Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘İbadet’ Category

Tevhid hatmi’nin tesiri ve adedi

Posted by Site - Yönetici Şubat 29, 2008

Kelimei tevhid,kelimei sahadet.

Tevhid hatmi’nin tesiri ve adedi

Şeyh Ebu’r-Rebi’Hazretleri, keşfi açılmış bir genç ile yemek yiyordu. Yemekten evvel de, 70 bin tevhid okumuştu. Keşfi açılmış genç yemeğe uzanırken bir anda gözünün önünden perdeler kaldırıldı ve annnesinin cehennemde azab edildiğini görünce, üzüntü ile elini yemekten çekti ve ağlamaya başladı. Yanındakiler, neden yemediğini ve ağladığınısorunca da, gözyaşları içinde gördüklerini anlattı.

Şeyh Ebur Rebi’ Hazretleri içinden, “Ya Rabbi! Bilirsin ki, yemeğe oturmadan senin rızan için 70 bin tevhid okumuştum, onları bu gencin annesine bağışlıyorum” diyerek içinden niyazda bulundu.

Genç hemen gülmeye başladı, niye gülüyorsundenildiğinde, “Annem şu anda cehennemden kurtulup cennetlik oldu da ondan. Ama sebebini bilemiyorum” dedi.

Tabii bilemezdi, çünki onun keşfi ve himmeti o kadardı. Ama Şeyh Ebu’r-Rebi’ sebebini çok iyi biliyordu ve o sebep okunan 70 bin kelime-i tevhid idi.
***

Hadis-i şerifte buyruldu ki, “Kim 70 bin ‘Lâilâheillallah’ derse, ölmeden önce Cennet ile müjdelenir.” (Kelime-i Tevhidin Fazileti S. 47)

Tasavvuf ehlinin ileri gelenlerinden birçoklarının Kelime-i Tevhid‘i bu sayı üzerinde okumalarının dayanağı, bu hadis-i şerif olsa gerektir.

Bu okunan 70 bin adet Kelime-i Tevhid‘in tesiri-sevabı okuyan için olduğu ve kendisi cennetle müjdelendiği gibi, aynı hatmin başkaları için de okunması onlar için de aynı neticeyi verir.

70 bin tevhid de olsa, olabilir… Amma 72 bin olsa daha iyi ve daha müessir olur

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbadet | Leave a Comment »

Dua, niyaz, tazarru ve ilticanın önemi

Posted by Site - Yönetici Şubat 28, 2008

dua hamdini sozumuze sertac ettik,zikrini kalbimize minhac ettikelmalili hamdi yazir,(3)

Dua, niyaz, tazarru ve ilticanın önemi.

Son devrin büyük âlim ve ve müfessirlerinden Elmalılı M. Hamdi Yazır merhûm, tefsirine, Cenâb-ı Hakk’ın kullarının duâsına verdiği ehemmiyeti beyan eden,“(Resûlüm) de ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?” (1) âyet-i kerimesinin mûcibince çok hoş bir münâcât ve tazarru‘ cümleleriyle başlıyor.

Biz de bu güzel duâ ve niyâzı siz değerli okuyucularımızla paylaşmak ve önümüzdeki yaz sezonuna gaflet içinde değil, bu şuur ve idrakle yaklaşlamayı-girmeyi arzu ettik.

Şöyle yalvarıyor Elmalılı merhûm:

İlâhî!
Hamdini sözüme sertâc ettim,
Zikrini kalbime mi‘râc ettim,
Kitâb’ını kendime minhâc ettim.
Ben yoktum vâr ettin,
Varlığından haberdâr ettin,
Aşkınla gönlümü bî-karâr ettin.
İnâyetine sığındım, kapına geldim.
Hidâyetine sığındım lutfuna geldim.
Kulluk edemedim, affına geldim.
Şaşırtma beni, doğruyu söylet.
Neş’eni duyur, hakikati öğret.
Sen duyurmazsan, ben duyamam.
Sen söyletmezsen, ben söyleyemem.
Sen sevdirmezsen, ben sevemem.
Sevdir bize hep sevdiklerini.
Yerdir bize hep yerdiklerini.
Yâr et bize erdirdiklerini.
Sevdin Habîbini, kâinata sevdirdin.
Sevdin de hıl‘at-i risâleti giydirdin.
Makâm-ı İbrâhim’den Makâm-ı Mahmûd’a erdirdin.
Server-i asfiyâ kıldın.
Hâtem-i enbiyâ kıldın.
Muhammed Mustafâ kıldın.
Salât ü selâm, tahıyyet ü ikrâm, her türlü ihtirâm O’na, O’nun âline, ashâbına ve etbâına yâ Râb!” (2)
***

Kur’ân-ı Kerim’de, “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selim sahipleri için muhakkak ki açık ibretler vardır” (3) buyuran Rabb’imiz (c.c.), mü’minlerin vasıflarını ve onların duâlarını da şöyle târif ediyor:

Ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (velhâsıl her vakit) Allâh’ı zikreden (o mü’min)ler, göklerle yerin yaratılışı hakkında tefekkür edip (şöyle duâ ederler:) ‘Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azâbından koru.” (4)
***

Evet, bizler de gerek Elmalılı merhûmun ve gerekse âyet-i kerimede vasıfları anlatılan bu zikir ve fikir erbâbı mü’minlerin samimi duâ ve ilticalarına iştirâk ediyor ve ‘âmîn!” diyerek Rabb’imizden kabûlünü niyâz ediyoruz.

DİPNOTLAR
(1) el-Furkan, 77.
(2) Hak Dini Kur’an Dili, Eser Kitabevi, İstanbul, 1971, Mukaddime, 1, 3.
(3) Âl-i İmrân, 190.
(4) Âl-i İmrân, 191.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, İbadet | Leave a Comment »

Gece namazları…

Posted by Site - Yönetici Şubat 13, 2008

Gece namazları.

Kul, işlediği günahı sebebiyle geceleri namaz kılmaktan,gündüzleri de oruç tutmaktan mahrum bırakılır.

Hasan-ı Basrî (k.s.) hazretleri demiştir ki:

Kul, işlediği günahı sebebiyle geceleri namaz kılmaktan, gündüzleri de oruç tutmaktan mahrum bırakılır.”

Âlimlerden bir zât ise şöyle demiştir: “Ey insan, oruç tuttuğunda kimin yanında ve ne ile iftar ettiğine dikkat et. Çünkü kulun kalbi ve tefekkürü, yediği şeye göre değişir ve ilk hâline bir daha dönemez.

Bir diğeri de şunları söylemiştir: “Nice yiyecekler vardır ki, sahibinin gece kıyâmına mâni olur. Nice bakışlar vardır ki, Kur’an okumaktan alıkoyar. Kul bir şey yer veya bir iş yapar da, bunlardan dolayı bir sene boyunca gece ibâdeti yapmaktan mahrum bırakılır. Güzel bir tedkik ve iyi bir araştırma ile neyin artırıcı, neyin noksanlaştırıcı olduğunu bilebilir, [günahları azaltabilirsin]. Ve ancak günahları azaltarak kayıplarını görebilir, onlara vâkıf olabilirsin.

Kezâ denilmiştir ki; “Gece namazının uzun olması, kıyâmette rahatlık sebebidir ve bu namaz, büyük günahlara keffârettir… Gece namazları, farz namazlardaki eksiklikleri telâfi eder.” (1)

GECE İBÂDETİNE KALKABİLMEK İÇİN YAPILACAKLAR

Hadîs-i şerifte buyuruldu ki; “Kul, gece ibâdetine kalkabilmek için, şu üç şeyden yardım sağlamalıdır:

1. Helâl yemek,

2. Tevbeye yönelmek,

3. Allâh’ın vaîdi (cehennemi)nin korkusu, va‘di (cenneti)nin şevk ve recâsı (ümidi) içinde bulunmak.” (2)

Demek ki, kulu gece ibâdetlerinden mahrum bırakan veya onu uzun süre gaflet içinde kalmaya mahkûm eden üç sebep vardır. Bunlar;

a) haram ve şüpheli yiyecekler yemek,

b) Israrlı bir şekilde günah işlemeye devam etmek,

c) Dünya düşüncesinin kalbe gâlip gelmesidir.

Dünya düşüncesi ve sevgisinin gâlip geldiği kalp, ne Allâh’ın azâbını hatırlar, ne de cennet ve Cemâli’ni özleyip ümitvâr olur. (3)

DİPNOTLAR
(1) Ebû Tâlibi’l-Mekkî k. s., Kûtu’l-Kulûb, Gecenin ve teheccüd ehlinin evsâfı bahsi.
(2) Buharî, Sahîh, Teheccüd, 13.
(3) Ebû Tâlibi’l-Mekkî, a.g.e. ve bahis.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hasan-ı Basri, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, İbadet | 3 Comments »

İbadetlerin Kabulü Ve Helal Lokma

Posted by Site - Yönetici Şubat 11, 2008

1513210_10152010482623819_921353629_n copy

İbadetlerin Kabulü Ve Helal Lokma

Bütün ibâdetlerin kabûl olması, helâl lokmaya bağlıdır. Büyüklerden çoğu buyurdu ki, ibâdetler on kısmdır: Dokuz kısmı helâl kazanmaktır. Bir kısmı da bildiğimiz bütün ibâdetlerdir. O halde, müminler helâl kazanmağa çalışmalıdır. Haramdan ve şübhelilerden kaçınmalıdır.

Resûlullahdan “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, “Allahü teâlâ güzeldir. Yalnız güzel yapılan ibâdetleri kabûl eder. Allahü teâlâ, Peygamberlerine emrettiğini, müminlere de emretti ve buyurdu ki, ey Peygamberlerim! Helâl yiyiniz ve sâlih, iyi işler yapınız! Müminlere de emir etti ki, ey iman edenler! Sizlere verdiğim rızklardan helâl olanları yiyiniz!”.

Resûl “aleyhisselâm” sözüne devam ederek buyurdu ki, “Uzak yoldan gelmiş, saçı sakalı dağılmış, yüzü gözü toz içinde bir kimse, ellerini göke doğru uzatıp düâ ediyor. “Yâ Rabbî!” diye yalvarıyor. Hâlbuki yidiği haram, içtiği haram, gıdası hep haram. Bunun duâsı nasıl kabûl olur?”. Yani haram yiyenin duâsı kabul olmaz buyurdu. İşte haramı, helâli, şübhelileri ve fâizi bilmiyen, bunları birbirinden ayıramıyan, haramdan kurtulamayıp, ibâdetleri boşuna gider.

Ticaret, malı artırır. Fakat, rızkı artdırmaz. Rızk, mukadderdir. Rızk, maaşa, mala, çalışmağa bağlı değildir. Böyle olmakla berâber, çalışmak lâzımdır. Çünkü, rızk, sebebler altında tecellî eder. Âdet-i ilâhiyye böyledir. Fakat, bazan, denenilen sebeb elde edilir de, iş hâsıl olmıyabilir. Yahut, sebebsiz de, hâsıl olabilir.

Abdüllah bin Mes’ûd “radıyallahü anh” buyuruyor ki, alış veriş, yani ticaret ilmini bilmiyen fâiz yir. Resûlullah efendimiz buyurdu ki: “Bile bile bir dirhem gümüş değerinde fâiz yimek, otuz zinâdan daha çok günahdır”.

Mal müminin yardımcısıdır. Çalışınız, helâl kazanınız! Öyle bir zamanda bulunuyorsunuz ki, muhtac olursanız, dîninizi verip alırsınız. Dîni verip de yimemek için, alın teri ile yimelidir. Hadis-i şerifte, “Elinin emeği, alnının teri ile yi, dînini satıp yime!” buyuruldu. Bir hadis-i şerifte, “Helâle, harama dikkat ederek çalışıp kazanan kimseyi, Allahü teâlâ çok sever”. Bir hadis-i şerifte, “Bir dirhem gümüş kıymetinde haram alan kimseyi, yirmibeşbin sene Cehennemde bırakacaklardır” buyuruldu.

Mehmet Oruc

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbadet | Leave a Comment »

Allâh’ı Zikir, En Büyük İbâdettir

Posted by Site - Yönetici Şubat 9, 2008

Allahu ekber,turkce hatim duasi,İsm-i A'zâm Duası

 

Allâh’ı Zikir, En Büyük İbâdettir

Mü’minler girip çıktıkları, oturup kalktıkları her mekânda zikirle meşgul olabilir, hatta olmalıdırlar.

Bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

“Kim bir yere oturur ve orada Allâh’ı zikretmezse, Allah’tan ona bir noksanlık vardır. Kim bir yere yatar, orada Allâh’ı zikretmezse, ona Allah’tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve bu esnada Allâh’ı zikretmezse, ona Allah’tan bir noksanlık vardır.”(1)

Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) bu ikazlarıyla, Allâh’ın zikrini kalbine-letâifine vird edinmeyen, bulunduğu mekânı ve zamanı onunla tenvîr etmeyen kimselerin, Allah tarafından rahmet, feyz ve bereket noksanlığına uğratılacağını haber vermektedir.

Çok büyük bir ibâdet olan zikri, sadece dil ile yapmak kâfi değildir. Aslolan, kalbin ve sair letâifin zikridir.

İnsan iki türlü zikreder:

1. Kendi irâdesiyle, şuurlu olarak,

2. İrâde dışı, yani gayr-i irâdî olarak…

İnsan, yaptığı bu ikinci kısım zikirden haberdar değildir. Her bir a‘zânın, hatta vücudumuzda bulunan her bir zerrenin, her an ihtiyaçları için Cenâb-ı Hakk’ı zikredip, ondan ihtiyaçlarını istemesi gibi… Meselâ gözün görmek, kulağın işitmek için ihtiyaçlarını Allâh’a arz etmesi… Demek ki insan, irâdî olarak Rabb’ini zikretmese de vücudu ondan uzak kalamıyor, zikrini muntazaman yapıyor. Fakat bu zikirler irâde dışı olduğu için, sahibine bir şey kazandırmıyor.

Hulâsa, zikirden daha büyük bir şey yoktur. “(Habîbim!) Sana vahy olunan kitabı oku. Namazı da dosdoğru kıl! Çünkü namaz, edepsizlikten, akıl ve şerîata uymayan her şeyden alıkoyar. Allâh’ı zikretmek ise, en büyük (ibâdet)tir. Ne yaparsanız Allah bilir.”(2) âyet-i celilesi, bu hakikati beyan etmektedir.

Rahmeti, ihsânı, lûtuf ve keremi sonsuz ve her an dâim olan Rabb’imizin zikrinden uzak yaşanan bir hayat, mânâsız olduğu gibi, insanı tatminsizliğe götürür.

Bütün sıkıntı, stres ve sapıklıkların temelinde ise, kalb huzûrsuzluğu-tatminsizliği vardır; kalbin tatmini, huzûr ve sükûnu ise, ancak Allâh’ı zikirle mümkündür.

ALINTI : Halis ece
DİPNOTLAR
(1) Ebû Dâvud, Sünen, Edeb, 31.
(2) Kur’ân-ı Kerim, Ankebût sûresi, 29/45.

Posted in Allah, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, İbadet | 2 Comments »

32 Farz Nedir ?

Posted by Site - Yönetici Ocak 29, 2008

32 farz, otuz iki farz,snnetenegerekvardyenler

32 Farz Nedir?

NAMAZIN FARZI 12’DİR

Dışındakiler:

1- Hadesten taharet: Abdesti olmayanın abdest alması, cünüp olanın da gusül abdesti almasıdır.
2- Necasetten taharet: Bedenin, elbisenin ve namaz kılınacak yerin temiz olmasıdır.
3- Setr-i avret: Avret yerlerini örtmek.
Erkeklerde: Göbeğin üstünden diz kapağının altına kadar.
Kadınlarda: Yüz, eller, ayaklar müstesna her yerinin örtülmesi lazımdır.
4- İstikbâli kıble: Namaza başlamadan önce kıbleye (Kâbe’ye) dönmektir.
5- Vakit: Namazın vaktinin girmesini beklemek.
6- Niyet: Kılacağı namaza niyet etmek.

İçindekiler:

1- İftitah tekbiri: Namaza haşlarken alınan ilk tekbir. (Allahü Ekber).
2- Kıyam: Namazda ayakta durmak.
3- Kıraat: Namazda Kur’an-ı Kerim okumak.
4- Rükû: Namazda rükûya varmak.
5- Sücud (Secde): Namazda secdeye varmak.
6- Teşehhüt miktarı oturmak: Son oturuşta Ettahiyyatü’yü okuyacak kadar oturmaktır.

İMANIN ŞARTI 6’DIR

1- Allah’ın birliğine inanmak.
2- Meleklere inanmak.
3- Kitaplara inanmak.
4- Peygamberlere inanmak.
5- Öldükten sonra dirilmeye (haşr) inanmak.
6- Hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmak.

İSLAMIN ŞARTI 5’TİR

1- Namaz kılmak.
2- Oruç tutmak.
3- Zekat vermek.
4- Hacca gitmek.
5- Kelime-i şahadet getirmek (Eşhedü en-lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlüh.)

GUSLÜN FARZI 3’TÜR

1- Ağzına dolu dolu su alarak çalkalayıp yıkamak.
2- Burnuna dolu dolu su alarak yıkamak.
3- Bütün vücudunu hiç kuru yer kalmadan yıkamak.

TEYEMMÜMÜN FARZI 2’DİR

Teyemmüm, suyun bulunamadığı yerde, temiz toprakla alınan abdesttir.
1-Teyemmüme niyet etmek.
2- Ellerini temiz toprağa vurmak, önce yüzün tamamını, sonra da yine elleri temiz toprağa vurup önce sağ sonra sol kolu dirseklerle birlikte meshetmektir.

ABDESTİN FARZI 4’TÜR

1- Yüzünü yıkamak.
2- El ve kollarını dirsekleriyle beraber yıkamak.
3- Başın dörtte birini meshetmek.
4- Ayaklarını topuk dahil bileğe kadar yıkamak.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Soru Ve Cevaplar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbadet | Etiketler: | 1 Comment »

Namaz kılıyormusun?

Posted by Site - Yönetici Ocak 3, 2008

Namaz kılıyormusun?

Lütfen burada yazdıklarımı sonuna kadar okuyun ve biraz düşünün…
Neden namaz kılmıyorsun???
namaz kılmamak için bir sebebin mi var yoksa?
ne olabilir ki namazdan önemli olan sebep???
dur ben tahmin edeyim:
namaz kılacak vaktin yok değil mi?
ama onların da yoktu…

namaz kilan asker

ya bedir savaşına ne demeli:

savaş hiç durulmuyordu aksine gittikçe kızgınlaşıyordu, bu arada ikindi vakti çıkmak üzereydi, ama kılacak zamanda yoktu karşında en az on katın düşma vardı.
kenara çekilipte namaza duramazdın, yada namazı kılmıyacaksın di mi ben ce en kolayı bu…
ya onlar ne yaptı Peygamberimiz 300 kişilik ordusun ikiye ayırdı yarısı geriye çekildi diğer yarısıdaha ileri atıldı ve daha bir kuvvetle savaştı,
ve geriye çekilenler Peygamberimizin imamlığında namazı kıldılar, bitince de digerleri ile yerdeğiştirip onlar savaşmaya başladı diğerleri geri çekilip yine Peygamberimizin imamlığında namazı eda ettiler…

sence onların zamanı varmıydı? ya da bunların…

ama o zaman bu yoktu değil mi?

eee tek sebebin bu mu yani? başkaları da yok mu?

hem vakit bulsan bile nerde kılacaksın ki namazı yer yok ki evde değilsin zaten başka yerde yok değil mi?

sence onların yeri var mı?

buda tutmadı başka yokmu bahanen?

yada yolculuk yapıyosundur değil mi, kılacak yer yok ki olsa kılardın…

peki onların var mı?

buda olmadı galiba?

yada çok yoğunsundur, çok işin vardır hiç ayıracak vaktin yoktur değil mi?

onların da işi çok ama bi on dakika ayırabiliyorlar

ama senin bir dakikan bile yok değil mi?

bir düşün bakalım bu kadar vakti ne için harcıyosun, dünyalık için değil mi?
iyi para kazanıyım, rahat yaşıyım, param pulum olsun hepsi bunun için mi?
bir daha düşün sen önce kim götürmüş bir bez parçasından başka bir şey, orada rahat etmek için kim biriktirebilmiş veya götürebilmiş kazandıklarını?
oraya gittiğinde ilk sorulacak soru ne biliyor musun?

yaa o zaman ne cevap vereceksin, vaktim yok diyemezsin, yer bulamadım diyemezsin, işim vardı diyemezsin değil mi?

belki şunu dersin: “bu kadar çabuk beklemiyordum ölümü yoksa kılacaktım ileride namazımı kaza namazıda kılacaktım”…ama senin yaşın genç daha yaşlanınca kılarsın değil mi hem o zaman bol bol vaktinde olacak,
ya yaşlanmazsan…

ya sen namaz kılmadan, senin namazını kılarlarsa…

bunlar kadar gençmisin sen,ama bak onlar kılıyor neden?

namaza yetişmek için koşan bir çocuğa Hz.Ömer “sen daha çocuksun bu kadar telaş etmene gerek yok sen daha küçüksün namaz sana farz değil”demişti,
ve çocuk demişti ki:”Amca, amca! Bu işin büyüğü küçüğü olur mu? Daha dün mahallemizde bir çocuk öldü. Üstelik benden de küçüktü. Ölüm denen gerçeğin büyük küçük ayırdığı yok. En iyisi her yaşta buna hazır olmalı. Hem bu yaşta Namaza alışmazsam, büyüyünce kılmak zor gelebilir.”

sen hala gencim de…?

aaa olmadı hastasın değil mi onun için kılamıyorsun, özür dilerim…

ama iyileşmen için namaz kılman gerektiğini biliyor musun? öyle dememiş mi Peygamberimiz”namazda şifa var” kalk bir kıl bakalım namazın hastalığın kalıyor mu o zaman???

bak oda hasta üstelik kaç yaşına gelmiş…(HİÇ UNUTMAM DEDEM ÖLÜM DÖŞEGİNDE DAHİ KILIYORDU)

ama ayakta duramıyosun değil mi?
oturarak kıl, oturamıyosunda(yatalaksın)
kafanla kıl o zaman, yoksa tamamen felç mi geçirdin (şimdi yıttın galiba) zannetme ki yırttın o zaman da gözlerin kıl bak bu kadar kolaylık var, eminim başka bahanelerinde vardır…değil mi?

yaaa boş ver hem sen niye namaz kılacaksın önemli olan kalp değil mi? senin kalbin temiz kılsan ne olacak ki?

O Güzeller Güzelinin kalbi kapkara mıydı, pislik içinde miydi de, ayakalarının altı şişinceye kadar namaz kılardı?

eee gördün mü kalbin Efrendimizin kalbinden de mi temiz acaba???

değil, değil mi?

bu da olmadı var mı başka bahanen kalmadı mı yoksa uyduracak bir şeyler?

tamam hepsini kılamıyorsun bari bir iki vakiti kıl olmaz mı?

oda mı yok?

bahanelerini dinleme(me)k isterim veya dur bunlarıda ben tahmin ediyim…

sabah namazına uyanamıyorsun, sabahın köründe kim kalkacak ki uykunu mahvedeceksin değil mi?

ya böyle bir ilan görsen ne yapardın acaba?

ama gitmezdin değil mi değmez onun için felan uykunu bozmana, sen mi gitmeyeceksin yalan bari söyleme ilk sen olmak için geceyi orda geçirirdin…

olmadı, gelelim öğleye, off öğle vakti o kadar telaşede namaza vakit mi ayırcaksınbir sürü işin gücün var yetişemiyorsun zaten, bir de namaz hiç olmaz bu kadar işin arasında namaz mı olur?

ama yemeğini yemeden öğleyi geçirmiyorsun belkide zevkini çıkara çıkara 1 saatte yiyosun yemeği değil mi, yemek daha önemli değil mi???

ya ikindin ne olacak??

dur şimdi zaten yoruldun bütün gün işler hala bitmedi bu yorgunlukla namazını felan kılamazsın, ama dedim ya az önce bir daha diyeyim ne demiş Peygamberimiz”hasta mısın, yorgun musun, çaresiz misin,… o zaman namaz kılda geçsin bunların hepsi…

ya akşam namazı???

oooo sende yaaa daha eve gidilecek, yemek yenilecek, zaten akşam vaktide kısa yetişemiyorsun değil mi?

evine 10 dakika sonra girsen ne olacak kaçmıyor ya ev, ama vakit gidiyor bir daha bulabilecekmisin o vakti???

yatsı namazını hiç sormuyum değil mi?

o saatte namaz mı kılınır insanın uykusu geliyor uykulu uykulu namaz kılınmaz ki…

ama nedense başka zamanlar uykun gelmiyor, mesela bunlara bakarken hiç uykun gelmiyor değil mi?

eee bunlarda olmadı vakitlerin birinden bile sıyıramadın yakayı,var mı başka bahanen benim aklıma bu kadarı geliyor, seninde aklına gelmiyor değil mi? kalmadı çünkü başka bahane… aslında var ben sana söyleyim mi üstelik bu sefer kesin kurtulursun namaz kılmaktan(zaten kılmıyosunda) üstelik bir tane değil, ne mi dur söyleyim:

1 : ÖLÜ İSEN

2: DELİ İSEN

3: ÇOCUK İSEN

4: HAYVAN İSEN

5: KAFİR İSEN

ne dersin sıyırdın bu sefer ha?

ama yok, nasıl olur sen ölü veya deli değilsin, üstelik kocaman adamsın ve insansın, Allah korusun kafirde değilsin eee demek ki neymiş namazdan kurtulamazsın…………….

sana sesleniyorum ey insan boşver sen nefsini o zaten hiç namaz kılmak istemez ki sen dinleme onu bak yukarda birden sıraladı bahaneleri sonuç ne peki? koskoca bir hiç. yani gel namazını kıl uyma sen ona yoksa sende mi uyduracaksın bahane ama kalmadı ki bahane, niye mi namaz kılacaksın? dur onuda söyleyim:

sen müslümansın degil mi?(elhamdülillah) eee kanıtın ne nasıl ispatlarsın bana müslüman oldugunu, tabi ki namaz kılarak islam demek namaz demektir namaz dinin direğidir onun için…

bir de gözünü çevirde bak etrafına

bu güzellikleri Yaratan övülmez mi, ona sana verdiği binlerce nimet için şükredilmez mi, tabi ki şükredilir bu da en güzel şekli olan namazla olur, hem sen namaz kılmakla Allah’ı yüceltemezsin O zaten Yüceler Yücesi , sen ancak Rabbimin katında kendini yüceltirsin…

Yüce Allah buyurmuyor mu:

“namazdan sonra edilen dua reddolunmaz” diye, haydi onlar için başka bir yapmıyorsun(yapamıyorsun) madem en azından dua et…

hem bak doğada herşey ona secde ediyor sen daha ne duruyorsun

şimdi gel ne dersin artık başlayalım mı namaza?
haydi mevlanaca namaz kılmaya var mısın??

onun gibi secde ede ede seccadeyi lime lime etmeye var mısın?

veysel karani gibi geceleri gündüzleri namazla geçirmeye var mısın?
öyle güzel bir namaz kılarmış ki mübarek bir geceyi sadece kıyamda, bir gece sadece ruküda, bir gece sadece secdede geçirirmiş…
Hz. Ali gibi, savaşta yediği okun acısından çıkaramıyorlar, ancak Hz. Ali namaza durunca çıkarıyorlar hem de kılı bile kıpırdamıyor, soranlara da “biz namaz kılarken can kuşumuzu salıveririz” demiş, var mısın böyle namaz kılmaya?,

Hz.Rabia gibi, gözlerinde yaş kalmayıncaya kadar namaz da ağlamaya var mısın?

ve O GÜZELLER GÜZELİ, namazı en güzel kılan O kimse onun gibi Kılamazdı, varmısın onun ümmeti olarak namaz kılmaya?

biliyorum sen onlar gibi namaz kılamazsın, onlar gibi olsan zaten bahane uydurmaz, namaz kılmak için kendine yollar arardın bu zamanda…nasıl mı namaz kılacaksın?

öyle bir namaz kılacaksın ki ezanı okuyan Bilal-i Habeşi olacak, namaz kıldığın yer Mescid-i Haram(KABE) olacak ve imamın Hz. Muhammet Mustafa olacak ve Hz. ebubekir, Hz. Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali ve sahabeyle birlikte namaza duracaksın….

öyle bir namaz kılacaksın ki, sırat köprüsünün üzerinde olacaksın aşağısı cehennem ve karşında YÜCELER YüCESİ Allah TEALA ve meleklerle saf tutarak…

öyle bir namaz kılacaksın ki mevlana’ca:

Namaza tekbirle girmek,”İlahi,biz Senin huzurunda kurban olduk !” demektir. Tekbir getirerek kurban kesildi ğibi, tekbirle namaza başlamak da, “Allah’ım canımız Sana feda olsun!” anlamındadır.

Namazda kıyama durmak, Allah’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır. Kul, biraz sonraki hakkıyla yerine getiremediği kullundan ve işledği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükuya eğilir.

Başı rükuda iken”Hakk’ın suallerine cevap ver” diye İlahi ferman gelir. Kul, rükudan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüzüstü secdeye kapanır.

Tekrar ona,”Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver” diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırsa da, tekrar yüz üstü kapanır.

Aslında sen namazı Kabe de kılıyorsun biliyor musun? evet sen o safın içindesin aslında, ilk saf Kabe’nin etrafını çeviren ilk halkadır ve sende gittikçe büyüyen bu halkanın içindesin bu safın içindesin sen namazı orda kılıyorsun sadece biraz arka saflardasın o kadar, inşAllah ön saflarda da kılmak nasip olur…

var mısın böyle namaz kılmaya?

hadi ey kalbim durma artık tövbe et ve Yaradanına en güzel hamdını sun, temizle kalbini pislikten, dünyalıktan ve kula yakışır bir şeklide MEVLA’ya yaklaş…

hadi be ruhum hadi be kalbim uymayın siz o nefsime o hep konuşur ve sizi kötüye götürür, siz ondan güçlüsünüz, siz ona hükmedersiniz hadi kırın onun gücünü

biliyorum yapacaksın sen bunu hadi o zaman bak Bilal-i Habeşi ezanı okumaya başladı

haydi şimdi namaz zamanı, haydi şimdi kurtuluş zamanı…

KURTAR KENDİNİ…

ALINTIDIR.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, İbadet, İlginç | 5 Comments »

NAMAZ NASIL KILINIR !!

Posted by Site - Yönetici Kasım 10, 2007

namaz,din,islam,cocuk,ibadet,oruc,zekat,hac,umre,

NAMAZ  NASIL  KILINIR  !!

SABAH NAMAZININ KILINIŞI
(4 rek’attir. 2 sünnet 2 farz)
İki rek’at sünnetinin kılınışı İki rek’at farzının kılınışı
1. Rek’at

– Niyet edilir.
– Tekbîr getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

1. Rek’at

Kâmet getirilir.
– Niyet edilir.
– Tekbir getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur.
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina… duâsı okunur.
– Selâm verilir.

      Böylece sünnet tamamlanmış olur. Ara vermeden başka bir şey okunmadan, Allahümme entesselâmü…denildikten sonra hemen farz kılınmak üzere ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur.
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir.

       Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanı

ÖĞLE NAMAZININ KILINIŞI
(10 rek’attir. 4 ilk sünnet, 4 farz, 2 son sünnet)
4 Rek’at ilk sünnetin kılınışı 4 Rek’at farzın kılınışı
1. Rek’at

– Niyet edilir.
– Tekbir getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır

1. Rek’at

– Kâmet getirilir.
– Niyet edilir.
– Tekbir getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (ilk oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (ilk oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a gidilir.
– Secde yapılır.
– Oturulur (son oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina okunur.
– Selâm verilir.

        Allahümme entesselâmü… okunup, hemen farza kalkılır.

4. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (son oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir.

        Allahümme entesselâmü… denir. Sonra son sünnet için ayağa kalkılır.

İki rek’at son sünnetin kılınışı
1. Rek’at

– Niyet edilir.
– Tekbir getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur.
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir.

         Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Ayet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

İKİNDİ NAMAZININ KILINIŞI
(8 rek’attır. 4 sünnet, 4 farz)
Dört rek’at sünnet’in kılınışı Dört rek’at farzın kılınışı
1. Rek’at

– Niyet edilir.
– Tekbîr getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

1. Rek’at

– Kâmet getirilir.
– Niyet edilir.
– Tekbîr getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (ilk oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (ilk oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secde’ye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (son oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir.

         Allahümme entesselâmü… okunup, hemen farza kalkılır.

4. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (son oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir.

          Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

AKŞAM NAMAZININ KILINIŞI
(5 rek’attır. 3 farz, 2 sünnet)
3 Rek’at farzın kılınışı 2 Rek’at sünnetin kılınışı
1. Rek’at

– Kâmet getirilir.
– Niyet edilir.
– Tekbir getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

1. Rek’at

– Niyet edilir.
– Tekbir getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (ilk oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (son oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir.

          Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, sünneti kılmak için hemen ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur.
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir

        Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

YATSI NAMAZININ KILINIŞI
([10+3]13 rek’attır. 4 ilk sünnet, 4 farz, 2 son sünnet, 3 vitir )
4 rek’at ilk sünnetin kılınışı 4 rek’at farzın kılınışı
1. Rek’at

– Niyet edilir.
– Tekbir getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

1. Rek’at

– Kâmet getirilir.
– Niyet edilir.
– Tekbir getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secde’ye gidilir.
– Oturulur (ilk oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (ilk oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur(son oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir.

         Allahümme entesselâmü… okunup, hemen farza kalkılır.

4. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (son oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir.

           Allahümme entesselâmü… denir. Sonra son sünnet için ayağa kalkılır.

2 rek’at son sünnetin kılınışı 3 rek’at vitir namazının kılınışı
1. Rek’at

– Niyet edilir.
– Tekbir getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

1. Rek’at

– Niyet edilir.
– Tekbir getirilir.
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur.
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir.

          Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, Vitir namazı için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (ilk oturuş)
– Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

– Besmele çekilir.
– Fâtiha okunur.
– Zamm-ı sûre okunur.
– Tekbîr getirilir (başlangıç tekbîri gibi)
– Kunut duâları okunur.
– Rükü’a eğilinir.
– Secdeye gidilir.
– Oturulur (son oturuş).
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli ve Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina duâsı okunur.
– Selâm verilir.

            Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Ayet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

CUMA NAMAZININ KILINIŞI
( 16 rek’attır. 4 rek’at ilk sünnet, 2 rek’at farz, 4 rek’at son sünnet, 4 rek’at âhır zuhur, 2 rek’at vaktin sünneti)
4 Rek’at ilk sünnetin kılınışı 2 Rek’at farzın kılınışı
1. Rek’at

– Niyet edilir
– Tekbîr getirilir
– Sübhâneke okunur
– Eûzü Besmele çekilir
– Fâtihâ okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rükü’a eğilinir
– Secdeye gidilir
İkinci rek’ata kalkılır

1. Rek’at

– Tekbîr getirir
– Sübhaneke okunur
– Ayakta birşey okumadan imam dinlenir, sonra imamla, rüku, secde yapılıp ikinci rek’ate kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir
– Fatihâ okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rükü’a eğilinir
– Secdeye gidilir
– Oturulur (ilk oturuş)
– Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır

3. Rek’at

– Besmele çekilir
– Fâtihâ okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rükü’a eğilinir
– Secdeye gidilir
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır

4. Rek’at

Besmele çekilir
– Fâtiha okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rükü’a gidilir
– Secde yapılır
– Oturulur.(son oturuş)
– Ettehıyyâtü okunur
– Salli Bârik okunur.
– Rabbenâ âtina okunur
– Selâm verilir
Allahümme entesselâmı … denip imamın farzı kıldırması beklenir.

       Müezzin iç ezan okur. Sonra imam hutbeye çıkar. Hutbeden inince müezzin kâmet getirir. Cemaatle farz kılınır.
2. Rek’at

İkinci rek’atte de birşey okumadan imam dinlenir. sonra imamla beraber,rükü secde yapılıp oturulur.
– Ettehıyyâtü okunur.
– Salli bârik okunur.
– Rabbenâ âtinâ … duâsı okunur.
– İmamla beraber selâm verilir.
Dört rek’at son sünnet kılmak üzere ayağa kalkılır.

4. rek’at son sünnetin kılınışı
1. Rek’at

– Niyet edilir.
– Sübhaneke okunur
– Fâtiha okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rükü’a eğilinir
– Secdeye gidilir
İkinci rek’at için ayağa kalkılır

2. Rek’at

– Besmele çekilir
– Fâtihâ okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rükü’a eğilinir
– Secdeye gidilir
– Oturulur (ilk oturuş)
– Ettehiyyâtü okunur
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır

3. Rek’at

– Besmele çekilir
– Fâtiha okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rükü’a eğilinir
– Secdeye gidilir
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır

4. Rek’at

– Besmele çekilir
– Fâtihâ okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rüku’ye eğilinir
– Secdeye gidilir
– Oturulur
– Ettehıyyâtü okunur
– Salli barik okunur
– Rabbenâ âtina duâsı okunur
– Selâm verilir

          Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, âhir zuhur namazını kılmak için kalkılır..

4 rek’at âhır zuhurun kılınışı 2 rek’at vaktin sünneti namazının kılınışı
1. Rek’at

– Ahir zuhur namazını kılmaya niyet edilir.
– Sübhaneke okunur
– Fâtiha okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rükü’a eğilinir
– Secdeye gidilir
İkinci rek’at için ayağa kalkılır

1. Rek’at

– Niyet edilir
– Tekbîr getirilir
– Sübhâneke okunur
– Eûzü Besmele çekilir
– Fâtihâ okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rükü’a eğilinir
– Secdeye gidilir
İkinci rek’at için ayağa kalkılır

2. Rek’at

– Besmele çekilir
– Fâtiha okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rükü’a eğilinir
– Secdeye gidilir
– Oturulur (ilk oturuş)
– Ettehiyyâtü okunur
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır

3. Rek’at

           – Besmele çekilir
– Fâtiha okunur
– Rükü’a eğilinir
– Secdeye gidilir
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

– Besmele çekilir
– Fâtihâ okunur
– Rüku yapılır
– Secde yapılır
– Oturulur (Son oturuş)
– Ettehıyyâtü okunur
– Salli bârik okunur
– Rabbenâ âtina duâsı okunur
– Selâm verilir

         Allahümme Entesselamü… denir. Sonra vaktin sünneti için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

– Besmele çekilir
– Fâtihâ okunur
– Zamm-ı sûre okunur
– Rüku’ye eğilinir
– Secdeye gidilir
– Oturulur
– Ettehıyyâtü okunur
– Salli barik okunur
– Rabbenâ âtina duâsı okunur
– Selâm verilir

          Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Ayet-el Kürsi okunup, tesbih çekilir ve duâ edilerek cuma namazı tamamlanmış olur.

 

DÖRT REK’ATLIK FARZIN KILINIŞI

1- Abdest alınıp, ayakta olarak kıbleye dönülür. Ayakların arası dört parmak açıklıkta olur. Kadınlar, vücûdun şekli belli olmayacak şekilde, tepeden tırnağa kadar örtünür. Yalnız eller ve yüz açık kalır. Ellerini kol ağzından dışarı çıkarmaz. Namazda, kadınlar için en iyi örtülü olmanın en kolay şekli, ellerini de örtecek geniş bir başörtüsü ve ayaklarını da örtecek, geniş ve uzun bir etektir.

Niyet edilir. Mesela, ikindi namazının sünnetini kılıp farzına kalkınca “Allah rızâsı için bugünkü ikindi namazının farzını kılmaya niyet ettim” denir. (Resimde görünüşü)

2- “Allahü ekber” diyerek iftitâh tekbîri alınır.

Erkekler tekbîr alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmak araları normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar kulak yumuşağına değdirilerek eller yukarıya kaldırılır. (Resimde görünüşü )

Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar. (Resimde görünüşü)

3- Tekbîrden sonra eller bağlanır. Kıyamda yani ayakta iken secde edilecek yere bakılır.

Erkekler sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar. (Resimde görünüşü)

Kadınlar Sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar. Elleri baş örtüsünün altında tutmaya çalışmalıdır. (Resimde görünüşü)

Ayakta sırasıyla;

– Sübhâneke,

– Eûzü Besmele

– Fâtiha sûresi

– Zamm-ı sûre okunur. Meselâ, innâa’taynâ… okunur. (Zamm-ı sûre, namazda okunan sûrelere denir.)

4- “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır yani bel doksan derece eğilir ve burada en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. Rükü’da iken ayakların üzerine bakılır.

Erkekler rükü’da, parmaklarını açıp, dizlerin üstüne kor. Sırtını ve başını düz tutar. Bacaklarını ve kollarını dik tutarlar.(Resimde görünüşü)

Kadınlar rükûda, sırtını ve başını, bacaklarını, kollarını dik tutmaz. Sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini parmaklarını açmayarak dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar. (Resimde görünüşü)

Üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” dedikten sonra, “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükü’dan kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.

5-Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeye varılır.

Secdeye inerken önce dizler, sonra eller, daha sonra da burun ve alın yere konur. Secdede baş iki elin arasında ve hizâsında bulunur. El parmakları birbirine bitişiktir. Secdede iken ayaklar kaldırılmaz. Secdede gözler kapalı olmaz. Burada en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.

Erkekler, secdede dirseklerini yanlarından uzak, kollarını yerden kalkık bulundururlar. Ayaklar, parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur. (Resimde görünüşü)

Kadınlar, secdede kollarını yanlarına bitişik hâlde bulundururlar.

Ayaklar bitişik olarak parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde kıvrılarak yere konur.(Resimde görünüşü)

6- “Allahü ekber” diyerek başını secdeden kaldırıp diz üstü oturulur. Otururken, parmaklar dizlerin hizâsına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.

Bu oturuşta erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak, parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur. (Resimde görülüşü)

Kadınlar ise, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına çıkarır ve öylece otururlar.(Resimde görünüşü)

Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir. (Resimde görünüşü)

7- “Allahü ekber” diyerek secdeden ayağa (ikinci rek’ata) kalkılır ve eller bağlanır.

İkinci rek’atte sırasıyla;

– Besmele,

– Fâtiha,

– Zamm-ı sûre okunur.

Sonra, birinci rek’atta olduğu gibi, “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. (Resimde görünüşü)

8- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükûdan ayağa kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.

Sonra “Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Birinci rek’atte olduğu gibi yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.

Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeden kalkılıp oturulur ve burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.

Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.

9- “Allahü ekber” diyerek secdeden doğrulup oturulur.

Otururken, el parmakları dizlerin hizâsına gelecek şekilde uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Buna ilk oturuş ya’ni kâdei ula denir. (Resimde görünüşü)

Ettehıyyatüyü okuyup üçüncü rek’eta kalkılır.

Üçüncü rekatte, Fatiha’yı okur, rüku ve secdeyi yapıp, dördüncü rek’ate kalkar. Dördüncü rek’atte yine Fatiha okunur sonra rüku ve secde yapılarak kâde-i ahıre yani son oturuşa oturulur.

Oturuşta sırasıyla;

– Ettehıyyâtü,

– Allahümme salli,

– Allahümme bârik,

– Rabbenâ âtinâ…duâları okunur.

Erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur. (Resimde görünüşü)

Kadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafa çıkarır ve öylece otururlar. (Resimde görünüşü)

10- Önce başını sağa çevirerek “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denir. Selâm verirken omuzlara bakılır. (Resimde görünüşü)

Sonra başını sola çevirerek sağ tarafta olduğu gibi yine, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denilir. Böylece dört rek’at namaz tamamlanmış olur.

Bundan sonra, üç kere “Estagfirullah” denir, sonra, “Âyet-el-kürsî” okunur ve tesbih çekilir. Yani, otuzüç defa, Sübhânallah, otuzüç defa Elhamdülillah, otuzüç defa Allahü ekber denir. Sonra, Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîkeleh, lehülmülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, denir. Bunları sessizce okumalıdır. Yüksek sesle okumak bid’attır.

Daha sonra duâ edilir. Duâ ederken, eller göğüs hizâsına kaldırılır. Eller göğe doğru açılarak avuçların içi yüze doğru biraz meyilli tutulur ve iki elin arası açık bulundurlur. Dirsekler yanlara yapışık olmaz. (Resimde görünüşü)

Dört rek’atlı sünnetlerin ve farzların ikinci rek’atından sonra Tehıyyat okuyup kalkılır. Sünnetlerin üç ve dördüncü rek’atlarında Fâtiha’dan sonra, zamm-ı sûre okunur. Farzların üçüncü ve dördüncü rek’atlarında yalnız Fâtiha okunur, zamm-ı sûre okunmaz. Akşamın farzı da böyledir. Ya’nî üçüncü rek’atında zamm-ı sûre okunmaz. Vitrin üçünçü rek’atında da, Fâtiha ve zamm-ı sûre okunduktan sonra tekbîr getirip eller yanlara salınmadan erkekler iftitah tekbirinde olduğu gibi kulaklarına, kadınlar omuz hizâsına kaldırır. Sonra “Kunut” duâları okunur.

Gayr-i müekked olan ikindinin ve yatsının önceki sünnetleri de diğer dört rek’atlı sünnetler gibidir. Ancak, ikinci rek’attan sonraki oturmada Tehıyyattan sonra Allahümme salli ve bârik de okunur. Ayrıca, üçüncü rek’ate ayağa kalkıldığı zaman, birinci rek’atte olduğu gibi, Fâtiha ve zamm-ı sûreden önce Sübhâneke ve sonra Eûzü Besmele de okunur.Yani, Eûzübillahi mineşşeytânirracîm, Bismillâhirrahmânirrahîm, denir.

Eûzü , Eûzübillahi mineşşeytânirracîm; Besmele, Bismillâhirrahmânirrahîm, demektir.

RESİMLERLE NAMAZ ABDESTİNİN ALINIŞI

1- Abdest almaya hazır hâle gelinir. Bunun için önce kollar dirseklerin yukarısına kadar sıvanır; çoraplar çıkartılıp paçalar sıvanır, sonra, “Niyet ettim Allah rızâsı için abdest almaya” diye niyet edilir ve Eûzü Besmele çekilir. Yâni,“Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm, Bismillâhirrahmânirrahîm” denir. (Resimde görünüşü)

2- Eller bileklere kadar üç kere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına dikkat edilir. Parmaklarda yüzük varsa oynatılıp altının yıkanması sağlanır. (Resimde görünüşü)

3- Ağız ve burun yıkanır. Bunun için sağ avuç ile ağza üç kere ayrı ayrı su alınıp her defasında iyice çalkalanır. Sonra, sağ avuç ile buruna üç kere ayrı ayrı su çekilir ve sol el ile sümkürülerek burun temizlenir. (Resimde görünüşü)

4- Yüz yıkanır. Alında saç bittiği yerden itibaren kulakların yumuşağına ve çene altına kadar yüzün her tarafı üç kere yıkanır. (Resimde görünüşü)

5- Kollar yıkanır. Önce sağ kol dirseklerle beraber üç kere yıkanır. Yıkarken kolun her tarafı, kuru bir yer kalmayacak şekilde iyice ovulur. Sonra sol kol dirseklerle beraber üç kere yıkanır. Yıkarken kolun her tarafı, kuru bir yer kalmayacak şekilde iyice ovulur. Musluk az açılırsa, israf olmaz. (Resimde görünüşü)

6- Baş mesh edilir. Sağ el yeni bir su ile ıslatıldıktan sonra elin içi ve parmaklar başın üzerine konularak bir kere meshedilir. Eller ıslatılarak sağ elin şehâdet veya küçük parmağı ile sağ kulağın içi, baş parmağı ile de kulağın dışı; sol elin şehâdet veya küçük parmağı ile sol kulağın içi, baş parmağı ile de kulağın arkası meshedilir. Kalan üç parmağın dışı ile de boynun arkası meshedilir. (Resimde görünüşü)

Kaplama mesh

Başın dörtte birini meshetmekle farz yerine gelir, abdest sahîh olur. Ancak, kaplama mesh sünnet olduğu için, kaplama mesh yapılırsa sünnet sevâbı da alınmış olur.

Bunun için şu şekilde yapılırsa kaplama mesh yapılmış olur: Önce iki el ıslatılıp, iki elde de, üç bitişik ince parmak birbirine yapıştırılıp, iç tarafları, başın önünde, saçların başlangıcına konmak üzere iki el başa konur. İki elin bu üç parmağının uçları, birbirine dokunmalıdır. Baş ve şehâdet parmakları ve avuç içleri havada olup, başa dokunmaz. İki el, arkaya doğru çekilerek, üçer parmak, başı mesh eder. Eller, arkadaki saç kenarına gidince, üçer parmak, baştan ayrılıp, iki elin avuç içleri, kafanın yan tarafındaki saçlar üzerine yapıştırılıp, arkadan öne çekilerek, başın yan tarafları da meshedilir. Sonra şehâdet parmakları kulakların iç tarafına ve baş parmakların iç yüzü, kulak arkasına konup, kulaklar yukarıdan aşağı meshedilir. Sonra, diğer üç parmakların dış yüzleri enseye konup, ensenin ortasından, iki tarafına doğru çekilerek meshedilir. (Resimde görünüşü)

7- Ayaklar yıkanır. Sağ ayak üç kere topuklarla beraber yıkanır. Yıkamaya parmak uçlarından başlanır ve parmak araları hilâllenerek iyice temizlenir. Hilâlleme, sol elin küçük parmağı ile sağ ayağın küçük parmağından başlanıp diğer parmak aralarına sokulup temizlenerek yapılır.

Sol ayak da üç kere topuklarla beraber yıkanır. Yıkamaya parmak uçlarından başlanır ve parmak araları sağ ayakta olduğu gibi hilâllanarak iyice temizlenir. (Resimde görünüşü)

Abdestte her uzvu yıkarken abdest duâlarını bilmeyen “Kelime-i şehâdet” okur.

(Abdest ile ilgili geniş bilgi için, “Namazın dışındaki şartlar” bölümüne bakılmasını tavsiye ederiz)

Not: 1-Sadece abdest uzuvlarını yâni yüz, kollar ve ayaklar yıkanıp, baş meshedilirse bir kere yıkamakla da abdest alınmış olur. Meselâ, vakit çok az olduğu zamanlarda böyle yapılabilir. Ancak normal zamanlarda yukarıda târif edildiği şekilde sünnete uygun alınırsa, sünnet sevâbı da alınmış olur. Çok iyi olur.

GUSL VE NAMAZ ABDESTİ

Gusl (boy abdesti) almak

Namazın on iki farzı vardır. Namazın oniki şartından biri, hadesten taharettir. Yâni cünüp olanın gusül abdesti alması, namaz abdesti olmıyanın namaz kılmak için, namaz abdesti almasıdır. Namazın doğru olması, abdestin ve guslün doğru olmasına bağlıdır. Cünüp olan herkesin gusletmesi farzdır. Namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zaman kalınca, gusül abdesti alması farz olur.

Bu müddet, öğleyi kılmamış kimse için, ikindi vaktine kadar yâni gusledip öğleyi kılabileceği vakte kadardır. Öğleyi kılmış kimse için ise, ikindinin sonuna kadardır.

Fakat en güzeli vakit geçirmeden hemen gusletmektir. Bildirilen bu müddetler, herhangi bir mâni, engel olduğu zaman içindir. Namaz kılmıyan kimse vaktin sonuna kadar mutlaka gusletmesi lâzımdır.

Guslü geciktirmeden almak çok sevaptır. Resûlullah efendimiz buyuruyor ki:

(Gusül abdesti almağa kalkan bir kimseye, üzerindeki kıllar adedince yâni pekçok sevâb verilir. O kadar günâhı affedilir. Cennetteki derecesi yükselir. Guslü için ona verilecek sevâb, dünyada bulunan herşeyden daha hayırlı olur. Allahü teâlâ, meleklere,” Bu kuluma bakınız! Üşenmeden kalkıp, benim emrimi düşünerek, cenâbetlikten guslediyor. Şâhid olunuz ki, bu kulumun günâhlarını af ve magfiret eyledim.” buyurur.)

Başka bir hadîs-i şerîfte de,

(Kirlenince, çabuk gusül abdesti alın! Çünkü kirâmen kâtibîn melekleri, cünüp gezen kimseden incinir) buyuruldu.

İslam âlimlerinin büyüklerinden İmâm-ı Gazâlî hazretleri, “Tanıdığım vefat etmiş bir kimseyi, rü’yâmda gördüm. Bana dedi ki, bir miktar, cünüp kaldım. Şimdi üzerime ateşten gömlek giydirdiler. Hâlâ ateş içindeyim.” dediğini nakleder. Tabiî ki buradaki miktar, biraz önce bahsettiğimiz müddeti aşan miktardır.

Cünüp gezmek çok büyük günâhtır. Bunun için ne yapıp yapıp en kısa zamanda gusletmelidir. Hele hele günlerce cünüp olarak gezmek bir müslümanın yapacağı iş değildir. Dedelerimizden, babalarımızdan, buz tutmuş nehirin buzunu kırıp gusül abdesti aldıklarını çok işittik.

Hadîs-i şerîfte, (Resim, köpek ve cünüp kimse bulunan eve rahmet melekleri girmez.) buyuruldu.

Cünüplüktün gusletmek sadece namazla ilgili değildir. Yâni namaz kılmayanın da gusletmesi şarttır. Melekler, zamanında gusül almayana la’net eder. Yâni cünüp gezmek büyük bir günâh, namaz kılmamak da başka büyük bir günâhtır. Namaz kılmıyan guslederse, hiç olmazsa büyük günâhların birinden kurtulmuş olur.

Herhangi bir özürle gusledememiş ise veya gusül abdesti almanın farz olduğuna inanıyor, tenbellikle almıyor ise dinden çıkmaz. Büyük günâh işlemiş olur. Ancak, gusletmenin lüzûmuna inanmıyan, gusletmediği için hiç üzülmiyen, gusletmek aklına bile gelmiyen kim olursa olsun, dinden çıkar, kâfir olur.

Sünnete uygun gusletmek

Guslün farzı üçtür:

1- Ağzın içini iyice yıkamak.

2- Burnu yıkamak.

3- Bedenin her yerini yıkamaktır.

Her ibadeti Peygamber efendimizin bildirdiği şekil ile yâni sünnet üzere yapmak lâzımdır.

Sünnet üzere gusül abdesti almak için, önce, temiz olsa da iki eli ve avret yerini yıkamalıdır. Sonra bedeninde necâset varsa buraları yıkamalı, bilâhare tam bir abdest almalı, yüzü yıkarken Allah rızası için gusle niyet etmelidir. Sonra bütün bedene üç def’a su dökmelidir. Önce üç def’a başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza dökmeli, her döküşte, o taraf tamamen ıslanmalıdır.

Gusül abdesti almak çok kolaydır: Şöyle ki, duşun altına girip, ağzına, burnuna su verip bütün vücudunu baştan ayağa yıkayan, ıslatan gusletmiş olur. Meselâ yazın, denize dalıp, çıkarken de ağzına burnuna su alan gusletmiş olur. Bu kadar kolaydır.

Cünüp iken, tırnak kesmek, saç-sakal tıraşı olmak ve başka kılları kesmek mekruhtur. Kadınlık hali buna dâhil değildir. Yâni kadın bu halde iken, saç, tırnak kesebilir.

Deriye yapışmış, hamur, mum, sakız, yağlı boya gibi şeyler altına su geçirmediği için, gusle mânidir. Bunun için bilhassa kadınlar arasında çok yaygın olan, tırnaklara sürülen oje de gusle mânidir. Çünkü, tırnak üzerinde bir tabaka teşekkül ediyor. Altına su geçirmiyor. Tırnakların üzerini yıkamak farzdır.

Saç boyaları genelde kına gibidir. Kına altına su geçirdiği için saç üzerinde yağlı boya gibi tabaka teşekkül ettirmediği için gusle mâni değildir. Altına su geçirmiyorsa tabiî ki o zaman mâni olur.

Dişlerin arasında ve diş çukurunda bulunan yemek artıklarının altına su geçmezse, altı yıkanmazsa gusül abdesti geçerli olmaz.

Ağzın içini yıkamak, iğne ucu kadar ıslanmamış yer bırakmamak farz olduğu için, buna mâni olan herşey guslü geçersiz kılar. Her halükârda, ağzın içi mutlaka yıkanacak, her tarafına su değecektir.

Küpe deliğinde, küpe yoksa ve delik açıksa kulağı ıslatırken, delik ıslanırsa yetişir. Islanmazsa, deliği parmakla ıslatmalıdır. Bütün bunlarda ıslandığını çok zannetmek yetişir.

Gusül abdestinden sonra, vücutta altına su geçirmiyen bir yer meselâ, yağlı boyalı bir yer görülse veya ağzını veya başka yerini yıkamağı unutan hemen boyayı kaldırıp altını ıslatması kâfidir. Namaz kılsa, sonra hatırlasa, orasını yıkayıp farzı tekrâr kılar.

Vücûdun herhangi bir yerine dövme yaptırmak haramdır. Yaptırmamalıdır. Yaptırılmış ise deriyi kazımak gerekmez. Dövme, derinin üst yüzeyinin ıslanmasına mâni değildir. Bunun için de gusle zarar vermez.

Abdestte ve gusülde, lüzûmundan fazla su kullanmak isrâf olup, harâmdır. Peygamber efendimiz, yaklaşık 875 gr. su ile abdest alır, 4.2 litre su ile guslederdi.

Guslederken, kirden de temizlenmek istenirse o zaman, önce gusledilir. Bundan sonra da, kirden temizlenmek için yıkanılır. Veya, önce kirden temizlenir, banyodan çıkacağı vakit, gusül abdesti alır. Bu takdirde kirden temizlenene kadar gereken su harcanabilir.

Gusülden önce, idrâr çıkararak, idrâr yolunda kalmış olan menî parçasını çıkarmak, sonra gusletmek lâzımdır. İdrardan sonra gelen parçalar guslü gerektirmez. Eğer idrara çıkılmamış ise tekrar gusletmek gerekir.

Sünnet üzere Gusletmek

Sünnet üzere gusül abdesti almak için, önce, temiz olsa da iki eli ve avret yerini yıkamalıdır. Sonra bedeninde necâset varsa buraları yıkamalı, bilâhare tam bir abdest almalı, yüzü yıkarken Allah rızası için gusle niyet etmelidir. Sonra bütün bedene üç def’a su dökmelidir. Önce üç def’a başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza dökmeli, her döküşte, o taraf tamamen ıslanmalıdır.

Gusül abdesti almak çok kolaydır: Şöyle ki, duşun altına girip, ağzına, burnuna su verip bütün vücudunu baştan ayağa yıkayan, ıslatan gusletmiş olur. Meselâ yazın, denize dalıp, çıkarken de ağzına burnuna su alan gusletmiş olur. Bu kadar kolaydır.

Dolgu ve kaplama dişi olanlar

Hanefî mezhebinde, dişlerin arası ve diş çukurları ıslanmazsa, gusül tamam olmaz. Bunun için, diş kaplatınca ve doldurunca, gusül abdesti sahîh olmaz. İnsan cenâbetlikten kurtulamaz. Altın, gümüş ve necis olmayan başka maddelerden yapılan kaplama ve dolguların altına su girmeyince, Hanefî mezhebi âlimlerinin hepsine göre, gusül abdesti câiz olmaz.

Kendi mezhebindeki bir farzı yapamayan kimsenin, yalnız bu farzı yapması için başka mezhebi taklîd etmesi lâzımdır. Fakat, bu işi yaparken, taklîd ettiği mezhebin şartlarını da yerine getirmelidir. Kaplama ve dolgu yaptıran Hanefî mezhebindeki bir kimsenin, Mâlikî [veyâ Şâfi’î] mezhebini taklîd etmesi için, gusülde, abdest almakta ve namazda niyet ederken, İmâm-ı Mâlike [veyâ İmâm-ı Şâfi’îye] tâbi olduğunu hatırlaması yetişir. Ya’nî gusül abdesti almağa başlarken, (Niyet ettim gusül abdesti almağa ve Mâlikî [veyâ Şâfiî] mezhebine uymağa) sözünü kalbinden geçiren bir kimsenin, gusül abdesti sahîh olur. Ağzında kaplama veya dolgu bulunan Hanefî mezhebindeki bir kimse, böyle niyet edince, guslü ya’nî boy abdesti sahîh olur. Cünüplükten kurtulur, temiz olur. Mâlikî [veyâ Şâfi’î] mezhebini taklîd edince, abdesti ve namazları sahîh olur. Kaplama ve dolgusu olmayanlara da imâm olabilir.

Taklid edenin, taklid ettiği mezhebin farzlarına ve müfsitlerine yani bozan şeylerine uyması şarttır.

Guslü gerektiren hâller

Hayz veya lohusalık hâli bitince, yahut cünüp olunca gusletmek farzdır.

Hayz bitince, cünüp de olursa, ikisi için bir gusletmek yetişir. Kadın cünüp iken hayz görürse, isterse hemen gusleder, isterse hayz bitine kadar bekler, sonra ikisi için bir defa gusleder. Bir kimse, şu hâllerde cünüp olur:

1- Zevciyet muâmelesi. [Bu durumda meni akmasa da, her ikisine de gusletmek farz olur.]

2- Rü’yâda ihtilâm olmak.

3- İstimnâ [mastürbasyon] guslü gerektirir.

4- Cünüp olup, idrar yapmadan guslettikten sonra menînin geri kalan kısmı, şehvetsiz aksa, tekrar gusletmek gerekir. Bunun için, gusülden önce idrara çıkıp, idrar yolunda kalmış olan menî parçasını çıkardıktan sonra gusletmek lâzımdır.

5- Uyanıp, çamaşırında menî gören, ihtilâm olduğunu hâtırlamasa da gusleder.

Cünüb olan kimse şunları yapamaz:

1- Namaz kılamaz.

2- Mushafa el süremez.

3- Kur’ân-ı kerîm okuyamaz.

4- Câmiye giremez.

5- Ka’be’yi tavâf edemez.

Halk arasında guslü gerektirdiği sanılan ba’zı hâller, guslü gerektirmez. Bunlardan ba’zıları şunlardır:

1- Bir erkek, kendi hanımını veya başka bir kadını yâhut bir erkeği çıplak görmekle, gusül gerekmez. Bir kadın, kendi kocasını veya başka bir erkeği veya bir kadını çıplak görmekle gusül gerekmez.

2- Kadına dokunmakla, çıplak resme bakmakla veya düşünmekle mezi gelse, fakat menî gelmese gusül gerekmez.

3- İdrar yaptıktan sonra gelen yapışkan prostat sıvısı ve vedi guslü gerektirmez. Ağır birşey kaldırmak veya bir yerden düşmek gibi sebeplerle menî çıkarsa, yine gusül gerekmez.

4- İhtilâm olduğunu hatırlayanın, menî görmezse gusletmesi gerekmez.

5- Spiral guslü gerektirmez.

6- Kıl koparmak, etek tıraşı olmak, makattan muayene olmak veya fitil kullanmak, guslü gerektirmez.

7- Kadınların ön ve arkadan muayene olması ve fitil kullanması guslü gerektirmez. Doktora muayene olurken lezzet duyarsa gusleder.

TEYEMMÜM

Hasta olup hastalığı sebebiyle su kullanamayan, su zarar veren, su ile abdest alamıyacak durumda olan hastalar ve kitaplarda bildirildiği şekilde su arayıp da bulamayanlar teyemmüm ederek, cünüplükten kurtulur veya namaz kılmak için teyemmüm eder. Şehirde her zaman su aramak farzdır. Bunun için sağlam kimse şehirde teyemmüm yapamaz.

Teyemmüm, temiz toprak, kum, kireç ve taş gibi toprak cinsinden temiz birşey ile edilir.

Teyemmüm, abdest ve gusül için bir kolaylıktır. Dînimizde, toprak ile teyemmüm de, su ile temizlenmek gibidir.

Resimlerle teyemmümün nasıl yapıldığını görmek için burayı tıklayınız

Teyemmümün farzı üçtür:

1- Niyet etmek.

2- İki elin içini temiz toprağa sürüp, yüzün tamamını meshetmek.

3- Elleri temiz toprağa vurup, önce sağ ve sonra sol kolu mesh etmek.

NAMAZ REHBERİ HAKKINDA

Âdem aleyhisselâmdan beri, her dinde bir vakit namaz var idi. Yâni her ümmet mutlaka namaz kılardı. Kimisi sabah, kimisi öğle, kimisi akşam, kimisi yatsı namazı kılardı. Hepsinin kıldığı, bir araya toplanarak bize farz edildi.

Namaz kılmak, îmânın şartı değil ise de, namazın farz olduğuna inanmak, îmânın şartıdır. Mükellef olan yâni akıllı ve ergenlik çağına gelmiş olan her müslümanın, hergün beş vakit namaz kılması “Farz-ı ayn”dır. Farz olduğu, Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde, açıkça bildirilmiştir.

Yedi yaşındaki çocuğa, namaz kılmasını emretmek, on yaşında kılmaz ise, zorla kıldırmak lazımdır.

Namazla ilgili şu hadis-i şerîfler namazın önemini açıkca göstermektidir:

(Namaz dinin direği, her hayrın anahtarıdır.)

(Kıyâmette kulun ilk sorguya çekileceği ibâdet namazdır. Namaz düzgün ise, diğer ameller, ibâdetler kabûl edilir. Namaz düzgün değilse, hiçbir amel kabûl edilmez.)

Tembellikle namaz kılmayıp fakat, her namaz vaktinde namaz kılmadığı için üzülen, kâfir olmaz, ancak büyük günâh işlemiş olur. Hadîs imâmları, söz birliği ile bildiriyor ki, “Bir namazı vaktinde amden kılmıyan, yâni namaz vakti geçerken, namaz kılmadığı için üzülmeyen, kâfir olur veya ölürken îmânsız gider.” Yâ namazı, hâtırına bile getirmiyenlerin, namazı vazîfe tanımıyanların hali ne olur?

Görülüyor ki, farz namazı kılmamak, îmânsız gitmeğe sebep olmaktadır. Namaza devam, kalbin nûrlanmasına ve saadet-i ebediyyeye yâni sonsuz saadete kavuşmaya vesîledir. Peygamberimiz (Namaz nûrdur.) buyurdu. Yâni, dünyada kalbi parlatır. Âhırette sırâtı aydınlatır.

Namazda yapılması emrolunan her hareket, kalbe ve bedene faydalar sağlamaktadır. Câmilerde cemâat ile namaz kılmak, müslümanların kalblerini birbirlerine bağlar. Birbirlerinin kardeşleri olduklarını anlarlar.

İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaştıran yararlı şey, namazdır. Peygamberimiz, (Namaz dînin direğidir. Namaz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namaz kılmayan, elbette dînini yıkar.) buyurdu.

Gençlerin ibâdet etmeleri, namaz kılmaları daha kıymetlidir. Çünkü, nefislerinin kötü isteklerini kırmakta ve ibâdet etmek istememesine karşı gelmektedirler.

Namazın dinimizde ayrı bir yeri olduğu için, bu çalışmamızı herkesin kolaylıkla anlıyabileceği tarzda yaptık. Namazla ilgili hiçbir bilgisi olmayan kimsenin bile kendi kendine öğrenip namazını kılabilmesini hedefledik.

Bunun için; önce resim ve resim altında bilgi verdik.Hemen bundan sonra, beş vakit namaz hakkında yeterli bilgi verdik. Daha sonra da bütün bu bilgileri tablo haline getirdik.

Son bölümde de, itikat ve namaz ile ilgili herkesin bilmesi gerekli olan iman ve inanılması lüzumlu bilgileri verdik.

Böylece, islamiyetle ilgili hiçbir bilgisi olmayan veya yeni müslüman olmuş kimseler için de kısa,öz; fakat yeterli bilgi vermiş olduk.

ALINTI : Dinimizislam

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Namaz Nası Kılınır, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbadet | 4 Comments »

ÖLÜM BÖYLE OLMALI

Posted by Site - Yönetici Ekim 28, 2007

rahimahullah

ÖLÜM BÖYLE OLMALI

Medine-i Munevvere`de Mescidi nebevi`de (Sansli) bir musluman Secde halinde Hakkin rahmetine kavusmus, ** innaa Lillahi ve innaa ileyhi raciuun**

Herkese bøyle hayirli ølum nasip olmuyor, bence (Sahsim adina) imrenilecek bir olay.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Türkiye, İbadet, İbretlik, İlginç | Leave a Comment »

BAYRAM GÜNÜ NE YAPILIR

Posted by Site - Yönetici Ekim 11, 2007

BAYRAM GÜNÜ NE YAPILIR,yaslilar_bayramlama

BAYRAM GÜNÜ NE YAPILIR

Bayram sevinç günleridir Sual: Bayramda ne yapmak gerekir?
CEVAP
Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, fıtr, yani Ramazan bayramında, bayram namazından önce tatlı yemek, hurma yemek, hurmayı 1, 3, 5 gibi tek adet yemek, teke riayet etmek sünnettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ tektir, teke riayet edeni sever.) [Buhari]

Bayramda yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet`e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir.

Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevap ve nimete kavuştuğumuz için
bayram yapıyoruz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca, Allahü teâlâ, meleklere, İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir? diye sorar. Melekler de, Ücretini almaktır, derler. Allahü teâlâ da, Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm, buyurur.) [Beyheki]

Peygamber efendimiz, (Ramazanın son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder) buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, o gün Kadir Gecesi mi?) diye sual etti. Peygamber efendimiz, (Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir) buyurdu. (Beyheki)

Bu mükafatları bilen bir Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez ki? Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hazret-i Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hazret-i Ebu Bekir, Resulullahın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir`e, (Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir) buyurdu. (Buhari)

Hazret-i Ali buyurdu ki:
(Bugün, orucu kabul edilmiş, çalışmasının mükafatını görmüş ve günahları affedilmiş olanların bayramıdır.)

Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, Ramazanda dört sınıf insan hariç, herkesin günahlarını affeder. Bunlar, içki içmeye devam eden, ana-babasına âsi olan, sıla-i rahmi terk eden, mümin olmaktan ümidini kesendir) buyuruldu. (Gunye)

Eğer bunlar tevbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını affeder. Ramazandaki sevaplar bilinseydi, her günün Ramazan olması istenirdi. Hadis-i şerifte, (Ramazandaki özel sevaplar bilinmiş olsaydı, bütün yılın Ramazan olması istenirdi) buyuruldu. (Ebu Nasr)

Ne mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara. Bunlar, asıl bayramı ahirette yapacaklardır.
Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan yani mümin, herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır.

Kimseye darılmamalı, dargınlık olduysa, 3 günden fazla sürmemeli, bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Din kardeşiyle üç günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Eğer selamını almazsa günaha girer. Selam veren kimse de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Davud]

(Ameller pazartesi ve perşembe günü Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ da, şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine kin tutan istifade edemez. Cenab-ı Hak, “Onlar barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.) [İmam-ı Malik]

Bayram ziyaretleri
Sual: Bayram ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri ziyaret edelim?
CEVAP
Fasık olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret lazım değildir. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Salih arkadaşları ziyaret de çok sevaptır. Ziyaret, yalnız Allah rızası için olmalıdır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki:
– Böyle nereye gidiyorsun?
– Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
– Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?
– Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.
– Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın sevgisine mazhar oldun.) [Hakim]

(Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, “Ne mutlu sana, Cennete girmiş oldun” der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için ziyaret eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükafatlar vereceğim”) [Bezzar]

(Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de, bir melek, “Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun” demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: “Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.) [Ebu Ya`la]

(Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberani]

(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.) [Taberani]

(Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, “Ey Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet et” diye dua eder.) [Ebu Nuaym]

(Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek “Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı ol” diye dua ederler.) [Taberani]

(Din kardeşini, sırf Allah rızası için ziyaret eden Cennettedir.) [Taberani]

(Din kardeşini ziyaret edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğul. İlm]

(Ziyaretçinize ikram edin!) [Harâiti]

(Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden, ellerini ayırmadan her ikisinden Hak teâlâ razı olur. Ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey Oğul. İlm]

(Ziyareti aralıklı yap ki muhabbeti artırasın!) [Bezzar]

Hikmet ehli diyor ki:
(Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar.)

(Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara Peygamberler ve Şehidler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesai]

(Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime mazhar olur.) [Hakim]

(Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir melek, “Ne güzel iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin” der.) [Tirmizi]

Allah rızası için müslümanı ziyaret etmek çok sevaptır. Âlimi, fakiri ve salih akrabayı ziyaret daha çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Zengini ziyaret eden saim ve kaim sevabı, fakiri ziyaret eden ise, fi sebilillah cihad sevabı alır, her adımı Allah yolunda atılan adıma denk olur.) [Deylemi]
[Saim; oruçlu, Kaim; gece ibadet eden. Fi sebilillah; Allah yolunda, Allah rızası için]

(Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevap alır.) [Taberani]

(Sıla-i rahm, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizi]

(Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhari]

(Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.) [Taberani]

Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır.
Ev sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse, layık olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa geçmemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir kavmi ziyarete giden, onlara imamlık yapmasın!) [Tirmizi]

Ramazan-ı şerif ayının son günü ile bayramın birinci günü arası bayram gecesidir. Bu geceyi ihya eden büyük saadete kavuşur. Hadis-i şerifte, (Ramazan ve Kurban bayramının gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez)buyuruldu.

Yine hadis-i şerifte, rahmet kapılarının dört gece açıldığı, bu gecelerde yapılan duaların reddedilmediği, Ramazan bayramı gecesinin bunlardan biri olduğu bildirilmiştir.

Davete gitmek

Sual: Her davete gidilir mi?
CEVAP
Yemekte günah işleniyorsa gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek de tevazu alametidir.

Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek müstehaptır. Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip, diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir. Müslümanın müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte, (Davete icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim)

Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir!
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır.) [Dare Kutni]

Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Davete icabet etmeyen, Allah`a ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buhari]

(Müslüman kardeşine ikram eden, Allahü teâlâya ikram etmiş olur.) [İsfehani]

(İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.) [Buhari]

El öpmek
Sual: Bayramda herkesin eli öpülür mü, yani kimlerin eli öpülür, kimlerin eli öpülmez?
CEVAP
Herkesin eli öpülmez. Ana-babanın, bir de âdet olduğu için yaşlı akrabaların elini öpmek caizdir. Arkadaşın elini öpmek haramdır. Kadın kocasının elini öpebilir, fakat, kendine namahrem yani yabancı erkeğin, erkek de yabancı kadının, zaruret olmadıkça, elini öpemez.

Posted in Bayram Günü Ne Yapılır, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Soru Ve Cevaplar, Tavsiyeler, Türkiye, İbadet | 6 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: