Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘Namaz’

Ta’dili Erkân – Ta’dili Erkânın Hükmü:

Posted by Site - Yönetici Nisan 15, 2014

namaz

Ta’dili Erkân.

Ta’dili Erkân, namazın kıyam, rükû ve secde gibi her rüknünü sükunetle yerine getirmek ve bu rükünleri yaparken her uzuv yatışıp hareket halinden beri bulunmaktır.
Meselâ: Rükûdan kıyama kalkarken vücud dimdik bir hale gelmeli ve sükunet bulmalı, en az bir kere: “Sübhanellahi’l -Azîm” diyecek kadar ayakta durup ondan sonra secdeye varmalıdır. Her iki secde arasında da böylece bir teşbih mikdarı durmalıdır.

Ta’dili Erkânın Hükmü:
Namazlarda tadil-i erkana riayet etmek, İmam Ebû Yusuf a göre. bir rükün olduğundan farzdır.
Tadil-i Erkan, Imam-ı Azam ile İmam Muhammed’e göre. vacibdir.
İmam Ebû Yusuf Hazretlerine göre, tadil-i erkan yapılmaksızın kılınan bir namazı yeniden kılmak gerekir. Imam-ı A’zam (r.h.) hazretleri ve İmam Muhammed (r.h.)’ göre ise, tadil-i erkanı terkden dolayı yalnız sehiv secdesi gerekir. Fakat böyle bir namazı yeniden kılmak daha iyidir. Böylece insan ihtilaftan kurtulmuş olur. Ayrıca kerahetle kılınan namazları da yeniden kılmak vacib görülmüştür. Ta’dili Erkâna riâyet için, namazdan manevî haz alınmalıdır. Zira Namazlarından manevî haz du¬anlar, namazda tadil-i erkana riayet ederler, acele etmekten sakınırlar.
Acele etmeyi saygıya ve edebe aykırı görürler.

Hayatın en yararlı ve en kıymetli saatleri ibadetle geçen zamanlardır. Onun için namazda geçirdiğimiz vakitlerin kıymetini bilelim.
Namazlarımızı ta’dili erkân ile kılalım… Mütercim.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/570.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 1 Comment »

Surelerin Fazileti.

Posted by Site - Yönetici Kasım 8, 2008

21 Surelerin Fazileti.

Surelerin Fazileti.

Fâtır sûresinin fazîleti
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Fâtır sûresini okumayı âdet haline getiren kimse, Cennete dilediği kapısından girmeye hak kazanır.”

Beyyine sûresinin fazîleti

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Kim Beyyine sûresini okursa, kıyâmet günü, hayrın, iyiliğin kaynağı ile berâber olur.”
“Allahü teâlâ, Beyyine sûresini okuyan kişinin kırâatini dinler ve şöyle buyurur: Müjde olsun kulum! İzzetime yemîn olsun ki, gerek dünya ve gerek âhiret hâllerinden hiç birinde seni unutmayacağım ve seni Cennete yerleştireceğim tâ ki hoşnut oluncaya kadar.”
“Beyyine sûresini münâfıklar okumaz ve kalbinde Allahü teâlânın varlığında şüphesi olan da okuyamaz. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, yer ve gök yaratıldğından beri melekler bu sûreyi okuyarlar. Kim bu sûreyi okursa, Alalhü teâlâ onun dînini ve dünyasını muhâfaza eder ve onun için istigfâr edecek melekler gönderir.”
Enes bin Mâlik şöyle anlatır: “Peygamber efendimiz, Übey bin Ka’b’a buyurdu ki: “Allahü teâlâ, Beyyine Sûresini sana okumamı emretti.” Übey; “Ey Allahın resûlü!.. Allahü teâlâ benim adımı da andı mı?” dedi. Peygamber efendimiz; “Evet” buyurdu. Bunun üzerine Übey bin Ka’b ağlamaya başladı.
[Kur’ân-ı kerîmde 600. sayfadadır.]

Kureyş sûresinin fazîleti

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Kim, Kureyş Sûresini okursa, Allahü teâlâ ona, Ka’be’yi tavâf edenlerin ve orada i’tikâfta bulunanların adedinin on katı hasene verir.”
İmâm-ı Rabbânî buyurdu ki:
“Korkulu yerlerde ve düşman karşısında emîn ve rahat olmak için Kureyş Sûresini okumalıdır. Tecrübe edilmiştir. Her gün ve her gece hiç olmazsa onbirer defa okumalıdır.”

Müddessir sûresinin fazîleti

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Müddessir Sûresini her zaman okumayı alışkanlık hâline getiren kimseye, Allahü teâlâ Mekke’de yaşıyan müminlerin sevâbı kadar sevâb ihsân eder.”
Kur’ân-ı kerîmdeki sûreleri okuyanlara verileceği bildirilen sevâblar, harâm işlemeyip, helâl lokma yiyenler, farz ve vâcib olan ibâdetleri yapıp kul borcu olmayanlar içindir. Ehl-i sünnet i’tikâdında olmak ve belirtilen fayda ve sevâbları bu sûrelerden değil, Allahü teâlâdan bilmek lâzımdır.

Kaynak : Mehmet Oruc – 365 Gün Dua

Posted in 365 Gün Dua, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Gecmis Namaz`ların Kazası

Posted by Site - Yönetici Nisan 10, 2008

Gecmis Namaz`ların Kazası,namaz

Gecmis Namaz`ların Kazası

Bir namazi vaktinde kilmaya ”eda” vaktinden sonra kilmaya ”kaza” tabir olunur.Bes vakit namazin edasi farz oldugu gibi kazasi dahi farzdir.Namazlarin edasinda oldugu gibi kazasindada niyyetin tayini sarttir.

Kazaya kalan namaz cok oldugunda farzlerin vakitleri karismasin diye kaza edilecek her namaz : ”Filan senenin filan ayinin filanca gununun øgle namazini kiliyorum” diye tayin ederek kilinir.Ancak bunda kulfet vardir.Namaz kaza eden søyle niyet edebilir : ”Vaktine yetisipde kilamadigim ilk øgle namazina” veya ”son øgle namazina”. Bøylelikle ilk yahut son kazaya kalmis namazi kilmakla tayin hasil olmus olur.

Kisi kazaya kalan namazinin adedini bilmiyorsa galip fikri ile amel eder. Eger bir fikri yok ise uzerinde kaza namazi kalmadigina kalbi mutmain oluncaya kadar kaza eder.

Kaza , Cumanin haricindeki bes vaktin farzi ile vitir namazina mahsustur. Vakit namazlarinin ( Sunnetleri ) vaktinden sonra kaza olunmaz. Yalniz sabah namazinin sunneti o gunun ogle namazindan evvel kaza olunabilir.

Musluman bes vaktin edasiyla mukelleftir. Bir namazi øzursuz olarak vaktinden sonraya birakmak buyuk gunahtir ki, kaza etmek o gunahi gidermez. ( Ancak bir daha birakmamak uzere tevbe etmis yahut hacc-i mebrur eylemis olsa afvolunur. ) Kaza namazi terk gunahini izale eder, their etmenin gunahi icin istigfar etmesi lazimdir.

ABDEST ALMANIN MUKAFATI

Sunen-i Ebi Davud ve ibn-i Mace`nin rivayet ettigi hadis-i serifte buyuruldu ki :

Bir Musluman abdest alirken agzina su verdigi vakit gunahlar agzindan cikar.

Burnuna su verip temizledigi vakit gunahlari burnundan cikar.

Yuzunu yikadigi vakit gunahlari yuzunden hatta kirpiklerin bittigi gøz kenarindan cikar. Ellerini yikayinca tirnaklarinin altina varincaya kadar, basini mesh edince kulaklarinin altina varincaya kadar,ayaklarini yikayinca ayak tirnaklarina varincaya kadar butun gunahlar cikar.

Fazilat Takvimi 2008

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Fıkıh, Güncel, Namaz, Yorumlar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Kadınlar camiye gidebilirmi ?

Posted by Site - Yönetici Nisan 7, 2008

Kadınlar camiye gidebilirmi

“Benim arzum, namazını evde kılmandır”

Hanım sahâbîlerden Âtike bint-i Zeyd radıyallâhü anhâ, cennetle müjdelenen yani aşere-i mübeşşereden Said Bin Zeyd‘in (r.a.) kız kardeşidir. Abdullah bin Ebî Bekir (r.a.) ile evliydi.

Âtike (r.anhâ) ismi ile müsemmâ bir insandır. “Her şahsın, isminden bir nasîbi vardır” denildiği gibi, o da fizîken de ahlâken de son derece güzeldi. Âtike, güzel ve temiz kadın demektir.

Kocası Hz. Abdullah‘ın vefatından sonra, iddeti biter bitmez, onu isteyenler çok oldu. O ise eşinin vefatından sonra evlenmeyeceğine dair Abdullah’a söz vermişti. Hayat yükünü kaldıracak bir bahçe bağışlamıştı eşi kendisine. Onu istemeye gelenlere özür beyan ederek teklifleri reddediyordu. Hz. Ömer (r.a.) de tâlip olanlar arasındaydı. Ona da eşine verdiği sözü ve bahçe bağışını hatırlatarak reddetti. Hz. Ömer kendisine mektup yazarak “Sen Allâh’ın sana helâl kıldığını haram mı addediyorsun?” dedi ve bu mevzûda düşünmesini istedi. Âtike (r.anhâ) Hz. Ali (r.a.) ile istişâre etti. Hz. Ali, bahçeyi eşinin âilesine iâde edip evlenmesinin münasip olacağını söyledi. O da Hz. Ömer ile evlendi.

Âtike (r.anhâ), Mescid-i Nebevî‘de namaz kılmayı çok arzu ediyor, her defasında Hz. Ömer‘den izin istiyordu. O da, “Biliyorsun ki benim arzum, evde kılmandır!” diyerek, evde kılmasının faziletini anlatmaya çalışıyordu.

Hz. Âtike, izin istemeye devam ediyor; izin verilince çıkıyor, verilmeyince de evde kılıyordu. Hz. Ömer’in şehit edilmesinden dolayı çok üzüldü… Ondan sonra onun hâtırasına hürmeten, ibâdetlerini evinde yapıp mescide gitmedi. (1) İbn Abdi’l-Berr, el-İstiâb, 1/548.
***

MESELENİN FIKHÎ YÖNÜNE GELİNCE

Bu hususta İbn Âbdîn‘de şu ifadeler yer almaktadır: “Kadınların cemaatlere gitmeleri; cuma, bayram ve va’z-sohbet için bile olsa, mutlak surette mekruhtur. Velev ki ihtiyar olsun ve geceleyin gitsin!“ Bu satırları açıklayan İbn Abidin (rh.) hazretleri diyor ki: “Velev ki ihtiyar olsun ve geceleyin gitsin’ ifâdesi mutlak beyândır. Yani genç olsun ihtiyar olsun, gündüz olsun gece olsun kadının cemâata gitmesi mekruhtur.” (2)

Yukarıda naklettiğimiz bu hüküm, müteahhirîn ulemasının tercihidir ve tabii müftâbih olan da budur. Bununla birlikte yine bilindiği üzere mütekaddimîn alimlerinin görüşü -yaşlı kadınlarla ilgili- biraz daha farklı ve musâmakârdır. Yani onların belli zamanlarda belli maksatlara binaen usûlüne uygun olarak cemaate iştirak etmelerini caiz görmüşlerdir.
***

Demek ki takvayı hedef alan, gayesi rıza-i ilahi olan Müslümün hanımlarımızın camilere-cemaate gidememelerinden dolayı üzülmelerini gerektirecek bir durum yok.
Ayrıca yine bilinmesinde fayda var: Dünyada üç mescidin dışında ziyarat maksadıyla sefere çıkılacak bir mescit yoktur. Onlar da; Mekke’de Mascid-i Haram, Medine’de Mescid-i Nebî, Kudüs’te Mescid-i Aksâ’dır. Bunların haricindeki bütün mecitler ise, ister büyük olsun ister küçük, hepsi müsavidir, manevi derece bakımdan birbirlerine üstünlükleri yoktur.

Ama maalesef bu durumu bilmeyen, işin şuurunda olmayan “avam” Müslümanlar böyle düşünmüyor ve durmadan cami cami dolaşıyorlar; özellikle de Ramazan aylarında, mübarek gün ve gecelerde… Dolayısiyle hiç de hoş olmayan manzaralarla sık sık karşılaşıyoruz.
Tabii bunların yanında bir de “eşitlik (!)” adına erkeklerle aynı safta namaz kılmaya kalkışan, Cuma kılmaya hatta kıldırmaya yeltenen, cenaze namazlarında ön saflarda yer alanları hiç bahis mevzuu etmiyorum. Onların zaten konuşulacak-tartışılacak bir yönü-yanı yok. Rabbim, niyeti halis ve de hidayete kabiliyeti olanlarına hidayet buyursun.
***

İŞİN ÖZÜ TAKVÂDIR

Muhammed bin Yûsuf, Süfyân-ı Sevrî hazretlerine iltifat olarak;

— Sen gece uyurken bile, insanların senden bahsettiğini görüyorum, demişti.

Hazret-i Süfyan (k.s.) şu karşılığı verdi:

— Sus! İşin özü takvâdır, şöhret değil…

DİPNOTLAR
(1) İbn Abdi’l-Berr, el-İstiâb, 1, 548.
(2) Reddü’l-Muhtâr ale’d-Dürri’l-Muhtâr (Terc.), Şamil Yay., İst., 1982, 2, 419-420.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kadın - Bayanlar İçin, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbadet | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: