Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘365 Gün Dua’ Category

Sıkıntıdan kurtulmak için okunacak duâ

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2017

Sıkıntıdan kurtulmak için okunacak duâ

Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül’azîm-ür-raûf-ül-kerîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kâimü alâ külli nefsin bimâ kesebet, hul beynî ve beyne adüvvî!
Lâ ilâhe illallâhül’azîm-ül-halîm lâ ilâhe illallâhü Rabbül-Arş-il’azîm lâ ilâhe illallahü Rabbüs-semâvâti ve Rabbül-Erdı Rabbül’Arş-il-kerîm.

İstiğfara devam eden, her sıkıntıdan, her dertten kurtulur, ummadığı yerden rızıklanır

Lâ ilâhe illallah demek 99 belâyı defeder, en aşağısı sıkıntıdır.

La havle ve la kuvvete illa billah okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır”

“Sıkıntıya düşen veya borçlanan, bin kere “La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, Allahü teâlâ işini kolaylaştırır.”

“Sıkıntılı iken “Hasbünallah ve ni’mel-vekîl” deyiniz!”

İmam-ı Rabbanî hazretleri, her türlü zararlarından kurtulmak için her gün 500 defa La havle vela kuvvete illa billah okur, okumaya başlarken ve okuduktan sonra yüz defa Salevat-ı şerife getirirdi.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

Ağrılarda okunacak dualar

Posted by Site - Yönetici Nisan 15, 2017

Ağrılarda okunacak dualar

Resûlullah efendimiz hasta ziyaretine gitmişti. Hastanın, çok ağrısı ve sancısı vardı. “Ağrıyan yeri sağ elin ile yedi kere mesh eyle! Her defasında E’ûzü bi’izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ-ecidü ve ühâzirü oku!” buyurdu. (Bostân-ül-Ârifin)

Resûlullah yine buyurdu ki: “Yağmur suyunu toplayıp, üzerine, Fâtiha-i şerîfe, Âyet-el-kürsi, İhlâs-ı şerîf ve Kul-e’ûzü sûreleri yetmişer kere okunur. Bu sudan aralıksız yedi sabâh içenlerin hastalıkları, ağrıları zâil olur.” Bunları, beş, on sâlih müslümân toplanıp, aralarında taksim ederek okuyup, suya üfleyebilirler” (Hazînet-ül-esrâr)

Aişe validemiz buyurdu ki, bir yerinde ağrı olduğunuda, Resulullah iki Kûl e’ûzü (Felak ve Nâs) sûresini okuyup, mübarek avcuna üfler, elini ağrı olan yere sürürerdi.

Kalb ağrısı için de, “Ellezîne âmenû ve amilussalihâti tûbâ. Lehüm ve husnü meâb.” Duasının okunması tavsiye edilmiştir.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hamd ve şükür duâsı

Posted by Site - Yönetici Nisan 11, 2017

Hamd ve şükür duâsı

Her sabah bir kere “Allahümme mâ esbaha bî min nîmetim ev bi-ehadin min halkıke, fe minke vahdeke, lâ şerîke leke, fe lekel hamdü ve lekeşşükr” demeli ve her akşam (Mâ esbaha) yerine (Mâ emsâ) diyerek, hepsini aynen okumalıdır.

Peygamberimiz buyurdu ki,”Bu duâyı gündüz okuyan, o günün şükrünü yapmış olur. Gece okuyunca, o gecenin şükrünü îfâ etmiş olur”. Abdestli okumak iyi olur ise de şart değildir. Hergün ve her gece okumalıdır.

Hamd ve şükür için de şu duâ okunmalıdır:
El-hamdü-lillâhi dâimen ve alâ külli hâl ve E’ûzü billâhi min hâl-i ehlinnâr”.

Şu duâ da okunmalırdır:
Elhamdülillahi alâ ni’metil islâm. Ve alâ tevfîkil îmân. Ve alâ hidâyetil rahmân.”

Sağlık ve âfiyet duâsı
Resûlullah şu duâyı çok okurdu: “Allahümme innî es’elüke-ssıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ Erhamerrâhimîn”.
Bunun mânası, (Ya Rabbî! Senden, sıhhat ve âfiyet ve emânete hıyânet etmemek ve güzel ahlâk ve kaderden râzı olmak istiyorum. Ey merhamet sahiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver!) demektir.
Biz de, ulu ve şanlı Peygamberimiz gibi duâ etmeliyiz

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Namazda Okunan Duâlar

Posted by Site - Yönetici Ekim 6, 2016

namazda-okunan-dualar

Namazda Okunan Duâlar

Sübhaneke ( İlk rek’atte, tekbirden sonra okunur)
Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârakesmük ve teâlâ ceddük (ve celle senâük) ve lâ ilâhe gayrük.

Ettehıyyâtü ( İlk oturuşta ve son oturuşta okunur)
Ettehıyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayyibât. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh, Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlüh.

Salli Bârik ( Son oturuşta ettehıyyatüden sonra okunur)
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.
Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.

Rabbenâ ( Son oturuşta salli barikten sonra okunur ve selam verilir)
Rabbenâ âtinâ fid’dünyâ haseneten ve fil’âhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr.
Rabbenağfirlî ve livâlideyye ve lil mü’mînine yevmeyekûmül hisâb.

Kunut duâları: (Vitir namazında tekbirden sonra okunur)
Allahümme innâ nesteînüke ve nestagfirüke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehü neşküruke ve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk.
Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Küfür ve Îmansızlık

Posted by Site - Yönetici Ekim 2, 2016

kufur-ve-imansizlik

Küfür ve Îmansızlık

Kötülüklerin en kötüsü, Allahü teâlâya inanmamak, ateist olmaktır. İnanılması lâzım olan şeye inanmamak küfür olur. Muhammed aleyhisselâma inanmamak küfür olur. Muhammed aleyhisselâmın, Allahü teâlâ katından getirip bildirdiği şeylerin hepsine kalb ile inanıp, dil ile de ikrâr etmeye, söylemeye, “ÎMAN” denir. Söylemeye mani bulunduğu zaman, söylememek affolur.

Dinimizin emri gereğince, hürmet gösterilecek, ta’zîm olunacak şeyleri tahkîr etmek; kötülenecek şeyleri, ta’zîm etmek, hürmek göstermek küfürdür.

Meselâ, Allahü teâlânın evliyâsı, enbiyâsı, âlimleri ve bunların sözleri, fıkh kitapları, fetvâları ta’zîm edilecek, hürmet gösterilecek iken tahkîr edilirse, kötülenirse dinden çıkılmış olur. Ayrıca, kâfirlerin dînî âyinlerini beğenmek, noellerini tebrik etmek ve zarûret yok iken boyna haç takmak,zünnâr kuşanmak ve küfür alâmetlerini kullanmak, bunlara, muhabbet edip, hürmet göstermek de küfrdür

Îman hâsıl olması ve devamı için, islâmiyetin küfür alâmeti dediği şeylerden sakınmak da lâzımdır. İslâmiyetin ahkâmından yâni emir ve yasaklarından birini hafîf görmek, Kur’an-ı kerim ile, melek ile, Peygamberlerden biri ile alay etmek, küfür alâmetlerindendir. İnkâr etmek, yâni işittikten sonra inanmamak, tasdik etmemek demektir. Şüphe etmek de inkâr olur.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Evlilikte İlk Gece Okunacak Dua ..

Posted by Site - Yönetici Ağustos 24, 2016

Evlilikte İlk Gece Okunacak Dua

Evlilikte İlk Gece Okunacak Dua ..

Dâmad, gelinin yanına girince, ikisi de, iki rek’at namaz kılmalıdırlar. Sonra dâmad, gelinin kâkülünden tutup: “Allahümme bârik lî fî ehlî ve bârik lî ehlî fiyye, Allahümmerzuknî minhâ verzukhâ minnî. Allahümmecma’beynenâ mâ cema’te fî hayrin ve ferrik beynenâ izâ ferrakte fî hayrin” düâsını okur.

Onunla cima’ edeceği zaman: “Allahümme bismike estahleltü fercehâ ve bi emânetike ehaztühâ. Allahümme femâ kadayte şey’en min rahmihâ fec’alhü bârren takıyyen, vez’alhü müslimen seviyyâ ve lâ tec’alhü müfsiden şerîken liş-şeytanî” der.

Biri de, cima’ ederken şeytandan Allahü teâlâ’ya sığınmaktır.
Bu esnâda şöyle der: “Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne mâ razaktenâ”, ya’ni şeytanı bizden ve bize verdiğin çocuktan uzak eyle der. Bu durumda kendilerine çocuk verilirse, şeytan ona zarar vermez.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Ağrı, Sancılarda Okunacak Dualar

Posted by Site - Yönetici Ağustos 16, 2016

Ağrı, Sancılarda Okunacak Dualar

Ağrı, Sancılarda Okunacak Dualar

Resûlullah efendimiz hasta ziyaretine gitmişti.
Hastanın, çok ağrısı ve sancısı vardı. “Ağrıyan yeri sağ elin ile yedi kere mesh eyle!
Her defasında E’ûzü bi’izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ-ecidü ve ühâzirü oku!” buyurdu. (Bostân-ül-Ârifin)

Resûlullah yine buyurdu buyurdu ki: “Yağmur suyunu toplayıp, üzerine, Fâtiha-i şerîfe, Âyet-el-kürsi, İhlâs-ı şerîf ve Kul-e’ûzü sûreleri yetmişer kere okunur.
Bu sudan aralıksız yedi sabâh içenlerin hastalıkları, ağrıları zâil olur.” Bunları, beş, on sâlih müslümân toplanıp, aralarında taksim ederek okuyup, suya üfleyebilirler” (Hazînet-ül-esrâr)

Aişe validemiz buyurdu ki, bir yerinde ağrı olduğunuda, Resulullah iki Kûl e’ûzü (Felak ve Nâs) sûresini okuyup, mübarek avcuna üfler, elini ağrı olan yere sürürerdi.

Kalb ağrısı için de, “Ellezîne âmenû ve amilussalihâti tûbâ. Lehüm ve husnü meâb.” Duasının okunması tavsiye edilmiştir.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Kabir Ziyaretinde Okunacak Duâlar .

Posted by Site - Yönetici Temmuz 4, 2016

Kabir Ziyaretinde Okunacak Duâlar .

Kabir Ziyaretinde Okunacak Duâlar .

Kabristana gelince, yer müsait ise, kıbleyi arkada bırakıp, meyyitin yüzüne karşı oturup selâm verilir.
Ayak tarafında, ayakta durmak eftaldir.
Kabre el, yüz sürülmez, öpülmez, mum yakılmaz, çaput bağlanmaz.

Kabirde, Bekara suresinin başı ve sonu,Yasîn-i şerif suresi,Tebâreke,Tekâsür, ihlâs-ı şerif ve Fâtiha veya bilinen sûreler okunup meyyite hediye edilir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki, “Bir müminin kabrini ziyâret ederken, Allahümme innî es’elüke-bi-hurmet-i Muhammed aleyhisselâm en lâ tü’azzibe hâzelmeyyit derse, o meyyitin azâbı kıyâmete kadar ref’ olur(kaldırılır)”

Kabristâna gelen bir kimse, ayakda, Esselâmü aleyküm, yâ Ehle dâr-il kavm-ilmü’minîn! İnnâ İnşâallahü an karîbin biküm lâhikûn der.
Sonra, Besmele ile onbir İhlâs ve bir Fâtiha okur.
Sonra, Allahümme rabbel-ecsâdilbâliyeh, vel-ızâmin nahire-tilletî harecet mineddünyâ ve hiye bike mü’minetün, edhıl aleyhâ revhan min indike ve selâmen minnî, duâsını okumalıdır.

Sünnete uygun ziyâret yapmak için abdest alınır. İki rekât namaz kılıp, sevabı meyyitin ruhuna gönderilir.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Kabir Hakkında Herşey, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Teşrîk Tekbîrleri

Posted by Site - Yönetici Temmuz 2, 2016

tesrik-tekbirleribugun_arefe_gunu_h578-copy

Teşrîk Tekbîrleri

Arefe günü, yâni Kurban bayramından önceki gün sabâh namazından, dördüncü günü ikindi namazına kadar, yirmiüç vakitte hâcıların ve hacca gitmiyenlerin, erkek kadın herkesin, cemâ’at ile kılsın, yalnız kılsın, farz namazda veya bu bayramdaki farzlardan birini, yine bu bayram günlerinden birinde kazâ edince, selâm verir vermez, “Allahümme entesselâm…” demeden evvel, bir kere “Tekbîr-i teşrîk” okuması vâcibdir. “Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilâhe illallah. Vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd” denir. Cum’a namazlarından sonra da okunur. Bayram namazından sonra okumak müstehabdır. Cenâze namazından sonra okunmaz. Câmiden çıktıktan veya konuştuktan sonra okumak lâzım değildir. İmâm, tekbîri unutursa, cemâ’at terk etmez. Erkekler yüksek sesle okuyabilir.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İsmail Aleyhisselâm ve Kurban ..

Posted by Site - Yönetici Temmuz 1, 2016

Dall Sheep (Ovis dalli)

İsmail Aleyhisselâm ve Kurban ..

İbrâhim aleyhisselâm ateşten kurtulunca,
– Yâ Rabbî! Bana sâlihlerden bir çocuk ihsân buyur, diye duâ etti.
Allahü teâlâ ona hazret-i İsmâil’i müjdeledi. Âyet-i kerîmede meâlen:
– Biz de ona halîm bir oğul müjdeledik, buyuruldu.
İsmâil aleyhisselâmın doğumundan sonra, Allahü teâlânın emri ile, İsmâil aleyhisselâmı ve annesi Hâcer vâlidemizi Mekke’ye bırakıp Şam’a döndü. Zaman zaman gider, onları Mekke’de ziyâret ederdi.
Yüzünde, Muhammed aleyhisselâmın temiz babalardan temiz ve afîf analara geçip gelen nûru parlayan hazret-i İsmâil çok güzeldi. Bu sebepten İbrâhim aleyhisselâmın, oğlu İsmâil’e karşı muhabbeti fazla idi.

İsmâil aleyhisselâm yedi yaşında iken birgün İbrâhim aleyhisselâm ibâdet ettiği mihrâbda, bu muhabbet içinde uyudu. Rü’yâsında oğlu İsmâil ile otururken, bir melek gelip:
– Ben, Allahü teâlânın elçisiyim. Allahü teâlâ, bu oğlunu kurban etmeni istiyor, dedi.
İbrâhim aleyhisselâm korku ile uyandı. “Rü’yâ Rahmânî midir, yoksa şeytânî midir?” diye tereddüt etti. O gün hep bu rü’yâyı düşündü. Onun için bugüne Terviye denildi. İkinci gece aynı rü’yâyı gördü. Rahmânî olduğunu anladı. Bu güne Arefe denildi. Üçüncü gece yine aynı rü’yâyı gördü. Artık Hak teâlânın emri olduğuna şüphesi kalmadı. Hanımı Hâcer’in yanına geldi:
– Ey Hâcer, benim gözümün nûru oğlum İsmâil’i yıka, en iyi elbisesini giydir, saçını tara, onu dostuma götüreceğim, dedi.
Sonra; hazret-i İsmâil’e dedi ki:
– Yanına iple bıçak al!
– Bunları ne yapacağız baba?
– Allah rızâsı için kurban keseriz, cevâbını verdi.
Yolda giderken, hazret-i İsmâil, babasına sordu:
– Nereye gidiyoruz?
– Dostuma.
– Evi nerededir?
– O, evden ve mekândan münezzehtir. Yer ve gök O’nun mülküdür.
– Babacağım! O bizimle oturup yemek yer mi?”
– O yemekten ve içmekten de münezzehtir.
O sırada şeytân, bir fırsatını bulup, yaşlı bir adam kıyâfetinde hazret-i İbrâhim’in hanımı Hâcer’in yanına geldi. Ona:
– İbrâhim, oğlunu nereye götürdü?” deyince, hazret-i Hâcer:
– Bir dostunu ziyârete, diye cevap verdi. Şeytan:
– Hayır, onu kesmeye götürdü, dedi.
Hâcer vâlidemiz:
– Baba, oğlunu boğazlamaz. Şefkat buna mânidir, karşılığını verdi. Şeytan:
– Öyle zannederim ki, Allah emretmiştir, deyince, hzret-i Hâcer:
– Allahü teâlânın emrine uymak elbette lâzımdır. O’nun emrini, cân-ü gönülden kabûl ederiz, dedi.
Şeytan ondan yüz bulamayınca, yine aynı kıyâfette hazret-i İsmâil’in yanına geldi ve ona sordu:
– Baban seni nereye götürüyor biliyor musun?
– Dostunun ziyâretine.
– Vallahi seni öldürmeğe götürüyor.
– Hiç babanın oğlunu öldürdüğünü gördün mü?
– Öyle zannederim, Allah emretmiştir.
– O emretti ise, cân-ü gönülden râzıyım.
İsmâil aleyhisselâm, ihtiyar kılığındaki, şeytandan sıkılmıştı. Çünkü ihtiyar, İsmâil aleyhisselâmı, babasına dolayısıyla cenâb-ı Hakka karşı isyana teşvik ediyordu. Bunun için babasına;
– Bu ihtiyâr beni rahatsız ediyor, kalbime vesvese vermek istiyor, dedi.
İbrâhim aleyhisselâm,
– Taş at! Yanından uzaklaşsın! buyurdu.
İsmâil aleyhisselâm taş atarak şeytanı yanından uzaklaştırdı. Bu sırada Minâ’da olduklarından hacıların şeytan taşlaması buradan kaldı.
Hazret-i İsmâil’den de yüz bulamayan şeytan, İbrâhim aleyhisselâmın yanına sokularak:
– Ey İbrâhim, sen yanlış hareket ediyorsun. Şeytan sana vesvese verdi. Sakın oğlunu boğazlama, sonra pişman olursun. Ama fayda etmez, dedi.
İbrâhim aleyhisselâm onun şeytan olduğunu anladı.
– Vallahi bu, Hak teâlânın emridir ve sen şeytansın. İbrâhim’e ve akrabasına zarar yapamazsın! buyurdu.
Şeytan rezîl olup geri döndü. Nihayet Buseyr dağına vardıklarında göğün yedi katındaki melekler; “Sübhânallah! Bir peygamber, bir peygamberi boğazlamaya götürüyor” dediler.
Hazret-i İbrâhim, oğluna dönüp:
– Ey oğlum! Rü’yâmda seni kurban etmem emredildi. Buna ne dersin? dedi.
İsmâil aleyhisselâm sordu:
– Babacığım! Hak teâlâ, beni boğazlamanı emretti mi?
– Evet evladım!
Hazret-i İsmâil babasının, “Evet” demesi üzerine, Rabbinin emriyle kurban edileceğini, buna sabrederse Hak teâlânın rızâsına kavuşacağını anlayıp çok sevindi. Babası da, Onun bu sevincine sevindi:
– Evlâdım! Seni öldüreceğimi haber veriyorum, sen ise seviniyorsun!
– Babacığım nasıl sevinmiyeyim. Benim tek arzum, Allahü teâlâya, O’nun rızâsı üzere kavuşmaktır. Böylece O’nun rahmet ve Cennetine de nâil olurum. Dünyanın ömrü müddetince eziyet çeksem, bu devlete kavuşmak çok zor. Şimdi ise bu devlete kolayca kavuşacağım. Babacığım, nasıl emir almışsan onu yap. Oğul fedâ eylemek senden, can fedâ eylemek de bendendir. İşini çabuk bitir. Zîrâ canım dosta kavuşmakta acele ediyor. Babacığım, Nemrûd seni ateşe atınca sabrettin ve Hak teâlâ senden râzı oldu. Ben de boğazlanmağa sabredeceğim. O zaman belki Hak teâlâ benden de râzı olur. Böylece Cennet ni’metlerine kavuşurum. Babacığım, kesilmek acısı bir anlık olup, ona sabretmek kolaydır. Benim asıl tasam, senden dolayıdır. Çünkü kendi elinle oğlunu boğazlayacaksın. Ömrün boyunca unutamadığın gibi, evlat hasreti de ölünceye kadar senden gitmez. Keşke daha önce haber verseydin de anneme vedâ edip, birbirimizin boynuna sarılıp ağlasaydık.
– Haber verince senden veya annenden bir gevşeklik olur da azarlanırız diye korktum.
– Babacığım, senin rızândan başka murâdım yoktur ve senin gibi babanın hakkını ödemek, saâdetimin sermâyesidir. Kaldı ki, bu işte, Allahü teâlânın rızâsı ve emri vardır. Eğer izin verirsen, size söyleyecek birkaç vasıyetim var.
– Söyle, ey saâdetli oğlum.
– Birincisi; bu ip ile elimi ve ayağımı kuvvetlice bağla ki, can acısı ile bir kusûr işlemeyeyim. İkincisi; mübârek eteğini topla ki, kanımdan sıçramasın. Üçüncüsü; bıçağı iyi bile ki, can vermek kolay olsun ve senin işin iyi görülsün. Dördüncüsü; bıçağı vururken yüzüme bakıp da babalık şefkatiyle emri geciktirme. Beşincisi; gömleğimi çıkarıp boğazla ki, kan bulaşmasın. Sonra o gömleği anneme götür ve benden selâm söyle. Benim kokumu bu gömlekten alsın, ağlamasın, teselli olsun. Benim için çok elem çekmesin. Ona; “Oğlun sana şefâ’atçi olarak Allahü teâlâya gitti. Kıyâmet gününde cenâb-ı Haktan senden başka bir şey istemez” de! Ümid edilir ki, Hak teâlâ benim bu isteğimi red eylemez. Altıncı vasiyetim; her nerede benim yaşımda bir çocuk görürsen beni hatırla!
İbrâhim aleyhisselâm, oğlunun yürek parçalayan bu sözlerini dinleyince, mübârek gözlerinden yaşlar boşandı ve çok ağladı.
İbrahim aleyhisselâm oğlu İsmâil aleyhisselâmı kurban etmek üzere son hazırlığını yaptı. Bu esnada İsmâil aleyhisselâm ellerini kaldırıp;
– Yâ Rabbî! Bana sabır ver! diye niyazda bulunduktan sonra, babasına dönüp;
– Babacığım! Görüyor musun? Gök kapıları açılmış, bazı melekler bize bakıp hayretlerinden cenâb-ı Hakka secde etmişler. Bazıları da Hak teâlâya münâcât edip; “Yâ Rabbî! Bir peygamber bir peygambere bıçak çekmiş, başı uçunda duruyor. Senin rızânı gözetmek için onu boğazlamak istiyor. Sen onlara merhamet eyle.” diyorlar, dedi.
Daha sonra İbrâhim aleyhisselâm oğlunu güzelce bağladı, yüzükoyun yatırıp, boğazını tuttu ve;
– Yâ Rabbî! Bu benim oğlum, gözümün nûru, gönlümün sürûrudur. Kurban etmemi emrettin. Şu anda emrini yapmak için hâlis niyetle geldim. Kurban etmeğe hazırım. Sana hamd ve senâ ederim. Yâ Rabbî! Bu kıymetli yavrumu kurban etmekte bana sabır ver, dedi.
Sonra bıçağı oğlunun boynuna yaklaştırdı ve son olarak;
– Ey yavrum! Kıyâmete kadar sana vedâ olsun. Tekrar görüşmek, Kıyâmet günü olur, dedi.
Bu arada İsmâil aleyhisselâm;
– Ey babacığım! Acele et. Rabbimizin emrini çabuk yerine getir. Emir yapmakta geciktiğimiz için Rabbimizin bizi azarlamasından korkuyorum. Babacığım, elimi ayağımı çöz, melekler, kendi isteğimle kurban olduğumu görsünler ve Halîl’in oğlunun, Allahü teâlânın işinden râzı olduğunu bilsinler, dedi.
İbrâhim aleyhisselâm, bu söz üzerine ellerini çözüp bıçağı boğazına dayayınca, İsmâil aleyhisselâm güldü.
– Ey oğlum, bu halde iken niçin güldün? diye sordu
– Babacığım, bıçakta Bismillâhirrahmâhnirrahîm yazılı olduğunu görüyorum. Üzerinde Dostun ismi yazılı olan bıçak, nasıl keser? diye cevap verdi.
İbrâhim aleyhisselâm, Hak teâlânın ismini zikrederek bütün gücüyle bıcağı oğlunun boynuna çaldı. O anda Hak teâlâ, Cebrâil’e emrederek;
– Yetiş! Bıçağı çevir! buyurdu.
O da Sidret-ül-müntehâ’dan bir anda gelip, bıçağı ters çevirdi. Bıçak kesmedi. Bir daha çaldı, yine kesmedi ve ne kadar uğraştı ise kâr etmedi.
İsmâil aleyhisselâm;
– Babacığım! Ne kadar şefkatlisin, bıçağı kuvvetli vuramıyorsun. Yüzüme bakma, böylece hizmette kusur etmezsin, dedi.
Hazret-i İbrâhim, bıçağı tekrar biledi ve oğlunun boğazına daha kuvvetli çaldı. Yine kesmedi. İsmâil aleyhisselâm;
– Babacığım, bıçağın ucunu şah damarıma bastır! deyince, öyle yaptı ve diziyle de bastırdı. Bıçak iki kat olmasına rağmen boynuna izi bile çıkmadı. İbrâhim aleyhisselâm, üzülüp bıçağı taşa çalınca, taş ikiye bölündü. Bıçak dile gelip sordu:
– Ey İbrâhim! Nemrûd seni ateşe attığı vakit seni niçin yakmadı?
– Hak teâlâ, yakma diye emreylediği için,
– Ey İbrâhim! Hak teâlâ ateşe bir kerre “Yakma” diye emreylediyse, bana yetmiş defa kesme kesme diye emreyledi.
O anda Allahü teâlâdan vahiy geldi:
– Yâ İbrahim, elbette sen rü’yânı tasdik ettin. Sana düşen vazifeni tam olarak yaptın. Şimdi sıra bende. Lütuf ve keremimi görmek için şu dağa bak!
İbrahim aleyhisselâm, dağa bakınca, Cennetten gelmiş eşsiz güzellikte bir koç gördü. Allahü teâlâ buyurdu:
– Bu senin oğluna fedadır.
Cebrail aleyhisselâm koçu getirirken, “Allahü ekber”, İbrahim aleyhisselâm da koçu yakalarken, “Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber,” İsmail aleyhisselâm da, “Allahü ekber ve lillâhil hamd” dedi. Böylece, bayram tekbiri meydana geldi:
“Allahü ekber. Allahü ekber. Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Allahü ekber ve lillâhil hamd.”
Sonra, İsmâil aleyhisselâm yerine, bu koç kurban edildi. Bu koçun boynuzları, Abdullah bin Zübeyr zamanına kadar Kâ’be duvarında asılı idi. Sonra çıkan yangında yandı.
Bu koçun kurban edildiği yer, Mina olduğu için, hacılar kurbanlarını burada kesmektedirler.

İkinci kurban olayı

Peygamberimizin dedesi, Abdülmuttalib’e rü’yâsında:
– Kalk! Zemzem kuyusunu kaz! diye emredilince, oğlu Hâris ile beraber Kâ’benin yakınındaki, işâret edilen yeri kazmaya başladılar.
Önceleri pek ilgilenmiyen Kureyşliler, Zemzem kuyusunun açıldığını görünce, bunlar da hak talep ettiler. Dediler ki:
– Bu bizim dedelerimizin kuyusudur. Burada bizim de hakkımız var. Üstelik senin bir tek oğlum var. Eğer bizim teklifimizi kabûl etmezsen bizimle başa çıkamazsın!
Abdülmuttalip, tamamen kendi hakkı olan kuyuya, başkalarının da ortak olmak istemelerine üzüldü. Gerçekten de onlarla mücadele edecek, hakkını savunacak durumda değildi. Bu duruma çok üzüldü, içi burkuldu. Cenâb-ı Hakka şöyle yalvardı:
– Yâ Rabbî! Bana on çocuk ihsân eyle! Eğer bu duâmı kabûl edersen, içlerinden birini Kâ’bede sana kurban edeceğim.
Allahü teâlâ duâsını kabûl etti. On oğlu oldu. Bu on oğlundan birinin adı Abdullah’tı.
Abdülmuttalib, Zemzem kuyusunu bulduktan ve on oğlu olduktan sonra, şânı, şöhreti iyice artmıştı. Oğullarından da en çok Abdullah’ı seviyordu. Onda diğerlerine göre çok farklılık vardı.
Bir gece Abdülmuttalib’e rü’yâsında şöyle bir ikâz yapıldı:
– Yâ Abdülmuttalib, adağını yerine getir!
Abdülmuttalib seneler önceki adağını unutmuştu. Adak diye ikâz edilince, sabahleyin hemen bir koç kesti.Ertesi gece yine ikâz edildi:
– Ondan daha büyük kurban kes!
Bu defa da bir sığır kurban etti. Yine ikâz edildi.
– Daha büyüğünü kes!
Bu defa da bir deve kurban etti. Fakat yine ikâz devam ediyordu. Bunun üzerine rü’yâda sordu:
– Bundan büyüğü ne olabilir, ne kesmeliyim?
O zaman kendisine şöyle cevap verildi:
– Hatırlarsın, seneler önce oğullarından birini kurban etmeyi adamıştın. Bu adağını yerine getir!
Adağını hatırlayan Abdülmuttalib, ertesi gün çocuklarını topladı. Kendilerine durumu anlattı.
Hiçbiri itiraz etmedi. Memnuniyetle:
– Hangimizi istersen kurban edebilirsin, dediler.
Abdülmuttalib kurban edeceği oğlunu kur’a ile tesbit etmek istedi. Kur’a en çok sevdiği oğlu, Abdullah’a isabet etti. Fakat söz vermişti. Adağını yerine getirmeliydi. Keskin bir bıçak ile beraber oğlu Abdullah’ı alıp Kâ’be-i şerîfin yanına geldi.
Bu hâdiseyi duyan Kureyşliler hemen yanına koşup dediler ki:
– Biz bu işe asla râzı değiliz. Eğer sen bu işi yaparsan, bu âdet hâline gelir. Herkes, oğlunu kurban etmek zorunda kalır. Buna başka bir çare bulalım.
Sonra şöyle bir çare bulundu. O zaman Kureyş’te insan diyeti on deve idi. Develer ve oğulları arasında kur’a çekilecekti. Oğullarına isabet ettiği müddetçe her defasında on deve ilave edilerek kur’a develere çıkana kadar buna devam edilecekti.
Kur’aya başlandı. Fakat çekilen her kur’a Abdullah’a isabet ediyordu. Her defasında on ilâve edilerek devam ediliyordu. Onuncu kur’ada deve sayısı yüz olunca kur’a develere çıktı. Hemen yüz deve kurban edildi. Abdülmuttalib, oğullarından kimseye etini vermeden tamamını fakirlere dağıttı.
İsmâil aleyhisselâmın, kurban edilme hâdisesinden sonra ikinci evlâd kurban edilme hâdisesi de bu olmuş oldu. Peygamber efendimizin soyu İsmâil aleyhisselâma dayandığı için, “Ben, iki kurbanlığın oğluyum.” buyururdu.

.

Kayak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z İbrahim, H.z İsmail, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: