Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘Bunları Biliyormuydunuz’

Varlığında En Ucuz, Yokluğunda En Aziz Olan Şey

Posted by Site - Yönetici Aralık 22, 2008

20,Dinler Arası Diyalog Tuzagı

Varlığında En Ucuz, Yokluğunda En Aziz Olan Şey

Âyet-i Kerîme meâli:

«(Habîbim) de ki: Suyunuz yerin dibine savulup giderse, söyleyin bakalım, size kim bir akarsu getirebilir?» (Sûre-i Mülk, 30)

„Burada bütün nîmetlerin arasından “su” zikredildi. Çünkü susuz hayat olmaz. Onun yokluğu çok ağırdır. Eşya içinde “ehven-i mevcûd, eazz-i mefkûd” (varlığında en ucuz, yokluğunda en azîz) kabul edilir.

Bu dünyanın en büyük nîmeti “su”dur. Hazret-i Mevlâ onun içine, “el-Hayy” ism-i şerîfinin esrârını koymuştur…

Fahr-i Kâinât Efendimiz’in şefâat-ı uzmâları olduğundan, beşeriyyet ne kadar isyân ve tuğyâna gitse de, Hazret-i Mevlâ suya yok olması için emir vermiyor. Müptelâ olduğumuz bütün darlık ve yoklukların hepsi hidâyete dâvet ve îkaz içindir.

Bazı insanlar utanmadan pahalılıktan ve buhrandan bahsederler. Halbuki bugün zamanımızda en pahalı ve en buhranlı metâ’ din olmuştur. Buna varıp parmağını basan yok. İtaatullahtan mahrum olan milletler ve memleketler, maddeten ne kadar bolluk içinde olsalar da, yine darlıktadırlar. Çokluk para ile olmaz. Berekât-ı ilâhiyye lâzımdır.”

Yemekte Niyet

Yemek yerken, su içerken, “İbâdet için kuvvet olsun yâ Rabbî” diye, Mevlâ’nın huzuruyle olduğunu düşünmek lazım.”
.
S.Hilmi Tunahan ( K.S )
.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Musiki ( Muzik ) İle İlgili Hadisler

Posted by Site - Yönetici Ekim 24, 2008

Müzik,Müzik haram,Musiki ( Muzik )İle İlgili Hadisler

Musiki ( Muzik )İle İlgili Hadisler

Ummetimden bir kisim insanlar yanı baslarinda calgilar calinir, ( Cinselliklerini sergileyen ) kadin okuyucular sarkicilar – turkuculer søylerken ( Haramliligini yansitan ) asil adlarindan baska ( halallestirici ) isimler vererek alkollu ickileri icecekler.

Ne varki Allah ( da ) onlari yerlere batiracak ve onlardan bazilarin ( in dısları veya icleri ) i maymunlara ve domuzlara dønusturulecektir.” ( 4 )

Toplum icinde cinsellikle – musikiyi (muzigi) sunmayi meslek edinmis sanatci kadinlari dinlemek uzere ( musiki icra ettikleri yerlere gidip ) oturan kisinin kiyamet gunu`nde kulaklarina erimis kursun døkulur.” ( 5 )

( Ey muminler! İyice biliniz ki haram`a varan ølculer icinde ) “musiki dinleyen kisiye Cennet`te Ruhanileri dinleme izni verilmez.”

Soruldu :

*Ruhaniler kimlerdir Ya Rasulellah !
*Cennetlik`lere musiki ziyafeti cekecek okuyuculardir. “ ( 6 )

4)i.Mace K.Fıten B.22 (Hn.4020).

5) Kurtubi 14 / 53

6) Feyzul-Kadir 6 / 60, Kurtubi 14 / 54.

Kaynak : islama gøre cinsel hayat- cilt 2 – sahife 92-93

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Müzik - Musiki, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 3 Comments »

Emir Vermek

Posted by Site - Yönetici Ocak 29, 2008

201H.z. Âdem’in Peygamberliği

Emir Vermek

“Emir vermeye alışmayın.

Ben vâlidenizden su dahi istemem.

Emir vermekle sözün rûhu ölür.

İhbar, emirden daha müessirdir. Misâl: “Benim oğlum sigara içmez değil mi?” gibi.”

S.Hilmi Tunahan (K.S.A)

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Düşündüren Sözler, Diger Konular, Dini Konular, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye | Etiketler: , , | 4 Comments »

Hangi Hallerde Eve Rahmet Melekleri Girmez.

Posted by Site - Yönetici Aralık 3, 2007

Hangi Hallerde Eve Rahmet Melekleri Girmez.

Hangi Hallerde Eve Rahmet Melekleri Girmez.

Sual: Hangi hallerde eve rahmet melekleri girmez?
CEVAP
Günah işlenen yerlere, mesela kumar oynanan, içki içilen, herhangi bir çalgı aleti, mesela tv bulunan yerlere rahmet melekleri girmez. Böyle yerlerde namaz kılmak mekruh olur ve edilen dua da kabul olmaz. (Nisabül-ahbâr)

Mekruh olarak kılınan namaz sahih olur. Yani o kimse, namaz borcundan kurtulursa da, namaz kılmakla hasıl olacak büyük sevaba kavuşamaz. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Canlı resmi, köpek ve cünüp bulunan yere rahmet melekleri girmez.) [Nesai]
(Sarhoş olan kimseye rahmet melekleri yaklaşmaz.) [Bezzar]

(Akraba ziyareti yapmayan kimselerin bulunduğu yere rahmet melekleri gelmez.) [Taberani]
(Heykel [ve her çeşit insan ve hayvan biblosu] bulunan odaya rahmet melekleri girmez.) [Müslim]

(Cers [çan, çıngırak] bulunan odaya rahmet melekleri girmez.) [Nesai]
(Cers, şeytanın mizmarıdır.) [Müslim]
[Mizmar her türlü çalgı aletidir. (Müncid)]

Bir ihtiyaç olmadan oyun, eğlence için cers takılı hayvana binmek mekruhtur. Cers bulunan kervana rahmet melekleri gelmez. (Tergib-üs-salât)

Şeyh-ül-İslam Ahmet ibni Kemal efendi hazretleri buyuruyor ki:
(Mizmarları kırmak için gönderildim) hadis-i şerifi, (Her çeşit çalgıyı yasak etmekle emrolundum) demektir. (Kırk hadis)

Allahü teâlâ, şeytana (Senin müezzinin mizmardır) buyurdu. (Ebu Nuaym)
Müezzin, ezan okuyan, insanları ibadete çağıran kimsedir. Şeytanın müezzini ise, insanları günah işlemeye çağırır. Bu da mizmarların her çeşididir.

Melek girmeyen eve şeytan girer. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Misafir, sofrada iken, melekler ev sahibine dua eder.) [Taberani]
(Sirke yiyen kimselere, iki melek, yemek bitinceye kadar dua eder.) [İbni Asakir]
(Melekler, sahura kalkan kimselere dua eder.) [İmam-ı Ahmed]
Eğer sofrada içki veya meleklerin girmesine mani olan bir şey varsa, o kişi meleklerin yapacağı bu duadan mahrum kalır.

Yine hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bana salevat getirenin, günahlarının affolması için melekler dua eder.) [Ey oğul ilmihali]
(Allahü teâlânın zikredildiği yerlere, melekler rahmet saçar.) [Ebuşşeyh]
(Kur`an-ı kerimi hatmedene 60 bin melek dua eder.) [Hazinet-ül-esrar, Deylemi]
(Bir kimse, uygunsuzluk yapmadıkça, namaz kıldığı yerden ayrılıncaya kadar, melekler, “Ya Rabbi, buna rahmet et” diye dua ederler.) [Nesai]

Eğer salevat getirilen, zikredilen, Kur`an okunan ve namaz kılınan yerde, çalgı aleti veya meleklerin girmesine engel olan başka bir şey varsa, meleklerin yapacağı duadan mahrum kalınır.

Ölüm hastasının bulunduğu odada, hayzlı, cünüp, canlı resmi, kumar aleti, köpek, çalgı aleti ve rahmet meleklerinin girmesine engel olan başka şey bulunmamalıdır.

Mümin, ruhunu teslim edeceği vakit, rahmet meleklerini görüp, can verme acısını duymaz. O odaya rahmet melekleri girmezse, o kimse ölürken sıkıntılara maruz kalabilir.

Bir namaz vaktini cünüp geçirmek büyük günahtır. Sarhoş olmak, kumar oynamak ve çalgı çalmak haramdır. (Berika)

Kendisi kullanmasa bile, herhangi bir çalgı aletini evinde bulundurmak günah olur. (Hadika)

Kendi yapmasa bile, kötü şeyleri evinde bulundurmak kötü, kendi yapmasa bile, iyi şeyleri bulundurmak iyidir. Mesela, Kur`an-ı kerimi, okumasını bilmese de, bereketlenmek için evinde bulundurmak sevaptır. (Hindiyye)

Kendi oynamasa bile evde iskambil kağıdı, tavla gibi kumar aletlerini bulundurmamalıdır. Haramlardan, mekruhlardan kaçılırsa, rahmet meleklerinin yapacakları dualardan istifade ederiz. Melekler masumdur, duaları red edilmez.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Haramlar - Helaller, Müzik - Musiki, Soru Ve Cevaplar, Türkiye | Etiketler: , | 13 Comments »

Kurbanı bahane edenler

Posted by Site - Yönetici Aralık 2, 2007

Kurban,kurbanlik koc,koc kurban etmek,,Peygamber efendimiz için kurban kesmek,Kurban Hakkinda Pratik  Meseleler – Reddu`l Muhtar – İbni Abidin

Kurbanı bahane edenler

Sual: Bir ateist diyor ki: “En büyük ibadetin, bir hayvanı boğazlamak olduğunu kabul eden İslam dininin, bugün yeryüzünün en acımasız, en vahşi, en kanlı, en bıçaklı-satırlı terörü ile suçlanması, bence rastlantı değil. Bahçelerinde besledikleri kuzuları gözlerinin önünde kesile kesile büyüyen ve böylece Cennete gideceklerine inandırılan çocuklar, artık kan akıtmaktan, kesmekten, öldürmekten kaçınmıyorlar.” Buna ne cevap vermeli?
CEVAP
Müslümanlık yeni mi geldi? 1400 yıldan beri yok mu? Bu zamana kadar kurban kesen Müslümanlar, eli satırlı anarşist mi oldu, hep insan mı kestiler? Bu cehalet mi, yoksa dine saldırmak için bir bahane mi? Kurban, en büyük ibadet sözü de yanlıştır. Kurban kesmek, zengine sadece Hanefi`de vacip, diğer üç mezhepte sünnettir. Yani kurban kesmeyen günaha girmez. Dinimizdeki en büyük ibadetin ne olduğunu, ateist nereden bilsin ki? O, sadece bahaneler bulup, hakkı bâtıla katmaya, Müslümanlara çamur atmaya çalışır.

Kurban kesmek, Müslümanlıktan önce de Hak dinlerde var idi. Yahudilerin de, Hıristiyanların da Peygamber olarak kabul ettikleri atamız İbrahim aleyhisselamın sünnetidir. Hazret-i İbrahim, oğlunu kesmeyip, bir koçu kestiği için, bu sünnet asırlardan beri devam etmektedir. Çocukların sünnet olmaları da atamız İbrahim aleyhisselamdan kalmıştır.

Müslüman kültüründe yetişen, vahşi bir terörist oluyorsa, bu ateist, dağda yetişmedi ya… O da kurban kesen Müslümanların arasında büyüdü. Kurban kesilmesi onu hiç mi etkilemedi? Demek ki kurban kesmenin terörle bir ilgisi yok. Ama Müslümanlara saldırmak için, kurban kesmeyi bahane ederek Müslümanları potansiyel terörist olarak göstermeye çalışmaktadır.

Avrupalı fanatikler gibi ateistler, hayvan kesmeye değil, kurban kesmeye karşıdır. Ama bunu hayvan hakları adı altında yapıyorlar. Avrupalılar, hayvan kesip hiç et yemiyorlar mı? Yahut zevk için boğa güreşleri düzenleyip, sonunda boğayı şişleyip öldürmüyorlar mı? Vahşi hayvanları öldürüp kürklerini giymiyorlar mı? Çinliler, Japonlar kedi köpek kesip yemiyorlar mı? Bunların maksadı hayvan korumak değil, Müslümanlığa saldırmak için bir bahane.

Gazetelerde görüyor, televizyonlarda izliyoruz. Hayvanları koruma adı altında yapılan toplantılara gelen bayanların hemen hemen hepsinde astragan kuzu postu, Samur veya vizon kürkler oluyor. Bunların maksadı, hayvanları korumak değil, kurbanı istismar ederek Müslümanlığa çatmak ve çamur atmaktır.

Müslümanım diyenler terör yapınca, en acımasız, en vahşi, en kanlı, en bıçaklı-satırlı terör oluyor da, gayri müslimler terör yapınca, sevecen, uygar ve kansız bıçaksız mı oluyor? Bosna-Hersek, Kosova, Türkistan, Cezayir, Çeçenistan, Karabağ, Filistin ve daha başka ülkelerde yıllarca yaptıkları zulüm insancıl mıydı? PKK`lılar arasında Hıristiyan Ermenilerin bulunması, yapılan katliamları sevecen hale mi getiriyor? Bu ne sakat görüş böyle? Hıristiyan Sırpların yaptığı zulümlere, biz Hıristiyan terörü mü dedik? Herkes Sırp zulmü dedi.

Ateistin, kurban kesmeyi bahane ederek, Müslümanlığı terör dini gibi göstermeye çalışması, onun kötü maksatlı olduğunun açık delilidir.

Dini deyimlerin açıklanması
Dinimizde kullanılan bazı kelimeler bilinirse, din kitapları daha iyi anlaşılır. Ateistlere göre de tarifleri yapılmıştır.

Allah: Kâinatı yoktan yaratan ilah. Ateiste göre, insanların yarattığı hayali varlık.

İslamiyet: Allah`ın emir ve yasaklarının tamamı. Ateiste göre, hurafeler zinciri.

Müslüman: İslamiyet`e uyan kimse. Ateiste göre, hurafelere uyan gerici.

Salih: İbadetleri yapıp haramlardan kaçan müslüman. Ateiste göre, tam bağnaz kimse.

Fasık: Bazı farzları yapmayan veya birkaç haram işleyen müslüman. Ateiste göre, az bağnaz kimse.

Kâfir: Müslüman olmayan. Ateiste göre, tam özgür kişi.

Münafık: Müslümanları aldatmak için müslüman görünen kâfir. Ateiste göre, özgürlüklerinden özveride bulunan yiğit militan.

Mürted: Müslümanlıktan ayrılıp, kâfir olan. Ateiste göre, tam özgürlüğü seçen ilerici.

Mülhid: Kendini samimi müslüman bildiği halde, âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere kendi görüşü ile mana vererek, imanı bozulan, küfre düşen kimse. Ateiste göre, aydın müslüman.

Zındık: Allah`a, helale, harama inanmadığı halde inanıyor gibi görünen dinsiz kâfir. Ateiste göre, özgürlüklerinden özveride bulunan militan.

Yobaz: bütün hakikatler kendisine gösterildiği halde, kabul etmeyen, kendi indi ve hatalı görüşünde körü körüne ısrar ve inat eden kaba, cahil kimse. Bunun din yobazı, fen yobazı, devrim yobazı, laiklik yobazı gibi birçok çeşidi vardır. Yobazların her çeşidi zararlıdır. Ateiste göre, herhangi bir dine inanan bağnaz.

Nikah: Meşru bir aile kurmak için, sünnete uygun yapılan evlilik. Ateiste göre, bir eşle beraber yaşamaya zorlanan, özgürlükleri kısıtlayıcı, Sümerlerden kalma yasal baskı.

Tesettür: Dine uygun giyinme. Ateiste göre, özgürlüğü örten, öcüsel giysi.

Ölüm: Müslümanların Allah`a, kâfirlerin azaba kavuşması. Ateiste göre, insanın yok olup gitmesi.

Kurban kesmek meşrudur

Sual: Müslüman olduğunu söyleyen bir dönme diyor ki: (Kurban kesmek bir hayvan katliamıdır, hayvancıklara ölüm acısı çektirilmektedir. Allah, kurbana ve kana bu kadar aç olamaz. Ben dönme Müslümanım ama kurban kesenlerin dininden değilim.
Kurban kesmek âyet ve hadisle meşru kılınmış bir ibadet değil midir?
CEVAP
Kurban, elbette âyet-i kerimelerle ve hadis-i şeriflerle sabit meşru bir ibadettir. Kur`an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın. [Elde olmayan sebeplerle] Alıkonursanız, kolayınıza gelen [deve,sığır veya davardan] bir kurban gönderin. Kurban, yerine ulaşıncaya kadar, başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizde hasta olan veya başından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmek, bulamayana, hac esnasında üç gün ve döndüğünüzde yedi gün, ki o tam on gündür, oruç tutmak gerekir.) [Bekara 196]

(Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği dört ayaklı [Kurban olabilecek deve, sığır ve davar cinsinden] hayvanlar üzerine belirli günlerde [kurban kesme günlerinde] Allah’ın adını ansınlar. Bu kurbanlıklardan kendiniz de yiyin, yoksullara da verin.) [Hac 28]

(Her ümmet için, Allah`ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine Onun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık.)
[Hac 34]
(Kurbanlık deve ve sığırları Allah`ın size olan nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şükredesiniz diye onları böylece sizin buyruğunuza verdik.) [Hac 36]

(Ey iman edenler, Allah’ın hac âdetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, [onlardaki] gerdanlıklara, Rablerinden gerek fazlını ve gerek rızasını arayarak Beyt-i Haram’ı kasdedip gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin.)
[Maide 2]
(Allah, hürmetli ev Kâbe`yi, hürmetli ayı, kurbanı, boynu tasmalı kurbanlıkları insanların faydası için ortaya koydu.) [Maide 97]

([Kesmek istediği oğlu için] ona büyük bir kurbanlık [koç] fidye verdik.) [Saffat 107]

(O kâfirler, Mescid-i haramı ziyarete ve kurbanların yerlerine ulaşmasına mani oldular.) [Fetih 25]

(Rabb’in için namaz kıl ve kurban kes.) [Kevser 2]

Kurban kesmek hâşâ katliam olsa idi, Allahü teâlâ kurbanın meşru olduğunu bildirir miydi? Peygamber efendimiz vefat edene kadar kurban kesmiştir.

Bu konudaki hadis-i şeriflerden üçü şöyledir:
(Kurban kesmek, atalarınızdan İbrahim`in sünnetidir.) [Hakim]

(Kurbanların en iyisi boynuzlu koçtur.) [İbni Mace]

(Bayramda kurban kesmekten daha faziletli bir amel yoktur. Ancak sıla-i rahm bundan müstesnadır.) [Taberani]

Bu dönmenin, her gün dünyanın her yerinde kasaplarda kesilen yüz binlerce hayvanı görmeyip, özellikle Kurban`a dil uzatması, Allah`ın emrini hayvan katliamı olarak göstermesi, kendisinin dönme değil, sinsi bir misyoner olduğunu göstermektedir.

Hayvanlara eziyet etmek

Sual: Okuduğum bir haber şöyle idi:
“Yazdığı bir kitapta Müslümanların kurban kesmesini eleştirdiği için 2000’de ırkçı şiddeti körüklediği gerekçesiyle Fransız mahkemesince suçlu bulunan Fransız film yıldızı ve hayvan hakları savunucusu Brigitte Bardot, Paris’teki bir camiyi ziyaret ederek, kurbanların acı çektirilmeden kesilmesini istedi.
Bardot’nun gittiği caminin imamı Delil Ebubekir, kurbanların anestezi işleminden sonra kesildiğini bildirmesi üzerine, memnuniyetini ifade eden Bardot, (Harika… Bana hayatımın en büyük hediyesini verdiniz) dedi.”
Müslümanlıkta hayvana acımak yok mu? Bıçakla kesmek acımasızlık değil mi?
CEVAP
Müslümanlık Allah`ın dinidir. Allah`ın dininde hâşâ merhamet olmazsa başka kimde, ne de merhamet olur ki? Bugün Avrupa`da büyük baş hayvanların başına tokmak vurularak, küçük baş hayvanlar da elektrik şokundan geçirilerek bayıltılıp kesiliyor. Hayvanların başına tokmak vurmak ve elektrikle şoklamak eziyet olur. Ateistler ve Avrupalılar hayvan kesimine değil kurban kesimine karşıdırlar. Kendileri et yemiyor mu? Hayvanları öldürüp kürklerini giymiyorlar mı? Müslümanlığa olan düşmanlıklarını hayvana acıma perdesi altında yürütüyorlar.

Hayvanların bıçakla kesilmesini emreden Allah`tır. Allahü teâlâ hayvanlara eziyet edilmesini hiç ister mi? Hayvanlara acınmasını bildiren Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Bir kadın, bir kediyi hapsedip, yiyecek içecek vermedi. Bir şey bulup yemesi için de serbest bırakmadı. Kedi öldü, kadın da bu yüzden Cehenneme müstahak oldu.) [Buhari]

(Susuz bir mümin, kuyuya inip su içti. Bir köpek de kuyunun ağzında susuzluktan bitkin vaziyette bekliyordu. O kimse, bu hayvana acıyıp, ayakkabısı ile köpeğe su verdi. Bu hareketten Allahü teâlâ razı oldu. O kimseyi Cennete koydu.) [Müslim]

(Yerdeki mahluklara acımayana, gökteki melekler acımaz.) [Taberani]

Eğer kesmek, hayvana eziyet olsa idi, dinimiz hayvanların kesilmesini emretmezdi. Dinimiz savaşta şehidin ölüm acısı çekmediğini bildiriyor. Bir kolu kesildiği halde farkında olmadan savaşan insanların bulunduğunu kitaplarda okuyoruz. Bunlar acı duymadığı gibi kurbana da Allahü teâlâ acı hissettirmez. Allah`ın kudretinden kim şüphe edebilir? Hazret-i Yunus`un kırk gün balığın karnında ölmeden kalması, Eshab-ı kehfin üç yüz sene uyumaları Allahü teâlânın kudretiyle olmuştur. Şehide de Allahü teâlâ ölüm acısını hissettirmiyor. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şehid, ölüm acısı duymaz.) [Beyheki]
(Şehid, öldürülmesinin acısını, ancak bir pirenin ısırması kadar duyar.) [Nesai]

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Fıkıh, Kurban | Etiketler: | Leave a Comment »

Akika kurbanı nedir ?

Posted by Site - Yönetici Aralık 1, 2007

kurban,Akika kurbanı nedir

Akika kurbanı nedir ?

Sual: Akika kurbanı nedir?
CEVAP
Akika, çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek için hayvan kesmektir. Akika hayvanı, kurbanlık hayvan gibi olmalıdır.

Sonra da kesilebilir. Her zaman kesilebilir. Kurban bayramında da kesilebilir. Resulullah efendimizin nübüvvetten sonra, kendisi için akika kestiği (Şir`a)da yazılıdır.

Akika kurbanı akikanın adı olduğu için akika kurbanı denilince kurbanda kesilmesi lazım değildir. Onu da kurban olarak söylenirse o zaman kurbanda kesmek gerekir. Akika kurbanını kurban edeceğim derse kurbanda keser.

Akika, çocukları belalardan, hastalıklardan korur. Kıyamette, anaya, babaya, ayrı bir şefaat ederler. Erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir akika hayvanı kesilir. Kesilen akikadan kendisi ve zengin fakir herkes yiyebilir, pişmiş veya çiğ olarak zengin fakir herkese verebilir.

Akikayı kesmeyip bedelini fakire tasadduk etmek, akika yerine geçmez. Akika bedeli kadar din kitabı tasadduk, akika yerine geçmez.

Şefaat etsin diye ölmüş çocuk için, torun için, hatta yaşlı kimse, kendisi için de kesebilir. Peygamber efendimiz de, kendisi için akika kesmiştir. Bunun için hangi mezhepten olursa olsun, herkesin akika kesmesi çok iyi olur.

Adak, akika veya ölüler için kesilecek kurban da, ilim neşri ile meşgul bir vakfa kestirilebilir. Böylece ilim neşrine katkımız olduğu için farz sevabı alırız. İlim tahsili yapılan yerlere, zekat, fıtra, adak, akika veya sadaka şeklinde yapılan yardım, insanı kazalardan, belalardan korur. Dünyada, sıhhat ve afiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan ilim yayma sevabına kavuşulur.

Sual: Ölmüş olan çocuk için de akika kesilir mi?
CEVAP
Kesilirse iyi olur, şefaat etmesine sebep olur.

Sual: Akikayı kesmeyip, bedelini fakire tasadduk etmek, akika yerine geçer mi?
CEVAP
Hayır geçmez. Ancak farz olan ilimleri neşreden kurumlara vermek caiz olur. Çünkü akika müstehabdır, ilim neşri ise farzdır. Farz, müstehaba tercih edilir.

Sual: Çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek için, kesilen akika hayvanı, çocuk baliğ olduktan sonra da kesilebilir mi?
CEVAP
Evet, kesilebilir. Hatta şefaat etsin diye ölmüş çocuk için yahut yaşlı kimse, kendisi için de kesebilir. Peygamber efendimiz de, kendisi için akika kesmiştir. Bunun için herkesin akika kesmesi çok iyi olur.

Sual: Çocukları belalardan, kazalardan korumak maksadıyla, erkek çocuk için, iki akika hayvanı kesmek gerekiyor. Durumu müsait olmayan kimse, bir tane de kesse mahzuru olur mu?
CEVAP
Fakir olan, bir tane de kesebilir. Yahut ileri de bir tane daha kesebilir. Yani ikisini aynı anda kesmesi şart değildir.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Kurban | Etiketler: , | Leave a Comment »

Kurban Ne Zamana Kadar Kesilebilir

Posted by Site - Yönetici Kasım 28, 2007

Lamm

Kurban Ne Zamana Kadar Kesilebilir

Sual: Kurban ne zamana kadar kesilebilir?
CEVAP
1- Kurban, bayramın üçüncü günü, güneş batıncaya kadar kesilebilir. Bayram namazından önce kesilmez.

2- Cuma kılınmayan mezra denilen küçük köylerde, fecirden sonra, bayram namazından önce de kesilebilir. Gece kurban kesmek caiz ise de mekruhtur.

3- Şafii`de, bayramın dördüncü günü de, kesilebilir. Birçok kimsenin vekili olan, bir mazeretle bayramın üçüncü günü de kurbanları kesememişse, Şafii`yi taklit edip, dördüncü günü de kesebilir.

4– Nafile, akika ve adak hayvanı, her zaman kesilebilir. Fakat bayramda kesilmesi iyi olur.

5- Bayram Cumaya rastlarsa da, kurban, bayram namazı kılındıktan sonra kesilir.

6- Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilene, ilk günü kurban kesmek vacip olmaz. Keserse vacip olarak eda etmiş olur.

7- Fakir, bayramın ilk günü bir koç alıp kestikten sonra, üçüncü günü zengin olsa, iade gerekmez. Vacip yerine gelmiş olur. Üçüncü günü zengin olacağını bilenin de, ilk günü kurban kesmesinde mahzur yoktur.

Sual: Gece kurban kesmek caiz midir?

CEVAP Mekruhtur. İhtiyaç veya zaruret olmadan kesilmez. Gündüz kesme imkanı bulunamamışsa, ertesi günü kesme imkanı da yoksa gece kesmek caiz olur.

Kurban, üçüncü günü akşam ezanına kadar kesilir. Daha sonra kesilmez.

Kurban kesiminde ihtiyatlı davranmak

Sual: Bayram olduğuna karar verilip ve bayram namazı kılınıp, kurban kestikten sonra, Arefe olduğu anlaşılırsa, namaz ve kurban ne olur?
CEVAP
Şahitler ile, meşru olarak bayram olduğuna karar verilip ve bayram namazı kılınıp, kurban kestikten sonra, Arefe olduğu anlaşılırsa, namaz ve kurban kabul olur.

Ramazan ve Kurban bayramının şahitlerle meşru olarak anlaşılmadığı, hilalin gözetilmediği yerlerde, çeşitli hesap usulleri vardır. Bu usuller ile Zilhicce ayının ilk günü ve buradan da onuncu günü, yani Kurban bayramının ilk günü hesap edilir. Bayramın birinci günü, hesap ile bulunan gündür. Yahut, bir gün sonradır. Bir gün önce olamaz. Çünkü, gökte, ay, doğmadan önce görülemez.

İhtiyatlı hareket etmiş olmak için, böyle yerlerde, kurbanları, hesap ile bulunan bayramın ikinci günü kesmelidir. Sevabı ölülere gönderilecek olanı ise, hesap ile bulunan ilk gün kesmelidir. Çünkü, ölüler için, Arefe günü veya yılın her gününde kesilebilir.

Sual: Ramazan bayramı gibi, kurban bayramının hilali de, dünyanın bir yerinden görülünce, her yerde görülmüş sayılmıyor mu? Bir de hilal görülmeden bir gün önce bayram edilse, kesilen kurbanlar sahih olmaz mı?
CEVAP
İslam Ahlakı kitabında bildiriliyor ki:
İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: İmam-ı Sübki hazretleri, (Şabanın otuzuncu gecesi hilali gördüğünü bildiren olsa, hesap ile de, hilalin bir gece sonra doğacağı tespit edilse, burada hesaba inanılır. Çünkü, hesapla anlaşılan kesindir. Doğmadan bir gece önce görülmesi imkansızdır) buyurdu. Şems-ül-eimme Halvani hazretleri de buyuruyor ki: (Ramazan ayının başlaması, hilalin görülmesi ile olur. Hilalin doğması ile başlamaz. Hesap, hilalin doğduğu geceyi bildirdiği için, Ramazan-ı şerif ayının başlaması hesap ile anlaşılamaz. İki adil Müslümanın, (hilali gördük) demeleri ile veya Kadı`nın hüküm etmesi ile, bir yerde Ramazan başlayınca, dünyanın her yerinde oruca başlamak lazım olur. Hac, kurban ve namaz vakitleri böyle değildir. Bunlar vakitlerinin bir yerde malum olması ile, başka yerlerde de böyle olmaları lazım gelmez.) [Redd-ül-muhtar]

Hesaplar doğru yapılırsa hilalin doğuşunu tespit etmek güç değildir. Çünkü Allahü teâlânın nizamında zerre kadar yanlışlık olmaz. Hilal, hesabın bildirdiği saatte doğar, saniye şaşmaz. Hesaptan bir gün önce bayram etmek ilme aykırıdır, yanlıştır. Çünkü hesaptan önce hilalin görülmesi imkansızdır. Güneşin doğuşu da aynen ayın doğuşu gibidir. Bir kimsenin güneş doğmadan ben güneşi gördüm demesi elbette yanlıştır. Güneş ancak takvimlerde bildirilen saatte doğar. Daha önce doğması imkansızdır. Ama güneş doğduğu halde, hava bulanık olduğu için görülmeyebilir.

Ayların başlamasını gösteren hilal de böyledir. Hilal hesapla bulunan gün ve saatte doğar. Ancak o gün o saatte görülmeyebilir. Dinimiz hilalin doğmasını değil, görünmesini esas alır. Hilal görülmedikçe hesapla veya ayları tespit usulleriyle bulunan günde bayram yapılmaz.

Ramazan hilali dünyanın herhangi bir yerinde görülünce, orucun başlaması ve Ramazan bayramı her yerde aynı gün olur. Dürer`deki hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Sizin orucunuz, herkesin oruç tuttuğu gündedir. İftarınız da herkesin iftar ettiği gündedir.) [Tirmizi, Ebu Davud]

Bu hadis-i şerif, normal Türkçe ile şöyle söylenir:
(Herkes oruca başlayınca siz de başlayın, herkes bayram edince, siz de bayram edin.)

Fakat kurban bayramı böyle değildir. Amerika`da zilhicce hilali görülse, Türkiye`de görülmese, Türkiye`de de görüldü kabul edilmez.

Kurban bayramının hesapla tespit edildiği yerlerde, şer`an sabit olan bayramı bilmedikleri için, müslümanların, bayram zannederek Arefe günü kestikleri kurbanlar sahih olur.

İhtiyatlı hareket etmiş olmak için, her zaman kurbanları, hesap ile bulunan bayramın ikinci günü kesmelidir.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Kurban, Soru Ve Cevaplar | Etiketler: , , | 2 Comments »

İbrahim Aleyhisselamın Yaşadığı Dönem.

Posted by Site - Yönetici Kasım 24, 2007

İbrahim Aleyhisselamın Yaşadığı Dönem.

İbrahim Aleyhisselamın Yaşadığı Dönem.

Kur’ân-ı Kerîm’de İbrahim aleyhisselamın hangi yıllarda yaşadığı bildirilmemiştir. Efendimizden nakledilen hadis-i şeriflerde de açıkça bir tarihleme söz konusu değildir. Fakat ayet-i kerîmeler ve hadis-i şerifler incelendiğinde, tarihleme yapılabilmesi için bazı bilgilerin kelime aralarına gizlendiği görülmektedir. Bunlar; İbrahim şahıs adı, o dönemin din anlayışı ve aynı yıllarda helak edilen Lût kavminin artıklarıdır. Şimdi kısaca bu konularla ilgili notlarımıza bakalım.

Eski Ahid’te anlatıldığına göre; İbrahim ismi sonradan kendisine verilmiştir. İlk ismi Abraham’dır. Eski Ahid yorumcuları; Abraham adının “Yüce Baba”, İbrahim adının da “Cumhurun Babası” anlamlarına geldiğini söylerler. İlk defa, arapçanın bir kolu olan aramicede kullanıldığı sanılan İbrahim ismine, yapılan arkeolojik çalışmalar sonunda başka dillerde de rastlanmıştır. 1980’li yıllarda Kuzey Suriye’de Ebla harabelerinde yapılan kazılarda bu ismin MÖ. 2500’lere kadar uzanan Ebla dilinde de kullanıldığı görülmüştür. Ebla dili Kuzey Suriye’de oturan sami/asya kökenli Eblalılarca konuşulmaktaydı. Abr, Abar, Abri, Abram, Abrama/Abarama şekilleriyle yazılan bu isim MÖ. 2500 senelerine aittir.

Kur’ân-ı Kerîm’de İbrahim aleyhisselamın içinde yaşadığı toplumun dini inanışını şu şekilde görmekteyiz; “Vakta ki; İbrahim’in üzerini gece bürüdü. Bir yıldız gördü. “Bu mu benim Rabbim?!” dedi. Derken yıldız batıverince; “Ben öyle batanları sevmem!” dedi. Sonra ayı doğarken görünce; “Rabbim bu mudur?!” dedi. Fakat o da batıp kaybolunca; “Yemin ederim ki, eğer Rabbim bana hidayet etmemiş olsaydı muhakkak sapıklardan olacaktım.” Daha sonra güneşi doğarken görünce; “Rabbim bu mudur?!.. Bu gördüklerimden daha büyük.” Güneş batınca; “Ey kavmim. Bu gördükleriniz hep yok olan varlıklardır. Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden kesinlikle uzağım.” diye söylemiştir.”

Ayet-i Kerîmelerde İbrahim aleyhisselamın döneminin insanlarının tanrı olarak gördükleri 3 ayrı objeyi tek tek incelediğini görmekteyiz. Önce, gece bürürken ortaya çıkıveren bir yıldız görmüştür ki bu, Venüs gezegenidir. Sonra Ay ve nihayetinde en büyüğü olarak Güneş’i gözlemiştir.

O dönemin en büyük şehirlerinden birisi de Harran’dır. Harran; Asur ve Kalde dillerinde “yol” manasına gelmekteydi. Harran adına ilk defa MÖ. 2000 başlarında Mari ve Kültepe tabletlerinde rastlanmaktadır. Oysa şehrin tarihi MÖ. 6000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Sanki şehir MÖ. 2000’li yıllarda meşhur olmuş gibidir. Şehrin en büyük özelliği; ay, güneş ve yedi gezegenin kutsal sayıldığı eski mezopotamya putçuluğunun merkezi olmasıydı. Buradaki Sin/ay tapınağı çok meşhurdu. Bunun yanısıra büyük bir ticaret şehriydi. Dini inanış çok tanrılı idi. Ama tapınılan üç belirgin objeye rastlıyoruz ki, bunlar; Şamaş/Güneş, Sin/Ay, İştar/Venüs’dür.

Yukarıda mealini verdiğimiz İbrahim aleyhisselamın sözleri bu dönemin yani MÖ. 2000’li yılların dini anlayışını yansıtmaktadır. Yine Kur’ân-ı Kerîm’de, İbrahim aleyhisselam ile mücadeleye giren “saltanat/mülk” bahşedilmiş bir şahsın kendisini tanrı ilan ettiğinden bahsedilmektedir ki; bu şahıs Nemrud’dur. Nemrud, özel bir isim olmayıp o dönemin hükümdarlarına verilen; kral, şah vb. gibi genel bir isimdir. Efendimizden nakledilen bir hadîs-i şerîfte Nemrud’un, “insanlık tarihi boyunca yeryüzüne hakim olan 4 kişiden biri olduğu” bildirilmektedir ki; İbrahim aleyhisselamın karşısına çıktığı şahıs, o zaman dünyasının tamamını kontrol altına almış son derece kuvvetli bir hükümdardır. Zaten ayet-i Kerîmede bu nokta vurgulanmaktadır; “Allah, kendisine saltanat ve mülk verdi diyerek azarak İbrahim ve Rabbi hakkında mücadele edeni görmedin mi?” Başka bir ayet-i Kerîmede İbrahim aleyhisselamın bir çok putun bulunduğu bir yerde/tapınakta en büyüğü hariç bütün putları parçaladığı ve baltayı büyük putun yanına bırakarak putperestlere muhteşem bir ders verdiğinden bahsedilmektedir. Bu olay, İbrahim aleyhisselamın ateşe atılmasıyla sonuçlanmıştır. Bir mucize olarak ateşin zarar vermemesi üzerine hicret etmesine izin verildi.

Kaynaklarımız İbrahim aleyhisselamın hicret etmeden önce Harran’da oturduğundan bahsetmektedir. Buna göre İbrahim aleyhisselamın putları parçaladığı tapınak, Harran’daki Sin tapınağıydı.

İbrahim aleyhisselam, tafsilatı tarihi kaynaklarda bildirilen Nemrud’un şerrinden dolayı bir mağarada gizlice dünyaya getirilmişti. Burası mağaralarıyla ünlü olan Urfa’dır. Urfa, Harran’ın 44 km. uzağındadır. İbrahim aleyhisselamın atıldığı büyük ateş, Urfa’da balıklı gölün bulunduğu yerde yakılmıştı.

Belki de Nemrud, ibreti alem olsun diye İbrahim aleyhisselamı, doğduğu mağaranın hemen yanında öldürtmek istemişti. Zira balıklı göl ile kutlu mağara birbirlerine çok yakındır.

İbrahim aleyhissemanın yaşadığı dönemin tarihlenmesine yardımcı olacak en kuvvetli bilgi aynı yıllarda helak edilen Lût kavminden arta kalanlardır. İbrahim aleyhisselamın yeğeni olan Lût aleyhisselamın görev yaptığı Lût toplumu, Lût Gölü’nün hemen güneyinde yaşamış ve azgınlıkları sebebiyle helak edilmişlerdir. Bu bölgede yapılan arkeolojik kazılar, MÖ. 2000-1900 yıllarında meydana gelen korkunç bir yere batma olayını ortaya çıkarmıştır.

Sonuç olarak İbrahim aleyhisselamın yaşadığı yıllar, MÖ. 2000 yılına kadar götürebiliriz. Yine de son noktayı Kuzey Suriye’de yapılacak arkeolojik araştırmalar koyacaktır. Zira İbrahim aleyhisselam, tek başına o zaman dünyasının süper gücüne sahip bir hükümdara karşı mücadele etmiş ve bu zalim tarafından ateşe atılmıştı. Bir mucize olarak ateş onu yakmamıştı. Böylesine devasa bir olayın hangi tarihte, hangi devlette, hangi hükümdar zamanında ve hangi toprak parçası üzerinde yaşandığının tabletlere geçirilmemesi imkansızdır. Belki Mezopotamya’nın, Mısır’ın, Anadolu’nun herhangi bir yerinde ele geçecek yeni bir tablet bütün bunları ortaya dökecektir.

Posted in H.z İbrahim, Peygamberler | Etiketler: , | 2 Comments »

Adalet ve zulüm

Posted by Site - Yönetici Kasım 22, 2007

20H.z. Muhammed (s.a.v)’in Çocukları,Süleyman (a.s)`ın Hayatı ve Peygamberliği

Adalet Ve Zulüm

Sual: İçyağı, önceki dinlerde haram iken, bizim dinimizde helal kılınmıştır. Hazret-i Âdem zamanındaki evlilik ile şimdiki evlilik farklıdır. İçki daha önce mubah iken, İslamiyet`te haram kılınmasına zulüm diyenler var. Bunların hikmeti nedir?

CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
(Bir memur bile, âmirinin verdiği emirlerin sebebini soramaz. Nerede kaldı ki, bir kul, Allahü teâlânın işlerinin hikmetini sorabilsin? Bütün insanları Cehenneme koyup sonsuz azap yapsaydı, kimin bir şey söylemeye hakkı olabilirdi? Çünkü kendi yarattığı mülkünü kullanıyor. Başkası yok ki, onun mülküne tecavüz olsun ve buna zulüm denebilsin? İnsanların kullandığı her mülk, hakikatte Allahü teâlânındır. Bu mülkleri, bunların asıl sahibi olan cenab-ı Hakkın izin verdiği kadar kullanmak gerekir.) [1/266]

Allahü teâlâ, hayvanlara akıl vermemiştir. Bunun için de, onlara hiçbir şeyi yasak etmemiş, dilediklerini yiyip içmekte, diledikleri gibi yatıp kalkmakta serbest bırakmıştır. Onları yaptıkları işlerden sorumlu tutmamıştır. Eğer insanları da böyle hayvanlar gibi serbest bıraksaydı, kötülükten, karışıklıktan başka bir şey olmazdı. Hayvanlar, insanların yaptığı işlerin hikmetini anlayamazlar. Çok aciz olan bir insan da, her şeyi yoktan yaratan Rabbimizin işlerindeki hikmeti nasıl anlar?

Posted in Allah, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Soru Ve Cevaplar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Allah ve Resulünü çok sevmek için

Posted by Site - Yönetici Kasım 21, 2007

ALLAH MUHAMMED,Allah ve Resulünü çok sevmek için,

Allah ve Resulünü çok sevmek için

Sual: Allah ve Resulünü ve İslam âlimlerini çok sevebilmek için ne yapmalıdır?
CEVAP
İmanı Ehl-i sünnet itikadına göre düzeltmelidir! İman doğru olmadıkça, Allahü teâlâ ve Onun sevdikleri sevilemez. Kur’an-ı kerimde mealen, (İman edenlerin Allah sevgisi çok sağlamdır) buyuruluyor. (Bekara 165)

Sevgi, imanın esaslarındandır. Hadis-i şerifte, (Bir kimse, Allah ve Resulünü her şeyden daha çok sevmedikçe, iman etmiş sayılmaz) buyuruldu. (Buhari)

Demek ki, hakiki imana kavuşanlar, Allah ve Resulünü çok severler, sevdiklerini de Allah rızası için severler, buğzettiklerine de Allah için buğzederler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(En faziletli amel, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.) [İ. Ahmed]

Haramlardan kaçıp bütün ibadetleri yapmaya çalışmalıdır! Bilhassa bid’at işlemekten çok sakınmalıdır!

Allahü teâlâyı seven, Onun emir ve yasaklarına riayet eder. Resulü Muhammed aleyhisselamı sever, onun sünnetine riayet eder. Böyle bir kimse de elbette Cennete gider.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, beni sevene Cehennem ateşini haram kılar.) [Ebu Nuaym]

İstediğiniz sevgiye kavuşabilmek için dua etmeye devam etmelisiniz! Peygamber efendimiz şöyle dua ederdi:
(Ya Rabbi, bana kendi sevgini, seni sevenin sevgisini, beni sevgine yaklaştıracak şeylerin sevgisini nasip eyle ve kendi sevgini, [susuzluktan yanan kimsenin şiddetle arzuladığı] soğuk sudan benim için daha sevgili kıl!) [Tirmizi]

Posted in Allah, Diger Konular, Dini Konular, Soru Ve Cevaplar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: