Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘İslama Göre Cinsel Hayat’ Category

HADİSLERDE CENNET KADINLARI VE ERKEKLERİNİN VASIFLARI

Posted by Site - Yönetici Ekim 27, 2008

Resulüllahın Yaptığı Ve Tavsiye Ettiği Dualar

HADİSLERDE CENNET KADINLARI VE ERKEKLERİNİN VASIFLARI

Allah` ın Rasulu ( s.a.v.) søyle buyurur :

– “ Cennetliklerin kadınları ( içinde öyle ) kadın vardır ki, bacagının beyazlıgı yetmiş kat giysi altından bile iligi görünurcesine görülür.

Işte bu özellik Allah`ın “ Onlar Yakut ve Mercan gibidirler.” Buyurarak açıkladıgı özelliktir.

(Bilirsiniz) yakut bir taşdır. Içinden bir ip geçirip eline alsan saydamlıgı sebebiyle içinden geçirdigin ipi görürsün.” ( 1 )

– “ …. Saklanmış yumurta gibi bembeyaz olan Cennet kadınlarının tenlerinin inceligi yumurtanın kabugu içindeki beyaz kısmı örten seffaf zarın inceligi gibidir.” ( 2 )
– “…Cennet kadınlarından biri yeryüzüne dogsaydı bütün yeryüzunü aydınlatırdı. Yeryüzünün bütününe hoş kokular yayardı. Onlardan birinin baş örtüsü dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.” ( 3 )
– “ Cennet`te mümin kişinin bembeyaz vücüdlu iri gözlü eşlerinin musiki oturumlari vardır. Onlar, yaratılmışların bir benzerini dinlemedikleri nagmelerle şu güfteyi seslendirirler :

** Biz ebediyiz ölmeyiz

Güzeliz, Cazibemizi yitirmeyiz

Severiz, öfkelenip küsmeyiz

Bize eş olan ve bizim de kendilerine es oldugumuz kişiye müjdeler olsun. ” ( 4 )

– ” Cennetlikler, kadınları ile cinsi münasebette ( bulunacaklar ) bulundukları zaman onlar yine bakire olacaklardir.” ( 5 )
– ” Cennetliklerin en alt derecesinin seksen bin hizmetcisi ve yetmiş iki hanımı olacaktır. Ona ( eşleri ile cinsi munasebette bulunmasi için özel olarak ) San`a ile Cabiye mıntıkaları arası alanı dolduracak büyüklükde bir de çadır kurulacaktır. Kurulan bu çadır ise inci, yakut ve zebercedden yapılacaktır. ” ( 6 )
– ” Cennet`te mümin için ici boş bir inciden yapılmış altmış mil ( eninde ve ) boyunda bir çadır vardır. Bu çadırın her bir bölümünde bir eşi ile olacaktır.Mümin onlarla cinsi munasebette bulunacak, fakat onlardan biri digerini göremiyecektir.” ( 7 )

Cennet kadınlarının cogunlugunu cennet`likler icin özel olarak yaratılmış kadınlar teskil edecektir. Ne var ki dünya kadınlarından Cennet`e girecekler ibadetleri sebebiyle Cennet hurilerinden daha üstün olacaklardır.

– Ummü seleme ( R.A.) anlatıyor.

Allah`ın Resülü`ne sordum:

– Ya Resülellah ! Dünya kadınları ( ndan Cennet`e girecekler ) mi yoksa Cennet icin yaratılan huriler mi daha üstündür ? ( Ne buyurursunuz ?)
– Dıstan giyilen elbisenin içten giyilen iç çamaşırlara üstünlügü gibi dünya kadınları hurilerden daha üstündür.
– Peki bu nasıl olur Ya Resulellah !
– Namazları, oruçları ve yüce olan Allah`a yaptıkları diger ibadetleri ile olur. Allah onların yüzlerine nurunu sindirecek, vücudlarına da ipekler giydirecektir.

Onların Cennet`te ten renkleri beyazdir. Elbiseleri de yeşildir. Zinetleri ise sarıdır. Buhurlandıkları inciden, tarakları da altındandır. şu güfteyi søyler dururlar :

Ebediyiz biz, asla ölmeyiz.Cazibeliyiz, hiç mi hiç pörsumeyiz.Yerleşigiz, ebediyyen göç etmeyiz. Razıyız.asla öfkelenmeyiz.

Kendisi bize, bizim de kendisine eş oldugumuz kişiye müjdeler olsun.” ( 8 )

Dünya kadınlarının Cennet`likleri manevi bakımdan daha üstün oldukları gibi kadın olarak da daha şuh ve dilber olacaklardır. Zira Urub`luk sıfatı ile özellikle onlar vasıflandırılmışlardır.

Aşagıda sunacagımız hadisde Allah`ın Resulu bu gerçegi şöyle açıklamaktadir :

Cennetlik Dünya kadınları daha dilber olacaktır.

– ” Beni Hak ( bir kitab olan Kur`an ) la gönderen Allah`a yemin ederim ki sizler Cennet`liklerin eşlerini ve evlerini tanıdıklarından daha çok eşlerinizi ve evlerinizi tanıyor degilsiniz.

Cennet`e gireceklerin her biri Allah`ın kendisi için yarattıgı yetmiş iki zevce ile cinsi münasebette bulunacagı gibi imanları ve amelleri sebebiyle Cennet`e girmis dünya kadınlarından olan iki eşi ile de cinsi münasebette bulunacaktır.

Ne var ki dünya hayatında Allah`a ibadet etmeleri sebebiyle bu iki eş Allah`ın yarattıgı diger eşlere üstündur.

– Kişi bu ( eşlerinden birinin ) yanında iken ne o eşinden, ne de eşi kendisinden bıkkınlık duyar. Her yaklaşmasında ise eşini bakire bulur. Böyleyken cinsel organı sönmez. Eşi sizi duymaz. Ikisi için de boşalma yoktur. Ilişkileri surerken kişi birden şöyle bir uyarı alir :

· Senin ve eşinin ilişkiden usanmıyacagınızı biliyoruz. Ancak senin başka eşlerin de vardır.
· Kişi bu uyarıdan sonra ayrılıp çıkar Tek tek her bir zevcesi ile cinsi münasebette bulunur. Her birinin yanına geldigi eşi şöyle der :
” Cennet`te senden güzel hiç bir varlık yoktur.Cennet`te benim icin senden daha sevgili bir kimse de yoktur.” ( 9 )

Dip notlar:

1) Et-Tac 5/416. M.i. Kesir 3/423
2) I.Kesir 3/417
3) Et-Tac 5/416. M.i. Kesir 3/423.
4) Et-Tac 5/416.
5) M.i. Kesir 3/434.
6) M.i. Kesir 3/425.

Kaynak : islama gøre cinsel hayat, sahife 292-295. Cilt 2

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İslama Göre Cinsel Hayat | 3 Comments »

CİMÂ – islama göre cinsel hayat

Posted by Site - Yönetici Şubat 2, 2008

islama göre cinsel hayat,cinsi-mc3bcnasebetin-fayda-ve-zararlarc4b1

Cima – islama göre cinsel hayat

İslâm’a göre cimâ’ın da bir takım adâbı vardır. Bunlar; birleşmeden önce euzü-besmele çekmek; örtü altında olmak; kıbleye karşı olmamak; aybaşı halinde yapmamak, dübürden sakınmak, kadına yumuşak davranmak; o da ihtiyacını giderinceye kadar terketmemek; ikinci defa ilişkide bulunacaksa eteğini yıkamak; gecenin başlangıcında ilişkide bulunacaksa uyumadan önce yıkanmak, hiç değilse abdest alıp öyle uyumak; sevgi ve ilgiyi artırıcı hareketlerde bulunmak ve:

“Allah’ım! Bizden ve bize vereceğin çocuktan şeytanı uzak kıl” diye dua etmek. Kim bu duayı okur da çocuğu olursa şeytan onu saptıramaz (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XI, 303; Mansur Ali Nasıf et-Tâc, II, 3082; Gazâli, İhya’, Kahire 1967, II, 63-65).

İslâm cinsi arzuların meşru yoldan giderilmesini ister. Kadına dübürden yaklaşmayı yasaklaması Kur’anî nass ile belirlenmiştir. “Allah’ın size emrettiği yerden onlara gidin” (el-Bakara, 2/222) buyrulur. Bu bildiğimiz tenâsül yoludur. Arka yoldan yaklaşmak doğru değildir. Peygamber Efendimiz: “Hanımına arka yoldan yaklaşan kimse lanete uğramıştır.” buyurur. Başka bir hadîslerinde de:

“Erkeğe veya kadına arka yoldan yaklaşan kimseye Allah, rahmet bakışıyla bakmaz” buyururlar (Mişkâtü’l-Mesâbih, II, 184). Böyle davranmak küçük livata olarak kabul edilmiştir.

Adet gören veya lohusalık halinde bulunan kadınlarla cinsi ilişkide bulunmak haramdır. Nitekim: “Hayız zamanında kadınlarınızla cinsi münasebetten vazgeçin. “ (el-Bakara, 2/222) ayeti bunu açıkça ifade etmektedir. Cinsi münasebetten sonra gusletmek farzdır.

Kaynak : Şâmil İslam Ansiklopedisi

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, İslama Göre Cinsel Hayat | 5 Comments »

Cinsel ilişkide haramlar ve helaller

Posted by Site - Yönetici Ağustos 14, 2007

Cinsel ilişkide haramlar ve helaller

Cinsel ilişkide haramlar ve helaller

İslam Fıkıh Ansiklopedisi

Selamlar arkadaslar, islam fikih ansiklopedi`sinden gøzume carpan ve gercekten merak edilen bircok sorunun cevabini iceren yaziyi sizlerle paylasmak istedim, ( Biliyorsunuz bøyle konulari herkes øgrenmek ister ,ama utandigimizdan soramayiz , onun icin arada bir bøyle konulari sizlere sunmayi dusunuyorum, ne dersiniz?)

Bu konu başlıbaşına bir kitap ve araştırma konusu olduğundan, biz bu mevzuda söylenmesi gerekenlerin tümünü söylemeye çalışmayacak, bazı tereddütlü ya da önemli noktalara deginmekle yetinecegiz.

Bu konuda hiç unutulmaması gereken en önemli nokta, insanın yaradılış gayesidir. Insan Allah’ın yüceligi karşısında kendi güçsüzlügünü kabullenmesi ve her hareketini Allah’a kulluk olarak yapması için yaratılmış bir varlıktır. Öyleyse yemesi, giymesi yatması ve kalkması gibi, cinsel ilişkisi de ibâdet olarak yapılmalıdır. Haramdan sakınmak, Allah’ın nimetinden helâl olarak yararlanmak, yapacağı hayırlı işler için fikrini meşgul eden cinsel arzuyu, sağlam düşünebilmek için gidermek, koca karının, karı da kocanın hakkını ödemek ve en önemlisi müslüman nesli yetiştirmek amacıyla yapılan meşru bir cinsel ilişki ibâdettir ve insana aldığı zevkler yanında sevap da kazandırır. “Kişinin zevkini yaşamasında hiç sevap olur mu ?” diye soran sahabiye Allah Rasûlü Efendimiz; “O suyu haram bir yere akıtsaydı, günah olmayacak mı idi? Öyleyse helâlından akıtması da sevaptır” buyurmuştur.(Müslim, zekât 52; Ebû Dâvûd, tatavvu’ 12; edep 160; Müsned V/167,168.)

Öbür yönüyle insan, arzu ve şehvetinin esiri olup, sırf zevki için yaşar hale gelmemelidir. Bu, ondaki hayvanî güçleri geliştirir, melekî güçleri zayıflatır ve insanı alçaltır. Halbuki, bütün zevkler gibi cinsel ilişki zevki de bir gaye değildir, bir gaye için yaratılmış insana Allah’ın bir hediyesidir. Insandan, neslini sürdürmesini istemiş ve bunu Allah’ın istediği doğrultuda yapması halinde kendisine cennet vadedilmiştir. Ise cinsel ilişki zevki gibi peşin bir avans da verilmiş ve sanki öbür âlemde alabildiğine tadacağı zevklerden, daha dünyada iken ona parmak ucuyla hafifçe tattırılmıştır. Ya da yorucu çabalarla yüce bir gayeye ulaşması istenen insana, gönül eglendirme türünden çerez takdim edilmiş ve asıl ziyafetin sonda olduğu bildirilmiştir. Tıpkı zor birise kosulan çocuklara, işi sonuna kadar götürmeleri için verilen oyuncaklar gibi. O çocuğun verilen işi bırakıp bu oyuncakla eglenmesi, oyuncağın veriliş amacına ne derece zitsa, insanın cinsel zevklerini gaye olarak görüp, sırf onlarla meşgul olması da yaratılış gayesine o derece zittir.

Şimdi vereceğimiz bilgilerde bu açınin gözönünde bulunduiulması gerekir.

Tutma ve bakma konusunda karrkoca arasında avret olan bölge yoktur.(Ibn >bidin VI/367) Hz. Ömer’in oğlunun; “bana göre birbirinin organlarına bakmaları daha iyidir, çünkü bu cinsel ilişkinin tadıni artırır,” dediği nakledilir. Fakat Aynî; “bu sözün, onun sözü olduğu kesin değildir” der. Tutma konusunda câiz değildir diyen yoktur. Ebû Yûsuf; “Ebû Hanife’ye sordum ki, erkek karısının organını tutsa, kadın da kendisine karşı tahrik etmek için kocasının organını ellese, bunda bir sakınca var mıdır2 O da bana; hayır, yoktur. Hattâ bu sevaptır ve ecrin büyük olmasını sağlar dedi”.

Hanımı ile ilişkide bulunurken, onu tanıdığı güzel bir kadın diye hayâl edip, onunla sevişiyor gibi cima yapmasının haram olmadığını söyleyenler vardır. Ancak Ibn Âbidîn; bizim kurallarımıza göre bunun helâl olmaması gerekir, çünkü bu, suyu şarap olarak düşünüp içmeye benzer. Onun haram olduğu açıktır. Öyleyse öbürü de helâl olmamalıdır” der. ( Ibn ilbidin VI/372.) Doğru olan da bu olsa gerektir.

Cinsel ilişkide kullanılan kremler, ya da yağlandırıcıların, domuz yağı gibi haram madde içermedikten sonra, helâl olmadığını gösteren bir delil yoktur. Ancak bu normal eşlere tavsiye edilmeyecek bir durumdur. Allah bu iş için tabi nemlendirici yaratmayı ihmal etmemiştir.

Cinsel ilişkinin yasaklanan, ya da tavsiye edilen bir şekli yoktur. Ne var ki, tabiîlik dinî olan İslam’ın, bu konuda da tabiî olanı tercih edeceği açıktır. Üreme organından olmak üzere, karı ile koca hangi tür ilişkiden zevk alıyorlarsa onu uygularlar. Ayakta, otururken, yatarken, arkadan, önden, altta, üstte; hangisini isterlerse öyle yaparlar. Ancak üzerlerinin örtülü olması Islâmî bir edep ve emirdir.” Allah ise utanmaya en lâyık olandır”(Fetâvây-i Hindiyye’de: “Oda küçük olursa (5-10) zira’ yani yaklaşık(3 x 6 m2) koca böyle bir odada cima maksadıyla karısını soyabilir. Bir kısım ulema karı kocanın bir odada tek başlarına soyunmalarında mahzur olmadığını söylemişlerdir.” (Ibn Âbidîn, Kunye’den, V/288). Ama bu, elbette cima ederken açık olabilecekleri anlamına gelmez. Hadîs için bk. Buhârî, ilm 15, edep 68.)

Karısına dübüründen yaklaşmak çok çirkin bir hareket ve haramdır. Insanın tabiatina, şeref ve onuruna aykırıdır.

Erkeğin, şehvetini uyandırmak ve zevk duymak için, eliyle ya da butlarıyla kendi kendini tatmin etmesi helâl görülmemiştir. (Bu konuda Mü’minûn (23) 7 ve Me’âric (70) 31 âyetleri ve tefsirlerine bakılabilir.) Haramlığını bazıları hafif, bazıları da kaba olarak nitelemişlerdir. Ancak erkeğin yanında karısı yoksa, ya da evli değilse, kalbi bununla meşgul oluyorsa ve harama düşme endişesi varsa, kendisini boşaltmanın, bunu âdet haline getirmemek şartıyla câiz olduğunu söyleyenler vardır. Hattâ, ciddî olarak harama düşme endişesi varsa ve bu yolla buna engel olunacaksa, bunun vâcip olduğunu söyleyenler de vardır. (Geniş bilgi için bk. Mahlûf, Fetâvâ I/117,118.) Ancak Peygamberimizin bu konudaki tavsiyesinin, şehveti oruç tutmakla yatıştırmak olduğu unutulmamalıdır. (Söz konusu hadîslerinde Rasûlüllah Efendimiz: “Gençler! Evlilik külfetine hanginizin gücü yetiyorsa evlensin.” Yapamayan oruç tutmalıdır. Çünkü onun (nefsi dizginleyici) kamçısı vardır” Buhârî, savm 10, nikâh 2, 3; Müslim, nikâh 1, 3; Ebû Dâvûd, nikâh 1) Bu yolla hem haramdan kurtulacak hem de sevap kazanacaktır.

Erkeğin eli vb. şeylerle kendini tatmin etmesi caiz olmadığı gibi, kadının da bu yolla tatmin araması câiz değildir. Ancak koca, karısının eli ile ya da vücudunun diğer yerleri ile tatmin olabileceği gibi, karısını da bu yolla tatmin edebilir. (Serahsî, Mebsût X/159.)

Hastalık, zayıflık ve güçsüzlük gibi sebeple cinsel ilişkiye dayanamayan ve bu yüzden istemeyen kadınla cima etmek haramdır. (Ibn Âbidîn, el-Ukûdü’d-dürriyye I/26.)

Evlendiğinde karısıyla ilişkiye güç yetiremeyen erkek bir yıl beklenir. Bir yıl boyunca da, bir defa olsun, güç yetiremezse, karısı, istemesi halinde ayrılır, erkeği beklemeye zorlanamaz. (Ibn Âbidîn, el-Ukûdü’d-dürriyye I/30.)

Mushaf bulunan odada cima etmenin sakıncası yoktur. Çünkü müslümanlann evlerinde ve odalarında genellikle Mushaf bulunur. Ancak Allah’ın kelâmına karşı saygı duyulduğunu göstermek için Mushafin örtülmesi gerekir. (Ibn Âbidîn, I/266, el-Hediyyetü’l-Alâiyye 268.)

Mescidlerin üzerinde cinsel ilişkide bulunmak mekruhtur. Çünkü mescidler semâya kadar mesciddirler. (Alâuddîn Âbidîn, el-Hediyyetü’l-Alâ’iyye 283.)

Cimaya başlarken “besmele” çekerek,hadîste geçen “Bismillâh, Allahümme cennibnâ’ş-Şeytâne ve cennibi’ş-Şeytâne mâ-razektenâ” duasını okuması müstehaptır ve cimanın edeplerindendir. (Örnek olarak bk. Buhârî, bed’ul-halk 11; Müslim, talak 6, nikâh18)

Kocası kendisini cimaya çağırdığında, karısının bunu özürsüz olarak reddetmesi, câiz değildir. Hattâ âdetli olması da bir özür değildir. Çünkü kocası onun, âdetli iken haram olan bölgesi dışında bir yerinden yararlanabilir. (Fetâvây-i Hindiyye (yazma) 611/45 Müslim, hayz 16, Nesâî, taharet 180; Ibn Mâce, taharet 124) Bu konuda özellikle kadının sözkonusu edilmesi, cimada erkeğin, kadından daha sabırsız olduğundandır. Yoksa kadının, kocasından cima isteme hakkıyok demek değildir.

Karıkocanın, zaruret olmadıkça cinsel ilişki biçimlerini başkalarına anlatmaları haramdır. Peygamberimiz (s.a.s.) : “Şüphesiz ki, Kıyâmet Gününde, Allah’ın katında, emanete hiyanetin en büyüklerinden biri, karıkoca beraber düşüp-kalktıktan sonra, kocasının kadının sırrını yaymasıdır” buyurmuştur. (Müslim, nikâh 21; Davûdoğlu age VN/327 vd.)

Emzikli kadınla cimada bulunmak câizdir. (bk. Müslim, nikâh 24; Davûdoğlu age VN/342 vd.) Bir kadını görerek şehveti harekete gelen kimsenin, derhal karısı ile cima etmesi ve nefsini yatıştırması müstehaptır. (bk. Müslim, nikâh, 2; Davûdoğlu age VN/221.)

Cimada özellikle dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi de, temizliğe olabildiğince dikkat etmektir. Mümkünse ilişkiden önce eşlerin dış organlarını sabunla yıkamaları müslümanca bir davranış olur. Çünkü temizlik müslümanlığın ana temellerindendir. Kasıklarda yuvalanıp üreyen mikropların, ilişki yoluyla kadının rahmine ulaşıp, çeşitli rahim hastalıklarına sebep olabileceği, ya da mevcut hastalıkları artırabileceği hiç unutulmamalıdır. Peygamberimizin (s.a.s.) cima edeceklere abdest almayı tavsiye etmesi (bk. Ibn Kudâme, el-Mugni VN/26) bundan olsa gerektir.

Cima gücünü artıracak besinler yemek sakıncalı değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) kına sürünmeyi tavsiye ederken; çünkü o, cildi güzelleştirir, cima gücünü artırır(Zehebî, et-Tibbu’n-Nebevî 25), buyurmuştur. “Tıbbı Nebevî” kitaplarında buna benzer hadisler nakledilir ve cima gücünü artıracak gıda rejimi verilir. (agk)

Ilişkinin ne olduğunu bilecek kadar büyük çocukların bulunduğu odada, onlar uyurken bile cima etmek câiz değildir. (Nemenkânî, el-Fethu’r-Rahmanî N/2l3)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cinsel İlişkide Haram Ve Helaller, Diger Konular, Dini Konular, Evlilik, Fetvalar, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İslama Göre Cinsel Hayat | 32 Comments »

Peygamber -s.a.v- Efendimizin Hz. Hatice ile İzdivacı

Posted by Site - Yönetici Temmuz 16, 2007

Peygamber -s.a.v- Efendimizin Hz. Hatice ile İzdivacı

Peygamber -s.a.v- Efendimizin Hz. Hatice ile İzdivacı

HAZRET-İ HATİCE İle İzdivac:
İki taraf da karar verip büyükleri vasıtası ilebirbirini istedikten sonra nikah hazırlıklarına başlandı. Nikah, adet üzere Hazret-i Hatice’nin evinde kıyılacaktı.İki tarafın yakınları geldiler. Kureyş eşrafıda davet edilmişlerdi.
Evlilik için lazım olan şeyler görüşüldükten sonra Hazret-i Hatice’nin amcasının oğlu Varaka bin Nevfel tarafından nikah kıyıldı. Kureyş’in ileri gelenleri de nikah şahidi olarak bulundular.Hazret-i Hatice’ye yirmi dişi deve mehir olarak verildi.
Ebu Talip ve Varaka Arap geleneklerine göre birer konuşma yaparak, her iki ailenin meziyetlerini dile getirdiler. Develer kesilerek davetlilere ziyafet verildi. Hazret-i Hatice’nin cariyeleri defler çalarak oyunlar oynayarak nikahı ilan ettiler.
Ebu Talip de evinde develer keserek halka ziyafet verdi ve yeni evlileri evine davet etti. Geldiklerinde sevincinden gözleri yaşardı. ’’Bizden bütün sıkıntıları ve üzüntüleri giderenAllah’a hamdolsun.’’dedi.


Aradan birkaç gün geçtikten sonra Resulullah Aleyhisselam, zevcesinin evinde ikamet etmek üzere amcasının evinden ayrıldı. Bu suretle gençliğinin ikinci mühim devresine girmiş bulunuyordu..
Peygamber – SAV – Efendimiz’in gerdeğe girdiği Hazret-i Hatice’nin evi Safa ile Merve arasındaki attarlar çarşısının arkasında idi. Hazret-i Hatice bütün çocuklarını bu evde dünyaya getirmiş kendiside bu evde vefat etmişdi. Resulullah Aleyhisselam da hicret edinceye kadar buradan ayrılmamıştı.


Bu dönemde sıkıntılı günleri geride bıraktı.Hazret-i Hatice daha önceleri başkaları aracılığı ile ticaret yapardı. Fakat bu aracılar dürüst ve güvenilir olmadığı için çoğu zaman beklediği karı elde edemiyordu.Fakat işlerin idaresi tamamiyle Resulullah Aleyhisselam’ın eline geçtikten sonra büyük kazançlar temin edildi.
Hazret-i Hatice Validemiz Resulullah Aleyhisselam’a hanımlarının nesep yönünden en yakın olanıdır.Nesepleri Kusayy’da birleşir.


Resulullah Aleyhisselam’dan önce İbn’ün-Nebas’ın, ondan önce de Atik bin Abid’in nikahında idi. Her ikisi de ölmüşler, genç yaşta dul kalmış, kendisine onlardan büyük bir servet intikal etmişti. Güzelliğinin şöherti, zenginliğinden az değildi. Hala oldukça gençti.Kureyş eşrafından bir çok kimseler ona talip olmuşlarsa da , ne kadar çok mal ve mülk vermek istemişlerse de o bunların hiç birisini kabul etmemiş, Resulullah – SAV – Efendimiz’e ise bizzat kendisi talip olmuştu.
Becerikli ve akıllı bir kadın olan Hazret-i Hatice, zamanın okuma yazma bilenlerindendi.Haniflerden olan amca oğlu Varaka ile beraber mukaddes kitabın bazı bölümlerini okumuştu. Yüksek bir ruha sahipti.Engin ahlakı yüzünden cahiliyet devrinde de İslamiyet devrinde de ‘’Afife: çok iffetli’’ ve ‘’Tahire: çok namuslu, çok temiz’’ lakapları ile şöhret bulmuştu.Pakize bir kadındı.


Peygamberlikten önceki hayatında olduğu gibi, peygemberlğiğinin sıkıntılı günlerinde de; sevgisiyle, kalbinin rikkatiyle, imanının kuvvetiyle, sadakat ve faziletiyle, akıl ve zekasıyla Resulullah Aleyhisselamîn en yakın desteği ve yardımcısı, vefakar ve cefakar bir hayat arkadaşı oldu. Etrafında pervane gibi döndü. Dertlerini paylaştı. Her güçlüğe göğüs gerdi, her sıkıntıya katlandı.


Onu o kadar sevdi ki, ona öyle bağlandı ki; O’nun irade ve düşüncesi dışında hiçbir dileği kalmadı.
Hazret-i Allahîn biricik Habib-i Ekrem’ini ilk tasdik eden, ilk İslam şerefi ile müşerref olan O’dur. Nasıl ki Havva validemiz bütün insanların annesi ise o da İslam’ın annesidir.Hem Müminlerin annesi, hem İslam’ın annesi.
O ki,İslam’ın beşiğini salladı.O ki, Nur’un nurudur.
İlk iman eden kadınolması hasebiyle, kendisinden sonra İslam’a girecek kadınlar için çığır açmış oldu ve bu sebeple de kıyamete kadar imana girenlerin sevabına iştirak etti.


Resulullah Aleyhisselam da ondan çok memnundu. ‘’Bana Hatice’nin sevgisi verildi.’’ buyurmuşlardır.
Evlendiklerinde Resulullah Aleyhisselam yirmibeş, o ise kırk yaşlarında bulunuyorlardı. Onbeş yılı peygamberlikten önce, on yılı da peygamberlikten sonra olmak üzere birlikte yirmibeş yıl nezih ve mesut bir hayat yaşadılar. O devirde çok evlilik normal bir adet olduğu ve bir çok teklifler aldığı, aralarında da bu kadar yaş farkı olduğu halde, o hayatta iken başkası ile evlenmeyi hiç düşünmemişti.


Resulullah Aleyhisselam insanları uyandırma emrini alınca tebliğ işine bir anda ve bütün gücüyle başlamadı.Temkinli, tedbirli ve ihtiyatlı davrandı. Davetini ilk önce mümkün olduğu kadar gizli tutmaya çalıştı, bu ferdi ve gizli çalışmalar üç sene devam etti. Bu ilk yıllarda akrabalarından başlayarak, yakın çevresindeki dostlarını gizlice İslam’a davet etmiştir. İlk olarak Hazret-i Hatice’ye durumu açtı, yeni gelen vahyi anlattı. ‘’Kimi davet edeyim, beni kim tasdik eder?’’ diye endişesini arzedince ‘’Ya Resullullah! Seni ben tasdik ederim.’’ karşılığını aldı ve ilk iman eden o oldu. İlk iman edenin kadın olmasındaki şeref, kadınlığa ebediyen yeter.


Kureyş kadınları içinde soyca en üstünü, servetçe en zengini olan, işini çok iyi bilen ve sıkı tutan Hazret-i Hatice; nübüvvet geldiği pazartesi gününün sonuna doğru herkesten önce Resulullah Aleyhisselam’la namaz kılmak şerefine de ermişti.
Beş vakit namaz Hicret’ten birbuçuk yıl önce miraç gecesinde farz kılınmıştır. Fakat Resulullah Aleyhisselam Miraç’tan önce de arkadaşları ile namaz kılmıştır.
Şöyle ki;
Cebrail Aleyhisselam gelip Resulullah Aleyhisselam’a abdest almasını ve namaz kılmasını öğretmiş, o da Cebrail Aleyhisselam’dan gördüğü şekil üzere Hazret-i Hatice’ye öğretmiştir.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Evlilik, Güncel, Gündem, Genel, H.z Hatice, H.z Muhammed ( s.a.v ), Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İslama Göre Cinsel Hayat | 1 Comment »

İslama Göre Cinsel Hayat.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 23, 2007

İslama Göre Cinsel Hayat.

İslama Göre Cinsel Hayat.

Çıplak Erkek Resminin Sakıncası Var mı? Çıplak resimleri sadece kadın resmi diye sınırlamamak lazımdır. Çıplak resimler kadının olursa günah, erkeğin olursa mahzursuz diye bir şey yoktur. avret sayılan uzvun açılması ve bakılması, kimden olursa olsun haramdır ve günahtır. Ancak haramlık ve günahlık en mahrem noktalara yaklaştıkça artar ve ağırlaşır. Böyle olan resimlere bakmaya gelince, bunun, canlısına bakmak kadar ağır günah olmadığı da açıktır. Ancak bunu, berikinin hafif olduğunu anlatmak için değil, aralarında fark olduğunu anlatmak için söylüyoruz.

Cinsel İlişkide Mekruh Olanlar
• Kıbleye ayak dönmek.
• Yorgan ve benzeri bir örtü olmadan, açık olarak çırılçıplak olarak cinsel ilişkide bulunmak.
• Tam ilişki hâlindeyken konuşmak, gülmek, sesi yükseltmek Konuşma ve fısıldamalar, başlangıç sırasında olmalıdır
• Eşinin ve kendinin avret uzvuna bakmak. İhtiyaç hâlinde karı koca birbirine tepeden tırnağa bakabilir.
• Kamerî ayların ilk, orta ve son gecelerinde cimâ etmemelidir!
• Eşler arasında geçen cinsî ilişkilerle ilgili mahrem sırların başkalarına ifşâ edilip yayılması haramdır.

Cinsel İlişkide Müstehab Olanlar
• Eûzü-Besmele’yle başlamalıdır.
• Niyet zinâdan korunmak ve hayırlı evlat yetiştirmek olmalıdır.
• Başlamadan önce, kadınla kâfi miktâr oynaşmak ve kadında kuvvetli bir arzu belirdikten sonra başlamak gerekir.
• Acele etmemeli, kadının da tatmin olması beklenilmeli • İlişki bitince hemen çekilmemeli, biraz daha birlikte kalmalıdır.
• Tekrar ilişkide bulunmak veya uyumak için, hemen avret yerlerini yıkamalıdır.
• Ayrıca abdest almak veya gusletmek lâzım değilse de iyi olur.
• Cinsel ilişkiden sonra hiç biri yapılamazsa hiç olmazsa yatak avuç içi ile silinmelidir ki….
• Pazartesi ve cuma geceleri olması iyidir. Diğer geceler de câizdir.

• Cinsi Sapıklığın Cezası Nedir?

Cinsî sapıkların bazıları erkekle ilişki kuruyor, bazıları da hayvanla.Erkeğin erkekle, yahut hayvanla ilişki kurmasının İslâm hukukundaki cezası nedir?
Erkeğin erkekle cinsî ilişki kurması günahların büyüğü, hataların azîmidir. Böyle kimselerin bedenleri mikrop yuvası haline gelir, nefret ve tiksinti lâşeleri durumuna düşerler.İslâm hukukunda livatanın cezası, bazı yerde idamdır, bazı yerde zina cezası gibidir. Bazı durumlarda da hâkimin takdir edeceği tazir cezası verilir. Tazir cezası, dâvâyı gören hâkimin takdirine göre çoğalır, azalır. Pisliğin mahiyetine göre cezanın derecesi de farklılık arzeder.Hayvanla ilişki de kesinlikle haramdır.
İmamların ittifakıyla böyle bir sapığa verilecek ceza, yine hâkimin takdirine göre azalıp çoğalan tazir cezasıdır. İmam-ı Şafiî Hazretleri bunun günahlığının şiddetine bakarak zina gibi ceza görmesi gerektiğini de ifade etmiştir.Sapığın musallat olduğu hayvan eti yenen cinstense, etine bir haramlık gelmez. Ancak ibret olsun için hayvan kesilip mütecavizin tarlasına, yahut bir mer’aya gömülürse hikmetine uygun olur.Şurası bir gerçektir ki, azgın nefsine uyup da böyle büyük günah ve hatalara mâruz kalan kimseler için herşey bitmiş, tevbe kapısı kapanmış değildir. Yapacakları samimi tevbe, istiğfar, dökecekleri sürekli gözyaşı, duyacakları derin pişmanlık Allah’ın afvına vesile olabilir. Yeter ki, tevbelerinde samimi olsunlar, hatalarını tekrar etmeme azminde ihlâslı ve imanlı bulunsunlar. Allah şirkten başka bütün günahları afveder. Şayet afve lâyık olacak kadar samimi pişmanlık duyarlarsa YASAK MEYVECenab-ı Hak Âdem’e cennette büyük bir hürriyet vermekle beraber, ona yine bir sınır tayin etmiş ve ona yaklaştıkları takdirde zalimler zümresine gireceklerini de bildirmiştir. Bu, şunu ortaya çıkarır ki, insanlıkla ilgili hilafet mutlak değildir. Ve bunun özel bir sınırı vardır ki, tecavüzü zulümdür. O sınırı tayin eden ağaçne idi? Doğrusu bunu Allah Teâlâ Kur’ân’da bize ismiyle bildirmemiştir ve ancak bunun cennette belli ağaç olduğunu, Âdem’in kurtuluş ve saadetinin bozulmasına sebep olmak özelliği bulunduğunu anlatmıştır. Demek, fazlasını bilmemizde Allah katında bir fayda yoktur. Ve şimdilik mümkün değildir ve kritikçi tefsircilerin seçeneği budur. Bununla beraber;
• Buğday veya üzüm veya incir olduğu hakkında bazı rivayetler de vardır.
• Tevrat ehli, buğday demişler.
• Vehb b. Yemâmî’: “Fakat öyle bir cennet buğdayı ki, tanesi sığır yüreği gibi, kaymaktan lezzetli, baldan tatlı”
• İbnü Abbas : “Dünyada evladına rızık kılınan başaktır.” tabiri dahi naklediliyor.
• İbnü Mesut’dan asma, üzüm ağacı
• Bazılarından incir tabiri vârid olmuştur.
• Bu meyanda şu tabir de vardır: “Bu öyle bir ağaçtır ki, melekler ölümsüzlüğe ermek için bununla kaşınırlar.”
• Bunların bir temsilî mânâyı ifade ettikleri de açıktır.
• Hıristiyanlardan rivayet edilen telakkiye göre, bunun kadınla erkek arasındaki cinsî yaklaşmadan kinaye olduğudur. Hıristiyanlıktaki ruhbaniyet (yani evlenmemek), evlenmemeyi ibadet ve sevap itikat etmek önermesinin bu telakkî ile ilgili bulunduğu da sanılır. Fakat Kur’ân’ın metni buna müsait (uygun) görünmüyor. O zaman mânâsız kalır. “birbirinize yaklaşmayınız” demek, hem yeterli ve hem açık olurdu. Bu şekilde Âdem’in ilk evlenmesi gayr-i meşru (dine uymayan) olması gerekiyor.
Şüphesiz bizce daha uygun olan bu konuda durmakdır. Biz o ağacı tayin edemeyiz. Ancak şu kadar düşünebiliriz ki, ondan yemek, vekilliği unutmak ve asalet davasına kalkışmak duygusunu verir. Bu da insanın aslî yaratılışından değil, şeytanın telkininden başlar. Bu buğday ise, delice buğdaydır. Bir üzüm ise, şarap üzümüdür. Bir incir ise, kurtlu incirdir. Ve her halde bir hamri (sarhoş ediciliği) vardır. Ve o hamr aklı alır ve Allah’ı unutturur. Cennete bu, yenilmek için değil, sınırlama ve kulluk için konulmuştur. Bununla beraber biz: “Dünya sevgisi, her hatanın başıdır” hadis-i şerifinde bu yasak ağacı tayin eden bir delalet buluyoruz. Demek Âdem o zaman dünya sınırına yaklaşmamak emri almış ve Âdem bundan, yaratılışının gereği olarak yememiştir.KAYNAK: Elmalı Tefsiri, Bakara Suresi, 35 Göz Zinası

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“(Ey Resûlüm), Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan beri alsınlar ve ırzlarını zinadan korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Muhakkak ki Allah, onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu boğaz, gerdan, baş, kol, bacak ve kol gibi yerlerini) göstermesinler. Ancak bunlardan görülmesi zaruri olan (yüz, el ve ayaklar) müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar…”
(Nur Suresi : 30)Yukarıdaki ayetler erkek olsun kadın olsun bütün müslümanlara zinanın haram kılındığını bildirmektedir. Ayrıca, yine hem erkek hem kadınlara, kendilerini zinaya götürecek davranışlardan sakınmaları emredilmektedir. Yine bu ayetlerden insanı zinaya sürükleyen en önmeli şeyin şehvetle namahreme bakmak olduğu öğrenilmektedir. Bu nedenle Allah Teâla, erkek kadın bütün müminlere gözlerini haramdan sakınmalarını, yani namahreme bakmamalarını emir ve tavsiye buyurmuştur.Bakış zinanın başlangıcıdır. Bunun için gözü korumak mühimdir, “Bakıştan ne olur” diyerek bu konuda aldırmazlık gösterenler sonunda büyük felaketlerle karşılaşırlar. Kasdi olmayan ilk bakıştan, kişi sorumlu tutulmamıştır. Fakat tekrar tekrar bakmak yasaklanmıştır.Bu konuda Hz.Peygamber şöyle buyurmaktadır: “Birinci bakış, sana ama ikincisi aleyhinedir.”Yabancı erkek ve kadınların birbirine göz kırpmaları, kadının gözlerini süzmesi, gözlerin zinasıdır.Şurası unutulmamalıdır ki; şehvetle bakışın “zina” olarak ifadesi hakiki manada cinsi temasla meydana gelen zina olmayıp, belki zinaya götüren en önemli sebeplerden biri olduğunun anlatılması sebebine bağlıdır. Bunun için “göz ve dil zinası” olarak bildirilen durumların “hakiki zina” ile bir tutulması mümkün değildir.Bir göz ki, anın olmaya ibret nazarında
Ol sahibinin düşmanıdır baş üzerindeKaynak:
1) Şamil İslam Ansiklopedisi
2) İslamda Kadın ve Aile, Mehmet Emre

Gerdek Gecesi

Evlenmiş karı ve kocanın ilk defa bir araya geldikleri gece. Bu buluşmanın özelliği, kadın ve erkek için daha önce bilinmesi mümkün olmayan maddi ve manevi mahremiyetin ortadan kalkmasıdır. çünkü o geceden önce, ayrı dünyalarda yaşayan iki insan, birbirlerine yaklaşarak, aynı hayatı paylaşma durumuna gelmişlerdir. Bunun da ötesinde, aile olarak belirli hak ve görevleri “fiilen yaşama” olayını başlatmışlardır.Gerdek gecesini, sadece cinsi yönden iki farklı cinsin birbirlerini tanıması olarak görmemesi gerekir. bu beraberlik aynı zamanda, manevi ve hissi bir bütünleşmeninde başlangıcı olmaktadır. Olgunluk seviyesine gelen iki gencin, onmdan sonraki hayatlarıbelirli bir ölçü ve plan dahilinde sürecektir. Bu bakımdan gerdek gecesi; son derece ciddi ve ağır sorumluluklarla dolu bir hayatın başlangıç anıdır. Tek kelime ile bir planlama kararının verileceği zamandır. İki çift paylaşacakları hayatta birbirleri için düşündüklerini açıkça anlatacak ve karşılıklı olarak yekdiğerinden beklediği tavır ve davranıştan konuşacaklardır.Gerdek, İslami bir olaydır. Çünkü gerdek olayında gözümüze çarpan olağanüstü durum, kadın ve erkeğin meşru ölçüler içersinde bir araya gelmesi ve evlilik gibi büyük bir hadisenin düşünülüp, tartışılarak gerçekleştirilmesidir.Gerdek olayında, birbirlerini uzaktan tanıyan iki çiftin yakın bir temas ile ve ciddi bir ortamda karşısındakini ölçülü bir şekilde değerlendirmesi sözkonusudur. Çünkü evlilik ile yeni bir hayata başlangıçta, karşıdaki insan bütün özellikleri ile tanınmak durumundadır. İslami mahremiyetin olmadığı durumlarda ve günümüz gibi kadın-erkeğin birbiriyle ölçüsüz ve ve gayri ciddi bir araya gelmesi hali, gerdek olayına gerek duyurmamaktadır. Çünkü olayda ne bir mahremiyet, ne de geleceğe dönük ciddi bir hesap bulunmaktadır. Taraflar; ya kendilerini bekleyecek akibetlerden habersizdirler veya biraraya gelişlerinde sadece “cinsel tatmin” ağır basmaktadır.Dolayısıyle bazan bu tür gayri meşru ilişkilerde “evlilik” gibi bir müesseseye bile ihtiyaç duymayan insanlar görülmektedir. Tabi ki bu tür ilişkilerin sonu, büyük acılar ve felaketlerle bitmektedir.İslam’daki evlilik, cinsi duyguların dini bir program çerçevesinde ve beşeri aşkın en temiz özellikleri ile biçim kazanmasıdır. Elbette ki bu temiz ve saf beraberlik, gerdek gecesi gibi başkalarının malumu olmayan ruhi ve bedeni birlikteliğe ihtiyaç duyacaktır.Prof.Dr. Sami Şener
İ.T.Ü. İşletme SosyolojisiKaynak: Şamil İslam Ansiklopedisi, Gerdek Gecesi, 3.ciltEvlilikte Cinsel HayatCima, kadınla erkeğin cinsi temasta bulunmasıdır. İslamiyet, müminleri evlenmeye teşvik etmiştir. Evlilik sayesinde cisi arzular tatmin edilir, iffet ve namuz korunur, neslin devamı mümkün olur.İslam’a göre cimâ’ın da bir takım adabı vardır. Bunlar; birleşmeden önce euzü-besmele çekmek; örtü altında olmak; kıbleye karşı olmamak; aybaşı halinde yapmamak, dübürden sakınmak, kadına yumuşak davranmak; o da ihtiyacını giderinceye kadar terketmemek; ikinci defa ilişkide bulunacaksa eteğini yıkamak; gecenin başlangıcında ilişkide bulunacaksa uyumadan önce yıkanmak, hiç değilse abdest alıp öyle uyumak; sevgi ve ilgiyi artırıcı hareketlerde bulunmak.Cenab-ı Hak buyuruyor:
• Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah’tan korkun, biliniz ki siz O’na kavuşacaksınız. müminleri müjdele!.(Bakara Suresi :223)
İslam cinsi arzuların meşru yoldan giderilmesini ister. Kadına dübürden yaklaşılma yasaklanmıştır.Cenab-ı Hak buyuruyor:
• Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.“(Bakara Suresi :222)”
Bu bildiğimiz tenasül yoludur. Arka yoldan yaklaşmak doğru değildir.Peygamber Efendimiz buyuruyor:
• Hanımına arka yoldan yaklaşan kimse lanete uğramıştır.
• Erkeğe veya veya kadına arka yoldan yaklaşan kimseye Allah, rahmet bakışıyla bakmaz” Eşler arası dahi olsa anal ilişki livata olarak adlandırılmış ve yasaklanmıştır. (2)
Son yüzyıllarda Batı dünyasında slogonlaşan cinsi serbestli akımı, bir çok sapıklığın, doğal olmayan ilişkileri iğrenç zevklerin yayılmasına, önü alınmayan hastalıkların, ruhi bunalımların baş göstermesine yol açmış, hatta bundan bütün dünya ülkeleri zarar görmeye başlamıştır. İnsanların cinsel ihtiyaç ve isteklerini gayrimeşru yoldan karşılayan, sömüren yeni yeni ticari faaliyet alanları ve sektörler ortaya çıkmaktadır. Toplumumuzda evlilik içi huzursuzluk ve tatminsizliklerde de bu dış yayın ve telkinlerin önemli payı vardır. (2)Cinsi münasebetten sonra gusletmek farzdır.Not: Konu ile ilgili geniş açıklamaları Türk Diyanet Vakfı İslami Araştırmalar Merkezi tarafından basılan 2 ciltlik “İlmihal” isimli eserden okuyabilirsiniz.

CİNSEL EĞİTİM NASIL OLMALIKADIN VE ERKEK…

‘Her birinin kendisine has cinsel özellikleri vardır. Ergenlik çağı ile birlikte zirveye çıkan cinsel ihtiyaçlar, cinsel problemler, evlilik ve aile, evlilikte cinsel hayatın tatminkâr olması için uyulması gereken kurallar, hamilelik ve doğum, çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığı, müstehcenlik ve muzır neşriyat, toplumda kadın erkek ilişkileri…’Bütün bunlar insan cinsî hayatının ana başlıklarıdır.Cinsel konuların akıl almaz istismarlara konu yapıldığı bir zamanda yaşıyoruz.Bir tarafta cinsel hayat ayıplarla örtülü bir tabu olarak görülüyor… Öbür yanda, bütün mahremiyet sınırlarına meydan okuyan bir teşhircilik furyası yürütülüyor… Bu tezat tablosundan ortaya çıkan sonuç: cinsel hayatta tam bir anarşi hüküm sürüyor. O halde, dinî kaynaklara ve çağdaş ilimlere dayanarak yapılacak bir cinsel eğitim ihtiyacı ihmale gelmeyecek kadar âcil olmaktadır.Cinsî konuların insan hayatındaki yeri nedir? Cinsel hayat hakkında bilmemiz gerekenler nelerdir? Medyanın olumsuz bombardımanından nasıl kurtulacağız? Doğru olan nedir? Neler yanlıştır? Sevap, ayıp, günah kavramları en doğru şekilde nasıl anlaşılacaktır?..Cinsellik hayatımızın bir parçasıdır. Yüce Kitabımızda da şöyle buyrulmuyor mu? İnsanlar iki ayrı cins olarak, ‘erkek ve dişiden’ yaratılmıştır. Bir çok ayette eşler arasındaki münasebetlerin biyolojik ve psikolojik boyutlarına işaret edilmiştir.Yaradılışımıza yerleştirilen çok önemli bazı temel ihtiyaçlar vardır: Beslenme, barınma,uyku ve cinsellik gibi…‘Şehvet’ olarak adlandırılan cinsî arzu (libido, cinsel haz) kadınla erkek arasında yaratılan birbirine yakın ve beraber olma ihtiyacının biyolojik temellerinden biridir.Rum suresinin 21. ayetini dinleyelim: ‘Yine O’nun delillerindendir ki, size kendi cinsinizden, kendilerine meyil ve ülfet edeceğiniz eşler yarattı. Aranızda merhamet ve sevgi koydu. Şüphesiz bunda düşünen bir kavim için, ibret alınacak çok deliller vardır.’Bediüzzaman, İşârât-ül İ’caz adlı eserinde, nefis bir duygusal yorum yapıyor:‘İnsanoğlunun en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut olmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezzetlerde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar. Evet, bir işte hayrete düşen veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun, ister ki; birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın. Kalblerin en latifi, en şefiki, kısm-ı sani ile tabir edilen kadın kalbidir.’Her bir hücrenin mikrokozmik seviyede, elektronlarına kadar, en ince bir plan dahilinde her türlü ihtiyacını mükemmelen karşılayan Vücut Sarayının Sahibi insanoğlunun bütün ihtiyaçlarını da belli nizamlara bağlı kılarak karşılamıştır. Dinimizin bize kazandırdığı iki temel ölçü olan helâl ve haram kıstaslarına göre kurulan bu nizam, insanın her bakımdan huzurlu olmasının şartlarını sunmaktadır.Madem insanlarda cinsî ihtiyaçlar, arzular yaratılmıştır. Kadın erkeğe, erkek de kadına eğilimli kılınmıştır. O halde aile hayatı ortamında bu duyguların meşru bir şekilde karşılanması, sağlıklı ve vazgeçilmez bir husustur.Dinimizde evliliğe büyük önem verilmiş, cinsel hayatı düzenleyen emir ve yasakların büyük çoğunluğu da bu temel ölçüye göre belirlenmiştir.Zinanın, homoseksüelliğin, evlilik içinde cinsel hayattan çekilmenin, kısırlaşmanın, şehvetle bakmanın vs… yasaklanması, cinsî duyguların meşru yoldan, evlilik hayatı içerisinde tatminine dönük prensiplerden bazılarıdır.Helâl ölçülerdeki cinsel yakınlaşma ibadet sınırları içerisinde değerlendiriliyor. Zira cinsel ihtiyaçlar kulluk bilinci içerisinde, emredilen prensipler doğrultusunda karşılanması huzur ve mutluluğun en önemli şartlarından biridir.Cinsel hayattaki sapmaların insanları ne gibi tehlikelere maruz bırakabileceğine sanırım AIDS iyi bir örnektir.Cinsel eğitim şart mı? İslam’ın emir ve yasaklarını öğrenmek, büluğ çağından itibaren aklı başında olan her Müslüman’a farz ve şart değil midir? Elbetteki bir kısım ibadetlerin sıhhati, bu bilgilerin bilinip yaşanmasına bağlıdır. Gusül abdestinin hangi hallerde zorunlu olduğunu kavramadan ibadet hayatı sağlık kazanabilir mi? Öyleyse cinsel bilgiler de doğru kaynaklardan öğrenilmelidir.Çocuklar cinsel farklılıklarını daha iki, üç yaşından itibaren sezmeye başlarlar. Bildiğimiz anlamdaki cinsel ‘bilinç’ ise ancak büluğ çağı ile birlikte yerleşmeye başlar.Aslında cinsel terbiye ve eğitim doğumla başlamalıdır. Kılık kıyafetten davranışlara, oyun ve oyuncaklara kadar pekçok hususta kız ve erkek çocukları farklı yetiştirilmelidir. Hz. Hasan’ın doğumunda sarıldığı sarı giysiyi Efendimiz beyaz bir giyecekle değiştirmiş, renk ayrımının önemine dikkat çekmiştir.Cinsel terbiye çocukların büyüyüp gelişmesine göre yoğunlaşan bir seyir takip eder. Kızların anneleri, erkeklerin babalarınca eğitilmeye başlamaları en uygun olanıdır.Eğitimin amacı çocuğun cinsine has davranışları normal ve sağlıklı şekliyle kazanmasıdır. Çocuktaki normal gelişme seyri dikkatle izlenmeli, sorularına kaçamaklar, ve yanlış sapkın yorumlar yerine, tatmin edici cevaplar verilmelidir. Azarlamak, baştan savmak zarar vericidir.İbadetle ilgili cinsel bilgilerin verilmesinde geç kalınmamalıdır. Namaz ve orucun gerekleri öğretilirken bu bilgiler verilebilir. 6-7 yaş civarı uygundur. 7 yaşında, en geç 10 yaşında çocukların yatakları, odaları ayrılmalıdır.En hassas dönem büluğ çağı: Bedenlerdeki farklılaşma ve duygu dünyalarındaki değişmeler, ana, babaların onlarla ciddi bir şekilde konuşmalarını, yol göstermelerini gerektirir. Artık çocukluktan çıktıkları, yetişkin birer genç kız veya delikanlı oldukları, bedensel ve ruhsal gelişmelerin onlara yüklediği sorumlulukların gereği anlatılmalıdır. Karşı cinsle ilişkilerin düzenlenmesi, cinsel hayatlarında nelere, nasıl dikkat edip, yasaklardan kaçmaları benimsetilmelidir. İnce ayrıntılara girmek yersizdir. Ancak evlilik hayatına ait meşru bilgilerin sapık, yanlış, kulaktan dolma, art niyetle piyasaya sürülmüş tehlikeli, zararlı ‘cinsel eğitim’ yayınlarıyla karşılanmasının önüne geçilmelidir.Hadislerde belirtilen, meşru ölçüler içindeki cinsel hayat, Allah’a kulluğun bir yoludur. Sünnete uygun yaşayanın her konuda olduğu gibi cinsel konularda da başı ağrımaz.Aile ortamında ananın kızına, babanın oğluna samimi bir havada doğru bilgileri sunması niçin ayıp olsun ki?.. Allah hakkı öğrenmede haya etmemizi emretmiyor ki..Dengeli ve istikametli bir cinsel hayat huzurun, mutluluğun yollarından biridir.Utanma duygusundan arındırılmış bir hayat anlayışının her fırsatta yaygınlaştırılmaya çalışıldığı, cinsî enerjiyi çizgi dışına kaydırma gayretlerinin olumsuz atmosferinde, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamak için geç kalmış sayılmayız. Böylece dünyayı cennete çevirecek huzur ve saadetli aile ortamı yüzümüzde güller açtırır. El İle Doyum – Masturbasyon – İstimnaMasturbasyon, el ile tatmin denen bu olay, kişinin cinsel organı ile oynamak suretiyle doyuma gitmesidir. Bu adet genellikle 13-15 yaşlarındaki erkek ve kızlarda görülür. Değişik sebeplerle bu yaşın üzerindekilerde daha az görüldüğü ileri sürülmektedir. Cinsel organın el veye ne olursa olsun, herhangi bir cisme sürtünmesi veya göğüslerinde yahut göğüs uçlarında ve diğer cinsel bölgelerde sıkıştırma ve benzeri baskılarla yapılan bir uygulamadır. Maksat orgazm olmaktır.Hristiyanlık da Masturbasyon * 4VII. yy’da Canterbury’li Thedoros erkek ve kadının mastürbasyonu gibi ahlak suçları işleyenlere muamele konusunda bir tövbe yayınladı. XIII. yy.’da Thomas Aquinas cinsel sapkınlıklar arasında mastürbasyonu da sayıyor, bu eylemi mantığa aykırı buluyordu. Üremeye katkı sağlamıyordu. Bu yüzden ensest, zina ve tecavüzden daha yanlıştı.Erkek mastürbasyonunun dehşeti bugün hala Roma Katolik Kilisesi’nin cinsel ahlak kılavuzlarında yer almaktadır ve “ciddi bir rahatsızlık” olarak nitelendirilmektedir. Bunun sebebi, kısmen değerli meninin “yanlış kullanımı” ve “ziyan olmasıdır”. bununla beraber kadın mastürbasyonu göz ardı edilmiş veya önemsenmemiştir.Denildiğine göre mastürbasyon, “Kutsal Kitap’ın bu günahı açıkça, ismiyle kınadığı kanıtlanmasa bile”, 1054 tarihli bir karardan bu yana “ciddi bir şekilde hastalıklı bir eylem” olarak görülmüştü. Gayri meşru sayılıyordu, çünkü “bütünüyle gerçek sevgi bağlamında karşılıklı kendini vermenin ve insanın ürmesinin anlamından” yoksundu.XVI. yy.’a kadar erkek menisi “neredeyse insan” olarak görülüyordu. Mastürbasyon, gece kirlenmesiyle meninin harcanmasından korkuluyordu.İslam da Masturbasyonİslam alimlerinin bazıları evlilik dışı her türlü cinsel doyumu haram saymışlardır. Delil olarak da şu ayetleri göstermişlerdir:
“Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.” (Müminun Suresi : 5-7) “Ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz; Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir.” (Mearic Suresi 30-31) İslam alimlerinin çoğunluğu, buradaki aşırı gitmeden, evlilik dışında başka bir kadınla birleşmeyi anlamışlar ve elle doyumu bu birinci derece haramlar arasında saymamışlardır.

Allah Resulu şöyle buyurur:
“Cinsel organıyla oynayan bir millete Allah azab etmiştir.”
“Elini nikahlayan mel’undur”
“Elle boşalan lanetlidir” Bu hadis-i şerif kesin bir hükümle, masturbasyon olayını yasaklamaktadır. Ancak İslam alimlerinden bazıları bu hadisin, sahih hadis kitaplarına girecek kadar sağlam senetli olmadığı için, helal-haram bağlamında delil olamayacağını savunurlar. Bazı Hanefi ve Hanbeli alimleri eşi olmayan birinin, alışkanlık haline getirmemek şartıyla bu sıkıntısını giderebileceği görüşündedirler. Ancak bu sadece bir zaruret kapısıdır. Zina tehklikesine düşmemek ve çok fazla zihni meşgul etmemek içindir. Asıl olarak helal değildir. Bunu hiçbir İslam alimi savunmamıştır. İki tercih arasında kalan bir müslüman zararı daha az olanı tercih etmelidir. Bu bir fıkıh kuralıdır. Eğer bir müslüman, zina yapabilecek kadar kontrolünü kaybetmişse, daha hafif olan bu yolu tercih eder ve zina tehlikesinden kendisini kurtarır. Bu konudaki görüşler:
• Keyfi olarak şehvetini gidermek için el ile menisini getirmek haramdır. Ancak şehveti kendisine galebe çalıp da karısı veya cariyesi bulunmazsa, şehvetini teskin için bunu yaptığında günahkar olmayacağı umulur.(İbni Abidin)
• Böyle bir kimse zina edeceğinden korkarsa, el ile meni getirerek şehvetini teskin etmesi vacip olur. (Ebu Leys)
• Şehveti galebe çalar da, onu teskin için yaparsa cezalanmaması umulur. (Fethu’l-Kadir)
• Şafi ve Maliki mezhebine göre zevcenin elinde mastürbasyon etmesinde bir sakınca yoktur. (Mürşit 4, İlmihal)
Çok az fıkıh aleminin kadınlar konusunda bu konuya değindiği genellikle erkeklerle ilgili bu konunun ele alındığı, bu konuya değinenlerden Mücahid şöyle demiştir: “Bundan önce geçmiş olanlar genç erkeklerin istimnadan uzak kalmalarını emrederdi.. bu konuda kadının durumu ile erkeğin durumu arasında fark yoktur”. Masturbasyon’un İslami hükmü konusunda mezhepler arasında bazı farklılıklar vardır.
• Hanefi, Şafii ve Maliki mezhebine göre masturbasyon haramdır.
• Hanbeli mezhebine göre ise, zina korkusu olduğu zaman mübah olur, değilse haramdır.
Bu şartlar gözönünde bulundurulacak olursa, elle boşalmanın hükmünü herkes vicdanında daha iyi verebilir. ancak insan fıtratı bunu hoş karşılamaz: yaptıktan sonra pişmanlık duygusu gelen bir fiilin kesin olarak helalliğine hiçbir müslüman inanmaz ve bu yolu çözüm olarak göremez. Haramlar bellidir. Helaller bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. En güzeli bunlardan uzak durmaktır. Niteki tıp otoriteleride aşırı alışkanlık haline getirilen masturbasyonun ruhi ve fizyolojik zararlarını ortaya koymaktadır. Hafta’da bir defayı aşan istimnanın yol açtığı zararlar hakkında doktorlar şunları söylemektedir: * 6
• Bez ve sinirler üzerinde bitkinlik meydana getirir. Çalışan unsurlar iltihaba uğrar ve yavaş yavaş mahvolur.
• Alışkanlık kazanıldıktan sonra terk edilmesi zordur. Bu yüzden bu kimseler evlenemezler. Evlenmiş olsalar bile bu fena alış kanlığa devam ederek devam ederek boş yere sinirleri yorarlar.
• Tenasüli Nervasteni (Sinir Yorgunluğu) oluşur.
• Tenasüli nervasteni genel nervasteni ile karışır:
o Hafıza ciddi şekilde zayıflar
o Vücut ne bedeni ne de fikri görev yapamaz hale gelir.
o Şiddetli başağrıları, uykusuzluk,çarpıntı, iştahsızlık vücudu edeta yıkar, kuvvetten düşürür, zayıflatır.

Kaynaklar:
1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
2) Müslüman Kadının Fıkıh Kitabı, İbrahim CEMEL
3) Şamil İslam Ansiklopedisi
4) Dünya Dinlerinde Cinsel ahlak, Geoffrey Parrinder, Say Yayınları, 2003
5) Mürşit 4,
6) Evlilik ve Aile Hayatı, A. Aydın

 

 

Posted in Diger Konular, Din, Dini Konular, Fetvalar, Güncel, Gündem, Genel, Soru Ve Cevaplar, Tavsiyeler, Türkiye, Tesettür, İslam, İslama Göre Cinsel Hayat | Etiketler: | 8 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: