Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘Osmanli’

Osmanlı’da Mahalle Mektebleri

Posted by Site - Yönetici Nisan 13, 2008

Osmanlı’da Mahalle Mektebleri,osmanlida-egitim-yili-nasil-baslardi-h1410880858

Osmanlı’da Mahalle Mektebleri

Müslümanlık, kadın-erkek diye ayırmaksızın herkesi dinini öğrenmeye teşvik ediyordu. Âyetler ve hadîslerle ve diğer şer’i delillerle de te’yid edi­len bu mükellefiyet dolayısıyla Osmanlı İmpara­torluğu’nda, hemen hemen her câmi ve mescid bi­tişiğinde veya yakınında yüksek kubbeli tavanla­rı olan mektebler inşâ edildiği gibi, hayır sahipleri tarafından da yâdedilmelerine ve sevâb kazanmalarına vesîle olmaları maksadıyla mek­tebler yaptırılmış ve bunların hizmetlerini devam ettirmeleri için gelir kaynakları vakfedilmiştir.

Ekseriyet îtibariyle taştan yapıldıkları için “taş mekteb” ismi ile de zikredilen bu mekteblerin daha ziyâde “mahalle mektebi” şeklinde isim­lendirildikleri görülmektedir. Nitekim resmî vesîkalarda “sıbyan mektebleri ” olarak geçen bu mekteblerin esas gâyesi İslâm dîninin âdab ve erkânını, bu cümleden olmak üzere Kur’ân okumayı, yazı yazmayı, namaz kılmayı ve ilmihâl bilgilerini öğretmekti. İsteyene tecvid de öğretilirdi. Tecvid kitaplarından bugün de halk arasında mû’teber tutulan ve okunan taşbaskı “Karabaş Tecvidi” isimlisi tercih edilirdi.

Mektebe başlayan çocukların sırasıyla halk arasında “supara” da denen Elifbâ cüzü, Amme cü­zü, Tebâreke ve diğer bazı cüzler ve bu arada mevlid ve en sonunda da Mushaf “Kur’ân” okutu­lurdu.

Çocuğun Kur’ân okumaya başlaması ayrı bir sevinç vesîlesi olur ve “Mushafa çıkmak” diye isimlendirilirdi.

Hocanın nezâretinde Mushafı sonuna kadar okuyup bitirmeye “Hatim indirme” denir ve bile­bildiğimiz kadarıyla sadece kız çocukları için “Ha­tim Duâsı” yapılırdı. Bu merâsimlere de çocuğun âilesi, komşuları ve hatta mahalle sakinleri tara­fından çok ehemmiyet verilirdi ki, bu âdet günü­müzde de küçük yerlerde hemen hemen aynı can­lılıkla yaşamaktadır. Kız ve erkek çocuklarının mektebleri çoğu defa ayrı oluyor, karışık olarak devam edilen mekteplerde ise kız ve erkek çocuk­ları ayrı birer sıra teşkil ediyorlardı.

Çocuklar ye­re, sıraların veya evden getirdikleri rahlelerin önüne, yine evden getirdikleri minderlerin üzerine oturuyorlardı. Derslerin bir kısmı müştereken, yani bütün çocukların katılmasıyla sesli bir şekil­de, bir kısmı da ayrı ayrı yapılır ve okunan dersin sonuna hoca balmumu parçası yapıştırırdı. Ertesi gün tekrar oradan derse başlanırdı. Konuşmamı­zın kesildiği yeri veya son söylediğin sözü unutma mânâsına gelen “Sen buna bal mumu yapıştır” sözü buradan kalmış olsa gerektir. (…) Bevvab adındaki hizmetli her sabah “Haydi Mektebe!..” dâvetiyle çocukları toplar ve omuzunda taşıdığı uzun bir sı­rığa yiyecek çantalarını asarak onları mektebe iletirdi. Akşamları da yine aynı şekilde evlerine dağıtırdı.

(Daha geniş bilgi için bakınız: Ali Birinci-İsmail Kara, Mahalle Mektebleri, Kitabevi, İstanbul)

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Sultan Abdulaziz

Posted by Site - Yönetici Nisan 12, 2008

Sultan Abdulaziz

Sultan Abdulaziz

Sultan Abdulaziz, ecdadin devri ile kendi devri arasindaki kudret ve ihtisam farkini su sozleri ile ne guzel ifade etmistir:

“Atalarimiz batiya at sirtinda futuhat için giderlerdi. Bizler ise, simdi tren ve vapurla, ancak diplomatik seyahat için gidebiliyoruz!”

Abdulaziz Han, gayet dindarane ve intizamli bir hayat suren durust bir insandi. Hayati boyunca su yerine zemzem içecek kadar takva sahibi idi. Hatta Avrupa’ya seyahate gittigi zaman, abdest suyunu beraberinde goturdugu rivayet edilir. Muntazaman namaz kilar ve çok çok Kur’an-i Kerim okurdu. Caniyane bir surette katledildigi zaman odasindaki kuçuk masanin uzerinde “Sure-i Yusuf” açik oldugu halde bir Kur’an-i Kerim bulunmustu. O’nun mubarek kanlarinin bulastigi bu Kur’an-i Kerim, el’an Topkapi Sarayi’nda muhafaza edilmektedir.

Birgun hasta yataginda baygin ve sararmis bir vaziyette yatarken Sultan Abdulaziz’e:

“Medine-i Munevvere mucavirlerinden bir dilekçe var!” denildiginde yaverlerine:

“–Derhal beni ayaga kaldiriniz! Harameyn’den gelen talebleri ayakta dinleyeyim! Allah Rasulu’ne komsu olanlarin talebleri, boyle ayak uzatilarak edebe mugayir bir sekilde dinlenmez!..” diyerek Medine’ye ve Hazret-i Peygamber’e olan muhabbetini guzel bir surette izhar etmistir.

Her Medine-i Munevvere postasi geldiginde abdest tazeler, mektuplari «Bunlarda Medine-i Munevvere’nin tozu var!» diye opup alnina goturur, ondan sonra baskatibe uzatir ve «Aç, oku!» derdi.

4 Haziran 1876 sabah sularinda hainler odasina girdiler. Abdulaziz Han, bir muddet onlara karsi koydu. Cinayete intihar susu vermek için O’nun bileklerinin damarlarini kesen zorbalar, hiçbir sey yokmus gibi gizlice islerinin basina donduler.

Valide Sultan, oglunun kanlar içinde yerde yattigini gorunce aglamaya basladi. Tertipledigi katlin neticesini almak için Huseyin Avni Pasa, saraya geldi. Yarali Sultan’i saray karakolunun kahve ocagina goturulmesini emretti. Henuz can çekisen Sultan’a doktor mudahelesini geciktirdi. Mazlum Sultan, caniler çetesi Huseyin Avni, Mithat ve Rusdu Pasalar’in gozleri onunde sehiden vefat etti..

Rahmetullahi Aleyh!..

Sultan Abdulaziz Han’in hunharca katli uzerine kizkardesi Adile Sultan’in yureginden su izdirapli misralar dokulmustur:

Cihan matem tutup kan aglasin Abdulaziz Han’a

Meded Allah, mubarek cismi boyandi kizil kana!..

Nasil hemsiresi bu Adile yanmaz o hakana,

Ki kiydi bunca zalimler karindas-i cihan-bana…

Hazret-i Peygamber -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz:

“Halis insan, buyuk bir tehlike uzerindedir!” buyurmuslardir.

Sultan Abdulaziz’in feci bir surette ortadan kaldirilmasi da, bu hadis-i serifte isaret edilen tehlike sebebiyle olmustur. Ancak bu olus, O’nun sahsindan ziyade milletin kaderiyle alakali bir ilahi takdirden baska turlu izah olunamaz. Zira Sultan Abdulaziz’in feci katli, milli tarihimizin en onemli bir donum noktasi olmustur.

Gerçekten O’ndan sonra felaketlerin onu alinamamis, çokus, Sultan Abdulhamid’in dirayetli siyasetiyle bir muddet geciktirilmisse de, nihayet bu azametli devletin yikilmasi ve ulkemizde Islam’in gariblik doneminin baslamasi onlenememistir.

MEVLAM ŞEFAATLERİNE NAİL KILSIN!!!

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar, İlginç | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Osmanlı’nın İlkleri

Posted by Site - Yönetici Nisan 5, 2008

Osmanlı’nın İlkleri

Osmanlı’nın İlkleri

Osmanlı’da ilk fethedilen ada, 1308 yılında alınan ve şimdi Apo’ya cezaevi olan İmralı Adası’dır.

Osmanlı tarihinde ilk savaş, 1284 yılında Bizans tekfurlarıyla yapılan Ermeni Beli savaşıdır.

Osmanlı Devleti ilk borcu Kırım Savaşı sırasında İngiltere’den almıştır. Sultan Mecid dönemidir. 28 Haziran 1855 günü Londra da imzalanan anlaşma ile İngiltere ve Fransa dan beş milyon İngiliz altını borç alınmıştır.

Avrupa seyahatine çıkan ilk ve tek Osmanlı Padişahı Sultan Aziz’dir. 21 Haziran 1867 tarihinde başlayan bu yolculuk 44 gün sürmüştür. Fransa’dan başlayıp, sırasıyla Belçika, Almanya, Avusturya-Macaristan’ı gezip geri dönmüştür. İlk posta pulunu da yine Sultan Abdülaziz kullanmıştır.

Osmanlı Devleti, uçağı ilk kez I. Dünya Savaşı’nda kullanmıştır.

Osmanlı Devleti’nin Afrika’da kaybettiği ilk toprak parçası Cezayir’dir.

İlk vapur, İkinci Mahmud zamanında ve 1827 yılında satın alınmış olup halk arasında “Buğu gemisi” adıyla anılmıştır.

Osmanlılarda ilk matbaa, Üçüncü Ahmed zamanında ve 1327 yılında faaliyete geçen İbrahim Müteferrika Matbaası’dır.

İlk gazete İkinci Mahmud döneminde ve 1 Kasım 1831 Salı günü yayınlanan Takvim-i Vakayi’dir.

Devşirmeyken Sadrazamlık makamına yükselen ilk kişi, fetihten sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından tayin edilen Veli Mahmud Paşa’dır

İlk Osmanlı madeni parasının adı “Sikke”dir ve Orhan Gazi adına 1327 yılında basılmıştır.

Osmanlı tarihinde ilk şair padişah Fatih Sultan Mehmed’in babası İkinci Murad’dır.

Osmanlı tarihinde savaş meydanında şehit olan ilk (ve tek) padişah Birinci Murad’dır. 1389 yılında, 1. Kosova Savaşı’nda şehit düşmüştür.

Osmanlı Devleti’nin toprak kaybettiği ilk antlaşma Karlofça’dır. Karlofça Antlaşması ile Banat ve Temeşvar hariç, bütün Macaristan ve Erdel Beyliği Avusturya’ya, Ukrayna ve Podolya Lehistan’a, Mora ve Dalmaçya kıyıları Venediklilere bırakıldı.

İlk Boğaziçi Köprü Projesi de Sultan İkinci Abdülhamid döneminde yapıldı. 1900 yılında, Anadoluhisarı ile Rumeli Hisarı arasında bir köprü kurulması için Bosphorus Railroad Company adlı şirket çalışmalara başladı. Köprü üzerine demiryolu döşenmesi de planlanmıştı. Böylece, Avrupa’dan kalkan bir tren Bağdat’a kadar gidebilecekti. Ancak iç karışıklıklar ve Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesi o zaman için bu projenin gerçekleştirilmesine engel oldu.

İstanbul’a ilk tünel yine Sultan Abdülaziz zamanında Fransız Mühendis Emile Gavand tarafından yapıldı ve bu tünel 17 Ocak 1874 günü hizmete girdi. Dünyanın üçüncü yeraltı treni olan bu tünel 575 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğindedir.

İstanbul’a defnedilen ilk padişah Fatih Sultan Mehmed’dir

İstanbul’da öldürülen ilk padişah, “Genç Osman” adıyla bilinen İkinci Osman’dır.

İlk daimi ordu 1328 yılında Orhan Gazi Bey’in emriyle kurulmuş olup, bu orduya “Yaya” adı verilmiştir.

Osmanlı padişahlarından İstanbul’u ilk kuşatan 1391 yılında Yıldırım Bayezid olmuştur.

İlk telgraf da Sultan Mecid döneminde kurulmuş, 9 Eylül 1855 Pazar günü faaliyete geçmiştir. Kırım’dan İstanbul’a çekilen ilk telgrafta Kırım şehri olan Sivastopol’un Rus işgalinden kurtarıldığı bildirilmekteydi.

Osmanlı Devleti’nde ilk tershane Yıldırım Bayezid devrinde Gelibolu’da oluşturulmuştur.

“Rumeli” adı verilen Avrupa yakasında ilk ele geçirilen yer, Gelibolu’da Orhan Gazi’nin büyük oğlu Süleyman Paşa tarafından alınan Çimpe limanıdır.

Osmanlıların ilk Beylik merkezleri ve bir bakıma ilk başkentleri Söğüt Kasabası’dır. Daha sonra sırasıyla Yenişehir, Bursa, Edirne ve İstanbul başkent oldu.

İlk barış anlaşması, 1330 yılında Orhan Gazi ile Bizans İmparatoru Üçüncü Andronikos arasında imzalanmıştır.

“Valide Sultan” adıyla anılan ilk padişah anası, İkinci Selim’in hanımı ve Üçüncü Murad’ın anası olan Nur Banu dur.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Osmanlı Tarihi, Osmanlılar, Tarih, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: