Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

İHLASIN DERECELERİ

Posted by Site - Yönetici Temmuz 29, 2015

Dua,.,

İHLASIN DERECELERİ

Büyükler “Âlimin iki rekat namaz kılması, cahilin bir yıllık namazından üstündür.” demişler. Zira cahil amelin karşı karşıya olduğu tehlikeleri bilmez. Hepsini ihlaslı sanır. Zira ibadetteki karışıklık, altındaki karışıklık gibidir. Sarrafların bazısı yanılmakla beraber, sanatında mahir olanlar yanılmazlar. Cahiller ise sarı olan her şeyi altın sanırlar.

İbadette ihlası yok eden karışıklık dört derecedir.
Bir kısmı çok gizli ve çok zordur. Kolay anlaşılması için açıklamaya çalışalım:

1. DERECE: Namaz kılan kimse, yanına başkaları gelince, şeytan ona “namazı güzel kıl, seni ayıplamasınlar” der. Bu zaten açıktır.

2. DERECE: Birinci dereceyi bilip ondan sakınan kimseye şeytan şöyle der:
Namazı güzel kıl ki insanlar sana uysunlar ve bunun için sevap kazanasın.” Bazıları şeytanın bu hilesine aldanır ve sevabın ancak huşu ve ihlas parıltısı başkasına geçtiği zaman kazanıldığını bilmez. Ama kendisi ihlaslı ve huşulu olmadığı halde
insanlar onu öyle görseler, insanlar sevaba kavuşur, fakat kendisi münafık olur.

3. DERECE: İnsanlar arasında iken, yalnız başına olduğu zamanki gibi namaz kılmazsa sorguya çekileceğini bildiği için yalnız başına iken de kendini güzel namaz kılmaya zorlar ki, insanlar arasında da o şekilde kılabilsin. Bu daha derin bir ikiyüzlülüktür, fakat bu ikiyüzlülüğü kendine karşı yapmaktadır. Zira aslında yalnız iken yaptığı ibadetin insanlar arasında yaptığı ibadet gibi olmadığını bilerek kendinden utanır, yalnız iken de insanlar arasında kılıyormuş gibi davranır ve bununla insanlar arasında yaptığı ikiyüzlülükten kurtulduğunu sanır. Oysa yalnız iken de kendine karşı ikiyüzlülük yapmış olur.

4. DERECE: Hepsinden daha çok gizlidir. Mesela bir kimse yalnız ve kalabalıkta iken huşu olmayacağını bilir. Şeytan ona “Yüce Allah’ın büyüklüğünü düşün, yoksa nerede olduğunu bilmiyor musun?” der.
Böylece o da huşu içinde olur. İnsanlara zahid ve salih görünür. Eğer yalnız iken de bu fikirler onun kalbine gelmezse, o zaman iki yüzlü davranmış olur. Fakat şeytan, ona öyle gösterir ki, ikiyüzlü davrandığını anlamasın. İnsanları gördüğü zaman Allah ‘ın büyüklüğünü hatırlaması fayda vermez. Ona göre insan ile hayvanların onu görmesi bir olmalıdır.
Eğer aralarında biraz fark görürse ikiyüzlülükten kurtulmamış demektir.

Kaynak – Kimya-i Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

REFORM VE İSLAMİYET

Posted by Site - Yönetici Temmuz 28, 2015

İslam aleminde “reform”

REFORM VE İSLAMİYET

İslam aleminde “reform” 18. asırda gündeme getirildi. Hıristiyan ülkeler özellikle İngiltere, asırlardır yaptıkları mücadelede kaba kuvvetle “Haçlı Seferleriyle” bir yere varamayacaklarını anlayınca, reform fitnesini soktular müslümanlar arasına. Netice alabilmek için de 150 yıl gibi uzun bir süre koydular.

Bu süre içinde içerden elde ettikleri veya el altından destek verdikleri; Abduh, Reşid Rıza, Kursavi, Ş. Mercani, Musa Carullah, Efgani, Hasan el Benna, S. Kutup, Mevdudi, M.İkbal, Hamidullah gibi kimselerle reformu, yenilikleri devamlı gündeme getirdiler.(Herkes tarafından bilindiği için bunların günümüzdeki uzantılarını yazmaya lüzum görmedim.) Şunu tespit etmişlerdi:
İslamda birliği sağlayan; alimler, mezhepler ve bunların yazdıkları temel fıkıh kitaplarıdır. Bunlar devre dışı bırakılmadıkça netice almamız mümkün değildir. Bu da ancak reformla, İslamın zamana göre yorumlanmasıyla devre dışı bırakılabilir”. Son zamanlarda yine aynı maksatla gündeme getirilen,”Dinde yenilik, yenileme, hurafelerden temizleme” yaygaraları ile yapılmak istenen, dinde reform hareketidir. Tepki görmesin diye bu kılıfta sunuluyor. “Reform” nedir, ne değildir? Buna bir bakalım:
Reform, ıslah etmek, bozulmuş bir şeyi düzelterek, eskiyi doğru haline getirmek demektir. Hıristiyanlık bozulduğu için reform yapıldı. Müslümanlık bozulmadığı için böyle bir hareket bozmak olur. İslamiyet her çağa uygundur, reforma ihtiyacı yoktur.
Şunun bunun adına, menfaat adına konuşmayan herkes bunun öyle olduğunu bilmektedir. Bir zamanlar komünizmin fikir babası meşhur fikir adamı Roger Garaudy “Niçin İslâmı seçtiniz? sorusuna “İslâmı seçmekle çağı seçtim” şeklinde cevap verdikten sonra şöyle devam ediyor: “İslam, çağları arkasında sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise, çağların arkasında sürüklendi. İslam dışındaki bütün dinler zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitablar zamana göre tahrif edildi. Kur’an-ı kerim ise, indirildiği günden beri hep zamana hükmetti. O, zamanı değil, zaman onu izledi. Zaman yaşlandıkça o gençleşti. Bu, çağlar üstü bir olaydır. Bugüne kadar, bunca savaşların bıraktığı korkunç, sosyal, siyasi ve ekonomik sarsıntılardan daha büyük bir olaydır. İslâm, materyalizme de, pozitivistlerin görüşüne de hakimdir. Fakat bunlardan hiçbiri, İslama hakim değildir.
İslam çağa uymuyor diye reform yapmak isteyenler, bilerek veya bilmeyerek İslamın yıkılmasına yardım etmektedirler. Reform yapmak istiyenlerin ortak özelliği, dinimizin temel fıkıh kitaplarını kabul etmemek, doğrudan Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarılmasını savunmaktır.
Halbuki, İslamiyetin bozulmadan bugüne gelmesini sağlayan bu temel fıkh kitaplarımız, Resûlullahın sözlerini ve Eshâb-ı kirâmdan gelen haberleri bildirmektedirler. Hepsi, en salâhiyyetli, yüksek âlimler tarafından yazılmışlardır. Bütün islam âlimlerince sözbirliği ile beğenilmiştir. Asırlar boyunca, hiçbirinde hiçbir değişiklik olmamıştır. Her çağın ihtiyacını karşılayacak kapasitede olduğu için, değişikliğe lüzüm yoktur. Değişiklik yapmak isteyenlerin esas maksadı tamamen ortadan kaldırmak.

Bu temel fıkıh kitaplarını her asrın modasına, gidişine göre değiştirmeye kalkışmak, her zaman için yeni bir din yapmak demek olur. Böyle değişiklikleri, Kur’an-ı kerime ve hadis-i şeriflere dayandırdıklarını iddia etmeleri Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri bilmemenin, islâmiyeti anlamamanın bir alâmetidir. İslâmın emirlerinin, yasaklarının zamana göre değişeceğini sanmak, islâm dîninin hakîkatine inanmamak olur.
Dinde reform istiyenler, temel kitaplara dokunmayıp, yalnız câhil halk arasına yerleşmiş olan hurâfeleri yok etmek isteseler, buna birşey denemez. Böyle yaparlarsa İslâmiyete hizmet etmiş olurlar. Fakat niyetlerinin bu olmadığı, maksatlarının üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu anlaşılıyor.

Reformcular, Avrupa’nın, Amerika’nın bütün âdetlerini, modalarını, ahlâksız, sömürücü, ezici hareketlerini almaya, gençler arasına yaymaya çalışıyorlar. Bu arada, dînimizi üstü örtülecek bir kabahat imiş gibi hiç ağızlarına almıyorlar. Yâhut, altında ezilecek bir yük gibi, ağır ve korkunç görüyorlar. Bazıları da, sağlam bir varlık ve birlik elde etmek için, din lâzımdır. Fakat dîni zamana uydurmalı, islâmiyeti hurâfelerden temizlemeli, diyorlar.
Hâlbuki, Ehl-i sünnet âlimlerinin temel kitaplarında hiçbir hurâfe yoktur. Din câhilleri arasında hurâfeler bulunur. Bunları temizlemek reform ile değil, “Ehl-i sünnet” kitaplarını yaymak, gençlere bunları öğretmekle olur.
Dinde reformcular, islâmiyetin Allah tarafından, Peygamber vâsıtasıyla bildirilmiş bir din olduğuna inanmadıkları hâlde, güzel ahlâkın, iyi geçinmenin ve dünya işlerinde yükselmenin başarılması için, din lâzımdır diyorlar. Milleti, koyun sürüsü gibi kendilerine bağlamak için, dîne yer verecekler. Onları inandıracaklar, fakat kendileri inanmıyacaklardır. Dîni her gün yeni bir kalıba sokabilecekler. Dini kendi gayelerine alet edecekler. Bunlar dine değil din bunlara tâbi olacak. Böyle bir inanca din denilemeyeceğini aklı başında olan herkes bilir.

Kaynak : Dinler Arası Diyalog Tuzagı – Mehmet Oruç

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dinler Arası Diyalog Tuzagı, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

UYKUNUN KÖTÜLÜĞÜ

Posted by Site - Yönetici Temmuz 27, 2015

Uykunun kötülügü,uyku-tutmayan-kimsenin-okuyacac49fi-duaana-baba-hakkibu-c3a7ac49fda-uyumak-uyanc4b1klc4b1ktan-hayc4b1rlc4b1dc4b1r

UYKUNUN KÖTÜLÜĞÜ

Uyanıklığa götüreni bırakmak iyi olmaz. Her zaman uykuyu değil, biraz da uyanıklığı aramak lazım. Ayık olmak varken gaflet yolunu seçmek, noksanı ve azı, çoğa, iyiye tercih sayılır. Ayıklığı icap ettiren halleri terk, bütün iyi şeyleri bir yana itmek sayılır. Bu, yerinde bir şey değildir.

Gaflet bir nevi ölümdür. Bu yüzden iman sahibine gaflet yakışmaz. İlahî emirler karşısında gaflete düşmek, çok yakışıksızdır… Dikkat edilirse doğruyu bulma arzusu arttıkça gaflet azalır. Bunun icabıdır ki ariflerde bayağı uyku azalmaya başlar.
Bundandır ki meleklerde uyku yoktur. Ehl-i cennet uykuyu bilmez. Bunların derecesi çok yüksektir. Çünkü uyku gaflettir. Dolayısıyla noksanlıktır.
Bütün hayır işler, ayık olmadadır. Bütün şerler gaflette toplanmıştır.
Bunun çeşitleri vardır. Zahirî, uykudan kurtulmak için az yemeli, az içmeli, çok yiyip içince çok uyku olur.

Gafletin çeşitli sebeplerinden biri de çok yemekten hasıl olan uykudur. Daima uykuya dalmak ve her şeyi unutmak kötüdür.
Çok yiyen kimse, rahat ibadet yapamaz. Çok yiyen kimse, oruca dayanamaz.
Bilhassa haram yiyenler, tam bir gaflet içinde ve ölü gibidirler. Az da olsa haram yiyene az yedi, denemez. Haram şeyin azı da çok sayılır.
Herhalde dikkatli olmak varken az gaflet eden çok nadim olur.
Haramdan çok sakınmalıdır. Çünkü onun azı yoktur. Haram imanı örter, kalbi karartan odur. Alkollü içkilerin azı, aklı yıkmaya yettiği gibi haramın da azı imanın ışığını söndürür.

Zamanla iman ışığı sönerse ibadetin ve iyiliğin yararı kalmaz.
Helal yemeli, helal içmeli. Helalin azı da yeter Çünkü onunla gönül rahatlığı ile ibadet edilir…

Helal, nur üstüne nurdur. Haram, kir üstüne kirdir.
Helali de nefse uyarak yemek olmaz. Allah’ın (CC) emirlerine göre yiyip içmeli.
Aksi halde bir nevi israf yolu seçilmiş olur; bu da yakışmaz.Haram yemek daima gaflet getireceğini ve ondan sakınmayı bir daha hatırlatırız.

Kaynak : Futuhu`l Gayb – Abdulkadir Geylani

Posted in Abdülkadir Geylani, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Siz kıyamet günü, zenginlerden beş yüz yıl önce cennete gireceksiniz!

Posted by Site - Yönetici Temmuz 26, 2015

fakirler zenginlerden bes yuz yil once cennete girecek

Siz kıyamet günü, zenginlerden beş yüz yıl önce cennete gireceksiniz!

Ebû Sâid El-Hudrî (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu: Buyurdular:
-“Ben, muhacirlerin zayıflarından (fakirlerinden) bir nefer (topluluk) ile beraber oturuyordum.
Çıplaklıktan dolayı bazıları, bazılarının arkasında saklanarak kendilerini Örtüyorlardı. Kaari (Kur’ân-ı kerimi okuyan bir zat) bize Kur’ân-ı kerim okuyordu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri yanımıza geldiler. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bize selâm verdi ve sordu:
-“Sizler ne yapıyorsunuz?” Biz:
-“Ya Resûlallah (s.a.v.)! Kâri (okuyucu) bize Kur’ân-ı kerim okuyor ve biz de Allah’ın kitabını dinliyoruz!” dedik. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri:
-“Ümmetimin içinde, nefsimi kendileriyle sabretmem için emir olunduğum kişiler kılan Allâhü Teâlâ hazretlerine hamd-ü senalar olsun!” Buyurdu:
-“Sonra Efendimiz (s.a.v .) hazretleri, kendisini bizden sayması için; bizim tam ortamıza oturdu. Sonra eliyle (işaret ederek) bize;
-“Bu şekilde halka (çevremde dâire) olun!” buyurdu.
(Sahabelerin halka şeklinde oturmalarıyla) hepsi, yüzleri Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine göründü.”
(Ebû Said el-Hudri r.a.) buyurdu:
-“Efendimiz (s.a.v.) hazretleri o muhacirlerin zayıfları (ve fakirleri) arasında benden başka tanıdık bir yüz görmedi…” Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bize buyurdu:
-“Müjdeler olsun! Ey fakir (zayıf ve yoksul) muhacirler topluluğu!
Kıyamet gününde tam kurtuluş ile müjdeler olsun size!
Siz kıyamet günü, zenginlerden yarım gün önce cennete gireceksiniz!” buyurdu.
Bu yarım gün, (dünya seneleriyle) beş yüz yıldır..

Kaynak : Ebû Davud: 2666, Müsned-i Ahmed: 11210,
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/425-426

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

YOLUMDA OLANIN RIZKINA KEFİLİM HADİS-İ ŞERİFİ ÜZERİNE

Posted by Site - Yönetici Temmuz 25, 2015

11709559_860585167322540_4096301482895036323_n copy

YOLUMDA OLANIN RIZKINA KEFİLİM HADİS-İ ŞERİFİ ÜZERİNE

Bir kudsi hadiste Peygamberimiz (SAV):
– “Zikrimle uğraşıp benden bir talepte bulunmayan kimseye, dua ederek ihtiyaç gösteren kimselerden daha fazla ihsan ederim.”Buyurdu.

Bu Hadis-i Şerifi biraz açıklamamız lazım. Buna anlayışımıza göre mana vermemiz gerekirse aşağıdaki şekilde manalandırmamız lazım gelir:
Allah (CC), bir kimseyi kendine halis kul etmek arzu edince onu birçok derunî hallere kaptırır. Geçen makalelerimizde dediğimiz gibi her çeşit belaya mihnete, fitneye kaptırır. Zengin olmuşken fakre düşürür. Öyle zaman gelir ki dilenmeye kadar yol açılır. Çünkü her taraf sarılmış olur; çalışamaz, edemez. Fakat dilenemez. Borç etmeyi aklına alır. Onu da yapamaz, sonunu düşünür. Ama sonunda Allah’ın (CC) yardımı ile çalışma imkanına sahip olur. Allah (CC), bu çalışmada ona çok kolaylık ihsan eder.

Her zaman böyle gitmediği de olur. Öyle zaman gelir ki benliği kırılısın diye dilenmek zorunda kalır. Ama az zaman sonra bunlar da kaybolur gider. Bu dilenme hususu birçokları için aynı olmaz. Düşkünlük zamanı dilenmek, şirk olmaz. Bu da belli bir zaman için devam eder; sonra değişir. Borç alma yoluna düşer. Bu da bir nevi mecburiyet tahtında olur. Sonra bu da geçer. Halkı bırakır. Onlarla yaptığı muameleyi keser. Kalbine bir ilham gelir, her derdini hal dili ile Allah’a (CC) açmaya başlar. Allah (CC) da ona bol verir. Sussa da gelir; hal dili susar, kalpten istemeye başlar. Bunların hepsi sıra ile olur.

Şu muhakkak ki dille istenecek olsaydı belki dilek yerine gelmezdi. Zaten bu hale düşen bir kimsenin halktan bir şey istemesi yerinde olmazdı.. Ve mümkün de değildi. Çünkü Allah (CC) onu her uymaz işten esirger. Bilhassa zatını bırakıp halka koşmaktan… Durum böyle olunca her ihtiyacı bol verilmeye başlanır. Ve artık beşerî durumuna lazım olan her şey kolay temin edilir.
O insan öyle bir hale kavuşur ki bir şey kalbine gelse sanki kudret alemindeymiş gibi istediğini önünde bulur. İşte bu manaya delalet eden ayet:
– “Allah (CC) sevdiği kulların dostu olur, onları esirger.”
İşte.. Bu ifadeler karşısında yukarıda belirttiğimiz:
– “Zikrimle uğraşıp benden bir talepte bulunmayan kimseye, dua ile ihtiyaç gösteren kimselerden daha fazla ihsan ederim…” Hadis-i Şerifinin sırrı anlaşılır.
Bu anlatılan hale “fena” tabir olunur. Velilerin (RA) son derecesidir. Ebdalların son mertebesi sayılır.

Bundan sonra yukarıda belirtilen bir nevi keramet sayılan yapma ve icat etme gibi haller zuhur eder. Sanki her şey iradesine bırakılmış gibi istediğini yapmaya başlar.
Çünkü o insan, kendisinde değil, Hakk’ladır (CC). Nasıl ki Allah-ü Teala (CC) Hz.leri bir kudsî hadiste şöyle buyuruyor:
– “Ey Ademoğlu! Ben Allah’ım (CC); benden başka ilah voktur. Ben bir şeye ‘ol’ demeyi istersem o olur. Sen de bana itaat edersen sana istediğini yapabilecek kuvveti veririm.

Kaynak : Futuhu`l Gayb – Abdulkadir Geylani

Posted in Abdülkadir Geylani, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

MÜMİNİN YAPMASI GEREKEN İŞLER

Posted by Site - Yönetici Temmuz 24, 2015

Teheccüd namazı - Gece Namazı Faziletleri.

MÜMİNİN YAPMASI GEREKEN İŞLER

Mümin evvela farzları yapmalı. Bundan sonra sünnet-i şerifleri yerine getirmeye gayret etmelidir. Daha sonra bunların dışında kalan ibadetleri yaparak faziletli işleri takip etmelidir.

Farzı bitirmeden sünnetle uğraşmak, pek akıl kârı değildir. Zaten farzları terk ederek yapılacak işler makbul değildir. Buna bir misal vermek lazım gelirse şöyle demek yerinde olur: Bir kişiyi padişah emrini yapmaya çağırıyor; O zata gelince, gitmek istemiyor; padişahın hizmetçilerinden birinin sözünü yerine getirmeye uğraşıyor.

Hz. Ali (KV) bir Hadis-i Şerifi şöyle rivayet eder:
– “Farzı bırakıp nafile ibadetle uğraşan, doğuracağı zamana yakın çocuğunu düşüren kadına benzer.

Yapılan ibadetin yerine gelmesi için ilk önce farzları yerine getirmelidir. Aksi halde yapılan ibadetlerin kabulü güç olur. Buna ikinci bir misal olarak sermayesini bilmeden, ticaret yürüten taciri göstermek yerinde sayılır. Bir tacir evvela sermayeyi bilmeli ve onu kurtarma yolunu bulmalıdır. Keza bir müminin de ilk başta farzı bilmesi gerektir. Şunu da burada belirtmek yerinde olur; bir kimsenin sünneti yapmadan bazı evliyanın keşif yolu ile naklettikleri ibadeti yapmaya çalışması yerinde görülmez.

Farzlardan bazılarını şöyle sıralamak yerinde olur sanırız. Başta haramı bir bütün olarak bırakmak, en büyük farzdır. Sonra hassaten şirk yolunu bırakmak gelir… Hak ve hakikat karşısında itirazı bırakıp doğruya uymak da farzdır.
Yine farzların arasında halkın hizmetini görmek, onlara yardım etmek vardır. Bu arada ilahî emirleri zedelememek yerinde olur… Çünkü Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz şöyle buyurdu:
– “Hakk’a (CC) isyan şeklinde mahluka koşmak yakışmaz.

Kaynak : Futuhu`l Gayb – Abdulkadir Geylani

Posted in Abdülkadir Geylani, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hikâye – Şeytan ve Kalb

Posted by Site - Yönetici Temmuz 23, 2015

rose-flower-wallpaper copy.jpgfgtr

 Şeytan ve Kalb

Adamın biri Sehl bin Abdullah (r.h.) hazretlerinin huzuruna geldi. Ve ona;
-“Hırsızın biri evime girdi ve bütün eşyalarımı çaldı,” dedi.
Sehl bin Abdullah (k.s.):
-“Allâhü Teâlâ hazretlerine şükret!” dedi.
{Orada olanlar şaşkın şaşkın baktılar ve şöyle izah etti:)
-“Eğer hırsız senin kalbine girmiş olsaydı; (kalblere giren) o hırsız şeytandır; (ve şeytan) senin tevhidini (inancını) bozsaydı; o zaman ne yapardın?”…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/388.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şeytan | Leave a Comment »

Günahları Silen Bir Dua

Posted by Site - Yönetici Temmuz 22, 2015

dua (3)

Günahları Silen Bir Dua

Tergîb ve Terhîb isimli kitapta buyuruldu:
Muhakkak ki Adamın biri Efendimiz (s.a..v) hazretlerine geldi. Ve:
-“Vah benim günahlarıma! Vah benim günahlarıma!” dedi, iki veya üç kere… Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ona şöyle buyurdu: -“Şöyle dua et:
-“Allâhım! Senin mağfiretin benim günahlarımdan daha geniştir! Senin rahmetin benim yanımda günahlarımdan daha ümitlidir.
Adam bu şekilde dua etti. Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ona:
-“Tekrar et!” buyurdu. Adam tekrar etti. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ona yine;
-“Bir daha söyle!” buyurdu. Adam bu dua ve istiğfarı tekrar söyledi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri:
-“Kalk! Allah seni mağfiret etti (günahlarını bağışladı)!” buyurdu.” [ Ezkârü’n-Neveviyye: No: 1035. Keşfü’l-Hafâ: 583, Feyzü’l-Kadir: 6138]

Mü’minler için İstiğfar Etmek

(Mü’minlere istiğfar hakkında Efendimiz s.a.v. hazretleri buyurdu
-“Kim her gün mü’minler için istiğfarda bulunur (Allâhım müminleri bağışla diye dua ederse); her mümin erkek ve mümin kadın sayısınca; Allâhü Teâlâ hazretleri ona bir hasene yazar.

Ölüler Dualarımızı Bekliyorlar

-“Mezarındaki ölü, denizde boğulmak üzere olup imdat dileyen kimse gibidir. (Veya hapishanede tutsak olan kimse gibidir. Çalışma ve kazanma imkanı olmadığı için) o kendisine gelecek olan duaları bekler. (Veya hapishanedeki mahkûm gibi akraba ve dostlarından kendisine gelecek olan bir hediyeyi beklemektedir…) Ölü;
1- Babasından,
2- Annesinden,
3- Kardeşinden,
4- Arkadaşından,
5- Dost ve yakınlarından gelecek olanı (dua ve hediyeleri) beklemektedir.
Ölüye bir dua (ve hediye) geldiği zaman, o dünya ve içindekilerden daha sevimli ve daha hayırlıdır.
Muhakkak ki Allâhü Teâlâ hazretleri, dünya ehlinin dualarını dağlar misâli, kabir ehlinin üzerine sokar…
Muhakkak ki hayattakilerin ölülere hediyeleri, onlar için; istiğfar etmektir ve onlar için sadakalar vermektir.” [Kenzu’l-Ummah 42783, ]

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/-440

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Günahlardan Çıkmak İçin Ne Yapmalı ?

Posted by Site - Yönetici Temmuz 21, 2015

Ramazan ve gunahlarimiz,Ramadan-_wallpaper_2010_1280 copy

Günahlardan Çıkmak İçin Ne Yapmalı ?

Akıllı kişiye düşen vazife, feyiz ve felah (kurtuluş) yolunda; salâh ehlinin vasıl olduğuna (yüce mertebelere) vasıl olmaktır. Tarikatın ilk işi ise Tevbe ve istiğfardır…
.
Tevbeye Sevkeden

Âlimler (r.h. hazerâtı) buyurdular;
1 – Önce günahın çirkinliğini düşün;
2- Sonra da bunda kendi zaafiyetini ve hayatının azlığını düşün…

Bir karıncanın ısırmasına ve güneşin sıcaklığına tahammül edemeyen bir kişi, cehennem ateşine ve (boğa gibi) yılanların ısırmalarına (sokmalarına) nasıl dayanabilir? (Bunları tam düşünürsen Tevbe edersin )

Günahlardan Çıkmak

Kula gereken, günahların bütün kısımlarından çıkmak gerekir.
1- Sen Allâhü Teâlâ hazretleri ile aranda olan günahlardan Tevbe ve istiğfar ile çıkmalısın.
2- Allah’ın kulları (mahlukat) arasında olan günahlardan ise,
a) Helalleşmek,
b) Ve hak sahiplerine haklarını vermekle olur.

Vacipleri Kaza

Ama terkedilen vacipler:
1- Namaz,
2- Oruç,
3- Zekat gibi ibâdetler, mümkün mertebe kaza edilir…

Haramları İşlemekten Tevbe

Seninle Allâhü Teâlâ hazretleri arasında olan günahlar;
1- İçki içmek,
2- Çalgı aletlerini çalmak,
3- Faiz yemek,
4- Ve benzeri günahlardan ise,
a) kalbinin geçmişlere pişman olması,
b) Kalbine bir daha benzeri günahlara düşmemenin tam olarak yerleşmesidir.

Tevbe-i kalbî – ( Kalb İle Tevbe )

1- Mümkün mertebe hasımları râzî ettikten sonra
2- gücün yettiği kadar kaçırdıklarını (zekat ve namazı) kaza ettikten sonra;
3- Kalbinin günahlardan kaçınması üzerine ;
4- Senin yakarma, yalvarma ve tazarru ile güzel bir şekilde Allâhü Teâlâ hazretlerine, dönmen gerekir ki, lütfü keremiyle O sana kâfi gelsin…

Tevbe Namazı

Bundan (yani Tevbenin bütün şartlarını yerine getirdikten) sonra, gider gusül abdesti alırsın. Elbiselerini yıkarsın (ya da temiz elbiseler giyersin) iki rek’at namaz kılarsın. Sahih hadis-i şerifte olduğu gibi:
-“* (abdest veya güsûl abdestini alır); ardından kalkar iki rek’at namaz kılar ve sonra istiğfar eder (Allâhü Teâlâ hazretlerinden bağışlanmasını dilerse); muhakkak ki Allâhü Teâlâ onu bağışlar.” [Sünen-lEbû Davudi 1300,]

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/437.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İMAN SAHİPLERİNİN SIKINTILARI

Posted by Site - Yönetici Temmuz 20, 2015

11694313_459912687523788_434055534_n copy

İMAN SAHİPLERİNİN SIKINTILARI

İman sahiplerinin bazen mihnete düştükleri olur. Bunun bazı sebepleri vardır. Daha doğrusu buna hikmet icabı demek yerinde olur.

İman sahibinin mihneti bir nevi lütuf sayılmalıdır. Hiç olmazsa Allah’ını (CC) hatırlar, dua eder. Duası makbul olur. Belki bir an için gaflete düşmüştür. Gelen ufacık bir mihnet çok iyi nimetlere sahip olmaya sebep olur.

Sonra insan niçin duadan kaçınsın? Ve niçin Allah’ını (CC) unutsun? İşte unutunca ufacık bir uyarma ameliyesi yapılır. Haliyle iman sahibi bunun nereden geldiğini hemen anlar, dua eder. Elbette o za man dualar makbul olur. İlahi lütuf ve kerem kapılan açılır.

Allah (CC) hiçbir kulun duasını karşılıksız bırakmaz. Burada olmasa da öbür alemde karşılığını verir. Haliyle bu arada kaderin de icabı yerine gelir. Bunu da unutmamak yerinde olur.

Anlatıldığı gibi bazı ufak tefek mihnetler başa geldiği zaman edep ve terbiye dışına çıkmak yersiz olur. Bir bela gelince insan kendini kontrol etmelidir. Günahını araştırmalı ve onu gidermeye gayret etmelidir.

Bir güç işe düşüldüğü zaman günah yollarını değil, sevap işleme yollarını aramak yerinde olur. Bir günah işleyince nasıl olsa işlendi diye öbürlerini sıraya koymak yerinde olmaz. Hele kader bahsinde uygunsuz yol tutmak, hiç de bir Müslümana yakışır şey değildir.

En uygun yol, dua yoludur. Bela geldiği zaman dua etmek, Allah’a (CC) yalvarmak, günahlarına tevbe etmek hepsinden iyidir.
Doğru yola hidayet eden ve en iyisini bilen yalnız Allah’tır (CC).

Kaynak : Futuhu`l Gayb – Abdulkadir Geylani

Posted in Abdülkadir Geylani, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 569 takipçiye katılın