Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Şubat 2014

Hastaya Sevâb…

Posted by Site - Yönetici Şubat 28, 2014

siratin-uzerinde-ayaklari-kayan-coktur-sirattan-ayaklari-ka%c2%adyanlarin-cogu-da-kadinlardir

Hastaya Sevâb…

-“Kul hastalandığı zaman, Allâhü Teâlâ hazretleri (meleklere) buyurur:
-“Kulum sıhhatli iken yapmış olduğu amelleri ona yazın; ta ki iyileşinceye kadar… ”
Kurtubî Tefsiri: c. 5 s. 294,

Sahih-i Buhârî şöyle bir hadis-i şerif var:
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Kul hasta olduğu zaman veya sefere çıktığında, mukîm ve sağlıklı iken yapmış olduğu amelinin misâli kendisine yazılır.”

Sahih-i Buhârî: 2774,

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Mâlî cihâd zekat gibi farzdır..

Posted by Site - Yönetici Şubat 28, 2014

hizmet-turizm-hizmet-ne-demekhizmet-eden-misiniz-edilen-mih-z-omer

Mâlî cihâd zekat gibi farzdır..

Zeyd’ibni Halid (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Kim, Allah yolunda savaşan bir gâzîyi techîz eder (bir gaziye gereken malzemeyi ve mali yardımda bulunursa) o kişi gerçek-ten Allah yolunda gaza etmiştir.
Kim Allah yolunda savaşan bir gazinin ardında ailesine hayırla yardımda bulunursa; o kişi hakikaten Allah yolundu gaza etmiş gibi sevap alır.”
Sahih-i Buhârî: 2631

Mâlî cihâd zekat gibi farzdır. Hasseten İslâm dinin zayıf düştüğü bir dönemde Müslümanlar; en az vermiş oldukları zekat kadar, mâlî cihâd çıkartmaları gerekir. Mâlî cihâd İslâm’a hizmet eden ve hususiyetle şeriat i limlerini öğrenen gerçek ilim talebelerine yapılmalıdır.

Zira bu çağın gerçek gazileri Islâmî ilimleri öğrenen, ilâhî hükümleri öğrenmeye çalışanlardır. İnsanlar, maişet ve cehalet sarhoşluğuyla yolunu şaşırdıkları bu çağda o yüksek zekâ ve engin akıllarını şer’î hükümleri öğrenmeye veren ve Rabbânî feyizle ilgilenen kişiler, hakikî gazilerdir. Onlara maddî ve manevî yardımlara bulunmayı bir fırsat ve ganîmet bilmeliyiz. Onlara yardım etmek, İslâm’a yardım etmektir. Onlara destek olmak, Allah’ın dinine destek olmaktır. İslâm’ın geleceği onlara bağlıdır…

Mâlî cihâdımızı mutlaka yapmalıyız. Çünkü mâlî cihad farz-ı ayindir.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/320-321.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hikaye (Adalet) H.z Ömer (r.a.)

Posted by Site - Yönetici Şubat 27, 2014

gun-batimi-copy-jpgkle-jpgjkl

Hikaye (Adalet) H.z Ömer (r.a.)

Rivayet olundu.
Rum kralı, Hazret-i Ömer (r.a.)’a elbise ve cübbelerden he-diyeler göndermişti. Rum kralının elçisi Medine-i Münevvere’ye girdiğinde;
-“Hilâfet evi ve binası nerededir?” diye sordu.
Ona;
-“Senin düşündüğün ve kafanda tasarladığın gibi hilâfetin büyük bir binası yoktur. Küçücük bir yeri vardır!” dediler.
Halife-nin evini gösterdiler.
Rum elçi, halifenin evine vardığında, küçük ve basit bir ev olduğunu gördü. Uzun zamandan dolayı evin kapısı kararmıştı. Adam Hazret-i Ömer (r.a.)’i aradı, ona rastlamadı. Hazret-i Ömer (r.a.)’ın nerede olduğunu sorduğunda kendisine;
-“Hazret-i Ömer (r.a.), kendisinin ihtiyaçları ve Müslümanların bazı ihtiyaçlarını gidermek yani ihtisab (çarşı ve pazarı kontrol) için çarşıya gitti,” dediler.
Rum elçisi Medine-i Münevvere sokaklarında Hazretti Ömer (r.a.)’ı aramak için yola koyuldu. Ve Hazret-i Ömer (r.a.)’ı bir duvarın gölgesinde uyurken gördü. Kırbacını yastık edinmişti. Rum elçisi Hazret-i Ömer (r.a.)’ın bu halini tam görünce (İslâm’ın âdil halifesinin, yanında korumasız, yapayalnız, tek başına bir kenarda rahat rahat uyurken gördüğünde şaşa kaldı. Hayretini şu sözlerle giderdi:)
-“(Ey Ömer!) Adalet ettin!
Emin oldun (emniyeti sağladın tabii ki) istediğin yerde (rahat rahat) uyursun! Bizim âmirlerimiz (krallarımız ise halka) zulmettiler bunun için de, kalelere ve ordulara muhtaç oldular!

Sa’dî (k.s.) hazretleri buyurdular:
O Padişah ki, vergilere zam getirip ve halkına zulmediyor. Aslında o kendi mülkünün ve saltanatının ayaklarının ve temellerini harap edip yıkmaktadır. Sultanın ilk işi ve işlerinin önceliği asla zulüm ve haksızlık olmamalıdır. Zira akıllı kişi bu işleri yapmaz.

Din Mülkün Temelidir

Erdeşîr’in sözlerindendir. Buyurdu:
-“Din mülkün esâsıdır; adalet ise mülkün muhafızıdır. Mülkün temeli olan din olmadığı zaman, mülk yıkılır. Mülkün temeli olan adalet bulunmadığı zaman ise mülk zayi olur.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/278-279.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ebdâl ( Abdal ) Ne Demektir ?

Posted by Site - Yönetici Şubat 26, 2014

9 01 2015 - 1 copy.jpgss

Ebdâl’dan Olmak

İmam Suyûtî (r.h.) hazretleri buyurdular:
-“Eğer sen Ebdâl’dan olmak istersen, ahlakını çocukların bazı huy ve ahlaklarına çevir. Çocuklarda beş güzel ahlak vardır ki;
eğer bu güzel hasletler büyüklerde olmuş olsaydı elbette (Allah’ın) ebdâl kullarından olurlardı.
1- Çocuklar, rızık endişesi çekmez ve rızka ehemiyet vermezler.
2- Çocuklar, hastalandıkları zaman, Haliklarından (Yaratıcılarından) şikâyet etmezler.
3- Yemekleri topluca yerler.
4- Çocuklar, korktuklarında gözleri yaşlarla dolar.
5- Çocuklar birbirleriyle kavga ettiklerinde (aralarına düşmanlık girdiğinde) çok geçmeden hemen sulh edip barışırlar….

Kaynak : “Hüsnü’l-Muhâdara fî Ahvâl-i Mısır ve’l-Kâhire” İmam Suyûtî (r.h.)

Ebdâl”, Allâhü Teâlâ hazretlerinin ermiş evliya kulları, demektir. Hadis-i şerifte buyuruldu:
Ubâde bin Sâmit (r.a.)’dan rivayet olundu. Efendimiz {s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Bu ümmetin “Ebdâl”ları otuz kişidirler.
Halilurrahman Hazret-i İbrahim mislidirler.
Her ne zaman onlardan biri vefat etse. Allâhü Teâlâ ve tebârek hazretleri, onun yerine bir başkasını koyar.”

Müsned-i Ahmed: 21689,

Başka bir hadisi Şerifte yine buyuruldu:

İbnü Ömer (r.a.) hazretlerinden Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular: “Ümmetimin seçkinleri. “beşyüz”Ierdir.
Ebdal kırk kişidir.
Ne beşyüzler eksilir ne de kırklar.
Ebdâl’dan herhangi biri vefat ettiği zaman, Allâh’ü Teâlâ hazretleri, beşyüzlerden birini onların yerine kırkların içine koyar. Beşyüzlerden biri vefat ettiği zamanda o makama layık bir kişi onun yerini alır ve böyle beşyüzler eksilmezler; kırklar da eksilmezler.” Sahabeler:
-“Ya Rasûlellah! Bunların amellerinin ne olduğunu bize delâlet edip anlat!” dediler. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Bunlar (beşyüzler ve kırklar) kendilerine zulmedenleri affederler, kendilerine kötülük edenlere ihsanda bulunup iyilik yaparlar ve Allâhü Teâlâ hazretlerinin kendilerine verdiği nimetleri başkalarıyla paylaşırlar.”

Kenzül-Ummal: 34591:
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Şeytanın En Sevdiği ve …?

Posted by Site - Yönetici Şubat 26, 2014

Şeytanın Hileleri,Şeytanı Susturmanın Yolu

Şeytanın En Sevdiği ve …?

Yahya bin Zekeriyya Aleyhisselâm, husûsî suretinde İblis (şeytan) ile karşılaştı. Ona;
-“Ey İblis! İnsanların hangisi sana daha sevimlidir ve insanlardan kimden çok buğzedip nefret edersin?” Şeytan:
-“En çok sevdiğim kişi, cimri mü’mindir.
En çok buğzettiğim ve nefret ettiğim kişi ise, cömert olan fâsıktır.”
Yahya Aleyhisselâm sordu:
-“Bu nasıl olur?” Şeytan:
-” Cimri adamın cimriliği bana kâfidir.
Cömert olan fâsık ise korkarım ki, Allâhü Teâlâ hazretleri, muttali olduğu cömertüğiyle ona muamele eder ve onu kabul eder...”
Sonra şeytan yüz çevirip gitti. Giderken de:
-“Eğer sen (Allah’ın peygamberi) Yahya olmasaydın elbette bu bilgilerden sana haber vermezdim!” dedi.

Kaynak : Laktu’l-Mercân fî Ahkâmı’l-Cân isimli kitab’da böyledir

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Yahya, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şeytan | Leave a Comment »

Biz İyi İsek İyi İdareciler, Kötü İsek Kötü İdareciler Gönderir Allah.

Posted by Site - Yönetici Şubat 26, 2014

filistinserife-sevval-kardelenpalestinasiir

Adaletli ve Kötü,şerli İdareciler. Neden ?

Rivayet olundu:
Musa Aleyhisselâm, Rabbine nida ve ilticada bulundu ve sordu:
-“Yâ Rabbi! Senin kullarına rızân ve onlara râzî olmamanın alâmeti nedir?” Allâhü Teâlâ hazretleri Musa Aleyhisselâm’a vahyetti:
-“İnsanların üzerine en hayırlılarını âmir olarak geçirdiğim zaman bu kendilerinden râzî olduğumun alâmetidir. Başlarına en kötülerini ve şerlilerini geçirdiğim zaman ise bu onlara gadap ettiğimin ve onlardan râzî olmadığımın alâmetidir!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/281.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Âhirette seni görememenin korkusunu yaşıyorum. Biliyorum ki….

Posted by Site - Yönetici Şubat 25, 2014

Selmân-ı Farisî (r.a.) Hazretleri

Âhirette seni görememenin korkusunu yaşıyorum. Biliyorum ki….

Rivayet olundu:
Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin azatlısı Sevbân (r.a.) bir gün Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin huzuruna girdi.
Yüzünün rengi değişmişti.
Cismi zayıf olmuştu.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, ona halinden sordular ve buyurdular:
-“Ey Sevbân! Senin rengini değiştiren nedir?” Sevbân;
-“Ya Rasûlellah (s.a.v.)! Hiçbir hastalığım yok ve acı çekmiyorum!
Ancak seni göremediğim an sana iştiyakım artıyor.
Seninle karşılaşıncaya kadar büyük bir yalnızlık çekiyorum.
Sonra ben ahireti hatırladım.
Âhirette seni görememenin korkusunu yaşıyorum.
Çünkü ben biliyorum ki, âhirette sen peygamberlerle birlikte yükselecek ve yüksek makamlarda olacaksın!
Eğer ben cennete girecek olursam, benim makam ve mevkiim senin makamının çok altında olacaktır.
Yok eğer ben cennete giremeyeceksem; o zaman da seni ebediyyen bir daha göremeyeceğim!
İşte buna üzülüyorum!” dedi.
Sevbân (r.a.)’ın bu konuşması üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu:
Öyle ya! Her kim Allah’a ve Peygambere muti olursa, işte onlar, Allah’ın kendilerine İn’âm eylediği enbiya, siddîklar, şühedâ ve sâlihler ile birliktedirler. Bunlarsa ne güzel arkadaş…[en-Nisâ: 4/69, ]

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri de buyurdular:
-“Nefsimi kudret elinde bulunduran Allâhü Teâlâ hazretlerine kasem olsun ki, hiçbir kul iman etmiş olamaz, tâ ki ben kendi-sine;
1- Nefsinden,
2- Anne ve babasından,
3- Ehlinden,
4- Ailesinden,
5- Oğlundan,
6- Çocuklarından,
7- Malından,
8- İnsanlardan
9- Hepsinden (her şeyden) daha sevimli ve beni daha çok sevmedikçe iman etmiş olamaz… [Sahih-i Müslim: 62]

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/306-307.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

ZİNA GÜNAHI

Posted by Site - Yönetici Şubat 24, 2014

lezbiyenliksapik-iliskilerzina-etmeyinfuhuszinaya-yaklasmayin

ZİNA GÜNAHI

Flörtün bir sonraki devresi zinadır. Evliliğin bir gayesi de zinaya, fuhuşa mani olmaktır. Çünkü zina etmek büyük günâhtır. Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen, “Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o, çirkin, aşağı bir iş, kötü bir yoldur” buyuruldu. (İsra 32)
Zinaya yaklaşmayın demek, zinaya götürecek sebeplerden, hareket ve işlerden sakının, yabancı kadınları düşünmeyin, onlarla konuşmayın, onların seslerini dinlemeyin, onlara bakmayın, demektir. Açık saçık giyinmek, kötü işlere yol açabilir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın.” (Günahların zina gibi büyüğü olsun, bakmak gibi küçüğü olsun hiç birine yaklaşmayın!) (En’am 151)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Sizin için en çok korktuğum şey zinadır.
Zina etmeyin, kadınlarınızın cazibesi, sevgisi gider, soğukluk başlar.
Zina fakirliğe yol açar.
Zina eden, dünyada üç zarara uğrar: Rızkı noksanlaşır, ömrü kısalır, yüzünde nur kalmaz. Âhırette de üç zarara uğrar:
1– İlahi gazaba uğrar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
Zina edenin yüzü Cehennemde ateşle yanar.”
2– Hesabı çetin olur. Allahü teâlâ Musa aleyhisselama, “Zina edene giydirilecek olan ateşten gömlek, bir dağa atılsa, dağ yanıp kül olur” diye vahyetti.
3– Cehenneme atılır. Zina edip tevbe etmeden ölen, ahirette büyük azablara düçar olur. Hatta Cehennemdekiler bile bunlardan rahatsız olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
Zina edenlerin kokusu, bütün Cehennem halkına eza verir.
Zararın neresinden dönülürse kârdır. “Allah artık beni affetmez” diyerek günahlara devam etmemelidir!

Günahım çok diye tevbeden kaçmamalıdır. En büyük günahların da tevbesi olur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
Ey günahı çok olan kullarım, Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Allah günahların hepsini affeder. O, sonsuz magfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.” (Zümer 53)
Göz Zinası
Yabancı kadınlara şehvetle bakmak göz zinası kabul edilmiştir. Yabancı kadınlara bakmak gözü zayıflatır, kalbi karartır. Kur’ân-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
Ey Resulüm, mü’minlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar! Müslüman kadınlar da zinetlerini göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar örtsünler!” (Nur 31)
Peygamber efendimiz de “göz zinası” hakkında buyuruyor ki:
Azab-ı ilahiden korkarak, başını yabancı kadından çevirene, Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur.
Harama bakmıyan gözler, Cehennem ateşi görmez.
Kadına, şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp, Cehenneme atılır.
Komşu kadına, arkadaş hanımına şehvet ile bakmak, yabancı kadına bakmaktan on kat daha günahtır. Evli kadınlara bakmak, kızlara bakmaktan bin kat daha günahtır. Zina günahları da böyledir.
Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!
Kadının yüzünden ve iki eli ayasından başka bütün bedeni avrettir.
Sadece bakmanın cezası budur. Dokunmanın veya zinanın zararı ve cezası daha büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Yemin ederim ki, birinin başına demir çivi sokulması, yabancı bir kadına dokunmasından daha hafiftir.
Allah indinde zinadan büyük günah yoktur.
Erkekler, iffetsiz olursa, karıları, kızları da kötü yola düşebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Siz iffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur.”
Ey gençler, namusunuzu koruyun, zina etmeyin! İyi bilin ki, namusunu koruyana Cennet vardır.
Onun bunun karısını, kızını ayartan bizden değildir.
Zina eden, aynı şeye maruz kalır.
Kadınlar zaruret olmadıkça namahrem erkeklerle konuşamaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
Ey kadınlar, ancak mahreminiz olan erkeklerle konuşun, mahreminiz olmıyanlarla konuşmayın!
Erkeğin erkek için ve kadının kadın için avret yeri, diz ile göbek arasıdır. Bir kadın, başka bir kadının, göbek ile diz arasına bakamaz. Zaruretsiz bakarsa, haram işlemiş olur. Kadının yabancı erkek için avret yeri, el ve yüzünden başka, bütün bedenidir. Başkasının avret yerine, lüzum yokken, şehvetsiz de bakmak haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Erkek erkeğin, kadın kadının avret yerine bakamaz, helal değildir.
Erkeğin kadına, kadının da erkeğe (şehvetle) bakması haramdır.
Hz. Ümm-i Seleme validemiz anlatıyor:
Resulullahın yanında iken, iki gözü de görmiyen İbn-i Ümm-i Mektum hazretleri, izin isteyip içeri girdi. Resulullah bize, “İçeri girin” buyurdu. “O a’ma değil mi, bizi görmez” dedim. “O sizi görmüyorsa, siz onu görüyorsunuz” buyurdu.

Lezbiyenlik

Erkeklerin eşcinselliğine livata, homoseksüellik; kadınlarınkine lezbiyenlik denir.
Kalb, göze tabidir. Gözler haramdan sakınmazsa, kalbi korumak güç olur. Kalb, harama dalarsa, günahlardan sakınmak güç olur. O halde, imanı olanların, haram işlememesi, harama bakmaması lazımdır. Erkeklerin eşcinsel olması, haram olduğu gibi, kadınların da eşcinsel olması haramdır. Kadının da herhangi bir kadına şehvet ile dokunması ve bakması haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Kadının kadına yaklaşması [lezbiyenlik, safizm] zinadır.”
Erkeğin erkeğe, kadının kadına yaklaşması zinadır.
“Erkek erkekle, kadın kadınla (zaruretsiz) aynı yatakta yatamaz.”
“Erkek erkekle, kadın kadınla yetinirse, ümmetim helak olur.”
“Erkek erkekle, kadın kadınla (uygunsuz iş için) beraber olamaz.”
“Ahır zamanda eşcinsel üç kısım olur: Bir kısmı konuşmak ve yüze bakmakla, diğeri, tokalaşmak ve kucaklaşmakla yetinir. Bir kısmı da bu işi bilfiil yapar. Allahın laneti bunların üzerine olsun! Eğer ki tevbe ederlerse, tevbe edenin tevbesini Allahü teâlâ kabul eder.
Kadınların, kadınlara şehvet ile bakması ve dokunması, kocasından başkasına, erkek ve kadın, kim olursa olsun, yabancıya süslenmeleri caiz değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
Bir kadın, koku sürünüp dışarı çıkar ve kokusunu duyurmak için bir toplumun yanından geçerse, ona da, bakana da, zina günahı yazılır.
Erkekle kadın, başka cinsten oldukları için, bir araya gelmeleri nisbeten güçtür. Kadının kadına yaklaşması ise daha kolaydır. Bunun için kadının kadına bakması ve dokunması, erkeğin kadına ve kadının erkeğe bakmasından daha kötü olabilir.
Kadınların, Kur’an-ı kerim, mevlid, ilahi okuyarak seslerini erkeklere duyurmaları haramdır. Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise mekruh olur. (Tergibüssalat, Hadika)

Sapık ilişkiler

Cenab-ı Hak, insanın doğumundan ölümüne kadar bütün safhalarda, nasıl yaşayacağını, neleri yapacağını neleri yapmayacağını insanlara bildirmiş. Bunlara uyan dünya ve ahırette rahat eder. Etmeyen, dünyasını da ahıretini de zindan eder.
Hayatın bir gerçeği olan cinsi beraberliğin de nasıl olması lazım geldiğini bildirmiş. Bunun meşru yolunu göstermiş. Meşru olmayan yolları ve zararlarını bildirmiş. Meşru olmayan yola, cinsi sapıklığa kayan kendine de toplumu da zarar verir.
Aile hayatını yok eden, sapık bir ilişki olan livatayı (Homoseksüellik), günümüzde kendini bilmez inançsız küçük bir azınlık meşrulaştırmaya çalışıyor
.
Yeri gelmişken bu iğreç işe dinimizin bakışını da bildireyim:
Lût aleyhisselâmın kavminden önce hiçbir kavmin işlemediği bu çirkin ve iğrenç fiil hakkında Kur’ân-ı kerîmin Enbiyâ sûresi 74. âyetinde meâlen; “Habîs iştir.” buyurulmuştur. Peygamber Efendimiz de, “Lût kavminin işini (livata) yapan mel’ûndur.” “Benden sonra ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Lût kavminin yaptığını yapmalarıdır.” “Erkek erkek ile livâta yaparken arş titrer, sallanır. Melekler de bu iğrenç işe muttalî olup, «Ya Rabbî emretsen de yeryüzü o ikisini cezalandırsa, gökyüzü onların üzerine taş yağdırsa.» derler. Allahü teâlâ; «Ben halîmim, acele etmem. Benden bir şey kaçmaz.» buyurur.” buyurarak livâtanın kötü ve iğrenç iş olduğunu bildirmiştir.

Büyük İslâm âlimlerinden İmâm Mücâhid; “Lûtî olan (livâta yapan) kimse, tövbe edip, bu pis fiilden vazgeçmedikçe, gökte ve yerde olan bütün sularla yıkansa, yine temizliği noksan olur.” buyurdu.

Mâlik bin Dinar hazretleri de; “Geçmiş ümmetlerden hiç birinde erkeğin erkeğe yaklaştığı işitilmedi. Ancak bu çirkin fiil, Lût kavmi arasında zuhûr etti. Onlara şeytan gelip bu fiili öğretti. İnsan tabiatına aykırı olan bu çirkin fiili yaptıkları için Allahü teâlânın gazâbına uğradılar” buyurarak livâtanın kötülüğünü bildirmiştir.
Allahü teâlâ insan neslinin çoğalması için erkeklere değil kadınlara yaklaşmak gerektiğini, nikahla olan evlilikten nesebi sahih kız ve erkek evlatların olacağını bildirmiş ve şehveti de bunun için vermiştir. Fakat şehvetin veriliş gayesinden ve hikmetinden gâfil olan insanlar cehâlet ve azgınlıkları sebebiyle livâtâ denen çirkin işe yönelmişlerdir.
Her dinde haram ve büyük günah olduğu bildirilen ve insan tabiatına ters olan livâta bugün sür’atle yayılan korkunç Aids hastalığına sebep olmaktadır. Livâta eden insanda it uru ve aids hastalığı ortaya çıkmaktadır. 1985 yılında virüsü teşhis edilen bu hastalığın domuz eti yiyenlerde de görüldüğü tesbit edilmiştir.

CENA-I HAK BÖYLE İLLETLRDEN VE HASTALIKLARDAN MUHAFAZA BUYURSUN

Şerife Şevval Kardelen Hocamıza Bu Güzel Yazı İçin Teşekkür Eder Sizlerinde Dualarını Bekleriz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 1 Comment »

Hazret-i Ömer’e (r.a.) Neden “Faruk” adı verildi

Posted by Site - Yönetici Şubat 24, 2014

kalble-yapilan-tevberuhi-sikintada-okunan-dua

Hazret-i Ömer’e (r.a.) Neden “Faruk” adı verildi

Hakemliği Kabul Etmeyenler.

İbni Abbâs (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu:
Münafığın biri bir Yahudî ile hasımlaştı. Yahudi, davayı Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine götürmeyi istedi ve;
-“Muhammed Mustafa muhakkak ki hak ile karar verir ve o asla rüşvete yönelmez!” dedi.
(Müslüman olduğunu iddia eden) münafık kişi ise, davayı Ka’b bin Eşrefe götürmeyi söyledi. Çünkü o şiddetli bir şekilde rüşvete rağbet eden bir kişiydi. Çünkü bu hâdisede, Yahudî haklı; münafık ise haksızdı. (Bundan dolayı Yahudî, kendisi gibi Yahudî olan Ka’b bin Eşrefe gitmek istemiyordu. Efendimiz s.a.v. hazretlerine gitmek ve ilâhî adaleti görmek istiyordu.)

Sonra Yahudî sözünde ısrar etti. İkisi Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine gittiler. İkisi de konuştular. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Yahudîye hak verdi. Münafık, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin hükmüne râzî olmadı. Sonra dediler, Hazret-i Ömer (r.a.)’a gidelim. Onu hakem tayin edelim. Yahudî, Hazret-i Ömer (r.a.)’a:
-“Rasûlüllah (s.a.v.) hazretlerine gittik o benim lehime hükmetti! Bu kabul etmiyorl Onun için muhakeme için sana geldi” dedi. Hazret-i Ömer (r.a.) zâhir’de Müslüman görünen münafık kişiye döndü:
-“Böyle mi oldu?” Münafık:
-“Evet!” dedi. Hazret-i Ömer (r.a.) onlara:
-“Siz burada bekleşip durun! Beni bekleyin!” dedi. içeriye girdi. Eline kılıcını aldı. Gelip münafık kişinin boynunu vurdu. Hatta münafık orada oluverdi. Hazret-i Ömer (r.a.) sayhasında şöyle buyurdu:
-“Allâhü Teâlâ hazretlerinin ve Resulünün hükmüne razı olmayana böyle karar gerekir!

Bu hâdise üzerine Cebrail Aleyhisselâm indi.
-“Ömer (r.a.) hak ile bâtılın arasını ayırt etti!” buyurdu. Bu hâdise üzerine Hazret-i Ömer’e (r.a.) “Faruk” adı verildi.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/285-286.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hikaye (Adalet) Senin işin olmayan şeylere de bundan böyle karışma!

Posted by Site - Yönetici Şubat 23, 2014

nusirevannusirevannusirevan_adalet_muhammet_negiz

Hikaye (Adalet) – Senin işin olmayan şeylere de bundan böyle karışma!

Rivayet olundu:
Nûşirevân’ın nahiye, köy ve kasabaları üzerine vazifeli bir tahsildarı vardı. Tahsildar, Nüşirevân’a bir mektup yazdı:
-“Bahar iyi geçti. Ekinler her zamankinden daha iyi ve her sene aldıkları rusûm (ekinlerin vergileri) üzerine bir zâm yapmak için kendisine izin verilmesini istedi!
Nûşirevân onun yazısına cevap vermedi. Tahsildar, aynı yazısını bir daha tekrarlayıp, gönderdi. Bunun üzerine Nûşirevân kendisine şöyle yazdı:
-“Senin yazına cevâp vermemem; emir olunmayan bir şeyi teklif etmenin yapılmayacağı konusunda senin için kafi bir sebep olduğunu tecrübelerinle anlamış olman gerekirdi. Fakat sen sû-i edep ederek (edepsizlik yaparak) kendisinden sükût edilen bir şeyi bir daha sorup izin istedin.
Bu edepsizlik (ve halka zulmetmek niyetinde olmana karşılık) iki kulağından birini kes!
Ve senin işin olmayan şeylere de bundan böyle karışma!” dedi.
Tahsildar; Edepsizlik, Zam, Zulme temayülünün bedeli olarak kulaklarından birini kesti.

Bundan böyle kendisini aşan işlere karışmadı, hep sükût etti.
Hulasa, zulüm, ardır; cezası da nârdır. (Zulüm büyük bir ayıp ve cezası da cehennem ateşidir.)
Zulümden kaçmak her akıllı kişi üzerine vaciptir.
Müminin niyeti adalet olduğu zaman, zulüm ehlinden kaçınması ve zulüm ehline itaat etmemesi gerekir. Zulüm ehline itaat etmekten kaçınmalıdır. Zira itaat ancak;hak ehli içindir; onlardan başkaları için itaat yoktur.

İtaat

Bundan dolayı Efendimiz (s.a..v) hazretleri buyurdular:
-“Bana itaat eden kişi, Allâhü Teâlâ hazretlerine itaat etmiştir.
Bana âsî olan ise gerçekten Allâhü Teâlâ hazretlerine âsî olmuştur.
Âdil olan emîre itaat eden bana itaat etmiştir; âdil emîre isyan eden bana âsî olmuştur.”

Vali Halka Göredir

Şunu iyi bil ki, valilerin (ve idarecilerin) sâlih veya fasit- (İyi ve kötü kişiler) olmaları idare olunan halkın iyi veya kötü olmaları hasebiyledir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/279 – 280
.

Posted in ADALET, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: