Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Haziran 2014

Cennet her sene, Ramazan-ı şerîfin gelmesiyle süslenir.

Posted by Site - Yönetici Haziran 30, 2014

Cennet her sene, Ramazan-ı şerîfin gelmesiyle süslenir

Ramazan magfiret Ayıdır

Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerîf ayının üstünlüğünü, faziletini bildirdiği bir hadîs-i şerîfinde buyurdu ki:
Cennet her sene, Ramazan-ı şerîfin gelmesiyle süslenir. Ramazanın ilk gecesinde, Arş’ın altında Mesire adlı bir rüzgar esip, Cennet ağaçlarının dallarını, budaklarını, kapılarının halkalarını sallar. Dinliyenlerin hiç duymadıkları güzel sesler onlardan duyulur.
Cennet meleklerinin büyüğü olan Rıdvan’a, bu gece hangi gecedir, diye sorulduğunda, bu gece Şehr-i Ramazanın ilk gecesidir. Muhammed aleyhisselâmın ümmetinden oruç tutanlara bu gece Cennet kapıları açılır, diye cevap verir. Bunun üzerine Allahü teâlâ buyurur ki:
– Ey Rıdvan! Cennet kapılarını aç! Ey Mâlik Cehennem kapılarını kapa! Ey Cebrâil, yeryüzüne in şeytanları bağla, hapset ki, Habibimin ümmetinin orucunu bozmasınlar.
Allahü teâlâ Ramazan-ı şerîfin her gecesinde üç defa buyurur ki:
– Benden birşey istiyen var mıdır? İstediğini vereyim. Tevbe eden var mıdır? Tevbesini kabûl edeyim. İstigfar eden var mıdır? Magfiretime kavuşturayım.

Allahü teâlâ Ramazan-ı şerîfin her gününde, iftâr vaktinde, kendilerine azap edilmesi gereken milyonlarca kişiyi Cehennemden azâd eder. Cum’a günü ve gecesi olunca, her saatte azap edilmesi gereken bin kerre bin kişiyi Cehennemden azâd eder.
Ramazan-ı şerîfin son günü olunca, o gün Ramazan-ı şerîfin ilk gününden son gününe kadar Cehennemden azâd ettiklerinin toplamı kadar kimseleri Cehennemden azâd eder.
Kadir gecesi olunca, Allahü teâlânın emriyle, Cebrâil aleyhisselâm yeşil bir sancakla büyük bir melek kalabalığı içinde yeryüzüne inip sancağını Kabe’ye diker.
Cebrâil aleyhisselâmın altıyüz kanadı vardır. Bu kanatlarını ancak Kadir gecesinde açar. Kanatları açılınca doğuyu batıyı kaplar. Cebrâil aleyhisselâm meleklere:
– Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin arasına girin, der.
Melekler de, aralarına girip, ibâdet eden, namaz kılan zikreden kimselere selâm verip, onlarla musâfeha ederler. Duâlarının kabûl olunduğunu bildirirler. Tan yeri ağarıncaya kadar böyle devam eder.
Daha sonra, Cebrâil aleyhisselâm meleklere “Herkes yerli yerine gitsin.” der. Melekler, Cebrâil aleyhisselâma sorar:
– Ey Cebrâil! Allahü teâlâ Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin isteklerini verdi mi?
Cebrâil aleyhisselâm şöyle cevap verir:
– Allahü teâlâ onlara nazar etti. Dört sınıf insan hariç diğerlerini affeyledi. Bunlar: İçki içmeğe devam edenler, ana-babasına âsî olanlar, yakın akrabâya ziyâreti terk edenler ve ehl-i sünnet vel-cemâ’atten ayrılanlar…
Bayram sabahı olduğunda, Allahü teâlâ meleklerini her tarafa dağıtır. Melekler yeryüzüne inerler. Sokak başlarına dururlar. Cin ve insanlardan başka her canlının duyabileceği bir sesle seslenirler:
– Ey Muhammed aleyhisselâmın ümmeti, çok büyük sevâblar veren büyük günahları affeden Rabbinize dönün!
Câmiye gitmek üzere evlerinden çıktıklarında, Allahü teâlâ meleklerine şöyle buyurur:
– Ey benim meleklerim, siz şâhit olunuz ki, Ramazan-ı şerîfte oruç tutanlardan râzı oldum ve onları affettim.
Daha sonra Allahü teâlâ şöyle buyurur:
– Ey kullarım, bugün benden dilediğinizi isteyiniz! Bugün âhıretiniz için istediğiniz her şeyi veririm. Dünyanız için istediğiniz şeye de sizin için nazar ederim. Benim emirlerime uyduğunuz müddetçe, ben sizin hatalarınızı, kusurlarınızı örterim. Sizi rezil ve rüsva’ etmem. Sizler evlerinize magfiret olunmuş olarak dönünüz. Zira beni râzı ettiniz, sizden râzı oldum.
Ümmet-i Muhammed, Ramazan-ı şerîfte, iftâr ettiklerinde, melekler sevinir. Allahü teâlânın, ihsân buyurduğu büyük sevâbları birbirlerine müjdelerler.

Kaynak:365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Orucun farzı

Posted by Site - Yönetici Haziran 29, 2014

Açlık ve servet  = Allah yolunda tasadduk - Şakîk-i Belhî (r.h.) hazretleri,oruc, orucun farzi

Orucun farzı

Orucun farzı üçtür:

Orucun birinci farzı niyyet etmek;

ikincisi, niyyeti ilk ve son vakitleri arasında yapmak;

üçüncüsü, oruçlu iken orucu bozan şeylerden sakınmaktır.

Oruca niyyet, akşam ezanından sonra başlar, ertesi gün, dahve vaktine yâni öğleye bir saat kadar kalana kadardır.
İmsâk vaktinden evvel niyyet ederken, “Niyyet ettim, yarın oruç tutmaya.” denir. İmsaktan sonra niyyet ederken, “Bugün oruç tutmaya.” denir. Ramazân-ı şerîf orucu, her müslümana farz olduğu gibi, tutamıyanların kazâ etmeleri de farzdır. Kazâ ve keffâret orucuna ve mu’ayyen olmayan adak oruçlarına imsaktan sonra niyyet edilemez.

Yirmidört saatten daha uzun günlerde, oruca saat ile başlar ve saat ile bozar. Gündüzü böyle uzun olmıyan bir şehirdeki müslümanların zamanına uyar. Eğer oruç tutmazsa, gündüzleri uzun olmıyan yere gelince kazâ eder.
Hadîs-i şerîfte, “Ay’ı görünce oruç tutunuz! Tekrâr görünce, orucu bırakınız!” buyuruldu. Bu emre göre, Ramazan ayı, hilâlin yâni yeni ayın görülmesi ile başlar. Hilâli görmeden öcne yapılan hesap ile, takvîm ile başlamanın câiz olmadığı, (İbni Âbidin)de ve başka birçok kıymetli fıkıh kitabında bildirilmiştir.

Ramazana başlamak için Şa’bânın yirmidokuzuncu günü, güneş battıktan sonra, hilâli, yâni gökte yeni Ay’ı aramak ve Ay’ı görmek, eğer görülmezse, Şa’bân ayını otuz güne tamamlamak lâzımdır.
Hilâli görmekte Ramazanın başlaması, hesapla anlaşılandan bir gün sonra olabilir. Fakat bir gün önce olamaz. Eskiden, Ramazan hilâli gözlenir, âdil şâhidlerin şehâdeti ile kadı, Ramazanın başlangıcını veya bayram günlerini ilân ederdi.
Bugünün şartlarında, ne Türkiye’de ne başka islâm ülkelerinde bunu sıhhatli şekilde yapacak, güvenilecek bir merci yok. Bunun için, yapılacak iş şu: Ramazana takvimlerdeki bildirilen güne göre başlamak, daha sonra bayramdan sonra, iki gün kazâ orucu tutmalıdır.

İftârı acele etmek ve sahûru, geciktirmek sünnettir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, bu iki sünneti yapmağa çok dikkat ederdi. Sahûru geciktirmek ve iftârı çabuk yapmak, belki insanın aczini gösterdiği için sünnet olmuştur. Zaten ibâdet, aczi ve ihtiyâcı göstermek demektir.

Kaynak:365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Teravih namazı ve duâları

Posted by Site - Yönetici Haziran 27, 2014

Teravih namazı ve duâları

Teravih namazı ve duâları

Ramazan ayında yapılan ibadetlere, diğer aylarda yapılan ibadetlerden kat kat fazla sevap verilir. Bunun için bu ay’ı çok iyi değerlendirmek lazımdır. Allahü teâlâ, Ramazan orucunu farz, gecelerini ihya etmeyi de sünnet eyledi.Teravih namazı sünnettir. Ramazan-ı şerifin her gecesinde kılınır. Cemaatle kılınması sünnet-i kifayedir.
Vitir namazı, yalnız Ramazan ayında cemaatle kılınır. Teravih namazı, vitirden önce ve yatsının son sünnetinden sonra kılınır. Teravih namazını, iki rekatte bir selam vermek suretiyle kılmak daha iyidir. Dört rekatte bir selam vermek de olur.

Teravih namazı, camide cemaatle kılınınca, başkaları evde yalnız olarak kılabilir, günah olmaz. Fakat camideki cemaat sevabından mahrum kalınır. Evde, birkaç kişi ile cemaatle kılınırsa, yalnız kılmaktan yirmiyedi kat fazla sevap kazanılır.
Allahü teâlâ mübarek Ramazan ayını gönderip, ona hususî bir kıymet verince, Hz. Ömer, bu büyük nimetin şükrünü eda etmek için, yirmi rekat namaz kılmayı kendisine vazife bildi. Eshab-ı kiram da bunu beğendiler. Durumu Peygamber efendimize bildirdiler. O da beğendi. Cebrail aleyhisselam gelip, Peygamber efendimize bildirdi ki:
– Allahü teâlâ, Ömer’in ve eshabının yaptığı bu ibadeti kabul eyledi. Onda hatim okuyanları cennete koyacağına, onlardan razı olacağına söz verdi.

Peygamber efendimiz, teravihi hiç kılmasa bile hulefa-i raşidinin kılması, sünnet olması için kâfidir. Hadis-i şerifte, “Benim sünnetime ve benden sonra hulefa-i raşidinin sünnetine sımsıkı sarılın” buyuruldu. Teravihin cemaatle kılınması (Sünnet-i kifaye)dir. Yani bir mahallede cemaatle kılınınca, diğerleri evde kılsa, sünnet îfa edilmiş olur.
Müekked sünnet olan teravihi ihmal etmemelidir! Hadis-i şerifte, “Ramazanda inanarak ve sevabını umarak teravih namazı kılanın, geçmiş günahları affolur” buyuruldu.
Kaza borcu olanların nafile ibadetleri kabul olmayacağından, kaza borcu olan teravih yerine kaza borçlarını ödemelidir. Teravihe de niyyet ederek her akşam bir günlük yani 20 rek’at kaza kılan hem teravih sevabına kavuşur hem de bir günlük kaza borcundan kurtulmuş olur.

Teravih namazı mühim sünnetlerdendir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz, gecelerini ihya etmeyi de sünnet eyledi.
Teravih duâ ve tesbîhler
Teravih namazına başlamadan, namaz aralarında ve teravih sonunda okunan tesbîhler, duâlar şunlardır:

1- Teravihe başlamadan önce okunan duâ:
Sübhâne zil-mülki vel-melekût.
Sübhâne zil-ızzeti vel-azameti vel cemâli vel-celâli vel-ceberût.
Sübhân-el melikil mevcûd. Sübhân-el melik-il ma’bûd.
Sübhân-el melikil hayy-illezî lâ yenâmü ve lâ yemût.
Sübbûhun, kuddûsun, Rabbünâ ve Rabb-ül melâiketi ver-rûh.
Merhaba, merhaba, merhaba, ya şehre Ramazan.
Merhaba, merhaba, merhabâ ya şehr-el bereketi vel-gufrân.
Merhaba, merhaba, merhaba ya şehr-et tesbîhi vet-tehlîli vez-zikri ve tilâvet-il Kur’an. Evvelühû, âhiruhû, zâhiruhû, bâtınühû ya men lâ ilâhe illâ hû. Allahümme salli alâ Muhammed.
Ramazan-ı şerifin onbeşinden sonra, (Merhaba) yazılı olan yerler (Elveda) diye okunur.

2- Teravih aralarında okunacak duâ:
Teravih aralarında, her dört rekatin sonunda okunacak duâ:
(Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin biadedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesîrâ.)

3- Teravih namazı tamamlandıktan sonra okunacak duâ:
Ya hannân, ya mennân, ya deyyân, ya bürhân,
Ya zel-fadlı vel-ihsân, nerc-ül afve vel-gufrân,
Vec’al-nâ min utekâi şehr-i ramazan bi-hürmet-il Kur’an.

Kaynak:365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

En kıymetli ay

Posted by Site - Yönetici Haziran 27, 2014

talebe,kurs

En kıymetli ay

Câbir bin Abdullah hazretlerinin haber verdikleri bir hadîs-i şerîfte, Peygamber efendimiz şöyle buyurdu:
“Allahü teâlâ benim ümmetime, Ramazan-ı şerîfte beş şey ihsân eder ki, bunları hiçbir peygambere vermemiştir:
1- Ramazanın birinci gecesi, Allahü teâlâ mü’minlere rahmet eder. Rahmet ile baktığı kuluna hiç azap etmez.
2- İftâr zamanında, oruçlunun ağız kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
3- Melekler, Ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların affolması için duâ eder.
4- Allahü teâlâ, oruç tutanlara, âhırette vermek için, Ramazan-ı şerîfte Cennette yer ta’yîn eder.
5- Ramazan-ı şerîfin son günü, oruç tutan mü’minlerin hepsini affeder. Yâni Ramazan ayının tamamını oruçlu geçirenleri affeder.”

En kıymetli ay

İslâm âlimlerinin büyüklerinden, İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Ramazan-ı şerîf ayında yapılan nâfile namaz, zikir, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâb, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda, bir oruçluya iftâr verenin günâhları affolur. Cehennemden âzâd olur. O oruçlunun sevâbı kadar, ayrıca buna da sevâb verilir. O oruçlunun sevâbı hiç azalmaz.
Bu ayda, emri altında bulunanların işlerini hafîfleten, onların ibâdet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur. Cehennemden âzâd olur. Resûlullah, bu ayda, esîrleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene, bu işleri yapmak nasip olur.
Bu aya saygısızlık edenin, günâh işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer. Bu ayı fırsat bilmelidir. Elden geldiği kadar ibâdet etmelidir. Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır.
Bu ayı, âhıreti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kur’ân-ı kerîm Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Ramazanın birinci gecesi kim namazda, Fetih sûresini okursa, Allahü teâlâ o kimseyi bütün sene korur.”
İftar duâsı
Güneşin battığı iyi anlaşılınca, önce E’ûzü ve Besmele okuyup, (Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb) denir. Bir iki lokma iftârlık yiyip, (Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ) denir ve yemeğe başlanır.

Ramazân-ı şerîfte, hurma ile iftâr etmek sünnettir. Hurma veyâ su, zeytin yâhud tuz ile iftâr edilir. Yânî, oruc bozulur. Sonra, câmi’de veya evde, cemâ’at ile akşam namazı kılınır. Bundan sonra, akşam yemeği yinir. Sofrada yemekleri yimek, bilhâssa Ramezânda uzun süreceğinden, akşam namâzının erken kılınması ve yemeğin, acele etmiyerek, rahat yinmesi için, az bir şeyle iftâr edip, yemeği duâdan ve namâzdan sonra yimelidir. Böylece, oruc erken bozulmuş, namâz da erken kılınmış olur. Ezanın güvenilir kimseler tarafından okunmadığı yerlerde, önce namaz kılınıp, sonra iftar etmek daha iyi olur. Böylece oruç tehlikeye sokulmamış olur. Terâvîh kılmak ve hatim indirmek de mühim sünnetlerdendir.

Kaynak : 365 Gü Dua

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

TERÂVÎH NAMAZI NASIL KILINIR?

Posted by Site - Yönetici Haziran 26, 2014

cin dogu turkistan muslumanlari

TERÂVÎH NAMAZI NASIL KILINIR?

Terâvîh namazı, Ramazan ayına mahsûs, yirmi rek’atten ibâret bir sünnet-i müekkededir. Bu namaza Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile dört halîfesi (rıdvânullâhi aleyhim) devâm etmişlerdir. Terâvîhin cemâatle kılınması da, sünnet-i kifâyedir. Mescidlerde terâvîh namazı cemâatle kılındığı hâlde, bir özrü olmaksızın cemâati terk edip bu namazı evinde kılan kimse, fazîleti terk etmiş olur. Bu kimse evinde cemâatle kılsa, cemâat sevâbını alırsa da, mesciddeki cemâatin fazîletine eremez.

Terâvîh namazını, her iki rek’atte bir selâm vererek on selâm ile bitirmek daha fazîletlidir. Dört rek’atte bir selâm da verilebilir. Terâvîh namazı, iki rek’atte bir selâm verilince, akşam namazının iki rek’at sünneti gibi kılınır.

Dört rek’atte bir selâm verilince, yatsı namazının dört rek’at sünneti gibi kılınır.

Cemâatle kılındığı zaman, cemâat hem terâvîhe, hem de imâma uymaya niyet eder, imam da âşikâre kırâat eder; sesli okur.

Terâvîh namazında imâmın güzel sesli olmasından ve hızlı okumasından ziyâde, okuyuşunun düzgün olmasına itibar edilmelidir.

Bir kimse, imâm yatsı namazını kıldırıp terâvîhe başlamış olduğu sırada mescide gelse, önce yatsı namazını kılar, sonra terâvîh için imâma uyar. Cemaatle terâvihi kıldıktan sonra noksan rek’atleri tamamlar. Sonra da vitir namazını kendi başına kılar. Evlâ olan budur. Bununla beraber vitir namazını imam ile beraber kılıp, sonra terâvihi tamamlasa da câiz olur.

Terâvih namazını imam ile kılmayan kimse, vitir namazını imâm ile kılabilir.

İmâm ve cemâat, yatsı namazını cemâatle kılmamış olursa, yalnız terâvîh namazını cemâatle kılamazlar. Çünkü terâvihin cemâatı, farzın cemâatına tâbidir.

Terâvîh -orucun değil- vaktin sünnetidir. Mâzeretinden dolayı oruç tutamayanlar da terâvîhi kılmalıdırlar.

.

 

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Beş Bayram Bir Araya Toplandı – İndiği Gün Zaten Bayram İdi

Posted by Site - Yönetici Haziran 24, 2014

lnetilerdndabtnmminlerk

Beş Bayram Bir Araya Toplandı – İndiği Gün Zaten Bayram İdi

Ömer bin Hattab (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Yahudilerden bir adam gelip kendisine:
-“Sizin kitabınızda bir âyet-i kerime var; siz onu okuyorsunuz; eğer o âyet-i kerime bize inmiş olsaydı; biz o âyet-i kerimenin indiği günü bayram edinirdik!” dedi.
Hazret-i Ömer (r.a.) sordu:
-“Hangi âyet-i kerime?” Yahudi:
“İşte bugün sizin için dininizi kemâle yetirdim, üzerinizdeki nimetimi tamama erdirdim. Ve siz din olarak İslâm’a rıza verdim;”
Hazret-i Ömer (r.a.) buyurdular:
-“Ben o âyet-i kerimenin indiği zaman ve mekânı çok iyi biliyorum. Bu âyet-i kerime, Efendimiz (s.a.v.) hazretleri Arafat’ta ayakta iken kendisine Cuma günü nazil oldu…

Beş Bayram Bir Araya Toplandı

İbni Abbâs (r.a.) hazretleri buyurdular:
“İşte bugün sizin için dininizi kemâle yetirdim, üzerinizdeki nimetimi tamama erdirdim. Ve siz din olarak İslâm’a rıza verdim;” âyet-i kerimesinin indiği gün; tam beş bayram bir araya toplanmıştı:
1- Cuma günüydü,
2- Arife günüydü,
3- Yahudilerin bayram günüydü,
4- Hıristiyanların bayram günüydü,
5- Mecûsflerin bayram günüydü,
O günden sonra veya daha önce asla bütün dinlerin (ve milletlerin) bayramlarının bir günde toplandığı vaki olmamıştır.

Efendimiz (s.a.v.)m Vefatı Haberi

Rivayet olundu:
Bu âyet-i kerime, Hacc-ı Ekber günü indiğinde, Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bu âyet-i kerimeyi okudu. Hazret-i Ömer (r.a.) ağlamaya başladı. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri kendisine sordu:
-“Seni ağlatan nedir?” Hazret-i Ömer (r.a.):
-“Beni ağlatan (şudur;) biz dinimizin ziyadeleşmesini beklerken o kemâle erdi. Bir şey kemâle erdiğinde mutlaka noksanlaşmaya başlar!” dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ona buyurdular:
-“Doğru söyledin!”
Bu âyet-i kerime Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin ölüm haberini veriyordu. Efendimiz {s.a.v.) hazretleri, bu âyet-i kerimenin inmesinden sonra seksen bir (81) gün yaşadılar.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, hicretin on birinci (11) senesinde Pazartesi günü güneş Rabiü’l-Evvel ayından iki günü geçirmesinden sonra vefat etti.
Denildi ki:
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Rabiü’l-Evvel ayının on ikinci gününde (pazartesi günü) vefat etti. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin hicreti de Rabiü’l-Evvel ayının on ikinci günüydü…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 211.-212

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Müneccim – Kahin Nedir Kimlerdir ?

Posted by Site - Yönetici Haziran 22, 2014

Müneccim - Kahin Nedir Kimlerdir

Müneccim – Kahin Nedir Kimlerdir ?

Müneccim: Yıldızların durumlarını ve hareketlerini gözetleyerek geleceğe dâir haber verdiğini iddia eden ve yıldız falına bakan kimseye denilir.
Müneccimlere, kâhinlere, falcılara inanmamalı, bilinmiyen şeyleri bunlara sormamalidır. Bunları gaybleri (geleceği) bilir sanmamalıdır. Uğursuzluğa inanmamalı, te’sir eder sanmamalıdır. Gaybden (gelecekten) verdiği haber konusunda kâhini tasdik etmek küfürdür, îmânı giderir.
Kâhin; gelecek zamanda ortaya çıkacak hâdiseleri haber veren, sırları bildiğini ve gayb âlemine âit bilgilere vâkıf olduğunu iddia eden kişidir. Arablarda, olacak işleri bildiklerini iddia eden Kâhinler vardı. Benim gördüğüm cinler var, onlar bana tâbi olur, hizmetimde bulunur, bana haber getirirler diye iddia ederlerdi. Diğer bâzıları ise, bana verilen bir anlayış sayesinde hâdiseleri ve işleri bilir ve kavrarım diye iddia ederlerdi. Yıldızların hareketlerine bakarak ileride meydana gelecek hâdiseler hakkında bilgi sahibi olduğunu iddia eden müneccim de kâhin hükmünde oiur, yâni gaybden verdiği haber konusunda müneccimi tasdik etmek küfür olur.
Yıldızların aracılığıyla gaybten haber veren kişi, ile “lim-i nücûm” yâni astronomi ilmiyle uğraşan Astronomi ilminin âlimleriyle birbirine karıştırmamak lazım. Astronomi ilminin âlimleri, yıldızları, ayı, güneşi, semavî ecrâmi incelerler… Bunların ay ve güneş tutulması veya herhangi bir yıldız hakkında verdikleri bilgi gayb’ten haber vermenin hükmünün altına girmez. Bunlar ilmî verilere göre konuştukları nisbette sözleri kabul edilir.

Kahin: Gizli şeyleri bildiğini iddia eden. Falcı. Kâhinlik yapan kimseye denilir.
Kâhinlere inanmak imana zarar verir.
Kâhine giden ve sihir büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan, bizden değildir.
Kur’ân-ı kerîme inanmamıştır.
Önceleri şeytanlar göklere çıkmaktan men olunmazlar idi. Göklere giderler, meleklerden işittiklerini, kâhinlere haber verirlerdi. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) doğduğu zaman, göklere çıkmaları yasaklandı. Kâhinlere, falcılara inanmamalıdır. Bilinmeyen şeyleri bunlara sormamalıdır. Abdestsiz, namazsız bu kâhinler, falcılar ve müneccimler hiçbir şeyi bilmezler.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 205.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Peygamberlerin Hususiyetleri

Posted by Site - Yönetici Haziran 20, 2014

Al aqsa mosque,mescid-i aksa

Peygamberlerin Hususiyetleri

Peygamberlerin ise her biri bir haslete mahsus idiler. Meselâ:
Nuh Aleyhisselâm şükür,
ibrahim Aleyhisselâm, hilim,
Mûsâ Aleyhisselâm, ihlâs,
İsmail Aleyhisselâm, vaadinde sâdık.
Ya’kûb Aleyhisselâm (belâ ve evlâd acısına) sabır,
Eyyûb Aleyhisselâm (hastalıklara, maddi varlıktan yokluğa düşmeye) sabır,
Dâvûd Aleyhisselâm, özür beyan etmek,
Süleyman Aleyhisselâm tevazu,
İsa Aleyhisselâm, zühd (hasletine mahsus oldu…)
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, peygamberlere tabi olup yollarında yürüdüğü için, peygamberlerin bütün hasletleri, kendisinde toplanıldı. (0 peygamberlerin bütün hasletlerine sahiptir….)
Ey mü’min (kardeşim) sen bu yüce Resul (s.a.v.) hazretlerinin ümmetindensin!
Allah’tan kork! Resul (s.a.v.) hazretlerinden utan ki, şiddetli ve devamlı azaptan kurtulasın! Bakî ve ebedî kalma ikâmet edeceğin naîm cennetine zafer olup erişesin!
Akl-i selîm sahiplerinin nail olduklarına nail olasın!

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 188

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

HASTALIKTA OKUNACAK DUÂLAR

Posted by Site - Yönetici Haziran 18, 2014

HASTALIKTA OKUNACAK DUÂLAR

HASTALIKTA OKUNACAK DUÂLAR

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki;
Kıyâmette, sahifesinde çok istiğfar bulunanlara, müjdeler olsun!
Ölümden başka, her dertten kurtarır ve rızkı artırır.
Eceli gelenin de, ağrısız, sıkıntısız ölümüne yardım eder.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki; “Lâ havle velâ kuvvete illâ billahil aziym okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi, hemmdir.” Buna, Kelime-i temcîd denir. Korkulu zamanlarda ve Cinden korunmak için de okunur.

Bismillâhirrahmânirrahîm ve lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâhil’ aliyyil’azîm.” okumak, sinir hastalığına ve bütün hastalıklara iyi gelir.

“Fâtiha”, “Âyet-el-kürsî” ve “Dört Kul” (Yani, Kâfirûn, İhlâs, 2 Kul eûzü) 7’şer defa okunup hastaya üflenirse, bütün âfetler, dertler, sihir, nazar, hayvan sokması ve ısırması için iyi gelir.

Resûlullah sallAllahü teâlâ aleyhi ve sellem efendimiz buyurdu ki…
Yağmur suyunu toplayıp, üzerine; (Fâtiha-i şerîfe, Âyet-el-kürsî, İhlâs-ı şerîf ve Kul-e’ûzü sûreleri) 70’şer defa okunur.
Bu sudan aralıksız 7 sabah içenlerin hastalıkları, ağrıları zâil olur.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Kızıldeniz’i kimler geçer?‏

Posted by Site - Yönetici Haziran 16, 2014

177_moses

Kızıldeniz’i kimler geçer?‏

İman etmeyenlere, semalar, yeryüzü, denizler, dağlar, çimenler, ağaçlar düşman olur, buğz eder. Denizin de hıncı vardır.

Allahu Azimüşşan, Sure-i Tâhâ’nın 77. ayetinde şöyle buyuruyor:

Andolsun ki biz Musa’ya, ‘kullarımla gece yola çık da (düşmanların) yetişme(sin)den korkmayarak, (boğulmanızdan da) endişe etmeyerek onlara denizde kuru bir yol aç’ diye vahyetmişizdir.

Allahu Azimüşşan Hz. Musa Kelimullah’a böyle vahyetti. Hz. Musa a.s. da, kendisinden yaşça büyük olan biraderi haz.Harun’la birlikte kavmini aldı. Kızıldeniz’i haz.Allah’ın emriyle yol yaptı. Yolun üstünde hiç bir ıslaklık, çamur olmadı. Ta ki on iki kavim, on iki yoldan Kızıldeniz’i geçtiler.

Allahu Tealâ ve Tekaddes Hazretleri, Firavun’un İsrailoğulları’nı takip ettiğini, ikiye ayrılıp yol açan denizin Hz. Musa a.s. kavminin geçişinden sonra coşmuş bir surette hücum ederekFiravun ve ordusunu helâk ettiğini, Firavun’un kavmini doğru yola iletmeyip, saptırdığını da beyan buyuruyor.

Derken (Firavun), ordusuyla birlikte arkalarına düştü. Deniz de kendilerini öyle bir kaplayıverdi ki… Firavun kavmini saptırdı, doğru yola iletemedi.” (Tâhâ, 78-79 )

Azamet-i İlâhîye ile İsrailoğuları’nın hepsi denizi geçtikten sonra, onlardan kalan on iki yola Firavun ve ordusu girdiler. Firavun’un son neferi de denizde açılan yola girince, dağlar gibi iki tarafa yığılmış olan su onların üzerlerine kapanıverdi. Bu halin şiddetini Allahu Tealâ bilir.

İman etmeyenlere, semalar, yeryüzü, denizler, dağlar, çimenler, ağaçlar düşman olur, buğz eder. Denizin de hıncı vardır. Çünkü deniz de Allah’a iman eden bir fıtratüzerine yaratılmıştır. Ne bir dağ, ne bir ağaç, ne bir kurbağa, ne bir sinek; hiçbir mahlukAllah’a isyan etmez. Yaradanını tanır. Kendisine tahsis edilen zikirlerle bütün mahlukat Allah’ın vahdaniyetine iman edip tesbih eder. Ama insanoğlunun gafili, cinlerin gafili, şeytanın cümlesi Allah’a isyan ederler.

Deniz ve sema, Allah’a iman etmeyen kâfirlere, bir müminin kâfirlere duyduğu hınç gibi muazzam bir düşmanlıkla, gayzla hücum eder. Kızıldeniz de azim bir dehşetle Firavun’u istila ederek yüz binden fazla askeriyle helâk etti. Kurtuluşa eremediler. Firavun da hidayete vasıl olamadı.

Hülasatü’l -Beyan fi Tefsiri Kur’an’da tefsir sahibi şöyle buyuruyor: “Rehber-i sadıkın damenine iltica eden ehli taatın daima necat bulacaklarını bu ayeti celileler bize beyan buyurmuştur.

Yani hidayete vesile olan, haz.Allah yoluna sıdk ile yapışan sadık zatın eteğine kim yapışırsa, yolu kurtuluş yolu olur. Onun emriyle oturup kalkanlar, ona itaat edenler, hidayete ererler.

Ayet-i celilelerden anlıyoruz ki, Hz. Musa a.s. misali bir rehber-i sadıka ihtiyacımız var. Fakat istikametten ayrılıp, sadık bir rehber bulmayanlar, nefsin hevasına ve şeytanın iğvasına uyanlar daima helâk olurlar.

Hiç bir beşer yoktur ki, kendisine bir rehber tayin etmesin. Bütün insanlar yaşadıkları devirlerde, kendisini örnek aldıkları, yaptıklarının güzel olduğuna kanaat getirdikleri, gerek rahmanî, gerek şeytanî yol göstericilere sarılmışlardır. Kim ki haz.Allah’ın hidayetine yapışan Musa a.s. gibi yol göstericilere sarılırsa hidayete erer. Kim de hidayete vesile olanları tanımazsa helâkinden korkulur.

Musa Aleyhisselam gibi bir rehber bulduktan sonra da, nankörlük etmeyip emir ve yasaklara itaat etmek gerekir.

Allahu Azimüşşan buyuruyor:

Ey İsrailoğulları ! Sizi düşmanınızdan kurtardık. Tur’un sağ yanında size va’de verdik ve sizin üstünüze kudret helvasıyla bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdığımız şeylerin en temizlerinden yiyin, bu hususta taşkınlık (ve nankörlük) etmeyin. Sonra üzerinize gazabım vacip olur. Benim gazabım da kimin üzerine vacip olursa, muhakkak ki o (helâk uçurumuna) yuvarlanmıştır.”

Cenab -ı Hak, irşadı kabul etmeyen Firavun ve kavmini helâk ettikten sonra, irşadı kabul edip de Hz. Musa a.s.’a uyanları da bağlılıklarından dönmemeleri için böylece uyarıyor.

Kızıldenizleri aşmak için herkesin bir Musa’ya, Allah yoluna sıdk ile sarılmış bir rehbere ihtiyacı var. Firavun’un şerrinden kurtulduktan sonra ebedi selamete ermek için de haz.Allah’tan korkup, rehber-i sadıka itaat etme lüzumu vardır..…

Bu yazi icin ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamiza tesekkur eder,sizlerinde dualarini bekleriz.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: