Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 17 Mar 2008

BİR MEHMETÇİK VE BİR FRANSIZ…

Posted by Site - Yönetici Mart 17, 2008

canakkale savaslari,

BİR MEHMETÇİK VE BİR FRANSIZ…

GENERAL GURO

Çanakkale Savaşları’nda, Fransız kuvvetleri’nin zayiatı, 3 zırhlı savaş gemisi, 2 muhrip, 5 denizaltı, 3 mayın gemisidir. İnsan kaybı da 47.000 kişi olmuştur.

1921 yılında Çanakkale, İngiliz ve Fransızların işgalinde iken, o tarihte savaş ölülerini tespit etmeğe başlamışlar. 1926’da İngilizler, 1930’da ise Fransızlar anıt ve mezarlarının inşasını tamamlamışlardı.

Fransız, anıt ve mezarı, Morto Koyu’na bakan yamaç üzerine kurulmuş, burada 2236 harp ölüsünün adları yazılı plâkalar tanzim edilmiştir. Üzerlerinde “Fransa için öldüler” yazılıdır. Bu Fransızca cümleyi okuyanların aklına hemen niçin Fransa için burada öldüler sorusu gelir! Bunların arkasında her biri 3000 ölüyü temsil eden 4 mezar ve bunların ortasında Fransız Abidesi yükselir. Bu anıt ve mezarlık. İngilizlerden dört yıl sonra bitirilmiş ve Çanakkale’de ölen bütün Fransızlar adına yapılmıştır.

Bundan dolayı da üzerinde – Fransa’nın çocukları – yazılıdır. Bir saat kulesi şeklinde yapılmış olup üzerinde savaşa katılmış kara ve deniz birliklerinin adları ve Milli Şairleri Victor Hugo’nun şiirleri yer alır.

Şimdi biz, 1930 yılına uzanalım. Bir abidenin açılış töreni yapılıyor.. Fransa dan yüzlerce insan törene katılmak için gelmişler.. 3 vapur Morto Koyuna durmadan ziyaretçi boşaltıyor… Bu ziyaretçilerin içinde, 1915’te Çanakkale Savaşı’na katılmış, bu savaşlar sırasında kolundan bacağından çok ciddi yaralar almış, General Guro’da var.

Nihayet açılış töreni bitiyor ve emekli Fransız General Guro yanındakilere:

“Türk askerinin abidesini de ziyaret etmek isterim” diyor. Etrafındakiler o zaman mevcut olmayan muhteşem bir abidenin hasreti içinde kıvranıyorlar.. Ama Arıburnu tepesine “Mehmet Çavuş” ismi ile dikilmiş 3 metrelik bir taş yığını var.. Tutup General Guro’yu bu küçücük anıtın dibine götürüyorlar.. Guro kendileri ile çarpıştığı insanlar önünde – bacağını ve kolunun bir kısmını kaybetmiş olmasına rağmen – büyük bir ihtiram vakfesinde bulunuyor… Sonra etrafındakilere dönerek şunları söylüyor:

“Efendiler!.. Türk askeri ender bulunan bir insandır. Size bu konuda hala içinde taptaze, canlı duran bir hatırayı anlatmak isterim…

Bir sabah günün ilk ışıkları ile birlikte Türklerle süngü savaşına başlamıştık. Savaşta Türkler çok ama çok mahirdi. Kendileri ile başa çıkmak imkânsızdı.. Süngü çarpışmamız, fasılalı şekilde akşam geç vakte kadar devam etti. Ortalık kararınca Türklerle anlaşma yaptık. Harp sahasında gezecek ve yaralılarımızı toplayacaktık. Bizim askerler sedyelerle harp sahasına çıktıkları zaman bende aralarına katılmıştım. Bir ara kucağındaki yaralıyı, gömleğinden yırttığı bez parçaları ile tedaviye çalışan bir Türk askerine rastladım.. Akşamın karanlığında, değme ressamın fırçasından çıkmayacak bir tablo karşısında idim.. Uzun müddet seyrettiğim bu tablodaki Türk askeri, kendi yaralarına yerden avuçla aldığı toprakları bastırıyordu… Kucağındaki yaralı için ise durmadan gömleğinden yırtmakla meşgul idi..”

General Guro’yu, sahilden Mehmet Çavuş abidesinin önüne kadar sırtında taşıyarak çıkaran Türk gemisinin kaptanı Şefik Bey, bundan sonrasını bakın nasıl naklediyor…

“Bu sözlerden sonra Fransız Generali etrafındakilere döndü ve âdeta bağırarak dedi ki:” Efendiler kendi yarasına toprak bastırdığı hâlde kucağındaki yaralı için gömleğinin parçalarını koparan bu kahraman asil askerin kucağındaki yaralı kimdi biliyor musunuz? Herkes susmuş, yarı korku yarı endişe dolu nazarlarla emekli ve alil Fransız generaline bakıyordu. Guro, göz kenarlarında birikmiş olan yaşları buruşuk derili elleri ile silerken; fısıltı hâlinde seslendi… Türk askerinin kucağındaki yaralı bir Fransız askeri idi efendiler! Bir Fransız askeri!..”

General Guro yere çöktü; sağlâm elini yüzüne kapattı. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Bizde ağlıyorduk…”

Çanakkale savaş menkıbeleri 66-168

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Osmanlılar, Tarih, Tavsiyeler, Türkiye, İlginç | 1 Comment »

Buğday tanesi

Posted by Site - Yönetici Mart 17, 2008

Buğday Tanesi,Adem aleyhisselam,Adem a.s.jpg

Buğday Tanesi

Allah- u Teala ,Adem a.s.ı yeryüzüne indirince; Mikail a.s. kendisine bir buğday tanesi getirip:´Bu senin ve evladının rızkıdır. Tarlayı sür tohumunu ek´buyurdu.

Adem a.s, dan Idris a.s. zamanına kadar ki O;(Adem a.s.in 5ci Göbekten torunudur) Tohum Devekuşu büyüklüğünde idi.

Insanlar küfre düşünce,tavuk yumurtası kadar küçüldü,sonra Güvercin yumurtası kadar,sonra Fındık kadar küçüldü.

Üzeyir a.s. zamanında ise ,Nohut tanesi kadardıç

Günahlar çoğaldikca,yaygınlaştıkca,bereket kalktığı için bugünkü haline geldi.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, İbretlik, İlginç | Leave a Comment »

BESMELE-i SERiFE

Posted by Site - Yönetici Mart 17, 2008

Bismillahirrahmenirrahim,besmelegoynembismillahbismillahirrahmanirrahimbesmele

BESMELE-i SERiFE

Efendimiz S.A.V. hazretleri söyle buyurdular;

Semaya ciktigim mirac gecesinde,bana cennetlerin hepsi arz olundu.

Orada 4 nehir gördüm

1-SU Nehri

2-Süt Nehri

3-CENNET SARABI (dünya sarabi degil ,alkollu icecek hic degil ,SARAB;icecek demektir ,cennete mahsus bir icecek)

4- BAL Nehri

Dedimki

-´´Ey Cebrail bu nehirler nereden kaynayip cikiyor ve nereye akiyorlar?´´

Cebrail a.s.

-´´Bunlarin nereden kaynayip,nereye aktigini bende bilmiyorum:Kevser havuzunun basina git.

Orada Rabbine dua et,onlarin kaynayip aktigi yerleri sana göstersin ve ögretsin.´´dedi

-Rabbimden istedim bir melek geldi bana selam verdi ve

-´´Ya Muhammed Mustafa s.a.v. gözlerini yum .´´dedi

Efendimiz s.a.v. hz.leri gözlerimi yumdum dedi.Sonra melek

-´´Gözlerini ac ´´dedi.

Bende actim birde baktimki,büyük bir agacin yanindayim.

Beyaz inciden bir Kubbe gördüm.Kubbenin kirmizi altindan büyük bir kapi ve kilidi vardi:

Dünyadaki bütün insan ve cinler bu kubbenin üzerine konsalardi,bir dagin üzerindeki kus kadar yer kaplarlardi.

Dört Nehrin bu Kubbenin altindan aktiklarini gördüm.Dönmek istedigim sirada melek bana.

-´´Neden Kubbenin icine girmiyorsun?´´dedi.Ben,ona:

-´´Nasil gireyimki kapinin üzerinde kilit var.Anahtari da bende yok,´´dedim.Melek:

-´´Onun anahtari بسم الله الرحمن الرحيم

dir´´.dedi .Ben kapinnin kilidine yaklastim.Ve بسم الله الرحمن الرحيم dedim .Kilit kendiliginden aciliverdi.

Kubbeye girdim.Bu dört nehrin kubbenin dört kösesinde aktigini gördüm.

Kubbenin dört kösesinde بسم الله الرحمن الرحيم yaziliydi

SU nehri بسم الله nin ( م ) miminden akiyordu.

SÜT nehri الله nin ( ه ) he´sinden akiyordu

CENNET SARABI الرحمن in ( م ) miminden akiyordu

BAL nehri الرحيم in ( م ) miminden akiyordu.

Ben bu dört nehrin aslinin Besmele-i serife oldugunu anladim.

Cenab-i Allah bana söyle buyurdu:

-´´Ey Habibim Ahmed!Rasulum Muhammed!

Senin ümmetinden kimki riyadan uzak halis bir kalble

بسم الله الرحمن الرحيم derse ona bu Nehirlerden icirecegim.´´

Kaynak : Ruhulbeyan

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: