Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Fırsatı Kaçırmamalı.

Posted by Site - Yönetici Temmuz 2, 2015

ramadan_wallpaper_2013_by_kashif_k-d6d4esr copy

Fırsatı Kaçırmamalı.

Bu ayı, âhıreti kazanmak için fırsat bilip, elden geldiği kadar ibâdet etmeli, Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır.

Allahü teâlânın gadabına sebep olabilecek bütün kötülüklerden, haramlardan sakınmak, îmân, ibâdet bilgilerini, haramları öğrenmek, kul haklarından sakınmak, varsa helâlleşmek, günahlardan tevbe etmek lâzımdır.

Herşeyden önce, i’tikâdı düzeltmelidir.
Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği i’tikâdı öğrenmek ve buna göre inanmak lâzımdır. İ’tikâd düzgün olmazsa, tutulan oruçların, yapılan diğer ibâdetlerin, bir fâidesi olmaz.
Çünkü, i’tikâdı bozuk olanların, muhakkak Cehenneme gidecekleri hadîs-i şerîfte bildirilmiştir. Bunun için, Ehl-i sünnet âlimlerinin yazdığı ilmihâl kitaplarını alıp okumalı, doğru îmânı öğrenmeli ibâdetleri yapmalı, haramlardan sakınmalıdır.
Allahü teâlâ, şartlarına uygun yapılan tevbeleri kabûl edeceğini va’detmiştir. Böyle mübârek günleri, ayları fırsat bilip, çok çok tevbe istigfar etmeli, affedilmek için, cenâb-ı Hakka yalvarmalıdır.

Sonra ibâdetleri, haram ve helâl olanları öğrenmeli ve bunlara göre ibâdet yapmaya çalışmalıdır. Kıymetli zamanlarda bu bilgileri okumak, öğrenmek, nâfile namazdan ve diğer bütün nâfile ibâdetlerden çok kıymetlidir.

Herhangi bir özür ile Ramazanda oruç tutamıyanlar, Ramazandan hemen sonra, kazâsını tutmalıdır. Kazâ namazı borcu olanların, kazâ orucu olanların
nâfile ibâdetlerle meşgûl olması, boşuna zahmet çekmektir. Önce farz borçları yerine getirmeli, ödemelidir.
Ancak farz borçlardan kurtulduktan sonra, nâfile olarak yapılan ibâdetlerin bir fâidesi olur. Bu, oruçta olduğu gibi namazda ve diğer ibadetlerde de böyledir. Önce farz borçları ödemeli sonra nafile ile meşgul olmalıdır.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

TESETTÜR BAŞI ÖRTMEKTEN İBARET DEĞİLDİR

Posted by Site - Yönetici Temmuz 1, 2015

TESETTÜR BAŞI ÖRTMEKTEN İBARET DEĞİLDİR

TESETTÜR BAŞI ÖRTMEKTEN İBARET DEĞİLDİR

Kuralsızlık, ölçüsüzlük, kural tanımazlık ne kadar kötü bir şey… Kurallar insanlar içindir; insanların rahat ve huzuru içindir. Özgürlük için insanlar bu huzuru tepiyorlar. Halbuki tam bir özgürlük yoktur insan için. Tam özgürlük insanlarda değil hayvanlarda vardır.

Günümüz insanı hem inancından hem de serbest yaşayışından vazgeçmek istemiyor. Halbuki din, inanç bir kurallar manzumesinden ibarettir. Kişinin her istediğini yapması hem de inançlı kalması mümkün değildir. Çünkü inandığı gibi yaşamayan kimse, bir müddet sonra yaşadığı gibi inanmaya başlar. Yaptıklarını din olarak görmeye başlar. En azından yaptıklarını meşru görür, din dışı görmez. Bu da inançlı bir kimseye kötülük olarak yeter.

Son yıllarda, kadınların giyim kuşamında, kılık kıyafetinde bir curcuna yaşanıyor… Kapalısı da açığı da ne yapacağını şaşırmış bir halde. Ölçüsüzlük hat safhada. Açığına bakıyorsun, neresini açacağını şaşırmış; kimisinin bir omuzu açık diğeri kapalı, kimisi göbeğini açmış kimisi sırtını…
Açığı tercihini yapmış. Kapalı kadın da tercihini yapmış; ancak inançlı kadın yaptığı tercihin şuurunda değil. Çünkü:

KAPALI FAKAT…

Kadın kapalı, eşarplı, parlak, desenli pardösüsünün etekleri yerleri süpürüyor fakat, öyle daracık ki bütün vücüd hatları ortada. Sokakta öyle tak tak…yürüyüşü var ki, arkadan uygun adımlı bir asker geliyor zannediyorsun.

Kadın kapalı fakat, sokağa çıkarkan öyle parfüm sürünüyor ki, daha beş metreden kokusunu alıyorsunuz. Kendisi asarsörden çıkıyor fakat kokusu ancak yarım saat sonra asansörü terk ediyor. Hele sokakta; sigara içmeleri, cak cak sakız çiğnemeleri, yalayarak dondurma yemeleri çirkin bir manzara.

Kadın kapalı fakat yolda, parkta, markette hemcinsleri ile karşılaştıklarında ses desibeli ölçüsüz, sanki evde kendi aralarında konuşuyorlarmış gibi rahat, kahkahalar, gülmeler, şakalaşmalar. Son model arabalarla fink atmalar. Okumuşluğun, kariyer sahibi olmanın verdiği cesaretle evde dikleşmeler.

Kadın kapalı hatta çarşaflı, yüzü bile zor görünüyor fakat neredeyse on parmağından on yüzük, kolundaki bileziklerin şangırtısı on metreden işitiliyor. Alışverişte para ödemelerinde bileziklerin, yüzüklerin parıltısı kasiyerin yüzünü aydınlatıyor.

Kadın başını kapatmış fakat, gerdanı açık, altın kolyesi parlıyor; kolları açık, daracık kot pantolonu ile vücut hatları ortada. İş yerlerindeki helalarda kadın bölümünü göstermek için kullanılan etekli kadın resmini kaldırmak lazım; çünkü artık etekli kadın kalmadı herkes pantolonlu!..

Kadın kapalı fakat, eşarbı, güneş gözlüğü bilmem ne marka, makyajı, zarafeti, şıklığı bir numara. Elbisesi renk cümbüşü, yüz metre ileriden ben buradayım diye parlıyor. Belki de açık olsa bu kadar dikkati çekmeyecek, cazip olmayacak.

Kadın kapalı, yaşlı başlı; o TV senin bu TV benim dolaşıyor; yaşlarına bakmadan gittikleri TV’lerde çifte telli oynamaktan da geri kalmıyorlar.
Kadın kapalı, fakat sokaktaki yürüyüşü, edası, salına salına yürüyüşü ve süsüyle, giyinişiyle ben buradayım diye bas bas bağırıyor. Genç kız kapanmış fakat, parkta erkek arkadaşı ile sarmaş dolaş.

Kadın kapalı fakat, evinde, kocasına, ana babasına göstermediği kibarlığı, inceleği, nazikliği sokaktaki erkeğe fazlasıyla gösteriyor. Halbuki tam tersi olması lazım, evde nazik kibar, dışarıda ciddi ve sert.

Tesettürün esasları: Örtülecek yerleri örtmek, vücut hatlarını belli etmemek, sade olmak, dikkati çekecek renk ve tarzda olmamak. Zaruretsiz sesini duyurmamak.

ÖRTÜLÜ OLAN ÇIPLAKLAR!..

Bu ölçülere uymayanlar için Peygamber Efendimiz “Örtülü olan çıplaklar“ ifadesini kullanmaktadır. Tesettürün, giyinmenin bir hikmeti, gayesi vardır. Bunun başında da; kadının teşhir edilmemesi, gözden ırak olması, zaruret olmadıkça sesini duyurmaması, erkeklerin arasına karışmaması, sokağa çıktığında giyinişinin sade olması, dikkati celbedici giyim ve hareketler içinde bulunmaması, tahrik edici olmaması… gerekir.

Nitekim Tergib’te bildirildiğine göre: Hz. Fâtıma’ya sorarlar: “Kadınlar için en iyi olan nedir?” cevâbında, “Yabancı erkeklerden uzak durmalarıdır” buyurur.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Tesettür, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

İSTİKAMET HİZMET OLMALI

Posted by Site - Yönetici Haziran 30, 2015

Afrika kuran hizmetleri

İSTİKAMET HİZMET OLMALI

Önce gözlerimiz alıştı, sonra ruhlarımız… Yapılan her hataya üzülmemiz gerekirken, gülüp geçer olduk. Unuttuk Allah -celle celâlühû- ve Rasûlü’nü… Her şey, bu dünyadan ibaret sandık. Haz vardı, fazlası vardı; ama gönül yoktu, ruh yoktu. Hele insanın küçük kıyameti olan ölüm hiç yoktu hayatımızda. Binmiştik bir alâmete, gidiyorduk kıyamete…

Öyle bozulmuştuk ki, nereyi tutsak dökülüyordu. Düzeltmeye nereden başlayacağımızı şaşırdık. Cevabı belliydi; önce kendimizi, sonra çevremizi ve halkalar şeklinde yayılarak bütün dünyayı… Ama biz daha “elif”i bilmeden daldık insanların içine; sonu mâlûm, boğulduk… Bu sefer bir ümitsizlik dalgası kapladı içimizi, ağladık, ağladık… duyan olmadı sesimizi… Anladık ki, bizi tek işiten, Rabbimiz’miş.
Dost O’ymuş, yâr O’ymuş, gerisi hep boşmuş. İnsan, elden boşuna destek beklermiş. Herkesin derdi kendine yetermiş. Kimsenin kimseye ayıracağı zamanı yokmuş. Takılmışız kendimize, etrafı görmemecesine, kuyudan çıkmaya çalıştıkça batmışız…

Hani nerede “tebliğ” ve “hizmet aşkı”? Öğrendiklerimiz lâfta mı kaldı? Ne olacaktı herkesi delirten sudan biraz da biz içelim, âlemin tek akıllısı biz miydik? Yoksa deliler içinde aslında akıllı olan biz, deli mi görünüyorduk? Yum gözünü, kapa ağzını, salla başını, al maaşını… Bu muydu yaşamak? Bazıları dayanamadı, bunalımlara girdi; bir kenara çekildi. Bazıları sustu, hiçbir şey söylemedi; bazıları da kendilerine deli damgası vurulmasına rağmen hâlâ gerçekleri söylüyorlar.
İşte asıl cesur olan onlar… Kıymetleri sonradan anlaşılacak olanlar… Onlar da olmasa kime tutunacağız; kim yol gösterecek bize?
Ne zaman güzel bir insan gitse, bil ki kıyamet yaklaşıyor. Ama şimdi “Dünya iyilerin yeri değil!” diyerek bir köşeye çekilme zamanı değil. Elimiz, dilimiz, kalemimiz, malımız ve canımızla içimizde ve dışımızda savaşma vakti… Her şeye rağmen hizmete devam… Derviş olmak istiyorsan çileye mecbursun. Eğer anlayabiliyorsan, her çekilen dert, seni, O’na daha da yaklaştırıyor. Gören göz ol, bakan değil. Eşyayı dinle, bütün varlıklara O’ndan ötürü hürmet et. O zaman bulacaksın şu herkesin aradığı huzuru…

Bu yolun başı incinmemek, sonu incinmemek!.. Bunu öğrendiysen, gayri gam çekme… Kolay değil, ama mecbursun gayret etmeye, karınca gibi yolunda ölmeye…

Helâl olsun bunu yapabilenlere!
Selâm olsun, gönlü güzel olanlara ve içinde kin tutmayanlara!..
Helâl olsun!..

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

KURAN-I KERİMDE BİRLEŞELİM DİYORUM AMA NASIL

Posted by Site - Yönetici Haziran 29, 2015

Islamic_Wallpaper_Quran_004-1366x768 copy

KURAN-I KERİMDE BİRLEŞELİM DİYORUM AMA NASIL

TUTTURMUŞLAR, “Bütün Müslümanlar Kur’ân’ı kerimde birleşsin…” deyip duruyorlar. Peki nasıl birleşecekler, onu anlatmıyorlar.

Soruyorum:

1. İmamı Eş’arî’yi ve İmamı Mâturidî’yi itikad önderi olarak kabul eden Ehl-i Sünnet; Allah cisim değildir, zamandan mekândan, cihetten, inmekten çıkmaktan, insanlar gibi organlara sahip olmaktan münezzehtir diye inanıyoruz. Muhammed ibn Abdilvehhab’ı imam kabul edenler tersini söylüyor. Evet bu iki zümre Kur’ân’da nasıl birleşecek?

2. Ehl-i Sünnet bütün Ashab-ı Kiramı din konusunda âdil olarak kabul ediyoruz. Bazı fırkalar ise birkaç sahabi dışındakileri münafık olarak görüyor. Bunlar Kur’ân’ı kerimde nasıl birleşecekler?

3. Fıkhı ve mezhepleri faydalı ve zarurî gören Ehl-i Sünnet ile mezhepleri put olarak gören ehl-i bid’at Kur’ân’ı kerimde nasıl birleşecek?

4. Kur’ân’ı kerimde ve çok sahih Cibril hadîsinde kadere iman şartı var. Ehl-i Sünnet kadere iman ediyor, bazı ehl-i bid’at ise kaderi reddediyor. Bunlar Kur’ân’ı kerimde nasıl birleşecekler?

5. Ehl-i Sünnet ulemâsı ve fukahası dinde reform, dinde değişiklik, dinde yenilik, dinde başkalaştırma yapılamaz diyor; ehl-i bid’at fırkalarından biri olan Fazlurrahman’ın Tarihsellik mezhebi Kur’ân”ı kerimin , Sünnetin ve Şeriat’ın nice muhkem hükmünü, bu devirde geçerli değildir diye inkâr ve red ediyor. Ehl-i Sünnet ile ehl-i bid’at bu konuda Kur’ân”ı kerimde birleşebilir mi?

Evet Kur’ân’ı kerim dinimizin temel kaynağıdır, Kelamullahtır, yaratılmamış Kelam-ı Kadim’dir ama onda birleşmek kuru lâfla, boş edebiyatla olmaz. Kur’ân”ı kerimde birleşmenin şartları vardır. Bu şartlara uyulmaz ise birleşme olmaz.

1. Kur’ân’ı kerimin gerçek icazetli müfessirler tarafından yapılmış muteber tefsirleri esas alınacaktır.

2. Heva ve re’y tefsirlerine itibar edilmeyecektir.

3. Ehliyetsiz cahiller Kur’ân’ı kerimi kendi kafalarına göre yorumlamayacaktır.

4. Kur’an-ı kerimi ehliyetli ve icazetli ulemâ tarafından Sünnet-i seniyyenin ışığında tefsir edilecektir.

5. Hz.Allah’a noksan sıfatlar izafe eden ehl-i bid’ate kulak verilmeyecektir.

6. Bir asırdan fazladır süre gelen icmâ-i ümmet dışlanmayacaktır.

7. İlim, irfan, takva, fazilet, firaset sahibi ulemâ Kur’ân’ı kerimde ‘ birleşme konusunda rehber kabul edilecektir.

İslâm dünyasındaki 72 bozuk fırka ve onların yüzlerce şubesi hep Kur’ân-ı kerim diyor.

Mirza Gulam Ahmed Kadiyanî -hâşâ- nebidir, kendisine vahiy gelmiştir diyen Kadiyanîler de Kur’ânı kerim diyor, Kur’ân-ı keim okuyor.

Tevbe sûresinin son iki ayeti Kur’ân’ı kerime sonradan ilave edildi hezeyanını savuran 19cu Reşad Halife de Kur’ân diyor.

(HAŞA) HZ.Cebrail, Hz. Ali’ye verilecekti, Cibril şaşırdı da Hz. Muhammed’e verdi diyen Gurabiye taifesi de Kur’ân-I KERİM diyor.

Haricîler gece gündüz Kur’ân-I KERİM okuyor.

Velhasıl İslâm dünyasında ne kadar bid’at ve dalalet fırkası ve cereyanı varsa hep Kur’ân-I KERİM diyor.

İsmini vermeyeceğim şu meşhur reformcu ilâhiyatçı da avaz avaz Kur’ân-I KERİM diyor.

İslâm’da tesettür yoktur diyenler Kur’ân-ı kerim diyor.

Evet biz Müslümanlar Kur’ân’ı kerimde nasıl birleşeceğiz? Mesele buradadır.

Peygamber-i Zişan’dan (, Ashab kiramdan, Tâbiîn hazaratından, Tebe-i Tâbiîn hazeratından ve onları takip eden kuşaklardan bu yana on binlerce büyük müctehid, ulemâ, fakih, müfessir, muhaddis gelip geçmiştir. Kur’ân’ı kerimde birleşmek ancak ve ancak onlara tâbi olmakla, onları taklid etmekle gerçekleşebilir. Onlar inkâr edilirse, onlar devre dışı bırakılırsa birlik olmaz, tefrika ve parçalanma olur.

Kur’ân’- kerimde birleşmek konusunda Vehhabîler muhatab bile alınmaz.

İslâm âlemindeki yüz milyonlarca tarikat mensubu sufîyi müşrik ve kafir ilan edecekler ve sonra Kur’ân’ı kerimde birleşilecek. Böyle bir şey mümkün müdür?

Mücessime taifesini tenkit ve ikaz etmeyeceğiz, onlarla Kur’ân’ı kerimde birleşeceğiz… Olur mu böyle şey? Kur’ân’ı kerimde birleşmek için öncelikle Cenâb-ı Hakk’ı kemal sıfatlarla sıfatlamak ve noksan sıfatlardan tenzih etmek gerekir.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kur`anı Kerim, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Güzel Bir Sohbet İyi Bir Nasihat.

Posted by Site - Yönetici Haziran 28, 2015

Güzel Bir Sohbet İyi Bir Nasihat.

Güzel Bir Sohbet İyi Bir Nasihat.

ESSELAMÜ ALEYKÜM:
Ahir zamanda dinini öğrenmek için ALLAHIN YOLUNU tercih eden asrın Ayşe’lerine, Fatıma’larına, Hatice’lerine, Sümeyye’lerine olsun.
Rabb’im şu an lafzını öğrenmekle başladığınız dini mübini İslam’ın şuur ve hakikatine de ulaştırsın.
İçinde yaşadığımız çağın bilgi çağı olmasına rağmen, toplumdaki ahlaki çöküntünün artması ne kadarda manidar. Şuur olmadan öğrenilen bilgilerin malumat olma dışında pek anlamı olmuyor. Oysa ilmin gayesi nedir? Yunus’umuz cevaplasın;

İlim ilim bilmektir,
İlim kendini bilmektir,
Sen kendini bilmezsen,
Ya nice okumaktır…

Kendini bilmek” bir ömür süren bir serüvendir. Kendini bilmek neden mühim? “Men arafe nefsehu fekad arafe Rabbehu” Nefisini bilen Rabbini bilir… Rabb’e giden yol, kendini bilmekten geçiyor çünkü.

Çağın unutturmak istediği budur sevgili KARDEŞLERİM. Dışı parlak ambalajlarla kaplı ışıltılı dünyayı cazip gösterip, asli vazifeyi unutturmak. Bir genç kız önce fıtratını bilecek. Kadınlık fıtratını. Bozulmamış fıtratın pusula ibresi HAZ.Allah’ı ve peygamberini gösterir.

Çünkü Efendimizin beyan buyurduğu üzere; ‘‘Kur’an-I KERİM ve insan ikiz kardeştir” Yaratılıştan tanıştır onlar. Gelelim Kadınlık fıtratına, Kadının fıtratında neler var? En başta annelik istidadı. Küçücük bir kız çocuğunun bebeğine annelik yapması, onu besleyip büyütmesi fıtratın içindeki annelik sinyalidir.

Demek ki her genç kız müstakbel anne adayıdır. Ayağına Cennetin serileceğini müjdeleyen Peygamber müjdesine mazhardır. Bir genç kız ileride sahip olacağı çocuğunun yüzüne ak bir şekilde bakabilmek için evlilikten önceki hayatını dikkatle yaşamalıdır. Kendisine ilham olacak rehberler, yol gösterecek yıldızlar bulmalıdır. Ama bunu sakın günümüzde ”Star‘ olarak adlandırılan sahte yıldız olarak telakki etmeyin.

Bülbülü rehber edinen gül bahçesine, kargayı rehber edinen leşe gider.

İslam tarihi, Osmanlı tarihi yüzlerce hakiki yıldız olan analarımızla doludur, iç dünyamızı onlarla aydınlatmalı hayat yolunda onları rehber edinmeliyiz. O analar kadınlık fıtratını muhafaza etmiş nadide şahsiyetlerdir. İman dolu yürekleri ile içinde bulundukları çağa, zulme meydan okumuş Rabb’imiz tarafından taltif edinmiş incilerdir.

Ve bugün evlenirken Allah’ın rızasını dahi hatırına getiremeyen bir gençlik… Hakiki yıldızları kaybettiğimiz için mi yolumuzu şaşırdık? Bir yuvanın kurucusu erkek ve kadının fıtratı bozulunca yuvalarında ayarı kaçtı, Cennetin başlangıcı olan aile Cehenneme döndü adeta. Bize ne oldu sevgili KARDEŞLERİM?

Merhum Arif Nihat Asya’nın dediği gibi;

Bize bir nazar oldu, Cumamız pazar oldu,

Bize ne olduysa, Hep azar azar oldu…

Toplumun kurtuluşu kadının kurtuluşuna, kadının kurtuluşu kadının fıtratı selimesine dönmesiyle mümkündür. Çağın zehirlerine karşı Kur’an-ı Kerime bakacak olursak onu sadece söz olarak değil şuuruna da ererek öğreneceğiz.

Şu kurslarımızda aldığımız bilgiler sözden manaya, manadan anlaşılmaya, anlaşılan da yaşayışa dönüşmüyorsa ne anlamı var öğrendiklerimizin? Bize bir diriliş lazım, uyanış lazım, canlanma lazım…

Küfür mukaddes değerlerimizi zahiren alamadı ama bize ruhumuzu kaybettirerek en büyük zararı verdi. Nasıl mı? Kadınlık fıtratının bir gereği olan örtünün şeklini, ruhunu ve anlamını kaybettirerek. Evet örtünme de kadınlık fıtratının bir gereğidir. Örtünen kadın huzura erer. Çünkü örtü aynı zamanda edep, hayâ, iffet alametidir.

Hani yazar diyor ya; ”Kızaran yüzlere madalya takılmalı” çünkü kızarmak hayâ alametidir, Hayâ da efendimizin beyanıyla iman alametidir. Ne çok ihtiyacımız var kızarmaya…

Bizler bacısının yüzündeki peçeye namahrem eli değdi diye ölümü göze alan Sütçü İmam’ın torunlarıyız. Bu mücadele niçin yapıldı. Milyar verseler örtümü çıkarmam diyen anaların evladı, ne oldu da “milyar verseler örtünmem” der hale geldi.

Bakınız sevgili kardeşlerim ünlü bir Hollywood yıldızına rol icabı örtü takmak istiyorlar ”Rol icabı dahi olsa örtünmem” diyor. Medya, sinema, diziler, gazeteler vasıtasıyla Müslüman genç kızları örtüden utanır hale getirdiler.

Örtüsünü, edebini, fıtratını kaybetmiş bir genç kız, nasıl ana olacak?

İşte gerçek ana. Hanne Valide gibi evladını Rabb’e adayan ana. Hani Meryem validemizin anası Hanne senelerce evlat sahibi olamadı. En nihayet hamile kaldığını anlayınca Kur’an-ı Kerimde geçen şu duayı yaptı. ”Ya rabbi karnımdakini sana adadım kabul et. Şüphesiz ki sen işiten ve bilensin” (Âl-i İmran Suresi. 35)

Ana odur ki evladını ahirete bağlasın, dünyaya değil… Anne Hanne olursa evlat Meryem olur. Ana odur ki evladına ilk kelime olarak ”Allah”, ilk cümle olarak ta ”La ilahe illallah” dedirtir. Çünkü o yavruyu o anaya veren Allah azze celledir. Bu o ananın Rabb’e vefasıdır. Ana odur ki daha evladı karnındayken yavrusunu Rabb’e adasın.

Ey müstakbel analar, toplumun gözbebeği genç kızlar, kadınlık fıtratına dönmeden, ne hayırlı bir ana, ne de hayırlı bir eş olabiliriz. Mehmet Akif’in dediği gibi…

Yükselirse kadın beşer yükselir, Alçalırsa kadın beşer alçalır

Ana vardır çap kapatıp çağ açan Fatih doğurur…

Ana vardır şer saçan evlat doğurur.

Bayrak şairi Arif Nihat ASYA Fetih Marşında ne diyordu…

Yürü hâlâ, ne diye oyunda oynaştasın

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.

Kızım sen de Fatihler doğuracak yaştasın…

Sevgili kardeşlerim analık, zevcelik gibi şerefli bir vazifeye aday cennet güllerim! İslam’ın tadına vardığınız zaman gerçek değerinizi fark edeceksiniz. Sakın ola bu değeri geçici dünyanın sahte iltifatlarında aramayın.

Çünkü dünyada verilen değer sıfatlarınız gidince yani gençliğiniz güzelliğiniz gidince biter. Ama El-Vafi olan Allah, onun yolunda sarf edilen hiçbir şeyi zayi etmez. Allah yolunda giden gençliğe ebedi, solmayan bir gençlik verilir.

İlk şehide Hz. Sümeyye anamız gibi. Esmer zayıf bir hanımdı Sümeyye anamız. Ama gözü ahirete açık olan arifler Sümeyye anamız şehit olduktan sonra Cennetin kapısından gencecik ve çok güzel bir şekilde içeriye girdiğini müşahede ettiler.

Çok vatnizi almadan PEYGAMBERİMİZİN BUYURDUĞU GİBİ allaha dua ediyorum ya rabbi göz açıp kapaynca kadar bile olsa beni nefsimin eline bırakma ÜSTAZIM S. H. TUNAHAN hazretlerinin duasıyla ya rabbi son nefesimize kadar son nefesimiz dahil imandan itaattan ve allah yolunda sayru gayretten ayırma diye dua edelim .cenab- i hak yar ve yardımcımız olsun. Amin.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Oruç Üç Çeşittir

Posted by Site - Yönetici Haziran 27, 2015

Ramazan, Eğlence Değil İbâdet Ayıdır,Oruç Üç Çeşittir

Oruç Üç Çeşittir

1- Câhillerin orucu,
2- Âlimlerin orucu,
3. Peygamberlerin orucu.

Câhiller oruç tutar, sadece yemezler içmezler fakat kötülüklerden, günahlardan uzak durmazlar.
Âlimler ise, kötülüklerden, günahlardan uzak dururlar.
Enbiya ise, şüpheli şeylerden de kaçar.

Oruç tutanların bayramı da üç çeşittir:
Câhiller, oruç tutup iftâr edince yerler, içerler bizim bayramımız budur, derler.
Âlimler ise, akşam olup iftar edince, cenâb-ı Hak eğer bizim orucumuzu kabûl etmiş ise, bu bizim bayramımızdır, derler.
Evliyâ ve peygamberlerin bayramı ise, oruçlarının kabûl olmasıyla beraber, cenâb-ı Hak râzı olduysa bayram ederler.

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
Beş şey orucun sevabını giderir: Yalan, nemime yâni söz taşımak, gıybet, [Yabancı kadına] şehvetle bakmak ve yalan yere yemin.
Gıybetle meşgul olan kimselerin orucu hakîkatte oruç değildir.” [Yâni sadece oruç borcundan kurtulur, va’dedilen sevaba kavuşamaz.]
Peygamber efendimiz, “Yâ Rabbî, dilimi yalandan, kalbimi nifaktan, amelimi riyâdan, gözümü hıyanetten temizle ve koru! Gönülden geçenler senden gizli değildir.” şeklinde duâ etmemizi tavsiye ederlerdi.
Bunun için oruçlu olanın, riyâdan, gösterişten uzak durması sadece Allah rızasını düşünmesi lâzımdır.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

ALLAH’IM !

Posted by Site - Yönetici Haziran 26, 2015

Dua

ALLAH’IM !
Tüm müslümanların
Dertlilerine deva Borçlularına eda
Hastalarına şifa,Gözlerine nur
Geçmişlerine rahmet Evlerine bereket ver.

ALLAH’IM !
Şu saatte Af olmayan kul,
Kabul olmayan dua,
Def edilmeyen bela,
Şifa bulmayan hasta,
Huzur bulmayan kalp,
Allah demeyen dil kalmasın

ALLAH’IM !
Bizlere sarsılmaz bir ahlak,
Şükredici bir beden,
Zikredici bir dil,
Hayırlı ve sağlıklı ömür,
Salih ve saliha evlatlar,
Dünya ve ahiret güzellikleri İhsan et.

ALLAH’IM !
Ruhumuzu daraltma,
Kalbimizi karartma,
Darda koyup aratma,
Hak yolundan saptırma
Bizi Senden başkasına yalvartma

ALLAH’IM !
Sahip olduklarımıza şükretmeyi bilen,
Kaybettiklerimiz için de isyan etmeyen kullarından olmamızı nasip et.
Ruhumuzu kabz edeceğin ana kadar.
Amin.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ramazân-ı Şerîfe Hürmetin Karşılığı ve Hürmetsizliğin Cezası…

Posted by Site - Yönetici Haziran 25, 2015

Ramazân-ı Şerîfe Hürmetin Karşılığı ve Hürmetsizliğin Cezası...

Ramazân-ı Şerîfe Hürmetin Karşılığı ve Hürmetsizliğin Cezası…

Herhangi bir özür ile oruç tutamıyanların, bu aya hürmet etmesi, oruç tutamadıkları günler, gizli yemeleri lâzımdır.
Bu aya hürmetsizlik çok tehlikelidir.

Ramazân-ı şerîfte umûmî yerlerde, müslümanların karşısında, oruç yiyenlerin ve oruç tutanları aldatarak, oruç tutturmıyanların îmânı gider.

Ramazan günlerinde lokanta, gazino, büfe gibi yiyip içme yerlerini işletmek günâhtır. Bunların, oruç yiyenlerden kazandıkları, helâl ise de, habîstir pistir, zararlıdır. Buralarını iftârdan sonra açmalıdır.

Oruca hürmet çok önemlidir.
Eskiden bugünkü gibi değildi.
Gayri müslimler bile müslümanların orucuna hürmet ederdi.
Açıkta yemezlerdi.
Yine böyle bir Ramazanda, gayr-i müslim bir kimse, evine geldiğinde, çocuğunu evin önünde açıktan yemek yediğini gördü. Hemen oğlunu azarlayıp,
– Evladım bilmiyor musun, bugün müslümanların oruç tutma günü. Nasıl böyle onların gözü önünde açıktan karnını doyuruyorsun. Çabuk gir içeri. Bir daha böyle açıktan yediğini görmiyeyim, dedi.
Aradan bir zaman geçtikten sonra, bu kimse vefat etti. Bu kimseyi, müslüman komşusu rü’yada gördü. Kendisini çok güzel yerlerde, rahat bir şekilde görünce merak edip kendisine sordu:
– Senin bu bulunduğun yer neresidir?
– Cennettir.
– Peki dünyada iken, İslâm dinine sen inanmazdın, nasıl oldu da Cennete girdin?
– Doğru, son zamanlarıma kadar müslüman değildim. Fakat, vefatıma yakın, îmân edip, müslüman oldum.
– Bu nasıl oldu?
– Bu büyük ni’mete kavuşmama sebep şu: Birgün Ramazanda çocuğumu açıkta yemek yediği için azarlayıp, oruca hürmet etmesini istemiştim. Cenab-ı Hakkın, beni bu hürmet sebebiyle ahir ömrümde, îmân ile şereflendirdiği bildirildi. Gördüğün gibi Cennette rahat içindeyim.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Oruc Tutmayan Müslümanlar Neler Kaybettiginizin Farkındamısınız !

Posted by Site - Yönetici Haziran 24, 2015

Oruc Tutmayan Müslümanlar Neler Kaybettiginizin Farkındamısınız !,Ramadan-2014-Wallpapers-HD-Islamic-Wallpapers copy.jpgvbg

Oruc Tutmayan Müslümanlar Neler Kaybettiginizin Farkındamısınız !

(Sahîh-i Buhârî)deki bir hadîs-i şerîfte de Peygamber efendimiz şöyle buyurdu:
Bir kimse, Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevabını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları affolur.”

Bu hadîs-i şerîften anlaşılıyor ki, orucun Allahın emri olduğuna inanmak ve sevap beklemek lâzımdır. Günün uzun olmasından ve oruç tutmanın güç olmasından şikâyet etmemek şarttır. Günün uzun olmasını, oruç tutmayanlar arasında güçlükle oruç tutmayı, fırsat ve ganîmet bilmelidir.

Câbir bin Abdullah hazretlerinin haber verdikleri bir hadîs-i şerîfte, Peygamber efendimiz şöyle buyurdu:
“Allahü teâlâ benim ümmetime, Ramazan-ı şerîfte beş şey ihsân eder ki, bunları hiçbir peygambere vermemiştir:
1- Ramazanın birinci gecesi, Allahü teâlâ mü’minlere rahmet eder. Rahmet ile baktığı kuluna hiç azap etmez.
2- İftâr zamanında, oruçlunun ağız kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
3- Melekler, Ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların affolması için duâ eder.
4- Allahü teâlâ, oruç tutanlara, âhırette vermek için, Ramazan-ı şerîfte Cennette yer ta’yîn eder.
5- Ramazan-ı şerîfin son günü, oruç tutan mü’minlerin hepsini affeder. Yâni Ramazan ayının tamamını oruçlu geçirenleri affeder.”

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Ramazan, Eğlence Değil İbâdet Ayıdır

Posted by Site - Yönetici Haziran 23, 2015

CHaCwSnWsAAGy5g copy

Ramazan, Eğlence Değil İbâdet Ayıdır

İlk ezan Sevgili Peygamberimiz zamanında 622 senesinde Bilâl-i Habeşî Hazretleri tarafından 15 Haziran’da okundu.

18 senelik yasaktan sonra, Türkiye’de 1950’de Arapça aslıyla okunması 1950’de serbest edildi. Tekrar ilk defa 16 Haziran’da okunmaya başlandı.

Bu sene Ramazan ayının ilk gecesi de, bugün 17 Haziran akşam ezanıyla beraber giriyor.

İlk teravih bu akşam, ilk sahur da bu gece.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) “Ramazan ayında şeytanlar zincirlenir” buyuruyor.

Nâs sûresinde bildirildiğine göre, insanların kalplerine / göğüslerine vesvese veren şeytanlar iki çeşittir: Cin şeytanları, insan şeytanları.

Zincire vurulanlar cin şeytanlarıdır. Onlar Ramazan’da vesvese veremezler.

İkinci kısma gelince…

Onlar ruhen şeytanlaşmış insanlardır. Aramızdadırlar. Vesveseleri açık olup, konuşup yazmakladır. Ramazan’da bile zincirlenmeyen en tehlikeli şeytanlar bunlardır.

Her Ramazan’da olduğu gibi, tabiiki bu Ramazan’da da oruç, teravih ve diğer ibâdetlerimizi boşa çıkarmak için var güçleriyle çalışacaklarından tanınmaları kolaydır.

Meselâ teravih namazının 20 rek’at olmadığını söylerler. Sonra bunu unutup, “Aslında teravih namazı diye bir namaz bile yok” derler.

İmsaktan sonra sahur yemeği yenmez diye bir şey yok. 55 dakika daha yiyip içebilirsiniz” derler.

Derken 55 dakikayı az görüp, “İmsaktan sonra 70 dakika daha yiyip içebilirsiniz” derler. Onu da kâfi görmez, “85 dakika sonraya kadar yiyin için” derler.

Yani kendi içlerinde bile tutarlı olmadıkları görülür. Ama görene…

Onları işte böyle tutarsızlıklarından tanıyabilirsiniz…

Önce sûret-i haktan görünüp doğru söyler doğru yazarlar. Meselâ, “Âdetli kadın oruç tutamaz. Oruçluyken âdet görmeye başlarsa orucu bozulur, kazâ etmesi lâzım” derler.

İtiraz gelmeyeceğini hissedip meydanı boş görür, vesvese zamanının geldiğine kanaat getirirlerse, bu söyledikleri doğru sözün tam tersini söylemekten çekinmez, “Âdetli kadın niçin oruç tutamasın? Allah oruç tutun diyor, siz oruç tutma diyorsunuz” diyerek insanları yanlışa yönlendirmeye çalışırlar.

Birkaç sene önce tam tersini söylüyordun. Ne oldu, din değişti mi?” dediğiniz zaman da dut yemiş bülbül gibi susarlar.

İnançta rüzgâr gülü gibidirler. Kâh Allah her şeyi bilir der, kâh “Allah geleceği ne bilsin? Allah ilerde senin kiminle evleneceğini ne bilsin” diyerek –hâşâ- Allah’a, noksanlık sıfatı verirler.

Böylelerinin şerrinden Allah’a sığınmak lâzımdır.

***

Yazımızın başlığında okuduğunuz gibi, Ramazan, eğlence değil ibâdet ayıdır.

Ama bazıları “Ramazan eğlenceleri” diyerek, alnı secdeye değmemiş kimseleri getirerek, Müslümanları tam da teravih namazı vaktinde oralara toplar, mübârek Ramazan gecelerini günaha bularlar.

Zaten gecelerin kısa olduğu bu mevsimde, oradan geç vakitte dönen Müslümanlar, ya zar-zor sahur yemeği yiyip yatar, sabah namazına kalkamaz veya ancak sahurdan sonra uyanır, sahursuz kalırlar.

Terâvihi nasıl ve ne zaman kılacakları da ayrı bir husus.

Ramazan’da insanları ibâdete değil de eğlenceye çağıranların sevapları(!), âhirette önlerine konulmak üzere kayda geçiyor.

Müslümanlar son senelerde başlarını kaldırıp, “Ramazan eğlenceleri de ne demek?” demeye başlayınca, ağız değiştirip “Ramazan etkinlikleri” demeye başladılar. Yapılan aynı ama eğlence etkinlik oldu.

Son senelerde, -hem de câmilerin yanı başında- yeni bir rezâlet başladı: Çalgılı-malgılı kaside ve ilâhîler söylenmesi…

İslam itikadına göre, “Kur’an’ı çalgı ile okumak küfürdür. Çalgı ile ilâhî ve kaside okumak da ona yakındır.

İslam târihinde, câmilere çalgı girmemiştir. Câmilere çalgı sokamayanlar, câmi cemaatini çalgılı toplantılara çağırıyorlar.

Ramazan; çalgı, dangır-dungur değil, ibâdet, Kur’an, hayır-hasenât, zikir, şükür ve günahları eritmeye çalışma ayıdır. Allah’ın rızasına çalgıyla değil, ibâdetle ulaşılır.

Ramazan ayının cümlemize hayırlar getirmesi duâsıyla…

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 563 takipçiye katılın