Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 29 Oca 2012

Kafeste Kuş Beslemek

Posted by Site - Yönetici Ocak 29, 2012

Kafeste Kuş Beslemek,kafestekusbeslemek

Kafeste Kuş Beslemek

Ben evde kafeste muhabbet kuşu besliyorum. Bunun bir sakıncası olur mu? Dinimizce caiz midir, değil midir?
Kuşlar, hayvanlar içerisinde dünyası en geniş, sahası âdeta sınırsız olan yaratıklardır. Gökyüzünün bütün derinlikleri, yeryüzünün bütün enginlikleri onlarındır. Hürriyetleri, yiyecek-içecek bakımından istifâde alanları hudutsuz gibidir.

İşte böylesine geniş ve derin dünyalı bir varlığı alıp da, avuç içi kadar dar bir kafese hapsetmek… Onu kendi sınırsız dünyasından koparıp, burada can çekişir gibi bir hayata mahkûm etmek… Herhalde insan akıl ve mantığıyla da bağdaşmamakta, beşer şefkat ve merhameti dahi bunu mâkul görmemektedir.

Ayrıca böylesine geniş hayat alanı olan bir kuşu, daracık bir kafese hapsetmenin insan için de belli bir faydası, meşrû bir sebebi de yoktur. Sonuç, sadece sahibinin şahsen duyduğu hazdır, zevktir.

Enteresandır ki bu zevk de, özgür dünyasından koparılıp hapse atılan zavallı kuşcağızın feryâd u figânından (bağırıp çağırıp sızlanmasından) alınmakta… Onun âdeta firaklı (üzüntülü-dokunaklı-iniltili-hüzün verici-şikâyetçi ötüşünden) ağlamasından duyulmaktadır.

***

Bir canlıların ıztırabından, çektiği sıkıntıdan haz duymak gibi zâlimce bir zevktir bu… Bir bakıma kişilik bozukluğu olarak da nitelenebilir.

Bu yüzdendir ki; İmam Birgivî, Muhammed Hâdimî (rahımehumellah) gibi zevât, kafeste kuş hapsedip, onunla oyanmayı-oyalanmayı, gönül eğlendirmeyi günahlardan saymış, mânevi âfetlar arasında zikretmişlerdir. Ancak, sâdece kafeste yaşayabilen, kafes dışında yaşama alışkanlığı bulunmayan dar sahalı kuşların, kafeste beslenip bakılmasında mahzur/sakınca görmemiştir…

Belli bir fayda elde etmek için beslenen kuşların kafeslerde tutulmasının ise caiz olduğu, bunda bir mahzurun bulunmadığı izah edilmiştir. Av avlamak için beslenen kuşlar gibi… Mesela bazı avcılar, keklik veya ördek avında, avlanacakları hayvanı çağırması, avı bulundukları tarafa doğru getirmesi için, kafesin içindeki kekliğin erkeğini, avlandıkları yere bırakırlar… Ördeği de avlanacakları bir suyun yakınına koyarlar. O öttükçe yaban ördekleri veya keklikler gelmeye başlar…

İşte bu maksatla keklik veya ördek beslemek caiz görülmüştür.

Kimilerinin bir hastalık hâline getirerek besledikleri güvercinler ise, faydasız bir işle iştigalden başka bir şey olmadığından mekruh sayılmıştır. [Bkz. Muhammed Hâdimî (v. 1176/1762), el-Berîkatü’l-Mahmûdiyye fî Şerhi Tarîkati’l-Muhammediyye, 4, 241]

***

Bâzı eserlerde sâdece eğlence olsun için güvercin besleyip kuşla oynamanın, fakirliğe yol açacağı da kaydedilmiştir.

Halifeliği döneminde Hz. Osman zî’n-Nûreyn’e (r.a.), Medine’de güvercin merakı alıp yürüdüğünden bahsedilince, durumu tahkik ettirmiş / araştırıp soruşturmuş… Ardından da, derhal yasak koymuş! ‘Güvercinle uğraşmak, faydasız işle faydalı zamanı imha etmektir’ diyerek, zaman israfçılarını cezalandırmıştır.

***

Küçük çocukların kısa bir zaman kuşla eğlenip oynamaları bu yasaktan ayrı tutulmuş… Henüz kuş denen bu hayvan türünün özelliklerini-güzelliklerini ilk defa görüp onu hayretle seyreden, eğlenip oynayan, konuşma devresi çocuklarının bu hâli, onlar için bir zaman israfı sayılmamış… Çocuklar için bu durum, o mahlûku tanıma fırsatı olarak görülmüştür.

Bunun şartı da çocuğun kuşa eziyet etmesine meydan ve fırsat memek, hayvanın ıztırap çekmesine sebep olmamaktır.

Kafeste beslenen kuşun, sahibine ciddi bir yarar sağlamadığından dolayı mekruh oluşundan olacak ki; yumurta yapan tavuğu hapsedip, bekletmenin câiz ve uygun olduğu da aynı bahiste kaydedilmiştir. Zira bunda bir fayda vardır.

Nitekim ev dışında av köpeği beslemek, bağ ve bahçeyi bekleyen köpeklere bakmak da câiz görülmüş; ancak, hiçbir faydası olmayan süs köpekleriyle meşgul olup ev içine almak ise, haram kılınmıştır.

Halis Ece

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Yorumlar | 1 Comment »

Canlar nasıl alınır?

Posted by Site - Yönetici Ocak 29, 2012

Canlar nasıl alınır?

Sual: Dünyanın çeşitli yerlerinde, binlerce, hatta milyonlarca insan, trafik kazası, deprem, savaş gibi sebeplerle aynı anda ölüyor. Ölüm meleği bir anda bunların canını nasıl alır?
CEVAP
Azrail aleyhisselamın kudretinden şüphe etmek, Allahü teâlânın kudretinden şüphe etmeye kadar gidebilir. Allahü teâlânın kudretinin büyüklüğünü bilen kimse, sebebini bilmese de, İslam`a teslim olup, Allah`ın her şeye gücü yetebileceğine inanması gerekir.

Bugün bir düğme ile bir veya birkaç şehrin bütün elektrikleri aynı anda söndürülebilmektedir. Ölüm meleği de ruhları bundan daha tez almaktadır.

İbrahim aleyhisselam, ölüm meleğine sual etti ki:
– Ey ölüm meleği, eceli gelen insanların bir kısmı doğuda, bir kısmı batıda olsa, yahut kuzeyde ve güneyde aynı anda zelzele olup ölseler, yahut da dünyanın çeşitli yerlerinde savaş olsa, aynı anda binlerce, milyonlarca insan ölse, aynı anda bunların hepsinin ruhlarını nasıl alıyorsun?
Ölüm meleği cevap verdi:
– Allah`ın izniyle onların ruhlarını çağırırım, derhal avucumun içinde oluverirler.

Süleyman aleyhisselam, ölüm meleğine sual etti:
– İnsanların ruhlarını kimini genç yaşta, kimini bebekken, kimini ihtiyarlayınca alıyorsun. Ruhları almada ölçün nedir?
Ölüm meleği dedi ki:
– Bana eceli gelenlerin listesi verilir. Ben verilen listeyi tatbik ederim. Başka işe karışmam.

Ölüm meleği gelip, Süleyman aleyhisselamın yanında oturan bir kimseye dikkatli bakmaya başladı. Sonra çıkıp gitti. O zat, Süleyman aleyhisselama sual etti:
– Kimdi o bana öyle can alacak gibi bakan?
– Ölüm meleğiydi.
– Beni onun pençesinden kurtar! Rüzgara emret, beni Hindistan`a götürsün!

O zatın bu isteği derhal yerine getirildi. Ölüm meleği ikinci defa Süleyman aleyhisselamın yanına gelince, Hazret-i Süleyman sual etti:
– Geçen gelişinde yanımdaki zata niçin öyle bakmıştın?
– Şimdi onun ruhunu alıp geldim. Bana onun ruhunu Hindistan`da almam emredilmişti. Ömrü biterken, hâlâ burada bulunduğu için öyle bakmıştım.

(Mesnevi)

Posted in Ölüm - Ecel, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Soru Ve Cevaplar, Türkiye, İbretlik, İlginç | Leave a Comment »

Yâkûb Aleyhisselâm’in Doğumu

Posted by Site - Yönetici Ocak 29, 2012

2Yâkûb Aleyhisselâm'in Doğumu

Yâkûb Aleyhisselâm’in Doğumu

Yakûb Aleyhisselâm’a Yakûb diye isim verilmesinin sebebi: Yâkûb Aleyhisselâm kardeşi, İsû ile beraber ikiz doğdular. îsû, Yâkûb Aleyhisselâm’dan önce annesinin karnından çıktı. Yakûb Aleyhisselâm, ondan sonra onun ayaklarının topuklarından tutmuş bir halde doğdu. İşte bundan dolayı kendisine Yakûb denildi. Bu (yani Yâkûb Aleyhisselâm’ın kardeşinin ayak topuklarından tutarak doğması şöyle olmuştu:) Yâkûb Aleyhisselâm’ın annesi bir batında iki çocuğa hamile kalmıştı. Hamli ikizdi. Ayların süresi tamam olup, hamilelik müddeti tam olunca, anne karnındaki iki kardeş konuşmaya başladılar. Anneleri onların sesini işitiyordu. Biri:
-“Bana yol ver senden önce çıkayım,” dedi. Diğeri: -“Eğer sen benden önce çikarsan, bende annemizin batnını deler ve bende bu şekilde karnından çıkarım,” dedi. Bunun üzerine diğeri;
-“Benden önce çık. Annemi öldürme?” dedi. Bunun üzerine ilk çıkan  çocuğa adını verdiler.  Çünkü  o  daha annesinin karnında iken isyan etti.

Sonra ikinci çocuk doğdu. O da birincisinin   ayak   topuklarını   tutmuş   bir   halde   doğdu.   Bu durumdan   dolayı   ona   da:  Yakûb   adını   verdiler. Büyüdüklerinde lys, sertlik, düşmanlık, vurmak, kırmak ve katılık gibi şeylerle uğraştı. lys’m mesleği avdı. Hep av hayvanları ile uğraştı. Yâkûb ise, rahmet, şefkat, sevgi ve saygılı bir kişiydi. Yufka yürekliydi. Yumuşak huyluydu. Ziraat ve hayvancılık ile uğraştı.

Rivayet olundu: Yâkûb Aleyhisselâm ile kardeşi İsû bir günde vefat ettiler. Aynı kabre defnedildiler.
(Bâzı rivayetlerde) buyuruldu: Yâkûb Aleyhisselâm, yüz kırk yedi (147) sene yaşadı. Mısır’da vefat etti. Arzı mukaddese taşınmasını ve orada babası İshâk aleyhisselâm’ın yanma defnedilmesini vasiyet etti. Yâkûb Aleyhisselâm’ın vefatı üzerine, oğlu Yusuf Aleyhisselâm, onu yükleyip arzı mukaddeseye götürdü. Orada İshâk Aleyhisselâm’ın yanına defnetti.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/88-89.

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Yakub, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: