Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘Canakkale’

Kolumu Kesiver Kumandanım

Posted by Site - Yönetici Nisan 24, 2015

Kolumu Kesiver Kumandanım,Çanakkale

Kolumu Kesiver Kumandanım

Çanakkale harbi nasıl bir îman gücüyle kazanıldı? Bu soruya cevap niteliğinde Çanakkale muhârebelerinde kumandanlık yapmış ve yaralanmış olan emekli bir subay, hâtırâtında şöyle anlatıyor:

Çanakkale Harbi’nin devam ettiği günlerden birindeyiz. O gün akşama kadar devam eden savaş, bu nisbetsiz üstünlüğe karşı yine zaferimiz ile netîcelenmek üzereydi. Gözetleme yerinde muhârebenin son safhasını heyecanla takip ediyordum. Mehmetçiklerin “Allah Allah…” nidâları ufku titretiyor, korkunç bir medeniyetin bütün heybetini temsil eden top seslerini bile bu müthiş haykırışlar bastırıyor gibiydi.

Bir aralık, yanımda bir ayak sesi duyar gibi oldum. Geriye dönünce Ali Çavuş ile karşılaştım. Sapsarı olmuş yüzünde müthiş bir ıztırap okunuyordu. Daha neyin var demeye kalmadan, o her şeyi anlatmaya yetecek olan kolunu bana gösterdi. Dehşetle ürpermiştim. Sol kolu bileğinin dört parmak kadar yukarısından aldığı bir isâbetle hemen hemen tamamen kopacak hâle gelmişti ve elini yere düşmekten ancak zayıf bir deri parçası alıkoymakta idi. Ali Çavuş dişlerini sıkarak ıztırâbını yenmeye çalışıyordu. Sağ elindeki çakıyı bana uzattı:

“–Şunu kesiver kumandanım!” dedi.

Bu üç kelimelik cümle, öyle müthiş bir istek, öyle bir mecbûriyet ifâde ediyordu ki, gayr-i ihtiyârî çakıyı aldım ve derinin ucunda sallanan eli koldan ayırdım. Bu tüyler ürpertici vazifeyi yaparken de:

“–Üzülme Ali Çavuş, Allah vucûduna sağlık versin!” diye moral vermeye çalışıyordum.

Çok geçmeden Ali Çavuş, yalnız elini değil, vatan uğruna fânî vucûdunu da fedâ etti. Gözlerini hayata yumarken de:

“–Vatan sağ olsun! Allah îmandan ayırmasın!.. Canım vatana fedâ olsun!..”cümlelerini tekrarlayarak son nefesini vermiş, etrafı küçük bir kan gölü hâline gelmişti.

***
Çanakkale harbi nasıl bir îman gücüyle kazanıldı? Bu hususta, bizzat harbe iştirâk etmiş bulunan kahraman yiğitler, zaferin taktiğini şu şekilde anlatıyorlardı:

“Gönüllerimiz Allâh’a niyaz hâlindeydi. O’nun yardım ve istiânesine sığınmıştık. Kumandanlarımız da sürekli olarak bize «Salât-ı Nâriyye»yi okutturuyorlardı… Böylece ilâhî yardıma nâil olduk…”

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Âbide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle OSMANLI, Erkam Yayınları.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Çanakkale Ruhu ve Şahadet

Posted by Site - Yönetici Mart 18, 2015

Çanakkale Şehitlik Turu, Gezisi, Çanakkale Şehitlikleri, Gezi Rehberi, Gezi Haritası, Alan Kılavuzu, Resimler, Videolar, Yazılar, MakaÇanakkale Şehitleri Tanıtım ve Araştırma Derneği,Çanakkale Şehitlerine Şiiri - Mehmet Akif Ersoy

Çanakkale Ruhu ve Şahadet

Bizler kahramanlık örnekleri ve zaferlerle dolu bir tarihe sahibiz. Şüphesiz bu kahramanlık destanlarından biri de Çanakkale Zaferidir. Bu zaferin, milletimizin tarihini taçlandıran olaylar arasında, önemli bir yeri vardır. Çanakkale zaferi tarihimizi taçlandıran kahramanlık destanlarından biri, Milletimizin tarih boyunca verdiği en büyük ve en zorlu sınavıdır.

Can ve malın Allah yolunda vatan uğrunda feda edilebilmesi, kulun rabbine karşı muhabbetinin en güzel bir ifadesidir. Bunun içindir ki Allah Resulü (s.a.v.) “Kudretiyle beni yaşatan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, diriltilip yine şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı”(1) arzu ederdim buyurmuştur.

Çanakkalede verilen mücadelede yurdun dört bir tarafından eli silah tutan vatan evladı görev almış, tek yürek ve yekvücut olarak savaşmıştır. Cephede inançlı bir asker, cephe gerisinde ise merhametli bir insan olmanın eşsiz örneklerini veren Mehmetçik, hastaya, hastaneye, silahsıza ve teslim olana ateş etmemiş, esire misafir muamelesi yapmıştır.

Çanakkale geçilmez” destanı iki yüz elli bin imanlı vatan evladının şehadet şerbetini içmesi ile yazılmıştır. Sedye ile götürülen bir yaralı askerin komutanın yanından geçerken “şehit olmadım paşam diyerek üzüntüsünü dile getirmesi, iman gücünün en açık bir örneğidir. Allah Teala Kur’an-ı Keriminde “Allah yolunda öldürülenleri ölüler demeyin, bilakis onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz”(2) buyuruyor. Peygamberimiz(s.a.v.) “Cennete giren hiçbir kimse yeryüzündeki her şeykendisinin olsa bile dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü ikram ve itibar sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.”(3) “şehitliği gönülden arzu eden kimse şehit olmasa bile sevabına nail olur.”(4) müjdesini veriyor.

Milli birlik ve beraberliğin en güzel örneğini Çanakkale ruhunda görüyoruz. Bu toprakları düşmanlara çiğnetmemek, Anadolu’nun bağrından semaya yükselen ezan seslerini susturmamak, toprağın altındaki şehitleri rahatsız etmemek, üstündekileri de zillete düşürmemek için canla başla çalışmak, çocuklarımıza Çanakkale destanını ve ardındaki manevi ruhu anlatmak, bize bırakılan bu maddi ve manevi mirasa sahip çıkmak, hem dini hem de milli borcumuzdur. Zira; “sahipsiz olan memleketin batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır”.

Tarihini Bilmeyenlerin Coğrafyasını başkaları çizer” sözünü unutmayalım. Bütün bu gerçekler karşısında bize düşen en önemli görev, Çanakkale ruhunu çok iyi kavramaktır. O ruhu tüm benliğimizle yaşamak ve yaşatmaktır. Gençlerimize, geleceğimize bu ruhu vermektir. Aramıza sokulmak istenen fitnelere karşı uyanık olmaktır. Milletçe, kardeşlik duyguları içinde kenetlenmektir. Unutmayınız ki, Çanakkale’de emperyalist dünyanın sırtını yere getiren şehitlerimizin, bize emanet ettikleri bu ruhu ancak böyle yaşatabiliriz. YAZIMIZA burada son verirken, Çanakkale’de destanlar yazan ve bize bu cennet vatanı ve onu koruyacak en önemli güç olan Çanakkale ruhunu miras bırakan aziz şehitlerimize Yüce Mevlâ’dan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun.

Şerife Şevval Kardelen
______________________________________

1-Buhari, Cihad 7 /2835

2-Bakara S. Ayet-154

3-Buhari, Cihat-199

4-Buhari, Cihat-21

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

ÇANAKKALE SAVAŞINDAN İMAN VE VATAN AŞKI İLE DOLU EDİNCİKLİ MEHMET ER…

Posted by Site - Yönetici Mart 19, 2010

şehit

şehit

ÇANAKKALE SAVAŞINDAN İMAN VE VATAN AŞKI İLE DOLU EDİNCİKLİ MEHMET ER…

“Edincikli Mehmet Er’in bir top mermisinin parçaladığı kolundan kanlar içerisinde bir et parçası sarkmaktadır.Yalvarırcasına:

Komutanım ne olur şu kolumu kes!

Sağ eliyle yakaladığı ve tuttuğu sarkık kola bakan Teğmen donmuştur.Edincikli Mehmet Er tek ve emin sesi ile tekrarlar:

Allah Aşkına, Allah Rızası için kes şu kolumu!!!

Bu ilahi cümleleri eimr gibi işiten Teğmen Saip, bıcağı  kola vurur.Gık bile dememiştir, Edincikli Mehmet.Bir sağ elindeki kola, bir ileride Allah! Allah! nidaları arasında çarpışan erlere bakar ve kolu fırlatır: “Bu kol vatana feda olsun,” der.Yerdeki et parçalrından başını kaldıran Teğmen’in karşısında kimse yoktur.Çünkü, Edincikli, Hakla alış verişe başlayınca herşeyi, acıyı, özlemleri unutuyor, rahmet deryalarında, tecelli dalgalarında yıkanıp arınırken, kolunun fani bedenden ayrılma işlemini duymuyordu.O ateş, o yangın fakat getirilmez feryatlar içinde, edincikli bu cehennemi ateş altında kendinden geçti.Bir avuç istek ve özlem halinde yandı, tüttü.

Edincikli Mehmet, çoktan kolunun öcünü almak için vatan için Allah için hücum saflarına katılmıştı.Alayların içine karışır, teke tek vuruşur.Onu durdurmak mümkün değil artık, yine harikalar gösterir, bire bir dövüşür, bire on dövüşür, bire yüz dövüşür… Allah’ın yardımıyla haklamadığı kafir kalmaz.Ama kaderden kaçılmaz ki!

Kolunun kopmasıyla kaybettiği kan onu halsiz düşürmeye başlamış Edincikli’ye şimdi de şehitlik mertebesi ekleniyordu.Güzel yüzü soldu, sarardı, canı teninden süzüldü…Gözü dünyaya kapandı…”

Makaleyi gönderen :  Şeyma


Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 5 Comments »

Çanakkale-Gelibolu resimleri – 2009

Posted by Site - Yönetici Ekim 19, 2009

Çanakkale-Gelibolu resimleri – 2009

Yıllarca hayalini kurupda gidemedigimiz Çanakkale – Gelibolu’ya gitmek bu sene nasib oldu.Türsab’dan gelen rehberimizin anlatımlarına hayran kaldık,Her Müslüman Türk’ün Çanakkale ve Geliboluyu görmelerini tavsiye ederim.Bursa ve Çanakkale’den çektigimiz resimleri zamanla burada sizler ile paylaşmaya çalışacagım inşallah.

Bizim ile bu tura katılan Hüseyin Yakıcı’ya Şaban Yakıcı’ya Haydar Tüfekçi ailelerine ve ‘’ Göl Tur ’’a Teşekkür ederiz.

NOT : RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

Hüseyin yakıcı - Çanakkale-Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı - Çanakkale-Gelibolu resimleri - 2009Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Hüseyin yakıcı – Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Çanakkale – Gelibolu resimleri - 2009

Posted in Diger Konular, Fotograflar, Güncel, Gündem, Genel, Resimler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , , | 2 Comments »

BEDELİ ÇANAKKALE’DE ALTIN OLARAK ÖDENECEKTİR

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2008

Bedeli Çanakkale de Altın olarak Ödenecektir

BEDELİ ÇANAKKALE’DE ALTIN OLARAK ÖDENECEKTİR

Üç aylık bir tâlimden sonra Mehmed Muzaffer, ‘zâbit namzeti’ olarak Çanakkale’de idi. (Mart 1916). Müttefik İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale’de uğradıkları mağlûbiyetlerden ve verdikleri yüzelli bin zâyiattan sonra Boğaz’ı aşamayacaklarını anlamışlar, 1915’in son haftasıyla 1916’nın ilk haftasında bütün hatları tahliye edip, çıkıp gitmişlerdi.

Muzaffer, Çanakkale’ye vardığında harp durmuştu. Zaman zaman, İmroz-Bozcaada’da üslenmiş düşman gemileri ve uçakları bombardımanda bulunuyorlarsa da, 1915 Nisan’ından Aralık sonuna kadar sekiz ay süren kanlı bağuşmalara kıyasla bu bombardımanlar ‘hiç’ mesâbesindeydi. Çanakkale’deki birliklerin büyük bir kısmı, Kafkas, Irak ve Filistin cephelerine sevkedileceklerdi. Hazırlanma ve noksanları ikmâl emri aldılar.

Muzaffer, birliğinin alay karargâhında vazifeliydi. Alayın kamyon ve otomobil lastiği ile diğer bir takım malzemeye ihtiyacı vardı. Bunlarsa ancak İstanbul’dan sağlanabilirdi. O devirlerde bu gibi basit mübâyaalar için açık artırma yapmak, ilanlarda bulunmak, ne âdetti, ne de bunlarla kaybedilecek vakit vardı. Herşey itimatla yürütülürdü. Muzaffer, açıkgöz ve becerikli bir İstanbul çocuğu olduğundan, karagâh, gerekli malzemenin temin ve mübâyaasına onu memur etti. İcab eden paranın kendisine i’tâsı için de Erkân-ı Harbiye Riyâseti’ne hitâben yazılı bir tezkereyi eline verdiler.

O yıllar İstanbul’da otomobil ve kamyon, nâdir rastlanan vâsıtalardı. Bunlaların lastikleriyse yok denecek kadar azdı ve karaborsaydı.

Muzaffer aradı, uğraştı, nihayet Karaköy’de bir Yahûdi’de istediklerini buldu. Fiyatlar pek fâhişti ama, yapacak başka birşey yoktu anlaşmaya vardı. Lâzım gelen parayı almak üzere Erkân-ı Harbiye’ye gitti. Elindeki tezkereyi tediye merciiine havâle ettiler. Muzaffer az sonra yaşlı bir kaymakam (yarbay)’ın huzurundaydı. Kaymakam, uzatılan kezkereyi okudu. Karşısında hazırolda duran ihtiyat zâbit namzetine baktı. İsteyeceği paranın miktarını sormadan ‘Ne alınacak?’ dedi.

‘Oto ve kamyon lastiği’ cevabı verilince bir an durdu. Sonra Muzaffer’e dik dik baktı:
‘Bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal, sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun! Haydi yürü git, insanı günaha sokma… Para mara yok!’ dedi.

Muzaffer selâmı çaktı, dışarı çıktı. Harbiye Nezâreti’nin (bugünkü hukuk fakültesi binâsının) bahçesinden dış kapıya ağır ağır yürürken, ne yapacağını düşünüyordu. Malzemelere alayın ihtiyacı vardı. Eldeki (Almanlar’ın verdiği) iki Mercedes-Benz kamyon ve iki binek arabası lastiksizdi. Diğer malzemeler de mutlaka lâzımdı. Kendisi, bulur alır diye vazifelendirilmişti.

Malzemeyi bulmuştu, fakat para yoktu. Eli boş dönemezdi, bir çaresini bulmak lâzımdı.

Muzaffer bunları düşüne düşüne Bâyezid Meydanı’na vardı. Birden durdu, kendi kendine güldü. Aradığı çareyi bulmuştu! Doğru tüccar Yahûdi’ye gitti:

‘Paranın tediye muâmelesi akşamüstü bitecek. Ezandan sonra gelip malları alamam gece kaldıracak yerim yok. Yarın öğleden evvel vapurum Çanakkale’ye kalkıyor, yetişmem lâzım. Onun için, sabah ezanında geleceğim. Malları mutlaka hazır edin…’

Tüccar
‘Peki’ dedi.
Muzaffer tam ayrılırken ilâve etti:
‘Altın para vermiyorlar, kâğıt para verecekler.’
Yahûdi yine
‘Peki’ dedi.

Ertesi sabah Muzaffer, Merkez Komutanlığı’ndan araba ve neferle ezan vakti Yahûdi’nin kapısındaydı. Ortalık henüz ışıyordu. Taccar, malları hazırlatmıştı. Havagazı fenerinin yarım yamalak aydınlattığı loşlukta mallar arabaya yüklendi. Muzaffer, bir yüzlük kâime (yüz liralık kâğıt para) verdi. araba dörtnal Sirkeci’ye yollandı. Malzeme şat’a, oradan dubada bağlı gemiye aktarıldı. Az sonra da gemi Çanakkale yolunu tutmuştu.

Üç gün sonra Yahûdi, elindeki yüzlük kâimeyi bozdurmak üzere Osmanlı Bankası’na gitti. Bozmadılar.. Zira elindeki para sahte idi.

Muzaffer evrâk-ı nakdiyenin basımında kullanılan kâğıdın aynısını Karaköy kırtasiyecilerinden tedarik etmiş, bütün gece oturmuş, çini mürekkebi ve boya ile, gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemiyecek nefâsette taklit para yapmıştı. Tüccara verdiği para buydu. O devrin hakiki paralarının üzerinde yazılar arasında bir de şöyle ibâre bulunurdu:

‘Bedeli Dersaâdette altın olarak tesviye olunacaktır.’ Muzaffer yaptığı taklit parada bu ibâreyi şöyle yazmıştır. ‘Bedeli Çanakkale’de altın olarak tesviye olunacaktır.’

Onun burada altın dediği, Çanakkale’de Mehmetçiğin akıttığı, altından da kıymetli kanı idi…

Yâhudi tüccar bunu mesele yapmadı. Yapmak mı istemedi, yapmaktan mı çekindi, bilinmez. Ancak hâdise bütün İstanbul’a yayıldı. Dünyada emsâli olmayan ve olmayacak olan bu hâdise Şehzâde Abdülhalim Efendi’nin kulağına kadar gitti. Şehzade hemen lalasını göndererek Yâhudi tüccarı buldurdu.

Yüzlük taklid evrâk-ı nakdiyeyi, bedelini altın olarak ödeyip aldı. Çok zarif sedef kakmalı, içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleştirip, İstanbul Polis Okulu’ndakiEmniyet Müzesi’ne hediye etti.

Şehid Mehmet Muzaffer’in taklidini yaptığı paranın asıl 50 liralık kâğıt paradır. Bu kâğıt paralar, üzerlerinde de yazılı olduğu gibi, Rûmi 6 Ağustos 1332 (M.18.8.1916) tarihli kanunla tedâvüle çıkarılmıştır. Bu tertip kâğıt paraların en büyük kıymeti 50 liralıklardır. Yüz lira olarak bu tipte hiçbir kupür basılmamıştır. Her halde Şehid Muzaffer’in alacağı malzemenin bedeli elli liranın çok üstünde olmalıdır ki, iki tane ellilik imal edecek olsa anlaşılabileceğini düşünüp tek bir yüzlük yapmıştır. Bu kâğıt paralar yeni tedâvüle çıktığından, getirip veren de subay ve askerleri olduğundan, tüccar, bu çeşit yüzlük kâime mevcut olup olmadığını araştırmak lüzûmunu görmemiş olmalıdır. Esasen Muzaffer’in ‘sabah ezanı vakti’ üzerinde durması da, hem o devrin ölü ışıkları altında paranın iyice incelenmesine imkân bırakmamak, hem de sabahın o saatinde her taraf kapalı olduğundan, sağa sola sormak ihtimâlini de ortadan kaldırmak için olmalıdır.

Çeşitli imkânlara sahip teksir ve totokopi makinelenin henüz îcad edilmediği yıllarda, bugün son sistem âletlerle çalışan kalpazanlara taş çıkartacak şekilde elle bu derece başarlı bir taklidi yapabilmek, üstelik de bunu bir tek gecenin sınırlı saatleri için sığdırmak, fevkalâde büyük bir sahtekârlık başarısı değil, bir san’at şaheseri olarak değerlendirilmelidir.

Hz. Allah, bütün şehidlerimizden de, vatan için her şeyi göze alabilen bu san’atkârın, bu mübârek şehidin rûhundan da, o ganî rahmetini eksik etmesin. (Âmin)

Fazilet Takvimi 1997

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tarih, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İlginç | Etiketler: , | 2 Comments »

Er İsmail’in Şiiri

Posted by Site - Yönetici Nisan 10, 2008

Er İsmail_in Şiiri,canakkale,

Er İsmail’in Şiiri

Bu şiir, şehit olduktan sonra bir askerimizin cebinden çıkmıştır.

Şu dağlarda Türk’ün erkek sesi var

Türk oğlunun oktan yaydan süsü var

İsmail’in Vatan’dan başka nesi var

Emir senden, ölmek bizden yüzbaşım.

 **********************************

Bize şu dağlara seyirt deyiver

Altıncı mangaya yiğit deyiver

İsmail’e raporda şehit deyiver

Emir senden, ölmek bizden yüzbaşım.

Er İsmail, 1915

Posted in Şiir | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: