Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Genel’ Category

Bu Mağrurluk Kime; Ölüme Mahkum Bir Varlık Değilmisin?

Posted by Site - Yönetici Ekim 2, 2017

Bu Mağrurluk Kime; Ölüme Mahkum Bir Varlık Değilmisin?

Ey ölüm yasasına mahkum olarak fani aleme imtihan için gönderilen insanoğlu;İnsanları küçük görme. İnsanlara tepeden bakarak, onları küçümseyerek sakın onlardan yüz çevirme. Ve yeryüzünde böbürlenerek, şımararak, gururlanarak, insanlara çalım satarak yürüme.
Kesinlikle bilesin ki ALLAHu Teâlâ Hazretleri şımarıkları, böbürlenenleri, kendisini beğenip insanlara tepeden bakanları asla sevmez.

Bir insan kendisini nasıl büyük görebilir?
Bir insan nasıl kendisinde ayrıcalık görerek diğer insanlara tepeden bakabilir?
Nasıl böyle kendisinde bir renk görebilir?
Çünkü herkesin varlığı bellidir. Hepimiz bir damla sudan akibetinde bir tutam şekillendirilmiş etten yaratılmadıkmı?.
Hangi birimiz böyle değil?
Hangi birimizin mayası toprak değil?
Hangi birimiz ölümlü değil?
Hangi birimiz ALLAHu Teâlâ Hazretleri tarafından yaratılmamış?
Hangi birimiz ALLAHu Teâlâ Hazretleri’ne muhtaç değil?
Hangi birimizin şu anda sahip olduklarını ALLAHu Teâlâ Hazretleri vermedi? O zaman nasıl oluyor da mahza ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin verdiği özelliklerle, malla, mülkle, makam ve mevki ile, gelip geçici olan dış güzelliklerle diğer insanlara tepeden bakma hakkımız vardır?

➖ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin verdiği bir özelliğimizden dolayı diğer insanları küçük görmeye hakkımız var mı?

Ey mağrur, ey şımarık insan, senin diğer insanlardan farkın ne?
Eğer ekonomik gücünse, siyasal gücünse, askeri gücünse, kavmin kabilense, çoluk çocuğunun çokluğuysa, fizik güzelliğin, ses güzelliğinse, bilginin çokluğuysa, makamının büyüklüğüyse bunları sen kendin mi buldun?
Bunları sana ALLAHu Teâlâ Hazretleri vermedi mi?
Bunların hepsi geçici değil mi?
Bunlar bu dünyada senin imtihan soruların değil mi?
Bunlara sahip olmayanlara ALLAHu Teâlâ Hazretleri vermemiş değil mi?
Sen sana imtihanın için verilmiş bu sahip olduklarınla ALLAHu Teâlâ Hazretleri’ne karşı kulluğa yönelirsen o zaman kazanacaksın.
Değilse hakkın olmayan bu gururunla, bu kibrinle ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin kullarına tepeden bakmaya, ALLAH Teâlâ Hazretleri’ne isyanda kullanmaya, ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin kullarına karşı zulüm olarak kullanmaya kalkışırsan, onlara hava atmaya kalkışırsan kaybediyorsun demektir.
Bu sahip olduklarına kendinin ulaştığını zannetme.
Bu elindekilerin ebedi olduğunu, bir gün elinden alınmayacağını sanma.
⚊ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin değişmeyen yasalarından habersiz yaşayan, ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin bu değer yargılarından haberi olmayan şu dünya insanlığının gözünde fevkalade bir değerin olabilir.
Ama unutma ki ölümle birlikte bu değer yargıları bitecek ve ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin değer yargılarıyla karşı karşıya kalacaksın.
Yarın bu servetin kalmayacak.
Yarın bu makamın bitecek.
Yarın iktidarın viran olacak.
Yarın etrafında bulunan şakşakcılar olmayacak.
Yarın yalakacı ve dalkavuklar etrafında pervane olamayacak.
Yarın ellerin tutmayacak, gözlerin görmez olacak.
Yarın bedenin sarsılacak dik duramayacaksın.
Yarın bu alkışlar bitecek.
Yarın bu şöhret son bulacak.
Derbeder bir şekilde dünyada dolaşmak zorunda kalacaksın.

Unutulacaksın.

Kimse sana değer vermeyecek.
Kimse sana çiçek atmayacak.
Kimse sana mehdiyeler düzenlemeyecek.
Kimse senin karşında secdeye kapanmayacak.
Öyleyse ne oluyor sana?
Geleceğini unuttun mu ki şu anda sahip olduklarınla ALLAHu Teâlâ Hazretleri’ne kafa tutmaya, kullarına tepeden bakmaya çalışıyorsun?
⚊Yarın üzerinde mağrur dolaştığın bu toprağın altına gireceksin ve insanlar seni eze, eze, çiğneye, çiğneye üzerinde gezecekler. Ve şimdi gururla çalım atan sen hiçbir şey yapamayacaksın.
Şu anda seni alkışlayanlar, senin önünde eğilenler, seni şımartanlar yarın unutacaklar seni.

Kimin bitmemiş ki bu dünyada güç ve kuvveti?
Kim ebedî kalabilmiş bu dünyada?
Firavunlar mı?
Karunlar mı?
Nemrutlar mı?
Hürrem, Safiye, Banu Sultanlarmı?
Şirin Devrimmi?
Elizabeth Taylormu?
Amy Winehouse mi?
Stalin, Lenin mi?
Mussolin mi?
Ebu Cehil,Ebu Leheb mi?
Sorarım hangi ünlü kişi, hangi kitleleri ardına sürükleyen, hangi sanatkar, dahi kalmış faniliğe hükmedilen yerde…
⚊Kimimiz malıyla, kimimiz makamıyla, kimimiz siyasal gücüyle, kimimiz askeri gücüyle, kimimiz bilgisiyle, kimimiz saltanatıyla insanlara çalım satmayalım. Kendimizde bir renk görmeyelim.
Hepimiz kul olduğumuzu, aciz ve ölümlü varlıklar olduğumuzu unutmayalım. Doğduğumuz günü unutmayalım. Geçmişimizi ve geleceğimizi düşünelim de insanlara karşı mağrur olmayalım insanlara zulmetmeyelim.
Bir gün başımıza bir kıyametin kopacağı şuuru içinde ALLAHu Teâlâ Hazretleri’ne karşı ve kullarına karşı mağrur olmayalım..

Unutmayalım ki ölüm bize her şeyden daha yakındır. Bir nefes kadar ölüm bize yakındır.Bedene emanet olarak birleşen ruhun bir Rabbine dön emrine bağlı bedene olan bağlılığı…Ey insanoğlu düşünürmüsün….

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 1 Comment »

Sahte Şeyhler !

Posted by Site - Yönetici Ekim 1, 2017

Sahte Şeyhler !

Gerçekten sahte şeyhler:
Allah yolundan men’ederler…” Yani müritlerin, halkın’ve insanların, hak yola girmelerini ve gerçek mürşid-i kâmili bulup ona bağlanmalarına engel olurlar.
Müzminlerin ihlâs, takva ve Allah’a giden yollarında birer put gibi dikilirler…
Ve onu eğip bükmek isterler…” Kendi devirlerinde yaşayan müceddid ve mürşid-i kâmillerin hak ve doğru olan yollarını, halkın gözünde kötü göstermek ve halkı yanıltmak İçin, o hak yolu eğip bükmek isterler. Bir Müslüman kendilerine sorduğunda, devrin mürşid-i kâmilleri hakkında yanlış bilgi verirler ve Müslümanları yanıltırlar.
Ve onlar âhireti inkâr edici kâfirler idiler…” Halkı hak yoldan ve mürşid-i’ kâmillere bağlanmaktan alıkoyan kişilerin aslında maneviyât ve âhiretten hiç nasipleri yoktur. Onlar âhirete inanmadıkları için âhiret hayatları için çalışmazlar. Bu sahte şeyhler, müritlerinin ve yanlarına gelen insanların;
a) Ilim.Ihlâs.Amel
b) Takva sahibi olmaları için çalışmak yerine,
Müritlerinin cehaletin zifiri karanlığından, hurafelerin, İslâm dışı, korkunç dünyasında, gerçek ibâdet ve taatın zevkinden uzak bir halde, Allâhü Teâlâ ve Peygamberi Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine bağlanmaktan çok, bir kula bağlanma ve kulu sevme ve kulun yolunda yürümelerini istemektedirler. Çünkü onların bütün düşünceleri, dünyalıktır.
“Onlar;
Daha çok müridim olsun ve daha çok bana çırağlık gelsin, para kazanayım,” der. Onlar, Müslümanlara, rant kapısı gözüyle bakarlar. Yanlarına gelen Müslümanların, ilim, takva ve ihlâs sahibi olmalarından çok; kendilerine bağlı ve kendilerine maddî olarak yardımda bulunmalarını isterler… Onun için bu sahte şeyhler, âhireti inkâr edici kâfirlerdir…

Kaynak : Dipnot – Mütercim.
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/529-531.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Evliya olmadan, kendisine evliya süsü vermek zındıklıktır.

Posted by Site - Yönetici Eylül 30, 2017

Evliya olmadan, kendisine evliya süsü vermek zındıklıktır.

Burada çok dikkat etmek gerekir.
Zira evliya olmadığı halde,
-“Ben evliyayım, ben şeyhim,” diye insanları aldatan ve mü’minlerin saf duygularını istismar eden kişiler, Allâhü Teâlâ hazretlerine iftira ettikleri gibi; iç âlemini bilmeden, maneviyatına vakıf olmadan, bir kişinin şunun veya bunun evladı ve soyundan gelmesine bakarak;
-“İşte bu adam evliyâullah’tır!” diye, bir kişi hakkında hüküm verenler de Allâhü Teâlâ hazretlerine iftira ediyorlar…

Çünkü bunlar, Allâhü Teâlâ hazretlerine dost olmayan birini Allâhü Teâlâ hazretlerine dost olduğunu iddia ediyorlar. Bu da bir iftiradır…

Evliya olmadan, kendisine evliya süsü vermek zındıklıktır.
Rast gele insanlara da “bu evliyâ’dır!” demek çok tehlikelidir.
O’nun evliya olduğunu kesin biliyor musun?
Delilin var mı?
Burhanın var mı?
Belki Allâhü Teâlâ hazretlerinin bir düşmanı hakkında “Bu kişi, Allah’ın dostudur” diyerek, Allâhü Teâlâ hazretlerine iftira etmiş oluyorsun!..
Dikkat etmek gerekir…

Mütercim… İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/474-477.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Ölüm ve Ruhlar…

Posted by Site - Yönetici Eylül 29, 2017

Ölüm ve Ruhlar…

(Bilindiği) gibi göğe yükselmek mü’minlerin duaları, amelleri ve ruhlarının şânındandır…

Hadis-i şerifte buyuruldu:
Muhakkak ki mü’minin ruhu semâ’ya yükseltilir. Kendisine (semânın kapılan) açılır ve ona denilir ki:
Merhaba! Ey cesette olan temiz ruh hoş geldin! Tâ yedinci kat semâ’ya kadar (böyle hep merhabalarla karşılaşır…)
Ve kâfirin ruhu için de kapılar açılır ve ona;
Yerilmiş (kötü olarak) geri dön! Böylece (kâfirin ruhu) tâ siccîn’e kadar yuvarlanır.

Siccîn Nedir

Siccîn: yedi kat arzın (yeryüzünün) altında iblisler iblisinin yerleştirildiği bir yerdir.

Kâmûs”ta Siccin’in, hapis mânâsından “devamlı”, “şiddetli”, “kötülerin kitabının konulduğu yer”, “cehennemde bir dere” mânâlarına ve ayrıca “açık ve ortada” ve “dibinin çevresine çukur kazılmış hurma ağacı” mânâlarına geldiği ve “devamlı şey” mânâsına o şiddetli vuruş” mânâsına ve açık açık geldi” mânâsına denildiği yazılıdır.

Netice olarak Siccin, maddesi itibarıyla bir zindan, veya zindancı veya zindanda hapsedilmiş mânâlarını ifade eden bir kelime olmakla, kötülerin yazısına zarf yapılmasına en yakışan mânâda bir “zindan sicili” veya “sicil zindanı” olmasıdır. “Onların defterleri zindancıdadır” yani. “çok şiddetli bir zindancıya teslim olunur” mânâsına da gelebilir. Bunun sade akıl yoluyla bilinir şeylerden olmadığını anlatan şu tefsir, bir zindancı sicilinde olması mânâsında açıktır.

Elmalı tefsiri, c. 8. s.5652. İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/500. 8/501.
Ruhlar Cesetlerine Bağlıdırlar

Bütün ruhlar, saîd ve şakîlerin hepsinin ruhları, cesetlerine bağlı (ve bitişiktirler.)
Ruhlara azab edilir. Ve o azaptan cesetler de elem ve acı duyarlar. (Bu durum) Güneş gibidir. Güneş göktedir; nuru, ışık ve aydınlığı da yeryüzündedir…

Ölülerimizin ruhlarının semâya karargahlarına yükselmesi için mutlaka , onlara okumalı, ruhlarına sadakalar vermeli ve onlar için hayır ve hasenet yapmalıyız. Ve Özellikle vasiyetlerini yerine getirmeli ve iskatlarını yapmalıyız.

Posted in Ölüm - Ecel, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Camilerde Tecdîd-i iman……

Posted by Site - Yönetici Eylül 28, 2017

Camilerde Tecdîd-i iman……

Eskiden Anadolu’da ve İslâm âleminin bir çok yerlerinde Cuma geceleri ve hatta bazı yerlerde de hem Cuma ve hem Pazartesi gecelen Camilerde topluca “tecdîd-i iman” yapılırdı.

Son yıllarda bu güzel adet kayboldu gitti…..

Saygıdeger hocalarımız imamlarımız bu güzel adetlerimizi tekrar uygularsanız iyi olur.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

Bir insanın hidâyet ve dalâleti onun irâde-i cüziyyesine bağlıdır.

Posted by Site - Yönetici Eylül 27, 2017

Bir insanın hidâyet ve dalâleti onun irâde-i cüziyyesine bağlıdır.

Hidâyet ve dalâletin yaratıcısı Allâhü Teâlâ hazretleridir. Fakat hidâyet ve dalâleti isteyen ve kesbeden ise kullardır. Yani bir insanın hidâyet ve dalâleti onun irâde-i cüziyyesine bağlıdır. Çünkü Cenab-ı Allah, hidâyeti isteyip, hidâyeti dileyenlere hidâyeti; Dalâleti isteyip, dalâleti dileyenlere de dalâleti halk eder.

Ezelde Ali cennetlik. Veli cehennemlik diye zât ve şahıslar üzerinde bir hüküm yoktur.
Ancak elbiseler biçilmiştir. İman, güzel ahlak ve amel-i sâlih elbisesini giyen cennetliktir denilmiş; ayrıca küfür, isyan ve kötü ahlak elbisesini giyen cehennemliktir. Kul irâde-i cüz’iyyesiyle bu elbiseler arasında serbest bırakılmıştır…

Kişi, irâdesini hidâyete göre kullanırsa, Allâhü Teâlâ hazretleri ona hidâyeti yaratır. Kişi. irâdesini dalâlete göre sarf ederse. Allâhü Teâlâ hazretleri o kişiye de dalâleti yaratır.

Kaynak : Mütercim. İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/453.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Bugün Dünyaya İslam Degil “İSYAN” Hakimse, Bunun Sebebi, Öyle Sanıldığı Gibi Kafirlerin Güçlü Oluşu Değil, Müslümanların Parçalanmışlığıdır.

Posted by Site - Yönetici Ağustos 6, 2017

BUGÜN DÜNYAYA İSLAM DEGİL “İSYAN” HAKİMSE, BUNUN SEBEBİ, ÖYLE SANILDIĞI GİBİ KAFİRLERİN GÜÇLÜ OLUŞU DEĞİL, MÜSLÜMANLARIN PARÇALANMIŞLIĞIDIR.

Her müslüman, “İslam kimliği” altında vazifelerinin ve amaçlarının neler olduğundan, “İslam davası”ndan haberdar olmalı.
Kısaca arzedeyim:

Tevhidin egemenliği”ni sağlamak… “Tevhid Davası”nı dünyaya duyurmak, herkese ulaştırmak, “İslam inancı”na isyan edenleri, kayıtsız kalanları “Tevhid otoritesi”ne boyun eğdirmek…

İslam’ı hayata hakim kılmak… İnsanlara İslam’ı “eksiksiz-fazlasız, dosdoğru” öğretmek… Düşüncesiyle, inancıyla, ahlâkıyla, şuuruyla, hareketiyle ve tasarruflarıyla “İslam’ı yaşayan bireyler” yetiştirmek…

Müslümanları “İslam’ı tatbik” etmeye, “yaşama”ya sevketmek… “İslami aileler” kurmak. Bunun için kadın-erkek, genç-ihtiyar, yetişkin-çocuk herkese önem vermek… “İslami esaslar”dan ayrılmayan “müslüman bir toplum” oluşturmak. Bunun için “İslam’ın her eve girmesi”ne, “her yere ulaşması”na çalışmak…

Bir yandan insanı “Allah’a bağlamak”, insanın yüce özelliklerini ortaya koymak, onu “kötü ve aşağılık hislerinin kirleri”nden temizlemek; bir yandan da “insanın yaratılış gayesi”ne ters düşen her şeyden onu uzaklaştırmak…

Sağlam temeller üzerine “faziletli bir toplum” yetiştirmek… “Seçkin fertler”den “seçkin cemaatler” meydana getirmek… Seçkin cemaatlerden “faziletli bir ümmet” oluşturmak. “Kardeşlik bağları”nı güçlendirmek.

İnsanları, toplumları İslam yoluna sevkeden “İslami bir nizam, sistem” kurmak… “İslam kanunları”nın uygulandığı, “İslami iktidar”ın kurulduğu, “Hilâfet”in yeniden tesis edildiği bir dünya kurmak…

Küçük küçük devletçiklere ayrılan İslam ülkesinin her parçasını tek bir “Hilafet devleti çatısı” altında bir araya getirmek… “İslam toplumu”nu ve “İslam devleti”ni kurmak…

Üzerinde “Tevhid” inancını taşıyan tek bir müslümanın dahi yaşadığı her yeri “vatan”a dönüştürmek… “İslam bayrağı”nı, ezan seslerini duymuş, “İslam şerefi”ne ermiş memleketlerde dalgalandırmak…

Madem esas dava bu; o halde müslümanlar olarak, İslam davasını sürdürebilmek için olmamız gereken hal, “vahdet.” Yani müslümanların birlik ve beraberliği. İslam’ın egemenliği için Ümmet’in birliği olmazsa olmaz bir şart.

Halkı müslüman olan ülkelerde egemen “tağuti rejimler/yönetimler”in müslümanlar üzerindeki sosyal, kültürel, siyasi, idari, iktisadi, hukuki, adli, tedrisi, itikadi, ibadi vb. baskılarını ve zulümlerini kırıp “özgürlük”e kavuşmanın öncelikli yolu bu. “Vahyi imha, batılı ihya” üzerine kurulu “ideolojik zulüm sistemleri”nin İslam adına ne varsa baskılayıp hayatın dışına atmasına, sadece bu sayede direnç gösterebiliriz.

Ancak maalesef “müslüman toplum”, inandığı İslam’ın ne/nasıl olduğunu da bilmiyor. İslam’ı ne şekilde ve hangi esaslara uygun olarak yaşayacağını da… Bu yüzden İslam toplumları İslam ile, vahiy ile, Kur’an ile ve Rasulullah’ın örnekliğine uygun olarak değil; bâtıl ile, küfür ile, tağuti yasalarla ve “ideolojik İslam karşıtı önderler”in örnekliğinde idare olunuyor ve böyle bir hayatı yaşıyor.

Bu durumda tüm müslümanlar, “Allah’ın insanlık için hayat nizamı olarak tayin buyurduğu İslam”ın hayata egemen olması için mücadele etmek zorunda. Çünkü insanlığı içine düştüğü “zillet”ten, “adaletsiz”likten, “zulüm”den, “sömürü çarkının dişlileri”nden… kurtaracak, refah ve mutluluğa ulaştıracak, sulh ve selameti sağlayacak tek din, tek nizamdır İslam.

İslam’ın dünyaya nizam olması, bütün insanlığın fert, aile, toplum ve devlet hayatını düzenlemesi için, “müslümanların birlik/beraberlik içinde olmaları” şart. İnsanlığın tek ve ortaksız dini, “hayat nizamı” sadece ve sadece İslam ve “yaşam kitabı”, “hayatın anayasası” sadace Kur’an-ı Kerim olduğundan, bununla yükümlü müslümanların, güçlerini bir araya getirip kenetlenmeleri lazım.

Bugün dünyaya İslam değil “isyan” egemense, bunun sebebi, öyle sanıldığı gibi kâfirlerin, İslam düşmanlarının güçlü oluşu değil, müslümanların parçalanmışlığıdır. O yüzden “İslam’ın egemenliği için Ümmet’in birliği şarttır.” Zira farklı meşrepler/gruplar çatısı altında “ayrı” olununca, “müslümanlar arası dayanışma” mümkün olmuyor. Haliyle, bütün müslümanların “kardeş” olduğu, “tek bir millet olan küfür” karşısında “yekvücut bir ümmet” olarak mücadeleye durmak gerektiği hakikati idrak edilemiyor.

Müslümanlar ayrı-gayrı, paramparça olunca İslam davası “ilahi murad”a uygun olarak sürdürülemiyor; “hedef”inden de, “yol”undan da, “istikamet”inden de sapıyor. Böylece, “tağuti zorbaların zalim iktidarları”na son verilerek “İslam Şeriatı” hayata hakim kılınamıyor.

Müslümanların vazifesi ve yaratılış amacı Allah’a kulluk… Kulluğun şartı hayatı İslam’a göre yaşamak… Hayatı İslam’a göre yaşamanın şartı, İslam’ın ilavesiz-eksiksiz, bütün kurallarıyla-kurumlarıyla, tam olarak egemenliği… İslam’ın egemenliğinin şartı ise, müslümanların, “Ümmet birliği/vahdeti”ni sağlamaları…

Bugün “tefrika/parçalanmışlık” öyle derin yaralar açmakta ve müslümanları birbirine öyle düşman etmektedir.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 1 Comment »

Kur`anı Kerimden 40 Dua.

Posted by Site - Yönetici Temmuz 27, 2017

Kur`anı Kerimden 40 Dua.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Kur`anı Kerim, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar | Leave a Comment »

Zehir Kutusu

Posted by Site - Yönetici Haziran 30, 2017

Zehir Kutusu

İslam’ın gençlerini, yeni nesli zehirlemek için her eve soktular şunu. İçerisinde; Zina, Haram, hırsızlık, ihanet hoş, normal bir şeymiş gibi gösteriliyor. Bir nevi Müslümanları zehirlemek için her eve giren asrın deccalı.

Her evde hemen hemen var. İmanlı bir insanın evinde de var imansızın evinde de var. Tesettürlü de oturup izliyor, açıkta oturup izliyor. Hacı da oturup izliyor, hoca (!) da oturup izliyor. Artık aileler bir araya geldiği vakit sohbet, muhabbet etmek yerine hipnotize olmuş bir şekilde izliyorlar şu kutunun içerisindekileri.

Baba kızıyla beraber müstehcen sahneleri izliyor, anne oğluyla beraber ihanetlerin olduğu sahneyi izliyor. Ne utanıyorlar ne de sıkılıyorlar. İnsanların akıllarına Hz.Allah’ın haram kıldığı ne varsa hipnoz ediliyor. Sonra zinayi, aldatmayı, hırsızlığı hoş görmeye başlıyorlar. Vücudunu sergileyeni değil, tesettüre gireni-bürüneni eleştiriyorlar. İslamla alakası olmayanı değil, İslama bağlananı yadırgıyorlar. Bunu başında örtü olan hanımlar dahi yapıyor.

Sonra ülkemizde tecavüz olayları, hırsızlık olayları, zinalar çoğalmaya başlıyor. Erkekler merhamet ne demek, bir hanıma değer vermek ne demek bilmiyor. Bir hanıma ‘toplumu yetiştiren bir anne’ olarak bakmaktan vazgeçiyorlar. Bir hanımı fiziğine göre, giydiği açık kıyafetlere göre değer vermeye başlıyorlar. Erkeklerimiz ‘erkek’ olarak, kızlarımız ‘kız’ olarak kalıyor.

Erkeklikle adamlığın arasında ki, Mümine hanım ile normal bir kızın arasiında ki farkı idrak edemeyen bir nesil yetişiyor.
HafizenAllah
Estağfurullah ala kulli hal Ya Rabbi.

Bizleri şu kutunun başına oturup saatlerce o saçma şeyleri izleyecek kadar işsiz insanlardan kılma.

Evinde Kur’an ve hadis kitaplarının süs diye durduğu, ama filmlerin sürekli aktif bir sekilde zikredildiği bir yuva nasip etme bizlere.

Ailesiyle her akşam Kur’an-ı Kerim okuyan, hadis dersleri yapan, evlerinde daima Allah’ın zikredildiği evler nasip et.
Bu ümmet’e hayırlı olacak evlatlar yetiştirmeyi nasip eyle.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 1 Comment »

İmam Mâlik Hazretleri Ve Kur’an Hocası

Posted by Site - Yönetici Haziran 24, 2017

İmam Mâlik Hazretleri Ve Kur’an Hocası

İmam Mâlik Hazretleri buyurki ki:

Ben her hadis ezberlediğimde, babam bir hediye verirdi. Öyle bir zaman geldi ki, babam hediye vermese bile hadis ezberlemek bende târifsiz bir lezzet hâline geldi.”

İmam Ebû Hanîfe hz. de, oğlu Hammâd Fâtiha Sûresi’ni öğrendiğinde, hocasına beş yüz dirhem vermişti. O zamanlar bir koç, bir dirheme satın alınıyordu. Hocası bu cömertliği fazla buldu. Çünkü çocuk yalnızca Fâtiha Sûresi’ni öğrenmişti. Bunun üzerine Ebû Hanîfe Hazretleri şöyle dedi:

“–Yavruma öğrettiğin sûreyi küçük görme! Eğer yanımda bundan daha fazlası olsaydı, Kur’ân-ı kerim’e hakkıyla hürmet edebilmek için onu sana hediye ederdim.”

Selahaddîn-i Eyyûbî de, kışlada dolaşırken babasının önünde Kur’ân-ı kerim okuyan bir çocuğa rastlamıştı. Çocuğun okuyuşunu beğendi ve ona yaklaşarak kendi yiyeceğinden bir parça verdi. Ayrıca kendisine âit olan tarlanın bir kısmını o çocuk ve babası için vakfetti.

Bütün bunlar, anne-babalar için evlât terbiyesinde örnek alınması gereken güzel numûnelerdir.

Kur’ân-ı kerim eğitimi için bilhassa yaz tatilleri de iyi değerlendirilmelidir. Evlâtlarımızı Kur’ân kurslarına göndermekle yetinmemeli, anne-babalar olarak onların durumunu dikkatle takip etmeliyiz. Kur’ân-ı kerim muhabbetinin ne seviyede, îtikad ve fıkıh bilgisinin ne durumda olduğunu sık sık kontrol etmeli, gösterdiğimiz alâka ile onları dâimâ teşvik etmeliyiz.

Ne mutlu evlâtlarını Kur’ân-ı kerim’in feyz ve rûhâniyeti içinde yetiştirerek Kur’ân’ın ve Rasûlullah r Efendimiz’in şefâatine nâil olan anne-babalara!..

Rabbimiz, Kur’ân-ı jerimden nasipsizlik sebebiyle harâbelere dönen kasvetli kalplerin ağır yükünü taşımaktan bizleri muhafaza buyursun.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: