Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Takva’ Category

Takva Elbisesi Nedir?

Posted by Site - Yönetici Nisan 17, 2017

Takva Elbisesi

يَا بَنِي آدَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارِي سَوْءَاتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ التَّقْوَىَ ذَلِكَ خَيْرٌ ذَلِكَ مِنْ آيَاتِ اللّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

Yüce Meali:

Ey Âdemoğullarıl Bakın size çirkin yerlerinizi örtecek libas/giyecek indirdik, hil’at indirdik. Fakat takva elbisesi, o hepsinden hayırlı… Bu işte, Allah’ın âyetlerinden… gerektir ki düşünür ibret alırlar.
Ey Âdemoğulları! Babanızla ananızı çirkin yerlerini kendilerine göstermek için ikisinin de elbiselerini soyarak Şeytan cennetten çıkardığı gibi, -sakının- sizi de belâya uğratmasın. Çünkü o ve kabilesi, sizi, sizin kendilerini göremeyeceğiniz cihetten görürler. Biz o şeytanları, o kimselerin velileri/dostları kılmışızdır ki îmâna gelmezler. [ A’raf Suresi 26. ayet ]

Ey Âdemoğulları!” Hitap bütün insanlaradır.

Sebeb-i Nüzul

Rivayet olundu:

Muhakkak ki Arablar, Beytüllâhı çıplak olarak tavaf ediyorlardı. Ve (kendilerini savunmak için):

Biz, günah işlediğimiz elbiseler içinde tavaf etmeyiz!” diyorlardı. İşte bunun üzerine bu üç âyet-i kerime nazil oldu;

Ey Âdemoğulları! Bakın size çirkin yerlerinizi örtecek libas/giyecek indirdik, hll’at indirdik. Fakat takva elbisesi, o hepsinden hayırlı… Bu işte, Allah’ın âyetlerinden… gerektir ki düşünür ibret alırlar.

Ey Âdemoğulları! Babanızla ananızı çirkin yerlerini kendilerine göstermek için ikisinin de elbiselerini soyarak Şeytan cennetten çıkardığı gibi, -sakının- sizi de belâya uğratmasın. Çünkü o ve kabilesi, sizi, sizin kendilerini göremeyeceğiniz cihetten görürler. Biz o şeytanları, o kimselerin velileri/dostları kılmışadır ki îmâna gelmezler.

Ve bir edebsizlik yaptıkları zaman da: “Atalarımızı böyle bulduk ve bize bunu Allah emretti” derler.

Deki:

-“Allah, edebsizliği emretmez, bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?. (Kavli şerifleri) sonuna kadar nazil oldu.

Kaynaklar: Kâdî beydâvî tefsiri, c. 2, s. 235, Darü’l-Beyânü’l-Arabî
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/419-420.

Takva Elbisesi Nedir?

Katâde (r.h.) ve Süddî (r.h.) buyurdular:

O (yani takva elbisesi,”) sâlih amellerdir. Çünkü sâlih ameller, kişiyi cehennem azabından korur. Sanki, “Takva elbiseden daha hayırlıdır” denildi. Zira Fâcir kişi, her ne kadar güzel elbiseler içinde olsa bile avret yerleri ortadadır…

Elbise nimetinden faydalanma ve istifade asıl bununladır. Zira takva duygusu, korkusu ve imanı, haya ve irfanı olanlar zorunlu olarak çıplak bile kalsalar en az Âdem ve Havva’nın yapraklarla örtündükleri gibi ayıp ve örtülmesi gereken yerlerini örter ve muhafaza ederler. Fakat takva duygusu olmayan günahkârlar ne kadar giyinseler yine kıçları, açılmaktan kurtulamazlar. Çünkü bunlar, elbise nimetinin ayıp ve örtülmesi gerekeni örtmek; sıcak, soğuk ve rahatsız edici çirkiniiklerden, hastalık sebeplerinden korunmak, düşmandan sakınmak ve nihayet güzel bakışı cezbedecek ve kötü bakışı defedecek, hiç kimsenin ne şehvetinin heyecanına ve ne nefretinin gelişmesine sebep olmayacak faydalı bir sima, edep ve vakar rahatlığı ile güzelleşme gibi gerçek fayda ve güzel maksatlarını düşünemezler. Şehvet, kibir ve gururla süslü püslü elbiseler içinde kibrini ilan etmek isterken, bir taraftan en kötü yerini açar, hatır ve hayale gelmez zarar ve edepsizliğe düşerler. Bunun için süslü elbise, giysi, şeref ve ihtişam dahi hadd-i zatında ilâhî bir nimet olmakla beraber, bir çoklarının gözlerini kamaştıran görünür çekiciliğine rağmen hayır ve mutlak fayda değil, bir gurur metaldir. Asıl hayır, takva elbisesidir ki, örtülmesi gerekli yerlerin örtülmesi (setr-i avret), namusu korumanın ilk şartını teşkil eder.

Kaynaklar: Elmalı Tefsiri, c. 3, s, 2146,
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/422.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Takvâ’nın Üç Mertebesi Vardır

Posted by Site - Yönetici Mart 18, 2017

Takvâ’nın Üç Mertebesi Vardır:

1- Şirkten temizlenerek ebedî azaptan korunmak. Fetih sûresinin 26. âyet-i celîlesi buna işâret eder.

2- Büyük küçük bütün günahlardan sakınmak. A‘râf sûresinin 96. âyet-i celîlesi ile bildirilen takvâ budur.

3- Kalbini Mevlâ’dan meşgul edecek her şeyi terketmek. Âl-i İmrân sûresinin 102. âyet-i celîlesi ile emredilen hakîkî takvâ budur.

Hâsılı takvâ, mertebesine göre âhirette zarar göreceği şeylerden kendini korumaktır. Takvâ sâhibine müttakî denir. (Tefsîr-i Beyzâvî)

Abdullah bin Mutarrif (rahimehullâh):

“Sen iki adamla karşılaşırsın, birinin namazı, orucu, sadakası diğerinden daha çoktur, lâkin diğeri az ameli ile ondan daha çok sevap alır” dedi.

“Bu nasıl olur?” diye sordular. Dedi ki:

“Haramlardan ve haram şüphesi olan şeylerden sakınan kimsenin amelinin sevâbı daha çoktur.” (Tefsir-i Taberî) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Siz şu altı şeyi yapacağınıza söz verin, ben de sizin cennete girmenize kefil olayım:

Konuştuğunuz zaman doğru söyleyin, verdiğiniz sözleri yerine getirin, size bir şey emanet edildiğinde hıyânet etmeyin, namuslarınızı koruyun, gözlerinizi haramdan sakının ve ellerinizi haramdan koruyun.” (Müsnedü’ş-Şihâb)

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Allâhü Teâlâ buyuruyor ki:

“Kulum! Sana farz kıldıklarımı edâ et ki, insanların en âbidi (çok ibâdet edeni) olasın. Sana yasakladıklarımdan uzak dur ki, insanların en verâlısı olasın. Sana verdiğim rızka kanâat et ki, insanların en zengini olasın.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)

Hazret-i Ömer (radıyallâhü anh) derdi ki: “Biz (Ashâb-ı Kirâm), bir harâma düşmek korkusuyla dokuz helâli terk ederdik.

Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:

Muhakkak Rabbiniz birdir, babanız birdir. Arab’ın Acem’e, Acem’in Arab’a, beyazın siyaha, siyahın beyaza üstünlüğü ancak takvâ (Allah korkusu) iledir.” (Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat)

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

TAKVÂ’nın Ehemmiyeti..

Posted by Site - Yönetici Ocak 5, 2017

takvatakvatakvanin-ehemmiyeti

TAKVÂ’nın Ehemmiyeti..

Takvâ, haramlardan başka şüphelileri dahi terk ederek tamamen Rabb’inin ibadetiyle meşgul olmaktır. Takvâ sâhibi, (kısa zamanda) ayrılacağını bildiği için dünyaya iltifât etmez. Allâhü Teâlâ’nın rızâsı olmayan şeye vakit ayırmaz. Böylece nihâyet sıddîklardan olur.

İmâm Gazâlî (rah.) der ki:

Ey oğul, sana Allâhü Teâlâ’nın peygamberlerine ve evliyasına, sâlihlere ve bütün kullarına tavsiye ettiği şeyi tavsiye ediyorum:

Allâhü Teâlâ -meâlen- “Ey Müslümanlar, Celâlim hakkı için, sizden evvel kitap verilenlere ve hem size, Allah (ın azâbından) korkun diye tavsiye ettik” (Nisâ sûresi, âyet 131) buyurmuştur.

Allâhü Teâlâ katında takvâdan daha aziz, daha kıymetli şey yoktur. Sen de takvânın hakikatine ermek için bütün gayretinle çalışmalısın.

Resûl-i Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimiz Muâz bin Cebel’e (r.a.) buyurdu ki:

“Size şunları tavsiye ediyorum:

Takvâ sâhibi olun.

Doğru sözlü, ahde (verdiğiniz söze) vefâlı olun, emânetlere riâyet edin.

İnsanlara zulmetmeyin.

Komşu hakkına riâyet edin.

Yetime merhamet edin.

Sözünüz yumuşak olsun.

Selâmı yayın.

Ameliniz güzel, dünya emelleriniz kısa olsun.

Îmânınızı koruyun ve Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup onunla amel edin.”

Hazret-i Ebûbekr-i Sıddîk’ın: “Muhakkak ben bir harama düşerim korkusuyla elbette helâlden yetmiş kapıyı terk ederim” sözü takvânın en güzelini bildirmektedir.

Resûl-i Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdu: “Ya Ali, kim helâlinden yerse dîninde ihlaslı olur, kalbi incelir, Allah korkusundan gözlerinden yaşlar akar. Duâsı(nın önünde) perde olmaz; yani duâsı kabul olunur. Kim şüpheli şeyleri yerse dininde şüpheye, düşer, kalbi katılaşır, imanı zayıflar, duâsı kabul olunmaz. İbâdeti az olur.

(Hâdimî, Eyyühe’l-Veled Şerhi)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

İmâm-ı A‘zam ’ın Takvası

Posted by Site - Yönetici Aralık 2, 2016

imam-i-azam-in-takvasi

İmâm-ı A‘zam ’ın Takvası

İmâm-ı A‘zam (r.a.) hazretlerinin bir Mecûsî’den alacağı vardı, onu istemek üzere evine gitti. Borçlunun kapısına vardığında ayakkabısına necaset bulaştı. Onu silkeleyince bir parçası Mecûsî’nin evinin duvarına yapıştı. İmâm-ı A‘zam (r.a.) “Eğer şunu bırakırsam Mecûsî’nin duvarını çirkinleştirmiş olacak, kazımış olsam duvardan az da olsa toprak dökülecek” diye düşünüp kapıyı çaldı. Mecûsî çıktı, borcunu istemek için geldiğini zannederek mazeretler söylemeye başladı.

İmâm-ı A‘zam hazretleri ‘bundan daha mühim bir iş için buradayım’ deyip duvarın kirlendiğini bildirip ‘nasıl temizleyelim’ diye sordu.

Mecûsî:

Ben önce nefsimi temizlemekle işe başlıyorum” deyip hemen orada Müslüman oldu.

(Mir’atü’l-Hâmidîn)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İmam-ı Azam | Leave a Comment »

TAKVÂ: KÜFÜRDEN İMANA, İSYANDAN İTAATE GAFLETTEN ZİKRE DÖNMEKTİR

Posted by Site - Yönetici Aralık 9, 2015

Takvâ, lügatte “korumak, muhâfaza etmek” mânâsına gelir. Takvâ, dinde

TAKVÂ: KÜFÜRDEN İMANA, İSYANDAN İTAATE GAFLETTEN ZİKRE DÖNMEKTİR

Takvâ, lügatte “korumak, muhâfaza etmek” mânâsına gelir. Takvâ, dinde zarar vereceğinden korkulan her şeyden kaçınmak demektir.

Hucurât sûresi, 13. Âyet-i Kerîme’de meâlen; “…Allah katında en ekreminiz (itibarlınız) en takvâlınızdır…” buyurulmuştur. İnsanın melekler üzerine fazileti ancak takvâ sebebiyledir. İnsanın terakkî edip Allâhü Teâlâ katında derecesinin yükselmesi takvâ iledir.

İmâm-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: “…Takvâya riâyet, İslâm dîninde en mühim bir esastır. Dinin en zarûrî sayılan işleri arasındadır. Esâsı haramlardan kaçınmak olan takvânın tam yapılabilmesi mubahların fazlasından kaçınıp zarûrî miktarı ile yetinmekle olur. Nefsin dizgini mubahları işlemekte serbest bırakılırsa nefis şüpheli olanlara girer. Şüpheli olanlar ise harama yakındır.

Takvânın elde edilmesi için bütün haramlardan ve haram şübhesi bulunan helâllerden, yani tahrimen mekruh olanlardan kaçınmak lâzımdır.

Bunlar gösteriyor ki takvalı olabilmek için korunulması lâzım gelen günahları, tehlikeleri bilmek lâzım gelir. İlim olmadan takva olamaz. Nitekim Fâtır sûresi, 28. âyette şöyle buyurulmuştur: “..Fakat Allah korkusunu, Allah saygısını kulları içinden ancak âlimler duyar – ancak Allâh’ı bilenler o saygıyı hissederler…

Resûlullah sallallahü aleyhi vesellem buyurdular:

Her kimi insanların en şereflisi olmak sevindirirse takvâ sahibi olsun.”

“Ey İnsanlar! İnsanlar iki kısımdır:

Biri mü’min, müttakî, Allah yanında kerîm,

Biri de fâcir, şakî, Allah yanında hakîr; değersiz.

İbn-i Abbas’tan (r. anhümâ) da şöyle rivâyet olunmuştur:

Dünyanın keremi zenginlik, âhiretin keremi takvâdır. Şübhe yok ki Allah sizi ve her yaptığınızı bilir ve halinizin iç yüzünden de haberdardır. Hâlis mü’min ile fâsık âhirette Hakk’ın huzurunda seçileceklerdir.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

TAKVA – Takvanın Mükâfatı

Posted by Site - Yönetici Mayıs 12, 2015

15 - 1 (4)

TAKVA – Takvanın Mükâfatı

Takva, Allah korkusu ve helal gıda ile alakalı çok keyifli ve derin bilgiler içeren bilgilere göz atmanızı istiyoruz. Takva ile amel eden sitenin özünü teşkil eden malumatlar.

Takva lügatte: Nefsi, korkulan şeyden muhafazaya almaktır. Şeriatte ise: (حفظ النفس عما يؤثم ) Nefsi, günaha götüren şeyden korumaktır. Bu koruma haramları terk ile olur. Bazı mübahları terk ile de tamam olur. [1]

Takvanın üç derecesi vardır.

Bu hususta ÜSTAZIM Ebul Faruk hz.leri şöyle buyurmuşlardır:

“İttika:
1- İman ile küfürden,
2- İbadet ile isyandan,
3- Füyûzât ve rabıta ile gafletten kurtulmaktır…”[2]

Takvanın lüzumu

يا أيها الذين آمنوا اتقوا الله حق تقاته ولا تموتن إلا وأنتم مسلمون)) “Ey iman şerefiyle müşerref olan ehli iman. Allah’a nasıl korKmak gerekse öyle korKnun, hakkıyla müttekı olun ve her halde Müslim olarak can verin”.[3]

Denilmiştir ki: Eğer sana biri, “Allah’tan korkuyor musun?” diye sual ederse, sakın cevap verme, sus. Çünkü “evet” dersen, yalan konuşmuş; “hayır” dersen küfre girmiş olursun.[4] Cenab-ı Hakk’tan hakkıyla korkmak elbette mümkün değildir.
Bu ayet-i kerime nâzil olduğu zaman Eshab-ı Kiram o kadar çok ibadete sarılmışlar ki, kesreti ibadetten ayakları şişmiş, alınlarının derileri soyulmuştur. Bunun üzerine (فاتقوا الله ما استطعتم) [5] emri nazil olmuş ve bir önceki hüküm değişmiştir.[6]

Sıddıkların korkusu; her düşünce ve harekette, kötü akıbetten korkmaktır.[7]

Peygamber Efendimiz اتق الله في عسرك ويسرك )) “Darlıkta ve varlıkta Allah’tan sakın”[8] buyurmuşlardır.

İmam-ı Rabbani hazretleri de bir mektubunda vera’ ve takva hususunda şöyle buyurmaktadır: “Necâtın yolu ikidir. Emirlere imtisal ve nehîlerden kaçınmak. Bu iki yoldan en mühimi kendisine vera’ ve takva denilen ikinci yoldur.
Haramlardan kaçınmak da iki türlüdür. Birinci kısmı, yalnız Allahü Teala’nın haklarına taalluk eden. İkinci kısmı insanların ve mahlukâtın haklarına taalluk eden günahlardan kaçınmaktır. İkinci kısmı daha mühimdir. Çünkü Hz. Allah hiç bir şeye muhtaç değildir ve çok merhametlidir. Kullar ise, pek çok şeye muhtaç oldukları gibi, hasis ve alçaktır” [9]

Nefis üzerinde dört şey galiptir.

1- Maddi ve manevi gevşeklik,
2- (azaptan) emin olmak,
3- ibadete karşı tembellik,
4- şehvetlere karşı meyl.
Bunların ilacı ise Allah korkusudur.[10] Çünkü korku, Allah’ın bir kamçısıdır ki, Cenab-ı Hak, kapısından sapanları, onunla takviye eder.[11]

Yine ÜSTAZIM Ebul Faruk Hz.leri:
Vera’ ve takva cüz’üne riâyet ehemm-i mehâmm-i islamiyedendir. Bu riayetin medarı, meharimden içtinap üzeredir. Meharimden ber vech-i kemal içtinâb da, füduli mübâhâttan içtinâba ve zaruret miktarıyla iktifaya vâbestedir. Zira mübâhâtın irtikâbında vakı’ müsâmaha, umur-i müştebiheye îsâl eder. Müştebihât ise harama karîptir. Kemal-i vera’ ve takvanın husulünde, mübâhâttan zaruret miktarı iktifa lâbüddür. O dahi kulluk vezâifini eda niyyeti ile meşruttur. Fudul-i mübâhâttan bilkülliye içtinâp her vakitte, ale’l-husus bu vakitte nâdiril vuku’ ve azizi’l-vücuddur”, buyurmuşlardır.[12]

Takvanın mükâfatı

Allah’tan korkmanın kazandırdığı dört büyük nimet vardır.
1- Takva,
2- vera’,
3- mübâdere
4- içtihad.

Takva: Nefsi, günaha götüren şeyden korumaktır.[13] Vera’: Dünyadan yüz çevirmek; mübadere: Sür’atle hizmet ve vazifelere başlayıp devam etmek[14] içtihad ise: Allah’a kul olmakta, bütün gayretini ortaya koymaktır.[15]

Cenab-ı Hak takva sahiplerine bahşedeceği nimetleri şöyle beyan buyurmaktadır:

( يا الذين آمنوا إن تتقوا الله يجعل لكم فرقاناً ويكفر عنكم سيآتكم ويغفر لكم والله ذو الفضل العظيم )Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkarsanız, O, size iyi ve kötüyü ayırt edecek (bir ma’rifet ve nur) verir, suçlarınızı örter, sizi bağışlar. Allah büyük lutf-u inâyet sahibidir”[16]

Amma, kim Rabbinin makamından korktu, nefsini heva (ve hevesin)den alıkoyduysa, işte muhakkak ki cennet onun varacağı yerin ta kendisidir.”[17]
Hadis-i Kudside: “İzzetim ve celalim hakkı için, bir kulda iki korku ve iki emniyet bir araya gelmez. Kul, dünyada benden korktuğu zaman, ben onu kıyamet gününde azabımdan emin kılarım. Dünyada benim azabımdan emin olduğu zaman, kıyamet günü onu (azabım ile) korkuturum[18]

Cebrail A.S, Allah korkusundan dolayı, dünyadayken ağlayan kimseler hakkında, hesap günü şöyle nida eder: “Dikkat edin. Muhakkak ki fülan, Allah korkusundan ıslanan bir kirpik sebebiyle kurtuldu.”[19]
Peygamber Efendimiz de müttekı kimse hakkında şu müjdeleri vermektedir:
(من ذكر الله ففاضت عيناه من خشية الله ختي يصيب الأرض من دموعه لم يعذبه الله يوم القيامة) “Kim Allah’ı zikreder de Allah korkusundan dolayı gözleri yaş döker ve o yaşlardan yere düşer ise, Allah o kimseyi kıyamet gününde azaba uğratmaz.”[20]
(كل عين باكية يوم القيامة إلا عيناً غضت عن محارم الله تعالي وعيناً سهرت في سبيل الله وعينا خرج منها مثل رئس الذباب من خشية الله تعالي ) “Allah’ın haram kıldığı şeyler(e nazar etmek)ten kapanan gözden, Allah yolunda (ibadet için) uyanık duran gözden, Allah korkusundan dolayı sinek başı misli yaş çıkan (ağlayan) gözden başka her göz kıyamet günü ağlayıcıdır.”[21]

İsa bin Yunus rh. İmam Âzam hazretlerinin takvası hakkında şöyle buyurmuştur: “İmam-ı Âzam hazretlerinin ilk ictihadı Allah Teâlaya zerre kadar isyan etmemek ve şer’an muhterem olan şeylere kemâ yenbeğı ta’zîm eylemek hususlarına masruf idi….Ve bir meselede kendilerine işkâl vâkı’ olunca ashabına derdi ki: “Ancak ihdas ettiğim bir günahtan nâşi, bana bu yolda iştibah ârız oldu.” Hatta bazen abdest alarak iki rek’at namaz kıldıktan sonra istiğfâr ederdi ve bihikmetillahi Teâla mes’ele-i müşkile bis’sühüle hal olurdu. Ve bunun üzerine: “Sevindim! Çünkü tevbemin kabul olunduğuna bir emâre hasıl oldu” buyururdu.”[22] buyurdular.

Şerife Şevval Kardelen

Dipnotlar :

[1] Rağib, Müfredât s.881 Daru’l-Kalem 1.Baskı Dımışk 1992
[2] Ali Erol Hatıratım 2 s.92
[3] Âli İmrân 102
[4] Nüzhetül Mecalis c.2 s.36
[5] Teğâbün 16
[6] Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili c.2 s.1153 Eser Neşriyat
[7] Abdülaziz Deyrânî, c.1 s.155-156 Süheyl ibn-i Abdullah R.A’ın sözleri.
[8] Münavi, Feyzü’l- Kadir c.1 s.119 Darul Hadis Kahire
[9] İmam-ı Rabbanî, Mehtubat-ı Şerife c. 1 Mektup 76
[10] Abdülaziz Deyrânî, c.1 s.138
[11] Abdülaziz Deyrânî, c.1 s.137
[12] Mektuplar ve Bazı Mesâili Mühimme s.180, Ali Erol hatıratım 2 s.125
[13] Rağıb, Müfredat s.881
[14] Muhammed Salahî, Kamus-u Osmani
[15] Abdülaziz Deyrânî, c.1 s.138
[16] Enfâl 29
[17] Naziât 40-41
[18] Levakıhul Envar s.564
[19] Nüzhetül Mecalis c.2 s.36
[20] Münavi, Feyzü’l-Kadir c.6 s.128 Darul Hadis Kahire
[21] Münavi, c.5 s.27
[22] İsmail Hakkı Manastırlı, Mevâhibü’r-Rahman fi Menâkıbi’l-İmam ebi Hanifetü’n-Numan s.126-127
Derseadet 131

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

Modern Takva Diye Bir Şeymi Olur Ya‏

Posted by Site - Yönetici Nisan 28, 2015

Modern Takva Diye Bir Şeymi Olur Ya‏

Modern Takva Diye Bir Şeymi Olur Ya‏

Ayy, kapalılık sana çok yakışıyor. Bence kapanmalısın

Bu cümle problemli. Hemde öyle böyle değil. Tesettürün amacını tamamiyle ortadan kaldırabilecek kadar güçlü bir cümle.

İsterseniz tesettür ayetlerini tekrar bi hatırlayalım:

Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.Zinet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar” (Nur Suresi:31)

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu onların tanınıp, kendilerine sarkıntılık edilmemesi için daha uygundur. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir” (Ahzab Suresi:59)

Şimdi şöyle bir bakalım. “Zinet yerlerini açmasınlar” diye buyurulandan maksat “Zinet yerlerini açmadan zinetlerini takınsınlar” anlamına gelmiyor. Ama ne yazık ki sürekli çevremizde bunu görmekteyiz.

İslamiyeti ortadan kaldırma amacında olan zihniyet “Tesettür giyim“, “Tesettürde moda“, “Modern kapalılık” adı altında islami tesettürün değerlerini gidermeyi çok iyi başardı. Önce amaç tesettürü kökünden kaldırmaktı.

Bunu başaramadılar. Sistematik çalışmaya başladılar. Ve bu çalışmalarında gerçekten başarıyı elde ettiler görünüre bakılırsa. Yavaş yavaş, kaleyi içten fethetme taktiği ile. Önce başörtüler kısaltıldı, küçültüldü, sonra iğneler atıldı, boğazlar açıldı, ardından etekler kısaltıldı. Pardesüler kalıplaştı.

Tesettür niyetiyle kullanılan pardesüler oturtmalı model hallerine getirildi. İç kıyafeti olan elbiselerden hiç bir farkları almadı. Tesettürün gerçek manasını bilenler sonunda bol kıyafet diye çareyiferacede buldu. Ve onada el attılar. Feraceler bile üslendi, pullandı, daraltıldı. Adıda “Moda” koyuldu. Modernliği göz ardı etmeden takva yaşanmaya başlandı güya. Bir başörtülüde, bir tesettürlüde modern olabilir fikri aşılandı. Sonuçta zinet yerleri yapışan bir kumaşla bile olsa örtülüydü.

Hadis-i Şerifte şöyle buyruluyor:

Cehennemliklerden kendilerini dünyada henüz görmediğim iki grup vardır: Biri, sığır kuyrukları gibi kırbaçlarla insanları döven bir topluluk. Diğeri, giyinmiş oldukları halde çıplak görünen ve öteki kadınları kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. İşte bu kadınlar cennete giremedikleri gibi, şu kadar uzak mesafeden hissedilen kokusunu bile alamazlar.

Giyinmiş oldukları halde çıplak görünenler” kim, bir düşünelim. Aklımıza ilk olarak dap dar kıyafet içindeki kızlar gelmiyor mu?

Sokakta gördüğümüz kapalı bir kız ile açık bir kız arasındaki tek fark başındaki kumaş parçası. Evet kumaş parçası diyip küçümsüyorum çünkü ayette kastedilen örtü o kumaş parçası değil. Saygı hakedecek bir kumaş parçası değil. Tamamen bütün ilgileri üzerine çeken renkler ile, mendil kadar küçük, saçtan başka hiçbir şeyi örtmeyen bir örtü tesettür örtüsü değildir! Ancak “yakıştığı için takılan” bir örtüdür.

Başörtü takma amacımız yakıştığı için değil, Cenabı Allah ayetinde emrettiği için olmalıdır. Ayet-i Kerimede bahsedildiği gibi kızlarımızın “tanınıp, kendilerine sarkıntılık edilmesini” engelleyemiyorsa örtüleri, işte ozaman örtülerinin hakkını eremiyorlardır.

Tabii ki bazen sarkıntılıkları engellemenin mümkün olmadığının bilincindeyiz. Ama kendi nefsimize bir sormamız gerekiyor: “Benim bu şekilde giyinme nedenim beğenilmek mi, yoksa Allahın rızası mı?

Eğer cevap Allahın rısazı ise şüphesiz ki giyimimizi ayete göre ayarlamımız gerektiğinin ve “modern takva” diye birşey olmadığının farkındayız dır.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kadın - Bayanlar İçin, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Tesettür, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 1 Comment »

Hikâye (verâ ve takva)

Posted by Site - Yönetici Şubat 17, 2013

dini hikayeler,karinca duasi,takva,vera,hikyevervetakva copy

Hikâye (verâ ve takva)

Bâyezîd-i Bestâmî hazretleri bir gün, Hemedân’dan Usfûr otunun tohomunu satın aldı.

Oradan ayrıldı. Bestâm’a geldiğinde, içinde iki karınca’nın olduğunu gördü. Yine Hemedân’a döndü.

O iki karıncayı tohumlan aldığı yere bıraktı.

İşte bu, verâ’ ve takvanın kemâlidir.

Bunun (bu hareketlerin) benzerleri bu zamanda görülmez. Bulunsa bile azın azıdırlar.

İnsanların çoğu, hatta velevki tasavvuf ehli olsalar bile, helâl ile haramın ve şüpheli şeylerin arasını tefrik etmiyorlar. Bundan dolayı görüldüğü gibi. din işleri sahipsiz ve garip oldu….

Allah bizleri ve sizleri yolun ortasına hidâyet buyursun. Muhakkak ki o velîdir ve muvaffakiyet vericidir.

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/219.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İSMAİL HAKKI BURSEVİ (k.s ) ÇEKTİGİ ÇİLELER !

Posted by Site - Yönetici Ocak 10, 2009

İSMAİL HAKKI BURSEVİ (k.s ) ÇEKTİGİ ÇİLELER !

İSMAİL HAKKI BURSEVİ (k.s ) ÇEKTİGİ ÇİLELER !

Kendisi şöyle anlatır :

Allahü Teala, adeti ilahiyyesi üzerine beni bulundugum dereceden daha yüksek bir dereceye yükseltti. Daha önce sahip olmadıgım bir meziyeti kalbime akıtarak, beni ilim ve irfan sahibi eyledi. Allahü Tealanın bu şekilde derecemi yükseltip , bana ilim ve irfan ihsan etmesi yedi senede meydana geldi. Fakat bu feyz ve yükseklige kavuşmak, başa gelen bela ve musibetlerin, meşakkatlerin acısını tatmaya baglı oldugundan, pek cok meşakkat ile karşılaştım.Bir taraftan diger tarafa, bır memleketten başka memlekete gitmek suretiyle çok meşakkat ve sıkıntılar çektim. Mihnet ve acı, insanı bulundugu mertebeden aşagı indirmez. Bilakis başa gelen bela ve musibeti kadere rıza ile karşılamak iyi akıbetlere vesile olur.

İlk önce yolculuk yaptıgım memleket Üsküp idi . Yedi sene sonra oradan Bursa’ya gittim. Yedi sene sonra Kıbrıs’a gitmem icap etti. Yedi sene sonra Harem-i şerife gittim. Yedi sene sonra Hicaz’a gittim. Orada çocuklarım vefat etti. Hac yolunda çok sıkıntılar çektim. Hatta kıymetli kitaplarım ve eşyalarımın hepsi elimden gitti. Eşkıya tamamını yaktı. Çölde ölümle yüz yüze geldim.Herşeyden ümidimi kesip ölümü beklemeye başladıgım anda Hızır Aleyhisselam geldi ve beni çölden kurtardı. Bu sırada bana manevi derecelerden tevhid-i ef’al, tevhid-i sıfat ve tevhid-i zat makamları verildiBütün bunlar karşısında ilahi emre boyun egdim. Yedi sene sonra Ebu Yümn’ün kabrini ziyaret maksadı ile dogum yerim olan Aydos’a gittim. Yedi sene sonra ikinci defa olarak hacca gittim. Yedi sene sonra Bursa’dan Şam’a gitmem emrolundu. Bütün akrabalarımdan uzak kaldım.

İşte bir çok musibet ve çilelerle geçirdigim bu yollar kırk seneyi geçiyor. Allahü Teala diledigini yapar. Kimse O’na bunu niçin böyle yaptın diye soramaz. Karşılaştıgım ve çektigim bu sıkıntılar, tamamen manevi işaretlerle meydana gelmiştir. Güzel akıbet, ancak Allahü Teala’nın fermanı üzere meydana gelendir. Resülüllah Efendimiz ; ‘’ Benim çektigim sıkıntıyı hiçbir Peygamber çekmemiştir ‘’ buyurmuştur. İnsana gelen bela ve sıkıntılar, kalbi aydınlatır. Bela ve musibet zamanında tecelli-i ilahi meydana geldigi için kalb genişler. Bütün bunlardan dolayı en şiddetli meşekkat, Peygamberler hakkında meydana gelmiştir. Onlarınkinden daha hafifi evliyada görülür. Bu itibarla büyük zatlar hep meşekkat ve sıkıntı çekmişlerdir. Resülüllah Efendimiz kendisine çok eziyet ve sıkıntı veren kavmi hakkında ; ‘’ İlahi ! Kavmime hidayet eyle. Çünkü onlar bilmiyorlar.’’ Buyurarak hidayetleri için dua ettiler.

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Evliyalar, Güncel, Gündem, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik, İslam Alimleri | Etiketler: | 1 Comment »

Takva nedir ?

Posted by Site - Yönetici Nisan 7, 2008

Takva nedir ,Tesbih duasi

TAKVA NEDİR ?

Takva, lügatte “korumak, muhafaza etmek” manasına gelir. Kur’an-ı Kerim’ de takva üç manada kullanılmaktadır:

1- İttekullah “ Allah’ tan korkun” ayetindeki haşyet(korku) manasınadır.

2- “Ey iman edenler, Allah’ tan hakkıyla ittika ediniz.”(Al-i İmran,102) ayetinde taat manasına olup “Allahü teala’ ya hakkıyla ibadet ediniz” demektir.

3- “Allah’a ve Resul’üne itaat eden ve Allah’tan haşyet eden(korkan) ve ondan ittika eden (ona sığınan) kimseler yok mu? İşte onlardır fevz ve necat bulanlar, kurtuluşa erenler.” (Nur, 52) ayet-i kerimesinde “kalbin günahlardan temizlenmiş olması” demektir.

Hulasa; takva, dinde zarar vereceğinden korkulan her şeyden kaçınmak demektir. Takvanın üç mertebesi vardır:

1-Şirk ve küfürden beri(uzak) olmakla ebedi azaptan korunmaktır.

2-Yapılması veya terk edilmesi haram veya tahrimen mekruh olan şeylerden küçük günah bile olsa korunmaktır. Takva denince bu akla gelir. Harama götürme ihtimali bulunan her şey de bu kısma dâhildir.

3-Kalbini Allah’ü Teala’ dan meşgul eden her şeyden korumaktır.

Takva, İmanın ziyneti ve Allah’ü Teala yanında terakki edip yücelmenin merdivenidir. Kur’an-ı Kerim’ de mealen; “Allah katında en ekreminiz (itibarlınız) en takvalınızdır.” (Hucurat,13) buyrulmuştur. “İnsanın melekler üzerine fazileti ancak takva sebebiyledir. İnsanın terakki edip Allahü teala katında derecesinin yükselmesi takva iledir.

Vera ve Takvaya riayet, İslam dininde mühimlerin en mühimidir. Dinin en zaruri sayılan işler arasındadır. Esası haramlardan kaçınmak olan vera’ ve takvanın tam manası ile yapılabilmesi mubahların fazlasından kaçınıp zaruri miktarı ile yetinmekle olur. Nefsin dizgini mubahları işlemekte sanılırsa nefis şüpheli olanlara girer. Şüpheli olanlar ise harama yakındır.” (Mektubat-ı İmam-ı Rabbani)

Bir Hadis :

Allah korkusu her hikmetin başıdır.Vera (şüpheli şeylerden kaçınmak) amellerin efendisidir.” (Hadis-i Şerif, Kuzai, Şihabü-l-Ahbar)

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: