GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

Mevlânâ Molla Camî kimdir ?

Yazan: Site - Yönetici Kasım 25, 2009

Mevlânâ Molla Camî kimdir ?

Mevlânâ Molla Camî kimdir ?

Mevlânâ Molla Camî kimdir ?

Mevlânâ Molla Camî Hazretlerinin asıl ismi Abdürrahman bin Nizâmeddin Afımed olup Mevlânâ ve Cami nisbetiyle meşhur oldu. Anadoluda Molla Câmî diye bilinir. 817 (M. 1414) tarihinde Iranın Câm kasabasında doğdu. Daha beş yaşlarında iken Muhammed Pârisâ Hazretlerinin teveccühüne nail oldu. Maddî ve manevî ilimleri tahsil etti. Mevlânâ Sa’duddin Kaşgarî hazretlerinden feyz alarak kemâle erdi. Hâce Ubeydullah Ehrâr hazretlerine mürid oldu. Bir çok kitaplar yazdı. Anadoludu “Molla Cami” adı ile bilinen “El-Fevâidü’-Ziyâiyye ffş-Şerhi Kâfıe” kitabı o günden beri medreselerde ders kitabı olarak okutuldu ve hâlâ okutulmaktadır. Keramet sahibi bir evliya ve âlim idi. Fatih Sultan Mehmed Han onu İstanbula davet etti. Konya’ya kadar geldi. Orada iken Fatih’in vefat ettiği haberi kendisine ulaşınca memleketine geri döndü. Herât’ta Şeyhül’islâm idi. 898 (1498) sene Muharrem ayının onsekinci günü cuma ezanı okunurken Herât’ta vefat etti. Molla Câmî Hazretleri, bütün sahabeleri seven ehli sünnet ve’l-cemaat idi. Bir ara sahabe düşmanları Herat’a saldırdılar. Onların Herat’ı düşüreceklerini gören Molla Camî Hazretleri’nin oğlu ve talebeleri o yüce zâtin kabrini açtılar. Mübarek vücudu hâlâ çürümemişti. Onu başka bir yere naklettiler. Yerini halktan gizlediler. Sahabe düşmanları Herat’a girdikleri zaman hemen Molla Câmî Hazretlerinin Kabrine koştular. Mezarı açıp mezardaki tahtaları ateşe verdiler.

Hz Allah sefeatlerine nail eylesin.. Amin.

Rûhu’l-Beyan Tefsiri tercümesi . 1. cilt

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, KİM KİMDİR, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İSLAM ALİMLERİ | » yorum bırak;

Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım

Yazan: Site - Yönetici Kasım 24, 2009

Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım

Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım

Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım

 

Bayram yaklaştıkça kurban heyecanı artıyor. Vatandaşlar, kesecekleri kurbanı temin etmek için pazarları dolaşıyor.

Kan akıtmanın dindeki yerinden hayvan kesme yöntemlerine kadar birçok konunun yer aldığı çalışma, pratik bilgiler içeriyor. Din âlimleri, bütün ibadetlerde olduğu gibi kurbanda da Allah rızasının önde tutulması gerektiğini vurguluyor. Hz. Peygamber Efendimiz, kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün yoksullara dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, bir bölümünün de evde bırakılmasını tavsiye ediyor. Ailenin maddi durumuna göre etin tamamı da hane halkına bırakılabilir veya kurbanın tümü ihtiyaç sahiplerine dağıtılabilir.

 

Kurban, mümini Allah’a yaklaştırır

Kurban Bayramı, Hz. İbrahim ve İsmail’den günümüze kadar, hep bir kahramanlık, fedakarlık, hasbîlik ve teslimiyet sembolü olagelmiştir. Kurban Bayramı, tıpkı orduların savaşa gidişi gibi gürül gürül tekbirlerle gelir ve bir velvele olur, her yanda yankılanır. Onda hem bir mûsiki ve şiir hem de muharebelerin bin tarraka ile gürleyen hakkı ilan sesleri iç içedir.

Kur’an-ı Kerim’de ‘Kesilen kurbanların ne eti, ne de derisi Allah’a (cc) ulaşır. Yaradan’a ulaşan sizin takvanızdır.’ denilmektedir. Bu lütfun gerçekleşebilmesi için kesilen kurban Allah rızası için kesilmeli, etleri ise yine Allah (cc) rızası için fakir fukaraya dağıtılmalıdır. İbadetler hikmetlerinden veya getirdiği faydalardan ziyade Allah emrettiği için yapılır. Ama onların hikmetlerini ve güzelliklerini bilmek bizim kulluğumuzun bir gereği ve Allah’ın nimetlerini yâd etmek için birer vesiledir. Kurban kesmenin de Allah’ın bir emri olması hasebiyle sayısız hikmetlerinin olduğunda şüphe yoktur. Kurban kesmek, öncelikle peygamberlerin babası Hz. İbrahim’in, oğluna bedel olarak Allah’ın gönderdiği koçu kesmesi hadisesini bizlere hatırlatıyor. Hayat nimetine şükrün bir ifadesi olarak kurbanı kesiyoruz. Ayrıca ahirete bir hazırlık olması, günahlarımızın affı ve kabirle başlayan yeni bir hayat yolunda kurbanın bizi manevi bir burak gibi alıp selamete ulaştıracağını da verilen müjdeler ışığında Rabb’imizden umuyoruz. Hac Sûresi’nde (22/34) ifade edildiği gibi kurban kesmekten asıl maksat Allah’ın hatırlanması, zikredilmesidir. Zira bizim varlık gayemiz Allah’ı bilme, tanıma ve O’na yaklaşmadan ibarettir. Burada Allah’a yaklaşma ameliyesi adeta bir bayram olarak ilan edilmiştir. Kurban kesmenin, insan olarak hepimizin mutlaka almak zorunda olduğu gıdalarla da yakından alakası vardır. Din, hayatımızın her safhasını kuşatıyorsa, bizim bu yönümüze de hitap etmeli değil midir? Etin, insan için zaruri gıdalardan olduğunda şüphe yok. Ama bu gıdanın herkes tarafından rahatlıkla temin edildiğini söyleyemeyiz. Nafile olarak başka zamanlarda kesilen kurbanların dışında, Kurban Bayramı’nda da Müslümanlar, kestikleri bu hayvanlarla et yemekten mahrum bulunan önemli büyük bir kitleyi bu nimetten istifade ettirmektedir. Mükremin Albayrak, İstanbul

1

1

 

KURBANLIK ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Kurban olabilmesi için, hayvanın süt dişlerini değiştirmiş olması gerekir. Hayvanın, sağlıklı, azaları tam ve besili olması ibadetin sıhhati için şarttır.

- Bir ya da iki gözü kör olan havyanlar kurban edilemez.

- Kulağı ve boynuzunun üçte biri gitmemiş olmalı, burnu kesik olmamalı.

- Kuyruğunun üçte biri gitmemiş ve ağır hasta olmamalı

- Kesim yerine yürüyerek gidemeyecek derecede aksak olmamalı.

- Dişlerinin yarıdan fazlası düşmüş olmamalı, dilinin büyük bölümü

yerinde olmalı.

- Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş olan hayvan kurban edilemez.

 

KURBANLIK SIĞIRIN YATIRILMASI

Yaklaşık 8 metre uzunluğunda kalın bir ip önce boynuzlardan sıkıca bağlanarak boyuna geçirilir.

2

2

Ardından ip hayvanın ön ayakların koltuk altından sırtına doğru dolanarak bağlanır.

3

3

İp sol tarafından arka kısma devam ettirerek karın ve arka ayak arasından sırta doğru dolandırılır.

4

4

Sırt kısmından uzanan iple 2 kişi kurbanı geriye çekerken önde 1 kişi kurbanın başını tutar.

5

5

Kurbanın yüzü kıbleye çevirilip ön ve arka ayaklar birbirine bağlanır. Kesim tamamlandıktan sonra hayvanın içindeki kanın daha güzel boşalması için ayaklardan biri (sol akra tercih edilmeli) serbest bırakılmalı. Küçükbaş hayvanlarda bir ayak bağlanmayabilir.

6

6

Kesim için yapılacak dua:

Kesimden önce “Allahümme hâzâ minke ve leke, inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn. Allahümme tekabbel minna. Amin.” denerek okunup kesim başladığında Çevreden bulunanlarla birlikte teşrik tekbiri getirilir “Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilâhe illâllâhu vallâhu Ekber, Allahu Ekber ve lillâhi’l-Hamd”

Kesim: Kesen kişi “Bismillahi Allahü Ekber” dedikten sonra beklemeden kurbanın boyun kısmında 3 damarı birden kesmeli.

Yön: Kurbanlık hayvan başı ve ayakları kıbleye döndürülmeli. Kesen kişinin de kıbleye yönelmesi sünnettir.

Vekalet: Kurbanın sahibi kesmeyi bilmiyor ise kesebilecek başka birini vekil tayin ederek kestirebilir. Bunun için (Allah rızâsı için bayram kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demesi ve kalben de niyet etmesi lâzımdır.

Kanın akması için derinliği ve genişliği yarım metre olan bir kuyu açılmalı. İş bitiminde kapatılmalı.

 

Hemen buzdolabına kaldırmayın

Kurban etleri, parçalar halinde temiz kaplara konulmalı ve önce güneş görmeyen serin bir yerde (14 C’nin altında) hava alması sağlanarak (5-6 saati geçmemeli) bekletilmeli. Daha sonra buzdolabına kaldırılmalıdır. Kurbanlık etler henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına poşet içinde veya hava alamayacak bir durumda büyük parçalar halinde üst üste konulursa, iç kısımları soğumadığı için çok kısa sürede (2.gün) bozulma ve kokuşma hatta yeşillenme görülür. Böyle kısımlar kesinlikle tüketilmemeli, atılmalıdır.

KESİM İÇİN GEREKLİ BIÇAK SETİ

Büyük bıçak: Kesim için
Orta bıçak: Deri yüzmek için
Satır: Kemik kırmak için
Masat, Bleyi taşı

7

7

NERESİNDEN NE YAPILIR?

ANTREKOT: Biftek, rozbif (Izgara, tava)

BONFİLE: Biftek, turnado, şatobiryan, sulu ve sote yemekler, roti, şiş (Izgara, tava, sote usulü, fırında)

SOKUM: Roti, rozbif, tencere yemekleri, kebap, biftek, (Izgara, breze ve roti usulü, haşlama, tava)

GERDAN: Kıyma, tencere yemekleri, kavurma (Haşlama, sote usulü)

DÖŞ VE BOŞLUK: Kıyma, tencere yemekleri (Haşlama)

KONTRNUA: Rosto, soslu yemek, kebap, tencere yemekleri (Haşlama, breze usulü, fırında)

İNCİK: Osobuko, salçalı ve sulu yemekler, kıyma (Haşlama, breze usulü, fırında)

8

8

Eti paylaştırırken yoksulları unutmayın

Hz. Peygamber, kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün kurban kesmeyen yoksullara dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, birinin de evde bırakılmasını tavsiye etmiştir. Ailenin durumuna göre etin tamamı da evde bırakılabilir. Ancak, toplumda muhtaçların arttığı dönemde kurban etinin çoğu hatta tamamı dağıtılabilir.

Deri temizlenip sonra da çok iyi tuzlanmalı

Kurban derisinin yüzümü ve muhafazası çok önemlidir. Soyum esnasında deriye zarar verilmemelidir. Deride meydana gelecek her bıçak yarası, değerini azaltacak, belki de kullanılamaz hale getirerek ekonomik zararlara yol açacaktır. Deriler 4-6 saat içinde mutlaka tuzlanmalı ve değerlendirileceği zamana kadar serin bir yerde muhafaza edilmelidir. Derinin bekletilmeden verileceği yere ulaştırılması en iyisidir. Et ve yağ kalıntılarının bulunması durumunda bu kalıntılar deriye zarar verilmeden kazınmalı, bunu takiben hemen soğutulmalı ve tuzlanmalıdır.

Deri, Allah rızası için tasadduk edilmeli

Kurban kesen kimse etinden hem kendi yer, hem de başkasına yedirir. Kurbanın derisi ihtiyaç varsa evde kullanılır, yoksa tasadduk edilir. Menfaat karşılığı verilmez. Allah rızası için kesilen kurbanın derisini O’nun razı olacağı şahıs veya müesseselere vermek güzeldir.

Kavurma

Kurbanlık eti 24 saat dolapta dinlendirdikten sonra eti tencereye koyarız. Kısık ateşte pişene kadar kavururuz. İsteğe göre baharat kullanabilirsiniz. Karabiber, pulbiber, kekik, kimyon

Not: Et yağlıysa yağ koymaya gerek yok, yağsızsa sıvı yağ kullanılır.

Malzemeler: Et, tuz, karabiber, pulbiber, kekik, kimyon

Kavurma

Kavurma

Karışık ızgara (Bonfile ve biftek)

Bonfile ve biftek porsiyon halinde dövülüp tuz, karabiber, pulbiber ve sıvıyağla terbiye edilir. 8 saat dinlendikten sonra tavadaızgara yapılır.

Pirzola: Pirzola dövüldükten sonra tuz ve kekikle terbiye edilir, sonra tavada ızgara yapılır

Malzemeler: Et, tuz, karabiber, pulbiber; sıvıyağlar

Karışık ızgara

Karışık ızgara

Kaynak : Zaman

 

 

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, KURBAN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Bilmiyorum diyebilmek.

Yazan: Site - Yönetici Kasım 24, 2009

Bilmiyorum diyebilmek.

Bilmiyorum diyebilmek.

Bilmiyorum diyebilmek.

 

İnsanın bilmediği konularda “bilmiyorum“   demesini  ve   bildiği  konularda  da  bilgiyi   asla

gizlememesinin gerekli olduğundan asla çekinmemelidir.

Dediler ki, “Ben bilmiyorum” (demek) ilmin yarısıdır.

Kâdî Ebû Yusuf Hazretlerine bir mesele soruldu. İmam Ebû Yusuf:

-”Bilmiyorum,” dedi. Kendisine:

-”Sen her gün beytü’l-mal’dan (hazineden) şu kadar mal alıp geçiniyorsun (maaş alıyorsun). Ondan sonra da bilmiyorum, diyorsun,” dediler. İmam Hazretleri:

-”Ben ilmim kadar hazineden maaş alıyorum. Eğer cehaletim kadar alsaydım dünya malı buna yetmezdi,” buyurdular.

 

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, GÜZEL SÖZLER, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: | » yorum bırak;

KURBAN BAYRAMI – VAAZ – Hüseyin Kumaş Hocaefendi.

Yazan: Site - Yönetici Kasım 23, 2009

KURBAN BAYRAMI – VAAZ -  Hüseyin Kumaş Hocaefendi.

 

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, HÜSEYİN KUMAŞ - VAAZ, KURBAN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) hazretleriden güzel sözler ve nasihatler.

Yazan: Site - Yönetici Kasım 23, 2009

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) hazretleriden güzel sözler ve nasihatler.

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) hazretleriden güzel sözler ve nasihatler.

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) hazretleriden güzel sözler ve nasihatler.

 

Keramet göklerde uçmak, suda yürümek midir? Bunu denizdeki balıklar, gökteki kargalar bile yapıyor. Esas keramet, Ümmet`i Muhammed’in hidayetine vesile olmaktır.

Bizim bu âlemde bir tek işimiz var. O da yavrularımızın kalplerine Allah (c.c.) ve Peygamber (s.a.v.) sevgisi ile iman ve İslâm nurunu yerleştirmektir.

Bu dinin garip anlarında hizmet gören, saltanatını sürmeden ölmez.”

Dışımız halk ile, içimiz Hak ile...”

Her yerde birlik ve beraberlik lâzımdır. Muvaffak olmak için her hususta ittifak etmeli ve dayanışmayı asla elden bırakmamalıdır. Çünkü Allah’ın nusreti, maddî ve mânevî yardımı cemaat ile beraberdir. Toplu çalışanlar bunun semeresini kısa zamanda elde ederler.”

Ağaç nasıl ki, gövdesinden değil de meyvesinden iyi anlaşılırsa, mürşidi` i kâmil olan kişiler de gösterişli zâhir hâllerinden değil; meyvelerinden yani yetiştirdikleri mensuplarının güzel hâllerinden anlaşılırlar. Şöhreti arşa çıksa, hakikî mürşidin misali meyvesidir.”

Hizmet muvaffak olsun da, varsın bizim yerimiz caminin pabuçluğu olsun.”

Efendiler! Hocalık bir meslek, bir ekmek teknesi değildir. Hocalık Allah’ın, Resûlullah’ın, Kitabullah’ın ve din`i mübin`i İslâm’ın tebliğ memurluğudur.

İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Nurdan haberi olmayan, ondan zevk almayan insan, nurun düşmanı olur.

Kâinatı saran karanlığı kaldırma zamanı gelip de, ezelî hüküm icâbı ins`ü cinnin nebîsi, Habîbü Rabbi’l`âlemîn, Kur’an`ı Kerîm’le gönderilip âleme safa verdiği gibi o Resûlullah’ın hususî yaratılmış vârisleri de, ilâ yevmi’l`kıyame devam edecek olan din`i mübini, binlerce belâya katlanarak yılmadan yürütecekler.

Süleyman Aleyhisselâm, “Yalnız başına bir orduyu mağlup etmek ne kadar zor ise, nefs`i emmâreyi mağlup etmek ondan daha zordur.” buyurdular.”

Yıl 1959, Efendi Hazretleri dünya hayatındaki son günlerini yaşamakta; fakat hâlâ koşuşturmaktadır. Sohbetler, vaazlar, dersler, talebelerin ihtiyaçları vs` Şeker hastalığına ve o yaşına rağmen hizmetten ve talebelerinden bir an olsun ayrılmıyor. Her gün dört vasıtayla Çamlıca’dan Topçular’a Tekâmül Talebelerini okutmaya gidiyor.

Küçük Çamlıca, Kısıklı neresi, Eyüp Topçular neresi! ” O zamanlar bu ulaşım imkânları da yok. Tramvayla Kısıklı’dan Üsküdar’a iniyor, Üsküdar’dan vapurla karşıya Eminönü’ne geçiyor, oradan da başka bir vasıtayla Edirnekapı’ya, oradan da Topçular’a”

İşte o son günlerinde ve yine Tekâmül Talebelerinin yanında, onlarla birlikte Kur’an hatmi yaptıktan sonra sohbet etmekte:

Evlatlarım! Buraya kadar getirdiğimiz din hizmetleri, bundan sonra sizlerin omuzlarındadır. Şu anda Ümmet` i Muhammed’in evlatları sizlerin imdadını bekliyor. Bu işin ihmâl edilecek tarafı yoktur. Bu hakikati anladıktan sonra hizmet etmeyen iyi bilsin ki, kıyamet gününde on parmağım onun yakasında olacaktır. Kıyamet günü değil huzur ` u ilahî’ye, değil huzur ` u Resûlullah’a; benim huzuruma bile çıkamayacaktır.” dedikten sonra gözyaşları içerisinde dua edip:

Evlatlarım! Tekrar geleceğim; ama ders için değil. Artık o iş tamamdır. Lâkin bir defa daha gelip size bir hadis` i kutsî bir de hadis` i şerif yazdıracağım. İnşallah Âlem` i Berzah’ta ve Livâü’l` Hamd sancağı altında yine böyle birlikte olacağız.” der.

Ertesi gün yine o yorgun ve hasta haline rağmen Kısıklı’dan Topçular’a kadar gelir ve talebeleriyle tek tek vedalaştıktan sonra, o mezkûr hadisleri yazmalarını ister:

1. Hadis` i Şerif:

Yâ Ebû Rafi! Allah’a yemin ederim ki, senin iki elinle (yani maddî ve mânevî gayretin ve çalışman neticesinde), bir şahsa Cenab` ı Hakk’ın hidayet nasip etmesi, güneşin üzerinde doğduğu ve battığı her şeyden daha hayırlıdır.”

2. Hadis` i Kutsî:

Cenab` ı Hak, Davud Aleyhisselâm’a hitâben: “Ey Davud! Benden kaçan bir kulumu, tekrar bana getirmen tüm insanların ve cinlerin ibadetinden bana daha sevimli gelir.” Bu talebeleriyle dünya hayatındaki son görüşmesidir ve son nasihatleridir. Çıkarken tekrar “Evlatlarımı bir kere daha görmüş olayım.” diyerek onlara bakar ve oradan ayrılır. Bu hâdiseden kısa bir müddet sonra da ebedî âleme irtihal etmişlerdir. Tarih: 16 Eylül 1959.

Hz.Allah şefeatlerine nail eylesin. Amin.

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DÜŞÜNDÜREN SÖZLER, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, GÜZEL SÖZLER, SULEYMAN HiLMi TUNAHAN, TASAVVUF, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Besmele`li kot pantolona büyük tepki

Yazan: Site - Yönetici Kasım 22, 2009

Besmele`li kot pantolona büyük tepki

Besmele`li kot pantolona büyük tepki

Besmele`li kot pantolona büyük tepki

Arka cebi üzerinde “Besmele” yazısı olan kot pantolona İslam dünyasından büyük tepki. Dubai’deki bir firma tarafından üretilen pantolonların İran’a sokulmaya çalışıldığı bildirildi.

İslam dünyasına yönelik yeni bir komplo. Arka cebi üzerinde “besmele” (Arapça, Bismillahirrahmanirrahim) yazısı olan blue jeansler (kot pantolon) piyasaya sürüldü.

Kot pantolonların Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’ndeki “El-Nucum” adlı firma tarafından üretildiği belirtildi. İran’a sokulmaya çalışılan kot pantolonlarına güvenlik polisleri tarafından el konuldu.

İran güvenlik polisinin, yurda kaçak yollardan getirilen ve arka cepleri üzerine Arapça olarak “Besmele” yazısı işlenmiş olan kadın kot pantolonlarıyla ilgili tatbikatı artırdı.

İlk başta Çin tarafından üretildiği sanılan kot pantolonların ABD-İsrail ortaklığı olan bir firma tarafından yapıldığı kaydedildi. İranlı yetkililer, ekonomik ve siyasi rekabetlerden dolayı Çin’i İslam ülkelerinden çıkarmaya çalışan ABD-İsrail ikilisinin bu işi organize ettiklerini açıkladı. Konuyla ilgili soruşturma devam ediyor.

 

TİMETURK

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, HABERLER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Dilenmenin hükmü !

Yazan: Site - Yönetici Kasım 22, 2009

Dilenmenin hükmü

Dilenmenin hükmü

Dilenmenin hükmü !

Muhtaç durumda olan, şayet kazanmaya muktedir ise, o zaman kendisinin kazanması gerekir. Başkasından istemesi helâl olmaz. Rasûlullah (sas) den şöyle dediği rivayet olunuyor: “Kim zengin olduğu halde, diğer insanlardan isterse, Kıyamet günü yüzü tırmalanmış, soyulmuş ve örselenmiş olarak gelir.”229

Rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sas) zekât mallarını dağıtıyorlardı. Ondan istemek üzere iki erkek geldi. Rasûlullah (sas) başını kaldırıp onlara baktığında, ikisinin de güçlü kuvvetli olduğunu gördü ve onlara dedi ki: “Mamafih sizin bunda hakkınız yok. Fakat şayet isterseniz, size de vereyim.23° Bunun manası, yani size dilenmek caiz değildir. Bir başka hadisde de şöyle buyuruluyor: “Zengin, güçlü kuvvetli ve azaları düzgün olanın zekât alması, helâl olmaz.”251 Yani kuvvetli ve kazanmaya muktedir olanın dilenmesi helâl olmaz. Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyorlar: “Dilenmek, kulun başvuracağı en son kazançtır.”22 Ancak biri ister, diğeri de verirse, bunu alıp yemesi helâl olur. Zira Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyor: “Eğer isterseniz, ikinize de vereyim.” Şayet almak helâl olmasaydı, Allah Rasûlü (sas) böyle demezdi. Çünkü Allah Kur’an’da “Zekâtlar fakirler içindir… “233 buyuruyor. Kazanmaya muktedir olan da bir şeyi olmadığı zaman fakirdir. Şayet kazanmaktan âciz olur da, evinden çıkıp kapıları dolaşmaya muktedir ise, dolaşır ve ister. Çünkü ona da bu farzdır. Bunu yapmaz da helak olursa, fukahaya göre, günahkâr olur.

Meselenin kabuğunda kalmış bazıları dediler ki; dilenmek ruhsat tariki ile mubahtır. Şayet dilenmeyi terkeder de ölürse, günahkâr olmaz. Çünkü bu durumda o, azimete yapışmış olur. Hasan b. Ziyad’dan (rh) nakledilen şu mesele de garibtir: Yolculuk esnasında, bir’kimsenin arkadaşının yanında suyu olsa, kendi yanında da o suyun bedeli olmasa, arkadaşlarından suyu istemesi gerekmez. Şayet suyu istemeksizin teyemmüm etse de, namazını kılsa, ona göre caizdir. Fakat bize göre caiz değildir.

Onların görüşlerinin delilleri şöyle: İstemekte zillet vardır. Mü’minin ise kendisini zilletten koruması gerekir. Bunun açıklaması da Hz. Ali’den (ra) nakledilen şu beyitlerdir:

Dağların tepelerindeki büyük kayaları nakletmek,

Bana insanların minnetlerini çekmekten daha iyidir.

İnsanlar bana, ‘Çalışıp kazanmada aşağılanma vardır. diyorlar,

Ben de onlara derim ki: Asıl utanma dilenme zille-tindedir ‘

Dilenmekten dolayı gelen zillet yakînen biliniyor. Fakat ona bağlı olan menfaat ise mevhumdur. İstediği kimse ise bazan verir, bazan da vermez. İstemek onun için hak kazanılmış bir ruhsattır. Çünkü mevhum olan, kesin olana denk olamaz. Bizim bu meseledeki delilimiz de şudur: İstemek insanın vücudunu ayakta tutan ve onu ibadet için kuvvetlendiren şeye ulaştırır. Kesbe muktedir olsun veya olmasın insan buna hak kazanır. Bu durumda istemenin zilleti kaldırılmıştır. Sen görmez misin ki, Allahü teâlâ Hz. Musa ve onun rehberi hakkında ihtiyaç ânında istemek ile ilgili olarak şöyle buyuruyor: “Yine yola koyuldular. Sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler…”234 Âyette geçen “İstifam” kelimesi, yiyecek istemek manasınadır. Bunda bir karşılık ta yoktur. Yine görmez misin ki, âyetin devamında şöyle buyuruluyor: “…Dileseydin buna karşı bir ücret alabilirdin, dedi.”2^5 Bu da gösteriyor ki, buradaki bir iyilik ve hediyye kabilindendir. Zekâtın bizim Peygamberimizden başka diğer peygamberler için helâl olup olmadığı meselesinde ihtilâf vardır. Meseleyi şu şekilde açıklayabiliriz:

Aynı şekilde Rasûlullah (sas) de ihtiyaç ânında istiyor ve ashabından birisine şöyle diyordu: “Yanınızda yiyebileceğim bir şeyiniz var mı?”236 Rasûlullah (sas) bir topluluğa şöyle diyordu: “Yanınızdaki su kırbasında su var mı? Eğer yoksa, dereye ağzımızı dayayıp içeceğiz. “237 Bir adamdan koyunun ön ayağını istedi ve dedi ki: “Ön budunu bana ver.”2^8 Hadisin devamı epeyce uzundur. İhtiyaç ânında istemekte bir zillet olmuş olsaydı, bunu Rasûlullah (sas) yapmazlardı. Çünkü onlar hiç şüphesiz zillete düşmekten insanların en uzakta olanlarıdır. Diğer taraftan, insanın açlığını giderecek kadar başkasının malından alması onun hakkıdır. İnsanın hak sahibi olduğu bir şeyi istemesinde bir zillet manası yoktur. Hak sahibi olduğu şeyi istemesi gerekir.

Ancak muhtaç kimse kazanmaya muktedir ise, dilenmek onun için bir hak olamaz. Kazanıp elde ettiği şey hak-kıdır. Kazandığını yemesi, insanlardan bir gey istememesi gerekir. Fakat Hz. Musa’nın (as) yaptığı gibi Rabbinden isteyebilir: “Hz. Musa, onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi: ‘Rabbim, doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım.’ dedi.”239 biz sununla emrolunduk: “…Allah’tan, Onun lûtf u inayetinden isteyin…”240 Rasûlullah (sas) de şöyle buyuruyorlar: “Allah’tan ihtiyaçlarınızı isteyiniz. Hatta tencereleriniz için tuz ve nalınlarınız için tasma olsa bile.”241

İmam Muhammed Şeybani – İslam İktisadında Helal Kazanç

 

Kaynak: Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İslam İktisadında Helal Kazanç | Etiketler: , , | 1 Yorum »

Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2009

Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri

Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri

Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri

Birgün, Halife Harun Reşid’in temsilcisi, Kûfe camiinde arkadaşlarıyla birlikte ders yapmakta olan Süfyan’ı bulup, halifenin mektubunu teslim etti. Süfyan, halifenin mektubunu görünce titredi ve bir yılandan uzaklaşır gibi mektuptan uzaklaştı. Sonra elini cübbesinin kollarına sokarak mektubu aldı, çevirip baktı. Arkadaşlarından birine uzattı:“Alınız, biriniz şunu okusun; çünkü bir zalimin eliyle yazılmış mektuba elim dokunmasın” dedi. Arkadaşlarından biri mektubu açıp okuduktan sonra Süfyan:“Kağıdın arkasına söyleyeceğim sözleri yazınız” dedi. Arkadaşları:“Temiz bir kağıda yazsak daha iyi olmaz mı?” diye itiraz ettilerse de Süfyan kabul etmedi:

Hayır! Zalime, mektubunun arkasına yazınız. Mektubun kağıdını helalden kazandıysa ne ala. Haramdan kazandıysa cezasını çekecektir. Bir zalimin kağıt parçası bile yanımızda kalmasın.”

Sonra şu mektubu yazdırdı:

“Allah’ın günahkar kulu Süfyân-ı Sevri’den, imanın zevkinden mahrum, geçici emellerin verdiği gurur ile başı dönmüş Harun Reşid’e:

Seninle her türlü alakayı kestiğimi, dostluğu terkettiğimi beyan etmek için bu mektubu yazdırıyorum. Çünki sen, mektubunda müslümanların hazinesine tecavüz ederek onların mallarını haksız yere dağıttığını açıkça söylüyorsun. Sanki bu tecavüzün yetmiyormuş gibi, yazdığın mektubunla beni de kötü işine şahit tutuyorsun. Binaenaleyh, ben ve benimle beraber mektubunu dinleyen arkadaşlarım, yarın ilahi huzurda senin hakkında şehadet edeceğiz. Ey Harun, Müslümanların rızası olmaksızın onların hazinelerine nasıl tecavüz ettin?.. Acaba senin bu tecavüzüne memnun olan bulundu mu?!.. Senin bu hareketinden, mücahidler, gaziler, alimler, yetimler, bütün iyi insanlar ve halk, memnun mudurlar?”

Bu mektubu okuduğu zaman Harun Reşid’in gözleri yaşarmış ve ölünceye kadar her namazı müteakib bu mektubu okumaya devam etmiştir.

(Ebu’l-Kelamazâd,Ölümsüz Müdafaa) 

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİNİ HİKAYELER, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Duanın kabul edildiği bazı mekanlar

Yazan: Site - Yönetici Kasım 20, 2009

Duanın kabul edildiği bazı mekanlar

Duanın kabul edildiği bazı mekanlar

Duanın kabul edildiği bazı mekanlar

Dua için, kabul edilmesinin umulduğu bazı mekânlar (yerler) vardır.

  a) Mescid-i Haram
b) Mescid-i Nebevi
c) Mescid-i Aksa


Mesela:
1- Kâbe görüldügü ân,


2- Üç büyük mescid görüldüğü ân,

3-En’am suresinin 124 cü ayetinde bulunan iki lafzatullah arasında durulup dua edildiği zaman.


4-Tavafta yapılan dua

5- Mültezemde ( Kâbenin kapısında) yapılan dua

6- Zemzem kuyusunun yanında

7-Zemzem suyunu içerken

8- Safâ ve Merve tepeleri üzerinde

9- Safâ ile Merve arasında sa’y yaparken

10- Makamı İbrahimin arkasında

11- Arafatta

12- Müzdelifede

13- Minada

14- Üç cemerâtta; Haccda üç yerde şeytana taş attıktan sonra

15- Peygamberler (a.s.) Hazretlerinin kabirlerinin yanında okunan dualar makbuldür.

16- Salihlerin kabirlerinin yanında okunan dualar.
Ehlince bilinen şartlara riayet edildiği zaman, Salihlerin ( Evliyanın) kabirleri yanında yapılan duaların kabul olduğu tecrübeyle sabittir.

Ruhu-l Beyan Tefsiri Tercümesi cild 2 sahife 364-365

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Kur’ân-ı Kerim’de Kâfir Kelimesinin Manaları

Yazan: Site - Yönetici Kasım 19, 2009

Kur'ân-ı Kerim'de Kâfir Kelimesinin Manaları

Kur'ân-ı Kerim'de Kâfir Kelimesinin Manaları

Kur’ân-ı Kerim’de Kâfir Kelimesinin Manaları

Kâfir kelimesi Kur’ân-ı Kerim’de dört şekilde kullanılmak-tadır.

Birincisi: Kâfir, mü’minin zıddıdır. Cenâb-ı Allah bu manada şöyle buyurdu:

İnkâr   eden   (kâfir)lerin   ve   Allah   yolundan   alıkoyanların amellerini Allah, boşa çıkarır.”

İkincisi: Bilerek inkâr eden ve karşı gelen manasınadır.

Ona bir yol bulabilenlerin Beyti haccetmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden gani (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtacadır.   Yani haccin farziyetini inkâr ederse demektir.

Üçüncüsü: Kâfir kelimesi, şâkir’in (şükredicinin) zıddıdır. Yani küfür, nankörlük manasınadır.

-”O halde beni zikredin ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyin.   Burada küfür nankörlük manasınadır.

Dördüncüsü: Küfür, teberri etmek, yüz çevirmek, uzaklaşmak, ilgiyi kesmek ve tanımamak demektir.

 (İbrahim onlara) dedi ki: “Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has sevgi uğruna Allah’ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (geldiğinde) ise, kiminiz kiminizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacağınız yer Cehennemdir. Ve hiç yardımcınız da yoktur.Burada küfür, tanımamak, uzaklaşmak ve yüz çevirmek manasınadır.  

Küfrün Çeşitleri

Bağâvi: Küfür dört vecih üzeredir, dedi.

1 -  Küfr-iinkârî

2 -  Küfr-i cuhûdî,

3 -  Küfri- inâdî

4 -  Küfr-i nifâkî

Küfr-i inkârî: Asla Cenâb-ı Allah’ı bilip tanımamaktır ve bunu itiraf etmemektir.

Küfr-i cuhûdî: Kalbiyle Allah’ın varlığını ve birliğini bilip tanıdığı halde bunu diliyle ikrar etmemesidir. İblisin (ve Yahudilerin) küfrü gibi. (Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin hak peygamber olduğunu erkek evlâtları kadar bilen ve tanıyan Yahudilerin sırf kıskançlıklarından dolayı O yüce Rasûlü inkâr etmeleri de küfr-i cuhûdidir. Yahudiler için Cenâb-ı Allah, şöyle buyurdu:

Yanlarındakini (Tevrat ve incili) tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara (müşriklere) karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah’ın laneti kâfirleredir.

Küfr-i inâdî: Kalbiyle Allah’ı tanıdığı halde, diliyle ikrar etme¬mesi ve o hak dini, din olarak kabul etmemesidir. Ebû Tâlib’in küfrü gibi. Ebû Tâlib bir şiirinde şöyle diyordu:

Gerçekten biliyorum ki, Muhammed’in dini Yeryüzünün en hayırlı dinlerinden bir dindir. Eğer beni kınamasalar ve dil uzatmalarından korkmasam, Açıkça müsamaha ettiğimi (o dine girdiğimi) görürdün.

Küfr-i nifâkî: Diliyle ikrar edip; kalbiyle inanmamaktır.

Küfrün bütün bu çeşitleri aynıdır. Bunlardan herhangi biriyle Allah’ın huzuruna varan (ölen) kişi bağışlanmaz.  

Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi – cilt – 1

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »