Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

HELÂL KAZANMAK FARZDIR

Posted by Site - Yönetici Şubat 25, 2017

helal-kazanchalaldede

HELÂL KAZANMAK FARZDIR

İmâm Râgıb Isfehânî, Zerîa isimli kitabında der ki: Dünyada çalışıp helâl kazanmak bir cihetten mübah sayılsa da diğer cihetten farzdır. Zira insanın kendisini tamamıyla ibadete verebilmesi, ancak zarûrî ihtiyaçlarını giderdikten sonra mümkün olabilir. Bir vâcibin yerine getirilmesi kendisine bağlı olan şey de vaciptir.

İnsan, bütün ihtiyaçlarını kendi başına tedârik edemez, diğer insanlara da muhtaçtır. Öyle ise insanların kendisi için yorulmalarına karşılık kendisi de cemiyete faydalı bir iş ve sanat ile meşgul olmalıdır. Kim insanlardan istifâde eder de onlara faydalı olmaz ise Allâhü Teâlâ’nın (meâlen) “Allâh’ın rızasına uygun hayırlı amel ve takvâ üzerine yardımlaşınız…” (Mâide sûresi, âyet 2) emrine uymamış olur.

Bu sebeple tembellik ederek meşrû kazanç yollarını terk eden, insanlara faydalı bir ilim öğretmeyen ve sâlih amelleri işlemeyenler zemmolunmuştur.

Cüneyd-i Bağdâdî (k.s.) hazretleri buyurmuştur ki: “Allâhü Teâlâ tembel adamı sevmez. Zira tembellik edip hayırlı işlerden geri kalanlar insanlıktan sıyrılarak hayvanlar seviyesine düşmüş ve ölüler gibi olmuş demektir.”

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) tembellikten Allâhü Teâlâ’ya sığınır ve: “Allâhü Teâlâ, anlayışlı, uyanık ve gayretli kimseye rahmet eylesin” buyururlardı.

Bazı âlimler: “Rızık Allâhü Teâlâ’dandır, bir sebebe yapışarak onu elde etmek de kulun vazifesidir” demişlerdir. Nitekim Allâhü Teâlâ, büyük bir mucize olarak Hazret-i Meryem’e yaş hurmalardan yetecek kadarını vermiş, bununla birlikte ağacı sallamasını emredip: “Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine taze hurmalar dökülsün.” (Meryem Sûresi, âyet 25) buyurmuştur. Cenâb-ı Hak dileseydi sallatmadan da hurmaları dökerdi. Lâkin her şeyi bir sebebe bağlamıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), tevekkülün tembellik olmadığına ve sebeplere yapışmanın icab ettiğine işâret ederek: “Eğer siz Allâhü Teâlâ’ya hakkıyla tevekkül etmiş olsaydınız, kuşların rızıklandırıldığı gibi rızıklandırılırdınız -ki onlar kursakları boş olarak sabahlar, akşama doymuş olurlar.” buyurmuşlardır. Nitekim kuşlar dahi çalışma ve gayretleri ile rızıklandırılmaktadırlar.

(Medhu’s-sa‘yi ve zemmü’l-betâleti, İbn-i Kemal Paşa)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Bunlardan daha hayırlı söz var mıdır?

Posted by Site - Yönetici Şubat 24, 2017

32-farz-otuz-iki-farzsnnetenegerekvardyenler

Bunlardan daha hayırlı söz var mıdır?

İmâm-ı Âzam (rah.), bir sabah namazından sonra birçok dînî meseleye cevap vermekle meşgul oldular.

“Bu vakit Cenâb-ı Hakk’ı zikir ve hayırlı söz ile meşgul olma vakti değil midir?” denilince:

“Bu helâldir ve şu haramdır, diye dînin hükümlerini beyan etmekten daha hayırlı söz var mıdır? İnsanlara (Ehl-i Sünnet) îtikâdını öğretiyor, günah ve haramlardan uzak durmalarını söylüyoruz. Bu da Allâhü Teâlâ’yı zikir değil midir? Azığı kalmayan yolcu yaşayamadığı gibi ilimsiz ibâdet edenler de ibâdetlerinin meyvesini, faydasını göremezler.”

İmâm-ı Âzam (rah.) bir gün bilmeden bir çocuğun ayağına bastı. Çocuk:

“Yâ İmam, hakların alınacağı kıyâmet gününden korkmaz mısın?” deyince İmâm-ı Âzam (rah.) hemen bayılıp düştü. Ayılınca: “Bir çocuğun sözü kalbinize niçin bu kadar tesir etti?” diye soruldu:

“Bu çocuğa bu söz Allah tarafından telkin edildiğinden korktum.” buyurdu.

Kaynak : Mevâhibü’r-Rahman

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İmam-ı Azam | Leave a Comment »

İlahi – Bülbüller Sazda Güller Niyazda – Eren Bayhan

Posted by Site - Yönetici Şubat 23, 2017

İlahi – Bülbüller Sazda Güller Niyazda – Eren Bayhan

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar, İlahi Ve Kasideler | Leave a Comment »

İNSANLAR HAKTAN NASIL UZAKLAŞIR?

Posted by Site - Yönetici Şubat 23, 2017

allahin-dinine-yardimci-olunuz

İNSANLAR HAKTAN NASIL UZAKLAŞIR?

İnsanların sahîh akîdeden yani Ehl-i Sünnet itikâdından saparak Allâhü Teâlâ’dan uzak kalmalarının sebepleri; bid‘at ehlinin îtikâdını terketmemek, nefsin hevâsının (gayr-i meşrû ve nihâyetsiz arzularının) kalbe gâlip gelmesi yani nefsin, kalbi kendi arzuları istikâmetine çevirmesidir.

Bazı imamlar dediler ki:

Az amellerine rağmen nice insanları sahîh îtikâdları kurtarır. Ve çok amellerine rağmen bozuk îtikâdları nice insanları helâk eder, cehenneme götürür.

Makam, mal ve dünya sevgisi nefsin hevâsındandır ve öldürücü bir zehirdir. Riyâset (baş olma) sevdâsı ve şöhret arzusu, kibire götürür ve dünyaya daldırır, dîni ifsâd eder. Tûl-i emel (sonu gelmez dünya arzusu) ise, güzel amel işlemeye mâni olarak Hak Teâlâ’nın yolundan alıkoyar. İyi bil ki insanlara ‘Yarın tevbe ederim’ dedirtmek için uğraşan şeytanın büyük bir ordusu vardır. Aşırı cimrilik ve kişinin kendini beğenmesi insanı helâk eden şeylerdendir.

Haram veya şüpheli gıdaları yemek kalbe zulmet doldurur, kalbi katılaştırır ve Allâhü Teâlâ’dan uzaklaştırır. İnsanın yeyip içtiklerinin helâl ve temiz olması ise, kalbi nurlandırır ve rikkatine (incelmesine) sebep olur ve Allâh’a yaklaştırır. Bu, tasavvuf yolunda pek büyük bir asıldır.

Âyet-i celîlede -meâlen-: “Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların temiz olanlarından yeyin ve Allâh’a şükreyleyin” (Bakara s., âyet 172) buyurulmuştur. Buradaki “rızkın temizi” helâl olanıdır. Kişi midesine girene dikkat etmedikçe ibâdetinden lezzet alamaz, gündüz ve gece kıldığı namazların faydasını göremez.

Kıyâmet gününde sırâtı en sür‘atli geçecek kimse, takvâlı olan, dünyâda haramları ve haram şüphesi bulunan şeyleri terkedendir. Allâhü Teâlâ bir Hadîs-i Kudsî’de buyuruyor ki: “Verâya riâyet eden (şüphelilerden sakınanlara) azâb etmekten haya ederim…

Kişi kalbini mâsivâdan (Allah’tan başka şeylerden) temizlemedikçe ibâdetinin lezzetini alamaz. Hazret-i Osman (r.a.): “Eğer kişinin kalbi -nefsin ahlâk-ı zemîmesinden- temizlenmiş olsa Kur’ân-ı Kerîm okumaya asla doymaz” buyurmuşlardır. Zîrâ o kalb temiz olursa Allâhü Teâlâ’yı müşâhede makâmına yükselir.

(Ravzatü’t-Tâlibîn ve Umdetü’s-Sâlikîn, İmâm Gazâlî)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

DİN İLMİ ANCAK ALLAH RIZASI İÇİN ÖĞRENİLİR

Posted by Site - Yönetici Şubat 22, 2017

duakuran

DİN İLMİ ANCAK ALLAH RIZASI İÇİN ÖĞRENİLİR

Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:

İlim talebesi, ilim öğrenirken ölürse şehit olarak ölür.

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

İmam Gazâlî (rh.) buyurdu ki:

Ey oğul! Nice ilim müzâkere ederek ve kitap okuyarak ihyâ ettiğin, uykudan mahrûm kaldığın geceler vardır. Eğer bunda niyetin dünya menfaati, makam ve mevki elde etmek, akranlarına üstün gelmek ise dünya ve âhirette vay hâline! Âhirette çok büyük felâket ve pişmanlıklar çekeceksin.

Eğer ilim öğrenmekten maksadın Peygamber Efendimizin dînini ihyâ etmek, nefsinin ahlâkını güzelleştirip, emmâreliğini (yaratılışındaki kötülüğü emrediciliğini) kırmak olursa, sana dünya ve âhirette müjdeler olsun. Hem dîni ihyâ etmiş, hem nefsinin ahlâkını güzelleştirmiş olursun. Bu amelin, seni hesabsız cennete ve Allâh’ın cemâline kavuşturur. Hem nefsini, hem başkalarını cehennemden kurtarırsın. Zira ilmiyle amel eden âlimlere kıyâmet gününde büyük şefâat hakkı verilecektir.

Allâhü Teâlâ’nın rızâsı için tahsîl edilmeyen ilme harcanan vakit boşa geçmiştir. Bu yolda çekilen zahmetlerin hiçbir faydası görülmez. Böyle ilim, sâhibini “Fenâ âlimler yüzünden ümmetimin vay haline” hadîs-i şerifinde bildirilen kötü âlimlerden yapar.

Hadîs-i şerîfte “Câhile bir defa veyl (yazık), âlime iki defa” buyuruldu. ‘Veyl‘ aynı zamanda cehennemde bir vadidir.

Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:

Kim ilmi, âlimlere üstünlük taslamak yahut sefîhlerle (akılsızlarla) münâkaşa etmek veya insanların kendisine alâkasını çekmek için tahsîl ederse Allâhü Teâlâ onu cehenneme atar.”

Câhillerin cehâletlerini artırdıkları ve mü’minlerin kalplerini katılaştırdıklarından dolayı kötü âlimlerin azâbları kat kat olur.

Kaynak : Hâdimî, Eyyühe’l-Veled Şerhi
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cennetteki İncir Ağacı ?

Posted by Site - Yönetici Şubat 21, 2017

cennetteki-incir-agaci

Cennetteki İncir Ağacı ?

Denildi ki: Bu yaprak,( Hz Adem ile Hz Havva validemiz`in cennette yasak olan agactan yiyince üzerlerindeki cennet elbisesi düştü ve avret yerlerini rivayete gøre yaprak ile örttüler o yaprak ) incir yaprağıydı…

İncir Ağacı

Âdem Aleyhisselâm’ı İncir ağacından başka hiçbir ağaç örtmedi.

Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
Sen Âdem Aleyhisselâm’i tesettür edip örttüğün gibi; Ben de senden manâyı (meyveyi), davadan (çiçekten) önce çıkaracağım…”
Halbuki diğer ağaçların davaları, manâlarından önce çıkar.
İşte bu hikmetten dolayı, (incirden başka) diğer bütün ağaçların meyveleri önce çiçek kapçığından çıkar. Sonra meyvesi ikinci olarak o çiçek kapçığından ortaya çıkar. incir ağacında ise, ondan ilk önce beliren ve ortaya çıkan onun meyvesidir. İncirin meyvesi çiçek kapçığı olmaksızın ortaya çıkar

Kur’ân-ı kerimde İncir’e ve esrarına yemin edilmiştir, incirin bir çok hususiyetleri vardır.

Dipnot:
Özetle; İncir meyvelerinde şeker, organik asitler, sabit yağ ve vitaminler (A,B,C) vardır. Meyveleri gerek yaş olarak gerek kuru olarak yenmektedir. Kuru meyveler balgam söktürücü olarak, yumuşatıcı olarak kullanılır.
Halk arasında sütle kaynatılan incir ses kısıklığına karşı kullanılır. İncir, kalbe ferahlık verir. Kuluncu ve sindirim organı sancılarını giderir. Ayrıca, yaş dalları kırıldığında akan sütümsü beyaz sıvı. nasır ve siğillere sürülürse tedavi eder.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/407-408.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hz. Adem`e İlk Öğretilen Meslekler

Posted by Site - Yönetici Şubat 20, 2017

hz-ademe-ilk-ogretilen-meslekler

Hz. Adem`e İlk Öğretilen Meslekler

Allâhü Teâlâ derhal Âdem Aleyhisselâm’ı yeryüzüne indirdi.
1- Ona demir sanatını (ve demiri işleme işini) öğretti.
2- Ona toprak sürmesini ve ekmesini emretti. Bunun üzerine Âdem Aleyhisselâm da;
3- Toprağı sürdü,
4- Ekin ekti,
5- Tarlayı suladı,
6- Hasat zamanı biçti,
7- Harman etti,
8- Harmanı ezdi.
9- Harmanı savurdu,
10-Değirmende öğüttü
11-Hamur yoğurdu,
12-Ekmek yaptı
13-Ve pişirdi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/410.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

DÜNYANIN SONU: KIYÂMET

Posted by Site - Yönetici Şubat 19, 2017

cehennemhell

DÜNYANIN SONU: KIYÂMET

Dünyanın ömrü bitip âhiret âlemi başlamadan evvel İsrafil Aleyhisselam’ın Sûr’a birinci üfürmesi ile bütün insanların ve dünyanın başına kıyâmet kopacaktır.

İsrafil Aleyhisselâm Sûr’a üfürecek, bundan çıkacak müthiş bir ses ile bütün fânî hayat sahipleri ölecek, her şey altüst olacaktır.

Bütün âlemlerdeki düzen, ancak Allâhü Teâlâ’nın bir eseridir, onun kudretinin bir alâmetidir. Hak Teâlâ Hazretleri bu nizâmı ve intizâmı bir an için ortadan her hangi bir sebeple kaldırınca bütün varlıklar derhal alt üst olur, ne umûmî câzibeden, ne de gök cisimleri arasındaki münâsebet ve râbıtadan eser kalır, ne de bir canlının yaşayabilmesine imkân bulunur

İşte bu, bir umumî kıyâmettir. Bunun kopacağı zamanı ancak Allahü Tealâ bilir.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kıyamet, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Vatikan’ın Tarihi İslam Düşmanlığı Devam Ediyor

Posted by Site - Yönetici Şubat 18, 2017

dinler-arasi-diyalog-tuzagi-mehmet-orucdinlerarasi-diyalog-hosgoru-dostluk-faaliyetleridinler-arasi-diyalog_1005974-copy

Vatikan’ın Tarihi İslam Düşmanlığı Devam Ediyor

Vatikan’ın; dinlerarası diyalog, hoşgörü, dostluk, faaliyetlerinde samimi olmadığını, tarihi İslam düşmanlığının devam ettiğini, 27.4.2003 tarihinde düzenlenen ayinde Papa, “barış değil savaş istiyen” papazın mertebesini yükselterek bir kere daha göstermiş oldu:
“PAPA İkinci Jean Paul, 27 Nisan 2003 günü, bundan asırlarca önce yaşamış olan altı kişiyi Hıristiyan inancına göre ‘aziz’liğin bir alt basamağı kabul edilen ‘ermiş’ mertebesine yükseltti.
Vatikan’da 27 Nisan’da bu ‘ermişlik ilánı’ münasebetiyle düzenlenen büyük ayin sırasında, Papa’nın İsviçreli muhafızlarıyla İtalyan güvenlik kuvvetleri alarma geçirilmişlerdi. Zira, ‘ermiş’ yapılanlardan birinin, 17. asırda yaşamış olan Avianolu Marco adındaki papazın bazı çevrelerin, özellikle de Müslümanlar’ın gözünde ‘netameli’ olduğunu düşünüyor, Müslümanlar’ın en azından bir protesto gösterisi yapabileceklerini bekliyorlardı.
Böyle bir şey beklemelerinin sebebi de şuydu: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın 1683’teki Viyana kuşatması Marco’nun cephelerde verdiği, ‘‘Haçın altında toplanın! Meryem adına savaşın! Türkler’i yenin! Hıristiyanlık adına büyük düşman Türkler’e karşı savaşı kazanmak için Allah’a olan imanımızı güçlendirmemiz lázımdır. Bunu yapmadan önce neye kalkışırsak kalkışalım, netice alamayız. Tanrı barış değil, savaş istiyor.” vaazı yüzünden korkunç bir bozgun halini almış ve bu bozgun Avrupa’daki topraklarımızı kaybetmemize öncülük etmişti.

‘‘Avrupalılaşma’’ uğruna ‘‘mozaik’’ ve ‘‘dinlerarası diyalog’’ teraneleriyle kendi kendimize gelin-güvey olduğumuz şu günlerde Hıristiyan dünyasının ve Papa’nın geçmişimiz hakkında ne düşündüğünü Marco’nun “ermişliği” sayesinde bir hatırlatayım dedim.” (Murat Bardakçı – Hürriyet,11.5.2003)

Şimdi sormak lazım: Eski yaraları kaşımakla, eski düşmanlıkları gündeme getirmekle, ödüllendirmekle “Barış” “Hoşgörü” “Diyalog” sağlanması nerede görülmüştür?

Bütün bunlar samimiyeti mi gösterir yoksa, sinsi bir maksadı mı?

Kaynak : Dinler Arası Diyalog Tuzagı – Mehmet Oruç

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dinler Arası Diyalog Tuzagı, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

ALLAH’IN VERDİĞİNE RAZI OLMAK

Posted by Site - Yönetici Şubat 17, 2017

40allahnamazmuslimprayerislamold-muslimallahin-verdigine-razi-olmak

ALLAH’IN VERDİĞİNE RAZI OLMAK

Allah’tan (CC) kaçma, nereye gitsen seni bulur.

Azla yetin ve ciddi olarak böyle kal… Daha yüksek dereceye çıkıncaya kadar haline şükret. İyisine kavuştuğun zaman da elinde bulunanın kıymetini bil…
İlk başta sabırlı ol. Sabırsız insana iyilik yakışmaz. Sabır, insanın kıymetini arttırır.
Dünyanın nimeti her an değişir. Sabırlı olursan durmadan yükselirsin, iyiliklere kavuşursun.

Şunu iyi bil ki; her şeyin ardından koşmak, ele bir şey geçirmez. Yalnız, kısmet olan gelir. Sabırla kısmetini beklemen, nasibini eksiltmez. Ne her şeye hırsla koş, ne de gelecek olan gelir diye, otur. Yat….

Geleni al. Giden için de üzülme.
Eğer bir şey nasip değilse yıllarca didinsen eline geçmez.
Hırsı bırak, sabırlı ol. Halini muhafaza et. Kalbine sahip ol, Kötülük koyma. Allah’tan (CC) afiyet iste. Sebebe yapışmayı da ihmal etme.

Allah’ın (CC) emri dışında kimseden bir şey alma. Yine O’nun (CC) emri dışında kimseye bir şey verme. Kendi hevesine kapılıp çeşitli işler yapma. Kendine bu kadar fazla güvenme. Allah’a (CC) güven. Mağrur olma. Sonra senden daha şerli kimseleri başına bela eder. Her şeye hakkını ver. Zalim olma. Zalim Allah’ı (CC) aldatamaz. Kahrından kurtulamaz.
Hakk Teala (CC) şöyle buyurdu:
– “Biz, zalimleri birbirine düşürürüz.
Allah’ın (CC) emri kat’i, askerleri kuvvetli, saltanatı sonsuzdur. Her emri, istisnasız yerine gelir. Bunlara iyice inan. Böyle bir padişahın mülkünde yaşadığını bil. O’nun (CC) mülkü devam eder. İlmi, bütün kainatı kuşatmıştır. Hükmü her yerde geçer.

Her yaptığı işte adalet vardır. Ne yerde, ne de gökte O’ndan (CC) saklanan bir şey olmaz. Hiçbir zalimin kötülüğü yanına kalmaz. İnsanın kendi mevhum varlığını ortaya atması da bir zulümdür. Allah’ı (CC) bırakıp mahluka güvenmek de şirk olur.

Nefsini ve halkı bırak yalnız Allah’a (CC) kul ol. Şirkin büyük zulüm olduğunu Allahü Teala (CC), şu Ayet-i Kerimelerle bize haber verir.
– “Şirk koşma, şirk büyük zulümdur.”
– “Allah (CC) şirki bağışlamaz. Ondan gayrı her günahı isterse affeder.
Şirke yanaşma, şirkten çok sakın. Bütün halinde Allah’a (CC) ortak koşmaktan kork. Kalbinle ve diğer duygularınla günah işlemekten kork. Günahın gizlisini, aşikaresini bırak.

Allah’tan (CC) kaçma, nereye gitsen seni bulur. Allah’ın (CC) verdiği hükümler karşı olma, sonra seni ezer. O’nun (CC) işlerine karışma, rezil olursun.
O’ndan (CC) gafil olma, uyandırırsa utanırsın. O’nun (CC) sırlarını yabancılara açma, mahvolursun.

Allah’ın (CC) gösterdiği yolu keyfine göre tefsir etme, yerin dibine batarsın. Kalbin kapkara olur. İman nurun söner. Anlayışın yok olur. Şeytanlar üzerine atılır. Nefsin seni boğar. Bütün dostların düşman olur. Komşuların seni sevmez. Arkadaşların senden uzaklaşır. Evinde bulunan yılan, akrep, cinler ve bütün hayvanat sana hıyanet eder. Dünyada kısmetin kesilir. Ahirette ise en çetin azaba girersin.

Kaynak : Futuhu`l Gayb – Abdulkadir Geylani Hazretleri

Posted in Abdülkadir Geylani, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: