Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 28 Ara 2010

İnşaallah Demenin Önemi

Posted by Site - Yönetici Aralık 28, 2010

İnşaallah Demenin Önemi

İnşaallah Demenin Önemi

İnşaallah Demenin Önemi

İnşaALLAH, ALLAHU teâlâ dilerse olur manasına bütün işlerini ALLAHU TEALA’nın dilemesine havale etmek için söylenen sözdür.

ALLAHU teâlânın huzurunda itaat edenlerden olmak için, her işte inşaALLAH demelidir! Hadis-i şerifte:

*İnsanlar için, inşaALLAH demekten daha faziletli itaat edicilik yoktur,buyuruldu.

(Şunu yapacağım) veya (Yarın şuraya gideceğim) denince de (İnşaALLAH) demelidir!

Bir kimse ile bir şey kararlaştırırken inşaALLAH denirse, sonradan o iş yerine getirilmezse, yalancı olunmaz. (Miftah-ül cenne)

Kesin işlerde de inşaALLAH denir. Mescid-i harama girileceğini ALLAHU teâlâ bildirdiği halde, inşaALLAH denmesini öğretmek için, (Mescid-i harama inşaALLAH gireceksiniz) buyurdu. (Feth 27)

İsmail aleyhisselamın:

*Babacığım, sana emredilen ne ise, onu yap! İnşaALLAH beni sabredicilerden bulursun,dediği de Kur’an-ı kerimde bildirilmektedir. (Saffat 102)

Peygamber efendimiz de, mezarlığa uğrayınca, ölüm muhakkak olduğu halde, ilâhi terbiye gereği olarak, (İnşaALLAH biz de size kavuşacağız) buyurdu. (Müslim)

Peygamber efendimiz, duasının kabul olacağını âyet-i kerimeye istinaden kesin olarak bildiği halde şöyle buyurdu:

*Her Peygamberin duası kabul olur. Her Peygamber, ümmeti için dünyada dua etti. Ben ise, Kıyamette ümmetime şefaat izni verilmesi için dua ediyorum. Duam inşaALLAH kabul olacak. Müşrik olmayanların hepsine şefaat edeceğim. [Müslim]

Hz. Süleyman’ın imtihanı

Kur’an-ı kerimde mealen;

*Biz Süleymanı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Daha sonra o, yine [Rabbine] döndü, buyurulmuştur. (Sad 34)

Fahreddin-i Razi hazretleri buyuruyor ki:

Süleyman aleyhisselam, bir gecede, zevcelerinin hepsini dolaşacağını, onlardan herbirinden birer erkek çocuk dünyaya geleceğini, Allah yolunda muharebe edeceklerini söyledi. Fakat, inşaALLAH demeyi unuttu. Sakat bir çocuk dünyaya geldi. Bunu götürüp, babasının tahtına bırakıverdiler. Hadis-i şerifte:

*Yemin ederim ki, Süleyman aleyhisselam inşaALLAH deseydi, dediği gibi olurdu, buyuruldu. (Buhari)

Resulullah efendimize; Ruh, Eshab-ı Kehf ve Zülkarneynden sorulunca; (Yarın gelin, haber vereyim) buyurmuş, inşaALLAH demeyi unutmuştu. Bu sebeple birkaç gün Resulullaha vahiy gelmedi. Sonra şu mealdeki âyet-i kerime nazil oldu:

*İnşaALLAH demeden hiçbir şeyi yarın yapacağım deme! [Kehf 23, 24]

Bu güzel yazıyı bize gönderen degerli ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 2 Comments »

Yemek Âdâbı

Posted by Site - Yönetici Aralık 28, 2010

Yemek Âdâbı

Yemek Âdâbı

Yemeğin âdâbına gelince, bu âdâbın bir kısmı misafirliğe yemeğe gitmekle, bir kısmı da misafire (yemek) ikram etmekle ilgilidir.

Yemek Davetine Katılmanın Âdâbı
İnsanların yemek zamanlarını gözetip o zamanda yemeğe gitmek sünnete aykırıdır. Bu bakımdan tam yemek zamanında bir eve girmek, ansızın girişten sayılır. Bu ise yasaklanmıştır.

Nitekim Allah Teâlâ şöyle demiştir:
Ey iman edenler, (rastgele) peygamber’in evlerine girmeyin. Ancak yemek için size izin verilir de girerseniz (erkenden gelip) yemeğin pişmesini beklemeyin. Çağrıldığınız zaman girin; yemeği yeyince dağılın, söze dalmayın. (Ahzâb/53)
Ayette geçen ‘Onun kabını (yemeğini) beklemeksizin’ ifadesi; ‘yemeğin ne zaman pişeceğini beklemeyin’ demektir.

Nitekim Hz. Peygamber şöyle demiştir:
Çağırılmadığı bir yemeğe giden kimse, fâsık olarak gitmiş ve haram yemiş olur.38
Yemek zamanını gözetmeden girip de onların yemeklerine tesadüf ettiği takdirde, kendisine izin verilmeden yememesi gerekir. Ne zaman ki kendisine ‘ye’ denirse, incelemelidir. Eğer onların iç-ten gelen bir teklif yaptıklarına ve yemek yemesini istediklerine inanırsa, onlarla beraber yemelidir. Eğer kendisinden utanarak bunu söylüyorlarsa, yemesi uygun değildir. Bahane bulup yemeğe ihtiyacı olmadığını ileri sürerek imtihan etmelidir.

Fakat aç olduğu zaman, kendisine yedirmek için dostlarından birisinin yemek vaktini beklemeksizin evine giderse, bu takdirde yemesinde bir sakınca yoktur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a), Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’le beraber Ebu’l-Heysem ve Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin evlerine yemek için teklif olmaksızın yemek yemeye gitmişlerdir.39

Böyle bir durumda müslüman kardeşinin evine gitmek, ona yedirme sevabını kazandırmaya yardım etmektir. Bu âdet, selef-i salihînin âdeti idi. Avn b. Abdullah el-Mes’udî’nin üçyüz altmış arkadaşı vardı. Senenin her gününde bir dostunun evinde yemeğini yiyerek o seneyi geçirirdi. Başka birisinin de otuz dostu vardı. Bir ayda herbirine bir gün gitmek suretiyle dolaşırdı. Başka birisinin de yedi dostu vardı. Haftanın her gününde birisinin evinde olurdu. Onların dostları çalışmalarında kendilerine yardım ederlerdi. Dostlarının bu zâhid ve âbid kimselere yedirdikleri kendileri için ibadet sayılır. Eğer kişi eve girip ve sâhibini içerde bu-lamazsa, ev sahibinin dostluğuna güveniyorsa, izin almaksızın dostunun yemeğini yiyebilir. Zira izinden gaye; yemek sahibinin razı olmasıdır. Hele yemeklerde… Çünkü yemekler hususunda daha da genişlik vardır. Çok kişi var ki, açıkça izin verir ve izin verdiğine dair yemin eder. Oysa buna rağmen karşısındakinin yemesine razı değildir. Bu bakımdan böyle bir kimsenin yemeğini yemek mekruhtur. Hazır bulunmayan çok kimseler de vardır ki, izin vermediği halde onun yemeğini yemek güzeldir.
Yahut sâdık dostlarınızın evlerinde yemenizde size bir günah yoktur. (Nûr/61)

Hz. Peygamber (s.a), Berire’nin (Hz. Âişe’nin azâdlı câriyesi) evine girdi. Kendisi hazır olmadığı halde sadakadan olan yemeğini yedi. Rasûlullah yemeği yedikten sonra ‘İşte sadaka tam yerini buldu’40 buyurdu.
Rasûlullah’ın böyle yapması, Berire’nin (r.a) buna sevineceğini bildiğinden kaynaklanmaktadır. İşte bu sırra binaen ve sahibinin izin vereceğini bilmekle yetinerek izinsiz eve girmek câizdir. Eğer böyle bir şeyi bilmezse mutlaka önce izin almalı, sonra içeri girmelidir.

Muhammed b. Vâsık ve arkadaşları Hasan Basrî’nin evine girerler, izin almaksızın gördüklerini yerlerdi. Hasan da eve gelir, onların böyle yaptıklarını görünce sevinir ve ‘Biz de böyle yapardık’ derdi..
Hasan Basrî çarşıda bir bakkalın kuru meyvelerinden ayakta durarak ‘şu sepetten bir incir, öbüründen bir hurma alır yerdi’. Hişam kendisine ‘Ey Ebu Sâid! Acaba takvâ konusunda sana ne görünmüş ki, adamcağızın izni olmaksızın yemişlerinden yiyorsun?‘ Hasan ‘Ey Lehim (Cimri!) Yemek hakkındaki ayeti bana oku‘. Bunun üzerine Hişam ayeti ‘veyahut da dostlarınızın‘ (Nûr/61) cümlesine kadar okudu. Oraya varınca Hişam sordu: ‘Ey Ebu Saîd! Âyetteki dost kimdir?’ Hasan (r.a) ‘Ayetteki dost, o kimsedir ki, nefis ona meyleder, rahata kavuşur, kalp de onunla sükûnet bulur…’

Bir topluluk Süfyan es-Sevrî’nin evine gitti. Süfyan’ı evde bulamadılar. Kapıyı açıp, sofrasını indirip yemeye başladılar. O esnada Süfyan içeri girdi ve ‘Siz bana selef-i sâlihînin ahlâkını hatırlattınız. İşte onlar böyle yaparlardı’ dedi.

Bir topluluk, tâbiînden birini ziyaret etti. Ziyaret edilen zâtın yanında onlara ikram edecek bir şey yoktu. Bunun üzerine ziyaret edilen, dostlarından birinin evine gitti. Fakat onu evde bulamadı, onun pişirdiği çömleğine baktı. Bir de ne görsün yemek pişmiş ve ekmek de hazırdır ve diğer gereken şeyler de mevcuttur. Hepsini aldı, ziyaretçilere takdim etti ve ‘Yeyiniz!’ dedi. Evin sahibi geldi. Evde hiçbir şey görmeyince, kendisine ‘Filân zat geldi, hepsini toparlayıp götürdü’ denildiğinde, ‘Çok güzel etmiş’ dedi. Daha sonra
yemeği götüren zatla karşılaştığında şöyle dedi: ‘Ey kardeşim! Misafirlerin ikinci bir defa geldikleri takdirde ikinci bir defa aynı şeyi yapabilirsin’.
İşte yemeğe katılmanın âdâbı bunlardır.

Kaynak :  Kaynak : İhya-i Ulumu’d-Din – İmam Gazâli

38) Beyhakî, (Hz. Âişe’den bir benzerini)
39) Müslim vc Taberânî, (İbn Abbas’tan zayıf bir senedle)
40) Müslîm ve Buhârî, (Hz. Âişe ‘den)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İhya-i Ulumuddin | Etiketler: | 2 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: