Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘Mizan’

Terazinin Tarttığı Ameller

Posted by Site - Yönetici Aralık 13, 2016

terazi

Terazinin Tarttığı Ameller

Hazret-i Şeyhü’l-Ekber (k.s.) buyurdular:
Mizanlara (tartılara) ancak cevârih (azalar ve organlar) ile yapılan ameller girer.
Bunlar da yedi tanedir:
1-işitmek,
2-Görmek,
5- Karın (mide),
6- Ferç (cinsel organlar),
7-Ve ayaklardır…

Kurtulmanın Yolu

Akıllı kişiye düşen vazife;
1- Taat ve ibâdetlere koşması;
2– Ve hasenelere dalmasıdır.
Bilhassa haseneierin en güzeline ki, o da “Kelime-i şehâdet’tir. (Kelime-i tevhîd ve kelime-i şehâdeti çok okumalı ki) mizanı ağır basan kişi olup “kurtulanların” zümresine girebilsin…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/359

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Davud Aleyhisselâm Mizanı Gördü

Posted by Site - Yönetici Aralık 4, 2016

zikr-i-cehrizikirdhikrwoduuabdestallah-lafzirabita

Davud Aleyhisselâm Mizanı Gördü

Rivayet olundu:
Davud Aleyhisselâm, Rabbinden kıyamet günü kurulup, amellerin tartıldığı “mizanı” (teraziyi) kendisine göstermesini diledi. (Allâhü Teâlâ hazretlerinin göstermesiyle) o da mizanı gördü. Mizanın her bir kefesi doğuyla batı gibiydi. Davud Aleyhisselâm (mizanın büyüklüğü karşısında) bayıldı. Kendisine geldiğinde sordu:
Ey Allâhım! Bu mizanın kefesinin içini haseneyle (sevap ve iyiliklerle) doldurmaya kimin gücü yeter? (Kim buna kaadir olabilir?)” Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
Ey Davud! Ben kulumdan râzî olduğum zaman, bu mizanın içini sadaka olarak verilen küçük bir hurma ile doldururum!.

Terazinin Uzunluğu ve Yapısı

Fârisî Tefsirde buyuruldu:
Tibyân’da İbni Abbas (r.a.) hazretlerinden rivayet edildi ki, mizanın direğinin uzunluğu beşyüz (500) bin senelik uzunluktadır. Mizanın kefelerinin biri nur diğeri de zulmettir. Haseneler, nur olan kefeye konulur; kötülükler de zulmet olan kefeye konulur…

Hikâye (mizan)

(Âlim ve evliyanın) bazılarından hikâye olunur. Buyurdular: -“(Vefat eden tanıdıklardan) bazılarını rüyâm’da gördüm ve sordum,”
Allâhü Teâlâ hazretleri sana ne etti (sana nasıl muamele etti?)” zat buyurdu:
Benim hasenelerim tartıldı. Günahlarım sevaplarımdan daha ağır geldi. O anda semâ’dan bir kese geldi. Hasenelerin kefesine düştü. Ve böylece hasenelerim (sevap ve iyiliklerim, günahlarıma) ağır geldi. Sonra ben, o keseyi açtım. Bir de baktım ki o kesenin içinde benim bir Müslümanın mezarının üzerine atmış olduğum bir avuç toprak var…”

Hikâye (ilim)

Bir adamın amelleri getirilir. Mizanının kefesine konulur. Haseneleri (iyilik ve sevapları) hafif gelir. Bulut’a benzer bir şey getirilir. Onun mizanının kefesine konulur. Sevapları ağır basar. Ona denilir ki:
Bunun ne olduğunu biliyor musun?” O kişi;
Hayır!” der. Denilir ki:
Bu senin insanlara öğretmiş olduğun ilmin faziletidir!”

Hikâye (Anne ve Baba hakkı)

Bir adamın terazisinin her iki kefesi birbirine eşit gelir. (Sevap ve günahları aynı ağırlıkta olur). Allâhü Teâlâ hazretleri ona;
Sen ne cennet ehlisin ve nede cehennem ehlisin!” buyurur.
Melekler bir sahife getirirler. Onu mizanın bir kefesine koyarlar. İçinde “üffl” yazılıdır. Bunun üzerine günahları hasenat ve sevaplarından ağır olur. Çünkü “üffî” kelimesi gerçekten anne ve babaya karşı gelme kelimelerindendir. Bu kelimesi, dünyadaki dağlardan daha ağırdır. O kişiye cehenneme atılması emredilir.
(Cehenneme götürülürken) adam, Allâhü Teâlâ hazretlerine dönmek ister. Allâhü Teâlâ buyurur:
Onu çevirin!”
Allâhü Teâlâ hazretleri buyurur:
Ey anne ve babasına âsî olan kul! Bana dönmeyi hangi şeyden dolayı istiyorsun?” O kul der ki:
Ey Allâhım! Görüyorsun ben cehenneme götürülüyorum! Elbette götürüleceğim (Bundan kaçınmam mümkün değil). Ben babama âsî olduğum için cehenneme götürülüyorum. Fakat babam da benim gibi cehenneme götürülüyor. Ya Rabbi babamın azabını benim azabımın üzerine kat ve babamı cehennem azabına düşmekten kurtar!”
Allâhü Teâlâ hazretleri, (bizim keyfiyetini idrâk etmediğimiz bir şekilde) güler. Ve buyurur:
Dünyada ona âsî oldun! Âhirette ise ona iyilik yaptın! Babanın elinden tut! Beraberce gidin cennete….”

Hesapsız Cennete girenler

Bil ki:
Yetmiş binlerce kişi, o cennete hesapsız olarak girer ve onlar için mizan kurulmaz.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/356-357.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Davud, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Amel Terazisi – Muhakeme Ve Hesaptan Sonra Amellerin Tartılması

Posted by Site - Yönetici Aralık 16, 2015

Amel Terazisi - Muhakeme Ve Hesaptan Sonra Amellerin Tartılması,dante_in_the_hell_by_darkpi-d4fyfca copy

Amel Terazisi – Muhakeme Ve Hesaptan Sonra Amellerin Tartılması

Yüce Allah buyurdu ki:

Kıyamet günü doğru teraziler kurarız. Hiç bir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gö­ren olarak biz yeteriz.” (Enbiyâ, 21/47)

Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır. Tartıları ha­fif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edenlerdir. Cehennemde temellidir­ler.” (Mümınûn, 23/102-103)

Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kur­tulanlardır. Tartıları hafif gelenler, âyetlerimize yaptıkları haksızlıklardan ötürü kendilerini mahvetmiş olanlardır.” (A’râf, 7/ 8-9)

Ama tartılan ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır. Tartıları hafif gelenler ise, onların yeri bir çukurdur. O çukurun ne olduğunu sen bi-lirmisin? O, kızgın bir ateştir.” [Kıyamet Gününden Önce Görülecek Olan Duman:[Karia. 101/6-11]

“Ey Muhammed! “Size, amelce en çok kayıbda bulunanları haber vere­lim mi?” de. Dünyâ hayatında, çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar, güzel iş yaptıklarını sanıyorlardı. Bunlar, Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa gitmiştr. Kıyamet günü biz onlara de­ğer [Kehf. 18/103-105] vermeyecğiz.” [İbn Kesîr, Ölüm Ötesi Tarihi, Çağrı Yayınları, İstanbul, 2001: 268.]

Muhakeme Ve Hesaptan Sonra Amellerin Tartılması:

Ebû Abdillah el-Kurtubî, alimlerin şöyle dediklerini nakl etmiştir: He­sap tamamlandıktan sonra ameller tartılır. Çünkü tartmak, işlenen amelin karşılığını vermek içindir. Şu halde tartmanın muhasebeden sonra olması ge­rekir. Muhasebe, işlenen amelin kendisi içindir. Şu halde verilecek olan kar­şılıkta, amelin kendisine ve miktarına göre olmalıdır. “Kıyamet günü doğru teraziler kurarız” âyet, orada amelleri tartmak için birden fazla terazinin bu­lunması ihtimalini gündeme getiriyor. Belki de bundan kasıt, tartılan amelle­rin müteaddit olacağıdır. Âyet-i kerimede geçen terazi kelimesi, tartılan amellerin çeşitli oluşu nazar-ı itibara alınarak çoğul olarak kullanılmıştır. Doğrusunu noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir. [ Tezki­re. 336 İbn Kesîr, Ölüm Ötesi Tarihi, Çağrı Yayınları, İstanbul, 2001: 268-269.]

Terazinin İki Maddi Kefesi Olacak Ve Hiç Bir Şey Besmeleden Daha Ağır Basmayacaktır:

İmam Ahmed b. Hanbel… Abdullah b. Amr’dan rivayet etti ki; Rasûlul-lah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“(Kıyamet gününde) Cenab-ı Allah, yaratıklar arasından bir adam seçer, onun aleyhinde -her biri göz alabildiğince büyük- doksan dokuz defter açar. Sonra ona sorar:

— Bu defterlerde yazılanlardan inkâr ettiğin var mı? Muhafız yazıcı me­leklerin sana haksızlık etmişler mi hiç?

— Hayır ya Rab!

— Bu hususta beyan edeceğin bir mazeretin veya bir iyiliğin var mı?

— (Adam şaşar) Hayır ya Rab.

— Hayır, hayır, senin bizim katımızda bir hasenen (iyiliğin) var. Bu gün sana asla haksızlık edilmez.

Cenab-ı Allah, üzerinde ‘eşhedü en lâilâhe illallah ve eşhedü enne Mu-hammeden abduhu ve Rasûluh‘ yazılı olan bir etiket çıkarır. Meleklere de “Bunu ona bildirin” diye emreder. Bildirirler. Adam da sorar:

— Ya Rab! Bu defterlerin yanındaki bu etiket te ne?

— (Bu gün) sana haksızlık edilmeyecektir.

Defterlerin hepsi terazinin bir kefisine, o etikette diğer kefesine konulur. Defterlerin bulunduğu kefe hafif kalır ve yukarıya kalkar; etiketin bulundu­ğu kefe ise ağır basar. Hiç bir şey besmeleden daha ağır basmayacaktır.” [Tir-mizî, (bab) 7/5 İbn Kesîr, Ölüm Ötesi Tarihi, Çağrı Yayınları, İstanbul, 2001: 269.]

Kıyamet Gününde Kişi, Kendi Ameliyle Birlikte Aynı Terazide Tartılacak Mı?

İmam Ahmed b. Hanbel… Abdullah b. Amr b. Âs’tan rivayet etti ki; Ra-sûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet gününde teraziler kurulur. Adam getirilir, terazinin bir kefesi­ne konulur. Kendisine (okunup) sayılan amelleri de diğer kefeye konulur. Terazi onu aşağıya indirir (amel kefesi hafif kaldığı için yukarıya kalkar) ve bu sebeple o adam cehenneme gönderilir. Arkasını dönüp cehenneme git­mekteyken Yüce Rahman’ın yanından biri, “Acele etmeyin onun tartılmamış bir hasenesi kaldı!” diye yüksek sesle bağırır. Üzerinde “La ilahe illallah” ke­limesi yazılı bir etiket getirilip o adamla birlikte kefeye konur; terazisi ağır gelir.” [Ahmed b. Hanbel, 2/221]

Bu ifadelerde bir gariplik vardır ama büyük faydalar da vardır. Faydası, kişinin kendi ameliyle birlikte tartılacak olmasıdır. [İbn Kesîr, Ölüm Ötesi Tarihi, Çağrı Yayınları, İstanbul, 2001: 269.]

Kıyamet Gününde Kelime-i Şehadetin Konulacağı Kefe, Günahların Konulacağı Kefe Karşısında Daha Ağır Basacaktır:

İbn Ebi’d-Dünyâ… Abdullah b. Amr’dan rivayet etti ki; Rasûlul-lah(s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet gününde bir adam terazinin yanına getirilir. Onun hakkında -her biri göz alabildiğince büyük olan- doksan dokuz defter ortaya çıkarılır. O defterlerde onun günahları ve hatâları kayıtlıdır. Bunlar terazinin bir kefe-sine konulur. Sonra o adama ait bir kağıt ortaya çıkarılır. Parmak ucu büyük­lüğünde olan o kağıdın üzerinde ‘Eşhedü en lailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Rasûluh’ yazılıdır. Bu kağıt da diğer kefeye konu­lur ve günahların bulunduğu kefeden daha ağır basar.”

Ebubekir b. Ebi’d-Dünyâ… Abdurrahman b. Abdullah b. Sabit’in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Hz. Ebubekir vefat etmek üzere olup can çekişirken Hz. Ömer’e haber salıp şöyle dedi: “Kıyamet gününde tartısı ağır gelenlerin tartılarının ağır oluşunun sebebi, dünyadayken kendilerine ağır (ve zor) gel­diği halde hakka tabi olmalarıdır. Kefesine hak konulduğu zaman terazinin ağır gelmesi de haktır(zorunludur). Tartısı hafif gelenlerin tartılarının hafif oluşunun sebebi, dünyadayken kendilerine hafif (ve kolay) geldiği için batı­la tabi olmalarıdır. Kefesine batıl konulduğu zaman terazinin hafif gelmesi de haktır (zorunludur).”

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir
.

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kıyamet, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Mizan – Mizan`ın Vasfı.

Posted by Site - Yönetici Eylül 6, 2014

mizan terazisi, mizan,kiyamet,,mahser,Mizan – Mizan`ın Vasfı

Mizan – Mizan`ın Vasfı.

Hz. Allah buyuruyor ki:
Amellerinin ölçüsü, o gün adl ve fazl iledir.
Mizan (terazi), dünya terazilerinin aksinedir. Ağır gelen yukarı kalkar ve ta Arş ‘a kadar yükselir. Çünkü onlar hürmette, Arş ‘a yakın olanlardır. Eğer yüklü gelirse, o vakit de aşağı doğru iner ve ta esfel’e yaklaşır. Çünkü onlar, hürmette hafif olanlardır.
İmam-ı Gazali diyor ki:
– Mizanın iki kefesi vardır. Biri nurdan, diğeri zulmetten (karanlıktan) dır.
Kurtubi diyor ki:
– Mizanın bir kefesine yerleri ve gökleri koysalardı, o kefe yine bunlardan daha büyük kalırdı. Bu kefelerden biri nurdandır. Bunun ismi Hasena kefesidir. Diğer kefe ise zulmetten olup adı da Seyyiat kefesidir. Mizan, Arş -ı Ala’nın altında asılıdır ve Cebrâil (A.S)’ın elindedir. Arş ‘ın sağında cennet vardır. Bu sağ olan kısım Hasena kefesidir. Mizanın solunda ise cehennem vardır. Cehennemin bulunduğu kefe ise Seyyiat kefes idir.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
“Allah-ü Teâlâ, kıyamet günü, Adem (A.S)’a üç defa özür bildirir.

Birinci özründe: Ben yalancılara lanet etmiştim. Senin bütün oğullarına ise rahmet ederdim. Fakat … “Ve gerçekten cehennem, onların hepsine vaadedilmiş yerdir.” (Hicr Sûres i, ayet : 43)
İkincis inde ise:
“Ey Adem! Senin oğullarından hiçbirine azap etmezdim. Ancak Ben, onları tekrar dünyaya göndersem yine kötülük işleyeceklerini ve beni asla anmayacaklarını bilirim.”
Üçüncüsünde ise:
“Ey Adem! Seni, Kendimle oğulların arasına hakim tayin ettim. Git , mizanın yanında otur. Kimin hayrı, şerrinden zerre kadar dahi olsa fazla gelirse, cenneti onlara veririm. Hatta Benim kimseyi zorla cehenneme koymayacağımı da bil. Fakat onlar zâlim ve asilerdir. Onun için kendilerini ateşte yakarım. Çünkü bunu hak etmiş , ona layık olmuş lardır.”

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
“Kıyamet gününde mizan, Cebrâil (A.S.)’ın elinde olur. Hz. Allah buyurur ki: “Ey Cebrâil! Bunların amellerini tart . Mazlumları zâlimlerin yanına gönder. Gidip haklarını dava etmesinler. Eğer zâlimlerin iyilikleri varsa, bunları mazlumlara verin. Yok eğer iyiliklerinden bir şey yoksa, o vakit mazlumların günahlarından alıp zâlimlere yükleyin. Böylece zâlimlerin üzerinde dağlar kadar günah toplanır.”
Kıyamet günü, mizana bir kişi getirirler. Görülür ki, günahları sevabından daha ağır gelmekte. Allah-ü Teâlâ, onu cehenneme atılmasını buyurur. O sırada o kimsenin kirpiklerinden bir tanesi Allah-ü Teâlâ’ya: “Ya Rabbi! Senin peygamberin, Allah korkusundan ağlayan göze ateşi haram kıldığını buyurdu. Bizde, senin için çok ağladık ya Rabbi!…” der. Bunun üzerine Hz. Allah, o kimseyi bir kirpiğinden ötürü affeder. Cebrâil (A.S.) da, bütün Arasat halkına bunu: “Falanca kişiyi Allah-ü Teâlâ, bir kıl için affetti.” diye ilan eder.

MİZANIN SIFATI

Allah ‘ın huzurunda insanlar sual ve cevaptan sonra üç kısma ayrılacaktır.
Bunlardan bir kısmının hiç sevabı yoktur. Cehennemden çıkan siyah bir boyun bunları kuşun taneleri toplaması gibi teker teker toplayıp cehenneme atar. Cehennem onları yutar ve artık onlar bir daha saadet ve mutluluk göremiyecekleri bir azab içinde olurlar.

Bunlardan ikinci bir kısmının ise hiç günahları yoktur. Bir çağırıcı: “Her işlerinde, her durumlarında Allah’a hamdedenler kalksın.” diye ses lenişte bulunur.
Bunlar da hemen kalkıp süratle cennete giderler. Gece ibadetine kalkanlar,
ticaret ve işleri Allah’ı zikir ve ibadetlerini engel olmayan kimselerde bu muameleye tabi tutulurlar. Bunlar için: “Öyle bir saadete ulaştılar ki, artık kendileri için bir azab yoktur.” denir.

Geriye kalan kısım, çoğunluğu teşkil eden üçüncü kısımdır. Bunlar günahlarının mı yoksa sevaplarınınmı daha fazla geleceğini bilmeyen kimselerdir. Fakat Hz. Allah bunu bilir. Ancak, cezalandırmaktaki adaletini ve affetmekteki fazlını göstermek için, bunu önceden bildirmez. Sevap ve günahlarla dolu olan defterleri karın yağışı gibi havada dağılır ve herkese kitabını almaları için emir buyurulur.
Kitapları açıldığında yapmış oldukları günah ve sevapları içinde yazılı olarak bulunur.
Mizan kurulur. Artık gözler, defterlerinin sevap veya günah tarafınamı konulacağına dikilmiştir. İşte, insanları dehşet içinde bırakan önemli bir manzara…

Resulullah Efendimiz, başı Hz. Aiş e’nin kucağında olduğu halde uykuya daldığı sırada, Hz. Aişe ahireti hatırlayarak ağlamaya başladı. Gözlerinden dökülen yaşlar, sevgili Peygamber Efendimizin mübarek yanaklarına doğru süzüldü. Sevgili Peygamberimiz uyanıp Hz. Aiş e’yi öyle ağlar durumda görünce: “Niçin ağlıyorsun ya Aişe?” diye sordular. Hz. Aişe:”Ey Allah ‘ın Resulü! Birden ahireti hatırladım da ondan ağlıyorum. Acaba o gün, ev halkınızı hatırlayacak mısınız?” diye sordu. Bunun üzerine sevgili Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
“Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki; (kıyamet günü) üç yerde kimse kendinden başkasını hatırlayamaz.

a) Terazi başında ameller tartılırken sevabınmı, günahınmı ağır geldiğini
anlayıncaya kadar.
b) Amel defterleri dağılırken, defterinin sağındanmı, yoksa solundanmı verileceğini anlayıncaya kadar.
c) Sırat köprüsünü geçinceye kadar.”

Kıyamet günü insanoğlunu getirip terazinin iki gözü önünde durdururlar.
Bir melek de terazinin başına gelir. Eğer sevabı ağır geldiyse o melek, herkesin duyacağı bir sesle: “Ey millet !.. Falanca kişi saadete ulaştı. Ne mutlu ona ki, bundan sonra onun için bir azab yoktur.” diye seslenişte bulunur. Günahı ağır gelirse, o vakit de ebediyyen azaba düştüğünü haber verir.
Sevap kefesi hafif gelen kimseleri, ellerinde demir tokmaklar, sırtlarında ateşten elbiseler bulunan zebaniler yakalayıp cehenneme atarlar.

Kıyamet hakkında sevgili Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
“O öyle bir gündür ki, o gün Allah-ü Teâlâ Adem peygamberi çağırır ve: “Ey Adem, kalk! Cehennemlikleri cehenneme gönder.” diye buyurur. Adem peygamber: “Ya Rabbi! Cehennemlikler ne kadardır?” diye sorar. Allah-ü Teâlâ: “Her bin kişide dokuzyüz doksan dokuzdur.” diye buyurur.” Peygamber Efendimiz böyle buyurduklarında Ashab-ı Kiram, bir daha gülemez oldu. Res ulullah Efendimiz, ashabının bu durumunu görünce:
“Amel ediniz. Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, sizinle beraber iki yaratık daha vardır.
Ve bunlar, bulundukları toplumun çoğunluğunu teşkil ederler. Bunlar da Yecüc ve Mecüc’lerdir. Siz işinize bakın. Muhammed’in nefsini kudret elinde bulunduran Allah’a and olsun ki, kıyamet günü siz, diğerlerine nazaran devenin tüylerindeki beyaz bir kıl, yahut ayağındaki beyaz bir nokta gibi kalırsınız.” diye buyurarak müjde verdiler.

Kaynak : Kimya-i Saadet – İmam-ı Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Kıyamet, Mahşer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: