Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘Fütuhu`l Gayb’

ALLAH’IN VERDİĞİNE RAZI OLMAK

Posted by Site - Yönetici Şubat 17, 2017

40allahnamazmuslimprayerislamold-muslimallahin-verdigine-razi-olmak

ALLAH’IN VERDİĞİNE RAZI OLMAK

Allah’tan (CC) kaçma, nereye gitsen seni bulur.

Azla yetin ve ciddi olarak böyle kal… Daha yüksek dereceye çıkıncaya kadar haline şükret. İyisine kavuştuğun zaman da elinde bulunanın kıymetini bil…
İlk başta sabırlı ol. Sabırsız insana iyilik yakışmaz. Sabır, insanın kıymetini arttırır.
Dünyanın nimeti her an değişir. Sabırlı olursan durmadan yükselirsin, iyiliklere kavuşursun.

Şunu iyi bil ki; her şeyin ardından koşmak, ele bir şey geçirmez. Yalnız, kısmet olan gelir. Sabırla kısmetini beklemen, nasibini eksiltmez. Ne her şeye hırsla koş, ne de gelecek olan gelir diye, otur. Yat….

Geleni al. Giden için de üzülme.
Eğer bir şey nasip değilse yıllarca didinsen eline geçmez.
Hırsı bırak, sabırlı ol. Halini muhafaza et. Kalbine sahip ol, Kötülük koyma. Allah’tan (CC) afiyet iste. Sebebe yapışmayı da ihmal etme.

Allah’ın (CC) emri dışında kimseden bir şey alma. Yine O’nun (CC) emri dışında kimseye bir şey verme. Kendi hevesine kapılıp çeşitli işler yapma. Kendine bu kadar fazla güvenme. Allah’a (CC) güven. Mağrur olma. Sonra senden daha şerli kimseleri başına bela eder. Her şeye hakkını ver. Zalim olma. Zalim Allah’ı (CC) aldatamaz. Kahrından kurtulamaz.
Hakk Teala (CC) şöyle buyurdu:
– “Biz, zalimleri birbirine düşürürüz.
Allah’ın (CC) emri kat’i, askerleri kuvvetli, saltanatı sonsuzdur. Her emri, istisnasız yerine gelir. Bunlara iyice inan. Böyle bir padişahın mülkünde yaşadığını bil. O’nun (CC) mülkü devam eder. İlmi, bütün kainatı kuşatmıştır. Hükmü her yerde geçer.

Her yaptığı işte adalet vardır. Ne yerde, ne de gökte O’ndan (CC) saklanan bir şey olmaz. Hiçbir zalimin kötülüğü yanına kalmaz. İnsanın kendi mevhum varlığını ortaya atması da bir zulümdür. Allah’ı (CC) bırakıp mahluka güvenmek de şirk olur.

Nefsini ve halkı bırak yalnız Allah’a (CC) kul ol. Şirkin büyük zulüm olduğunu Allahü Teala (CC), şu Ayet-i Kerimelerle bize haber verir.
– “Şirk koşma, şirk büyük zulümdur.”
– “Allah (CC) şirki bağışlamaz. Ondan gayrı her günahı isterse affeder.
Şirke yanaşma, şirkten çok sakın. Bütün halinde Allah’a (CC) ortak koşmaktan kork. Kalbinle ve diğer duygularınla günah işlemekten kork. Günahın gizlisini, aşikaresini bırak.

Allah’tan (CC) kaçma, nereye gitsen seni bulur. Allah’ın (CC) verdiği hükümler karşı olma, sonra seni ezer. O’nun (CC) işlerine karışma, rezil olursun.
O’ndan (CC) gafil olma, uyandırırsa utanırsın. O’nun (CC) sırlarını yabancılara açma, mahvolursun.

Allah’ın (CC) gösterdiği yolu keyfine göre tefsir etme, yerin dibine batarsın. Kalbin kapkara olur. İman nurun söner. Anlayışın yok olur. Şeytanlar üzerine atılır. Nefsin seni boğar. Bütün dostların düşman olur. Komşuların seni sevmez. Arkadaşların senden uzaklaşır. Evinde bulunan yılan, akrep, cinler ve bütün hayvanat sana hıyanet eder. Dünyada kısmetin kesilir. Ahirette ise en çetin azaba girersin.

Kaynak : Futuhu`l Gayb – Abdulkadir Geylani Hazretleri

Posted in Abdülkadir Geylani, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

BELAYA SABIR NİMETE ŞÜKÜR

Posted by Site - Yönetici Haziran 10, 2015

Fütuhu`l Gayb – Abdülkadir Geylani ,Kalp İle Olan Şükür,Dil İle Şükür,BELAYA SABIR NİMETE ŞÜKÜR (2)

BELAYA SABIR NİMETE ŞÜKÜR

Halin iki durumdan başka yorumlanamaz. Onlar, bela ve nimet halidir.
Bela içinde isen sabretmeye çalış. Sabretmeye çalışmak, her insan için en az yapılması gereken bir vazifedir. Bundan sonra sabırlı olmak var. Zorla sabretmek, pek iyi sayılmaz. Bizzat haliyle sabırlı olmak daha iyidir. Ama güzeli rızadır. Bundan
sonra uysallık gelir. Uysal olmak, bir insan sahibi için en iyi şeydir.
Kendini yok görüp kadere teslim olmak da iyidir, ama herkes bunu yapamaz. Bu, varlığını ilahi varlığa veren zümrenin işidir.

Sana gelen nimet olduğu takdirde şükür yolunu tutman gerekir. Bu şükür ise üç şekilde olur: Dille, kalple ve bütün duygularla.

Dil İle Şükür: Bütün nimetlerin Allah’ın (CC) olduğunu itiraf etmek. Nefse, kuvvete, halka, güç ve kuvvetine bir pay çıkarman şükrü bozar. Birçok vasıta ile sana iyilik yapılabilir. Bunları da Allah (CC) tarafından yaratılmış birer sebep bilmen gerek.
Çünkü dış görünüşte her ne kadar bazı sebepler ve deliller varsa da bunların ötesinde ilahi kudreti sezmen gerek.

Her şeyi yapan Allah’tır (CC); yaratan, veren, getiren O’dur (CC). O (CC), şükredilmeye herkesten daha layıktır. Neden sebeplere bağlanmak doğru görülsün?
Asıl sebebi de yaratan Allah (CC) olduğuna göre şükre hak kazanacak olan da Allah (CC) olmalı, değil mi?

Sana bir hediye gelse, o hediyeyi getiren güzele mi bakman lazım?.. Ona mı nimet sahibi diye itibar göstermen gerek? Hayır, asıl o hediyeyi sana gönderene şükür ve saygılarını takdim etmen gerekir. Nimeti getireni görüp onun esas sahibini unutuyorsan şu ayetin bildirdiği zümreye dahil olursun:
– “Onlar, dünya hayatının dışını bilirler, bunun ötesinden gafildirler.”
Akıllı kimse, işin sonunu bilendir. Sebeplere bağlanan kısa akıllıdır. Dışa bağlanıp işin iç alemini unutmak bir cahillik sayılır.

Kalp İle Olan Şükür: Bu bir itikat işidir. Buna inanmak lazımdır. Kopmaz bir manevi bağa sarılmak gerektir. O bağ şöyle gelişmelidir; bilmelisin: İçinde ve dışında durmanda veya yürümende ne gibi tad ve iyilik varsa hepsi Allah’ındır (CC). Hatta
yaptığın şükür bile. Kalben bunları bildikten sonra dilin ona bir tercüman olmalıdır.
Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin şu ayetlerine iyice inanmalısın. Çünkü kalpten bunlara inanmış olman bir şükürdür:
– “Sizde olan bütün nimetler Allah’tandır (CC). Allah (CC), dışınıza ve içinize nimetlerini bol bol sermiştir.
– “Allah’ın (CC) nimetlerini saymakla tüketemezsin.”
Bunlara inanmış olan bir iman sahibi için Allah’tan (CC) başka yardımcı ve şükre layık kimse düşünülebilir mi?

Duygularla Olan Şükür: Bu da bütün duyguları ibadetle kullanmakla olur. Şunu da ilave edelim ki Allah’ın (CC) emirleri dışında hiçbir sese kulak vermemek lazımdır.
Bu durumda nefis, şeytan ve şahsi arzu uyulmaması gereken şeylerdir. Allah’tan (CC) gayri hiçbir şeye uymamak lazımdır. Hele Allah’a (CC) ibadet eder gibi bir şeye tapmak hiç olmaz. Bu yapıldığı takdirde zalimler içine girilmiş olur. Bu zümreye zalim denildiği gibi haksızlıklar için cebir kullanan demek de olur. Allah’ın (CC) emri dışında başkasına emir vermek, bir zor kullanma olmasa dahi zulümdür.
Bu hali insan şahsi için yapsa da zulüm olur. Bu yol, salih ve yararlı insanların yolu sayılmaz. Bunlar hakkında ilahi hüküm şudur:
– “Allah’ın (CC) emri haricinde hüküm veren fasıktır…” denir. Diğer bir ayetle ise kâfir olduğu beyan edilir.
Bu işin sonu da iyi olmaz. Netice ilahi bir azap olan cehenneme kadar götürür. O cehennem, akla gelen basit ateş gibi değildir. Onu tutuşturacak şey, kükürt taşı ve insandır. Dünyanın hafif ateşine bir an dayanmak imkansızdır. Ahiretin büyük
azabına nasıl dayanılır? Nefse uyar, halka tapar, Hakk’ı (CC) bırakırsan gideceğin yerin cehennem olacağını unutma. O gün orada:
– “Kurtuluş, kurtuluş…” diye bağırmak fayda getirmez. Her ne kadar:
– “Allah… Allah… Allah…” söylesen yine seni çıkaran olmaz. Ancak imanın elden gitmemişse bir zaman yanar, sonra çıkarsın. Ancak günah kadar yanmak lazımdır.
Nimet ve bela halinde ol ve onların icaplarını yerine getirmeye bak. Bütün ömrün bunların dışında değildir. Yukarıdan beri anlattığım gibi her şeyin has hakkını öde…
Belaya sabret… Nimete de şükür…

Bela halinde insanlara şikayette bulunma. Bu halinde en ufak bir sıkıntı hali dahi belli etmemeye çalış. Halini kimse bilmesin. Hakk’ı (CC) itham etme. Hikmetine karışma. Nimetini boşa götürme. Dünya ve ahiretle işlerine yarayacak şeyleri seç.
Eğer bir derdin varsa Allah (CC) istemedikten sonra kimse şifa veremez.
– “Derdi Allah (CC) verdi; şifayı kul verdi…” deme. Derdi veren Allah (CC), şifa sebebini de veren yine O (CC). Aksi halde Hakk’a (CC) eş koşmak olur. Halbuki O’na (CC) mülkünde ortak yoktur.
O’nun izni (CC) olmadan iyilik ve kötülük olmaz. Ne gelir olur ne de gider. Gerek afiyet gerek gayrı hepsi O’nun (CC) emriyle olur. Gerek dış aleminde gerekse iç aleminde insanlara fazla kıymet verme. Herkesi olduğu kadar değerlendir. Netice de onlar da senin gibi bir kuldur. Allah’ın (CC) isteği olmasa senin hiçbir şeyin zayi olmaz. Bu hallerde sana düşen en büyük iş, sabretmek ve razı olmaktır. Çünkü Hakk’ı (CC) bırakıp halka koşmak haramdır, yasaktır.
Hakk’ı (CC) her kötülükten tenzih et. Nefsin şerrinden ona sığın. Tevhid yoluna gir.
O’nun (CC) birliğini itiraf et. Nefsin elinden kurtulman en büyük iştir; buna çalışman lazımdır. Taa ömür sona erip nefsin bitinceye dek sabırlı ol; Hakk’ın (CC) emirlerine uy.
Elbet darlık gider. Bir gün olur darlık kalkar. Nimet gelir; saadet, selamet yolları açılır. Peygamberimizin (SAV) halini düşün. Diğer Peygamberlerin (AS) başına gelenleri dinle. Bilhassa Eyyub Peygamberin (AS) hali senin için en büyük derstir.
Hepsinin sıkıntısı gitti; hem de gecenin gündüze karşı yok olan karanlığı gibi. Yaz olunca kaybolan kışın soğuğu gibi. Her şeyin bir zıddı vardır. Her şeyin bir sonu ve her şeyin bir bitim tarihi olur. Sabır, her iyiliğin anahtarı hükmündedir. Bir Hadis-i
Şerifte:
– “Bir vücut için kalp ne ise iman sahibi için de sabır odur.”
Buyuruldu. Diğer yerde ise:
– “Sabır, imanın hepsidir.”
Buyurulmuştur.Şükür, nimetin saklanma kabıdır. Gelen her nimet bir muhafazaya muhtaçtır. Muhafaza edilmezse yok olup gider. Nimetlere şükür etmediğin zaman elinden hepsi gider. Bu anlatılanlar, büyük öğütlerdir; bunları oku. İbret al.
İnşaallah bir gün kurtulursun.

Kaynak : Fütuhu`l Gayb – Abdülkadir Geylani ( k.s.)

Posted in Abdülkadir Geylani, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Allah’a (C.C.) Darılmak Yasak

Posted by Site - Yönetici Mayıs 22, 2015

el hayyul kayyum,Allah hay ve kayyumdur,Allah'a  (C.C.)  Darılmak Yasak

Allah’a  (C.C.)  Darılmak Yasak

Bu dargınlığın neden? Duan kabul olmadı diye Allah’a mı (CC) darılacaksın? Duanı kabul eder, ama biraz geç kalabilir. Geç kalınca darılmak yerinde bir iş olur mu?
Bazen işitiliyor:
– “Doğruyu istedim vermedi, istediğimi vermiyor”, hem de:
– “ ‘Duanın yapılması lazım.’ diye emir veriyor.” diyorsun:
– “Bu sözün yerinde değil, hatalıdır.
Bu sözünden ötürü sana sormak icap eder:
– “Sen kendi başına buyruk musun? Yoksa bir sahibin ve bir efendin mi var?…
Eğer bu söze karşı hür olduğunu, her istediğini yapmaya güçlü olduğunu iddiaya yeltenirsen sana ilk vurulacak damga:
– “Sen kafirsin. Hakk’ı (CC) inkar ediyorsun.”Olur. Aksi halde bir kul olduğunu ve bir sahibin, efendin olduğunu söylersen o zaman sana yine birçok sorular sorarlar:– “Duanın kabulü geç kaldığı için efendini töhmet altına mı alıyorsun? Onun hikmetinden şüphe mi ediyorsun? Halbuki O (CC), seni ve bütün yarattıklarını iyi bilir. Sana ve onlara ne gerekse güzellerini seçer.”

İtham etme. O’nun (CC) hikmetini sez. Hissini bu yolda terbiye et. Söylenenleri yaparsan sana düşecek vazife şükretmektir. Çünkü O (CC) , sana yarayanı daha iyi bilir. Haline uygun nimeti senden daha güzel seçer.
Şayet ithamlarına devam edersen yine sana verilecek hüküm şu olur:
– “Sen kâfirsin, hakikati gizliyorsun.
Çünkü Allah’a (CC) zulüm isnadında bulunmuş oluyorsun. Halbuki Allah (CC), kullarına zulmetmez. Zulüm sözünü de kabul etmez. Bu sözün Hakk (CC) için kullanılması muhaldir; olamaz. Sebebine gelince, bütün mülk O’nundur (CC) .
Zulüm ancak başkasının hakkına tecavüz vaki olunca olur. Hakk’a (CC) darılma yolunu kendine kapa; bu yoldan ayrıl.

Şüphesiz senin Hakk’a (CC) darılman, bazı işine gelmeyen hadiselerden ileri geliyor. Nefsin bazı şeylerden hoşlanmıyor. O’nun (CC) emrini yerine getirebilmek için işin güçleşiyor… Haliyle nefis darılıyor; sen de ona uyarak Hakk’ı (CC) töhmet
altında bırakıyorsun.

Dış alemine ait bir şey olursa dua et. Sabırlı ol. İlahî emirlere uymaya bak. Hakk’a (CC) darılma. Nefsin isteğini yerine getirmeye bakma. Onun boynunu eğdir. Boş şeylere uyma; çünkü boş şeyler insanı Allah (CC) yolundan alıkoyar. Allah (CC) için iyi düşün. O’nun (CC) sözlerini doğrula. Ve böylece işin sonunu bekle.
Eğer birisini mutlaka kötülemen gerekse önce kabahati kendinde gör. Daima isyan bayrağını elinde tutan nefsini itham et; onu kötüle. Nefse darılman Hakk’a (CC) darılmandan daha iyidir. Nefsine:
– “Zalim…
Demen Allah’a (CC) zulüm isnad etmenden daha uygundur. Bütün işlerinde nefse uymaya yanaşma, yaptığı işlere boyun eğme. Çünkü nefis Allah’a (CC) düşmandır.
Nefis, şeytan; bunlar ilahi ve kudsi varlıkların yokluğunu isterler. Bir gizli düşman gibi senin manevî değerini bitirmeye gayret ederler.
Allah’a (CC) sığın. Kurtuluş yollarını ara. Daima onlara:
– “Siz benim ruhumu karartıyorsunuz, sizi bağışlamam.
De. Allah’ın (CC) şu ayetini daima onlara oku:
– “Eğer şükrederseniz ve iman sahibi olursanız Allah (CC) size niçin azap etsin?
Şunu da nefsinin kulağına oku:
– “Allah (CC) hiçbir şeyde insanlara zulmetmez, lakin insanlar kendilerine zulmederler.
Bunlara benzer birçok ayet-i kerime ve Hadis-i Şerif vardır; onları ara, bul, oku.
Allah (CC) için nefsine hasım ol. Nefse karşı bir ilahi asker ol. Çünkü ilahi kuvvetlerin en büyük düşmanı nefistir. Hz. Resul (SAV), Hz. Davud’a (AS) yapılan bir hitabı bize bildirmiştir. Onun burada söylenmesini yerinde buluyoruz:- “Ya
Davud (AS); hevanı, nefsini bırak. Çünkü saltanatım içinde nefis ve hevadan başka benimle çekişen yoktur.

Kaynak : Fütuhu`l Gayb – Abdülkadir Geylani ( k.s.)

Posted in Abdülkadir Geylani, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 2 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: