Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘İbadet’

İcabetin Büyük Sırrı

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2012

ali_ra copy

İcabetin Büyük Sırrı

Molla Fenâri “Tefsîr’ul-Fatiha” isimii eserinde buyurdular: Sonra duanın sıhhati için sağlıklı bir şekilde Allah’ın huzurunda olduğunu tasavvur etmek ve kalbi orada hazır etmenin icabette büyük bir eseri ve etkisi vardır. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buna itibâr ettiler. Hazret-i Ali (r.a.)’a dua öğrettiklerinde buna teşvik ettiler. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin, Hazret-i Ali (r.a.)’a öğrettiği duaların içinde şöyle bir dua vardı:

Hazret-i Ali (r.a.)’dan rivayet olundu. Buyurdular: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bana, şöyle dua et dediAllahıml Bana hidâyet ver ve beni doğruluk ve istikamet üzere bulundur.

Ve duanda doğru yolu hidâyet bulmanı ve doğrulardan nasibin olan doğruluğu zikret.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Hazret-i Ali (r.a.)’a dua vaktinde bu iki işi aklına getirmeyi ve kalbinde hazır etmeyi emir buyurdu.

Bu icabetin sırrıdır. Peygamberlerin, kâmil insanların, benzerlerinin ve dualarının kabul olunmalarının büyük sırrı budur.

İstikâmet, dua ve isteme halinde teveccüh etmektir, yâni yönelmektir. Dua ânında nida etmek icabetin kuvvetli şartıdır.

Kim dua halinde görmekten, (yâni duasının kabul olunduğunu görür gibi olduğunu) geçenlerin veya hazır olanların ilimden daha sahih bir tasavvur ile, onu tasavvur eder ve sonra dua ederse hiç şüphesiz onun dua işinden sonra ve duaya sarılmasından sonra duasına icabet olunur. Bundan asla şüphe yoktur. Ama kim ki, nida olunan şeylere yöneldiğini sanır, çok dua eder, ama dua esnasında başkasını kalbinde ve düşüncele­rinde tasavvur edip kalbinde hazır bir hale getirir de sonra duasının kabul olunmadığını ve kendisine icabet edilmediğini görürse, o kişi kendi nefsinden başkasını levmetmesin, kimseyi kötülemesin, ancak kendi nefsini yersin. Çünkü o icabete yetecek şekilde dua edemedi. Çünkü dua esnasında kendisine galib olan halin tasamıratından meydana gelen sıfatlara yöneldi.

Lakin böyle kişilerin duaları da, bunların rablerine olan hüsnü zannının şefaatiyle bazan meyve verir. Ve şefaat, ilâhî bir maiyyet ve yardımda onun ihâtasıyladır. Teveccühünde hata eden kişi (min vehcin) yâni bir taraftan hata etmesiyle beraber, diğer taraftan isabet etmiştir. Teveccühlerinde hata eden kişiler, ictihadlannda hata eden müctehidler gibidirler. İçtihadında hatâ eden müctehid, külliyen mahrum değildir; ecir ve sevâb alır. Fenârinin sözü burada bitti.

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/361-362.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Surelerin Fazileti.

Posted by Site - Yönetici Kasım 8, 2008

21 Surelerin Fazileti.

Surelerin Fazileti.

Fâtır sûresinin fazîleti
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Fâtır sûresini okumayı âdet haline getiren kimse, Cennete dilediği kapısından girmeye hak kazanır.”

Beyyine sûresinin fazîleti

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Kim Beyyine sûresini okursa, kıyâmet günü, hayrın, iyiliğin kaynağı ile berâber olur.”
“Allahü teâlâ, Beyyine sûresini okuyan kişinin kırâatini dinler ve şöyle buyurur: Müjde olsun kulum! İzzetime yemîn olsun ki, gerek dünya ve gerek âhiret hâllerinden hiç birinde seni unutmayacağım ve seni Cennete yerleştireceğim tâ ki hoşnut oluncaya kadar.”
“Beyyine sûresini münâfıklar okumaz ve kalbinde Allahü teâlânın varlığında şüphesi olan da okuyamaz. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, yer ve gök yaratıldğından beri melekler bu sûreyi okuyarlar. Kim bu sûreyi okursa, Alalhü teâlâ onun dînini ve dünyasını muhâfaza eder ve onun için istigfâr edecek melekler gönderir.”
Enes bin Mâlik şöyle anlatır: “Peygamber efendimiz, Übey bin Ka’b’a buyurdu ki: “Allahü teâlâ, Beyyine Sûresini sana okumamı emretti.” Übey; “Ey Allahın resûlü!.. Allahü teâlâ benim adımı da andı mı?” dedi. Peygamber efendimiz; “Evet” buyurdu. Bunun üzerine Übey bin Ka’b ağlamaya başladı.
[Kur’ân-ı kerîmde 600. sayfadadır.]

Kureyş sûresinin fazîleti

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Kim, Kureyş Sûresini okursa, Allahü teâlâ ona, Ka’be’yi tavâf edenlerin ve orada i’tikâfta bulunanların adedinin on katı hasene verir.”
İmâm-ı Rabbânî buyurdu ki:
“Korkulu yerlerde ve düşman karşısında emîn ve rahat olmak için Kureyş Sûresini okumalıdır. Tecrübe edilmiştir. Her gün ve her gece hiç olmazsa onbirer defa okumalıdır.”

Müddessir sûresinin fazîleti

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Müddessir Sûresini her zaman okumayı alışkanlık hâline getiren kimseye, Allahü teâlâ Mekke’de yaşıyan müminlerin sevâbı kadar sevâb ihsân eder.”
Kur’ân-ı kerîmdeki sûreleri okuyanlara verileceği bildirilen sevâblar, harâm işlemeyip, helâl lokma yiyenler, farz ve vâcib olan ibâdetleri yapıp kul borcu olmayanlar içindir. Ehl-i sünnet i’tikâdında olmak ve belirtilen fayda ve sevâbları bu sûrelerden değil, Allahü teâlâdan bilmek lâzımdır.

Kaynak : Mehmet Oruc – 365 Gün Dua

Posted in 365 Gün Dua, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Tesbih Namazı, Fazileti ve Kılınış Usûlü

Posted by Site - Yönetici Mayıs 16, 2008

Tesbih Namazı, Fazileti ve Kılınış UsûlüAsker,mehmetcik

Tesbih Namazı, Fazileti ve Kılınış Usûlü

Tesbih namazı, tesbih edilerek kılınan bir namazdır; menduptur, yani sevabı çok olan nafile namazlardan biridir.

Arapça bir kelime olan “tesbih”, Allah Teâlâ’yı noksan sıfatlardan tenzih, kemâl sıfatlarla tavsif etme ve ululama manasına gelir. Dört rek’at olan bu namazda üçyüz defa “Sühhânallâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym” dendiği için bu ismi almıştır.

Tesbih namazının muayyen-belli bir vakti yoktur. Kerahet vakitlerinin dışında her zaman kılınabilir. Bununla birlikte Cuma ve Pazar akşamları ve sair mübarek gün ve gecelerde kılınması daha faziletlidir. Bu namazı dört rek’at olarak kılmak caiz olduğu gibi, iki rek’atın sonunda selam vererek ayrı ayrı ikişer rek’at halinde kılmak da caizdir.

Tesbih namazı tevbenin, istiğfarın en büyüğü… Sadece kavlen/dille-sözle değil, bütün vücutla fiilen yapılanıdır. Yani fiilî istiğfardır. Ecri-sevabı çok büyüktür. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), amcası Hz. Abbas’a (r.a.), “Bu namazı kıldığın vakit günahının öncesi ve sonrası, yenisi ve eskisi, hatâen ve kasten (bilerek-bilmeyerek) yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve aşikâr olanı mağfiret edilmiş olur…” (1) buyurmuşlardır.

Tesbih namazı hakkında Kur’an’da geçen herhangi bir ayet yoktur; ancak bu namaz hakkında Resûlüllah Efendimiz’den (s.a.v.), yukarıda da bir kısımını zikrettiğimiz hadis-i şerif varid olmuştur. Hazret-i İkrime’den ve o da Hazret-i İbn Abbas’tan (r.anhüm) rivâyet etmişlerdir ki, Resûlü Ekrem Efendimiz (s.a.v.) muhterem amcaları Hazret-i Abbas’a (r.a.) hitaben Tesbih Namazı ile alakalı dikkat çekici şu tavsiyelerde bulunmuşlardır:

“Ey Abbas! Amcacığım! Sana bir şey vereyim mi, sana bir bağışta bulunayım mı? Sana bir özellik tanıyayım mı? Sana on haslet ölçüsü vereyim mi? Sen bu on hasleti yerine getirdiğin zaman, Allah senin geçmiş ve gelecek, eski ve yeni, bilerek veya bilmeyerek yaptığın, gizli veya aşikâr yapılan, küçük büyük bütün günahlarını affeder, bağışlar. Bu on haslet şunlardır:

“Dört rek’at namaz kılarsın, her rek’atında Fatiha suresini ve başka bir sure okursun. Birinci rek’atta kıraatı bitirdikten sonra, ayakta iken on beş defa: ‘Sübhânellâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber (velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym)’ dedikten sonra rükua varırsın ve aynı tesbihi on defa rükûda söylersin. Sonra başını kaldırıp, ayakta on defa söylersin. Sonra secdeye gider on defa orada söylersin. Birinci secdeden sonra iki secde arasındaki oturuşta on defa söylersin. İkinci secdeye vardığında yine on defa ve başını secdeden kaldırınca da on defa söylersin. Böylece bir rek’atta yetmiş beş defayı tamamlamış olursun.

“Ey amcacığım! Eğer güç yetirebilirsen, her gün bu namazı bir defa kılarsın. Buna güç yetiremediğin takdirde, her cuma bir defa kılmaya çalışırsın. Bunu da yapamazsan, her sene bir defa kılmaya çalış. Bunu da yapamazsan hiç olmazsa ömründe bir defa olsun kıl.” (2)

TESBİH NAMAZININ KILINIŞI

Tesbih namazı 4 rek’attir. Bu namazda 300 defa şu tesbih okunur:

“Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym.”

Bu tesbih, namaz içinde şöyle okunur:

15 kere Sübhâneke’den sonra (Fâtiha ve zamm-ı sûreden önce),

• 10 defa Eûzü Besmele, Fâtiha ve zamm-ı sûreden sonra,

10 defa Rükûda,

10 defa Rükûdan kalkınca ayakta (kavmede),

10 defa Birinci secdede,

10 defa İki secde arasındaki oturmada (celsede),

10 defa İkinci secdede,

Birinci rek’atte okunan bu tesbihlerin adedi 75’tir. İkinci rek’atte aynı sıralama ile yine 75 defa okunur. Üçüncü ve dördüncü rek’atler de böyle kılınır. (3)

Bütün namazlarda olduğu gibi, tesbih namazında da, Kur’an’dan bir şey okunacağı zaman, Kur’ân-ı Kerim’in herhangi bir yerinden okumak mümkündür. “Şu sure okunmaz veya mutlaka şu sureyi okumak gerekir” diye bir şart yoktur. Ancak İbn Abbas’a (r.a.), “Bu namaz için belirlenmiş bir sûre biliyor musun?” diye sorulunca, “Evet, et-Tekâsür, el-Asr, el-Kâfirûn, ve el-İhlâs” diye cevap vermiştir.(4)

***

Tesbih Namazı, kılınması teşvik edilmiş bir namazdır. Bunu alışkanlık haline getirmek müstehaptır. Tembelllik etmemek lâzımdır.

Kılmasını bilmeyenlerin de istifade etmesi, öğrenmeleri maksadıyla cemaatle de kılınabilir. Cemaatle kılınırsa imam olacak kimse bu namazı kılmayı evvela nezreder ve namazı kıldırırken kıraatı ve tesbihleri her yerde cehrî (sesli) okur. Cemaat ise sükut eder, dinler. (5)

Tesbih namazında yanılma olursa, sehiv secdesinde bu ilave tesbihlerin okunması gerekmez. Namaz kılan aklında bu tesbihlerin sayılarını tutabiliyorsa, bastırarak da olsa parmakları ile saymaz.

DİPNOTLAR

(1) Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, İstanbul, 1398, s. 632.
(2) Tirmizî, Vitir, 19; İbn Mace, ikâme, 190; Ebû Dâvud, Tatavvu, 14; et-Tergib ve’t-Terhib, I, 467, 469.
(3) Tesbih namazının bu kılınma usûlü, Tirmizî’nin el-Câmii’nde İmam-ı Azam Ebû Hanife’nin (rh.) talebelerinden Abadullah b. Mübarek’ten (r.aleyh) rivayet ettiği şekle göredir.
(4) el-Fetâva’l-Hindiyye, Mısır 1323, I, 119.
(5) İbn Abidîn, Reddü’l-Muhtar, Mısır, 1966, II, 27; Muhtasar İlmihal, Hasan Arıkan, Fazilet Neşriyat, İstanbul, yyy., s. 95-96; Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, İstanbul, 1398, s. 632)

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbadet | Etiketler: , | 2 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: