Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 28 Tem 2014

BAYRAMI HAK EDEN MÜMİNLERE TEBRİKLER

Posted by Site - Yönetici Temmuz 28, 2014

Ramazan bayramınz mübarek olsun

BAYRAMI HAK EDEN MÜMİNLERE TEBRİKLER

Günümüze ve gönlümüze bir bayram sevinci daha doğdu. Orucu farz kılan, ardından ikrâm ve izzetiyle bayramı bir sevinç günü kılan Cenâb-ı Allah’a sayısız hamdler ve şükürler olsun.

Sahi… Sayılı gün mü dersiniz, Ramazanın bereketi mi dersiniz, zamanın tabiatı mı dersiniz; ne dersiniz bilemiyorum, ama otuz gün bir fırtına gibi geçiverdi.

Otuz gün boyunca HAZ.Allah’ın emriyle nefsini tâlim ve terbiyeye tâbî tutan Müslümanın, nefsine hakimiyeti tebrik edilmeliydi. Bu bayram, o tebriğin Hak katındaki işâreti ve nişânesi olmalıdır.

Bayramı tâ içimizde tadalım öyleyse. Hayatı, hayatı verenden dolayı sevelim. İnsanlara, insanların Hâlık’ı için muhabbet duyalım. Canlıları ve tüm mahlûkâtı, Rahmân ve Rahîm olan Rab’leri için incitmeyelim. Yaratılanı, Yaratandan ötürü sevelim.

Tüm sevgiler Allah için, Allah nâmına ve Allah hesabına olmalıdır. Sevdiğimizi Allah hesabına seversek, sevgide bayramı, bayramda sevgiyi tadarız; bayramlarımızda Ebediyetin ve Cennetin çığlıklaşan dâvetini buluruz.

İçimizden kırgınlık namına, adâvet namına, husûmet nâmına ne varsa silip atmanın başka yolu yoktur zaten.

Ve zâten⦠Âdil-i Hakîm varken, Kahhâr-ı Zülcelâl’e inanmışken, Cebbâr-ı Hafîz’e itimat etmişken, Şedîd’ül-İkâb’a boyun eğmişken, Serîu’l-Hisâb’a güvenmişken; husûmetin, kinin, nefretin, dargınlığın, kırgınlığın yeri olmamalı Müslümanın hayatında.

İslâmiyet, bundan dolayı gündeminden çıkarmak istiyor adâvet, kin, nefret ve husûmet kavramlarını. İslâmiyet bundan dolayı barışı, kardeşliği, sulhu, sevgiyi, saygıyı yerleştirmek istiyor gönül hayatımıza. Çünkü Kur’ân’I KERİME göre insan HAZ.Allah için vardır ve HAZ.Allah’a dönecektir!( Bakara Sûresi: 156, ) Kur’ânI KERİM âyetlerinin hemen dörtten birisi, insanın hesabıyla, kitabıyla, yaptıklarıyla, ettikleriyle, yaşadıklarıyla dönüşünün HAZ.Allah’a olacağını haber veriyor. Buna inanmış, buna itimat etmişsek eğer, nedir bu husûmet, nedir bu kırgınlık, nedir bu dostlarımızla alıp veremediklerimiz?

Barışalım! Mutlaka barışalım! Haklılık peşinde koşmayalım. Vazgeçelim. Husûmeti sürdüren bugün haksızdır. Burası mahşer meydanı değil ki hak dâvâ edelim! Mahkeme salonu da değildir. Öyleyse hemen bugün barışalım.

Silelim gönül dünyamızdan kini, öfkeyi, kırmayı, kırılmayı, darılmayı, senliği, benliği!

Bugün bayram. Bayramı barışla ve kardeşlikle yaşayalım. Düşmanlıkla, kinle, husûmetle, kırgınlıkla bayram yaşanmadığı gibi, hayat da yaşanmaz. Hayat zehir olur. Bu fânî dünyâ için değer mi? Âhirette ise, onun hesabı Allah’a aittir. Allah Serîu’l-İkâb’tır. Öyle değil mi?

Hoşumuza gitmeyen tecellîleri, sevmediğimiz davranışları, tutarsız gördüğümüz hareketleri, seviyesiz bulduğumuz tutumları kınamayalım; gerek yok. Aldırmayalım, geçelim.

Bir Serîü’l-Hisâb var; kaydettiriyor, yazdırıyor, çizdiriyor, görüntüsünü alıyor; biz merak etmeyelim.

Biz sevelim sadece. Biz sadece muhabbet fedâîsi olalım! Şeytan husûmeti, kini, nefreti, adâveti kime yutturursa yuttursun! Bundan bize ne? Müslümandan uzak dursun husûmet! Müslüman, bayramlara lâyıktır!

Biz bayramımızı yaşayalım! Bayramı kendimiz için, dostlarımız için, insanlar için Cennet yapalım! Bayramımız Cennet olsun! Her günümüz bayram olsun! Şeytansa, hasedinden kahrolsun!

Çocukları, yaşlıları, hastaları, kimsesizleri, yetimleri, mâsumları, mazlûmları, bizden ilgi bekleyenleri, musîbete düşenleri unutmayalım bugün. Onlarla ya elimizle, ya gönlümüzle, ya dilimizle, ya duâmızla birlikte olalım. Rabbimizden esenlikler, kolaylıklar, hayırlar, yardımlar ve iyilikler dileyelim onlar için.

Allah Resûlü’nün (asm); “Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden komşusuna eziyet etmesin! Allah’a ve Âhiret Gününe îman eden misâfirine ikrâm etsin! Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden hısımlarına, akrabalarına, yakınlarına, dostlarına ve arkadaşlarına muhakkak ulaşsın! (Kendisine ulaşanlara müşfik davransın) Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden ya hayır söylesin, veyahut sussun!”( R. Sâlihîn, 308, 314 ) fermanını doyasıya yaşayacağımız gündür, bugün.

Ulaşalım; gönlümüzü, kalbimizi, en sıcak sevgi ve ilgimizi açalım onlara. Onların acılarını, tatlılıklarını, sevinçlerini, burukluklarını paylaşalım.

Tüm Müslümanlara eşiyle, dostuyla, sevdikleriyle, yakınlarıyla, akrabalarıyla iç içe, gönül gönüle, acı tatlı her şeylerini paylaşacakları bir bayram temennî ederiz.

Mübârek Ramazan Bayramının; tüm İslâm âlemine, tüm insanlığa, ülkemizin her karış toprağına, taşına, milletimizin her ferdine, her kuşağına ve hâssaten RAMAZANI ŞERİFİ HAKKIYLA VE LAYIKKIYLA GEÇİREN MÜSLÜMANLAR İÇİNhayırlara vesîle olmasını niyaz ederiz.

Bayramınızı gönülden tebrik ederiz.

Bu yazi icin ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamiza tesekkur eder,sizlerinde dualarini bekleriz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

RAMAZAN-I ŞERİFTEN HÜZÜNLÜ AYRILIK

Posted by Site - Yönetici Temmuz 28, 2014

Ramazan bayramınz mübarek olsun (2)

RAMAZAN-I ŞERİFTEN HÜZÜNLÜ AYRILIK

Elveda ey Rahmet Güneşi Şehr-i Ramazan. Mü’minler için hüsn-ü şehadette bulunmak üzere Rabbin huzuruna gidiyorsun. Kırık dökük dünyamıza misafir oldun otuz gündür. Yaşanan her ânın kalbimizden birer parça gibi kopup gittiğini ve artık dönmeyeceğini bize defalarca ihtar ettin. Bizi defalarca uyardın.

Senin gündüzündeki o sonsuz, nihayetsiz, hadsiz, hudutsuz rıza-yı İlâhîyi istedik hep. Gecendeki bin aydan daha hayırlı dakikalara talip olduk. Seninle Allah’a yaklaşmaktı niyetimiz. Seninle kulluğun doruklarında uçmaktı kalbimizden geçen. Seninle rahmet deryasında boylu boyunca yüzmekti gayemiz. Seninle günahsız bir vadiye kanat çırpmaktı muradımız. Seninle af ve mağfiret ummânına yelken açmaktı arzumuz. Seninle Allah’ı, yalnız Allah’ı isteyecektik; yalnız!

Bu yüksek gayelere ne kadar yaklaşabildik, bilemem!

Sen bize rahmet yüklü bulutlardan daha fazla rahmetle geldin ey Şehr-i Ramazan! Bizi rahmet dolu kucağına aldın! Müşfik kucağında bir ay bizi rahmete kandırdın, bizi Kur’ân’ı kerimin müjdeleriyle müjdeledin! Bize ebedî saadetin kokusunu getirdin! Bizi Resûlullah’ın (asm) şefaat müjdesiyle coşturdun! Bize Cennetin pınarlarından birer damla hayat kaynağı sundun; Cennete benzeyen lezzetinle aklımızı başımızdan aldın!

Rahmet Güneşi! Bu gün aramızdaki son günün! Biz yine kendi kendimizle baş başa kalacağız! Sense yükünü yükledin artık! Ayrılık saatin geldi gelecek! Aramızdan ayrılacaksın!

Seni anlayabildik diyemem! Varsa yoksa kalbimizin sâfî niyetini, nezih arzusunu, nâzik talebini, yüksek muradını aldın, yazdın, kaydettin!

Elimizden gelseydi bütün sâlih ve veli kulların ibadetlerinin ve niyazlarının bir katını Cenâb-ı Hakk’a arz edecektik! Elimizden gelseydi kâinatın zerreleri adedince Cenâb-ı Hakk’a tesbih ve tazimde bulunacaktık! Elimizden gelseydi, bütün kimsesizlerin, yetimlerin, mazlûmların, masumların, gönlü kırıkların gönlünü alacaktık! Elimizden gelseydi, Cenâb-ı Allah’ın emirlerine ve nehiylerine eksiksiz ve kâmilen uygun hareket edecektik!

Eksiklerimizle, noksanlarımızla, kusurlarımızla, günahlarımızla, yanlışlarımızla mutlak hayra ve hakka ne kadar yürüyebildik bilemem! Hakk’ın feyzinden, bereketinden, sevabından, hayrından, hasenatından ne kadar istifade edebildik bilemem! haz.Allah’ın kitabında beyan buyurduğu “mutlak birr”e (salih amel’e, iyiliğe) (Âl-i İmrân Sûresi, 92.) azıcık da olsa nail olabildik mi bilemem!

Ey bütün kusurlardan ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’ım! Biz Seni lâyıkıyla sena edemedik! Seni Kemal sıfatlarınla doğru dürüst bilemedik! Sen Kur’ân’ı keriminde ve Habibin’in (asm) dilinde Kendi Zatına ettiğin senaya lâyıksın!

Allah’ım! Biz Seni lâyıkıyla tanıyamadık, lâyıkıyla zikredemedik! Sen; kâinatın bütün zerrelerinin titreşimleriyle yaptıkları sonsuz zikre lâyıksın!

Allah’ım! Şükrümüzü hakkıyla ödeyemedik! Sen; bütün hayat sahibi varlıkların, meleklerin, ruhların, cinlerin, ağaçların, bitkilerin, kuşların, balıkların, böceklerin, hayvanların ve bütün canlıların ince ve nazik duygularıyla ve rahmet dilleriyle yaptıkları sayısız, sonsuz, sınırsız şükre ve hamde lâyıksın!

Allah’ım! Biz Sana lâyık bir ibadetle kulluk edemedik! Biz Seni hakkıyla tesbih, tazim ve tenzih edemedik! Hâlbuki gökler, yerler ve içindekiler Seni lâyıkıyla tesbih, tazim ve tenzih ediyorlar! Hiçbir şey yoktur ki, Seni hamd ile tesbih etmesin! Allah’ım! Âcizane ellerimizi ve gönüllerimizi açtık! Bütün varlıkların zikirleriyle Seni zikrederiz! Bütün kâinatın tesbihâtıyla Seni takdis ederiz! Bütün peygamberlerin, bütün velilerin ve bütün meleklerin tesbihâtıyla Seni tesbih ederiz! Bizden namazımızı, niyazımızı, orucumuzu, duâmızı, yakarışlarımızı eksikleriyle ve kusurlarıyla kabul buyur!

Ey Şehr-i Ramazan! BAYRAM GELİYOR! Gönüllerimize bayram heyecanı şimdiden sökün edip geldi. Bir aylık misafirliğinden, geriye bir bayram bırakarak aramızdan ayrılacaksın! Bütün günleriniz bayram esenliğinde ve uhuvvetinde geçsin, demek istiyorsun; seziyor gibiyim!

Bundan, bütün ehl-i imana uhrevî ve ebedî bir bayramı da müjdelediğini çıkarabilir miyiz? Bu bayramın perde arkasının Cennet olduğunu herkese ilân edebilir miyiz?

Mağfiret ve Rahmet ayı! Yine gel dünyamıza!

Seni bekleyeceğiz, Rahmet Güneşi Şehr-i Ramazan!

Bu yazi icin ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamiza tesekkur eder,sizlerinde dualarini bekleriz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 3 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: