Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘Kıyamet Alametleri’

Kıyamet Alametleri

Posted by Site - Yönetici Haziran 30, 2016

Kıyamet Alametleri

Kıyamet Alametleri

Haddâdî (r.h.) tefsirinde buyurdu:
Efendimiz (s.a.v) hazretleri buyurdular:
Güneş battığı zaman, meleklerin uçma hızlarıyla yedinci kat semâ’ya yükseltilir. Ve Arş’ın altında hapsedilir. Oradan, doğudan mı yoksa batıdan mı doğacağı hakkında hep izin ister. Ay da böyledir… Bu durum, Allâhü Teâlâ hazretlerinin kullarının tevbelerinin (kabulünün ve kabul edilmeyişinin mîkâtine) vakit kıldığı zamana kadar devam eder. (Zaman gelir) yeryüzünde günahlar ve ma’sıyetler çoğalır.

Ma’rûf (şeriat ve akla uygun olan iyilik ve güzellikler) gider. Hiçbir kimse artık iyiliği (marûfü) emretmez. (Emr ma’rûf kalkar…) Münker (şeriata zıt olan şeyler) yayılır. Hiçbir kimse insanları münkerden nehyetmez…
insanlar, bunu yaptıkları zaman, güneş Arşın altında hapsedilir. Bir gece miktarı geçtiğinde, secde eder ve Rabbinden izin ister;
Nereden doğacağını!” sorar.
Kendisine cevap verilmez.
Ta ki ay da kendisi gibi arşın altında hapsedilir. Beraber secde ederler. Ay da Rabbinden izin ister;
Nereden doğacağını?” sorar.
Kendisine cevap verilmez.
İkisi üç gece miktarı hapsedilirler. 0 gecenin uzunluğunun miktarını ancak teheccüd namazını kılanlar bilirler. Onlar o gün yeryüzünde insanlar tarafından küçümsenen çok az bir kalabalıktırlar.
Onlardan biri o gece uyur; daha önceki gecelerde uyuduğu gibi… Sonra geceleyin kalkar, teheccüd namazını kılar, vird, zikrr ve evradını okur. Sabah olmaz… (Bir türlü gece bitmez.)
Bunu kabul etmez. Çıkar ve göğe bakar ki hâlâ gecedir. Gece hâlâ yerindedir. Yıldızlar, deveran etmektedir. Bunu bir türlü tanımaz ve kendisinin zanlar içinde olup zannetmekte olduğunu sanır. Ve kendi kendisine derki:
Acaba okumayı hafif mi yaptım? Namazı mı kısalttım? Yoksa her zaman kalktığım saatten önce mi kalktım?” der. {Bir türlü karar veremez! Şaşkın bir halde) namazgahına geri döner, ikinci gecedeki namazı gibi namaz kılar. Sonra yine dışarıya çıkıp havaya bakar. Bir türlü sabahı görmez. Korkusu şiddetlenir. Korkuya kapılır. 0 gece, teheccüd namazı kılan bütün mü’minler, kendi memleketlerinin mescidlerinde toplanırlar. Ağlama ve tazarru ile Allâhü Teâlâ hazretlerine yalvarırlar.

Allâhü Teâlâ hazretleri, Cebrail Aleyhisselâm’ı güneş ve ay’a gönderir. Onlara der ki:
Allâhü Teâlâ hazretleri size batma yerinize dönmenizi emrediyor! Oradan (batıdan) doğun!” Artık sizin için yanımızda ne ziya ve ne de nur (yani ışık yansıtmak) yoktur.
Ay ve güneş bunun üzerine Allâhü Teâlâ hazretlerinin korkusundan titreyerek ağlarlar. Onların ağlama seslerini yedi kat göğün içinde olanlar ve Arşın ehli olanlar işitirler.
Sonra bütün mahlûkat ölüm ve kıyamet korkusundan ağlamaya başlar.
Bu arada teheccüd ehli olanlar ağlama, sızlama ve yalvarma içindedirler; gaflet ehli ise gafletlerindedirler. Bir de bakarlar ki ay ve güneş simsiyah (kapkaranlık) bir şekilde batıdan doğarlar. Güneşin ziyası yoktur; ayın da ışığı yoktur. Her ikisi küsüf (tutulma) sıfatlarında oldukları halleri üzerinedirler.

Ve Güneş Ve Ay Toplanır.

İkisi yükselirler…. Yük devesi misâli… Onlardan her biri arkadaşıyla münazaa eder; önüne geçme halinde… O zaman dünya ehli bağrışmaya başlar.
Ağlarlar…
Amma sâlih insanlar… Onların ağlamaları kendilerine fayda verir. Onlar için ibâdet olarak yazılır.
Amma fâsık insanlar ise, onların ağlamaları o vakit kendilerine hiçbir fayda vermez. Kendilerinin aleyhine hasret ve nedamet (büyük bir pişmanlık) olarak yazılır.

Güneş ve ay yerin göğün göbeğine yani yansına ulaştıkları zaman, Cebrail Aleyhisselâm gelir. İkisinin boynuzlarından tutar ve onları yine batıya götürür. “Tevbe kapısı’nda batarlar…
Hazret-i Ömer (r.a.) sordular:
Babam ve anam sana feda olsun! Ya resûlallah, tevbe kapısı nedir?”
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdu:
Ey Ömer! Allâhü Teâlâ hazretleri, mağribin arkasında tevbe için bir kapı yarattı. Altından iki kanadı vardır. İki kanadının arası bir binekli kişinin kırk (son hızla) varabileceği kadar uzundur. Bu kapı, Aliâhü Teâlâ hazretleri mahlûkatı yarattığı günden bu yana açıktır. Ta güneşin batıdan doğacağı gecenin sabahına kadar da açık olarak kalacaktır.

Ay ve güneş bu (tevbe kapısında) battıkları zaman, bu iki kapı kanadı üzerlerine kapanırlar. İkisinin arası birleşir. Ve sanki ikisinin arasında hiçbir uzaklık (ve mesafe) yokmuş gibi olurlar.
Tevbe kapısı kapandıktan sonra artık hiçbir kulun tevbesi kabul edilmez. Onun (daha önce tevbe etmeyen kişinin) hiçbir hasenesi (güzel ameli) kendisine menfaat vermez; ancak daha önce muhsin (iman, tevbe ve hasene ehli) ise o hariç… Zira bu kişi bu gün (tevbe kapısı kapanmadan) önceki halleri gibi mükâfatlandırılırlar. Yapmış oldukları iyiliklerden dolayı kendilerine sevap yazılır, işte bu (hadis-i şerifte beyân edilen tevbe kapısı) şu âyet-i kerime(nin manâsıjdır:
Onlar ancak şunu gözetiyorlar: Ki, kendilerine melekler geliversin veya rabbin geliversin veya rabbinin ba’zı alâmetleri geliversin… Rabbinin ba’zı alâmetleri geldiği gün, evvelce îmân etmemiş veya îmânında bir hayır kazanmamış bir nefse, o günkü îmânı hiçbir fayda vermez. De ki: “Gözetin, çünkü biz şüphesiz gözetiyoruz”

İman Özgürlük İster

Allâhü Teâlâ hazretleri, bu vakitte (güneşin batıdan doğması ve tevbe kapısının kapanmasından sonra) imanı kabul etmez. Zira bu iman hakikatte kişinin kendi serbest ihtiyarî (özgür iradesiyle) etmiş olduğu bir iman değildir. Bu ancak helak olmak korkusundan edilmiş olan bir imandır. Zira Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
O vakit hışmımızı gördüklerinde, “Allah’ın birliğine inandık ve O’na şirk koştuğumuz şeylere küfrettik?” dediler. Dediler amma hışmımızı gördükleri vakit ki imanları, kendilerine fayda verecek değildi.
Allah’ın, kullarında geçe-gelen sünneti… Ve işte hüsrana bu noktada düştü kâfirler!

Tevbe Kapısı

İman ve tevbenin kabul olunmaması, sadece güneşin batıdan doğuşunu müşahede edenlere mahsus değildir. Bu doğrudur…
Zahir olan güneşin batıdan doğmasından sonra doğan veya daha önce doğmuş olup; o an henüz mümeyyiz olmayanların imanlarının kabul olunacağıdır. Bunun imanı (ve durumu hakkında geniş malûmat) “Şerh-i Mesâbih”te vardır… Bunların imanını sahih kabul etti.

Cesedler Şahidlik Edecek

Hazret-i Aişe (r.a.) buyurdu: -“Kıyamet ilk alâmetleri çıktığında;
1- Kalem, atılır,
2- Hafaza melekleri habsedilir (kişiden alınır)
3- Cesedİer, ameller üzerine şahidlik ederler.

Deccâl – Mehdî

İmam Süyûtî (r.h.) hazretleri buyurdular:
Mehdî aleyhir-Ridvân, Deccâl’dan yedi sene önce zuhur eder. Deccâl ise güneşin batıdan doğmasından on sene önce huruç eder (çıkar…).

Mehdinin Zuhur Zamanı

Mehdî Aleyhir-Ridvân, bin iki yüz (Hicrî 1200) yılında kıyam eder.
Veya bin iki yüz dört (1204) yılında zuhur eder.
Doğrusunu Allâhü Teâlâ hazretleri bilir.
Mehdi aleyhir-Ridvân`in zuhurundan önce başka şartlar da vardır. Benî Asfer (sarı oğullarının) hurucu ve başka alâmetler gibi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri;8/271-274

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kıyamet, Kıyamet Alametleri, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Gerçeklesen ( Bazı ) KIYAMET Alametleri

Posted by Site - Yönetici Ocak 14, 2009

Kıyamet Alâmetleri.Gerçeklesen ( Bazı ) KIYAMET Alametleri,,İçki İçenlerin Ahiretteki Hali..

Gerçeklesen ( Bazı ) KIYAMET Alametleri

Kıyamet alametleri olarak haber verilen olaylar bu günümüze nasıl uyuyor tam haber verildiği gibi aynen bu gün bu işler heryerde işlenmekte

(Ortalık bozulacak, dine uymak avuçta ateş tutmak gibi zor olacak.) [Hakim]

(Çeşitli isimler altında şaraplar çıkacak, helal sayılacak.) [İ.Ahmed]

(Köpek beslemek, evlat yetiştirmekten daha cazip olacak.) [Hakim]

(Kötü kadınlar, çoğalıp, zina bir toplum içinde yayılırsa, halk, daha önce görülmemiş [frengi, AIDS gibi] bulaşıcı hastalıklara maruz kalır. Ölçüde, tartıda hile yapılırsa, geçim darlığı baş gösterir.) [Beyheki]

(Erkekler azalacak, kadınlar çoğalacak.) [Buhari]

(Çalgı her yere yayılacak, güvenlik güçleri çoğalacak.) [Beyheki]

(Anarşi ve ölüm çoğalacak.) [İbni Mace]

(İşler, ehli olmayana verilecek.) [Buhari]

(Bu dinin başlangıcı gibi, sonu da garip olacak!) [Tirmizi]

(Sadece tanıdıklara selam verilecek ve yazarlar çoğalacak.) [Hakim]

(Zengine malı için tazim edilecek, fuhuş yayılacak. Büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmeyecek. Kurtlar, kuzu postuna bürünecek.) [Hakim]

Kıyametin kopması ile ilgili hadis-i şerifler:

(Erkek erkekle, kadın kadınla yetinmedikçe, kıyamet kopmayacak.) [Hatib]

(Lutilik mubah sayılmadıkça kıyamet kopmayacak.) [Deylemi]

(Deprem, fitne, katillik artmadıkça, kıyamet kopmayacak.) [Buhari]

(Kardeşler farklı dinden olmadıkça kıyamet kopmayacak.) [Deylemi]

(Kötüler dünyaya hakim olmadıkça kıyamet kopmayacak.) [Tirmizi]

(Müslümanlarla Yahudiler savaşmadıkça kıyamet kopmayacak.) [Müslim]

(Allah’a inanan müslüman kaldığı müddetçe kıyamet kopmayacak.) [Müslim]

Yukarıda bildirilen küçük alametlerin çoğu çıktı. Henüz çıkmamış olan küçük alametlerden bazıları şunlardır:

(Kişi yol kenarında kadınla beraber olacak.) [Hakim]

(Konuşan hayvanlar olacak.) [Tirmizi]

(Kıyamet alametidir ki, erkek evde yokken kadının yaptıklarını ayakkabısı haber verecektir.) [İ. Ahmed]

Kıyametin büyük alametleri de şunlardır:

(Mehdi gelecek.) [Ebu Nuaym]

(Deccal gelecek.) [İ.E. Şeybe]

(İsa gökten inecek, duman çıkacak, Kâbe yıkılacak.) [Buhari]

(Dabbet-ül-arz çıkacak) [Tirmizi]

(Yecüc ve Mecüc çıkacak.) [İbni Cerir]

(Ateş çıkacak, güneş batıdan doğacak.) [Müslim]

Güneşin batıdan doğmasını, bâtıniler, batılıların Müslüman olması diye tevil etmişlerse de, bu tevilleri bâtıldır. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:

(Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. Güneş batıdan doğunca, insanlar onu görür ve hepsi de iman ederler. Fakat bu imanları fayda vermez.)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Kıyamet Alametleri, Yorumlar | Etiketler: , , | 6 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: