Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘Kimyay-ı Saadet – İmam Gazali’

CİNSİ ŞEHVET – Cinsi Münasebetin Fayda ve Zararları – Kimyay-ı Saadet – İmam Gazali

Posted by Site - Yönetici Ocak 3, 2017

201cinsi-munasebetin-fayda-ve-zararlari

CİNSİ ŞEHVET – Cinsi Münasebetin Fayda ve Zararları

Cinsi münasebet şehveti iki faydayı sağlaması için sana verilmiştir:

1. FAYDA: Cinsi münasebetin zevkine varmakla, ahiretteki daha büyük zevki hatırlamak ve ona hazırlanmak. Cinsi münasebetin zevki kısa bir süre değil de devamlı olsaydı, bütün zevklerin en kuvvetlisi olurdu. Ahirette ise bu zevk devamlıdır. Herhangi bir şeye teşvik veya herhangi bir şeyden korku insanı saadete ulaştırır. Bu da daha önce zevkine ermek veya acısını tatmakla olur. zevki bilinmeyen şeye fazla rağbet edilmez.

2. FAYDA: Soyun kesilmemesidir.
Cinsi münasebet şehvetinin bu iki faydası vardır. Ancak bu faydaların yanında insanı felakete sürükleyen zararları da vardır. İnsan bu şehvetine hakim olup onu normal durumda tutmazsa hem dünyada hemde ahirette perişan olur.
Ey Rabbim, güç getiremeyeceğimiz şeyleri bize yükleme” ayeti celilesinin yorumunda, güç getiremeyeceğimiz şeyin aşırı şehvet olduğunu söylemiş lerdir.

Peygamberimiz buyuruyor ki:
Allah’ım, gözümün , kulağımın, edep yerimin ve menimin şerrinden sana sığınırım.

Peygamberimiz buyuruyor ki:
Kadınlar şeytan aleti ve vasıtalarıdır.”

Musa (A.S.) bir yerde oturuyordu. Yanına başörtülü birisi geldi. Sonra başörtüsünü çıkarıp yere koydu ve Musa (A.S.)’a selam verdi. Musa (A.S.) sordu:
“Sen kimsin?” karşısındaki:
“Ben İblisim” dedi.
Musa: “Sana selam yok. Buraya niçin geldin?”
İblis : “Senin Allah katındaki mevkini bildiğim için sana selam vermeye geldim.”
Musa (A.S.): “Başındaki şey nedir?”
İblis : “Burnuştur (Bir nevi baş örtüsü). Bununla insanları kendime çeker sonra da kalblerine girerim.”
Musa (A.S.): “Ne zaman insanlara galip gelirsin.”
İblis : ” İnsan kendini beğendiği Allah için yaptıklarını çok gördüğü ve günahlarını unuttuğu zaman ona galip gelirim. Ey Musa! Üç şeyten sakın:
a) Mahremin olmayan kadınla bir arada bulunma. Zira ikisinden baş ka üçüncü kişi ben olur ve onları aldatırım.
b) Yapamayacağın şeyi söz verme, verdiğin sözde de dur.
c) Ayırdığın sadakayı bekletmeden ver. Şayet hemen vermezsen ben araya girer, verilmesine engel olurum.” dedi. Sonra da “Eyvah Musa (A.S.) insanları nelerden koruyacağını öğrendi.” diye feryat etti.

Bir büyüğümüze göre şeytan kadına şöyle der:
“Benim kuvvetimin yarısı senden meydana gelmiştir. Sen tam hedefe varan ok gibisin. Benim mahrem yerim ve ihtiyaç anında elçim sensin.” Şeytanın ordusunun yarısı öfke ve kin, diğer yarısı da şehvettir. Şehvetlerin en büyüğü ise kadın şehvetidir.
Bu şehvetin de diğer şehvetler gibi aşırı tarafı ve orta derecesi vardır.
Aşırı tarafı aklı yener, insanın düşünce ve yakınlığını kadınlara sarfettirir.
Bu derecede şehvetinin esiri olanlar ahiret yolunu kaybeder, dinlerini unuturlar. Artık fahişeler peşinde koşmaktan başka bir şey düşünmezler.

Bu aşırı şehvet bazılarını çok kötü iki yola sevk eder:
1- Fazla münasebette bulunabilmek için şehveti artıcı şeyler kullanmak. Çok yemek yemek için iştah ve sindirme ilaçları kullanmak gibi. Fazla yemek ve münasebet şehveti hastalıktır. Zevki, bu hastalığı arttırmakta değil, bundan kurtulmakla olur.
Bir hadis te rivayet edildiğine göre,
Peygamberimiz buyuruyor ki:
“Cebrail’e münasebet zafiyetimden şikayet ettim. O da bana Herise (keş kek) yememi tavsiye etti.”
Bana göre şehevi arzusu için değil, dokuz eşinin hakkını ödemek için bu kuvvet talebinde bulunmuştur. Peygamber efendimizin dokuz eşi vardı.
Bunların hakkını ödemek kendisine borç idi. Onları boşasaydı baş kalariyle evlenmeleri yasak ve haramdı. Zira onlar mü’minlerin anneleri idiler.

2- Bir zarar da bu şehvetin insanı aşk sapıklıklarına sürüklemesidir. Bu ise en büyük akılsızlıktır. Hatta hayvandan bile daha aşağı olmaktır. Zira aşık, şehvetinin tatmini ile yetinmez. Aşk, şehvetlerin en çirkini ve en çok utanılacak olanıdır. Ona göre şehvetini teskin etmenin tek yeri maşukudur.
Oysa hayvan böyle değildir. Bir yerde şehveti teskin olunca artık dinlenir.
Ama aşık maşukundan başka bir şey düşünmez. Ona adeta tapar ve onun için her zillete katlanır. Aklını da şehvetinin hizmetine verir. Oysa akıl şehvete hizmet etmek için değil, şehvetin kendisine hizmet etmesi için yaratılmıştır.

Aşk, şehvetin en aşırı durumudur. Buna düşmemek için kadınlara bakmaktan veya onları düşünmekten kendini alıkoymak gerekir.
Başlangıçta bunlardan kaçınılmazsa, tutulduktan sonra vazgeçmek, yerleşmiş olan aşkı söküp atmak zor olur. Kadına karşı duyulan aşkta durum böyle olduğu gibi, mal ve mevkiye karşı duyulan aşk için de durum aynıdır. Tamamiyle tutulduktan sonra ayrılmak zordur. Bazı kimseler bu durumlara düşmüş dünya ve ahirette perişan olmuşlardır.

İlk başlangıçta aşkın hücumuna karşı koyan kimse, ilk dönemeçte şahlanmak üzere olan atın dizginini çeken biniciye benzer. Eğer ilk etapta dizgini çekmezse atı şahlanıp onu parçalayabilir. Onun için ilk başta, iş işten geçmeden ihtiyatlı davranmak gerekir. İş işten geçtikten sonra ise çok çetin mücadele etmek gerekir. İnsanı ölüme kadar götürebilir.

Şehvetin bir de iktidarsız olmak veya hiç evlenmemek gibi geri derecesi vardır ki o da kötüdür. Makbul olan orta derecede olmak akıl ve şeriata uygun hareket etmektir. Şehvette aşırıya kaçan hemen evlensin veya oruç tutsun.

Peygamberimiz buyuruyor ki:
Ey gençler, evleniniz. Evlenmeğe gücü yetmeyenler ise oruç tutsunlar. Zira oruç şehveti kırar.

Kaynak : Kimyay-ı Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İslama Göre Cinsel Hayat | Etiketler: , | Leave a Comment »

GÜZEL AHLAKIN BELİRTİLERİ

Posted by Site - Yönetici Aralık 24, 2015

Güzel ahlak,Kimyay-ı Saadet – İmam Gazali,

GÜZEL AHLAKIN BELİRTİLERİ

Güzel ahlakın belirtileri vardır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de mü’minlerin özelliklerini şöyle belirtiyor:

Yüce Allah buyuruyor ki:
Namazlarını huşu ile kılan, lüzumsuz şeylerden uzak duran mü’minler elbette kurtulurlar.” MÜ’MİNÜN SURESİ, Ayet : 1-3

Yüce Allah buyuruyor ki:
Tevbe, ibadet ve hamd edenler.” TEVBE SURESİ, Ayet: 112

Yüce Allah buyuruyor ki:
Allah’ın iyi kulları, yeryüzünde yumuşak ve yavaş yürürler. Cahiller kendileriyle edebsizce konuştuğunda cevaplarında saldırgan olmaktan sakınıp, yumuşak söz söyleyerek günaha girmekten kaçınmış olurlar.” FURKAN SURESİ, Ayet : 63

Münafıkların belirtileri konusunda anlatılan şeyler, kötü ahlak belirtileridir:
Peygamberimiz buyuruyor ki:
Mü’minlerin himmeti (yaşamaktan gayeleri) namaz, oruç, hac ve ibadettir.
Münafıkların himmeti ise hayvan gibi yemek ve içmektir.”

Hatem-i Asım diyor ki:
Mümin, teşekkür ve ibret ile; münafık ise hırs ve emelle meşgul olur.”
Mü’min Yüce Allah’tan başka herkesten emin olur; Münafık ise Yüce Allah’tan başka herkesten korkar.
Mü’min Yüce Allah’tan başka herkesten ümidini keser; Münafık ise Yüce Allah’tan başka herkese ümit bağlar.
Mü’min malını din yoluna feda eder ve ağlar; Münafık ise günah işler ve güler.
Mü’min yalnızlığı ve işsizliği sever; Münafık ise izdiham ve kalabalığı sever.
Mü’min eker ve “biçemem” diye korkar. Münafık ise ekmez ve biçerim diye ümit besler.”

İslam büyüklerine göre güzel ahlak şunlardır:
a) Utanmak ve saygılı olmak,
b) Az üzülmek,
c) İyilik yapmayı istemek,
d) Çokça taat etmek,
f) Az kusur işlemek,
g) Herkesin iyiliğini istemek,
h) Herkes için iyi düşünmek,
ı) Herkese şefkatli olmak,
j) Vakarlı olmak,
k) Aceleci olmamak,
l) Kanaat sahibi olmak,
m) Şükredici olmak,
n) Sabırlı olmak,
o) Duygulu ve yumuşak huylu olmak,
p) Eli kısa ve cömert olmak,
r) Sövmemek, lanet etmemek, dedikodu yapmamak,
s ) Söz taşımamak, kötü söz söylememek,
t ) Kin tutmamak,
u) Kıskanç olmamak,
v) Alnı açık olmak,
y) Güler yüzlü ve tatlı dilli olmak,
z) Allah için sevmek ve Allah için nefret etmek.

Güzel ahlak, en çok sabreden ve insanlardan gelen eziyetlere katlanan insanlarda bulunur. Peygamber (S.A.S.) efendimize çok eziyet edip, dişini kırdıkları halde yine o şöyle derdi: “Ya Rabbi, onlara merhamet et ve doğru yolu göster. Onlar cahildir, gerçeği bilmiyorlar.

İbrahim-i Edhem (R.Aleyh) çölde dolaşırken bir askere rastladı. Asker sordu: “Köle misin?” ibrahim: “Evet köleyim” Asker: “Ben insanların yaşadığı şehri soruyorum” dedi. İbrahim yine mezarlığı gösterdi.
Burasıdır” dedi. Asker İbrahim’in başına sert bir sopa ile vurup kanattı ve yanına alarak şehre getirdi. İbrahim’in müridleri onu bu halde görünce askere: “Ahmak, bu şahıs İbrahim’i Edhemdir” dediler. Asker hemen attan inip ayaklarına sarıldı ve sordu: “Niçin ben köleyim, dedin?” İbrahim: “Yüce Allah’ın kuluyum da onun için” dedi. Asker: “Peki sana şehiri sorduğumda niçin mezarlığı gösterdin?” diye sordu. İbrahim: “Bir gün bütün şehirler harab olacaklar da ondan” dedi. Sonra devam etti: “Başıma vurduğun zaman da sana dua ettim.” “Niçin?” diye soranlara şu cevabı verdi: “Onun sebebiyle bu işte sevap elde edeceğimi biliyordum. Onun için benim sevap gördüğüm kimsenin, benim yüzümden ceza görmesini uygun görmedim.

Birisi Ebu Osman Hayri’ni sabır ve tahammülünü denemek için onu ziyafete çağırdı. Ebu Osman kapıya gelince davet sahibi “Bir şey kalmadı” diyerek onu içeri almadı. Ebu Osman geri döndü. Biraz gittikten sonra ev sahibi arkasından yetişip tekrar davet etti. Ebu Osman daveti kabul edip geri döndü. Kapıya geldiğinde ev sahibi yine “Bir şey kalmadı” deyip geri çevirdi. Bu durum birkaç defa tekrarlandı. Her defasında çağırdı gelince de “Bir şey kalmadı” diyerek geri gönderdi. Sonunda ev sahibi: “Ey Ebu
Osman! Çok iyi huylusunuz” dedi. Ebu Osman şu cevabı verdi: “Bende gördüğün bu hal, köpeklerde bile var. Ne zaman köpeği çağırsalar gelir, kovsalar gider. Onun için bu hâlimin ne kıymeti var.

Bir gün Ebu Osman’ın üzerine bir evin penceresinden kül döktüler. Ebu Osman elbisesini silkip temizledi ve şükretti: “Niçin şükrediyorsun” diye soranlara şöyle dedi: “Ateşe müstehak olan bir kimseye, ateş yerine kül dökerlerse, elbette şükreder.

Ali bin Mus a-i Rıza esmer renkliydi. Nişabur şehrindeki evinin yanında bir hamam vardı. İbn Musa hamama gittiği zaman hamamı boşaltırdı. Yine bir gün hamam boşaltıldı ve İbn Musa hamama girdi. Hamamcı farkına varmadan bir köylü de hamam girdi. Köylü İbn Mus a’yı görünce, hamamda görevli esmer tellaklardan zannetti ve “Kalk su getir” dedi. Getirdi. “Kalk kil getir” dedi. Getirdi. Bunlar gibi daha birçok iş söyledi, o da hepsini yaptı. Hamamcı içeri girip köylünün İbn Musa’ya iş yaptırdığını görünce korkup kaçtı. Ali İbn Musa dışarı çıktığında “Hamamcı bu olayın korkusundan kaçtı” dediler. Şöyle dedi: “Söyleyin kaçmasın. Suç tohumunu siyah cariyeye ekenindir.

Abdullah-ı Derzi (R. Aleyh) büyük velilerdendi. Bir putperest ona daima iş yaptırır ve karşılığında da sahte para verirdi. Abdullah da alırdı. Bir defasın da Abdullah hazır bulunmadığından çırağı sahte parayı almadı.
Abdullah geldiği zaman çırak ona sahte parayı almadığını söyleyince şöyle dedi: “Niçin almadın? Bir yıldan beri böyle yapıyor. Ben de yüzüne vurmayıp sahte parayı alıyorum ki, başka bir Müs lümanı o sahte parayla aldatmasın.

Üveys -i Karani (R.Aleyh) kendisine taş atan çocuklara şöyle derdi: “Hiç olmazsa küçük taşlardan atın ki bacağımı incitip ayakta namaz kılmama mani olmasın.

Birisi Ahnef-i Kays ‘ı sövüp arkasından gidiyordu. Ahnef hiç sesini çıkarmıyordu. Kabilesinin yakınına geldiklerinde adama dönüp şöyle dedi: “Daha da söyleyeceğin bir şey varsa burada söyle. Zira akrabalarım görürlerse seni incitirler.

Kendisine riyakar diyen bir kadına Malik Bin Dinar (R.Aleyh) şunları söyledi: “Ey hatun!. Basralılar benim ismimi unutmuşlardı. Sen nereden hatırladın?

Bu insanların yaptığı şeyler güzel ahlakın en güzel örnekleridir. En güzel ahlak, riyazet yoluyla kendini insanlık sıfatlarından temizleyip Allah’tan başka hiçbir şeye bakmayan ve her şeyi Allah’tan gören kimselerin sıfatıdır. Bu ve buna benzer halleri kendilerinde görmeyenler “güzel ahlaklıyım” diye gururlanmasınlar.

Kaynak : Kimyay-ı Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

TEVBE – TEVBENİN ÜSTÜNLÜĞÜ ve SEVABI

Posted by Site - Yönetici Nisan 25, 2013

TEVBE.

Yüce Allah’a sığınmaya tevbe tenir. Mürit lerin ilk adımı ve Allah yolunda yürüyenlerin yolunun başlangıcı :Tevbedir.

Hiç bir insan tevbesiz kalamaz. Zira doğumdan ölüme kadar günahtan uzak olmak yalnız meleklere mahsus tur. Günah ve isyana gömülmek, bir ömür boyu Yüce Allah ‘ın emir ve yasaklarına aykırı davranmak ta şeytanın görevidir. Tevbe ederek günahtan vazgeçip, taat yoluna dönmek ise Adem (A.S.) ile onun çocuklarının iş idir.

İns anların bütün ömürleri boyunca ibadetle uğraşmaları mümkün değildir. Zira ilk yaratılış ta eksik ve akılsız yaratılır. Sonra kendisine şeytanın alet i olan şehvet ve arzular verilir. Daha sonra da meleklerin nurundan olan ve şehvet lerin düşmanı bulunan akıl ile donatılmış tır. Böylece önce ş ehvetler insanı istila edip kalp kalesini ele geçirmiş , sonra yakınlık ve ilişki kurmuş ,en sonunda da akıl ortaya çıkınca bu kaleyi fethedip onu şeytanın hükmünden kurtarmak için tevbe ve nefis le mücadeleye ihtiyaç doğmuş tur.

Demek ki tevbe insanlara muhakkak lazımdır ve din yolunda ilerleyenlerin ilk adımıdır. Şeriat aklı ile gaflet uykusundan uyanıp din yolunun doğru ve yanlış yönleri ayırdettikten sonra tevbeden daha önemli bir farz yoktur. Zira tevbe demek, yolunu şaşırmışın tekrar doğru yola gelmesi demektir.

TEVBENİN ÜSTÜNLÜĞÜ ve SEVABI

Yüce Allah bütün insanlara tevbe etmeyi emrediyor ve buyuruyor ki:
Ey müminler, kusurlarınızdan dolayı Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eres iniz.”
NUR SURESİ, Ayet : 31

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Güneş batıdan doğmadan önce tevbe edenin tevbesi kabul olunur.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Günahtan dolayı pişmanlık duymak tevbedir.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
İns anların geçtiği yollarda durmayınız. Zira bazı kimseler yollarda durup gelip geçenleri alaya alır ve onlara gülerler. Geçen kadınlara takılırlar.
Böyle kimselere oralardan ayrılmadan cehennem vacip olur. Ancak tevbe edenler hariç.”

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Yüce Allah can boğazdan çıkıp gargara noktasına gelinceye kadar tevbeyi kabul eder.”

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

Yüce Allah’ın keremi gündüzün günah işleyenlere, belki akşama kadar tevbe edip tevbesi kabul olur diye, geceleri günah işleyenlere de belki sabaha kadar tevbe ederde tevbes i kabul olur diye açık durur.”

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Tevbe ediniz. Ben her gün yüz kere tevbe ederim.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
İnsanlardan günah işlememiş kimse yoktur. Fakat günah işleyenlerin hayırlısı, tevbe edenlerdir.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Günahtan tevbe eden kimse, günah işlememiş gibidir.”

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Bir günahtan tevbe etmek hiçbir günahı yapmamak demekt ir.”

TEVBENİN ASLI

Tevbe marifet ve iman ile baş layan bir nurdur. Günahların , öldürücü bir zehir olduğu bu nur ile anlaşılır. Bu öldürücü zehirden çok yediğini öğ renen kimse korku ve pişmanlık duyar. Zehir içtikten sonra korkup pişman olan ve elini boğazına sokarak zehiri dışarıya çıkarmaya çalışan insan gibi.Nefsi arzularına kapılıp şehveti önce bal gibi gören, sonra da bunun içinde öldürücü zehir olduğunu anlayan kimse, derhal yaptıklarına pişman olup, korkuya kapılır. Zira kendini ölüm tehlikesinde görür. Korku ve pişmanlık ateşi içinde, şehvet leri gözönüne gelir, bunlar hasrete dönüşür. Bundan sonra eskiden yaptığı hataları telafi etmeye ve gelecekte bir daha yapmamaya azmeder. Cefa elbisesini çıkarıp, vefa yaygısını yaymaya baş lar ve bütün hareketleri değişmeye başlar. Daha önce neşe, oyun ve gaflet içinde iken, şimdi gözü yaşlı, üzüntülü ve korku içindedir. Daha önce gafil olanlarla beraberken, şimdi bilgi  sahipleriyle beraberdir. O halde tevbe etmek gerçekten pişman olmak demektir. Aslı iman ve marifet nurudur. Sonucu günah işlemekten vazgeçip, dinin emirlerine uymaktır.

Kaynak : Kimyay-ı Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: