Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

EN HAYIRLI ŞİF KUR’ÂN’DIR

Posted by Site - Yönetici Nisan 28, 2017

EN HAYIRLI ŞİFÂ KUR’ÂN’DIR

Faydası Kur’ân-ı Kerîm’den daha büyük ve şifâsı daha çok bir kitap semâdan indirilmedi. Kur’ân-ı Kerîm, hastalıklara devâ, kalblere cilâdır.

Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Size iki şifâyı tavsiye ederim: Biri bal, diğeri Kur’ân-ı Kerîm’dir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

Allâme Fahruddîn-i Râzî merhûm “Biz de Kur’ân’dan peyderpey öylesini indiririz ki mü’minler için şifâ ve rahmettir…” meâlindeki İsrâ sûresinin 82. âyet-i celîlesinin tefsirinde der ki:

Kur’ân-ı Kerîm’de, fâsid (bozuk) îtikadlar, kötü ahlâklar gibi ruh hastalıklarına şifâ vardır. Kur’ân-ı Kerîm’i okuyan bunlardan şifâ bulur. Lâkin ihlâsla, kalb huzuruyla, madde ve manasıyla Allâhü Teâlâ’ya yönelerek okumalı, haram yememeli, günahlara dalmamalı, kalbi gafletle perdelenmiş, örtülmüş olmamalıdır.

Nitekim hadîs-i şerîfte:
Allâhü Teâlâ gâfil ve kendisinden başka şeyle meşgûl olan kalbden yapılan duâyı kabul etmez” buyurulmuştur.
Şartlara riâyet edilerek okunan Kur’ân-ı Kerîm, doktorların tedaviden âciz kaldıkları her türlü hastalığı dahi iyileştirir.

Hadîs-i şerîfte: “En hayırlı şifâ Kur’ân’dır” ve “Kur’ân ile şifâ aramayana Allah şifâ vermez” buyurulmuştur.

İmâm Kuşeyrî’nin oğlu çok şiddetli hastalığa yakalandı. İmâm, bu üzüntü içinde iken rüyasında Peygamber Efendimizi (s.a.v.) gördü. Oğlunun hastalığını ona arz etti. Peygamberimiz: “Niçin şifâ âyetlerine mürâcaat etmiyorsun?” buyurdu.

Hâsılı, Kur’ân-ı Mübin; maddî, mânevî, bedenî ve kalbî hastalıklara şifâdır. Nitekim: “Kur’an devâdır.” hadîs-i şerîfi de bunu bildirmektedir.

Kaynak : Fezâil-i Şehr-i Ramazân, Üchûrî

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kur`anı Kerim, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Şık ve Temiz Giyinmek Aklı Nurlandırır.

Posted by Site - Yönetici Nisan 27, 2017

Şık ve Temiz Giyinmek Aklı Nurlandırır.

Şiratü’l-îslâm (kitabın)da buyuruldu:
Elbise giyerken (kişi),
1- Avret mahallini örtmek,
2- Bedendeki ayıpları örtmek,
3- O elbiseyle süslenmek,
4- Ve İslâm ehline sevimli görünmek,
5- İslâm’ı iyi temsil etmek (Müslüman olmayanlara İslâm’ı sevdirmek) için giyinirse;
6- Bu giyinmede nefsin bir haz, zevk ve nasîbi olmaz. Muhakkak ki bu niyetle (en yakışır bir şekilde) giyinmek, saf ve berrak kılar ve aklı her türlü keder ve kirlilikten temizler ve nurlandınr.
Zira Müslüman kişi (şık ve temiz giyinmekle) nefsin nevalarından hiçbir şey, ona şaibe veremez. Ve Müslüman kişi, bu niyetle (şık, temiz ve güzel) giyinmekle ecir ve sevap alır

İmam-ı Azam Ebû Hanife Hazretleri, kendi devrinin en şık. en temiz ve en güzel giyinen kişilerinin başında gelirdi. Mütercim.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/428-429.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Bizim Davamız İslam Davasıdır.

Posted by Site - Yönetici Nisan 26, 2017

Bizim Davamız İslam Davasıdır.

Dava Bilal (ra) gibi kızgın kumlara ve taşlara rağmen Allah diyerek ölmektir…

Dava Yusuf (as) gibi imtihana göğüs germek…

Köle olarak girdiği zindandan Peygamber olarak çıkmaktır..

Hamza (ra) gibi binlerce can feda etmektir…

Dava “Hizmet muvaffak olsunda vardın bizim yerimiz caminin pabuçluğu olsun” diyebilmrktir.

Dava Halit bin Ziyat gibi şehitlere karışmak….

Dava Ebu Bekir (ra) gibi sadakat ister…

Cenneti değil yalnız Allahın rızasını diler…

Dava sahabe açken karnına iki taş bağlayan peygamberin davasıdır….

Dava atılan taşları tutup güller sunmaktır….

Dava düşman olarak girilen kapıdan dost çıkmaktır…

Dava bırakılan emaneti canı gibi korumaktır…

Dava Sümeyyenin (ra) örtüsü için canını vermesi Allaha canlarla gitmesidir…

Dava adaletin sevginin aşkın dostluğun sadakatin annesidir..

Dava seksen yaşında bile olsa Allahtan şehadeti dileyen Ebu Eyübel Ensarinin (ra) mücadelesidir…
(RIDVANÜLLAHİ ALEYHİM ECMEİN)
Dava ezanlarda tek yürek olmak secdelerde Allaha varmaktır…

Ebu Cehillere dur deme…

Zalimlere göğüs germe…

Zülme direnme haklının yanında haksızın
karşısında olmaktır…

Dava bir yetim görüldü mü koruma ve okşama Rasulün bile bir yetim olduğunu unutmama davasıdır…

Bu dava gönül ister çokluk değil, birlik ister bu dava yüreğiyle Sevgiyle devleşerek iman ister…

Dava safını belirlemek imanını güçlendirmek senin rızan için bende buradayım Ya Rabbi diyebilmektir..

Dava çakıl taşları kadar denizler kadar çok günahı bile olsa onu affederek bir Allaha sahip olduğunu bilme davasıdır….

Allah (cc) sabrımızı daim, azmimizi baki, Davamızı mübarek kılsın

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

GÜLEREK GÜNAH İŞLEYEN AĞLAYARAK CEHENNEME GİRER

Posted by Site - Yönetici Nisan 25, 2017

GÜLEREK GÜNAH İŞLEYEN AĞLAYARAK CEHENNEME GİRER

Hz. Mûsâ ve Hızır Aleyhimesselâm birbirlerinden ayrılacakları zaman Mûsâ Aleyhisselâm:
Bana nasihatte bulun.” dedi. Hızır Aleyhisselam:
Yâ Mûsâ, inatçı olma. İşin olmayan yere gitme. Sebepsiz yere gülme. Birisi hata işlerse hatasından dolayı onu kınama. Kendi hataların için daima ağla.” buyurmuştur.

Avf bin Abdullâh’ın (r.a.) rivayet ettiği hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gülmezdi, ancak tebessüm ederdi. Bir tarafa döneceği zaman mübarek yüzünün tamamını çevirirdi.

Akıllı müslümanın kahkaha ile gülmesi uygun olmaz. Dünyada az da olsa kahkaha ile gülen âhirette çok ağlar. Böyle olunca dünyada çok gülenin âhirette hâli nice olur? Nitekim Allâhü Teâlâ, Tevbe sûresinin, 82. âyetinde -meâ-len- “Az gülsünler, çok ağlasınlar….” buyurmuştur.

Rebî’ bin Haysem (r.a.) bu ayeti şöyle tefsir etmiştir: “Kâfir ve münâfıklar yaptıklarından dolayı dünyada az gülsünler âhirette cehennem ateşinde çok ağlasınlar.

Hasan-ı Basrî Hazretleri “Arkasında cehennem ateşi olduğu halde gülene, önünde de ölüm olduğu halde sevinene şaşarım.” demiştir.

Hasan-ı Basrî Hazretleri kahkaha ile gülen bir gence rastladı. “Evladım, sırat köprüsünden mi geçtin?” “Hayır.” “Cennete gideceğin yahut cehennemden kurtulduğun mu sana bildirildi?” “Hayır.” O halde niye gülüyorsun?
Hasan-ı Basrî Hazretlerinin sözleri o gence öyle bir tesir etti ki o günden sonra bir daha kahkaha ile güldüğü görülmedi.

Tâbiîn devri âlimleri bir nasihatta bulundukları zaman insanların kalbine tesir ediyordu. Zira onlar ilimleriyle amel ettiklerinden sözleri başkasına fayda veriyordu. Fakat günümüz âlimleri ilimleriyle amel etmedikleri için insanlara da faydası olmuyor.

İbn-i Abbas (ranhümâ) “Gülerek günah işleyen ağlayarak cehenneme girer.” buyurmuştur.
Dünyada çok gülenler âhirette en çok ağlayacak olanlardır. Dünyada (günahlarına) çok ağlayanlar da cennette çok güleceklerdir.

Kaynak: Tenbîhü’l-Gâfilin

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İşte Gençleri Flörte İten Sebepler ve Çözümleri

Posted by Site - Yönetici Nisan 25, 2017

İşte gençleri flörte iten sebepler ve çözümleri

Çağımızın hele ki gençlerimizin en büyük sorunlarından birisi de flörttür. Evvela neden İslam flörte karşı bunu iyice anlamaya çalışalım. Flört kavramı İslam’da yoktur. Çünkü flört; birbirine helal olmayan kadın ve erkeğin birbiriyle haşır neşir olması, el ele gezmesi tozması vs gibi hareketlerin tümüdür. Günah olan, haram olan ve kişiyi zinaya sürükleyebilen fiillerdir bunlar. Tabi ki bu fiillerin İslam’da yeri yoktur.

Biliriz ki yedi büyük günahtan birisi de zinadır. Nasıl ki zinanın haram olduğunu biliyorsak; zinaya sürükleyen davranışların da haram olduğunu bilmeliyiz. Çünkü bir müslümanın hayatının ölçüsü Allah’ın bildirdiği ölçüdür. Bir kişi ile münasebette bulunduğumuzda hareketlerimizin ve sözlerimizin Kur’ana uygun olup olmadığını düşünelim ve uyduğu ölçüde hareket etmeye çalışalım. Allah’ın razı olduğu bir kul gibi yaşayabilmek için Kur’ana ve sünnete uymalıyız. Bu sebeple flörtten uzak durmalıyız. Fakat bunları bilmemize rağmen yine de bir gaflete düşebiliriz. Biz de bu yazımızda; günümüzde ve yaşadığımız toplumda bizi bu gaflete sürükleyebilecek bazı sebepleri çözümleri ile 5 madde halinde ele aldık, faydalı olur İnşaAllah.

1. Aile Faktörü

Aile; sorunun temelini oluşturmaktadır aslında. Hani hep deriz ya; ‘her şey ailede başlar’. Gerçekten de öyledir. Doğduğumuz gün itibari ile anne-baba tarafından büyütülmeye ve şekil almaya başlarız. Bireyin yetişmesinde aileden aldığı eğitimin önemini bugün psikoloji de açıklamıştır. Anne-baba çocuklar için aynı zamanda rol modeldir. Hepimiz küçükken anne babamıza benzemeye çalışmadık mı? onlar gibi olmak istemedik mi? kılık kıyafetlerine özenmedik mi? Bu bakımdan ebeveynlerin hal ve hareketleri çok önemlidir. Bir müslüman gibi yaşamaya çalışan ebeveynler çocuklarını yetiştirirken de aynı hassasiyeti sağlamaya çalışırlar. Bu bilinçte yetişen çocuklar zamanı geldiğinde farz olan ibadetlerini yerine getirmesi gerektiğini bildiği gibi haram ve günahlardan uzak durması gerektiğini de bilir. Gençliğini Allah’ın razı olacağı şekilde geçirmeye çalışır. Fakat bu temeli sağlamayan ailelerde yetişen gençler; haramı, günahı ayırtmaksızın yaşayıp ‘Aman bir daha mı dünyaya geleceğiz?’ felsefesi ile hayatlarını sürdürürler. Çünkü bu gençler ‘Ben yaşamadım kızım yaşasın’, ‘Erkektir yapar’ diyen anne ve babaların yetiştirdiği nesillerdir. Flörtün haram olduğunu uzak durması gerektiğini tebliğ etmeyen anne ve babalar; ‘Aman daha lisede canım bunun daha üniversitesi var. Ohoo o zamana kadar biter gider. Üniversiteli oldu artık normal yani o da gezecek, tanıyacak onun da hakkı var. Ne var canım birlikte yaşasınlar, yarın evlenince zorlanmazlar.’ diyerek haramı ektiler yetişecek tohumlara…

2. Okul ve Arkadaş Etkisi

Bu ikiliyi birlikte ele almak daha açıklayıcı olacak. Okul hayatı hele ki üniversite yılları, insanın hayatında ki dönemler arasında en unutulmazı ve en önemli geçiş dönemidir. Okul hayatında aldığınız kararlar ve edindiğiniz dostlar ile hayatınıza devam ederiz genelde. Bu bakımdan seçtiğimiz yol ve yol arkadaşları da önemlidir. Yıllarca çalışıp çabaladınız ve sonunda emeklerinizin karşılığında bir fakülteye yerleştiniz. Bundan sonra özgürlük adı altında yapılan haram ve günah tüm fillere merhaba demek zorunda değiliz=) Amacımız ilmimizi alıp, bunu hayatımızın geri kalanında hayırlı işlerde kullanabilmek. Bu amaçla gitmiş olsak dahi nefsimiz bizi asla yalnız bırakmayacaktır. Üniversite de her arkadaş grubunda bir tane uzun yıllardır flörtü olan, bir tane de arayış içinde olan biri vardır muhakkak. Eğer bu ikisinden biri değilseniz ikisinden de uzak durun=) Uzun yıllar flörtü olan sonunda evleneceği garantisiyle bakarak bu günahı kendince mübahlaştırır. Arayışta olan arkadaşımız fazla sosyal ve hızlıdır. Hemen hemen her sohbette yeni biri ile tanıştığından bahseder ve bir önceki çoktan unutulmuştur. Zaten her fakülte hatta her bölümden tanıdığı kişiler vardır. Tüm parti ve organizasyonlara katılır ve sürekli sizi de davet eder. Biraz sosyalleş, hep ders çalış nereye kadar? Bu yıllar bir daha geri gelmeyecek, hem kaç yaşına geldin artık bir sevgilin olsun vs… Geri gelmeyecek olan bu yılları haram olan yollarda harcayarak günahları toplama kardeşim. Bu iki yol da bizi helale götürmez. Çünkü haram yoldan helal daireye girilmez.

3. Dizi Aşkı

Diziler artık hayatımızı öyle bir ele geçirmiş ki adeta karakterler ile yaşıyoruz. Türk dizileri ile ilgili yazımızı okuduysanız eğer bunu daha iyi anlarsınız. Televizyonlarda yayınlanan dizilerin büyük bir çoğunluğunda helal, haram, günah gibi kavramlar yok. Genelde öğrenciler arasında değişken aşklar, eşlerini aldatanlar, insan öldürenler, haram daireden para kazanlar vb. gibi İslam’dan uzak konular ele alınıyor. Bir de öyle masum anlatılıyor ki o zina dolu aşk dizileri; ‘Ayyyy inşaAllah barışırlar.’ diyerek işlenen günahı unutup bir de dua etmeye başlıyoruz. Evlerde anne babaların gözünü kırpmadan izlediği bu filmler, gençlerimizin helali olamayan biriyle günaha girmesinin sebeplerinden biridir. Zinayı bu kadar meşru kılan dizileri izleyenlerin flörtü haram olarak görmemesi çok normal tabi. Yeri geliyor gerçek ile diziyi ayırt edemiyoruz. Ekranlarda ki hayatlara özeniyoruz ve furyanın içerisinde zamanla tükenip gidiyoruz.. Farkında olmadan televizyonlar aracılığıyla evlerimize haramı bizler davet ediyoruz aslında. Sonra da hayatlarda Öykü ile Ayaz arıyoruz. Hz. Ali ve Hz. Fatıma (radıyallahü anha) gibi bir eş aramaz olduk…

4. Sosyal Medya Sevdası

Herkesin dilinde artık sosyal medya. Bir gün tweet atmadan, Instagramda resim paylaşmadan geçirirsek adeta bir yanımız eksik. Artık olayın bağımlılık boyutunu tartışmaya lüzum yok. Madem ki bu kadar hayatımızın içindeler en azından bizlere faydalı olacak şekilde kullanmaya dikkat edelim. Hiç tanımadığımız, görmediğimiz insanlarla birebir muhabbetlere girip chat kurbanı olmak için değildir sosyal medya. Sürekli duyuyoruz insanların internetten tanıştığı kişilerden dolayı yaşadığı üzücü olayları. Popüler bir kültür haline geldi sosyal medya üzerinden arkadaşlık. O beni takip etmeye başladı, ben onun tweetini kalpledim, o da benim tweetimi retweetledi derken dm den mesaj geldi ve sanal flörte merhaba. Bir de bu insanlar lafa geldiğinde bu devirde babama bile kefil olmam diyen insanlar. Nasıl oluyor da hiç tanımadıkları insanlara bu kadar güvenip mahremini bile paylaşabiliyorlar! Sosyal medyada aşk olmaz, evlilik olmaz, eş olmaz. Bu amaçla da kullanılmaz. Kullanmayı bilirsek bir faydadır sosyal medya. Misal; bugün bu yazıyı okumana bir vesiledir. Hatta okuduktan sonra bir hatadan, günahtan uzak durmana ve bunu başkalarına da anlatıp onları da uzak tutmana vesiledir sosyal medya.

5. İbadetlerin Eksikliği ve İman Zayıflığı

Şimdi de yukarıda ki 4 maddenin asıl sebebini anlayalım. Bizi flörte iten bu sebeplere neden düşüyoruz? Acaba ibadetlerimizde ki zayıflık olabilir mi? Vaktimizi bu dünya için o kadar çok harcıyoruz ki ahireti düşünemeden yaşar olmuşuz. Vaktimizi bize bu vakti veren Allah Teala’ya şükrederek, bildirdiklerini anlayıp ve uygulamaya çalışıp ibadet ederek geçirirsek haramı da helali de biliriz. İbadetlerini aksatmadan imanlı bir şekilde yapan, kalan vakitlerini ilmini arttırmak için harcayan, Kur’anı okuyup anlamaya çalışan, hadislerin yolunda ayrılmayan, salih ameller işleyen bir genç; flört diye bir kavramı hayatına sokar mı? İmanlı bir genç nasibini günde yüzlerce kişinin resimlerine baktığı bir sosyal medya hesabında bir eğlence mekanında yahut bir partide arar mı? Kardeşlerim; Allah’ın emir ve yasaklarına sıkı sıkıya tutunursak şeytanın oyunlarına düşmekten de ve nefsimizin kölesi olmaktan da kurtuluruz. Şimdi düşünelim ve bir gözden geçirelim hayatımızın ne kadarını Allah rızası için harcıyoruz? Ne kadarını bu dünyaya feda ediyoruz…

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Allah’tan Korkandan Her Şey Korkar.

Posted by Site - Yönetici Nisan 24, 2017

Allah’tan Korkandan Her Şey Korkar.

Tâbiînin büyüklerinden Hasan-ı Basrî Hazretleri, Irak valisi Ömer bin Hübeyre’ye şöyle nasîhat etti:

Ey Ömer bin Hübeyre! Eğer sen Allâhü Teâlâ’dan korkarsan, o seni korktuğun her kimseden korur. Korktuğun kimseler ise seni Allâhü Teâlâ’dan aslâ koruyamazlar.

Ey Ömer! Ben bu ümmetin en büyükleri olan Ashâb-ı Kirâm Efendilerimizden nicelerine yetiştim. Vallâhi dünyâ bütün varlığı ile kendilerine yöneldiği halde onlar dünyâdan kaçıyorlardı. Hâlbuki siz dünyâyı, dünyanın onları istediği gibi istiyorsunuz, dünyâ da onların kendisinden kaçtığı gibi sizden kaçıyor.

Ey Ömer! Ben seni Allâhü Teâlâ’nın seni korkuttuğu bir makâm (kıyâmet günü Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda hesâb vermek için duracağın gün) ile korkutuyorum! O günü aslâ hatırından çıkarma!

Ey Ömer! Eğer sen Allâhü Teâlâ’ya itâat edersen, seni insanların şerlerinden muhâfaza eder. Eğer sen Allâhü Teâlâ’ya isyânda insanlarla birlikte olursan, Cenâb-ı Hak seni insanlara havâle eder, onlar ise sana asla acımazlar.”

Kaynak : Nahvü’l-Kulûb, İmâm Kuşeyrî

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

MUBAREK Mİ’RÂC KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN .

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2017

MUBAREK Mİ’RÂC KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN .

Hz.Allah cümlemizi bu mubarek gecenin nurundan feyzinden istifade edenlerden eylesin inşaallah.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar | Leave a Comment »

Sıkıntıdan kurtulmak için okunacak duâ

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2017

Sıkıntıdan kurtulmak için okunacak duâ

Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül’azîm-ür-raûf-ül-kerîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kâimü alâ külli nefsin bimâ kesebet, hul beynî ve beyne adüvvî!
Lâ ilâhe illallâhül’azîm-ül-halîm lâ ilâhe illallâhü Rabbül-Arş-il’azîm lâ ilâhe illallahü Rabbüs-semâvâti ve Rabbül-Erdı Rabbül’Arş-il-kerîm.

İstiğfara devam eden, her sıkıntıdan, her dertten kurtulur, ummadığı yerden rızıklanır

Lâ ilâhe illallah demek 99 belâyı defeder, en aşağısı sıkıntıdır.

La havle ve la kuvvete illa billah okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır”

“Sıkıntıya düşen veya borçlanan, bin kere “La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, Allahü teâlâ işini kolaylaştırır.”

“Sıkıntılı iken “Hasbünallah ve ni’mel-vekîl” deyiniz!”

İmam-ı Rabbanî hazretleri, her türlü zararlarından kurtulmak için her gün 500 defa La havle vela kuvvete illa billah okur, okumaya başlarken ve okuduktan sonra yüz defa Salevat-ı şerife getirirdi.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

İnsanların Hayırlısı Ailesine Hayırlı Olandır.

Posted by Site - Yönetici Nisan 22, 2017

İnsanların Hayırlısı Ailesine Hayırlı Olandır.

Mü’min, hanımına karşı iyi huylu olmalı; onunla hoş sohbet etmeli, tatlı dille konuşmalıdır. Nitekim hadîs-i şerîfte: “İnsanların hayırlısı, ailesine hayırlı ve faydalı olan kimsedir.” buyrulmuştur.

Evine gelince hanımına selâm verip hâlini sormalı, şefkatle gönlünü almalıdır. Çünkü o evinde kendisinin dert ortağı, üzüntülü zamanında teselli veren hayat arkadaşıdır.

Çocukların terbiyesinde hanımına yardım etmelidir. Onu asla dövmemeli, dünya işlerindeki kusurlarından dolayı kötü söz söylememeli; yumuşaklıkla idare etmelidir.

Hanımına Kur’ân-ı Kerîm okumayı, dînin farzlarını ve edeblerini öğretmelidir.

Hanımı güzel huylu olup her hizmetini seve seve yaparsa ona duâ etmeli, Allâh’a da şükür ve hamd etmelidir. Çünkü erkek için iyi bir hanım, şükrü edâ edilemeyen bir nimettir.

Hanımının gizli hallerini ve ayıplarını herkesten saklamalı, hanımı kızınca susmalıdır. Bu tavır onun pişman olup özür dilemesine sebep olur.

Evin idaresi ve geçimi hususunda hanımıyla istişare etmeli, hanımını alakadar etmeyen sıkıntılarını ona anlatıp üzmemelidir

Hanımının yüzüne karşı ve arkasından hayır duâ etmelidir.

Kaynak : E. İbrahim Hakkı, Marifetname

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Marifetname, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Kutlu Doğum Haftası Nisan Değil Rebiü’l Evveldir.

Posted by Site - Yönetici Nisan 21, 2017

Kutlu Doğum Haftası Kandırmacası.

Son 20 senede Türkiye’de icat edilen Kutlu doğum haftası etkinlikleri Bid’attir.

Efendimiz (sav), Rebiul evvel hicri ayının 12 gecesinde düyaya teşrif ettiler.
Bugün ise 23 Recep 1438 ..

Biz müslümanlar dini bayramları, Kandilleri, Haccı miladi takvime göre değil hicri takvime göre idrak ederiz.

Bu Peygamber efendimiz, ashab-ı kiram, tabiin, tebe-i tabiin dönemlerinde ve daha sonra dünyada islam’ın sancaktarı Selçuklu ve Osmanlı zamanlarından beri böyledir.

Bu günlerde ortaya çıktıki fetö alçağının doğum günüde nisanın 23 olduğu için kendi avaneleri tarafından icad edilmiş (dolayısıyla kendi doğum gününü kutlatmaktadır) bir bid’attir.

Fetullah ile aynı çanaktan yallanan yaşar nuri öztürk, zekeya beyaz ve bazı siyonizmin uşklarından sözde ilahiyatcılar bir ara şöyle diyorlardı “hac mevsiminde herkesin sıkış sıkış olmasına gerek yok diğer zamanlardada hac yapılabilir, gündüzün uzun olduğu zamanlarda oruc tutmaya gerek yok günün kısa günlerinde tutulsun vs.” gibi dillendirmişlerdi…

Bu miladi takvime göre Peygamber efendimizin teşriflerini kutlamanın varacağı yer diğer mübarek gün ve gecelerin miladi olarak kutlanmasına kadar gider..

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: