Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Mizah’ Category

Milletlerarası meşhur Nasreddin Hoca fıkraları

Posted by Site - Yönetici Nisan 13, 2008

Milletlerarası Meşhur Nasreddin Hoca Fıkraları

Milletlerarası Meşhur Nasreddin Hoca Fıkraları

Nasreddin Hocamızın (r.aleyh) fıkralarından birinin PAKİSTAN‘daki nakli-anlatımı şöyledir:

Hoca merhum akşam vakti evinde oturmuş, “şimdi bir yerden bir tas çorba gelse ne iyi olur!” diye aklından geçiriyormuş. Derken kapı çalınmış. Hoca bakmış ki, komşunun çocuğu elinde bir kâse ile duruyor. Geliş sebebini sorunca, çocuk cevap vermiş:

– Annem size gönderdi, eğer çorbanız varsa bir kap verin diye…

Hoca hayıflanarak mırıldanmış:

– Anlaşılan komşularımız dilek ve temennilerimizin bile kokusunu alıyorlar.

***

Şu da KAZAKİSTAN‘dan:

Hocanın köyüne ilim adamları gelmiş. Köylülere sormuşlar:

– Bu köyde âlim biri var mı?

Halk;

– Elbette! demişler. Bizim Nasreddin Hocamız var.

Hoca çağırılmış, meclis kurulmuş. Âlimler;

– Hocaefendi! demişler, sana kırk soru soracağız; ancak siz, hepsine iki kelime ile cevap vereceksiniz.

Hocaefendi;

– Tamam, sorunuz! deyip soruları baştan sona dinlemiş.

Herkes cevap için Hoca’nın ağzına bakarken, o iki kelime ile hulâsa etmiş:

– Hiç anlamadım!

***

Bir tane de ÇİN‘den anlatalım…

Nusrdin Avanti‘ye –Çinliler böyle ifade ediyor– bir tefeci gelip tenceresini ister. Nusrdin Avanti şöyle der:

– Çok isterdim, ama tencere şu anda lohusa yatağında doğum yapmaktadır.

Tefeci şaşırır:

– Avanti, alayı bırak benimle!.. Nasıl olur da bakır tencere doğum yaparmış?

Avanti cevabı yapıştırır:

– Bakır doğum yapmaz öyle mi? O halde senin fakir fukaraya verdiğin bakır mangırlar nasıl oluyor da beş-on iken, yüz-yüz elliye çıkıyor?

Posted in Diger Konular, Fıkralar, Güncel, Gündem, Genel, Mizah, Nasreddin Hoca, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , | 1 Comment »

SEN BU PİSLİĞİ YENİ YEMEYE BAŞLAMADIN

Posted by Site - Yönetici Nisan 8, 2008

Nasreddin hoca fikralari,manda atmaca hikayesi,nasrettin hodja,nasreddin hodja,Sen bu pisliği yeni yemeye başlamadın

SEN BU PİSLİĞİ YENİ YEMEYE BAŞLAMADIN

Hoca bir gün ava çıkar . Av içinde bir atmacası vardır .Atmaca belirli bir süre gezdikten sonra av araya araya yorulur .

Ve gider bir mandanın kafasına konar .

Hoca :

”Hah ! Bizim atmaca bir manda yakaladı “. Der ve hayvancağızı getirip ahırına bağlar .

Mandanın sahibi gelir mandayı ister.

Hoca :

”Onu bizim atmaca yakaladı veremem “.

”Ama nasıl olur, küçücük bir kuş kocaman bir hayvanı nasıl yakalar.

”Orasını ben bilmem” der ve adamı geri gönderir .Sahibi hocayı mahkemeye verir . Orada da rüşvet yiyen bir hakim vardır .

Hoca hakime gider :

”Hakim bey sen benden yana ol , sana mandanın yağından , çökeleğinden gönderirim “ der . Hakim de bu teklifi kabul eder .

Ve mahkeme kurulur .Mandanın sahibi ne kadar haklı olsada, haksız gösterilir , manda kalır hocaya . İleriki bir zamanda hoca bir kap alır , kabın dibine yarıya kadar manda pisliği doldurur , geri kalanına ise yağ koyar ve hakime götürür . hakim sevinir , kabul eder .Hakimin evinde yağ yarı olunca pislik çıkmaya başlar .

Hakim Hocaya ;

”Ne bu rezalet ! Ben fışkı mı yiyeceğim “ der.

Hocada ;

Sen bu pisliği yeni yemeye başlamadın ki “ der .

Hoca mandayı sahibine tekrar verir .

Hakim de bunun bir oyun olduğunu anlar bir daha hiç rüşvet yemez .

Posted in Diger Konular, Fıkralar, Güncel, Gündem, Genel, Mizah, Muhabbet, Nasihat, Nasreddin Hoca, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İlginç | Etiketler: | Leave a Comment »

CİBİLLİYET Mİ? TERBİYE Mİ?

Posted by Site - Yönetici Nisan 7, 2008

cibilliyet-mi-terbiye-mi

CİBİLLİYET Mİ? TERBİYE Mİ?

Vaktiyle iki adam iddaya tutuşmuşlar. Biri demişki:

”Cibilliyet terbiyeden mühimdir”

Öbürü de inatla ”Hayır” demiş, “Terbiyenin ehemmiyeti cibilliyetten daha çoktur. İş inada binmiş. Sonunda terbiye daha mühimdir diyen yer ve gün bildirmiş.

“Sözümü ispatlayacağım demiş” Beriki de kabul etmiş. Günü saati gelince belirtilen yerde meraklılar meclisi toplanmış.

Terbiyenin ehemmiyetine inat eden şahıs, yanında bir kediyle gelmiş. Sonra da kedinin eline (ön ayaklarına) tepsiyle çay tutuşturup misafirlere ikram etmesini söylemiş. Kedide arka ayakları üstünde elinde tepsiyle dolaşıp misafirlere çay ikram etmeye başlamış.

Herkes bu kedinin nasıl terbiye edildiğine akıl erdiremezken kedi “Cibilliyet daha mühimdir” diyen diğer iddia sahibinin önüne gelmiş. Bizimki tam o anda cebinden bir kutu çıkarmış, içini açıp yere koymuş.

Meğer kutunu içinde bir fare varmış. Bunu gören kedi elindeki tepsiyi yere attığı gibi farenin peşinden koşmuş. Çaylar bardaklar yerlere saçılmış.

”Nasıl” demiş bizimki: “Ne kadar terbiye etsen, cibilliyet yine mühim değil mi?”

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mizah, Muhabbet, İlginç | 5 Comments »

YORUMSUZ

Posted by Site - Yönetici Mart 30, 2008

 YORUMSUZ

Posted in Mizah, Muhabbet | 3 Comments »

Esege Yazik Olur

Posted by Site - Yönetici Mart 24, 2008

Nasrettin hoca fikralari

Esege Yazik Olur

Nasreddin Hoca hayvanlarina agir yükler yükleyip onlara eziyet eden köylülerine iyi bir ders vermek istemis. Bir gün esegine binerek köy meydaninda dolasmaya baslamis. Isin garibi dolu bir çuvali da sirtina vurmus, öyle geziyor. Sasirip sormuslar :

– Yahu Hoca Efendi, hem esegin üzerindesin, hem çuvali sirtinda tasiyorsun. Nasil bir is bu ?

Hoca cevabi yetistirmis hemen :

– Zavalli hayvan, demis. Zaten gece gündüz demeden hizmet ediyor bana. Sirtina bindiriyor, yüklerimi tasiyor, degirmeni çeviriyor. Bu kadar hizmetlerinden sonra dolu çuvali da ona yüklemek istemedim. Bu yüzden ben vurdum sirtima.

Posted in Fıkralar, Mizah, Muhabbet | Leave a Comment »

BİR KADININ PİSİKOLOĞA ŞİKAYETİ

Posted by Site - Yönetici Mart 14, 2008

BİR KADININ PİSİKOLOĞA ŞİKAYETİ

Maddeci sistemden bunalım geçiren bir kadının psikiyatri doktoruna yaptığı şikayet:
– Sabah saçım başım dağınık KOYUN gibi yataktan kalkıyorum
– İşe yetişebilmek için otobüse AT gibi koşuyorum
– Otobüs dolu olduğundan dolayı yer bulabilmek için İT gibi boğuşuyorum ve nihayet işe yetişiyorum
– İşte MANDA gibi çalışıyorum. Oradan ayrılınca alışveriş yapmak için TAZI gibi dolaşıyor ve aldıklarımı EŞEK gibi eve taşıyorum. Kocamın ve çoluk çocuğumun yemek, çamaşır gibi ihtiyaçlarını karşılıyor ve çok yoruluyorum. Bitkin bir vaziyette yatağa yatıyorum ve benden rahatsız olduğunu söyleyen kocam bana diyor ki:
– Biraz öte tarafa git İNEK!
– Doktor söyler misin ben hangi tür hayvanım?

Materyalist sistemlerdeki mikropların meydana getirdiği bir çok hastalıklardan biriside stres (ruhi sıkıntı). Bu ve benzeri ruh hastalıklarından kurtulmanın yolu şu hadis de gizlidir.
Karı-koca birbirine sevgi ve şefkatle baktıklarında Allah da onlara merhametle bakar

Pravda gazetesi 1995 şubat RUSYA

Posted in Mizah, Muhabbet | Leave a Comment »

Yemegin Bugusu, Paranin Sesi

Posted by Site - Yönetici Mart 14, 2008

Yemegin Bugusu, Paranin Sesi

Nasreddin Hoca Aksehir’de kadilik vazifesini yürütürken karsisina iki adam çikmis. Birisi öteden beri cimriligi ile taninmis bir asçi, digeri de boynu bükük bir fakir. Asçi sözü almis :

– Hocam demis, ben bu adamdan davaciyim. Dükkanin önünde fasulye pisiriyordum. Tencerenin kenarindan bugusu çikiyordu yemegin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardigi lokmalari yemegin bugusuna tutup basladi atistirmaya. Nihayet koca bir ekmegi bitirdi. Ondan fasulye bugusunun parasini istedim, vermedi.

Nasreddin Hoca anlatilanlari dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp :

– Dogru mu bunlar ? diye sormus.

– Evet, demis fakir adam.

– Öyleyse para kesesini çikar bakalim.

Zavalli fakir kadi efendiye karsi gelememis. Içinde üç bes akçe bulunan para kesesini Hoca’ ya uzatmis. Bu sefer asçiyi çagirmis yanina. Keseyi kulagina yaklastirarak singirdatmaya baslamis. Sonra da :

– Haydi demis aldin iste alacagini. Asçi :

– Nasil olur ? diye saskinligini belli etmis. Parami vermediniz henüz. Hoca cevap vermis :

– Fazla uzatma, yemegin bugusunu satan paranin da sesini alir elbet !

Posted in Fıkralar, Mizah, Muhabbet, Nasreddin Hoca | Leave a Comment »

Testiyi Kirmadan Önce

Posted by Site - Yönetici Mart 7, 2008

Testiyi Kirmadan Önce

Nasreddin Hoca oglunun eline bir testi tutusturup çesmeden su getirmesini istemis. Çocuk disari çikarken de ensesine bir tokat atip :

– Testiyi kirma ha ! diye ögüt vermis .

Bunu gören komsulardan biri :

– Yahu Hocam demis, henüz testiyi kirmadan niye dövüyorsun yavrucagizi ?

Hoca cevap vermis :

– Testiyi kirdiktan sonra neye yarar be birader !

Posted in Fıkralar, Mizah, Muhabbet, Nasreddin Hoca | Leave a Comment »

Düsünen Hindi

Posted by Site - Yönetici Mart 4, 2008

dusunen-hindi

Düsünen Hindi

Küçük bir papaganin onbes altina satildigini gören Nasreddin Hoca, bir kosuda evine gidip kümesteki hindisini tutmus. Apar topar pazara götürüp baslamis bagirmaya :

– Satilik hindii…. Satilik hindii…. Yirmi altina satilik hindi !

Sasirmis pazardakiler.

– Yahu hocam demisler. Bir hindinin yirmi altin ettigi nerde görülmüs.

– Ne olmus diye çikismis Hoca. Demin bir kusu onbes altina sattilar.

– Ama o papagandi demisler. Tipki insan gibi konusuyor o.

– Olsun demis Nasreddin Hoca. O konusuyorsa bu da düsünür !

Posted in Fıkralar, Mizah, Muhabbet, Nasreddin Hoca | Leave a Comment »

SEN KOKLADIN BEN TOPLADIM

Posted by Site - Yönetici Mart 3, 2008

Harikalar_Diyari_Nasrettin_Hoca_05981_nevit

SEN KOKLADIN BEN TOPLADIM

Hep şikâyet, hep şikâyet, hep şikâyet…

Dün de böyleydi, yarın da böyle olacak, öbür gün de… Deyim yerindeyse, tarih tekerrür edip duruyor.

Osmanlı devrinde Edirne Valisi olan Hacı İzzet Paşa‘ya bir heyet gelmiş; halkın şikâyetlerini anlatmış, belediye meclisi üyelerinden yakınmışlar…
Paşa, şikâyetleri dinledikten sonra, “Aklıma Nasreddin Hoca’dan bir fıkra geldi!“ demiş ve başlamış anlatmaya:

“Hoca, bir gün eşeğiyle tarlaya gidiyormuş. Eşek yol boyunca durmuş, gördüğü her gübreyi koklamış. Hoca da eşeğin kokladığı gübreleri torbaya atmış. Akşam eve gelip ahıra bağlayınca, torbadakileri çıkarıp eşeğin önüne koymuş. Eşek beğenmeyip başını çevirince de kızmış:

– Koklaya koklaya bir saatlik yolu iki saate çıkardın… Ben de, bunlardan hoşlandın diye toplayıp getirdim, şimdi beğenmiyorsun… O halde niye kokladın?“

Vali Paşa bu fıkrayı anlattıktan sonra gelenlere dönmüş ve demiş ki:

“Bu adamları da siz seçtiniz, şimdi gelip bana şikâyet ediyorsunuz!”
***
Kısacası mesele Peygamber Efendimizin (s.a.v.) buyurdukları gibi “Ne hal üzereyseniz öyle idare olunursunuz“ noktasına gelip dayanıyor. Biz kendimiz iyi olacağız, kriterlerimiz düzgün olacak ki doğru-dürst yöneticiler seçebilelim.
***

BELLİ DEĞİL

19. yüzyılda yaşamış halk şairi Ruhsati diyor ki:

Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil, mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil, dert belli değil

Fark eyledik âhir vaktin yettiğin
Merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeten soyar, gücü yettiğin
Koyun belli değil, kurt belli değil
***
Aradan 150 yıl geçmiş, değişen bir şey var mı, diyeceğim ama…
Var. Artık yiğit de belli, mert de belli; kuzu da belli, kurt da belli, dediğinizi duyar gibiyim.

Evet, belli olmasına belli; haklısınız, bu doğru, hatta suçlular yakalanıyor da… Ama gereği için ne yapılıyor?! Zannediyorum işin bu yönü fülu… Netlik kazanıncaya kadar da rahat-huzur yok.

Rabbimizden; adalet ve hakkaniyet duygularını gerek hukuk sistemimize ve gerekse fert ve toplum vicdanımıza hakim kılmasını niyaz ediyoruz.
***

ÇOCUKLARA BİLMECELER

– Pamuk Prenses’in kardeşinin adı nedir? (Keten Prenses)

– Yankesiciler neden modayı tâkip ederler? (Ceplerin yerini öğrenmek için!..)

– Fareleri her zaman kovalayan nedir? (Kuyrukları)

– Tavukların bacakları neden kısadır? (Yumurtaları kırılmasın diye)

– Horoz nerede öter? (Kendi çöplüğünde)

– Gökte açık pencere/ Kalaylı bir tencere. (Ay)

– Hiç kar yağmayan hava hangisidir? (Oyun havası)

– Çalındığı halde görülmeyen şey nedir? (Islık)

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, Mizah, Muhabbet, Nasreddin Hoca, Türkiye | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: