Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Mart 2014

Hikâye (Doğruluk)

Posted by Site - Yönetici Mart 22, 2014

1975165_717994444889150_1710145875_n-copy

Hikâye (Doğruluk)

Ebû Amr ez-Zücâcî (r.h.)’dan hikâye olundu. Buyurdular:
-“Annem vefat etti. Annemden bana miras olarak bir ev kaldı. O evi elli dinara sattım. Hacca gitmek üzere yola çıktım. Bâbil şehrine vardığımda kafileden (hırsız ve çapulcu kafilesinden) bir adam benim karşıma çıktı. Bana sordu:
-“Beraberinde ne var?” ben kendi içimden;
-“Doğru söylemek daha hayırlıdır!” dedim. Ve adama:
-“Elli dinar var!” dedim. O da:
-“Ver onu bana!” dedi.
Ben de o elli dinarın hepsinin içinde bulunduğu keseyi ona verdim. Adam keseyi çözdü. Altınları saydı. Onların elli dinar olduğunu görünce bana;
-“Al bunları! Senin doğruluğun bu altınları almaktan beni menetti!” Adam sonra bineğinden indi. Bana;
-“Sen bin!” dedi. Ben;
-“Hayır! Ben binmek istemiyorum!” dedim. O;
-“Hayır olmaz! Bineceksin!” diye ısrar etti. Mecburen bineğine bindim. O bana;
-“Ben de senin peşinde yayan geleceğim!” dedi.
Bir sonra ki sene beni buldu. Ölünceye kadar bir daha benden ayrılmadı.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Size sıdkiyeti (doğru) olmayı tavsiye ederim.
Çünkü sidik (doğruluk) kişiyi birre (iyilik ve ihsana) götürür.
Birr (iyilik ve ihsan) kişiyi cennete götürür.
Adam sürekli doğru söyler, doğruyu araştırır. Hakikati ifâde eder. Hatta bu davranışından dolayı Allâh’ü Teâlâ hazretlerinin katında “sıddîk” olarak yazılır.
Size yalandan kaçmayı ve asla yalan söylememeyi tavsiye ederim. Çünkü yalan kişiyi fücura götürür; muhakkak ki fücurda sahibi cehennem ateşine götürür. Kişi yalan söyler, sürekli yalan konuşur ve hatta bu hareketinden dolayı Allâh’ü Teâlâ hazretlerinin katında “kezzap” yalancı olarak yazılır.”

Sahih-i Müslim: 4721,
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/313.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ölülerde Selâm Alırlar – Mezar Ziyareti

Posted by Site - Yönetici Mart 21, 2014

kabir,mezar,Ölülerde Selâm Alırlar - Mezar Ziyareti,

Ölülerde Selâm Alırlar – Mezar Ziyareti

Hadis-i şerifte buyuruldu:
Herhangi bir kul, dünyada (hayatta iken) tanımış olduğu bir kişinin mezarına uğrar da ona selâm verirse; muhakkak ki o (ölü kişi) kendisine selâm vereni (görür) tanır ve selâmına mukabelede bulunur.
Kaynak : Kenzu’l-Ummâl: 42556

Mezar Ziyareti

İmam Suyûtî (r.h.) hazretleri buyurdular:
Hadis-i şerifler, eserler ve rivayetler, delâlet ediyorlar ki: “Muhakkak ziyaretçiler, ne zaman (mezara veya bir zatın kabrine gelirse) o ziyaret olunan kişi; kendisini ziyaret edeni mutlaka;
1- Tanır,
2- Sözünü işitir
3- Kendisiyle ünsiyet kurar,
4- Ve onun selâmına mukabelede bulunur…
Bu (durum yani ölülerin kendisini ziyaret edenleri tanımaları bütün ölüler hakkında) umûmidir…
Hem şehitler hakkındadır ve hem de diğer ölüler hakkındadır. Bununda belli bir vakti yoktur. Ve sahih olan da budur.
Çünkü Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, kabir ehline, işiten ve akıl erdiren kişiye verilen selâm ile selâm vermeyi ümmetine meşru kıidı

Şerhü’l Şir’ati’l-lslâm, Es seyyid Alizâdenin “Şir’atü’l-lslâm” isimli kitaba yazmış olduğu bir şerhtir. Fıkhî konular takva yönü tercih edilerek yazılmış Islâmî edepler üzerine duran ve hayatın bütün noktalarını Kitap ve sünnet-i seniyyeye göre açıklayan ve çok ince malûmatları içeren değerli bir kitaptır.

Kitap, Arabî dil ile yazılmıştır. Şir’atü’l-lslâm kitabının, 1282 H. tarihinde İs-tanbul’da “Vakıa matbaasında yapılan baskısı 583 sayfadır. Ruhu’l-Beyân tefsirinin kaynaklarından biri olan bu değerli kitabı bütün okuyucularımıza tavsiye ederiz. Gerçekten başka kitaplarda bulamayacakları sahih ve derde derman olabilecek bilgileri bu kitapta bulabilirler…

Şerhü’l Şir’ati’l-lslâm, s. 580, Şir’atü’l-lslâm Şerhinde şöyle bir hadis-i şerif rivayet etmektedir:
Herhangi bir kişi, bir Müslüman kardeşinin kabrini ziyaret eder ve ona selâm verir ve onun yanında (mezarının yanı başında) oturursa; (mezardaki ölü) kendisiyle ünsiyet bulur ve onun selâmına mukabelede bulunur ta o kişi kalkıncaya kadar (dünyada bir tanıdığı ziyaretine gelmiş gibi kendisiyle ünsiyet kurar)… Şerhü’l Şir’ati’l-lslâm, s. 580,

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/431.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Selâm kelimesi Kur’ân-ı kerimin otuz üç (33) yerinde geçmektedir.

Posted by Site - Yönetici Mart 21, 2014

Kur’ân’ı kerimi tecvidsiz okuyan sevap kazanmaz mı

Selâm kelimesi Kur’ân-ı kerimin otuz üç (33) yerinde geçmektedir.

Bunlardan altı yerde marife (es-Selâm) yirmi yedi (27) yerde de nekre selâm) olarak geçmektedir:
Marife ( es-Selâm olarak) geçtiği yerler;
1 – Nisa: 94,
2- Maide: 16,
3- En’âm: 127,
4- Yunus: 25.
5- Meryem: 33,
6- Tana; 47…

Nekre ( selâm olarak) geçtiği yerler:
1- En’âm: 56,
2- A’râf:46.
3- Yunus: 10,
4- Hud:48,
5- Hud: 69,
6- Ra’d:24.
7- İbrahim: 23,
8- Hicr:46,
9- Nahl: 32.
10- Meryem: 15,
11- Meryem: 47,
12- Nemi: 59,
13- Kısas: 55.
14- Ahzâb: 44,
15-Yasin: 58,
16-Saffât:79.
17-Saffât: 107.
18-Saffât: 119.
19- Saffât: 130.
20-Saffât: 181.
21- Zümer: 73,
22- Zühruf: 89,
23- Kaf: 34.
24- Zâriyyat: 25,
25-Vakıa: 91,
26- Haşr: 23,
27- Kadar: 5, Bu konuda geniş araştırma yapmak isteyen buralara baksın.

NOT : Yazi dipnotlardan alinmistir

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/416-418

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Din Garip Başladı – O gün benim sünnetime tabi olan garip olacaktır

Posted by Site - Yönetici Mart 20, 2014

3bes-vakit-namaza-verilen-ilahi-mukafat

Din Garip Başladı

Sahabeler sordular:
-“Ya Rasûlellah (s.a.v.) senin üzerine selâm olsun! Bizden sonra bizden daha faziletli kimse var mı?”
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Evet! Var.” Sahabeler yine sordular:
-“Onlar seni görecekler mi? Ya Rasûlellah (s.a.v.)!” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Hayır!” Sahabeler sordular:
-“Onlar o zaman nasıl olacaklar?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Sudaki tuz gibi… Onların kalbleri erir; sudaki tuz eridiği
gibi…!”
Sahabeler sordular:
-“Onlar o zaman nasıl yaşayacaklar?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Sirkedeki kurt gibi…!” Sordular:
-“Ya Rasûlellah (s.a.v.)! Onlar dinlerini nasıl muhafaza ederler?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdu:
-“Eldeki kor ateş gibi! Eğer yere bırakırsan söner: eğer tutar
veya elinde sıkarsan elini yakar!”

Bidatlerden Sakının

Rivayet olundu:
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o zaman sünnetim eskiyecek ve bid’at yenilenecektir. O gün benim sünnetime tabi olan garip olacaktır ve tek başına kalacaktır. İnsanların bid’atlarına uyan ise elli veya daha çok arkadaş bulacaktır.

Ebû Behîc el- Iryâz bin Sâriye (r.a.)’dan rivayet olundu. Bu-yurdular.
-“Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bize çok belîğ ve te’sirli bir vaaz etti. 0 vaazdan dolayı kalbler ürperdi ve gözler yaşardı. Biz:
-“Ya Rasûlellah (s.a.v.)! Bu sanki veda vaazı! Bize vasiyet et!” dedik. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Size takvayı (Allah’tan korkmanızı), dinlemenizi ve itaat etmenizi tavsiye ederim! Üzerinize bir köle âmir olarak tayin edilse bile ona itaat edin! Sizden yaşayanlar bundan sonra (ümmetimin arasına) birçok İhtilafların çıktığını görecektir. Size benim sünnetlerime ve benden hidâyet üzere olan ve halkı hidâyete davet eden hülefâ-i râşidînin (râşid olan halifelerin) sünnetini tavsiye ederim! Azı dişlerinizle onu ısır(arak sünnetime ve hülefâ-i râşidinin sünnetine yapışın). Sonradan uydurulan işlerden ve dine sokulanlardan sakinini Çünkü dinde uydurulan her şey, bidattir ve her bidatte dalâlettir.”

Şeriat ve Tarikat

Mümine düşen vazife, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin sünnetine tabi olmak, bid’at ve dalâlet olan her şeyden kaçınmaktır. Mümin zahirini şeriat ve bâtınını da tarikat ile ıslâh etmelidir ki, haliyle kıyamet gününde Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin şefaatine nail olsun da, cehennem azabından kurtulup, cennette girebilsin!
Mümin âhirette cennetlerde, bostandan asla ayrılmayan meyveli ağaç gibidir. Münafık ise cehennemin derekelerinde; bostanda bulunan kesilmeyi bekleyen meyvesiz ağaç gibidir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/298-299

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin Azalarının Yaratıldığı Şeyler

Posted by Site - Yönetici Mart 19, 2014

11127873_1637043179843148_4729667223348413667_n

Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin Azalarının Yaratıldığı Şeyler

Bazı hikmet ehli buyurdular:
Allâhü Teâlâ hazretleri, Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerini yarattı..
Onun başını bereketten,
Gözlerini hayadan,
Kulaklarını ibretten,
Dilini zikirden,
Dudaklarını teşbihten.
Yüzünü rızâ’dan,
Sadrını (göğsünü) ihlastan,
Kalbini rahmetten,
Gönlünü şefkatten,
Ellerinin ayasını (iki elinin içini) cömertlikten,
Saçlarını cennet bitkilerinden,
Tükürüğünü cennetin balından yarattı…
Allâhü Teâlâ, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini bu sıfatlarla mükemmel kıldıktan sonra, onu peygamber olarak bu ümmete gönderdi. Ve Allâhü Teâlâ buyurdu:
-“Bu benim size hediyemdir. Hediyemin kadr-ü kıymetini bilin ve ona ta’zîm edin (ona saygı gösterin.)” Zühretü’r-Riyâd’da böyledir.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/391.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Kimlere Selâm Verilmez

Posted by Site - Yönetici Mart 18, 2014

IF

Kimlere Selâm Verilmez

Kişi tanıdığı ve tanımadığı bütün ehl-i islâm’a selâm verir. (Ancak:)
1- Tavla oynayana.
2- Satranç oynayana,
3- Teğannî yapana,
4- Şarkı-ı türkü söyleyene,
5- Def-i haceti için oturana,
6- Güvercin uçurana,
7- Hamamda çıplak olana,
8- Hamamın dışında çıplak olana selâm verilmez.

Hamamda Selâm

İbnü’ş-Şeyh haşiyelerinde buyurdu:
Hamama giren kişi, orada insanları sayıca az ve sessiz görürse onlara selâm verir. Yok eğer insanları çok ve konuşurlarken görürse onlara selâm vermez. Çünkü onlar ma’siyetle meşguldürler.

imam Gazâlî İhyâ-u Ulûmiddin”de buyurdular:
Hamama girildiğinde selâm verilmez. Kendisi hamamda iken eğer biri selâm verirse, “selâm” lafzı ile mukabele edilmez. Belki sükût eder; eğer başkası cevâp vermiş ise… Eğer kendisi cevâp vermek istiyorsa; “Allah sana afiyet ve sıhhat versin,” denilir. Hamamın iç kapısını açarken, söze başlamak için; “Allah sana afiyet ve sıhhat versin,” demesinde bir beis yoktur.

Kadınlara Selâm

Kûrtubi Tefsirinde buyuruldu:
(Kadınlara selâm vermek caizdir . Ancak:) Yabancı genç kadınlara selâm verilmez. Çünkü (selâm ile ve) şeytanın dürtmesi (vesvese vermesi) sebebiyle onlarla konuşmak korkusu veya hain gözlerin bakışlarından dolayı genç kadınlara selam verilmez.
Kadınlardan mahrem olanlara ve (yabancı da olsa) yaşlılarına selam vermek güzeldir.

Selâma Karşılık Verilmeyen Yerler

1- Hutbede iken,
2- Cehrî (sesli) olarak Kur’ân-ı kerim okurken,
3- Hadis-i şerif rivayet ederken,
4- ilim tedrisatında iken,
5- Ezanda,
6- ikâmet okurken, selâma karşılık verilmez.

Camide Selâm

Yine kişi;
1- Teşbih çekmek,
2- Dua okumak,
3- Evrâd-ü ezkâr okumak,
4- Kur’ân-ı kerim okumak,
5- Namazı beklemek,
6- Ve benzerî ibâdet ile meşgul olmak için;
Mescid’e girip orada oturduğu (ibâdete başladığı) zaman kendisine selâm verilmez ve bu kişi kendisine selâm verenlerin selâmına mukabelede bulunmaz.
(İbâdet için değil de;) ziyaretçi camiye girdiğinde, (kendisinden sonra) camiye girenlerden biri selâm verirse, caizdir.
Kişi camiye girdiğinde namaz kılanlardan başkası yoksa (camide bulunanların hepsi ibâdetlerle meşgul ise); bu takdirde camiye giren kişinin;
(Es-Selâmü aleynâ ve alâ ibâdillahis-salihîn) “Selâm bizim üzerimize olsun ve Allah’ın sâlih kulları üzerine olsun,” demesi uygun olur.
Selâm vermez. Zira selâm vermek, başkası tarafından cevap verilmesi gereken bir tekliftir. Camide namaz kılanlar, hem namazlannı bitirmeden önce ve hem de namazlarını bitirdikten sonra bile selâma mukabelede bulunamazlar. Sahih olan da budur.

Kâfire Selâm Vermek

İmam Nevevi (r.h.) buyurdular:
(Kâfirlere selâm verip vermeme konusunda) doğru olan cihet. Kafirlere selâm vermeye başlamak haramdır. Çünkü bu, kâfiri şerefli ve aziz kılmak manâsını taşır. Zira selâm vermek karşı tarafı aziz kılmak, demektir. Kâfirleri, yüceltmek ise haramdır.

Kâfir ve zimmîlerin hidâyete ermeleri için dua edilir… Hatta çok makbul bir harekettir. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri sahabeler, evliya ve âlimler insanlığın hidâyeti için dua etmişlerdir.

Şöyle bir hadis-i şerif de mevcuttur:
Amr ibni Ahtab (r.a.)’dan rivayet olundu: Buyurdular:
-“Efendimiz (s.a.v.) hazretleri su istediler. Ben kendisine bir kap dolusu su getirdim. İçinde bir kıl vardı. O saçı çıkarttıktan sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine ikram ettim. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri dua ettiler:
-“Allah’ım! Onu güzelleştir!” (Râvi buyurdular):
-“Onu yetmiş üç yaşlarında iken gördüm. Hâlâ başında ve sakalında beyaz bir kıl yoktu.” Müsned-i Ahmed: 21813,

Bidat Ehline Selam

Tayyibî (r.h.) buyurdular:
Tercih edilen görüşe göre bid’at ehline selâm verilmeye başlanılmaz. (Başlangıç onların tarafından olabilir.) Selâm verdiği kişinin eğer halini bilmez, sonra da o kişinin, kâfir, zimmî ve bid’at ehli olduğu ortaya çıkarsa; onu tahkir için;
-“Selâmımdan döndüm (selâmımı geri aldım,” der.

 Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/421-425.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Rüşvet ve Torpil…

Posted by Site - Yönetici Mart 17, 2014

20,Zekâtın verileceği, harcanacağı kişiler ve müesseseler (2)

Rüşvet ve Torpil…

Torpil: Toplum hayatı bir çok işte aracılığı gerekli kılar. Kendisinden aracı olması istenen kişi, neye ve kime aracı olduğuna iyi bakmalıdır. Torpil yapacağı isin fayda ve zararını düşünmelidir.

Her kim güzel bir şefaatte bulunursa, ona, ondan bir nasip olur. Her kim de, kötü bir şefaatte bulunursa, ona da ondan bir nazîr olur. Allah, her şeye nazır bulunuyor.”(en-Nisâ: 4/85)

Vatan ve millet hizmetlerini yürütmekle görevli olan bir idareci, “adama iş bulma” zihniyetine kapılmamalı, “işe ehil kimseleri aramayı” prensip haline getirmelidir. Haksız yere torpil yaparak, ehil olmayan kişileri layık olmadıkları makam ve mevkiye getirmek bütün topluma bir zulümdür.

Cenab-ı Allah, şöyle buyurmaktadır:
Haberiniz olsun ki, Allah size şunları emrediyor: Emânetleri ehline veresiniz ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakit, adaletle hükmedesiniz. Hakikat, Allah size ne güzel va’z veriyor. Şüphesiz ki Allah, semi`, basîr bulunuyor” (en-Nisa: 4/58)

Rüşvet ve Torpil üzerinde eğinilmesi gereken sosyal bir yaradır. Rüşvet ve torpilin var olduğu dâirelerde milletin işi durur. Devlet varlığını yitirir. Devletin imkanları halka değil belirli kişilere hizmet eder.
Rüşvet ve torpil en büyük zulümdür…
Zulüm, sadece birilerine şiddet kullanmak, dövmek, öldürmek, malını gasbetmek veya kendisine fiilî haksızlık yapmak değildir…
Bir âmir ve memurun zamanında işine gelmemesi, insanlara hizmet etmek için maaş alan veya hizmet makamında bulunan kişilerin o yerin hakkını vermemesi, vatandaşlara sert davranması, “Bu gün git yarın gel” felsefesinde bulunması, torpil peşinde koşması, rüşvet alması, işinin başına geç gelmesi veya daireyi erken terk etmesi, işinin ehli olmaması veya onu gereğince yapmaması bir zulümdür. Bu yolda aldığı haramdır:
Bir de aranızda mallarınızı bâtıl sebeple yemeyin! Nâsın emvalinden bir kısmını bile bile günah ile yemek için o malları hâkimlere sarkıtmayın.” (Bakara: 2/188),

Halkına hizmet etmek için devletin görevlendirdiği kişilerin halktan soğuk olması ve onlara sevgi ve hoşgörülü davranmaması tamir edilmesi mümkün olmayan sosyal yaralara yol açan büyük bir zulümdür…
Bu konuda geniş bilgi için, “Rüşvet ve Torpil” isimli çalışmama bakınız.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/402.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Kim Namazı Terk Ederse Onun Dini Yoktur…

Posted by Site - Yönetici Mart 16, 2014

kim-namazi-terk-ederse-onun-dini-yoktur

Kim Namazı Terk Ederse Onun Dini Yoktur…


-“Hazret-i Ömer (r.a.)dan rivayet olunduğuna göre, bir adam geldi. Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerine;
-“Yâ Resûlellah! islâm’da Allah katında en sevimli şey nedir? dedi. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri,
-“Vaktinde kılınan namazdır ve kim namazı terk ederse onun dini yoktur. Namaz dinin direğidir.”

Kaynak : İsmail bin Muhammed el-acluni el-Cerrahi, Keşfül-Hafâ, c. 2. s. 40, Muhakkik Ahmed el-Kallaş. Muessesetü’r-Risale. Beyrut-1405.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/576.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Namaz, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cehennemin Sıcaklığı.

Posted by Site - Yönetici Mart 16, 2014

cehennem, kafirler,İslâm dininden irtidad etti dönen mürted olan,Zina nedir

Cehennemin Sıcaklığı.

Yezid bin Mürsed (r.h.) [ 1 ]`dan zikredildi.
Bir saat (bir an) bile göz yaşlarını kesemiyordu.
Sürekli ağlıyordu.
Kendisine bunun sebebi soruldu. Buyurdular:
-“Eğer Allâhü Teâlâ hazretleri, beni işlediğim günahlardan dolayı ebedî olarak hamamda hapsetmeyi buyurmuş olsaydı; elbette bana göz yaşlarımı kesmemek üzerime hak olurdu.
Allâhü Teâlâ hazretleri üç bin senede tutuşturduğu cehennem ateşinde beni (günahkâr kulu) hapsedeceğini buyurdu.
Buna nasıl ağlamayayım?
Allâhü Teâlâ hazretleri cehennemi üç bin sene tutuşturdu.
Cehennem bin sene tutuştu. Ta ki kıpkırmızı oldu.
Sonra bin sene daha tutuştu. Ta ki cehennem bembeyaz oldu.
Sonra bin sene daha tutuştu, ta ki cehennem simsiyah kesildi.
Cehennem şu an karanlık gece gibi kapkaranlık ve simsiyahtır.
Böyle bir cehenneme nasıl göz yaşı döküp ağlamayayım ki?”

Fâcirİn Nimeti

Ebû Hüreyre (r.a.) hazretleri buyurdular:
-“Facir kişinin nimet sahibi olmasına asla gıpta etmeyin!
Muhakkak ki onun arkasında hasis ve onu isteyen vardır. O da cehennemdir. Zira Allâhü Teâlâ buyurdu:
Ve her kime Allah hidayet ederse, o doğru yolu tutar; her kimi de dalalete bırakırsa, artık onlar için O’nun berisinden velîler bulamazsın ve biz onları kıyamet günü -kör, dilsiz, sağır oldukları halde- yüzleri üstü haşr ederiz! Varacakları yer cehennem! Her dindikçe onlara bir saîr artırırız.
(el-lsrâ: 17/97.)

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/254-255.

[ 1 ] – Yezid bin Mürsed (r.h.) Kimdir ?

Yezîd bir Mürsed, iyi bir eğitim gördü. Aklî ve naklî ilimlerde söz sahibiydi. Muaz bin Cebel, Ebü’d-Derdâ ve Ebû Zer Gifârî hazretleri gibi sahabelerden hadis-i şerif rivayet etmiştir. Vecd halinde yaşayan bir veli idi.
Valilik yapabilecek düzeyde idarî ve siyâsî bilgiye sahipti.
Emevî Halifelerinden Velid bin Abdulmelik, Yezid bin Mürsed’i bir yere vali tayin etmek istedi. Yezid bu haberi duyunca valilikten kurtulmak için kürkünü tersine giydi. Eline bir parça ekmek ve az bir katık aldı. Sarıksız, cübbesiz ve ayakkabısız sokaklarda dolaşmaya başladı. Onun bu halini görenler, Yezid bin Mürsed delirmiş dediler.
Velid bin Abdulmelik te onu vali tayin etmekten vazgeçti.
Hilyetü’l-Evliyâ, c. 5, s. 187,

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Cennet Ehlinin Özellikleri.

Posted by Site - Yönetici Mart 15, 2014

Cennet Ehlinin Özellikleri.

Cennet Ehlinin Özellikleri.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Cennet ehli, genç, kıvırcık saçlı, tüysüz ve emredtirter [ 1 ] . Onların (cennet ehlinin) başlarından başka hiçbir yerlerinde saçları yoktur. Yani cennet ehlinin koltuk altı ve kasık kılları yoktur. Ancak (cennet ehlinin) her iki kaşları ve iki gözünün kirpikleri vardır.

Boyları Âdem Aleyhisselâm’m boyu kadar altmış arşın,
Yaşlan ise İsa Aleyhisselâm’m ömrü kadar, otuz üç sene olacak.
Onların renkleri beyaz. Elbiseleri yeşil olacaktır.
Onlardan birinin önüne sofra konduğunda bir kuş gelerek;
-“Ey Allah’ın dostu! Ben selsebîl çeşmesinden içtim; arşın al-tındaki cennet bahçelerinden otlayıp; cennetin meyvelerinden yedim. Sen de benden ye (Beni yemek ister misin?),” der.
0 cennetlik kişi de ondan yemek ister. O kuşun bir tarafı pişirilmiş bir tarafı da kızartılmıştır. Cennet ehli Allâhü Teâlâ hazretlerinin dilediği kadar iki tarafından da yer.

Onun (cennetlik kimsenin) üzerinde hepsi birbirinden değişik (ve güzel) yetmiş renkli hülle (elbise) bulunacaktır.”

Cennette Girmek…

Fakîh Ebû’1-Leys Semerkandî (r.h.) hazretleri buyurdular: -Kim bu keramete nail olmak isterse; o beş şeye devam etmesi gerekir.

1- Nefsine hakimiyet,
2- Kanaatkârlık,
3- ibâdete düşkün olmak,
4- Sâlihleri sevmek,
5-Çok dua etmek…

Birincisi: Nefsini bütün mahiyetlerden (ve günahlardan) men eder.
Allâhü Teâlâ hazretleri nefsi nehyetmeyi nefsin dediklerini kabul etmemeyi buyurdu. Öyleyse, hevâ-ü hevesi terk etmek gerek ve günah işlemeyi terk etmek lazımdır.

İkincisi: Dünyadan az bir şeye râzî olmalıdır. Çünkü cennetin bedeli dünyayı terk etmektir.
Ey dünya eğer seni terk etmezsem nâmerdim!

Üçüncüsü: Taât (ve İbâdete) haris olmalıdır. Bütün taât (ve ibâdetlere) taalluk eder (her türlü farz, vacip, sünnet ve nafile ibâdetleri yapar.) Umulur ki bu taât ve ibâdetler mağfiret ve cennete girmeye sebep olur.
Amel etmek gerek, tarikat içeri her ân… Kİ o yola kadem basmadıkça sevinçli değilim.

Dördüncüsü: Sâlihleri ve ehli hayrı sevmeli; onların içine karışmalı ve onlarla (iyi kişilerle) oturmalıdır.
Sana birinci öğüt, bir pîrin meclisine oturmayı kendine meslek edin.
Bu cinste olmayan kişilerle sohbet etmekten kaçın…
insanın sohbet arkadaşlarının hayır ehli olması lazım. Çünkü sohbet tesirlidir. Salih insanlardan tek bir kişiyi Allâhü Teâlâ hazretleri bağışladığı zaman; o da bütün arkadaşlarına şefaat eder. (Bütün arkadaşlarının bağışlanıp cennete girmesine vesile olur.) Taât ve ibâdet ehlinin; taatsiz ve ibâdetsiz kişilere şefaat etmesi umut edilir.

Beşincisi: Çok dua etmek. Allâhü Teâlâ hazretlerinin kendisine cenneti nasîp etmesi ve sonunu hayır getirmesi için dua etmelidir.
Erenler dua etmeyi fırsat buldular. Dua başa gelecek birçok belâyı defeder.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/259-261.

[ 1 ] – Emred demek :-“Muhakkak ki cennet ehli, genç, tüysüz, emred, sürmeli, gençlikleri sona ermez ve elbiseleri eskimez.” Keşfü’1-Hafâ: 807,)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: