Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 20 Mar 2008

BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk…)

Posted by Site - Yönetici Mart 20, 2008

İngiliz ve Ermeniler 15 bin Mehmetçiği kör etmiş..

BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk…)

Birinci Dünya Savaşı”nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır”ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı”na hapsedildi.

Kampın tam adı, ”Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı” idi. Bu kampta, 1918”de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen”in 48. Alayı”na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu.

12Haziran 1920”ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, agır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar.

Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi…

Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler”in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti.

Çözüm toplu katliamdı… Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı…

Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM”de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır”da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM”nin teşebbüse geçmesini istediler.

Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti.

Ama onlar unutmuyorlar…

Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması…

ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Osmanlı Tarihi, Tarih, Tavsiyeler, Türkiye | 1 Comment »

HAYATIN KÜÇÜK SIRLARI

Posted by Site - Yönetici Mart 20, 2008

20120603_194237 copy.jpg67

HAYATIN KÜÇÜK SIRLARI

Bol bol gülümse! Hem maliyeti sıfırdır, hem de bedeline paha biçilmez!
Cesur ol! Değilsen bile öyle davran!
İnsanlara adları ile hitap et!
Ayrıntı profesörü olma!
İlk intibalarına güvenme!
Arkadaşına borç verirken ihtiyatlı davran! İkisini de kaybedebilirsin!
Kaybedecek hiçbirşeyi kalmamışlardan uzak dur!
Kimse ile köprüleri atma!
Büyük söz ver ama, yerine de getir!
Hayatın her zaman adil olmasını bekleme!
Hüküm vermeden önce her iki tarafı da dinle!
Zarif ol! Kimseyi bile bile kendinden soğutma!
Birine “Seni seviyorum!” deme fırsatını kaçırma!
Sana yardımcı olanlara minnet duy!
Önceliklerini iyi tâyin et!
Zamanı ve sözleri dikkatli kullan! Geri alınamaz!
Güzel giyin; insanlar giyindikleriyle karşılanır!
Geniş ol! Şükret!
Verdiğin nasihatların tersi davranışlardan sakın!
Başladığın her işi bitir!
Kimsenin sözünü kesme!
Seni ziyarete gelenleri ayakta karşıla!
Az tanıdığın birine rastladığında elini uzat ve adını söyle! Seni hatırlamayabilir!
Telefonu güvenli ve dinamik bir sesle aç!
Ölmeden önce kendine bir mezar yeri satın al ve sık sık oraya git!
Keşke yerine, bir dahaki sefere demeyi dene!
Devamlı, “Ben dürüstüm!” diyenden şüphelen!
İş bitmeden, aslâ ödemenin tamamını yapma!
Biri sana sarıldığında önce onun kollarını gevşetmesini bekle!
Karnın açken yiyecek-içecek alış-verişine çıkma!
Ölüm-kalım dışında hiçbirşey göründüğü kadar önemli değildir!
Bir insanın en derin duygusal ihtiyacı, takdir edildiğini hissetmesidir!
Başka bir iş ayarlayıncaya kadar istifa etme!
İyi bir avukat ve tesisatçıyla ahbap ol!
Dinlemeyi öğren! Bazı fırsatlar kapıyı hafif tıklatır!
Büyük düşün ama, küçük zevklerin de tadına var! Rahatla!
Kredi kartlarını, kredisi için değil, kolaylığı için kullan!

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Düşündüren Sözler, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, İlginç | Leave a Comment »

RESULÜLLAH’IN (S.A.V.) KÂİNATI ŞEREFLENDİRDİKLERİ EV

Posted by Site - Yönetici Mart 20, 2008

Peygamberimizin evi,hz muhammedin evi mekke.

RESULÜLLAH’IN (S.A.V.) KÂİNATI ŞEREFLENDİRDİKLERİ EV

“Şanım hakkı için size kendinizden gayet izzetli bir resul geldi ki, zorlanmanız ona ağır gelir. Üstünüze hırs ile titrer. Mü’minlere rauf (pek şefkatli) dir, rahim (fıtraten pek ziyade merhametli)dir.” (Tevbe süresi, ayet 128)

RESULÜLLAH’IN (S.A.V.) KÂİNATI ŞEREFLENDİRDİKLERİ EV

Hz. Fahr-i Kâinat Mekke’de Dar-üt-Tebabia namiyle maruf olan evde dünyaya gelmiştir. Bu saadethane Mekke-i Mükerreme’nin doğusunda Şuub-i Beni Haşim ve Zükak-ul-Mevlid denilen caddede, Sukulleyl adındaki çarşıdadır.

Burada her sene ulema ve Mekke eşrafı rebiülevvelin on ikinci gecesi akşam namazından sonra meşaleler, kandiller yakarak Mescidü’l-Haram’dan çıkarlar ve hane-i saadete gelerek zikir ve tehlil eyledikten sonra Harem-i Şerif’e dönerlerdi. Avdette Makam-ı Şafii arkasında saf bağlayıp Zat-ı Hilafetpenahi hakkında dualar kıraat olunur ve yatsı namazını müteakip herkes yerli yerine gider.

Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) hicretlerinde bu evi; Ukeyl ibn-i Ebi Talib’e vermişlerdi. Ukeyl’in ahfadı da Haccac’ın kardeşi Muhammet Bin Yusuf-üs-Sakafi’ye satmış o da evine ilave etmiş idi.

Sonradan Abbasi halifelerinden Harün-ür-Reşid’in annesi ve bir rivayette hanımı Zübeyde’ye temlik ederek mescit heyetinde yenilemiş ve hicri 340 senesinde Ali ibn-i Muzib ve hicri altıncı asırda Nasır Abbas taraflarından tamir olunarak, Mevlid-in-Nebi diye isim verilmiştir.

Bu mescid hicri 964 senesinde Kanuni Sultan Süleyman tarafından tecdit edildiği gibi ikinci Sultan Mahmud zamanında da pencereleriyle kapı perdeleri yaptırılarak lüzumu kadar mefruşat da gönderilmiş ve bunun için öd, anber ve misk bahası olarak Evkaftan kâfi para tahsis edilmiştir.

İkinci Abdülhamit Hanın devrinde a’la sac ağacından yapılmış gayet sanatkarane bir şebeke ve bunun içinde bir sanduka ve sandukanın üzerinde sırma işlemeli yeşil atlastan bir örtü konulmuş ve kubbesinin iç ve dışı fevkalade tezyin edilerek üç tulani dolaptan ibaret olan pencerelerin perdeleri yenilenmiştir.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Muhammed ( s.a.v ) | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: