Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 13 Oca 2012

İPTİLA – Gavs’ül Azam Seyyid Abdülkadir Geylani

Posted by Site - Yönetici Ocak 13, 2012

İPTİLA – Gavs’ül Azam Seyyid Abdülkadir Geylani

İnsan, başına bir iş gelirse… Önce, kendi kendine kurtulmaya çalışır… Muvaffak olamayınca, etraftan yardım istemeğe koyulur…
Padişahlara gider; rütbe sahiplerine yalvarır. Zenginlere koşar…

Hal sahiplerine gider; dua ister, himmet ister… Eğer hasta ise doktora gider, şifa arar. Bununla da kurtulamayacağını anlayınca, Allah’a döner.
Eğer kendi işini yapabilseydi, halka dönmeyecekti… İşini halkta bitirebilseydi, Hak’ka dönmezdi. Burada da arzusu biraz geç kalmağa başlar; fakat gidecek başka yeri kalmamıştır…

Durur yalvarmağa başlar… Dua eder; sena eder. İhtiyaçlarını teker teker sayar, yalvarır… Bunları yaparken bir yandan da reddolunmaktan korkar; bir yandan da, isteği yerine geleceğini ümit ederek sevinir…Son, bu halden de usanır; yaptığı dua ve niyazın işe yaramadığını zanneder… Bu kerre dua da dahil her şeyi bırakır… Saf, temiz bir halde beklemeğe başlar… Bu kez kader-i İlahi (Allah’ın emri) ne ise o zuhura gelir… Olacak olur… Herşeyde Allah’ın kudretini, kuvvetini sezer. Hareket, sükun… her ne varsa, ondan olduğunu anlar. Hayır, şer, iyilik, kötülük, vermek, almak, genişlik, darlık, ölmek, dirilmek, izzet, zillet, bunların hepsinin Hak’tan geldiğini mana gözü ile görür…

Bu halleri görür… Ve bu haliyle süt anasının elindeki çocuk gibi olur… Yıkayıcı elindeki meyyite benzer; kendinden bihaber… Onlar istediğini yapar… Velhasıl, bir top gibi olur, gayri ihtiyari sağa sola yuvarlanır… Bukalemun gibi renkten renge geçer. Ne kendisi için, ne de başkası için hiçbir hareket yapmaz… Hakkın işinden başka şey görmez. Gözü O’ nu görür, kulağı O’nu işitir. Başka şey görse veya işitse, O’nun için görür veya O’nun için işitir. O’nun nimeti ile beslenir ve O’na yakın olmakla ferahlar… Bu halle güzelleşir… Bununla hoş olur… Sakinleşir…Her halde Hak’la mutmain olur. O’nun sözü ile ünsiyet peyda eder. O’ndan başka her şeyden çekinir ve hoşlanmaz… Daima O’nun zikrine koşar… Ve öylece kalmak ister. Bu halde kendinde yükseklik duyar. Kuvvetini Hak’tan alır. O’na tevekkül eder. Yolunu O’nun marifet nuru ile bulur. Onunla giyer, Onunla kuşanır. Böylece Hak’kın çeşitli ilimlerini öğrenir. O’nun kudreti ile şereflenir. O’ndan işitir. O’na yaklaşır. Dua eder, hamd eder. Öylece kalır…

Kaynak : Fütuhu’l Gayb – Gizliden Sesler
Gavs’ül Azam Seyyid Abdülkadir Geylani

Posted in Abdülkadir Geylani, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Kâbenin Kapısı Neden Yüksekliktedir?

Posted by Site - Yönetici Ocak 13, 2012

Kâbenin Kapısı Neden Yüksekliktedir

Kâbenin Kapısı Neden Yüksekliktedir?

Ebû Ca’fer’den rivayet olundu. Kâbenin kapısı, Amâliklerin, Cürhüm’ün ve İbrahim Aleyhisselâm’in zamanında yerle düzdü. (Şu anda Kâbenin kapısı yerden iki metreden daha fazla yüksekliktedir.) Kureyşliler, Kâbenin kapısını yerden yüksek yaptılar.
Hz. Âişe (r.a.) annemizden rivayet olundu. Ben Resûlüllah (s..a.v.) hazretlerine, Kâbenin duvarını (Kâbenin önünde bulunan Hicr-i Ismaili) sordum:
-“Duvarları da beytten midir?” dedim. Efendimiz (s.a.v.) hazreteri:
“Evet! beyttendir” buyurdular. Yine sordum:
-“Neden orayı beytin içine almadılar?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri:
-“Senin kavminin nafakası (oranın duvarını tam örecek imkanları) kısıtlı olduğu için orayı öylece açık bıraktılar,” buyurdu. Yine sordum:
-“Kâbenin kapısının durumu nedir? Neden bu kadar yüksekliktedir?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Bunu senin kavmin (Kureyşîler) yaptı.
-“Neden bu şekilde yaptılar, maksatları neydi?”
-“Diledikleri kişiyi Kâbenin içine girmesine izin verip, diledikleri kişinin Kâbenin içine girmesine izin vermeme ve ona mani olmak için böyle yaptılar. Bu onların câhiliyyet döneminde yaptıkları bir şeydir. Ben kalblerinin inkâr etmesinden korkuyorum. Eğer böyle bir endişem olmasaydı, Hicr-i İsmâüi beyte dahil eder ve beytin kapısını yerle düz ederdim.” buyurdular.  (Efendimiz s.a.v. devam ettiler:) Eğer Kureyşlilerin cahiliyet dönemine karşı zaafı olmasaydı, ben Kâbeyi yıkardım. Yeniden bina ederdim. Kâbenin kapısını yerle bir ederdim. Kabe’ye iki kapı koyardım. Biri doğu tarafına diğeri batı tarafına gelmek üzere iki kapı yerleştirirdim. Hicr-i İsmail’den altı zira daha ziyâde ederdim. Kureyşliler, Kâbeyi inşâ ederlerken onu noksan bıraktılar. Bu Kureyşin bina etmeleri şeklidir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 2/60-61.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: