabb’i, onu, iyi bir rızâ ile kabul etti.

Onu, güzel bir nebat gibi, büyüttü.

(Zekeriyyâ’yı da), ona (bakmağa) memur etti.

Zekeriyyâ, ne zaman (onun bulunduğu yere) Mihrab’a, girdiyse, onun yanında, bir yiyecek buldu:

“Meryem! Bu, sana, nereden geliyor?!” dedi.

Oda:

“Bu, Allah tarafından!

Şüphe yok ki, Allah, kimi, dilerse, ona, sayısız rızık verir!” dedi. [34]

(Ey Resulüm!) Bunlar, sana, Vahy etmekte olduğumuz Gayb haber/erindendir.

Meryem’i, onlardan, hangisi himayesine alacak diye kalemlerini, atarlarken, sen, yanlarında değildin.

(Bu hususta) çekişirlerken de, yine, sen, yanlarında yoktun.[35]

Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâm da, Hz.Meryem’le ilgili Hadîs-i şe­riflerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Kendi zamanındaki kadınların hayırlısı: îmran’ın kızı Meryem idi.

Bu ümmetin kadınlarının hayırlısı da, Hatice’dir.”[36]

“Cennet [37] kadınlarının üstünü:

Hatice bint-i Huveylid,

Fâtıma bint-i Muhammed,

Meryem bint-i İmran,

Firavunun Zevcesi Âsiye bint-i Müzâhım’dır.” [38]

Hz. Meryem’in Hâmile Oluşu Ve İsâ Aleyhisselâmı Doğuruşu: 

Yazının devamını oku »

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z İsa, Peygamberler Tarihi - Asım Köksal, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Yarasa Kuşunun….

Posted by Site - Yönetici Aralık 27, 2014

Yarasa Kuşunun....,yarasaa

Yarasa Kuşunun….

Yahudîler. İsa Aieyhisselâm’dan yarasa yaratmasını istediler.
(Bunun sebep ve hikmeti şudur:) Çünkü Yarasa mahlûkatın en acâib yaratıklarındandır. Yarasanın acaipliklerindendir:
1. Yarasanın eti ve kanı var.
2. Kanatları olmadan uçar.
3. Hayvanların doğumu gibi doğum yapar.
4. Diğer kuşların yumurtlamaları gibi yumurtlamaz.
5. Yarasanın memeleri var.
6. Yarasanın memelerinden süt çıkar.
7. Yavrusunu süt ile besler.
8. Yarasa, gündüzün aydınlığında ve gecenin karanlığında görmez.
9. Yarasa yirmi dört saatte sadece iki saat görür.
10. Güneşin batımından sonra bir saat kadar ve fecrin doğumundan sonra tam sararıncaya kadar bir saat görür.
11. Yarasa insanın gülmesi gibi güler.
12. Yarasa, kadınların hayız görmeleri gibi hayız görür.
13. (Yaranın dişleri var.)
14. (Yarasanın kulakları var.)
15. (Yarasa dört ayaklı hayvanların bevl edişleri gibi bevil yapar

Mü’cizeye Sihir Dediler

(Yahudilerin isteği üzerine İsa Aleyhisselâm çamurdan Yarasa yaptı ve Yarasa uçtu gitti.) Bunu gören Yahudiler güldüler ve: -“Bu bir sihirdir!” dediler.

” Bunlardan başka daha bir hususiyetleri vardır.
Yarasanın akrep ve yılan sokmalarına – zor doğumlara, felçliğe, nefes darlığına, inmeye, benzer’ bir Çok hastaIlklara faydalı ve şifâ olan havassı vardır.

Kaynak : Hayatü’l-Hayevânü’l-Kübrâ: c. 1, s. 284, Şeyh Kemâleddin eddemiri.
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/177.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z İsa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

İbrahim Aleyhisselâm’ın Tevekkülü

Posted by Site - Yönetici Ağustos 7, 2014

h.z ibrahim,İbrahim Aleyhisselâm'm Tevekkülü

İbrahim Aleyhisselâm’ın Tevekkülü

İbrâhim Aleyhisselâm’ın tevekkülünü görmüyor musun?
Nemrut ve kavmi İbrahim Aleyhisselâm’a el uzatıp (ve onu bağlayarak) ateşe atmayı kastettiklerinde, Cebrail Aleyhisselâm geldi. İbrahim Aleyhisselâm (mancınıkla atılmış ve daha ateşe düşmeden) havada idi…
Cebrail Aleyhisselâm ona sordu:
-“Bir hacet (ve dileğin) var mı?”
İbrahim Aleyhisselâm, Hazret-i Cebrail’e senden hiçbir bir dileğim ve ihtiyacım yok… (Bu ara) İbrâhim Aleyhisselâm’ın ağzı (yani dili);
-“Hasbiyallahü ve ni’mel vekil, Allâhü Teâlâ hazretleri bana kâfidir! Ve O ne güzel vekildir!” demekle meşguldü.

Efendimizin (s.a.v.) Tevekkülü

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin tevekkülüne bak! Allâhü Teâlâ hazretleri, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden ye ashabından müşriklerin ellerini defetti. Re’sen Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ve ashabına saldırmaya kaadir olamadılar. Belki hallerin çoğunda akıllarına gelmeyen değişik belâlara müptela oldular. Müslümanlara düşündükleri ve tasarladıkları sû-i kast ve kötü maksatlarına ceza olarak hep belâya uğradılar.

Mesnevi` de buyuruldu:
Âd ve Semûd’ün hikâyesini bir bak da peygamberlerin yüceliğini anla!
Bu yere batma, başlarına taş yağma ve korkunç bir sesle helak olmak hep ruhun yüceliği için idi

Tevekkül

Tevekkül, mukarrabîn (Allâhü Teâlâ hazretlerine yaklaşanların yüksek derecelerindendir. Mü’min kişiye düşen vazife, Övülen (tevekkül) sıfatlarıyla süslenmektir.
Güzel bir siyret (gidişle) tarik-i hakda yürümelidir.
Hatâm (hikmet ehlinden) biri, bir adamın (hanesine) girdi. Yepyeni (güzel) ve (ev eşyası, halılar ve sergilerle) düşenmiş (ve donatılmış) bir ev gördü. Ev sahibini faziletten hâli ve erdemlik-ten yoksun görünce, öksürdü ve ev sahibinin yüzüne tükürdü. Ev sahibi:
-“Ey hakîm (bilgi, irfan ve hikmet sahibi)! Bu ne sefahat (ve beyinsizlik)!” dedi. Hakîm kişi:
-“Hayır, belki o (senin yüzüne tükürmem) hikmetin tâ kendisidir!
Çünkü tükürük bu evde olan eşyanın en hasis ve değersizine yapıştı. Zira sen Bâtınî ve kalbî faziletlerden hâli ve mahrum olduğun için; senin evinde gerçekten senden daha değersiz hiçbir şey görmedim!” dedi.

Hikmet sahibi kişi bu sözleriyle, o kişiyi alçaklığına tembih etmek, lezzetlere ve şehevî arzulara dalıp giden ve bütün vakitlerini zahirinin imâr ve süsüne harcayan (fakat kalbî güzellik ve ibâdete önem vermeyen) kişinin çirkinliğini söyleyerek onu uyarmak istedi.

İmtihan Dünyası

Sonra bil ki:
Her şey, Allâhü Teâlâ hazretlerinin kaza ve takdiriyledir. Allâhü Teâlâ hazretleri dilediği şekilde kullarını imtihan etmeyi murad eder. Kullara düşen vazife,
1- Zorlukta,
2- Kolaylıkta
3- Sevinçte,
4- Üzüntüde,
5- Varlık ve
6- Yoklukta,
7- Her halinde Allâhü Teâlâ hazretlerine tevekkül etmektir.

İsa Aleyhisselâm’ın Tevekkülleri:

Ebu Osman (r.h.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdu-
İsa Aleyhisselâm bir dağ başında namaz kılıyor (ve Allâhü Teâlâ hazretlerine ibâdet ediyordu.) iblis aleyhilla’ne kendisine geldi. Ve
-“Ey Isa! Sen her şeyin Allah’ın kaza ve kaderiyle olduğunu zanneden o kişi değil misin?” İsa Aleyhisselâm:
-“Evetr dedi. Şeytan:
-“Öyleyse kendini şu dağdan aşığıya at! Ve sonra bu Allâhü Teâlâ hazretlerinin benim hakkımda olan takdiri idil” de. İsa Aleyhisselâm:
-“Ey mel’ûnl Allâhü Teâlâ hazretleri, kulları, imtihan eder. Kullar, Allâhü Teâlâ hazretlerini imtihan edemezler. Kula düşen vazife, Allâhü Teâlâ hazretlerine tevekkül etmek ve onun nimetlerine şükretmektir…” dedi.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 324-325.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z İbrahim, H.z İsa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

H.z İsa Hanefî Mezhebine Göre Amel Edecektir.

Posted by Site - Yönetici Haziran 8, 2014

H.z İsa Hanefî Mezhebine Göre Amel Edecektir.

H.z İsa Hanefî Mezhebine Göre Amel Edecektir.

İsa Aleyhisselâm, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin ümmetinden olmak için dua etti. Allâhü teâlâ hazretleri, onun duasını kabul etti ve onun için semâya kaldırıldı. İsa Aleyhisselâm, ellerini dergâh-i izzete açıp şöyle dua ediyordu.
-“Ya Rabbi, beni Ümmet-i Muhammedden eyle!” Cenab-ı Allah, Isa Aleyhisselâm’m duasını kabul etti.
Resulünü, göğe yükseltti. Melekler âlemine kaldırdı. İleride bir daha dünyaya göndermek üzere katına yükseltti.

İsa Aleyhisselâm ” Allah katında yükseltildiği zaman. Kamerî aylardan, Ramazan-ı Şerifti… Gecelerden Kadir gecesiydi. İslâm Tarihi, c.1,s.289, Osmanlı yayınevi

isa Aleyhisselâm’m Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerine büyük bir sevgi ve saygısı vardı. İsa Aleyhisselâm, İncil okurken Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin adını büyük bir saygı ile diline alırdı.
Hatta Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin adını okurken parmaklarını öper gözlerine sürerdi. Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin İncil’de ki adı “Feraklid” idi. Feraklid, Ahmed manâ-sınadır.lsa Aleyhisselâm, Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin büyüklüğü ve ümmetinin hayırlı bir ümmet olmasını gördükçe dua ediyordu. Ümmet-i merhume’den olmayı istiyordu.
Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerine ümmet olamadığı için üzülüyordu. Ruhlar âleminde peygamberler tayin ediiince bütün peygamberler sevinç ve huşu’ içindeydiler… Yalnız İsa Aleyhisselâm mahzundu. İsa Aleyhisselâm üzülüyordu. Cenab-ı Allah sordu:
-“Seni üzen nedir?” İsa Aleyhisselâm:
-“Peygamber olmaktansa Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.)e ümmet olmayı tercih ederim. O yüce Resûl’e ümmet olamadığın için üzülüyorum,” dedi. Cenab-ı Allah: -“Ya İsa mademki bu zevki sezdin, seni dünyaya ikinci kere göndereceğim, hem de çok sevdiğin Ahmed Mahmud Muhammed Mustafa’ya ümmet olarak,” buyurdu. Nurbakî, Haluk. Gönül penceresinden Fahr-i Kâinat Efendimiz, s. 28, Fatih Gençlik vakfı matbaası. İstanbul – 1986,

Bu konuyu, Muhammed Bîcân Hazretleri ” Muhammediyye” isimli kitabında şöyle dile getirmektedir: İçüpdir Havzinm bir katresinden Anin içün zindedir Hızır’la İsa “Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.)in aşk havuzundan bir damla içtiği için Hızır ile Isâ hayattadır. Bicân Muhammed, Arif Efendi Matbaası. ist. 1313: Kitabü’L Muhammediyye fTİ- Kemâlâti’l-Ahmediyye s. 3,

30 İsa Aleyhisselâm’m Yahudiler tarafından ölmeden ve idam edilmeden canlı olarak göğe çıkarılması üzerine fikir yürüten ve kafa yoran kişiler, bu âyet-i kerimeye kulak vermelidirler. Bu hadiseyi beşerin gücü, tâkât ve kudretiyle mukayese yapmamalı, insana göre düşünmemeli, Allâhü Teâlâ hazretlerinin gücü ve kudretinin sonsuz olduğunu böyle bir hadisenin onun kudretinin yanında çok kolay bir iş olduğunu, Allah Teâlâ hazretlerinin bir işin olmasını istediği zaman ona “ol” dediğinde o işin hemen oluverdiğini düşünmelidir. O zaman İsa Aleyhisselâm’ın göğe çıkarılmasına inanmak kendisine kolay gelir. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri Mir’âc gecesinde tâ göklerin ötesinde, zaman ve mekanların bile üstüne çıkmadı mı?

31 Isa Aleyhisselâm kıyamete yakın bir zaman yeryüzüne İnecektir. El-Futuhâtü’l-Mekkiyyec. 1, s. 243,
32 Efendim32 İsa Aleyhisselâm kıyamete yakın bir zaman yeryüzüne inecektir. El-Futuhâtü’l-Mekkiyye c. 1, s.

H Rabbani:1/304- Mektub 282. de şöyle buyurulmaktad.r: İsa Hanefî Mezhebine Göre Amel Edecektir

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/55-56.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z İsa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hikâye (Marifetullah)

Posted by Site - Yönetici Haziran 19, 2013

Hikâye (Marifetullah)

Hikâye olundu, İsa Aleyhisselâm bir dağdan geçerken orada bir su pınarının yanında bir âbid gördü. Âbid o sudan içmek ve onunla temizlik yapmak için pınarın başındaydı. O âbidin kuvvet bulması için kendisine kuvvetli bir sebze olan Hindibağ’ın yeşerdi­ği bir bostanı vardı.

Mesîh Aleyhisselâm ona selâm verdi. Âbid, Isa Aleyhisselâm’ın selâmını aldı. İsa Aleyhisselâm ona sordu:

-“Ne zamandan beri sen burada Allâhü Teâlâ hazretlerine ibâdet ediyorsun?” O:

-“Seksen yıldır, burada Allah’a ibâdet ediyorum. Bir hacetimi istiyorum, Allâhü Teâlâ hazretleri hâlâ duamı kabul edip ihtiyacı­mı gidermedi,” dedi. İsa Aleyhisselâm sordu:

-“O istek ve hacetin nedir?” Âbid:

-“Kalbime marifetinden ve muhabbetinden bir zerre yerleştirmesini istiyorum! Sen Allah’ın peygamberisin! Benim için dua edip bu ihtiyacımı iste!” dedi.

İsa Aleyhisselâm o pınardan abdest aldı. İki rek’at namaz kıldı. Onun ihtiyacını istedi.

Sonra İsa Aleyhisselâm yoluna devam etti. Seferinde kalaca­ğı kadar kaldı. Bu mekâna döndüğünde orayı boş buldu.

Pınarın suyu çekilmişti.

Bostan harap olmuştu.

İsa Aleyhisselâm, olup bitenleri görünce Allah’a dua etti:

-“Ya Rabbi! Onun için Senden marifet ve muhabbet istedim! Sen onun ruhunu kabzettin!” Allâhü Teâlâ hazretleri, Isa Aleyhisselâm’a vahyetti:

-“Ey Isa! Benim muhabbet ve marifetimin dünyanın harabı­na bağlı olduğunu, beni tanıyan ve sevenin ancak benimle huzur bulup başkasında karar kılamayacağını bitmedin mi? Eğer o ku­lumu görmek istiyorsan şu tepeye doğru yüksel!” dedi.

İsa Aleyhisselâm o tepeye çıktı. O âbidi gördü. Dilleri göğsü­ne doğru uzanmış, gözleri semaya takılmış, hayretler içerisinde oturur bir haldeydi.

Isâ Aleyhisselâm ona seslendi. Abid, îsa Aleyhisselâm’ı işit­miyordu. İsa Aleyhisselâm ona dokundu ve onu hareket ettirdi. O, İsa Aleyhisselâm’ı hissetmedi. Allâhü Teâlâ, İsa Aieyhisselâm’a vahyetti:

-“İzzetim ve Celâlim hakkı için sen onu kılıçla parça parça etsen de, o hiçbir şeyi hissetmez! Zîrâ ben onun kalbine marifet ve muhabbetimden zerreden daha az bir miktar yerleştirdim, o marifeti biraz daha arttıracak olsam, elbette gökle yer arasında uçardı ve aklını kaybederdi,” buyurdu.

Ey aziz okuyucu!

Ehlullâh’a bak!

Dünyalarının nasıl harap olduğunu gör!

Onlar belâlardan asla hâli değillerdi. Sen de onlar gibi çalış ey kul!

Dinini tashih et!

Belki bu sayede, yakîn, temkin ve mücâhede makamına ulaşırsın!

Ve müşahedeye erersin.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/108-110.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z İsa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Fakir`in Hali – Aman Allahım ! Sana Nasıl Hesap Verecegiz !

Posted by Site - Yönetici Nisan 4, 2013

1Fakir`in  Hali – Aman Allahım ! Sana Nasıl Hesap Verecegiz !

Fakir`in  Hali – Aman Allahım ! Sana Nasıl Hesap Verecegiz ! 

Rivayet olundu:

Musa Aleyhisselâm Rabbine iltica edip yalvardı:

-“Allah’ım! Evliya kullarından birini bana göster” dedi.

Allâh-ü Teâlâ hazretleri Hazret-i Musa’ya vahyetti:

-“Falanca dağa çık! Orada falanca mağaranın içinde bulunan şu zaviyeye gir! Orada benim velimi görürsün!

Musa Aleyhisselâm denilenleri yaptı.

Orada ölü bir adam gördü. Başının altına yastık olarak kul­landığı bir kerpiç ve avret mahallini örtmesi için üzerinde eski bir bez parçası vardı. Bunlardan başka bir şeyi yoktu.

Bunun üzerine Musa Aleyhisselâm:

-“Ya Rabbi! Senden bana bir veli kulunu (dostunu) göster­meni istedim, sen bana bunu gösterdin!” dedi.

Allâh-ü Teâlâ Hazretleri buyurdu:

-“Bu benim dostumdur. Bu benim velî kulumdur. izzetim ve Celâlime and olsun ki! Onu sahip olduğu bez parçası ve kerpiçten dolayı hesaba çekmedikçe ve bunları nereden buldun diye sorma­dıkça onu asla cennete koymam!...”

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/472

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z İsa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

İsa Aleyhisselâm Bazen Bir Günde Elli Bin Hasta Tedavi Ederdi.

Posted by Site - Yönetici Nisan 3, 2013

İsa Aleyhisselâm Bazen Bir Günde Elli Bin Hasta Tedavi Ederdi.,Yeryüzünde Bulunan En Faziletli mekânlar,Gökler mi Faziletli Yer yüzü mü

İsa Aleyhisselâm Bazen Bir Günde Elli Bin Hasta Tedavi Ederdi.

Rivayet olundu:

Isa Aleyhisselâm bazen bir günde elli bin kişiyi tedavi ettiği olurdu. İsa Aleyhisselâm’a gelebilen ona gelirdi. Kendisine gele­meyen hastalara da İsa Aleyhisselâm giderdi.

Isa Aleyhisselâm hastalan sâdece dua ile tedavi ederdi. Du­ada iman etmelerini şart koşardı.

Ölüleri Diriltmesi

Sonra isa Aleyhisselâm buyurdu:

“Ve ölüleri diriltirim, Allah’ın izniyle”

(Isa Aleyhisselâm’ın doğuştan körleri ve alaca hastalığına yakalanan insanların şifa bulmalarına vesile olması üzerine halk) İsa Aleyhisselâm’ın bu halini Calinus’a sordular. Calinus:

“Ölüler, ilaçla dirilmezler. Eğer o ölüleri diriltirse, o pey­gamberdir; doktor değildir.” dedi,

İsa Aleyhisselâm’dan ölüleri diriltmesini istediler.

İsa Aleyhisselâm’ın Dirilttiği Kişiler

İsa Aleyhisselâm dört kişiyi diriltti.

1–  Azer,

2–  Tabutun içindeki ölüyü diriltmesi

3–  Âşir’in kızı,

4  Sam bin Nuh Aleyhisselâm, [1]

Azerî Diriltmesi

İsa Aleyhisselâm, Âzer’i diriltti. Âzer, İsa Aleyhisselâm’ın ar­kadaşıydı. Âzer ölmek üzereyken kız kardeşini, İsa Aleyhisselâm’a gönderdi. Ona:

-“Kardeşin Azer ölmek üzeredir, ona gel,” dedi.

İsa Aleyhisselâm ile Azer’in bulunduğu yerin arasında tam üç günlük yol vardı. Isa Aleyhisselâm ve ashabı üç günlük yolu teptiler, Azerin olduğu yere geldiler.

Üç günden beri Azer ölmüştü.

Isa Aieyhisselâm, Azer’in kız kardeşine:

-“Bizleri, Azer’in kabrine götürl” dedi. Azer’in kız kardeşi on­larla beraber, Azerin kabrine gitti. Kabir yüksek bir sahradaydı.

İsa Aleyhisselâm, dua etti:

“Allâhım! Ey yedi kat göğün ve yedi kat yerin Rabbi! Sen be­ni israil oğullarına gönderdin. Ben onları senin dinine davet ediyo­rum. Onlara ölüleri dirilttiğimi haber verdim! Azer’i dirilt!” dedi.

Azer ayağa kalktı. Üzerinde ki tozları silkeleyerek kabrinden çıktı. Azer bundan sonra hayatta kaldı, bir çocuğu da doğdu… [2]

Bir Kadının Oğlunu Diriltmesi

Yaşlı bir kadının oğlu öldü. Tabutun içinde (mezarlığa gö­türmek için taşıyorlardı) İsa Aleyhisselâm onlara uğradı. İsa Aleyhisselâm onun dirilmesi için Allah’a dua etti. Çocuk ayağa kalktı, tabutun içinde oturdu. Adamların omuzlarından indi. Elbi­sesini giydi.

Kendisi tabutu boynunda taşıyıp ailesine döndü. Hayatta kaldı. Hatta bir çocuğu bile doğdu. [3]

Âşir’in Kızını Diriltmesi

İsa Aleyhisselâm Âşirin kızını diriltti. Âşir, halkın Öşürlerini toplayan bir kişiydi. İsa Aleyhisselâma:

-“Bu kız dün öldü onu dirilt!” dedi.

İsa Aleyhisselâm Allah’a dua etti. Kız dirildi. Uzun bir süre yaşadı. Çocuğu bile doğdu. [4]

Nuh A. ‘İn Oğlu Samı Diriltmesi

(İsa Aleyhisselâm ölüleri diriltmesine rağmen yine inanmadı­lar. İsa Aleyhisselâm için):

“O hep, yakın bir zamanda ölmüş olan insanları diriltmek­tedir. Belki de bu şahıslar ölmemişlerdir, bir kalb krizi geçirmiş­lerdir. Sen bize Sâm bin Nuhu dirilt!” dediler.

İsa Aleyhisselâm Yahudilere:

-“Bana Sam bin Nuh’un kabrini gösterin!” dedi.

Onlar, Isa Aleyhisselâm’ı Hazret-i Nuh’un oğlu Şam’ın kabri­nin başına götürdüler.

Bütün Kavim İsa Aleyhisselâm ile beraber, Sam bin Nuh’un mezarının başına geldiler. İsa Aleyhisselâm ism-i azam duası ile Allâh-ü Teâlâ Hazretleri’ne dua etti.

Sam bin Nuh, başı (saçları) beyazlamış bir halde kabrinden çıktı, tsa Aleyhisselâm ona sordu:

-“Saçlarına neden ak düştü? Senin zamanında saçların be­yazlanması yoktu!” dedi. 0:

-“Ya Ruhullâh! Sen beni çağırdığın zaman, bir ses işittim bana ‘Ruhullah’a icâtiet et,” diyordu. Bu ses üzerine ben kıyame­tin koptuğunu sandım. İşte bu korkudan dolayı saçlarıma ak düş­tü!” dedi.

İsa Aleyhisselâm, Sam bin Nuh’a, nezi’ (can verme) halini sordu. 0:

-“Ölüm acısı hala boğazımdan geçmiş değildir!” dedi. Halbu ki Sam bin Nuh’un ölümü üzerine dört binden çok fazla zaman geçmişti…

Sam bin Nuh, kavme (Yahudiler topluluğuna döndü):

-“İsa Aleyhisselâm’ı tasdik edin, o peygamberdir!” dedi.

Bu hadise üzerine bazıları iman ettiler. Diğerleri de tekzib edip, İsa Aleyhisselâm’ı yalanladılar.

Sonra Isa Aleyhisselâm ona: dedi. 0:

-“Sekerâtü’İ-mevt acısını tatmamak şartı ile ölürüm!” dedi. İsa Aleyhisselâm Allah’a dua etti. Öyle oldu.[1]

Sonra Yahudiler, İsa Aleyhisselâm’dan peygamberliğine de­lâlet eden başka bir âyet ve mucize istediler…


[1] Isa Aieyhisseiâm’ın Allâh’ü Teâlâ Hazretleri’nin izniyle dirilttiği sadece bu dört kişi değildir. Uzeyr Aleyhisselâm ve daha bir çok kişiyi dirilttiği tarih ve tefsir kitablannda beyan edilmektedir. Bunlardan Uzeyr Aleyhisselâm’ı diriltmesi de çok manidardır. Yahudîler, Isa Aieyhisseiâm’ın ölüleri diriltmesini bir türlü kabullenmediler. -“Bu bir oyundur,” dediler. Yahudiler, büyükçe bir ateş yaktılar. Alevleri göklere yükseli­yordu. Orada toplanan halkın gözünün önünde İsa Aleyhisselâm’a seslendiler: -“Ey İsa! Yazının devamını oku »

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z İsa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İsa ( a.s.) `in Göğe Yükseltilmesi

Posted by Site - Yönetici Mart 30, 2013

İsa ( a.s.) `in Göğe Yükseltilmesi,Kadın ve Dua,gul,cicek,

İsa ( a.s.) `in Göğe Yükseltilmesi

Rivayet olundu:

Yahudilerin Kralı, İsa Aleyhisselâm’ı öldürmeyi kasdetti. Kral, Isa Aîeyhisselâm’a küçük bir penceresi olan bir eve girmesini (nin sağlanmasını) emretti.

Cebrail Aleyhisselâm o küçük pencereden İsa Aleyhisselâm’ı göğe yükseltti.

Allâh-ü Teâlâ hazretleri. Isa Aîeyhisselâm’a nurdan elbise ve tüy giydirdi.

Isa Aleyhisselâm’dan yeme ve içme lezzetini kesti.

İsa Aleyhisselâm Arş’ın etrafında meleklerle beraber uçmak­tadır.

İsa Aleyhisselâm, insan, melek, gök ehli ve yerli oldu.

Yahudiler Kendi Adamlarını Öldürdü

(İsa Aleyhisselâm’ın göğe yükseltildiğini bilmeyen Yahudi kralı), kötü adam ve katile;

-“içeriye gir! Onu öldürî” diye emretti.

Adam evin içine girdi. Allâh-ü Teâlâ Hazretleri, İsa Aleyhisselâm’m benzerliğini o adama verdi. (Adam evin içinde İsa Aleyhisselâm’ı bulamayınca) onlara İsa Aleyhisselâm’ı bulama­dığını haber vermek için dışarıya çıktı.

Yahudiler, krallarının adamını öldürdüler ve astılar.

Sonra Yahudiler, kendi içlerinde ihtilâfa düştüler.

-“Yüzü İsa’nın yüzüne benziyor, bedeni ise bizim adamımızın bedeninin aynısı… Eğer bu İsa ise bizim arkadaşımız nerede? Yok eğer bu bizim arkadaşımız ise İsa nerede?” dediler.

Bu hadise üzerine Yahudilerin arasında büyük sözler ve tar­tışmalar oldu.

Hazret-i Meryem

Asılan Yahudî çarmıha gerildikten sonra, Hazret-i Meryem yanında İsa Aleyhisselâm’ın duası ile Allâh-ü Teâlâ’nın delilikten kendisine şifâ verdiği bir kadınla beraber geldi.

İkisi, o kişinin İsa Aleyhisselâm olduğunu zannederek ağla­yacaklardı ki Allâh-ü Teâlâ İsa Aleyhisselâm’ı indirdi.

İsa Aleyhisselâm onlara geldi. İsa Aleyhisselâm onlara sordu:

-“Kim için ağlayacaksınız?” Onlar:

-“Senin için!” dediler.

İsa Aleyhisselâm:

-“Allâh-ü Teâlâ, beni göğe kaldırdı. Bana ancak hayır isabet etti. Bu kişi onlar için bana benzetildi,” dedi.

İsa Aleyhisselâm’ın 7 Gün Sonra Tekrar Yeryüzüne İnmesi

İsa Aleyhisselâm’ın göğe yükseltilmesinden yedi gün sonra, Aİlâh-ü Teâlâ Hazretleri, İsa Aleyhisselâm’a: (2/40)

-“Mecdâlâniyye dağındaki bir yere in! Zira onun ağlaması kadar kimse sana şiddetli bir şekilde ağlamadı. Onun üzüntüsü kadar kimse senin için mahzun olup üzülmedi. Sonra havarilerine toplanmalarını iste. Ve onları (etrafa) gönder!” Onları insanları Allah’a davet etmeleri için değişik yerlere gönder, demektir.

Allâh-ü Teâiâ hazretleri İsa Aleyhisselâm’i Mecdâlâniyye’de dağında bir yere indirdi.

İsa Aleyhisselâm, dağa indiği zaman bütün dağ nur ile ay­dınlandı. Aynı gece Allâh-ü Teâlâ hazretleri, İsa Aleyhisselâm’ı yine kendisine yükseltti.

Bu gece Hıristiyanların ateş yaktıkları gecedir.

(İsa Aleyhisselâm, havarileri topladı, her birini bir ülke ve memlekete gönderdi.) Sabah olduğunda havarilerin her biri, İsa Aleyhisselâm tarafından gönderildikleri milletin diliyle konuşmaya başladılar.

İşte bu mekrullâh’ttr. Ve:

“Bununla beraber mekrettiler, Allah da mekirlerine mekretti. Öyle ya, Allah hayru’l-mâkirîndir.[1] Kavl-i şerifinin ma­nâsı budur.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/492-493.


[1] Al-Ümrân: 3/154,

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, H.z İsa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İsa ( a.s.)`ın Mal Varlığı..

Posted by Site - Yönetici Mart 29, 2013

İsa ( a.s.)`ın Mal Varlığı..,bogazina-dikis-ignesi-saplanan-kadin-tedavi-altina-alindi

İsa ( a.s.)`ın Mal Varlığı..

İsa Aleyhisselâm, semâ’ya yükseltildiğinde (mal varlığı ve dünyalık olarak) yanında kendisiyle söküklerini diktiği bir iğne bulundu.

Bu iğneden dolayı ilâhî hikmet, İsa Aleyhisselâm’ın dördüncü kat semâ’ya inmesine hükmetti….

Bunda şuna işaret vardır: Sâlik. mâsivâ (Allâh’dan başka) her şeyden ilgisini kesmelidir. Sâlik, bütün geçitlerden ve engel¬lerden tecrid etmelidir. Hatta mele-i a’Iâ ile beraber yürümeli ve kaabe kavseyn evednâ makamına uçabilmelidir…

İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/471-472.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, H.z İsa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: