Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘EVLİYA ÇELEBİ’

Evliya Çelebi Nasreddin Hoca Türbesi`nde Yaşadığı Olay Neydi ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 31, 2017

Evliya Çelebi Nasreddin Hoca Türbesi`nde Yaşadığı Olay Neydi ?

Evliya Çelebi, Nasreddin Hoca’nın türbesini ziyaretini Seyahatnamesinde şöyle anlatır:

Nasreddin Hoca, Akşehir’de dört tarafı parmaklıklı ve üzeri kubbeli türbesinde medfundur.

Gece yarısı göç boruları çalınıp bütün yükler giderken ben de hizmetçilerimi gönderdim. Bir kölemle gece yarısı şehirden dışarı çıktım.

“Her kim Hoca Nasreddin’i ziyâret ederse bazı latifelerini hatırlayıp elbette güler.” diye düşündüm.

“Anayolun sol tarafında mezarlığa doğru mübarek kabrine at ile vardım ve:

– Esselâmü aleyküm ey kabir ehli! dedim.

Hemen Hoca Nasreddin Türbesinden:

– Ve aleykümselam ey himmetli can, diye ses geldi.

Atım ürktü, iki ayak üzere kalkıp fırlayarak mezarlık içinde şahlandı. Bir ayağı bir kabre girdi, güçlükle zaptettim. Hemen yine Hoca Türbesi’nden:

– Ağa sadakanızı verin de güle güle gidin, diye seslenildi.

Meğer türbedar imiş.

– Bire adam, ben kabir ehline selâm verdim. Sen dünya ehli iken niçin selâm aldın, dedim. Birkaç akçe sadaka verdim. O da:

– Var yardımcın Allah ola! diye duâ etti.

Bazan bunu hatırlar ve gülerim.

Kaynak : Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mizah, Nasreddin Hoca, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Evliya Çelebi’nin Biz Torunlarına Nasihatleri !

Posted by Site - Yönetici Mayıs 16, 2013

Evliya Çelebi,evliya-c3a7elebi

Evliya Çelebi’nin Biz Torunlarına Nasihatleri !

Besmelesiz yemek yeme.
Sırrın var ise sakın kimseye söyleme.
Cünüp iken yemek yeme.
Elbisenin söküğünü üstünde dikme.
İyi adını kötüye çıkaracak davranışlarda bulunma.
Kötüyle arkadaş olma, pişman olursun.
Daima ileri hedefin olsun, geriye takılıp kalma.
Harama tevessül etme.
Kimsenin payına/hakkına göz dikme.
Bir şey koymadığın yere el uzatma.
İki kişi konuşurken dinleme.
Ekmek ve tuz hakkını gözet.
Namahreme bakıp ihanet etme.
Davetsiz bir yere gitme. Gidersen emin olduğun yere, namuslu kimseye git.
Sır sakla.
Her mecliste duyduğun şeyleri/sözleri aklında tut.
Evden eve söz taşıma.
Kötülemekten, fenalıktan uzak ol.
Ahlaklı ol.
Herkesle iyi geçin.
İnat ve kötü sözlü olma.
Senden büyüklerin önünden gitme.
İhtiyarlara hürmet et.
Daima temiz ol.
Haram ve yasak edilen şeylere yaklaşma.
Beş vakit namaza devam edip iyi hâl ile tanınarak, ilim ve faziletle meşgul ol.
Her zaman geniş kalpli ve hoş meşrep ol.
Beraber olduğun, tanıştığın kişilerden asla bir şey isteme. Buna riayet etmezsen seni küçük görürler, itibarını kaybedersin.
Rıza lokmasıyla yetin.
Elindeki imkânları israf etme.
Kanaatkâr ol. Çünkü kanaat tükenmez bir hazinedir.

(Evliya Çelebi)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Evliya Çelebi

Posted by Site - Yönetici Temmuz 6, 2010

Evliya Çelebi

Evliya Çelebi

Evliya Çelebi

Dünyanın çeşitli bölgelerini 17’inci yüzyılda yarım asır at sırtında gezerek dünya tarihinin en önemli gezi eserlerinden Seyahatname’yi yazan ünlü gezgin Evliya Çelebi’nin doğumunun 400’ncü yılı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından anma yılı takvimine alındı. Anma etkinlikleri gelecek yıl yapılacak.

Evliya Çelebi, 1611 yılında İstanbul Unkapanı’nda doğdu. Kültür ve Turizm Bakanlığının resmi internet sitesinde yer verilen bu bilgiye karşı bazı kaynaklarda onun, Kütahya’nın günümüzde Saray Mahallesi diye bilinen Zeryen Mahallesi’nde doğduğundan bahsediliyor.

Evliya Çelebi’nin ailesi, İstanbul’un fethinden sonra Kütahya’dan buraya gelip Unkapanı yöresine yerleşti. İlköğrenimini özel olarak gördükten sonra bir süre medresede okudu, babasından tezhip, hat ve nakış öğrendi, musikiyle ilgilendi. Kuran’ı ezberleyerek hafız oldu. Enderun’a alındı, dayısı Melek Ahmed Paşa’nın aracılığıyla Sultan 4. Murad’ın hizmetine girdi.

SEYAHAT YA RESULALLAH…’

Evliya Çelebi’nin geziye karşı duyduğu ilgi, çocukken babası ve yakınlarından dinlediği öykü, söylence ve masallardan kaynaklanıyor. Seyahatname’de geziye duyduğu ilgiyi anlatırken, 1630’da bir gece rüyasında Hazreti Muhammed’i gördüğünü, ”Şefaat ya Resulallah” diyeceğine şaşırıp ”Seyahat ya Resulallah” dediğini, bunun üzerine ona gönlünce gezme, uzak ülkeleri görme imkanı verildiğini ifade etti.

Bu rüya üzerine 1635’te önce İstanbul’un bütün yörelerini dolaşmaya, gördüklerini, duyduklarını yazmaya başladı. 1640’ta Bursa, İzmit ve Trabzon yörelerini gezdi, 1645’te Kırım’a Bahadır Giray’ın yanına gitti. Yakınlık kurduğu kimi devlet büyükleriyle uzak yolculuklara çıktı, savaşlara, mektup götürüp getirme göreviyle ulak olarak katıldı.

Yanya’nın alınmasıyla sonuçlanan savaşta, Yusuf Paşa’nın yanında görevli bulundu. 1646’da Erzurum Beylerbeyi Defterdarzade Mehmed Paşa’nın muhasibi oldu.

Doğu illerini, Azerbaycan’ın, Gürcistan’ın kimi bölgelerini gezdi. Bir ara Revan Hanı’na mektup götürüp getirmekle görevlendirildi ve bundan dolayı Gümüşhane, Tortum yörelerini dolaştı. 1648’te İstanbul’a dönerek Mustafa Paşa ile Şam’a gitti, 3 yıl da o dolaylarda gezdi.

1651’den sonra Rumeli’yi dolaşmaya başladı, bir süre Sofya’da bulundu. 1667-1670 arasında Avusturya, Arnavutluk, Teselya, Kandiye, Gümülcine, Selanik bölgelerini gezdi. Kaynakların bildirdiğine göre, Evliya Çelebi’nin gezi süresi 50 yılı kapsıyor. Mısır’dan dönerken ya da İstanbul’da 1682’de öldüğü sanılan Evliya Çelebi’nin kabrine ait herhangi bir bilgiye tarihi kaynaklarda yer verilmezken, kabrinin kayıp olduğu belirtiliyor.

50 YILLIK GEZİSİNİ 10 CİLTLİK SEYAHATNAME’DE TOPLADI

Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde, gezdiği ülkelerin yeme içme alışkanlıkları, ekonomisi, giyim şekli, coğrafi durumu, dili, gelenek ve görenekleri hakkında ilginç bilgiler verdi. Gördüklerini ve gözlemlerini bu eserinde tarih ve yer belirterek yazdı. Gerçekçi bir gözle izlediği olayları yalın ve duru, zaman zaman fantastik bir anlatımla halkın anlayacağı şekilde yazdı, halkın anlayacağı deyimleri fazlaca kullandı.

Ünlü seyyahın 10 ciltlik Seyahatname’si, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içeriyor. Günümüzde unutulan Ankara civarında tiftik keçisi yününden sof elde edilişi, Mudurnu’da iğne yapımcılığı gibi yörelere özgü ekonomik faaliyetler hakkında bilgiler aktardı. Türk kültür tarihi ve gezi edebiyatı bakımından önemli bir yere sahip olan Seyahatname’de, Anadolu’nun yanı sıra Kuzey Afrika, İran, Kafkaslar, Orta ve Kuzey Avrupa’dan bahsediliyor.

SEYAHATNAME’DE ANLATTIĞI MEMLEKETLER

Evliya Çelebi’nin çağının konuşma dilini kullandığı Seyahatname’nin birinci cildinde İstanbul ve civarı, ikinci cildinde 1640’te yaptığı Buca, Batum, Trabzon, Kafkasya, Girit, 1645’teki Erzurum, Azerbaycan, Gürcistan seferleri, üçüncü cildinde Şam, Suriye, Filistin, Urmiye, Sivas, El-Cezire, Ermenistan, Rumeli, Bulgaristan ve Dobruca, dördüncü cildinde Van, Tebriz, Bağdat, Basra gezisi yer alıyor.

Eserin beşinci cildi, Van, Basra seyahatinin sonuyla başlıyor ve Oçakov gezisi, Rakoçzi’ye karşı sefer, Rusya seferi, Anadolu asilerine karşı hareket, Çanakkale yolu ile Bursa’ya gidişi, Boğdan’a gidişi, Transilvanya seyahati, Bosna’ya gidişi, Dalmaçya seferi, Sofya’ya gidişinden oluşuyor. Çelebi’nin Balkanlar ve Avrupa izlenimlerine yer verdiği altıncı ciltte, Transilvanya seferi, Arnavutluk gidişi ve İstanbul’a dönüşü, Macar seferi, Uyvar’ın kuşatılması, 40 bin Tatarla Avusturya, Almanya, Flemenk’e ve Baltık Denizi’ne kadar gitmesi, Uyvar’ın zaptı, Belgrad’a gidişi, Hersek’e gönderilmesi, Ragusa seyahati, Karadağ ve Kanije seferleriyle Hırvat memleketindeki gezileri bulunuyor.

Seyahatname’nin yedinci cildi, Avusturya, Kırım, Dağıstan, Deşt-i Kıpçak, Esterhan, sekizinci cildi Kırım, Girit, Selanik, Rumeli, dokuzuncu cildi Kütahya, Afyon, Manisa, İzmir, Sakız Adası, Kuşadası, Aydın, Tire, Denizli, Muğla, Bodrum, Ege Adaları, Isparta, Antalya, Alanya, Karaman, Silifke, Tarsus, Adana, Maraş, Antep, Kilis, Halep, Lazkiye, Şam, Beyrut, Sayda, Safed, Nablus, Kudüs, Medine, Mekke ve civarlarını kapsıyor. Eser, Evliya Çelebi’nin son gezdiği memleket olan Mısır izlenimleriyle 10’uncu ciltte sona eriyor.

ÇELEBİ’NİN HAC YOLCULUĞU TARİHÇİLERE İLHAM KAYNAĞI OLDU

Evliya Çelebi’nin 339 yıl önce hac ibadetini gerçekleştirmek üzere çıktığı yolculuk, Kanada, ABD ve İngiltere’den tarihçilere ilham kaynağı oldu. İskoçya’da bulunan Edinburg Üniversitesi öğretim üyesi ve Türk tarihi araştırmacısı Dr. Caroline Finkel, Seyahatname ile ilgili çalışmaları sırasında tanıştığı araştırmacılarla 21 Eylül 2009’da Yalova’nın Hersek köyünden uzun bir yolculuğa başladı.

Ünlü seyyahın 1671’de hacca gitmek için Yalova’dan başladığı yolculuğunda izlediği güzergahın ilk bölümünü atla geçen Dr. Finkel ile Edinburg Üniversitesinden Gerald MacLean, Exerter Üniversitesinden Prof. Dr. Donna Lanry, Kent Üniversitesinden Susan Wirth ve New York Der Spigel’de görevli Therese Tardif, seyahat sırasında bazı yerleşim birimlerinde mola vererek Türk kültürüyle ilgili bilgiler edinip belgesel program için çekim yaptı.

Marmara ve Ege bölgelerinde 40 günlük yolculukları süresince çadırlarda konaklayan ve Küresel Konumlama Sistemi (GPS) cihazından yararlanan grup, gelecek yıl Seyahatname’ye ışık tutacak bir kitap ve belgesel ortaya çıkarmak için hazırlıklarını sürdürüyor.

UNESCO, DOĞUMUNUN 400’ÜNCÜ YIL DÖNÜMÜNÜ UNUTMADI

UNESCO, ünlü gezgin Evliya Çelebi’nin 400’üncü doğum yılına rastlayan 2011’i, geçen yıl ekim ayında UNESCO ile ilişkilendirilen anma yıl dönümleri kapsamına dahil etti.

Dil, halk bilimi, sanat tarihi, topoğrafya, dinler tarihi, tasavvuf tarihi ve yerel tarih araştırmalarının en önemli kaynaklarından olan Seyahatname’siyle ünlü Evliya Çelebi, gelecek yıl anısına organize edilecek çeşitli etkinliklerle anılacak.

Öte yandan, Evliya Çelebi, Fransa’nın Strasbourg kentindeki Avrupa Konseyinde düzenlenen bir sergide, tarihe damga vuran 20 kişi arasında gösterildi.

..

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Evliyalar, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

EVLİYA ÇELEBİ

Posted by Site - Yönetici Mayıs 1, 2008

evliya celebi,Seyahatname, evliya-c3a7elebiya-baba-nasihati

EVLİYA ÇELEBİ

On ciltlik muhteşem eseri “Seyahatnamesi” ile dünya çapında tanınan âlimimiz ve seyyahımız Evliya Çelebi‘nin hayatının dönüm noktası bir rüya ile başlar. Seyahatnamenin birinci cildinde gördüğü bu rüyayı şöyle anlatmaktadır:

“İstanbul’da hanemde bir gece uykuya dalmıştım. Birden bire kendimi Yemiş iskelesi yanında bulunan Ahi Çelebi Camiinde gördüm. Camiinin içi nur yüzlü bir cemaatle dolup taşmıştı. Ben de bu camiinin içine girerek minberin dibine diz çöküp oturdum. Bu nur yüzlü pirleri hayranlıkla temaşaya daldım. Fakat bunlann kim olduklarını anlayamamıştım. Nihayet yanımda bulunan bir zata sordum: ‘-Benim sultanım, ism-i şerifinizi ihsan buyurur musunuz?’ dedim. O zat, Kemankeşlerin Piri “Sa’d ibni Ebi Vakkas“ olduğunu söyledi. Derhal elini öptüm. Yine:

“-Sizin yanınızdaki zatlar kimlerdir?’ diye sual ettiğimde: ‘Sahabe-i Kiram ve Ensar Hazretleridir dedi. O tarafa baktım. Bu zatlar sıra ile Hazret-i Ebu Bekir (ra), Hazret-i Ömer (ra), Hazret-i Osman (ra), Hazret-i Ali (ra) idiler. Bunları doya doya seyredip taze can buldum. Mihrapta ise Kâinatın Efendisi Peygamber Efendimiz Aleyhisselâtü vesselam oturmakta idi. Biraz sonra yanımda oturmakta bulunan Sa’d İbni Ebi Vakkas Hazretleri elimden tutup beni Peygamber Efendimizin huzuruna götürdü ve dedi ki:

” ‘Âşık’ı sâdıkın ve ümmet-i müştakın Evliya kulun şefatin rica eder.’

“Ben de derhal Hazret-i Peygamberin dest-i mübareklerini bûs ettim. Fakat heybetlerinden çok korkarak titredim. Kendilerine:

” ‘Şefaat ya Resulallah!‘ diyeceğim yerde:

“Seyahat ve Resulullah! diyi verdim. Cenab-ı Peygamber derhal tebessüm ettiler. Seyahatlerimin hayırlı olması için ‘Fatiha’ dediler. Bundan sonra sıra ile Eshab-ı Kiram’in ellerini birer birer öptüm. Cümlesi:

“Seyyâh-ı âlem ve ferîd-i beni âdem ol! “diye dua ettiler. Ben de Ahi Çelebi Camiinden dışarı çıktım.

“Sabah olup uyanınca bir abdest alıp bu rüyamı tabir ettirmek üzere Kasımpaşa’da İbrahim Efendi Hazretlerine gittim. Bu zat bana:

“Sen büyük bir seyyah olacaksın!’

“buyurdu. Ben de bundan sonra seyahata çıkıp gördüklerimi yazmaya başladım.”

Sahabelerin yaptığı dualar Dergâh-ı İlâhî’de kabul olunmuş ve Evliya Çelebi benzeri olmayan ve sahasında da tek olan dünya seyyahı oluvermiştir.

Asya, Avrupa ve Afrika’ya yayılan imparatorluğun topraklarını adım adım dolaşarak gördüklerini tesbit eden Evliya Çelebi’nin telif ettiği on bin sahifelik “Seyahatname”si emsalsiz bir tarih ve coğrafya eseri olarak dünya ilim âleminin dikkatini çekmiştir

Meşhur seyyahımız 1630’da gördüğü yukarıda bahsi geçen rüyadan sonra, ilk seyahatim 1640’ta ailesinden gizli olarak Bursa’ya yapmıştır. Çıktığı bu ilk seyahati bir ay devam etmiştir. Evliya Çelebi Seyahatnamenin ikinci cildinde seyahat dönüşü babasının tavrım ve kendisine yaptığı nasihatlan şöyle anlatmaktadır:

“Hakir o gün hane-i gamkînimize (gam içinde olan evimize) varıp peder ü mâderin (baba ve ananın) dest-i şeriflerini (ellerini) öpüp huzur-i şeriflerinde (önlerinde) karar ettiğimde (durduğumda) peder-i azizim eyitti:

“Safa geldin Bursa seyyahı! Sefa geldin! ‘Halbuki ne canibe gittiğimden kimsenin haberi yok idi. Hakir dedim: ‘Sultanım, hakirin Bursa’da idiğimi nerden bildiniz?’

“Buyurdular ki: -Sen bin elli senesi muharreminin aşuresinde (1640 senesi Mayıs başları) kaybolduğun gece ben nice me’sure (makbul dualar) tilâvet ettim. Bin kerre “kevser” suresini okudum. Ol gece Âlem-i menamda (uykuda) seni gördüm ki Bursa’da Emir Sultan zaviyesinde ruhaniyetten istimdat ile seyahat rica edip bükâ ederdin (ağlardın) o gece bana nice ehl-i hal canlar rica edip senin seyahata gitmekliğin için izin talep eylediler. Ben de ol gece cümlesinin rızasıyla sana destur (izin) verdim. Fatiha tilavet eyledik.

“Gel imdi, oğul! Şimdengeri (bundan sonra) sana seyahat göründü. Allah mübarek eyliye. Amma sana nasihatim var” diye elimden yapışıp, huzurunda ayak üzerine durdurup sağ eliyle sol kulağımı burarak şu nasihata ağâz eyledi (başladı):

“Oğul! âdem yoksul olur, besmelesiz taam (yemek) yeme. Sırrın var ise sakın avratına deme. Cünüp iken yemek yeme. Esvabının (elbisenin) söküğünü üstünde dikme. İyi adını keme takma. Keme (kötüye) yoldaş olma, zararını çekersin. Sen yürü ileri, gözüm, kalma geri. Alay bozma…”

Seyahat için babasından da ruhsat alan Evliya Çelebi o tarihten itibaren vefatına kadar durmadan gezip dolaşmıştır.

Tatlı dilli, hoş sohbet seyyahımız Evliya Çelebi, 1611 yılında, İstanbul’un Unkapanı semtinde dünyaya gelmiştir.

Asıl ismi Hafız Mehmed Zıllî Evliya idi Aslen Kütahyalı olan babası, Sultan IV.Murad’ın Kuyumcubaşısı Derviş Mehmed Zıllî Efendi de âlim bir zattı. Evliyanın kuvvetli bir tahsil görmesi için çalışmıştır. Evliya da babasını mahcup etmemiş, zekası, çalışkanlığı ve kabiliyetiyle hocalarının takdirini kazanmıştır. Hamid efendi medresesindeki tahsilini ikmal ettikten sonra, tanınmış âlim Ahfeş Efendi’den yedi sene ders almış, Evliya Mehmed Efendi’nin de ilminden istifade etmiştir. Bilahare Topkapı Sarayındaki Enderun-u Hümayun’a girmiş, burayı bitirdikten sonra da sipahi sınıfına dahil olmuştur.

Sultan IV.Murad, ilmini ve ahlakını yakinen bildiği Evliya Çelebiyi saraya muhasib olarak almıştır. Evliya Çelebi Sultan İbrahim ve Sultan IV. Mehmed devirlerinde de mühim resmi vazifeler almış ve bu vazifeler dolayısiyle çeşitli beldeleri gezmiştir.

Defterdarzade Ahmet Paşa ile Anadolu’yu, Şam Beylerbeyi Murtaza Paşa ile Suriye ve Filistin’i gezdikten sonra Melek Ahmed Paşa’nın sadrazamlığında sadarette memuriyet almış, Paşa’nın Rumeli Beylerbeyliğine gönderilmesi üzerine onu takib etmiştir.

Fazıl Ahmed Paşa’nın ordusuyla birlikte Avusturya’ya gitmiş, yolda gördüğü yerler hakkında çeşitli malzeme toplamıştır.

Elçi Mehmed Paşa ile birlikte Viyana’ya gitmiş, bu vesile ile Avusturya şehirlerini dikkatle tedkik etmiştir. Seyahatini İspanya, Hollanda ve Danimarkaya kadar uzatmış, daha sonra Eflak-Boğdan, Kırım, Kafkasya ve Hazer Denizi çevresini, Volga boylarını incelemiştir.

Hac vazifesini yerine getirmek için Hicaza, oradan Mısır, Sudan ve Habeşistan’a gitmiştir.

Yetmiş senelik ömrünü devamlı seyahat etmekle geçiren Evliya Çelebi, Osmanlı devletinin hemen bütün şehirlerini ve kasabalarını gezmiştir. Anadolu, Rumeli, Suriye, Irak, Mısır ve Hicaz’ın yanı sıra Macaristan, Transilvanya, Almanya, Hollanda, Bosna-Hersek, Dalmaçya, Güney Rusya, Kırım, Kafkasya ve İran’ın birçok bölgelerini dolaşmıştır.

Gördüklerini basit bir şekilde ele almamış, köklü incelemelerde bulunmuştur. Bölgelerin ahlak, görgü ve an’anelerini, meşhur şahıslarını, binalarını ve tarihlerini inceledikten sonra kaleme almıştır.

Seyahatlerinden bir kısmını savaşlara katılmak suretiyle yapan Evliya Çelebi, bizzat savaşlara da katılmış ve silah kullanmada, ata binmedeki maharetini harp meydanında göstermiştir.

Güzel sesi ve hoş sohbeti ile her zaman padişahların, vezirlerin ve komutanların yanıbaşında bulunmuştur. Onun hoş sohbeti yazı üslubuna da aksetmiş ve ölmez eseri “Seyahatname” zevkle okunan bir klasik hüviyetini asırlardan beri muhafaza etmiştir

Ömrünü ilme adayan bu değerli âlim ve seyyahımız hiç evlenmemiştir.

1681’de vefat eden Evliya Çelebi’nin mezarı kayıptır.

Seyahatname’si muhtelif dillere tercüme edilmiş olan dünya çapında şöhret sahibi Evliya Çelebi’nin mezarının kayıp oluşunu kabullenmek istemiyorduk bir türlü. Araştırmaya başladık. Tarihî kaynaklar, Evliya Çelebi’nin Mısır Seyahati dönüşünde İstanbul’da vefat ettiğini ve Lohusakadın türbesinin yanına defnedildiğini söylemekteydi. Şişhanede bulunan Lohusakadın türbesinin yanında Meyyiz Zade Kabri ve onun bitişiğinde Evliya Çelebi ailesine ait mezarlık bulunmaktaymış. O civarda yaptığımız araştırmada, Lohusakadın türbesinden başka hiç bir mezar göremedik. Nasıl olurdu, koskoca mezarlık nereye giderdi? Kafamıza düğümlenen suallerin cevablarını değerli tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı’da bulduk. Şöyle diyordu Konyalı:

“Evliya Çelebi ve babası, IV.Murad’ın kuyumcubaşısı Mehmed Zıllî Efendi Lohusakadın türbesinin yanında medfundur. Fakat yol yapılırken ordaki bütün mezarlar yerinden söküldü ve mezar taşları bir çukura dolduruldu. Ben yol yapılırken gitmiş ve mezar taşlarını görmüştüm.”

Bu ifadeden sonra tekrar Şişhane’ye gittik ve bu defa mezar taşlarını aramaya başladık. Ne yazık ki bütün aramalarımıza rağmen bir tek mezar taşına bile rastlayamadık. Evet, Koca Evliya Çelebi’nin, Mehmed Zilli Efendi’nin ve daha nice büyüklerin mezarları yok olmuştu, yok dilmişti. Evliya Çelebi’yi araştıran Batılı bir araştırmacı İstanbul’a gelip Evliya Çelebi’nin mezarını sorsa, “yoktur” veya “kayıp” cevabı verilecekti. O da “Ayıp” diyemeyecek kadar nezaket sahibi ise, “yazık” diyecekti. Nitekim öyle de demektedirler

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İlginç | Etiketler: | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: