Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Genel’ Category

Hatm-i Enbiya’nın Tarifi – Hatm-i Enbiya Nasıl Yapılır ?

Posted by Site - Yönetici Kasım 10, 2016

hatm-i-enbiyanin-tarifi-hatm-i-enbiya-nasil-yapilirhatm-i-enbiyaselahudd-copy

Hatm-i Enbiya’nın Tarifi – Hatm-i Enbiya Nasıl Yapılır ?

1 Fâtiha-i şerîfe, 3 İhlâs-ı şerîf okuduktan sonra: “Eûzü billâhis-semî’ıl-alîmi mineş-şeytânir-racîm, Rabbi eûzü bike min hemezâtiş-şeyâtîn ve eûzu bike rabbi en yahdurûn” okunur.

Sonra da şu âyet-i celîle okunur ve buna göre hareket edilir: “Bismillâhir-rahmânir-rahîm. Yâ eyyühellezîne âmenusbirû ve sâbirû ve râbitû vettekullâhe lealleküm tüflihûn. Sadekallâhül-azîm.”

Bundan sonra şu sıra takip edilir:

Bismillâhir-rahmânir-rahîm. İnnallâhe ve melâiketehû yüsallûne alen-nebiy, yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ. Sadekallâhül-azîm.

100 defa Salevât-ı şerîfe, 500 defa,

Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem tağfir lenâ ve terhamnâ lenekûnenne minel-hâsirîn

100 defa Salevât-ı şerîfe, 100 defa Salevât-ı şerîfe, 500 defa,

Rabbi ennî messeniyed-durru ve ente erhamür-râhimîn

100 defa Salevât-ı şerîfe, 100 defa Salevât-ı şerîfe, 500 defa,

Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn

100 defa Salevât-ı şerîfe, 100 defa Salevât-ı şerîfe, 500 defa,

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm.

100 defa Salevât-ı şerîfe, okunur ve duâ yapılır.

Hatm-i Enbiyâ’da 4 duâ 500’er defa okunmaktadır. Bu duâların birincisi Hz. Âdem’in (a.s.), ikincisi Hz. Eyyûb’ün (a.s.), üçüncüsü Hz. Yûnus’un (a.s.), dördüncüsü ise bizim peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ’nın (s.a.v.) duâsıdır.

Kaynak : Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat – Fazilet Takvimi : 08.10.2016

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Üç Hususta Kafir Müslümanla Aynı Hakka Sahiptir

Posted by Site - Yönetici Kasım 9, 2016

uc-hususta-kafir-muslumanla-ayni-hakka-sahiptir

Üç Hususta Kafir Müslümanla Aynı Hakka Sahiptir

Tâbiînden Meymûn bin Mihran (r.a.) şöyle demiştir:

Üç şeyde kâfir Müslüman ile müsâvî (denk)tir:

1- Ahitte bulunduğun; söz verdiğin zaman ahdine vefa göster, sözünde dur. O kimse ister Müslüman olsun ister kâfir. Çünkü ahit Allah içindir.

2- Kendisiyle akrabalık bağın bulunan kimseyi ziyaret et. İster Müslüman olsun, ister kâfir olsun.

3- Sana emanet verenin emanetine riayet et; onu koru. İster Müslüman olsun ister kâfir.

Kaynak : Tenbîhü’l-Gâfilîn

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

FIRAT KENARINDA BİR OĞLAK ZÂYÎ OLSA ÖMER’DEN SORULUR

Posted by Site - Yönetici Kasım 7, 2016

kurbankurbanlik-kocalinan-kurban-olse-veya-kaybolsa

FIRAT KENARINDA BİR OĞLAK ZÂYÎ OLSA ÖMER’DEN SORULUR

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Allâhü Teâlâ’nın halkı görüp gözetmek üzere vali (idâreci) kıldığı kimse, güzel nasihat ve idâresi ile halkı muhâfaza etmez (onlara zulüm eder)se elbette cennet kokusu koklayamayacaktır.
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

Ömer bin Hattâb (r.a.) Hazretleri’nin halifeliği devrinde az vakit zarfında İslâm memleketleri çok genişledi ve İslâm dini fevkalâde kuvvet buldu. Devlet hazinesi malla doldu. Mal demek dünya sevgisi ve fitne-fesadın çıkması demekti. Bir müddetten beri bu düşünce Hazret-i Ömer’in zihnini kurcalıyordu. Bir gün huzûrunda bulunan bazı Ashâb-ı Kiram’a:

“Resûlullah (s.a.v.)’ın fitne hakkında olan sözü hanginizin hatırındadır?” diye sordu. İçlerinden Hazret-i Huzeyfe (r.a.):

“Yâ Emîre’l-müminîn! Senin için ondan bir beis yok. Senin zamanınla onun arasında bir kapalı kapı var” dedi.

Hazret-i Ömer: “Bu kapı kırılacak mı; yoksa açılacak mı?” diye sorunca Hazret-i Huzeyfe “Kırılacak” dedi. Hazret-i Ömer: “Öyle ise o kapı artık kapanmaz” deyip üzüldü.

“Kapının ne olduğunu İmam Mesrûk (rah.) sordu. Hazret-i Huzeyfe “Kapı Ömer’dir” diye cevap verdi. “Ömer, kapının kim olduğunu bilir mi?” diye sordu.

Hz. Huzeyfe: “Sabahtan sonra akşamın geleceğini nasıl bilirse, onu da öyle bilir.” dedi.

Hâsılı Hazret-i Ömer, Müslümanlar arasında fitne çıkması husûsunda çok endişe ediyordu. İnsanlar arasında dünya hırslarını doğuran servet ve zenginlik arttıkça alâmetleri de meydana çıkmaya başlamıştı. Lâkin Hazret-i Ömer’in insanların nazarında bilinen heybeti ve Müslümanların kendisine fevkalâde bağlanıp itâat etmesi fitne çıkmasına engeldi.

Ancak İslâm ülkelerinin sınırları çok genişledi, işler çoğaldı. Her yerde adâletin temin edilmesi zorlaşmaya başladı. Hazret-i Ömer bu halden sıkılıp:

“Yâ Rabbî! Ruhumu kabzet” demeğe başladı. Bir gün ağlarken sebebi sorulunca: “Nasıl ağlamayayım ki, Fırat kenarında bir oğlak zayi olsa korkarım ki Ömer’den sorulur” diye cevap verdi.

Kaynak : Hz. Ömeru’l-Fâruk, Çamlıca B. Y.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Kurban Kim İçin Kesilir ?

Posted by Site - Yönetici Kasım 6, 2016

kurban-kim-icin-kesilir-hangi-hayvanlardan-kurban-olur-honamli-copy-copy

Kurban Kim İçin Kesilir ?

Kim Ailâhü Teâlâ hazretlerine yaklaşmak ve cinlerin şerrini başından savmak ve cinlerden emin olmak için kurban keserse, bu kendisi için helâldir.

Ama bu kurban kesim işini onlar İçin yaparsa (cinlere yaklaşmak, cinler için veya cinlerin ismiyle) keserse, (etinin yenilmesi} haramdır…”

Kaynaklar :Müğni’l-Muhtac, c. 4, s. 267,
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/86.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kurban, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

KELİME-İ TEVHÎD’İN FAZÎLETLERİ

Posted by Site - Yönetici Kasım 5, 2016

kelimei-tevhidkelimei-sahadet

KELİME-İ TEVHÎD’İN FAZÎLETLERİ

Kim Allâhü Teâlâ’dan başka ilah olmadığına ve benim de Allah’ın Resûlü olduğuma ihlâsla şehadet eder, namazını kılar, orucunu tutar, zekâtını verir ve Beytullah’ı haccederse Allâhü Teâlâ onu cehenneme haram kılar.
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat)

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Ey Ebû Hüreyre, her amel mizanda tartılabilir, ancak ‘Lâ ilâhe illâllâh’ kelimesi hariç. Muhakkak sâdık olarak (ihlâsla) onu söyleyenin mizanının bir kefesine kelime-i tevhîd, diğer kefesine de yerler ve gökler konulsa elbette kelime-i tevhîd ağır gelir.”

“Kıyâmet günü bir kişi amelleri tartılmak üzere mizana getirilir ve günah ve hatalarının yazılı olduğu doksan dokuz sicil (büyük defter) açılır. Her bir defter gözün görebildiği yer kadar geniş ve uzundur. Mizanın bir kefesine konulur. Allâhü Teâlâ ona:

“Bu defterlerde bulunan (günahlardan) bir şeyi inkâr edebilir misin? Kirâmen Kâtibîn meleklerim (yapmadığın şeyleri yazarak) sana zulmettiler mi?” diye sorar. Kul, ‘Hayır, yâ Rabbi’ der. Allâhü Teâlâ:

“Bu günahlara karşılık olacak bir sevabın var mı?” diye sorar. Kul, “Hayır” der. Allâhü Teâlâ:

“Muhakkak senin, bizim nezdimizde büyük bir sevabın vardır ve bu gün sana asla haksızlık edilmeyecektir” buyurur ve üzerinde ‘Lâ ilâhe illallâh’ yazılı bir kâğıt çıkarılır ve mizanın diğer kefesine konur. Günahların yazılı olduğu defterlerden ağır gelir. Zira Allâhü Teâlâ’nın ismiyle tartılan hiçbir şey ondan ağır gelemez.”

“Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullah” kelime-i tevhîdi Kur’ân harfleriyle yirmidört harfdir. Kul kelime-i tevhîdi kalbi ile ihlâsla söylerse Rabbimiz Teâlâ buyurur ki:

“Yirmi dört harf(li kelime-i tevhîd) ile geldin. Gündüz ve geceyi yirmi dört saat olarak yarattım. Bu saatlerde işlediğin gizli ve âşikâr, büyük küçük, hata ile yahut kasden, sözle yahut fiille işlediğin her günahı bu kelime-i tevhîd hürmetine bağışladım.

Azîz Mahmûd Hüdâî (k.s.) buyurdu:

İyi bil ki kelime-i tevhîd zikri ve zikrullah (Allah ism-i celâlinin zikri) Allâhü Teâlâ’ya ulaştıran yolların en yakınıdır. Ancak Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) ulaşan bir silsileye mensup kâmil bir mürşid telkîniyle olmak şarttır.

(Hulâsatu’l-Ahbâr, A. Mahmûd Hüdâi)

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Ölülerinizin ve Ölmek Üzere Olanlarınızın Üzerine Yâsîn Sûresini Okuyun.

Posted by Site - Yönetici Kasım 4, 2016

olulerinizin-ve-olmek-uzere-olanlarinizin-uzerine-yasin-suresini-okuyun-yasc3aen-i-c59ferc3aefin-fazc3aeleti

Ölülerinizin ve Ölmek Üzere Olanlarınızın Üzerine Yâsîn Sûresini Okuyun.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
Ölülerinizin (ve ölmek üzere olanlarınızın) üzerine Yâsîn Sûresini okuyun.” Ebu Davud: 2714,

Yasın sûresi, Kur’ân-ı kerimin kalbidir…
Bir kişi, Allâhü Teâlâ ve Tebâreke hazretlerini ve âhireti dileyerek, “Yâsîn sûresi”ni okursa, muhakkak ki onun bütün günahları bağışlanır. Bundan dolayı onu (yasin sûresini) ölülerinizin (ve ölmek üzere olanlarınızın) üzerine okuyun.” Müsned-i Ahmed: 19415,

-“Herhangi bir kişinin ölümü anında kendisinin üzerine Yasin sûresi okunursa, muhakkak ki ölüm ona kolaylaşır. (Kolaylıkla ve fazla acı duymadan can verir)”

Tabutun çıkmadığı yani ölünün çıkmadığı hiçbir ev yoktur.
Bir yerde insan varsa, orada mutlaka ölüm vardır.
Bizler de elbette bir gün öleceğiz.
Gerçekten sekerâtü’l-mevt {ölüm sarhoşluğu ve can çekişme çok zordur, çok acıdır ve çok şiddetlidir.
Efendimiz {s.a.v.) hazretleri bile Allâhım! Sekerâtü’l-mevt üzerine bana yardım et!” Müsned-i Ahmed: 24021

Bu incelikleri öğrenip evlâdımız ve yakınlarımıza öğretmeliyiz ki, son anlarımızda bize telkinde bulunsunlar.

Bu konuda daha geniş bilgi için, “Hukuku’l-Emvât- Ölü Hakları” isimli kitaba bakınız. Mütercim.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri : 8/84-85.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yasin Suresi, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Zikrullâh’ın Havâssı ve Fazileti

Posted by Site - Yönetici Kasım 3, 2016

b8034aeec6f252f4974b755a7532a582-copy

Zikrullâh’ın Havâssı ve Fazileti

Kişi, Allâhü Teâlâ hazretlerinin ismine devam ederse,
Ateş onu yakmaz.
Denizler onu boğmaz (suda boğulmaz).
Hayat onu vahşet (yalnızlık) içinde bırakmaz.
Zehir ona zarar vermez.
Zira bütün zararlı şeyler, Allâhü Teâlâ hazretlerinden korkanları korkutma için yaratıldı.

Kul, kemâliyle (tam olarak) Allâhü Teâlâ hazretlerinden korktuğu zaman; onun için teshîr ve te’sir olur… (her şey ona boyun eğer)

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/88.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hazreti Ömer (r.a.)’in Nil Nehrine Emri !

Posted by Site - Yönetici Kasım 2, 2016

hazreti-omer-r-a-in-nil-nehrine-emri

Hazreti Ömer (r.a.)’in Nil Nehrine Emri !

Hazreti Ömer (r.a.)’in halifeliği döneminde Amr bin As Hazretleri Mısır valisiydi. Mısır halkı vali’nin huzuruna çıktılar:
Nil nehrinin bir adeti vardır. 0 adet yerine getirilmediği zaman onun suyu fazlalaşmaz.” -“Nedir o?”
Atalarımızdan gelen adete göre önümüzdeki ayın on ikisinde, bir çocuğu süsleyip, Nil Nehri’ne atmamız lazım.”

Bu kötü bir adettir… Dinimiz bütün kötü adetleri kaldırmıştır. Böyle bir şeye izin veremem.”

Aradan üç ay kadar bir zaman geçti. Gerçekten dedikleri gibi Nil’in suyu fazlalaşmadı. Gün geçtikçe suyun çekilmesiyle beraber Mısır halkı da başka memleketlere göç etmeğe başladılar. Amr bin As Hazretleri bu durumu Halife Hazreti Ömer Faruk (r.a.)’a rapor etti. Hazret Ömer (r.a.) verdiği cevapta:
Doğru hareket etmişsin. İslâm dininin hüküm sürdüğü yerlerde câhiliyet adetlerinin ve akıl dışı davranışların olması caiz değildir. Mektubumun içine bir kağıt koydum onu nehre at.” diye yazdı. Amr bin As Hazretleri mektubu alınca açtı, içindeki kağıtta:
Bİsmillahir-rahmanİr-rahım (Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adı ile “Ömer bin Hattab’dan Mısır Nil’ine, bundan sonra eğer sen kendi arzunla akıyorsan, akma, eğer sen tek ve kahhâr olan Ailâhü Teâlâ hazretlerinin İzniyle akıyorsan,, senin akmanı ondan istiyoruz ‘ma’nâsında bir yazı vardı. Amr bin As Hazretleri, o kağıdı Nil Nehri’ne bıraktı. Sabahleyin Nil’in suyu on arşın yükseldi. 0 dönemden sonra Mısır halkı o kötü adetten kurtuldu.

Kaynak : Çihâr yâr-i Güzîn (Dört büyük Halife) s. 119, Şemseddin Sivasî

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cinlerden Korunmak İçin

Posted by Site - Yönetici Kasım 1, 2016

cinlerden-korunmak-icin-okunacak-dualar

Cinlerden Korunmak İçin

Cinlerden korunmak için kişiyi küfre götürecek islâm dışı hal ve hareketlerde bulunmak yerine Aşağıdaki âyet ve dualar okunup dua edilmelidir:
1- Fatiha süresi
2- Bakara süresinin ilk beş âyet-İ kerimesi, ayetleri
3- Ayetü’l-kürsi ve devamındaki iki âyet-i kerime,
4- Bakara süresinin son iki ayetleri,
5- İsrâ süresi 45 ve 46. ayetleri
6- Mü’min süresi ilk üç ayetleri,
7- Kaside-i bürdenin bu mübarek beyitleri

kaside-i-burdenin-bu-mubarek-beyitleri
8-Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin Hazret-İ Ali’ye yazdırıp cinlere göndediği bu mektup:

efendimiz-s-a-v-hazretlerinin-hazret-i-aliye-yazdirip-cinlere-gondedigi-bu-mektup
9-Bu tehlil:

cin-duasi-lailahe-illallahtehlil
10- Ezân-ı şerif okunmalıdır… Ezân-ı şerifin okunduğu yerden cin ve şeytanlar kaçarlar…

Bu konuda daha geniş bilgi için; “Kur’ân-ı Kerim’den Dualar” isimli kitaba bakınız. Mütercim.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/88-89.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Yazıcızâde Muhammed Efendi Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 31, 2016

yazicizade-muhammed-efendi-kimdirmuhammediyye-kitabiyazici-salihahmed-bicangeliboluhaci-bayram-i-veli

Yazıcızâde Muhammed Efendi Kimdir ?

Muhammediyye” adlı eserin müellifi.

İsmi, Yazıcızâde Muhammed Efendi olup, babası Yazıcı Sâlih’dir. Babası, devlet hizmetinde kâtip olarak çalıştı. Arif, münevver bir zât olup, ilm-i nücûma dâir beş bin beyte yakın mesnevî tarzındaki Şemsiyye isimli eserini, Ankara’da Devlethan ailesinden İskender Paşaya ithaf etti, Yazıcızâde Muhammed Efendi’nin, doğum yeri ve tarihi kesin olarak bilinmiyor.

Yazıcızâde Muhammed Efendi ve kardeşi Ahmed Bîcân, önce babalarından ders okudular. Sonra Muhammed Efendi, tahsilini kemâle erdirmek üzere birçok yerler dolaştı. İran ve Mâverâünnehr’e giderek. Haydar Hâfı ve Zeynel Arab gibi meşhur âlimlerden okudu. Arabca ve Farsçayı iyi öğrenip: tefsir, hadîs, kelâm, fıkıh ilimlerinde yetişti.

Yazıcızâde Muhammed Efendi, manevî feyzi, Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinden aldı. Hacı Bayram-ı Velî, Sultan İkinci Murâd Hânın dâvetine uyarak Edirne’ye gitti ve orada bir müddet kaldı. Sonra Ankara’ya döndü. Gidiş ve dönüşte uğradığı Gelibolu’da Yazıcızâde Muhammed Efendi ve kardeşi Ahmed-i Bicân’ı gördü. Onlarla görüşüp, sohbetle irşâdda bulundu. Kısa zamanda ikisi de velîlik derecelerine kavuştular.

Yazıcızâde Muhammed Efendi, bir ara Konya muzafferiyetini bildirmek için Sultan Murâd-ı Hüdâvendigâr Gâzî tarafından sefaretle Mısır’a gönderildi. Sonra Gelibolu’ya dönüp, ömrünü ibâdet ve tefekkürle geçirdi. Eserler yazdı. îtikâf ve inziva haliyle yaşadı. Gelibolu’da namazgah yöresinde. Hamza köyü sahillerinde büyük bir kayaya oyulmuş; birbiri içinden geçilen iki küçük hücrede ibâdet ve tefekkürle meşgû! oldu.

Yazıcızâde Muhammed Efendi, çok ibâdetle meşguliyeti yanında, eserler de yazdı. Meşhur -“Muhammediyye” adlı eserini yazmadan Önce. Arabca olarak Megârib-üz-Zeman’ı yazdı. Kardeşi Ahmed-i Bicân’a: “Şimdi sen dahî, bu kitab ki -“Megârib-üz-Zeman”dır, Türkçeye çevir. Tâ kim bizim ilin kavmi maâriften ve envâr-ı ilimden fayda görsünler.” diye ricada bulundu. O da Türkçeye çevirip Envâr-ül-Âşıkîn adını verdi. Muhammediyye ve Envâr-ül-Âşıkîn, biri nazım ve diğeri nesir, oiup her ikisi de Megârib’in Türkçe’ye tercümesidir.

Yazıcızâde Muhammed Efendi, Megârib-üz-Zeman ve Muhammediyye’sini, rüyasında Peygamber efendimizi görmesi ve O’nun irşâd ve işaret vermesiyle yazdı.

Yazıcızâde Muhammed Efendi, Muhammediyye’si ile şöhret buldu. Muhammediyye, asırlardır Anadolu’da. Kırım’da. Kazan’da. Başkurt Türkleri arasında okundu ve elden düşmedi.
Evliya Çelebi;
-“Nice binlerce âdemin Muhammediyye’yi ezbere bildiklerini.” kaydeder. Anadolu’da her evde bir Muhammediyye nüshası vardı. Muhammediyye okuyan kimseye Muhammediye-hân adı verilirdi. Eser, kış gecelerinde okunur, yer yerde ağlanırdı. Suyu hiç kesilmeyen bir ırmak coşkunluğu içinde okunurdu. Her satırında Allâhü teâlânın sevgisi, Resûlullah efendimizin aşkı, muhabbeti. Eshâb-ı kiram sevgisi anlatılırdı. Kulun Rabbine olan acziyeti ve sevgisi dile getirilirdi:

İsmail Hakkı Bursevî, Muhammediyye’ye iki cild hâlinde mükemmel bir şerh yazdı. Yazıcızâde Gelibolu’yu mekân tutup, 1451 (H.855) senesinde orada vefat etti.

Mezarı Gelibolu’nun biraz dışında, İstanbul yolu üzerindedir.

Yazıcızâde çeşmesinden ve hemen yakınında yüksekte kalan kardeşi Ahmed Bîcân’ın kabrinden yüz elli adım kadar içeride, küçük türbe kısmındadır. Kabri, ziyaret mahallidir.

Muhammed Bicân hazretlerinin yazdığı diğer eserleri,
1- Megârib-üz-Zemân
2. Muhammediyye
3. Şerh-ul-Füsûs-il-Hikem’dir.
4. Tefsîr-i Sûre-i Fatiha

Kaynak:İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/69-70.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: