Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Genel’ Category

Fatiha-i şerifeden sonra “ÂMİN” demek !

Posted by Site - Yönetici Aralık 29, 2016

fatiha-i-serifeden-sonra-amin-demek-asker-namaz-kilarkencemeat-ile-namaz-duaasker-mehmetcik-namazcemaatle-namaz-kilan-turk-askeri-i277971-copy

Fatiha-i şerifeden sonra “ÂMİN” demek !

Hz. Peygamber (s.a.v.), namaz’da Fatiha Suresi’nin okunması bittikten sonra “âmin” denmesini özellikle emretmiştir.

Şöyle ki: “İmam, Fatiha’yı tamamlayıp âmin dedikten sonra siz de .”âmin” deyiniz. Kimin bu sırada “âmin” demesi meleklerin o anda “âmin” deyişi ile aynı ana rastlarsa geçmiş günahları affolunur. ”
(Müslim, K. Salat, 72; Ebû Dâvud, Salat, 167-168; Tirmizî, Mevâkîttü’s-Salat, 116).

Bu hadislere göre namaz’da Fatiha’dan sonra “âmin” demek sünnettir. İmam-ı A’zam hazretlerine göre “âmin” gerek imam ve gerekse cemaat tarafından hafiyyen (sessizce); imam-ı Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel’e göre açık ve imamla birlikte söylenmesi sünnettir.
(Sünen-i Ebû Dâvud Tercüme ve Şerhi, , 470-474).

Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
«İmam (namazda Fatiha okurken): «Gayril mağdubi aley him vele’d-dallin» dediği zaman siz de “Amin” deyiniz. Her kimin amin demesi meleklerin amin demelerine uyarsa, onun geçmiş günahları mağfiret olunur.» (Buhari, Müslim)

Vail İbn Hucr (r.a) şöyle demiştir:
«Rasulullah (s.a.v)’ın, «vele’d-dallin» dedikten sonra amin dediğini duydum. Sesini yükseltirken elifi çekerdi.»
(Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed)

Ebu Hureyre (r.a) şöyle dedi:
«Rasulullah (s.a.v) namazda «veleddallin» dedikten sonra yüksek sesle amin derdi. Öyleki, birinci saftakiler bunu duyardı.»
(Ebu Davud, İbni Mace)

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

Kimler Kur`an-ı Kerim Tefsiri Yazabilir ? KURÂN TEFSİRİNE DÂİR

Posted by Site - Yönetici Aralık 28, 2016

kimler-kuran-i-kerim-tefsiri-yazabilir-kuran-tefsirine-dair

Kimler Kur`an-ı Kerim Tefsiri Yazabilir ? KURÂN TEFSİRİNE DÂİR

Kur’ân-ı Kerîm’in tefsîri için, şu on beş ilmi mükemmel bilmek şarttır: Lugat, Nahiv, Sarf, İştikâk, Meânî, Beyân, Bedî‘, Kırâet, Akâid, Usûlü Fıkıh, Esbâb-ı Nüzûl, Nâsih-Mensûh, Fıkıh, Hadîs ve bunlara ilâveten Allâhü Teâlâ tarafından ihsân olunan ilm-i ledünnî.

Cenâb-ı Hakk’ın vergisi olan ilm-i ledünnî, “Kim bildiği ile amel ederse Allâhü Teâlâ ona bilmediklerini öğretir” hadîs-i şerifinde haber verilen ilimdir. Kurân-ı Kerîm ilimleri sâhili olmayan okyanus gibidir. Günahda ısrar eden kalbinde bid‘at, kibir, hevâ, dünyâ sevgisi olan, îmânı tahkîk mertebesine ermemiş kimseye Kur’ân-ı Kerîm’in esrârı aslâ keşfolmaz, verilmez.

Bu sayılan âlet ilimleri ve âlî (yüce) ilimler, müfessirler için birer âlet mesâbesindedir. Bu ilimlere muttali olmayan kimselerin yazmaya cür’et edecekleri tefsîrler, kendi görüşüne göre tefsîr kabîlinden olacağı cihetle mutâlaası asla câiz değildir.

Kendi bozuk kanaatlerini yaymak istediklerinden kötü itikad sahiplerinin yazdıkları tefsirler itimada ve mütâlaaya asla lâyık değildir. Resûlullâh’ın (s.a.v.) sünnetine sarılmayanların tefsirleri de itimaddan mahrum ve manevî feyizden nasipsiz olacağından yine okunması tavsiye edilmez. Hele Bâtınıyye, Râfizıyye gibi sapıkların tefsirleri İslam bünyesini tahrip gibi hâince bir maksada dayandığından bunları ele almak bile câiz değildir.

Bid‘at sâhiplerinin tefsirleri de kendi bâtıl, boş itikadlarını te’yîd düşüncesiyle yazılmış şeylerdir. Bunlardan bir takımı, kendilerini gizleyerek haktan yana görünmüş, halkı ehl-i sünnet yolundan ayırmak gayesi gütmüşlerdir. Bunun için tefsirlerinde kalplere şüphe bırakacak meseleleri yazmışlar, yazıları arasına saf zihinleri tereddüde düşürecek, muhâkemesiz kimseleri yanlış kanâatlere saptıracak ibâreler sokuşturmuşlardır.

Bu sebeplerle Ehl-i Sünnet âlimlerinin mutemed tefsirlerinden başka tefsîr ve meâlleri okumak aslâ câiz olamaz.

Kaynak : Ömer Nasuhi Bilmen, Tefsîr Tarihi

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kur`anı Kerim, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Hafızayı kuvvetlendiren ve ezberlemeyi kolaylaştıran sebepler

Posted by Site - Yönetici Aralık 27, 2016

hafizayi-kuvvetlendiren-ve-ezberlemeyi-kolaylastiran-sebepler

Hafızayı kuvvetlendiren ve ezberlemeyi kolaylaştıran sebepler

1- Az yemek,
2- Çok tekrar etmek,
3- Geceleri namaz kılmak ve ibadet etmek,
4- Salat-ü selam-ı çokca okumak,
5-Kur’an-ı Kerim’i çok okumak,
6- Bütün günahlardan el çekmek,
7- Misvak kullanmak,
8- Her sabah aç karnina Bal yemek,
9- Her gün aç karnina besmeleyle yirmibir tane üzüm yemek.

( Marifetnameden…)

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Cennet ve Cehennemin Münâkaşaları

Posted by Site - Yönetici Aralık 26, 2016

cennet-ve-cehennemin-munakasalaricennet-ve-cehenneme-girecek-ilk-uc-sinif-insan-ve-ozellikleri-h1478367619-84934f-copy

Cennet ve Cehennemin Münâkaşaları

Hadis-i şerifte buyuruldu:
Cennet ve cehennem çekiştiler. Cehennem;
Bana, mütekebbir (kibirli) ve cebbarlar (zorbalar) girecektir,” dedi. Cennet de:
Bana zayıflar ve miskinler, girerler,” dedi.
Allâhü Teâlâ hazretleri cehennem ateşine;
Sen, benim azabımsin! Seninle dilediğime azap ederim!” buyurdu. Ve cennete de buyurdu:
Sen benim rahmetimsin! Seninle dilediğime rahmet ederim!… Sizden her birinizin dolma (hakkı) vardır.

Şeytana Tabî Olanlar

Şeytana tabi olanlar ise, şeytanın şu zikredilen dört cihetten kendilerine geldiği kimselerdir.
Onlar şeytanın kendilerine emrettiği şeyleri hemen kabul ederler. Akıllı kişi, şeytana tabi olmaktan kaçınmalı ve korunmalıdır. Allâhü Teâlâ hazretlerinin ibâdet ve taati için cidden çalışmalı… Tâ ki cehennem ateşine girenlerle beraber girmesin!

Mümine Fidye

Hadis-i şerifte buyuruldu:
Kıyamet günü olduğu zaman, her mü’mine diğer dinlerde
olan kâfirlerden bir adam verilir ve ona;
Bu, senin ateşten kurtulman için bir fidyendir!” denilir. Bu hadis-i şerifte Allâhü Teâlâ hazretlerinin kullarına lütfunun
kemâline ve kulların da Allâhü Teâlâ hazretlerine karşı kerametli olduklarına delil vardır. Zira Allâhü Teâlâ hazretleri, düşmanlarını evliya kullarına fidye etti…

Fidye’nin Manâsı

İhtimal ki fidyenin manâsı (şu) olabilir: Allâhü Teâlâ hazretleri, cehennem ateşine, onu insanlardan ve cinlerden dolduracağını vaat etti.
O da Allâhü Teâlâ hazretlerinin, müşrikler (kâfirler) ve mü’minlerin âsî olanlarıyla vaadini gerçekleştirecektir. Allâhü Teâlâ hazretleri, cehennem ateşine takdim edeceği kâfirlerle onları râzî eder. îşte bu (müşrik ve kâfirlerle cehennemin dolması) mü’minlerden fidye olması gibidir…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/392.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Mehmet Akif Ersoy’dan yeni yıl mesajı !!!

Posted by Site - Yönetici Aralık 25, 2016

yeniceri-noel-babayi-kovaladi

Mehmet Akif Ersoy’dan yeni yıl mesajı !!!

Ya Rab! Böyle mi olacaktı, benim cennet yurdum?
Baktım da etrafıma yalnızım, ağladım durdum.

Bir mânâ veremedim, şu Milâdî yılbaşına!
Şaştım da kaldım, Müslümanların vah telaşına!

Çevirdim başımı, nereye ettimse bir nazar.
Gördüm ki, Noel için hazır, yer-yer çarşı-pazar.

Haykırmak gelmişti içimden, seslendim millete.
Heyhat! Duyuramadım, ne Âhmed’e ne Mehmed’e.

Ey Âlem-i İslâm’ın baş tacı, büyük Türkiye!
Mukaddesatı unuttun, Avrupa diye diye!

Yurdumu işgal eylemiş, şu garbın safsatası,
Kiminin maymunu var, kiminin “Noel babası!”

Anladım, zaman geçmekte bugün dünden de beter.
Kim bilir? Yarın ne hâle düşecek bu şaşkın beşer.

Kulaklar tıkanmış, gözlere çekilmiş perde.
Nankör adam, fazilet arıyor geçmiş giderde.

İslâm’dır bu vatanın dini, kitabı Kur’an-ı Kerîm’dir.
Müslümanın bayramı, Ramazan ve Kurbandır.

Kalamaz bu böyle Fatih’in, Yavuz’un diyarı,
Noel kutlamada, geçerek hıristiyanları.

Maziyi düşündüm de, hayran oldum istiklâle
Ecdadıma söz verdim, varmak için istikbâle,

Çanakkale’de şehidlerim kefensiz yatıyor!..
Sakarya’nın rengi, hâlâ kıpkızıl kan akıyor!..

Şehidlik, gazilik şerefidir Müslümanların.
Düşmanlara alkış tutmak, işidir alçakların.

Şu alçakça yaşayanların aklına yanayım.
Gel ölüm gel, neredesin? Kanımla yıkanayım!

İstemem bu hayatı, Sultan etseler cihanda.
Ölürüm, şerefimle yatarım, toprak altında.

Ya Rab! Hidâyet ver kurtulsun bu millete.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şiir | Etiketler: , | Leave a Comment »

VATİKAN DOĞU’YA YÖNELDİ

Posted by Site - Yönetici Aralık 24, 2016

dinlerarasi-diyalog-ve-hosgoru-tuzagi

VATİKAN DOĞU’YA YÖNELDİ

Vatikan zor durumda. Çünkü, son yüz yıldır Hıristiyan inançlarının ilme, fenne uymadığını gören Hıristiyanlar hızlı bir şekilde dinden uzaklaşıp ateist olmaktadırlar. Ateist olanların oranı her gün biraz daha artmakta; %70’in üzerine çoktan çıkmış bulunmaktadır.

Hıristiyanlık, mensuplarını manevi yönden tatmin edemeyince, halk maddeye yöneldi. Bu yöneliş insanları maddeye tapma noktasına getirdi. Herşey madde olarak görülmeye başlanınca da her türlü sapıklıklar ve gizli ateistlik hareketleri başladı.

Siz resmi rakamlara bakmayın. Kağıt üzerinde de olsa Hıristiyan görünmeyip, Kilise vergisini vermeyenlerin cenazelerini Kilise kaldırmadığı için cenazeleri ortada kalmasın diye halk Hıristiyan görünmektedir.

Halkın artık Kiliseye itimadı hızla azalmaktadır. Bırakın sıradan halkı papazların bile inancı zayıflamıştır. Bunun için, papazlar, rahibeler arasında fuhuş, sapık ilişkiler sıradan olaylar haline gelmiştir. Bu tür haberleri önceleri devamlı yalanlayan Vatikan, bugün mecburen kabullenmek zorunda kalmıştır.

“AA” ve “AFP” haber ajanslarının 29.03.2002 tarihli, “Papa’nın paskalyası sübyancı rahibeler yüzünden zehir oldu” başlığı ile verilen habere göre, Papa yaptığı paskalya konuşmasında, 5 bin piskopos ve 400 bin rahibi ihanetle suçlayıp, imansızlıklarını kamuoyuna açıklamaya davet etmiştir. Haber şöyle devam ediyor:
“Katolik din adamlarının son haftalarda ortaya çıkan sübyancı ve eşcinsel skandalları Avrupa`yı sarsarken, özellikle ABD`de din adamlarının, çocukları cinsel taciz haberleri Kiliseyi iyice zor duruma soktu. Son olarak ABD`nin Boston kentinde 66 yaşında eski bir papaz, bir çocuğa tecavüz etmekten 10 yıl hapis cezasına çarptırılınca, Kardinal Bernard Law da 80 rahibin ismini adalete vermeyi kabul etti. Palm Beach piskoposu, 25 yıl önce bir papaz okulu öğrencisine cinsel saldırıda bulunduğunu kabul ettikten sonra görevinden istifa etti. New York`ta da Kardinal Edward Egan benzer suçlamayla sanık sandalyesine oturdu.”

Yine AA’nın 14.06.2002 tarihli “Kilise özür diliyor” haberine göre, “ABD Katolik Kilisesini sarsan çocuklara tecavüz skandallarının ardından tarihi bir toplantı yapan piskoposlar, rahiplerin tecavüzüne uğrayanlardan özür dileyerek, çocuklara sarkıntılık eden tüm din adamlarının aforoz edileceğini bildirdiler.Çok sayıda rahibin uzun yıllar, kilisede günah çıkarmaya gelen, Kilise korosunda çalışan veya kimsesiz olduğu için kiliseye sığınan erkek çocuklara tecavüz ettiği medya tarafından ortaya çıkarıldı. ABD`de Katolik Kilisesi`ni sarsan skandalın patlak vermesiyle şimdiye kadar 16 rahip intihar ederken, hakkında soruşturma açılan başka rahiplerin de intiharından endişe ediliyor.”
Bunun gibi yıllarca gizli tutulan insanlık dışı olaylar bir bir ortaya çıkmaya başlayınca, Vatikan geleceğinden endişe etmeye başladı. Bu olup bitenlerden sonra, Batı‘da daha uzun süre ayakta kalamayacağını anladı. Çünkü, bunca olumsuzlukları yok edip, itibar kazanması artık mümkün görünmüyordu.
Gelişen bu olaylar karşısında Vatikan’ın yeni bir politika geliştirmesi gerekiyordu. Derhal bunun çalışmasını başlatarak Doğu’ya yönelmeye karar verdi. Başsız, kimsesiz, fakir Müslüman halkları çeşitli entrikalarla Hıristiyanlığa özendirip dinlerinden döndürme çalışmalarına başladılar.

Bu iş için akıl almaz bütçe ayırdılar. Sözde yardım teşkilatları kullanılarak Müslüman fakir halka para dağıtmaya başladılar. Sadece Adapazarı depreminden sonra 13 milyon dolar yardım yaptıklarını Vatikan yardım teşkilatı temsilcisi ifade etti. Depremzedelere içine 50-100 dolar konularak İncil dağıtıldığı, pek çok gencin Hıristiyan olduğu basında yer aldı. (22.5.2002-Hürriyet)
Doğuda, misyonerlik faaliyetlerinde, Hıristiyanlığı yaymada en büyük ümitleri de “Dinlerarası diyalog ve hoşgörü” projesi.

Kaynak : Dinler Arası Diyalog Tuzagı – Mehmet Oruç

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dinler Arası Diyalog Tuzagı, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Âb-ı Hayat Suyu ve Süleyman Aleyhisselâm.

Posted by Site - Yönetici Aralık 23, 2016

ab-i-hayat-suyu-ve-suleyman-aleyhisselam-ab-c4b1-hayat-suyuab-i-hayat-copy

Âb-ı Hayat Suyu ve Süleyman Aleyhisselâm.

Cenab-ı Allah, Süleyman Aleyhisselâm’ı “Âb-ı Hayat‘ı içip, tâ kıyamete kadar yaşamak ile içmemek arasında serbest bıraktı.

Süleyman Aleyhisselâm, kendisine bu güzel haberi getiren melekten biraz müsaade istedi.

Süleyman Aleyhisselâm bu meseleyi danışmak için bütün canlıları topladı. Onlara danıştı. Canlılar: -“Âb-ı Hayattan İçmeniz sizin için hayırlı olur.” Dediler. O sordu: -“Neden?
Hayat suyundan içerek, tâ kıyamete kadar yaşar ve sürekli Cenab-ı Allah’a ibâdet edersiniz. Bu ele geçmez bir nimettir,” dediler.

Süleyman Aleyhisselâm Hüdhüd kuşunun toplantıda bulunmadığını fark etti. Emir verdi:
Hüdhüd kuşlarından bir heyet gelsin.”
Birazdan Hüdhüd kuşları geldiler. Süleyman Aleyhisselâm onların fikirlerini sordu. Hüdhüd kuşu:
Âb-ı Hayatı içmeyip, zamanı geldiği zaman ölmeniz sizin için daha hayırlıdır.” Süleyman Aleyhisselâm sordu: Neden?
-“Eğer hayat suyunu içip, tâ kıyamete kadar yaşayacak olursanız, bütün sevdiklerinizin, çocuklarınızın, torunlarınızın hep öldüklerini görecek, üzülecek ve hatta onların ölüm acısını içinizde hissedeceksiniz. Evlât acısı yürekleri yakar. Ayrılık acısı çok zordur. Allah’ın sizin için âhirette hazırladığı nimete kısa bir zamanda kavuşmak daha iyidir,” dediler.

Süleyman Aleyhisselâm, bu fikri beğendi. Âb-ı Hayattan içmekten vazgeçti. “

Kaynaklar : Hızır Aleyhisselâm, s. 174, Ömer Faruk Hilmi,
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/-382-383..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Süleyman, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Sadece Kur’an Bize Yeter mi?

Posted by Site - Yönetici Aralık 22, 2016

sadece-kuran-bize-yeter-mi

Sadece Kur’an Bize Yeter mi?

Bize Kur’ân yeter!” diyerek zâhiren sûret-i haktan görünen bir sloganla, Kur’ân’ın tafsîli, tefsîri ve hayata tatbiki demek olan “Sünnet”i dışlayan din tahrifçilerine karşı Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼin şu îkazlarını aslâ unutmamalıyız:

“Dikkat edin, bana Kitap ve onun bir misli verildi. Dikkat edin, karnı tok bir adamın koltuğuna yaslanarak size; «Bu Kur’ân’a uymanız gerekir. Onda helâl bulduklarınız helâl, haram bulduklarınız haramdır (başka kaynağa ihtiyacınız yoktur!)» demesi yakındır. Dikkat edin! Allâh’ın Elçisi’nin haram kıldıkları, Allâh’ın haram kıldıkları gibidir.” (Ebû Dâvûd, Sünnet 6; İbn-i Mâce, Mukaddime 2; Tirmizî, İlim 10; Ahmed b. Hanbel, 6/8)

Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok ilâhî emrin hayata nasıl tatbik edileceği de bildirilmemiştir. Onları ancak Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in tatbikâtından öğrenmekteyiz.

Meselâ Kur’ân-ı Kerîm’de “ölü eti” yemenin haram olduğu bildirilmiştir. Bu hususta, canlı yakalandıktan sonra kendi kendine ölen balığın müstesnâ olduğunu ve onun yenilebileceğini ise Sünnet’ten öğrenmekteyiz.

Yine Kur’ân’da namaz ibadeti emredilmekte, fakat onun nasıl kılınacağının tafsîlâtı; yani rekât sayıları, içinde okunacak sûre ve duâları, tâdil-i erkânı gibi hususlar, hep Sünnet’ten öğrenilmektedir.

Yine Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Vedâ Hutbesi’nde:

“Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allâh’ın kitabı Kur’ân-ı Kerîm ve O’nun Peygamber’inin Sünnet’idir.” buyuruyor. (Hâkim, I, 171/318; Muvatta, Kader, 3)

Yani “size yalnız Kur’ân-ı Kerîm’i emanet bırakıyorum, o size yeter” buyurmuyor. Zira Kur’ân-ı Kerîm’i, Sünnet-i Seniyye şerh ve îzah ediyor. Dolayısıyla Sünnet olmadan İslâm yaşanamaz.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Adem (a.s.) Ölüm Döşeğine Düştüğünde Cennet Üzümünü İstedi ama…

Posted by Site - Yönetici Aralık 21, 2016

adem-a-s-olum-dosegine-dustugunde-cennet-uzumunu-istemesi

Adem (a.s.) Ölüm Döşeğine Düştüğünde Cennet Üzümünü İstedi ama…

Rivayet olundu:
Âdem Aleyhisselâm, muhtazar olduğu (ölüm döşeğine düştüğü) zaman, iştahı, cennet üzümlerinden bir salkım çekti. Oğullan, bir salkım cennet üzümünü istemek için gittiler. Melekler, onu karşıladı. Onlara;
Ey Âdem oğulları! Nereye gidiyorsunuz? Ne istiyorsunuz?” diye sordular. Onlar da:
Babamızın iştahı, cennet üzümlerinden bir salkım çekti, dediler. Melekler:
Dönün! Gerçekten siz bundan men olundunuz!” dediler.
Onları ondan nehyettiler. (Cennet, üzümünden almalarına müsaade etmediler…)

Âdem Aleyhisselâm’ın Techîz ve Tekfini

Azrail Aleyhisselâm, Hazret-i Âdem’in ruhunu kabz etti.
Melekler, onu yıkadılar. Güzel kokular sürdüler. Kefenlediler.
Cebrail Aleyhisselâm, Hazret-i Âdem’in cenaze namazını kıldırdı. Âdem Aleyhisselâm’ın oğulları da meleklerin ardında cenaze namazını kıldılar.
Ve götürüp Âdem Aleyhisselâmı defnettiler. Ve melekler;
Ölüleriniz hakkında şeriatınız (yapacaklarınız ve sünnetiniz) budur!” dediler.
Âlimler buyurdular:
Eğer, Âdem Aleyhisselâm’ın içinde olup çıkarıldığı ve bir salkım üzümünü iştahını çektiği cennete ulaşmak mümkün olmamış olsaydı; Âdem Aleyhisselâm’ın oğulları babalarına cennet üzümünü getirmek ve istemek için gitmezlerdi…
İşte bu hâdise, Âdem Aleyhisselâm’ın çıkarıldığı cennetin yeryüzünde olduğuna delâlet eder; semâ’da değil….

Nîl ve Firât Nehirleri

Yine sabit oldu ki “Nîl nehri” cennetten çıkıyor. Halbuki şek ve şüphesiz Nîl nehri yeryüzü nehirlerindendir (Mısır’da akmaktadır. (Fırat nehri de Urfa’da akmaktadır…)
Bütün bunlardan anlaşıldı ki hiç şüphesiz Âdem Aleyhisselâm’ın çıkarıldığı cennet, yeryüzünün cennetlerinden ve bostanlanndandır.
Yine her şeyin en doğrusunu Allâhü Teâlâ Hazretleri bilir.

Dört nehir cennet nehirlerindendir.

Hadis-i şerifte buyuruldu: Ebû Hüreyre (r.a.) Hazretlerinden rivayet olundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
1-Seyhan,
2-Ceyhan,
3-Fırat,
4-Nîl,
Hepsi cennet nehirlerindendirler...” Sanını Müslim: 5073, Müsned-i Ahmed: 7229,

Mirâc hadisinde buyuruldu: Enes bin Mâlik (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular: (Miraçta) ben “Sidre’ye yükseltildim.
Bir de baktım ki, dört nehir akıyordu.
İki nehir zahir idi…
İki de Bâtınî idiler…
Zahir olan İse,
1- Nîl ve Fırat idi…
Ama Bâtınî olanlar ise cennette iki nehir idi…” Sahihi Buhâri: 2968; 5179,

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/397-398.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Hz.Allah Âdem Aleyhisselâm’a Cennette Şu Ağaca Yaklaşmayın Dedi. Peki O Ağaç Hangi Ağaç?

Posted by Site - Yönetici Aralık 20, 2016

hz-allah-adem-aleyhisselama-cennette-su-agaca-yaklasmayin-dedi-peki-o-agac-hangi-agac

Hz.Allah Âdem Aleyhisselâm’a Cennette Şu Ağaca Yaklaşmayın Dedi. Peki O Ağaç Hangi Ağaç?

(Âlimler, Âdem Aleyhisselâm’ın çıkarıldığı cennette ihtilâf ettikler gibi) yine bu ağaçta da ihtilâf ettiler…

Allâhü Teâlâ hazretleri, ağacı isimlendirmek ve tayin etmeyi bize gizli tuttu…

Eğer bu ağacın zikrinden (ve hangi ağaç, olduğunun ismiyle belirtilmesinde) bizim için bir maslahat ve fayda olmuş olsaydı elbette Allâhü Teâlâ hazretleri, onu bizim için tayin ve eder (hangi ağaç olduğunu ismiyle birlikte beyan ederdi…)
Diğerlerinde olduğu gibi.

Babamız Adem Aleyhisselâm’a faydası olmayan bir ağacın bize nerede faydası olsun.

Allâhü Teâlâ hazretlerinin ismini zikretmediği ağacın mâhiyeti ve ismi arkasına düşmemek gerek. Mütercim.

Kaynaklar : “Âkânü’l-Mercân (kitabında da) böyledir.
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/399.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: