Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Peygamberimizin Karpuz ve Hurma Yemeleri

Posted by Site - Yönetici Kasım 22, 2014

Peygamberimizin Karpuz ve Hurma Yemeleri

Peygamberimizin Karpuz ve Hurma Yemeleri

-”Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini, yaş hurma ve karpuz yerlerken gördüm.” [Tirmizi: 1766, Ebu Davud: 3339. ]
-”Hem yer ve hem de takvâli olabilirsin! Zira muhakkak ki Allâhü Teâlâ hazretleri, helâlin yenilmesini kerih (ve çirkin) görmez!” (Sen bunlarla uğraşma yerine bir başını) çevirip bak!

1 - Anne ve babana birrü ihsanın nasıl?
2- Anne ve babaya iyiliğin!
3- Sıla-i rahme ilgin nasıl?
4- Yakın akrabalarınla ilişkilerin nasıl?
5- Komşuna olan şefkat ve merhamet nasıl?
6- Müslümanlara olan merhamet ve acıman nasıl?
7- Zulüm anında kinini yutkunabiliyor musun?
8- Sana zulmedeni bağışlayabiliyor musun?
9- Sana kötülük edene iyiliğin nasıl?
10- Sabır ve tahammülün nasıl?
11 - Eziyet ve belâlara katlanabiliyor musun?
12- (Takva ve zühd yönünden) sen bunların hükümlerine, un helvasını terk etmeden daha çok muhtaçsın… (Sen ahlakına dikkat et!)

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/35.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Kabir Azabından Kurtuluş

Posted by Site - Yönetici Kasım 21, 2014

Kabir Azabından Kurtuluş.kabir-azabi-nedir

KABİR AZÂBINDAN KURTULUŞ

Günahkârlara kabir azabı ittifakla haktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.):

Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur.” buyurmuştur.

Diğer bir hadîs-i şerîfte de: “Kabir, âhiret menzillerinin evvelidir. Kim ondan kurtulursa sonraki daha kolay olur. Eğer kurtulamaz ise ondan sonrası daha şiddetli olur.” buyurulmuştur. Fakîh Ebu’l-Leys merhûm şöyle buyurdu:

“Her kim kabir azâbından kurtulmak isterse dört şeye devam etsin, dört şeyden de uzak dursun. Devam edeceği dört şey şunlardır:

1-Namazlarını (vaktinde ve ta’dil-i erkân ile kılarak) muhafaza etmek,

2-Sadaka vermek,

3-Kur’ân-ı Kerîm okumak ve çok tesbih (Allâhü Teâlâ’yı zikir) etmektir.

4-Muhakkak tesbih kabri aydınlatır ve genişletir.

Kaçacağı dört şey de şunlardır:

1-Yalandan,

2-Hıyânetten,

3-Koğuculuk yapmaktan

4-Vücudunda ve elbisesinde idrardan sakınmaktır.

Hadîs-i Şerîfte “İdrar (sıçramasın)dan sakınınız. Zîrâ kabir azâbının çoğu ondandır.” buyurulmuştur.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kabir Hakkında Herşey, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

İYİLİK İÇİN SÖYLENEN YALAN

Posted by Site - Yönetici Kasım 20, 2014

İYİLİK İÇİN SÖYLENEN YALAN

İYİLİK İÇİN SÖYLENEN YALAN

Vaktiyle bir padişah, ellerindeki esirlerden birini, diğer esirleri kışkırtıyor, isyana teşvik ediyor, diye cezalandırmak istedi Bu tür suçların cezası da idamdı Esir bunu bildiği için, “Ölümden öte yol yoktur” felsefesiyle, kendi dilinde padişaha sövüp saydı, iyice içini döktü

Padişah esirin dilinden anlayan bir vezire, “Neler söylüyor bu adam?” diye sordu Vezir, temiz yaratılışlı, iyilik yanlısı biriydi Esirin küfürler savurduğunu değil de “Ben bir hata ettim bir padişah olarak sana yakışan ise affetmektir Allah da bağışlamayı ve bağışlayanları sever, diyor” dedi Vezirin bu sözleri üzerine padişah merhamete geldi ve esiri affetti Fakat esirin dilinden anlayan kötü yürekli bir başka vezir müdahale etti:

- Padişahım, bu esir söylenenlerin tam tersine size en ağır küfürleri savurdu, ağzına geleni söyledi dedi

Padişah yerinde bir soyluluk gösterisinde bulundu Kötü yürekli vezire hitap ederek, “Önceki vezirimin söylediği yalan, senin söylediğin doğrudan daha çok hoşuma gitti Senin gammazlığına itibar etmiyorum” dedi ve af kararını geri almadı

Kaynak : Kıssadan Hisseler.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

MEZARIN ÖLÜYE SÖYLEDİKLERİ

Posted by Site - Yönetici Kasım 19, 2014

MEZARIN ÖLÜYE SÖYLEDİKLERİ,Kabirden gelen ses, kabirin soyøedikleri,ibretlik,mezar tasi,

MEZARIN ÖLÜYE SÖYLEDİKLERİ

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
“Ölü mezara konduğu zaman, mezar ölüye: “Yazıklar olsun sana ey insanoğlu! Benim hakkımda seni kim aldattı? Benim fitne, karanlık, yalnızlık, kurtlar ve böcekler yeri olduğumu bilmiyormuydun? Üzerimde bir ileri bir geri gezinip dururken hiç mi beni düşünmedin?” der.
Şayet ölü, iyi insan ise, ölünün namına bir yetkili, mezara: “Bu adam, Allah’ın emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmışsa ne dersin?” diye cevap verir. O vakit mezar: “O zaman, ben onun için yeşil bir bahçe olurum. Cesedide nur olur ve ruhu Allah’a yükselir.” der.”

Ubeyd bin Umeyr diyor ki:
“Her ölüye mezarı şöyle seslenir: “Ben karanlık ve yalnızlık yeriyim. Eğer dünyada iken Allah’a itaat ettinse, ben sana rahmet yeri olurum. Yok eğer asi isen, o vakit ben sana azab yeri olurum.
Ben öyle bir yerim ki; Allah’a itaat ettiği halde bana gelen, benden
sevinmiş olarak çıkar. İsyankar olarak gelense, benden helak olmuş olarak çıkar.

Muhammed bin Sabih diyor ki:
“Bir kimse mezarına konduğu zaman, eğer hoşa gitmeyen bir şeyle, azabla karşılaşırsa, civardaki mezar komşuları kendisine şöyle derler: “Bizden ibret almadınmı? Biz senden önce gelmiştik, bizi görmedin mi?
Hiçmi bugünü düşünmedin? Öldükten sonra amellerimizin kesildiğini işitmedin mi? Halbuki senin defterin açıktı. Eksiklerini tamamlaman gerekirken, kusurlar üstüne kusurlar ekledin.” Bundan sonra o ölünün mezarı kendisine seslenir: “Ey dünyanın dış görünüşüne aldanan! Senden önce onca insan girdi toprağa. Tanıdıklarından da mı ders almadın? Onlar da dünyaya aldanıp zevk-u sefa sürerken ecelleri kendilerini mezarın içine soktu. Fakat sen, hiç aldırmadın bile. Şimdi çek de gör!”

Ka’bül Ahbar diyor ki:
“Duydum ki, insan kabre konduğu zaman, namaz, oruç, zekat gibi amelleri kendisini sarar. Azab melekleri ölünün ayakları ucundan geldikleri vakit , namaz hemen karşılarına çıkıp: “Bu adam, bu ayakları ile Allah’ın huzurunda durdu, namaz kıldı. Buna azab edemezsiniz.” der. Bu sefer azab melekleri, baş tarafına gelir. Bu sefer oruç, meleklerin karşısina dikilip: “Bu baş , dünyada Allah için oruç tuttu. Aç ve susuz kaldı. Kendisine buradan azab edemezsiniz.” der. Bunun üzerine azab melekleri vücudun diğer azalarına azab vermek isterler. Ancak bu sefer de, hac, cihad gibi ibadetler karşılarına çıkıp azab etmelerine engel olurlar.
En sonunda azab melekleri, kulun ellerine gelirler. Bu sefer de sadakalar, yollarına çıkıp: “Allah rızası uğrunda bu ellerden nice sadakalar çıkmış tır. Siz bunlara azab edemezsiniz.” derler.
Bunun üzerine azab melekleri şöyle derler: “Dünyada temiz yaşadın, temiz öldün. O halde burada da rahat yat .
” Bundan sonra rahmet melekleri gelirler. Cennet ten getirdikleri döşek ve kaftan ile mezarını süsleyip gözün göreceği kadar geniş letirler.(Allah bizleri böyle mü’min kullardan eyles in, Amin…)

Ömer oğlu Ubeyd’in oğlu Abdullah diyor ki:
- Bir cenazede bulunuyorduk. Sevgili Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
“Ölü mezarında oturur. Kendisini defnedip dağılanların ayak seslerini bile duyar. Kendisiyle sadece mezarı konuşur ve der ki: “Ey insanoğlu!..
Yazıklar olsun sana, benimle seni hiç korkutan olmadı mı?
Benim darlığımı, benim karan lığımı, kurt, böcek ve şiddet yeri oldu ğumu sana anlatan olmadı mı? Benim için ne hazırladın?

Kaynak : Kimya-i Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kabir Hakkında Herşey, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hariciler Kimdir, Nasıl Ortaya Çıkmıştır ve Temel Özellikleri Nelerdir?

Posted by Site - Yönetici Kasım 18, 2014

Hariciler kimdir, nasıl ortaya çıkmıştır ve temel özellikleri nelerdir

Hariciler Kimdir, Nasıl Ortaya Çıkmıştır ve Temel Özellikleri Nelerdir?

Hariciler, Hz. Ali döneminde meydana gelen Sıffin savaşından sonra ortaya çıkarlar. Hz. Ali ve Hz. Muaviye taraftarları arasında meydana gelen bu savaşta, Hz. Muaviye taraftarları yenileceklerini anlayınca mızraklarının ucuna Kuran sayfaları takarlar, “aramızda Kuran hakem olsun” derler. Bunun üzerine çatışmalar durur, görüşmeler başlar.

İşte bu “hakem olayından” sonra bir kısım insanlar “sen insanları hakem olarak kabul ettin. Halbuki hüküm ancak Allah’ındır” diyerek Hz. Alinin saflarından ayrılırlar.(1) Bunlara “hariciler” denir.

Hüküm ancak Allahındır” (2) cümlesi haricilerin sloganı haline gelir. Hatta bir gün Hz. Ali halka hitabederken haricilerden biri kalkar,”Ey Ali! Allah’ın dinine insanları ortak kıldın. Hüküm ancak Allah’ındır” der. Bunun üzerine her taraftan “Hüküm ancak Allahın!“, “Hüküm ancak Allahın!” sesleri yükselir. Hz. Ali buna mukabil şöyle der: “Söz, hak bir söz, fakat bununla batıl murat ediliyor.”(3)

Bir gün Hz. Peygamber ganimet dağıtırken biri çıkar, “Ya Muhammed, adil ol! Adaletle dağıtmadın!” der. Kıpkırmızı olan Hz. Peygamber “Ben adil olmazsam daha kim adil olur?” der ve şunu bildirir: “Dikkat edin, bunun neslinden (bu cinsten) ilerde bir kavim zuhur edecek. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar.“(4)

İşte hariciler bu hadisin çizdiği çerçevede insanlardır. İslam kahramanı Hz. Aliyi bile tekfirden çekinmemişlerdir. Aslında ibadete düşkündürler. Hz. Peygamberin tarifiyle, “Sizden biri onların namazı yanında kendi namazını, onların orucu yanında kendi orucunu küçük görür. Lakin onların imanı boğazlarını aşmaz.“(5) Şatıbî’nin yorumuyla, yani okuduklarını anlamazlar.(6)

Hz. Ali, İbn-i Abbası haricilere elçi olarak gönderir. Onlar “Hüküm ancak Allahın!” dediklerinde İbn-i Abbas “Evet der, hüküm ancak Allahın. Fakat Allah karı- koca arasındaki geçimsizlikte hakem tayinini istemiştir.(7) Keza, ihramlı iken avlanan hakkında yine hakem tayin etmiştir.(8) Dolayısıyla karı- koca ve av meselesinde hakem tayin etmek mi önce gelir, yoksa ümmeti ilgilendiren bir meselede mi?”(9)

Hariciler genelde çöl araplarıdır. İslam öncesinde fakir bir halde yaşamışlardır. Çölde yaşamaya devam ettiklerinden İslama girince de ekonomik durumları iyileşmez. Bunların fikirleri basit, tasavvurları dardır.

Bu yüzden dinde mutaassıp, mahakeme güçleri noksan insanlardır. Çabuk öfkelenirler, kolaylıkla infiale kapılırlar. Yaşadıkları çöl misali, sert tabiatlı, katı kalplidirler.(10)

Hariciler gayr-i müslimler yerine hep müslümanlarla uğraşmışlardır.(11)

Hoşgörüsüzlük, fanatiklik, kendinden olmayanlara kapıları kapatmak,kaba kuvvete, şiddete başvurarak politik değişmeyi etkilemek ve dar kafalılık bunların en belirgin özelliklerindendir. (12)

Hariciler her günahı küfür olarak kabul ederler. Büyük günah işleyenlerin ebedi cehennemde olacağını söylerler.(13) Onlara göre küfür ve imanın ortası yoktur.(14) Amelin imandan bir cüz olduğunu iddia ederler. Müşrikler ve kafirler hakkında inen ayetlerin zahiri manalarından hareketle hüküm çıkarırlar.(15)

Mesela, “Ona bir yol bulan için beytullahı haccetmek Allahın insanlar üzerinde hakkıdır. Kim de inkar ederse, şüphesiz Allah alemlerden müstağnidir” (16) ayetiyle, hacca gitmeyenin kafir olduğuna hükmederler. Halbuki hüküm hac yapmayan için değil değil, onu inkar eden içindir.(17)

Keza, “Allahın indirdiğiyle hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir” (18) ayetiyle fasıkın, günahkarın mü’min olmadığına delil getirirler. (19) Halbuki, Allahın indirdiğini tasdik ( kabul ) etmeyenin kafir olduğuna itiraz yok ise de, Allahın emrini kabul ettiği halde yapmayan günahkarlar yine mümindirler. Bunlara asla kafir denilemez.

Neredeyse bir iman esası konumuna yükseltilen dinî hoşgörüsüzlüğü siyasî ala­na da taşımak, kendinden olmayanlara karşı zora başvurarak sosyal ve politik değişmeyi sağlamaya çalışmak şeklinde özetlenebilecek olan Hârici siyaset anla­yışının uzantılarını sonraki dönemlerde de görmek mümkündür. İslâm tarihi bo­yunca bazı grup ve fırkaların benzer ra­dikal anlayışları bayraklaştırdıkları bili­nen bir husustur. Hz. Peygamber’in İslâm toplumunun oluşup gelişmesinde gös­termiş olduğu esnekliği ortaya koyama­yan Hâriciler zamanla küçük gruplara ay­rılmışlar ve kendilerinin dışındaki müslümanlar için başvurdukları zor kullanma yöntemini kendilerinden kabul etmedik­leri diğer Haricî gruplara da uygulamış­lardır.

Sonuçta giderek küçük gruplara ayrılan Hâricîler’den ancak itidali tercih edenler bugüne ulaşabilmiştir. Günümüz­de Umman, Zengibar, Doğu ve Kuzey Af­rika’da küçük topluluklar halinde yaşa­yan ve artık müslüman çoğunluğu tekfir etmeyen, amaçlarına ulaşmak için de si­yasî cinayetlere başvurmayan Hâriciler İbâdî mezhebine bağlıdır. Aradan geçen uzun zaman onları geniş İslâm topluluğunun etkisi altına almıştır. (20)

Kaynaklar:
1-Şehristani, s. 106-107; Eş’ari, I, 167-168; İbnu Teymiye, Takıyyüddin, et-Tefsiru’l – Kebir, Daru’l- Kütübi’l- İlmiyye, Beyrut, 1988, II, 8-9; Şatıbi, Ebu İshak, el- Muvafakat fi Usuli’ş- Şeria, Beyrut, ts., III, 292; Ebu Zehra, Muhammed, Tarihu’l-Mezahibi’l-İslamiye, Daru’l-Fikri’l-Arabi, I, 65; Yemeni, Ebu Muhammed, Akaidu seles ve’s- Sebîne fırka, Tahkik: Muhammed Abdullah Zerban el-/amidi, Mektebetu’l- Ulûm ve’l- Hikem, Medine, 1414 h., I, 11-12; Kılavuz, s. 311
2-En’am, 57; Yusuf, 40, 67
3-Şehristani, s. 107 (dipnotta).
4-Buhari, Megazi, 61; Müslim, Zekat. 144-146; İbnu Hanbel, III, 4
5-Buhari, Menakıb, 25; Müslim, Zekat, 147; İbnu Mace, Mukaddime, 12
6-Şatıbî, el-İ’tisam, s. 403
7-”Eğer karı- koca arasının açılmasından korkarsanız, erkeğin ve kadının ailelerinden birer hakem gönderin” ayetine işarettir. Nisa, 35.
8-Maide, 95
9-Cevzi, İbnu Kayyim, İ’lamu’l- Muvakkiin an Rabbi’l – Alemin, Daru’l – Kütübi’l -İlmiyye, Beyrut, 1991, I, 163; Şatıbi, el- Muvafakat, III, 292
10-Bkz. Ebu Zehra, I, 68-69
11-Akyol, Taha, Haricilik ve Şia, Kubbealtı Neş. İst. 1988, s. 97
12-Fazlurrahman, İslam, Ter. Mehmet Aydın ve Mehmet Dağ, Selçuk Yay. Ank. 3. Bsk, s. 234
13-Eş’ari, I, 167-168
14-Taftezani, Şerhu’l – Akaid, s. 140-141
15-Bkz. Şatıbî, İ’tisam, s. 404; Koçyiğit, Talat, Hadisçilerle Kelamcılar Arasındaki Münakaşalar, TDV. Yay. Ankara, 1989, s. 37-39
16-Al-i İmran, 97
17-Ebu Zehra, I, 71-73
18-Maide, 44
19-Alûsî, VI, 145
20- bk. DİA, HAricilik md.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Türkiye | Etiketler: | 1 Comment »

Birinci Kat Semâ Keşfedilecek Herkes İman Edecek Ama…

Posted by Site - Yönetici Kasım 17, 2014

Marşta hayat var,Marşta su var,Süleyman hilmi tunahan,Marşta insan var,Marşda hayat var,

Birinci Kat Semâ Keşfedilecek Herkes İman Edecek Ama…

A.B.D.’nin çok büyük masraflarla Ay’a gitmeye hazırlandığı sıralarda keşif sahibi bir veli ( S. H. T (k.s.) İstanbul’da Topçular Camiinde kürsüye çıkıp insanlığa sesleniyordu:
A.B.D. Ay’a gitmeye hazırlanıyor. Fakat bu masraflara yazık.
Bu gayret Mars için olsa çok isabetli olurdu…
Çünkü Ay’da hayat yok. Ay kupkuru.Fakat Mars’ta hayat var!… Orada insanlar var…Su var…Orada Hz.Kur’an aynen var!?…Hz.Muhammed (s.a.v.) oradakilerin de peygamberi…Yani; orada Ümmet-i Muhammed var…Hatta orada varisi Resullerin evlatları var…Ve yine orada İslamiyet’e sarılma bizden çok fazla. Orada Kur’an ahkamı hakim…Ve nihayet o insanlar Hz.Kur’an’a sarıldıklarından dolayı teknolojik olarak bizden çok öndeler!…

Size bir haber daha vereyim;Bu iki insanlık buluşmadan Kıyamet kopmayacak…
Fakat;Dünya insanları Marslılarla buluştuklarında Hz.Kur’an’ın orada da aynen var olduğunu görünce İslam’ı inkar mümkün olmayacak…Fakat bu iman (İman-ı yeis) ve (Suri İman) olacak…Yani; vakit çok geç olmuş olacak.”

Birinci Kat Semâ Keşfedilecek Herkes İman Edecek Ama…

Kafirler birinci kat… semayı keşfettikleri zaman orada Vahy’in indiği yeri ve ayet-i kerimelerde haber verilen bazı emareleri görürler. Dünyaya gelip gördükleri o hakikatleri bütün insanlara haber verdiklerinde herkes “La ilahe illallah” diyerek imana gelir. Lakin hiç birinin imanı kabul olmaz. Çünkü imanın şartı gayba iman etmektir.
(gayb gözle görülemeyen akılla anlaşılamayan duyu organları ile hissedilemeyen şeylerdir.)

Bu dünyaya en uzak yıldız ne kadar mesafede ise oradan birinci kat semaya da o kadar mesafe vardır. Fenciler henüz birinci kat semayı keşfedemediler. Ne zaman bu Türkiye’nin büyüklüğü kadar ayna yaparlarsa belki o zaman birinci kat semayı öğrenebilirler. Batıl bir görüş olan “sonsuz uzay boşluğu” iddialarının ne kadar yanlış olduğunu gözleri ile görürler.
S. H. T (kuddise sirruhu)
(Kuddise sirruhu: Allah onun sırrını mukaddes etsin demektir)

Kaynak : YEDİKITA DERGİSİ

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 4 Comments »

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu

Posted by Site - Yönetici Kasım 16, 2014

Danyâl Aleyhisselâm'ın yüzüğü bulundu

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu; Hazret-i Ömer (r.a.)’ın zamanında. Yüzüğün taşının üzerinde bir iki aslan vardı. Aslanların arasında bir adam resmi ve aslanlar o adamı yalıyorlardı.

Bu şundandi: Buhtunnasr, israil oğullarının çocuklarını arayıp, onları öldürdüğü bir zamanda Danyâl Aleyhisselâm doğdu. Danyâl Aleyhisselâm’ın annesi, Buhtunnasr’ın zulmünden kurtulmasını ümit ederek, onu bir ormanlığa bıraktı.
Allâhü Teâlâ hazretleri erkek bir aslanı onu korumaya, dişi ve sütlü bir aslanı da onu emzirmeye ve beslemeye vazifelendirdi. Onların ikisi Danyâl Aleyhisselâmı yalıyorlardı. Danyâl Aleyhisselâm büyüdüğü zaman, kendisine bir yüzük yaptırdı. Bu hali yüzüğün taşına tasvîr etti. Tâ ki Allâhü Teâlâ hazretlerinin üzerinde olan nimetlerini unutmasın…

Âhiret yolunu kat edebilmek için; meşakkatlere tahammül etmek ve kendisiyle Hallâk Teâlâ hazretlerinin arasında olan ve yerine getirilmesi vacib olan hukuka riâyet edip onları yerine getirmek gerekir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/667

“Hicri: 27 yılında Hz. Ömer zamanında Tarsus İslam Kuvvetleri tarafından fethedilir. Şehrin imarı sırasında İslam Kuvvetleri komutanı Ebul Musa Eş Arı tarafından, kapısı mühürlü bir odanın içerisinde bir sanduka bulunur.
Ebul Musa tarafından açılan sandukada kefeni altın işlemeli olan ve parmağında bir yüzük bulunan devasal büyüklükte bir cenaze görülür.
Yüzükte iki aslanın ortasında bir çocuk figürü tasvir edilmişti.
Yüzük komutan Ebul Musa tarafından Hz. Ömer’ e gönderilir. Hz. Ömer yüzüğü Hz. Ali’ye gösterir. Hz. Ali; yüzüğün Danyal Peygambere ait olduğunu, zira bu yüzük üzerindeki tasvirlerin de, Danyal Peygamberin başından geçen olayın bir sembolü olarak betimlendiğini söyler.
Bunun üzerine Hz. Ömer cenazenin çalınmaması için, mezarı daha derinlere gömülmesini emreder.
Komutan Ebul Musa da, nehrin akıntısını keser ve mezarı derine gömer üzerini de harç tabakasıyla kapatır ve kimsenin mezarı çalmaması için de nehrin mezarın üzerinden akmasını sağlar”.[*]

[*] Alimul Allame, Ahmed Bin Muhammed Bin İbrahim Ennisaburi, Kısas-ı Enbiya-El Arais- Essarlabi –Hic: 427 Mil: 1006 sayfa 383.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

ATEŞ DÜNYADAN GİDİYOR

Posted by Site - Yönetici Kasım 15, 2014

İnsan Cehennem’de niçin ateşle cezalandırılır

ATEŞ DÜNYADAN GİDİYOR

Abbasi’lerin ünlü halifesi Harun Reşid zamanında yaşamış olan Behlül Dana (VIII. yüzyıl) dönemin evliyasındandı. Zaman zaman aklından zoru olan kimselere has tavırlar takınır, herkes de bundan dolayı kendisini deli sanırdı. Ama bunu maksatlı yapardı. Behlül daima Harun Rediş’in yakınında bulunur, çeşitli sebepler hasıl ederek onu uyarırdı. Bir gün Behlül, üstü başı toz toprak içinde uzun bir yolculukan gelmiş olmanın belirtileri ile Harun Reşid’in huzuruna çıktı. Harun Reşid sordu:

- Be ne hal Behlül, nereden geliyorsun?

- Cehennemden geliyorum ey hükümdar.

- Ne işin vardı cehennemde?

- Ateş lazım oldu da ateş almaya gittim.

- Peki, getirdin mi bari?

- Hayır efendim getiremedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar “Sanıldığı gibi burada ateş bulunmaz, ateşi herkes dünyadan kendisi getirir” dediler.

Kaynak : Kıssadan Hisseler.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Sizin Hanımlarınıza Verdiğiniz Her Şey Bir Sadakadır.

Posted by Site - Yönetici Kasım 14, 2014

Sizin Hanımlarınıza Verdiğiniz Her Şey Bir Sadakadır.

“EN HAYIRLINIZ, ÂİLESİNE EN HAYIRLINIZDIR”

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

Kadınlar hakkında Allâh’dan korkunuz. Zira onlar sizin yardımcılarınızdır. Onları Allâh’ın kitâbıyla kendinize helâl kıldınız, onları Allâhü Teâlâ’dan emânet olarak almış oldunuz…” “Kim hanımının kötü huylarına sabrederse gece ve gündüz şehit gibi sevap alır.

Amr bin Ümeyye ed-Damrî (r.a.) bir gün çarşıda bir elbise için pazarlık yaparken Hz. Ömer (r.a.) geldi ve

Bu elindekiyle ne yapıyorsun?” diye sordu.

Satın alıp sadaka vereceğim” dedi. Hz. Ömer

Öyleyse sen ticaret için gelmemişsin” dedi ve gitti.

Hz. Amr elbiseyi satın alıp evine döndü ve onu hanımı Rukayye’ye giydirdi. Sonra evinden çıktı ve Hz. Ömer’le karşılaştı. Hz. Ömer:

- “Elbiseyi ne yaptın?” dedi. Hz. Amr:

- Satın aldım ve sadaka verdim.

- Kime?

- Rukayye’ye.

- Rukayye senin hanımın değil midir?

- Evet. Lâkin ben Resûlullâh Efendimizden işittim, şöyle buyurdular: “Sizin hanımlarınıza verdiğiniz her şey hesabınıza -sevabı yazılan- bir sadakadır.

- Ya Amr! Resûlullâh’a iftira etme!

- Haydi, Aişe’ye (radıyallâhü anhâ) gidiyoruz. Bu meseleyi sormadan vallâhi seni bırakmam.

İkisi birlikte Hz. Aişe validemizin yanına geldiler. Hz. Ömer (r.a.):

- “Ey mü’minlerin annesi!” diye seslendi. Hz. Aişe perde arkasından:

- “Buyur, Yâ Ömer!” dedi. Hz. Ömer:

- Allâh için söyle! Resûlullâh’dan “Sizin hanımlarınıza verdiğiniz her şey hesabınıza -sevabı yazılan- bir sadakadır.” buyurduklarını işittin mi? diye sordu, Hz. Aişe:

- “Allâh için, işittim” dedi.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Kadın - Bayanlar İçin, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Sohbeti Zararlı Olan Kimseler.

Posted by Site - Yönetici Kasım 13, 2014

cicek gul

Sohbeti Zararlı Olan Kimseler.

Kâmil bir mü’mine gereken ise;
1- Kâfirlerin
2- Fâcirlerin,
3- Bid’at ehlinin,
4- Hevâ-ü heves ehlinin,
5- Gaflet ehlinin
6- İnkâr ehlinin
7- (Sahte şeyhlerin ve evliyalık taslayanların) sohbetinden kesilmektir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/691-692.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 464 takipçiye katılın