Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘zina’

Türkiye’de 18 yaş altına zina serbest. Evlilik suç!

Posted by Site - Yönetici Eylül 8, 2018

Türkiye’de 18 yaş altına zina serbest.
Evlilik suç!

“Kızlarımız okusun, hayat bayram olsun…” hayalinden bir çıkıp gerçekleri görürsek iyi olur.
18 yaş 14 yaş arası kızların çoğunun sevgilisi var.
Sosyal hesaplarına bakılırsa hiç de çocuk havası yok.
Ve sevgilileri ile de cinsellik yaşayanların sayısı da oldukça yüksek. 18 yaş altındaki kızlar, dini nikahla evlendiğinde kocaları tecavüzcü sayılıp hapse atılıyor; fakat zina yapsalar bir problem yok, yeter ki evlenmesinler.

Erken evlilik olmasın, diye çabalayan muhafazakarlara ve feministlere bakıyorum hiçbirinin de erken yaşta nikahsız ilişkiyi önleme konusunda bir çalışması yok. Çocuklar evlenmesinmiş.

O çocuk dediğiniz ergenlerin yemediği halt kalmıyor, evliliğe gelince mi problem! Eğer samimi olarak gençleri düşünüyorsanız onlara faydalı eğitimler vermek ve zinanın önüne geçmek için çalışırsınız.

Biz Müslüman bir ülkeyiz.
Bizde zina olmaması lazım, evlilik değil. Zinaya giden yollar açık bırakılır fakat evlilik yollarına taş konulursa bu zinayı artırmaktan başka bir işe yaramaz.

Dinen reşit olmuş kişiler evlenebilir. Dinen reşit olmak için de ergenliğe girmiş ve aklı olgunlaşmış iyi ve kötüyü ayırt edebiliyor olması alış-verişten anlıyor olması gibi şartları var dinimizin. Bu olgunluğa sahip olan kişiler evlenebilir. Onlara evliliği yasaklamak zina yollarını açmak demektir.

Batı’da da böyle. Resmi evlilik yaşı 18 fakat ergenler 14 yaşında reşit sayılıyor evlenemiyor fakat cinsel birliktelik yaşayabiliyor. Bizde 18 yaş altına zina serbest, evlilik suç.

Geçmiş yıllarda evlendiği zaman karısı 18 yaş altında olduğu için hapis yatan binlerce erkek var içerde. Tek suçları dini nikahla evlenmek. Kadınların hiçbirinin şikayeti yok ve kocalarını hapisten kurtarmak için çabalıyorlar.

Resmiyette kocalarını kurtarmak için başvuran 4 bin üzerinde kadın var, diye açıklama yapılmıştı. Ki sayı bunun çok çok üstündedir fakat başvuranlar bunlar. Kadınlar “Biz kendi gönlümüzle, düğünle dernekle, dini nikahla evlendik, kocalarımızı seviyoruz, bizi zorlamadılar onları bırakın biz de çocuklarımız da mağduruz…” diyorlar. Bu rakamlar üzerinden en on bin çocuk da “anne-babası erken evlendi” diye babasız büyüyor. Kadınlar ve çocuklar maddi- manevi sıkıntıda.

Milletvekillerinin bir kısmının, bu mağdur kadınlara verilmiş sözü vardı ve kanun çıkacağı zaman feministler ayaklandılar ve “Tecavüzcü ile evlilik serbest bırakılıyor.” Diye yaygara çıkardılar öyle olmadığını bildikleri halde.

Kanun tekrar görüşülmek üzere notuyla geri çekildi, fakat tekrar görüşülmedi. Binlerce erkek dini nikahla evlenmenin cezası olarak içeride tecavüzden yatıyor. Hem de 8 den 16 yıla kadar ağır cezalarla. Eşleri ve çocukları dışarıda ağlıyorlar. O mazlumların göz yaşlarında hepimiz boğuluruz. Milletvekilleri bu kanunları nasıl içlerine sindiriyorlar acaba?

Tek suçları evlenmek olan kişileri hapse atmanın hesabını, kanunun düzenlenmesine engel olanlar, ve yetkililer nasıl verecek?

Gerçekten merak ediyorum, feministlerin nesinden korkuluyor? Neredeyse hepsi Avrupa fonundan besleniyor ve çoğunluğu hükümet düşmanı. Bunların nesinden korkuyor hükümet?

Sayıları da çok değil. Sadece sosyal ağları ve medyayı iyi kullanıyorlar. Feministlerden değil, bunların dediklerini yapmaktan korkun. Feministlerin hiçbir yere huzur getirdiği görülmemiş ancak kargaşa çıkarırlar.

Güya kadın hakklarını savunurlar o da yalan. Bakın, kocaları onlarla evlendi diye “nikah cezası olarak” hapiste olan kadınların haklarını neden savunmuyorlar feministler. Onların ve çocuklarını gözyaşlarını neden görmüyorlar. Zira ideolojilerine uymuyor.

Bırakın femisintler carlasın dursunlar; onlar carlamak için büyük paralar alıyorlar Avrupa fonundan, herkes görevini yapar, milletvekillerinin ve hükümetin hakkı ve adaleti seçmesi gerekir. Allah’tan gayri bir şeyden korkmayanın yardımcısı Allah’tır.

Sayın Milletvekilleri!

Lütfen bir an önce erken evlendiği için hapis yatanların, serbest bırakılması içi çalışmalar yapın. 15 yaş 18 yaş arası evliliği serbest bırakın.

Bakınız ne zaman Allah’tan gayri şeylerden korkuldu ayaklarınıza dolaştı.

18 yaş evlilikler, gençlerin cinsel olarak aktif olduğu, dinimizin izin verdiği, geleneğimizde de var olan bir kültür. Bunun alt sınırını belirlersiniz. 15 yaş olabilir. 18-15 yaş arası evlenecek olanlar uzman bir ekipten izin kağıdı alabilirler.

Burada aile baskısı var mı zorla mı evlendiriliyor, ya da erkekten yana bir tehdit ya da taciz var mı gibi konularda psikolog, polis ve diğer uzmanların olduğu ekip kızın tamamen kendi rızası ile geldiğine emin olursa izin verilir, o da evlenir. Bir kız zorla mı gönlüyle mi evleniyor anlamak zor değil bu devirde artık her imkan var.

Siz evliliğe izin vermezseniz ne olur? Zina olur. Vebali de üstünüze olur.

Batı’da evlilik yaşı 18. Fakat 13-14 yaşından sonra kızlar istediği erkekle ilişkiye girebiliyor ve aynı evde evli gibi yaşayabiliyor, yasak değil. 14 yaşından sonra çocuk olarak değil, genç olarak görülüyor. Bu yüzden evlilik yaşının 18 olması onları pek ilgilendirmiyor zina serbest 18 i geçse de zaten çoğu evlenmiyor. Bizde evlilik yaşının 18 olması ancak düzgün helal hayat sürmek isteyenlere ceza oluyor.

Geçen yıl Amerika’da 15-19 yaş arası 1000 kızdan 29.4 ü doğum yapmış.

İngiltere de 15-19 yaş arası 1000 kızın gebe kalma oranı (44.2) yarısı kürtaj yaptırmış yarısı doğurmuş.

Devlet bu kızların birlikte olduğu kişileri toplayıp toplayıp hapse atmıyor. Batı’nın serbestliğini alıyorsak modernlik diye, bari o konudaki kanunlarını da alalım. 14 yaş resit olarak kabul ediliyor ve ona karışılmıyor.

Bizde 18 yaş altında kızlara geri zekalı muamelesi yapılıyor ve kız “ben gönlümle evlendim” dese de hiç dikkate alınmıyor, “sen kız çocuğusun aklın ermez, bilmezsin” deyip kocası hapse tıkılıyor. Nasıl başarıyorsak Batı’dan aldığımız kanunlardan en çok dindarlar zarar görüyor.

Bu yüzden 18 yaş altı çocuklarımızı koruyalım, sahtekarlığından çıkıp, realiteden bakıp ona göre inançlı insanlar zarar göremeyecek şekilde, düzenlenme yapılsın acilen ve içerde evlenme cezasından yatan mazlumlar bir an önce çıksınlar, hanımlarının ve çocuklarının yüzü gülsün.

Sayın Milletvekilleri,

Sizin kendi oğlunuz 18 yaş altı bir kızla evlenmiş olsa, oğlunuzun 8 yıl hapis yatmasına hem de gerçek tecavüzcülerle birlikte aynı koğuşta kalmasına razı olur muydunuz?

Karısını ve çocuklarından ve sizlerden ayrı suçsuz yere en ağır cezadan gençliğini hapis çürütmesine razı olur muydunuz?

Müslüman kendisi için istemediğini, müslüman kardeşi için de dinihaber.com istemez. Sustuğunuz her şeyin hesabını vereceksiniz.

Bu vebalde kalmak istemiyorsanız bir an önce resmiyette reşit olma yaşını değiştirmeniz lazım. 15 yaş resit olmak için ideal bir yaş.

Daha önceki problem dini nikaha “dini nikah” demeyip “cinsel istismar” dendiği için yaşandı. Dini nikaha “tecavüzcüsü ile evlenme yasası” denirse siz de tecavüzcüleri serbet bırakanlar olarak ilan edilirsiniz elbette.

Lütfen Allah rızası için dini nikahı kabul edin ve dini nikaha dini nikah deme cesaretini bulun kendinizde.

Önce cesaret. Dinsizlerin cesareti kadar bir Müslümanın cesareti yoksa ağlayalım halimize. Bu mazlumların eşlerinin, çocuklarının, anne-babalarının döktükleri gözyaşlarında boğulmak istemiyorsanız bir an önce kocalarını serbest bırakın.”

Sema Maraşlı

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

GÖZ İLE CİNSİ MÜNASEBET ŞEHVETLERİNE UYMAMANIN ÜSTÜNLÜĞÜ

Posted by Site - Yönetici Aralık 19, 2016

goz-zinasi-nedir-ne-kadar-gunahtir-goz-zinasiislama-gore-iliskicinsi-munasebetzinakadina-bakmak

GÖZ İLE CİNSİ MÜNASEBET ŞEHVETLERİNE UYMAMANIN ÜSTÜNLÜĞÜ

Şehvetlerin en büyüğü cinsi münasebette bulunma şehvetidir.
Bu şehvet kabardığı zaman isyan akıl zincirini kırar ve isyan eder. Neticesi çirkin olup duyulması halinde insan rezil ve perişan olmaktan korkar.
Genellikle insanların buna yaklaşmaması ve acizliklerinden, ya korkularından ya utanmalarından ya da kalb ve vücutlarını korumak içindir. Zira bütün bunlar nefsin bir arzusunu diğer bir arzusuna tercihten ibarettir. Bununla beraber hangi sebepten dolayı olursa olsun kötülükten kaçınmakta fayda vardır.

Yukarıda saydığımız engellerin faydaları açıktır. İnsanı günahtan korur. Hangi sebepten olursa olsun zinayı terketmekle insan günahtan kurtulmuş olur. Ancak asıl fazilet ve büyük mükafat , maddi şartlar müsait olduğu halde sadece Allah korkusundan dolayı günahlardan vazgeçmektir.
Hele bütün şartlar uygun olup da şehvet galeyana geldiği sırada sadece Allah korkusu yüzünden zinadan kaçınmak, en büyük fazilet ve en büyük derecedir. Bu derece sıddıkların dereces idir.

Peygamberimiz buyuruyor ki:
Aşık olduğu halde utandığı için bunu gizliyen ve arkasından bu yüzden ölen kimse şehittir.

Peygamberimiz buyuruyor ki:
“Kıyamet günü yedi gurup kimse, arşın gölgesi altında olacaklardır. Bu yedi guruptan birisi de genç, asil ve mevki sahibi bir kadının zina davetini,”Ben Allah’tan korkarım” diyerek reddeden kimsedir.”

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Yusuf’un bütün imkanlar mevcut iken Zeliha’ya yaklaşmamasını övmekte ve şehvet hususunda şeytan ile yapılan bu mücadeleyi herkes için örnek teşkil etmiştir.

Çok yakışıklı bir delikanlı olduğu söylenen Süleyman b. Yesar diyor ki:
“Bir gün hanımın biri yanıma gelip yakınlık istedi. Kadını reddettim ve ondan uzaklaştım. O gece rüyamda Yusuf’u (A.S.) gördüm. Ben kendisine “Sen Yusuf musun?” diye sordum. O da: “Evet , ben azmeden Yusuf, sen de azmetmeyen Süleymansın” dedi.

Peygamberimiz buyuruyor ki:
“Bir zamanlar üç arkadaş yola çıktılar. Akşam oldu, bir mağaraya girdiler.
Mağaranın ağzına bir taş düştü çıkış yolunu kapadı. İçerde kalan üç arkadaş kendi aralarında “Yapmış olduğumuz iyi amellerle Yüce Allah’a yalvarmaktan başka hiçbir kuvvet bizi buradan çıkaramaz, dediler ve birincisi dua etmeye başladı:
“Allahım, bilirsin çok yaşlı bir anne ve babam vardı. Akşamları onların yemeğini yedirip ihtiyaçlarını görmeden önce hiç kimseye bakmazdım. Bir akşam ot ve ağaç toplamak için gittiğim merada geciktim. Vaktinde yetişemediğim için onlar uyuya kalmışlardı.
Akşam içecekleri sütü sağdım.
Onları uyur bulduğum için onlardan önce ailemin diğer fertlerine yedirmeği uygun bulmadım. Elimde sütleri baş uçlarına sabaha kadar bekledim. Oysa çocuklar ayaklarıma dolanıp süt istiyorlardı. Sabah olunca ana-babam uyandılar, sütlerini içirdim sonra diğer işlerime baktım. Allahım, bunu senin rızan (hoş nutluğun) için yaptım. Şayet rızana uygun düştüyse bizi bu taştan kurtar.” dedi. O anda taş biraz kaydı ve bir ışık deliği açıldı.
Ancak çıkmak için yeterli değildi.

İkincisi:
Allahım, amcamın çok sevdiğim bir kızı vardı. Onunla münasebet kurmak istedim fakat kabul etmedi. Bir yıllık kıtlık olup darda kalınca bana geldi.
Ben de bana teslim olması şartıyle yüzyirmi altın verdim. Tam temasa geçeceğim sırada: “Allah’tan kork, nikahsız olarak mührü bozma” dedi. Bu sözü üzerine ben de çok sevdiğim halde ona yaklaşmaktan vazgeçtim. Allah ‘ım bunu senin rızan için yaptım. Eğer rızana uygun ise bizi burdan kurtar.” dedi. Taş biraz daha açıldı fakat yine açıklık çıkmaları için yeterli değildi.

Üçüncüsü:
“Allahım ben ücretli işçi çalıştırır ve ücretlerini öderdim. Ancak bir tanesi ücretini azımsayıp almadı. Ben de onun parasını değerlendirdim onun namına çoğaldı. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra adam geldi ve hakkını istedi. ben de: “İşte şu gördüğün deve, inek, koyun ve köleler senindir. Al götür.” dedim. Adam inanmadı “Benimle alaymı ediyorsun. Hakkımı ver” dedi. Ben “Hayır alay etmiyorum. Bu mallar senin yevmiyenden meydana gelmiştir. Al götür” dedim. Adam da hepsini alıp götürdü. Allahım bu işi rızan için yaptım. Eğer rızana uygun düştüyse bizi buradan kurtar” dedi ve taş kayıp açıldı. Onlar da çıkıp yollarına devam
ettiler.”

Ebu b. Abdullah diyor ki:
“Bir kasap komşusunun cariyesine aşık olmuştu. Bir gün cariyeyi köye birinin evine gönderdiler. Kasap cariyenin arkasından gidip uygun bir yerde ona sarıldı. Cariye: “Senin beni sevmenden daha çok ben seni seviyorum. Fakat Allah’tan korkuyorum.” dedi.
Kasap:
“Sen Allah’tan korkuyorsun da ben niçin korkmayayım” dedi ve tövbe edip geri döndü. Yolda bayılacak derecede susadı. O sırada bir peygamberlerin elçisine rastladı ve ciğerlerinin hararetten yanmakta olduğunu söyledi. Elçi “Gel dua edelim. Belki bir parça bulut gelir de gideceğimiz yere kadar başımızın üzerinde gölge olur.” dedi. Kasap: “Benim makbule geçecek bir ibadetim yok. Sen dua et ben de amin derim” dedi. Öyle yaptılar ki bulut geldi yollarının sonuna kadar onları güneşten korudu. Ayrıldıkları sırada
bulut kasabın gittiği tarafa yöneldi. Elçi kasaba: “Hani taatim yok diyordun. Oysa senin taatin varmış . Çünkü bulut seninle geliyor. Bunun hikmeti nedir bana anlat” dedi. Kasap durumunu anlatınca elçi şöyle dedi:
“Kabul edilen tövbenin derecesi her mevkiden üstündür.”

Ahmet Ebu Said diyor ki:
“Kufe de yanımızda yakışıklı bir genç vardı. Beş vakit namazını camide kılar, ibadetini ihmal etmezdi. Güzel bir kadın bu gence aşık oldu. Bir gün camiye giden gencin yoluna çıkar:
Sana söyleyeceklerim var. Dinle sonra git” der. Genç dinlemez Camiye gider. Camiden dönerken kadın yine yoluna çıkar. “Sana söyleyeceklerim var, beni dinle” der. Delikanlı: “Seninle konuşmam şüphe uyandırır. Böyle işlerden hoşlanmam der.” Kadın: “Ben seni biliyorum. Fakat seni seviyorum. İkimizi de Allah’a havale ediyorum.” dedi. Genç eve dönünce namaz kılamadı. Oturup kadına Allah’a dönmesi için mektup yazdı. Kadın ölünceye kadar ibadete devam etti.

Kaynak : Kimyay-ı Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

İşte Zina Yapanın Mutlaka Yakalanacağı Hastalık…

Posted by Site - Yönetici Şubat 28, 2016

zina-yapaniniste-zina-yapanin-mutlaka-yakalanacagi-hastalik-h1477401520-c50ecb-copy

İşte Zina Yapanın Mutlaka Yakalanacağı Hastalık…

Zina yapanın başına 6 şey gelir. Bu hastalıklar o kişide mutlaka görülür.

Bu hastalıklar o kişide mutlaka görülür.

Bunlardan 3’ü dünyada, 3’ü de ahirette gelir…

Dünyada başına gelecekler;

1- Yüzünün nuru gider. Yüzünden nerdeyse anlaşılacak hale gelir. Allah’ın verdiği o güzellik ve nur artık görünmez olur

2- Fakirlik getirir. Geçimini bozar, huzurunu bozar, ömrünün bereketini giderir. Dünyadan nasıl gittiğinin farkında bile omazsın.

3- Allah’ın rahmeti ,şefaati gider. Rabbimiz lanetlediği için ömrü kısalır, yani bereketsiz hale gelir.

Ahirette başına gelecekler;

1- Direk Allah’ın gazabı ile karşılaşır. Kabirden kalkıp mahşer meydanına giderken Allah’ın gazabı ile karşılaşır.

2- Cehennemde de kalmayı gerektirir. Cehennemde büyük azaplara düçar olur . (İbnu’l Cevzi)

3- Kötü bir şekilde hesaba çekilir. Ahiretin o çetin gününde yaptığı bu günahın cezasının hesabı çok çetin sorulur.

Haram ilişkiler meleklerin lanetine sebeptir

Her sabah iki melek:

Kadınlar yüzünden erkeklere, erkekler yüzünden de kadınlara yazık!” diye nida eder. (İbn-i Mace)

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Zina Yaptığını Dört Kere İkrar Etti.

Posted by Site - Yönetici Ocak 27, 2014

2hz-ademi-hz-havva-mi-bastan-cikarttiimam-gazali

Zina Yaptığını Dört Kere İkrar Etti.

Yezid bin Nuaym’dan rivayet olundu. Maiz (r.a.), Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldi. Zina yaptığını dört kere ikrar etti. (Her defasında Efendimiz s.a.v. hazretleri ondan yüz çevirdi.) 0:
-“Bana Allah’ın kitabını uygula!” dedi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, onun recmedilmesini emretti. Sonra da Hezzâla:
-“Onu elbisenle örtseydin senin için daha hayırlı olurdu,” dedi.
Bize Muhammed bin Ubeyd hadis etti. Hammed bin Zeyd hadis etti. Yahya bin el-Münker hadis ettiler ki:
-“Hezzâl, Muâz’a, yapmış olduğu zinayı gidip Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine haber vermesini (ve Efendimiz s.a.v. hazretlerinden recmedilmesini İstemesini) emretmişti.” Müsned-i Ahmed’in rivayetinde de Muaz (r.a.) recmedilirken, taşların acısından kaçmak istedi. Ama onu tuttular. Taşladılar. Sonra gelip bu durumu Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine haber verdiklerinde Efendimiz (s.a.v.) hazretleri:
-“Onu keşke bıraksaydınız; belki o tevbe ederdi, Allâhü Teâlâ hazretleri de onun tevbesini kabul ederdi. (Sonra Efendimiz s.a.v. Muaz’ın recmedilmesine ve onun hatasını İzhâr etmesine sebeb olan Hezzâl’a döndü ve ona) -“Ey Hezzâl. onu elbisenle örtmen senin için daha hayırlı olurdu,” buyurdular.

Müsnedi Ahmed: 20887,

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: