Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Doğal Kütüklerde Organik Ağaç Mantarı

Posted by Site - Yönetici Ekim 31, 2014

Doğal Kütüklerde Organik Ağaç Mantarı ( Kulak )  – Göynem – Beyşehir
Resimler: Muharrem Katrancı ve Hasim Gulluoglu `na Tesekkur ederiz.

1-Göynem – Beyşehir,Kütüklerde Organik Kayın Mantarı,Dogal mantar,Derebucak,akcabelen,gencek,tepearasi,huglu,uzumlu,beysehir,goynem,gøynem,Ağaç kütüğünde mantar yetiştiriyorlar,sopp,Ağaç gövdesinde Kavak mantarları,Kavak mantarı 2-Göynem – Beyşehir,Kütüklerde Organik Kayın Mantarı,Dogal mantar,Derebucak,akcabelen,gencek,tepearasi,huglu,uzumlu,beysehir,goynem,gøynem,Ağaç kütüğünde mantar yetiştiriyorlar,sopp,Ağaç gövdesinde Kavak mantarları,Kavak mantarı 3-Göynem – Beyşehir,Kütüklerde Organik Kayın Mantarı,Dogal mantar,Derebucak,akcabelen,gencek,tepearasi,huglu,uzumlu,beysehir,goynem,gøynem,Ağaç kütüğünde mantar yetiştiriyorlar,sopp,Ağaç gövdesinde Kavak mantarları,Kavak mantarı 4-Göynem – Beyşehir,Kütüklerde Organik Kayın Mantarı,Dogal mantar,Derebucak,akcabelen,gencek,tepearasi,huglu,uzumlu,beysehir,goynem,gøynem,Ağaç kütüğünde mantar yetiştiriyorlar,sopp,Ağaç gövdesinde Kavak mantarları,Kavak mantarı 5-Göynem – Beyşehir,Kütüklerde Organik Kayın Mantarı,Dogal mantar,Derebucak,akcabelen,gencek,tepearasi,huglu,uzumlu,beysehir,goynem,gøynem,Ağaç kütüğünde mantar yetiştiriyorlar,sopp,Ağaç gövdesinde Kavak mantarları,Kavak mantarı

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Fotograflar, Göynem Resimleri, Göynem`den Resimler......, Güncel, Gündem, Genel, Resimler, Türkiye | Etiketler: , | Leave a Comment »

Her Müslüman şerîat erbabıdır.

Posted by Site - Yönetici Ekim 31, 2014

Her Müslüman şerîat erbabıdır.

Her Müslüman şerîat erbabıdır.

Şerîat ile ilgili ilmi yani ilmihali öğrenmek ve gerektiğinde de fıkhî meseleleri öğrenmek her Müslüman erkek ve kadının üzerine vacibtir. Şerî ilimler olmadan İslâmiyet olmaz. Fakat, tasavvuf, marifet ve hakikat ilmi, erbabı olmayana verildiği zaman fitne çıkar.
Herkese esrarı ilâhiyeden, marifet ve hakikattan bahsedilemez.
Buna ehil olmayan kişilerde aksi tesir yapar. Onun için musannif hazretleri, bu ilimleri erbabına vermek lazım dediler.
Tasavvuf tarihine bakıldığı zamanda marifet ve hakikat ehli, kapılarına gelen bir çok kişiye sırların kapılarını açmamışlardır.
Hatta kapılarına gelen padişahlarla görüşmemişlerdir bile…
Sokakta geçen bir Müslüman ilmihal bilgisinden söz edebilirsin; ama rabıta, keşf, keramet, marifet ve hakikattan ancak erbabı olan erenlere söz edebilirsin. Mütercim.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/638.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

E-471 – Haram Jelatin Nasıl Üretiliyor ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 30, 2014

E-471 – Haram Jelatin Nasıl Üretiliyor ?

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar | Etiketler: , | 1 Comment »

Hacı Bayram Velî Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 30, 2014

Hacı Bayram Veli Hz. Cami ve Türbesi

Hacı Bayram Velî hazretleri Kimdir ?

Bayrâmiyye Tarikatı; Hacı Bayram Velî hazretleri tarafından XIV. asrın sonları ile XV. asnn başlarında kurulan ehli sünnet ve’l-cemaat’a mensûb bir tarikat.
Adını Hacı Bayram Velî hazretlerinden (833/1429)’den almıştır. Hacı Bayram, 753/1352 yılında Anka-ra Çubuksuyu civarında bugünkü söyleyişiyle Solfasol (Zü’l-Fadl) köyünde doğmuştur. Asıl adı Numan’dır. Şeyhi ile Kurban Bayramı’nda tanıştığı ve çok mütevazi olduğundan Bayram adını almış ve bu adla ün yapmıştır.

Babası, Koyunluca Ahmed adında bir köylüdür, Safıyüddin ve Abdal Murat isminde iki küçük kardeşi vardır. İyi bir eğitim gördü. Melike Hatun’un yaptırdığı Kara Medrese’de müderris oldu. Hacı Bayram, Kayserili Şeyh Hamîdüddin b. Musa (Somuncu Baba)’ya (815/1412) intisâb ederek ondan feyz aldı. Şeyhinin neş’e ve kemâline olan aşkının sonucu hep onunla birlikte oldu, onunla birlikte Şam ve Mekke’ye gitti. Hac görevini yerine getirerek Aksaray’a geri geldiler.

Hacı Bayram şeyhinin irtihâlinden sonra Ankara’ya döndü.
İmam Gazalî hazretlerinin Bağdat Nizamiye Külliyesi’nden ve Molla Câmî’nin vazife yaptığı medreseden ayrıldıkları gibi Hacı Bayram Velî de Kara Medrese müderrisliğinden ayrıldı. Bu sıralar Anadolu halkı üzerinde Muhyiddin İbnü’l-Arabî (k.s.). Celâleddîn-i Rûmî (k.s.) Sadreddin Konevî (r.h.) hazretleri ve şeyhi Hamideddin’in nüfuzları hissediliyordu.

Hacı Bayram’ın tasavvuf terbiyesinin yanına müderrisliği de eklenince, fikirlerini yayması çok kolay oldu. İrtihâlinden sonra da Bayramîlik adıyla ün salan bu tasavvuf ekolü (tarikatı)’nı. yetiştirdiği mürid ve halifeleri devam ettirdiler. Bayramîlik tarikatının bizim tasavvuf tarihimizde büyük bir yeri vardır.
Silsilesi: Bayramîlik, bir koldan Bayezid Bestamî’ye çıkar. Diğeri, bilhassa Halvetîler ve Melâmiler tarafından kabul edilen silsile olup Hasan Basrî’ye uzanır.
Birinci silsile, Ebu’l-Hasan Zarafânî’den Nakşibendiyye silsilesine ulaşır.

Bayramı tarikatının hem Hazret-i Ebû Bekire ve hem de Hazret-i Aliye nisbeti vardır. Sesli zikri Halvetîlikten. sessiz zikri de Nakşîlikten aldığı kabul edilir. Bayramîlik, dünya hayatında kimseye yük olmamayı, alınteriyle kazancı esas alır. Bizzat Hacı Bayram. Ankara’da geçimini ziraatle sağlamıştır. Bayramîlİk’te aynı zamanda, başkasının da geçim zorlukları karşısında yardımına koşmak prensibi vardır. Bu husus ile ilgili olarak Hacı Bayram’ın üç aylarda halktan zekât toplayıp fukarasına dağıttığı bilinmektedir.

Hacı Bayramı Veli Hazretleri, Ak Şemseddin hazretlerinin koluyla yayılmıştır. Ak Şemseddin. Mehmed ve Ahmed Bîcan. gibi büyük zatları yetiştirmiştir. Anadolu’da Islâmî varlığın korunmasında da büyük tesirler icra etmişlerdir.

Hacı Bayram Velî’ nin (k.s) kabri, önemini ve değerini yükselttiği Ankara’da kendi adıyla anılan camiin avlu-sundadır. Bayrâmiyye Tarikatı günümüzde inkıtaa uğramıştır. Mütercim.

Tarikatlar Arasında İhtilâf

Meşhur Şeyh Üftâde (k.s.) hazretleri buyurdular: Bayrâmiyye (tarikatına) mensup olanlar ile Halvetiyye (ta-rikatına mensup olanlar) arasında buğz (ve kin) süre gelmektedir.
Yine onlar (Bayrâmiyye ve Halvetiyye tarikatları) ile Seyyid Buhârî (k.s.) hazretlerine tabi olanlar arasında büyük bir buğz (ve rekabet ) vardır. Halbuki bununla beraber, buğz ve nefret hak ehline asla yakışmaz.
Görmüyor musun, Âdem Aleyhisselâm’ın zamanından Peygamberlerin sonuncusu (olan Efendimiz s.a.v.) hazretlerinin zamanına kadar gelen peygamberlerin hiçbirinin arasında buğzun hiçbir çeşidi görülmedi. Hatta bazı çağlarda üç ve dört peygamber aynı anda bulundukları halde ne peygamberlerin ve ne de onlara tabi olanlardan hiçbirisinin arasında en küçük bir ta’n (yerme, kınama veya önemsememek) asla bulunmadı.

Sa’dî buyurdu:
Benim gönlüm, hep sofuların sevgisiyle doludur.
Benim içimde asla kimseye karşı kin ve düşmanlık yoktur.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/612-614.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

İmamlık mı Müezzinlik mi? – Efendimiz (s.a.v.) Sesli Ezan Okumadı!

Posted by Site - Yönetici Ekim 29, 2014

İmamlık mı Müezzinlik mi - Efendimiz (s.a.v.) Sesli Ezan Okumadı!

İmamlık mı Müezzinlik mi?

Bir şahısta imamet ve müezzinlik toplandığı zaman, imamet daha faziletlidir. Çünkü Efendimiz (s.a.v.) hazretleri imamlık yapmaya devam etti.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri hep imamlık etti. Hiç müezzinlik yapmadı.

Efendimiz (s.a.v.) Sesli Ezan Okumadı!

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ezan okumadı.
Eğer Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ezan okumuş olsaydı, namaza geç kalan (cemaate gelmeyen) kişi elbette kâfir olurdu.

Eğer Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ezan okumuş olsaydı, kendi nefsine şahadet etmesi caiz olmazdı.

Eğer Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ezan okumuş olsaydı ve;
-“Ben şahadet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. Ve (ben şahadet ederim ki) Muhammed Allah’ın resulüdür,” demesi gerekirdi ve o zaman, peygamberin kendisinden başkası olduğu düşünülebilirdi.

Yine ezan-ı şerifi. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden başkaları rüyada gördü. Ezan okuma işini Allâhü Teâlâ hazretleri. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden başkasına vermiş oldu.

Yine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bir şeyi yaptığı zaman, onu sabit eder yani o işi devamlı yapardır. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri risâlet vazifesinden dolayı, kendisini bu işe tam olarak veremezdi.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/598.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Ezan, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Organik Tamamen Dogal Mantar

Posted by Site - Yönetici Ekim 28, 2014

Mantar ( Kulak ) Zamanı – Göynem – Beyşehir

Organik Tamamen Dogal Mantar,Mantar2 copy

Organik Tamamen Dogal Mantar,Mantar1 copy

1 Organik Tamamen Dogal Mantar,

2 Organik Tamamen Dogal Mantar

3 Organik Tamamen Dogal Mantar

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Fotograflar, Göynem Resimleri, Göynem`den Resimler......, Güncel, Gündem, Genel, Resimler, Türkiye | Etiketler: | Leave a Comment »

Fil Eti Yemedi Ve…..

Posted by Site - Yönetici Ekim 28, 2014

Fil Eti Yemedi Ve.....

Fîl Eti Yemedi Ve…..

Abdullah el-Kalansî (r.h.) buyurdular:
Bir seferimde bir gemiye bindim. Şiddetli bir rüzgâr çıktı.
Gemi ehli, dua ve adaklarla meşgul olmaya başladılar. (Her biri kurtulursam şunu dağıtacağım, şu kadar hayvan keseceğim diye değişik adaklarda bulunmaya başladılar…) Bana da adakta bulunmaya işaret ettiler.
Ben onlara;
-“Ben dünyadan tecrit olunmuş (hiçbir şeyi olmayan) bir kimseyim! Benim nezredecek hiçbir şeyim yok!” dedim.
Fakat onlar daha da üzerime gelmeye başladılar.
(-“Bu fırtınadan kurtulmak için bir şeyler adak et!” dediler.) Ben de;
-“Eğer Allâhü Teâlâ hazretleri, beni bu fırtınada boğulmaktan kurtarırsa; fil eti yemeyeceğim!” dedim.
Gemidekiler (daha kızdılar ve bana);
-“Fil etini yiyen kim? Kim fil eti yiyor ki bir de kalkmış kendini fil etinden alıkoyuyorsun! Fil etini yemeyeceğine dair nezredi-yorsun?” dediler. Ben onlar;
-“Hatırıma bu geldi!” dedim.

(Gemi parçalanıp battı) Allâhü Teâlâ hazretleri, (gemide arkadaşlardan) bir cemaat ile birlikte beni de boğulmaktan kurtardı. Sahile çıktık.
Günler geçti. Yiyecek bir şey bulamadık. Aramızda açlık zahir oldu. Bir fîl yavrusu gördük. Arkadaşlarım onu yakalayıp öldürdüler. (Açlıktan ölmemek için zaruret halinde) onun etinden yediler. Ben yemedim. Gemide yapmış olduğum nezrime (adak) ve ahdime sâdık kaldım. Arkadaşlarım yine üzerime geldiler.
-“Burası iztırar (mecbur olmak) makamıdır. (Açlıktan ölmemek için haram yemenin mübâh olduğu bir yerdir)” dediler.
Ben onların söylediklerinin hiçbirini kabul etmedim. Sonra arkadaşlarım (karınlarının doymalarının vermiş olduğu ağırlıkla) uyudular. O yavrunun annesi geldi. Fil, yavrusunun kemiklerini gördü. O cemaatin hepsini teker teker kokladı. Kimden yavrusunun kokusunu bulduysa onu parçalayıp helak etti.

Sonra bana geldi. Beni kokladı. Benden yavrusunun kokusunu görmedi. Bana sırtını döndü. Ve sırtına binmemi işaret etti. Ben de onun sırtına bindim. Beni yükledi. (Büyük bir hızla yol aldı. Sonra) bir yerde bana inmemi işaret etti. Ben de indim. Seher vakti bir cemaat (insan) ile karşılaştım.
Onlar beni alıp evlerine götürdüler. Beni misafir ettiler. Tercümanın dili üzere onlara başımdan geçenleri haber verdim. Bana;
-“Filin seni alıp getirdiği yerden buraya kadar; tam sekiz günlük mesafedir. Sen (filin sırtında) bunu bir gecede kat ettin,” dediler.

Hikâyeden Çıkarılan Ders

Bu hikâyeden zahir oldu ki:
Muhakkak ki takva tarafına riâyet etmek ve ahde vefa etmekle kişi, din ve dünya yönünden işlerini istikâmete koyar. İşleri yoluna girer. Ama dünya şehvetlerinden sadece bir şehvetin bile uzun bir hüznü ve kederi vardır. Büyük bir tuzak ve hiledir. Belki helak olmaktır. Fil yavrusunu yiyen bu cemaatin helake düşmeleri gibi….

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/634-635.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ezan-ı Şerifin Fazileti – Hesabı Az olan Üç Kişi

Posted by Site - Yönetici Ekim 27, 2014

Ezan-ı Şerifin Fazileti

Ezan-ı Şerifin Fazileti

Ezân-ı şerifin fazileti hakkında bir çok hadis-i şerif varid oldu.
Hadis-i şerifte buyuruldu:
-“İnsanlardan cennete İlk girecek olanlar;
1- Peygamberler,
2- Şehitler,
3- Bilâl-i Habeşî (r.a.) hazretleridir.” [1]
Kabe’nin iki müezziniyle beraber.
Sonra Beyt-i makdis’in müezzini,
Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin mescidinin müezzini,
Sonra diğer müezzinler kendi amellerine ve mertebelerine göre..

Hesabı Az olan Üç Kişi

Hadis-i şerifte buyuruldu:
-“Uç kişi çok hesap görmez. Sayha onları korkutmaz. Feze-i ekber onlara hüzün ve üzüntü vermez.
1- Hâmil-i Kur’ân ve Kur’ân-ı kerimin içerisinde olanlar ile amel edenler. Bu kişi seyyid ve şerif olarak Allâhü Teâlâ hazretlerine takdim edilir.
2- Yedi sene (Allah rızâsı için) okuyup ezanına karşı hiçbir yiyecek (ücret) almayan kişi,
3- Efendisinin hakkını edâ eden ve Rabbine gereğince ibâdet eden abd-i memlûk (köle…)”

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri 6/597-598.

[1] – Kenzul-Ummal: 23278,

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Ezan, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 1 Comment »

Ezanda Teganni Yapmak ( Ezanda Teganniye Misal )

Posted by Site - Yönetici Ekim 26, 2014

Fatih camii,Sultan Ahmet camii,Ayasofya camii,Mosque,Ezanda Teganni Yapmak,

Ezanda Teganni Yapmak

Ezanda teganni yapmak mekruhtur.
Rivayet olunduğu üzere, adamın Ibni Ömer (r.a.) hazretlerine geldi. Adam, Ibni Ömer (r.a.) hazretlerine,
-“Allah rızâsı için seni seviyorum!” dedi. Ibni Ömer (r.a.) hazretleri ona;
-“Ben Allah için senden buğz ediyorum!” dedi. Adam;
-“Niçin?” diye sordu. Ibni Ömer (r.a.) hazretleri,
-“Bana ulaşan habere göre sen ezan okumanda, teganni yapıyormuşsun!” dedi.

Ezanda Teganniye Misal

Bu (yani teganni ve lahn) kişinin, “Allâhü Ekber” derken; Allâhü Ekber” diyerek, birinci hemzeyi uzatmaktır. Çünkü bu şekilde “AAllâhü Ekber” demek istifham, soru, şek ve şüphe manâsına gelir (ve Allah büyük mü? manâsı çıkar….)

Yine kişi, “Allâhü Ekber” derken; “Allâhü Ekbeer” diye be harfini uzatması da tegannidir. Bu da yani kelimesi, şeytanın ismidir.
Ve bundan başka ezanın diğer kelimelerini değiştirmek tegannidir.

Ezana İcabet Etmek

Müezzine icabet etmek vaciptir.
Onu (ezanı) işiten herkesin ezana icabet etmesi (onunla birlikte ezanı tekrarlaması) vaciptir.
Eğer cünüp ve hayızlı olsa bile…
Bu kişi, helada (tuvalette) ve cima hâlinde olmadığı müddetçe….
“Tâcü’ş-Şerîa” isimli kitapta zikredildi:
Ezana icabet etmek sünnettir.

İsmail Hakkı Bursevi (k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/599.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Ezan, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ezan Okunurken Yapılacaklar ve Kadınlara Büyük Müjde

Posted by Site - Yönetici Ekim 25, 2014

Ezan Okunurken Yapılacaklar ve Kadınlara Büyük Müjde

Ezan Okunurken Yapılacaklar

Ve ezan dinleyen kişi, “Hayye ale’s-salâh” kelimesinin yanında;
Lâ havle velâ kuvvete illâ billâahi’l-aliyyi’l-azîm,” der.

Hayye ale’l-felâh” kelimesi okunurken de;
Maşâallâhü kâne ve mâ lem yese’ lem yekûn” Allâhü Teâlâ hazretlerinin dilediği olur; ve Allâhü Teâlâ hazretlerinin dilemediği de olmaz!” der.

Sabah ezanında; kavl-i şerifi okunurken;
Saddakte ve bi’l-hayr natakte” doğru söyledin ve hayrı konuştun!” denilir.

Ve kamet okunurken; kavl-i şerifi söylenirken de;
Allah ikame ettirsin ve devamlı ettirsin!” diye dua edilir.

Kamette kavl-i şeriflerinin ikincisi söylenip sona ererken namaza davete fiil ile icabet etmek lazım. (Yani hemen namaza başlamak gerekir….) Sözle değil….

Kadınlara Büyük Müjde

Rivayet olundu:
Meymûne (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, erkek ve kadın saflarının arasında ayağa kalktı ve buyurdular:
-“Ey kadınlar topluluğu! Siz bu Habeşî’nin ezan ve ikâmetini işittiğiniz vakit; siz de onun söyledikleri gibi söyleyin. Muhakkak ki (ezan ve kametin her bir harfi için) bin sevap vardır.” Hazret-i Ömer (r.a.):
-“Bu kadınlaradır! Erkekler için ne vardır?” diye sordu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-‘İki katı var! Yâ Ömer! [Kenzul-Ummal: 21010, Mecmuatüz-Zevâid: 7644,]

Ezân-ı Şerifte İnkişâf ve Tecelliler

Meşhur Şeyh Üftâde Efendi (k.s.) hazretleri buyurdular:
Ezan-ı şerif, en güzel kelâm ve en iyi nidadır.
“Allâhü Ekber Allâhü Ekber Allâhü ekber Allâhü ekber” kavi-i şerifinin ânında eğer inkişâf etse, Allâhü Teâlâ hazretlerinin azamet ve kibriyâsı tecelli etse…
“Eşhedü en Lâ ilahe illallah” kavli şerifinin a-nında; Allâhü Teâlâ’nın vahdaniyeti inkişâf etse;
“Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah” kavl-i şerifinin anında da hakkaniyeti inkişâf etse,
İki hayyealede (yani, “Hayye ale’s-salâh” ve,
“Hayye ale’l-felâh” kavl-i şeriflerinde de) talipten
matlûba talep zahir olsa,
Allâhü Ekber Allâhü Ekber” ve,” Lâ ilahe illallah” kavli şerifinde zât tecelli etse, (işte o zaman) maksut tamam olur ve murad hâsıl olur.

Ezanın Fazilet ve Havâssı

Ezanın fazîletlerindendir ki, eğer bir yolcunun ardından ezan okunursa, emniyet içinde evine döner (yani sağ gidip selâmetle geri gelir…)

Ümmü Sıbyân Hastalığına Şifâdır

Yeni doğan sabînin bir kulağına ezan ve diğer kulağına da kamet okunursa, o çocuk “ümmü sıbyân” dan emin olur. Kendisine ümmü sıbyân musallat olduğu zaman kulağına ezan ve kamet okunursa, çocuk şifâya kavuşur.

Ümmü Sıbyân Nedir ?

Ümmü Sıbyân, yeni doğan çocuklara musallat olan ve onlara korku veren, onları bayıltan ve hatta ölümlerine sebeb olan kötü bir yeldir.
Buna Arapçada “Yaşlı nine” de denilir. Farsça ise buna “yedi günlük” denilir.

Ümmü Sıbyân, “teb’â”dan ayrı bir şeydir. Kendisine teb’â denilen şey, kadınların rahimlerinde bulunan ceninleri, teşekkül etmiş olan çocuklara daha annesinin karnında iken kendilerine musallat olup, öldürüp, düşürür.
Teb’â ile ilgili geniş gilgi için “Kitabu’r-Rahmeh fıt-Tıbbı vel-Hikmeh” sayfa 242’ye bakınız.
Ummü Sıbyân canlı olarak doğan ve hayatta olan çocuklara musallat olur. Daha yeni doğan yedi günlük çocuklara musallat olduğu için kendisine sabilerin annesi manâsında “ümmü sıbyân” denildi. Bu hastalığın sebepleri ve bundan şifâ bulmanın yollan ve daha geniş bilgi için; İmam Celâleddin Suyûtî hazretlerinin. “Kitabü’r-Rahmeti fit-Tıbbi ve’l-Hikmeti, s. 249 ve devamına bakınız.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri 6/601 – 602.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Ezan, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 448 takipçiye katılın