Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘Hz. Yahyâ (a.s.); Hayatı ve Şahsiyeti’

Hz. Yahyâ (a.s.); Hayatı ve Şahsiyeti

Posted by Site - Yönetici Kasım 17, 2007

Hz. Yahyâ (a.s.); Hayatı ve Şahsiyeti

Hz. Yahyâ (a.s.); Hayatı ve Şahsiyeti

Yahyâ (a.s.), Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biridir. Yüce Allah tarafından, Kur’an’da: “Ey Zekeriyyâ! Sana Yahyâ isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik” (19/Meryem, 7) âyeti ile haber verildiğine göre; Yahyâ (a.s.), Zekeriyyâ (a.s.)’nın oğlu idi. Kendisine Yahyâ adı da, Allah tarafından verilmişti.

Yahyâ (a.s.)’nın yüzü güzel, kaşları çatık, saçları seyrek, burnu uzun, sesi ince ve parmakları kısa idi. O, İsâ (a.s.)’dan altı ay önce dünyaya gelmişti. Yani Isâ (a.s.)’dan altı ay büyüktü. Dolayısıyla, Mûsâ (a.s.)’nın şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuydu. Daha küçük yaşta iken, kendisine hikmet verilmişti. Yaşıtı olan çocuklar kendisine: “Ey Yahya! Bizimle gel, oynayalım” dedikleri zaman: “Ben, oyun için yaratılmadım” derdi (es-Sa’lebî, el-Arais, Mısır 1951, 375 vd.).

Onun küçüklüğünden itibaren böyle temiz, saygılı ve ibâdet ehli olduğu, Kur’an’da şöyle haber verilmiştir: “(Ona çocukluğunda): Ey Yahyâ! Kitabı, kuvvetle tut! (dedik). Henüz çocuk iken, ona, hikmet’i verdik (Tevrat’ı öğrettik). Tarafımızdan (ona) bir kalp yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O, çok muttakî idi. Anasına ve babasına itaatli idi, bir serkeş ve âsî değildi. Dünyaya getirildiği gün de, öleceği gün de, diri olarak (kabrinden) kaldırılacağı gün de, ona selâm olsun!” (19/Meryem, 12-15).

Bu âyetlerde görüldüğü gibi Yüce Allah, Yahyâ (a.s.)’nın çeşitli güzel vasıflarını haber vermiş ve onu selâmla anmıştır. Bu, onun doğduğunda, vefat ettiğinde ve âhiret gününde Allah’ın himâyesinde bulunduğunu ifâde etmektedir. Her insanın başına geleceği kesin olan bu üç yalnızlık ve korku günlerinde Allah’ın selâm ve esenliği içinde olmak, ne büyük bir bahtiyarlıktır. Bu üç durumda Allah’ın himâyesinde bulunmak, bir nevi devamlı bir şekilde Allah’ın himâyesinde bulunmak demektir (Muhammed Ali es-Sabûnî, Safvetu’t-Tefâsîr, İstanbul 1987, II, 213).

Yahyâ (a.s.) Allah’ın emrettiği gibi kitabı kuvvetle tuttu. Önce Tevrat’a ve daha sonra İncil’e uygun hareket etti. Bu mukaddes kitapların hükümlerinin milleti tarafından yaşanması için çalıştı. Hz. Muhammed (s.a.s.) onun bu mücâdelesi hakkında şöyle buyurdu:

“Yüce Allah, Zekeriyyâ (a.s.)’nın oğlu Yahyâ (a.s.)’ya, hem kendisi amel etmek, hem de amel etmeleri için İsrail oğullarına emretmek üzere, beş kelime emretmişti. Kendisi bu hususta biraz ağır ve yavaş davranınca, İsâ (a.s.) ona:

-Sen, hem kendin amel etmek hem de amel etmelerini İsrâil oğullarına emretmek üzere, beş kelime ile emrolunmuştun. Bunu İsrail oğullarına ya sen tebliğ edersin, ya da ben tebliğ ederim, deyince, Yahyâ (a.s.):

-Ey kardeşim! Sen bu vazifeyi yerine getirmekte beni geçersen, ben azâba uğramamdan veya yere batırılmamdan korkarım, dedi ve hemen İsrâil oğullarını Beytü’l-Makdis’te topladı. Beytü’l-Makdis, İsrail oğulları ile doldu. Yahyâ (a.s.) yüksek bir yere oturarak Allah’a hamd ve senâda bulunduktan sonra şöyle dedi:

-Yüce Allah, bana, hem kendim amel edeyim, hem de amel etmenizi size emredeyim diye beş kelime emretti. Onların ilki, Allah’a hiç bir şeyi şerik/ortak koşmaksızın O’na ibâdet etmenizdir. Bunun misâli, öz malı olan altın veya gümüşle bir köle satın alıp çalıştıran bir adama benzer ki, köle çalışmasının kazancını, efendisinden başkasına ödüyor. Hanginiz, kölesinin böyle davranmasına sevinir, râzı olur? Hiç kuşkusuz, sizi Yüce Allah yarattı ve rızkınızı vermektedir. Öyle ise Allah’a, hiç bir şeyi şirk koşmaksızın ibâdet ediniz. Yazının devamını oku »

Posted in H.z Yahya, Peygamberler | Etiketler: | 6 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: