Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 10 Ara 2010

Peygamberimiz ve Ashab-ı kram – VAAZ – Seyfeddin Alkan Hocaefendi

Posted by Site - Yönetici Aralık 10, 2010

Peygamberimiz ve Ashab-ı kram – VAAZ – Seyfeddin Alkan Hocaefendi

Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye | 1 Comment »

Evliyânın Kerâmeti…

Posted by Site - Yönetici Aralık 10, 2010

Evliyanın Kerameti…

Evliyânın Kerâmeti…

“Kerâmet”, kelime olarak şeref mânâsınadır.

Tasavvuf ıstılâhında ise kerâmet, peygamberlik iddiâsı ile ilgisi olmaksızın iman ve amel-i sâlih sahibi bir kişide meydana gelen hârikulâde (âdetin üstünde, fevkalâde) hâldir.

Eğer kendisinden bu hâl zuhûr eden kimse, iman ve sâlih amel sahibi değilse, o hârikulâde hâl, istidrâc adını alır.

İstidrac, adım adım ilerlemek, basamak basamak yükselmek demektir. Şeytan, böyle sahtekârları bu gibi hâllerle adım adım daha derin bir uçuruma yuvarlamayı hedefler. Nihâyet Allâh’ın rahmetinden uzaklaştırıp gadabına yaklaştırır.

Peygamberlerden (aleyhimüsselâm) zuhûr eden hârikulâde hâllere de mûcize denir.(1)

Kerâmet, Cenâb-ı Hak’ın velî kuluna bir ikrâmıdır ve iki kısımdır:

1. Mânevî ve hakîki kerâmet ki, buna enfüsî kerâmet de denir. Bunlar; ilimde, irfanda, ahlâkta, ibâdette, tâatte, amelde, edepte, insanlıkta ve adamlıkta gösterilen üstün meziyetler, hasletler ve faziletlerdir.

Kısacası en büyük kerâmet, kişinin kötü huyları bırakıp, iyi ve güzel ahlâk sahibi olmasıdır.

2. Kevnî ve sûrî kerâmet. Buna âfâkî kerâmet de denilir. Meselâ uzun mesâfeyi kısa zamanda almak, az bir gıdayı çoğaltmak, su üzerinde yürümek, ateşte yanmamak ve saire gibi.

Nakşibendî ricâli bu nevi kerâmetlere ehemmiyet vermez; bunu, “çocukları uyutan haşhaşa veya onları eğlendiren oyuncaklara benzetirler.”(2) Hatta bazıları, “Kerâmet hayzu’r-ricâldir” demişlerdir. Yani kerâmeti, bir kadının ay hâli gibi görüp açığa çıkmasından hayâ etmişler, bununla meşgul olmamışlardır.

Bir velînin kemâlâtı ne derece yüksekse, kendisinden kerâmet de o nisbette az zuhûr eder. Binâenaleyh kerâmetin çok olması, o velînin büyüklüğünü göstermez.

Bir mü’minin velî olması için de, sûrî kerâmetinin olması şart değildir. Âlimler, hârika haller ortaya koymakla yükümlü olmadıkları gibi, evliyâ da kerâmetler gestermekle mükellef değillerdir. Zira velîlik, Allah Teâlâ’ya yakınlıktan ibarettir. Kerâmet de, mâsivâyı unuttuktan sonra, velî kuluna Cenâb-ı Hakk’ın bir ikrâmıdır.

Bir kimse düşünün ki, kendisine bu yakınlık ihsan edilmiş; fakat gaybla alâkalı hâller ve hâdiselere dair bilgiler verilmemiş…

İkinci bir kimse daha düşünün; ona da bu yakınlık verildiği gibi, gaybla ilgili hâller ve hâdiselere ait bilgiler de verilmiş…

Üçünçü bir kişi de vardır ki, kendisine bu yakınlıktan yana bir şey verilmemiş. Ama gizli hâller ve hâdiselerle ilgili bilgiler-haberler verilmiş…

İşte bu üçüncü kişi istidrac ehlindendir. Onun nefsinin sâfiyeti, kendisini gaybla alâkalı keşifler ve müşâhedelere bağlayıp dalâlete düşürmüştür. Kur’ân-ı Kerim’de onların bu hâline şöyle işâret edilmektedir:

“… Onlar kendilerinin bir şey (bir hakikat) üzerinde olduklarını sanırlar; dikkat ediniz, onlar gerçekten yalancılardır. Şeytan onları istilâ etti (tesiri altına aldı) de kendilerine Allâh’ı zikretmeyi unutturdu. İşte onlar, şeytanın fırkasıdırlar (yandaşıdırlar). Dikkat ediniz; şeytanın fırkası-takımı hüsranda olanlardır (kayıptadırlar).(3)

Evet, mâneviyat büyükleri kevnî ve sûrî kerâmetlere ehemmiyet vermezler. Izhârını da tasvib etmezler. Ancak halk, bu gibi hârikulâdeliklere pek meraklıdır ve çokça itibar eder. Nitekim kâilini bilmediğimiz bir şâirimiz diyor ki:

Şeyh uçmazsa kerâmetle eğer

Mürîd uçurur tâ be-kamer.(4)

**

ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN

.
DİPNOTLAR
 
(1) Seyyid Şerif Cürcânî, Ta‘rifât.
 
(2) Sülemî, Ebû Abdurrahman, Tabakâtü’s-Sûfiyye, Kahire, 1949, s. 418; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 158.
 
(3) K.K., Mücâdele sûresi 58/18-19; Mektubat-ı İmam-ı Rabbani., 2, 92.
 
(4) Tâ be-kamer: Ay’a kadar, demek.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Evliyalar, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: