Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 15 Ağu 2008

Berat Gecesinde Kılınacak Namaz…

Posted by Site - Yönetici Ağustos 15, 2008

Berat Gecesinde Kılınacak Namaz...

Berat Gecesinde Kılınacak Namaz…

Çarşamba akşama Şâbân-ı şerifin 15’inci gecesi, yani Berât Gecesi’dir. Bu gecede hiç olmazsa bir Tesbih namazı kılınır. Berât gecesinde “Hayır namazı” namıyla 100 rek’at bir namaz vardır ki, kılan kimse o sene ölürse, şehidlik mertebesine nâil olur. Namaza şöyle niyet edilir:

Yâ Rabbi, niyet ettim senin rızâ-i şerifin için namaza. Beni afv-ı ilâhine, feyz-i ilâhine mazhar eyle. Kasvet-i kalbten dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip, süedâ defterine kaydeyle.”

Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı şerif okunur. İki rek’atte bir selâm verilerek 100 rek’ate tamamlanır. Her rek’atte 100 İhlâs-ı şerif okumak suretiyle 10 rek’at da kılınabilir.

Namazdan sonra; (Allah Teâlâ’nın “Hû” ism-i şerifinin ebced hesabına göre adedi olan) 11 şey, (Resûlüllah Efendimiz’in ismi olan “Tâhâ”nın ebced hesabıyla âdedi olan) 14 kere okunur. Bunlar;

1. İstiğfar: 14 kere,

2. Salevât-ı şerife: 14 kere,

3. Fâtiha-i şerife (Besmeleyle): 14 kere,

4. Âyetü’l-Kürsî (Besmeleyle): 14 kere,

5. Tevbe sûresinin son 2 âyeti olan “lekad câeküm…” (Besmeleyle): 14 kere,

6. 14 kere “Yâsin, Yâsin…” dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerif (Yâsîn-i şerifte 7 zâhirî, 7 bâtınî “mübîn” vardır, böylece o da 14 olur.)

7. İhlâs-ı şerif (Besmeleyle): 14 kere,

8. Felak sûresi (Besmeleyle): 14 kere,

9. Nâs sûresi (Besmeleyle): 14 kere,

10. “Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azıym”: 14 kere,

11. Salavât-i şerife (Salât-ı Münciye okumak efdaldir): 14 kere okunur. Bundan sonra duâ edilir.

Kaynak : Duâ ve ibâdetler, Fazilet Neşriyat
 
13 aralik 1997 Fazilet Takvimi

Posted in Beraet ( Berat ) Gecesi, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Türkiye, Yorumlar | 4 Comments »

RAHMET VE MAĞFİRETİN YAĞDIĞ GECE: BERÂT GECESİ

Posted by Site - Yönetici Ağustos 15, 2008

Berat kandili,berat gecesi ibadet,cami,ramazani serif oruc,zekat,hac,umre

RAHMET VE MAĞFİRETİN YAĞDIĞ GECE: BERÂT GECESİ

Millet olarak büyük bir heyecan ve sürûr ile ihyâ ettiğimiz mübârek gecelerden biri de, Berât Gecesi’dir. Bu geceye ait bazı hususiyetleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Kıble, bu gecenin gündüzünde değişmiştir.

Bilindiği gibi Peygamberimiz (s.a.v.) Mekke’de iken namazlarını Kudüs’e yönelerek kılardı. Medine’ye hicret ettikten sonra da yine Mescid-i Aksâ’ya doğru dönerek namazlarını edâ ediyordu. Bu sebeple Mescid-i Nebevî inşâ edildiği zaman kıblesi Kudüs’e doğru yapılmıştı. Bu da Yahudileri çok sevindirmişti. Onlar şöyle diyorlardı:

“Muhammed (s.a.v.) bizim kıblemize dönüyor da bizim dinimizi beğenmiyor.”

Halbuki Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. İbrahim’in kıblesine yönelmek istiyor ve Allah Teâlâ’ya bu hususta duâ ediyordu. Hicretin ikinci yılında Şâbân ayının onbeşinde bir ziyaret için Benî Seleme yurduna gitmişti. Cemaatle birlikte mescidde öğle namazının ikinci rek’atini edâ ederken KIBLE’nin KÂ’BEolduğunu beyan eden âyet nâzil oldu. Bu İlâhî vahiy üzerine Resûlüllah Efendimiz namaz içinde iken KÂ’BE-İMUAZZAMAtarafına döndü. Cemaat da safları ile birlikte KÂ’BE’ye doğru yöneldiler. İşte bunun için o mescide, “Mescidü’l-Kıbleteyn: iki kıbleli mescid” adı verildi.

2. Her mühim işin bu gecede hikmetli bir şekilde ayrımı ve seçimi yapılır. (Duhân suresi, 4) Yani bütün insanların gelecek seneye kadar rızıkları, ecelleri ve diğer işleri bu gecede yazılır, vazifeli meleklere taksim edilir. (Hak Dîni Kur’ân Dili, 6, 4295)

3. Berât Gecesi’nde kılınan namazların, okunan Kur’ân’ların, yapılan tevbeve istiğfarların fazileti çok büyüktür. Bu geceye mahsus 100 rek’at namaz vardır. Önümüzdeki günlerde târifi gelecek. Hak Dîni Kur’ân Dili, Fütühât-ı İlâhiyye Tefsîri’nde, Sâvî’de ve daha bir çok eserde bu namazdan bahsolunmaktadır.

4. Hz. Ali(r.a.) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerifte Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurur: “Şâban ayının 15. gecesi olunca o geceyi ibâdetle, gündüzünü de oruçla geçiriniz. Çünkü rahmet-i ilâhî o gece güneşin batması ile dünya semâsına iner ve

Allah Teâlâ şöyle buyurur:‘Bağışlanmak isteyen yok mu, günahlarını bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, rızkını vereyim. Bir derde müptelâ olan yok mu, ono sağlığına kavuşturayım.’ Bu hâl güneş doğuncaya kadar devam eder.”(et-Terğîb ve’t-Terhîb, 2, 119)

Hz. Âişe(r.anhâ)anlatır:

“Resûlüllah (s.a.v.) geceleyin kalkıp namaza durdu; secdeyi o kadar uzattı ki ruhunu teslim ettiğini sandım. O’nu böyle hareketsiz görünce kalkıp baş parmağını hareket ettirdim, sonra geri yerime döndüm. Secdesinde şöyle duâ ettiğini işittim: “Azâbından affına sığınırım, gadabından rızâna sığınırım, Sen’den yine Sana sığınırım. Ben Sen’i Sen’in Zâtını övdüğün gibi övemem.” Başını secdeden kaldırıp namazdan ayrılınca, “Bu gece hangi gecedir bilyiyor musun?” dedi. Ben‘Allah ve Resûlü daha iyi bilir’ deyince “Bu gece Şâban’ın 15. gecesidir. Allah(c.c.), Şâban’ın 15. gecesinde kullarının hâline muttâli olur, bağışlanmak isteyenleri bağışlar, yardım istiyenlere de yardım eder” (Terğîb ve Terhîb, 2, 119) buyurdu.

5. Peygamberimize(s.a.v.) ümmetinin tamamına şefaat etme salâhiyeti bu gecede verilmiştir. Resûlüllah Efendimiz, Şâban’ın 13. gecesinde ümmetine şefaat edebilmek için iltica etmiş, Cenâb-ı Hak duâsını kabul ederek ümmetinin üçte birine şefaat etme salâhiyetini vermiştir. Şâban’ın 14. gecesinde ümmetinin üçte ikisine, 15. gecesinde de ümmetinin tamamına şefaat etme salâhiyeti verilmiştir. (Tefsîru Âlusî, 25, 112)

6. Bu gecede İlahî af îlan edilir. Allah Teâlâ, Berât Gecesi’nde bütün Müslümanlar’ı affeder. Ancak bu umumî affın dışında kalanlar da vardır. Her ne kadar insan, mahlûkâtın en şereflisi ve Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi ise de, zaman zaman dünya ve âhiret dengesini iyi ayarlayamamakta, sanki gâyesiz yaratılmış gibi hareket etmektedir. Böylece Allah’ın haram kıldığı bazı kötülükleri yapmaktadır. İşte idrâk edeceğimiz

BERÂT KANDİLİ’nde Mevlâmız, Müslümanlar’ın yapmış olduğu günahları bağışlar. Biz de bu mübârek geceyi ihyâ ederek İlâhi affın şumûlüne girmeye çalışmalıyız. Bu gecede af edilmeyen insanları ise Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle açıklamaktadırlar:

Hz. Âişe (r.anhâ) vâlidemiz anlatıyor: “Bir gece Resûlüllah (s.a.v.) yanıma geldi elbiselerini çıkardı, biraz durduktan sonra tekrar giyindi. Peşine takıldım. Bâki’ kabristanlığında insanların ve şehitlerin affı için duâlar etti. O’na:

“Anam-babam fedâ olsun. Sen Allah’ın rızâsının peşinde iken ben de dünyanın peşindeyim” diyerek gedi döndüm ve evime geldim. Resûlüllah (s.a.v.) da ardımdan içeri girdi. Sık sık soluk alışımın sebebini sordu. Kendilerine olup bitenleri anlattım.

“Allah ve Resûlü’nün sana haksızlık sana haksızlık edeceğimden mi korkuyorsun? Cebrâil bana geldi ve “Bu gece Şâban’ın yarısıdır. Bu gecede Cenâb-ı Hak, Benî Kelp kabîlesinin koyunlarının tüyleri sayısınca kişiyi cehennemden âzâd eder. Fakat bu gece;

1. Müşrikleri,

2. Kindârları,

3. Akrabaları ile alâkasını kesenleri,

4. Ana ve babalarına isyan edenleri,

5. Alkolik olanları, Allah Teâlâ affetmez, (Terğîb ve Terhîb, 4, 359) buyurdular.

Berât Gecesi’nin, İslâm âleminin huzur ve saâdetine ve hayırlı inkişâflara vesîle olmasını niyâz ederiz.

10-11-12 Aralık 1997 Fazilet Takvimi

Posted in Üç Aylar, Beraet ( Berat ) Gecesi, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Türkiye, Yorumlar | 3 Comments »

Bu Gidişle, Utanmaktan Utanan Bir Nesil Gelecek!

Posted by Site - Yönetici Ağustos 15, 2008

tesettc3bcrc3bcn-farzlarc4b1tesettur-nasil-olmalinur-suresi-ayet-31

Bu Gidişle, Utanmaktan Utanan Bir Nesil Gelecek!

“Utanmıyorsan, dilediğini yap!” ikazını, bütün büyükler tekrarlamışlardır. Çünkü insanın en güzel süsü, utancından dolayı, yüzünün kızarmasıdır. Efendimiz de (s.a.v); “

Hayâ imandandır” buyurmuştur.

İnsan, utanma duygusunu doğuştan getirir ama imanla korur ve geliştirir. Bütün güzellikler gibi, utanmanın, iffetin, hayânın da kaynağı imandır ve bu sebeple de kadın erkek herkesin asıl değeri, doğru bir biçimde Allah’a(c.c.) ve ahirete inanmaktadır.

İslam imanı, bütün mensuplarını iffete ve edebe çağırır.

Allah(c.c.) tarafından her an görüldüğünü ve gözetildiğini bilen bir insan, yaptıklarından hesap vereceğini de bildiği için elbette ki kendisi için çizilmiş sınırlara uyar; nerede durması gerektiğini, nerede serbest olduğunu hep hesaba katar. Çünkü dünya hayatının sonunda kurulacak olan en büyük mahkemede, her halinden dolayı sorgulanacak ve en küçük iyiliğinin de, en küçük kötülüğünün de karşılığını mutlaka görecektir.

O, Allah’ın(c.c) kendisini gördüğünü bilmez mi?” (Alak / 14)

“Şüphesiz Allah(c.c.), sizin üzerinizde her şeyi görüp gözetendir.” (Nisa / 1)

“Nerede olursanız, O sizinle beraberdir.” (Hadid / 4) Görürcesine bir Allah(c.c.) imanı ve Allah (c.c.)tarafından görüldüğüne kesin olarak inanmak, iffetli olmayı doğurur. Böyle bir mü’min, sürekli Cenab-ı Hakk’ın nazarına muhatap olması itibariyle hayâda, iffette, edepte derinleşir, kesintisiz bir temkin üzere yaşar.

Güzeller Güzeli (sav) şöyle buyurur: “

Allah’a(c.c.) karşı olabildiğince hayâlı davranın! Allah’a(c.c.) karşı gerektiği ölçüde hayâlı olan, kafasını ve kafasının içindekileri, midesini ve midesindekileri kontrol altına alsın. Ölüm ve çürümeyi de hatırından uzak tutmasın. Ahireti dileyen, dünyanın sûrî güzelliklerini bırakır… İşte, kim böyle davranırsa, o Allah’tan(c.c.) hakkıyla hayâ etmiş sayılır.” Ayıplanan şeye düşme korkusuyla, insanda hâsıl olan değişim, durum ve tavır, hayâdır.

İnsan bu duygusuyla, kötülüklerden ve çirkinliklerden uzak durur.

Tabii ki hayâ, kadın erkek her mümin içindir. Ancak yapı ve yaratılışları gereği, kadınlara daha da yakışan bir güzelliktir. Ebu Said el-Hudri der ki: “

Resulullah (sav) çadırdaki bakire kızdan daha çok hayâ sahibi idi. Hoş olmayan bir şey görmüşse, biz bunu yüzünden hemen anlardık.” (Kütüb-i Sitte, c.17, s.609–611)

Efendimiz, hayâyı ahlakımızın özü olarak tarif etmiştir: “Her dinin kendine has bir ahlakı vardır. İslam’ın ahlakı ise hayâdır.” Hayâ, sadece kadınlara mahsus değildir. Mesela Hz. Osman (ra), hayâ timsali olarak tanınmış bir mübarek zat idi.

Hayânın en önemli sonucu, fevkalade iffetli, edepli ve namuslu olmaktır.

Kutsal’ın olmadığı yerde, utanmak; utanmanın olmadığı yerde de, iffet, edep, hayâ barınamıyor. Laikçi bir bakış açısından, sağlam bir ahlak, edep, hayâ, iffet anlayışı doğmuyor.

İşte bu yüzden, ülkemizdeki din eğitiminin perişanlığına bakarak, Rahmetli Necip Fazıl, bundan yarım asır önce, “

Bu gidişle, utanmaktan utanan bir nesil gelecek!” demişti. Vehbi Vakkasoğlu

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Edep - Hürmet - Saygı, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: