Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Posts Tagged ‘Ahmed Bin Hadraveyh ( r.h.) Hazretleri Kimdir’

Ahmed Bin Hadraveyh ( r.h.) Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Aralık 17, 2017

Ahmed Bin Hadraveyh ( r.h.) Hazretleri Kimdir ?

Asıl adı: Ahmed bin Hadraveyh bin Muhammed bin Ebî Amr el-Belhî’dİr.
Künyesi Ebû Hâmid’dir. Doğum târihi bilinmemektedir…
İyi bir tahsil gördü. Fıkıhta fetva sahibi olduğu gibi; Tasavvuf ilminde de marifet, hikmet sahibi bir evliya idi…
Tarikatta kâmil, fütüvvette ve asalette meşhur, vilâyette sultan, riyazette şöhret sahibi, tasavvuf ehli arasında makbuldü.

Kerametler sahibi yüzlerce talebesi vardı.
Önceleri Hâtem-i Es’am’ın talebesiydi, Ebû Turâb en-Nahşebî ve Ebû Hafs el-Haddâd İle sohbet etmiş, İbrahim bin Edhem’i görmüştür.

Özellikle fütüvvet; cömertlik, ikram, herkese iyilik etmek hususundaki sözleriyle meşhur olan Ahmed bin Hadraveyh, Belh emîrinin kızı Fâtıma ile evlenmişti. Hanımı Fâtıma da tasavvufta örnek bir şahsiyetti.

Ahmed bin Hadraveyh hazretleri önce zahir, sonra bâtın, tasavvuf ilminde ve hâllerinde yetişip yükseldi. Asker kıyafetinde elbise giyerdi. Sadâkati ve doğruluğu en büyük lütfün elde edilmesinde tek çâre olarak gören Ahmed bin Hadraveyh;
-“Kim, butun hâllerinde Allahü teâlânın kendisiyle olmasını istiyorsa, doğruluğa sarılsın” derdi. Ona göre kulun başarıya ulaşmaması, basîretsizliğinin eseridir.
-“Yol açık, hak zahir, belli, davette bulunan bilinip işitilmiştir. Bütün bunlardan sonra şaşırmak, yalnız körlükten ileri gelmektedir.” derdi.

Belh emîrinin kızı olan hanımı Fâtıma, tövbe etmiş ve Ahmed bin Hadraveyh’e haber gönderip, babasından kendisini istemesini söylemişti. Ebû Hâmid Ahmed kabul etmeyince, ikinci defa adam gönderdi ve;
-‘Ben, seni Allah yolunu görmek isteyenlerin yolunu kesici değil, yol gösterici olmakta herkesten İleri sanıyordum.” dedi. Bunun üzerine Ahmed bin Hadraveyh, Fâtıma’yı babasından istedi. Babası da Ahmed bin Hadraveyhln bereketlerinden İstifâde için kızını ona verdi. Fâtıma dünyâ İşlerini terk etti ve Ahmed bin Hadraveyh’le huzur ve sükûn içinde yaşadı.

Bir gün evine hırsız girdi. Her tarafı aradı, fakat götürecek bir şey bulamadı. Eli boş döneceği zaman Ahmed bin Hadraveyh;
-“Ey genç! Şu kovayı al su doldur. Abdest al ve namaz kıl. Bu arada evime belki bir şey gelir, sana veririm. Böylece evimden boş dönmemiş olursun.” dedi. Genç onun emrettiği gibi hareket etti. Sabah olunca zengin birisi Ahmed bin Hadraveyh’e yüz elli altın getirdi. Ahmed bin Hadraveyh hazretleri bu parayı o gence vererek;
-“Al bu gece kıldığın namazlar sebebiyle sana mükafattır.” dedi. Genç onun bu merhamet ve iltifatı karşısında şaşırdı, hâli de değişti. Sonra;
-“Yolumu kaybetmiş, bozuk işlere dalmıştım. Bir gece hayırlı bir iş yapıp Allahü teâlâya İbâdet ettim. Rabbim de bana böyle ihsanda bulundu.” diyerek tövbe edip Ahmed bin Hadraveyh hazretlerine talebe oldu.

Ahmed bin Hadraveyh hazretleri buyurdular:
Uzun müddet nefsime muhalefetle onu kahretmiştim. Bir defasında bir cemâat cihâd için gazaya gidiyordu. Bende de gaza için büyük bir arzu uyanmıştı. Nefsim gazanın sevabı ile ilgili hadîs-i şerifleri bana hatırlatıyordu. Hayret edip, kendi kendime, gâlibâ nefsin bu istekli hâli bir hiledir! Çünkü nefs seve seve ibâdet ve tâatta bulunmaz! Herhalde devamlı oruç tuttuğum için nefsin takati kesildi de bu sebeple savaşa gitmemi ve orucumu açmamı istiyor dedim. Nefse dedim ki;
-“Ey nefs gaza için sefere çıkınca oruca devam edeceğim.” Nefs;
-“Olur kabul.” deyince şaşırdım ve herhalde ben nefsi geceleri namaz kılmaya mecbur tutuyorum da onun için gazaya çıkmamı ve böylece gece namazını bırakacağımı ve rahata kavuşmayı istiyor diye düşündüm. Nefse gazada da seni gece uyutmam dedim.
-“Bu da kabul!” dedi.
Bu cevabına da hayret edip, iyice düşündüm. Sonra herhalde nefs yalnızlıktan usandı da halkın arasına karışmak istiyor. Bu sebeple diye yorumladım ve nefse;
-“Konakladığımız her yerde insanların arasında oturmayacağım. Tenhâ bir kenara çekileceğim.” Deyince nefsim; “Onu da kabul ediyorum!” deyince artık onun maksadını anlamaktan âciz kaldım. Allahü teâlâya sığınıp;
-“Yâ Rabbî! Beni nefsin hilesinden haberdâr et ve onun aldatmasından koru, Sana sığındım.” Diye yalvarıp duâ ettim,
Bunun üzerine nefs, şöyle dedi;
-“Benim İsteklerime muhalefet etmekle beni günde yüz defa öldürüyorsun, bundan kimsenin haberi yok. Hiç olmazsa gazada bir kere ölürüm de bunu bütün cihan halkı duyar. Derler ki, aferin Ahmed Hadraveyh’e, onu, nefsini öldürdüler, şehîdlik derecesine erdi…” Nefsin bu cevabı üzerine;
-“Sübhanallah, bu nefs öyle yaratılmış ki, hayatında da ölümünde de münafık! Ne bu dünyâda ne de âhirette müslüman olmak istemiyor! Ben onu tâatte bulunmak istiyor sanmıştım. Ona zünnâr bağlandığının farkına varmamışım.” diyerek, daha çok muhalefet ettim.

Ahmed bin Hadraveyh hazretleri gençliğinde bir defa bir şeyhin dergâhına gitti. Üzerinde eski elbiseler vardı. Onu gören talebeler kabullenemeyip, hocalarına;
-“Bu gelen misafir dergâhın ehli değil.” dediler. O ise dergâhta bir müddet kaldı. Bir gün dergâhın kuyusundan su çekerken elindeki kovanın ipi kopup kova kuyuya düştü. Bu sebeple dergâhta vazifeli olan hizmetkâr ona sitem edip üzdü. Ahmed bin Hadraveyh hazretleri bu durum karşısında dergâhın şeyhine gidip;
-‘Kova kuyuya düştü, çıkması İçin bir Fâtihâ okur musunuz?” diye rica etti. Dergâhın şeyhi;
-“Bu nasıl bir istek.” diye duraklayınca;
-“Eğer siz okumazsanız izin verin ben okuyayım.” dedi. Şeyhle izin verdi. Kuyunun başında Fâtihâ sûresini okudu kova birdenbire kuyunun üzerine çıktı. Dergâhın şeyhi onun bu ihlâsını görerek sarığını çıkarıp önüne koydu ve derecesinin onun derecesi yanında çok az bir derece olduğunu ifâde için;
-“Ey genç!
Sen nasıl bir kimsesin ki benim harmanım senin danen yanında saman oldu” dedi. Ahmed bin Hadraveyh şeyhin bu sözü üzerine;
-“Talebelerinize söyleyiniz, misafire kem nazarla bakmasınlar. Zaten ben gidiyorum.” diyerek, ayrıldı.

Ahmed bin Hadraveyh hazretleri, 95 yaşlarında iken 854 (H.240) senesinde Belh’te vefat etti.

Daha geniş bilgi için Evliyalar Ansiklopedisine bakanız.

Kaynak ;Dipnot : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/157.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: